‘İletişim Ve Gazetecilik’ Kategorisi için Arşiv

Stres Testi

Salı, 06 Kasım 2007

STRES TESTİ

Adı, soyadı:

Sınıfı: Uygulama tarihi:………/………/…………….

ASLA NADİREN SIK SIK

ÇOK SIK

1 Pencerenin yanına gidip dışarı bakarım

2 Müzik ve danstan hoşlanırım

3 Bir işle meşgulken her şeyi unuturum

4 Küçücük zevkler bile beni mutlu eder.

5 Aşk sadece bir kelime değildir. Aşk bana aşık olduğumu hatırlatır.

6 Arkadaşlarımla olmaktan hoşlanırım.

7 Her şeyimi anlatabileceğim dostlarımın olduğunu bilmek önemlidir.

8 Gülmeyi çok severim.

9 Bana şaka yapılmasından hoşlanırım.

10 Birçok sanatsal aktiviteye katılıyorum.

11 Sineme ve tiyatro için zaman ayırırım.

12 Vücuduma özen gösteririm.

13 Dış görünüşüm için para harcarım.

14 Güzel bir yemekten çok zevk alabilirim.

15 Kendim için zaman ayırıp istediğim şeyle uğraşmaktan hoşlanırım.

16 Güzel bir manzara beni etkiler.

17 Haftalık izin günümde bütün gün hiç bir şey yapmadan dinlenebilirim.

18 Benimle birlikte olmak isteyen insanlarla olmaktan hoşlanırım.

DEĞERLENDİRME: Teste verdiğiniz cevaplarda “sık sık “ ve “çok sık” ların sayısı diğerlerinden çok ise gevşemeyi biliyorsunuz. “Asla” ve “Nadiren” cevapları çoğunlukta ise gevşeme konusunda keşfetmeniz gerekenler var demektir. Bu testi cevaplayarak bile sizi rahatsız edebilen stres konusunda ilk adımı atmış bulunuyorsunuz. Unutmayın ki, insanın “kendisiyle ilgilenmesi, kendine zaman ayırması” temel antistres reçetesidir.

Çağın sorunu stresle başa çıkabilmek için önce onu tanımamız, daha sonra stres nedenlerini öğrenip gevşeme metotlarını bulmamız gerekir. Bunun için:

@- Stresi iyi yaşayın: Stres yaşamak anormal değildir. Aksine kişiyi

uyarır ve performansı yükseltir.

@- Zor durumu yönetmeyi bilin: Herhangi bir olaya katlanmak yerine

o olayda bir oyuncu olun.

@- Kendinize hoşunuza gidecek şeyler sunun: Günlük yaşantınızda

sizi rahatlatacak şeylere zaman ayırın.

@- Dengeli beslenin: Güne mutlaka kahvaltı ederek başlayın. Vücudu-

nuzun enerji ihtiyacını dengeli olarak yerine getirin.

@- Hareket edin: Haftada üç defa yarım saat süreyle yapılan spor stresi

yenmede size yardımcı olacaktır.

@- Gün içinde gevşeyin: Yalnızca gece uykusunda vücudun rahatladı-

ğını düşünmek hatadır. Bunun yerine gün içinde gevşemeyi öğrenin.

@- Nefes alın: Gözlerinizi kapatın, nefes alırken vücudunuza giren hava-

yı ve nefes verirken çıkan havayı gözünüzde canlandırın.

@- İyi organize olun: İşinizin çok olduğu zamanlarda her şeyi tek tek

düşünüp iyi bir plan yapın.

Rehberlik Ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü

Salı, 06 Kasım 2007

KONYA

REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ MÜDÜRLÜĞÜ

ÇOCUK TANIMA FİŞİ

1-ÇOCUĞUN KİMLİĞİ:

Adı ve soyadı

Baba adı

Doğum yeri ve tarihi

Okulu ve sınıfı

2- KARDEŞ DURUMU:

Kardeşleri var mı?

Yaşları

Cinsiyetleri

Varsa sakatlıklarının türü ve derecesi

Zeka durumları

Ölenler varsa ölüm sebepleri

Kardeşleri ile geçim durumu

3-ÇOCUĞUN BESLENME VE SAĞLIK DURUMU:

Geçirdiği hastalıklar, kazalar ve

Etkileri

Sık sık hastalanır mı?

Özürü dışında şikayetleri var mı?

Yemek seçer mi?-sevdiği besinler

4-ÖZÜRÜNE KARŞI KENDİSİNİN TUTUMU:

Kabul ediyor mu?

İyileşmek istiyor ?

5-TEMEL ALIŞKANLIKLARI:

Temel alışkanlıkları kazanıp kazanmadığı

Tuvalete gitme ihtiyacını haber verir mi?

Altını ıslatır mı?

Temizlik alışkanlığı kazanmış mıdır?

Yemek yeme durumu

6-ÖZÜRÜNÜN ŞİMDİKİ VE ÖNCEKİ DURUMU:

Özürünün türü ve derecesi

Ne zaman başladığı

Sebebi

Nasıl farkına varıldığı

Tedavi görüp görmediği

Özel eğitim okuluna gitmesini gerektirecek

Bir durum var mıdır? Neden?

Bir cihaz kullanıp kullanmadığı

Başka özürleri varsa durumu

7- DOĞUM DURUMU:

Nerede doğdu (hastanede-evde)

Doğumu kim yaptırdı?

Doğumun zor veya kolay olduğu

Doğduğu anda vücudunun görünümü

8- ZİHİNSEL ÖZELLİKLERİ VE DİL GELİŞİMİ:

Aileye göre zeka durumu

Dikkati

Ne zaman konuştuğu

Şimdiki konuşma durumu

9-RUHİ ÖZELLİKLERİ:

Neşeli-durgun

Sempatik-asık suratlı

Uysal – inatçı

Kendine güveni olup olmadığı

Aile fertlerine karşı sevgisi

Olaylar karşısındaki davranışları

Özüründen dolayı gösterdiği davranışlar

10- SOSYAL ÖZELLİKLERİ:

Oyuna düşkünlük derecesi

En çok sevdiği oyunlar

Yalnız mı, arkadaşlarıyla mı oynamaktan hoşlanır

Arkadaşları kendinden büyük mü, küçük mü?

Oyunda arkadaşlarına karşı davranışları

11- İLGİLERİ:

En çok hangi oyuncaklara ilgi duyar

Hangi mesleklere karşı ilgi gösterdiği

Hangi işlere karşı ilgi duyduğu

Resim, müzik veya spora karşı ilgisi

12- HAYAL GÜCÜ:

Kendi kendine hayal kurar,konuşur mu?

Olmayan olayları olmuş gibi anlatır mı?

Rüyalarını anlatır mı?

En çok ne çeşit rüyalar görür?

13- ÇOCUĞUN AİLESİ İLE İLGİLİ BİLGİLER:

Anne – babanın öz olup olmadığı

Annenin yaşı ve kaç yaşında evlendiği

Annenin öğrenim durumu, işi, kazancı

Anne – babanın çocuklara karşı davranışı

Babanın yaşı, kaç yaşında evlendiği

Babanın öğrenim durumu, işi, kazancı

Anne babanın çocuğun beğendiği yönü

Anne babanın çocuğun beğenmediği yönü

Anne babanın çocuğun özürüne karşı tutumu

Çevreden saklıyor mu, utanıyor mu?

Acıdığı in aşırı koruyor mu?

Özürü olduğu gibi kabul ediliyor mu?

Çocuk sık sık gezmeye götürülüyor mu?

Anne baba arasında geçimsizlik var mı?

Çocuğun yanında kavga ve tartışma yapılır mı?

Anne baba birbirlerine karşı çocuğu koruyor mu?

Ailenin gelenek ve göreneklere bağlılığı

Anne baba arasında akrabalık var mı? Derecesi

Sülalede özürlü kişi var mı? Varsa türü

14- ÇOCUĞUN YETİŞTİĞİ ÇEVREYE AİT BİLGİLER:

Çevreye ait bilgiler

Köy, kasaba, şehir

Evin bulunduğu semtin durumu

Ev kendilerinin midir?

Evin kaç odası var

Çocuğun ayrı odası ve yeri var mı?

Ev civarında oyun alanı var mı?

Çevreye göre ailenin maddi durumu

Çocuğun maddi ihtiyaçlarının temin edilip edilmediği,harçlık verilip verilmediği

VELİNİN (Bilgileri verenin)

ADI SOYADI:……………………………………. …………………………..

ADRESİ:……………………………………. ………………………………………….. ……………………………………

………………………………………….. ………………………………………….. ………………………………………….. .

TEL:

………../…………./…………. ………../………../…………….

İncelemeyi yapanın

ADI SOYADI-GÖREVİ Tasdik edenin

ADI SOYADI-UNVANI

İMZA İMZA

Empatik Yaklaşım (Koşulsuz Kabul Ve Saygı)

Salı, 06 Kasım 2007

Empatik Yaklaşım (Koşulsuz kabul ve saygı)

Etkin dinleme empati kurma sürecinin temel taşıdır. Dökmen (1997) empatiyi "bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamasıdır" biçiminde tanımlamıştır. Anlaşılanların, empati kurulan kişiye yansıtılması da empatinin zorunlu bir aşamasıdır. Empatiyi, karşımızdaki kişinin duygu ve düşüncelerinin anlaşılması, kişinin kabul edilmesi ve bunun kişiye yansıtılması olarak tanımlayabiliriz. Empati terimi ile ifade edilen sempatiden farklıdır. Sempati, yakınlık duymaktır. Empati ise karşımızdakinin duygularını anlamak ve ona bu anlayışı iletmekle sınırlıdır. Empati kurduğumuz kişiye yakınlık duymamız gerekmez.

Bu çalışmada empati kurmaya, insanları anlamaya ve saygı göstermeye dönük davranışları empatik yaklaşım olarak ele alacağız.

Karşımızdakinin bakış açısını ve duygusal durumunu anlamak iş süreçleri açısından önemlidir. Empatik yaklaşımın (yüksek duygusal zekanın) iş ortamındaki etkileşimin kalitesini yükselttiği düşünülüyor (Murray, 2001). Empatinin duygusal zekanın merkezi bileşenlerinden biri olması yanında eleştirel düşünmeyi ve zihinde canlandırmayı keskinleştiren bir beceri olduğu savunuluyor (Cotton, 2000). Başka bir çalışmada ise, empatinin düşünme ve yaratıcılıkla çok yönlü ilişkileri olduğu ileri sürülüyor (Pierce, 1998). Belirttiğimiz türde ilişkilerin sayısını çoğalmak mümkündür. Empatinin kişiler arası etkileşime olumlu katkısı nedeniyle, bir çok meslek grubuna empati eğitimi verilmektedir.

Empati kurmak için öncelikle karşımızdaki kişinin bizim gibi bir varlığı, bizden farklı değer yargıları ve inançları olduğunu bilmek ve bunu kabul etmek gerekir. Bu kabulden hareketle, etkileşimde bulunduğumuz kişinin haklı/haksız, iyi/kötü biçiminde yargılanmaması, sadece onun durumunun anlaşılabilmesi için çaba gösterilmesi gerekir (Harrow, 1999).

Empati kurma sürecinin ilk adımı etkin dinlemedir. Empati kurulacak kişi mümkün ve gerekli olduğu kadar çok kanaldan dinlenmeli, düşünceleri, tutumları ve duyguları anlaşılmaya çalışılmalıdır. Etkin dinleme yapabilmek empati kurmayı önemli ölçüde kolaylaştırır ama empati kurmak için tek başına yeterli değildir. Empati kurmak için, özellikle tutum ve duyguların anlaşılmasına odaklanılmalıdır. Böylece kişinin kendi bakış açısını ve duygularını anlamak mümkün olabilir (Navaro, 2000). Kişinin tutum ve duygularının yanlış anlaşılması empati kurmayı engelleyecektir.

Empati kurulan kişinin bakış açısı ve duyguları doğru anlaşıldıktan sonra, bir an için (kısa bir süre) onun bakış açısı ve duygu durumuna girilmeli (empati kuran kişi kendini empati kuracağı kişinin yerine koymalı); durum onun gözleriyle görülmelidir. Kendini kişinin yerine koyma süresi, durumu anlamak için yeterli ama kısa olmalıdır. Bu sürenin sonunda empati kuranın kendi bakış açısına ve kendi duygu durumuna dönmesi gerekir (Dökmen, 1997; Cüceloğlu, 1997).

Son aşamada, empati kurulan kişiye, duygularının ve bakış açısının anlaşıldığı yolunda bir geribildirim verilmelidir. Empati kurulan kişinin, anlaşıldığını, anlaması ve kabul etmesi için ona zaman tanınmalı ve ona karşı içten olunmalıdır.

Empati kurma çoğu zaman empati kurulan kişiye yardımcı olma sürecinin bir parçasıdır. Yardımcı olma sürecinde karşımızdaki kişinin anlaşılması kadar, ona güven verilmesi de önemlidir. İş ilişkileri açısından bakıldığında empati kurmak, sadece empati kurulan kişiye yardımcı olmayı sağlamaz, kişinin ortama katkısını da artırabilir.

Günlük yaşam içinde, çoğu zaman, tam bir empati kurmak mümkün değilse bile, empatik yaklaşımı sıklıkla kullanmak mümkündür. Empatik yaklaşım, gün içinde etkileşimde bulunduğumuz kişilerle empati kurmaya, onların bakış açısı ve duygularını anlamaya çalışmaktır. Empatik yaklaşımda bulunmak ve doğru kullanabilmek için empatinin öğrenilmesi ve empatik yaklaşımın benimsenmesi gerekir.

Empati kurma becerimizi geliştirmek mümkündür. Bir empati eğitim programına katılmak, etkin dinleme becerimizi geliştirmek, dünya görüşümüz içinde "bütün insanların farklı kişilikleri vardır, benden farklı değer yargıları ve inançları olabilir ve bütün insanlar değerlidir" biçiminde yargılara yer vermek empatik yaklaşım geliştirmemizi kolaylaştıracaktır. Küçük yaşataki çocukların bile, empati kurabildikleri ve eğitimle empatik yaklaşım geliştirebildikleri biliniyor.

Company

Salı, 06 Kasım 2007

I take A&A Software Ltd. Company as a model. I will analyze how this company’s external environment and assessment of internal strengths and weaknesses can identify strategic opportunities and threats.

This company is one of the well - known companies in the city with its principles and working conditions. Nowadays, there is a very heavy economic crisis in Turkey and many companies are closing doors and so many employees are looking for job. This company is a lucky company, because they are dealing with computers and with developing technology computers started to control our life. This company is not a subsidiary of any company. That is, it operates independently.

The SWOT analysis has been a useful tool for industry. The process of utilizing the SWOT approach requires an internal survey of strengths and weaknesses of the program and an external survey of threats and opportunities. Structured internal and external examinations are unique in the world of curriculum planning and development. The external environment has a profound impact on educational institutions.

This company’s strength is its financial resources because, this company sells its products to generally other computer companies as well as agreement - based companies and to many customers so every year earns billions. The company response very quickly. It doesn’t need for higher management approval. It is able to give really good customer care. It’s lead consultant has strong reputation with in the market. It can change direction quickly if it find that it’s marketing is not working. They can offer good value to customers. All the employees are professional and the company has a good organization. It is successful and it’s growing day by day. Every annual report is more successful than the last one. The manager is talent and designs intelligent ideas which adopts to the local market and the customers.

The view through a strategic window shows planners a way to relate potential opportunities to company capabilities. The explosive growth in internet services and in the users is creating a strategic window that allows computer and chip - maker manufacturers to compete more effectively against industry giants like Microsoft.

This company has some weaknesses like the other companies. The company has a big number of staff and it is vulnerable to vital a staff being sick, leaving, etc. Because of the inflation and unexpected devaluation, the company looses unexpected amounts from it’s profit in some periods because, they pay for the programs in US dollar.

Some opportunities of the company are its business sector is expanding with many future opportunities for success. The demand and the supply is very important. The increase of the customers encourage the company to take more risks in different fields. The company’s competitors may be slow to adopt new technologies. Develop a working relationship with other companies in producing new programs and also face to face dialog with customers are some other opportunities for the company.

The company faces a threat that, a small change in focus of a large competitor might wipe out any market position which the company achieves. Credibility of the organization will be negative if it is not successful. Lack of customers is also a threat.

The external environment of the company depends on economy, society, political structures and even individual life styles which are poised for new changes. SWOT analysis provides a framework to focus better on serving the needs of their communities.

SWOT usually reflect a person’s existing position and viewpoint, which can be misused to justify a previously decided course of action rather than used as a means to open up new possibilities. It is important to note that sometimes threats can also be viewed as opportunities, depending on the people or groups involved. There is a saying “ a pessimist is a person who sees a calamity in an opportunity, and an optimist is one who sees an opportunity in a calamity”.

As a summary a SWOT analysis can be an excellent, fast tool for exploring the possibilities for initiating new programs in the company. It can also be used for decision making within departments or even by individuals. It is a relatively simple way of communicating ideas, and policies. It can help individuals to quickly expand their vision. Probably the strongest message from a SWOT analysis is that, whatever course of action is decided, decision making should contain each of the following elements:

Building on Strengths

Minimizing Weaknesses

Seizing Opportunities

Counteracting Threats

In order to be most effectively used, a SWOT analysis needs to be flexible. Situations change with the passage of time and an updated analysis should be made frequently. SWOT is neither cumbersome nor time – consuming and is effective because of its simplicity.

I choose A&A Software Ltd. Company to describe its target market. Today, marketing activities must focus on the customers more than ever with the growing presence of computers in business. A market – driven organization begins its overall strategy with a detailed description of its target market. The target market section of the companies business plan must clearly identify the current and prospective buyers of the company’s products and services. The goal in preparing the target market section is to demonstrate people who the customers are and how to product and services directly meet the needs of the marketplace.

The specific environment is that part of the environment that is directly relevant to the organization in achieving its goals. The specific environment of A&A Company consists of customers, suppliers, competitors, government, labor unions, and trade associations. The domain and specific environment is proportionally related with each other. When the domain changes, the specific environment and the balance between them change too. The specific environment of A&A Ltd Company consists of mostly customers, suppliers and competitors. Since the work involves program sales and program supports, it is carried out with customers in a face-to-face manner. At this point, suppliers are on the front plan. Because, the service supplied consists of the use of package programs that have been solved.

The major marketing management decisions can be classified in one of the following four categories: product, price, place (distribution), promotion. These valuables are known as the marketing mix. The marketing manager in the company controls in order to best satisfy customers in the target market.

The product is the software program and the service to the consumer in A&A Company. Product decisions include aspects such as function, appearance, packaging, service, and warranty.

This company is not the price leader in the market. But because of its advertisements they sell their products more than the other companies. Marketing puts the customers at the center of the organization. Pricing decisions are taken into account profit margins and the probable pricing response of competitors. Pricing includes not only the list price but also discounts, financing and other options such as leasing.

Place decisions are those associated with channels of distributions that serve as the means for getting the product to the target customers. The distribution system performs transactional, logistical, and facilitating functions. Distribution decision making include market coverage, channel member selection, logistics, and levels of service.

A&A Company has 1000 business buyers so it has a quiet large target customers. The customers are usually located in the same or neighbor cities. The technology has made location less of an issue for the company but it is importance of defining the geographic location for the customers. If the company could sale its products to the east of Turkey, it would have more profit. The company sales manager and his team believes that the more they understand their customers, the better their chances of success.

Promotion decisions are those related to communicating and selling to potential consumers. Since the cost can be large in proportion to the product price, a breakeven analysis should be performed when making promotion decisions. It is useful to know the value of a customer in order to determine whether additional customers are worth the cost of acquiring them. A&A Company’s decisions involve advertising, public relations, and media types.

The general establishment target of this company is to open branches and to create a large service network in Turkey. Although, this target has not been achieved yet, it is the company’s future marketing target and strategy. The founder executives of the company have aimed to set up their own company and to become a brand-name in Turkey. With the high performance that it shows, the company is walking towards this target slowly and with safe steps.

STRENGTHS OPPORTUNITIES

Cost advantages Add to product line

Financial resources Enter new markets

Customer loyalty LEVERAGE Acquire firms with

Modem production needed technology

Facilities

Patents

WEAKNESSES THREATS

Too narrow a product line Changing buyer tastes

Lack of management likely entry of new

depth competitors

High cost operation due to Adverse government

high labor cost and policies

obsolete production facilities PROBLEMS

Inadequate finance

capabilities

Weak market image

Girişimcilik Kavramı

Salı, 06 Kasım 2007

GİRİŞİMCİLİK KAVRAMI

Girişimci emek, teknoloji, sermaye ve doğal kaynaklar olarak sayılan üretim faktörlerini bir araya getirerek mal veya hizmet üreten bireydir.

[1] Girişimcilik; yaşanılan çevre içerisinde ortaya çıkan fırsatları sezme, o sezgilerden yola çıkarak* projeler oluşturma, projeleri yaşama taşıma ve zenginlik üreterek insan yaşamını kolaylaştırma becerisine sahip olmaktır.

[2] Tanımda da yer aldığı üzere girişimcilik ekonomik faaliyetlerin temelini oluşturmaktadır. Ülkemizde TÜSİAD girişimciyi, “bilinenleri en iyi yapan ve hünerlerine aklını da katan, olağan ve olağan dışı koşullarda işgücü ve sermaye kaynaklarını verimli bir biçimde kullanacak önlemleri düşünen, analiz eden, planlayan, yürürlüğe koyan, uygulayan ve sonuçlarını denetleyebilen kişi yaratıcı girişimcidir” diye tanımlamaktadır.

[3] Bu tanımda da girişimciliğin sadece maddi faktörler yoluyla değil bilişsel yeteneklerden yola çıkarak ortaya çıktığı ve geliştiği söylenebilir. Girişimci birey bilişsel özelliklere sahiptir ve yeni bilgi ve uygulamalara açıktır. [4]

4.Girişimde bulunma bir süreç olarak ele alınabilir ve yeni bir işletme kurmak için fırsatlar bulma, değerlendirme ve geliştirmeyi içerir.

[5] Girişimciliğin en önemli bileşeni* risk almaktır. Yani girişimci, fırsatları yakaladığında, her tür riski alarak projelerini gerçekleştirmeye çalışandır. Girişimcilik ise, girişimcilerin risk alma, fırsatları kovalama, hayata geçirme ve yenilik yapma süreçlerinin tümüne verilen addır. Bu yüzdendir ki hem şirket açma süreci, hem de yenilikler yapma süreci girişimcilik kapsamındadır.

[6] Dolayısıyla yenilik yapmakla birlikte şirket kuruluşları bir girişimcilik göstergesi olarak kabul edilebileceği düşünülmektedir. Ancak bu süreçte girişimciyi bazı riskler beklemektedir. Bunlar ekonomik risk, sosyal ilişkilerdeki risk, kariyer riski, psikolojik ve sağlık riski.

[7] Girişimci bu risklerle karşı karşıya olduğu gibi gerekli üretim faktörlerini de bir araya getirerek bir yenilik yapma peşindedir.

Girişimcilik tanımında yenilik vardır ve bu yenilik mevcut kaynakların yeni bir birleşimini ifade eder, bir diğer deyişle: yeni bir malın yada servisin üretimi, yeni bir üretim metodunun geliştirilmesi, yeni bir pazarın oluşturulması, yeni bir hammadde kaynağının bulunması ve endüstrinin yeniden yapılandırılması yeniliktir. Girişimcilerin özelliklerini şöyle sıralamak mümkündür; belirsizlik altında karar alabilen, kararlı ve azimli, güçlü sezgi sahibi, iyi gözlemci, hayal gücü yüksek, kaynaklara ulaşabilecek ilişkiler ağına sahip, çok yönlü düşünebilen, ikna gücüne sahip olan, bağımsız düşünebilen, esnek, yaratıcı, kendine güvenen kişilik. [8]

Girişimcilerin bulundukları topluma karşı görevleri ve katkıları bulunmaktadır. Bunları kısaca şöyle sıralayabiliriz : [9]

1. Ülkemiz gibi* gelişmekte olan ülkelerde en önemli sorunlardan biri işsizliktir. İşsizlik ürün/hizmet üretimi için yeni yatırımların yapılmaması sonucunda doğar. Girişimci sayısı ne kadar artarsa, istihdam oranı da artmaktadır. Dolayısıyla işsizlikten kurtulmanın en etkin yolu, kişilerin kendi işlerini kurmalarıdır.

2. Toplumsal refah düzeyinin yükselmesi bireylerin refahlarıyla ilgilidir. Bireylerin refahını artıracak bir faktör ise kendi işine sahip olmasıdır. Dolayısıyla girişimcilik toplumsal refahın oluşturulmasında ve tabana yayılmasında etkin rol oynayabilecek bir mekanizmadır.

3. Girişimciler hem bilim ve teknolojiyi kullanarak, hem de bu alanlara kaynak aktararak bilim ve teknolojinin gelişmesine yardımcı* olmaktadırlar.

4. Girişimciler kullanılmayan potansiyelleri kullanarak, bunların atıl olmalarını önlerler.

Girişimcilik, finansal, fiziksel ve sosyal risklere katlanılarak parasal ödüller, kişisel tatmin ve bağımsızlık elde edilerek yeni bir değer yaratma sürecidir. Bu tanımda da yer aldığı üzere, hangi alanda olursa olsun girişimci olmanın dört temel yönünü vurgulamaktadır: Birincisi, girişimcilik yaratıcılık sürecini içinde barındırır. Yeni bir değer yaratma, girişimcinin kendisi ve toplum için bir değer ifade etmelidir. İkincisi, girişimcilik gerekli zamanın ve çabanın ayrılmasını gerektirir. Gerekli riskleri üstlenmek, girişimciliğin üçüncü yönüdür. Sonuncusu ise, girişimci olmanın ödülleriyle ilgilidir. Bunlar bağımsızlık, kişisel tatmin ve parasal ödüller gibi girişimciler için önemli olan ödüllerdir. [10]

GİRİŞİMCİLİĞİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Girişimciliği etkileyen faktörleri, girişimciye bağlı faktörler ve çevresel faktörler olarak ikiye aymak mümkündür. Girişimciye bağlı faktörler, girişimci adayının eksikliklerin olduğu yerlerdeki potansiyel iş fikirleri algılaması, bunu projeye dönüştürerek yatırıma yönlendirecek beceriye sahip olması, riskleri alarak girişimde bulunabilmesidir. Çevresel faktörler ise, engellerin az olması, kaynakların varolması ve varolan kaynaklara erişimin kolay olması olarak sıralamak mümkündür.

[11] Girişim faktörlerinin bir araya getirilmesine ilişkin girişimsel süreç dört ana başlık altında toplanabilir; “fırsatın tanımlanması ve değerlendirilmesi”, “iş planının geliştirilmesi”, “gereksinim duyulan kaynaklar” ve “işletmenin yönetilmesi” [12] Bu süreç sonunda girişimci toplumsal faydanın maksimizasyonuna katkıda bulunmaya başlayacaktır.

GİRİŞİMCİLİĞİN ÖNEMİ

Girişimcilik, işsizlik sorununa önemli bir çözüm olanağı sunduğu gibi ayrıca ekonomik büyümenin önemli bir bileşenidir. Girişimci, ekonomik kaynakların düşük üretkenlik alanlarından yüksek alanlara aktarılma sürecinde baş aktördür, çünkü üretim kaynaklarını yeni bir tarzda birleştirerek kullanılmayan üretim faktörlerinin kullanılmasını sağlar. Ayrıca kullanılmakta olan üretim araçlarının ve mevcut girdilerinin değişik şekillerde kullanımı ile üretimi artırır. Bu yönüyle girişimci toplumsal fayda yaratan ekonomik bir aktördür.

Girişimci yeni düşüncelerin yaratılması, yayılması ve uygulamasını hızlandırır, ayrıca yeni endüstrilerin doğmasına yol açar, teknolojileri kullanan sektörlerde verimliliği artırır ve hızla büyüyen sektörler yarattığı için ekonomik büyümeyi hızlandırır. [13] Dolayısıyla girişimci ekonomik faaliyetlerin düzenlenmesinde, istihdam yaratılmasında ve üretim faaliyetlerinde anahtar faktördür.

EKONOMİK GELİŞMEDE GİRİŞİMCİLİK UNSURU

Özellikle ülkemizde bölgeler arası gelişmişlik farklılığı önemli bir sorun olarak karşımızdadır. Büyük şehirlerde ve özellikle Türkiye’nin batısında kümelenmiş olan sanayi toplulukları refahın tüm topluma yayılmasında yeterli işlevi görmemektedir. Türkiye’nin doğu kısmında kalan ve gelişmemiş illerdeki en önemli sorun işşizlik olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye’de istihdamın büyük bir kısmının KOBİ’ler tarafından karşılandığı düşünülürse girişimciliğin önemi hem istihdam hem de üretim açısından karşımıza çıkmaktadır. Girişimciliğin ekonomik gelişmede önemli bir faktör olduğu birçok araştırmada vurgulanan bir husustur. Girişimcilik, işletmeciliğin ve toplumun yapısında bir değişimi başlatır ve geliştirir. Bu değişim büyümeyi ve üretimi artırmaktadır. Bu değişim ve gelişmeyi kolaylaştıran anahtar yenilikçiliktir. Yenilikçilik; hem pazar için yeni mal ve hizmetlerin geliştirilmesini sağlamakta, hem de kurulacak yeni işletmelere yatırım ilgisini tetiklemektedir. [14]

TÜRKİYE’DE GİRİŞİMCİLİK

Türkiye girişimcilik verilerine bakıldığında ülkemizin yeterli gelişimi sağlamadığı* gözlemlenmektedir. Uluslar arası girişimcilik endeksinde kullanılan 100 yetişkin içinde şirket kuran insanların sayısına bakıldığında Türkiye yirmi dokuz ülkenin gerisinde kalmış durumdadır. Türkiye’de her 100 yetişkin içinde şirket kuran sayısı 4,6 olmasına karşın bu sayı ABD’de 11,7, Güney Kore’de 15,* Meksika’da 18,7 dir. [15] * Türkiye’nin yeterli kamu kaynaklarına sahip olmaması ve son yıllarda yaşanan ekonomik krizler de girişimcilere verilen kredi miktarını etkilemekte ve Türkiye’nin girişimci potansiyelinin ortaya çıkması mümkün olmamaktadır.

Kaynak : Tüsiad Basın Bülteni “Türkiyede Girişimcilik Özet Bulgular” , 27-02-2003, www.tusiad.org.tr

KAYNAKÇA:

[1] İsmet Mucuk, Modern İşletmecilik, Türkmen Kitabevi, İstanbul 2001, s.6

[2] http://www.ytukvk.org.tr/arsiv/barisyildiz1

[3] http://www.ytukvk.org.tr/arsiv/barisyildiz1

[4] David Johnson, What Is Innovation and Entrepreneurship? Lessons For Larger Organizations, Industrial and Commercial Training, Vol: 33 No:4 , 2001, p.136

[5] Adnan Ceylan, Nigar Demircan, Girişimciliği Etkileyen Faktörler ile Girişimci Kişilik Özellikleri Arasındaki İlişkilere Yönelik Bir Araştırma, 9. Ulusal Yönetim ve Organizasyon Kongresi Bildiriler Kitapçığı, İstanbul, 2001, s. 831

[6] Tüsiad Basın Bülteni “Türkiyede Girişimcilik Özet Bulgular” , 27-02-2003, www.tusiad.org.tr

[7] Hannu Littunen, Entrepreneurship and The charasteristics Of Entrepreneurial Personality, *International Journal Of* Entrepreneurial Behaviour&Research,* Vol:6 No:6 2000 p.295

[8] Tüsiad Basın Bülteni “Türkiyede Girişimcilik Özet Bulgular” , 27-02-2003, www.tusiad.org.tr

[9] http://www.ytukvk.org.tr/arsiv/barisyildiz1

[10] Selahattin Atik, Kültürün Girişimciliğe Etkileri, http://www.kho.edu.tr/yayinlar/bilim…3/4_bilder.doc

[11] http://www.ytukvk.org.tr/arsiv/barisyildiz1

[12] Aykut Berber,* Girişimci İle Yönetici Profilinin Karşılaştırılması Ve Girişimcilikten Yöneticiliğe Geçiş Süreci, İ.Ü. İşletme Fakültesi Dergisi, C:29, S: 1/Nisan 2000, s.24

[13] Tüsiad Basın Bülteni “Türkiyede Girişimcilik Özet Bulgular” , 27-02-2003, www.tusiad.org.tr

[14] Selahattin Atik, Kültürün Girişimciliğe Etkileri, http://www.kho.edu.tr/yayinlar/bilim…3/4_bilder.doc

[15] Tüsiad Basın Bülteni “Türkiyede Girişimcilik Özet Bulgular” , 27-02-2003, www.tusiad.org.tr

Öğr.Gör.Saffet Erdoğan

ANS Kampüsü Mühendislik Fakültesi Afyon Kocatepe Üniversitesi

saffet_erdogan@hotmail.com

http://www.aku.edu.tr/

Arş.Gör.Mustafa Kurt

Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Ensitüsü

mustafakurt90@hotmail.com http://www.aku.edu.tr/

GİRİŞİMCİLİK NEDİR? TÜRKİYE’NİN GİRİŞİMCİLİK PERFORMANSI

Girişimci kelimesi bir şeyi yapmaya başlayan kişi anlamına gelmekte olup, girişmek fiilinden türemiştir.

Tarihsel olarak baktığımızda girişimci diye Türkçe’ye çevrilen "entrepreneur" Fransızca kelime entreprendre’den gelmektedir ve anlamı bir şey yapmaktır.

Girişimci, risk alarak yenilik veya geliştirme yapan kişidir. Diğer bir deyişle, girişimci fırsatları gözleyen ve onları bulduğunda her tür riski alarak fikrini gerçekleştirmeye çalışandır. Dolayısı ile girişimcilik için fikir üretmek, yenilik üretmek ya da bir geliştirme yapmak gerekmektedir. Bu da Türk toplumunda fazlası ile vardır. Çoğu zaman fikir üretmek aşamasında kalsa da. Ama bu sadece ilk aşamadır ve diğer aşamalara geçememekte üstümüze yoktur.

Girişimcilik de, girişimcilerin risk alma, fırsatları kovalama, hayata geçirme ve yenilik yapma süreçlerinin tümüne verilen addır. Bu yüzdendir ki hem şirket açma süreci, hem de yenilikler yapma süreci girişimcilik kapsamındadır.

Girişimcilik tanımında yenilik vardır ve bu yenilik mevcut kaynakların yeni bir birleşimini ifade eder, bir diğer deyişle:

· yeni bir malın yada servisin üretimi,

· yeni bir üretim metodunun geliştirilmesi,

· yeni bir pazarın oluşturulması,

· yeni bir hammadde kaynağının bulunması ve

· endüstrinin yeniden yapılandırılması yeniliktir.

Eski ve/veya yeni, büyük ve/veya küçük, yavaş ve/veya hızlı büyüyen, özel ve/veya kamu şirket ve örgütlerinin başında görevde olan yöneticiler (şirket sahibi olabilir yada maaş alan profesyonel yönetici olabilir) veya örgüt çalışanları yenilikler yaptıkları zaman girişimci düşünce tarzı ve davranışı göstermiş olurlar.

Bunların dışında bir yöntemle girişimci olunamaz mı? Elbette ki olunabilir. Eskiden beri yapılan bir işi daha kaliteli, daha hızlı veya daha ucuza yapmak da girişimciliktir. Gerçi bunlarda da bir yenilik yaratma söz konusudur. Daha ucuza yapabiliyorsanız yeni bir know-how, daha kaliteli yapabiliyorsanız yeni bir standart, daha hızlı yapabiliyorsanız yeni bir süreç üretebilmişsiniz demektir. Evet bu da girişimcilik olarak değerlendirilebilir.

İYİ BİR GİRİŞİMCİDEKİ BAZI VASIFLAR

· Çoğunlukla içsel sesinin emirlerini yapar.

· Hızlı karar verir.

· Her zaman iyi niyetlidir.

· Her zaman pozitif düşünür.

· Risk alabilendir.

· İstikrarlı ve azimlidir.

· Başarı onları şımartmaz

· "Ben biliyorum, ben yaptım" demez.

· Aşk ve heyecan en büyük sermayesidir.

· Girişimci beynindeki ham rezervleri işleyen, düşüncelerini katma değere dönüştürendir.

· Yaş sınırı yoktur.

· Girişimci işinde pek seçici olmaz, kadercilik ağır basar.

· Ortam ve pozisyona çok çabuk adapte olur.

· Girişimci kendine güvenmez, kendine olan güveni de kaybetmez.

· Girişimci herkesi, her kesimi dinler, orijinal kütüphanesini büyütür.

· Girişimci her zaman kendi bildiğini yapar. Başkalarının tenkit veya iltifatı onu etkilemez.

· Hatasına her zaman sahip çıkar, başarısına asla.

· Hatayı kendine, başarısını ekibine verir.

· Hatayı her zaman kendinde arar.

· Kendisiyle her zaman barışıktır.

· Müspetler de, menfiler de onun için bir sınavdır.

· Girişimcinin işinde, yaşamında çok renklilik vardır, sıradışıdır.

· Girişimcinin zekasını bileyleyen, yaratıcı kılan yaşadığı zorluklardır. Her zorluk girişimciye yeni boyutlar kazandırır, yeni ufuklar açar.

· Girişimcinin ilacı problemlerdir. Problemi yoksa, problem yaratır. Problem girişimcinin yaşam tarzıdır, çünkü girişimci doğanın yaramaz çocuğudur.

YANLIŞ İNANIŞLAR/MİTLER

Toplumda genel kabul gören girişimciliğe dair bazı inanışlar vardır ve bunların birçoğu gerçeği yansıtmaz.

Yanlış İnanış: Girişimci doğulur, sonradan olunmaz.

Açıklama: Bazı doğal yetenekler olabilir ama bunların ortaya çıkarılması gerekir. Ayrıca, girişimciliğin temelinde olan birçok yetenek, bilgi, tecrübe ve ilişki ağını yıllar içinde geliştirerek girişimcilik kapasitesi oluşturmak mümkündür. Sahip olunması gereken en önemli değer özgüven ve takım çalışmasıdır. Mutlaka başaracağım diyebilmeli ve aynı fikir ve duyguları paylaşan iş ortakları takım arkadaşları ile paylaşılmalıdır.

Yanlış İnanış: Sermaye yeni iş için en önemli girdidir.

Açıklama: Eğer yetenek ve/veya yeni fikir var ise zor da olsa sermaye bulunabilir, oysa sermaye ile yetenek ve/veya yeni fikir bulunamaz. Sermaye sadece bir araçtır. Kendi tecrübelerimden çok iyi biliyorum… Zira ben işimi Sıfır Sermaye ile kurdum.. Leasing yapmadım, banka kredisi veya borç almadım. Sadece işimi kurarken bir yandan da satış yapmaya çalıştım. Ve yaptığım ilk satışlarla şirket kuruluş masrafları ve ofis kuruluş masraflarını karşıladım. İlk aldığım iş de yurt dışından bir yazılım işiydi.

Yanlış İnanış: Herkes yeni bir iş kurabilir.

Açıklama: İş kurmak işin en kolayıdır, önemli olan şirketin devamını sağlamak, büyütmek ve kalıcı olmaktır. Girişimci için önemli olan fikrin başarılı şekilde ticarileşmesini ve/veya toplumsal faydaya dönüşmesini sağlamak ve geliştirmektir.

Yanlış İnanış: Girişimciler kumarbazdır.

Açıklama: Başarılı girişimciler tüm riskleri dikkatlice hesaplayanlardır. Ülkemizde önümüzü görmek ne kadar zor olsa da girişimcilerin risk analizi yapmaları gerekmektedir. En önemli riskiniz zamandır. Çünkü zaman en değerli şeydir. Haberleşmenin olmadığı dönemlerde birçok buluş dünyanın dört bir köşesinde hemen hemen aynı zamanlarda gerçekleştirilmiştir. Unutmayın ki sizin düşündüğünüzü başkaları da düşünüyor. Elinizi çabuk tutmalısınız…

Yanlış İnanış: Girişimciler genç ve enerjik olmalıdır.

Açıklama: Yaş bir sınır değildir. Ama şurası bir gerçek ki gerektiğinde hayat standardından fedakarlık edemeyecek birisinin girişimci olabilmesi daha zor olabilir. Hayat standardı da yaşlandıkça vazgeçilmesi zorlaşan bir şey olduğundan girişimciliğin yaşla dolaylı da olsa bir bağlantısı var. Genel ortalama 30′lu yaşlar olmakla birlikte 60′lı yaşlarında başarılı olan birçok girişimci vardır.

Yanlış İnanış: Başarılı girişimci, iyi okul performansı gösterir.

Açıklama: Girişimcilik yaratıcılık, motivasyon, bütünsellik, liderlik, takım kurma, analitik yetenek ve belirsizliklere ve zorluklarla başa çıkma yeteneklerinin karışımıdır. Dolayısıyla sadece okul performansı girişimcilik için gösterge olamaz. Hele hele, Lise birincilerinin üniversite sınavını kazanamadığı, üniversite birincilerinin iş bulamadığı bir ülkede, eğitim girişimcilik için hiç sağlıklı bir gösterge olmaz.

GİRİŞİMCİLİĞİN ÖNEMİ

· İşsizlik sorununa önemli bir çözüm olanağı sunduğu gibi ayrıca ekonomik büyümenin dinamosudur.

· Girişimci, ekonomik kaynakların düşük üretkenlik alanlarından yüksek alanlara aktarılma sürecinde baş aktördür, çünkü üretim kaynaklarını yeni bir tarzda birleştirerek kullanılmayan üretim faktörlerinin kullanılmasını sağlar, ama daha önemlisi kullanılmakta olan üretim araçlarının ve mevcut girdilerinin değişik şekillerde kullanımı ile üretimi artırır.

· Girişimci yeni düşüncelerin yaratılması, yayılması ve uygulamasını hızlandırır, ayrıca yeni endüstrilerin doğmasına yol açar, teknolojileri kullanan sektörlerde verimliliği artırır ve hızla büyüyen sektörler yarattığı için ekonomik büyümeyi hızlandırır.

TÜRKİYE’NİN DURUMU

Ülke Gelişimi Karşılaştırması

Birleşmiş Milletler Gelişme Programı tarafından çok sayıda sosyal, ekonomik, eğitim ve politik faktörler göz önüne alınarak 2002 yılında yapılan İnsani Gelişim Endeksi’nde Türkiye, 173 ülke içinde 85′inci sıradadır. Türkiye eğitim, sağlık, gıda, kadın ve çocukların durumu ve okuryazarlık gibi göstergelerde Küba, Malezya, Libya ve Ermenistan’dan daha kötü performans göstermektedir ve Avrupa’da sadece Arnavutluk ve Moldavya’dan iyi konumdadır.

Teknoloji Karşılaştırması

2000 yılında GSMH’nın sadece % 0,6’sını Araştırma-Geliştirme’ye (Ar-Ge) harcayan Türkiye’ye karşılık, İsveç % 3,8′ini, Finlandiya % 3,3′ünü, Japonya % 3,1′ini, İsrail % 2,8′ini ve ABD % 2,7’sini harcamaktadırlar. Türkiye’yi karşılaştırdığımız ülkeler grubu içinde sadece Meksika Türkiye’den daha az kaynağı Ar-Ge’ye harcıyor. Güney Kore Türkiye’nin 4,5 katı, İrlanda ise 2,6 katı Ar-Ge’ye kaynak ayırmaktadırlar.

İnsan Kaynakları & Eğitim Karşılaştırması

Türkiye karşılaştırma yapılan ülkeler arasında % 30 ile en fazla genç nüfus (0-14 yaş grubu) oranına sahip olan iki ülkeden biridir (diğeri Meksika). Bu genç nüfusa rağmen işsizlerin çoğunluğu (% 64) 30 yaşın altındaki gençlerdir.

Türkiye, eğitim konusunda sınıfta kalmıştır, çünkü okuma yazma bilmeme oranı yüksektir ve orta ve yüksek öğretimde eğitime katılan öğrenci oranları düşüktür.

Finans Karşılaştırması

Türkiye’de her büyüklükteki firmanın başlıca sorunlarından biri finansmandır. Türkiye’nin toplam ulusal kredi miktarı diğer ülkelerle karşılaştırıldığında düşüktür.

Türkiye’de özel sektöre verilen ve bankalarca sağlanan kredilerin GSYİH içindeki payları karşılaştırma yapılan ülkeler arasında bir tek Meksika’dan iyidir.

Yenilikçi ve teknolojiye dayalı firmaların gelişmesinin arkasındaki en büyük destek olarak görülen risk sermaye sektörü, Türkiye’de henüz emekleme sürecine dahi girememiştir.

Yasal Düzenlemeler Karşılaştırması

Kamu dengesindeki bozulmaya paralel ortaya çıkan kaynak arayışı, kendini artan vergi oranları olarak göstermiş ve Türkiye, son on yıllık süre zarfında, kamu gelirlerini önemli ölçüde artırmıştır. OECD’nin yayınladığı vergi istatistiklerine bakıldığında, 1995-2000 yılları arasında OECD ülkelerinin ortalama vergi yükü %36.1′den %37.4′e yükselirken, Türkiye’de hızlı bir artış yaşanmış ve vergi yükü aynı dönemde %22.6′dan %33.4′e yükselmiştir. 2001 yılı için toplam vergi gelirlerinin GSYİH içindeki oranı ele alındığında Türkiye’nin %35.8 ile OECD (%37.4) ve AB (%41.6) ortalamalarından daha düşük vergi yüküne sahip olduğu görülmektedir. Özet olarak, Türkiye’de vergi yükü ekonomik gerekçeleri gözetmeksizin sürekli artış göstermekte, buna karşılık mükellef sayısında bir gelişme yaşanmaması yatırımcılar açısından vergi ortamını içinde yaşanabilir olmaktan uzaklaştırmaktadır. Ayrıca, bütçe açıkları süreklilik kazanmış, kayıt dışı ekonomi büyümeye devam etmiş ve vergi sisteminin bir strateji çerçevesinde yeniden yapılandırılarak orta ve uzun vadeli ekonomik ve sosyal perspektiflerle uyumlu hale getirilmesi sürekli ertelenmiştir.

Vergi öncesi kar üzerinden alınan ortalama kurumlar vergisi oranları açısından Türkiye’nin İngiltere ile aynı, ABD’den ise daha düşük vergi uyguladığı görülür. Türkiye’nin yarısı kadar kurumlar vergisi uygulayan İrlanda ve Hong Kong, şirket karlarından en az vergi alınan ülkelerdir. Gelir vergisi oranlarına gelince, kişi başına GSYİH’nın %28′inin vergi olarak ödendiği Türkiye, gelir vergisi uygulamayan Çin ve Hindistan’ın birinci olduğu sıralamada, 49 ülke arasında 40′ıncıdır. Türkiye’nin dolaylı vergiler yükü de OECD ve AB ülkelerine nispeten yüksektir. İşverenin zorunlu sosyal sigorta payına katkısının kişi başı GSYİH açısından Türkiye, bu oranın uygulanmadığı Çin ve Hindistan’ın 1. olduğu sıralamada, 49 ülke arasında 33′üncüdür.

Türkiye, çalışma yasaları, şirketlere yönelik mevzuatlarda yaşanan sorunlar ve bürokratik engeller yüzünden iş ve yatırım yapmaya uygunluk açısından kötü bir performansa sahiptir. İş ve yatırım yapmaya uygunluğu ölçen birçok istatistik çalışmasında Türkiye oldukça kötü bir performans göstermektedir. Örneğin, Ekonomist dergisinin endeksinde, 1996-2000 döneminde 60 ülke arasında yapılan iş ve yatırım yapmaya uygunluk değerlendirmesinde Türkiye 42′nci olmuştur. Bu oranın 2001-05 için yapılan tahmini senaryoda 46′ncılığa gerileyeceği tahmin edilmektedir. Benzer bir çalışma yapan Birleşmiş Milletler Ticaret ve Gelişme İşbirliği kurumunun endeksinde 1988-90 döneminde 112 ülke arasında 71′inci sırada olan Türkiye, 1998-2000 döneminde 137 ülke arasında 122′nci olmuştur. Bu endeksin ilk altı ülkesi sırasıyla şunlardır: Belçika, Lüksemburg, Hong Kong, İrlanda, İsveç ve Hollanda.

GİRİŞİMCİLİK PERFORMANSI

Uluslararası girişimcilik endeksinde kullanılan 100 yetişkin içinde şirket kuran insanların sayısına bakıldığında Türkiye 29 ülkeden daha az sayıda girişimciye sahiptir. Türkiye’de her 100 yetişkin içinde şirket kuran sayısı 4,6 iken bu sayı Meksika’da 18,7, İrlanda’da 12 ve ABD’nde 11,7′dir.

Yeni kurulan şirket sayıları açısından da Türkiye kötü bir performans göstermektedir. OECD üye ülkelerinde yeni kurulan işyerlerinin tüm işletmeler içinde oranı % 11-17, kapanan işyerlerinin oranı da % 9-14 arasında değişmekteyken, Türkiye’de bu oranlar sırasıyla % 3,5 ve % 0,9′dur.

Türkiye nüfusunun önemli bir girişimci potansiyeli olan kadınlar ve gençler girişimci olarak değerlendirilememektedir. Tüm işverenler arasında kadınların oranı % 3,3 gibi oldukça düşük bir orandır ve 30 yaşın altında bulunan gençlerin % 64′ü işsizdir.

Girişimci sayısıyla ilgili ilginç bir bulgu, girişimci erkek ve kadınların oranlarıdır. Çıkış ve inişlere rağmen, kendi hesabına çalışan kadınlar toplam kendi hesabına çalışanların % 10′u civarındadır. Tüm işverenler içinde kadınların oranı ise % 3,3 gibi çok düşük bir orandır. Hem işverenleri, hem de kendi hesabına çalışanları girişimci diye düşünürsek Türkiye’de erkek girişimciler, kadın girişimcilerin 7 katıdır. Girişimciyi sadece işveren olarak tanımlayan uluslararası bir çalışmada bulunan 29 ülke sonuçlarına göre ise erkek girişimcilerin kadın girişimcilerin iki misli olduğu saptanmıştır. Bu tanıma göre Türkiye’de erkek girişimciler kadın girişimcilerin 29 katıdır.

Türkiye genelinden şehirlerin girişimcilik performansına inildiğinde ise girişimcilik performansı en gelişkin olan illerin sadece İstanbul ve Kocaeli olduğu görülmektedir.

BİZE DÜŞEN GÖREVLER NELER?

Bu analizlerden yola çıkarak, Türkiye’de girişimciliğin geliştirilmesi için yapılması gerekenlerden bazıları aşağıdaki ana başlıklarda özetlenebilir:

1. Girişimcilik ile ilgili açık ve net bir vizyon oluşturulmalı, buna bağlı stratejiler geliştirildikten sonra hükümet programlarında öncelikli olarak yer almalıdır.

2. Şirket kuruluşu, işleyişi ve kapanışına ait bürokratik engeller azaltılmalıdır.

3. Vergi işlemleri kolaylaştırılmalıdır.

4. Teknoloji transferinin başarılı biçimde gerçekleşmesini sağlayacak örgütler oluşturulmalıdır. Yeni teknoloji kullanımı yatırım tutarı ne olursa olsun vergilerden yatırım indirimi yapılarak teşvik edilmeli.

5. KOBİ’ lere verilen krediler artırılmalıdır.

6. Finansman seçenekleri artırılmalı leasing teşvik edilmeli ve risk sermaye sektörü kurulmalıdır, desteklenmelidir.

7. Girişimciler ve girişimciliği destekleyen kuruluşların oluşturduğu platformlar/ girişimci ağları kurulmalı ve bu platformlar aracılığıyla koordinasyon sağlanmalıdır.

8. Girişimciliğin desteklendiği bir kültürel ortamın yaratılması için topluma olan katkısı ve ekonomik büyümedeki önemli rolünün anlatılması gerekmektedir.

9. Teknolojik girişimcilik başta olmak üzere her tür girişimcilik performansı düzenli olarak ülke çapında ölçülmeli ve uluslararası ekonomilerle karşılaştırmalıdır. Dış ticaret mevzuatına teknoloji ihracatı için yeni eklemeler yapılmalıdır.

10. Eğitime yapılan yatırım artırılmalı, girişimci eğitim merkezlerine destek verilmelidir.

11. Vergi sistemi yeniden yapılandırılmalı, kayıt dışı ekonomi kayıtlı hale getirilmelidir.

12. Büyük küpürlü paralar tedavülden kaldırılmalı (Prof. Dr. Osman Altuğ’un projesi), kredi kartı ve EFT ile ödeme özendirilmelidir.

13. Girişimcileri teşvik edecek bir ortam için kamu borçlarının azaltıldığı, yolsuzlukların engellendiği ve faiz ve enflasyonun düşürüldüğü bir ortam yaratılmalıdır.

14. Politik süreklilik ve istikrar sağlanmalıdır.

Yapılması gerekenler listesinde belirtilen ilk 10 madde doğrudan girişimciliğe etkisi olacak önlemler ve önerileri içermektedir. Son beş madde ise ülke genelinde yapılması gereken çok genel önermelerdir. Fakat unutmamak gerekir ki, genel ülke altyapısı güçlendirilmeden girişimcilik ile ilgili yapılan faaliyetler ve iyileştirmeler bir sonuç vermeyecektir.

Ekonomik büyümeyi başaran ülkeler incelendiğinde görüldüğü gibi, endüstriyel yapının iyileştirilmesi, rekabet gücünün artırılması, ekonomik büyümenin hızlandırılması, istihdamın artması ve gelir düzeyinin iyileştirilmesi için ekonomik yapının girişimci ve yenilikçi olması gerekir. Bu yüzden, ekonomik canlanmayı sağlamak ve sık sık sürüklendiği krizlerden kurtulmak için Türkiye’nin günü kurtaran geçici çözümler değil uzun vadeli bir çıkış yolu bulması gerekir ve bu yol girişimcilikten geçmektedir.

Girişimin Önemi

Hem kendi ideallerinizi gerçekleştirmek adına hem de ülkemize faydalı birer işadamı olmak adına bunu yapmalısınız. Denemeden başaramazsınız. Ama sakın sadece işsiz kaldığınız için girişimci olmaya kalkmayın. Zira, işsiz kalmanız girişimci olmanıza ancak ve ancak vesile olabilir.

Tabi bir de şu var; girişimciliği okuluna giderek öğrenebilir misiniz? Elbette ki bu da mümkün. Böyle bir okul bulabilirseniz çok faydalı olabilir.

Şurası bir gerçektir ki ideallerinizi gerçekleştirebileceğiniz bir ortamı ücretli çalışma hayatında kesinlikle bulamazsınız. İşinizle ilgili sizin ürettiğiniz fikirler/projeler hep müdürlerin, genel müdürlerin başarı hanesine yazılır. Ve onlar için bir tehdit unsuru olduğunuz gerçeği işsiz kalmanıza bile sebep olabilir. Tecrübeyle sabit…

Aynı zamanda ülkemizin temel sorunlarından biri olan "İşsizlik Sorunu" da sizin gibi girişimcilerin sayesinde büyük ölçüde çözümlenebilecektir. Zira kurduğunuz iş mutlaka birilerine istihdam olanağı sağlayacaktır. 1 kişi, 2 kişi veya 100 kişi hiç farketmez, yaptığınız katkı çok büyük. İşiniz "One Man Show" olsa bile! En azından işsizler hanesinden bir kişi eksilecek üretenler hanesine bir kişi yazılacaktır. Ki bu bile 2-0 öne geçmek demektir.

İdeal Girişim Çağları?

Girişiminizi yapabileceğiniz en ideal yaş nedir? Bence Üniversiteyi bitirmeden hemen önce veya bitirdikten en geç 1 sene sonra girişiminizi gerçekleştirmeniz gerekmektedir. Yoksa maaşla çalışmanın getireceği rehavetten kolay kolay kurtulamazsınız. Tabiki bunu yapabilmeniz için üniversite yıllarınızı boş geçirmemiş olmanız gerekir. Mesela bir kulüpte faal olarak görev almak, stajınızda fotokopi odasından kurtulabilmiş olmak önemli faaliyetlerdir. Öğrencilik tabiriyle; "Sudan çıkmış balık olmamanız gerekir."

Ne yapacaksınız ve nasıl yapacaksınız?

Öncelikle yapmayı düşündüğünüz işle ilgili bir yapılabilirlik (Fizibilite) çalışması hazırlamanız gerekir. Bu konuda internette birçok örnek ve kaynak bulabilirsiniz.

Bu çalışmadan sonra hemen bir İş Planı yapmalısınız. Pazar Araştırmaları, Pazarlama ve Satış Planları, İşgücü Planları, Tahmini Satış Rakamları, Finansal Veriler genel olarak birbiri ile uyumlu olacak şekilde ve mantıklı dayanaklarla hazırlanmalı, fazla hayalci olmamalı.

İlk zamanlarda ne yapacağınıza karar vermişsinizdir ama nasıl yapacağınız konusunda sürekli değişiklikler olur. Çünkü teknolojiler ve uygulamalar da sürekli gelişir ve değişir. Bu değişimi özümseyebilmeniz gerekmektedir. Sırf trendi takip etmek için bir yöne giderseniz hapı yuttunuz demektir. Yeni teknoloji lansmanlarında reklamlara sakın kanmayın! Ürünü iyice incelemeden bu alanda yoğunlaşmak gibi bir risk almayın. Siz tam kendinize bir yol, bir strateji belirlemişken birden yepyeni uygulamalar çıkar ve siz yine bu yeni uygulamaları kovalamak zorunda kalırsınız.. Yaptığınız planlara uymaya çalışın ve her aksaklıkta planlarınızı revize etmekten de korkmayın.

Girişiminizi, Ürününüzü Kime Satacaksınız?

Girişiminizi başarıya dönüştürebilmeniz için kimlerle iş yapacağınızı anlamanız gerekir. Türkiye’deki ve Dünya’daki şirketlerin ve ürünlerin soy ağacını ana hatları ile çıkartabilmelisiniz. Mesela; hangi marka kime ait… Kim kiminle iş yapıyor… Şirketlerin yönetiminde kimler çalışıyor… Aile ilişkileri… edinmeniz gereken temel bilgiler. İş dünyasından uzak birisinin girişim yapabilmesi mümkün değil demiyeceğim ama çok zordur. Zira bu ilişkiler yumağını (Matrix) tanımlayamazsanız bu yumağa dolanır kalırsınız.

Peki bu şirketleri, CEO’ları nasıl tanıyacak ve onlarla nasıl tanışacaksınız? Fuarlara, konferanslara katılın ve bol bol dinleyin. Kokteyllere katılın, içkinizi (veya meyvasuyunuzu) için, çerezinizi yiyin.. Ayak üstü birilerine hemen yanaşın. En kodaman amcalarla muhabbete girin. Terslenebilirsiniz yılmayın. Çünkü onların çoğu da orada birileri ile konuşmak ve tanışmak için bulunuyor. Kalabalığa karışın ki yeni insanlarla tanışasınız. İleride bu tanıştığınız kişiler sizin için bir bilgi kaynağı, bir partner ve hatta bir müşteri olabilir.

Nasıl Pazarlayacaksınız

İlk aylarda hiç pazarlama yapmanıza gerek yokmuş gibi gelir size. Çünkü kendinize göre siz çok değerlisinizdir. Fikirleriniz de çok değerlidir, ürünleriniz de, ama sadece size göre. Müşteri size gelecek sanırsınız. Yanılıyorsunuz.. Fikirleriniz ne kadar değerli olursa olsun müşterinin ayağına siz gitmek zorundasınız. Ve de bıkmadan usanmadan anlatmanız gerekir, kendinizi, ürünlerinizi. Kendinizi de anlatmalısınız, çünkü "İnsanlar sevdikleri şeyleri sevdikleri insanlardan alır." Yani kendinizi sevdirmek zorundasınız. Ama bıktırmadan anlatmaya dikkat edin.

En kötüsü ise hiç referansınız yoktur. Ve herkes de size "Bizim sektörden kiminle çalıştınız" demektedir. Siz de kendi kendinize "Ah birkaç müşteri kopartabilsem o zaman kimse beni tutamaz" dersiniz.. Bu sorunu yavaş yavaş aşarsınız.. Merak etmeyin ilk 1 seneyi kazasız belasız atlatabildiyseniz fena sayılmayacak sayıda referans yapmışsınız demektir. Artık referanslarınızda nitelik aramaya başlarsınız.. Yani daha büyük ve tanınmış firmalara yönelme ihtiyacı hissedersiniz.

Büyük müşterilerde rekabet daha yoğun bir şekilde karşınıza çıkar.. Büyük şirketlerle çalışmanın olumsuz bir tarafı da işler çok ağır yürür; "Yönetim Kurulundan imza bekliyoruz.", "X Departmanından henüz bana dönmediler." gibi gerekçeler öne sürerler. En çok pazarlığı da büyük şirketler yapar ve de paranızı ödemeyi de hep geciktirirler. Büyük firmalarla çalışmanın birçok iyi tarafı da vardır diye sıralanan birçok gerekçenin hemen hepsi geçersizdir. En önemli gerekçeniz yapılacak işin karşılığında alınacak para ve referans listenize ekleyeceğiniz sağlam markalar/logolardır.. Dolayısı ile büyük şirketlerle mutlaka çalışın en azından önem verdiğiniz birkaç sektörde hedefler belirleyin ve maliyetine de olsa mutlaka iş yapın. Çünkü bu referanslar küçük şirketlerin gözünde sizin değerinizi arttıracaktır.

Küçük Müşterilerle çalışmanın da avantajları vardır; mesela rekabet yok denecek kadar azdır, bürokrasiye takılmazsınız, paranızı zamanında alırsınız. Küçük şirketler borçlarına sadıktırlar. Küçük şirketlerle çalışmanın dezavantajı ise bu tür şirketlerin yeni teknolojiler vb. konularda bilgili elemanları yoktur. Kendinizi anlatmakta güçlük çekebilirsiniz. Dolayısı ile gereksiz ayrıntılara girmeyin, işinizi nasıl yapacağınız ve hangi teknolojileri kullanacağınız gibi ayrıntıları anlatmanıza gerek yok.. Direkt olarak işinizi yapın. Diğer bir dezavantaj ise ne istediklerini tam olarak bilemezler. İstedikleri şeyin ne olduğunu çok iyi tanımlayın ve onlara da projeye başlamadan önce mutlaka onaylatın. Zira yaptığınız bir işi tekrar tekrar yapmak en tatsız şeylerden biridir. Size hem zaman hem para kaybettirir. Müşterinizle külahları değiştirme noktasına bile gelebilirsiniz. Aman dikkat…

Risk Sermayedarlarından Yatırım Almak İçin İş Planı Nasıl Hazırlanır?

Risk sermayedarlarına gitmeyi düşünmüyorsanız bile bu iş planını mutlaka yapın çünkü fikrinizi, girişiminizi önce kendinize satabilmelisiniz. Bu iş planı ile girişiminizin güçlü ve zayıf yönlerini görme şansınız da olur. Aynada kendini ikna edebilmek gibi birşey yani.

İş planınızın özeti kısa olmalı ve hazırlayacağınız demeç iki sayfayı aşmamalıdır. Bu alan içinde bütün iş planınızın özeti yer almalıdır.

İş planınızın temel unsurları şunlar olmalıdır:

1. İşin genel kavramı: İşin kendisini, ürünleri ve satılacak pazarı açıklayın. Tam olarak ne satılacak, kime satılacak, kimlerle rekabet edilecek gibi konularda bilgi verin. Ayrıca sizi rekabette farklı kılan özel rekabet gücünüzü tanımlayın.

2. Finansal özellikler: Önemli finansal noktaları, örneğin satış hedefleri, kârı, nakit akışı ve yatırımın geri dönüşünü öne çıkarın.

3. Finansal gereksinimler: Tam olarak işi başlatıp ve büyütmek için ne kadar sermaye gerektiğini ifade edin. Bu sermayenin nasıl kullanılacağını açıklayın.

4. Nihai durum: Şirketin güncel durumu ve bununla ilgili önemli bilgileri sağlayın (kuruluş tarihi, sahipler, çalışanlar, vs.). Yönetim kurulunun kısa özgeçmişlerini eklemeyi unutmayın.

5. Pazar ve rekabet: Sektörün Türkiye’deki ve uluslararası arenadaki durumunu, pazarın büyüklüğünü, rekabet içinde olduğunuz kurumları açıklayın. Rekabet gücünüz ile ilgili olumlu ve olumsuz yönleri açıklayın.

6. Büyük başarılar: Şirketin başarısı için büyük önem taşıyan gelişmeleri açıklayın. Bu tür gelişmeler; patentler, prototipler, konum avantajı, her türlü ürünün gelişmesi için çok önem taşıyan siparişler veya yaptığınız bir deneme pazarlamasının sonuçlarını kapsayabilir.

Genel İstatistikler

Amerikadaki istatistiklere göre yeni kurulan işletmelerden %17 si ilk 2 yıl içinde kapanıyor. İlk 2 yılı atlatan şirketlerin sadece %8′i kapanıyor. Diğerleri yollarına uzun yıllar devam ediyor.

Şirketleri; çalışanları olan ve çalışanları olmayan (tek kişilik) şirketler olarak ikiye ayırırsak; Çalışanları olduğu halde kapanan şirketlerin % 57’sinin ve çalışanları olmayan (tek kişilik) şirketlerin %38′inin sahiplerinin iyi bir iş teklifi aldığı için şirketini kapattığı gerçeği de aslında bu kapanan şirketlerin önemli bir bölümünün gerçekte batmadığını ortaya koyuyor.

Türkiye ile ilgili elimizde güvenilir bir istatistik olmamakla birlikte ekonomik konjonktürün sürekli değişkenliği, siyasi istikrarsızlık, bürokratik iktidarsızlık, para ve iş piyasalarının oynaklığı, girişimi özendirici/destekleyici faaliyetlerin olmaması gibi pek çok faktör benzeri istatistiklerin Türkiye’de çok daha yüksek olması gerektiğine işaret ediyor. Elimizdeki tek istatistiki veri olan TOBB’un verilerine göre yılda yaklaşık 55.000 şirket kuruluyor, yaklaşık 28.000 şirket de kapanıyor. Yeni kurulan şirketlerin ne kadarının, ne kadar zaman sonra kapandığına dair bir istatistiğe maalesef ulaşamadım. Böyle bir istatistiğe sahip olan varsa kaynağını da belirterek emailime gönderebilir.

Sonuç

Ülkemizde girişimciliğin çok fazla desteklenmediği bir gerçek. Ülkemizde kurulan risk sermayesi şirketleri girişimciliğin desteklenmesi adına olumlu bir gelişme. Ama olumsuz tarafı bu yatırımcıların veya şirketlerin işe başlamamış projelere, satış yapmaya başlamamış girişimlere yatırım yapmaması..

Ayrıca özel şirketler sponsorluğunda birtakım girişim merkezleri kurulmuştur. Sadece sosyal katkı amacıyla ve dolaylı beklentiler amacıyla kurulduğu söylenen bu merkezler amaçlarını değiştirmiş, üzerilerindeki kuzu postunu atmışlardır. Uzun bir süre gayet başarılı çalışmalara imza atmış bu merkezler de artık yozlaşarak ticari kaygılara ve projeleri sahiplenmeye başladılar. Bu merkezlerin yöneticilerinin de girişimciler arasında menfaat karşılığı kayırma yaptığı yönünde bir takım ciddi bulgular var. Dolayısı ile bu gibi merkezlerin de girişimciliği destekleyemeyeceği ortaya çıkmış oldu.

Peki girişimcilere kim destek verecek veya vermeli; bence 2 alternatif var: 1. Devletimiz 2. Girişim Okulları. Maalesef şu anki yasalar ve yönetmelikler girişimcilere yeterli desteği veremiyor. İmalat yapmayan, yani hizmet sunan projelere neredeyse hiç destek vermiyor. Vergi Muafiyeti, düşük faizli kredi imkanları ve eğitim desteği devletimizin girişimcilere sağlayabileceği imkanlar. Bu konuda çeşitli otoritelerin çalışmaları olmakla birlikte henüz somut, radikal bir adım atılmış değil. Umarız… demekle kalıyoruz.

Bir de "Girişimcik Okulu" olsa çok faydalı olurdu. Girişim yapmak isteyenler, veya girişimini yapmış ama iş modellerinde aksaklıklar eksiklikler olanların bilgilenebileceği bir rehber olsa harika olurdu. Sizce de öyle değil mi? Bu misyonu da Üniversiteler ve Eğitim Firmaları üstlenebilir. İşte burada biz birşeyler yapabiliriz. Öyle değil mi?

KAYNAK

Doruk Aktoprak

doruk@verim.com

Html Rehberi

Salı, 06 Kasım 2007

HTML REHBERİ

Sunuş

Bu kitapçıkta, Internet ve firmaların kendi yerel ağları içinde kuracakları dahilî Internet (intranet) için gerekli dosyaları oluşturma yollarından biri, HTML dilinin temel bilgileri yer alıyor. HTML için “dil” dedik; ama bu biraz açıklamaya muhtaç bir ifade.

Farklı bilgisayarlar ve kelime-işlem programları arasında, yazı dosyalarının biçimlendirilmesinde ortak bir yöntem bulma çabası, 1986’da, Dünya Standartlar Enstitüsü tarafından Standart Genelleştirilmiş İşaretleme Dili (Standart Generalized Markup Language, SGML) adıyla birleştirildi. Burada kullanılan dil, “program yazma dili” teriminde olduğundan pek de farklı değil. Fortran, Basic, Cobol gibi bir program yazma dili, bilgisayara, kendisine verilecek talimatların nasıl bir yöntemle verileceğini ve bu talimatlar üzerine ne yapması gerektiğini belirtir. SGML ile ondan türetilen HTML ve XML “dilleri” kullanılarak oluşturulan belgeler, programlama dillerinden farklı olarak doğrudan bilgisayarın işletim sistemine değilse bile bir yazılıma, örneğin kelime-işlemcisine ya da veri-işlemcisine “aşağıdaki veriyi ekranda şöyle göster, yazıcıdan da şöyle çıkart” anlamına gelen komutları da içerdiğine göre, bir anlamda “dil” sayılabilir.

Ne var ki, SGML ve ondan türetilen HTML ve XML’in bir uygulama programı tarafından anlaşılabilmesi için, bu yöntemle kendisine verilecek bilgileri nasıl işleyeceğine ilişkin bilgilerin önceden, programın içine işlenmiş olması gerekir. Yani, bir programın HTML’i anlayabilmesi için, içinde HTML’i anlama ve yorumlama komutlarının olması gerekir. Bu anlamda, işin program tarafı başka birisi tarafından yapılmış sayılabilir; bizim HTML ile yaptığımız sadece veri oluşturmak şeklinde yorumlanabilir. Bu açıdan SGML ve türevleri dil sayılamazlar.

Gerçek bilgisayar programcıları, HTML gibi, bilgisayara hem bilgileri, hem de bu bilgilerin nasıl işleneceğini gösteren “metinleri” dil saymazlar. İster “dil” sayılsın, ister sayılmasın, HTML, kısaca tanımlarsak, Netscape Navigator, Internet Explorer, Mosaic, Spry gibi, bilgisayar kullanıcısı, bilgisayar ve Internet arasında arabirim görevi yapan programların anladığı bir veri ve komut ulaştırma yöntemidir; diğer bilgisayar programlarından farklı olarak sabit disk veya disket gibi bilgisayar kayıt ortamlarına kaydedilirken, düz yazı olarak kaydedilir; herhangi bir düz yazı programı ile oluşturulabilir, okunabilir ve değiştirilebilir. Diğer bilgisayar programlarından farklı olarak, disk ve disketlere yazılırken Binary-İkili sistemle yazılmaz; içinde 16 Tabanlı-Hexadecimal komutlar yoktur; herşey standart düz yazı olarak yer alır. Buna karşılık herhangi bir düz yazı dosyasından farklı olarak “metnin” içinde “<” ve “>” işaretleri arasında yeralan Ingilizce bazı komut-kelimeleri vardır.

HTML, önceleri Macintosh ardından IBM uyumlu bilgisayarlarının yardım dosyalarının oluşturulmasında kullanılan bir yöntem olarak yaygın bir kullanım alanı buldu. Ancak, HTML kısaltmasının açık şekli olan Hypertext Markup Language’de geçen Hypertext terimi, 1950 yılında Ted Nelson adlı bir bilgisayar uzmanı tarafından içinde “hot,” yani başka bir metinle veya resimle ilintilendirilmiş noktalar bulunan metin anlamına kullanılmıştı. Apple firması, bu yöntemi ekranda gösterilen yardım metinlerinin içinde bir kelimeyi veya simgeyi tıklayarak ilgili başka bir başka metne veya simgeye gitme yöntemi olarak kullandı. Metinler böylece “hyper” hareketli hale geliyordu.

1989 yılında, Avrupa Parçacık Fiziği [Atom] Laboratuvarı CERN uzmanlarından Tim Berners-Lee, laboratuvar yönetimini ortak bir yazı biçimlendirme sistemine ikna edebilmek için, “Enformason Yönetimi: Bir Öneri” başlıklı bir rapor hazırladı. Bu raporda, daha sonra bugünkü Internet’in temeli olacak bilgisayar şebekeleri arası ağda bilgi alış verişi için Hypertext’in ortak yöntem olmasını önerdi. Ve bu öneri bugün dördüncü sürümüne ulaşmış olan HTML dilinin temeli oldu.

Bugünkü Internet’i Internet yapan iki unsur var. Birincisi bilgisayar arası iletişimi gerçek zamanlı olmaktan çıkartan bağlantı protokolünün (HTTP) geliştirilmesi; diğeri ise HTML dilinin ortak dil olarak benimsenmesini mümkün kılacak basitlikte olmasına karşın, bir metnin biçimlendirilmesi ve resim, ses, video gibi diğer unsurlarla bütünleştirilmesini sağlayabilecek yeterlikte olması. Bunu biraz açalım:

Bugünkü Internet’in temeli olan üniversiteler ve araştırma kurumlarının bilgisayar ağlarını birbirine bağlayan ağlar 1980’lerin başlarında bağlantının gerçek zamanlı olmasını gerektiriyordu. Internet’in adı da ağlar-arası ağ anlamına gelen İngilizce “Inter-networks-network: Inter-net kısaltmasından doğuyor. Bir bilimadamı bir başka bilimadamının bilgisayarının bulunduğu ağa bağlandığı zaman, bu bağlantı, gerekli dosyanın bir bilgisayardan diğerine aktarılması süresince devam etmek zorunda idi. İki bilgisayar aralarında gidip-gelen bilginin hata kontrolünü ancak gerçek-zamanlı bağlantı olursa yapabiliyorlardı. HTTP (Hypertext Transmission Protocol-Hypertext Iletim Kuralları) ise iki bilgisayarın alış-verişin hatasız olduğunu denetlemek için, bilginin tümü alınıp-verilinceye kadar birbirine bağlı kalmaları zorunluğunu ortadan kaldırıyor. Bu zorunluğun ortadan kalkmasının önerimini bir örnekle anlatalım. Otomobille bir yerden diğerine gideceksiniz. Takip edeceğiniz yolda inşaat var, ve yol kapalı. Yolun kapalı kesimini atlamanız için gerekli servis yolunu da yok. Bu durumda yolculuğunuz ilk engelde sona ermiş demektir. Oysa daha dolambaçlı da olsa bir servis yolu olsaydı, yolunuza devam edebilirdiniz. Sözünü ettiğimiz kurallar demetini size sürekli bir servis yolu sağlamayı öngörüyor ve bu yolun hem gidişte, hem de gelişte izlenecek levhaları gibi, kıt’alar arası telefon bağlantılarının kesilmesi halinde, bilgisayarlararası iletişimin devamını sağlıyor.

HTTP’nin resmen standart olarak tanınması, 1990 yılında World Wide Web Konsorsiyomu’nun (W3C) kurulmasıyla mümkün olduğu için, bugünkü Internet’in de doğum tarihi 1990 yılı sayılabilir. Doğumundan bu güne 10 yıl bile geçmemiş olduğu halde, Internet’in hem HTTP, hem de HTML ilkeleri ihtiyaca yetmemeye başladı.

W3C, şu anda HTTPNG (Gelecek Kuşak) adını verdiği, standart üzerinde çalışıyor. Bu yeni kurallar demeti, HTTP’nin özellikle ses ve video gibi henüz ortak standarta kavuşturulmamış çoklu-ortam malzemelerinin alınıp-verilmesini kolaylaştırmayı öngörüyor. HTML’in önceden tanımlanmış komutlarını, Internet sayfası hazırlayanların kendi ihtiyaçlarına göre değiştirmesi sağlayan olan XML (Extensible Markup Language-Genişletilebilir İşaretleme Dili) ise bugün-yarın Netscape ve IE tarafından kabul edilir hale gelecek. Bu arada duragan bilgi kümesi alıp-verebilen HTML’e, dinamik-değişken özellikler kazandırmayı öngören ekler ortaya DHTML ilkelerini çıkarttı. Ne var ki DHTML diye adlandırıbalicek ortak bir standart olmaması, bunun, hiç değilse şimdilik, Internet ile bağlantı sağlayan programların sürümüne göre değişik anlamlar taşıması, Internet alanları için veri hazırlayanların (Web sayfası yapanların) çektiği sıkıntıyı artırıyor. XML ise ortak bir dinamik Web sayfası standardı getirmekten çok, ihtiyaca göre değiştirilebilir HTML oluşturmayı öngörüyor.

HTML’in belki Internet’teki pabucu tümüyle olmasa bile kısmen dama atılabilir. Ama firmaların kendi yerel ağ ortamlarında haberleşme ve bilgi alış-verişinde giderek daha sık uygulamaya başladıkları Intranet, Web gibi, giderek daha geniş kitlelerin ilgisini çekebilmesi için televizyon özelliklerine sahip olmak zorunda değil; HTML’in bugünkü haliyle izin verdiği çoklu-ortam uygulamaları, herhangi bir firmanın en ilgi çekici ve en etkili tarzda iç-iletişim yapmasına yeter. Başka bir deyişle, HTML, Internet’te ve intranet’lerde daha uzun süre yaşayacaktır.

Biz bu kitapçıkta daha çok Internet ve Internet’te yer alan sanal ortamlardan biri olan World Wide Web (Dünya Çapında Ağ) ortamından söz edeceğiz. Ancak bir çok yerde Internet sözünü kaldırıp, yerine intranet kelimesini koyarsanız, o bilgilerin Web kadar, bir firmanın yerel ağında oluşturacağı dahilî internet’e de uygulanabilir olduğunu göreceksiniz.

Klasik HTML’in temel ilkelerini biraraya getirmeyi öngören bu kitapçık, bugün olduğu gibi, ilerde de, Internet için olduğu kadar intranet için de Web sayfası hazırlamak isteyenlerin başvurabileceği bir kaynak olmak üzere kaleme alındı. Bu kitapçığın Internet protokolleri (iletim kuralları) ve Web tasarım ilkelerine ayrılan ilk iki bölümü, konuya aşina olmayanların temel bilgileri edinmeleri, konuya yabancı olmayanların ise bir çok yerde parça-parça duyduklarını bir arada görerek, bilgilerini tazelemelerini amaçlıyor. Daha sonraki bölümler ise ilerde, HTML kullanarak Web tasarımı yaptığınız zaman, örneğin bir komutun, bir etiketin kolay hatırlanmayan yüklemlyerini (parametrelerini) hatırlamak üzere başvurabileceğiniz bir rehber niteliğinde.

Konuya aşina olanların tümüyle atlayabilecekleri birinci bölümde, WWW, HTTP, TCP/IP ve HTML kısaltmalarının anlamını ve ne işe yaradığını en az birer paragrafta anlatabilecek kadar bu konunun içinde olmayanların yararlanabilecekleri bilgiler yer alıyor. Bir Web alanında, ya da daha teknik terimle HTML sayfasında, başlıca unsur metin olduğu için, kitapçığımızın ikinci bölümünü, HTML kodunun ana araçlarını tanıttıktan sonra metin girme ve metni biçimlendirme konusuna ayırdık. Ancak HTML’in metinle ilgili araçları, görsel açıdan etkili ve bir iskeleti olan sayfa inşasına izin vermediği için, bir anlamda metin sunma araçları olan tablo, çerçeve ve katman unsurlarından sayfa iskeleti oluşturmak için yararlanmak zorunda kalıyoruz. Bu üç unsura, üçüncü bölümde ayrıntılı olarak yer veriyoruz. Bu noktaya kadar değinmediğimiz fakat bugünkü Internet’i Internet yapan unsura, yani bir sayfadan diğerine, bir grafikten bir diğerine, bir kelimeden bir başka paragrafa, kısaca bir bağlantı noktasını tıklayarak, dünyanın öbür ucuna gitme imkanı veren bağlantı konusunu dördüncü bölümde ele alacağız. Bu noktada, duragan yani bağlantıları konulmuş ama kendiliğinden hiç bir şey yapmayan bir Web alanı oluşturmayı öğrenmiş olacaksınız. Fakat günümüzde Web alanları, ziyaretçinin kullandığı tarayıcının türünü ve hatta sürümünü belirleyip, ona göre içerik sunan, ziyaretçinin önceki ziyaretinde neler yaptığı, hangi sayfalarla ilgilendiğini hatırlayıp, bu kez ona uygun bağlantılar veren dinamik alanlar haline geldi. Bunu sağlayan Dinamik HTML (DHTML), beşinci bölümün konusunu oluşturacak. Altıncı bölüm ise, belli başlı HTML kodlarının (etiketlerin) tanımları, kullanıldığı yerler, alabilecekleri yüklemler (parametreler) ve örneklerine yer verdiğimiz Başvuru bölümü olacaktır.

HTML’e hayat veren, kişisel bilgisayarları Internet’e ve intranetlere bağlayan tarama programlarının bu dili nasıl ve ne ölçüde yorumladıklarıdır. Şu anda dördüncü sürümü yavaş yavaş uygulama bulan bir formüller topluluğu, gelişen bir organizma gibi. Bir süre sonra bu kitapçıkta yer almayan HTML etiketleri karşınıza çıkabilir, ve Web tasarımcısı olarak bu yeni komutları, kullanıldıkları yerleri ve işlevlerini, bu kitaptaki bilgilere eklemek zorunda kalabilirsiniz.

Hayat, zaten, baştan sona bir öğrenme süreci değil mi?

Dil Deyince:

HTML kısaltmasını bile Türkçe’ye çevirmediğimize bakarak, bu kitapçığın yarı İngilizce olduğunu düşünebilirsiniz. Fakat bu kitapçık bir dilin, geçmişi ile geleceği ile, bilim ve kültürün her alanında ifade imkanına sahip olması gerektiği inancıyla kaleme alındı. Türkçe’ye bu imkan, başka dillerden alınan kavramların öncelikle Türkçe ifade edilmesi ile kazandırılabilir. Bunu yaparken, bazı kelimelere yeni anlamlar yükleyerek görev alanlarını biraz uzatmak ve bunu önce ilgili topluluğun, sonra tüm toplumun onayına sunup beklemek gerekir. Ama Türkçe’nin kendi türetme kurallarını hiçe sayarak, ilgisiz fiillere hiç olmayacak ekler ekleyip, ortaya yeni isimler çıkartmak asla kabul edilebilir bir uygulama olamaz. Anlamını karşılayamadığımız, ya da mevcut kelimeleri biraz çekiştirerek uyduramadığımız İngilizce kelimeleri çevirmek için yeni kelime uydurmadık, öylece kullandık ve açıklamaya çalıştık. Elbette dil ve toplum bu kavramları karşılayacak kelimeler üzerinde anlaşacaktır.

Bölüm I: Web’e Giriş

Temel Bilgiler

Bu bölümde, HTML ile neler yapılabileceği ve neler yapılamayacağına bakacağız. Yine bu bölümde, tasarlayacağınız Web alanlarının, sizin (ya da sayfalarınıza ev sahipliği yapacak firmanın) bilgisayarlarından, ziyaretçinin bilgisayarına ulaştırılma yollarına değineceğiz. Sonuç itibariyle, Web alanı tasarlayan kişi, bu ulaşımın ucunda, ortasında ve sonunda da yer alan programlara, onların imkan ve sınırlamalarına bağımlı demektir. HTML’i kullanarak Web sayfası tasarlayacak kişinin bunu bir şekilde başkalarının hizmetine sunacağı varsayılır. Bu nedenle, HTML öğrenen kişinin sonunda bir Web alanına sahip olacağını düşünebiliriz. Dolayısıyla bu bölümde, kısaca, Web hizmeti sunmakta kullanılacak bilgisayarların sahip olmaları gereken donanım ve yazılım özelliklerinden de kısaca söz edeceğiz. Web Server’a koyacağınız HTML sayfaları ne kadar fiyakalı olsa da, HTML’in imkan ve yetenekleri, onu alan ve yorumlayan tarayıcı (browser) programının yetenekleri ile sınırlıdır. Bu nedenle Web tasarımcının, tarayıcı programları çok iyi tanıması gerekir. Bir tarayıcıda adeta televizyon filmi gibi gösterilebilen bir unsurun yerini, başka bir tarayıcıda gri zeminli boş bir kutu alabilir. Ya da aynı tarayıcıya sahip olan iki ziyaretçiden biri, sayfanıza girdiği anda en sıcak ve candan sesli hoşgeldiniz mesajınızı dinlerken, diğeri hiç bir şey duymayabilir. Tarayıcılar kadar, tarayıcıların özelleştirme yeteneklerini tanımak ve kullanıcıların genellikle ne gibi özelleştirmeler yapabildikleri hakkında fikriniz olması gerekir. Bu nedenle, bu bölümün sonunda mevcut en yaygın tarayıcıların ortak ve farklı önemli özelliklerine de bakacağız.

HTML’e Genel Bakış

Programlama dili gibi görülse de, görülmese de, bugün Internet’in de intranet’lerin de ortak dili, HTML’dir. Bir Web sayfasında yer alan belgenin içindeki bazı kelimeler, simgeler, fotoğraflar, grafik unsurlar veya bunların parçaları bir başka sayfa ile hiper-link kurularak, ilentilendirilmiştir. Kullanıcı, hiç bir komut öğrenmek zorunda kalmadan, hiç bir bağlantının Internet’teki adresini bilmek zorunluğu olmadan bu sayfalardaki bağlantıları tıklayarak, yazıdan yazıya, şekilden şekilde, gidebilir. Ta ki, arzu ettiği bilgiyi bulup, okuyuncaya, kendi diskine veya disketine kopya edinceye veya yazıcısında basıncaya kadar. Aslında kullanıcı ya da ziyaretçinin bir HTML sayfasıyla ilişkisi burada da bitmemektedir. Çoğumuz ulaştığımız bir alanın adresini Web tarayıcı programında sık sık ziyaret etmek istediği yerlerin arasına koyabilir (bookmark) ve arzu ettiği zaman doğruca işaretlenmiş olan bu adreslere gidebilir.

HTML’in başlıca özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

1. Belge biçimlendirme: HTML, Wes tasarımcısına, belgelerini ziyaretçinin ekranında nasıl oluşmasını istiyorsa öyle şekillendirme imkanı verir. Bununla birlikte tarayıcı programlarının (Netscape Navigator veya Internet Explorer) HTML komutlarını yorumlayışlarında az da olsa fark vardır ve bu fark sayfalarınızın bir ziyaretçinin bilgisayarında başta, diğerinin bilgisayarında başka gösterilmesine yol açabilir. Ayrıca ziyaretçileriniz, tarayıcı programlara verdikleri komutlarla, aldıkları sayfalarda genel değişiklik veya kısıtlamalar yapabilirler. Siz sayfanızda ne tür harf türü (font) kullanmış olursanız olun, ziyaretçiniz tarayıcı programa “Sadece Times fontları kullan” demiş ise, sayfanız bu ziyaretçinin ekranında sizin istediğinizden farklı biçimde görülecektir. Ziyaretçi tarayıcı programına “Grafik unsurları gösterme!” demiş ise, sayfalarınız ve tabiî vermek istediğiniz görsel mesaj tamamen farklı bir nitelik kazanacaktır. Bu duruma rağmen, bugünkü şekliyle HTML, Web tasarımcısına adeta bir gazete ya da dergi sayfası tasarlarcasına, oluşturmak istediği görsel etkiyi sağlamasına yeterli tasarım araçları sunmaktadır.

2. Bugünkü imkanlarıyla HTML, Web sayfası terimine yeni bir anlam kazandırmış bulunuyor. “Web sayfası” terimi bile, eski, yani dört-beş yıl öncesinin Web sayfaları, içi bir örnek harflerden oluşan yazılarla dolu, duragan belgelerden ibaret bulunduğu için ortaya atılmıştı. Bugünkükü Web sayfalarının “sayfa” kavramı ile dahi ilgisi kalmadı. Bugün sadece HTML ögeleri kullanılarak, ziyaretçinin ekranında adeta bir televizyon programının grafik etkisini sağlamak mümkün. Bununla birlikte HTML, bir kelime işlem ya da masaüstü yayıncılık programının oluşturabileceği görsel özelliklere sahip sayfalar oluşturamaz. Bu kısıtlamalara, Internet’i tasarlayan uzmanların, platformlar (Windows 3.x, Windows 95/98, Windows NT, Unix, MacOS), donanımlar (Macintosh, PC, Sun) ve tarayıcı programlar arasındaki farkların, sunulacak malzemenin tasarımcının kastettiğinden tamamen farklı bir şekilde sunulmasına yol açmasını önleme arzusu neden oluyor. HTML, örneğin bir masaüstü yayın programı kadar hassas ölçmelere ve biçimlendirmelere izin verse idi, bu ancak belirli bir platformda, belirli bir program kullanmayı gerektirirdi. Oysa Internet’i Internet yapan unsurların başında, hemen herşeyin ekranda ve kağıt üzerinde, ortak denilebilecek şekilde oluşturulması geliyor.

3. HTML ile oluşturulacak statik alanların içine dinamik sonuçlar doğuracak programlar konulabilir. Bu programların oluşturulması için, ziyaretçinin Internet’e PC veya Macintosh ile bağlanmış olması, ya da bağlantı programının şu ya da bu firmaya ait bulunması gibi farklılıklardan etkilenmeyen, her türlü ortamda aynı sonucu veren ortak bir dil geliştirme çabası, ortaya Java adlı programlama dilini çıkartmış bulunuyor. Microsoft’un Visual Basic programlama dilinin bir türevi olan VBScript ve çeşitli firmaların ortaklaşa ürünü Javascript de bu tür çabaların sonuçlarıdır. Adı benzemekle birlikte, Javascript’in Java ile, VBScript’in de Visual Basic ile ilgileri yoktur. Internet tarayıcı programlarından Internet Explorer hem Javascript, hem de VBScript dillerini anlayabilir ve yorumlayabilir. Buna karşılık Netscape tarayıcı programı VBScript diliyle yazılmış bölümler içeren bir HTML metnini yorumlayarak, ekrana getiremez. Bugünkü şekliyle Java dili de, Javascript ve VBScript de, tarayıcı programların imkan ve kabiliyetleri ile sınırlıdır. Ancak her üç dili kullanarak, HTML sayfalarını duraganlıktan çıkartmak ve ziyaretçi ile etkileşen, ziyaretçinin arzu, beğeni ve özelliklerine göre içeriğini değiştirebilen Web alanları tasarlamak mümkündür

HTTP ve TCP/IP

Web sayfası tasarlarken, dikkat edeceğiniz en önemli unsur, sayfalarınızın içeriğinin sunuluş biçiminin önemli ölçüde ziyaretçinin bilgisayarının türü (Mac, PC, Sun), ziyaretçinin işletme sistemi (Windows 3.x, 95/98, NT, MacOS, Unix) ve kullandığı tarayıcı yazılımı (IE, Netscape, Mosaic, vs.) tarafından belirleneceği olmalıdır.

Bir Web sayfasının ziyaretçinin ekranına kadar kat’ettiği yolda çeşitli protokoller (kurallar) var. Bunların başında bir bilgisayar ağı olan Internet’in iletim kuralları (HTTP) geliyor. Hypertext dosyalarını olduğu kadar çoklu ortam unsurlarını (ses, video ve diğer grafik ögelerden oluşan Multimedia dosyalarını) ve bilgisayar programlarını ağ içindeki bilgisayarlar arasında alıp-vermeye yarayan başka protokoller de vardır: FTP (File Transfer Protocol-Dosya Aktarma Kuralları) bunlardan biridir.

Internet bağlantısı, bir telin iki ucunda bulunan iki bilgisayar arasındaki ilişki olarak görebilirsiniz. Sizin Web sayfalarınızın durduğu bilgisayar Web ilişkisinde “Server” (Hizmet eden) diye adlandırılır. Ziyaretçinin Internet’e telefon bağlantısı ile bağlı bilgisayarı, ise sizin için Client-Müşteri sayılır. Hizmet veren bilgisayarla, bu hizmetin müşterisi olan bilgisayar (Server ile Client) arasındaki ilişkiyi düzenleyen kurallara TCP/IP adı verilir (Transmission Control Protocol/Internet Protocol-İletim Denetim Kuralları/Internet Kuralları). Gerek HTTP, gerekse FTP, müşterinin, sizin bilgisayarınızdan, yani Web Server olarak adlandırdığımız HTML sayfaların ve bu sayfaların içinde yer alan resimlerin, grafiklerin, ses ve video dosyalarının durduğu bilgisayardan bilgi isteme ve bu istediğine karşılık verildiğinde verilen karşılığın doğru gelip gelmediğini anlamasını sağlar. İki bilgisayarın üzerinde anlaştıkları bir tür konuşma adabı diyebileceğimiz bu kurallara uygun mesajlarını, kıt’adan kıt’aya, ülkeden ülkeye, kentten kente, yeraltı ve sualtı kabloları ile, uydularla iletirler. Tahmin edilebileceği gibi, müşteri bilgisayar ile servis sunan Web Server arasında oluşan bu bağlantı, bazen kesilebilir. Fizikî bağlantının kesilmesi, iletimin kesilmesi anlamına gelmemesi için, Internet Kuralları’nın IP bölümü, iki bilgisayar arasındaki bağlantının doğru kanallardan kurulmasını, kesildiğinde yeniden kurulmasını sağlar. Bunu yaparken, evrensel bir adres sisteminden yararlanır. Internet’te servis sunan bilgisayarlar, başka bir deyişle Web Server’lar kaynak sayıldığı için, IP, aradığı kaynağı Universal Resource Locator (URL) sistemini kullanarak bulur. Aynı kurallar demetinin TCP bölümü ise kurulan bağlantı sayesinde gelen bilginin doğru anlaşılmasını sağlar.

Aslında her bilgisayar, CPU ile ekran, CPU ile klavye, CPU ile CD-ROM sürücü arasında bir ağ demektir. Bir büro ortamında bir bilgisayar ile merkezdeki Server, bir ağın parçalarıdır. Bu ağların Internet denen dev ağdan farkı, sizin bilgisayarın CPU’su ile klavyesi, ekranı ve yazıcısı arasındaki bağ, yine bir büro ortamındaki bilgisayar ile merkez bilgisayar arasındaki ilişki, “sabit durum” ilişkisidir. Yani, bu ağlarda iki taraf birbirinin durumuna her an vakıftır; birbirlerinin ne durumda olduklarını her an bilirler. Oysa, iki kıt’a arasında kurulmuş bir Internet ilişkisinde, müşteri hizmet verenin, hizmet veren müşterinin durumunu, bağlantıdaki kesilmeler nedeniyle, bilemeyebilir. Bu nedenle TCP/IP, “durumun bilinmediği ilişki” esasına dayanır. Müşteri bilgisayar, servis sunucudan istediğini HTTP veya FTP kurallarına göre talep eder. Bunun için Web Server’ın kendisini bulup, bu talebi doğruca ona iletmesine gerek yoktur; bu talebini kendisine Internet bağlantısı sağlayan (ISP) firmanın bilgisayarına iletmesi yeterlidir. Bunu yaparken talep ettiği şeyin adını-sanını bildirdiği gibi bulunacağı kaynağı belirlemek için gerekli, adresi de (URL) bildirmek zorundadır. Internet hizmeti sağlayan firmanın bilgisayarı, bu talebi ve talebi karşılayacak kaynağın adresini, Internet’in omurgası olarak adlandırılan ana bağlantıyı kuran bakımını yapan ve ISP’lere hizmet sunan firmanın bilgisayarına iletir. Ana omurga firmasının bilgisayarlarında dünyadaki tüm Internet kaynaklarının listesi ve onlara ulaşmak için hangi omurgadan kime yol açılması gerektiğini gösteren bir liste bulunur. Ana omurga şirketinin bilgisayarı bu listeye göre, müşterinin talebini diğer bir ana omurga firmasına, o firma da bunu hedef Web Server’a ev sahipliği yapan (host) bilgisayara iletir. Bu talep, hedef Web Server’a talebin konusu ve talep edenin adresi ile birlikte bildirilir. Sizin müşteri olarak o sırada sadece kendi Internet hizmet sunucunuzla bağlantınız sürmektedir; yoksa sizin bilgisayarla hedef Web Server arasında doğrudan, bire-bir ilişki yoktur. Hedef Web Server, müşteri olarak sizin kim olduğunu ve size nasıl ulaşabileceğini, ancak kendisine gelen talebin altındaki adresten bilmektedir. Web Server, sizin o anda kendi Internet Hizmet Sunucu’nuzla arasındaki bağlantının devam edip etmediği ile hiç mi hiç ilgilenmez. Onun için önemli olan kendisine iletilen talebin karşılığını, talebin altındaki adrese iletmekten ibarettir. Aynı yol bu kez tersine kat’edilir; arzu ettiğiniz bilgi (sayfa, belge, video, ses, resim, fotoğraf, vs.) sizin ekranınıza ulaşır. Kısaca, ne talep sahibi müşteri bilgisayar, ne talebi karşılayan Server bilgisayar, bir diğerinin o anda nerede ve ne durumda olduğu ile ilgilenmez. Bu “durumdan haberdar olmama” hali ve etkilerine, ilerde Internet’te ticaret bahsinde geri döneceğiz.

Web Server

HTTP ve FTP, müşteri bilgisayarla, servis sunan bilgisayarın üzerinde anlaştıkları bir dille (HTML) birbirine ilettikleri talep ve talebin karşılığı olan malzemenin alınıp verilmesinde TCP/IP denilen kurallardan yararlanılarak yapılan iletimi düzenleyen ilkelerdir. Bu ilkelere uygun olarak çıkartılan bir talep Web hizmeti sunan bilgisayar tarafından karşılanır ve karşılık olarak belirli bir bilgi kümesi müşteri bilgisayara iletilir.

Web server olarak tayin edilmiş bilgisayarda, kendisine gelecek HTTP ve FTP taleplerini anlamasına ve bu talepleri yerine getirmesine yarayan programlar (örneğin Apache Web Server, MS Internet Information Server veya Netscape Web Server) sürekli çalışır vaziyette olur. Bu programların, bilgi alıp-vermenin yanı sıra, elektronik posta alıp verme ve yönlendirme, veritabanlarına erişme ve içinden seçme yapma (Querry, SQL, vb. gibi), kendi sabit diskinde duran bir dosyayı alıp karşı tarafa aktarma (FTP, Gopher, WAIS) veya karşı tarafın vereceği dosyayı alıp kendi sabit diskine kaydetme yeteneği olur.

İlk Web Server programı, yukarıda, HTML dilinin geliştirilmesindeki öncü konumu nedeniyle sözünü ettiğimiz, İsviçre’deki CERN kurumu tarafından geliştirildi; ama kısa zamanda UNIX platformunda, anonim bir tarzda ve ücret ödemeden kullanılabilen bir şekil aldı. NCSA Server, National Center for Supercomputing Applications-Superbilgiişlem Uygulamaları Ulusal Merkezi adlı, şimdi kapanmış olan kurum tarafından UNIX işletme sistemi için geliştirilmişti. NCSA Server’ın geliştirilmiş şekli olan Apache Server ise uzun süre ücretsiz dağıtıldıktan sonra günümüzde ticarî olarak geliştiriliyor ve satılıyor. Bugün halâ NCSA Server veya Apache’nin ücretsiz sürümlerine dayalı Web alanları bulunmakla birlikte, Sun Solaris, IBM AIX ve diğer UNIX sistemleri için geliştirilmiş çok sayıda Web Server hizmete girmiş durumda. Kişisel bilgisayarların UNIX gerektiren bilgisayarlara oranla daha ucuz olması, Microsoft’un NT, IBM’in OS/2 işletme sistemlerinin UNIX’e ciddî rakip haline gelmiş bulunmaları nedeniyle, bu sistemlere dayalı Web Server programları da hızla artıyor. Apache Web Server’ın bile NT sürümü piyasaya çıktı.

NT Workstation ve Windows 95/98, aslında Kişisel Web Server adı verilen, Internet’e 24 saat bağlı olmadan, başka bir firmanın ev sahipliği yaptığı Web alanlarına hizmet sağlayabilir. Hatta NT Workstation, aynı anda 10’u geçmemek üzere, 24 saat süreyle ınternet’e bağlanabilecek ve müşteri taleplerini karşılayabilecek yetenektedir. Aynı anda daha fazla Internet bağlantısını kaldırmak istiyorsanız, NT’nin Server sürümünü edinmeniz gerekli. IBM’in OS/2 işletim sistemi ise, Internet Connection Server adlı paket kurulduğu zaman, bir PC’nin fiziksel olarak kaldırabileceği kadar Internet bağlantısına cevap vermesini sağlamaktadır. Macintosh bilgisayarları için Starnine firmasının MacHTTPd programı gibi, ücretsiz edinilebilecek http4Mac ve EasyServe adlı programlarla, Internet servisi sağlamak mümkün.

Ayrıca, bugün PC’lerde de UNIX işletme sistemi kurmak hem kolay, hem ucuz hale gelmiş bulunuyor. Solaris, BSDI, Esix, SCO UNIX bu alandaki ticarî programlar. Ayrıca Linux ve FreeBSD adlı, ücretsiz dağıtılan UNIX işletme sistemleri de, ticarî olanları aratmayacak niteliklere sahip. Ayrıca bu tür ücretsiz programlar, Apache Web Server’ın ücretsiz sürümünü de içeriyorlar.

Bir PC ile Web Server hizmeti yapacaksanız, önünüzdeki bir çok seçeneğe rağmen, başarınızın PC’nin gerçekten sabit disk alanı ve belleği bol olmasına bağlı bulunduğunu hatırlamalısınız. PC’lerin, Internet’in gerektirdiği en önemli özellik olan aynı anda birden çok iş yapabilme becerisi, işletim sistemi kadar, donanım kaynaklarının genişliğine bağlı olduğunu unutmamalısınız.

Bir Web Server yazılım paketi seçerken dikkat edilmesi gereken bir kaç ilkeyi sıralayalım:

1. Yazılım paketi yeterli güvenliği sağlayacak özelliklere sahip olmalıdır. Binalarda bir odadaki yangının yandaki odaya sıçramasını önleyen ateşe dayanıklı duvarlardan (Firewall) esinlenerek adlandırılan bir dizi program, Web Server yazılımının bulunduğu bilgisayarın, kötü niyetli kişiler tarafından bozulmasına engel oluyor. Ancak Web Server’ın kendi içinde mevcut güvenlik önlemlerinin neler olduğunu dikkatle araştırmanız gerekir. UNIX işletme sistemi ve ona bağlı çalışan Web Server programlarının daha güvenli olduğuna ilişkin, kimi zaman Web tasarımcısını ve Internet hizmet sunucusunu rahatlatan, yaygın bir söylenti vardır. Bu doğru değil. Ne türü olursa olsun, UNIX de bir işletme sistemidir ve el elden üstündür. Kötü niyetli bir kişi Windows NT sistemine verebileceği zararı, aynı rahatlıkla UNIX’e de verebilir. Bir diğer yaygın ve aynı ölçüde yanlış inanç ise NT’nin güvenli olmadığıdır. Microsoft firmasının NT’nin 4’ncü sürümünü güncelleştirmek için dağıttığı SP3 adlı tamir programının yerleştirilmesinden sonra, NT sistemleri güvenlik açısından herhangi bir başka işletme sistemiyle boy ölçüşebilir hale geldi. Burada önemli olan, Internet’e açılmanın, iyi niyetli-kötü niyetli herkese açılmak olduğunu unutmamaktır. Özellikle form denilen, HTML’in ziyaretçi bilgisayarın evsahibi bilgisayara talepten başka şeyler göndermesine imkan veren etiketlerini ve ona bağlı CGI (Common Gateway Interface-Ortak Geçit Arabirimi) adı verilen ziyaretçinin ev sahibi bilgisayardaki programları harekete geçirebildiği buluşma noktasında yer alacak programları tasarlarken, daima kötüniyetli kişileri dikkate alarak hareket etmek gerekir. Internet’te güvenliğin ne kadar kolay sarsılabildiğine ve ne kadar kolay önlem alınabileceğini bir örnek verelim. Sayfanızda, ziyaretçinin doldurması gereken “Elektronik Posta Adresiniz:” diye bir metin kutusu bulunduğunu düşünün. Bu kutuya bütün ziyaretçilerin elektronik posta adreslerini yazacaklarını düşünüyor ve bu bilgiyi işleyecek CGI programında, ziyaretçinin bu kutuya yazacağı bilgiyi, alıp doğruca Web Server’ın “Mail” programına veriyorsunuz. Peki, ya kullanıcı adres yerine “herkimse@herneredeyse.com; mail haydut@soygun.com</etc/passwd” yazarsa? Bu basit elektronik posta adresi, sizin Mail Server’ınızın bilgisayar sisteminizdeki bütün password-parola dosyaları Soygun.com’daki “Haydut” isimli arkadaşa postalamasını sağlayacaktır. Oysa, CGI programını yazan kişi, elektronik posta adresini Mail programına gönderirken “unless ($mail_to = ~/^[\w-.]+\@[\w-.]+$)” şeklinde bir satırla, Web ve Mair Server’larla işletme sisteminin “metakarakter” denilen ve bir isim veya adreste değil de sadece komutlarda yer alabilecek karakterlerin bulunup-bulunmadığını denetlerse, sorun kökünden halledilebilecektir.

2. Mahremiyetin Korunması ve Doğrulatma: Web hizmeti sunan kişi, sadece başkalarının kendi bilgisayar sisteminde arzu edilmeyen şeyler yapmalarını önlemekten değil, aynı zamanda kendisine tevdi edilen başkalarına ait bilgileri de saklamak ve başkalarından korumak zorundadır. Bu bilgiler, ziyaretçinin adı, elektronik adresi, hatta kredi kartı numarası olabilir. Bunlar, sizin Internet’te çizdiğiniz portreye güvenilerek size verilmiş mahrem bilgilerdir. Ziyaretçi bu bilgileri size, kötüye kullanılmayacağı güvencesiyle vermektedir. Bu bilgilerin korunması, sizin birinci derecede sorumluluğunuzdadır. Aynı bağlamda, Web hizmeti sunan kişi olarak, sizin de bu bilgilerin kolayca ve başkalarına açık hale getirilmeden doğrulatılmasına ihtiyacınız olacaktır. Web Server programınız, örneğin kredi kartı numarasını, yeni programlar edinmeye ihtiyaç kalmadan doğrulatabiliyor mu? Yeni bir kredi kartı firmasının çıkartacağı elektronik alış-veriş yöntemi, sizin Web Server’ınıza kolaylıkla uyarlanabilir mi? Microsoft gibi, IBM gibi firmaların paket program olarak sundukları Web Server’lar, çoğu zaman bu firmaların protokollerini tanıyan her türlü ek programı kabul ederler. Oysa Internet’ten ücretsiz olarak edinilebilecek bir Web Server programı, belki maliyet açısından çok daha uygun görülebilir, ama daha sonraki ekleri kabul edemez.

3. Web Server, sizin Internet sayfalarınızı ziyaret edecek kişilerin bilgisini doğru tutuyor mu? Web hizmeti sunan kişi olarak, kimin hangi sayfadan sizin sayfasına atladığını bilmek, kendi sayfanızın reklamını bu sayfalarda daha çok yapmanıza imkan verir. Özellikle elektronik ticarete dayalı veya mesajını daha çok sayıda kişiye iletmek amacıyla hazırlanan Web alanlarını işletenlerin, sayfalarının varlığını duyurmak için, mümkün olan her yoldan yararlanmaları gerekir. Web Server, size bu kolaylıkları sağlamalıdır. Web Server, kimin hangi tür bilgileri edinmek istediğine ilişkin rapor tutmalıdır. Bu raporu incelemekle, Web alanınızda hiç talep edilmeyen bilgilerden çok, talep edilen alanlarda daha çok bilgi sunabilirsiniz.

4. Web Server programıyla ilgili teknik destek ve sorun çözme hizmeti alıp almamak, programın seçiminde belki de en önemli unsur sayılabilir. Özellikle başlıca işi bilgisayar mühendisliği olmayan bir hizmet sunucu, yazılımın donanımla uyumunu sağlamada karşılaşabileceği güçlükleri, ancak yazılımı piyasaya süren firmanın teknik servisinden veya o yazılımla ilgili uzmanlığı olan danışmanlardan sağlayabilir. Piyasada hiç tanınmayan veya Internet’ten ücretsiz olarak edinilebilen–dolayısıyla belirli bir firmanın malı olmayan-Server programları, çoğu zaman gerekli teknik destekten de mahrumdur. Buna karşılık büyük yazılım firmalarının programları, firmanın kendi mühendis ve uzman kadrosu, ve buna ek olarak bu programlara destek sağlayarak hayatını kazanan kişiler tarafından en ince ayrıntılarına kadar bilinmektedir. Bir gece yarısı çöken Web Server’ı yeniden çalıştıramamanın bedeli, o programın ilk maliyetinden çok daha yüksek olabilir.

Web Tarayıcıları

Web tasarımcısının, HTML komutları kadar, hatta onlardan da çok iyi bilmesi gereken, tarayıcıların HTML’i nasıl yorumladığıdır. Bu nedenle bir Web tasarımcısının bilgisayarında, Web server yazılımı bulunmayabilir (sayfalarına başka bir Internet Web Server hizmeti veren kişi veya firma evsahipliği yapıyor olabilir), ama mutlaka piyasaya mevcut Web tarayıcılarının hemen bütün geçerli sürümleri bulunmalıdır. Netscape firmasının Navigator ve Communicator adıyla piyasaya sürdüğü farklı sürümleri ayrı ayrı dizinlerde durmak şartıyla aynı bilgisayarda çalışabilir. Anacak Microsoft firmasının Internet Explorer adlı programının farklı sürümleri aynı Windows ortamında birarada bulunamazlar. Bunun için iddialı bir Web tasarımcısının, bu programın farklı sürümleri için birden fazla bilgisayar bulundurması gerekebilir.

Neden değişik tarayıcıların değişik sürümlerine ihtiyacınız var? Bu sorunun cevabı, HTML’in ınternet’in ortak dili olduğu gerçeğine bir ölçüde gölge düşürecektir. Çünkü ortak bir HTML dili bulunmasına rağmen, tarayıcıların ve aynı tarayıcının farklı sürümlerinin HTML’i yorumlayışı farklıdır. HTML, Uluslararası Web Konsorsiyomu adlı kuruluşun çıkarttığı, adı “tavsiye” olmakla birlikte kendisi standart sayılan dördüncü sürümüne ulaşmış bulunuyor. Böyle bir standartlaşmaya rağmen, Netscape ve Microsoft firmaları, bilgisayar kullanıcılarının rağbet ettiği tek tarayıcı programın kendi programları olmasını sağlamak üzere giriştikleri rekabet çerçevesinde, programlarını sadece HTML’i aynı şekilde yorumlayan ve dolayısıyla birbirinden farksız sonuçlar veren programlar olmaktan çıkartmak istediler. Bunun sonucu ise, Web tasarımcısının, kimi zaman Netscape’in anladığı ama IE’nın anlamadığı, kimi zaman IE’in becerebildiği, buna karşılık Netscape’in henüz programına koyamadığı HTML özelliklerinden hangisini kullanacağına bir türlü karar veremez duruma düşmesi oldu.

HTML’i kullanarak, ticarî amaçlı Web tasarımı yapan kişi, Internet ile bağlantılı bilgisayar kullanıcılarının (Internet kullanıcılarının) hepsinin ekranında aynı şekilde gösterilecek sayfalar yapmaya mecburdur. Buna karşılık bir firmanın intranet ortamı için Web tasarımı yapan kişi, HTML’in sadece kendi firmasının standart olarak benimsediği tarayıcının anlayabileceği özelliklerinden yararlanması mümkündür.

Microsoft Internet Explorer

Windows ortamında tarayıcı piyasasına, diğer tarayıcılardan sonra girmesine rağmen, Microsoft’un Web tarayıcı programı, piyasa payındaki artış hızı bakımından da, HTML’in tanıdığı özellikleri ve HTML’e ilave ettiği diğer görsel kabiliyetler bakımından da, diğer programları geride bırakmış bulunuyor. 1997 sonbaharında 4’ncü sürümü piyasaya çıkan IE, giderek Windows ortamının masaüstü ile bütünleşiyor. IE artık sadece bilgisayar kullanıcısının Internet ile bağlantı kurmasını ve Internet’ten alacağı HTML sayfalarını ekrarında canlandırmasını sağlamakla kalmıyor, aynı zamanda bilgisayarın disklerinin taranması ve dosya yönetimi gibi işleri de yapıyor. Windows 98’in ve NT’nin hazırlanmakta olan beşinci sürümünün yardım dosyaları da IE vasıtasıyla okunuyor. IE’nin, sürümleri daha geriden gelmekle birlikte Macintosh uyumlu sürümü de bulunmaktadır. IE’nin UNIX sürümü, 1998 yaz sonu piyasaya sürülmek üzere hazırlanmaktadır. IE, Microsoft’un Internet alanından ücretsiz indirilebilir veya sadece CD masrafı ödenerek, firmadan posta ile de istenebilir.

Netscape Navigator

Netscape Communications Corporation’ın (NCC) piyasaya sürdüğü NN, IE’ın hızlı yükselişine rağmen, kurulduğu bilgisayar sayısı bakımından piyasanın en yaygın tarayıcısıdır. NN, sadece Windows ve Macintosh ortamlarında değil, fakat aynı zamanda UNIX işletme sisteminde de işleyebilmektedir. NCC, yakın zamana kadar, hem tarayıcı, hem de Web Server programları alanında Internet’te öncü konumda idi. Internet’in bugün sahip olduğu bir çok özellik, HTTP ve FTP ilkelerinin çoğu, bu firmanın tasarımı sonucudur. Eğitim kurumları ve kâr amacı gütmeyen kuruluşların mensupları ile programdan kişisel amaçlarla yararlanmak isteyenler, NN’i ücretsiz olarak kullanabilirler. Ticaret amaçlı kullanım ise ücrete tabidir.

Diğerleri

Web tarayıcı piyasasını NCC ve MS firmalarının egemenliklerine almış olmaları nedeniyle, piyasada başka tarayıcı bulunmadığını sananların sayısı az değil. Oysa piyasada, çoğu ücretsiz veya sınayıp da beğenenlerin yazarına az bir ücret ödedikleri paylaşım yazılımı türünden, 50’den fazla tarayıcı programı bulunmaktadır. Bu programların en yaygını, tarayıcı programının ilk mucidi NCSA’e ait Mosaic’tir. Spyglass firmasının Mosaic’i esas alan programı, halâ yaygın olarak kullanılmaktadır.

Web tasarımcısının NN ve IE’ın 3 ve 4’ncü sürümlerini bilgisayarlarında mutlaka bulundurması gerekir. Hazırlayacağınız bir HTML dosyasının, bu iki program ve onların farklı sürümleri tarafından nasıl yorumlandığını ve bu yorumun sizin oluşturmak istediğiniz görsel etkiye uygun olup olmadığını, sayfalarınız Internet’e veya intranet’e çıkmadan mutlaka incelemelisiniz. HTML’in 4’ncü sürümünde yer alan komut listesinin tümü halâ NN tarafından tanınmamaktadır. Böyle bir komuta sayfanızda yer vermeniz halinde, sayfanızı NN ile tarayacak ziyaretçilerin ekranlarında, sayfanız sizin istediğiniz biçimde yansıtılamaz.

Bir Web tasarımcısının mutlaka aşina olması gereken bir tarayıcı, HTTP, FTP ve HTML gibi Web’in protokol ve dillerini belirleyen, Evrensel Kaynak Belirleyici (URL) sistemini işleten, yani tüm dünyadaki Web adreslerini sağlayan ve bu listeyi üstlenici firmalar aracılığıyla hergün tüm dünyadaki Internet omurga işletmecilerine ulaştıran uluslararası kurum olan W3C’nin kendi tarayıcı programı olan Amaya’dır. Bu program, sadece Internet tarayıcı değil, aynı anda HTML sayfaları oluşturmakta da kullanabileceğiniz bir HTML editörüdür. Birden fazla HTML sayfasını açabilen, Internet’e bağlı iken bir yandan da sayfa tasarımına olanak veren Amaya, HTML’i, olduğu gibi anlayıp, ekranda gösteren tek tarayıcı programıdır. NN ve IE, HTML’e kendi yorumlarını katarken, Amaya, sayfalarınızın gerçek HTML değerlerini ekrana getirecektir. Bu program ücretsiz olarak http://www.w3C.org adresinden indirilebilir. Bu programı edinmek, ve tasarlayacağınız Web sayfalarını bu programla sınamak, tasarımcı olarak sizi diğer tarayıcıların sayfanızı nasıl göstereceğini belirleme zorunluğundan kurtarmaz. Amaya, bir HTML sayfasının sınanacağı ilk tarayıcı olmalıdır. Ama tasarımcı olarak, sayfanızın NN veya IE’de “nasıl durduğunu” belirlemek zorundasınız. Ayrıca Amaya, HTML standardının parçası olmayan, NCC ve MS tarafından kendi tarayıcı programlarının bir ilave niteliği olarak ortaya attıkları Java, Javascript, VBScript gibi programları tanımamaktadır. HTML editörü olarak Amaya, bu alana yeni atılan bir tasarımcının HTML’i öğrenmesine ve uygulamasına olanak sağlamakla birlikte, çok yetenekli ve scripting pogramları oluşturabilen diğer editing programlarına oranla basit kalabilir.

Yaygınlık Oranları

Internet’te http://browserwatch.internet.com adresinde bulabileceğiniz istatistikler, size tarayıcılar arasında hangi programın ne oranda rağbet gördüğünü söyleyecektir. Genel olarak ifade edersek, Netscape Navigator halâ tüm bilgisayarlarda (PC, UNIX bilgisayarları ve Macintosh) yarının biraz üzerinde bir paya sahip bulunuyor. IE ise, üçret bir sınırını aşmış durumda. Listenin geri kalan bölümünü, en genişi yüzde 2’lik bir pay olmak üzere, şu programlar paylaşıyorlar: Cyberdog, IBrowse, Opera-3.0, Lynx, Echo, CacheFlow-Cache, IBM WebExplorer, Opera-3.0, ve MacWeb.

Yardımcı Programlar ve Ek Birimler

Internet tarayıcıları, sadece HTML kodları ile yazılmış metinleri okuyup anladıkları günleri çoktan geride bıraktılar. NN ve IE, artık bir çok grafik dosyasını okuyup, ekranda resmedebiliyorlar. Bu gelişmeye rağmen, Internet tarayıcının başlıca işi, hergün yeni bir türü ortaya çıkan ses, video ve diğer çoklu ortam dosyalarının, veritabanı veya muhasebe tablolarının hızlı gelişimine ayak uydurup, onları ekranda canlandırmak olmadığı için, tarayıcı programını yazan uzmanlar, bu gibi programlarının dışardan çalıştırılmasına olanak sağlarlar. Kullanıcı isterse tarayıcısına, Internet’te adının uzatması “.xls” olan bir dosya ile karşılaşınca, bunu ekranda göstermek için Microsoft Excel programını çalıştırmasını bildirebilir. Yardımcı programlara ve bunların gerektiği verileri sayfanıza koyarken, Internet tarayıcısına nasıl bildirimde bulunacağınıza ilerde döneceğiz.

Plug-In denilen ek birimler ise, tarayıcıya tamamen farklı bir programı açmak yerine, belirli bir tür dosya türünü ekranda canlandırabilme yeteneği kazandıran eklerdir. Tarayıcı program bilgisayara kurulurken bu ek birimler olmaksızın (ya da çok yaygın olanları ile) yüklenir. Internet’te yeni bir tür dosya türü oluşturmak isteyen, ya da mevcut türlerin Internet servisi sunan bilgisayardan (Server) müşteri bilgisayara aktarılmasında yeni bir yöntem geliştiren kişi veya firma, bu yeni dosya türünün tarayıcı tarafından bilgisayarda oluşturulabilmesi için bir de “plug-in” oluşturur ve bunu genellikle ücretsiz dağıtır.

Diyelim ki, bir firma, Internet’te ses naklini çok daha hızlı ve kolay hale getirdiğini düşündüğü yeni bir biçim geliştirdi. Bu biçimin Internet hizmeti verenler tarafından benimsenmesi ve yaygın olarak kullanılması, tarayıcı programların bu biçimi tanımasına, bu da firmanın yeni ses nakil yönteminin gerektirdiği plug-in programcıklarını etkin şekilde dağıtmasına bağlıdır. Kimi zaman bir yöntem o kadar beğenilir ve Internet hizmeti verenler tarafından tutulur ki, plug-in tarayıcı kullananların satın almak isteyecekleri bir program haline gelir. Çoğu zaman, tarayıcı için gerekli plug-in kullanıcılara ücretsiz ulaştırılırken, yeni yöntemi kullanarak Internet alanında sundukları içeriği daha etkin hale getirmek isteyenler için gerekli oluşturma programı parayla satılır. Bunun bir örneği Internet’te gerçek zamanlı ses aktarmakta kullanılan RealAudio ses kayıt ve saklama yöntemidir. Firma, ses dosyalarını bu yöntemle sıkıştırıp hızlı bir şekilde ulaştırmak isteyenlere kodlama ve bunu Server’a yerleştirerek, isteyen tarayıcıya aktaracak programı satarken, kendi tarayıcılarına RealAudio dosyalarını okuyarak, bilgisayarın ses kartını ve hoparlorunu kullanarak bu dosyayı sese çevirecek ek birimi ücretsiz dağıtmaktadır.

Web tasarımcısı, özellikle ses, video ve diğer grafik unsurların Server’dan müşteriye aktarılmasında ne gibi yöntemler olduğunu ve gelişmeleri izlemek zorundadır. HTML sayfanıza bir ses unsuru koymaya karar verdiğiniz zaman NN veya IE kullanan bir kişinin bunu bilgisayarında dinleyip-dinleyemeyeceğini de hesaba katmak zorundasınız. İlerde, Web tasarımında çoklu ortam unsurlarından söz ettiğimiz zaman, plug-in’lere döneceğiz.

Java, ActiveX

Bu bölümü bitirmeden, HTML sayfalarınıza koyabileceğiniz ve HTML’i duraganlıktan kurtarıp, hareket ve hatta kullanıcı ile etkileşmeli hale getiren unsurlardan da kısaca söz edelim.

Java dili ile yazılmış programlar veya programcılar (Applet) ve Microsoft firmasının Windows ortamı için geliştirdiği ama zamanla diğer işletme sistemlerine de yayılan ActiveX Kontrolleri, tarayıcı programın yanı sıra, ama ondan bağımsız olarak, çalışan ve ortaya çıkarttıkları sonucu, programcığı veya Kontrol’ü yazan kişinin amacına bağlı olarak, ya tarayıcı içinde, ya da tarayıcı dışında ekrana getiren veya yapan unsurlardır. Hareketli Web sayfalarından ve Dinamik HTML’den söz ettiğimiz zaman bu iki unsuru daha geniş ele alacağız.

Bölüm II: HTML’in Temel Unsurları

HTML sayfanın temel taşı nedir, diye sorarlarsa, çekinmeden “Metinlerdir,” diye cevap verebilirsiniz. Günümüzde birçok Internet alanında sayfalarında hiç yazı bulunmasa, sayfanın bütün içeriği sadece grafikten ibaret olsa ve HTML’den sadece grafik unsurları bir arada tutmak ve ziyaretçinin bilgisayarına aktarmak için yararlanılsa da, bütün grafik unsurların ziyaretçiyi götürüp bırakacağı son nokta, bir bilgi kümesidir, metindir. Bu bölümde HTML’in temel yapı unsuru olan metne nasıl yer verileceğini ve metnin nasıl biçimlendirileceğini ele alacağız. Bunu yapmak için de bir HTML sayfası oluşturacağız ve bunu beğendiğimiz bir tarayıcı ile açıp, bakacağız. Bu suretle Web tasarımının metinle ilgili araçlarını, metin şekillendirmek etiketlerini tanımış olacağız. Daha sonra HTML sayfa tasarımında kullanacağımız elemanları, stil sayfaları, tablo, ve çerçeve, grafik ve çoklu-ortam (multimedya) unsurlarını tanıyacağız.

Etiketler (Tag)

HTML komutları içeren ve tayarıcıların tanıyabildiği dosya, aslında içinde ASCII karakterlerden başka unsur olmayan, düz yazı dosyalarıdır. Tarayıcıya, sayfayı ekranda oluştururken vermesini istediğimiz biçimle ilgili komutları bir dizi özel işaretleme etiketlerini kullanarak veririz. Başka bir deyişle, tarayıcı bir paragrafın, cümlenin, satırın, kelimenin ya da harfin önünde, onun ekranda nasıl gösterileceğine ilişkin etiketi görür ve bu etiketin gerektiği işlemi icra eder.

Siz, Web sayfasının mimarı olarak, Server’a koyacağınız HTML metninin içinde, bir anlamda, “Netscape veya Internet Explorer: Buraya bir etiket koyuyorum. Bu etiket, büyük başlık etiketidir. Ben sana bu etiketin kapsadığı kelimelerin bittiğini söyleyinceye kadar, vereceğim bütün kelimeleri büyük başlık olarak sun!” demiş oluyorsunuz. Dolayısyla, HTML’de ilke, önünde etiketi olmayan herhangi metne yer vermemektir. Önünde etiketi olmayan herhangi bir metin parçası, tarayıcı tarafından temel paragraf olarak nitelenir.

HTML, içinde kontrol kodu olmayan metin dosyasıdır. Bu, söz gelimi WordPerfect veya Microsoft Word ile yazdığınız ve uzatması “.wp” veya “.doc” olan bir isimle ve WordPerfect veya Word biçiminde kaydettirdiğiniz bir belge, HTML etiketleri içerse bile, HTML dosyası sayılamaz. Çünkü kelime-işlem programınız, bu dosyanın içinde kendi kontrol kodlarını koymuştur. Böyle bir dosyanın adındaki uzantıyı silerek, yerine “.htm” uzantısını verin ve tarayıcınıza açtırmaya kalkın!

/////////////KUTU///////////////////////

Düz Yazı Dosyası ve HTML

Düz yazı biçiminde kaydedilmemiş bir metni tarayıcıya açtırma denemesini, burada birlikte yapalım. Yandaki paragrafı içeren bir metni, örneğin HTML.DOC adıyla, Word dosyası olarak kaydedelim ve sabit diskte bu dosyayı bulup, adını “HTML.HTM” olarak değiştirilim. Bilgisayarlarımızda, “.htm” uzatması ile bağlantılı tarayıcı Netscape Navigator veya Internet Explorer olarak. Adını değiştirdiğimiz bu dosyayı iki kere tıkladığımızda, sistemin varsaydığı tarayıcı açılacak ve karşımıza şuna benzer bir tablo çıkacaktır:

[reh000.tif]

Bu kargaşanın nedeni, tarayıcı programın, uzantısı “.htm” veya “.html” olan bir dosyayı, içinde kontrol kodu olmayan, düz yazı dosyası sanması ve Word belgesindeki kontrol kodlarını da metin olarak ekranda göstermesidir. Belgemizin içinde hiç bir HTML etiketi yer almadığı için de, tarayıcımız bu yazıyı, düz paragram olarak gösteriyor. Aynı yazıyı, bu kez Word programına düz yazı olarak kaydettirelim. Word bu dosyaya, “HTML.txt” adını verecektir. Şimdi de bu dosyanın adını “HTML.htm” olarak değiştirelim ve iki kere tıklayalım. Tarayıcıda karşımıza şöyle bir görüntü çıkacaktır:

[reh001.tif]

Bu dosyanın içinde kelime işlemcinin kontrol kodları bulunmadığı ve dosyada metnin dışında başka bir unsur olmadığı için, tarayıcı metni yorumlamakta güçlük çekmeyecektir. Ne var ki, kelime-işlemci metni ASCII olarak kaydederken, metnin Türkçe karakterlerini en yakın ASCII koduna çevirdiği için, yazıdaki Türkçe harfleri kaybetmiş olduk.

Aynı paragrafı HTML dosyası olarak (ilerde değineceğimiz bir programın yardımıyla) ve sayfanın kodlama dili olarak Türkçe’yi seçerek kaydettiğimiz zaman, tarayıcımız, sayfayı hem kolayca açıp ekranda gösterebiliyor; hem de Türkçe karakterlerin kodları, tarayıcı tarafından tanınabiliyor:

[html rehberi003.tif]

////////////////////////////////////////////////////////

HTML düz yazı olduğuna göre, bir HTML dosyası oluşturmak için, tabii HTML kodlarını kendiniz yazacaksanız, herhangi bir kelime-işlem yazılımını kullanabilirsiniz, ama kaydettirirken “Sadece metin olarak,” “Text only,” “ASCII dosyası,” “ANSI Dosyası” gibi, programın kendi kontrol kodlarını koymayacağı bir biçim seçmek zorundasınız.

///////////////NOT/////////////////////////////

HTML mi, HTM mi?

Windows ortamında HTML etiketlerini kendiniz vererek HTML dosyası oluşturmak ya da bir HTML dosyasında değişiklikler ve düzeltmeler yapmak istiyorsanız, kullanabileceğiniz en uygun program Not Defteri‘dir (NotePad). DOS ortamında Edlin veya Edit, Macintosh’da ise SimpleText’i kullanabilirsiniz. HTML kodunuzu Microsoft Word, Corel WordPerfect veya beğendiğiniz herhangi bir kelime işlemcisi ile oluşturduğunuz taktirde, Dosya menüsünden Adıyla Kaydet maddesini seçin ve Biçim olarak Düz Yazı Olarak, ASCII Metin gibi bir biçimi seçin. HTML dosyalarının adlarının uzantısı, “.htm” veya “.html” olabilir. İşletme sisteminiz üç harften fazla uzatmaya izin vermiyorsa (DOS veya Windows 3.x gibi) “.htm”i tercih edin.

//////////////////////////////////////////////

İlerde, yaygın kelime işlem programlarının HTML yeteneklerinden ve yapacağınız sayfaların HTML kodunu otomatik olarak oluşturacak programlardan sözedeceğiz. Ama şimdi, herhangi bir kelime işlem programını açın ve aşağıdaki örneği birlikte yapalım:

HTML için markup (işaretleme) dili dediğimizi hatırlıyor olmalısınız. Yani, bir HTML dosyasında, Internet alanımızı ziyaret edecek kişinin bilgisayar ekranında belirlemesini istediğimiz metinlerimiz, grafik unsurlarımız ve diğerleri ile bunların nasıl belirmesini istiyorsak onu belirten işaretlerimiz. Bu işaretlere, HTML etiketi dediğimizi de hatırlıyor olmalısınız. HTML dosyası oluştururken, aslında yaptığımız iş, belirli metnin önüne, o metnin tarayıcı tarafından tanınacak ve gereği yapılacak bir etiket koymaktan ibaret. Tarayıcıya, etiketle, gerçek metni birbirinden ayırt etmesi için etiketlerimizi ‘küçüktür’ (<) ve ‘büyüktür’ (>) dediğimiz iki işaretin arasına alırız. Bu işaretlere, kimi İngilizce kaynaklardan doğrudan çevirerek ‘köşeli parantez’ dendiğine de tanık oluyoruz. Oysa köşeli parantez adını ‘[‘ ve ‘]’ işaretleri için kullanmak daha doğrudur. Sadece Web tarayıcınız değil, HTML dilini anlayan her program, bu işaretlerin arasındaki kelime veya kelimelerin ekranda gösterilmek üzere değil, gereği icra edilmek üzere verildiğini anlayacaktır. HTML’i geliştiren uzmanların etiket olarak üzerinde anlaştıkları kelimelerin büyük harfle veya küçük harfle yazılması arasında fark yoktur. Bir etiket kelimeyi büyük harfle de yazsanız, küçük harfle de yazsanız, hatta büyük harflerle küçük harfleri gelişi-güzel bile kullansanız, tarayıcı tarafından anlaşılacaktır. Bir başka deyişle, tarayıcı için “OKU” ile “Oku,” “oKu,” “okU” ve “oku” aynı emirlerdir.

Bir kaç istisnası dışında, bütün HTML etiketlerinin kapsadığı alanın bittiği aynı kelimenin önüne bölü işareti (/) konularak oluşturulan ikinci etiketle belirtilir. Yani, diyelim ki <Oku> komutuyla başlattığınız işi, </Oku> komutuyla bitirirsiniz.

/////////////////////////NOT////////////////////

Büyük Harf, Küçük Harf?

Oluşturacağınız Web sayfaları, ilerde bu görevi devralacak başkaları tarafından düzeltilebilir, değiştirilebilir, kısmen kullanılabilir. İyi bir mimarın planlarının başka bütün mimarlar tarafından hiç tereddütsüz anlaşılabileceği gibi, sizin sayfalarınızın da başka Web alan yöneticileri ya da sayfa tasarımcıları tarafından kolaylıkla okunabilmesi şarttır. Nasıl bir yöntem izlerseniz izleyin; ama bir alanda yer alan bütün sayfalarınızda aynı yöntemi izleyin: kodlarınız ya tümüyle büyük harf olsun, ya da tümüyle küçük harf. HTML tarayıcıların okuduğu ama gereğini yerine getirmediği yorum/açıklama tarzındaki etiketleri kullanarak, sayfalarınızın bölümlerinin insan gözüyle okunulup anlaşılabilmesini sağlayın.

/////////////////////////////////////////////////////////

HTML Dosyasının Bölümleri

HTML dosyasının bir tarayıcı tarafından tanınması, yorumlanması ve gereğinin ekranda yapılabilmesi için, belgenin bir HTML belgesi olduğunun bildirilmesi şarttır. Bu bildirimi dosyanın tümünün etiketi anlamına gelen <HTML> etiketi, bir HTML belgesinin ilk kelimesi olarak yazılır. Tarayıcıya, HTML dosyasının bittiği de </HTML> etiketiyle bildirilir.

/////////////////////////////////////////NOT//////////

Açtığınızı Kapatmayı Unutmamak İçin

İyi bir tasarımcı olarak, HTML belgesini oluştururken, yazdığınız her etiketi bitiş etiketi ile birlikte yazın: <HTML></HTML> gibi. Sonra, iki etiketin arasına ilgili komutları ya da metinleri koyun.

//////////////////////////////////////////////////////////////

HTML belgesi, iki bölüme ayrılır: Baş taraf (başlangıç) (<HEAD>) ve gövde (<Body>) bölümleri. Web tarayıcılar, bir belgeyi sizin arzu ettiğiniz tarzda yorumlayabilmek için, HTML etiketini gördükten sonra derhal HEAD ve BODY etiketlerini arar ve ekrandaki sayfayı buna göre biçimlendirirler. Sayfanın “baş tarafı” sayfanın en üstünde, örneğin bir gazetenin başlığı gibi gösterilen bir metin olmayıp, ilerde ele alacağımız belge hakkında genel bilgileri kapsayan bölümdür. Burada yer alabilecek genel etiketleri (meta tag) ayrıntıları ile inceleyinceye ve ne işe yaradıklarını görünceye kadar, şimdilik örnek sayfalarımızda baş tarafı başlatan ve bitiren etiketleri koyup, aralarına, HTML sayfalarının İngilizce metinlerden oluştuğunu varsayan tarayıcıya, sayfamızın Türkçe olduğunu bildirmek için-şimdilik anlamının üzerinde durmadan-bir genel etiket koyacağız. Şimdi herhangi bir kelime işlemcisinde, örneğin Windows ortamında Not Defteri’nde, Macintosh’ta SimpleText’te şu örneği aynen yazın ve dosyayı düz yazı dosyası olarak kaydedin.

<HTML>

<HEAD>

<meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=windows-1254">

</HEAD>

<BODY>

Web Tasarım Rehberi’ne Hoş Geldiniz!

</BODY>

</HTML>

Gördüğünüz gibi ilk HTML sayfamız, tarayıcıya bu dosyanın bir HTML dosyası olduğu beyanıyla başlıyor. İlerde anlamını öğrenmek üzere baş taraf etiketlerinin arasına sayfamızın Türkçe olduğunu belirten genel etiketi koyuyoruz; ve gövde bölümünde, ziyaretçilerimize hoşgeldiniz, diyoruz. Bu dosyayı, örneğin “hosgeld.htm” adıyla kaydedin. Kelime işlemcinizi kapatmayın; bir kenarda dursun. Kaydettiğiniz dosyanın simgesini bulunduğu yerde iki kere tıklayın; “.htm” uzantısı ile bağlantılı tarayıcınız hangisi ise, o açılarak, sayfayı yükleyecektir.

reh004.tif

//////////////////////NOT////////////////////

“Open” mı, “Browse” mı?

Internet Explorer’ın 4’ncü sürümünde programı başlattıktan sonra, Dosya (File) menüsünden Aç (Open) maddesini seçerek, ve açılacak diyalog kutusunda Araştır (Browse) düğmesine basarak oluşturduğunuz dosyayı bulabilirsiniz. Netscape Navigator’da ise yine File (Dosya) menüsünden Open Page (Sayfa Aç) maddesini seçerek, ve gelecek dilayog kutusunda Choose File (Dosya Seç) kutusunu tıklayarak oluşturduğunuz dosyayı arayabilir ve yükleyebilirsiniz. İşini kolaylaştırmak için, “.htm” ve “.html” uzantılarını en beğendiğiniz tarayıcı ile ilişkilendirirseniz, herhangi bir HTML dosyasını iki kere (Internet Explorer 4.x’ün masaüstü unsurlarını koymuş iseniz, bir kere) tıklayınca, tercih ettiğiniz tarayıcı dosyayı otomatik olarak açacaktır.

//////////////////////////////////////////////////////////

İlk HTML sayfanız şimdi karşınızda. HTML etiketleri arasına yazdığınız mesaj ekranda, tarayıcının varsayılan fontu ile ve yine varsayılan büyüklükte, gösteriliyor.

Şimdi, tarayıcının program adının yazılı olduğu üst çerçeveye dikkat edin: “F:\hosgeld.htm - Microsoft Internet Explorer” ya da sadece “Netscape” kelimelerini göreceksiniz.

Şimdi, hala açıksa, “hosgeld.htm” dosyasını yazdığınız kelime işlemcisini ön plana getirin ve üçüncü satıra “<Web Tasarım Rehberi</TITLE>” kelimelerini yazın. Dosyanızın tümü şu şekli almış olacaktır:

<HTML>

<HEAD>

<meta http-equiv="Content-Type" content="text/html; charset=windows-1254">

</HEAD>

<TITLE>Web Tasarım Rehberi</TITLE>

<BODY>

Web Tasarım Rehberi’ne Hoş Geldiniz!

</BODY>

</HTML>

Burada yaptığımız, sayfamıza bir başlık vermekten ibarettir. Title/Başlık etiketi, tarayıcıya, bu etiketin, programın adıyla birlikte, çerçevede gösterilmesi talimatını verecektir.

Şimdi bu sayfayı aynı isimle bir kere daha kaydedin; ve oluşan dosyayı iki kere tıklayın. Açılan tarayıcıya, en üstteki çerçevenin üzerindeki başlığı okuyun:

reh005.tif

Title/Başlık komutu, IE’de, dosya adı yerine sayfanıza verdiğiniz Benim Sayfam başlığının tarıyıcı programının adıyla birlikte, programın çerçevesinde gösterilmesini sağladı. Netscape de şimdi program başlığında sadece kendi adını değil, bizim sayfamızın başlığını da göstermektedir. Yani, Title komutu ile, HTML sayfamızın içinde bir iş yapmış olmuyoruz, sadece tarayıcıya, kendi başlık alanında sayfamızı bilgisayar kullanıcısına hangi başlıkla sunmasını istediğimi söylemiş oluyoruz.

////////////////////////////////////////NOT//////////

HTML Editörleri

HTML kodunu kendisi oluşturan ve tasarımcıya görsel araçlar kullanma imkanı veren bir çok program çıktı. Kısaca HTML editörü denen bu programların bir özelliği WYSIWYG imkanına sahip olmalarıdır. İngilizce “Ne Görüyorsan, Onu Alırsın” kelimelerinin başharflerinden oluşan bu terim, yaptığınız tasarımın ekranda nasıl görülüyorsa aynen o şekilde HTML dosyasına haline dönüştürüleceğini ifade ediyor. Bu tür programların bir özelliği, oluşturduğunuz sayfaya hemen “Untitled” (Başlıksız) başlığını vermektir. Sayfalarınızı böyle bir program yardımıyla oluşturuyorsanız, ilk işiniz sayfa özellikleri (Page Properties) kutusunu açıp, sayfanın başlığını vermek olmalıdır.

//////////////////////////////////////////////////////////

İlk HTML sayfamızı yazmış ve incelemiş olduk. Bundan sonrası, sayfalarımıza daha çok içerik koymak ve onları biçimlendirmekten ibaret. Bunun için ilk adım olarak Style Sheet (Stil Sayfaları) denilen, tarayıcıya toplu biçimlendirme komutları veren etiketleri inceleyeceğiz.

Web Sayfasının Biçimlendirilmesi

Bir anlamda, HTML etiketlerinin yarısından fazlası metin biçimlerdirme komutlarıdır. Ama bu komutlar, HTML etiketlerini geliştirenlerle, ürettikleri tarayıcı programların bunları nasıl yorumlayacağına karar veren uzmanların belirlediği biçimlerden ibarettir. Örneğin, HTML, temel metin unsuru oharak paragraf (<p>..</p>) ve altı ayrı büyüklükte başlık (Heading) kodu içerir (H1, H2, H3, H4, H5, ve H6). Ne var ki, temel metin harfleri ile başlıkların gerçekten ne kadar büyük olacağına, tarayıcı program karar verir. Bir programda H1, 16 punto olabilir; bir diğerinde 14. Ayrıca kullanıcı, kendi tarayıcısında bazı seçenekleri değiştirmiş, varsayılan metin yazısı ölçüsünü azaltmış ya da arttırmış olabilir. Bu durumda, ölçüsünü göreceli olarak normal paragraf harfi büyüklüğünden alan diğer bütün başlıkların da ölçüsü değişecektir. Bu değişiklik, sizin sayfalarınızın kullanıcının ekranında arzu ettiğiniz görsel etkiyi oluşturacak şekilde canlandırılmasını önleyebilir. Ayrıca HTML etiketlerini benimseyip, kullanmak, tarayıcı programlarını üreten firmalara kalmış bir tutum olduğuna göre, bütün HTML etiketlerinden yazı biçimlendirmede yararlanamayabilirsiniz. Örneğin, metin biçimlendirmede kullanılan bir diğer, alıntıları belirten Q (quotation) etiketidir. Netscape, bu etiketi taşıyan metni sabit genişlikteki fonta çevirirken, Internet Explorer, bu etiketin sonucu olarak metinde hiç bir biçim değişikliği yapmayacaktır.

////////////////////////////////NOT////////////////////////////

Harf Genişliği

Eski daktilolarda, kağıdı hareket ettiren mekanizma, her harfin genişliğine göre farklı hareket edemediği için “i” harfi gibi sadece bir çizgiden olan harf de, içine üç adet “i” harfi alabilecek olan “m” harfi de aynı genişlikte bir alana yazılırdı. Zamanla dizgi makinalarının “akıllı” hale gelmeleri ile, her harf, “m” harfinin kaçta kaçı kadar bir alan kapladığına bakarak, farklı yere yazılır hale geldi. Harfleri büyüklüklerine göre göreli genişlikte olan fontlarla bütün harfleri aynı genişlikte olan fontların farkı buradan kaynaklanır. Günümüzde, eski daktilo metinlerin sağladığı görsel etkiyi sağlamak üzere, bilgisayar fontları arasında da her harfinin alanı eşit, fontlar var.

/////////////////////////////////////////////////////////

Ne var ki, HTML 4 ile, etkisi duragan ve niteliği bir anlamda kullanıyıca bağlı olan bu etiketleri kullanma yerine, artık her paragrafı, hen cümleyi, hatta her harfi arzu ettiğiniz gibi biçimlendirebilirsiniz. Artık duragan etiketleri de, tarayıcının değil, kendi ettiğiniz biçimde kullanma imkanınız var. Dahası, bir tek dosyada bir tek kelimeyi değiştirerek, yüzlerce sayfadan oluşan bir Internet alanınında söz gelimi bütün başlıkları maviden turuncuya çevirebilir; bütün alıntıları italikten siyah harfe, Times’dan Arial’a çevirebilirsiniz.

HTML sayfada metin stili dediğimiz zaman, metnin Internet alanımızı ziyaret eden kişinin bilgisayar ekranında hangi tür harfle (Arial, Times, Verdana, Helvetica, vd.), bu harfin normal türüyle mi, ya da siyah (bold

Psycho

Salı, 06 Kasım 2007

PSYCHO

Sapık filmi, film dünyasında bir ilk olarak karşımıza çıkmaktadır. Filmin analizinini yaptığımızda, norman Bates karekteri ön plana çıkmaktadır. Bu karakterde ödip kompleksinin aşılamadığı gözler önüne gelmektedir. Norman Bates, annesinin babası öldükten sonra bir başka insanla ilişkiye girmesine kendi içinde karşı çıkarak, annesini ve erkek arkadaşını öldürür. Zaman la bates çift kişilik bir ruh taşımaya başlar. Bates in cinsel ve ahlaki davranışlarını içinde yaşattığı anne kişiliği(kendi annesi) onun arzu ve davranışlarını etkiler. Cinayetleri işlediğinde annesinin kılığına bürünerek işlemektedir. Bates filmin diğer karekteri maria’ nın üzererinde cinselliğini yani id ini gerçekleştiremediğinden dolayı saldırgan bir tavır davranarak onu öldürme yolune girmiştir. Böylece id bölgesinde şiddet ile cinsellik birbiri ile iç içe birdurumdadır. Bates in Marion’u öldürmesi tamamen bir kişilik çatışmasıdır, Bates’ in içindeki anne kişiliği ilişkiyi red ettiği için kadını öldürür. Ayrıca bates in yaşadığı eve bakarsak içi doldurulmuş kuş ve çıplak kadın tabloları ile çığlqak kadın heykeli görebiliriz. Bates kendini toplumdan dışlayarak kendini oturduğu mekana tutsak bırakmıştır ve de annesini başkasıyla paylaşmak istememmektedir. Filin sonunda anlaşıldığı gibi annesinin cesedini doldurulması ile ilgili olarakta filmin içinde ortaya çıkan kuş doldurma zevkinin anlatılması bir başka ip uçudur bizim için. Evin içinde Bates’ in odasına baktığımızda çocukluk ve yetişkinlik ile ilgili şeyler göze batmaktadır.

Bates Marion’ u öldürdükten sonra cesdi temizlerken sanki annesinin cinayetini temizlermiş gibi hareket etmektedir.daha sonrada Marion’ un cesedini araba ile birlikte bataklığa gönderir. Bu sahnede ise arabanın beyaz rengi ile bataklığın alaca karanlık rengi bir simge olarak ön plana çıkıyor. Bu sahne ile birlikte suç derinliğe gönderilerek işlenen cinayetin gizlenmek istemesi ortaya konulmaktadır. Filmin bu kısman itibaren ise Bates’ in yani insanlığın karanlık derinlerine doğru bir yoculuk ortaya çıkıyor.

Marion ise çalıştığı şirke gelen müşterinin parasını çalarak bir an önce bulunduğu yerden kaçma eylime girmiş bir kadındır. Yolda karşılaştığı polisten bir suçlu gibi kaçmakmış ve arabasını yeni aldığı bir araba ile değiştirerek yoluna devam ederken Bates’ in motelinde mola vermiştir. Burada aslında suçluluk durgusu Marion’un içinde vardır. Çünkü Marion id’ini gerçekleştirirken birden bir pişmanlık duygusu ile superego davranışını gerçekleştiriyor. Ayrıca Marion’ un yıkandığı sahnede bir nevi onun ruhunu temizleme sahnesidir. Fakat bu sırada Bates onu öldürmüştür. Burada ki sahne epey ilginç ve bir ilk tir. Marion’ un akan kanı kamera ile yakından çekilerek onun bonyanun küvet deliğine akışı ve sonrasında da Marion’ un çansız ama açık olan gözlerine geçiş sahnesi ilginçtir.

Filmdeki diğer karekterlerden Marion’un kardeşinin ise daha çok ego olarak kişiliği ön plana çıkmaktadır. Marion’ un kayıp olmasından dolyı çok endişeli bir tutum göstermektedir. Marion’ un sevgilisi de ego karekteri ile ortya çıkmkatadır.

Filmin sonunda Bates yakalandığı zaman kendisini kotrol eden doktor Bates’in çift kişilk taşıdığını ve çinayetlerin işlenmesindeki nedenin izleyiciye aktarılması sahnesi ele alınmaktadır.

MURATHAN TONBİL

GİT – 3

Genel Hükümler

Salı, 06 Kasım 2007

Genel Hükümler

KAPSAM

1475 sayılı İş Kanunu kapsamına giren işyerlerinde, işçilere ait yatıp kalkma yerlerinde ve diğer müştemilatında bulunması gereken sağlık şartlarının ve işyerlerinde kullanılan alet, edevat, makineler ve hammaddeler yüzünden, çıkabilecek hastalıklara engel olacak tedbir ve araçların, işyerlerinde iş kazalarını önlemek üzere bulundurulması gerekli araçların ve alınacak güvenlik tedbirlerinin neler olduğu bu Tüzükte belirtilmiştir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:1)

GÜVENLİK ÖNLEMLERİ:

Her işveren, işyerinde işçilerinin sağlığını ve iş güvenliğini sağlamak için,bu Tüzükte belirtilen şartları yerine getirmek araçları noksansız bulundurmak gerekli olanı yapmakla yükümlüdür.İşçiler de, bu yoldaki usuller ve şartlara uymak zorundadırlar.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:2)

İŞÇİLERE EĞİTİM:

İşveren,işçilere yapmakta oldukları işlerinde uymaları gerekli sağlık ve güvenlik tedbirlerini öğretmek ve iş değiştirecek işçilere yenisinin gerektiği bilgileri vermek zorundadır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:3)

TEKNİK YENİLİKLERİ İZLEME:

İşverenin, işyerinde, teknik ilerlemelerin getirdiği daha uygun sağlık şartlarını sağlaması; kullanılan makinelerle alet ve edevattan herhangi bir şekilde tehlike gösterenleri veya hammaddelerden zehirli veya zararlı olanları, yapılan işin özelliğine ve fennin gereklerine göre bu tehlike ve zararları azaltan alet ve edevatla değiştirmesi iş kazalarını önlemek üzere işyerinde alınması ve bulundurulması gerekli tedbir ve araçları ve alınacak diğer iş güvenliği tedbirlerini devamlı surette izlemesi esastır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:4)

İşyerlerinde Bulunması Gereken Sağlık Şartları ve Güvenlik tedbirleri

BİNA VE EKLENTİLERİ:

İşyeri kurulması amacıyla yeniden yaptırılacak binalarla bunlara yapılacak her çeşit ekler ve bunlardaki değişiklikler, mevzuata ve o binada yapılacak işin nitelik ve özelliklerine uygun bulunacaktır.Evvelce inşa edilmiş olan herhangi bir binanın tümünün veya bir kısmının işyeri olarak kullanılmasında da, bu şartlar aranacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:5)

ÇATI:

İşyerlerinin çatıları; ısı, rüzgar, yağmur, kar gibi dış etkilerden işçileri tamamen koruyacak surette dayanıklı ve muhafazalı yapılmış olacaktır. Çatının üzeri,yazın fazla ısı geçiren saç ve benzeri malzeme ile örtülü bulunduğu takdirde, ayrıca bir tavan yapılması,bununla çatı arasında hava akımı sağlayacak menfezler bulunması gereklidir.İşyerlerinin bulunduğu baraka, sayvan, sundurma ve benzeri yerlerin çatıları, ısı geçiren saç ve benzeri malzeme de örtülmüş olduğu hallerde bu çatılar,en az 350 santimetre yükseklikte yapılmış olacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:6)

TAVAN YÜKSEKLİĞİ:

İşyerlerinde işçilerin daimi olarak çalıştırıldığı yerlerin tavan yüksekliği, en az 3 metre olacaktır.Tabana paralel olmayan tavanlarda bu yüksekliğin ortalaması 3 metre olacak ve en alçak kısmı, varsa, kirişin alt noktasından 240 santimetreden aşağı olmayacaktır.17/5/1941 tarihinden önce çalışmakta bulunan işyerlerinde, fazla ısı, buhar, gaz yahut zararlı tozlar çıkarması gibi sağlık yönünden sakıncalı olmayan işler için, hava hacmi 8 inci maddede yazılı miktara uygun bulunduğu ve yeterli havalandırma sağlandığı hallerde, bu yükseklik 2 metreye kadar kabul edilebilir.17/5/1941 tarihinden sonra ve bu Tüzüğün yürürlüğe girmesinden önce çalışmakta olan işyerlerinde birinci ve ikinci fıkralarda yazılı tavan yüksekliği, en az 285 santimetre olarak kabul edilir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:7)

HAVA HACMİ:

İşyerlerindeki hava hacmi,makine,malzeme ve benzeri tesislerin kapladığı hacimler dahil olmak üzere,işçi başına en az 10 metreküp olacaktır. Hava hacminin hesabında,tavan yüksekliğinin 4 metreden fazlası nazara alınmaz.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:8)

İŞYERİ DÜZENİ:

Her işyerinde, makine, tezgah, malzeme ve benzeri tesisler, çalışan işçilerin işlerini rahatça yapmalarına engel olmayacak ve herhangi bir tehlikeye sebebiyet vermeyecek şekilde yerleştirilecek ve bunlar, gereği gibi korunacaktır.İşyeri olarak kullanılan binaların döşeme yüzeyine, orada çalışan işçiler için tehlikeli olacak şekilde, makine, tesis, ham, yarı işlenmiş veya tam işlenmiş malzeme bırakılmayacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:9)

İŞYERİ TABANI:

İşyerlerinde taban döşeme ve kaplamaları,sağlam,kuru ve mümkün olduğu kadar düz ve kaymaz bir şekilde olacak ve malzemesi kolayca yıkanıp temizlenmeye elverişli bulunacaktır.

Yapılan işe göre,tabana fazla su veya sulu şeyler dökülen işyerlerinde, çamur yahut bulaşık su birikintileri olmaması için gerekli tedbirler alınacak ve yer sifonları konulacaktır.Taban ve asma katların döşemeleri, üzerine konulacak makine, alet ve edevat ve benzeri malzeme ile orada çalıştırılacak işçilerin ağırlığına dayanabilecek şekilde yapılmış olacak ve metrekare hesabı ile taşıyabilecekleri en çok ağırlık miktarları, yetkili teknik elemana tespit ettirilecek ve bu hadler üstünde yüklemelere meydan verilmeyecektir.Ahşap ve yanıcı maddelerden yapılmış döşemelerin bulunduğu yerlerde, açık ateş veya alevle çalışmalar yapılmayacaktır.Teknik nedenlerle döşemelerde çukur, delik, merdiven başları, menholler ve kanallar gibi tehlike gösteren seviye farkı bulunduğu hallerde, gerekli tedbirler alınacaktır.İçinde aşındırıcı, yakıcı veya sıcak sıvılar bulunan büyük kap, sarnıç, kuyu, havuz ve depoların ağızları, döşeme ile aynı seviyede bulunuyorsa, bunların kenarları, sağlam bir korkulukla çevrilecek veya ağızları kapakla örtülecektir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:10)

KORİDORLAR:

İşyerlerindeki koridorlar,işçilerin kolaylıkla gelip geçmesini sağlayacak ve tehlike baş gösterdiğinde işyerini çabuklukla boşaltmaya yetecek genişlikte olacak, tabii veya suni ışıkla aydınlatılmış bulunacaktır.Makineler, motorlar ve bunlar tarafından çalıştırılan aletler ve diğer tezgahlar arasındaki açıklık,işçilerin rahat çalışmalarını sağlamak üzere,en az 80 santimetre olacaktır. İşyerindeki geçitlerin genişliği,oradan geçecek işçilerin miktarına ve malzeme hareketine uygun olarak ayarlanacak ve bu genişlik 120 santimetreden az olmayacaktır. Geçitlerin tabanı sağlam,arızasız ve kaymaz şekilde yapılmış olacak,ayrıca geçitler işaretlenecektir.Yüksek geçit, platform veya çalışma sahanlıklarının (yükleme boşaltma rampaları ile bir kişinin durabilmesine imkan vermeyecek darlıktaki yerler hariç) serbest bulunan bütün tarafları,en az 90 santimetre yükseklikte etekli korkuluklarla çevrilecektir .Köprü şeklindeki asma geçitler,üzerinden geçirilecek en ağır yüke göre hesap edilerek sağlam bir şekilde inşa edilecek ve buralarda kaymaları önleyecek tedbirler alınmış olacaktır.Taşıma bantlarının (Konveyör) veya diğer makinelerin üzerinden geçen bütün geçitlerin açık bulunan tarafları, uygun korkuluk ve eteklerle çevrilecektir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:11)

KAPILAR:

İşyerlerindeki kapıların yükseklik ve genişliği, oralarda çalışanların serbestçe girip, çıkmalarına elverişli ve dışarıdan gelecek sıcak ve soğuk havadan veya zararlı koku gaz ve gürültüden işçileri koruyacak şekil ve nitelikte yapılmış olacaktır.Boşluğa açılan kapı ve diğer menfezlerin uygun koruyucuları veya korkulukları bulunacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:12)

PENCERELER:

İşyerlerinde dışarıdan ışık almaya yarayan yan ve tepe pencereleri ile menfezlerin aydınlık veren yüzeyleri toplamı, işyeri taban yüzeyinin en az 1/10 oranında olacaktır. Dışarı ile doğrudan doğruya bağlantısı olmayan iç kapı, pencere ve menfezlerin dolaylı olarak aydınlık veren yüzeyleri bu hesaba katılmaz.Dış pencere ve menfezler işyerine ışığı,bol ve eşit olarak yayacak ve ihtiyaca göre kolayca açılıp kapanabilecek ve temizlenebilecek şekilde yapılacaktır.İşçilerin, pencere ve menfezlerden gelen güneş ışığına ve ısısına veya hava akımlarına karşı sağlıklarını koruyacak şekilde, gereğine göre, perde, tente veya panjur konulması,yahut camların boyanması gibi tedbirler de alınacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:13)

KORKULUKLAR:

İşyerlerinde kullanılacak korkuluklar;sağlam bir şekilde ahşap boru veya metal profilli malzemeden yapılacak,yüzeyleri pürüzlü ve köşeleri keskin olmayacaktır.Korkulukların,tabandan yüksekliği en az 90 santimetre olacaktır.Korkuluklar,en çok 2 metrede bir dikme konulmak suretiyle tabana veya elverişli diğer bir yere sağlam bir şekilde tespit edilecek ve üst seviyesi ile taban arasındaki mesafenin yarı hizasına da, bir ara korkuluk çekilecektir.Korkuluğun tümü,herhangi bir yönden gelebilecek en az 100 kilogramlık bir yüke dayanabilecek şekilde yapılacaktır.

Ahşap korkulukların tırabzan ve dikmeleri, en az 5×10 santimetrelik latadan ve ara korkuluklar ise,en az 5×5 santimetrelik kadrodan veya 2,5×10 santimetrelik latadan yapılacaktır.Boru korkulukların tırabzan veya dikmeleri,en az 1 1/4 parmak ve ara korkuluklar ise,en az (1) parmak borudan yapılmış olacaktır.Metal profilli malzemeden yapılan köşebentli korkulukların tırabzan ve dikmeleri,en az 5 milimetre et payı olan 40×40 milimetrelik köşebentten ve ara korkuluklar ise,en az 3 milimetre et payı olan 30×30 milimetrelik köşebentten yapılacak ve köşebentlerin yatay kenarları,tehlikeli tarafa dönük olacaktır.Dördüncü fıkradaki şart, yerine getirilmek suretiyle diğer metal profilli malzemeden de korkuluklar yapılabilir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:14)

ETEKLER:

Etekler; ahşap,metal veya yeteri sağlamlıkta diğer malzemeden yapılacaktır. Bunların yükseklikleri, tabandan en az 15 santimetre olacak ve gerektiğinde tabanla en çok 1 santimetrelik bir aralığı bulunabilecektir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:15)

YETERSİZ AYDINLATMA:

İşyerlerinin gün ışığıyla yeter derecede aydınlatılmış olması esastır. Şu kadar ki,işin konusu veya işyerinin inşa tarzı nedeniyle gün ışığından faydalanılamayan hallerde yahut gece çalışmalarında,

suni ışıkla yeterli aydınlatma sağlanacaktır.Gerek tabii ve gerek suni ışıklar, işçilere yeter derecede ve eşit olarak dağılmayı sağlayacak şekilde düzenlenecektir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:16)

AYDINLATMA ARAÇLARI:

İşyerlerinde suni ışık kullanıldığı hallerde:

1) Elektriğin sağlanabildiği yerlerde elektrik ışığı kullanılacak ve Tesisat, teknik usul ve koşullara uygun bir şekilde yapılmış olacaktır.

2) Suni ışık tesis ve araçları; havayı kirletecek nitelikte gaz, koku çıkararak işçilerin sağlığına zarar vermeyecek, keskin, göz kamaştırıcı ve titrek ışık meydana getirmeyecek şekilde olacaktır.

3) 35°C tan aşağı sıcaklıkta parlayabilen, buhar çıkaran benzin, benzol gibi sıvılar, aydınlatma cihazlarında kullanılmayacaktır.

4) Sıvı yakıtlar ile aydınlatmada,lambaların hazneleri metal olacak, sızıntı yapmayacak ve kızmaması için de gerekli tedbirler alınmış olacaktır.

5) Lamba alevinin, parlayabilen gaz ve maddelerle teması ihtimali olan işlerde; alev, tel kafes ve benzeri malzeme ile örtülecektir.

6) İçinde kolayca parlayıcı veya patlayıcı maddeler ile ilgili işler yapılan yahut parlayıcı,patlayıcı maddeler bulunan yerler,sağlam cam mahfazalara konulmuş lambalarla,ışık dışarıdan yansıtılmak suretiyle aydınlatılacaktır.

7) Sıvı yakıtlar ile aydınlatmada lambalar ateş ve alev yakınında doldurulmayacak,üstlerinde 1 metre,yanlarında (30) santimetre kadar mesafede yanabilecek eşya ve malzeme bulundurulmayacak ve sağlam bir şekilde tespit edilecektir.

Lambalar portatif olduğu takdirde, yere konulduğunda devrilmeyecek şekilde oturaklı olacaktır.

Sıvı yakıtlarla aydınlatma yapılan yerlerde, en az bir adet yangın söndürme cihazı bulundurulacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:17)

AYDINLATMA DEĞERİ:

İşyerlerindeki avlular, açık alanlar, dış yollar, geçitler ve benzeri yerler, en az 20 lüks (lux) ile aydınlatılacaktır.Kaba malzemelerin taşınması,aktarılması,depolanması ve benzeri kaba işlerin yapıldığı yerler ile iş geçit koridor yol ve merdivenler,en az 50 lüks (lux) ile aydınlatılacaktır.

Kaba montaj, balyaların açılması,hububat öğütülmesi ve benzeri işlerin yapıldığı yerler ile kazan dairesi,makine dairesi,insan ve yük asansör kabinleri malzeme stok ambarları, soyunma ve yıkanma yerleri, yemekhane ve helalar,en az 100 lüks (lux) ile aydınlatılacaktır.Normal montaj, kaba işler yapılan tezgahlar, konserve ve kutulama ve benzeri işlerin yapıldığı yerler,en az 200 lüks (lux) ile aydınlatılacaktır.Ayrıntıların,yakından seçilebilmesi gereken işlerin yapıldığı yerler,en az 300 lüks (lux) ile aydınlatılacaktır.Koyu renkli dokuma,büro ve benzeri sürekli dikkati gerektiren ince işlerin yapıldığı yerler,en az 500 lüks (lux) ile aydınlatılacaktır.Hassas işlerin sürekli olarak yapıldığı yerler en az 1000 lüks (lux) ile aydınlatılacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:18)

YEDEK AYDINLATMA ARAÇLARI:

Bir aydınlatma merkezine bağlı olan işyerlerinde; bir arıza dolayısıyla ışıkların sönmesi ihtimaline karşı, yeteri kadar yedek aydınlatma araçları bulundurulacak ve gece çalışmaları yapılan yerlerin uygun yerlerine otomatik olarak yanabilecek yedek aydınlatma tesisatı bulundurulacaktır.

Yangının yedek aydınlatma tesisatını bozması ihtimali bulunan yerlerde; ışığı yansıtacak işaretler,fosforesan boya, pilli lambalar uygun yerlere yerleştirilecek veya bunlara benzer tedbirler alınacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:19)

SICAKLIK VE NEM:

Kapalı işyerlerindeki sıcaklık ve nem derecesinin,yapılan işin niteliğine uygun olmakla beraber ılımlı bulunması esastır. Bu itibarla,yazın sıcaklığın dayanılmayacak bir dereceye çıkmaması için işyerlerinde serinletici tedbirler alınacak, kışın da işçilerin muhtaç bulundukları en az sıcaklığın sağlanması için,işyerleri zararlı gazlar çıkararak havayı bozmayacak şekilde uygun vasıtalarla ısıtılacaktır. Çok buğu husule gelen işyerlerinde sıcaklık derecesi 15 santigrat dereceden az ve 30 santigrat dereceden yüksek olmayacaktır.Fazla ısı veren ısıtıcı vasıtaların yakınında çalışan işçilerin bulunması halinde,doğrudan yansıyan sıcaklığa karşı, gereken tedbirler alınacak ve işyerlerinin, ısıtıcı vasıtalardan oldukça uzak ve uygun yükseklikte bir yerine, santigrat taksimatlı bir termometre asılı bulundurulacaktır.Yapılan işin niteliğine göre,sürekli olarak çok sıcak veya çok soğuk bir derecede çalışılması ve bu durumun değiştirilmemesi zorunlu olunan hallerde, işçilere, kendilerini fazla sıcak veya soğuktan koruyacak özellikte elbise vesaire malzeme verilecektir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde: 20)

HAVALANDIRMA:

Kapalı işyerleri günde en az bir defa bir saatten aşağı olmamak üzere baştan başa havalandırılacaktır. Ayrıca işçilerin çalışma saatlerinde işin özelliğine göre,havanın sağlığa zararlı bir hal almaması için sık sık değiştirilmesi gereklidir. Şu kadar ki, iş sırasında yapılan buhavalandırmada işçileri etkileyecek hava akımları önlenecek yahut kış mevsiminde sıcaklık birdenbire çok aşağı hadlere düşürülmeyecektir.Toz,buğu,duman ve fena koku çıkaran işlerin yapıldığı yerlere, bunları çekecek yeterlikte bacalar ve menfezler yapılacak ve yapılan işin niteliğine göre,bu tedbirlerin yetmediği hallerde diğer teknik tedbirler alınacaktır.Boğucu, zehirli veya tahriş edici gaz ve duman meydana gelen işyerlerinde, işçilerin hayat ve sağlıklarının tehlikeye girmemesi için,havalandırma tesisatı yapılacak ve işçilere ayrıca yapılan işin özelliğine göre maske ve diğer koruyucu araç ve gereçler verilecektir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:21)

GÜRÜLTÜ:

Ağır ve tehlikeli işlerin yapılmadığı yerlerde, gürültü derecesi 80 desibeli geçmeyecektir. Daha çok gürültülü çalışmayı gerektiren işlerin yapıldığı yerlerde, gürültü derecesi en çok 95 desibel olabilir. Ancak,bu durumda işçilere başlık, kulaklık veya kulak tıkaçları gibi uygun koruyucu araç ve gereçler verilecektir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:22)

MERDİVENLER:

Birden fazla katlı binalardaki işyerlerinde asansör tertibatı bulunsa da,katlar arasındaki inip çıkmalar,aşağıda yazılı özellikleri bulunan sabit merdivenlerle sağlanacaktır.

1) Merdivenlerin;ateşe dayanıklı taş, suni taş, tuğla, betonarme, metal veya benzeri yanmaz maddelerden yapılmış olması şarttır.

Bu Tüzüğün yayımından önce kurulmuş olan işyerlerindeki ahşap merdiven ve sahanlıkları, gerekli güvenlik tedbirlerine aykırı bir durumu bulunmamak şartıyla kullanabilirler. Ancak bunlar, kolayca yanmayan sert veya enprenye edilmiş, güç yanar durumdaki ağaçlardan olacak yahut alt tarafları bağdadi üzerine en az 1,5 santimetre kalınlığında alçı veya amyantla sıvanacak,üstleri de ateşe karşı dayanıklı maddelerle kaplanacaktır.

2) İşyeri merdivenlerinin mukavemet katsayısı 4 olacak ve metrekarede en az 500 kilogram yük taşıyacaktır.

3) Delikli veya ızgaralı merdiven ve sahanlıklardaki delikler ve ızgara aralıkları en çok 2 santimetre olacaktır.

4) Merdivenlerin genişliği,bakım işlerinde kullanılanlar dışında en az 110 santimetre olacak ve merdiven korkuluklarının bu genişlik içinde bulunmaları zorunluluğu halinde temiz genişlik 100 santimetreden az olmayacaktır.

5) Merdivenlerin eğimi,bakım işlerinde kullanılanlar dışında tabanla en az 20 ve en çok 45 derece olacaktır. Tabandan (20) dereceden az eğimin bulunması gerektiği işyerlerinde,rampalar yapılacak ve 45 dereceden fazla diklik gereken hallerde de, korkuluklu servis merdivenleri şeklinde sabit merdivenler kurulacaktır.

6) Merdivenlerde,baş üstü boşlukları bulunacak ve bu boşlukların yüksekliği de 220 santimetreden az olmayacaktır.

7) Basamakların eni,bakım merdivenleri dışında 22 santimetreden az olmayacak ve yükseklikleri en az 13 santimetre ve en çok 26 santimetre olacaktır.

8) Dört basamaktan fazla olan her merdivende,korkuluk ve tırabzan bulunacaktır.

9) Genişliği 225 santimetreyi aşan merdivenlerin ortalarında, ayrıca bir tırabzan bulundurulacaktır.

10) Merdivenlerin korkuluk ve tırabzanlarında 14 üncü maddedeki teknik özellikler bulunacaktır.

11) İşyerlerindeki merdivenler, bir tehlike anında, orada çalışan işçilerin kolayca çıkmalarına yeterli genişlikte olmadığı takdirde, bina durumunun elverişliliğine göre,bunların genişletilmesi veya içten ek merdivenler yapılması veya kolay yanmayan veya yanmaz maddelerden dışarıya çıkış merdivenleri yapılması gibi gerekli güvenlik tedbirleri alınacaktır.

12) İşyerlerindeki asma katlara çıkıp inmek için, yerin durumuna göre, eğimli veya dik demir merdivenler kullanılabilir. Ancak, bunların üst ve alt başlarından sağlam bir şekilde tespit edilmiş bulunması, geniş basamaklı ve iki tarafı korkuluklu ve bu korkulukların, merdivenin bittiği asma kat döşemesinde kesilmeyerek en az 75 santimetre daha uzatılması gereklidir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:23)

EL MERDİVENLERİ:

Bakım,onarım ve kontrol için işyerlerinde kullanılan bütün merdivenler görülecek işe uygun sağlamlıkta olacak ve bunların genişliği 55 santimetreden dar olmayacak eğimleri 60 dereceyi geçmeyecek ve basamakların,çubuktan yapılmadığı hallerde, genişlikleri en az (13) santimetre olacaktır.Bakım,onarım ve kontrol işlerinde helezoni merdivenler kullanılmayacaktır.Bakım, onarım ve kontrol işlerinde kullanılacak seyyar el merdivenleri, sağlam ve görülecek işe uygun uzunlukta yapılmış olacak, yanlarına tahta çakılmak suretiyle veya benzeri şekilde sonradan boyları uzatılmış ve boyanmış bulunmayacaktır. Basamakları noksan,yerinden oynamış yahut çatlak veya kırık olmayacaktır.El merdivenlerinde,kullanılırken kaymalara karşı, tırtır, lastik, mantar, mahfuz ve çengel koymak gibi gerekli tedbirler alınacaktır.Çift el merdivenlerinde, ayaklarının birbirlerinden ayrılmaması için, her iki yanından çengelli demir çubuk veya zincir ile bağlanacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:24)

ASANSÖR:

İşyerlerinde kullanılacak insan ve yük asansörlerinin, yürürlükteki mevzuatın ve tekniğin öngördüğü şekilde imal ve inşa edilerek kurulması ve bakımlarının yapılması şarttır.Asansörlerin imali, inşası, kurulması, muayene ve bakımı,bu işlerin fenni,teknik ve kanuni sorumluluğunu taşıyabilecek nitelik ve ehliyeti bulunduğu Hükümet veya belediyelerce kabul edilen teşekkül veya şahıslara yaptırılacaktır.Her işveren, asansörlere ait kullanma iznini ve periyodik muayene raporlarını, işyerinde bulundurmak ve denetlemeye yetkili makam ve memurların her isteyişinde göstermek zorundadır.Asansör boşluğundan, asansörün çalışmasına özgü tesis ve tertibattan başka, hiç bir şekilde halat,tel ve boru gibi sair malzeme veya tesis geçirilmeyecektir.Asansör makine dairesi veya boşlukları, geçit olarak kullanılmayacak ve buralara hiç bir şey depo edilmeyecektir. Bu yerlere girilmesini sağlayacak kapılar, her zaman kilitli bulundurulacak ve ancak sorumlu elemanlar tarafından açılacaktır.Yük asansörlerinde,insan taşınmaması esastır. Bu yasağı belirten levhalar, her kat kapısına ve kabin içine, görülür bir şekilde konulacaktır. Ancak, işin gereği olarak insan taşınması halinde, insan asansörlerindeki güvenlik koşulları, bu asansörlerde de bulunacaktır.Bütün asansör kabinlerinde,taşıyabilecekleri en çok yükü açıkça gösteren levhalar bulundurulacaktır.Kat kontağı bulunmayan yük asansörlerinde asansörcü bulundurulacaktır.Bina dışında kurulan yük asansörlerinin çerçevesi,tabandan en az 3 metre kadar sağlam bir şekilde örtülecek ve ayrıca kapıların bulunduğu cephe,yüksekliği boyunca tamamen kapatılacaktır.Parlayıcı ve patlayıcı maddelerin bulunduğu yerlerde, kıvılcım tehlikesine karşı,asansörlerin kabin kızakları ile kapıların çarpan kısımları,ağaç veya kıvılcım çıkarmayan metal veya alaşımlarından yapılmış olacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:25)

İŞYERİ TEMİZLİĞİ:

İşyerlerindeki atölyeler,geçit,depo ve ambarlar ile bakım odalarının duvar, taban, tavan, pencere, kapı ve diğer yerleri,her zaman için temiz ve bakımlı bir şekilde bulundurulacaktır.

Çalışılan yerler,günde en az bir kere temizlenmiş olacaktır.Gündüz ve gece devamlı olarak çalışılan işyerlerinde bu temizlik,ya işin başlamasından önce veya bitiminden sonra yahut yapılan işin gereğine göre ara dinlenmelerinde yapılacak ve her halde çalışma sırasında yapılmayacaktır. Temizlik, ister aspirasyon yoluyla, ister diğer yollarla yapılsın, toz kaldırılmaması için, gerekli tedbirler alınacak, bunun için,önce çalışma artıkları atıldıktan sonra, yıkama, fırçalama yapılacak veya ıslak bezler kullanılacaktır. Duvarlar ve tavanlar,sık sık temizlenecektir. Gerektiğinde sıva, badana ve boyalar yenilenecektir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:26)

KOKUŞAN MADDELER:

Değişen ve kokuşan organik maddelerle çalışılan işyerlerinde; maddelerin parçalandığı, ayıklandığı, tarandığı kısımların tabanı, su geçirmez bir maddeden ve her türlü birikintiyi önleyecek şekilde yapılmış olacak ve duvarlar, kolayca yıkanacak bir sıvı ile sıvanıp boyanacak, duvarlar ve taban, en az ayda bir defa dezenfekten bir solüsyonla temizlenecektir.Paçavraların işlendiği veya tarandığı yerlerde temizlik, mekanik aspirasyon yoluyla yapılabilir.Değişen ve kokuşan maddeler,çalışılan yerlerde bırakılmayacak, biriktirilmeyecek, iyice kapanan kapaklı metal kaplarda toplanacak ve bunlar günde en az bir kere boşaltılıp yıkanacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:27)

ATIK SULARA DRENAJ KANALI:

Atölyeler ile işçilerin çalıştığı diğer yerler; fosseptiklerden, koku çıkaran her türlü çukur ve yerlerden ve enfeksiyon kaynaklarından yeteri uzaklıkta bulunacak ve bunların kokularından korunacaktır.İşyerlerinde artık ve birikinti suların aktığı ve toplandığı yerler, özel veya genel bir kanalizasyona veya fosseptiğe bağlanacak ve buralar, uygun bir kapak ile örtülecektir. Bu kapak günde en az bir kere bol su ile yıkanıp temizlenecektir. Boşaltma boruları, su geçirmez veya sızdırmaz maddelerden yapılacak veya sızdırmayacak şekilde iyice bağlanacaktır. Akış doğrultusunda, bir eğim verilecek ve koku çıkmasını önleyecek tedbirler alınacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:28)

TÜKÜRME YASAĞI AFİŞLERİ:

Döşemelere duvarlara ve diğer yerlere tükürmek, süprüntü atmak yasaktır. Uygun yerlere ve duvarlara, bu yasağı belirten yazılar ve zararlarını anlatan afişler asılacaktır. Gereken yerlere çöp kutuları, uygun nitelikte tükürük hokkaları konacak ve bunlar, her postada temizlenip dezenfekte edilecektir. Fazla balgam çıkaran işçiler için kullanılmak üzere, üstü kapalı plastik, emaye, profinli mukavva ve benzeri maddelerden yapılmış kişisel tükürük hokkaları bulundurulacak, kağıt hokkalar kullanıldıktan sonra yakılacak ve diğerleri yıkanıp dezenfekte edilecektir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:29)

HAŞARAT VE BÖCEKLER:

İşyerlerinde ve müştemilatında haşarat, böcek ve kemirici hayvanların bulunmaması için her türlü önlem alınacak, yok edilmesi için gereken ensektisit, rodentisit maddeler kullanılacak, üremeyi kolaylaştıran şartlar yok edilecek, yuvaları yakılarak bozulacak, uygun aralıklarla ensektisit uygulaması yapılacak, sineklere karşı kapı ve pencerelere tel kafes konacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:30)

İÇME SUYU:

İşyerlerinde, çalışanların kolaylıkla faydalanabileceği ve "Gıda Maddelerinin ve Umumi Sağlığı ilgilendiren eşya ve levazımın hususi vasıflarını gösteren Tüzük" teki tanıma uygun özellikte serin içme suyu bulundurulacaktır.Bu uygunluk, mahalli resmi makamlar ve belediyeler tarafından belgelendirilecektir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:31)

İÇME SUYU:

İçme suyu, gerek taşınmasında ve gerekse kullanılmasında, her türlü bulaşmadan korunmuş olacak ve içine doğrudan doğruya buz atılmayacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:32)

İÇİLECEK SU:

İçme suyu tesisatı veya kapları, kullanma suyundan ayrı olacak ve üzerine, "İçilecek Su" işareti konulacaktır.İşyerlerinde içme suyu için özel musluklar yapılacak ve bu musluklarda mümkün olan hallerde suyun, aşağıdan yukarıya uygun bir yükseklikte fışkırması sağlanacak, mümkün olmayan hallerde ve yerlerde, su içmek için, kişiye özel maşrapa veya bardak kullanılacaktır. Karton veya benzeri bardaklar kullanıldığı takdirde, bunlar özel ambalajlarında veya temiz bir kutuda saklanacak, bir kere kullanılan bardakların atılması için musluğun yanında özel bir sepet bulundurulacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:33)

SU KAPLARI:

İçme suyu tesisatı bulunmayan yerlerde, temiz ve sıhhi içme suyu kapları sağlanacak ve bunlar, özel sehpalara oturtulup uygun musluklar takılacaktır. İçme suyu kapları, eğilerek boşaltılmayacak veya maşrapa daldırılarak su alınmayacak,ağzı açık varil, küp, kova, fıçı gibi kaplar,kapaksız ve musluksuz olarak kullanılmayacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:34)

SU DEZENFEKSİYONU:

Şehir suyunun veya 31 inci maddede belirtilen nitelikteki suların sağlanması mümkün olmayan hallerde, mevcut sular, su dezenfeksiyonu usullerine uygun olarak dezenfekte edildikten sonra kullanılacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:35)

YEMEK YERİ:

Yemek aralığının eve gidip gelmeye elverişli olmayışı, işyerinin meskun mahallerden uzak oluşu, vasıta yetersizliği veya yokluğu veya benzeri sebeplerle yemeklerini işyerinde yemek zorunda olan işçiler için, işverence rahat yemek yenebilecek nitelik ve genişlikte bir yemek yeri sağlanacaktır.

Bu yemek yeri;

1) İşyerinden tamamen ayrılmış, soyunma yerleri ve lavabolara yakın bir yerde yapılacaktır.

2) Temiz, aydınlık, havadar, mevsimine göre iyice ısıtılabilecek, yerler kolayca temizlenecek nitelikte olacak, taban bol su ile yıkanacak şekilde su geçirmez malzemeden yapılacak, duvarlar kolayca silinecek ve yıkanabilecek özellikte olacaktır.

3) Yemek masaları yeter sayıda, kolay silinen ve temizlenen malzeme ile kaplı olacaktır. Masalarda oturmak için, sıra yerine sandalye tercih edilecek ve yeteri kadar sürahi, bardak ve içilecek su bulundurulacaktır.

4) İşveren tarafından yemek verilmeyen yerlerde yemek yerlerinde işçilerin kendi yemeklerini ısıtabilmeleri ve koruyabilmeleri için özel bir yer ayrılacak, gerekli malzeme bulundurulacaktır.

5) İşyerlerinde daha uygun bir yer yoksa, yemek saatleri dışında dinlenmek, meşrubat ihtiyaçlarınıkarşılamak ve sigara içmek için, yemek yerlerinden faydalanılacak ve bunun için gerekli malzeme bulundurulacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:36)

YEMEK YERİ:

İşçilerin çalıştıkları yerlerde ve işbaşında yemek yemeleri yasaktır. Ancak işin gereği olarak, işinin başından ayrılamayan işçiler ile ayrıca yemek yerleri ayrılmamış bulunan işyerlerindeki işçilerden hava muhalefeti gibi olağanüstü bir sebeple veya kişisel bir özre dayanarak işyerlerinde kalanlar; o işyerinde yapılan işin toz, duman, gaz çıkması gibi sağlığa zararlı olmaması şartıyla bu hükmün dışındadır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:37)

TUVALET:

İşyerlerinin uygun mahallerinde yeter sayıda helalar bulunacaktır. Hela yapılmasına işyerinin durumu müsait değilse ve yakınlarda da özel helalar bulunmuyorsa,işverenler,işçilerin bu ihtiyaçları için civarda yer bularak helalar yapmak zorundadırlar.

İşyerlerinde yapılmış veya yapılacak helalarda;

1) Kabinler,insanların bulunduğu kapalı yerlere açılmayacak bir şekilde yerleştirilecek ve gereği gibi havalandırılacak, koku çıkmasını önleyecek tedbirler alınacak, yeterli ve uygun bir şekilde aydınlatılacaktır. Taban ve duvarlar,su geçirmez maddeden yapılacak, boyalar açık renklerden seçilecektir. Duvar yüzeyleri, düz yapılmış olacak, kapılar iyi bir şekilde kapanacaktır. 100 kişiye kadar işçi çalıştıran işyerlerinde 30 erkek işçi için,bir kabin ve pisuar, her 25 kadın işçi için de en az bir kabin (hela) hesap edilecek,100 den sonrası için her 50 kişiye 1 tane hesabı ile hela bulundurulacaktır. Kadın ve erkek işçilerin birlikte çalıştığı işyerlerinde;kadın ve erkek helaları,birbirinden ayrı olacak ve günde en az bir kere iyice yıkanacak,her kullanmadan sonra temiz bir halde bulundurulması sağlanacak, kokuları sıhhi usullere uygun bir şekilde giderilmiş olacaktır.

2) Helalarda,çatıya kadar yükseltilmiş şapkalı havalandırma bacası, rezervuar, sifon gibi kokuya karşı alınan tedbirlerle beraber, gerektiğinde kireç kaymağı ve benzeri kimyasal maddelerden de faydalanılacaktır.

3) Helalar,su depolarından ve su geçen yerlerden uzak bir yerde yapılacaktır.

4) Hela çukurlarının toprakla örtülmesi halinde,çukurun durumunu belirten bir işaret veya yazı konacaktır.

5) Pis su tesisleri yürürlükteki mevzuata uygun olacak ve fosseptiklere, ancak kanalizasyon tertibatı ve bağlantısı olmayan yerlerde izin verilecektir. Fosseptikler gıda maddelerinin depolandığı veya işlendiği yerlere 30 metreden daha yakın bir yerde yapılmayacaktır.

6) Açıktaki işyerlerinde çalıştırılan işçiler için, işyerleri çevresinde uygun yerlerde yapılacak helalar, üstü ve etrafı kapalı barakalar şeklinde olacak, içlerinde musluklu kaplarda temizlik suyu bulundurulacak ve çukurlarına her gün bol miktarda sönmemiş kireç tozu dökülecektir. İşçiler de bu helaları kullanmak zorundadırlar.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:38)

LAVABO:

İşçilerin işten çıkarken el ve yüzlerini yıkayıp temizlemeleri için, işyerlerinin uygun yerlerinde yeterli kadar musluklu akarsu, temizlik ve silecek malzemesi bulundurulacaktır. Yıkanma yerleri, temiz, bakımlı, havalı, aydınlık ve sağlık şartlarına uygun olacaktır. Kadın ve erkek işçilerin birlikte çalıştıkları işyerlerinde, kadın ve erkek yıkanma yerleri,birbirinden ayrı yapılacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:39)

DUŞ YERİ:

İşveren,işin özelliği bakımından yalnız el ve yüz temizliğinin yeterli olmadığı hallerde veya kirli,tozlu ve yorucu işlerden sonra veya gerektiğinde işçilerin yıkanmalarını, temizlemelerini sağlamak için, duş tesisleri yapmak, kurmak ve işçilerin yararlanmalarına hazır bulundurmakla yükümlüdür.Her duş, özel bir kabin içine yerleştirilecektir. Her kabin, birisi yıkanmak, diğeri soyunmak ve giyinmek için 2 bölmeden yapılmış olacaktır. Duş kabinlerinin boyutları 1×1,20 metre, soyunma yerlerinin 2×1,40 metreden az olmayacaktır. Ayrı ayrı soyunma yerleri yapılamayan hallerde, ortak soyunma yeri yapılabilir.Duş kabinlerinin taban ve duvarları, kolaylıkla temizlenecek malzemeden yapılacak, yan duvarların ve kapıların yüksekliği 170 santimetreden az olmayacak, yerlerdeki kirli suların kolayca akması için,gerekli tedbirler alınacak,sağlık şartlarına önem verilecektir.Duş kabinlerinde yeterli havalandırmaya elverişli aspirasyon ve vantilasyon tertibatı yapılacak, koku ve pislik önlenecektir.Duş kabinleri, mevsime göre yeteri kadar ısıtılacak, bu sıcaklık 25 C den aşağı olmayacak ve yeterli şekilde aydınlatılacaktır.Kadın ve erkeklerin birlikte çalıştıkları işyerlerinde, kadın ve erkek duş kabinleri, birbirinden ayrı bulunacak ve işçilerin, dışarıdan görülmesi önlenecektir.Duşlarda sıcak ve soğuk akar suyun,iyi bir şekilde ayarlanacak durumda olması ve yeteri kadar basınçla akması esastır. Duşta yıkanmak için, gerekli sabun ve benzeri malzeme, işveren tarafından sağlanacaktır.Duşlarda kullanılmak üzere, işveren tarafından sağlanmış temiz havlu ve peştamallar, özel dolaplarda bulundurulacak, kullanılmış olanları, yıkanıp, kurutulup, iyice temizlenmedikçe bir başkasına kullandırılmayacaktır.Duş soyunma yerlerinde, kirli havlu, ve benzeri malzeme için, özel sepetler ve kağıt, çöp vb. nin atılması için üstü kenetli özel çöp kutuları bulundurulacaktır.İşveren, duşların kullanma zamanını, saatini, şartlarını ve işçilerin sırasını düzenleyecektir.Duşlar, normal temizlik ve bakım dışında, her 15 günde bir, iyice yıkanıp temizlenecek ve dezenfekte edilecektir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:40)

SOYUNMA YERLERİ:

İşyerlerinde soyunma yerleri, vestiyerler ve gardıroplar atölyelerden ayrı, duş ve lavabolara bitişik, işçilerin çıkış yerlerine yakın bir yerde yapılacak ve onların rahatça soyunup giyinmelerine elverişli genişlikte olacaktır.Lavabo ve vestiyerler, özel ve ayrı bir yerde iseler, bunlara kapalı bir geçitle geçilecektir.

Soyunma yerleri, aydınlık, havalandırmaya elverişli ve soğuk mevsimlerde yeteri kadar ısıtılmış olacak, temiz ve bakımlı bulundurulacaktır. Buraların en az günde bir kere temizlenmesi ve yıkanması sağlanacak ve duvarları, açık renkle boyanacaktır. Kadın ve erkeklerin birlikte çalıştıkları işyerlerinde soyunma yerleri ayrı ayrı olacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:41)

ELBİSE DOLAPLARI:

Soyunma yerlerinde işçiler için, yeteri kadar elbise dolabı, sıra, sandalye, tabure ve benzeri eşya bulundurulacaktır.Soyunma yerlerindeki dolaplar,metal veya kolay temizlenecek malzemelerden, gerektiğinde boyanabilir benzeri maddelerden yapılacak, kapıları, hava cereyanını sağlayacak şekilde kafesli veya çeşitli yerlerden delikli olacaktır.Dolapların yüksekliği, 150 santimetreden aşağı olmayacak,üstte şapka ve altta ayakkabı konacak gözleri bulunacak ve ortasında 2 elbise asmak için; özel bir çubuğu olacaktır.

İşçilerin dolapları, kilitli olacak ve temizlikleri, işveren tarafından hazırlanmış bir yönergeye göre yapılacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:42)

ÇİFT ELBİSE DOLABI:

Zehirli, tehlikeli tozlu ve kirli işlerde çalışılan yerlerde, iş elbiseleri ile harici elbiselerin ayrı yerlerde saklanabilmesi için, işçilere, yan yana 2 bölmeli,bulunmayan hallerde,2 ayrı dolap verilecektir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:43)

GARDIROP VE DOLAPLARIN BAKIMI:

İşveren, soyunma yerleri ile gardırop ve dolapların bakımından sorumludur.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:44)

ISLAK ELBİSE:

İşçiler, ıslak elbise ile çalıştırılmayacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde: 45)

Bulaşıcı Hastalıklara Karşı Alınacak Tedbirler:

BULAŞICI HASTALIĞA KARŞI ÖNLEM:

Bulaşıcı hastalıkların çıkması ihtimaline karşı, işyerinde ve işçilere ait yatıp kalkma yerlerinde ve diğer müştemilatında bu Tüzüğün ikinci kısmında yazılı tedbirlerden başka,aşağıda yazılı sağlık tedbirleri alınacaktır.

1) İşyerleriyle müştemilatının ve özellikle işçi konutlarının ve helalarının temizliği artırılacak ve buralarda kullanılan içme ve kullanma suları, gerektiğinde sterilize veya dezenfekte edilecektir.

2) İşyerleri ile işçi konutlarında sivrisinek, sinek, tahtakurusu, pire ve benzeri zararlıların yok edilmesi için, sık sık gereken temizleme tedbirleri alınacak ve fenni usullere göre, gerekli emniyet kurallarına uyularak ensektisit, rodentisit uygulama sı yapılacak ve bunların yuvaları yakılacak ve yok edilecektir.

Farelere karşı da, diğer etkili rodentisitler kullanılacak ve gerektiğinde bunlar, fenni usullerle yok edilecektir.

3) İşçiler, sık sık temizlik ve özellikle muayenelerine tabi tutulacaklar, bekar işçilere özgü binalardaki yataklar vb. eşya aynı şekilde kontrol edilecektir.

4) İşyerleri ve müştemilatı ile işçi konutları etrafında gübre, süprüntü ve benzeri pislik biriktirilmeden kaldırılacak, haşaratın üremesine yarayacak su birikintileri akıtılacak veya kurutulacaktır.

5) Bulaşma ihtimali olan işyerlerinde ve işlerde, işçilere, uygun koruyucu elbise, çizme ve benzeri gerekli malzeme verilecek, maden ocakları, yeraltı ve benzeri işlerde derinden bulaşma tehlikesine karşı, çıplak ayakla çalışma önlenecektir.

6) Bulaşıcı hastalıkların çıkmasına yol açan yiyecek maddelerinin, işyerlerinde bulundurulması ve tüketilmesi, işveren veya işveren vekillerince önlenecektir.

7) Yeniden işe girecek işçilerden, bulaşıcı bir hastalığı bulunmadığına dair sağlık raporu ile çiçek aşısı kağıdı aranacak, sağlık dosyasında saklanacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:57)

BULAŞICI HASTALIK:

İşçiler arasında bulaşıcı bir hastalık çıktığı, yahut çıkan hastalığın bulaşıcı olmasından şüphe edildiği hallerde, derhal en yakın Hükümet veya belediye tabipliğine haber verilecek resmi sağlık teşkilatının işe el koyması sağlanacaktır.Hastalığın mahiyetine göre,işçilere aşı uygulaması veya bunların tecridi ve eşyaların etüvden geçirilmesi, yahut işyeri ve müştemilatının genel dezenfeksiyonu gibi sağlık tedbirlerinin uygulanmasında, işveren veya işveren vekilleri ile işçiler, resmi tabiplerin öğütlerine göre hareket etmek zorundadırlar.İşyerlerinin özel tabipleri bulunması halinde de bulaşıcı hastalık çıktığında,yukarıdaki hükümler uygulanır. Bu gibi hallerde bu tabipler, resmi sağlık teşkilatına yardımcı olarak çalışırlar.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:58)

Meslek Hastalıklarına Karşı Alınacak Genel Tedbirler

MESLEK HASTALIĞINA KARŞI ÖNLEM:

Meslek hastalıklarının meydana gelmesine sebep olan işlerde çalışanların maruz bulundukları tehlike ve zararlara karşı,bu Tüzüğün diğer maddelerinde belirtilen hususlarla birlikte,alınacak genel koruyucu tedbirler, aşağıda gösterilmiştir.

1) Meslek hastalığı meydana getirebilen veya meslek hastalıkları listesinde kayıtlı maddelerle çalışılan işyerlerinde;bu maddelerin özellikleri,zararları ve korunma çareleri hakkında,çalışanlar eğitilecektir.

2) İşyerlerinde,bu maddelerle hastalanma ve zehirlenmelere ait ilk belirtiler ile alınacak tedbirleri gösteren özel afişler uygun yerlere asılacaktır.

3) İşyerlerinde kullanılan zehirli ve zararlı maddeler,teknik imkan varsa aynı işi gören daha az zehirli ve zararlı maddelerle değiştirilecektir.

4) Zehirli toz,duman,gaz,buhar,sis veya sıvılarla çalışmalar, teknik imkanlara göre kapalı sistemde yapılacak, bu gibi işyerlerinde,etkili ve yeterli havalandırma sağlanacak, atıklar, zararsız hale getirilmeden atmosfere ve dış çevreye verilmeyecektir.

5) Çok zehirli maddelerin kullanıldığı işyerlerinde bu maddeler ve bu maddelerin bulunduğu bölümler,diğer yerlerden tecrit edilmek suretiyle bunların etkileri azaltılacaktır.

6) Zehirli toz,duman ve buharlı işyerlerinde,işyeri havası nemli; taban, duvar ve tezgahlar yaş bulundurulmak suretiyle zararlı maddelerin yapılması önlenecek, gerektiğinde bu çalışmalar,genel ve lokal havalandırma ile birlikte yapılacaktır.

7) Meslek hastalığı yapan zehirli ve zararlı maddelerle çalışılan işyerlerinde,işçilere uygun kişisel korunma araçları verilecek ve bunların kullanılmaları öğretilecek ve gerektiğinde sağlanacaktır.

8) Meslek hastalıklarından korunmak için,işe giriş ve işe yerleştirme muayeneleri düzenli yapılacak,kullanılan maddelere karşı hassas olanlar bu işlerde çalıştırılmayacak, işe uygun kişilerin yerleştirilmesine önem verilecektir.Ayrıca,işe yerleştirilen işçilerin,tehlike ve zararın özelliğine göre, belirli sürelerde sağlık muayeneleri ve gerektiğinde laboratuar araştırmaları yapılacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:59)

Fizik ve mekanik Nedenlerle Ortaya Çıkabilecek Meslek Hastalıklarına Karşı Alınacak Özel Tedbirler

FİZİKİ MESLEK HASTALIKLARI:

Fizik ve mekanik nedenlerle ortaya çıkabilecek meslek hastalıklarına sebep olan işlerde çalışanların maruz bulundukları tehlike ve zararlara karşı, bu Tüzüğün diğer maddelerinde belirtilen hususlarla birlikte alınacak özel koruyucu tedbirler, bu bölümde gösterilmiştir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:77)

GÜRÜLTÜ:

Gürültünün zararlı etkilerden korunmak için aşağıdaki tedbirler alınacaktır:

1) İşyerlerinde gürültü çıkaran makinaların monte edilmeleri sırasında, işyeri tabanı, titreşimi ve sesi azaltacak malzeme ve sistemle yapılacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:78/1)

2) Gürültülü işyerlerinin duvarları, sesin yansımasını önleyecek malzeme ile kaplanacak ve bu binalar,çift kapılı,çift pencereli inşa edilecektir. Duvarlar, ses geçirmeyen malzeme ile yapılacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:78/2)

3) Gürültünün azaltılamadığı hallerde, bu Tüzüğün 22 nci maddesi hükümleri uygulanacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:78/3)

KULAK ODYOGRAMLARI:

4) Gürültülü işlerde çalışacak işçilerin, işe, alınırken, genel sağlık muayeneleri yapılacak, özellikle duyma durumu ve derecesi ölçülecek, kulak ve sinir sistemi hastalığı olanlar ile bu sistemde arızası bulunanlar ve hipertansiyonlular, bu işlere alınmayacaklar-dır. Ancak doğuştan sağır ve dilsiz olanlar, bu işlere alınabileceklerdir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:78/4)

5) Gürültülü işlerde çalışan işçilerin, periyodik olarak, genel sağlık muayeneleri yapılacaktır. Duyma durumunda azalma ve herhangi bir bozukluk görülenler ve kulak ve sinir hastalığı bulunanlar ve hipertansiyonlu olanlar, çalıştıkları işlerden ayrılacaklar, kontrol ve tedavi altına alınacaklardır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:78/5)

TİTREŞİMLİ İŞLERDE GÜVENLİK:

Titreşim (vibrasyon) yapan aletlerle yapılan çalışmalarda aşağıdaki tedbirler alınacaktır:

1) Titreşim yapan aletlerle çalışacak işçilerin, işe alınırken, genel sağlık muayeneleri yapılacak, özellikle kemik, eklem ve damar sistemleri incelenecek ve bu sistemlerle ilgili bir hastalığı veya arızası olanlar,bu işlere alınmayacaklardır.

2) Titreşim yapan aletlerle çalışan işçilerin, periyodik olarak, sağlık muayeneleri yapılacaktır. Kemik,eklem ve damar sistemleri ile ilgili bir hastalığı veya arızası görülenler, çalıştıkları işlerden ayrılacaklar, kontrol ve tedavi altına alınacaklardır .

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:79)

ENFRARUJ IŞINLARA KARŞI ÖNLEM:

Enfraruj ışınlar saçan işler ile yapılan çalışmalarda, bu ışınların zararlı etkilerinden korunmak için aşağıdaki tedbirler alınacaktır:

1) Enfraruj ışınlar saçan kaynaklar,bu ışınları geçirmeyen ekranlarla tecrit veya otomatik kapaklarla teçhiz edilecektir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:80/1)

2) Enfraruj ışınlar saçan işlerde çalışan işçilere,bu ışınları geçirmeyen gözlükler ile diğer uygun kişisel korunma araçları verilecektir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:80/2)

3) Enfraruj ışınlar saçan işlerde çalışacak işçilerin, işe alınırken genel sağlık muayeneleri yapılacak,özellikle görme durumu ve derecesi tayin olunacak ve gözle ilgili bir hastalığı olanlar, bu işlere alınmayacaklardır.;

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:80/3)

4) Enfraruj ışınlar saçan işlerde çalışan işçilerin, periyodik olarak, genel sağlık muayeneleri ve özellikle göz muayeneleri yapılacak, gözle ilgili bir hastalığı ve arızası görülenler, çalıştıkları işlerden ayrılacaklar,kontrol ve tedavi altına alınacaklardır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:80/4)

YERALTINDAKİ ÇALIŞMALARDA ÖNLEM:

Yeraltında, nemli hava cereyanlı ve yetersiz ışıklı işyerlerinde yapılan çalışmalarda nemin hava cereyanının ve yetersiz ışığın zararlı etkilerinden korunmak için aşağıdaki tedbirler alınacaktır:

1) Bu gibi işyerlerinde, yeterli suni aydınlatma sağlanacaktır.

2) İşçilere, işin özelliğine göre, kişisel korunma araçları verilecektir.

3) Yeraltında,nemli hava cereyanlı ve yetersiz ışıklı işyerlerinde çalışacak işçilerin,işe alınırken genel sağlık muayeneleri yapılacak ve özellikle kaslar, eklemler ve göz üzerinde durulacak ve sedimantasyon yapılacak ve klinik usullerle romatizma hastalığı aranacaktır. Romatizma ve göz hastalığı olanlar, bu işlere alınmayacaklardır.

4) Yeraltında, nemli hava cereyanlı ve yetersiz ışıklı işyerlerinde çalışan işçilerin, periyodik olarak genel sağlık muayeneleri yapılacak ve özellikle romatizma ve göz hastalığı görülenler,çalıştıkları işlerden ayrılacaklar, kontrol ve tedavi altına alınacaklardır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:81)

SU ALTINDA ÇALIŞMA:

DALGIÇ ODALARI:

Atmosfer basıncından daha yüksek basınçlı yerlerde ve dalgıç odalarında yapılan çalışmalarda aşağıdaki tedbirler alınacaktır.

1) Dalgıç odalarında şahıs başına, saatte en az 40 metreküp hava sağlanacak ve bu havadaki karbondioksit miktarı (%0.1)’i geçmeyecektir.

2) Dalgıç odalarında 24 saatte su altındaki çalışma süresi; derinliğe ve bu derinlikteki basınca uygun şekilde düzenlenecek, iniş, kalkış süreleri için “Sağlık Kuralları Bakımından Günde ancak Sekiz Saat veya Daha Az Çalışılması Gereken İşler Hakkında Tüzük’te belirlenen esas ve süreler dikkate alınacaktır.

3) Bir dalgıç, 22 metreden fazla derinliğe, bir günde 2 defadan fazla dalmayacak ve bu 2 dalma arasında, en az 5 saat geçecektir. Dekompresyon zamanı, dalma derinliklerine ve basınca göre, iyice ayarlanacak ve durum, iyi işleyen kontrollü ve hassas yazıcı bir manometre ile izlenecektir.

4) Bu gibi işlerde çalışacak işçiler, işe alınırken, klinik ve laboratuar usulleri ile genel sağlık muayeneleri yapılacak ve özellikle E.K.G. ve akciğer fonksiyon testleri ile birlikte kalp dolaşım, solunum ve kemik sistemleri üzerinde gerekli incelemeler yapılacak ve sağlık yönünden sakınca görülenler, bu işlere alınmayacaklardır.

5) Bu gibi işlerde çalışanlar, işe başladıkları günden itibaren 15 gün sonra adaptasyon muayenesine tabi tutulacak ve işin devamı süresince de bunların periyodik genel sağlık muayeneleri yapılacaktır.

Özellikle kalp, dolaşım, solunum ve kemik sistemi hastalığı ve arızası görülenler, bu işlerden ayrılacaklar, kontrol ve tedavi altına alınacaklardır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:82)

RADYASYONLU ÇALIŞMALARDA ÖNLEM:

Tabii veya suni radyoaktif ve radyoinizan maddeler veya diğer korpüsküler emanasyon kaynakları ile yapılan çalışmalarda aşağıdaki tedbirler alınacaktır:

1) Her çalışma için gerekli radyoaktif maddenin, zararlı en az miktarı kullanılacaktır.

2) Kaynak ile işçiler arasında, uygun bir aralık bulunacaktır.

3) İşçilerin, kaynak yakınında mümkün olduğu kadar kısa süre kalmaları sağlanacaktır.

4) Kaynak ile işçiler arasına,uygun koruyucu bir paravana (ekran) konulacaktır. Bu paravanalar,gama ve (x) ışınları için,kurşun,beton ve benzeri beta ışınları ve nötronlar için plastik ve benzeri malzemeden yapılmış olacaktır.

5) İşçilerin ne miktarda radyasyon aldıkları, özel cihazlarla ölçülecek ve bunlar en geç, ayda bir defa değerlendirilecektir. Alınan radyasyon,izin verilen dozun üstünde bulunduğu hallerde, işçi bir süre için,bu işten uzaklaştırılacak, yıllık total doz korunacaktır.

6) İşyerinde uygun aspirasyon sistemi kurulacak, boşaltılan havanın radyasyon yönünden süzülmesi sağlanacak, temizlik sırasında, özel maskeler kullanılacaktır. İşyeri ve işçinin temizliğine dikkat edilecek, radyoaktif atıklar, usulüne uygun bir şekilde yok edilecektir.

7) Taşınabilen radyoaktif malzemeler uygun ve özel kutularda bulundurulacaktır.

8) Tabii veya suni radyoaktif ve radyoinizan maddeler veya diğer korpüsküler emanasyon kaynakları ile çalışacak işçilerin, işe alınırken genel sağlık muayenleri yapılacak ve özellikle sinir,kan ve kan yapıcı sistemi incelenecek,sinir ve kan hastalıkları ile ilgili bozuklukları görülenler,bu işlere alınmayacaklardır.

9) Tabii veya suni radyoaktif ve radyoinizan maddeler veya diğer korpüsküler emanasyon kaynakları ile çalışan işçilerin, periyodik olarak genel sağlık muayeneleri yapılacak ve özellikle sinir ve kan hastalıkları ile ilgili bozuklukları görülenler,çalıştıkları işlerden ayrılacaklar,kontrol ve tedavi altına alınacaklardır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:83)

İşyerlerinde İş Kazalarına Karşı, Alınacak Tıbbi Tedbirler ve İşyerlerinde Bulundurulması Zorunlu Olan İlk Yardım ve Tedavi Levâzımatı İle Sıhhi Tesisat:

İŞYERİ HEKİMİ:

Sürekli olarak en az 50 işçi çalıştırılan işyerlerinde Sosyal Sigortalar Kurumunca sağlanan tedavi hizmetleri dışında kalan işçilerin sağlık durumlarının denetlenmesi, ilk yardım, acil tedavi ve diğer koruyucu sağlık hizmetlerini düzenlemek üzere, işveren, Umumi Hıfzısıhha Kanununun 180 inci ve Sosyal Sigortalar Kanununun 114 üncü maddeleri gereğince işyerindeki işçi sayısına ve işteki tehlikenin büyüklüğüne göre, bir ya da daha fazla hekim sağlayacaktır. Bu hekimlerin çalışma koşulları ile görevlerini nasıl yürüteceklerini ayrıntılı şekilde gösteren bir yönetmelik tüzüğünün yürürlüğe girdiği tarihten itibaren 6 ay içinde çıkarılır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:91)

SAĞLIK TESİSLERİ:

İşverenler, işin niteliğine, özelliğine, çeşidine ve çalıştırdıkları işçi sayısına ve hekim ve sağlık tesisleri ile olan ilişkilerine göre, zamanında gerekli tedbirleri almak amacıyla aşağıda belirtilen sağlık tesisleri ile ilk yardım ve tedavi levazımını, işyerlerinde bulundurmakla yükümlüdürler.Bu tesisler ve levazım; kişisel ilk yardım paketlerini, ilk yardım kutularını veya çantalarını veya dolaplarını, ilk yardım ve ilk müdahale odalarını veya ilkyardım istasyonlarını kapsar.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:92)

KİŞİSEL İLKYARDIM PAKETLERİ:

Kişisel ilk yardım paketleri; kazaya uğrayanın ilk yardımcı gelinceye veya bir sağlık tesisine gönderilinceye kadar, kendi kendine gerekli pansumanı yapacak veya ağrısını giderecek nitelikte malzeme ve ilaçlarla donatılacaktır.Kişisel ilk yardım paketleri,maden, tünel, yeraltı karayolları ve demiryolları işçileri gibi kaza ihtimali çok olan, dağınık ve münferit çalışmayı gerektiren işyerlerindeki işçilere verilecektir.

Bu paketler, küçük ve kullanışlı malzeme ve ilaçları dış etkilere karşı koruyacak plastik veya madeni ambalajlı olacaktır. Kişisel ilk yardım paketi, çalışmayı önlemeyecek ve düşmeyecek şekilde, iş elbisesi cebine konacak veya uygun bir yerine bağlanacaktır.Kişisel ilk yardım paketinin,gerektiğinde nasıl ve ne şekilde kullanılacağı, ilgililere öğretilecek, buna ait yazılı bir yönerge paket içine konacaktır.

Kişisel ilk yardım paketinin içinde, aşağıda yazılı ilaç ve malzeme bulunacaktır:

-Kullanma yönergesi,

-Pamuk (Küçük paket),

-Gazlı bez (Steril),

-Sargı bezi,

-Yapıştırıcı bant (Steril),

-Analjezik hap,

-Tentürdiyot (1 veya 2 ampul),

-Sülfamitli toz.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:93)

İLKYARDIM İLAÇ VE MALZEMESİ:

Mekanik cihazları bulunmayan ve 10 dan az işçi çalıştıran işyerlerinde, içinde (tentürdiyot, alkol, sargı bezi, pamuk vb.) ilkyardım levazımı bulunan 1 numaralı ilaç kutusu veya çantası bulundurulacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:94)

İLKYARDIM İLAÇ VE MALZEMESİ:

Mekanik cihazları bulunmayan ve 10 dan fazla ve 50 den az işçi çalıştıran işyerleri ile mekanik cihazlarla 10 dan az işçi çalıştırılan işyerlerinde içinde (tentürdiyot, alkol, sargı bezi, pamuk, yanık pomadı vb.) ilk yardım levazımı bulunan 2 numaralı ilk yardım çantası veya dolabı bulundurulacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:95)

İLKYARDIM İLAÇ VE MALZEMESİ:

Mekanik cihazlarla 10 dan fazla ve 50 den az işçi çalıştıran işyerleri ile yapılan işin niteliği bakımından, kaza tehlikesi bulunan işyerlerinde, içinde (tentürdiyot, alkol, sargı bezi, pamuk, yanık pomadı, suni teneffüs cihazı vb.) ilk yardım levazımı bulunan 3 numaralı ilk yardım dolabı ile bir sedye ve bir battaniye bulundurulacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:96)

İLKYARDIM İLAÇ VE MALZEMESİ:

50 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerinde, içinde (tentürdiyot, alkol, sargı bezi, pamuk, yanık pomadı suni teneffüs cihazı, tansiyon aleti vb.) ilk yardım levazımı bulunan 4 numaralı ilkyardım dolabı ile yeteri kadar sedye ve battaniye bulundurulacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:97)

İLKYARDIM MALZEMESİ:

93, 94, 95, 96, 97 nci maddelerde yazılı ilaç ve malzeme, kullanıldıkça tamamlanacak ve her zaman eksiksiz bir şekilde bulundurulması sağlanacaktır.İlaç kutusuna veya çantasına veya dolaplarına, işin veya işyerinin özelliğine göre, işyeri hekimi tarafından lüzum gösterilen ilaç ve malzeme de eklenecektir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:98)

İLAÇ DOLAPLARI:

İlaç kutuları veya çantaları veya dolapları, toz ve toprak girmeyecek şekilde yapılmış olacak ve herhangi bir karışıklığa meydan vermemek üzere, işleri bölünmüş ve her ilacın ismi, kutu veya şişesinin üzerine, okunaklı olarak yazılmış bulunacaktır. İlaç kutuları veya çantaları veya dolaplarının üzerlerine, içinde bulunan ilaçlar ve malzemelere göre, kaç numaralı sıhhi yardım kutusu, çantası veya dolabı olduğu yazılacak ve kapaklarının iç tarafına da, içinde bulunan ilaç ve malzemenin bir listesi yapıştırılacak ve beyaza boyanarak üzerine kırmızı ay işareti konacak ve işyerinin uygun bir yerinde bulundurulacaktır.Bu kutu, çanta ve dolapların, kilitli durması sağlanacak ve anahtarları, sağlık işleri görevlisine, bulunmadığı hallerde, işyerindeki ilk yardım kursu görmüş birisine verilecek ve bunlar, bu işten sorumlu bulunacaktır.İşyerinde birden fazla postalarla çalışıldığı hallerde, her postada bu görevi yapacakların, anahtarı birbirlerine devretmeleri sağlanacak ve işveren veya işveren vekilinde de bir yedek anahtar bulunacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:99)

İLK YARDIM ODASI:

Hastanesi olmayan veya şehir veya kasabalar dışındaki yerlerde kurulmuş ve sürekli olarak en az 50 ve en çok 100 işçi çalıştırılan işyerlerinde, Umumi Hıfzısıhha Kanununun 180 inci Maddesi gereğince hazırlanması gereken ilkyardım odasında, işin ve işyerinin niteliğine ve özelliğine göre yeterli miktarda ilaç ve ilkyardım malzemesi, 3 adet sedye, iki adet battaniye ve bir adet yatak bulunacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:100)

İLK MÜDAHALE ODASI:

Hastanesi olmayan veya şehir veya kasabalar dışındaki yerlerde kurulmuş ve sürekli olarak 100 den fazla ve 500 den az işçi çalıştırılan işyerlerinde Umumi Hıfzısıhha Kanununun 180 inci Maddesi gereğince hazırlanması gereken revirde (ilk müdahale odasında) işin ve işyerinin niteliğine ve özelliğine göre yeterli miktarda ilaç ve ilkyardım malzemesi ile yeteri kadar sedye, 100 kişiye bir yatak hesabıyla ikişer battaniyesi bulunan yatak tahsis edilecektir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:101)

İLK YARDIM İSTASYONU:

Hastanesi olmayan veya şehir veya kasabalar dışındaki yerlerde kurulmuş ve sürekli olarak 500 veya daha fazla işçi çalıştırılan işyerlerinde, bir ilk yardım istasyonu yapılacaktır. Bu istasyonda, işin ve işyerinin niteliğine ve özelliğine göre yeterli miktarda ilaç ve ilk yardım malzemesi, yeteri kadar sedye, 100 kişiye bir yatak hesabıyla ikişer battaniyesi bulunan yatak ve bir muayene masası bulunacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:102)

İLKYARDIM YERİNİN TEMİZLİĞİ:

İşyerlerindeki ilk yardım odalarıyla ilk müdahale odaları ve ilk yardım istasyonları, bol ışıklı ve kolayca havalandırılıp ısıtılır, temizlenir ve yıkanır şekilde yapılmış olacak, içlerinde akar sıcak su hela ve yıkanma yerleri bulunacaktır. Akar sıcak su sağlanamayan yerlerde, su ısıtmak için gerekli tedbirler alınmış olacaktır.Yatakların bulunduğu oda ile muayene ve müdahale odaları, yeteri kadar geniş ve birbirinden uygun şekilde ayrılmış olacak ve buralarda, acil durumlar için, yedek aydınlatma tesisleri bulundurulacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:103)

UYARI LEVHALARI:

İşyerlerinde, ilk yardım odaları ile ilk müdahale odaları, ilk yardım istasyonları ve diğer ilgili kısımlar, kolaylıkla bulunmaları için uygun şekilde işaretlenecek ve görünen yerlere okunaklı yazılar yazılacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:104)

AMBULANS:

Sürekli olarak 50 den fazla işçi çalıştıran işyerlerinde hastalanan veya iş kazasına uğramış işçilerin, işyerine en yakın sağlık tesislerine taşınmaları için gerekli araç ve gereçler bulundurulacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:105)

HEMŞİRE-SAĞLIK MEMURU:

İlk yardım odaları, ilk müdahale odaları ve ilk yardım istasyonları ve ilk yardım istasyonlarının bakım, temizlik ve alet muhafazaları için, bir hemşire veya sağlık memuru görevlendirilecek, bunların sağlanamadığı hallerde, bu görevleri yapacak ilk yardım kursu görmüş yeterli bir eleman bulundurulacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:106)

İLKYARDIM ELEMANI:

Ağır ve tehlikeli işlerin yapıldığı işyerlerinde, bir sağlık memuru veya hemşireden başka ilk yardım ve kurtarma kursu görmüş en az bir kişi de bulundurulacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:107)

GECE VARDİYASINDA İLKYARDIM:

Gece ve gündüz sürekli çalışan işyerlerinde, ilk yardım odaları, ilk müdahale odaları ve ilk yardım istasyonları, geceleri de görevli personeli ve araç ve gereçleri ile her an kullanılır halde hazır bulunalacaktır. İşveren bu yönden, gerekli tedbirleri almakla yükümlüdür.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:108)

İşyerinde Yangına Karşı Alınacak Güvenlik Tedbirleri

TECRİT EDİLMİŞ BÖLÜM:

Ani yangın veya patlama tehlikesi arz eden ameliyeler; işçiyi tehlikede bırakmayacak şekilde düzenlenmiş tesislerin bulunduğu ayrı binalarda veya ateşe dayanıklı duvarlarla ayrılmış bölümlerde yapılacaktır

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:109)

MERDİVEN BOŞLUĞUNA UZAKLIK:

İşçilerin, işyerinin herhangi bir kısmında, ateş ve dumana karşı korunmuş bir merdiven boşluğuna veya ateş kesici bir duvarın kapısına ulaşabilecekleri uzaklık;

1) Çok tehlikeli yerlerde 15

2) Tehlikeli ve az tehlikeli yerlerde 30

metreyi geçmeyecektir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:110)

GEÇİTLER -ÇİFT ÇIKIŞ YERİ:

100 den (100 dahil) az işçi çalıştırılan işyerlerinde, geçit yollarının genişliği, en az 120 santimetre olacak ve 100 den fazla işçi çalıştırılan işyerlerinde, her 100 kişi için bu genişlik, 60 santimetre artırılacaktır.

500 den (500 dahil) fazla işçi çalıştırılan işyerlerinde, en az 2 çıkış yeri bulundurulacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:111)

MERDİVEN BOŞLUĞUNA KAPI:

Merdiven boşlukları ile imdat çıkış yollarının her iki tarafında, kolaylıkla açılan ve kendiliğinden kapanabilen ateş kesici yanmaz kapılar bulunacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:112)

YANGIN ÇIKIŞ KAPISI:

Çıkış kapıları, menteşeli olacak ve dışarıya açılacaktır. Bu kapıların kullanılmasında sakınca görüldüğü hallerde, yatay sürgülü kapılar kullanılacaktır. Çıkış kapılarının arasındaki uzaklık 5 metreden fazla ve kapı genişlikleri de 120 santimetreden az olmayacaktır. Çıkış kapıları kolayca görülecek şekilde işaretlenecek ve bu kapıların önünde ve civarında çıkış veya bunların görülmesini güçleştirecek hiç bir engel bulundurulmayacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:113)

ÇIKIŞ KAPISINDA KİLİT:

İşyerlerinde çalışma saatleri içinde hiç bir giriş ve çıkış kapısı kilitli veya bağlı bulundurulmayacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:114)

YANMAZ ASANSÖR BOŞLUĞU:

İşyerlerindeki asansör boşlukları yanmaz malzeme ile korunmayan asansör boşluklarında insan ve yük taşıyacak asansör tesis edilmeyecektir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:115)

YANGIN SÖNDÜRME MALZEMESİ VE EKİBİ:

Yangın tehlikesine karşı etkili ve yeterli söndürme malzemesi ile bu malzemenin kullanılmasını öğrenmiş personel veya ekipler, çalışma süresince işyerlerinde hazır bulundurulacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:116)

YANGIN İÇİN BASINÇLI SU:

İşyerlerinde yangının söndürülebilmesi için yeterli miktar ve basınçta su bulundurulacaktır.

Genel şebekeden basınçlı su sağlanamadığı hallerde,yeterli suyu verecek depolar veya havuzlar yapılacak ve bunlardan veya akarsulardan suyu çekecek motorlu pompa ve boru tesisatı yapılmış olacak veya seyyar motopomplar bulundurulacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:117)

MOTOPOMPLAR:

İşyerlerinde suyu çekecek motorlu pompa ve boru tesisatı ile motopomplar her an iyi işler halde bulundurulacaktır. Motopomplar en az 6 ayda bir defa kontrol edilecek ve kontrol tarihleri motopompun üzerine yazılacaktır. Motopomplarla günde bir defa, beş dakika su ile işletme deneyi yapılacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:118)

YANGIN MUSLUKLARI:

İşyerlerindeki yangın muslukları,kolay erişilir uygun yerlerde tesis edilecek ve soğuk havalarda suyun donmasını önlemek için, tesisat gerekli şekilde korunacaktır. Yangın muslukları, sık sık açılıp akıtılarak borularda ve tesislerde tortuların birikmesi önlenecektir.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:119)

YANGIN HORTUMLARI:

İşyerlerinin uygun yerlerinde yeterli miktarda yangın hortumu bulundurulacak, yangın hortumları, yangın muslukları, ve diğer yangın söndürme tertibatının bağlantıları (rekor ve vanaları) mahalli itfaiye normlarına uygun olacaktır.Lastik olmayan hortumlar, her kullanıştan sonra boşaltılıp kurutularak kontrol edilecektir. Lastikli hortumlar en geç üç ayda bir kontrol edilecektir.Yırtık, delik ve bağlantıları bozuk hortumlar kullanılmayacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:120)

YANGINDA SU YASAĞI:

Alüminyum veya magnezyum tozlarının yanması halinde, karpitin depolandığı veya suyun teması ile yanıcı veya zehirli gazlar çıkması muhtemel yerler ile gerilim altındaki elektrik tesislerinin bulunduğu yerlerde çıkan yangınlarda hiç bir suretle su kullanılmayacaktır.Yağ, akaryakıt, boya veya organik tozlar gibi parlayıcı maddelerin yangınlarında ve alçak gerilim elektrik tesislerindeki yangınlarda su kullanılmayacak, ancak gayet ince su serpintisi veya su sisi ile yangın savunması yapılacaktır. Yangında suyun kullanılmayacağı yerler ile bunların girişlerine ve işyeri giriş kapısı üzerine gerekli uyarma levhaları konulacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:121)

SU SİSİ PÜSKÜRTME TESİSİ:

Su sisi püskürtme tesisi vanaları, daima açık tutulacak ve bu vanalar gerektiğinde ancak sorumlusunun izni ile kapatılabilecektir. Püskürtmenin etkili bir şekilde yayılmasını sağlamak için, her püskürtücü kafa altında en az 60 cm.lik bir boşluk bırakılacaktır.

(İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Tüzüğü Madde:122)

YANGIN SÖNDÜRME CİHAZI:

İşyerlerinde yangın başlangıçlarında kullanılmak üzere, otomatik püskürtücüler bulunan yerler de dahil, seyyar yangın söndürme cihazları bulundurul

Anne Ve Baba Tutumları

Salı, 06 Kasım 2007

ANNE VE BABA TUTUMLARI

Yetişecek tüm nesiller anne-babaların eseridir.Onun için anne-babaların çocuğa karşı tutumları ve bu arada kullandıkları disiplin yöntemleri çok önemlidir.Anne babaların kendi aralarında ki ilişkilerinin sağlıklı ve sağlıksız olması çocuğa yansımakta, kişilik gelişimini etkilemektedir.

Anne ve babaların çocuklarına karşı tavırlarını etkileyen başlıca faktörler şöyle sıralanabilir,

-Toplumun kültürel değerleri.”Genellikle Türk ailesinde çocuktan uysallık, söz dinleme,usluluk gibi özellikler beklenir…

-Çocuklarının sayı,cinsiyet ve kişilik özelliklerinden memnun olan anne ve babalar, memnun olmayanlara oranla daha uygun tavırlara sahiptirler.

-Anne babanın çocuğunu nasıl yetiştireceğini bilmesi,kendilerini bu konuda yeterli görmeleri anne ve babanın tutumlarında etkilidir.

Başlıca Anne Baba Tutumları Şunlardır;

Dengesi ve Kararsız Tutum: Anne dinlenmiş ve sakin olduğu bir durumda küçük kızının şarkı söyleyip, gürültü yapmasına kızmaz.Ancak uykusuz ve yorgun olduğu durumlarda kızının bu davranışına kızmaz ya da anne babanın farklı tutumlar benimsemesi.Örneğin;”Anne, çocuğu dışarı çıkması için izin verirken,babanın buna itiraz etmesi.Çocuk bu durumda çelişkiye düşmektedir.Böyle bir ortamda yetişen çocuk neyin doğru,neyin yanlış olduğunun kararını veremez.

Aşırı Koruyucu Tutum: Çocuğa gereğinden fazla kontrol ve özen gösteren anne-baba tutumudur.Örneğin; 2 yaşlarında çatal,kaşık kullanabilen çocuğa, 8-9 yaşına kadar ailenin eliyle yemek yedirmesi kendi yanlarında uyutması…Bunun sonucunda çocuk diğer kişilere bağımlı, kendine güveni olmayan bir birey olarak yetişir.Bu bağımlılık çocuğun ilerideki yaşamı boyunca sürebilir.

İlgisiz ve Kayıtsız Tutum: Bu tutumda anne-baba çocuğu görmezden gelmektedir ve aile ile çocuk arasında iletişim kopukluğu yaratır.Bu tutum çocuğun saldırganlık eğilimini güçlendirmektedir.

Serbest Tutum: Bu tutumda çocuğa sayısız haklar tanınmıştır.Çocuğun davranışlarına sınır çekilmez,çocuğa kurallar konulmaz,çocuk kuralları tanımaz.Evde aile çocuğun egemenliğini kabullenmiştir.Bu tutumla yetişmiş çocuklar sorumsuz,bencil ve şımarık yetişirler.

Otoriter Tutum: Bu tutumda yetişen çocuklar genellikle isyankar tavır alışlarıyla birlikte, aşağılık duygusu geliştirebilirler.Baskı altına alınan çocuk nazik,dürüst,dikkatli davranmasına karşın başkalarının etkisine kolay kapılabilen,aşırı hassas bir kişilik yapısına sahip olabilirler.Çocuktan yaşının üstünde bir olgunluk beklendiği için çocuk sürekli yanlış yapma korkusu yaşayabilir.

Güven Verici,Destekleyici ve Hoşgörülü Tutum: En sağlıklı tutumdur.Sadece bu tutumla özgürce düşünüp karar verebilen,bu kararların sorumluluğunu yüklenen,bağımsız hareket edebilen,özgüveni olan bireyler yetiştirilebilir. Anne babanın çocuklarına hoşgörülü olması,onu desteklemesi,bazı kısıtlamalar dışında onun arzularını yerine getirmesi anlamına gelmektedir.

Bilmelisiniz ki;”Çocuğunuza nasıl bir davranış türü uygularsanız,benzer davranışı da çocuğunuzdan göreceksiniz…”

Biliyoruz ki hiç bir anne-baba onlara masum gözlerle bakan çocuğun kötü bir birey olmasını istemez.

Şimdi her şeyin daha güzel olması adına nasıl bir anne ve nasıl bir baba olduğunuzu düşünmeniz için kendinize biraz zaman ayırın…

The Structure Of Company

Salı, 06 Kasım 2007

The Structure Of Company

Ericsson In Brief

Ericsson is the world’s most powerful supplier in telecommunications with the largest

customer base, including the world’s top 10 operators. Ericsson provides total solutions

covering everything from systems and applications to mobile phones and other

communications tools.

Since 1876, Ericsson has been active worldwide and today operates in more than 140

countries. Ericsson has knowledge of market conditions in all parts of the world. Ericsson has

developed the world’s largest customer base in telecommunications, with customers on all

continents. More than 22,000 employees in 23 countries are active in research and

development. On the other hand, these investments are the main reason why Ericsson is a

market leader in mobile telephone systems. Also Ericsson is a world market share of close to

40 percent.

Marketting Objevtives

To achieve this market share, Ericsson will have to set certain goals for consumers awareness,

and distribution coverage. Ericsson wants to expand consumer awareness of the mobile phone

brand from 18 percent to 30 percent over the planing period. Also Ericsson wants to expand

the number of dealers bye 15 percent. Ericsson want to be a high profile activity within the

company and, stimulating actions that supports the work

Ericsson will develop and encourage the work place, improve women’s working conditions,

and developed the female resources. This is valid on all levels of the company hierarchy.

Ericsson’s Mission and Vission

Mission

Ericsson’s mission is to understand their customers’ opportunities, needs and provide

communication solutions faster and better than any competitor. Ericcson want to generate

a competitive economic return for our shareholders. Their mission is to create value for

Ericsson’s shareholders through finding and creating future business and knowledge.

To briefly explain what they mean by future statements business Ericsson consider the

followings:

Ericsson’s idea must have high profit potential.

Ericsson must have comparative advantage.

The idea should be based on new technology.

The market for the idea must be structurally attractive and expanding.

The idea must have the potential to become a substantial part of Ericsson’s total

business operations.

Vision

Ericsson believe in an "all communicating" world. Voice, data, images and video are

communicated anywhere and anytime in the world. Also Ericcson increases both

quality-of-life, productivity a more resource-efficient world. Ericsson is one of the major

progressive forces, active around the world and moreover, driving for this advanced

communication to happen.

Ericsson seems as the prime model of a network organization with top innovators and

entrepreneurs working in global teams.

Communication In Ericsson

Global Communication In Ericcson

Environment

Ericsson has determined that energy use is the most significant environmental aspect of their

business activities.

Energy is consumed at a number of Stages: by their products when they are used, at their

workplaces, in business travel and commuting, and for the production of their products.

Using energy results in carbon dioxide, CO2, emission which has been proved to contribute to

global warming. Globally, most CO2 emissions are attributable to the burning of fossil fuels,

primarily in the transportation and power generation sectors. The telecommunication industry

makes a very small contribution to the CO2 emission total, yet it has a critical role to play in

helping to reduce it .

Corporate Culture

The corporate culture of Ericssonis Athena, because their strategy depends on responsibilities distributed into units as with commandos. They believe that becoming succesful about performance is related with results, not efforts. Also, Ericsson based on succesful solutions of problems. They give importance to mutual recpect, willingness to work enjoyable way. Their aim is, to get the high quality reults. Moreover, they mention their ideology about how mobility changes the way people live is firmly established and we look forward to the next generation of products and services. Ericsson can change their structure of the company according to situations and also the untimely economical crisis.

Marketing Communication in Ericsson

SWOT

Opportunities / Threats Analysis

There are the main opportunities and threats facing the business. The main opportunities

facing Ericsson’s line is as follows:

Consumers are showing increased interest in more mobile phone.

Understanding use and users. For example: New values and lifestyles, balancing work

and, the impact

The future of societies. For example: The emergence of super cities, and long-term

macro-economic trends in various regions.

Emerging and disruptive technologies.

Future business opportunities. For example: The development of eco-sustainable services

and opportunities in health care, new media.

Good and strong competitors at the market

The main threats facing Ericsson’s line are as follows:

Some competitors have introduced very small and well-made telephones with excellent

sound quality, and consumers are favoring these smaller phones.

Ericcson has weak representation.

Second-hand market effects the selling of Ericsson.

Strengths / Weaknesses Analysis

There are the main strengths and weaknesses facing the business. The main strengths facing

Ericsson’s line are as follows:

Ericsson’s name has excellent brand awareness.

Ericsson’s name has a high-quality image.

Dealers who sell Ericsson are knowledgeable and well trained in selling.

Ericsson has an excellent service network, and consumers know they will get quick repair

service.

It is now one of our most exciting markets with a dynamic and continuing pattern of

expansion.

Ericsson employs people in various disciplines including software and system

development, sales and marketing, solutions design and integration, manufacturing,

distribution, implementation, professional and technical services.

Ericsson offers an extensive range of phones for analog and digital systems.

Using the technology well.

Different and many kinds of goods selling

The main weaknesses facing Ericsson’s line are as follows:

Ericsson needs an unique selling proposition.

Ericsson’s brand is priced higher than the other mobile phone companies.

Ericsson become a big communication company so that it can cause of

management problems

There is a big responsibility to the employees

Ericsson should be always in good relationships with government and media

Corporate Communicaiton

At Ericsson, nothing is more important to them than the health and safety of their customers.

Their products must be safe to use while disturbing as little as possible the environments in

which they operate.

Ericsson is committed to supporting continued research to improve scientific and public

understanding in this critical area. Given the importance of this issue to our industry and the

public alike, we feel that independent national and international organizations are best suited

to pursue and coordinate ongoing, objective research into the possible effects of mobile

telephony on human health and safety.

Ericsson gives importance about all the workers in the company that they have to be healthy,

safe and have social responsibility that increase the performance in business in order to try to

have a good corporate citizen.

Ericsson is very careful in corporate communication because they realised the importance of

the communication very much and they practise every aspect of the issues in communicaiton

in the company. According to this thoughts their media relations is necessarly developed, they

try to let the community know much more about the Ericsson and they provide it by the

relations with media.

Corporate Values

Professionalism, respect and perseverance are the basic values of the corporate culture. It

concepts guiding the internal operations and communications within the corporation and

providing the basis for relations with external customers and partners. By these

values as a key to permanent business success, Ericsson influences the internal

and external environment and it strengthens the corporate integrity.

Professionalism is a key word of their corporate culture. Their activities are strongly

customer-oriented with focus on clearly defined objectives regarding the quality and the price.

Ericsson’s permanent objective is the development of employees’ competence.

Respect towards people stands for the corporate working climate and the relationship towards

the employees and their competencies. The Corporation encourages the climate of openness

and care for each individual. Stress on personal development and work satisfaction creates a

strong feeling of personal responsibility among all working for Ericsson.

Perseverance is a leading feature in carrying out Ericsson activities in various markets and in

various surroundings. The Corporation is guided by long-term objectives and in order to

achieve them Ericsson encourages flexibility, creative power and readiness for change.

Financial Objectives

Ericsson’s management wants each business unit to deliver a good financial performance.

In 2000, sales up 27% and orders up 31%.

Mobile phones: Complete transfer of production. Additional restructuring charges in

2000 of SEK 8b. raising cost savings to SEK 15b. per year by 2002

A capital gain of SEK 15.4b. from sale of Juniper Networks shares

Outlook 2001: Sales growth 15-20% and operating margin between 6 and 8 %,

with increased 3G investments.

Top 10 Markets in Orders and Sales of Ericsson, Year 2000

Market Share of Total Orders Share of Total Sales

USA 12% 12%

China 8% 7%

United Kingdom 7% 8%

Mexico 6% 6%

Italy 6% 6%

Brazil 6% 6%

Spain 5% 5%

Japan 5% 5%

Turkey 4% 4%

Sweden 3% 3%

Conclusion

Ericsson’s foresight is the corporate futures group, a long-term futures centre with a 10 year

outlook. The group will identify emerging trends, invite creative ideas, create scenarios and

develop strategic options in a wide range of areas. Ericsson has a long tradition of technology

foresight.

Ericsson increased importance of addressing the use of communications. Ericsson is generally

leader of the mobile phone market. Ericsson follows the technological development up in

world. Ericsson will develop and encourage the work place, improve women’s working

conditions, and developed the female resources. This is valid on all levels of the company

hierarchy.

On the other hand Ericsson is different from all of these companies, because Ericcson have

three values that form the belief system for how we treat people and do business. These values

are the foundation of the Ericsson culture, which guide us in our daily work.

Professionalism

Respect

Perseverance

Every Ericsson work place should strive to provide its employees with the opportunity of

combining work and home life in a satisfactory manner.

REFERENCE

www.ericsson.com

www.ericsson.com.tr

www.panasonic.com

www.ericsson.com/US

www.ericsson.co.uk

Encyclopedia Britannica


Destekliyoruz arkadaş - arkadaş - partner - partner - partner - oyun oyna - çocuk oyunları - ben10 oyunları - jinekolog - kadın dogum doktoru - kadın doğum uzmanı - amerikan pastası -