‘İletiÅŸim Ve Gazetecilik’ Kategorisi için ArÅŸiv

Stres Testi

Salı, 06 Kasım 2007

STRES TESTİ

Adı, soyadı:

Sınıfı: Uygulama tarihi:………/………/…………….

ASLA NADİREN SIK SIK

ÇOK SIK

1 Pencerenin yanına gidip dışarı bakarım

2 Müzik ve danstan hoşlanırım

3 Bir iÅŸle meÅŸgulken her ÅŸeyi unuturum

4 Küçücük zevkler bile beni mutlu eder.

5 Aşk sadece bir kelime değildir. Aşk bana aşık olduğumu hatırlatır.

6 Arkadaşlarımla olmaktan hoşlanırım.

7 Her şeyimi anlatabileceğim dostlarımın olduğunu bilmek önemlidir.

8 Gülmeyi çok severim.

9 Bana şaka yapılmasından hoşlanırım.

10 Birçok sanatsal aktiviteye katılıyorum.

11 Sineme ve tiyatro için zaman ayırırım.

12 Vücuduma özen gösteririm.

13 Dış görünüşüm için para harcarım.

14 Güzel bir yemekten çok zevk alabilirim.

15 Kendim için zaman ayırıp istediğim şeyle uğraşmaktan hoşlanırım.

16 Güzel bir manzara beni etkiler.

17 Haftalık izin günümde bütün gün hiç bir şey yapmadan dinlenebilirim.

18 Benimle birlikte olmak isteyen insanlarla olmaktan hoşlanırım.

DEÄžERLENDİRME: Teste verdiÄŸiniz cevaplarda “sık sık “ ve “çok sık” ların sayısı diÄŸerlerinden çok ise gevÅŸemeyi biliyorsunuz. “Asla” ve “Nadiren” cevapları çoÄŸunlukta ise gevÅŸeme konusunda keÅŸfetmeniz gerekenler var demektir. Bu testi cevaplayarak bile sizi rahatsız edebilen stres konusunda ilk adımı atmış bulunuyorsunuz. Unutmayın ki, insanın “kendisiyle ilgilenmesi, kendine zaman ayırması” temel antistres reçetesidir.

Çağın sorunu stresle başa çıkabilmek için önce onu tanımamız, daha sonra stres nedenlerini öğrenip gevşeme metotlarını bulmamız gerekir. Bunun için:

@- Stresi iyi yaşayın: Stres yaşamak anormal değildir. Aksine kişiyi

uyarır ve performansı yükseltir.

@- Zor durumu yönetmeyi bilin: Herhangi bir olaya katlanmak yerine

o olayda bir oyuncu olun.

@- Kendinize hoşunuza gidecek şeyler sunun: Günlük yaşantınızda

sizi rahatlatacak şeylere zaman ayırın.

@- Dengeli beslenin: Güne mutlaka kahvaltı ederek başlayın. Vücudu-

nuzun enerji ihtiyacını dengeli olarak yerine getirin.

@- Hareket edin: Haftada üç defa yarım saat süreyle yapılan spor stresi

yenmede size yardımcı olacaktır.

@- Gün içinde gevşeyin: Yalnızca gece uykusunda vücudun rahatladı-

ğını düşünmek hatadır. Bunun yerine gün içinde gevşemeyi öğrenin.

@- Nefes alın: Gözlerinizi kapatın, nefes alırken vücudunuza giren hava-

yı ve nefes verirken çıkan havayı gözünüzde canlandırın.

@- İyi organize olun: İşinizin çok olduğu zamanlarda her şeyi tek tek

düşünüp iyi bir plan yapın.

Rehberlik Ve Araştırma Merkezi Müdürlüğü

Salı, 06 Kasım 2007

KONYA

REHBERLİK VE ARAŞTIRMA MERKEZİ MÜDÜRLÜĞÜ

ÇOCUK TANIMA FİŞİ

1-ÇOCUĞUN KİMLİĞİ:

Adı ve soyadı

Baba adı

DoÄŸum yeri ve tarihi

Okulu ve sınıfı

2- KARDEÅž DURUMU:

Kardeşleri var mı?

Yaşları

Cinsiyetleri

Varsa sakatlıklarının türü ve derecesi

Zeka durumları

Ölenler varsa ölüm sebepleri

Kardeşleri ile geçim durumu

3-ÇOCUĞUN BESLENME VE SAĞLIK DURUMU:

Geçirdiği hastalıklar, kazalar ve

Etkileri

Sık sık hastalanır mı?

Özürü dışında şikayetleri var mı?

Yemek seçer mi?-sevdiği besinler

4-ÖZÜRÜNE KARŞI KENDİSİNİN TUTUMU:

Kabul ediyor mu?

İyileşmek istiyor ?

5-TEMEL ALIÅžKANLIKLARI:

Temel alışkanlıkları kazanıp kazanmadığı

Tuvalete gitme ihtiyacını haber verir mi?

Altını ıslatır mı?

Temizlik alışkanlığı kazanmış mıdır?

Yemek yeme durumu

6-ÖZÜRÜNÜN ŞİMDİKİ VE ÖNCEKİ DURUMU:

Özürünün türü ve derecesi

Ne zaman başladığı

Sebebi

Nasıl farkına varıldığı

Tedavi görüp görmediği

Özel eğitim okuluna gitmesini gerektirecek

Bir durum var mıdır? Neden?

Bir cihaz kullanıp kullanmadığı

Başka özürleri varsa durumu

7- DOÄžUM DURUMU:

Nerede doÄŸdu (hastanede-evde)

Doğumu kim yaptırdı?

DoÄŸumun zor veya kolay olduÄŸu

Doğduğu anda vücudunun görünümü

8- ZİHİNSEL ÖZELLİKLERİ VE DİL GELİŞİMİ:

Aileye göre zeka durumu

Dikkati

Ne zaman konuÅŸtuÄŸu

Åžimdiki konuÅŸma durumu

9-RUHİ ÖZELLİKLERİ:

NeÅŸeli-durgun

Sempatik-asık suratlı

Uysal – inatçı

Kendine güveni olup olmadığı

Aile fertlerine karşı sevgisi

Olaylar karşısındaki davranışları

Özüründen dolayı gösterdiği davranışlar

10- SOSYAL ÖZELLİKLERİ:

Oyuna düşkünlük derecesi

En çok sevdiği oyunlar

Yalnız mı, arkadaşlarıyla mı oynamaktan hoşlanır

Arkadaşları kendinden büyük mü, küçük mü?

Oyunda arkadaşlarına karşı davranışları

11- İLGİLERİ:

En çok hangi oyuncaklara ilgi duyar

Hangi mesleklere karşı ilgi gösterdiği

Hangi işlere karşı ilgi duyduğu

Resim, müzik veya spora karşı ilgisi

12- HAYAL GÜCÜ:

Kendi kendine hayal kurar,konuÅŸur mu?

Olmayan olayları olmuş gibi anlatır mı?

Rüyalarını anlatır mı?

En çok ne çeşit rüyalar görür?

13- ÇOCUĞUN AİLESİ İLE İLGİLİ BİLGİLER:

Anne – babanın öz olup olmadığı

Annenin yaşı ve kaç yaşında evlendiği

Annenin öğrenim durumu, işi, kazancı

Anne – babanın çocuklara karşı davranışı

Babanın yaşı, kaç yaşında evlendiği

Babanın öğrenim durumu, işi, kazancı

Anne babanın çocuğun beğendiği yönü

Anne babanın çocuğun beğenmediği yönü

Anne babanın çocuğun özürüne karşı tutumu

Çevreden saklıyor mu, utanıyor mu?

Acıdığı in aşırı koruyor mu?

Özürü olduğu gibi kabul ediliyor mu?

Çocuk sık sık gezmeye götürülüyor mu?

Anne baba arasında geçimsizlik var mı?

Çocuğun yanında kavga ve tartışma yapılır mı?

Anne baba birbirlerine karşı çocuğu koruyor mu?

Ailenin gelenek ve göreneklere bağlılığı

Anne baba arasında akrabalık var mı? Derecesi

Sülalede özürlü kişi var mı? Varsa türü

14- ÇOCUĞUN YETİŞTİĞİ ÇEVREYE AİT BİLGİLER:

Çevreye ait bilgiler

Köy, kasaba, şehir

Evin bulunduÄŸu semtin durumu

Ev kendilerinin midir?

Evin kaç odası var

Çocuğun ayrı odası ve yeri var mı?

Ev civarında oyun alanı var mı?

Çevreye göre ailenin maddi durumu

Çocuğun maddi ihtiyaçlarının temin edilip edilmediği,harçlık verilip verilmediği

VELİNİN (Bilgileri verenin)

ADI SOYADI:……………………………………. …………………………..

ADRESİ:……………………………………. ………………………………………….. ……………………………………

………………………………………….. ………………………………………….. ………………………………………….. .

TEL:

………../…………./…………. ………../………../…………….

İncelemeyi yapanın

ADI SOYADI-GÖREVİ Tasdik edenin

ADI SOYADI-UNVANI

İMZA İMZA

Empatik Yaklaşım (Koşulsuz Kabul Ve Saygı)

Salı, 06 Kasım 2007

Empatik Yaklaşım (Koşulsuz kabul ve saygı)

Etkin dinleme empati kurma sürecinin temel taşıdır. Dökmen (1997) empatiyi "bir insanın, kendisini karşısındaki insanın yerine koyarak onun duygularını ve düşüncelerini doğru olarak anlamasıdır" biçiminde tanımlamıştır. Anlaşılanların, empati kurulan kişiye yansıtılması da empatinin zorunlu bir aşamasıdır. Empatiyi, karşımızdaki kişinin duygu ve düşüncelerinin anlaşılması, kişinin kabul edilmesi ve bunun kişiye yansıtılması olarak tanımlayabiliriz. Empati terimi ile ifade edilen sempatiden farklıdır. Sempati, yakınlık duymaktır. Empati ise karşımızdakinin duygularını anlamak ve ona bu anlayışı iletmekle sınırlıdır. Empati kurduğumuz kişiye yakınlık duymamız gerekmez.

Bu çalışmada empati kurmaya, insanları anlamaya ve saygı göstermeye dönük davranışları empatik yaklaşım olarak ele alacağız.

Karşımızdakinin bakış açısını ve duygusal durumunu anlamak iş süreçleri açısından önemlidir. Empatik yaklaşımın (yüksek duygusal zekanın) iş ortamındaki etkileşimin kalitesini yükselttiği düşünülüyor (Murray, 2001). Empatinin duygusal zekanın merkezi bileşenlerinden biri olması yanında eleştirel düşünmeyi ve zihinde canlandırmayı keskinleştiren bir beceri olduğu savunuluyor (Cotton, 2000). Başka bir çalışmada ise, empatinin düşünme ve yaratıcılıkla çok yönlü ilişkileri olduğu ileri sürülüyor (Pierce, 1998). Belirttiğimiz türde ilişkilerin sayısını çoğalmak mümkündür. Empatinin kişiler arası etkileşime olumlu katkısı nedeniyle, bir çok meslek grubuna empati eğitimi verilmektedir.

Empati kurmak için öncelikle karşımızdaki kişinin bizim gibi bir varlığı, bizden farklı değer yargıları ve inançları olduğunu bilmek ve bunu kabul etmek gerekir. Bu kabulden hareketle, etkileşimde bulunduğumuz kişinin haklı/haksız, iyi/kötü biçiminde yargılanmaması, sadece onun durumunun anlaşılabilmesi için çaba gösterilmesi gerekir (Harrow, 1999).

Empati kurma sürecinin ilk adımı etkin dinlemedir. Empati kurulacak kişi mümkün ve gerekli olduğu kadar çok kanaldan dinlenmeli, düşünceleri, tutumları ve duyguları anlaşılmaya çalışılmalıdır. Etkin dinleme yapabilmek empati kurmayı önemli ölçüde kolaylaştırır ama empati kurmak için tek başına yeterli değildir. Empati kurmak için, özellikle tutum ve duyguların anlaşılmasına odaklanılmalıdır. Böylece kişinin kendi bakış açısını ve duygularını anlamak mümkün olabilir (Navaro, 2000). Kişinin tutum ve duygularının yanlış anlaşılması empati kurmayı engelleyecektir.

Empati kurulan kişinin bakış açısı ve duyguları doğru anlaşıldıktan sonra, bir an için (kısa bir süre) onun bakış açısı ve duygu durumuna girilmeli (empati kuran kişi kendini empati kuracağı kişinin yerine koymalı); durum onun gözleriyle görülmelidir. Kendini kişinin yerine koyma süresi, durumu anlamak için yeterli ama kısa olmalıdır. Bu sürenin sonunda empati kuranın kendi bakış açısına ve kendi duygu durumuna dönmesi gerekir (Dökmen, 1997; Cüceloğlu, 1997).

Son aşamada, empati kurulan kişiye, duygularının ve bakış açısının anlaşıldığı yolunda bir geribildirim verilmelidir. Empati kurulan kişinin, anlaşıldığını, anlaması ve kabul etmesi için ona zaman tanınmalı ve ona karşı içten olunmalıdır.

Empati kurma çoğu zaman empati kurulan kişiye yardımcı olma sürecinin bir parçasıdır. Yardımcı olma sürecinde karşımızdaki kişinin anlaşılması kadar, ona güven verilmesi de önemlidir. İş ilişkileri açısından bakıldığında empati kurmak, sadece empati kurulan kişiye yardımcı olmayı sağlamaz, kişinin ortama katkısını da artırabilir.

Günlük yaşam içinde, çoğu zaman, tam bir empati kurmak mümkün değilse bile, empatik yaklaşımı sıklıkla kullanmak mümkündür. Empatik yaklaşım, gün içinde etkileşimde bulunduğumuz kişilerle empati kurmaya, onların bakış açısı ve duygularını anlamaya çalışmaktır. Empatik yaklaşımda bulunmak ve doğru kullanabilmek için empatinin öğrenilmesi ve empatik yaklaşımın benimsenmesi gerekir.

Empati kurma becerimizi geliştirmek mümkündür. Bir empati eğitim programına katılmak, etkin dinleme becerimizi geliştirmek, dünya görüşümüz içinde "bütün insanların farklı kişilikleri vardır, benden farklı değer yargıları ve inançları olabilir ve bütün insanlar değerlidir" biçiminde yargılara yer vermek empatik yaklaşım geliştirmemizi kolaylaştıracaktır. Küçük yaşataki çocukların bile, empati kurabildikleri ve eğitimle empatik yaklaşım geliştirebildikleri biliniyor.

Company

Salı, 06 Kasım 2007

I take A&A Software Ltd. Company as a model. I will analyze how this company’s external environment and assessment of internal strengths and weaknesses can identify strategic opportunities and threats.

This company is one of the well - known companies in the city with its principles and working conditions. Nowadays, there is a very heavy economic crisis in Turkey and many companies are closing doors and so many employees are looking for job. This company is a lucky company, because they are dealing with computers and with developing technology computers started to control our life. This company is not a subsidiary of any company. That is, it operates independently.

The SWOT analysis has been a useful tool for industry. The process of utilizing the SWOT approach requires an internal survey of strengths and weaknesses of the program and an external survey of threats and opportunities. Structured internal and external examinations are unique in the world of curriculum planning and development. The external environment has a profound impact on educational institutions.

This company’s strength is its financial resources because, this company sells its products to generally other computer companies as well as agreement - based companies and to many customers so every year earns billions. The company response very quickly. It doesn’t need for higher management approval. It is able to give really good customer care. It’s lead consultant has strong reputation with in the market. It can change direction quickly if it find that it’s marketing is not working. They can offer good value to customers. All the employees are professional and the company has a good organization. It is successful and it’s growing day by day. Every annual report is more successful than the last one. The manager is talent and designs intelligent ideas which adopts to the local market and the customers.

The view through a strategic window shows planners a way to relate potential opportunities to company capabilities. The explosive growth in internet services and in the users is creating a strategic window that allows computer and chip - maker manufacturers to compete more effectively against industry giants like Microsoft.

This company has some weaknesses like the other companies. The company has a big number of staff and it is vulnerable to vital a staff being sick, leaving, etc. Because of the inflation and unexpected devaluation, the company looses unexpected amounts from it’s profit in some periods because, they pay for the programs in US dollar.

Some opportunities of the company are its business sector is expanding with many future opportunities for success. The demand and the supply is very important. The increase of the customers encourage the company to take more risks in different fields. The company’s competitors may be slow to adopt new technologies. Develop a working relationship with other companies in producing new programs and also face to face dialog with customers are some other opportunities for the company.

The company faces a threat that, a small change in focus of a large competitor might wipe out any market position which the company achieves. Credibility of the organization will be negative if it is not successful. Lack of customers is also a threat.

The external environment of the company depends on economy, society, political structures and even individual life styles which are poised for new changes. SWOT analysis provides a framework to focus better on serving the needs of their communities.

SWOT usually reflect a person’s existing position and viewpoint, which can be misused to justify a previously decided course of action rather than used as a means to open up new possibilities. It is important to note that sometimes threats can also be viewed as opportunities, depending on the people or groups involved. There is a saying “ a pessimist is a person who sees a calamity in an opportunity, and an optimist is one who sees an opportunity in a calamity”.

As a summary a SWOT analysis can be an excellent, fast tool for exploring the possibilities for initiating new programs in the company. It can also be used for decision making within departments or even by individuals. It is a relatively simple way of communicating ideas, and policies. It can help individuals to quickly expand their vision. Probably the strongest message from a SWOT analysis is that, whatever course of action is decided, decision making should contain each of the following elements:

Building on Strengths

Minimizing Weaknesses

Seizing Opportunities

Counteracting Threats

In order to be most effectively used, a SWOT analysis needs to be flexible. Situations change with the passage of time and an updated analysis should be made frequently. SWOT is neither cumbersome nor time – consuming and is effective because of its simplicity.

I choose A&A Software Ltd. Company to describe its target market. Today, marketing activities must focus on the customers more than ever with the growing presence of computers in business. A market – driven organization begins its overall strategy with a detailed description of its target market. The target market section of the companies business plan must clearly identify the current and prospective buyers of the company’s products and services. The goal in preparing the target market section is to demonstrate people who the customers are and how to product and services directly meet the needs of the marketplace.

The specific environment is that part of the environment that is directly relevant to the organization in achieving its goals. The specific environment of A&A Company consists of customers, suppliers, competitors, government, labor unions, and trade associations. The domain and specific environment is proportionally related with each other. When the domain changes, the specific environment and the balance between them change too. The specific environment of A&A Ltd Company consists of mostly customers, suppliers and competitors. Since the work involves program sales and program supports, it is carried out with customers in a face-to-face manner. At this point, suppliers are on the front plan. Because, the service supplied consists of the use of package programs that have been solved.

The major marketing management decisions can be classified in one of the following four categories: product, price, place (distribution), promotion. These valuables are known as the marketing mix. The marketing manager in the company controls in order to best satisfy customers in the target market.

The product is the software program and the service to the consumer in A&A Company. Product decisions include aspects such as function, appearance, packaging, service, and warranty.

This company is not the price leader in the market. But because of its advertisements they sell their products more than the other companies. Marketing puts the customers at the center of the organization. Pricing decisions are taken into account profit margins and the probable pricing response of competitors. Pricing includes not only the list price but also discounts, financing and other options such as leasing.

Place decisions are those associated with channels of distributions that serve as the means for getting the product to the target customers. The distribution system performs transactional, logistical, and facilitating functions. Distribution decision making include market coverage, channel member selection, logistics, and levels of service.

A&A Company has 1000 business buyers so it has a quiet large target customers. The customers are usually located in the same or neighbor cities. The technology has made location less of an issue for the company but it is importance of defining the geographic location for the customers. If the company could sale its products to the east of Turkey, it would have more profit. The company sales manager and his team believes that the more they understand their customers, the better their chances of success.

Promotion decisions are those related to communicating and selling to potential consumers. Since the cost can be large in proportion to the product price, a breakeven analysis should be performed when making promotion decisions. It is useful to know the value of a customer in order to determine whether additional customers are worth the cost of acquiring them. A&A Company’s decisions involve advertising, public relations, and media types.

The general establishment target of this company is to open branches and to create a large service network in Turkey. Although, this target has not been achieved yet, it is the company’s future marketing target and strategy. The founder executives of the company have aimed to set up their own company and to become a brand-name in Turkey. With the high performance that it shows, the company is walking towards this target slowly and with safe steps.

STRENGTHS OPPORTUNITIES

Cost advantages Add to product line

Financial resources Enter new markets

Customer loyalty LEVERAGE Acquire firms with

Modem production needed technology

Facilities

Patents

WEAKNESSES THREATS

Too narrow a product line Changing buyer tastes

Lack of management likely entry of new

depth competitors

High cost operation due to Adverse government

high labor cost and policies

obsolete production facilities PROBLEMS

Inadequate finance

capabilities

Weak market image

Girişimcilik Kavramı

Salı, 06 Kasım 2007

GİRİŞİMCİLİK KAVRAMI

Girişimci emek, teknoloji, sermaye ve doğal kaynaklar olarak sayılan üretim faktörlerini bir araya getirerek mal veya hizmet üreten bireydir.

[1] Girişimcilik; yaşanılan çevre içerisinde ortaya çıkan fırsatları sezme, o sezgilerden yola çıkarak* projeler oluşturma, projeleri yaşama taşıma ve zenginlik üreterek insan yaşamını kolaylaştırma becerisine sahip olmaktır.

[2] Tanımda da yer aldığı üzere giriÅŸimcilik ekonomik faaliyetlerin temelini oluÅŸturmaktadır. Ülkemizde TÜSİAD giriÅŸimciyi, “bilinenleri en iyi yapan ve hünerlerine aklını da katan, olaÄŸan ve olaÄŸan dışı koÅŸullarda iÅŸgücü ve sermaye kaynaklarını verimli bir biçimde kullanacak önlemleri düşünen, analiz eden, planlayan, yürürlüğe koyan, uygulayan ve sonuçlarını denetleyebilen kiÅŸi yaratıcı giriÅŸimcidir” diye tanımlamaktadır.

[3] Bu tanımda da girişimciliğin sadece maddi faktörler yoluyla değil bilişsel yeteneklerden yola çıkarak ortaya çıktığı ve geliştiği söylenebilir. Girişimci birey bilişsel özelliklere sahiptir ve yeni bilgi ve uygulamalara açıktır. [4]

4.Girişimde bulunma bir süreç olarak ele alınabilir ve yeni bir işletme kurmak için fırsatlar bulma, değerlendirme ve geliştirmeyi içerir.

[5] Girişimciliğin en önemli bileşeni* risk almaktır. Yani girişimci, fırsatları yakaladığında, her tür riski alarak projelerini gerçekleştirmeye çalışandır. Girişimcilik ise, girişimcilerin risk alma, fırsatları kovalama, hayata geçirme ve yenilik yapma süreçlerinin tümüne verilen addır. Bu yüzdendir ki hem şirket açma süreci, hem de yenilikler yapma süreci girişimcilik kapsamındadır.

[6] Dolayısıyla yenilik yapmakla birlikte şirket kuruluşları bir girişimcilik göstergesi olarak kabul edilebileceği düşünülmektedir. Ancak bu süreçte girişimciyi bazı riskler beklemektedir. Bunlar ekonomik risk, sosyal ilişkilerdeki risk, kariyer riski, psikolojik ve sağlık riski.

[7] Girişimci bu risklerle karşı karşıya olduğu gibi gerekli üretim faktörlerini de bir araya getirerek bir yenilik yapma peşindedir.

Girişimcilik tanımında yenilik vardır ve bu yenilik mevcut kaynakların yeni bir birleşimini ifade eder, bir diğer deyişle: yeni bir malın yada servisin üretimi, yeni bir üretim metodunun geliştirilmesi, yeni bir pazarın oluşturulması, yeni bir hammadde kaynağının bulunması ve endüstrinin yeniden yapılandırılması yeniliktir. Girişimcilerin özelliklerini şöyle sıralamak mümkündür; belirsizlik altında karar alabilen, kararlı ve azimli, güçlü sezgi sahibi, iyi gözlemci, hayal gücü yüksek, kaynaklara ulaşabilecek ilişkiler ağına sahip, çok yönlü düşünebilen, ikna gücüne sahip olan, bağımsız düşünebilen, esnek, yaratıcı, kendine güvenen kişilik. [8]

Girişimcilerin bulundukları topluma karşı görevleri ve katkıları bulunmaktadır. Bunları kısaca şöyle sıralayabiliriz : [9]

1. Ülkemiz gibi* gelişmekte olan ülkelerde en önemli sorunlardan biri işsizliktir. İşsizlik ürün/hizmet üretimi için yeni yatırımların yapılmaması sonucunda doğar. Girişimci sayısı ne kadar artarsa, istihdam oranı da artmaktadır. Dolayısıyla işsizlikten kurtulmanın en etkin yolu, kişilerin kendi işlerini kurmalarıdır.

2. Toplumsal refah düzeyinin yükselmesi bireylerin refahlarıyla ilgilidir. Bireylerin refahını artıracak bir faktör ise kendi işine sahip olmasıdır. Dolayısıyla girişimcilik toplumsal refahın oluşturulmasında ve tabana yayılmasında etkin rol oynayabilecek bir mekanizmadır.

3. Girişimciler hem bilim ve teknolojiyi kullanarak, hem de bu alanlara kaynak aktararak bilim ve teknolojinin gelişmesine yardımcı* olmaktadırlar.

4. Girişimciler kullanılmayan potansiyelleri kullanarak, bunların atıl olmalarını önlerler.

Girişimcilik, finansal, fiziksel ve sosyal risklere katlanılarak parasal ödüller, kişisel tatmin ve bağımsızlık elde edilerek yeni bir değer yaratma sürecidir. Bu tanımda da yer aldığı üzere, hangi alanda olursa olsun girişimci olmanın dört temel yönünü vurgulamaktadır: Birincisi, girişimcilik yaratıcılık sürecini içinde barındırır. Yeni bir değer yaratma, girişimcinin kendisi ve toplum için bir değer ifade etmelidir. İkincisi, girişimcilik gerekli zamanın ve çabanın ayrılmasını gerektirir. Gerekli riskleri üstlenmek, girişimciliğin üçüncü yönüdür. Sonuncusu ise, girişimci olmanın ödülleriyle ilgilidir. Bunlar bağımsızlık, kişisel tatmin ve parasal ödüller gibi girişimciler için önemli olan ödüllerdir. [10]

GİRİŞİMCİLİĞİ ETKİLEYEN FAKTÖRLER

Girişimciliği etkileyen faktörleri, girişimciye bağlı faktörler ve çevresel faktörler olarak ikiye aymak mümkündür. Girişimciye bağlı faktörler, girişimci adayının eksikliklerin olduğu yerlerdeki potansiyel iş fikirleri algılaması, bunu projeye dönüştürerek yatırıma yönlendirecek beceriye sahip olması, riskleri alarak girişimde bulunabilmesidir. Çevresel faktörler ise, engellerin az olması, kaynakların varolması ve varolan kaynaklara erişimin kolay olması olarak sıralamak mümkündür.

[11] GiriÅŸim faktörlerinin bir araya getirilmesine iliÅŸkin giriÅŸimsel süreç dört ana baÅŸlık altında toplanabilir; “fırsatın tanımlanması ve deÄŸerlendirilmesi”, “iÅŸ planının geliÅŸtirilmesi”, “gereksinim duyulan kaynaklar” ve “iÅŸletmenin yönetilmesi” [12] Bu süreç sonunda giriÅŸimci toplumsal faydanın maksimizasyonuna katkıda bulunmaya baÅŸlayacaktır.

GİRİŞİMCİLİĞİN ÖNEMİ

Girişimcilik, işsizlik sorununa önemli bir çözüm olanağı sunduğu gibi ayrıca ekonomik büyümenin önemli bir bileşenidir. Girişimci, ekonomik kaynakların düşük üretkenlik alanlarından yüksek alanlara aktarılma sürecinde baş aktördür, çünkü üretim kaynaklarını yeni bir tarzda birleştirerek kullanılmayan üretim faktörlerinin kullanılmasını sağlar. Ayrıca kullanılmakta olan üretim araçlarının ve mevcut girdilerinin değişik şekillerde kullanımı ile üretimi artırır. Bu yönüyle girişimci toplumsal fayda yaratan ekonomik bir aktördür.

Girişimci yeni düşüncelerin yaratılması, yayılması ve uygulamasını hızlandırır, ayrıca yeni endüstrilerin doğmasına yol açar, teknolojileri kullanan sektörlerde verimliliği artırır ve hızla büyüyen sektörler yarattığı için ekonomik büyümeyi hızlandırır. [13] Dolayısıyla girişimci ekonomik faaliyetlerin düzenlenmesinde, istihdam yaratılmasında ve üretim faaliyetlerinde anahtar faktördür.

EKONOMİK GELİŞMEDE GİRİŞİMCİLİK UNSURU

Özellikle ülkemizde bölgeler arası geliÅŸmiÅŸlik farklılığı önemli bir sorun olarak karşımızdadır. Büyük ÅŸehirlerde ve özellikle Türkiye’nin batısında kümelenmiÅŸ olan sanayi toplulukları refahın tüm topluma yayılmasında yeterli iÅŸlevi görmemektedir. Türkiye’nin doÄŸu kısmında kalan ve geliÅŸmemiÅŸ illerdeki en önemli sorun iÅŸÅŸizlik olarak karşımıza çıkmaktadır.

Türkiye’de istihdamın büyük bir kısmının KOBİ’ler tarafından karşılandığı düşünülürse giriÅŸimciliÄŸin önemi hem istihdam hem de üretim açısından karşımıza çıkmaktadır. GiriÅŸimciliÄŸin ekonomik geliÅŸmede önemli bir faktör olduÄŸu birçok araÅŸtırmada vurgulanan bir husustur. GiriÅŸimcilik, iÅŸletmeciliÄŸin ve toplumun yapısında bir deÄŸiÅŸimi baÅŸlatır ve geliÅŸtirir. Bu deÄŸiÅŸim büyümeyi ve üretimi artırmaktadır. Bu deÄŸiÅŸim ve geliÅŸmeyi kolaylaÅŸtıran anahtar yenilikçiliktir. Yenilikçilik; hem pazar için yeni mal ve hizmetlerin geliÅŸtirilmesini saÄŸlamakta, hem de kurulacak yeni iÅŸletmelere yatırım ilgisini tetiklemektedir. [14]

TÜRKİYE’DE GİRİŞİMCİLİK

Türkiye giriÅŸimcilik verilerine bakıldığında ülkemizin yeterli geliÅŸimi saÄŸlamadığı* gözlemlenmektedir. Uluslar arası giriÅŸimcilik endeksinde kullanılan 100 yetiÅŸkin içinde ÅŸirket kuran insanların sayısına bakıldığında Türkiye yirmi dokuz ülkenin gerisinde kalmış durumdadır. Türkiye’de her 100 yetiÅŸkin içinde ÅŸirket kuran sayısı 4,6 olmasına karşın bu sayı ABD’de 11,7, Güney Kore’de 15,* Meksika’da 18,7 dir. [15] * Türkiye’nin yeterli kamu kaynaklarına sahip olmaması ve son yıllarda yaÅŸanan ekonomik krizler de giriÅŸimcilere verilen kredi miktarını etkilemekte ve Türkiye’nin giriÅŸimci potansiyelinin ortaya çıkması mümkün olmamaktadır.

Kaynak : Tüsiad Basın Bülteni “Türkiyede GiriÅŸimcilik Özet Bulgular” , 27-02-2003, www.tusiad.org.tr

KAYNAKÇA:

[1] İsmet Mucuk, Modern İşletmecilik, Türkmen Kitabevi, İstanbul 2001, s.6

[2] http://www.ytukvk.org.tr/arsiv/barisyildiz1

[3] http://www.ytukvk.org.tr/arsiv/barisyildiz1

[4] David Johnson, What Is Innovation and Entrepreneurship? Lessons For Larger Organizations, Industrial and Commercial Training, Vol: 33 No:4 , 2001, p.136

[5] Adnan Ceylan, Nigar Demircan, Girişimciliği Etkileyen Faktörler ile Girişimci Kişilik Özellikleri Arasındaki İlişkilere Yönelik Bir Araştırma, 9. Ulusal Yönetim ve Organizasyon Kongresi Bildiriler Kitapçığı, İstanbul, 2001, s. 831

[6] Tüsiad Basın Bülteni “Türkiyede GiriÅŸimcilik Özet Bulgular” , 27-02-2003, www.tusiad.org.tr

[7] Hannu Littunen, Entrepreneurship and The charasteristics Of Entrepreneurial Personality, *International Journal Of* Entrepreneurial Behaviour&Research,* Vol:6 No:6 2000 p.295

[8] Tüsiad Basın Bülteni “Türkiyede GiriÅŸimcilik Özet Bulgular” , 27-02-2003, www.tusiad.org.tr

[9] http://www.ytukvk.org.tr/arsiv/barisyildiz1

[10] Selahattin Atik, Kültürün GiriÅŸimciliÄŸe Etkileri, http://www.kho.edu.tr/yayinlar/bilim…3/4_bilder.doc

[11] http://www.ytukvk.org.tr/arsiv/barisyildiz1

[12] Aykut Berber,* Girişimci İle Yönetici Profilinin Karşılaştırılması Ve Girişimcilikten Yöneticiliğe Geçiş Süreci, İ.Ü. İşletme Fakültesi Dergisi, C:29, S: 1/Nisan 2000, s.24

[13] Tüsiad Basın Bülteni “Türkiyede GiriÅŸimcilik Özet Bulgular” , 27-02-2003, www.tusiad.org.tr

[14] Selahattin Atik, Kültürün GiriÅŸimciliÄŸe Etkileri, http://www.kho.edu.tr/yayinlar/bilim…3/4_bilder.doc

[15] Tüsiad Basın Bülteni “Türkiyede GiriÅŸimcilik Özet Bulgular” , 27-02-2003, www.tusiad.org.tr

Öğr.Gör.Saffet Erdoğan

ANS Kampüsü Mühendislik Fakültesi Afyon Kocatepe Üniversitesi

saffet_erdogan@hotmail.com

http://www.aku.edu.tr/

Arş.Gör.Mustafa Kurt

Afyon Kocatepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Ensitüsü

mustafakurt90@hotmail.com http://www.aku.edu.tr/

GİRİŞİMCİLİK NEDİR? TÜRKİYE’NİN GİRİŞİMCİLİK PERFORMANSI

Girişimci kelimesi bir şeyi yapmaya başlayan kişi anlamına gelmekte olup, girişmek fiilinden türemiştir.

Tarihsel olarak baktığımızda giriÅŸimci diye Türkçe’ye çevrilen "entrepreneur" Fransızca kelime entreprendre’den gelmektedir ve anlamı bir ÅŸey yapmaktır.

Girişimci, risk alarak yenilik veya geliştirme yapan kişidir. Diğer bir deyişle, girişimci fırsatları gözleyen ve onları bulduğunda her tür riski alarak fikrini gerçekleştirmeye çalışandır. Dolayısı ile girişimcilik için fikir üretmek, yenilik üretmek ya da bir geliştirme yapmak gerekmektedir. Bu da Türk toplumunda fazlası ile vardır. Çoğu zaman fikir üretmek aşamasında kalsa da. Ama bu sadece ilk aşamadır ve diğer aşamalara geçememekte üstümüze yoktur.

Girişimcilik de, girişimcilerin risk alma, fırsatları kovalama, hayata geçirme ve yenilik yapma süreçlerinin tümüne verilen addır. Bu yüzdendir ki hem şirket açma süreci, hem de yenilikler yapma süreci girişimcilik kapsamındadır.

Girişimcilik tanımında yenilik vardır ve bu yenilik mevcut kaynakların yeni bir birleşimini ifade eder, bir diğer deyişle:

· yeni bir malın yada servisin üretimi,

· yeni bir üretim metodunun geliştirilmesi,

· yeni bir pazarın oluşturulması,

· yeni bir hammadde kaynağının bulunması ve

· endüstrinin yeniden yapılandırılması yeniliktir.

Eski ve/veya yeni, büyük ve/veya küçük, yavaş ve/veya hızlı büyüyen, özel ve/veya kamu şirket ve örgütlerinin başında görevde olan yöneticiler (şirket sahibi olabilir yada maaş alan profesyonel yönetici olabilir) veya örgüt çalışanları yenilikler yaptıkları zaman girişimci düşünce tarzı ve davranışı göstermiş olurlar.

Bunların dışında bir yöntemle girişimci olunamaz mı? Elbette ki olunabilir. Eskiden beri yapılan bir işi daha kaliteli, daha hızlı veya daha ucuza yapmak da girişimciliktir. Gerçi bunlarda da bir yenilik yaratma söz konusudur. Daha ucuza yapabiliyorsanız yeni bir know-how, daha kaliteli yapabiliyorsanız yeni bir standart, daha hızlı yapabiliyorsanız yeni bir süreç üretebilmişsiniz demektir. Evet bu da girişimcilik olarak değerlendirilebilir.

İYİ BİR GİRİŞİMCİDEKİ BAZI VASIFLAR

· Çoğunlukla içsel sesinin emirlerini yapar.

· Hızlı karar verir.

· Her zaman iyi niyetlidir.

· Her zaman pozitif düşünür.

· Risk alabilendir.

· İstikrarlı ve azimlidir.

· Başarı onları şımartmaz

· "Ben biliyorum, ben yaptım" demez.

· Aşk ve heyecan en büyük sermayesidir.

· Girişimci beynindeki ham rezervleri işleyen, düşüncelerini katma değere dönüştürendir.

· Yaş sınırı yoktur.

· Girişimci işinde pek seçici olmaz, kadercilik ağır basar.

· Ortam ve pozisyona çok çabuk adapte olur.

· Girişimci kendine güvenmez, kendine olan güveni de kaybetmez.

· Girişimci herkesi, her kesimi dinler, orijinal kütüphanesini büyütür.

· Girişimci her zaman kendi bildiğini yapar. Başkalarının tenkit veya iltifatı onu etkilemez.

· Hatasına her zaman sahip çıkar, başarısına asla.

· Hatayı kendine, başarısını ekibine verir.

· Hatayı her zaman kendinde arar.

· Kendisiyle her zaman barışıktır.

· Müspetler de, menfiler de onun için bir sınavdır.

· Girişimcinin işinde, yaşamında çok renklilik vardır, sıradışıdır.

· Girişimcinin zekasını bileyleyen, yaratıcı kılan yaşadığı zorluklardır. Her zorluk girişimciye yeni boyutlar kazandırır, yeni ufuklar açar.

· Girişimcinin ilacı problemlerdir. Problemi yoksa, problem yaratır. Problem girişimcinin yaşam tarzıdır, çünkü girişimci doğanın yaramaz çocuğudur.

YANLIŞ İNANIŞLAR/MİTLER

Toplumda genel kabul gören girişimciliğe dair bazı inanışlar vardır ve bunların birçoğu gerçeği yansıtmaz.

Yanlış İnanış: Girişimci doğulur, sonradan olunmaz.

Açıklama: Bazı doğal yetenekler olabilir ama bunların ortaya çıkarılması gerekir. Ayrıca, girişimciliğin temelinde olan birçok yetenek, bilgi, tecrübe ve ilişki ağını yıllar içinde geliştirerek girişimcilik kapasitesi oluşturmak mümkündür. Sahip olunması gereken en önemli değer özgüven ve takım çalışmasıdır. Mutlaka başaracağım diyebilmeli ve aynı fikir ve duyguları paylaşan iş ortakları takım arkadaşları ile paylaşılmalıdır.

Yanlış İnanış: Sermaye yeni iş için en önemli girdidir.

Açıklama: EÄŸer yetenek ve/veya yeni fikir var ise zor da olsa sermaye bulunabilir, oysa sermaye ile yetenek ve/veya yeni fikir bulunamaz. Sermaye sadece bir araçtır. Kendi tecrübelerimden çok iyi biliyorum… Zira ben iÅŸimi Sıfır Sermaye ile kurdum.. Leasing yapmadım, banka kredisi veya borç almadım. Sadece iÅŸimi kurarken bir yandan da satış yapmaya çalıştım. Ve yaptığım ilk satışlarla ÅŸirket kuruluÅŸ masrafları ve ofis kuruluÅŸ masraflarını karşıladım. İlk aldığım iÅŸ de yurt dışından bir yazılım iÅŸiydi.

Yanlış İnanış: Herkes yeni bir iş kurabilir.

Açıklama: İş kurmak işin en kolayıdır, önemli olan şirketin devamını sağlamak, büyütmek ve kalıcı olmaktır. Girişimci için önemli olan fikrin başarılı şekilde ticarileşmesini ve/veya toplumsal faydaya dönüşmesini sağlamak ve geliştirmektir.

Yanlış İnanış: Girişimciler kumarbazdır.

Açıklama: BaÅŸarılı giriÅŸimciler tüm riskleri dikkatlice hesaplayanlardır. Ülkemizde önümüzü görmek ne kadar zor olsa da giriÅŸimcilerin risk analizi yapmaları gerekmektedir. En önemli riskiniz zamandır. Çünkü zaman en deÄŸerli ÅŸeydir. HaberleÅŸmenin olmadığı dönemlerde birçok buluÅŸ dünyanın dört bir köşesinde hemen hemen aynı zamanlarda gerçekleÅŸtirilmiÅŸtir. Unutmayın ki sizin düşündüğünüzü baÅŸkaları da düşünüyor. Elinizi çabuk tutmalısınız…

Yanlış İnanış: Girişimciler genç ve enerjik olmalıdır.

Açıklama: YaÅŸ bir sınır deÄŸildir. Ama ÅŸurası bir gerçek ki gerektiÄŸinde hayat standardından fedakarlık edemeyecek birisinin giriÅŸimci olabilmesi daha zor olabilir. Hayat standardı da yaÅŸlandıkça vazgeçilmesi zorlaÅŸan bir ÅŸey olduÄŸundan giriÅŸimciliÄŸin yaÅŸla dolaylı da olsa bir baÄŸlantısı var. Genel ortalama 30′lu yaÅŸlar olmakla birlikte 60′lı yaÅŸlarında baÅŸarılı olan birçok giriÅŸimci vardır.

Yanlış İnanış: Başarılı girişimci, iyi okul performansı gösterir.

Açıklama: Girişimcilik yaratıcılık, motivasyon, bütünsellik, liderlik, takım kurma, analitik yetenek ve belirsizliklere ve zorluklarla başa çıkma yeteneklerinin karışımıdır. Dolayısıyla sadece okul performansı girişimcilik için gösterge olamaz. Hele hele, Lise birincilerinin üniversite sınavını kazanamadığı, üniversite birincilerinin iş bulamadığı bir ülkede, eğitim girişimcilik için hiç sağlıklı bir gösterge olmaz.

GİRİŞİMCİLİĞİN ÖNEMİ

· İşsizlik sorununa önemli bir çözüm olanağı sunduğu gibi ayrıca ekonomik büyümenin dinamosudur.

· Girişimci, ekonomik kaynakların düşük üretkenlik alanlarından yüksek alanlara aktarılma sürecinde baş aktördür, çünkü üretim kaynaklarını yeni bir tarzda birleştirerek kullanılmayan üretim faktörlerinin kullanılmasını sağlar, ama daha önemlisi kullanılmakta olan üretim araçlarının ve mevcut girdilerinin değişik şekillerde kullanımı ile üretimi artırır.

· Girişimci yeni düşüncelerin yaratılması, yayılması ve uygulamasını hızlandırır, ayrıca yeni endüstrilerin doğmasına yol açar, teknolojileri kullanan sektörlerde verimliliği artırır ve hızla büyüyen sektörler yarattığı için ekonomik büyümeyi hızlandırır.

TÜRKİYE’NİN DURUMU

Ülke Gelişimi Karşılaştırması

BirleÅŸmiÅŸ Milletler GeliÅŸme Programı tarafından çok sayıda sosyal, ekonomik, eÄŸitim ve politik faktörler göz önüne alınarak 2002 yılında yapılan İnsani GeliÅŸim Endeksi’nde Türkiye, 173 ülke içinde 85′inci sıradadır. Türkiye eÄŸitim, saÄŸlık, gıda, kadın ve çocukların durumu ve okuryazarlık gibi göstergelerde Küba, Malezya, Libya ve Ermenistan’dan daha kötü performans göstermektedir ve Avrupa’da sadece Arnavutluk ve Moldavya’dan iyi konumdadır.

Teknoloji Karşılaştırması

2000 yılında GSMH’nın sadece % 0,6’sını AraÅŸtırma-GeliÅŸtirme’ye (Ar-Ge) harcayan Türkiye’ye karşılık, İsveç % 3,8′ini, Finlandiya % 3,3′ünü, Japonya % 3,1′ini, İsrail % 2,8′ini ve ABD % 2,7’sini harcamaktadırlar. Türkiye’yi karşılaÅŸtırdığımız ülkeler grubu içinde sadece Meksika Türkiye’den daha az kaynağı Ar-Ge’ye harcıyor. Güney Kore Türkiye’nin 4,5 katı, İrlanda ise 2,6 katı Ar-Ge’ye kaynak ayırmaktadırlar.

İnsan Kaynakları & Eğitim Karşılaştırması

Türkiye karşılaştırma yapılan ülkeler arasında % 30 ile en fazla genç nüfus (0-14 yaş grubu) oranına sahip olan iki ülkeden biridir (diğeri Meksika). Bu genç nüfusa rağmen işsizlerin çoğunluğu (% 64) 30 yaşın altındaki gençlerdir.

Türkiye, eğitim konusunda sınıfta kalmıştır, çünkü okuma yazma bilmeme oranı yüksektir ve orta ve yüksek öğretimde eğitime katılan öğrenci oranları düşüktür.

Finans Karşılaştırması

Türkiye’de her büyüklükteki firmanın baÅŸlıca sorunlarından biri finansmandır. Türkiye’nin toplam ulusal kredi miktarı diÄŸer ülkelerle karşılaÅŸtırıldığında düşüktür.

Türkiye’de özel sektöre verilen ve bankalarca saÄŸlanan kredilerin GSYİH içindeki payları karşılaÅŸtırma yapılan ülkeler arasında bir tek Meksika’dan iyidir.

Yenilikçi ve teknolojiye dayalı firmaların geliÅŸmesinin arkasındaki en büyük destek olarak görülen risk sermaye sektörü, Türkiye’de henüz emekleme sürecine dahi girememiÅŸtir.

Yasal Düzenlemeler Karşılaştırması

Kamu dengesindeki bozulmaya paralel ortaya çıkan kaynak arayışı, kendini artan vergi oranları olarak göstermiÅŸ ve Türkiye, son on yıllık süre zarfında, kamu gelirlerini önemli ölçüde artırmıştır. OECD’nin yayınladığı vergi istatistiklerine bakıldığında, 1995-2000 yılları arasında OECD ülkelerinin ortalama vergi yükü %36.1′den %37.4′e yükselirken, Türkiye’de hızlı bir artış yaÅŸanmış ve vergi yükü aynı dönemde %22.6′dan %33.4′e yükselmiÅŸtir. 2001 yılı için toplam vergi gelirlerinin GSYİH içindeki oranı ele alındığında Türkiye’nin %35.8 ile OECD (%37.4) ve AB (%41.6) ortalamalarından daha düşük vergi yüküne sahip olduÄŸu görülmektedir. Özet olarak, Türkiye’de vergi yükü ekonomik gerekçeleri gözetmeksizin sürekli artış göstermekte, buna karşılık mükellef sayısında bir geliÅŸme yaÅŸanmaması yatırımcılar açısından vergi ortamını içinde yaÅŸanabilir olmaktan uzaklaÅŸtırmaktadır. Ayrıca, bütçe açıkları süreklilik kazanmış, kayıt dışı ekonomi büyümeye devam etmiÅŸ ve vergi sisteminin bir strateji çerçevesinde yeniden yapılandırılarak orta ve uzun vadeli ekonomik ve sosyal perspektiflerle uyumlu hale getirilmesi sürekli ertelenmiÅŸtir.

Vergi öncesi kar üzerinden alınan ortalama kurumlar vergisi oranları açısından Türkiye’nin İngiltere ile aynı, ABD’den ise daha düşük vergi uyguladığı görülür. Türkiye’nin yarısı kadar kurumlar vergisi uygulayan İrlanda ve Hong Kong, ÅŸirket karlarından en az vergi alınan ülkelerdir. Gelir vergisi oranlarına gelince, kiÅŸi başına GSYİH’nın %28′inin vergi olarak ödendiÄŸi Türkiye, gelir vergisi uygulamayan Çin ve Hindistan’ın birinci olduÄŸu sıralamada, 49 ülke arasında 40′ıncıdır. Türkiye’nin dolaylı vergiler yükü de OECD ve AB ülkelerine nispeten yüksektir. İşverenin zorunlu sosyal sigorta payına katkısının kiÅŸi başı GSYİH açısından Türkiye, bu oranın uygulanmadığı Çin ve Hindistan’ın 1. olduÄŸu sıralamada, 49 ülke arasında 33′üncüdür.

Türkiye, çalışma yasaları, ÅŸirketlere yönelik mevzuatlarda yaÅŸanan sorunlar ve bürokratik engeller yüzünden iÅŸ ve yatırım yapmaya uygunluk açısından kötü bir performansa sahiptir. İş ve yatırım yapmaya uygunluÄŸu ölçen birçok istatistik çalışmasında Türkiye oldukça kötü bir performans göstermektedir. ÖrneÄŸin, Ekonomist dergisinin endeksinde, 1996-2000 döneminde 60 ülke arasında yapılan iÅŸ ve yatırım yapmaya uygunluk deÄŸerlendirmesinde Türkiye 42′nci olmuÅŸtur. Bu oranın 2001-05 için yapılan tahmini senaryoda 46′ncılığa gerileyeceÄŸi tahmin edilmektedir. Benzer bir çalışma yapan BirleÅŸmiÅŸ Milletler Ticaret ve GeliÅŸme İşbirliÄŸi kurumunun endeksinde 1988-90 döneminde 112 ülke arasında 71′inci sırada olan Türkiye, 1998-2000 döneminde 137 ülke arasında 122′nci olmuÅŸtur. Bu endeksin ilk altı ülkesi sırasıyla ÅŸunlardır: Belçika, Lüksemburg, Hong Kong, İrlanda, İsveç ve Hollanda.

GİRİŞİMCİLİK PERFORMANSI

Uluslararası giriÅŸimcilik endeksinde kullanılan 100 yetiÅŸkin içinde ÅŸirket kuran insanların sayısına bakıldığında Türkiye 29 ülkeden daha az sayıda giriÅŸimciye sahiptir. Türkiye’de her 100 yetiÅŸkin içinde ÅŸirket kuran sayısı 4,6 iken bu sayı Meksika’da 18,7, İrlanda’da 12 ve ABD’nde 11,7′dir.

Yeni kurulan ÅŸirket sayıları açısından da Türkiye kötü bir performans göstermektedir. OECD üye ülkelerinde yeni kurulan iÅŸyerlerinin tüm iÅŸletmeler içinde oranı % 11-17, kapanan iÅŸyerlerinin oranı da % 9-14 arasında deÄŸiÅŸmekteyken, Türkiye’de bu oranlar sırasıyla % 3,5 ve % 0,9′dur.

Türkiye nüfusunun önemli bir giriÅŸimci potansiyeli olan kadınlar ve gençler giriÅŸimci olarak deÄŸerlendirilememektedir. Tüm iÅŸverenler arasında kadınların oranı % 3,3 gibi oldukça düşük bir orandır ve 30 yaşın altında bulunan gençlerin % 64′ü iÅŸsizdir.

GiriÅŸimci sayısıyla ilgili ilginç bir bulgu, giriÅŸimci erkek ve kadınların oranlarıdır. Çıkış ve iniÅŸlere raÄŸmen, kendi hesabına çalışan kadınlar toplam kendi hesabına çalışanların % 10′u civarındadır. Tüm iÅŸverenler içinde kadınların oranı ise % 3,3 gibi çok düşük bir orandır. Hem iÅŸverenleri, hem de kendi hesabına çalışanları giriÅŸimci diye düşünürsek Türkiye’de erkek giriÅŸimciler, kadın giriÅŸimcilerin 7 katıdır. GiriÅŸimciyi sadece iÅŸveren olarak tanımlayan uluslararası bir çalışmada bulunan 29 ülke sonuçlarına göre ise erkek giriÅŸimcilerin kadın giriÅŸimcilerin iki misli olduÄŸu saptanmıştır. Bu tanıma göre Türkiye’de erkek giriÅŸimciler kadın giriÅŸimcilerin 29 katıdır.

Türkiye genelinden şehirlerin girişimcilik performansına inildiğinde ise girişimcilik performansı en gelişkin olan illerin sadece İstanbul ve Kocaeli olduğu görülmektedir.

BİZE DÜŞEN GÖREVLER NELER?

Bu analizlerden yola çıkarak, Türkiye’de giriÅŸimciliÄŸin geliÅŸtirilmesi için yapılması gerekenlerden bazıları aÅŸağıdaki ana baÅŸlıklarda özetlenebilir:

1. Girişimcilik ile ilgili açık ve net bir vizyon oluşturulmalı, buna bağlı stratejiler geliştirildikten sonra hükümet programlarında öncelikli olarak yer almalıdır.

2. Şirket kuruluşu, işleyişi ve kapanışına ait bürokratik engeller azaltılmalıdır.

3. Vergi işlemleri kolaylaştırılmalıdır.

4. Teknoloji transferinin başarılı biçimde gerçekleşmesini sağlayacak örgütler oluşturulmalıdır. Yeni teknoloji kullanımı yatırım tutarı ne olursa olsun vergilerden yatırım indirimi yapılarak teşvik edilmeli.

5. KOBİ’ lere verilen krediler artırılmalıdır.

6. Finansman seçenekleri artırılmalı leasing teşvik edilmeli ve risk sermaye sektörü kurulmalıdır, desteklenmelidir.

7. Girişimciler ve girişimciliği destekleyen kuruluşların oluşturduğu platformlar/ girişimci ağları kurulmalı ve bu platformlar aracılığıyla koordinasyon sağlanmalıdır.

8. Girişimciliğin desteklendiği bir kültürel ortamın yaratılması için topluma olan katkısı ve ekonomik büyümedeki önemli rolünün anlatılması gerekmektedir.

9. Teknolojik girişimcilik başta olmak üzere her tür girişimcilik performansı düzenli olarak ülke çapında ölçülmeli ve uluslararası ekonomilerle karşılaştırmalıdır. Dış ticaret mevzuatına teknoloji ihracatı için yeni eklemeler yapılmalıdır.

10. Eğitime yapılan yatırım artırılmalı, girişimci eğitim merkezlerine destek verilmelidir.

11. Vergi sistemi yeniden yapılandırılmalı, kayıt dışı ekonomi kayıtlı hale getirilmelidir.

12. Büyük küpürlü paralar tedavülden kaldırılmalı (Prof. Dr. Osman AltuÄŸ’un projesi), kredi kartı ve EFT ile ödeme özendirilmelidir.

13. Girişimcileri teşvik edecek bir ortam için kamu borçlarının azaltıldığı, yolsuzlukların engellendiği ve faiz ve enflasyonun düşürüldüğü bir ortam yaratılmalıdır.

14. Politik süreklilik ve istikrar sağlanmalıdır.

Yapılması gerekenler listesinde belirtilen ilk 10 madde doğrudan girişimciliğe etkisi olacak önlemler ve önerileri içermektedir. Son beş madde ise ülke genelinde yapılması gereken çok genel önermelerdir. Fakat unutmamak gerekir ki, genel ülke altyapısı güçlendirilmeden girişimcilik ile ilgili yapılan faaliyetler ve iyileştirmeler bir sonuç vermeyecektir.

Ekonomik büyümeyi baÅŸaran ülkeler incelendiÄŸinde görüldüğü gibi, endüstriyel yapının iyileÅŸtirilmesi, rekabet gücünün artırılması, ekonomik büyümenin hızlandırılması, istihdamın artması ve gelir düzeyinin iyileÅŸtirilmesi için ekonomik yapının giriÅŸimci ve yenilikçi olması gerekir. Bu yüzden, ekonomik canlanmayı saÄŸlamak ve sık sık sürüklendiÄŸi krizlerden kurtulmak için Türkiye’nin günü kurtaran geçici çözümler deÄŸil uzun vadeli bir çıkış yolu bulması gerekir ve bu yol giriÅŸimcilikten geçmektedir.

Girişimin Önemi

Hem kendi ideallerinizi gerçekleştirmek adına hem de ülkemize faydalı birer işadamı olmak adına bunu yapmalısınız. Denemeden başaramazsınız. Ama sakın sadece işsiz kaldığınız için girişimci olmaya kalkmayın. Zira, işsiz kalmanız girişimci olmanıza ancak ve ancak vesile olabilir.

Tabi bir de şu var; girişimciliği okuluna giderek öğrenebilir misiniz? Elbette ki bu da mümkün. Böyle bir okul bulabilirseniz çok faydalı olabilir.

Åžurası bir gerçektir ki ideallerinizi gerçekleÅŸtirebileceÄŸiniz bir ortamı ücretli çalışma hayatında kesinlikle bulamazsınız. İşinizle ilgili sizin ürettiÄŸiniz fikirler/projeler hep müdürlerin, genel müdürlerin baÅŸarı hanesine yazılır. Ve onlar için bir tehdit unsuru olduÄŸunuz gerçeÄŸi iÅŸsiz kalmanıza bile sebep olabilir. Tecrübeyle sabit…

Aynı zamanda ülkemizin temel sorunlarından biri olan "İşsizlik Sorunu" da sizin gibi girişimcilerin sayesinde büyük ölçüde çözümlenebilecektir. Zira kurduğunuz iş mutlaka birilerine istihdam olanağı sağlayacaktır. 1 kişi, 2 kişi veya 100 kişi hiç farketmez, yaptığınız katkı çok büyük. İşiniz "One Man Show" olsa bile! En azından işsizler hanesinden bir kişi eksilecek üretenler hanesine bir kişi yazılacaktır. Ki bu bile 2-0 öne geçmek demektir.

İdeal Girişim Çağları?

Girişiminizi yapabileceğiniz en ideal yaş nedir? Bence Üniversiteyi bitirmeden hemen önce veya bitirdikten en geç 1 sene sonra girişiminizi gerçekleştirmeniz gerekmektedir. Yoksa maaşla çalışmanın getireceği rehavetten kolay kolay kurtulamazsınız. Tabiki bunu yapabilmeniz için üniversite yıllarınızı boş geçirmemiş olmanız gerekir. Mesela bir kulüpte faal olarak görev almak, stajınızda fotokopi odasından kurtulabilmiş olmak önemli faaliyetlerdir. Öğrencilik tabiriyle; "Sudan çıkmış balık olmamanız gerekir."

Ne yapacaksınız ve nasıl yapacaksınız?

Öncelikle yapmayı düşündüğünüz işle ilgili bir yapılabilirlik (Fizibilite) çalışması hazırlamanız gerekir. Bu konuda internette birçok örnek ve kaynak bulabilirsiniz.

Bu çalışmadan sonra hemen bir İş Planı yapmalısınız. Pazar Araştırmaları, Pazarlama ve Satış Planları, İşgücü Planları, Tahmini Satış Rakamları, Finansal Veriler genel olarak birbiri ile uyumlu olacak şekilde ve mantıklı dayanaklarla hazırlanmalı, fazla hayalci olmamalı.

İlk zamanlarda ne yapacağınıza karar vermişsinizdir ama nasıl yapacağınız konusunda sürekli değişiklikler olur. Çünkü teknolojiler ve uygulamalar da sürekli gelişir ve değişir. Bu değişimi özümseyebilmeniz gerekmektedir. Sırf trendi takip etmek için bir yöne giderseniz hapı yuttunuz demektir. Yeni teknoloji lansmanlarında reklamlara sakın kanmayın! Ürünü iyice incelemeden bu alanda yoğunlaşmak gibi bir risk almayın. Siz tam kendinize bir yol, bir strateji belirlemişken birden yepyeni uygulamalar çıkar ve siz yine bu yeni uygulamaları kovalamak zorunda kalırsınız.. Yaptığınız planlara uymaya çalışın ve her aksaklıkta planlarınızı revize etmekten de korkmayın.

Girişiminizi, Ürününüzü Kime Satacaksınız?

GiriÅŸiminizi baÅŸarıya dönüştürebilmeniz için kimlerle iÅŸ yapacağınızı anlamanız gerekir. Türkiye’deki ve Dünya’daki ÅŸirketlerin ve ürünlerin soy aÄŸacını ana hatları ile çıkartabilmelisiniz. Mesela; hangi marka kime ait… Kim kiminle iÅŸ yapıyor… Åžirketlerin yönetiminde kimler çalışıyor… Aile iliÅŸkileri… edinmeniz gereken temel bilgiler. İş dünyasından uzak birisinin giriÅŸim yapabilmesi mümkün deÄŸil demiyeceÄŸim ama çok zordur. Zira bu iliÅŸkiler yumağını (Matrix) tanımlayamazsanız bu yumaÄŸa dolanır kalırsınız.

Peki bu ÅŸirketleri, CEO’ları nasıl tanıyacak ve onlarla nasıl tanışacaksınız? Fuarlara, konferanslara katılın ve bol bol dinleyin. Kokteyllere katılın, içkinizi (veya meyvasuyunuzu) için, çerezinizi yiyin.. Ayak üstü birilerine hemen yanaşın. En kodaman amcalarla muhabbete girin. Terslenebilirsiniz yılmayın. Çünkü onların çoÄŸu da orada birileri ile konuÅŸmak ve tanışmak için bulunuyor. Kalabalığa karışın ki yeni insanlarla tanışasınız. İleride bu tanıştığınız kiÅŸiler sizin için bir bilgi kaynağı, bir partner ve hatta bir müşteri olabilir.

Nasıl Pazarlayacaksınız

İlk aylarda hiç pazarlama yapmanıza gerek yokmuş gibi gelir size. Çünkü kendinize göre siz çok değerlisinizdir. Fikirleriniz de çok değerlidir, ürünleriniz de, ama sadece size göre. Müşteri size gelecek sanırsınız. Yanılıyorsunuz.. Fikirleriniz ne kadar değerli olursa olsun müşterinin ayağına siz gitmek zorundasınız. Ve de bıkmadan usanmadan anlatmanız gerekir, kendinizi, ürünlerinizi. Kendinizi de anlatmalısınız, çünkü "İnsanlar sevdikleri şeyleri sevdikleri insanlardan alır." Yani kendinizi sevdirmek zorundasınız. Ama bıktırmadan anlatmaya dikkat edin.

En kötüsü ise hiç referansınız yoktur. Ve herkes de size "Bizim sektörden kiminle çalıştınız" demektedir. Siz de kendi kendinize "Ah birkaç müşteri kopartabilsem o zaman kimse beni tutamaz" dersiniz.. Bu sorunu yavaş yavaş aşarsınız.. Merak etmeyin ilk 1 seneyi kazasız belasız atlatabildiyseniz fena sayılmayacak sayıda referans yapmışsınız demektir. Artık referanslarınızda nitelik aramaya başlarsınız.. Yani daha büyük ve tanınmış firmalara yönelme ihtiyacı hissedersiniz.

Büyük müşterilerde rekabet daha yoğun bir şekilde karşınıza çıkar.. Büyük şirketlerle çalışmanın olumsuz bir tarafı da işler çok ağır yürür; "Yönetim Kurulundan imza bekliyoruz.", "X Departmanından henüz bana dönmediler." gibi gerekçeler öne sürerler. En çok pazarlığı da büyük şirketler yapar ve de paranızı ödemeyi de hep geciktirirler. Büyük firmalarla çalışmanın birçok iyi tarafı da vardır diye sıralanan birçok gerekçenin hemen hepsi geçersizdir. En önemli gerekçeniz yapılacak işin karşılığında alınacak para ve referans listenize ekleyeceğiniz sağlam markalar/logolardır.. Dolayısı ile büyük şirketlerle mutlaka çalışın en azından önem verdiğiniz birkaç sektörde hedefler belirleyin ve maliyetine de olsa mutlaka iş yapın. Çünkü bu referanslar küçük şirketlerin gözünde sizin değerinizi arttıracaktır.

Küçük Müşterilerle çalışmanın da avantajları vardır; mesela rekabet yok denecek kadar azdır, bürokrasiye takılmazsınız, paranızı zamanında alırsınız. Küçük ÅŸirketler borçlarına sadıktırlar. Küçük ÅŸirketlerle çalışmanın dezavantajı ise bu tür ÅŸirketlerin yeni teknolojiler vb. konularda bilgili elemanları yoktur. Kendinizi anlatmakta güçlük çekebilirsiniz. Dolayısı ile gereksiz ayrıntılara girmeyin, iÅŸinizi nasıl yapacağınız ve hangi teknolojileri kullanacağınız gibi ayrıntıları anlatmanıza gerek yok.. Direkt olarak iÅŸinizi yapın. DiÄŸer bir dezavantaj ise ne istediklerini tam olarak bilemezler. İstedikleri ÅŸeyin ne olduÄŸunu çok iyi tanımlayın ve onlara da projeye baÅŸlamadan önce mutlaka onaylatın. Zira yaptığınız bir iÅŸi tekrar tekrar yapmak en tatsız ÅŸeylerden biridir. Size hem zaman hem para kaybettirir. Müşterinizle külahları deÄŸiÅŸtirme noktasına bile gelebilirsiniz. Aman dikkat…

Risk Sermayedarlarından Yatırım Almak İçin İş Planı Nasıl Hazırlanır?

Risk sermayedarlarına gitmeyi düşünmüyorsanız bile bu iş planını mutlaka yapın çünkü fikrinizi, girişiminizi önce kendinize satabilmelisiniz. Bu iş planı ile girişiminizin güçlü ve zayıf yönlerini görme şansınız da olur. Aynada kendini ikna edebilmek gibi birşey yani.

İş planınızın özeti kısa olmalı ve hazırlayacağınız demeç iki sayfayı aşmamalıdır. Bu alan içinde bütün iş planınızın özeti yer almalıdır.

İş planınızın temel unsurları şunlar olmalıdır:

1. İşin genel kavramı: İşin kendisini, ürünleri ve satılacak pazarı açıklayın. Tam olarak ne satılacak, kime satılacak, kimlerle rekabet edilecek gibi konularda bilgi verin. Ayrıca sizi rekabette farklı kılan özel rekabet gücünüzü tanımlayın.

2. Finansal özellikler: Önemli finansal noktaları, örneğin satış hedefleri, kârı, nakit akışı ve yatırımın geri dönüşünü öne çıkarın.

3. Finansal gereksinimler: Tam olarak işi başlatıp ve büyütmek için ne kadar sermaye gerektiğini ifade edin. Bu sermayenin nasıl kullanılacağını açıklayın.

4. Nihai durum: Şirketin güncel durumu ve bununla ilgili önemli bilgileri sağlayın (kuruluş tarihi, sahipler, çalışanlar, vs.). Yönetim kurulunun kısa özgeçmişlerini eklemeyi unutmayın.

5. Pazar ve rekabet: Sektörün Türkiye’deki ve uluslararası arenadaki durumunu, pazarın büyüklüğünü, rekabet içinde olduÄŸunuz kurumları açıklayın. Rekabet gücünüz ile ilgili olumlu ve olumsuz yönleri açıklayın.

6. Büyük başarılar: Şirketin başarısı için büyük önem taşıyan gelişmeleri açıklayın. Bu tür gelişmeler; patentler, prototipler, konum avantajı, her türlü ürünün gelişmesi için çok önem taşıyan siparişler veya yaptığınız bir deneme pazarlamasının sonuçlarını kapsayabilir.

Genel İstatistikler

Amerikadaki istatistiklere göre yeni kurulan iÅŸletmelerden %17 si ilk 2 yıl içinde kapanıyor. İlk 2 yılı atlatan ÅŸirketlerin sadece %8′i kapanıyor. DiÄŸerleri yollarına uzun yıllar devam ediyor.

Åžirketleri; çalışanları olan ve çalışanları olmayan (tek kiÅŸilik) ÅŸirketler olarak ikiye ayırırsak; Çalışanları olduÄŸu halde kapanan ÅŸirketlerin % 57’sinin ve çalışanları olmayan (tek kiÅŸilik) ÅŸirketlerin %38′inin sahiplerinin iyi bir iÅŸ teklifi aldığı için ÅŸirketini kapattığı gerçeÄŸi de aslında bu kapanan ÅŸirketlerin önemli bir bölümünün gerçekte batmadığını ortaya koyuyor.

Türkiye ile ilgili elimizde güvenilir bir istatistik olmamakla birlikte ekonomik konjonktürün sürekli deÄŸiÅŸkenliÄŸi, siyasi istikrarsızlık, bürokratik iktidarsızlık, para ve iÅŸ piyasalarının oynaklığı, giriÅŸimi özendirici/destekleyici faaliyetlerin olmaması gibi pek çok faktör benzeri istatistiklerin Türkiye’de çok daha yüksek olması gerektiÄŸine iÅŸaret ediyor. Elimizdeki tek istatistiki veri olan TOBB’un verilerine göre yılda yaklaşık 55.000 ÅŸirket kuruluyor, yaklaşık 28.000 ÅŸirket de kapanıyor. Yeni kurulan ÅŸirketlerin ne kadarının, ne kadar zaman sonra kapandığına dair bir istatistiÄŸe maalesef ulaÅŸamadım. Böyle bir istatistiÄŸe sahip olan varsa kaynağını da belirterek emailime gönderebilir.

Sonuç

Ülkemizde girişimciliğin çok fazla desteklenmediği bir gerçek. Ülkemizde kurulan risk sermayesi şirketleri girişimciliğin desteklenmesi adına olumlu bir gelişme. Ama olumsuz tarafı bu yatırımcıların veya şirketlerin işe başlamamış projelere, satış yapmaya başlamamış girişimlere yatırım yapmaması..

Ayrıca özel şirketler sponsorluğunda birtakım girişim merkezleri kurulmuştur. Sadece sosyal katkı amacıyla ve dolaylı beklentiler amacıyla kurulduğu söylenen bu merkezler amaçlarını değiştirmiş, üzerilerindeki kuzu postunu atmışlardır. Uzun bir süre gayet başarılı çalışmalara imza atmış bu merkezler de artık yozlaşarak ticari kaygılara ve projeleri sahiplenmeye başladılar. Bu merkezlerin yöneticilerinin de girişimciler arasında menfaat karşılığı kayırma yaptığı yönünde bir takım ciddi bulgular var. Dolayısı ile bu gibi merkezlerin de girişimciliği destekleyemeyeceği ortaya çıkmış oldu.

Peki giriÅŸimcilere kim destek verecek veya vermeli; bence 2 alternatif var: 1. Devletimiz 2. GiriÅŸim Okulları. Maalesef ÅŸu anki yasalar ve yönetmelikler giriÅŸimcilere yeterli desteÄŸi veremiyor. İmalat yapmayan, yani hizmet sunan projelere neredeyse hiç destek vermiyor. Vergi Muafiyeti, düşük faizli kredi imkanları ve eÄŸitim desteÄŸi devletimizin giriÅŸimcilere saÄŸlayabileceÄŸi imkanlar. Bu konuda çeÅŸitli otoritelerin çalışmaları olmakla birlikte henüz somut, radikal bir adım atılmış deÄŸil. Umarız… demekle kalıyoruz.

Bir de "Girişimcik Okulu" olsa çok faydalı olurdu. Girişim yapmak isteyenler, veya girişimini yapmış ama iş modellerinde aksaklıklar eksiklikler olanların bilgilenebileceği bir rehber olsa harika olurdu. Sizce de öyle değil mi? Bu misyonu da Üniversiteler ve Eğitim Firmaları üstlenebilir. İşte burada biz birşeyler yapabiliriz. Öyle değil mi?

KAYNAK

Doruk Aktoprak

doruk@verim.com

Html Rehberi

Salı, 06 Kasım 2007

HTML REHBERİ

SunuÅŸ

Bu kitapçıkta, Internet ve firmaların kendi yerel aÄŸları içinde kuracakları dahilî Internet (intranet) için gerekli dosyaları oluÅŸturma yollarından biri, HTML dilinin temel bilgileri yer alıyor. HTML için “dil” dedik; ama bu biraz açıklamaya muhtaç bir ifade.

Farklı bilgisayarlar ve kelime-iÅŸlem programları arasında, yazı dosyalarının biçimlendirilmesinde ortak bir yöntem bulma çabası, 1986’da, Dünya Standartlar Enstitüsü tarafından Standart GenelleÅŸtirilmiÅŸ İşaretleme Dili (Standart Generalized Markup Language, SGML) adıyla birleÅŸtirildi. Burada kullanılan dil, “program yazma dili” teriminde olduÄŸundan pek de farklı deÄŸil. Fortran, Basic, Cobol gibi bir program yazma dili, bilgisayara, kendisine verilecek talimatların nasıl bir yöntemle verileceÄŸini ve bu talimatlar üzerine ne yapması gerektiÄŸini belirtir. SGML ile ondan türetilen HTML ve XML “dilleri” kullanılarak oluÅŸturulan belgeler, programlama dillerinden farklı olarak doÄŸrudan bilgisayarın iÅŸletim sistemine deÄŸilse bile bir yazılıma, örneÄŸin kelime-iÅŸlemcisine ya da veri-iÅŸlemcisine “aÅŸağıdaki veriyi ekranda şöyle göster, yazıcıdan da şöyle çıkart” anlamına gelen komutları da içerdiÄŸine göre, bir anlamda “dil” sayılabilir.

Ne var ki, SGML ve ondan türetilen HTML ve XML’in bir uygulama programı tarafından anlaşılabilmesi için, bu yöntemle kendisine verilecek bilgileri nasıl iÅŸleyeceÄŸine iliÅŸkin bilgilerin önceden, programın içine iÅŸlenmiÅŸ olması gerekir. Yani, bir programın HTML’i anlayabilmesi için, içinde HTML’i anlama ve yorumlama komutlarının olması gerekir. Bu anlamda, iÅŸin program tarafı baÅŸka birisi tarafından yapılmış sayılabilir; bizim HTML ile yaptığımız sadece veri oluÅŸturmak ÅŸeklinde yorumlanabilir. Bu açıdan SGML ve türevleri dil sayılamazlar.

Gerçek bilgisayar programcıları, HTML gibi, bilgisayara hem bilgileri, hem de bu bilgilerin nasıl iÅŸleneceÄŸini gösteren “metinleri” dil saymazlar. İster “dil” sayılsın, ister sayılmasın, HTML, kısaca tanımlarsak, Netscape Navigator, Internet Explorer, Mosaic, Spry gibi, bilgisayar kullanıcısı, bilgisayar ve Internet arasında arabirim görevi yapan programların anladığı bir veri ve komut ulaÅŸtırma yöntemidir; diÄŸer bilgisayar programlarından farklı olarak sabit disk veya disket gibi bilgisayar kayıt ortamlarına kaydedilirken, düz yazı olarak kaydedilir; herhangi bir düz yazı programı ile oluÅŸturulabilir, okunabilir ve deÄŸiÅŸtirilebilir. DiÄŸer bilgisayar programlarından farklı olarak, disk ve disketlere yazılırken Binary-İkili sistemle yazılmaz; içinde 16 Tabanlı-Hexadecimal komutlar yoktur; herÅŸey standart düz yazı olarak yer alır. Buna karşılık herhangi bir düz yazı dosyasından farklı olarak “metnin” içinde “<” ve “>” iÅŸaretleri arasında yeralan Ingilizce bazı komut-kelimeleri vardır.

HTML, önceleri Macintosh ardından IBM uyumlu bilgisayarlarının yardım dosyalarının oluÅŸturulmasında kullanılan bir yöntem olarak yaygın bir kullanım alanı buldu. Ancak, HTML kısaltmasının açık ÅŸekli olan Hypertext Markup Language’de geçen Hypertext terimi, 1950 yılında Ted Nelson adlı bir bilgisayar uzmanı tarafından içinde “hot,” yani baÅŸka bir metinle veya resimle ilintilendirilmiÅŸ noktalar bulunan metin anlamına kullanılmıştı. Apple firması, bu yöntemi ekranda gösterilen yardım metinlerinin içinde bir kelimeyi veya simgeyi tıklayarak ilgili baÅŸka bir baÅŸka metne veya simgeye gitme yöntemi olarak kullandı. Metinler böylece “hyper” hareketli hale geliyordu.

1989 yılında, Avrupa Parçacık FiziÄŸi [Atom] Laboratuvarı CERN uzmanlarından Tim Berners-Lee, laboratuvar yönetimini ortak bir yazı biçimlendirme sistemine ikna edebilmek için, “Enformason Yönetimi: Bir Öneri” baÅŸlıklı bir rapor hazırladı. Bu raporda, daha sonra bugünkü Internet’in temeli olacak bilgisayar ÅŸebekeleri arası aÄŸda bilgi alış veriÅŸi için Hypertext’in ortak yöntem olmasını önerdi. Ve bu öneri bugün dördüncü sürümüne ulaÅŸmış olan HTML dilinin temeli oldu.

Bugünkü Internet’i Internet yapan iki unsur var. Birincisi bilgisayar arası iletiÅŸimi gerçek zamanlı olmaktan çıkartan baÄŸlantı protokolünün (HTTP) geliÅŸtirilmesi; diÄŸeri ise HTML dilinin ortak dil olarak benimsenmesini mümkün kılacak basitlikte olmasına karşın, bir metnin biçimlendirilmesi ve resim, ses, video gibi diÄŸer unsurlarla bütünleÅŸtirilmesini saÄŸlayabilecek yeterlikte olması. Bunu biraz açalım:

Bugünkü Internet’in temeli olan üniversiteler ve araÅŸtırma kurumlarının bilgisayar aÄŸlarını birbirine baÄŸlayan aÄŸlar 1980’lerin baÅŸlarında baÄŸlantının gerçek zamanlı olmasını gerektiriyordu. Internet’in adı da aÄŸlar-arası aÄŸ anlamına gelen İngilizce “Inter-networks-network: Inter-net kısaltmasından doÄŸuyor. Bir bilimadamı bir baÅŸka bilimadamının bilgisayarının bulunduÄŸu aÄŸa baÄŸlandığı zaman, bu baÄŸlantı, gerekli dosyanın bir bilgisayardan diÄŸerine aktarılması süresince devam etmek zorunda idi. İki bilgisayar aralarında gidip-gelen bilginin hata kontrolünü ancak gerçek-zamanlı baÄŸlantı olursa yapabiliyorlardı. HTTP (Hypertext Transmission Protocol-Hypertext Iletim Kuralları) ise iki bilgisayarın alış-veriÅŸin hatasız olduÄŸunu denetlemek için, bilginin tümü alınıp-verilinceye kadar birbirine baÄŸlı kalmaları zorunluÄŸunu ortadan kaldırıyor. Bu zorunluÄŸun ortadan kalkmasının önerimini bir örnekle anlatalım. Otomobille bir yerden diÄŸerine gideceksiniz. Takip edeceÄŸiniz yolda inÅŸaat var, ve yol kapalı. Yolun kapalı kesimini atlamanız için gerekli servis yolunu da yok. Bu durumda yolculuÄŸunuz ilk engelde sona ermiÅŸ demektir. Oysa daha dolambaçlı da olsa bir servis yolu olsaydı, yolunuza devam edebilirdiniz. Sözünü ettiÄŸimiz kurallar demetini size sürekli bir servis yolu saÄŸlamayı öngörüyor ve bu yolun hem gidiÅŸte, hem de geliÅŸte izlenecek levhaları gibi, kıt’alar arası telefon baÄŸlantılarının kesilmesi halinde, bilgisayarlararası iletiÅŸimin devamını saÄŸlıyor.

HTTP’nin resmen standart olarak tanınması, 1990 yılında World Wide Web Konsorsiyomu’nun (W3C) kurulmasıyla mümkün olduÄŸu için, bugünkü Internet’in de doÄŸum tarihi 1990 yılı sayılabilir. DoÄŸumundan bu güne 10 yıl bile geçmemiÅŸ olduÄŸu halde, Internet’in hem HTTP, hem de HTML ilkeleri ihtiyaca yetmemeye baÅŸladı.

W3C, ÅŸu anda HTTPNG (Gelecek KuÅŸak) adını verdiÄŸi, standart üzerinde çalışıyor. Bu yeni kurallar demeti, HTTP’nin özellikle ses ve video gibi henüz ortak standarta kavuÅŸturulmamış çoklu-ortam malzemelerinin alınıp-verilmesini kolaylaÅŸtırmayı öngörüyor. HTML’in önceden tanımlanmış komutlarını, Internet sayfası hazırlayanların kendi ihtiyaçlarına göre deÄŸiÅŸtirmesi saÄŸlayan olan XML (Extensible Markup Language-GeniÅŸletilebilir İşaretleme Dili) ise bugün-yarın Netscape ve IE tarafından kabul edilir hale gelecek. Bu arada duragan bilgi kümesi alıp-verebilen HTML’e, dinamik-deÄŸiÅŸken özellikler kazandırmayı öngören ekler ortaya DHTML ilkelerini çıkarttı. Ne var ki DHTML diye adlandırıbalicek ortak bir standart olmaması, bunun, hiç deÄŸilse ÅŸimdilik, Internet ile baÄŸlantı saÄŸlayan programların sürümüne göre deÄŸiÅŸik anlamlar taşıması, Internet alanları için veri hazırlayanların (Web sayfası yapanların) çektiÄŸi sıkıntıyı artırıyor. XML ise ortak bir dinamik Web sayfası standardı getirmekten çok, ihtiyaca göre deÄŸiÅŸtirilebilir HTML oluÅŸturmayı öngörüyor.

HTML’in belki Internet’teki pabucu tümüyle olmasa bile kısmen dama atılabilir. Ama firmaların kendi yerel aÄŸ ortamlarında haberleÅŸme ve bilgi alış-veriÅŸinde giderek daha sık uygulamaya baÅŸladıkları Intranet, Web gibi, giderek daha geniÅŸ kitlelerin ilgisini çekebilmesi için televizyon özelliklerine sahip olmak zorunda deÄŸil; HTML’in bugünkü haliyle izin verdiÄŸi çoklu-ortam uygulamaları, herhangi bir firmanın en ilgi çekici ve en etkili tarzda iç-iletiÅŸim yapmasına yeter. BaÅŸka bir deyiÅŸle, HTML, Internet’te ve intranet’lerde daha uzun süre yaÅŸayacaktır.

Biz bu kitapçıkta daha çok Internet ve Internet’te yer alan sanal ortamlardan biri olan World Wide Web (Dünya Çapında AÄŸ) ortamından söz edeceÄŸiz. Ancak bir çok yerde Internet sözünü kaldırıp, yerine intranet kelimesini koyarsanız, o bilgilerin Web kadar, bir firmanın yerel ağında oluÅŸturacağı dahilî internet’e de uygulanabilir olduÄŸunu göreceksiniz.

Klasik HTML’in temel ilkelerini biraraya getirmeyi öngören bu kitapçık, bugün olduÄŸu gibi, ilerde de, Internet için olduÄŸu kadar intranet için de Web sayfası hazırlamak isteyenlerin baÅŸvurabileceÄŸi bir kaynak olmak üzere kaleme alındı. Bu kitapçığın Internet protokolleri (iletim kuralları) ve Web tasarım ilkelerine ayrılan ilk iki bölümü, konuya aÅŸina olmayanların temel bilgileri edinmeleri, konuya yabancı olmayanların ise bir çok yerde parça-parça duyduklarını bir arada görerek, bilgilerini tazelemelerini amaçlıyor. Daha sonraki bölümler ise ilerde, HTML kullanarak Web tasarımı yaptığınız zaman, örneÄŸin bir komutun, bir etiketin kolay hatırlanmayan yüklemlyerini (parametrelerini) hatırlamak üzere baÅŸvurabileceÄŸiniz bir rehber niteliÄŸinde.

Konuya aÅŸina olanların tümüyle atlayabilecekleri birinci bölümde, WWW, HTTP, TCP/IP ve HTML kısaltmalarının anlamını ve ne iÅŸe yaradığını en az birer paragrafta anlatabilecek kadar bu konunun içinde olmayanların yararlanabilecekleri bilgiler yer alıyor. Bir Web alanında, ya da daha teknik terimle HTML sayfasında, baÅŸlıca unsur metin olduÄŸu için, kitapçığımızın ikinci bölümünü, HTML kodunun ana araçlarını tanıttıktan sonra metin girme ve metni biçimlendirme konusuna ayırdık. Ancak HTML’in metinle ilgili araçları, görsel açıdan etkili ve bir iskeleti olan sayfa inÅŸasına izin vermediÄŸi için, bir anlamda metin sunma araçları olan tablo, çerçeve ve katman unsurlarından sayfa iskeleti oluÅŸturmak için yararlanmak zorunda kalıyoruz. Bu üç unsura, üçüncü bölümde ayrıntılı olarak yer veriyoruz. Bu noktaya kadar deÄŸinmediÄŸimiz fakat bugünkü Internet’i Internet yapan unsura, yani bir sayfadan diÄŸerine, bir grafikten bir diÄŸerine, bir kelimeden bir baÅŸka paragrafa, kısaca bir baÄŸlantı noktasını tıklayarak, dünyanın öbür ucuna gitme imkanı veren baÄŸlantı konusunu dördüncü bölümde ele alacağız. Bu noktada, duragan yani baÄŸlantıları konulmuÅŸ ama kendiliÄŸinden hiç bir ÅŸey yapmayan bir Web alanı oluÅŸturmayı öğrenmiÅŸ olacaksınız. Fakat günümüzde Web alanları, ziyaretçinin kullandığı tarayıcının türünü ve hatta sürümünü belirleyip, ona göre içerik sunan, ziyaretçinin önceki ziyaretinde neler yaptığı, hangi sayfalarla ilgilendiÄŸini hatırlayıp, bu kez ona uygun baÄŸlantılar veren dinamik alanlar haline geldi. Bunu saÄŸlayan Dinamik HTML (DHTML), beÅŸinci bölümün konusunu oluÅŸturacak. Altıncı bölüm ise, belli baÅŸlı HTML kodlarının (etiketlerin) tanımları, kullanıldığı yerler, alabilecekleri yüklemler (parametreler) ve örneklerine yer verdiÄŸimiz BaÅŸvuru bölümü olacaktır.

HTML’e hayat veren, kiÅŸisel bilgisayarları Internet’e ve intranetlere baÄŸlayan tarama programlarının bu dili nasıl ve ne ölçüde yorumladıklarıdır. Åžu anda dördüncü sürümü yavaÅŸ yavaÅŸ uygulama bulan bir formüller topluluÄŸu, geliÅŸen bir organizma gibi. Bir süre sonra bu kitapçıkta yer almayan HTML etiketleri karşınıza çıkabilir, ve Web tasarımcısı olarak bu yeni komutları, kullanıldıkları yerleri ve iÅŸlevlerini, bu kitaptaki bilgilere eklemek zorunda kalabilirsiniz.

Hayat, zaten, baştan sona bir öğrenme süreci değil mi?

Dil Deyince:

HTML kısaltmasını bile Türkçe’ye çevirmediÄŸimize bakarak, bu kitapçığın yarı İngilizce olduÄŸunu düşünebilirsiniz. Fakat bu kitapçık bir dilin, geçmiÅŸi ile geleceÄŸi ile, bilim ve kültürün her alanında ifade imkanına sahip olması gerektiÄŸi inancıyla kaleme alındı. Türkçe’ye bu imkan, baÅŸka dillerden alınan kavramların öncelikle Türkçe ifade edilmesi ile kazandırılabilir. Bunu yaparken, bazı kelimelere yeni anlamlar yükleyerek görev alanlarını biraz uzatmak ve bunu önce ilgili topluluÄŸun, sonra tüm toplumun onayına sunup beklemek gerekir. Ama Türkçe’nin kendi türetme kurallarını hiçe sayarak, ilgisiz fiillere hiç olmayacak ekler ekleyip, ortaya yeni isimler çıkartmak asla kabul edilebilir bir uygulama olamaz. Anlamını karşılayamadığımız, ya da mevcut kelimeleri biraz çekiÅŸtirerek uyduramadığımız İngilizce kelimeleri çevirmek için yeni kelime uydurmadık, öylece kullandık ve açıklamaya çalıştık. Elbette dil ve toplum bu kavramları karşılayacak kelimeler üzerinde anlaÅŸacaktır.

Bölüm I: Web’e GiriÅŸ

Temel Bilgiler

Bu bölümde, HTML ile neler yapılabileceÄŸi ve neler yapılamayacağına bakacağız. Yine bu bölümde, tasarlayacağınız Web alanlarının, sizin (ya da sayfalarınıza ev sahipliÄŸi yapacak firmanın) bilgisayarlarından, ziyaretçinin bilgisayarına ulaÅŸtırılma yollarına deÄŸineceÄŸiz. Sonuç itibariyle, Web alanı tasarlayan kiÅŸi, bu ulaşımın ucunda, ortasında ve sonunda da yer alan programlara, onların imkan ve sınırlamalarına bağımlı demektir. HTML’i kullanarak Web sayfası tasarlayacak kiÅŸinin bunu bir ÅŸekilde baÅŸkalarının hizmetine sunacağı varsayılır. Bu nedenle, HTML öğrenen kiÅŸinin sonunda bir Web alanına sahip olacağını düşünebiliriz. Dolayısıyla bu bölümde, kısaca, Web hizmeti sunmakta kullanılacak bilgisayarların sahip olmaları gereken donanım ve yazılım özelliklerinden de kısaca söz edeceÄŸiz. Web Server’a koyacağınız HTML sayfaları ne kadar fiyakalı olsa da, HTML’in imkan ve yetenekleri, onu alan ve yorumlayan tarayıcı (browser) programının yetenekleri ile sınırlıdır. Bu nedenle Web tasarımcının, tarayıcı programları çok iyi tanıması gerekir. Bir tarayıcıda adeta televizyon filmi gibi gösterilebilen bir unsurun yerini, baÅŸka bir tarayıcıda gri zeminli boÅŸ bir kutu alabilir. Ya da aynı tarayıcıya sahip olan iki ziyaretçiden biri, sayfanıza girdiÄŸi anda en sıcak ve candan sesli hoÅŸgeldiniz mesajınızı dinlerken, diÄŸeri hiç bir ÅŸey duymayabilir. Tarayıcılar kadar, tarayıcıların özelleÅŸtirme yeteneklerini tanımak ve kullanıcıların genellikle ne gibi özelleÅŸtirmeler yapabildikleri hakkında fikriniz olması gerekir. Bu nedenle, bu bölümün sonunda mevcut en yaygın tarayıcıların ortak ve farklı önemli özelliklerine de bakacağız.

HTML’e Genel Bakış

Programlama dili gibi görülse de, görülmese de, bugün Internet’in de intranet’lerin de ortak dili, HTML’dir. Bir Web sayfasında yer alan belgenin içindeki bazı kelimeler, simgeler, fotoÄŸraflar, grafik unsurlar veya bunların parçaları bir baÅŸka sayfa ile hiper-link kurularak, ilentilendirilmiÅŸtir. Kullanıcı, hiç bir komut öğrenmek zorunda kalmadan, hiç bir baÄŸlantının Internet’teki adresini bilmek zorunluÄŸu olmadan bu sayfalardaki baÄŸlantıları tıklayarak, yazıdan yazıya, ÅŸekilden ÅŸekilde, gidebilir. Ta ki, arzu ettiÄŸi bilgiyi bulup, okuyuncaya, kendi diskine veya disketine kopya edinceye veya yazıcısında basıncaya kadar. Aslında kullanıcı ya da ziyaretçinin bir HTML sayfasıyla iliÅŸkisi burada da bitmemektedir. ÇoÄŸumuz ulaÅŸtığımız bir alanın adresini Web tarayıcı programında sık sık ziyaret etmek istediÄŸi yerlerin arasına koyabilir (bookmark) ve arzu ettiÄŸi zaman doÄŸruca iÅŸaretlenmiÅŸ olan bu adreslere gidebilir.

HTML’in baÅŸlıca özelliklerini şöyle sıralayabiliriz:

1. Belge biçimlendirme: HTML, Wes tasarımcısına, belgelerini ziyaretçinin ekranında nasıl oluÅŸmasını istiyorsa öyle ÅŸekillendirme imkanı verir. Bununla birlikte tarayıcı programlarının (Netscape Navigator veya Internet Explorer) HTML komutlarını yorumlayışlarında az da olsa fark vardır ve bu fark sayfalarınızın bir ziyaretçinin bilgisayarında baÅŸta, diÄŸerinin bilgisayarında baÅŸka gösterilmesine yol açabilir. Ayrıca ziyaretçileriniz, tarayıcı programlara verdikleri komutlarla, aldıkları sayfalarda genel deÄŸiÅŸiklik veya kısıtlamalar yapabilirler. Siz sayfanızda ne tür harf türü (font) kullanmış olursanız olun, ziyaretçiniz tarayıcı programa “Sadece Times fontları kullan” demiÅŸ ise, sayfanız bu ziyaretçinin ekranında sizin istediÄŸinizden farklı biçimde görülecektir. Ziyaretçi tarayıcı programına “Grafik unsurları gösterme!” demiÅŸ ise, sayfalarınız ve tabiî vermek istediÄŸiniz görsel mesaj tamamen farklı bir nitelik kazanacaktır. Bu duruma raÄŸmen, bugünkü ÅŸekliyle HTML, Web tasarımcısına adeta bir gazete ya da dergi sayfası tasarlarcasına, oluÅŸturmak istediÄŸi görsel etkiyi saÄŸlamasına yeterli tasarım araçları sunmaktadır.

2. Bugünkü imkanlarıyla HTML, Web sayfası terimine yeni bir anlam kazandırmış bulunuyor. “Web sayfası” terimi bile, eski, yani dört-beÅŸ yıl öncesinin Web sayfaları, içi bir örnek harflerden oluÅŸan yazılarla dolu, duragan belgelerden ibaret bulunduÄŸu için ortaya atılmıştı. Bugünkükü Web sayfalarının “sayfa” kavramı ile dahi ilgisi kalmadı. Bugün sadece HTML ögeleri kullanılarak, ziyaretçinin ekranında adeta bir televizyon programının grafik etkisini saÄŸlamak mümkün. Bununla birlikte HTML, bir kelime iÅŸlem ya da masaüstü yayıncılık programının oluÅŸturabileceÄŸi görsel özelliklere sahip sayfalar oluÅŸturamaz. Bu kısıtlamalara, Internet’i tasarlayan uzmanların, platformlar (Windows 3.x, Windows 95/98, Windows NT, Unix, MacOS), donanımlar (Macintosh, PC, Sun) ve tarayıcı programlar arasındaki farkların, sunulacak malzemenin tasarımcının kastettiÄŸinden tamamen farklı bir ÅŸekilde sunulmasına yol açmasını önleme arzusu neden oluyor. HTML, örneÄŸin bir masaüstü yayın programı kadar hassas ölçmelere ve biçimlendirmelere izin verse idi, bu ancak belirli bir platformda, belirli bir program kullanmayı gerektirirdi. Oysa Internet’i Internet yapan unsurların başında, hemen herÅŸeyin ekranda ve kağıt üzerinde, ortak denilebilecek ÅŸekilde oluÅŸturulması geliyor.

3. HTML ile oluÅŸturulacak statik alanların içine dinamik sonuçlar doÄŸuracak programlar konulabilir. Bu programların oluÅŸturulması için, ziyaretçinin Internet’e PC veya Macintosh ile baÄŸlanmış olması, ya da baÄŸlantı programının ÅŸu ya da bu firmaya ait bulunması gibi farklılıklardan etkilenmeyen, her türlü ortamda aynı sonucu veren ortak bir dil geliÅŸtirme çabası, ortaya Java adlı programlama dilini çıkartmış bulunuyor. Microsoft’un Visual Basic programlama dilinin bir türevi olan VBScript ve çeÅŸitli firmaların ortaklaÅŸa ürünü Javascript de bu tür çabaların sonuçlarıdır. Adı benzemekle birlikte, Javascript’in Java ile, VBScript’in de Visual Basic ile ilgileri yoktur. Internet tarayıcı programlarından Internet Explorer hem Javascript, hem de VBScript dillerini anlayabilir ve yorumlayabilir. Buna karşılık Netscape tarayıcı programı VBScript diliyle yazılmış bölümler içeren bir HTML metnini yorumlayarak, ekrana getiremez. Bugünkü ÅŸekliyle Java dili de, Javascript ve VBScript de, tarayıcı programların imkan ve kabiliyetleri ile sınırlıdır. Ancak her üç dili kullanarak, HTML sayfalarını duraganlıktan çıkartmak ve ziyaretçi ile etkileÅŸen, ziyaretçinin arzu, beÄŸeni ve özelliklerine göre içeriÄŸini deÄŸiÅŸtirebilen Web alanları tasarlamak mümkündür

HTTP ve TCP/IP

Web sayfası tasarlarken, dikkat edeceğiniz en önemli unsur, sayfalarınızın içeriğinin sunuluş biçiminin önemli ölçüde ziyaretçinin bilgisayarının türü (Mac, PC, Sun), ziyaretçinin işletme sistemi (Windows 3.x, 95/98, NT, MacOS, Unix) ve kullandığı tarayıcı yazılımı (IE, Netscape, Mosaic, vs.) tarafından belirleneceği olmalıdır.

Bir Web sayfasının ziyaretçinin ekranına kadar kat’ettiÄŸi yolda çeÅŸitli protokoller (kurallar) var. Bunların başında bir bilgisayar ağı olan Internet’in iletim kuralları (HTTP) geliyor. Hypertext dosyalarını olduÄŸu kadar çoklu ortam unsurlarını (ses, video ve diÄŸer grafik ögelerden oluÅŸan Multimedia dosyalarını) ve bilgisayar programlarını aÄŸ içindeki bilgisayarlar arasında alıp-vermeye yarayan baÅŸka protokoller de vardır: FTP (File Transfer Protocol-Dosya Aktarma Kuralları) bunlardan biridir.

Internet baÄŸlantısı, bir telin iki ucunda bulunan iki bilgisayar arasındaki iliÅŸki olarak görebilirsiniz. Sizin Web sayfalarınızın durduÄŸu bilgisayar Web iliÅŸkisinde “Server” (Hizmet eden) diye adlandırılır. Ziyaretçinin Internet’e telefon baÄŸlantısı ile baÄŸlı bilgisayarı, ise sizin için Client-Müşteri sayılır. Hizmet veren bilgisayarla, bu hizmetin müşterisi olan bilgisayar (Server ile Client) arasındaki iliÅŸkiyi düzenleyen kurallara TCP/IP adı verilir (Transmission Control Protocol/Internet Protocol-İletim Denetim Kuralları/Internet Kuralları). Gerek HTTP, gerekse FTP, müşterinin, sizin bilgisayarınızdan, yani Web Server olarak adlandırdığımız HTML sayfaların ve bu sayfaların içinde yer alan resimlerin, grafiklerin, ses ve video dosyalarının durduÄŸu bilgisayardan bilgi isteme ve bu istediÄŸine karşılık verildiÄŸinde verilen karşılığın doÄŸru gelip gelmediÄŸini anlamasını saÄŸlar. İki bilgisayarın üzerinde anlaÅŸtıkları bir tür konuÅŸma adabı diyebileceÄŸimiz bu kurallara uygun mesajlarını, kıt’adan kıt’aya, ülkeden ülkeye, kentten kente, yeraltı ve sualtı kabloları ile, uydularla iletirler. Tahmin edilebileceÄŸi gibi, müşteri bilgisayar ile servis sunan Web Server arasında oluÅŸan bu baÄŸlantı, bazen kesilebilir. Fizikî baÄŸlantının kesilmesi, iletimin kesilmesi anlamına gelmemesi için, Internet Kuralları’nın IP bölümü, iki bilgisayar arasındaki baÄŸlantının doÄŸru kanallardan kurulmasını, kesildiÄŸinde yeniden kurulmasını saÄŸlar. Bunu yaparken, evrensel bir adres sisteminden yararlanır. Internet’te servis sunan bilgisayarlar, baÅŸka bir deyiÅŸle Web Server’lar kaynak sayıldığı için, IP, aradığı kaynağı Universal Resource Locator (URL) sistemini kullanarak bulur. Aynı kurallar demetinin TCP bölümü ise kurulan baÄŸlantı sayesinde gelen bilginin doÄŸru anlaşılmasını saÄŸlar.

Aslında her bilgisayar, CPU ile ekran, CPU ile klavye, CPU ile CD-ROM sürücü arasında bir aÄŸ demektir. Bir büro ortamında bir bilgisayar ile merkezdeki Server, bir ağın parçalarıdır. Bu aÄŸların Internet denen dev aÄŸdan farkı, sizin bilgisayarın CPU’su ile klavyesi, ekranı ve yazıcısı arasındaki baÄŸ, yine bir büro ortamındaki bilgisayar ile merkez bilgisayar arasındaki iliÅŸki, “sabit durum” iliÅŸkisidir. Yani, bu aÄŸlarda iki taraf birbirinin durumuna her an vakıftır; birbirlerinin ne durumda olduklarını her an bilirler. Oysa, iki kıt’a arasında kurulmuÅŸ bir Internet iliÅŸkisinde, müşteri hizmet verenin, hizmet veren müşterinin durumunu, baÄŸlantıdaki kesilmeler nedeniyle, bilemeyebilir. Bu nedenle TCP/IP, “durumun bilinmediÄŸi iliÅŸki” esasına dayanır. Müşteri bilgisayar, servis sunucudan istediÄŸini HTTP veya FTP kurallarına göre talep eder. Bunun için Web Server’ın kendisini bulup, bu talebi doÄŸruca ona iletmesine gerek yoktur; bu talebini kendisine Internet baÄŸlantısı saÄŸlayan (ISP) firmanın bilgisayarına iletmesi yeterlidir. Bunu yaparken talep ettiÄŸi ÅŸeyin adını-sanını bildirdiÄŸi gibi bulunacağı kaynağı belirlemek için gerekli, adresi de (URL) bildirmek zorundadır. Internet hizmeti saÄŸlayan firmanın bilgisayarı, bu talebi ve talebi karşılayacak kaynağın adresini, Internet’in omurgası olarak adlandırılan ana baÄŸlantıyı kuran bakımını yapan ve ISP’lere hizmet sunan firmanın bilgisayarına iletir. Ana omurga firmasının bilgisayarlarında dünyadaki tüm Internet kaynaklarının listesi ve onlara ulaÅŸmak için hangi omurgadan kime yol açılması gerektiÄŸini gösteren bir liste bulunur. Ana omurga ÅŸirketinin bilgisayarı bu listeye göre, müşterinin talebini diÄŸer bir ana omurga firmasına, o firma da bunu hedef Web Server’a ev sahipliÄŸi yapan (host) bilgisayara iletir. Bu talep, hedef Web Server’a talebin konusu ve talep edenin adresi ile birlikte bildirilir. Sizin müşteri olarak o sırada sadece kendi Internet hizmet sunucunuzla baÄŸlantınız sürmektedir; yoksa sizin bilgisayarla hedef Web Server arasında doÄŸrudan, bire-bir iliÅŸki yoktur. Hedef Web Server, müşteri olarak sizin kim olduÄŸunu ve size nasıl ulaÅŸabileceÄŸini, ancak kendisine gelen talebin altındaki adresten bilmektedir. Web Server, sizin o anda kendi Internet Hizmet Sunucu’nuzla arasındaki baÄŸlantının devam edip etmediÄŸi ile hiç mi hiç ilgilenmez. Onun için önemli olan kendisine iletilen talebin karşılığını, talebin altındaki adrese iletmekten ibarettir. Aynı yol bu kez tersine kat’edilir; arzu ettiÄŸiniz bilgi (sayfa, belge, video, ses, resim, fotoÄŸraf, vs.) sizin ekranınıza ulaşır. Kısaca, ne talep sahibi müşteri bilgisayar, ne talebi karşılayan Server bilgisayar, bir diÄŸerinin o anda nerede ve ne durumda olduÄŸu ile ilgilenmez. Bu “durumdan haberdar olmama” hali ve etkilerine, ilerde Internet’te ticaret bahsinde geri döneceÄŸiz.

Web Server

HTTP ve FTP, müşteri bilgisayarla, servis sunan bilgisayarın üzerinde anlaştıkları bir dille (HTML) birbirine ilettikleri talep ve talebin karşılığı olan malzemenin alınıp verilmesinde TCP/IP denilen kurallardan yararlanılarak yapılan iletimi düzenleyen ilkelerdir. Bu ilkelere uygun olarak çıkartılan bir talep Web hizmeti sunan bilgisayar tarafından karşılanır ve karşılık olarak belirli bir bilgi kümesi müşteri bilgisayara iletilir.

Web server olarak tayin edilmiş bilgisayarda, kendisine gelecek HTTP ve FTP taleplerini anlamasına ve bu talepleri yerine getirmesine yarayan programlar (örneğin Apache Web Server, MS Internet Information Server veya Netscape Web Server) sürekli çalışır vaziyette olur. Bu programların, bilgi alıp-vermenin yanı sıra, elektronik posta alıp verme ve yönlendirme, veritabanlarına erişme ve içinden seçme yapma (Querry, SQL, vb. gibi), kendi sabit diskinde duran bir dosyayı alıp karşı tarafa aktarma (FTP, Gopher, WAIS) veya karşı tarafın vereceği dosyayı alıp kendi sabit diskine kaydetme yeteneği olur.

İlk Web Server programı, yukarıda, HTML dilinin geliÅŸtirilmesindeki öncü konumu nedeniyle sözünü ettiÄŸimiz, İsviçre’deki CERN kurumu tarafından geliÅŸtirildi; ama kısa zamanda UNIX platformunda, anonim bir tarzda ve ücret ödemeden kullanılabilen bir ÅŸekil aldı. NCSA Server, National Center for Supercomputing Applications-SuperbilgiiÅŸlem Uygulamaları Ulusal Merkezi adlı, ÅŸimdi kapanmış olan kurum tarafından UNIX iÅŸletme sistemi için geliÅŸtirilmiÅŸti. NCSA Server’ın geliÅŸtirilmiÅŸ ÅŸekli olan Apache Server ise uzun süre ücretsiz dağıtıldıktan sonra günümüzde ticarî olarak geliÅŸtiriliyor ve satılıyor. Bugün halâ NCSA Server veya Apache’nin ücretsiz sürümlerine dayalı Web alanları bulunmakla birlikte, Sun Solaris, IBM AIX ve diÄŸer UNIX sistemleri için geliÅŸtirilmiÅŸ çok sayıda Web Server hizmete girmiÅŸ durumda. KiÅŸisel bilgisayarların UNIX gerektiren bilgisayarlara oranla daha ucuz olması, Microsoft’un NT, IBM’in OS/2 iÅŸletme sistemlerinin UNIX’e ciddî rakip haline gelmiÅŸ bulunmaları nedeniyle, bu sistemlere dayalı Web Server programları da hızla artıyor. Apache Web Server’ın bile NT sürümü piyasaya çıktı.

NT Workstation ve Windows 95/98, aslında KiÅŸisel Web Server adı verilen, Internet’e 24 saat baÄŸlı olmadan, baÅŸka bir firmanın ev sahipliÄŸi yaptığı Web alanlarına hizmet saÄŸlayabilir. Hatta NT Workstation, aynı anda 10’u geçmemek üzere, 24 saat süreyle ınternet’e baÄŸlanabilecek ve müşteri taleplerini karşılayabilecek yetenektedir. Aynı anda daha fazla Internet baÄŸlantısını kaldırmak istiyorsanız, NT’nin Server sürümünü edinmeniz gerekli. IBM’in OS/2 iÅŸletim sistemi ise, Internet Connection Server adlı paket kurulduÄŸu zaman, bir PC’nin fiziksel olarak kaldırabileceÄŸi kadar Internet baÄŸlantısına cevap vermesini saÄŸlamaktadır. Macintosh bilgisayarları için Starnine firmasının MacHTTPd programı gibi, ücretsiz edinilebilecek http4Mac ve EasyServe adlı programlarla, Internet servisi saÄŸlamak mümkün.

Ayrıca, bugün PC’lerde de UNIX iÅŸletme sistemi kurmak hem kolay, hem ucuz hale gelmiÅŸ bulunuyor. Solaris, BSDI, Esix, SCO UNIX bu alandaki ticarî programlar. Ayrıca Linux ve FreeBSD adlı, ücretsiz dağıtılan UNIX iÅŸletme sistemleri de, ticarî olanları aratmayacak niteliklere sahip. Ayrıca bu tür ücretsiz programlar, Apache Web Server’ın ücretsiz sürümünü de içeriyorlar.

Bir PC ile Web Server hizmeti yapacaksanız, önünüzdeki bir çok seçeneÄŸe raÄŸmen, baÅŸarınızın PC’nin gerçekten sabit disk alanı ve belleÄŸi bol olmasına baÄŸlı bulunduÄŸunu hatırlamalısınız. PC’lerin, Internet’in gerektirdiÄŸi en önemli özellik olan aynı anda birden çok iÅŸ yapabilme becerisi, iÅŸletim sistemi kadar, donanım kaynaklarının geniÅŸliÄŸine baÄŸlı olduÄŸunu unutmamalısınız.

Bir Web Server yazılım paketi seçerken dikkat edilmesi gereken bir kaç ilkeyi sıralayalım:

1. Yazılım paketi yeterli güvenliÄŸi saÄŸlayacak özelliklere sahip olmalıdır. Binalarda bir odadaki yangının yandaki odaya sıçramasını önleyen ateÅŸe dayanıklı duvarlardan (Firewall) esinlenerek adlandırılan bir dizi program, Web Server yazılımının bulunduÄŸu bilgisayarın, kötü niyetli kiÅŸiler tarafından bozulmasına engel oluyor. Ancak Web Server’ın kendi içinde mevcut güvenlik önlemlerinin neler olduÄŸunu dikkatle araÅŸtırmanız gerekir. UNIX iÅŸletme sistemi ve ona baÄŸlı çalışan Web Server programlarının daha güvenli olduÄŸuna iliÅŸkin, kimi zaman Web tasarımcısını ve Internet hizmet sunucusunu rahatlatan, yaygın bir söylenti vardır. Bu doÄŸru deÄŸil. Ne türü olursa olsun, UNIX de bir iÅŸletme sistemidir ve el elden üstündür. Kötü niyetli bir kiÅŸi Windows NT sistemine verebileceÄŸi zararı, aynı rahatlıkla UNIX’e de verebilir. Bir diÄŸer yaygın ve aynı ölçüde yanlış inanç ise NT’nin güvenli olmadığıdır. Microsoft firmasının NT’nin 4’ncü sürümünü güncelleÅŸtirmek için dağıttığı SP3 adlı tamir programının yerleÅŸtirilmesinden sonra, NT sistemleri güvenlik açısından herhangi bir baÅŸka iÅŸletme sistemiyle boy ölçüşebilir hale geldi. Burada önemli olan, Internet’e açılmanın, iyi niyetli-kötü niyetli herkese açılmak olduÄŸunu unutmamaktır. Özellikle form denilen, HTML’in ziyaretçi bilgisayarın evsahibi bilgisayara talepten baÅŸka ÅŸeyler göndermesine imkan veren etiketlerini ve ona baÄŸlı CGI (Common Gateway Interface-Ortak Geçit Arabirimi) adı verilen ziyaretçinin ev sahibi bilgisayardaki programları harekete geçirebildiÄŸi buluÅŸma noktasında yer alacak programları tasarlarken, daima kötüniyetli kiÅŸileri dikkate alarak hareket etmek gerekir. Internet’te güvenliÄŸin ne kadar kolay sarsılabildiÄŸine ve ne kadar kolay önlem alınabileceÄŸini bir örnek verelim. Sayfanızda, ziyaretçinin doldurması gereken “Elektronik Posta Adresiniz:” diye bir metin kutusu bulunduÄŸunu düşünün. Bu kutuya bütün ziyaretçilerin elektronik posta adreslerini yazacaklarını düşünüyor ve bu bilgiyi iÅŸleyecek CGI programında, ziyaretçinin bu kutuya yazacağı bilgiyi, alıp doÄŸruca Web Server’ın “Mail” programına veriyorsunuz. Peki, ya kullanıcı adres yerine “herkimse@herneredeyse.com; mail haydut@soygun.com</etc/passwd” yazarsa? Bu basit elektronik posta adresi, sizin Mail Server’ınızın bilgisayar sisteminizdeki bütün password-parola dosyaları Soygun.com’daki “Haydut” isimli arkadaÅŸa postalamasını saÄŸlayacaktır. Oysa, CGI programını yazan kiÅŸi, elektronik posta adresini Mail programına gönderirken “unless ($mail_to = ~/^[\w-.]+\@[\w-.]+$)” ÅŸeklinde bir satırla, Web ve Mair Server’larla iÅŸletme sisteminin “metakarakter” denilen ve bir isim veya adreste deÄŸil de sadece komutlarda yer alabilecek karakterlerin bulunup-bulunmadığını denetlerse, sorun kökünden halledilebilecektir.

2. Mahremiyetin Korunması ve DoÄŸrulatma: Web hizmeti sunan kiÅŸi, sadece baÅŸkalarının kendi bilgisayar sisteminde arzu edilmeyen ÅŸeyler yapmalarını önlemekten deÄŸil, aynı zamanda kendisine tevdi edilen baÅŸkalarına ait bilgileri de saklamak ve baÅŸkalarından korumak zorundadır. Bu bilgiler, ziyaretçinin adı, elektronik adresi, hatta kredi kartı numarası olabilir. Bunlar, sizin Internet’te çizdiÄŸiniz portreye güvenilerek size verilmiÅŸ mahrem bilgilerdir. Ziyaretçi bu bilgileri size, kötüye kullanılmayacağı güvencesiyle vermektedir. Bu bilgilerin korunması, sizin birinci derecede sorumluluÄŸunuzdadır. Aynı baÄŸlamda, Web hizmeti sunan kiÅŸi olarak, sizin de bu bilgilerin kolayca ve baÅŸkalarına açık hale getirilmeden doÄŸrulatılmasına ihtiyacınız olacaktır. Web Server programınız, örneÄŸin kredi kartı numarasını, yeni programlar edinmeye ihtiyaç kalmadan doÄŸrulatabiliyor mu? Yeni bir kredi kartı firmasının çıkartacağı elektronik alış-veriÅŸ yöntemi, sizin Web Server’ınıza kolaylıkla uyarlanabilir mi? Microsoft gibi, IBM gibi firmaların paket program olarak sundukları Web Server’lar, çoÄŸu zaman bu firmaların protokollerini tanıyan her türlü ek programı kabul ederler. Oysa Internet’ten ücretsiz olarak edinilebilecek bir Web Server programı, belki maliyet açısından çok daha uygun görülebilir, ama daha sonraki ekleri kabul edemez.

3. Web Server, sizin Internet sayfalarınızı ziyaret edecek kişilerin bilgisini doğru tutuyor mu? Web hizmeti sunan kişi olarak, kimin hangi sayfadan sizin sayfasına atladığını bilmek, kendi sayfanızın reklamını bu sayfalarda daha çok yapmanıza imkan verir. Özellikle elektronik ticarete dayalı veya mesajını daha çok sayıda kişiye iletmek amacıyla hazırlanan Web alanlarını işletenlerin, sayfalarının varlığını duyurmak için, mümkün olan her yoldan yararlanmaları gerekir. Web Server, size bu kolaylıkları sağlamalıdır. Web Server, kimin hangi tür bilgileri edinmek istediğine ilişkin rapor tutmalıdır. Bu raporu incelemekle, Web alanınızda hiç talep edilmeyen bilgilerden çok, talep edilen alanlarda daha çok bilgi sunabilirsiniz.

4. Web Server programıyla ilgili teknik destek ve sorun çözme hizmeti alıp almamak, programın seçiminde belki de en önemli unsur sayılabilir. Özellikle baÅŸlıca iÅŸi bilgisayar mühendisliÄŸi olmayan bir hizmet sunucu, yazılımın donanımla uyumunu saÄŸlamada karşılaÅŸabileceÄŸi güçlükleri, ancak yazılımı piyasaya süren firmanın teknik servisinden veya o yazılımla ilgili uzmanlığı olan danışmanlardan saÄŸlayabilir. Piyasada hiç tanınmayan veya Internet’ten ücretsiz olarak edinilebilen–dolayısıyla belirli bir firmanın malı olmayan-Server programları, çoÄŸu zaman gerekli teknik destekten de mahrumdur. Buna karşılık büyük yazılım firmalarının programları, firmanın kendi mühendis ve uzman kadrosu, ve buna ek olarak bu programlara destek saÄŸlayarak hayatını kazanan kiÅŸiler tarafından en ince ayrıntılarına kadar bilinmektedir. Bir gece yarısı çöken Web Server’ı yeniden çalıştıramamanın bedeli, o programın ilk maliyetinden çok daha yüksek olabilir.

Web Tarayıcıları

Web tasarımcısının, HTML komutları kadar, hatta onlardan da çok iyi bilmesi gereken, tarayıcıların HTML’i nasıl yorumladığıdır. Bu nedenle bir Web tasarımcısının bilgisayarında, Web server yazılımı bulunmayabilir (sayfalarına baÅŸka bir Internet Web Server hizmeti veren kiÅŸi veya firma evsahipliÄŸi yapıyor olabilir), ama mutlaka piyasaya mevcut Web tarayıcılarının hemen bütün geçerli sürümleri bulunmalıdır. Netscape firmasının Navigator ve Communicator adıyla piyasaya sürdüğü farklı sürümleri ayrı ayrı dizinlerde durmak ÅŸartıyla aynı bilgisayarda çalışabilir. Anacak Microsoft firmasının Internet Explorer adlı programının farklı sürümleri aynı Windows ortamında birarada bulunamazlar. Bunun için iddialı bir Web tasarımcısının, bu programın farklı sürümleri için birden fazla bilgisayar bulundurması gerekebilir.

Neden deÄŸiÅŸik tarayıcıların deÄŸiÅŸik sürümlerine ihtiyacınız var? Bu sorunun cevabı, HTML’in ınternet’in ortak dili olduÄŸu gerçeÄŸine bir ölçüde gölge düşürecektir. Çünkü ortak bir HTML dili bulunmasına raÄŸmen, tarayıcıların ve aynı tarayıcının farklı sürümlerinin HTML’i yorumlayışı farklıdır. HTML, Uluslararası Web Konsorsiyomu adlı kuruluÅŸun çıkarttığı, adı “tavsiye” olmakla birlikte kendisi standart sayılan dördüncü sürümüne ulaÅŸmış bulunuyor. Böyle bir standartlaÅŸmaya raÄŸmen, Netscape ve Microsoft firmaları, bilgisayar kullanıcılarının raÄŸbet ettiÄŸi tek tarayıcı programın kendi programları olmasını saÄŸlamak üzere giriÅŸtikleri rekabet çerçevesinde, programlarını sadece HTML’i aynı ÅŸekilde yorumlayan ve dolayısıyla birbirinden farksız sonuçlar veren programlar olmaktan çıkartmak istediler. Bunun sonucu ise, Web tasarımcısının, kimi zaman Netscape’in anladığı ama IE’nın anlamadığı, kimi zaman IE’in becerebildiÄŸi, buna karşılık Netscape’in henüz programına koyamadığı HTML özelliklerinden hangisini kullanacağına bir türlü karar veremez duruma düşmesi oldu.

HTML’i kullanarak, ticarî amaçlı Web tasarımı yapan kiÅŸi, Internet ile baÄŸlantılı bilgisayar kullanıcılarının (Internet kullanıcılarının) hepsinin ekranında aynı ÅŸekilde gösterilecek sayfalar yapmaya mecburdur. Buna karşılık bir firmanın intranet ortamı için Web tasarımı yapan kiÅŸi, HTML’in sadece kendi firmasının standart olarak benimsediÄŸi tarayıcının anlayabileceÄŸi özelliklerinden yararlanması mümkündür.

Microsoft Internet Explorer

Windows ortamında tarayıcı piyasasına, diÄŸer tarayıcılardan sonra girmesine raÄŸmen, Microsoft’un Web tarayıcı programı, piyasa payındaki artış hızı bakımından da, HTML’in tanıdığı özellikleri ve HTML’e ilave ettiÄŸi diÄŸer görsel kabiliyetler bakımından da, diÄŸer programları geride bırakmış bulunuyor. 1997 sonbaharında 4’ncü sürümü piyasaya çıkan IE, giderek Windows ortamının masaüstü ile bütünleÅŸiyor. IE artık sadece bilgisayar kullanıcısının Internet ile baÄŸlantı kurmasını ve Internet’ten alacağı HTML sayfalarını ekrarında canlandırmasını saÄŸlamakla kalmıyor, aynı zamanda bilgisayarın disklerinin taranması ve dosya yönetimi gibi iÅŸleri de yapıyor. Windows 98’in ve NT’nin hazırlanmakta olan beÅŸinci sürümünün yardım dosyaları da IE vasıtasıyla okunuyor. IE’nin, sürümleri daha geriden gelmekle birlikte Macintosh uyumlu sürümü de bulunmaktadır. IE’nin UNIX sürümü, 1998 yaz sonu piyasaya sürülmek üzere hazırlanmaktadır. IE, Microsoft’un Internet alanından ücretsiz indirilebilir veya sadece CD masrafı ödenerek, firmadan posta ile de istenebilir.

Netscape Navigator

Netscape Communications Corporation’ın (NCC) piyasaya sürdüğü NN, IE’ın hızlı yükseliÅŸine raÄŸmen, kurulduÄŸu bilgisayar sayısı bakımından piyasanın en yaygın tarayıcısıdır. NN, sadece Windows ve Macintosh ortamlarında deÄŸil, fakat aynı zamanda UNIX iÅŸletme sisteminde de iÅŸleyebilmektedir. NCC, yakın zamana kadar, hem tarayıcı, hem de Web Server programları alanında Internet’te öncü konumda idi. Internet’in bugün sahip olduÄŸu bir çok özellik, HTTP ve FTP ilkelerinin çoÄŸu, bu firmanın tasarımı sonucudur. EÄŸitim kurumları ve kâr amacı gütmeyen kuruluÅŸların mensupları ile programdan kiÅŸisel amaçlarla yararlanmak isteyenler, NN’i ücretsiz olarak kullanabilirler. Ticaret amaçlı kullanım ise ücrete tabidir.

DiÄŸerleri

Web tarayıcı piyasasını NCC ve MS firmalarının egemenliklerine almış olmaları nedeniyle, piyasada baÅŸka tarayıcı bulunmadığını sananların sayısı az deÄŸil. Oysa piyasada, çoÄŸu ücretsiz veya sınayıp da beÄŸenenlerin yazarına az bir ücret ödedikleri paylaşım yazılımı türünden, 50’den fazla tarayıcı programı bulunmaktadır. Bu programların en yaygını, tarayıcı programının ilk mucidi NCSA’e ait Mosaic’tir. Spyglass firmasının Mosaic’i esas alan programı, halâ yaygın olarak kullanılmaktadır.

Web tasarımcısının NN ve IE’ın 3 ve 4’ncü sürümlerini bilgisayarlarında mutlaka bulundurması gerekir. Hazırlayacağınız bir HTML dosyasının, bu iki program ve onların farklı sürümleri tarafından nasıl yorumlandığını ve bu yorumun sizin oluÅŸturmak istediÄŸiniz görsel etkiye uygun olup olmadığını, sayfalarınız Internet’e veya intranet’e çıkmadan mutlaka incelemelisiniz. HTML’in 4’ncü sürümünde yer alan komut listesinin tümü halâ NN tarafından tanınmamaktadır. Böyle bir komuta sayfanızda yer vermeniz halinde, sayfanızı NN ile tarayacak ziyaretçilerin ekranlarında, sayfanız sizin istediÄŸiniz biçimde yansıtılamaz.

Bir Web tasarımcısının mutlaka aÅŸina olması gereken bir tarayıcı, HTTP, FTP ve HTML gibi Web’in protokol ve dillerini belirleyen, Evrensel Kaynak Belirleyici (URL) sistemini iÅŸleten, yani tüm dünyadaki Web adreslerini saÄŸlayan ve bu listeyi üstlenici firmalar aracılığıyla hergün tüm dünyadaki Internet omurga iÅŸletmecilerine ulaÅŸtıran uluslararası kurum olan W3C’nin kendi tarayıcı programı olan Amaya’dır. Bu program, sadece Internet tarayıcı deÄŸil, aynı anda HTML sayfaları oluÅŸturmakta da kullanabileceÄŸiniz bir HTML editörüdür. Birden fazla HTML sayfasını açabilen, Internet’e baÄŸlı iken bir yandan da sayfa tasarımına olanak veren Amaya, HTML’i, olduÄŸu gibi anlayıp, ekranda gösteren tek tarayıcı programıdır. NN ve IE, HTML’e kendi yorumlarını katarken, Amaya, sayfalarınızın gerçek HTML deÄŸerlerini ekrana getirecektir. Bu program ücretsiz olarak http://www.w3C.org adresinden indirilebilir. Bu programı edinmek, ve tasarlayacağınız Web sayfalarını bu programla sınamak, tasarımcı olarak sizi diÄŸer tarayıcıların sayfanızı nasıl göstereceÄŸini belirleme zorunluÄŸundan kurtarmaz. Amaya, bir HTML sayfasının sınanacağı ilk tarayıcı olmalıdır. Ama tasarımcı olarak, sayfanızın NN veya IE’de “nasıl durduÄŸunu” belirlemek zorundasınız. Ayrıca Amaya, HTML standardının parçası olmayan, NCC ve MS tarafından kendi tarayıcı programlarının bir ilave niteliÄŸi olarak ortaya attıkları Java, Javascript, VBScript gibi programları tanımamaktadır. HTML editörü olarak Amaya, bu alana yeni atılan bir tasarımcının HTML’i öğrenmesine ve uygulamasına olanak saÄŸlamakla birlikte, çok yetenekli ve scripting pogramları oluÅŸturabilen diÄŸer editing programlarına oranla basit kalabilir.

Yaygınlık Oranları

Internet’te http://browserwatch.internet.com adresinde bulabileceÄŸiniz istatistikler, size tarayıcılar arasında hangi programın ne oranda raÄŸbet gördüğünü söyleyecektir. Genel olarak ifade edersek, Netscape Navigator halâ tüm bilgisayarlarda (PC, UNIX bilgisayarları ve Macintosh) yarının biraz üzerinde bir paya sahip bulunuyor. IE ise, üçret bir sınırını aÅŸmış durumda. Listenin geri kalan bölümünü, en geniÅŸi yüzde 2’lik bir pay olmak üzere, ÅŸu programlar paylaşıyorlar: Cyberdog, IBrowse, Opera-3.0, Lynx, Echo, CacheFlow-Cache, IBM WebExplorer, Opera-3.0, ve MacWeb.

Yardımcı Programlar ve Ek Birimler

Internet tarayıcıları, sadece HTML kodları ile yazılmış metinleri okuyup anladıkları günleri çoktan geride bıraktılar. NN ve IE, artık bir çok grafik dosyasını okuyup, ekranda resmedebiliyorlar. Bu geliÅŸmeye raÄŸmen, Internet tarayıcının baÅŸlıca iÅŸi, hergün yeni bir türü ortaya çıkan ses, video ve diÄŸer çoklu ortam dosyalarının, veritabanı veya muhasebe tablolarının hızlı geliÅŸimine ayak uydurup, onları ekranda canlandırmak olmadığı için, tarayıcı programını yazan uzmanlar, bu gibi programlarının dışardan çalıştırılmasına olanak saÄŸlarlar. Kullanıcı isterse tarayıcısına, Internet’te adının uzatması “.xls” olan bir dosya ile karşılaşınca, bunu ekranda göstermek için Microsoft Excel programını çalıştırmasını bildirebilir. Yardımcı programlara ve bunların gerektiÄŸi verileri sayfanıza koyarken, Internet tarayıcısına nasıl bildirimde bulunacağınıza ilerde döneceÄŸiz.

Plug-In denilen ek birimler ise, tarayıcıya tamamen farklı bir programı açmak yerine, belirli bir tür dosya türünü ekranda canlandırabilme yeteneÄŸi kazandıran eklerdir. Tarayıcı program bilgisayara kurulurken bu ek birimler olmaksızın (ya da çok yaygın olanları ile) yüklenir. Internet’te yeni bir tür dosya türü oluÅŸturmak isteyen, ya da mevcut türlerin Internet servisi sunan bilgisayardan (Server) müşteri bilgisayara aktarılmasında yeni bir yöntem geliÅŸtiren kiÅŸi veya firma, bu yeni dosya türünün tarayıcı tarafından bilgisayarda oluÅŸturulabilmesi için bir de “plug-in” oluÅŸturur ve bunu genellikle ücretsiz dağıtır.

Diyelim ki, bir firma, Internet’te ses naklini çok daha hızlı ve kolay hale getirdiÄŸini düşündüğü yeni bir biçim geliÅŸtirdi. Bu biçimin Internet hizmeti verenler tarafından benimsenmesi ve yaygın olarak kullanılması, tarayıcı programların bu biçimi tanımasına, bu da firmanın yeni ses nakil yönteminin gerektirdiÄŸi plug-in programcıklarını etkin ÅŸekilde dağıtmasına baÄŸlıdır. Kimi zaman bir yöntem o kadar beÄŸenilir ve Internet hizmeti verenler tarafından tutulur ki, plug-in tarayıcı kullananların satın almak isteyecekleri bir program haline gelir. ÇoÄŸu zaman, tarayıcı için gerekli plug-in kullanıcılara ücretsiz ulaÅŸtırılırken, yeni yöntemi kullanarak Internet alanında sundukları içeriÄŸi daha etkin hale getirmek isteyenler için gerekli oluÅŸturma programı parayla satılır. Bunun bir örneÄŸi Internet’te gerçek zamanlı ses aktarmakta kullanılan RealAudio ses kayıt ve saklama yöntemidir. Firma, ses dosyalarını bu yöntemle sıkıştırıp hızlı bir ÅŸekilde ulaÅŸtırmak isteyenlere kodlama ve bunu Server’a yerleÅŸtirerek, isteyen tarayıcıya aktaracak programı satarken, kendi tarayıcılarına RealAudio dosyalarını okuyarak, bilgisayarın ses kartını ve hoparlorunu kullanarak bu dosyayı sese çevirecek ek birimi ücretsiz dağıtmaktadır.

Web tasarımcısı, özellikle ses, video ve diÄŸer grafik unsurların Server’dan müşteriye aktarılmasında ne gibi yöntemler olduÄŸunu ve geliÅŸmeleri izlemek zorundadır. HTML sayfanıza bir ses unsuru koymaya karar verdiÄŸiniz zaman NN veya IE kullanan bir kiÅŸinin bunu bilgisayarında dinleyip-dinleyemeyeceÄŸini de hesaba katmak zorundasınız. İlerde, Web tasarımında çoklu ortam unsurlarından söz ettiÄŸimiz zaman, plug-in’lere döneceÄŸiz.

Java, ActiveX

Bu bölümü bitirmeden, HTML sayfalarınıza koyabileceÄŸiniz ve HTML’i duraganlıktan kurtarıp, hareket ve hatta kullanıcı ile etkileÅŸmeli hale getiren unsurlardan da kısaca söz edelim.

Java dili ile yazılmış programlar veya programcılar (Applet) ve Microsoft firmasının Windows ortamı için geliÅŸtirdiÄŸi ama zamanla diÄŸer iÅŸletme sistemlerine de yayılan ActiveX Kontrolleri, tarayıcı programın yanı sıra, ama ondan bağımsız olarak, çalışan ve ortaya çıkarttıkları sonucu, programcığı veya Kontrol’ü yazan kiÅŸinin amacına baÄŸlı olarak, ya tarayıcı içinde, ya da tarayıcı dışında ekrana getiren veya yapan unsurlardır. Hareketli Web sayfalarından ve Dinamik HTML’den söz ettiÄŸimiz zaman bu iki unsuru daha geniÅŸ ele alacağız.

Bölüm II: HTML’in Temel Unsurları

HTML sayfanın temel taşı nedir, diye sorarlarsa, çekinmeden “Metinlerdir,” diye cevap verebilirsiniz. Günümüzde birçok Internet alanında sayfalarında hiç yazı bulunmasa, sayfanın bütün içeriÄŸi sadece grafikten ibaret olsa ve HTML’den sadece grafik unsurları bir arada tutmak ve ziyaretçinin bilgisayarına aktarmak için yararlanılsa da, bütün grafik unsurların ziyaretçiyi götürüp bırakacağı son nokta, bir bilgi kümesidir, metindir. Bu bölümde HTML’in temel yapı unsuru olan metne nasıl yer verileceÄŸini ve metnin nasıl biçimlendirileceÄŸini ele alacağız. Bunu yapmak için de bir HTML sayfası oluÅŸturacağız ve bunu beÄŸendiÄŸimiz bir tarayıcı ile açıp, bakacağız. Bu suretle Web tasarımının metinle ilgili araçlarını, metin ÅŸekillendirmek etiketlerini tanımış olacağız. Daha sonra HTML sayfa tasarımında kullanacağımız elemanları, stil sayfaları, tablo, ve çerçeve, grafik ve çoklu-ortam (multimedya) unsurlarını tanıyacağız.

Etiketler (Tag)

HTML komutları içeren ve tayarıcıların tanıyabildiği dosya, aslında içinde ASCII karakterlerden başka unsur olmayan, düz yazı dosyalarıdır. Tarayıcıya, sayfayı ekranda oluştururken vermesini istediğimiz biçimle ilgili komutları bir dizi özel işaretleme etiketlerini kullanarak veririz. Başka bir deyişle, tarayıcı bir paragrafın, cümlenin, satırın, kelimenin ya da harfin önünde, onun ekranda nasıl gösterileceğine ilişkin etiketi görür ve bu etiketin gerektiği işlemi icra eder.

Siz, Web sayfasının mimarı olarak, Server’a koyacağınız HTML metninin içinde, bir anlamda, “Netscape veya Internet Explorer: Buraya bir etiket koyuyorum. Bu etiket, büyük baÅŸlık etiketidir. Ben sana bu etiketin kapsadığı kelimelerin bittiÄŸini söyleyinceye kadar, vereceÄŸim bütün kelimeleri büyük baÅŸlık olarak sun!” demiÅŸ oluyorsunuz. Dolayısyla, HTML’de ilke, önünde etiketi olmayan herhangi metne yer vermemektir. Önünde etiketi olmayan herhangi bir metin parçası, tarayıcı tarafından temel paragraf olarak nitelenir.

HTML, içinde kontrol kodu olmayan metin dosyasıdır. Bu, söz gelimi WordPerfect veya Microsoft Word ile yazdığınız ve uzatması “.wp” veya “.doc” olan bir isimle ve WordPerfect veya Word biçiminde kaydettirdiÄŸiniz bir belge, HTML etiketleri içerse bile, HTML dosyası sayılamaz. Çünkü kelime-iÅŸlem programınız, bu dosyanın içinde kendi kontrol kodlarını koymuÅŸtur. Böyle bir dosyanın adındaki uzantıyı silerek, yerine “.htm” uzantısını verin ve tarayıcınıza açtırmaya kalkın!

/////////////KUTU///////////////////////

Düz Yazı Dosyası ve HTML

Düz yazı biçiminde kaydedilmemiÅŸ bir metni tarayıcıya açtırma denemesini, burada birlikte yapalım. Yandaki paragrafı içeren bir metni, örneÄŸin HTML.DOC adıyla, Word dosyası olarak kaydedelim ve sabit diskte bu dosyayı bulup, adını “HTML.HTM” olarak deÄŸiÅŸtirilim. Bilgisayarlarımızda, “.htm” uzatması ile baÄŸlantılı tarayıcı Netscape Navigator veya Internet Explorer olarak. Adını deÄŸiÅŸtirdiÄŸimiz bu dosyayı iki kere tıkladığımızda, sistemin varsaydığı tarayıcı açılacak ve karşımıza ÅŸuna benzer bir tablo çıkacaktır:

[reh000.tif]

Bu kargaÅŸanın nedeni, tarayıcı programın, uzantısı “.htm” veya “.html” olan bir dosyayı, içinde kontrol kodu olmayan, düz yazı dosyası sanması ve Word belgesindeki kontrol kodlarını da metin olarak ekranda göstermesidir. Belgemizin içinde hiç bir HTML etiketi yer almadığı için de, tarayıcımız bu yazıyı, düz paragram olarak gösteriyor. Aynı yazıyı, bu kez Word programına düz yazı olarak kaydettirelim. Word bu dosyaya, “HTML.txt” adını verecektir. Åžimdi de bu dosyanın adını “HTML.htm” olarak deÄŸiÅŸtirelim ve iki kere tıklayalım. Tarayıcıda karşımıza şöyle bir görüntü çıkacaktır:

[reh001.tif]

Bu dosyanın içinde kelime işlemcinin kontrol kodları bulunmadığı ve dosyada metnin dışında başka bir unsur olmadığı için, tarayıcı metni yorumlamakta güçlük çekmeyecektir. Ne var ki, kelime-işlemci metni ASCII olarak kaydederken, metnin Türkçe karakterlerini en yakın ASCII koduna çevirdiği için, yazıdaki Türkçe harfleri kaybetmiş olduk.

Aynı paragrafı HTML dosyası olarak (ilerde deÄŸineceÄŸimiz bir programın yardımıyla) ve sayfanın kodlama dili olarak Türkçe’yi seçerek kaydettiÄŸimiz zaman, tarayıcımız, sayfayı hem kolayca açıp ekranda gösterebiliyor; hem de Türkçe karakterlerin kodları, tarayıcı tarafından tanınabiliyor:

[html rehberi003.tif]

////////////////////////////////////////////////////////

HTML düz yazı olduÄŸuna göre, bir HTML dosyası oluÅŸturmak için, tabii HTML kodlarını kendiniz yazacaksanız, herhangi bir kelime-iÅŸlem yazılımını kullanabilirsiniz, ama kaydettirirken “Sadece metin olarak,” “Text only,” “ASCII dosyası,” “ANSI Dosyası” gibi, programın kendi kontrol kodlarını koymayacağı bir biçim seçmek zorundasınız.

///////////////NOT////////////