‘Maden’ Kategorisi için Arşiv

Granitik Kayaların Mineralojisi,petrografisi, Tektonik Ve Jeokimyasal Sınıflandırılma

Salı, 06 Kasım 2007

GRANİTİK KAYALARIN MİNERALOJİSİ,PETROGRAFİSİ, TEKTONİK VE JEOKİMYASAL SINIFLANDIRILMASI

Giriş

Granitler, yerbilimlerinde hemen her dönemde dikkatleri üzerine toplayan, gerek

bulunuşları, gerek oluşum şekilleri ve gerekse birlikte bulundukları maden yatakları-

mineralizyon zonları bakımından yerbilimcileri daima meşgul eden bir kayaç topluluğunu

oluşturmuşlardır. Arazi ve laboratuvar çalışmalarında genel ilkeleri açısından birbirine

benzemekle birlikte, temel alınan ölçütlerin farklı olmasından dolayı, çeşitli araştırıcı ve /

veya araştırıcı guruplarınca farklı granit tanımlamaları ileri sürülmüştür. Bu ölçütler ;

granitlerin jeolojik bulunuş şekilleri, yerleşme derinlikleri, yerleşme mekanizmaları, bir

orojenez evresi içinde yerleşme zamanları, mineralojik-jeokimyasal bileşimleri ve birlikte

bulundukları cevherleşmelerdir. Tanımlamaları ileri süren araştırmacı ve / veya araştırıcı

guruplarının ana uğraşı alanlarına bağlı olarak bu ölçütlerden birisini tek başına temel alanlar

olduğu gibi, bunların bir kaçını temel alan tanımlamalarda bulunmaktadır.

Özellikle, son yıllarda, ana ölçütler olarak mineralojik-jeokimyasal bileşim, jeolojik konum

ve köken malzemesi dikkate alınarak yapılan granit sınıflamaları yaygındır. Bazı araştırıcılar

buna ilave olarak cevherleşmeleri de göz önüne almışlardır. Oluşum şekilleri ile ilgili

araştırmalar ise, tamamen, sıvı bir eriyikten itibaren kristallenme esasına dayandırılmıştır. Bu

çalışmanın amacı, günümüzde yaygın olarak kullanılan granit tanımlama-sınıflanma

modellerini bir arada sunmak, birbirleriyle karşılaştırmak, levha tektoniği ve mağmatizma

çerçevesinde granitleri değerlendirmek ve nihayet bu kayaçlara bağlı olarak görülen maden

yataklarına topluca yaklaşımda bulunmaktır.bu amacın dışında kalan tanımlama ve sınıflama

modelleri için ise şu iki referans önerilebilir. Granitlerin yerleşme derinliklerine ve yerleşme

şekillerine göre sınıflandırılmasıdır.( Yılmaz 1979 ) Araştırıcı, ayrıca granit mağmalarının bir

takım fiziko-kimyasal özelliklerinden de bahsederek, yerleşme zonları-köken sorununun iç içe

olabildiği durumlara dikkati çekmiştir. Bu çalışmanın yanı sıra, yine granitlerin mağmatik

veya transformasyon ürünleri olup olmayacağı araştırılmıştır.

GRANİT TANIMINA KARŞI GRANİTOYİD

Şimdiye kadar kullanılan granit sözcüğü, bundan böyle granitoyid sözcüğü diye anılacaktır.

Çünkü, tanesel yapıya sahip olan, asidik ve ortaç bileşimleri ile mineralojik-petrografik ve

jeokimyasal bir topluluk oluşturan ve aynı jeolojik bulunuş şekillerine sahip olan derinlik

kayaçları, son yıllarda, hemen hemen tüm araştırmacılar tarafından granitoyid olarak

tanımlanmıştır.

GRANİT – RİYOLİT AİLESİ

Granitler ve riyolitler, silis ve alkalilerce zengin, buna karşılık kalsiyum, demir ve

mağnezyumca fakir kayaçlardır. Kimyasal bileşimlerindeki SiO2 miktarı genellikle % 66’ dan

fazladır. ( Asidik kaya ) Bu değer bulundurdukları silikatların içine giren SiO2 miktarından

fazla olduğundan, bir kısım SiO2 serbest ( > %20 ) halde kristalleşmiştir. ( kuvars, kristobalit,

tridimit )

Bu aile pegmatitler gibi çok iri taneli kayaçlardan, kripto kristalli ve camsal dokulu

volkaniklere kadar kalabalık bir kayaç grubunu kapsamına alır, iri kristalli çeşitlerinde bol

miktarda alkali feldspatlara rastlanır. Çoğunda asit plajioklas vardır.renk indisleri genellikle

20’ den küçüktür ve lökokrat - hololökokrat kayaçlar sınıfına girerler.

GRANİTLER

Yerkabuğunun derin zonlarında veya sığ derinliklerinde oluşmuş en önemli kayaçlardandır.

Tüm kristalli ( holokristalen ) ve faneritiktirler. ( taneleri gözle görülebilen )

Mineralojik bileşim

Esas mineraller : Kuvars, alkali feldspat ( ortoz veya mikroklin ), asit plajioklas ( albit veya

oligoklas ) ve siyah mika ( biotit ). Bazen hornblend ve nadiren piroksen de bulunabilir.

GRANİT = KUVARS + ALKALİ FELDSPAT +ASİT PLAJİOKLAS +BİOTİT 

HORNBLEND

Esas minerallerin yüzde oranları şöyledir :

Kuvars : % 10 – 40

Alkali feldspat : % 30 – 60

Asit plajioklas : % 0 - 35

Mafik mineraller : % 10 - 35

( biotit, hornblend )

Plajioklas oranının artmasıyla kuvars monzonitlere ve granodioritlere geçilir. Granitler

içindeki kuvars en son kristalleşen minerallerden biridir. Bu sebeple ksenemorf ( öz şekilsiz)

taneler halinde, kendinden önce kristalleşmiş minerallerin aralarındaki boşlukları doldurur.

Renksiz, süt beyaz veya duman rengindedir. Ortoz genelde pembe renklidir. Bazen sarı,

grimsi, mavimsi veya süt beyaz renginde olabilir. Bilhassa karlsbad ( basit ) veya baveno

tipindeki basit ikizleri karakteristiktir. Plajioklas kristalleri ; süt beyaz renginde olup,

mikroskop altında polisentetik ikizleriyle rahatça tanınırlar. Alkali feldspatlardan önce

teşekkül etmiş bulunurlar ve idiomorf ile hipidiomorf kristaller halindedirler. Mafik

minerallerden ekseri biotite rastlanır. Bazı granitlerde hornblend ona eşlik eder. Nadir tiplerde

piroksen vardır.

Tali mineraller

Çoğu hallerde gözle farkedilmeleri imkansızdır. Ancak mikroskop altında teşhis edilebilirler.

Zirkon, sfen, apatit, rutil, topaz, manyetit, ilmenit.

Sekonder ( ikincil ) mineraller

Primer minerallerin ayrışması sonucu ortaya çıkarlar : kaolen, klorit, serisit, epidot, kalsit,

turmalin.

Yapıları

Granitler çoğunlukla 3 farklı doğrultuda diaklaz sistemine sahiptirler. Bu diaklazlar boyunca

kolayca bloklara ayrılırlar ve atmosferik nedenlerle aşınarak yuvarlak kümeler halini alırlar.

Granit mağmaları, yerkabuğu içinde yükselme ve yerleşmeleri esnasında, bir iç yapı da

kazanırlar.

QAP üçgen diyagramında kuvars’ın % 20 ile % 60 arasında olduğu tüm alanlar, genel olarak

“GRANİTOYİD” alanı olarak bilinir.

Granit ailesinin derinlik kayaları : Granit, Granodiyorit, Tonalit ( kuvarslı diyorit )’ tir.

Yarı derinlik kayaları : mikrogranit ( granit ve kuvars porfir ), mikrogranodiyorit

( granodiyorit porfir ), mikrotonalit ( tonalit porfir )’ dir.

Dayk ve damar sistemlerini temsil eden ; Aplit ve Pegmatit’ler de bu gruba dahildir.

Yüzey kayaları : Riyolit, Riyodasit ve Dasit’ tir.

GRANİTİK KAYALARDA DOKU

Kristallenme derecesine göre : Holokristalen

Kristal şekline göre : idiyomorfik ( öz şekilli ), hipidiyomorfik ( yarı öz şekilli ), ksenomorfik ( öz şekilsiz ).

Tanelerin boy ilişkisine göre : Granüler ( eş taneli ), Porfirik ( irili-ufaklı taneler )

Granitik kayalarda bazı özel doku türleri : orbiküler ( yüzüksü ), rapakivi dokusu, grafik ve mirmekitik doku

İnce kesitte granuler granit

El örneğinde holokristalen porfirik granit

Orbiküler doku Rapakivi dokusu Grafik doku Mirmekitik doku

Tek kristal içinde gözlenen dokular : pertitik doku, antipertitik doku ( alkali feldspat ve plajioklaslarda )

Deformasyon dokuları : dinamik metamorfizma doku türleri

GRANİTLERİN AYRIŞIM ÇEŞİTLERİ

Granit yapıcı mineraller arasında ayrışmaya en elverişli olanları feldspatlardır. Bu yüzden

çoğu zaman başka şekillere dönüşmüş olarak bulunurlar. Granitlerde görülen başlıca ayrışım

olayları şunlardır : serisitleşme, kaolenleşme, albitleşme, silisleşme, turmalinleşme,

sosüritleşme, kloritleşme, greyzenleşme’dir.

Serisitleşme : gerek alkali feldspat ve gerekse plajioklasların beyaz ve küçük mika pullarına

dönüşmesi olayıdır. Hidro termal eriyiklerin etkisiyle veya hafif metamorfizma sonucu ortaya

çıkar.

Kaolenleşme : feldspatların kil minerallerine dönüşmesine denir. Eğer ayrışım çok ilerlemiş

ise feldspatlar porselene benzeyen beyaz mat bir renge bürünürler. Kaolenleşme olayı hem

atmosferik nedenler ve hem de hidrotermal eriyikler sebebiyle meydana gelebilir.

Albitleşme : sodyumca zengin eriyiklerin etkisiyle, potasyumlu feldspatların kısmen veya

tamamen albite dönüşmesine denir.

Silisleşme : geç hidrotermal eriyiklerin tesiriyle kayaç içinde bol miktarda sekonder ( ikincil )

kuvars kristalleşmesine denir. Bilhassa cevherleşmiş zonlarda rastlanır.

Turmalinleşme : granitlerde görülen tipik olaylardan biridir. Kalay ve altın yataklarının

oluşumu esnasında aynı zamanda bol miktarda turmalin kristalleri de teşekkül eder.

Sosüritleşme : plajioklasların, albit, epidot ( zoizit ), kalsit, serisit ve kuvarstan ibaret bir

mineral grubuna dönüşmesine denir.

Kloritleşme : amfibol, biotit ve piroksen gibi mafik minerallerin klorite dönüşmesine denir.

Greyzenleşme : greyzen, granit familyasına ait tipik bir ayrışım kayacıdır. Esas olarak kuvars

ile muskovit ve zinvaldit’ten ( veya lepidolit ) oluşur. Fakat yer yer, ekonomik önemi olan

kassiterit, wolframit, fluorit konsantrasyonlarını kapsayabilir. Greyzenler, uçucu elemanlar ve

metallerce zengin pmömatolitlerin granitleri ayrıştırmasıyla ortaya çıkarlar. Nitekim bu

ergiyiklerin etkisiyle, granitlerin bütün feldspatları kaybolur ve yerlerine lityumlu mika

( lepidolit ), kassiterit, fluorit, topaz, turmalin, wolframit gibi mineraller çökelir. Bu olay şu

şekilde özetlenebilir.

Feldspatlar kassiterit + wolframit + fluorit + turmalin + topaz + …

Biotit Zinvaldit

Kuvars kuvars

Granit Greyzen

RİYOLİTLER

Granit bileşimli mağmalardan oluşmuş volkanik ( yüzey ) kayaçlardandır. Lav akıntıları,

dayklar, siller v.s şekiller altında bulunurlar. Bu muhtelif kütlelerin boyutları magmanın

viskozitesine ve soğuma hızına bağlı olarak değişir.

Mineralojik bileşim

Esas mineraller : kuvars, alkali feldspat ( sanidin, ortoz, anortoz ), plajioklas ( albit,

oligoklas), mafik mineraller ( biotit, hornblend, bazen piroksen ).

RİYOLİT = KUVARS + SANİDİN + OLİGOKLAS  BİOTİT  HORNBLEND

Sanidin miktarının azalmasıyla kuvarslı latit’e kuvars tenörünün azalmasıyla da trakitlere

geçilir.

Tali mineraller : tridimit, kristobalit, titanlı manyetit, sfen, zirkon, apatit.

Ayrışım ürünleri : kalsedon, kalsit, hematit, götit, limonit, lökoksen, klorit, kaolen, serisit,

epidot.

Mineralojik çeşitleri

a- Alkali Riyolitler : kuvars, sodyumlu sanidin, albit, alkali amfibol ve piroksen bileşimli

fenokristalleri ( iri ) vardır. Hamur maddesi ( matriks ) aynı minerallerin çok küçük

tanelerinden veya volkan camlarından oluşmuştur.

Grorudit, Paisanit, Kuvarslı bostonit bu gruba girerler.

b- Kalko – Alkali Riyolitler ( normal riyolitler ) : kuvars, sanidin veya ortoz, zonlu

plajioklas ( oligoklas veya andezin ), biotit ve hornblend fenokristallerini kapsar. Hamur

maddesi camsal, felsitik veya sferolitik bir dokuya sahip olabilir. Riyolitlerde silis

bakımından pek zengin bir hamur olmasına karşılık, kuvars bileşimli fenokristaller az

miktarda görülür.

Liparit, Nevadit isimli riyolitler normal riyolitlerdir.

Doku : porfirik ve fenokristalen ve bunları çevreleyen hamur ( matrix ) maddesinden

oluşur.

OBSİDYENLER : Riyolit bileşimli ve tamamen volkanik camdan oluşmuş kayaçlardır.

İçlerinde çok az ( < % 1 H2O ) veya hiç su bulunmaz. Camsal bir parlaklıkları olup, siyah

renklidirler.

PERLİT : Obsidyen gibi aynı kimyasal bileşimi olan fakat % 2 – 5 H2O ihtiva eden

camsal kayaçlardır. Sedef parlaklığında gri ile gri-siyah renklidir.

PESTAYN : % 5 ile 10 H2O ihtiva eder. Koyu renkli ve reçine parlaklığındadır.

Kimyasal bileşimi riyolitlerinki gibidir.

KUVARS PORFİR : Paleozoyik yaşlı riyolitlere verilen isimdir.

KUVARSLI MONZONİT VE GRANODİYORİTLER

Tüm kristalli ve faneritik kayaçlardır. Hacim olarak % 5’den fazla kuvars ihtiva ederler.

Mineralojik bileşim

Esas mineraller : kuvars, alkali feldspat ( ortoz, mikroklin ), plajioklas ( oligoklas, andezin ),

mafik mineraller ; biyotit, hornblend, bazen piroksen.

Tali mineraller : Apatit, ilmenit, manyetit, sfen, zirkon.

Ayrışım ürünleri : klorit, epidot, kalsit, kuvars, kaolen, serisit, lökoksen, plajioklaslar

sosüritize olabilir.

Dokuları : tüm kristalli, hipidiyomorf, ve taneli kayaçlardır. Mikroskop altında ekseri

poiklitik doku ve porfirik doku gösterirler.

KUVARSLI LATİTLER VE RİYODASİTLER

Kuvarslı latitler ( Dellenitler ), kimyasal bileşimi kuvarslı monzonitlere tekabül eden

volkanik kayaçlardır. Bunun gibi riyodasitler de granodiyorit bileşimli magmaların

yeryüzünde veya subvolkanik zonda katılaşmış şekilleridir. Her iki kayaç grubu da riyolitler

ile dasitler arasında yer alır.

Mineralojik bileşim

Esas mineraller : kuvars, alkali feldspat ( sanidin ), plajioklas ( oligoklas, andezin ), mafik

mineraller : biotit, hornblend, bazen piroksen.

Tali mineraller : manyetit, ilmenit, apatit, sfen, zirkon, tridimit, kristobalit.

Ayrışım ürünleri : klorit, epidot, kalsit, kuvars, hematit, serisit, kaolen.

Dokuları : porfirik, hamur maddesi afanitik ( taneleri gözle görülmeyen ) olup tüm kristalli,

yarı kristalli ve camsal olabilir.

KUVARSLI DİYORİT ( TONALİT ) – DASİT AİLESİ

Bu aileye giren kayaçlar alkali elemanlar ve silis bakımından granitlerden ve adamellitlerden

daha fakirdirler. Kuvarslı diyoritlere Tonalit adı verilmiştir. Dasitler ise kuvars ihtiva eden

andezitlerdir.

KUVARSLI DİYORİTLER ( TONALİT )

Tonalitler tüm kristalli ve faneritik kayaçlardır. Alkali feldspat ihtiva etmeyen bir granit

çeşidi olarak da tariflenebilir.

Mineralojik bileşim

Esas mineraller : plajioklas ( oligoklas, andezin ), kuvars, hornblend, az miktarda biotit ve

bazen de piroksen bulunabilir.

TONALİT = OLİGOKLAS + KUVARS + HORNBLEND  BİOTİT

Bu minerallerin yüzde oranları şöyledir :

Plajioklas : % 50 – 80

Kuvars : % 10 –35

Hornblend (  Biotit ) : % 10 – 35

Kuvarsın azalmasıyla normal diyoritlere geçerler. Eğer ortoz miktarı artarsa granodiyorit

olurlar.

Tali mineraller : manyetit, ilmenit, apatit, sfen, zirkon, pirit, ortoz.

Ayrışım mineralleri : klorit, epidot, kalsit, serisit, kaolen, limonit, lökoksen.

Doku : hipidiyomorf taneli, ve bazen porfirik, mikroskop altında mikrografik ve mirmekitik

dokulara rastlanır.

Mineralojik çeşitleri

Tronjemit : hololökokrat bir kuvarslı diyorit çeşididir. Esas olarak kuvars, oligoklas ve

biotitten oluşur.

Esterelit : porfirik dokulu ve hornblend bakımından zengin bir kuvarslı diyorit çeşididir.

DASİTLER

Açık renkli ve porfirik dokulu volkanik kayaçlardır. Mineralojik ve kimyasal bileşimleri bakımından kuvarslı diyoritlere benzerler.

Mineralojik bileşim

Esas mineraller : plajioklas ( oligoklas, andezin ), kuvars, mafik mineraller ( hornblend,

biotit,

bazen diopsit, hipersten gibi proksenlere rastlanır.

DASİT = PLAJİOKLAS + KUVARS + HORNBLEND  BİOTİT

Kuvarsın azalmasıyla andezitlere geçerler.

Tali mineraller : zirkon, apatit, sfen, tridimit, fayalit ( olivin ), sanidin, manyetit.

Ayrışma ürünleri : serisit, kaolen, kalsit, klorit, epidot, demir oksitler, zeolitler.

Doku : dasitler genellikle porfirik dokulu kayaçlardır. Fenokristalleri esas minerallerden

oluşur.

APLİT VE PEGMATİTLER

PEGMATİTLER

Çok iri taneli, açık renkli minerallerce zengin damar kayaçlarıdır.

Mineralojik bileşim

Mineralojik bileşimlerine göre pegmatitler üç gruba ayrılırlar :

Asit pegmatitler : granit, pegmatit

Siyenit bileşimli pegmatitler

Bazik pegmatitler : diyorit pegmatit ve gabro pegmatit

Asit pegmatitler : esas olarak kuvars, alkali feldspat ( ortoz, mikroklin ), asit plajioklas (

albit, oligoklas ), muskovit’ ten oluşurlar. Tali olarak : turmalin, topaz, fluorit, apatit,

kassiterit, rutil, kıymetli taşlar, nadir toprak mineralleri.

Siyenitik pegmatitler : esas olarak mikroklin ile alkali piroksen veya amfibolden ( aegirin,

akmit, arfvedsonit ) oluşurlar. Bazen nefelin, sodalit gibi feldspatoid minerallerine de

rastlanır.

Bazik pegmatitler : esas olarak bazik bir plajioklas ( andezin, labrador ), ile hornblend, veya

piroksenden meydana gelirler.

Doku : pegmatitler çok iri taneli ve tüm kristalli kayaçlardır. Ortoz ve kuvars kristalleri

arasında ekseri pegmatitik doku görülür.

APLİTLER

İnce taneli ve lökokrat damar kayaçlarıdır. Dayk halinde bulunurlar.

Mineralojik bileşim : esas olarak kuvars ve alkali feldspat ( ortoz, mikroklin ) ihtiva ederler.

Az miktarda beyaz mika ( muskovit ) bulunabilir.

Doku : allotriomorf kayaçlardır. Tüm mineralleri hemen hemen mikroskop altında ksenemorf

şekillidir. Aynı zamanda mozaik ve kendilerine özgü aplitik dokudadırlar.

KABUKTA YERLEŞME DERİNLİĞİNE GÖRE GRANİTLER

1- Epizon Granitleri : 0 – 6 km : Eriyikli sıcaklık etkisi ve komşu kaya kırılgandır. ( dayk ve damar )

2- Mesozon Granitleri : 6 – 12 km : birinden ötekine geçiş zonudur.

3- Katazon Granitleri : 12 – 20 km : Migmatit ( şistlerin arasında granitler )

KÖKENLERİNE GÖRE GRANİTLER

ANATEKSİ GRANİTLERİ : Bu tip granitler karışık, yan kayaçlarla beraber çeşitli yapı ve

şekillerde karışım gösterirler. Bazen bu karışım öyle bir şekil alır ki, yeni bir kayaç ortaya

çıkar, buna Migmatit denir. Bu kayaç içindeki pegmatit, aplit gibi kısımlara İchor adı verilir.

Bunlar yapısal yönden, üst üste veya yan yana bandlar halinde veya bazende gnays injeksiyon

halinde Arterit’leri oluştururlar.

Bu yapılar içinde damarlar birbirleriyle grift şekillerdedir. Buna Agmatit adı verilir. Bazen

de çok ince şekillerde, dağınık bulut görünümlüdür. Buna da Nebülit adı verilir.

Bu migmatit yapılar birinden diğerine geçişlidir. Örneğin bir arterit kıvrımlanma, breşlenme

sonucu bir agmatite dönüşür. Magmatiklerde, mağma oluşuklu damarlar, bir akma veya

foliasyon gösterirler, çok küçük ölçekte, bazen bu foliasyon diskordan ( uyumsuz ) durum

gösterir. İnjeksiyon geçirmiş granitik kısımlar küçük ölçekte kıvrımlanma, deformasyon,

ezilme gibi yapılar altında izlenir. Bu tür yapılara SENMİGMATİTİK KIVRIMLANMA adı

verilir.

Ayrıca, migmatitik kıvrımlar katılaşma öncesi oluşurlar. Bu olaylar sürecinde granitik

mağma ve yan kayaç yarı akışkan haldedir. Bu olaya Anateksi içinde rastlanır. Katılaşma

öncesi mağma, yan kayaçlar içine yarı plastik bir halde, bazen çatlak ve yarıkları, düzenli

düzensiz yapılarda girerler.

Ergimenin çok ileri safhasında granitik görünümler ve nebülitler belirir. Son safhada ise

yapılar silinerek granitik sade bir görünüm ( homojen ) kazanır. Anateksi olayı ile eski

kayaçlar yeniden gençleşir. Bu olaya Palinjenez adı verilir. Bu olay sonucu eski kayaca ait

tüm yapılar silinerek yeni bir görünüm ve bileşim kazanır. Bu arada, bazen eski kalıntı yapısal

izleri silik bir biçimde izlemek mümkündür.

2- GERÇEK MAGMATİK GRANİTLER : Bir mağmadan doğrudan kristallenme ile

gelişirler. Yöre kayalarla aralarında keskin dokanaklar vardır. Kontakt metamorfizma

geliştirirler.

3- METASOMATİK GRANİTLER : Granit bileşimine yakın bir kayaya dışardan katı ve sıvı halde malzeme eklenmesiyle gelişirler.

Mineralojik bileşim ve kimyasal özelliklerine göre

Alkali Granitler Kalkalkali Granitler

• Sodik (Na>K) Subalkali (Or>Plj)

• Potasik (K>Na) Monzonitik (Or=Plj)

Granodiyoritik (Plj>Or)

GRANİTLERİN TEKTONİK VE JEOKİMYASAL OLARAK

SINIFLAMASI

1- I TİPİ GRANİTLER

2- S TİPİ GRANİTLER

3- M TİPİ GRANİTLER

4- A TİPİ GRANİTLER

[A: molar Al2O3, C: molar CaO, N: molar Na2O, K: molar K2O

87Sr/86Sri: Initial Sr izotop oranı

18 O: Oksijen 18 izotopu]

I TİPİ VE S TİPİ GRANOTOYİDLER

Jeokimyasal özellikler

Sedimanter çevrim sırasında Na elementi deniz suyuna veya evaporitlere, Ca ise

karbonatlara göç etmektedir. Böylece ana sedimanter kütle Al bakımından

zenginleşmektedir. Ayrıca, sedimanter çevrim sırasında oluşan kil mineralleri

sedimantasyon ve diyajenez sırasında K elementini absorbe edeceklerinden, K miktarı da

bağıl olarak fazla olacaktır. Eser ( iz ) elementler açısından ise, yine sedimenter çevrim

sırasında Rb elementi Sr’ a göre zenginleşmektedir. Doğal olarak Rb elementi atomik

yarıçapı bakımından K’ a benzediği için, K’nın zenginleştiği yerde Rb’ da

zenginleşecektir. Bu özellik de Rb tarafından üretilen radyojenik Sr zenginleşmesine yol

açacaktır. İşte böyle bir sedimenter çevrim olayının etkisinde kalan kaynak malzemenin

kısmi erimesinden türeyen mağma, bu çevrim olayları sırasında oluşan jeokimyasal

farklılaşmaları yansıtacaktır. Yani bağıl olarak düşük Na / K oranı ve yüksek Al / ( K +

Na + Ca / 2 ) oranına sahip olacaktır. Ayrıca, kolayca anlaşılabileceği gibi, ilksel Sr87 /

Sr86 değerleri de bağıl olarak yüksek olacaktır.

Kıvrım kuşaklarında görülen I tipi granotoyidleri oluşturan mağmalar, bazaltik

bileşimdeki kayaçlardan türeyebileceği gibi, daha uygun olarak ortalama % 60 SiO2

içeriğine sahip bir mağmatik kayaçtan- yani tipik andezitik kayaçlardan da türeyebilir.

Herhangi bir sedimenter çevrim etkisinde kalmamış böyle bir mağmatik kayaçta bağıl

olarak yüksek Na / K oranının yanı sıra Na + K + Ca toplamının miktarı Al’ a göre bağıl

olarak yüksek olacaktır. Böyle bir kaynak kayaçtan kısmi erime yoluyla oluşan mağma da

hiç süphesiz yukarıdaki jeokimyasal özellikleri yansıtacak ve I-tipi granotoyidlerin

jeokimyasal özelliklerini oluşturacaktır.

Mineralojik özellikler

S – tipi granotoyidler’ in ana mafik minerali : biotit ve  muskovit içerir. ( iki mikalı

granit : granulit ) Tali mineral olarak : apatit, ilmenit, granat, kordiyerittir.

Granit ve löko monzogranitler ile temsil edilirler.

A / CNK > 1.1

87Sr / 86Sri > 0.707

18 O > % 9

Kıtasal çarpışma alanlarında yer alırlar.

I – tipi granotoyidler ise ana mafik mineral olarak : hornblend + biotit içerir. Tali mineral

olarak : manyetit, sfen ve apatit içerirler.

Genellikle granodiyorit, tonalit, monzonitik granit ile temsil edilirler.

A / CNK < 1.1’ dir.

87Sr / 86Sri < 0.706’dır.

18 O < % 9’ dur.

Aktif kıta kenarı magmatik kuşaklarında yer alır.

A – TİPİ GRANOTOYİDLER

Alkalin, anorojenik ve susuz özellikte olan granitoyidlerdir. Duraylı kratonlarda ve rift

alanlarında gelişir. Yaygın pertit oluşumları içerir. Yüksek Fe / Mg oranına sahiptirler.

Mineralojik özellikler

Gabo ve Mumbulla serileridir. Ana mineralleri : Kuvars, K+ feldspat ( ortoz ), plajioklas

( albit ), biotit’ tir.

Jeokimyasal özellikler

A – tipi granotoyidlerin MgO ve CaO içerikleri daha az iken, Na2O + K2O değeri daha

yüksektir. Bununla birlikte, SiO2 içeriği çok yüksek olan bazı I – tipi granitoyidlerin

Na2O + K2O miktarları hemen hemen A – tipi granitoyidlerinkine yakın değerler

alabilmektedir. Bütün SiO2 bileşim aralığı göz önüne alındığında Nb, Ga, Y, Ce, Zn ve Zr

gibi iz elementler A – tipi granitoyidlerde bol miktarda bulunmaktadır. Ayrıca Sr içerikleri

I – tipine oranla iki kat daha fazladır. Bunların yanı sıra, NTE ve Pb içerikleri yüksek iken

Sr ve Rb içerikleri I – tipi ile çakışabilmektedir. Bunların Ni, V, Co ve Cr içerikleri ise

düşüktür. F ve Cl elementlerinin A – tipi granitoyidlerin mağmalarında çok aşırı şekilde

zenginleşmiş olması gerekmektedir.

M – TİPİ GRANİTLER

Genellikle plajiogranitlerle temsil edilirler.

Egemen mafik mineralleri : hornblend, biyotit ve piroksendir. Alkali feldspat intersitisiyal ve

mikrografik dokuludur.

A / CNK < 1.0

87Sr / 86Sri > 0.704

18 O < % 9’ dur.

Ofiyolit dizilerinde ve seyrek olarak okyanusal ada yaylarında gelişir ve manto kökenlidir.

Granitoyidlerin ana tektojenetik grupları

1- Okyanus sırtı granitoyidleri ( ORG )

2- Volkanik yay granitoyidleri ( VAG )

3- Levha içi granitoyidleri ( WPG )

4- Çarpışma ürünü ( kollizyon ) granitoyidleri ( COLG )

Okyanus sırtı granitoyidleri : ofiyolitik topluluklar içinde görülen küçük granitoyid

çıkmalarından elde edilmiştir. Bu çıkmalara “okyanusal plajiyogranitler” denir. Bu terim,

okyanus sırtlarından çok, okyanusal kabuk içinde sokulum halinde bulunan granitoyidleri

tanımlamaktadır. ORG terimi, ofiyolitik dizilim gösteren okyanusal kabuğun bizzat bir

bölümünü oluşturan granitoyidleri tanımlamaktadır. Ana koyu renkli mineralleri :

Hornblend’dir. Bu gruba kuvars diyorit ve tonalit bileşimine sahiptir.

Volkanik yay granitoyidleri : Toleyitikten kalk-alkalin ve şoşonitik bileşime kadar

değişenbu kayaçlar, okyanusal konumdan kıtasal konuma kadar değişen tektonik

ortamlarda bulunabilmektedir. Kalk-alkalin kayaçların bol miktarda bulunduğu bu

örnekler aynızamanda toleyitik kayaç serileri de içerirler. Bu plütonların hepsi kalk-

alkalin, yüksek potasyumlu kalk-alkalin ve şoşonitik serilere aittir. Önemli koyu

mineralleri : biotit vehornblend’dir. Kuvars monzonit, granodiyorit ve dar anlamda granit

bileşimine sahiptir.

Levha içi granitoyidler : Bunlar, içine sokulum yaptıkları kabuksal malzemenin

durumuna göre alt gruplara bölümlenebilir. Bunlar ;

a- Normal kalınlığa sahip kıtasal kabuk içine sokulum yapan granitoyidler

b- Epeyce inceltilmiş kıtasal kabuk içine sokulum yapan granitoyidler

c- Okyanusal kabuk içine sokulum yapan granitoyidlerdir.

Kuvars siyenit, dar anlamda granit ve alkali feldspat granit bileşimine sahiptir.

Koyu renkli mineralleri : sodik amfibol  sodik piroksen, biotit + sodik amfibol

parajenezine kadar değişebilmektedir.

Çarpışma granitoyidleri : tipik olarak granit bölgesine düşen sin-tektonik bu

granitoyidler; muskovit içeren peralümino karakterli ve daha çok S-tipi granitoyidlerde

görülen özelliklere sahip granitoyidlerdir. Biotit ve hornblend içerir. Kıta-kıta, kıta-yay,

yay-yay çarpışmalarını teşkil ederler.

GRANİTLERİN PETROLOJİSİ

Granitleşme : Basit veya heterojen bileşime sahip kayaçların, mağmatik bir safha

geçirmeksizin, granitik bileşime ve tekstüre ( doku ) dönüşümü anlamında geniş çapta

kullanılmıştır.

Gerçekte bir granit mağması mevcuttur. Çeşitli bir çok olay, granitik bileşimli lakolit, dayk,

sil ve bir çok stok’un sıcak, az veya çok viskoz bir mağmanın kristalleşmesi sonucu meydana

geldiğini gerçekler.

Mağmatik granitik kayaçlara ait petrografik kriterleri şöyle özetlemiştir ;

1- Tekstürün bütünde üniform bir şekil bahis konusudur…

2- Münferit mineraller, özellikle ilk teşekkül edenler ekseriya hipidiyomorfiktir ve kesin sınırları vardır. Fenokristaller ise idiyomorfikdir.

3- Mineraller içinde mevcut enklüzyon şeklindeki kristaller, mağmadan ilk ayrılan ürünleri temsil ederler ve bunlar, genellikle içinde bulundukları minerallerle fiziko-kimyasal bir uygunluk gösterir.

4- Minerallerin yüksek sıcaklık formlarını, örneğin sanidin içerirler. Tipik düşük sıcaklık mineralleri de genel olarak döterik alterasyon zonları tarafından kuşatılırlar.

5- Kontaktlara ait ince kesitlerde mağmatik kütleler ve onun etrafında yer alan formasyonlar arasında, genellikle kesin bir farkın varlığı müşahede edilir.

6- Ksenolit ve ksenokristallerle, ilk mağmatik veya geç mağmatik safha kristalizasyonları arasında reaksiyonların mevcudiyeti görülebilir. Aynı kökenden gelen benzer enklüzyonlar ilksel mağmatik safhalar hakkında bilgiler verir.

7- Her zaman rastlanmayan tali minerallerin mevcudiyeti, bir safhada, farklı tipte mağmatik kayaçların varlığına işaret eder.

8- Değişim diyagramlarında kullanılan analizler, mağmatik diferansiyasyonun varlığını gösterir.

Granitleşme kavramı esas itibariyle ; yakında mevcut mağmatik kütlelerden gelen volatil

veya likitlerin etkisi altında veya bazı petrolojistlerin kabul etmedikleri gözenek boşluklarında

mevcut orijinal sıvıların, sıcaklığın yükselmesi ile aktif hale gelmesi sonucu, daha önce

mevcut kayaçların rekristalizasyonudur.

Granitleşme mekanizması; viskoz lav şekli dahil, mağmanın bütün tedrici geçişlerini ve

mevcut seyreltik hidrotermal çözeltilerin her türünü kapsamı içine alır.

Ayrıca, granitik bileşimli mağmanın varlığını gerçekleyen en öneli bulgular meyanında, geniş

sahalar kaplayan riyolitik kayaçların varlığı ve çık sayıda dayk, sil v.b gibi yapıların riyolitik

bileşim göstermeleridir.

GRANİT MAĞMALARI

Silis tenörü çoğunlukla % 60’dan fazla olan asit mağmalardır. Yer kabuğunun derin

zonlarındaki muhtelif kayaçların kısmi ergimesinden oluşurlar. Kimyasal bileşimleri geniş

sınırlar içindedeğişir. Kuvarslı diyorit’ten granodiyorit’e ve alkali granite kadar uzanan geniş

bir değişim aralıkları vardır.

K, Na ve Alüminyumca zengin, buna mukabil Fe, Mn, Mg ve Ca bakımından fakirdirler.

Kıtasal bölgelerde batolit veya stoklar halinde katılaşırlar.

Laboratuvar deneyleri, yer kabuğunu oluşturan çeşitli kayaçların yüksek sıcaklık ve basınç

altında kısmen ergiyerek, granit bileşimli mağmaların teşekkül edebileceğini doğrulamaktadır.

GRANİTLERİN KİMYASAL

BİLEŞİMİ

Oksit Ağırlık %

SiO2 70.18

TiO2 0.39

Al2O3 14.47

Fe2O3 1.57

FeO 1.78

MnO 0.12

MgO 0.88

CaO 1.99

Na2O 3.48

K2O 4.11

H2O+ 0.84

H2O- 0.03

P2O5 0.19

YARARLANILAN KAYNAKLAR

Granitoyidler, Boztuğ Durmuş, MTA yayınları eğitim serisi no : 30

Granite petrology and the granite problem, Marmo.V

Petrografi ve Petroloji, Çoğulu H.Ersen, cilt .1 mağmatizma

Petrografi Prensibleri, Uz Bektaş

Petrografi Seminerleri, Uz Bektaş

Osman Serkan ANGI

Jeoloji Mühendisi ( İ.T.Ü )

serkanangi@mynet.com

Türkiye’ Deki Kaplıcalar Ve Maden Suları

Salı, 06 Kasım 2007

Türkiye’ deki Kaplıcalar ve Maden Suları

Kaplıcalar Hakkında Genel Bilgi:

Ilıca olarak da bilinir, maden sularından yararlanma amacıyla kaynarcaların çevresinde kurulan tesislere verilen genel addır.

Araştırmalar sonucunda çeşitli hastalıkların tedavisine yardımcı oldu-

ğu anlaşılan mineral iyonlarıyla yüklü maden sularının oluşumuna ilişkin değişik görüşler vardır. Bu görüşlerden biri, çatlaklardan sızan yerüstü sularının, yolu üzerindeki minarelleri eriterek derinlerdeki ısınmış katmanlara ulaştığı ve buradaki sıcaklığın etkisiyle buharlaşıp yoğunlaşarak yeryüzüne geri döndüğü biçimindedir. Magmaya yakın katmanlarda bazı minarelleri eritmiş durumda bulunan suların buhar-

laşıp yoğunlaşarak tektonik olaylarla yeryüzüne çıktığı görüşü ise baş-

ka bir yaklaşımdır. Maden suları fiziksel özellikleri bakımından çok sıcak, sıcak ve soğuk sular olarak sınıflandırılır. Kimyasal özellikleri bakımından ise bikarbonatlı, sülfatlı, tuzlu, kükürtlü, karbon dioksitli,

demirli, arsenikli, iyotlu, karışık ve radyoaktif madensuları vardır.

Maden suyunun yeryüzüne çıktığı kaynağa kaynarca denir. Bir kaynarca suyunun fiziksel ve kimyasal özelliği bir başkasına, hatta çok yakındaki bir kaynaktan çıkan maden suyunun özelliğine benze-

mez. Bu nedenle tıbbi tedaviye yardım amacıyla kullanımında özenli olmak gerekir. Öte yandan kaplıca sularının hastalıkların iyileştirilme-

sine katkıda bulunma ölçüsü hakkında ayrıntılı ve kesin bilimsel açık-

lama yoktur.

Kaplıca sözcüğü, ılıcanın üstüne bir hamam yapılması sonucunda or-

taya çıkan tesisin “kaplı ılıca” biçiminde tanımlanmasından türemiştir.

Kaplıcalar, özellikleri nedeniyle şifalı sular olarak da bilinen maden sularının yeryüzüne çıktığı kaynarcalar ile bunların çevresinde kurulan

hamam, havuz, klinik, otel gibi tedavi ve konaklama tesislerinden olu-

şur. Tesisler, kaplıca suyundan banyo ve içme kürleriyle yararlanılma-

sına göre farklılıklar gösterir. Üç haftayı bulan banyo kürleriyle hekim

denetiminde fizik tedavi yapılan hidroterapi aygıtlarıyla donatılmış

kaplıcalarda daha geniş tesisler kurulur.

Kaplıcalar sağlık açısından olduğu kadar turizm açısından da önem taşır. İnsanlığın eski çağlardan beri sağlık amacıyla şifalı sulardan ya-

rarlandıkları bilinmektedir. Anadolu’ nun çeşitli yörelerindeki kaplıcaların Yunan ve Roma dönemlerinden beri işletildiğini gösteren

yapı kalıntılarına rastlanır.

Türkiye Kaplıcaları:

Türkiye’ de özellikle kaplıca turizmi bakımından önem taşıyan

başlıca kaplıcalar Yalova, Çekirge, Oylat, Pamukkale, Bolu, Kızılca-

hamam, Gönen ve Haymana kaplıcalarıdır.

Pamukkale

Ege Bölgesi’ nde sıcak maden suyu kaynaklarıdır. Denizli ilinin

Merkez ilçesine bağlı Pamukkale köyünün kuzeydoğusuna düşer.Yak-

laşık 400 m yükseklikteki Pamukkale travertenleri yakınında bulunan antik Hierapolis kenti kalıntılarının çevresinde yer alır.

Doğu-batı doğrultusunda uzanan bir kırık (fay) boyunca breşler ara-sından çıkan kaplıca suyu bikarbonatlı acı maden sularındandır. Sülfat

kalsiyum, sodyum, magnezyum ve karbon de dioksit içeren bu şifalı suların sıcaklığı 33-35.5 derece arasında değişir. Eskiden Hierapolis

kentinin içinde bulunduğu anlaşılan kaynarcalardan çıkan maden sula-

rının sıcaklığının 19. yy başlarında 80 derece olduğuna ilişkin tarihsel

kayıtlar vardır. Daha sonra oluşan bazı tektonik olaylar sonucunda kaynarcaların yer değiştirdiği sanılmaktadır. Toplam debileri yaklaşık

330 lt/sn’ dir.

Pamukkale maden sularından sindirim sistemi, solunum, dolaşım

ve romatizma hastalıklarının tedavisinde yaralanılır.

2- Kızılcahamam Kaplıcaları

Kızılcahamam turizm yönünden Ankara’nın en hareketli ilçelerinden biridir.Hititlere, Friglere, Lidyalılara, Rumlara ait tarihi kalıntılar, mağaralar ve tarihi eserlerden de anlaşılacağı üzere Kızılcahamam değişik medeniyetlere sahne olmuştur.

İlçenin genel özelliklerini Kaplıcaları ve Milli Parkı belirlemektedir. İçinde bulunan şifalı kaplıcalarıyla Kaplıcalar Diyarı adını haketmiştir. Doğal güzellikleri,ormanları çamur banyoları, tarihi eserleri maden ve memba suları ile meşhurdur. Kaplıcalar ile maden suları dünya çapında üne sahiptir.

Tatil yapmak,dinlenmek,tedavi olmak amacıyla yurt içi ve dışından özellikle Ankara’dan gelen konuklar için yakın olması nedeniyle tercih sebebidir. Kızılcahamam’da konaklama tesislerinin yatak kapasitesi yaklaşık 2500 civarındadır.

Festivalleri, kültürel ve sanatsal programları gezinti yerleri,ormanları piknik alanları, insanının cana yakınlığı,termal tesisleri ve ulaşım kolaylığı ile önemli bir turizm merkezidir.

İlçe ekonomisine büyük katkısı olan kaplıcaların Romatizmal, Dermatolojik, Ortopedik, Nörolojik ve Alerjik bazı hastalıkları tedavi ettiği bilinmektedir.

Genel Turizm Açısından:

- Meşhur soğuksu milli parkı,

- Her derde deva termal ve memba suları

- Kurtboğazı Barajı, Eğrekkaya ve Çamlıdere Barajları,

Aydos Yaylası,

-40 kilometre yakınında Karagöl

-Tarihi yapılar,hamamlar,

-Eski çağlara ait mağaralar

-Kız Kalesi, Gelin Kayası,

-Avcılık, olta balıkçılığı,binicilik

-Kamp ve piknik alanları

-Tertemiz hava, nefis bir tabiat

ÜYÜK KAPLICA :

Büyük Kaplıca

İlçe merkezindedir, modern bir görünümde olup, içmeden ziyade banyo kürleri için kullanılır. Derinden gelen, volkanik sulardandır. Kaplıca bölümü, Türk hamamı bölümü ve kadın ve erkeklere ait havuzlardan oluşur. Sodyum bikarbonatlı, hafif klorürlü bir sudur. Kızılcahamam Belediyesi’nin yönetiminde işletilmektedir. Romatizma,egzama, kırık çıkık tedavi sonucu çıkan ağrılarda, kadın hastalıkları, dolaşım yolları, çocuk hastalıklarına iyi gelir. Suyunun sıcaklığı 50 derecedir.

rKüçük Kaplıca

Büyük Kaplıca kaynağının üst tepelerindedir. Suyun geldiği yerdeki kaya oyularak kubbeli bir hamam halini almıştır. Kaya aralığından çıktığı yerdeki sıcaklığı 51 derecedir. Kurnalı hamamdaki sıcaklığı ise 43 dereceye düşer. Tedavi yönünden Büyük Kaplıca’nın şifa değerini taşır.

,Sey Hamamı Kaplıcası

KIZILCAHAMAM’ a 14 km uzakta Güvem bucağı’ na 3 km uzakta bir dere kenarında kaynar. Sıcaklık 43 derecedir. Meşe ve çam ağaçlarının süslediği bir yerdedir. Su, bir değirmen döndürecek kadar bol akar. Erkeklere ve kadınlara ayrı ayrı hamamları ve havuzları vardır. Sular, havuzların dibinden kaynar. Havuzlara, soğuk su katılmadan girilebilir. Kalsiyum bikarbonatlı olan su içilir. Hazmı kolaylaştırır. Romatizma, nevralji, nevrit, kadın hastalıklarında faydalıdır. Geç tutan kırıklar ve mafsal tutukluklarında iyi sonuç alınır.

Maden Suları:

Çamlık Maden Suları.

Mide,karaciğer ,safrayolları, dolaşım sistemi bozokluklarına , bronşiti olan hastalara kalp yorgunluğu ve yetersizliğine ve iç organları hastalıklarına iyi gelmekte ve hazmı kolaylaştırmaktadır.

Kuruluşu 1957

Nitrit mg/lt yok- 100ml’de kaliform bakteri sayısı 0 olup madensuları yönetmeliğine uygundur.

Tüm işlemler eldeğmeden yapılmaktadır.

As-Koop Maden Suları

Mide,karaciğer ,safrayolları, dolaşım sistemi bozukluklarına , bronşiti olan hastalara kalp yorgunluğu ve yetersizliğine ve iç organları hastalıklarına iyi gelmekte ve hazmı kolaylaştırmaktadır.

Kuruluş 1976

Tüm işlemler el değmeden yapılmaktadır.

Altın Memba Suları

Soğuksu Milli Parkı içerisinde ormanın içinde bulunan su kaynağından beslenmektedir. Bu suya ”ALTINSU” adını 17/7/1934 tarihinde ilçeye gelen ulu önderimiz Mustafa Kemal ATATÜRK vermiştir.

Kuruluş 1950 ‘li yıllar

Üretim otomatik makinelerde el değmeden yapılmaktadır

Berrak, renksiz PH=6,5 tortu yoktur.

3- Gönen Kaplıcaları

Marmara Bölgesi’ nde, Balıkesir’ in Gönen ilçesinde yer alan sıcak su kaynaklarıdır. Gönen kent merkezinin kuzey kesiminde bulunan kaplıcalara gelen sıcak sular, yöreden geçen kırık (fay) hattını örten ve geniş bir alan yayılan alüvyon katmanlarının gözeneklerine yerleşmiş durumdadır. Buradaki sıcak su kaynakları Eski kaynak, Çemberli kaynak ve Büyük Kanal adıyla da anılan Mermerli Kuyu’ dur.

Kaynaklar, kaplıca tesislerinin ortasındaki geniş bir parktadır. Eski kaynak suyu 52 derece, Çemberli kaynak suyu 75 derece, Mermerli

Kuyu’ nun suyu da 77 derecedir. Sodyum, sülfat, bikarbonat ve klorür bakımından zengin olan bu kaynak suları, magmatik ve hipotonik su-

lar grubundadır.

Gönen kentine 10 km kadar uzaklıkta Ekşidere Dağ Ilıcası ve Ekşidere Gençlik Suyu kaynakları vardır. Öteki sulardan daha soğuk olan bu kaynaklardan çıkan suların radyoaktivitesi yüksektir. Dağ Ilıcası’ nın suyu 44 derece, Gençlik Suyu ise 18 derecedir.

Gönen Maden sularının banyo olarak romatizma, bağırsak, kan ve kadın hastalıklarında, içme kürleriyle kullanıldığında da sindirim sistemi hastalıklarında olumlu etkisi olduğu bilinir. Gelişmiş ulaşım olanakları ve modern tesisleri olan Gönen Kaplıcaları, kaplıca turizmi

bakımından Türkiye çapında önem taşır ve ilgi görür.

4- Haymana Kaplıcaları

İç Anadolu Bölgesi’ nde maden suyu kaynağıdır. Ankara’ nın

güneydoğusunda, Haymana kasabasındaki tepelik bir alanda yer alır.

Bikarbonatlı ve karbondioksitli sulardandır. Kalker yapılı bir tepecik-

ten kaynaklanır. Yöredeki çöküntü alanında yüzeyden görülmeyen kırıklardan sızan suların geçirimsiz kayaçlar arasından kaynak noktasına doğru çıktığı sanılır.

KAPLICAYA GİDEN HASTALARIN İSTATİSTİKİ DÖKÜMÜ

Hastalıklar Adet İstifa eden İstifa Edemeyen Menfi

Romatizma 4.556 4.326 230 Yok

Lumbago 136 98 38 0

Siyatik 813 735 79 0

Kadın hastalıkları 326 221 105 0

Varis 21 3 2 16

Filebit 4 3 1

Hypertantion 378 268 110

Polinevrit 4 2 2 0

Litilbast 1 1 0 0

Çocuk felci 4 1 3 Az istifade

Osteomiyalit 2 2 0 0

Astım Bronşit 14 14 0 0

Guatr 4 0 4 0

Kilye rahatsızlığı 6 2 4 0

Hemoroit 3 1 0 0

Safra-Karaciğer 20 9 11 Yok

Ankilos 1 1 0 0

Ekzama ve Cilt 58 49 9 0

Sıcaklığı 44 derece olan Haymana kaplıcası’ nın suyu oldukça boldur. İçildiğinde sindirim sistemine yaptığı olumlu etki nedeniyle sofra suyu olarak şişelenmesi önerilmiştir. Banyo için kullanıldığın- da dolaşım ve solunum sistemlerini olumlu yönde etkilediğine inanılır.

Roma ve Selçuklu dönemlerinde de işletilen Haymana Kaplıcası’ nda

bir fizik tedavi kuruluşu vardır.

Kaplıca Suyunun Terkibi ve Özellikleri

Sıcaklığı Kaynakta 44,havuzda 42-43,küvetlerde 41 derecedir.

Radyoaktivitesi 0,155*10-9 gr/lt

Tuz miktarı 1,2211796 gr/lt

Yoğunluğu 15 derecede 1,00017 gr/cm küp

5-Bolu Büyük Kaplıca

Karasu Ilıcaları olarak da bilinir, Bolu kentinin 5 km kadar

güneyinde kaplıcadır. Bolu Ovasının güney kesiminden geçen Kuzey Anadolu fay çizgisinin uzantıları üzerindedir.

Kaynak kesiminde birbirinden bölmelerle ayrılmış, ısısı farklı üç havuzdan oluşan Büyük Kaplıca’ da su sıcaklığı 42-46 derece arasında

değişir. Bu su kalsiyum bikarbonat ve kalsiyum sülfat bakımından ol-

dukça zengindir. Kalsiyum dışında içinde sodyum, magnezyum, po-

tasyum , klor, fosfor ve amonyum iyonları da vardır. Bileşiminde az miktarda da olsa radyoaktif özellikte maddeler bulunduğu ve romatiz-

mal hastalıklara iyi geldiği için aranılan bir kaplıcadır. Suyunun içimi

sert olmakla birlikte çeşitli mide rahatsızlıklarına iyi gelir.

6-Çekirge Kaplıcaları

Marmara Bölgesi’ nde, Bursa kent merkezin kuzeybatısında bir dizi kaplıcadır. Nilüfer Çayı ile Uludağ etekleri arasında

yer alır. Batıdan kuzeydoğuya doğru uzanan kırık hattından aldığı sıcak su kaynaklarının en önemlisi, Yukarı Çekirge’ den çıkan Vakıfbahçe kaynağıdır. Sıcaklığı 47 derece olan yüksek debili bu su yöredeki otellere verilir. Diğer kaynaklar; Bademlibahçe, Karamustafa, Kaynarca, Yenikaplıca, Kükürtlü’ dür. Bu kaynakların suları daha sıcaktır.

İstanbul’ a yakınlık, ulaşım ve konaklama kolaylıkları gibi etkenler yörede canlı bir kaplıca turizminin gelişmesini sağlamıştır. Bizans döneminde Pythia olarak bilinen kaplıcalar, bugünkü adını Çekirge Sultan’ dan söz edilen bir halk öyküsünden almıştır.

7-Oylat Kaplıcası

Marmara Bölgesi’ nin Güney Marmara Bölümü’ nde sıcak maden suyu kaynağıdır. İnegöl ilçesinin Tahatköprü bucağına bağlı Saadet köyü yakınındaki Oylat yöresindedir. İnegöl çöküntü ovasının güne-

yindeki dağlık alanda yer alır.

Sıcaklığı 40 dereceyi, debisi 40 lt/sn’ yi bulur. Kaplıca çevresinde

kaynarcaya gelen maden sularının sızmasıyla yeryüzüne çıkmış bazı,

kaçak kaynaklar da vardır. Yörede göz hastalıklarına iyi geldiğine ina-

nılan Göz Suyu bunlardan biridir. İnegöl kentinden 19 km’ lik düzgün bir yolla ulaşılan Oylat Kaplıcası’ nda konaklama ve hizmet tesisleri vardır.

Maden

Salı, 06 Kasım 2007

ERDEMİR MADENCİLİK SAN. TİC. A.Ş.

ERDEMİR (ERDEMİR MINING INDUSTRY & TRADE INC.)

DİVRİĞİ-SİVAS TÜRKİYE

MADEN

TÜRKİYE DEMİR MADENİ YATAKLARI

İŞLETMELER GENEL MÜDÜR YARDIMCILIĞI

EYLÜL 2004

İÇİNDEKİLER

SAYFA NO

1.GİRİŞ 2

2.DEMİR CEVHERİNİN EKONOMİKLİLİĞİ 2

3.DEMİRİN DOĞADA BULUNUŞU VE DEMİR MİNERALLERİ 3

4.DÜNYADA MEVCUT DURUM 4

5.TÜRKİYE DEMİR MADENCİLİĞİNİN DURUMU 8

6.DEMİR YATAKLARI 15

TÜRKİYE DEMİR YATAKLARI

GİRİŞ

Günümüzde Demir – Çelik, sanayinin temel hammaddesini oluşturmakta ve ülke kalkınmasında önemli rol oynamaktadır. Ülkenin ekonomik gelişmeleri kişi başına düşen gayri safi milli hasıla dışında, kimi istatistiklerde kişi başına düşen demir-çelik tüketimi ile de ölçülmektedir.

Metaller arasında en çok kullanılan ve en ucuz olan demir ve bir demir alaşımı olan çelik, günlük yaşantımızın her alanında karşımıza çıkmaktadır. Bununla birlikte insanlar demiri, uygarlık tarihinin erken dönemlerinden (neolitik kültür) beri bilinen altın, bakır, ve tunçtan çok daha sonra kullanmaya başlamışlardır. Bakır, kalay, kurşun, gümüş ve altın gibi yumuşak madenlerin kolaylıkla işlenmesine karşın, demirin ergitilmesi için o dönem fırınlarına göre daha yüksek bir sıcaklık (1539 0C) ve katkı maddeleri (kömür ve kireçtaşı) gerekmekteydi. Demir Mısır, Mezopotamya ve Anadolu’da eski çağlardan beri bilinirdi. En eski dönemlerde altın kadar önemli olan demir, önemli kişilere ait kılıçların keskin yanlarıyla, süs eşyası yapımında kullanılıyordu. Bununla ilgili Anadolu bir çok eserler bulunmuştur.

DEMİR CEVHERİNİN EKONOMİKLİLİĞİ

Demir cevherinin ekonomikliliğini etkileyen iki önemli faktör vardır.

A- JEOLOJİK ETKENLER

1-) Cevherin Tipi ve Tenörü : Doğrudan yüksek fırına gidecek türde yıkama cevheri, ağır ortam cevheri, vd. Rice oranı* safsızlıklar.

2-) Tonaj: Ham cevher rezervi, elde edilebilecek ürün miktarı, sermaye maliyetine etkisi.

3-) Tane Boyu: Öğütme boyu, doku cevher minerallerinin ayrılması yabancı maddelerin atılması.

4-) Öğütülebilme: Cevherin konsantre ve pelet yapılabilecek boyda öğütülmesi ve bu iş için gerekli elektrik enerjisinin Ton/KW/Saat.

5-) Mineraloji: Manyetit, Hematit, Götit, Silikat ve Karbonat yabancı madde mineralojisi.

6-) Cevher Tiplerinin Dağılımı: Tenörü, dokusu, mineralojisi seçmeli madencilik yapılabilir mi?

* Rice Oranı: Fe / SiO2 + Al2O3

7-) Örtü Malzemesi: Kalınlığı, cinsi, doğası, yer altı mı yoksa açık işletme mi?

8-) Cevherin Geometrisi: Gövdenin duruşu, düşeyde metre başına Ton miktarının dekapaj oranı üzerindeki etkisi.

9-) Yer: Topografya, iklim

B- JEOLOJİK OLMAYAN ETKENLER

1-) Pazar ve Fiyat

2-) Politik ve genel iş atmosferi

3-) Taşıma Maliyeti

4-) İşçilik ve yerleşme olanakları maliyetleri

5-) Yapım maliyeti

6-) Güç kaynağı

7-) Su temini

8-) Vergiler

9-) Ruhsat Hakkı (Rödevans)

10-) Enflasyon Etkisi

11-) Atıkların uzaklaştırılması

12-) Ortamın etkisi= Ekoloji

13-) Finansman

DEMİRİN DOĞADA BULUNUŞU VE DEMİR MİNERALLERİ

Demir % 5,4 bir bolluk ortalamasıyla yer kabuğunun Oksijen, Silis ve Alüminyumdan sonra dördüncü yaygın elementtir.

Kimyasal ve Fiziksel Özellikleri

Atom Numarası: 26

Atom Ağırlığı: 55.85

İyon Yarıçapı: Fe+2 : 0.86 A0

Fe+3 : 0.73 A0

Elektronegativite: Fe+2 : 6.18

Fe+3 : 1.9

Ergime Noktası: 15350

Kaynama Noktası: 27350

Elektrik İletkenliği: 12.25

Isı İletkenliği: 11.9

Yoğunluğu: 7.83 gr/cm3

Demir doğada +2 (Ferro) +3 (Ferrik) ve 0 değerli olmak üzere üç biçimde bulunur. En önemli Demir Cevheri Mineralleri;

Cinsi Kimyasal Formülü Olabileceği En Yüksek Tenör %Fe

- Manyetit FeO.Fe2O3 72.4

- Hematit Fe2O3 69.64

- Götit HFeO2 62.69

- Limonit FeO (OH) NH2O 62.3

- Siderit FeCO3 62.1

DÜNYADA MEVCUT DURUM

a) REZERVLER

A.B.D. Maden Dairesi istatistiklerine göre dünyada demir cevheri kaynakları ham cevher olarak 870 milyar Ton’un üzerinde tahmin edilmektedir. M.T.A.’nın Pazar ekonomisi ülkeleri için yapmış olduğu bir araştırmada Toplam 753 milyar Ton rezervin ülkeler bazındaki değerleri aşağıda verilmiştir.

Ülke Ortalama Tenör % Rezerv (Milyon Ton) Metal (Milyon Ton)

Cezayir 51,9 1.009,7 437,4

Avustralya 60,1 11.105,9 6.270,9

Brezilya 63,3 5.552,9 3.009,7

Kamerun 30,1 196,8 49,8

Kanada 34,7 6.249,1 1.260,5

Şili 54,5 141,0 66,2

Gabon 63,9 506,9 237,7

Gine 64,4 935,0 569,8

Hindistan 52,2 1.590,6 477,5

Fildişi Sahili 35,7 659,4 208,7

Liberya 40,3 1.741 510,8

Moritanya 43,9 510,7 80,6

Meksika 45,5 464,1 147,1

Yeni Zelanda 15,5 271,2 33,9

Norveç 32,6 187,3 51,8

Peru 53,5 1.433,3 644,7

Portekiz 37,0 243,7 52,2

Senegal 63,6 334,6 70,8

Sierra Leone 32,,3 57,1 15,0

Güney Afrika 64,0 1.293,8 656,5

İspanya 53,7 33,9 16,7

İsveç 47,8 1.029,1 911,4

ABD 25,6 36.909,8 6.974,8

Venezuela 62,9 1.336,3 801,5

TOPLAM 75.304,6 24.149,5

Eski Sovyetler Birliği Ülkeleri, Doğu Avrupa ve Çin dahil edildiğinde Toplam dünya ekonomik ham cevher rezervi 150 milyar Ton’a ulaşmaktadır.

b) ÜRETİM

. Üretim Yöntemi ve Teknoloji

Dünya üzerinde mevcut demir cevheri yataklarının İsveç’teki ocaklar haricinde tümü açık ocak işletmesi olarak faaliyet göstermektedir. Ekonomik açıdan çok uygun olan patlatma ve yükleme ile özellikle düz alanlarda çok geniş sahalara yayılmış olan Avusturalya ve Brezilya’daki yataklarda düşük maliyette cevher üretimi gerçekleştirilmektedir.

Uluslararası piyasadaki üreticiler nispeten düşük bir fiyatla büyük miktarda yüksek tenörlü cevher sağlayabilmektedirler. Bu amaçlara varmak için büyük ölçekli ocaklarda bilgisayar yardımıyla planlama ve üretim kontrol sistemi ile yüksek mekanizeli açık işletme madencilik metodları uygulanmaktadır. Ayrıca çıkarılan tüm demir cevheri pazarlamadan önce işleme tabi tutulmaktadır. Bunun amacı demir içeriğini en azından % 63′e kadar arttırmak, empuriteleri azaltmak ve ürünlerin fiziksel koşullarını kontrol etmektir. Demir cevherinin bu şekilde işlenmesi satılabilirliğini artırmaktadır ve maden işletmeleri için ek değer oluşturmaktadır.

İlk aşamada işlem, ya parça cevher ya da toz olarak bilinen demir cevheri konsantreleri üretmektir. Bu ürünler arasında tane boyutları açısından az fark vardır. Bazı ürünler tozlar olarak sınıflandırılırlar. Bunlar peletlik cevher, kumları ve sinter tozları gibi çok ince boyutlu malzemelerdir. Spesifikasyonları değişiktir ve herhangi bir üretici tarafından farklı tenörlerde pazarlanabilir.

Brezilya devlet kuruluşu CVRD, %64,5 demir ile dünya pazarlarına standart sinterlik toz cevher sağlamaktadır. Ayrıca diğer önemli Brezilya üreticisi MBR %66 demir içeriği olan sinter tozlarını dünya pazarlarına sunmaktadır. MBR ayrıca % 68 gibi yüksek bir demir içeriğine sahip pelet konsantresi de üretmektedir.

Tüketilen demir cevherinin oldukça büyük bir kısmı, yüksek fırınlara ya da direkt redükleme tesislerine beslenmeden önce işleme tabi olur. Bu işlem aglomerasyon projesi olarak bilinir. Sinterleme ve peletleme olarak iki şekli vardır.

Az miktarda sinter uluslararası ticarete girmektedir. Sinterin çoğu, çelik üreticileri tarafından kendi, ihtiyaçlarında kulanılmak üzere yapılmaktadır. Demir cevherinin büyük tonajı pelet şeklinde sevkedilmektedir. Pelet iç tüketimden ziyade ihracata yönelik olarak üretilmektedir.

Demir cevherinin peletlenmesi, madenciliğin ve işletmecilik operasyonlarının bir bölümü olarak üstlenilmektedir. Dünyanın pelet fabrikalarının çoğu madenlerde ya da daha genel olarak, sevkiyat noktalarında bulunmaktadır. Brezilya dünya demir cevheri peletlerinin en büyük ihracatçısıdır ve örnek olarak, Tubarao limanında 6 pelet fabrikası mevcuttur. Brezilya pelet üreticisi Nibrasco yılda 6 milyon tonu aşkın kapasite ile Tubarao da iki fabrika işletmektedir. Peletler marjinal olarak % 64.5 düşük Fe spesifikasyonuna sahiptir.

c) TÜKETİM

Dünya Demir Cevher tüketimi bölgeler ve bazı ülkelere göre verilmiştir.1985-1995 yılları arasında dünya ülkelerinin görünür demir cevheri tüketimlerini 1950 yılında 981 milyon Ton ile rekor seviyeye ulaşmıştır.

BÖLGESEL TÜKETİMLER

1992 milyon ton

1) Gelişmiş Ülkeler Toplam 358,7

AET 126,4

Japonya 113,8

ABD 62,4

2) Gelişmekte Olan Ülkeler Toplam 160,0

Asya 87,7

Latin Amerika 61,8

Doğu Avrupa Ülkeleri 160,4

Eski Sovyetler 135,0

Sosyalist Asya Ülkeleri 231,0

Çin 221,1

DÜNYA TOPLAMI 910,4 milyon ton

Dünya Demir Cevheri İhracatında Önde Gelen Ülkeler

Ana İhracatçılar Dünya İhracat Miktarı (Milyon Ton) Dünya İhracatı Payı %

1-Brezilya 28,8 29

2-Avusturalya 28 28,1

3-Hindistan 7,8 7,6

4-BDT 6,9 7,4

5-Kanada 7,5 6,8

6-İsveç 3,9 4,2

7-Güney Afrika 3,9 4,1

8-Venezuella 3,4 2,2

9-Moritanya 2,5 2,2

10-Şili 1,9 1,6

Dünya Demir Cevheri İthalatında Önde Gelen Ülkeler

Ana İthalatçılar Dünya İthalat Miktarı (Milyon Ton) Dünya İthalat Payı %

1-Japonya 32,2 30,5

2-Almanya 11 11,1

3-Kore 7,2 8,5

4-Çin 4,7 6,7

5-Belçika/Lüksemburg 4,9 4,8

6-Fransa 4,6 4,6

7-İngiltere 4,7 4,2

8-İtalya 4,5 4,0

9-ABD 3,4 3,3

10-Çekoslavakya 3,0 3,1

5- TÜRKİYE DEMİR MADENCİLİGİNİN DURUMU:

5.1. DEMİR CEVHERİ YATAKLARININ DAĞILIMI:

Türkiye’de bu güne değin 900 kadar mıntıkada demir cevheri saptanmış olup, ekonomik olabileceği düşünülen 500 civarında mıntıkada etüt yapılmıştır. Bu çalışmalarda, Türkiye demir cevheri bakımından, 10 bölgeye ayrılmıştır:

1. Sivas-Malatya Bölgesi,

2. Kayseri - Adana Bölgesi,

3. İçel Bölgesi,

4. Payas - Kilis Bölgesi,

5. Giresun Bölgesi,

6. Ankara - Kırşehir Bölgesi,

7. Sakarya - Çamdağ Bölgesi,

8. Çanakkale - Balıkesir Bölgesi,

9. Kütahya Bölgesi,

10. Aydın - İzmir Bölgesi,

Ancak bu bölgelerin demir tenörü ve rezervleri değişkenlik arz etmektedir. Bu nedenle daha sağlıklı bir bölgelendirme şu şekilde yapılabilir.

5.1.1. SİVAS-MALATYA-ERZİNCAN BÖLGESİ

Bu bölge, halen işletilmekte olan madenlerin büyük kısmını ihtiva etmesi, rezervlerinin büyüklüğü ve ileride değerlendirilebilecek düşük tenörlü rezervleri de içermesi nedeniyle, Türkiye’nin en büyük demir cevheri bölgesidir. Halen yüksek tenörlü, direk şarjlık cevher üretim merkezi durumunda olan bu bölgede; 1985 yılında Divriği Konsantrasyon ve pelet tesisleri üretime başlamıştır. Düşük tenörlü Hekimhan-Deveci sideritlerini işlemek için planlana kalsinasyon tesisleri ile yine düşük tenörlü Hekimhan-Hasançelebi manyetit yataklarının işletilmesi için düşünülen Konsantrasyon ve pelet tesislerinin de bu bölgede yer alacak olması, bölgenin uzun yıllar Türkiye demir madencilik bölgesi olacağını göstermektedir.

Bu bölgede son yıllarda yapılan çalışmalarla önemli rezerv artırıcı gelişmeler kaydedilmiş olup; Divriği A+B Kafa, Dumluca, Bizmişen, Kurudere, Çetinkaya, Otluklise, Deveci, Karakuz, Sivritepe, Hasançelebi bu bölgenin önemli cevher yataklarıdır.

5.1.2. KAYSERİ-ADANA BÖLGESİ

Türkiye’nin ikinci derecede önemli demir cevheri bölgesi olup, daha ziyade yüksek tenörlü, direk şaıjlık cevherler içermektedir.

Attepe, Kızıl Menteş, Karaçattepe, Mağrabeli (Koruyeri), Elmadağbeli, Ayıdeliği, Kararnadazı ve Tacir demir yataklarının bulunduğu bu bölgede, son yıllarda (1989-1993) MTA tarafından yapılan etüd ve sondajlı aramalar sonucunda Mansurlu-Attepe civarında önemli rezervler ortaya çıkarılmış olup, yeni rezervIerin bulunması beklenmektedir.

5.1.3. ANKARA-KESiKKÖPRÜ BÖLGESİ

Ankara-Bala, Kırıkkale-Keskin arasında yeralan bölgede; Madentepe, Büyükocak, Camiisağır, ve Camiikebir yatakları bulunmakta olup, uzun yıllardır Karabük Demir Çelik Tesislerine sevkiyat yapılmaktadır

5.1.4. BATI ANADOLU BÖLGESi:

Batı Anadolu Bölgesi demir cevheri yatakları, genellikle yüksek tenörlü, ancak empüriteli cevher ihtiva etmektedir. Bu cevherler ancak diğer cevherler ile harmanlamak suretiyle empüriteleri tolore edilerek kullanılırlar. Bölgede mevcut Şamlı cevheri Cu, Eymir cevheri As ve Ayazmant cevheri Cu ve S yönünden empüritelidir.

Ayazmant, Büyük ve Küçük Eymir, Çavdar, Hortuna sahaları bu bölgede bulunmaktadır.

5.1.5. DİĞER BÖLGELER

Yukarıda söz edilen bölgeler dışında kalan cevher yatakları, belirli bir bölgede toplanamayacak şekilde dağınık olup en önemlisi, Bingöl - Genç - Avnik yatağıdır. Yatak önemli miktarda rezerv olmakla beraber fosfat (P) empüritesi içerdiğinden teknolojik proses gerekmektedir. Ayrıca; Sakarya - Çamdağ (karbonat ve silisli), Payas (yüksek alüımınalı), İçel yöresindeki (düşük tenörlü) yataklar, Bitlis - Meşesırtı, Öküzyatağı (Fosfat empüriteli), Adıyaman - Çelikhan - Bulam (Fosfat empüriteli), Kahramanmaraş - Beritdağı (düşük tenörlü), yozgat - Sarıkaya (düşük tenörlü) gibi sorunlu cevher yataklarıda teknolojik proses gerektirmektedir. .

5.2. DEMİR CEVHERİ REZERVLERİ:

Ülkemizde demir cevheri ve rezervleri, Demir Çelik Fabrikalarının kullanımına göre 3 kategoride toplanabilir. Aşağıdaki tablo ve açıklamaları verilen, Türkiyenin bu güne kadar tespit edilen demir cevheri rezervi; işletilebilir 80,3 milyon ton, Sorunlu 962,8 milyon ton ve potansiyel 321,5 milyon ton olmak üzere toplam 1363,5 milyon tondur.

5.2.1. İŞLETİLEBİLİR DEMİR CEVHERİ REZERVLERİ:

Bu kategoride gösterilen cevher yatakları, bugüne kadar üzerinde belirli düzeyde arama çalışmaları yapılmış ve işletme faaliyetlerinde bulunulmuş demir cevheri yatakları olup halen çoğunda üretim devam etmektedir. Demir (Fe) tenörleri %51-62 arasında olup, ortalama tenörü %55 civarındadır. 22 yatağın rezervi; görünür 89,2 milyon ton, muhtemel 41,1 milyon ton olmak üzere toplam 130,6 milyon tondur. Ancak işletilebilir miktarı 1996 yılı itibariyle 80,3 milyon tondur. (50,3 milyon tonluk cevher rezervi, sorunlu yataklar arasında gösterilmiştir.)

TÜRKİYE İŞLETİLEBİLİR DEMİR CEVHERİ REZERVLERİ

İİİİ REZERV ( 1000 Ton )

GÖRÜNÜR MUHTEMEL TOPLAM İŞLETİLEBİLİR

A-KAFA SİVAS-DİVRİĞİ 25.000 - 25.000 25.000 54

B-KAFA SİVAS-DİVRİĞİ 9.600 - 9.600 9.600 56

EKİNBAŞI SİVAS-DİVRİĞİ 9.111 2.000 11.111 9.111 55

DUMLUCA SİVAS-DİVRİĞİ 1.760 - 1.760 1.760 57

PURUNSUR SİVAS-DİVRİĞİ 100 1.800 1.900 100 55

TAŞLITEPE SİVAS-DİVRİĞİ 60 300 360 60 62

OTLUKİLİSE SİVAS-DİVRİĞİ 800 3.500 4.300 800 54

ÇETİNKAYA SİVAS-KANGAL 1.800 5.000 6.800 1.300 54

ATTEPE ADANA-FEKE 5.900 - 5.900 5.900 57

KARAMADAZI KAYSERİ-YAHYALI 800 1.000 1.800 300 51

KESİKKÖPRÜ ANKARA-BALA 1.800 1.000 2.800 1.800 54

BIZMİŞEN ERZİNCAN-KEMALİYE 9.500 7.500 17.000 5.000 53

BÜYÜKEYMİR BALIKESİR-HAVRAN 3.690 5.400 9.090 340 53

ŞAMLI BALIKESİR-ŞAMLI 190 - 190 190 58

TACİN KAYSERİ-PINARBAŞI 70 100 170 70 51

KIZIL-MENTEŞ KAYSERİ

KARAÇATI YAHYALI

KARAMAĞRA KAYSERİ-YAHYALI

YENİGİREĞİ ADANA-KARASALI 40 100 140 40 57

ELMADAĞ ADANA 1.000 400 1.400 1.000 53

AYIGEDİĞİ KAYSERİ-YAHYALI 590 300 890 590 54

UYUZPINAR ADANA-FEKE 235 - 235 235 58

ŞİRZİ MALATYA-HEKİMHAN 275 - 275 275 49

TOPLAM 81.801 43.400 125.201 75,040 53

Görünür Rezervi İle İşletilebilir Rezervi Farklı Olan Yataklar

Sorunlu Tablosunda Da Ayrıca Gösterilmiştir.

5.2.2. SORUNLU DEMİR CEVHERİ REZERVLERİ

Bu yataklar rezerv arama çalışmaları yapılmış ve görünür+muhtemel rezerv potansiyeli belirlenmiş, ancak içinde, fabrikalar tarafından istenmeyen emprüteler bulunduğundan dolayı işletilmesi kısmen yapılmayan 17 ayrı ocaktan oluşmaktadır. Bu yataklarda; görünür 307 milyon ton, muhtemel 655,8 milyon ton olmak üzere toplam 962,8 milyon ton rezerv bulunmaktadır. Bu yatakların demir tenörleri Fe %19-54 arasında değişmektedir.

TÜRKİYE SORUNLU DEMİR CEVHERİ REZERVLERİ

İİİİ REZERV ( 1000 Ton ) TENÖR

GÖRÜNÜR MUHTEMEL TOPLAM (% Fe)

ÇAVDAR AYDIN-SÖKE 2.800 9.200 12.000 42,00 xxx

KESİKKÖPRÜ ANKARA-BALA 1.800 - 1.800 44,52 x(SiO2veS)

AYAZMANT BALIKESİR-AYVALIK 5.600 - 5.600 52,00 *(Cu)

BERİTDAĞ K.MARAŞ-GÖKSUN 150 - 150 52,00 xx

UZUNPINAR KAYSERİ-PINARBAŞI 200 150 350 50,00 x(SiO2)

ÇAMDAĞ-1 SAKARYA-KARASU 1.300 20.000 21.300 37 x(SiO2)

ÇAMDAĞ-2 SAKARYA-KARASU 1.500 77.500 79.000 18,38 x(CaCO3)

OTLUKİLİSE SİVAS-GÜRÜN 34.000 - 34.000 31,76 x(SiO2 -Al2O3),xxx

HASANÇELEBİ MALATYA-HEKİMHAN 160.000 525.000 685.000 19,00 x(TiO2), xxx

AVNİK BİNGÖL-GENÇ 35.000 5.000 40.000 43,65 x(P2O5)

KORUYERİ KAYSERİ-DEVELİ 3.300 500 3.800 51,00 xx

DEVECİ (SİD) MALATYA-HEKİMHAN 41.000 - 41.000 39,00 x(CaCO3)

ÇETİNKAYA SİVAS-KANGAL 600 500 1.100 54,00 xxx

BİZMİŞEN ERZİNCAN-KEMALİYE 12.000 8.000 20.000 53,00 x(S),xxx

B.EYMİR BALIKESİR-HAVRAN 2.800 - 2.800 53,00 x(As)

KARAMADIZI KAYSERİ-YAHYALI 500 - 500 51,00 xxx

KARAKUZ MALATYA-HEKİMHAN 1.500 16.000 17.500 41.08 x(SiO2 -Al2O3)

TOPLAM 304.050 661.850 965.900 23,34 *

x Empürüte sorunu var.

xx Dekapaj sorunu var.

5.2.3. POTANSİYEL DEMİR CEVHERİ REZERVLERİ.

MTA kayıtlarında olup, yeteri karar arama çalışması yapılmamış, hemen hemen hepsinde teknolojik işleme tabi tutmadan kullanılamayacak oranda emprüte içeren, tenörleri Fe %14-52 arasında olan 27 yataktan oluşmaktadır.

TÜRKİYE POTANSİYEL DEMİR CEVHERİ REZERVLERİ

İİİİ REZERV ( 1000 Ton ) TENÖR

GÖRÜNÜR MUHTEMEL TOPLAM (% Fe)

SULTANDEDE AFYON-ÇAY - 465 465 50,40 xx

PINARBAŞI ADIYAMAN-ÇELİKHAN - 31.000 31.000 28,56 x(P2O5)

KUŞÇAYIRI ÇANAKKALE-MERKEZ - 430 430 35,00 x(SiO2 -Al2O3)

ÖRENDÜZÜ İÇEL-GÜLNAR - 11.000 11.000 35,00 xx,xxx

HORTUNA İZMİR-TORBALI - 2.000 2.000 45,80 x(As)

NERGELE K.MARAŞ-ELBİSTAN - 4.000 4.000 52,00 x(As)

CAKCAKDERE K.MARAŞ-ELBİSTAN - 1.200 1.200 40,00 x(SiO2)

PAYAS HATAY-İSKENDERUN 6.000 12.000 18.000 35,00 x(SiO2 -Al2O3)

KASTAL HATAY-KIRIKHAN 2.000 4.000 6.000 33,76 x(SiO2 -Al2O3-TiO2),xxx

CABBARDAĞI G.ANTEP-İSLAHİYE - 10.000 10.000 30,00 x(SiO2 -Al2O3)

KORUDAĞ G.ANTEP-İSLAHİYE - 8.000 8.000 30,00 x(SiO2 -Al2O3)

KÜRECİ KÜTAHYA-EMET 20 620 640 42,00 x(SiO2)

ÇATAK KÜTAHYA-EMET - 1.900 1.900 50,00 x(S),xxx

KARAAĞIL KÜTAHYA-EMET - 2.000 2.000 48,80 x(PbS-Zn)

GÜNCEK KÜTAHYA-SİMAV - 140 140 40,00 xx

KALKAN KÜTAHYA-SİMAV - 500 500 50,00 x(SiO2veS)

DİŞBUDAK SİVAS-DİVRİĞİ - 300 300 41,41 x(SiO2)

KIZILDAĞ SİVAS-DİVRİĞİ - 240 240 28,50 x(SiO2veS)

KURUDERE SİVAS-DİVRİĞİ-ÇALTI 20 100 120 50,00 x(S)

YELLİCE SİVAS-DİVRİĞİ - 125.000 125.000 19,00 xxx

UZUNKUYU YOZGAT-SARIKAYA - 6.600 6.600 14,20 xx,xxx

ATKAYASI YOZGAT-SARIKAYA - 380 380 22,00 xx,xxx

KARABACAK YOZGAT-SARIKAYA - 4.500 4.500 30,00 xx,xxx

YILANPINAR YOZGAT-SORGUN - 30.000 30.000 20,00 xx,xxx

BATTALLAR YOZGAT-SORGUN - 13.000 13.000 20,00 xx,xxx

İNÜSTÜ YOZGAT-SORGUN - 42.000 42.000 20,00 xx,xxx

KARAÇAM ESKİŞEHİR-S.HİSAR 400 1.750 2.150 45,00 x(Ni-As)

TOPLAM 8.440 313.125 321.565 23,98 *

x Empürüte sorunu var.

xx Dekapaj sorunu var.

xxx Düşük tenörlü

5.3. DEMİR CEVHER ÜRETİMİ

Türkiye’de demir cevheri üretimine, Karabük Demir Çelik Fabrikalarının kuruluşu ile 1938 yılında Divriği Demir cevheri yataklarından başlandı. Demir cevher üretimi, Erdemir ve İsdemir fabrikalarının kurulması ile giderek artmış ve son yıllarda 5-6 milyon ton seviyelerine yükselmiştir.

Genel olarak, Demir Çelik fabrikalarına uygun kimyevi evsafa haiz cevher bulunan yataklardan yapılan üretim, kırma eleme tesislerinden geçirilerek, fabrikaların istediği, fiziki evsafta toz ve parça cevher olarak ayrılarak fabrikalara sevk edilir. Sadece Divriği’den üretilen tüvönan cevherden pelet ve konsantre cevher üretilmektedir.

Yurtiçi üretiminin, hemen hemen tamamına yakını Sivas-Malatya ve Kayseri-Adana bölgelerinden yapılmaktadır. 1996 yılı üretimlerinin, yarıdan fazlası kamu sektörü tarafından 2 adet ocakta yapılmış, geri kalan ise özel madenciler tarafından 9 sahadan yapılmıştır

Türkiye Maden Rezervleri

Salı, 06 Kasım 2007

*TÜRKiYE MADEN REZERVLERİ

*

* Rezerv (Gör+Muh) (Ton)* Açıklamalar

Altın* 300 Au İçeriği

Alünit* 4 000 000* %7.54 K2O

Antimuan* 106 306 *Sb içeriği

Asfaltit* 74 370 000 AID.2896-5536 Kcal/kg

Asbest* 29 646 379 Değişik lif boylarinda, lif yüzdesi %4 ‘ un üzerinde

Bakır* 2 279 210* *-

Barit* 35 001 304 %71-99 BaSO4 içerikli

Bitümlü Şeyl* 1 641 381 000 OrAID.541-1390 Kcal/kg

Bentonit* 250 543 000 Sondaj+Döküm+Ağartma

Boksit* 87 375 000 %55Al2O3 (25 667 000 ton metal Al)

Bor* 1 805 709 953 *% 24.4-35B2O3 içeriği

Civa* 3 820 Metal Hg

Cinko* 2 294 479* Zn içeriği

Demir* 149 925 000 %55Fe ( 82 458 750 ton metal demir)

Diatomit* 44 224 029 İyi kalite

Dolomit* 15 887 160 000 % 15 MgO ve üzeri

Feldspat* 239 305 500 Albit ve Ortoklaz

Fluorit* 2 538 000 % 40-80 CaF2 İçeriği

Grafit* 90 000 % 2-17 Sabit karbon içerikli, zenginleşebilir

Gümüş* 6 062 Metal Ag

Jeotermal Enerji* 810 MW Termal**** 75 MW Elektrik* *-

Kaolen* 89 063 770* % 15-37 Al2O3

Kaya Tuzu 5 733 708 017 % 88,5 üzeri NaCll ( 200 000 000 tonu göl rezervi)

Kil (Ser+Ref) 354 362 650 Seramik+Refrakter *-

Kurşun* *860 387 Pb İçeriği

Kuvars Kumu* 1 307 414 250 % 90 Üzerinde SiO2

Kuvarsit* 2 270 287 821 % 90 Üzerinde SiO2

Kükürt 626 000* % 32 S içeriği

Linyit* 8 374 372 000* AID.868-5000 Kcal/kg

Lületaşı* 1 483 000(sandık) iyi, orta kalite karışık

Manganez* 4 560 000 % 34.54 Mn (Metal Mn içeriği 1 576 000 )

Mermer* 5 161 000 m3* Toplam Potansiyel Rezerv

Manyezit* 111 368 020* % 41-48 MgO içeriği

Molibden* 2 670 Metal Mo

Nadir Topraklar 953 587 Nadir Toprak Oksiti

Nikel 39 400 000* % 1.21 Ni

Perlit* 5 690 027 600* Değişik genleşme oranlarında

Pomza* 1 472 964 776 m3* *-

Profillit* 6 644 000 Seramik+refrakter+ çimento

Sepiolit 13 546 450 % 50 üzeri Sepiolit

Sodyum Sülfat* 16 536 000 % 81 NaSO4 (13040000 ton gol suyu rezervi)

Stronsiyum 665 072* % 72 Üzeri SrSO4 içerikli

Talk* *482 736* iyi kalite

Titan 95 000 000 Menderes*

24 000 000 Ödemiş %0.4-2.6 TiO2*

%1-1.2TiO2**** (Zenginleşme problemi)

*Taşkömürü 1 126 548 000* İyi kalite

Trona* 233 317 680 % 56 ve üzeri Trona

Toryum* 380 000 % 0.24 ThO2

Turba* 190 000 000 *-

Tungsten* 41 661 W İçeriği

Uranyum* *9 137 % 0.05-0.1 U3O8

Wolfram* 36 719 Metal W

Zeolit* 17 931 375 Klinopitilolit+Höylandit

Zımpara* 3 725 082 iyi kalite

DÜNYA MADENCİLİĞİNDE TÜRKİYE’NİN PAYI

*

Maden Cinsi Dünya Rezervi Türkiye Rezervi**** Dünyadaki Payı (%)* Açıklamalar

Altın 71 000 300 0,42 ton, metal Au

Antimuan 4 695 000 106 306 2,26 ton, metal Sb

Bakır 610 000 000 2 279 210 0,37 ton, metal Cu

Barit 500 000 000 35 001 304 7,00 ton

Boksit 28 000 000 000 48 056 250 0,17 Al2O3 içeriği

Bor***** 420 000 000* 150 000 000 36 B2O3 içeriği

Civa 240 000 3 820 1,59 ton, metal Hg

Çinko 330 000 000 2 294 479 0,69 ton, metal Zn

Demir 124 000 000 82 458 0,07 1000 ton,metal Fe

Diatomit 2 000 000** 44 224 2,21 1000 ton

Feldspat 1 250 000* 239 305 23,93 1000 ton

Florit 310 000* 1 523 0,49 1000 ton CaF2 içeriği

Gümüş 420 000* 6 062 1,44 ton, metal Ag

Krom 7 500 000 000 30 370 182 0,40 ton, %45 Cr2O3

Kurşun 120 000 860 0,72 1000 ton, metal Pb

Kükürt 3 500 000 200 0,01 1000 ton S içeriği

Linyit 524 131*** 7 965 1,52 Milyon ton

Manyezit 3 400 000 50 116 1,47 1000 ton, MgO içeriği

Manganez 5 000 000 1 576 0,03 1000 ton Mn içeriği

Sodyum Sülfat 4 600 000 13 395 0,29 1000 ton

Stronsiyum 12 000 000 210 123 1,75 ton, Sr içeriği

Talk 1 124 000 479 0,04 1000 ton*

Taş Kömürü 519 733*** 1 127 0,22 Milyon ton

Toryum 1 400 000 912 0,07 ton, ThO2

Trona 40 000 000 130 658 0,32 1000 ton

Tungsten 3 300 000 36 719 1,11 ton,W içeriği

*

Kaynak: Mineral Commodity Summaries 1997

************ Mineral Facts of Problems 1995

*********** Industrial Minerals, Minerals Year Book çeşitli sayıları

********** WEC Survey Of Energy Resources 1994

********* MTA Genel Müdürlüğü, Maden Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı

******** Dünya bor rezervleri spekülasyon amacıyla gerçeği yansıtmadığından, kaynak olarak

kullanılan ”Mineral Commodity Summaries1997” de bor rezervlerimizin payı %36 olarak*

görülmektedir. Ancak Dünya bor rezervlerinde Türkiye’nin payının %70 civarında olduğu

sanılmaktadır.

HARÇ VE TEMİNAT BİLGİLERİ

*

A-HARÇLAR 1996 1997 1998 1999 2000

MADEN ARAMA RUHSATNAMESİ TALEPLERİNDEN 3.043.100 5.258.400 9.486.100 16.860.000 26.640.000

MADEN ARAMA RUHSATNAMELERİ (HER YIL İÇİN) 7.612.100 13.153.700 23.729.200 42.190.000 64.170.000

ÖN İŞLETME RUHSATNAMELERİ (HER YIL İÇİN) 26.653.700 46.057.500 83.087.700 147.720.000 224.680.000

MADEN İŞLETME RUHSATNAMELERİ - - - - -

10 YILA KADAR OLAN (10 DAHİL) İŞLETME RUH.LARI 45.697.600 78.965.400 142.453.500 253.280.000 385.230.000

15 YILA KADAR OLAN (15 DAHİL) İŞLETME RUH.LARI 53.309.900 92.119.500 166.183.500 295.470.000 449.400.000

40 YILA KADAR OLAN (40 DAHİL) İŞLETME RUH.LARI 76.160.900 131.606.000 237.417.200 422.120.000 642.040.000

60 YILA KADAR OLAN (60 DAHİL) İŞLETME RUH.LARI 114.242.200 297.410.500 356.128.500 633.190.000 963.080.000

MÜLGA 6309 SAYILI KANUNA GÖRE VERİLECEK*

RUHSATNAMELER (HER YIL İÇİN) 152.326.200* 263.219.600 474.848.100 844.270.000 1.284.130.000

TAŞOCAĞI NİZAMNAMESİ GEREGİNCE VERİLECEK*

RUHSATNAMELER (HER YIL İÇİN) 5.075.000 8.770.900 15.822.700 28.130.000 42.780.000

ARAMA,ON İŞLETME VE İŞLETME RUHSATNAMELERİ*

SAHALARLA İŞLETME İMTİYAZLI SAHALARA* FENNİ*

NEZARETÇİ TAYİNİ TALEPLERİNDEN* 3.804.400 6.574.000 11.859.400 21.080.000 32.060.000

İŞLETME RUHSAT HAKKI,BİRLEŞTİRME,UZATMA,*

KÜÇÜLTME,ALAN DEĞİŞTİRİLMESİ VE TAŞOCAĞI*

MADDELERİNİN MADEN KANUNU KAPSAMINA*

ALINMASI TALEPLERİNDEN 19.037.200 32.896.200 59.344.700 105.510.000 160.480.000

MADEN ARAMA RUHSATNAMESİ, ÖN İŞLETME RUHSATNAMESİ, İŞLETME RUHSAT HAKKI, İŞLETME RUHSATNAMESİ,

İŞLETME İMTİYAZI VE TAŞOCAĞI MADDELERİNİN MADEN KANUNU KAPSAMINA ALINMASI TALEPLERİNİN DEVİR VE*

İNTİKALLERİ SIRASINDA, BU HAKLARIN VERİLMESİ SIRASINDAKİ HARÇLAR YENİDEN ALINIR.

B-TEMİNATLAR

ARAMA RUHSATLI SAHALAR İÇİN* (HEKTAR BAŞINA) 30.000 50.000 100.000 125.000 150.000

ÖNİŞLETME RUH. SAHALAR İÇİN* (HEKTAR BAŞINA) 75.000 125.000 250.000 275.000 300.000

İŞLETME RUH. SAHALAR İÇİN* (HEKTAR BAŞINA) 100.000 175.000 350.00 400.000 450.000

NOT:

******** 1-Yıllık ruhsat harçlarının her yılın ocak ayı sonuna kadar, kayıtlı bulunulan vergi dairesine yatırılması gerekmektedir.Geç*

yatırımlar halinde gecikme zammı uygulanmaktadır.

******** 2- Maden arama ruhsatnamesi, önişletme ruhsatnamesi, işletme ruhsat hakkı, işletrme ruhsatnamesi, işletme imtiyazı ve taşocağı

maddelerinin maden kanunu kapsamına alınması taleplerinin devir ve intikalleri sırasında, bu hakların verilmesi sırasında harçlar*

yeniden alınır.*

BİR MADENİN AÇILABİLMESİ İÇİN ALINMASI*

GEREKEN İZİNLER

*

ALINACAK İZİN İZNİ VEREN MAKAM

1 MADEN RUHSATI MADEN İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

2 ÇED OLUMLU BELGESİ ÇEVRE BAKANLIĞI

3 ATIL DEPOLAMA İZNİ ÇEVRE BAKANLIĞI

4 ÖN EMİSYON VE EMİSYON İZİNLERİ SAĞLIK BAKANLIĞI

5 ARAZİ KULLANIM İZNİ KÖY İŞLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜ

6 ARAZİ KULLANIM İZNİ ARAZİ SAHİBİNDEN

7 ORMAN İZNİ ORMAN BAKANLĞI

8 YER SEÇİMİ İZNİ SAĞLIK BAKANLIĞI

9 TESİS İZNİ SAĞLIK BAKANLIĞI

10 AÇILMA İZNİ SAĞLIK BAKANLIĞI

11 KÜLTÜR BAKANLIĞI OLUMLU GÖRÜŞÜ KÜLTÜR BAKANLIĞI

12 İŞYERİ BİLDİRİMİ SSK,ÇALIŞMA BAKANLIĞI, VERGİ DAİRESİ

13 İMAR İZNİ BAYINDIRLIK BAKANLIĞI VEYA BELEDİYE

14 İNŞAAT İZNİ BAYINDIRLIK BAKANLIĞI VEYA BELEDİYE

15 ELEKTİRİK RUHSATI TEDAŞ

16 SU RUHSATI DSİ VEYA BELEDİYE

17 PATLAYICI MADDE DEPO İNŞAAT İZNİ İÇ İŞLERİ VE BAYINDIRLIK BAKANLIĞI

18 PATLAYICI MADDE SATIN

ALMA VE KULLANMA RUHSATI İÇ İŞLERİ BAKANLIĞI

19 DİĞER İZİNLER ASKERİYE,DSİ,VS.

Mühendisin Yemini

BANA VERİLMİŞ OLAN

MÜHENDİS ÜNVANINA

DAİMA LAYIK OLMAYA,

ONUN BANA KAZANDIRDIĞI

YETKİ VE SORUMLULUKLARIN

HER ZAMAN BİLİNCİNDE OLARAK

HANGİ KOŞULLAR ALTINDA OLURSA OLSUN

ONLARI

ANCAK İYİYE KULLANMAYA

YURDUMA VE İNSANLIĞA

YARARLI OLMAYA,

KENDİMİ

VE KATILDIĞIM MESLEĞİ

MADDİ VE MANEVİ ALANDA

YÜKSELTMEYE ÇALIŞACAĞIMA

NAMUS VE ŞEREFİM ÜZERİNE

YEMİN EDERİM.

Madenci Marşı **

Selam ver selam ver, sesin gür

Kara elmas siyah nur demek kömür

Kara elmas siyah nur demek kömür

Alnını sür, alnını sür İçinde önünde, cevherle maden

Elinde toprağı altın yapar fen

Elinde toprağı altın yapar fen

Yap taç dilersen, yap taç dilersen

Açık gül alnının kırışıkları

Sönük lambam yanar hep ışıkları

Sönük lambam yanar çıksan dışarı

Hep ışıkları, hep ışıkları O taçta arma, şu kazma çekiç

Onun saltanatı kimde vardır hiç

Onun feyyazlığı nerde vardır hiç

Bu nuru iç, bu nuru iç

HARÇ VE TEMİNAT BİLGİLERİ

A- HARÇLAR 1991 1992 1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 2000 2001

* * * * 01.01.1994

06.05.1994 07.05.1994

31.12.1994 * * * * * * *

MADEN ARAMA RUHSATNAMESİ TALEPLERİNDEN 93.300 143.700 232.000 367.400 736.000 1.525.400 3.043.100 5.258.400 9.486.100 16.860.000 25.640.000 39.990.000

MADEN ARAMA RUHSATNAMELERİ (HER YIL İÇİN) 233.200 359.300 580.200 919.000 1.838.000 3.815.600 7.612.100 13.153.700 23.729.200 42.190.000 64.170.000 100.100.000

ÖN İŞLETME RUHSATNAMELERİ (HER YIL İÇİN) 816.300 1.257.900 2.031.500 3.217.800 6.436.000 13.360.300 26.653.700 46.057.500 83.087.700 147.720.000 224.680.000 350.500.000

MADEN İŞLETME RUHSATNAMELERİ * * * * * * * * * * * *

10 YILA KADAR OLAN (10 DAHİL) İŞLETME RUH.LERİ 1.399.500 2.156.600 3.482.900 5.516.900 11.034.000 22.906.100 45.697.600 78.965.400 142.453.500 253.280.000 385.230.000 600.950.000

15 YILA KADAR OLAN (15 DAHİL) İŞLETME RUH.LERİ 1.632.700 2.515.900 4.063.100 6.435.900 12.872.000 26.721.800 53.309.900 92.119.500 166.183.500 295.470.000 449.400.000 701.060.000

40 YILA KADAR OLAN (40 DAHİL) İŞLETME RUH.LERİ 2.332.500 3.594.300 5.804.700 9.194.600 18.390.000 38.175.900 76.160.900 131.606.000 237.417.200 422.120.000 642.040.000 1.001.580.000

60 YILA KADAR OLAN (60 DAHİL) İŞLETME RUH.LERİ 3.498.700 5.391.400 8.707.100 13.792.000 27.584.000 57.264.300 114.242.200 297.410.500 356.128.500 633.190.000 963.080.000 1.502.400.000

MÜLGA 6309 SAYILI KANUNA GÖRE VERİLEN (60-99) YILLIK İŞLETME İMTİYAZLARI (HER YIL İÇİN) 4.665.000 7.188.700 11.609.700 18.389.700 36.780.000 76.354.000 152.326.200 263.219.600 474.848.100 844.270.000 1.284.130.000 2.003.240.000

TAŞOCAĞI NİZAMNAMESİ GEREĞİNCE VERİLECEK RUHSATNAMELER (HER YIL İÇİN) * * * * * * 5.075.000 8.770.900 15.822.700 28.130.000 42.780.000 66.730.000

ARAMA, ÖN İŞLETME VE İŞLETME RUHSANTNAMELİ SAHALARLA İŞLETME İMTİYAZLI SAHALARA

FENNİ NEZARETÇİ TAYİNİ TALEPLERİNDEN 116.600 179.600 290.000 459.300 920.000 1.907.000 3.804.400 6.574.000 11.859.400 21.080.000 32.060.000 50.010.000

İŞLETME RUHSAT HAKKI, BİRLEŞTİRME, UZATMA, KÜÇÜLTME, ALAN DEĞİŞTİRİLMESİ VE TAŞOCAĞI MADDELERİNİN MADEN KANUNU KAPSAMINA ALINMASI TALEPLERİNDEN 583.100 898.500 1.451.000 2.298.300 4.598.000 9.542.500 19.037.200 32.896.200 59.344.700 105.510.000 160.480.000 250.340.000

MADEN ARAMA RUHSATNAMESİ, ÖN İŞLETME RUHSATNAMESİ, İŞLETME RUHSAT HAKKI, İŞLETME RUHSATNAMESİ, İŞLETME İMTİYAZI VE TAŞOCAĞI MADDELERİNİN MADEN KANUNU KAPSAMINA ALINMASI TALEPLERİNİ DEVİR VE İNTİKALLERİ SIRASINDA, BU HAKLARIN VERİLMESİ SIRASINDAKİ HARÇLAR YENİDEN ALINIR.

B- TEMİNATLAR *

ARAMA RUHSATLI SAHALAR İÇİN (HEKTAR BAŞINA) 4.000 6.000 10.000 15.000 15.000 30.000 50.000 100.000 125.000 150.000 180.000

ÖNİŞLETME RUH. SAHALAR İÇİN (HEKTAR BAŞINA) 7.000 10.000 20.000 40.000 50.000 75.000 125.000 250.000 275.000 300.000 360.000

İŞLETME RUHSATLI SAHALAR İÇİN (HEKTAR BAŞINA) 10.000 15.000 30.000 50.000 60.000 100.000 175.000 350.000 400.000 450.000 540.000

*

NOT: 1- Yıllık ruhsat harçlarının her yılın ocak ayı sonuna kadar, kayıtlı bulunulan vergi dairesine yatırılması gerekmektedir. Geç yatırımlar halinde gecikme zammı uygulanmaktadır.

2- Maden arama ruhsatnamesi, önişletme ruhsatnamesi, işletme ruhsat hakkı, işletme ruhsatnamesi, işletme imtiyazı ve taşocağı maddelerinin Maden Kanunu

kapsamına alınması taleplerinin devim ve intikalleri sırasında, bu hakların verilmesi sırasındaki harçlar yeniden alınır.

·1 22 Aralık 2000 tarih/24268 sayılı Resmi Gazete’de Yayımlanan Maliye Bakanlığı Harçlar Kanunu Genel Tebliği’nden (Sayfa 36)

NOT: - İlk müracaatlarda harç ve teminatlar Maden İşleri Genel Müdürlüğü girişindeki Vakıfbank Şubesine Yatırılmaktadır.

o Madencilik Fonu İştirakı (% 5) Ziraat Bankası Emek Şubesi Hesap No: 610656 (Diğer Şubelerden bu hesaba aktarılabilir)’e yatırılacaktır.

o Devlet Hakkı % 5 ile Harçlar kayıtlı bulunan Vergi Dairesine yatırılmaktadır. (Her yılın Ocak ayı sonuna kadar)

o Fenni Nezaretçi Harcı Vergi Dairelerine ve Maden İşleri Genel Müdürlüğü girişindeki Vakıfbank Şubesine Yatırılabilir.

T.p.a.o. , Ankara

Salı, 06 Kasım 2007

T.P.A.O. , Ankara

1954 yılında,M.T.A.´nın Türkiye´de bir petrol potansiyeli ortaya çıkarması sonucunda bu potansiyelin hızla değerlendirilip yurt ekonomisine katkısı amacıyla6326 sayılı Petrol Yasası çıkarılmıştır.Aynı tarihte T.P.A.O. kurulmuştur.

T.P.A.O. kurulması ile , Batman tecrübe rafinerisi ve M.T.A. ´nın diğer tesisleri T.P.A.O.´ya devredilmiş,Türkiye´deki petrol faaliyetlerini bu kuruluş yürütmeye başlamıştır.Başlangıçta Raman sahasında üretilen 58.008 tonluk petrol,1956 yılında 278.467 tona çıkmış ve Batman rafinerisi1959 yılında 330.000 ton/yıl kapasitesi ile işletilmeye açılmıştır.Bu tarihten sonra hızla gelişen Ortaklık,bünyesinde petrol endüstrisinin tüm faaliyet alalarını bulunduran Türkiye´nin en büyük kuruluşlarından biri haline gelmiştir.

Ortaklıklar-İştirakler

T.P.A.O

İştirakler

Yurtdışı Arama Şirketi Mühendislik

TPOC LİBYA-TÜRK

Yurtdışı Arama Şirketi Yurtdışı Ortak Arama

TPIC Şirketi

Yurtdışı Arama Şirketi KAZAKTÜRMUNAY LTD.

TEPCO

T.P.A.O.´nun kuruluş amacı yutiçinde ve yurtdışında arama,sondaj,üretim,taşıma,depolama ve rafinaj gibi tüm petrol ameliyelerini yapmaktır.Ham petrol,tabii gaz ve petrol ürünleri gibi tüm petrol ürünleri ithal ve ihraç etmek,petrol ürünlerinin dağıtılmasını sağlamak,yurt içinde yurtdışında mühendislik,labratuvar ve servis hizmetlerinin yürütmek,kurulmuş veya kurulacak ortaklıklara iştirak etmek veya ayrılmak,hertürlü ticari işlemlerde bulunmak,faaliyet konusu işlerden herhangi biri için lüzumlu fabrika,boru hattı,depolama,enerji ve su tesisleri,bina,kamp,site ve diğer tesis ve techizatı kurmak ve işletmektir.T.P.A.O. bu amaç ve faaliyetlerini doğrudan doğruya ve müessese,bağlı ortaklık,iştirak ve diğer birimleri eliyle doğabilecek sorun ve güçlüklere yerinde ve zamanında müdahale edebilmesi,kontrol kolaylığı sağlaması,kısaca işlerin aksamadan yürütülebilmesi amacı ile Batman,Adıyaman ve Trakya Bölge Müdürlükleri kurulmuştur.

2000 yılı sonu itibariyle T.P.A.O. personel mevcudu 3901 kişidir.Çlışan personelin % 12´si(484 kişi) ilköğrenimli,%63´ü(2641 kişi) ortaöğrenimli,%22´si(862 kişi)yüksek öğrenimlidir.Geri kalan %3´lük kısım ise ilkokul okur yazardır.

TOPOĞRAFYA VE JEODEZİ

JEODEZİ NEDİR?

İnsanların yaşalarındaki faaliyetlerini bilim ve uygarlık yöünden incelenmesi ancak onların bıraktığı izlerden yararlanarak mümkün olmaktadır.Eldeki bulguların en eskisi Mezopotamya bölgesindeki Arkeolojik araştırmalar sonucunda bulunan kil tabletler üzerindeki çivi yazılarıdır.Bu ve buna benzer araştırmalar sonucunda jeodezi(haritacılık) biliminde matematik,astronomi,coğrafya gibi dünyaın en eski bilim dallarından biri olduğu saptanmıştır.

Ünlü Alaman bilim adamı Helmert 1880´de “Jeodezi,yeryüzünün ölçümü ve projelsiyon bilimidir.” Demiştir.Bu tanıma Bruns,yerin gravite alanının ölçülmesini eklemiştir.Hertz 1991´de yazdığı kitabını, Jeodezi;yeryüzüne ilişkin gözlemlerden elde edilmesi ve bunların fiziksel modele dönüştürlmesidir,biçiminde geliştirmiştir.Diğer taraftan FIG tüzüğündenharitacıların meslek etkinlikleri olarak “Haritacı,yapılı ya da yapısız dökümleyen,sınırlarını belirleyen ölçen ve değerlendiren bu çalişmalara ilişkin tüzel ve özel iyeliğidökümlyen,sınırlarını beliryen,ölçen ve değerlendiren bu çalışmalrda toprak iyeliğinin yasal kayıtlanması önlemleri ile onunla bağlantılı hakları gözeten bir meslek bilgisidir.O,bunlardan başka ;kırsal ve kentsel toprakların kullanılmasını araştırır,planlar ve yönetir.Haritacı sözü edilen konuları ilgilendiren teknik,tüzel,ekonomik tarımsal ve sosyal bilgileri edinir.”diye tanımlamıştır.

Geometrik ölçülerin yanında yerin fiziksel alanınında saptanması amacı ile jeofizik dalında gravimetre ile yapılan yerçekimi ivmesi jeodezide vazgeçilemiyen bir olaydır.Haritalarda üçüncü boyut olarak yüksekliklerinde bilinmesi gerekir.

PROJEKSİYON

Eğri bir yüzey üzerindeki bilgilerin,matematik ve geometrik kurallardan yararlanarak harita düzlemine geçirilmesine “Harita Projeksiyon” denir.Harita projeksiyonda,yeryüzü bilgileri doğrudan doğruya düzleme geçirilmeyebilir.Onun yerine koni silindir gibi başka geometrik yüzeylerde kullanılabilinir.Orjinal yüzey üzerindeki bilgiler projeksiyon yüzeyine geçeken deformasyona uğrarlar.Yüzey,paralel veya merideyenler projeksiyon yüzeyine çizilebildiğ gibi,projeksiyon düzleminde seçilecek bir dik koordinat sistemindeki değerleri hesaplanarak bu yayalrın çizimi mümkündür.Orjinal yüzey uzunluk koruyan,alan koruyan ve şekil koruyan diye üç kısıma ayrılır.Harita projeksiyonları,projeksiyonda kullanılan yüzeylerin cinsine göre;Düzlem,Silindir ve Konik Projeksiyon diye adlandırılır.

ENLEM VE BOYLAM(COĞRAFİ KOORDİNAT SİSTEMİ)

λ=Boylam(Longitude)Doğu (şekil.1)

φ=Enlem(Latitude)Kuzey

Ekvator düzlemine paralel

olan düzlemlerin yerküre ile ara-

kesitleri Paralel Daireleri oluşturur.

90° güney,90° kuzey:180°

Ekvatoru dik olarak kesen

Kutuplardan ve yerin merkezinden (şekil.2)

geçen düzlemlerin yerküre ile ara –

kesit eğrilerine de Meridyen Yayları

denir.

180° doğu,180° batı :360°

Bir noktadan geçen paralel dai-

resinin ekvatora olan uzaklığına ve

ya bir noktanın ekvatora olan uzaklığını yer mekezinden gören acıya o noktanın ENLEMİ denir.Enlem o noktadan geçen merideyen düzlemi içinde ölçülür ve φ ile gösterilir.

Bir noktadan geçen meridyen

düzlemi ile başlangıç meridyen düzlemi

arasında kalan açıya da o noktanın BOYLAMI denir.Boylam bu iki düzlem üzerindeki en büyük ölçekli açıdır.1° aralıkla geçen meridyenler arası 4 dakikadır.

Büyük ölçekli haritaların yapılmasında geometrik özelliklerden yararlanarak çizim yapmak olanaksızdır.Bu nedenle harita düzleminde bir dik koordinat sistemi oluşturulur ve çizimi düşünülen bütün noktaların bu sistem içindeki dik koordinatları hesaplanır.

Dik koordinat sisteminin başlangıcı projeksiyon yüzeyinin ya küreye teğet olduğu nokta ya da teğet enlem dairesi üzerinde alınan noktadır.İkinci durumda başlangıç noktasının haritası yapılacak alanın ortasına gelmesi tercih edilmelidir.

Konik Projeksiyon;koninintepe açısı 0°olduğunda yüzey silindir,konin tepe açısı 180° olduğunda yüzey düzlem olur.

M0 = R x cotφ0

e = 2πR’

R’ = R x cosφ0

e =2πRcosφ0

Konik projeksiyonda koni ara doğrusu boyunca kesilerek düzlemem açılır,teğet enlem dairesi uzunluk koruyacak şekilde ve koninin S tepe noktasını merkez kabul eder.M0

Yarıçaplı bir çember parçası ile gösterilir.

(şekil.3)

Konik projeksiyonlarda coğrafi koordinatlar ları bilinen P noktasının projeksiyon düzlemindeki dik koordinatları,

Y : M x sin λ’

X : M0 – M x cosλ’ (şekil.4)

Düzlem Projeksiyon; projeksiyon yüzeyi bir düzlemdir ,normal konumda kutup noktasında küreye teğet kabul edilir.Meridyen yayalrı projeksiyon düzleminde kesişen doğruların kesişme noktası düzlemin küreye teğet olduğu kutup noktası olup,projeksiyonda Q ile gösterilmiştir.Meridyenlerin boylam farkı küre üzerindeki büyüklükler kadardır.

λ’= n x λ n=1 oldugunda λ’= λ

Projeksiyon düzlemindeki dik koordinat sisteminin X eksenni herhangi bir meridyendir. P’ nokatasının dik koordinatları;

Y = M x sin λ

X = M x cos λ

(şekil.5)

Düzlem projeksiyonlarda büyük ölçekli haritaların yapılmasında enlem ve meridyenyayalrı üzerlerinde alınacak noktaların dik koordinataları hesaplanarak,haritaya nokta nokta geçirilir.Küçük ölçekli haritaların yapılmasında ise aynı yöntem kullanılarak paralel ve meridyen yayalrı çizilebileceği gibi geometrik özelliklerden yararlanarak bu yayların çizimi yapılabilinir.

Paralel ve meridyenlerin geometrik özelliken yararlanılarak projeksiyon düzlemine çizilebilmesi için önce seçilen λ boylam farkına göre kutup noktasında kesişen meridyen doğrultuları çizilir.Meridyenler arasındaki açısı iletki yardımı ile alnabileceği gibi sabit bir r yarıçaplı dairede λ açısına karşılık gelen kriş uzunlukları önceden hesaplanır.Bu krişlerin yardımı ile meridyen doğrultularıkolayca çizilebilir.Meridyen doğrultuları çizildikte sonra projeksiyon nun özelliğine göre ,her paralel daire için hesaplanacak r yarıçaplı ile o paralel daire pergel aracılığı ile çizilir.Paralel dairelerin merkezi meridyenlerin kesim noktasıdır.

Silindirik Projeksiyon:Normal konumlu silindirik rojeksiyonlarda projeksiyon yüzeyi olan silindir küreye ekvator boyunca teğettir.Küre üzerindeki paralel ve meridyen yayalrı silindir üzerine aktarıldıktan sonra düzleme açınımı yapılarak harita düzlemi elde edilir.

(şekil.6)

Silindirik projeksiyonlarda ekvator kendi uzunluğunda projeksiyon yüzeyine aktarılır.Paralel dairelerde ekvator uzunluğnda ve ona paralel doğrularla temsil edilir.

Paralel dairelerin ekvatora olan X uzaklıkları φ enlemlerinin veya δ kutup uzaklıklarının fonksiyonu olur.Yani X: f(δ) olur. Fonksiyonun ifadesi projeksiyonun özelliğine göre tanımlanır.

Büyük ölçekli haritaların yapımında dik koordinat sisteminin X ekseni,haritası yapılacak bölgenin ortasına rastlayan meridyenin projeksiyon düzlemindeki karşıtıdır.Sistemin Y ekseni ekvatordur.Buna göre coğrafi koordinatları bilinen bir P noktasının dik koordinatları,

Y=(λ / δ) x R X=f(δ)

λ boylam farkı , X (seçilen) ekseni ile noktanın boyları (şekil.7) arasındaki açıdır. f(δ) ise projeksiyonun özelliğine göre belirlenir.

Transversal Konumlu Silindirik Projeksiyon : Bu projeksiyonda silindir küreye bir meridyen boyunca teğettir.Teğet meridyen ana daire olup,projeksiyonda kendi uzunluğunda bir doğru parçası ile gösterilir.

Teğet meridyen aynı zamanda projeksiyon dik koordinat sisteminin X eksenidir.Koordinat eksenlerinin orijini teğet bir O noktasıdır.Koordinat başlangıç noktası ekvator üzerindede bulunabilir.

Herhangi bir P noktasının projeksiyona geçirilmesi iin bu noktanın ekvator üzerindeki H asal noktaya göre küresel,kutupsal

koordinatlarının (δ,α ) (şekil.8)

bilinmesi gereklidir

X : (Δα/ρ)x R Y : f(δ)

Bu projeksiyonda yatay daireler teğet meridyene paralel doğrularla,düşey dairelerde dik doğrularla gösterilir.(şekil.9)

Bu projueksiyonda yatay daireler teğet meridyene paralel daireler doğrularla,düşey dairelerde teğet meridyene d,k doğrularla gösterilirler.

Konform Transversal Silindirik Projeksiyon(GAUSS-KRÜGER):Transversal konumlu konform silindirik projeksiyon(G.K.) büyük ölçekli haritaların yapımında kullanılır.G.K. Projeksiyon sisteminde hesaplanan dik koordinatlara da G.K. dik koordinatlar denir.

(şekil. 10) (şekil.11)

Gözönünde bulundurulan P noktasının teğet meridyene olanYg uzaklığı projeksiyonun konform olma koşullarından yararlanarak elde edilir.Koform projeksiyonlarda a = b

Büyük deformasyonların ortaya çıkmasını önlemek için teğet meridyenden çok uzaklaşılmaması gerekir.Örneğin haritacılıkta teğet meridyenin en çok 3° uzağına kadar noktaların projeksiyonu yapılır.Haritası yapılacak alan büyükse daha çok sayıda silindirler kullanılarak bölgenin projeksiyonu yapılabilir.

Yq = Y + (Y3/6R2) Xg = X Formüllerde görülen Y,noktanın teğet merideyene olan uzaklığının küre üzerindeki değerini,X ise yine küre üzerinde olmak üzere Y ekseninin teğet merideyeni kestiği Q noktasının ekvatora uzaklığıdır.

Çok küçük ölçekli atlas haritaları için Dünya’nın şekli olarak küre kabul edilirse,topoğrafik haritalar gibi orta ve büyük ölçekli haritalar için,Dünya’nın şekline en yakın olan elipsoidi kullanmak gerekir.Ülke haritalarının yapımında Uluslararası HAYFORD elipsoidinin boyutları kullanılmaktadır.

(şekil.12)

a=6378388 m

b=6356912 m

(a – b )/a =1 / 297.0 (basıklık)

Eğer haritasını yapmak istediğimiz arazi küçük ise, yani yarıçapı 40 km.’den küçük bir daire içinde kalıyorsa,koordinatbaşlangıcını bu bu bölgenin ortasında alıp yerin şeklini göz önüne almaksızın koordinat hesaplarını düzlem üzerinde yapabiliriz.Yani ayrıca bir projeksiyona gerek kalmazçünkü koordinat başlangıcında yeryüzüne değen düzlem 40 km. uzaklıklarda hemen hemen yerküresi ile değme halindedir.

Başlançtan 40 km. uzaklıklarda en fazla büyüme 1/50 000 oranında yani 50 000 m.de 100 cm. civarındadır.Bu da ince işlerde yeterlidir.Buradan yola çıkarak bir ülkeyi bu büyüklükte parçalara ayırıp, büyük ölçkli haritalarını yapmak olasıdır,denilebilinir.

Her ne kadar teoride böyle düşünülürse de ayrı ayrı koordinat başlangıçlarına bağlı bulunan haritaların tamamını yanyana getirerek bir bütün hailnde kullanılmaması ve jeodezik hesapların başka bir sistemde yürütülmesindeki işlem karşısında bu yöntem tutunamamıştır.Projeksiyon kavramı bundan dolayı çıkmıştır.Gauss-Krüger projeksiyon sistemi ülke haritalarımızda 1931 yılından beri kullanılıyor.

Silindir, kuzey-güney doğrultusunda ve ekvatora teğet ise ismi merkatordur.Gauss-Krüger projeksiyonuna bundan dolayı Transversal-Merkator da denilir.

Gauss koordinatları ile açı deformasyonu yok denecek kadar azaltılmıştır.Silindirin temas ettiği meridyen,silindir ve elipsoidde ortak olduğu için uzunluğunda bir değişme yoktur.Fakat başlangıç meridyeninden doğu ve batı yönlerinde uzaklaşırsa deformasyon hızla artar.Yani bu sisteme göre harita alanlarını sonsuz bir şekilde genişletmeye olanak yoktur.

Harita alanlarındaki deformasyonları sınırlı bir şekilde tutabilmek için Gauss-Krüger koordinat sistemlerinin genişliğini orta meridyenden itibaren doğu-batı yönlerinde 1.5° olmak üzere 3° olarak belirlenmiştir.Bu durumda kenar büyümesi önemsenmeyecek kadar küçük olur.

UTM(UNIVERSAL TRANSVERSAL MERCATOR) PROJEKSİYONU

Bu projeksiyon Gauss- Krüger projeksiyonu esas alınarak geliştirlmiştir.buna göre uygulanacak projeksiyonda şu noktaların bulunması ileri sürülmüştür;

1.Doğrultu deformasyonlarının en az olması için konformluk,

2.Az sayıda projeksiyon yüzeylerinin kullanılması ve yüzeyler arası dönüşümlerin olası olması,

3.Ölçek deformasyonunun belirtelicek sınırlar içinde kalması,

4.Dik koordinat sisteminde beraberliğin sağlanması,

5.Merideyen yakınsamasının 5° den küçük olması.

Bu koşulların en uygun bir arada bulunabileceği durum 6° ‘lik dilim genişliğindeki dilim ekseninin sınır noktaya alan uzaklığı 340 km. kabul edilirse bu uzaklığın yarısı 170 km. olur.

Y=170 km. için M=1 olacağına göre dilim ekseni için M0;ölçek faktörü

M0 =M (1-(Y2/2R2)) den M0= 0,9996 bulunur.

Uzunlukların anormal büyümesinin engellenmesi için Xg ve Yg değerleri M0 ile küçültülür.Dilim eksenin solunda kalan değerlerin (-) değerlerden kurtulması için M0 ile küçültülür ve Yg değerlerine 500.000 eklenir.Kuzey yarım kürede Xg değerleri pozitiftir,fakat güney yarım kürede böyle olmadığı için bu değerlere 100.000 eklenir.Pozitif olan ordinatalar hangi dilimde olduğunu göstermek üzere o dilim numarası baş tarafa eklenir.Elde edilen koordinat değerlerine sağa ve yukarı değerleri adı verilmiş olur.Bu değerlere sadece çizim yapılır.

3° lik dilimlere göre hesaplanmış koordinatlar,1/10 000 ve daha büyük ölçekli haritaların yapımında dilimler arası 1/25 000 ve daha küçük ölçekli haritaların yapımında dilimler arası sıksık koordinat dönüşümünü engellemek için dilimler arası 6° alınır.

-Kuzey küre için;

Sağa= (D.N.) (500 000 Ygx M0 )

Yukarı= Xg x M0

-Güney küre için;

Sağa== (D.N.) (Ygx M0 500 000 )

Yukarı= 10 000 000 Xg x M0

Türkiye’de,3°’lik 7 dilim vardır.Bunlar orta meridyenleri 27,30,33,36,39,42,45 derece olarak kabul edilmiştir.

Geodezik sahalarda,örneğin kadastro problemlerindeki inceliği sağlayabilmek için dilim genişliği 3°’yi geçmemesi gerekir.

GEODETIC PARAMETERS (IN TURKEY)

Projections type : UTM (Transversal Mercator)

How is the degree : 6

Scale factor : 0.9996

False northing : 0

Folse easting : 500 000

Ellipsoid name : HAYFORD 1909-1910

Ellipsoid a : 6 378 388.0000

b : 6 356 911.9461

f : 1 / 297

1° Eksentrisite (e2) : 0.00676817

Vertical datum : Mean sea level

Horizontal datum : ED-50

Geodetic longitude of origin : Greenwich

Geodetic latitude of origin : Equator

Central meridians : 27,33,39,45

Zone numbers : 35,36,37,38

Units of measurement : meters

HARİTALAR

TÜRKİYE DE VE DÜNYADA PAFTA BÖLÜNMESİ

Harita;Dünya üzerinde bulunan yüzeysel şekillerle insanlar tarafından yapılan tesislerin bir düzlem üzerinde sismik gösterimidir.

1. Çok büyük ölçekli harita planlar: 1/250 ile 1/2500 ölçek (ayrıntılı çalışmalarda)

2. Büyük ölçekli haritalar : 1/5000 ile 1/25000 ölçek (arazinin topoğrafik ve genel yapısı )

3. Orta ölçekli haritalar : 1/50000 ile 1/100000 ölçek ( arazinin ayrıntılarını belirler ) 4. Küçük ölçekli haritalar : 1/200000 ile 1/500000 ölçek ( arazinin topoğrafik yapısını genel olarak gösterir )

5. Çok küçük ölçekli haritalar : 1/1000000 ile vs. Ölçek (büyük arazi parçaları ve dünyanın bütünü iin kullanılır )

COĞRAFİ KOORDİNATLARA GÖRE PAFTA BÖLÜNMESİ

Harita ölçeğine ve altlığınboyutlarına göre seçilecek uygun aralıklı paralel ve meridyenin sınırladığı alanlar bir paftaya girecek alanı belirtir.Paftalar kent ismiyle,yada bir numara il,ya bir harf ile yada ikisinin kullanımı ile tanımlanır.

Ulus ve uluslararası haritalar UTM ile yapılır.Türkiye’nin ki de aynıdır.

UTM’de yeryüzü başlangıcı meridyeninden başlayarak 6 derece boylam aralıklı dilimlere ayrılmıştır.Bunlara “grid” dilimi adı verilir.Grid dilimi başlangıç meridyeninde doğuya doğru 31,32,33…numaraları ile;batıya doğru ise 30,29,28…numaraları ile numaralandırılmıştır.Ekvatordan başlayarak 80° kuzey ve güney paralel dairesine kadar 8° enlem aralıklı kuşaklar meydana gelmiştir.Bu kuşaklarda kuzeye N,P,O…güneye M,L,K…ile isimlendirilmiş.6° aralıklı meridyen ve 8° aralıklı paralel dairelerin oluşturduğu bu küçük coğrafi alanlara grid bölgesi denir.

(şekil.13)

Bu bülge,bulunduğu griddiliminin numarası ve bulunduğu enlem kuşağının harfi ile isimlendirilir.33P gibi.

Bu bölgenin kuzey güney biçiminde ikiye bölünmesi ile ortaya çıkan 6° x 4° boyulu olan uluslararası 1/1000000 ölçekli haritanın kapsadığı alanı verir.Bu pafta en büyük kentin ismini alır.1/1000000 ölçekli paftanın 4 e bölünmesi ile elde edilen 2° x 3° boyutlu alan ise 1/50000 ölçekli haritanın pafta boyutlarını belirler.Bu paftalarda bulunduğu kentin ismini alır

1/1000000

Kuzey

grid dilimi

güney

1/250000 1/250000

1/250000 1/250000

1/500000 1/500000

1/500000 1/500000

(şekil.14)

1/250000 den küçük ölçeklerin pafta bölünmesi ulusal olup,her ülke kendie uyan bir bölümleme yaparak indekslerini oluşturmuşlardır.1/100000 ölçekli paftanın boyutları 30′ x 30′ dür. 1/250000 ölçekli paftanın 6 ya bölünmesi ile elde edilir.

1/100000 1/100000 1/100000

1/100000 1/100000 1/100000

1°,5′ 30′ = 44 km

a1 a2 b1 b2

a4 a3 b4 b3

d1 d2 c1 c2

d4 d3 c4 c3

İstanbul A4-a a1,a2,a3,a4

(şekil.15)

1/100.000 ölçekli pafta 4 e bölünerek 1/50.000,1/50.000 4 e bölünerek 1/25.000 lik pafta oluşturur.

Türkiye’de Enerji Kaynakları Ve Kullanımı

Salı, 06 Kasım 2007

1. Türkiye’de Enerji Kaynakları ve Kullanımı

Enerji kaynakları genel olarak birincil enerji kaynakları ve ikincil enerji kaynakları olarak iki ana başlık altında incelenebilir. Birincil enerji kaynakları da kendi içinde petrol, doğal gaz, kömür gibi yenilenemeyen enerji kaynakları ve hidrolik enerji, rüzgâr enerjisi ve güneş enerjisi gibi yenilenebilir enerji kaynakları olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. İkincil enerji kaynağı ise elektriktir. Türkiye’de enerji üretiminde, üretim payındaki sırasıyla doğal gaz, linyit, akaryakıt, hidrolik ve taşkömürü kullanılmaktadır. Türkiye’de enerji üretimi büyük oranda kamu kuruluşları tarafından gerçekleştirilmektedir. Üretimin talebi karşılamadığı enerji türleri ithalât yoluyla sağlanmaktadır. Dışardan ithal edilen kaynaklar içinde en büyük payı petrol ve doğal gaz almaktadır.

Tablo I: 2002 İtibariyleTürkiye’nin Enerji Rezervleri

Enerji Kaynakları Toplam Rezerv

Taşkömürü (Milyon Ton) 1.126

Linyit (Milyon Ton) 8.075

Hidrolik (GWh) 125.000

Ham Petrol (Milyon Ton) 41,8

Doğal Gaz (Milyar Metreküp) 8,7

Tablodan da görüldüğü gibi, ülkemizde önemli bir linyit ve hidrolik enerji potansiyeli mevcuttur. Ancak Tablo II’den görülebileceği gibi, önemli bir potansiyel olmasına rağmen, üretim düzeyi talebin oldukça altında kalmaktadır.

Tablo II: 2002 İtibarıyla Türkiye’de Enerji Üretim ve Tüketim Düzeyleri

ENERJİ KAYNAKLARI ÜRETİM TÜKETİM

Taşkömürü (Bin Ton) 2.357 11.039

Linyit (Bin Ton) 63.445 64.883

Doğal gaz (Milyon Metreküp) 312 16.339

Petrol (Bin Ton) 2.551 29.661

Hidrolik (Gwh) 24.010 24.010

Rüzgâr – Jeotermal (Bin Tep*) 618 618

Odun (Bin Ton) 16.263 16.263

Hayvan ve Bitki Artıkları (Bin Ton) 5.790 5.790

Toplam (Milyon Tep) 27,4 70,2

Görüldüğü gibi, elektrik enerjisi üretiminde kullanılan doğal gazın payı %*47’ye kadar ulaşmıştır. Elektrik enerjisi üretiminde doğal gaza bu ölçüde yönelmenin ekonomik bir mantığı yoktur. Çünkü doğal gaz, diğer enerji çeşitlerine göre daha pahalı bir kaynaktır. Bu da Türkiye’deki enerjinin diğer ülkelere göre daha pahalı olmasına, dolayısıyla pahalı enerji ile pahalı mallar üretilmesine neden olmaktadır. Türk mallarının rekabet gücü bu durumdan olumsuz etkilenmektedir. Üstelik doğal gazın tamamına yakını ithalât ile karşılandığından ciddi bir dışa bağımlılık sorunu ortaya çıkmaktadır.

Türkiye, özellikle iki enerji kaynağı açısından önemli bir potansiyele sahip bir ülke olarak nitelendirilmektedir. Bu kaynaklar da yenilenebilir bir kaynak olan hidro kaynaklar ile 8 milyar tonun üzerindeki linyit kaynaklarımızdır. Ancak, kömür kaynaklarımızın sadece üçte biri devreye sokulabilmiştir. 125 milyar KWh(4) olan hidrolik potansiyelimizin ise dörtte üçünün kullanılmadığı değerlendirilmektedir(5). Türkiye’de neredeyse tamamı ithal edilen doğal gazın %*67’sinin elektrik üretiminde, %*90’ı ithal edilen petrolün ise %*52’sinin ulaştırmada kullanılması, Türkiye’nin kalkınmasını zorlaştırmakta ve küresel pazarlardaki rekabet gücünü azaltmaktadır.

Madencilik

Salı, 06 Kasım 2007

MADENCİLİK

Türkiye maden yatakları, çeşitlilik ve rezervleri bakımından oldukça zengin bir ülkedir. Maden yatakları açısından birçok madende dünyanın en büyük rezervlerine sahiptir. Krom, mermer, trona ve manyezit gibi rezervlerin yanında dünya bor rezervlerinin üçte ikisi Türkiye’de bulunmaktadır.*

DÜNYA MADENCİLİĞİNDE TÜRKİYE’NİN PAYI

Maden Cinsi Dünya Rezervi Türkiye Rezervi**** Dünyadaki Payı (%)*

Altın 71 000 300 0,42

Antimuan 4 695 000 106 306 2,26

Bakır 610 000 000 2 279 210 0,37

Barit 500 000 000 35 001 304 7,00

Boksit 28 000 000 000 48 056 250 0,17

Bor***** 420 000 000* 150 000 000 36

Civa 240 000 3 820 1,59

Çinko 330 000 000 2 294 479 0,69

Demir 124 000 000 82 458 0,07

Diatomit 2 000 000** 44 224 2,21

Feldspat 1 250 000* 239 305 23,93

Florit 310 000* 1 523 0,49

Gümüş 420 000* 6 062 1,44

Krom 7 500 000 000 30 370 182 0,40

Kurşun 120 000 860 0,72

Kükürt 3 500 000 200 0,01

Linyit 524 131*** 7 965 1,52

Manyezit 3 400 000 50 116 1,47

Manganez 5 000 000 1 576 0,03

Sodyum Sülfat 4 600 000 13 395 0,29

Stronsiyum 12 000 000 210 123 1,75

Talk 1 124 000 479 0,04

Taş Kömürü 519 733*** 1 127 0,22

Toryum 1 400 000 912 0,07

Trona 40 000 000 130 658 0,32

Tungsten 3 300 000 36 719 1,11

Kaynak: Mineral Commodity Summaries 1997

************ Mineral Facts of Problems 1995

*********** Industrial Minerals, Minerals Year Book çeşitli sayıları

********** WEC Survey Of Energy Resources 1994

********* MTA Genel Müdürlüğü, Maden Etüt ve Arama Dairesi Başkanlığı

******** Dünya bor rezervleri spekülasyon amacıyla gerçeği yansıtmadığından, kaynak olarak

kullanılan ”Mineral Commodity Summaries1997” de bor rezervlerimizin payı %36 olarak*

görülmektedir. Ancak Dünya bor rezervlerinde Türkiye’nin payının %70 civarında olduğu

sanılmaktadır.

Ülkede madencilik faaliyetlerinin başlangıcı,1810′lu yıllara kadar gitmektedir. Bakır üretimine 1812, kömür üretimine 1849 yılında başlanmıştır. Krom yatakları ise 1848 yılında bulunmuş, bu madenin ileri teknoloji ile değerlendirilmesine 1930 yılında başlanmıştır. Madenciliğin büyük yatırımlar gerektirmesi ve özel sermayenin sınırlı olması sebebiyle, 1933 yılında dönemin Ekonomi Bakanlığı’na bağlı olarak çalışan "Petrol Arama ve İşletme İdaresi" ve "Altın Arama ve İşletme İdaresi" adıyla iki kuruluş meydana getirilmiştir. Bu kuruluşlar yerlerini 1935 yılında kurulan "Maden Tetkik ve Arama Enstitüsü"ne bırakmışlardır.*

Bir Madenin İşletilebilmesi İçin;

Rezervi (miktarı) fazla olmalı.

Tenör oranı (yataklarda bulunan filizlerdeki maden oranı) yüksek olmalı.

Ulaşım düzgün olmalı.

Kolay işletilebilir olmalı.

Sermaye ve teknolojik imkan gereklidir.

Taşkömürü

Batı Karadeniz’deki Zonguldak-Ereğli havzasında bol miktarda bulunan taşkömürü, 1937 yılında devletleştirilmiş ve kalori değeri yüksek olduğu için uzun yıllar evlerde yakacak olarak kullanılmıştır. Daha sonra alınan bir kararla sadece sanayide kullanılmaya başlanmıştır. Taşkömürü rezervi 1.1 milyar tondur. Bunun yaklaşık %82’si kok kömürü elde edilebilecek* özelliktedir. Yıllık ortalama 2.5 milyon tondan fazla taşkömürü üretilmektedir.*

*Linyit*

Türkiye’nin hemen her bölgesinde linyit yataklarına rastlanmaktadır. Bilinen linyit yataklarının en önemlilerini Afşin-Elbistan, Muğla, Soma, Tunçbilek, Seyitömer, Beypazarı ve Sivas havzaları oluşturmaktadır. Ülkenin toplam linyit rezervleri 8.4 milyar tondur.Yıllık linyit üretimi 60-65 milyon ton civarındadır. Ülke linyit rezervleri bakımından dünyada yedinci ve üretim sıralamasında ise altıncı durumdadır. Linyit madenciliğinin ekonomiye katkısı esas itibariyle enerji üretimi alanında olmaktadır.

Petrol

Ham petrol ise Türkiye’de ilk defa 1940 yılında Güneydoğu Anadolu’da Raman Dağı eteklerinde bulunmuştur. Daha sonraki yıllarda yeni petrol kuyuları açılmış ve ham petrol üretimi 1980 yılında 2 milyon 370 bin ton olmuştur. 1991-1993 yılları arasında yıllık bazda 4 milyon metrik tonu geçen ham petrol üretimi, 1998 yılında 3 milyon 224 bin metrik ton olarak gerçekleşmiştir. Ham petrol üretiminde sağlanan artışlar, büyük ölçüde Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı tarafından gerçekleştirilen çalışmaların sonucunda sağlanmıştır. Ayrıca yurtdışında petrol arama ve üretimine yönelik girişimlerde de bulunulmaktadır. Bu kapsamda Mısır ve Kazakistan’da ortak arama sonucu tespit edilen sahalarda, sınırlı da olsa, petrol üretimi çalışmaları sürdürülmektedir.

Demir Cevheri

Ağır sanayinin en önemli hammaddesi olan demir cevheri, başta İç Anadolu’da Sivas ve Kayseri illeri olmak üzere, ülkenin çeşitli yörelerinde çıkarılmaktadır. Yıllık üretim 6 milyon tonun üzerindedir.

5.2 milyar metreküp mermer rezervine sahip olan ülkede, mermer sektöründe entegre üretim yapan tesislerin artmasıyla işlenmiş mamul üretiminde büyük artışlar sağlanmıştır. Nitekim madencilik sektöründe mermer ve sert taş ihracatı ilk sırayı almaktadır. Ülkenin toplam doğal taş ihracatı ise 1998 yılında 128.52 milyon dolar olarak gerçekleşmiştir.

40 milyon ton krom rezervi bulunan ülkede üretilen kromun büyük bir bölümü hammadde, bir miktarı da ferrokrom olarak ihraç edilmektedir.*

Trona

*Dünyanın en büyük ikinci trona yatağı 1979 yılında Ankara Beypazarı’nda tesbit edilmiştir. 240 milyon tonluk bu kaynağın ekonomiye kazandırılması için çalışmalar devam etmektedir.

*

Rapor

Salı, 06 Kasım 2007

RAPOR

“Türkiye’deki mermerlerin Mineralojik ve Petrografik Özelliklerine Göre Kesilebilme ve İşlenebilme Parametrelerinin Matematiksel Modellemesi” adlı tez çalışması ile ilgili olarak;

* 2001 – 2002 Güz yarı yılı içerisinde yapılan çalışmalar:

Öncelikle; tez çalışmasında yapılacak işlerin genel bir planlaması yapıldı. Bu planlamaya göre ise;

Mağmatik, Metaformik, Sedimanter kökenli mermer türlerinin iç yapısal özelliklerinin incelenmesinin gerektiği ve bu incelemeler içinde, aşağıda belirtilen çalışmaların yapılmasının gerekliliği belirtildi.

1. Türkiye’nin değişik bölgelerindeki farklı mermer örneklerine ait ince kesitlerden;

a. Mermerlerin mineral yapılarının incelenmesi,

b. Fosil içerikleri ve kavkı oluşumları varsa incelenmesi,

c. Gözenek yapılarının analizi,

d. Kristal yapılarının analizi,

e. Kuvarsit yapılarının incelenmesi.

2. Mermer örneklerinin Kimyasal Analizlerinin yapılması.

Mermerlerin Mineralojik – Petrografik Özellikleri ve Endüstriyel Önemini içeren bir literatür taraması yapılarak bu konuda hazırlanan bir seminer Fen Bilimleri Enstitüsüne verildi.

* Bundan sonraki dönemlerde yapılacak çalışma planı :

Raporun A şıkkında belirtilen çalışma planının uygulanmaya konulması düşünülmektedir.

RAPOR

“Türkiye’deki Mermerlerin Mineralojik ve Petrografik Özelliklerine Göre Kesilebilme ve İşlenebilme Parametrelerinin Matematiksel Modellemesi” adlı tez çalışması ile ilgili olarak;

* 2001 – 2002 Bahar Yarı – Yılı içerisinde yapılan çalışmalar :

Türkiye’nin çeşitli bölgelerinden alınmış farklı mermer örneklerine ait ince kesitlerden;

Polarizan mikroskop kullanılarak, mermer örneklerinin mineralojik yapılarının incelemeleri yapıldı.

Mineral yapıları ile ilgili gerekli bilgiler not edildi,

Fosil içerikleri ve kavkı oluşumları tespit edildi,

Çok sayıda fotoğraf çekimi ile; mineraller, fosiller ve ba