1. GİRİŞ
70’li yılların ortalarında rüzgar ve dalga enerjisi, biomas ve güneÅŸ enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynaklarının araÅŸtırılması için yapılan bütün çalışmalara raÄŸmen, kömür dünyanın bir numaralı yakıtı olarak giderek azalan ve pahalılaÅŸan petrolün yerini alabilecek en kuvvetli aday olma özelliÄŸini her zaman korumuÅŸtur. Kaynaklarının çok çeÅŸitli ve büyük olmasının yanı sıra diÄŸer yakıtlara kıyasla daha ucuz olması nedeniyle kömür uzun vadede önemli avantajlara sahiptir. İkinci Dünya Savaşı’nı izleyen yıllarda kömür talebinde meydana gelen düşüşten sonra kömüre yeniden önem verilmeye baÅŸlanması, kömürle ilgili çeÅŸitli araÅŸtırmalar yapılmasına yol açmıştır. Bunların en önemlilerinden biri de kısaca WOCOL diye bilinen “Dünya Kömür AraÅŸtırmasıdır”. Söz konusu araÅŸtırmaya göre bu yüzyılın sonlarına doÄŸru kömür talebinde çok büyük bir artış olacaktır.
Son yıllarda ekonomide meydana gelen durgunluk ile enerji tasarrufu ve sanayideki yapısal deÄŸiÅŸiklikler sonucunda enerji talebinde eÄŸilimlerinde de deÄŸiÅŸiklikler olmuÅŸtur. Dolayısıyla geçici etkileri kalıcı etkilerden ayırt etmek son derece zorlaÅŸmıştır. Yine de 1970’li yılların ortalarında kömür kullanımının arttırılması gerektiÄŸi yolunda öne sürülen görüşler hala geçerliliÄŸini korumaktadır. Kömür sanayiindeki geliÅŸme sadece son iki yıldır durgunluÄŸa göre deÄŸil de daha uzun bir perspektif içinde ele alınacak olursa, geleceÄŸe iyimser gözlerle bakmaya devam edebilir.
2. KÖMÜRÜN OLUŞUMU
YerkabuÄŸu içinde oluÅŸan kömür, çok büyük bir enerji kaynağıdır. 320 milyon yıl önce yeryüzünde ilk bitkilerin geliÅŸmesinden kısa süre sonra, kömür damarları oluÅŸmaya baÅŸladı. Karbon devrinin son çaÄŸlarında dünyadaki bütün kömürün % 80’i turba tabakaları halinde bulunuyordu. Kalınlığı 0,6 ile 2,5 m arasında deÄŸiÅŸen ve 12 ile 50 m derinlikte bulunan kömür damarları, iÅŸletilebilir yatakları oluÅŸturdu. Günümüzde Kuzey Amerika’nın orta ve doÄŸu bölgeleri, İskoçya, İngiltere, Galler bölgesi, Fransa, Almanya ve Polonya’da yer alan yataklar kuÅŸağı, BDT’den geçerek Çin’e kadar uzanır.
Kömür yatakları giderek ağırlaşan tortul kütleler altına gömülürken, su ve öteki uçucu maddeler, karbon, oksijen ve hidrojen bileşiği olan kömürden ayrılır. Bitkisel madde, yani selüloz, yüksek nitelikli kömür haline gelmeden önce, turba, linyit, taşkömürü evrelerinden geçer. Kömürleşme süreci boyunca, bileşiklerin fiziksel özellikleri de değişir. Turba, henüz bitki kalıntısı niteliğini bütünüyle taşıyan bir maddedir; linyit az çok sertleşmiş, ama tutarsız bir kütledir; taşkömürü, sert ve kırılgandır; antrasite taşkömüründen daha sert ve daha kırılgan bir nitelik gösterir. Kömürün antrasit haline dönüşmesi için, çok derinde olması zorunludur; yerin basıncı yada çevredeki erimiş kayaçlardan gelen yüksek sıcaklık, bu oluşuma yardımcı olabilir. Antrasit oluşumunu izleyen bir gelişme evresi daha vardır ve bu evrede arı karbon olan grafit ortaya çıkar. Grafit, oluşması için yüksek basınç ve sıcaklık isteyen bir maddedir; bu koşulların yer kabuğunun çok derin tabakaları altında bulunması nedeniyle, söz konusu kömür türüne ancak derin ocaklar açılarak ulaşılabilir.
Alloktan Oluşum Kuralı (Deltalar Kuramı): Kömürlerin bitkisel artıklarının tatlı veya acı sulu göller veya denizlerin oluşturduğu tortullaşma bölgelerine taşınarak çökelmesiyle oluştuğunu açıklayan kuramdır. Kömür damarlarının kalınlıkları az yayılımları sınırlıdır.
Otoktan Kuramı: Kömür oluşumunun esasını teşkil eden bitkisel kalıntıların yerinde kömürleşmesidir. Bu duruma göre taşınma olayı söz konusu değildir. Geniş yayılımlı ve kalın damarlıdır.
Kömür oluşumu, limrik ve paralik havzalarda olabilir. Paralik yatakların sahile yakınlığı az ve denize bağlılığı vardır. İrili ufaklı teknelerden oluşur. Kapsadıkları kömür damarlarının düzensiz, yer yer kesintili ve mercek şeklindedir.
Limnik yatakları ise kıta içindeki kuvvetle oluşurlar. Büyük teknelerde oluşan kömürün kalınlığı fazladır. Birçok havzada kömür havzanın ortasında oluşur. Bu tip yataklara santral tip yataklar adı verilir. Havzanın kenarında çökelmiş yataklar ise marjinal tipe girer.
Türkiye’de paralik ve limnik havzalara rastlanmaktadır. Paralik oluÅŸuma örnek olarak AÄŸaçlı linyitleri gösterilebilir. Limnik yataklarına Soma’yı örnek verebiliriz.
Bataklıklarda ve ormanlık alanlarda akarsular vasıtasıyla gelen organik maddelerin sığ göllerde birikerek kömürleşmeye başlaması (A), yer hareketleri ile tortulların su yüzüne çıkması, (B) akarsuların aşındırdığı kesimlerde kömür damarlarının yüzeylenmesi (Şekil-1).
Kömürün, jeolojik devirlere bakıldığında, çoÄŸunlukla Birinci Jeolojik Zaman’ın (Paleozoik) Karbonifer devrinde ve Üçüncü Jeolojik Zaman’da (Tersiyer) oluÅŸtuÄŸu görülmektedir. Karbonifer’de yeryüzünde ÅŸimdiki durumla kıyas edilmeyecek derecede zengin bir orman örtüsü geliÅŸmiÅŸ ve günümüzde ot halinde bulunan eÄŸreltilere benzeyen dev aÄŸaçlar yetiÅŸmiÅŸtir. Bu dönemde çok fazla olan organik prodüktiviteden oluÅŸan çeÅŸitli organik artıklar, karasal karbonifer arazilerinde taÅŸkömürü-antrasit yatakları ÅŸeklinde bulunmaktadır. Üçüncü Jeolojik Zaman’ın Miyosen-Pliyosen (Neojen) döneminde de zengin orman örtüsünün varlığına baÄŸlı olarak linyit kömürleri oluÅŸmuÅŸtur. ÖrneÄŸin ülkemizde, Soma neojen göl havzası civarında tropikal ormanları andıran gür ve çok yoÄŸun bir orman örtüsü yaygın duruma gelmiÅŸtir. Bu ormandan taşınan ve bataklık ortamlarında yetiÅŸen bitki artıklarının göl ortamında birikmesi sonucu, çok zengin ve kaliteli olan Soma linyitleri oluÅŸmuÅŸtur.
3. KÖMÜRÜN GENEL ÖZELLİKLERİ
3.1. Kömürün Fiziksel Özellikleri
Gözeneklilik: Gözeneklilik teriminden, gözeneklerin işgal ettiği hacim yüzdesi anlaşılır. Kömürün gözenekliliğinin fazla olması halinde depolandığında, atmosferik oksijenle temas yüzeyi artacağından oksitlenmelere yol açabilir. Bu nedenle gözeneklilik ekonomik önem taşır.
Kömürün diğer fiziksel özellikleri ise; gaz eme, plastiklik, özgül ağırlık, mikrosertlik ve refleksiyondur.
3.2. Kömürün Kimyasal Özellikleri
Hidrojenasyon, koklaşma, nem, uçucu madde, sabit karbon, kül, kükürt, hidrojen, oksijen, azot ve kalori değer miktarlarının tayini kimyasal özelliklerdir.
3.3. Kömürün Petrografik Özellikleri
Kömürleri oluşturan makroskopik ve mikroskobik yapı maddeleri yunlardır;
Maseroller: Kömürlerin elementer petrografik yapı maddeleridir. 10 çeşit maserol vardır. Bunlar; kollimit, pelinit, sparonit, rezinit, füzinit, alginit, mikrinit, sömifünizit, skleromittir.
Maserol Grupları: Petrografik özellikleri birbirine benzeyen maseroller maserol grupları olarak adlandırılır. Bunlar; vitrinit, ekzinit ve inertinittir.
Mikrolitotipler ve Litotipler: Kömürlerde mikroskopla saptanan maserollerin birleşmesinden oluşmuş, kalınlığı en az 50 mikron dolayında olan katmanlar mikrolitotip adını alırlar. Yedi tane mikrolitotip vardır. Vitrit, vitrinertit, klarit, dura-klarit, klaro-durit, durit, füzit. Mikroskobik olarak görünen mikrolitotiplerin bileşiminden oluşan katman ve kısımlar ise litotiptir.
Kömürde bulunan mineral maddeler ise; kil (illit, serisit), karbonatlar (siderit, dolomit) sülfürler (makrosit, pirit, galen), oksitler (limonit, hematit) ve kuvarstır.
4. KÖMÜR ÇEŞİTLERİ
Bitki örtüsünün türüne, kömürün yaşına, sıkışma miktarına ve yerkürenin hareketine göre kömürün karakteri de değişik olmaktadır.
4.1. Linyit
Bileşiminde % 60 ile 73 oranında karbon bulunan kahverengi veya siyah fosil kömür; tozu kahverengidir.
Linyitin oluÅŸum süreci taÅŸkömürününkine benzer; linyit, bataklıklardaki bitki kalıntılarının bozuÅŸması, sonra da yavaÅŸ yavaÅŸ alüvyon çökeltileriyle örtülmesi sonucu oluÅŸur. TaÅŸkömürü yataklarının büyük bir kısmı Birinci zamandan kalmadır; oysa linyit yatakları, genellikle, çok daha yenidir (İkinci ve Üçüncü zaman). Bitki kalıntılarını kömüre dönüştüren fiziko kimyasal olayların gerekli etkime süresi, taÅŸkömürü için uzun, linyit için daha kısadır. Linyitin birçok çeÅŸidi olmakla birlikte hepsinin ortak özelliÄŸi, bileÅŸimlerinde yüksek oranda su (ortalama % 20 ile % 60’ın üstünde) ve uçucu maddeler (% 15’ten fazla, hatta % 60’ın üstünde) bulunmasıdır. Isı deÄŸerleri, kilogram başına 7.000 kaloriye ulaÅŸmaz. Genellikle bir ton linyitin 0,3 ton taÅŸkömürüyle eÅŸdeÄŸerli olduÄŸu kabul edilir. Bu özellikleri, birçok linyit yatağının neden iÅŸletilmediÄŸini ve hala bazı ülkelerde linyit rezervlerinin neden deÄŸerlendirilmediÄŸini açıklar. Dünyadaki linyit rezervlerinin yaklaşık olarak 1.700 milyar ton olduÄŸu sanılmaktadır.
Bununla birlikte, yatakların az derinde oluşu ve üzerindeki katmanların kolayca kaldırılabilmesi, linyit yataklarının açık havada işletilmesine imkan verir. Bu şartlar taşkömürüne oranla linyitin maliyetini düşürür ve iktisadi alanda linyit üretimini çekici hale getirir. Ayrıca termik santrallerde linyitten yararlanılması ucuza iletilebilen bir enerjinin üretilmesini sağlar. Uçucu madde bakımından zengin olması, linyitin kimyasal sanayinin başlıca hammaddesi haline gelmesini sağlamıştır. Nihayet yeni teknik buluşlar, linyitten taşkömürü yapmak ve dökme demir sanayiinde linyitten yararlanma imkanını yarattı.
4.1.1. Linyitlerin Renklerine Göre Sınıflandırılması
Sarımtırak Linyitler
Bu linyitlerde odun nesci seçilebilecek kadar bariz olup ateşte odu gibi çıtırdayarak yanarlar. Yeşile kaçar sarı renktedirler. Özgül ağırlıkları 600 kg/m3, ısıl değerleri ise 2.500 Kcal/kg civarındadır. Bileşimlerinde ise % 60 karbon, % 5 hidrojen, % 30-40 oksijen ve azot bulunur.
Esmer Linyitler
Bu linyitlerde odun nesci sarımtırak linyitler kadar bariz değildir, esmer görünüşlü, oldukça keşif olup kolayca toz haline gelebilirler. Hafifçe yağlı olurlar, kükürt ihtiva etmezler fakat rutubetli olurlar. Umumiyetle oldukları gibi mahrukat olarak kullanılırlar, oldukça fena yanar ve az ısı çıkarırlar, ısıl değerleri 3.000 ile 5.000 Kcal/kg civarındadır. Alçak sıcaklıkta karbonizasyon ile % 6 ile 7 katran verirler ve ısıtıldıktan sonra kolayca briket haline gelirler.
Siyah Linyitler
Bu linyitler daima kükürt ihtiva ederler; özgül ağırlıkları 750 kg/m3 olup ısıl değerleri 5.000 ile 6.000 Kcal/kg civarındadır. Bileşimleri ise genellikle şöyledir:
Karbon % 70
Hidrojen % 5-6
Oksijen ve Azot % 22-25
Kükürt % 3
Toprak Linyitleri
Bu linyitler koyu esmer mat renkli olur, ekseriyetle pek fazla “pirit” ihtiva ederler.
4.2. Taşkömürü
En değerlisidir. Linyitten yüksek oranda karbon, az su ve oksijen, önemli oranda gaz içerir.
4.3. Antrasit
Sert ve parlaktır. Saf karbon içeriği yüksektir.
4.4. Turba
Çamurlu öl ve bataklıklarda, çeşitli bitki artıklarının yığılması ile çok yakın bir geçmişte yani birkaç bin yıl önce oluşmuş bir kömür çeşididir. Yumuşak olan ve bitki kalıntıları bulunduran bu kömürlerin su ve uçucu madde içeriği yüksek ve bileşik karbon miktarı düşüktür.
5. GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE KÖMÜRÜN TARİHÇESİ
Kömürün ilk defa nerede ve nasıl kullanıldığı hakkında kesin bilgimiz olmamakla beraber, kömürün Çin’deki Mançurya’da bakırı ergitmek için M.Ö. 110 yıllarında kullanıldığı ve porselenlerin piÅŸirilmesinde faydalanıldığı belirtilmektedir. Buradan anlaşılacağı gibi insanların ısınması amacıyla kömürün çok önceleri kullanıldığına kesin gözle bakılabilir.
16. yy’ın baÅŸlarından itibaren kömürlerin kökeni ve oluÅŸumuyla ilgili çeÅŸitli varsayımlar ortaya atılmıştır. Agricola (1544), kömürün petrolün katılaÅŸmasından oluÅŸtuÄŸunu ileri sürmüş, daha sonra Scheuchzer (1778) kömürün bünyesinde bulunan bitki kalıntılarını teÅŸhis etmiÅŸtir. Hutton (833) ve Linkin (1838) mikroskopla yaptıkları çalışmalar ve Gümbel’in 1838’de yayınladığı bitkilerin mikroskobik yapıları üzerindeki etütleri ile kömürün kökeni aydınlatılmıştır.
1750’li yıllarda baÅŸlayan Sanayi Devrimi’nde kömür enerji kaynağı olarak buharlı makinelerin çalıştırılmasında kullanılmıştır. Sanayinin geliÅŸmesinde de büyük katkıları olmuÅŸtur. ABD’de sanayi kömür yataklarının varlığıyla geliÅŸme göstermiÅŸtir.
5.1. Türkiye’de Linyit Kömürünün Tarihçesi
Linyitin memleketimizde büyük miktarda kullanılması ilk defa 1914-1918’de Büyük Harp sırasında düşünülmüş ve baÅŸta Soma linyitleri olmak üzere, Anadolu’nun birçok bölgelerinde linyit iÅŸletmeleri kurulmuÅŸtur. Bu arada, AÄŸaçlı-Çiftalan Linyit Havzasında da muntazam bir iÅŸletme faaliyete geçerek ve 1917 senesinde üretim yılda 650 tona kadar yükselmiÅŸtir.
Mütareke yıllarında, linyit işletmelerinde bir durgunluk olmuş ve işler olduğu gibi bırakılmıştır.
Kısa bir duraklamadan sonra, Soma işletmesi yeniden faaliyete geçmiş ve bunu 1927 senesinde, Çeltik Havzasındaki üretim faaliyeti takip etmiştir. Bunlardan bir iki sene ara ile Tavşanlı, Değirmisaz, Yerköy ve Gerenez linyit ocakları, özel teşebbüslerle, verimli sayılabilecek çalışmalara başlamışlardır. O senelerin kömür ihtiyacına paralel olarak bu hal, 1935 senesine kadar devam etmiştir.
Maden zenginliklerimizin bilimsel esaslara dayanılarak inceleme ilk defa, Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü tarafından yapılmış ve linyit yatakları işletme değerlerine göre bir sınıflamaya öre tutularak, durum ilgili bakanlığa 1939 yılında sunulmuştur.
ÇeÅŸitli arama ruhsatnameleri ve çeÅŸitli özel teÅŸebbüs iÅŸletmeleri tarafından, ilkel ve gayri fenni bir ÅŸekilde çalışmakta olan DeÄŸirmisaz, Tunçbilek ve Soma iÅŸletmelerinden, evvela 16 Åžubat 1938 tarihinde DeÄŸirmisaz Linyit İşletmesi, Etibank Genel Müdürlüğü tarafından, devlete baÄŸlı olarak, hakiki iÅŸletmecilik esasları ile kurulmuÅŸ; buna 18 Mayıs 1938 senesinde Tunçbilek linyit İşletmesi katılmış, 23 Eylül 1939 tarihinde de Soma Linyit İşletmesinin imtiyazı devir alınmak suretiyle bu camiaya dahil olmuÅŸtur. 1 Ocak 1940 tarihinde, üç iÅŸletme birleÅŸtirilerek, Etibank Mahdut Mes’uliyetli Garp Linyitleri İşletmesi Müessesine devredilmiÅŸtir.
Garp Linyitleri Müessesesi, 31.08.1957 tarihinden itibaren, 01.09.1957 gün ve 6974 sayılı kanun ile yeni teşekkül eden Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumuna geçmiştir.
Yukarıda ismi geçen üç iÅŸletmeye ilaveten, Seyitömer Havzası da 01.06.1960’da, müessesenin bir mıntıkası olarak iÅŸletmeye açılmış ve 22.08.1960 tarihinden itibaren linyit istihsaline baÅŸlanmıştır.
6. DÜNYADA BAZI ÖNEMLİ LİNYİT HAVZALARI
6.1. ABD ve Kanada Linyit Havzaları
ABD ve Kanada’da dünya rezervlerinin % 52’sini ihtiva eden linyit yatakları bulunmaktadır. Bu büyük linyit basenleri Avrupa kıtasında bulunanlara nazaran daha az iÅŸletilmekte ve dolayısıyla daha az tanınmaktadır. ABD’nin en önemli linyit yataklarından biri Kuzey Dokata ve Montana devletleri arasında paylaşılmış olan havzada verilmiÅŸtir.
6.2. Almanya Linyit Yatakları
Toplam rezervlerinin 40 milyar tonu aştığı tahmin edilen Almanya linyit yatakları stratigrafik olarak şöyle sınıflandırılabilir:
Eosen: Saksonya, Thüringen, Brunschwig, Aşağı Hesse ve Yukarı Ren vadisi yatakları;
Oligosen: Alpin kıvrımlarının önünde çökelmiş basenlerdir. Yukarı Ren ve Aşağı Main vadisi jizmanları;
Alt Miosen: Aşağı Ren vadisi basenleri;
Üst Miosen: Almanya’nın doÄŸu ve kuzeydoÄŸusunda bulunan, DoÄŸu Saksonya’da, Süddetler’in kıyısında görülen linyitler, Lusace, Silezya, Pomeranya ve Oberpflaz yatakları;
Pliyosen: Ren vadisinde bulunan linyitler.
Yukarıda yaşlarına göre ayrılan yataklardan bazılarının ayrıntılı olarak incelenmesi yararlı olacaktır.
6.2.1. Saksonya ve Thüringen Linyitleri
Elbe ırmağının Saale ve Mulde kolları arasında bulunan bu linyit havzası, 100 km uzunlukta ve takriben 50 km genişliktedir.
Havzada linyitli formasyonların stratigrafik ayırımı, alttan üste doğru şöyledir:
Taban: Trias yaÅŸlı kayaçlardan ibaret olup, yatağın güneybatısında Paleozoik’e dahil edilen kristalin ÅŸistlerden meydana gelmiÅŸtir.
Eosen: “Eski linyit formasyonları”nı teÅŸkil eden tabakalarla temsil olunur. Bu eski formasyonlarda iki damar bulunmaktadır. Alt damar, basenin güneyinde 12-14 m kalınlığa ulaşır. Ortalama kalınlığı 5-6 m’yi bulan üst damar, alt damardan daha az bir alana yayılmıştır. Bu iki damar güneyde takriben 6 m kalınlık gösteren bir sediman ile ayrılırlar; kuzeyde ise birleÅŸerek tek bir damar hasıl ederler.
Havzanın batısında uçucu madde oranı çok yüksek, bitümlü, sarı veya kahverengi kalınlığı 1,5-2 m civarında olan bir “Schwelkohle” bankı vardır. Bu bank, yatay olarak, bilhassa Leitz ÅŸehri civarında iÅŸletilen piropisitlere geçer.
Oligosen: Karasal formasyonlardan ibaret olup, prodüktif bir formasyona sahip olmadığından, ekonomik değeri haiz değildir.
Miosen: “Üst linyitleri” kapsayan formasyondan müteÅŸekkildir. Leipzig ÅŸehrinden sonra görülmeye baÅŸlar. Üst linyitler ekonomik yönden ehemmiyetsiz olup, az miktarda iÅŸletilmektedir. Burada marnlarla ve Miosen yaÅŸlı kumlarla örtülü 6 ile 15 m kalınlıkta bir damar bulunmaktadır.
Kuaterner: Buzul formasyonları ihtiva eder. Bazen üst linyitlerin hemen üstüne, bazen ise bu damarların tavan formasyonundan sonra gelir. Buzulların hareketi, üst damarda, daha önce tektonik bahsinde incelenen oldukça mühim deformasyonlara yol açmıştır. Bu deformasyonlara (kıvrımlara) özellikle Borna şehri civarında rastlanır.
Açık olarak işletilen Saksonya ve Thüringen linyitlerinin karakteristikleri şöyledir:
- “Eski linyitler”de: % 54 su, % 4 kül (orijinal kömürde), % 21-30 uçucu madde vardır.
- Üst linyit damarlarında: % 44 su, % 8-12 kül (orijinal malzemede) ve % 23 civarında uçucu madde bulunmaktadır.
6.2.2. Senftenberg Linyit Yatakları
Miosende teşekkül etmiş olan Senftenberg linyit yataklarında marnlı ve kumlu çökellerle birbirinde ayrılmış iki damar bulunmaktadır:
a. Alt Damar: Ortalama olarak 12 m kalınlıktaki bu damar aktif olarak işletilmektedir.
b. Üst Damar: Alt damardan daha az yayındır. Bazı bölgelerde işletilmektedir. Kalınlığı 30 ile 35 m arasında oynar. Bu üst damarda, Saksonya linyitlerinde olduğu gibi buzulların etkisinde meydana gelen kıvrımlar görülür.
Alt ve üst damarlar arasında kalınlığı 30 metreden 60 metreye kadar gidebilen kumlu ve marnlı seviyeler bulunmaktadır.
6.2.3. Ren Vadisi Linyit Havzaları
Damarların kalınlığı ile meÅŸhur olan bu yataklar bütün Ren vadisi boyunca dizilmiÅŸlerdir. Ville ÅŸehri yakınında, Köln’ün batısında Alt Miosen yaÅŸlı linyit damarlarının kalınlığı yüz metreyi geçmektedir. Bir çökme çukurunda teÅŸekkül etmiÅŸ olan bu yatak kuzeybatı-güneydoÄŸu doÄŸrultusunda uzanmakta ve faylarla sınırlanmaktadır.
Bonn ve Krefeld şehirleri arasında, Ren nehrinin batı kıyısında, uzunluğu 45 km, genişliği ise 5-6 km olan diğer bir havzada birçok yatak işletilir. Burada ortalama damar kalınlığı 30 ile 40 m arasında değişmektedir. Kum ve çakıllardan ibaret olan örtü tabakası ise 9-18 m kalınlığındadır.
6.3. Fransa Linyit Havzaları
İhtiva ettikleri rezerv bakımından Almanya yataklarından daha az önemli olan Fransa linyit jizmanlarını, stratigrafik pozisyonlarına göre aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür:
a. Batonien: Larzac (Aveyron) ve Trevezel (Comtat);
b. Orta Kretase: Sarladais (Dordogne), ile d’Aix, Sougraigne (Aude), Bagnols-sur-Cèze ve Saint-Lou;
c. Üst Kretase: Fuveau (Bouches-du-Rhône) ve Piolene (Gard);
d. Eosen: Saint-Chinian, Minervois, Uzès ve Vénéjean;
e. Oligosen: Manosque, Alès ve Armissan;
f. Miosen: Lac d’Annecy, La Tour-du-Pin (Isère) ve Estavan;
g. Pliosen-Kuaterner: Laluque, Larquiès, Hostens, Arjuzanx ve Voglans.
Yukarıda işaret edilen yataklar arasında Fuveau ve Manosque havzaları en büyük ekonomik değere sahiptir.
6.3.1. Fuveau Baseni
75 km uzunluğunda ve 15-20 km genişliğinde olan bu linyit havzasında damarları ihtiva eden seviye Mestrihtien yaşlı olup, kırmızımsı marnlardan ibarettir. Kalınlığı 0,80 ile 3,10 m arasında oynayan bir alt damar ve 0,20 ile 1,10 m arasında değişen bir üst damar vardır.
Fuveau linyiti siyah ve parlak bir görünüşe sahip olup, taÅŸkömürünü andırır. Nitekim, kimyasal özellikleri taÅŸkömürüyle linyit arasındadır: % 8-9 su, % 30-39 uçucu madde, % 34-43 sabit karbon, % 6-20 kül ve % 3 kükürt ihtiva eder. Orijinal ısı deÄŸeri 4.500-6.800 Kcal/kg’dir.
Basenin toplam rezervi, son olarak yapılan çalışmalara göre 120.000.000 tondur.
6.3.2. Manosque Baseni
Batı-güneybatı-doÄŸu-kuzeydoÄŸu doÄŸrultusunda uzanan ve Luberon antiklinali ile ikiye ayrılan Manosque havzasında önemsiz birkaç yatak ihtiva eden Üst Eosen’den sonra göl kökenli bir Oligosen gelmektedir.
Jurasik ve Kretase yaÅŸlı kalkerlerle çevrilmiÅŸ olan gölsel Oligosen’de iyi geliÅŸmiÅŸ ve üç seviyeden ibaret önemli bir linyit yatağı vardır.
a. Alt Linyit Seviyesi: Toplam kalınlığı 4-6 metreyi bulan 5-6 adet damar ihtiva eder.
b. Orta Linyit Seviyesi: Ortalama kalınlığı 0,60 m dolayında olan birçok ince damardan meydana gelmiştir;
c. Üst Linyit Seviyesi: Toplam kalınlığı 0,50-1 m arasında değişen değişik seviyedeki damarlardan ibarettir.
Alt linyit seviyesinde görülen damarların kalitesi yüksektir (yağlı linyit).
6.4. Moskova Karbonifer Baseni
Moskova ÅŸehrinin güneyinde, doÄŸu-batı doÄŸrultusunda Smolensk ÅŸehrinden aÅŸağı yukarı Riazhsk’a kadar uzanan Moskova baseninde Karbonifer yaÅŸlı sedimanlar Devonien tabakaları üzerine konkordan olarak gelir. Basen, fasiyes deÄŸiÅŸikliklerine dayanılara ikiye ayrılabilir:
- Oka eşiğinin batısında kalan esas Moskova havzası;
- Oka ve Volga civarında Karbonifer tabakalarının aflörman verdiği doğu havzası.
Moskova baseninde görülen stratigrafi üniteler şunlardır:
a. Alt Turnesien: Upa kalkerleri, killer, konglomera ve kalkerler, Çernısin kalkerlerinden ibarettir. Kalkeristik fosil Spirifer centronatus’tur;
b. Üst Turnesion-Alt Viseen: Kömür damarları ihtiva eden Lepidodendron ve ficoides’li ve ÅŸistlerden müteÅŸekkildir.
c. Torta ve Üst Viseen: Productus giganteus, Archaeodiscus ve Endothyra ihtiva eden kalkerlerle temsil olunur.
d. Moskovien: İçinde fosil olarak Spirifer mosquensis bulunan Moskova kırmızı şist ve grelerinden meydana gelmiştir.
e. Alt ve Orta Uralien: Productus cora, Fusulina verneuilli ve Fusulina longissima’lı dolomitik Gzel kalkerlerinden ibarettir.
Havzada, iki esas olmak üzere toplam kalınlığı 25 metreden 35 metreye kadar çıkabile 5-10 damar mevcuttur. Ortalama filon kalınlığı 2 m olup, bazen 8 metreye kadar yükselir.
Kömür ortalama % 20-30 kül, % 32 su ve % 45 uçucu madde ihtiva etmesi ve 4.000-5.000 Kcal/kg’lik bir kalorifik deÄŸer taşıması sebebiyle linyit grubuna girer.
Havzanın merkezi kısmında birkaç boghead tabakası vardır. Bunların uçucu madde oranı % 78 dolayındadır.
1937 yılında yapılan hesaplamalara göre, Moskova Karbonifer baseninde 12 milyar ton rezerv bulunmaktadır.
7. TÜRKİYE’DE LİNYİT YATAKLARI, REZERVLERİ VE ÜRETİMİ
Türkiye’de yaklaşık 8 milyar ton linyit rezervi bulunmaktadır. Avrupa ülkeleri arasında (Eski SSCB hariç) beÅŸinci sıradadır. 1998 yılında 62.940.647 ton kamu kesimi tarafından 3.527.955 ton özeli kesim olmak üzere 66.498.603 ton üretim yapılmıştır. Bunun önemli bir bölümü elektrik üretiminde kullanılmıştır.
Ülkemizde, düşük değerli, yani nem ve kül içeriği yüksek ısıl değeri düşük linyitlerden, yüksek değerli linyitlere kadar çok çeşitli linyit kömürü bulunmaktadır. Ortalama nem içeriği % 41,8 dolaylarındadır.
Tablo 1: Türkiye’nin Linyit KimliÄŸi
REZERV 8.143 milyar ton
Görünür Rezerv Oranı % 65
Ortalama Isıl Değeri 1.800 Kcal/kg
Rutubet % 42
Kül % 21,5
Kükürt % 1,9
1998 Yılı Üretimi 66,5 milyon ton
Ortalama Kamu Üretimi % 87
Kaynak: 1999-2000 Türkiye’de Linyit Yatakları ve Potansiyeli Semineri.
7.1. Türkiye Linyit Kömürlerinin Nitelikleri
Türkiye’nin linyit kömürü rezervleri 8.143 milyar ton civarındadır. Sınırlı olan bu miktarın en iyi bir biçimde deÄŸerlendirilmesinde temel faktör bunların niteliÄŸidir. Bu nedenle linyit kömürlerimizin sahip olduÄŸu kim özellikler aÅŸağıda belirtilmiÅŸtir.
Isıl Değeri
Ülkemiz kömürlerinin ısıl değeri 1.100-5.500 Kcal/kg arasında değişmektedir. Bunların ısıl değerine göre % dağılımları tabloda verilmiştir.
Tablo 2: Linyitlerimizi Isıl Değerine Göre Dağılımı
Isıl Değeri Aralığı (Kcal/kg) Toplam Rezervde % Payı
1.000-2.000 53,5
2.000-3.000 12,6
3.000-4.000 20,3
4.000 ve yukarısı 13,6
Kaynak: Aybers, N.; 1956, Türkiye Linyitlerinin Rasyonel Kullanılabilmesi Hakkında Bir Travay, İTÜ Matbaası, İstanbul.
Bu deÄŸerlendirmede Elbistan linyitleri de dikkate alınmıştır. Elbistan dışında kalan linyit rezervlerimizin % 67’si 3.000 Kcal/kg’nin üzerinde bir ısıl deÄŸerine sahiptir.
Nem Durumu
Türkiye linyit kömürlerinin nem oranları genel olarak diğer ülkelerinkinden yüksektir. Bu değer, diğer ülkelerin kömürlerinde % 15 ve daha düşük olduğundan bu linyitler ülkemizdekilerden daha değerli kabul edilmektedir. Linyit kömürlerimizin nem içeriklerine göre % dağılımları tabloda verilmiştir.
Tablo 3: Linyitlerimizin Nem İçeriklerine Göre Dağılımı.
Nem İçeriği (%) Toplam Rezervdeki % Payı
0-10 1,8
10-15 5,3
15-20 2,1
20-30 20,8
30-40 12
40-50 8
50 ve yukarısı 50
Kaynak: Aybers, N.; 1956, Türkiye Linyitlerinin Rasyonel Kullanılabilmesi Hakkında Bir Travay, İTÜ Matbaası, İstanbul.
Kül Durumu
Türkiye linyitlerinin kül içeriği yönünden genel bir değerlendirilmesi tabloda verilmiştir.
Tablo 4: Linyitlerimizin Kül İçeriklerine Göre Dağılımı.
Kül İçeriği (%) Toplam Rezervdeki % Payı
0-10 5
10-20 65
20-30 2
30-40 5
Kaynak: Aybers, N.; 1956, Türkiye Linyitlerinin Rasyonel Kullanılabilmesi Hakkında Bir Travay, İTÜ Matbaası, İstanbul.
Tabloda görüldüğü gibi linyitlerimiz oldukça yüksek oranda kül içermektedir. Ancak bu miktarlar kömür hazırlama ve yıkama (lave) işlemleriyle düşürülebilmektedir.
Kükürt Durumu
Ülkemiz linyitlerinde hava kirliliğine neden olan maddelerin başında gelen kükürt içeriklerine göre (organik+inorganik) dağılımı görülmektedir.
Tablo 5: Linyitlerimizin Kükürt İçeriklerine Göre Dağılımı.
Kükürt İçeriği (%) Toplam Rezervdeki % Payı
0-1 1,2
1-2 46,5
2-3 13,5
3-4 2,3
4 ve daha yukarısı 36,5
Kaynak: Aybers, N.; 1956, Türkiye Linyitlerinin Rasyonel Kullanılabilmesi Hakkında Bir Travay, İTÜ Matbaası, İstanbul.
Görüldüğü gibi tüm rezervin 1/3’ünden fazlası % 4 ve daha yukarısı (% 8’e kadar) oranda kükürt içermektedir. Bu durum linyitlerimizin kalitesini daha da düşürmektedir.
Linyitleri sert ve yumuÅŸak olarak iki gruba ayırabiliriz. Sert linyitlerin rutubet içeriÄŸi genellikle % 20’nin altındadır. Sert linyit türündeki rezervlerimizi yıkayarak kül oranını düşürmek ve böylelikle ısıl deÄŸerini yükseltmek mümkündür. Tunçbilek, Soma, Çan linyitleri bu gruba girer.
Rutubet içeriÄŸi % 40’ın üzerinde olan linyitler, yumuÅŸak linyit grubuna girmektedir. Elbistan linyitleri dışında kalan linyitlerimizin tozlanma oranı % 30-40 arasında deÄŸiÅŸmektedir. Ocaklardan alınan kömür, tüketicilere demiryolu veya karayolu taşıtları ile ulaÅŸtırılmaktadır. Linyitlerimizin stoklama esnasında yanma özelliÄŸi göstermelerinden dolayı yaz aylarında fazla üretim yapılmayıp, sonbahar ve kış aylarında yoÄŸun bir üretim yapılmaktadır.
7.2. Türkiye Linyitlerinin Jeolojik Yaş Bakımından Sınıflandırılması
7.2.1. Üst Kretase ve Eosen’e Ait Linyitler
Büyük Alp ihtivaları bitmeden önce oluşmuş bulunan bu tabakaların çoğu şiddetle katlanmıştır. Kretase tabakaları önemli yataklar taşımamaktadırlar.
Anadolu’da birçok Eosen linyit yatakları bulunmaktadır. ÖrneÄŸin; Malatya civarında, KırÅŸehir arasında, Kalecik civarında, Çankırı’nın kuzeydoÄŸusunda bu yataklara rastlanılmaktadır. İşletmeye elveriÅŸli yataklar yalnız katlanmanın daha ÅŸiddetli olduÄŸu yerlerde muhafaza edilmiÅŸ olup silsileler arasındaki havzalarda sıkışmışlardır (ÇiçekdaÄŸ, Yerköy ve Çeltek linyit havzaları gibi).
7.2.2. Oligosen-Miosen Linyitleri
Bu tabakalar Eosen’e nazaran çok az katlanmış olup en önemli havzaları ihtiva etmektedirler. Oligosen’e ati bahrısomatre tabakaları (Trakya’daki AÄŸaçlı yatakları), Miosen’e ait tatlı su rüsupları (Batı Anadolu’daki oma, Kütahya, Seyitömer, DeÄŸirmisaz, TavÅŸanlı ve Büyük Menderes vadisindeki Aydın, Gerenez ve Söke yatakları) ve Oligosen’e ait jipsli arazi (ekseriya tatlı su ara tabakalı taşıyan tuzlu ve jipsli rüsuplar) prodüktif kömür tabakaları teÅŸekkülüne ve muhafazasına çok elveriÅŸli görülmektedir.
7.2.3. Üst Neojen Linyitleri
Kalkerler, marnlar ve tüfler gibi tatlı su rüsuplarından oluşmuş olup linyit oluşumuna az elverişli görülmektedir. Hakikaten bu tabakalarda tesadüf edilen yatakların çoğunun rezervi ve kömürün kalitesi düşüktür (Ankara civarında Kayı-Bucuk, Ayon ve Erzurum civarındaki bazı yataklar).
Tablo 6: Türkiye’nin Enerji Kaynakları Potansiyeli
Enerji Kaynağı Görünür Muhtemel Mümkün Toplam
Taşkömürü (bin ton) 174.879 432.514 769.408 1.376.771
Linyit (bin ton) 5.904.703 1.817.261 121.688 7.843.652
Asfaltit (bin ton) 38.317 28.655 8.300 75.272
Bitümlü Şist (bin ton) 807.684 717.600 - 1.525.284
Petrol (bin ton) 20.296 - - 20.296
DoÄŸal Gaz (mil. m3) 15.013 - 16.169 31.182
Hidrolik (kWh/yıl) 118 - - 118
Jeotermal Elektrik - - - 4.500
Jeotermal Isı - - - 31.100
Kaynak: Atalay, İ.; 1997, Türkiye Coğrafyası, Ege Üniversitesi Basımevi, İzmir.
Tablo 7: Türkiye’nin Birincil Enerji Kaynakları Üretimi (Bin ton EÅŸdeÄŸer Petrol)
1987 1989 1991 1993
Taşkömürü 211 2.027 1.827 1.722
Linyit 9.827 10.564 9.117 9.836
Asfaltit 271 179 60 37
DoÄŸal Gaz 270 158 185 182
Petrol 2.762 3.020 4.674 4.087
Hidrolik 1.600 1.542 1.950 2.921
Odun 5.308 5.345 5.391 5.451
Hayvan ve Bitki Artıkları 2.586 2.580 2.530 2.494
Jeotermal 50 54 70 67
DiÄŸer 10 21 43 67
Toplam 24.795 25.490 25.847 26.864
Kaynak: Atalay, İ.; 1997, Türkiye Coğrafyası, Ege Üniversitesi Basımevi, İzmir.
7.3. Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu (TKİ)
Türkiye’de devlet eli ile yönetilen ilk madencilik kurumu olan Etibank’a 14.06.1935 gün ve 2.805 sayılı yasa ile taÅŸkömürü, linyit ve turba gibi madenleri arama ve iÅŸletme hakkı verilmiÅŸtir. Zamanla deÄŸiÅŸen koÅŸullar ve kömür ile ilgili iÅŸleri tek elde toplamak amacıyla 01.09.1957 gün ve 6.974 sayılı yasa ile Türkiye Kömür İşletmeleri Kurumu (TKİ) kurularak kömür madenleri arama ve iÅŸletme hakkı bu kuruma devredilmiÅŸtir. Kurum bir iktisadi devlet teÅŸekkülü olup 08.06.1984 tarih ve 233 sayılı kanun hükmündeki kararname ile yasal görev ve statüsü yeniden belirlenmiÅŸtir. KuruluÅŸ devresinin ilk yıllarında Sanayi Bakanlığına baÄŸlı çalışan TKİ, daha sonra Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı bünyesinde yer almıştır.
TKİ kurumuna bağlı, tüm yurda dağılmış 11 müessese ve 1 işletme müdürlüğünde üretim yapılmaktadır.
Üretilen ömür çeşitli sektörlerde tüketilmektedir. Termik santraller, sanayi, konut ve ticari amaçlı ısıtma vb. Hızla atmakta olan termik santrallerin kömür ihtiyacının tümü TKİ kurumu tarafından karşılanmaktadır.
7.3.1. Garp Linyit İşletmesi (GLİ)
Türkiye’de devlet eliyle ilk üretimin yapıldığı bu iÅŸletme, Ocak 1940 tarihinde Etibank’a baÄŸlı bir kuruluÅŸ olarak faaliyete geçmiÅŸ ve 15 AÄŸustos 1957 tarihinde Türkiye Kömür İşletmelerinin kurulmasıyla bu kurumun bünyesinde yer almıştır.
Miosen yaşlı Tunçbilek havzasında, iki seviyede kömür damarı vardır. Alt damar bitümlü şistlerle killer arasında yer alır. Kalınlığı çok az olup, ekonomik değeri yoktur. İşletilen damarın ortalama kalınlığı 6-11 metre arasında olup, ömür genellikle orta sertlikte, siyah parlak renktedir. Tavan ve taban kısmındaki kömürler daha temizdir.
Bölgedeki rezervin yapılan sondajlarla 311 milyon ton olduğu saptanmıştır. Üretim Tunçbilek bölgesinde yeraltı ve açı işletme yöntemiyle yapılmaktadır.
1989 yılında gerçekleÅŸen 6.122.000 ton üretimin yaklaşık % 72’si dragline-eksvator-kamyon sistemi kullanılarak açık iÅŸletmeden, % 28’i yarı mekanize çalışan yeraltı iÅŸletmesinden saÄŸlanmıştır.
7.3.2. Güney Ege Linyit İşletmesi (GELİ)
1984 yılında kurulan bu müessese kapsamında Milas-Sekköy-Eskihisar, YataÄŸan, Tınaz-BaÄŸyaka, Bayır, Turgut, Hüsamlar ve Karcahisar bölgeleri bulunmaktadır. İşletme, MuÄŸla-Aydın ve çevresindeki alanları kapsamakta olup, 1990 yılı itibariyle 429 milyon ton (görünür+muhtemel+hazır) rezerve sahiptir. Sadece Söke’de yeraltı iÅŸletmesi yöntemi uygulanmaktadır.
Tüm bölgede ortalama damar kalınlığı 7-12 m civarında ve 35-42o eğimli olup, mat kahverengidir. Söke bölümündeki kömür miosen yaşlı olup parlak siyah görünümündedir. Bütün bölge kömürlerinin kendiliğinden yanma orunu olup dış etkenlere karşı direnci çok azdır. Yabancı madde olarak pirit ve santimetre boyutundaki kil mineralleri içermektedir. Açık bırakıldığında tozlaşma oluşur.
YataÄŸan ve Yeniköy-MuÄŸla’da iki termik santral bulunmaktadır. Toplam üretimin % 94’ü termik santrallere verilmektedir. Söke ocağında biriken toz kömür bölgedeki tuÄŸla fabrikalarına ve sanayi kuruluÅŸlarına verilmektedir.
7.3.3. Ege Linyitleri İşletmesi (ELİ)
Garp linyitleri iÅŸletmesinin Soma bölgesi, çevresindeki özel iÅŸletmelerin 1978’de TKİ’ye devredilmesiyle, tüzel bir kiÅŸilik kazanmış ve Ege’nin tüm linyitleri Ege ve Güney Ege olmak üzere iki kurum halinde organize edilmiÅŸtir. Ege linyit iÅŸletme bünyesinde Soma, Eynez ve DeniÅŸ olmak üzere üç bölge bulunmaktadır.
Yaklaşık 19.000 bin hektarlık sahada çalışan işletmenin toplam 508 milyon ton rezervi bulunmaktadır.
Soma-Eynez linyiti en kolay yıkanabilen kükürt içeriği düşük ve yüksek rezerve sahip bir kömürdür.
Sert linyit olan Soma linyitleri Miosen yaşlı olup, siyah ve parlak görünüme sahiptirler. % 18 nem, % 11-15 kül, % 0,5-3 kil içermektedir.
KuruluÅŸ rezervlerinin % 47’sini açık iÅŸletme sistemiyle üretebileceÄŸini saptamıştır. Soma bölgesinde 2, Eynez bölgesinde 1 adet yeraltı ocağı bulunmaktadır.
Üretilen kömürün büyük bir kısmı (% 75) Soma’da bulunan Soma A ve Soma B ve İzmir termik santrallerinde kullanılmaktadır.
7.3.4. Seyitömer Linyitleri İşletmesi (SLİ)
1960’da Garp Linyitleri İşletmesine baÄŸlı olan iÅŸletme 01.07.1990’dan itibaren çalışmasına Seyitömer Linyitleri İşletmesi müessesi olarak devam ettirmektedir.
İki kömür damarı bulunup, ortalama kalınlığı 156 m olan alt damar bitümlü şistlerle mavi-yeşil renkli killer arasında bulunur. Üst damar ise bitümlü şistler arasında olup 6 m kalınlığındadır. 206 milyon ton rezerve sahiptir. % 34 nem, % 19 kül, % 1 kükürt içermektedir.
Üretilen kömürün % 42’si buradaki termik santrallerde kullanılmaktadır. % 16’sı ev yakıtı, % 19’u ise sanayiye verilmiÅŸtir.
7.3.5. Marmara Linyitleri İşletmesi (MLİ)
Marmara Bölgesi’nin ev ve sanayi ihtiyacını karşılamak amacıyla 1979 yılında kurulan MLİ’nin miosen yaÅŸlı Orhaneli, KeleÅŸ (Bursa) ve oligosen yaÅŸlı Saray (TekirdaÄŸ) olmak üzere üç bölgesi vardır. Saray bölgesi Edinköy, Safalan ve Küçükkoyuncalı sektörlerinden oluÅŸmaktadır. Bütün bölgelerinde açık iÅŸletme metodu ile üretim yapılmaktadır
Toplam 20 milyon ton rezerve sahiptir. Saray bölgesinde üretim Edinköy’de yapılmaktadır. Burada iki damar bulunup ortalama kalınlık 3,6 metredir. Saray lnyiti yüksek oranda nem içermesine raÄŸmen, DoÄŸu Anadolu linyitine benzemekte, yani stokta bekletilince tozlaÅŸmaktadır.
Üretilen kömürün büyük bir bölümü 1991 yılında Orhaneli Termik Santralinin devreye girmesiyle buraya kaymıştır.
7.3.6. Çan Linyitleri İşletmesi (ÇLİ)
1990 tarihinde Marmara Linyit İşletmelerinden ayrılarak yeni bir müessese olarak kurulmuştur.
1990’da kuruluÅŸun toplam rezervi 86 milyon tondur. Mat siyah renkli olan kömür, sert linyit sınıfına girer. Yüksek oranda kükürt içerir. Ortalama damar kalınlığı 16 metredir. % 15-25 nem, % 10-25 kül ve % 2-7 arasında kükürt içermektedir.
Üretim açık işletme yöntemiyle yapılmaktadır. Üretilen linyitin önemli bir bölümü Çan Lapseki Termik Santraline gönderilmektedir.
7.3.7. Alpagut-Dodurga Linyit İşletmesi (ADL)
İşletme Çorum ili Osmancık ilçesi sınırları içinde yer alır. Havzadaki linyit, siyah, parlak, kırılgan ve homojendir. Ortalama damar kalınlığı 10 metre olup, damar sayısı 3 adettir. İşletme rezervi 1990 yılında 30 milyon tondur.
İşletmede üretim açık ve yeraltı ocaklarından yapılmaktadır. Yeraltı iÅŸletmesi Alpagut deresi üzerindedir. Üretilen kömürün % 47’si yakacak olarak Çorum ve ilçelerinde kullanılmaktadır.
7.3.8. Doğu Linyitleri İşletmesi (DLİ)
1977 yılında tüzel bir kiÅŸilik kazanarak çalışmalarına baÅŸlayan iÅŸletmenin merkezi Erzurum’da olup, AÅŸkale, Oltu, ErciÅŸ ve Karlıova’da dört bölge müdürlüğü bulunmaktadır.
İşletmenin toplam rezervi 1995 yılı itibariyle 108 milyon ton civarındadır. Erzurum Aşkale linyitleri parlak ve uzun alevle yanar. Karlıova linyitleri yumuşak, killi ve kahverengi-siyah görünümündedir. Suyunu kaybedince siyahlaşır ve toz haline gelir.
Erzurum bölgesindeki yeraltı; ErciÅŸ’te açık ve yeraltı; Karlıova’da açık iÅŸletme yöntemi uygulanmaktadır.
1994’te Bingöl-Karlıova’da iÅŸletme bünyesinde termik santral devreye girmiÅŸtir.
7.3.9. Afşin-Elbistan Linyitleri İşletmesi (AEL)
Afşin ve Elbistan ilçeleri sınırları içinde yer alan pliosen yaşlı linyit havzasında toplam 3,4 milyar ton linyit tespit edilmiştir.
Aşin-Elbistan (A) projesi (Kışlaköy) havzanın ilk açık işletmesini oluşturmaktadır. Yaklaşık 539 milyon ton rezervi vardır. Kömür yumuşak sınıfa girer. Isıl değeri ortalama 1.170 Kcal/kg, % 17 kül, % 55 nem, % 1,46 kükürt içeriğine sahiptir. Linyit tabakasının kalınlığı 40 m civarında olup 80 metreye kadar ulaşan yerler de vardır.
Bu saha, 4×340 MW gücünde (Keban eÅŸdeÄŸeri) bir termik santrali beslemektedir.
Kömürün üzerindeki asitçe zengin kısmı gübre olarak kullanma imkanı vardır.
7.3.10. Güneydoğu Anadolu Asfaltit ve Linyit İşletmesi (GAL)
Merkezi Mardin-Cizre olan işletmenin iki üretim bölgesi bulunmaktadır. Bunlar Şırnak ve Silopi. Toplam 85 milyon ton rezerve sahiptirler. Üretim açık işletme yöntemiyle yapılmaktadır.
7.3.11. Orta Anadolu Linyitleri İşletmesi (OAL)
Ankara’nın kuzeybatısında Ankara-Beypazarı-Nallıhan karayolu üzerinde kurulu olan oligosen ve pliosen yaÅŸlı bu iÅŸletme Bolu-Göynük kömür sahalarını da içine almaktadır. Bölgede madencilik çalışmaları eski tarihlere kadar gitmektedir. 1936 yılından beri varlığı bilinmekte olan kömür oluÅŸumları üzerinde MTA aynı yıllarda çalışmalara baÅŸlamıştır. Sondajlı aramalar sistemi bir ÅŸekilde 1974 yılında baÅŸlamış olup günümüze kadar 40.000 m’nin üzerinde sondaj yapılmıştır.
Göynük bölgesinde açık işletme, Çayırhan bölgesinde yeraltı işletmesi olarak çalışılmaktadır.
Üretim 0-10o arasında değişen eğimlerde 2 damarda ayrı ayrı ayaklardan yapılmaktadır. Bu damarlardan tavan damar ortalama 1,5 m, taban damar ise 1,7 m civarındadır. İki damarı birbirinden ayıran 0,5-1,5 m arasında değişen kalınlıkta bir ara kesme vardır. Yeraltı çalışmaları esnasında yaklaşık 9-10 m kalınlıkta bir damara rastlanılması üzerine üçüncü bir damara yönelik sondajlı arama çalışmalarına yönelinmiş ve taban damarın yaklaşık 160 m altında 9-10 m kalınlıkta ve aynı ısıl değere sahip üçüncü bir linyit damarı bularak 85 milyon ton görünür rezervi olduğu bulunmuştur.
1989 yılı başı esas alındığında toplam rezerv 430 milyon tondur üretilen kömür; sert, parlak ve homojen yapıdadır.
7.3.12. Ilın Linyitleri İşletmesi (ILİ)
Konya Linyitleri İşletmesi (KLİ) müessesine baÄŸlı bir üretim bölgesi iken, KLİ’ye baÄŸlı Ermenek bölgesinin 01.01.1990 tarihinden itibaren rödövans yoluyla iÅŸletmeye verilmesi, BeyÅŸehir bölgesinde de TEK tarafından kurulması düşünülen termik santralden bugünün koÅŸullarında vazgeçilmesinden dolayı iÅŸletme faaliyetlerinin sadece Ilgın’da devam etmesi sebebiyle TKİ Genel Müdürlüğü’ne baÄŸlı Ilgın Linyit İşletmesi adıyla faaliyetlerine devam etmektedir. İşletme rezervi 1990 yılı itibariyle 102 milyon tondur.
Ilgın kömürünün rutubet miktarı yüksek, kükürt içeriği düşük olup, havada kuruduğu zaman ısıl değeri yükselmektedir. Kömür damarının kalınlığı 7,2 m kadardır.
BeyÅŸehir linyiti ise toprağımsı kahverengi renkte olup ısıl deÄŸeri düşük buna karşın orijinal rutubet ve kül içeriÄŸi yüksektir. Ömür stokta tozlaÅŸmaktadır. Kömür damarı konglomera ile marn arasında oluÅŸmuÅŸ olup, kalınlığı 6,75 metredir. Üretim açık iÅŸletme yöntemiyle yapılmaktadır. Satışların % 6’sı ev yakıtı amaçlı olup, % 94’ü ise sanayiye yapılmıştır.
7.4. Özel Sektör Tarafından İşletilen Linyitlerimiz
Ülkemizin her yanına dağılmış olan linyit yataklarımızın sadece ufak bir bölümü özel sektör tarafından işletilmektedir.
7.4.1. Gediz Sahaları
Gediz kömür bölgesi miosen yaşlı olup, Gediz kazasının hemen doğusunda, Ayçatı-Sazköy-Gökler arasında tersiyer formasyonları içeren dar bir koridordur. Kömür, genelde taban, tavan killeri arasında 2-5 m stomp veren faylarla ayrılmış iki damardan oluşmaktadır. Küçük kapasiteli özel sektör tarafından yeraltı işletmeciliği ile çalışan bölgenin toplam rezervi yaklaşık 15 milyon ton olarak hesaplanmıştır.
Kömür petrografik olarak sert ve kırılan bir yapıdadır. Yüksek ısıl değere sahip Gediz bölgesi kömürlerinin en önemli sorunu kükürt içeriğinin fazlalığıdır. Gazlı ve alevli kömür niteliği taşıyan kömürlerin rengi gri-kahverengimsi siyahtan, parlak siyaha kadar değişmektedir.
7.4.2. Ağaçlı-İstanbul Bölgesi
Oligosen yaşlı Ağaçlı Bölgesi İstanbul ili sınırları içinde ve kuzeybatısında Kemerburgaz-Akpınar-Yeniköy ve Ağaçlı köyleri arasında yer alır. Zaman zaman oldukça büyük bloklar halinde çıkan kömür tabakaları bir veya bazen birbirine yakın iki damar olarak görülmektedir. Bu iki kömür arasında çoğu zaman 0,80 m kadar bir ara kesme bulunabilmektedir.
Kömür tabakası kalınlığı 1,5-2 m , bazen 3 metreye kadar ulaşabilmekte ve yaklaşık 5o eğimle genelde kuzeye dalmaktadır. Kömürlerin ömürleşme derecesi oldukça düşüktür. İncelendiğinde ağaçsı yapılara sık sık rastlanmaktadır. Kömür tabakasının üzerinde 2-8 m arasında değişen kumlu-killi bir tabaka; onun altında 8-10 m kalınlıkta killi formasyonlar bulunmaktadır. Bu tabakaların, bazı ocaklarda 20 metreye kadar ulaştığı saptanmıştır. Bu bölgenin toplam rezervi bugün 15 milyon ton civarındadır.
İstanbul’un kömür gereksiniminin % 90’ına yakın bir bölümünü karşılayan AÄŸaçlı-Yeniköy ocaklarının tümü açık iÅŸletme yöntemiyle iÅŸletilmektedir. Ayrıca 200 metrelik sahil ÅŸeridinde kömür rezervleri bulunmaktadır. İstanbul’a kömür naklinin hemen hemen tamamı karayolu ile gerçekleÅŸmektedir.
7.4.3. Malkara-Keşan-Uzunköprü (Trakya) Bölgesi
Edirne ve Tekirdağ illeri sınırları içinde kalan bu linyit yatakları dağınık ve çok sayıda küçük kapasiteli ocaklar açılarak işletilmektedir. Devamlı üretim yapan ocaklara Harmanlı (Uzunköprü), Cabbarlar (Keşan), Hasköy yörelerinde rastlanmaktadır. Jeolojik olarak karasal fasiyesteki oligo-miosen içinde çok sayıda; fakat küçük rezervler halinde görünen ve işletilebilir kömürlü formasyonların genelde kalınlıkları 0,8-2 m arasında kalmakta ve bazen de ara kesmeli olarak görülmektedir.
Kömürlü formasyonların tavanında, tavan kilini takiben çoğunlukla 8-10 m kalınlıkta marn serileri, yer yer 6-8 m kumlu çakıllı formasyonlar bulunmaktadır. Örtü tabaasının ve kömür kalınlığına bağlı olarak çoğunlukla toplam 10-15 metreye kadar açık işletme, daha kalın örtü tabakasının olduğu yerlerde ise çok ilkel kapalı işletme yöntemleri ile üretim yapılmaktadır. Yapılan hesaplara göre bölgenin toplam 100 milyon ton civarında görünür rezerve sahip olduğu, ancak bunun oldukça geniş ve birbirinden ayrı alanlara yayıldığı anlaşılmıştır.
7.4.4. Mihalıçcık (Eskişehir) Bölgesi
Kömür İşletmeleri Anonim Åžirketi’ne ait 906 hektarlık bu sahada yapılan çalışmalarla 13,5 milyon ton rezerv tespit edilmiÅŸtir. İşletmede damar kalınlığı 2,24 m ve kömürün alt ısıl deÄŸeri 3.000 Kcal/kg’dir.
7.4.5. Büyük Çeltek Kömür İşletmesi (Amasya)
1969 yılından beri madencilik faaliyetlerinde bulunan işletme Amasya-Suluova ilçe merkezinin 4 km kuzeyindedir. Üretilen kömürün büyük bir bölümü kireç ve toprak sanayiinde tüketilmektedir. Tuğla fabrikalarının bakımda olması nedeniyle kış aylarında toz kömürü stokları artmaktadır.
8. TÜRKİYE’NİN LİNYİT TÜKETİMİ
Türkiye’nin linyit üretim ve tüketimi incelendiÄŸinde; her ikisinde de sürekli artış olduÄŸu ve hemen hemen paralel geliÅŸtiÄŸi görülmektedir. 1973 petrol krizinden sonra elektrik açığını kısa bir sürede karşılamak üzere termik santrallere ağırlık verilerek, hızla kömür tüketilmeye baÅŸlanmıştır.
8.1. Termik Santrallerde Linyit Tüketimi
Tüketilen elektrik enerjisi miktarı bir ülkenin kalkınma seviyesinin göstergesi olarak kabul edilmektedir ve kalkınmakta olan ülkemizin elektrik enerjisi gereksinimi büyüktür.
Termik santrallerde elektrik üretimini, yakıtın yakılıp, sağlanan ısının, suyun buharlaştırılması için harcanması, ortaya çıkan buharın türbinin de jeneratörü döndürerek elektrik enerjisinin elde edilmesi biçiminde özetleyebiliriz.
Kömürün elektrik enerjisine dönüştürülmesinde en önemli sorun kuÅŸkusuz net enerji veriminin düşük olmasıdır. Kömürün içeriÄŸindeki enerji deÄŸerinin ne kadarının elektrik enerjisine dönüştüğünü gösteren bu deÄŸer termik santrallerde ortalama % 20-30 civarında olup, dünyada en ileri teknoloji ile çalışan termik santrallerde dahi bugün bu deÄŸer % 39’dur.
1993 yılı verilerine göre mevcut linyitin % 67,4’ü termik santrallerde tüketilmektedir.
Türkiye’de elektrik sektöründe kullanılabilir rezervler şöyledir:
LİNYİT …8 milyar ton
TAŞKÖMÜRÜ 1.4 milyar ton
ASFALTİT .82 milyar ton
TORYUM ….380.000 ton
URANYUM ……..9.000 ton
Tablo 8: Linyit Yataklarının Bölgelere Göre Dağılımı.
GÖRÜNÜR TOPLAM
Milyon Ton % Milyon Ton %
Marmara 5.19,5 7,5 831,2 10,4
İç Anadolu 1.1071 15,4 1.324,9 16,5
DoÄŸu Anadolu 3.514,8 50,6 3.565,6 44,4
Karadeniz 91,6 1,3 204,7 2,6
G.DoÄŸu Anadolu 53,1 0,8 53,1 0,7
Ege 1.696,5 24,4 2.044,2 25,5
Akdeniz - 0 26 0,3
TOPLAM 6.946,5 100 8.023,7 100
Tablodan da görüldüğü gibi görünür rezervin 3,5 milyar tonu Elbistan havzasındadır. Geri kalanı da diğer yörelere dağılmış bulunmaktadır.
Elektrik enerjisinde kullanılabilir linyit potansiyeli 16.354 MW veya 105 milyar kWh/yıl karşılığıdır. Bu miktarın % 37’si iÅŸletmede, % 3’ü inÅŸa halindedir. Geri kalan tüm linyit rezervleri (kullanılabilir potansiyelin % 59’u) 2020 yılına kadar deÄŸerlendirilecektir.
SANTRALİN ADI YAKITI BULUNDUĞU KURULU GÜÇ (MW) ORTALAMA ÜRET. (gWh)
Elbistan-A Linyit K.MaraÅŸ 1.320
Soma-B Linyit Manisa 960
Hamitabad-I D.Gaz Kırklareli 800
YataÄŸan Linyit MuÄŸla 630
Ambarlı Fuel-Oil İstanbul 630
Seytömer Linyit Kütahya 450
Tunçbilek-A-B Linyit Kütahya 429
Yeniköy Linyit Muğla 420
Ambarlı D.Gaz D.Gaz İstanbul 416,4
Çayırhan Linyit Ankara 300
Hamitabat Gaz Kırklareli 200
İsdemir Fuel-Oil Hatay 145,4
Çatalağzı Taşkömürü Zonguldak 129
Çatalağzı Taşkömürü Zonguldak 129
Y. Çatalağzı B-2 Linyit Zonguldak 129
Karabük Taşkömürü Zonguldak 122,3
SeydiÅŸehir Motorin Konya 120
Aliağa Gaz Tr. Motorin İzmir 120
Mersin Fuel-Oil Mersin 106
Aliağa Fuel-Oil İzmir 70,4
Cevrim 1-2 Linyit İzmir 60
İsdemir 5 Fuel-Oil Hatay 55
Erdemir Fuel-Oil Zonguldak 50
Hopa Fuel-Oil Artvin 50
Bornova Motorin İzmir 46,2
Soma A Linyit Manisa 44
İzmir Linyit Artvin 35
İpraş Rafineri Fuel-Oil İzmir 30
Hazar Gaz Tr. Motorin Manisa 30
EGO Linyit İzmir 26,6
Seka-İzmit Fuel-Oil Kocaeli 26,5
Seka-Dalaman Fuel-Oil MuÄŸla 26,2
Ergani-Bakır Taşkömürü Diyarbakır 21,2
Aksa Fuel-Oil Adana 21,2
Aliağa Rafineri Fuel-Oil İzmir 20
Seka Silifke Fuel-Oil İçel 16
Jeotermal Buhar Denizli 15
Batman TPAO Fuel-Oil Siirt 15
İgsaş Fuel-Oil Kocaeli 15
Engil Motorin Van 15
Bagaş Gübre Fuel-Oil Balıkesir 13,5
Seka-Çaycuma Fuel-Oil Zonguldak 10
Kaynak: Atalay, İ.; 1997, Türkiye Coğrafyası, Ege Üniversitesi Basımevi, İzmir.
8.2. Isınma Sektöründe Linyit Tüketimi
Genel olarak karasal iklimin egemen olduğu ülkemizde kıyı şeridinde yer alan bazı bölgeler hariç, tüm yurtta ısıtılma zorunluluğu mevcuttur.
Ülkemizde ısınma amaçlı kömüre olan talep, iklim şartları, tedarik imkanları ve fert başına düşen milli gelirle yakından ilgilidir. Alternatif fiyatlarının yüksek olması tüketimi arttırmaktadır.
1993 yılı verilerine göre ülkemiz linyitinin % 16,5’i ısınma sektöründe kullanılmaktadır. Bu da 7.800.000 tondur.
8.3. Sanayi Sektöründe Linyit Tüketimi
Sanayi sektöründe talep edilen linyitin kalitesinin yüksek olması nedeniyle, mevcut linyitlerimizle bu ihtiyacın karşılanması mümkün olmamaktadır.
En önemli linyit tüketicisi azot ve gübre sanayi, çimento fabrikaları ve ÅŸeker fabrikalarıdır. Bu üç kuruluÅŸ sanayide linyitin tüketiminin ortalama % 70’ini gerçekleÅŸtirmektedir. Makine Kimya Endüstrisi, Tekel Fabrikaları ve Devlet Demiryolları düşük paylara sahiptir. 1993 yılı verilerine göre mevcut linyitin % 15,7’si sanayi sektöründe kullanılmaktadır.
8.3.1. Çimento Sanayinde Linyit Tüketimi
Bir ton çimento üretmek için kullanılacak yakıt payı, çimento sanayinde toplam üretim maliyetinin yaklaşık yarısını oluşturmaktadır. Böylece yakıtlar çimento üretmek için önemli bir maliyet unsuru oluşturmaktadır. Yapılan hesaplamalarda üretilen bir ton çimento başına düşen enerji masrafı fuel-oil yerine kömür kullanılınca ortalama % 50 düşmektedir.
Anayakıt olarak kömür benimsenmiştir.
8.3.2. Şeker Sanayinde Linyit Tüketimi
Bu sektörde linyit, pancardan şeker elde edilirken çeşitli işlemlerde gerekli olan buharın üretiminde kullanılmaktadır.
Ülkemizde 27 adet şeker fabrikası bulunmakta ve bu fabrikaların yanı sır, taş ve kok kömürü ile fuel-oil yakıt olarak kullanılmaktadır.
Åžeker fabrikalarında kullanılan yakıtın % 75’ini linyit oluÅŸturmaktadır.
8.3.3. Tuğla Fabrikalarında Linyit Tüketimi
Yapılan incelemelerde kapasitesi düşük birçok tuğla fabrikasının fuel-oil ile çalıştığı, kömür kullanılan fabrikaların ise genellikle civardaki ocaklardan kömür temin ettiği anlaşılmıştır. Kömür seçiminde nakliye kolaylığı ve ucuzluk büyük etkendir. Yıllık tüketim miktarları kapasiteye göre 5.000 ile 36.000 ton arasında değişmektedir. Tuğla sanayinin en çok şikayet ettiği konu, diğer sektörlerde olduğu gibi, kömürün rutubet içeriğinin ve yabanc madde oranının fazlalığıdır.
8.3.4. Kimyasal Hammadde Olarak Linyit Tüketimi
Yurdumuzda linyitlerin kimya sanayinde hammadde olarak tüketimi, kömüre dayalı amonyak üretimi 1961 yılında devreye alınan Kütahya Azot Fabrikası ile sınırlıdır.
Kütahya azot tesislerinde; amonyum sülfat, amonyum nitrat ve sıvı amonyak, teknik amonyum nitrat, seyreltik nitrik asit, derişik nitrik asit ile azot ve oksijen gazı üretilmektedir.
8.3.5. Kömürlerin Gübre Olarak Değerlendirilmesi
Kömür; karbon, hidrojen, azot, kükürt, potasyum ve fosfor gibi elementleri bünyesinde bulundurur. Bitkilerin büyümesi için gerekli olan besleyici elemanların en önemlilerinden biri de azottur. Kömür gübresi hem azot vermekte hem de azot kadar bitki için önemli olan karbonuyla bitkiyi beslemektedir.
Tablo 9: Büyük Tüketici Grupları İtibariyle Linyit Tüketimi
İİ BİN TON
1970 1975 1980 1985 1990 1993
Elektrik Santrali 1.130 2.463 6.032 19.835 29.884 31.917
İç Tüketim 172 233 194
Briket Fabr. 77 13 20 31 35 14
Toplam 1.207 2.476 6.052 20.038 30.152 32.152
Gübre 762 787 582 379 509 135
Çimento 258 485 772 2.040 1.980 1.075
Åžeker 303 539 548 503 1.425 1.180
DiÄŸer Sanayi 737 982 1.583 2.576 4.556 5.025
Toplam 2.060 2.793 3.485 5.498 8.470 7.415
Ulaştırma 96 97 125 62 22 0
Konut 2.409 3.607 5.581 9.169 7.247 7.800
TOPLAM 5.772 8.973 15.243 34.767 45.891 47.340
Kaynak: Türkiye 6. Enerji Kongresi, 1994, Enerji İstatistikleri.
9. GELECEKTE NELER OLABİLİR
Geniş bir alana yayılmış olan kömür rezervlerinin bugünkü üretim hızıyla daha 200 yıllık ihtiyacı karşılayabilecek büyüklükte olması ve kömürün şu anda sahip oldu fiyat avantajı nedeniyle, kömür büyük çaplı enerji yoğun uygulamalarda yeniden güvenilir bir enerji kaynağı haline gelmiştir.
Kömürün geleceği bir takım faktörlere bağlıdır. Bunların çoğu da kömür sanayinin kontrolü dışındadır. Ekonomi ve sanayide büyüme olduğu takdirde, belli başlı bütün kömür pazarları bu büyümeden olumlu olarak etkilenecektir. Aksi takdirde metalürjik kömür talebi hemen sabit kalacaktır. Ekonomik büyüme elektrik talebini de etkileyecektir. Ayrıca kömürün elektrik talebinin karşılanmasına ne gibi bir katkıda bulunacağı gelecekteki ulusal ve uluslararası enerji politikalarına bağlıdır. Elektrik üretimi ulusal ekonomik gelişmenin ayrılmaz bir parçası olduğundan, genellikle dolaylı veya dolaysız olarak ya hükümet iştirakleriyle veya kanunlarla düzenlenmektedir.
9.1. Nükleer Enerjiye Karşı Kömür
Yeni elektrik üretimi kapasitesi yaratmak hem uzun bir zaman aldığından hem de muazzam bir yatırım gerektirdiÄŸinden, kısa vadede yapılabilecek bir ÅŸey yoktur ve mevcut kapasite 2000’li yıllarda deÄŸiÅŸmeyecektir. Yine de talepteki deÄŸiÅŸmelere karşı, kapasitesini ihtiyacın üzerinde tutmak ve böylece ya yüklemede öncelik tanımak yada ikili/ikiden fazla yakıt ünitelerinde bir yakıttan diÄŸerine geçmek suretiyle esneklik saÄŸlamak ÅŸarttır.
Ekonomik faktörler ülkelere göre deÄŸiÅŸmekle beraber, kömür ve nükleer enerji ile çalışan santrallerin durumu aÅŸağı yukarı aynıdır. Kömür kullanımı da bir takım çevre sorunlarına yol açmakla beraber bu sorunlar temelde nükleer santrallerin neden olduÄŸu sorunlardan deÄŸiÅŸik mahiyettedir ve yararlılığı kanıtlanmış metotlarla çözümlenebilir. Çok masraflı olmakla beraber, kirlenmeyi kontrol altına alan uygun cihazları kullanmak suretiyle çevre kirliliÄŸi kabul edilebilecek bir düzeye indirilebilir. DiÄŸer taraftan, nükleer enerjinin uzun vadede yol açabileceÄŸi tehlikeler hükümetler ve halk için daha büyük bir sorun teÅŸkil etmektedir. 1970’li yıllarda nükleer enerji üretim kapasitesinde bir artış olmasına karşın, 1970’lerin ortalarında resmi hükümet kuruluÅŸları tarafından ortaya atılan iyimser tahminler giderek azalmış, buna karşılık santrallerin kurulup faaliyete geçmesi için gereken süre uzamıştır. Dolayısıyla, elektrik üretiminde kömür-nükleer enerji dengesinin uzun vadede korunabileceÄŸi kuÅŸkuludur.
Kömürün petrole karşı sahip olduğu fiyat avantajı, gelecekte petrol fiyatlarında ne gibi gelişmeler olabileceğinin bilinmemesi ve ikmal güvenliği gibi mülahazalar büyük çapta enerji üretiminde kömürün petrole tercih edilmesine neden olabilir.
Kömürün yol açtığı çevre kirliliğine mani olmak için tahmil olunan mali külfetler ağır fuel-oil için de aynen geçerlidir. Ayrıca, Uluslararası Enerji Ajansına (IEA) üye ülkeler tarafından kabul edilen bir karara göre, söz konusu ülkeler petrole dayalı yeni elektrik santralinin yapımını caydırıcı önlemler alacaklardır. Bu nedenle yerel petrol kaynaklarının bulunduğu bölgeler dışında elektrik üretiminde petrol giderek sadece azami yükle çalışan santrallerde kullanılacaktır. Aynı durum doğal gaz için de geçerlidir. Temiz ve kullanışlı bir yakıt olan doğal gazın tüketiminde gaz şirketleri ve hükümetlerin genelde iyi para getiren ısıtma yakıtı ve ticari piyasalara yönelmeleri nedeniyle, büyük çaptaki elektrik üretimi sektöründe doğal gaz kullanımı kısıtlıdır.
Genellikle kömürün en azından elektrik sektöründe sahip olduğu % 35 oranındaki payını koruyacağı tahmin edilmektedir. Gelecekte petrol ve gazın yerine giderek daha büyük miktarlarda başka enerji kaynaklarının kullanılması ihtimali vardır. Ancak kömür veya nükleer enerjinin bu değişimden ne ölçüde yararlanacakları hükümetlerin izleyeceği politikaya bağlıdır.
9.2. Çevre Sorunları
Sınai buhar üretimi ve ısıtma yakıtı piyasalarında kömür petrol veya gazın yerini alabilir. Çimento sanayinde kömür kullanımının hızla artmış olması, enerji maliyetinin toplam maliyet içinde büyük bir paya sahip olduÄŸu durumlarda ÅŸirketlerin rekabet güçlerini kanıtlamaktadır. Fosil yakıtların yanması sonucu meydana gelen çevre kirlenmesi ve bu yakıtların “asit yaÄŸmuru”nun oluÅŸmasındaki katkılarını göz önüne alan birçok hükümet, fosil yakıtların neÅŸrettiÄŸi kükürt oksit, nitrojen oksit ve makro parçacıkların miktarını sıkı bir ÅŸekilde kontrol etmeye baÅŸlamıştır. Duma gazının kükürtten arıtılması ve kömürün sıvıştırıldıktan sonra yakılması suretiyle ve ilave bir yatırım yapmak ÅŸartıyla, kömür gelecekte hükümetler tarafından tespit edilecek standartlara rahatlıkla uyabilecektir.
İlk izlenimlerin aksine, çevre korunması ile ilgili mevzuata daha sert hükümler konulması kömürün lehine olabilir. Büyük çaptaki sınai pazarlarda kömürün bir numaralı rakibi olan ağır fuel-oil de aynı kısıtlamalara tabi olacaktır; ağır fuel-oil’in kükürt muhtevası uluslararası azarlarda satılmakta olan kömürünkine kıyasla daha yüksektir. Söz konusu kömür genellikle % 1’den a kükürt ihtiva etmektedir. Bu nedenle fuel-oil kullanan sanayiler ya çevre koruması ile ilgili mevzuata uymak için ilave yatırım yapmak, ya gaz gibi kükürt muhtevası düşük olan daha pahalı bir yakıt kullanmak veya petrolle çalışan mevcut tesislerini vaktinden önce hizmetten çekerek kömüre dönmek arasında bir seçim yapmak zorunda kalacaklardır.
Kağıt hamuru ve kağıt sanayilerinde enerji talebinin azalmış olması ve son birkaç yıldır çevre korunması ile ilgili mevzuatın sıkı bir ÅŸekilde uygulanmasına raÄŸmen, Japonya’nın kömür tüketimi 1973’den bu yana altı misli artmıştır. Bu da daha sıkı önlemler uygulanmasının kömürün piyasa potansiyelini pek fazla etkilemediÄŸini göstermektedir.
Kömürün sanayideki diğer rakibi doğal gaz temiz bir yakıt olduğundan, nitrojen oksitler hariç çevre korunması ile ilgili herhangi bir yatırımı gerektirmemektedir. Bu avantaja rağmen özellikle Batı Avrupa ülkeleri doğal gazı kazan yakıtı olarak kullanmaktan çok daha karlı olan kamu dağıtımı şebekelerinde kullanmayı tercih etmektedir.
1980 yılında yayınlanan Dünya Kömür Araştırması -Kömür- Geleceğe Köprü adlı yayına 1977 yılında 2, milyar ton kömür eşdeğerinde olan kömür talebinin 2000 yılında -7 milyar ton kömür eşdeğerinde yükseleceği, aynı süre içinde uluslararası kömür ticaretinin ise 3-5 misli artacağı tahmin ediliyordu.
1981 yılına kadar birçok bölgede kömür talebi bu tahminlere uygun olarak artmıştır. Uluslararası ticaret ise tahmin edilen rakamın üst sınırına yakın gerçekleÅŸmiÅŸtir. 1981’den bu yana kömür talebi aynı düzeyde kalmış, hatta bazı bölgelerde gerilemiÅŸtir. Dolayısıyla kömürün geleceÄŸine artık eskisi kadar iyimser gözle bakılmamaktadır. Son zamanlardaki gelecekteki kömür talebi ile ilgili olarak yapılan tahminler birkaç yıl öncesine göre oldukça düşüktür. Bu nedenle WOCOL gibi araÅŸtırmalarda yer alan tahminlerin alt sınırı bile iyimser olarak kabul edilmektedir.
10. SONUÇ
linyit kömürünün üretiminde istihdam edilen emek durumu hakkında devlet kesimi için sağlıklı bilgiler mevcut iken özel sektörün istihdam durumu hakkında kesin rakamlar saptayabilmek genellikle güçtür. Zira, Zonguldak kömür havzasında taşkömürü üretiminde işçiler yaklaşık olarak yarı yarıya ve genellikle birer ay nöbetleşe çalıştıkları halde Garp Linyit İşletmesi Müessesine bağlı linyit bölgelerinde yalnız daimi işçiler çalışmakta ve nöbet yöntemi bu işletmelerde uygulanamamaktadır. Bu durum, devlet kesimi linyit kömürü üretiminde çalışanların saptanmasını taşkömürüne göre daha kolaylaşmaktadır. Özel sektör işletmelerinin pek büyük bir çoğunluğu ise, üretimini yerel gereksinimlere göre ayarladıkları için çalıştırdıkları işçi sayısı devamlı olarak değişmekte, ancak az sayıda nitelikli işçi ve ustalar daimi işçi olarak işletmelerde kalmaktadır. Çeşitli kaynaklardan derlenen bilgilere göre linyit üretiminde yaklaşık olarak 15 bin kişi görev almakta ve bu miktarın 9 binini niteliksiz işçiler oluşturmaktadır.
* Türkiye’nin kömür potansiyeli tam anlamı ile açıklığa kavuÅŸturulmalıdır.
* Yatırımlar arttırılmalı, yatırımları teşvik edici amortisman ve vergi tedbirleri alınmalıdır.
* Devlet sektöründeki işletmelerin, sermayeleri arttırılmalı, kanunlarla belirlenmiş fakat ödenmemiş sermayeleri ödenmelidir.
* Özel sektör işletmelerinin sermaye noksanlığını giderecek bir kredi hacmi ve politikası saptanmalı ve uygulanmalıdır.
* Kömürlerin standart ve kalitelerini düzeltici tedbirler alınmalı, bu konu ile ilgili yatırımlara öncelik verilmelidir.
* İşletmelerin, rasyonel bir faaliyet gösterebilmeleri için idari, teknik ve diÄŸer alanlarda organizasyon saÄŸlanmalı, özellikle Ortak Pazar’a giriÅŸ düşünülerek modern iÅŸletmecilik tedbirleri alınmalıdır.
* Nitelikli işçi yetiştirilmesine önem verilmeli, mühendislerle nitelikli işçiler arasında yer alacak modern teknisyenleri yetiştirilmeli.
* Prodüktivitenin arttırılması için gerekli tedbirler alınmalı, bunu için de, üretim emniyeti sağlanmalı, malzeme sağlanması kolaylaştırılmalı, maden yatakları düzeltilmeli veya yenileri yapılmalıdır.
* Bilimsel bir işletmeciliğe ve özellikle işletmeleri kontrol edebilmeye olanak veren yeni hukuki müeyyideler konulmalıdır.
* Linyit kömürü üretimini ve tüketimini geliştirecek yeni üretim ve pazarlama tedbirleri alınmalıdır.
* İşletmelerde, gerek yeraltı, gerekse yer üstünde, olanaklar ölçüsünde mekanizasyona gidilmelidir.
KAYNAKÇA
AltaÅŸ, N.- Fikret, H.- Çelebi, E..; Türkiye’de 6. Enerji Kongresi.
Atalay, İ.; Genel Beşeri ve Ekonomik Coğrafya, Ege Üniversitesi Basımevi, İzmir, 1999.
Atalay, İ.; Türkiye Coğrafyası, Ege Üniversitesi Basımevi, İzmir, 1997.
Ateşok, G.; Kömür Hazırlama, Kurtış Matbaası, İstanbul, 1986.
BoÅŸgelmez, A. –Savaşçı, S.- KaynaÅŸ, S.- Paslı, N.; Ekoloji I.
Doğanay, H.; Ekonomik Coğrafya 2 Enerji Kaynakları, Şafak Yayınevi, Erzurum, 1998.
Özgüç, N.- Tümertekin, E.; Ekonomik Coğrafya, Çantay Kitabevi, İstanbul, 1999.
1999-2000 Türkiye’de Linyit Yatakları ve Potansiyeli Semineri.
Milliyet Gazetesi 21 Kasım 2000, Ölüm Madeni
Radikal Gazetesi 17 Kasım 2000, Kömür Yazgılı Kadınlar
İnternet Adresleri
* http://www.tki.gov.tr/enkom3.htm
* http://www.eygsen.org.tr