‘İletişim Ve Gazetecilik’ Kategorisi için Arşiv

Bir Çift Yürek

Salı, 06 Kasım 2007

Kitabin adi : Bir Çift Yürek

Kitabin yazari : Marlo Morgan

Kitabin Basim yeri : Istanbul

Kitabin basim yili : 2000

Yayinevi : Dharma yayınevi

HAZIRLAYAN :Özden TAŞKIR

“Bir Çift Yürek” yazarin Avustralya’da yasadiklarindan esinlenerek yazdigi kurgusal bir kitaptir. Kurgusal yapitta kendini doktor olarak tanitan yazar, kentle hiçbir sekilde iliskileri bulunmayan, Avustralya’nin en eski kavmi Aborjinlerle ilgili arastirmalar yapar. Bu arastirmalar neticesi “Gerçek insanlar kabilesi” diye tanimlanan Aborjin kabilesiyle çölde üç aylik bir yolculuga çikar önce istek disi gerçeklestirmek zorunda kaldigi bu yolculuktan sonra, büyük zevk alir ve onlarin farkliliklarina sahit olur. Yolculugun sonunda o anlar ki ; Gerçek insanlar, “Mutant “ olarak tanimlanan biz dünya insanlarina, onu mesajci seçmistir. Çünkü Dünyadan izlerini silmekte ve nesilleri kendi arzulari ile yok olmaktadir.

“Bir Çift Yürek” de önemli olan kurguyu özümsemek degil, kurguyla birlikte verilmek istenen insanlarin farkli özelliklerini, ruhsal durumlarini, çevreyle olan iliskilerini kavraya bilmektir.

Aborjinler hisse senetleri, tahviller, issizlik, sigorta gibi sorunlardan kendilerini dislamis, medeniyetten uzak gibi görünse de , medeniyetin çok üstünde yasayan bir Avustralya kavmidir. Onlar Evrendeki her seyin bir varolus nedeni olduguna inaniyorlar onlara göre hiçbir sey rastlantisal , anlamsiz yada yanlis degildir. Sadece yanlis anlamalar ve ölümlü insana henüz açiklanmamis sirlar vardir. Bitki dünyasinin varolus nedeni, insanlari ve hayvanlari beslemek, topragi saglikli kilmak, güzellik saglamak ve atmosferin dengesini düzenlemektir. Hayvanlarinda asil varolus nedeni insan oglunu beslemek degildir, ama gereksinmeler karsisinda hayvanlar yenebilir.

Bu kabilenin insanlarinin gerçekleri gizlemek, minik ve zararsiz yalanlar söylemek gibi dertleri yoktur. Hiç yalan söylemedikleri için saklayacak hiçbir seyleri de yoktur. Onlar birbirlerini algilamak için zihinlerini açik tutmaktan ve baskalarina bilgi vermekten yüksünmeyen insanlardir. Onlara göre insan, yüreginde veya zihninde saklayacak bir sey olduguna inandigi sürece bir gelisme gösteremez. Insan kendini her seyle uyum içinde hissetmelidir. Bu kabile, saklanacak bir seyleri olmamalari sayesinde zihinsel terapi yoluyla anlasiyorlar ve bu yüzden yolculuklari çok sessiz geçiyor. Aborjin kabilesi sesin varolus nedeni olarak konusmayi görmez. Konusma yürek ve akilla yapilir. Ses konusma amaçli kullanildigi zaman ortaya dökülen bos sözlerdir. Ruhsal içerikli olamazlar ses sarki söylemeye, kutlama yapmaya ve sifa vermeye yarar.

Aborjinler ses ile konusmada oldugu gibi toplumsal yapida da Mutant’lar dan farkli düsünüyorlar. Gerçek insanlar kabilesi, insanlarin tekbir aile haline gelebilmesi için evrimsel bir ögrenme dönemi geçirmesi gerektigine inaniyor. Onlarin düsüncesine göre Evren hala tasarlanmakta ve olusmakta olan bir proje. Insanlar bir “Varlik” olduklarini anlamayacak denli mesgul görünüyorlar. Aborjinlerde , kisi, toplumda yalniz birey olarak yoktur. Bireylerden çok onlarin olusturdugu “Biz” anlayisi vardir.

Kiskançlik, haset gibi kötü hasletlerin hepsinde uzaktirlar. Onlarin bu toplum düzeninde uzak, diger insanlarin yasam biçimlerini onaylamazlar fakat ayni zamanda yargilamazlar da.

Aborjinlere göre tüm hastaliklarin ve düzensizliklerin ruhsal bir baglantisi vardir. Eger Mutant’lar bedenlerini dinlemeyi ögrenirlerse her seyin anlamini kavrayabilir,yolculuk boyunca hastalanan Aborjinlerle “Sifaci Kadin” ilgileniyor. Ve tedavide kesinlikle modern dünyanin yöntemlerini kullanmiyor. Telepatiyle, çesitli bitkilerle insanlari iyilestiriyor.

Ayrica “Gerçek insanlar kabilesi” yaraticiya ilgi çekici dualar ediyorlar. Bu dualar onlarin yasayis tarzini en iyi sekilde anlatiyor. Örnegin söyle diyorlar “ Tanrim, bana degistiremeyecegim seyleri kabul etme gücü, degistirebilecegim seyleri degistirme cesareti ve bu ikisi arasindaki farki anlayabilme sagduyusu ver.” Birde dua ederken isteklerini digerleri içinde hayirli olmasini göz önünde tutuyorlar. Eger baskalari için iyi degilse onu kabul etmiyorlar.

Kabile, Tanrisal birligin planina göre hiçbir canlinin yasarken aci çekmemesi gerektigine inaniyor, eger bir yaratik istirap çekiyorsa, bunu kendi istemistir diye düsünüyorlar. Onlarin bu inanci hem insanlar, hem de hayvanlar için geçerli.

Aborjinlerin burada bahsedilen çogu özelliginin, biz normal insanlardan çok farkli olmasi, “Bir Çift Yürek” ’i ilgi çekici kiliyor. Onlarin dogayla mücadele ederek degil, uyum saglayarak yasamalari, tüm gereksinmelerini dogadan karsilamalari bizler için önce tuhaf gibi göründe de , Marlo Morgan Kitapta bu tuhafliklari çok iyi temellendirmistir. Aborjin ögretilerini kurguyla birlikte vererek masalsi bir söylem yakalamis.

Ayrica yazar “Bir Çift Yürek” in çok ilgi görmesinden dolayi bu kitabin devami niteliginde baska bir kitap çikarmistir: “ Sonsuzlugun Mesaji”

Adsl Nedir

Salı, 06 Kasım 2007

ADSL nedir ?

ADSL nasıl çalışır ?

ADSL Hangi Problemleri Çözüyor, Ne Tür Yenilikler Getiriyor.

ADSL Aboneliği için gerekenler

ADSL Donanım

ADSL Servisi verilen Telekom Merkezleri

Türk Telekom ADSL Tarifesi

Bulunduğunuz bölgede ADSL servisinin verilip verilmediğini online kontrol edin

ADSL nedir ?

Asymmetric Digital Subscriber Line (Asimetrik Sayısal Abone hattı) yeni bir genişband komünikasyon teknolojisinin adıdır. ADSL ile internete ve uzak ağlara, normal telefon hattınızı kullanarak yüksek hızlarda bağlanabilirsiniz.

Aynı hat uzerinde aynı anda telefon/ses ve Data /Internet haberlesmesi saglamaktadır, 11Mbitlere varan dosya cekme hizina sahiptir.

ADSL nasıl çalışır ?

Normal telefon görüşmelerinizi yaparken yada faks çekerken kullanılan frekans aralığı 0 kHZ ile 4 kHz arasında değişir. ADSL data iletimi için 4 kHz ile 1100 kHz aralığını kullanır. Farklı frekans aralıkları kullanıldığı için internete bağlıyken aynı anda telefon görüşmelerinizi de yapabilirsiniz. Telefon görüşmelerinin ve data iletiminin birbirinden ayırılabilmesi için splitter denen ayırıcıya ihtiyaç vardır. Bu tur aynı hattan birden fazla servisin degisik frekanslarda tasınmasına Broadband cozumler denir,

ADSL Hangi Problemleri Çozuyor, Ne Tur Yenilikler Getiriyor.

• Meşgul sesine son veriyor, telefon ve Data haberlesmesi aynı anda saglaniyor.

• Bağlantı kurmak için telefon numarası çevirmeye, işiniz bitince bağlantıyı bitirmeye gerek kalmiyor,

• Bağlantının isteğiniz dışında kopmasına, Servis saglaycı uzerinde bos hat aramiyorsunuz

• Standart Modemle en fazla 56K olan hız probleminiz ortadan kalkıyor, 128Kbps’den baslayan hizlarla Turkiye sartlarında 2Mbps’e kadar ulasabiliyorsunuz. Video ses cok kolay hızlı iletiliyor,dosya veya web sayfası acarken modeme gore en az 3 kat daha hızlısınız.

• İnternete bağlıyken telefonunuz meşgul olmuyor sizi disaridan arayanlar internet baglantınızı kesmenizi beklemiyor, yada İnternet icin ayri bir telefon hattı almanıza gerek kalmiyor.,

• Internet erisimi icin kontur yada saat hesabı yapmiyorsunuz,

* Hızla ilgili bir karşılaştırma yaparsak; 16 MB’lık bir resim dosyasını çevirmeli ağ bağlantınız (56Kbps) ile 74 dakika , ISDN(128Kbps) ile 17 dakika ADSL (1,5Mbps) ile 21 saniyede indirebilirsiniz. Yani büyük dosyaları indirmek, CD kalitesinde online müzik dinlemek, video konferans, uzaktan eğitim ve multiplayer oyunlar gibi hız gerektiren uygulamalar işkence olmaktan çıkıyor.

* Çevirmeli ağ üzerinde yaşadığınız, bağlantı kopması ya da günün bazı saatlerinde yavaşlama gibi bağlantı problemleri ADSL’in sürekli ve sabit hızıyla tarihe karışıyor.

* ADSL size performansı düşmeyen özel bir hat verir, kablo modemde olduğu gibi hattınızı komşularınızla paylaşmak zorunda kalmazsınız. Yani internet hızınız komşularınıza bağlı değildir. Bu özel hat size paylaşılmayan daha güvenli bir bağlantı sağlar.

* İnternete sürekli bir bağlantı sağlanır. Bağlantıyı koparma, tekrar bağlanma gibi kavramlar yoktur. Yani size kararlı ve sürekli bir bağlantı sağlar.

* ADSL, network ortamında da rahatlıkla internet erişimine ve data paylaşımına olanak sağlıyor.

* Kurulum maliyeti mevcut telefon hattı kullanıldığı için çok ucuzdur. Aynı nedenle bu hizmet diğerlerine göre daha kısa bir süre içinde gerçekleşmektedir. Türk Telekom A.Ş. size sağladığı sabit hız oranında aylık sabit bir ücret talep etmektedir. Sadece Türk Telekom A.Ş. ye bir ücret ödenir.

ADSL Aboneliği için gerekenler

Bagli oldugunuz Turk telekom birimine basvurarak ilgili bolgede ADSL Servisi verilip verielemdigi ogrenilmesi, veriliyorsa sonraki islemleri geciyorsunuz.

 ADSL başvuru formunun doldurulması

 Hizmetin sunulacağı telefon hattına ait fatura ve ödendi belgesi fotokopisi

 Başvuru şahıs adına yapılacaksa, nüfus cüzdanı fotokopisi

 Başvuru şirket adına yapılacaksa, imza sirküleri

 Şirket adına işlemleri takip edenin nüfus cüzdanı fotokopisi ve yetki belgesi

Telekom ADSL hattınızı sagladıktan sonra donanım ve seckin teknik destek icin Datateknik ve Bayilerine ulasabilirsiniz.

İlgili Telekom Müdürlüğüne başvurarak ADSL abonesi olabilirsiniz.

ADSL Donanım

ADSL teknolojisinden yararlanmak için kaliteyi ve maliyeti önemsiyorsanız ZyXEL in Turk Telekom Onaylı Prestige ailesi size uygun çözümler sunuyor.. Bir bilgisayar ı internete bağlamak için Zyxel Prestige 630 USB yeterlidir.

Zyxel Prestige 642R Serisi Ethernet uzerindne bir ve birden fazla bilgisayari ADSL olarak internete baglamak icin kullanılır(IP sharing yapar)

Zyxel Prestige 641 , Prestige 642’nin yaptıklarına ek olarak birden fazla noktaya Multible ADSL PPPOE PVC uygulamları icin kullanılır.

ADSL Servisi verilen Telekom Merkezleri

ADSL Hizmeti Verilen Yerler asagidaki listede belirtilmekte , Telekom biriminiz Listede bulunmuyorsa ayrıca bagli oldugunuz Telekom yetkililerine sorabilirsiniz

POP No Merkezi

POP1 Ankara-Ulus

POP2 Ankara-Balgat

POP4 Ankara-Küçükesat

POP5 Ankara-Yenişehir

POP6 Ankara-Çankaya

POP9 Ankara-Kavaklıdere

POP10 Ankara-İskitler

POP12 İstanbul-Gayrettepe

POP13 İstanbul-Ataköy

POP14 İstanbul-Ayazağa

POP15 İstanbul-Bahçelievler

POP16 İstanbul-Beyoğlu

POP17 İstanbul-Fatih

POP18 İstanbul-Levent

POP19 İstanbul-Şişli

POP20 İstanbul-Tahtakale

POP24 İstanbul-Beşiktaş

POP28 İstanbul-Kasımpaşa

POP30 İstanbul-Okmeydanı

POP31 İstanbul-Acıbadem

POP32 İstanbul-Kadıköy

POP33 İstanbul-Kartal

POP34 İstanbul-Dudullu

POP36 İstanbul-Bostancı

POP37 İstanbul-Erenköy

POP41 İzmir-Konak

POP42 İzmir-Bornova

POP44 İzmir-Karşıyaka

POP45 İzmir-Çiğili

POP49 İzmir-Kemalpaşa

POP58 Çanakkale

POP140 Ankara-Bahçelievler

Turk Telekom ADSL Tarifesi

ADSL Erişim (Her Bir Port için)

HIZI (Kbps) BAĞLANTI ÜCRETİ AYLIK ÜCRET

128/32 13.000.000 37.000.000

256/64 13.000.000 127.000.000

512/128 13.000.000 387.000.000

1024/256 13.000.000 1.040.000.000

2048/512 13.000.000 1.760.000.000

ADSL Teknolojisi Üzerine bilgiler

Uzun bir süre Internet erişimi için dail-up’a mahkum kalan ülkemizde, Internet yaygınlaştıkça alternatif bağlantı yöntemlerinin de kendilerini göstermeye başladıklarını gördük.

Ülkemizdeki Dial-up Harici Internet Servisleri

Maddi durumu yerinde olanlar veya firmalarda çalışanlar için uydu yüksek download hızıyla göz doldururken upload hizmetinin iyi olmaması yüksek fiyatının yanına tuz biber oldu.Geçen senenin ortalarında hizmete giren Kablolu Internet, ilk zamanlarda çok sorunluyken zaman geçtikçe yerini sağlamlaştırdı ve özellikle Internet kafeler tarafından da keşfedildikten sonra yaygın olarak kullanılmaya başlandı.Modem fiyatının makul seviyelerde olması, saat başına ücretlendirme yerine aylık sabit ücrete dayalı olması kablo Internet’i cazip kılarken kablo TV olmayan binalara kurulumu için hat çekilme zorunluluğu bazılarımızın gözünde büyüdü ayrıca bantgenişliğinin abonelerce ortaklaşa kullanılması abone sayısı fazla olan bölgelerde kablo Internet’in hızının düşmesine sebep oldu.Tabii İzmit gibi az aboneye sahip bölgelerde hız hala oldukça yüksek (35 Kilobyte!! diye duymuştum ama..)

ADSL Hizmeti

6-7 ay önce ülkemizde Türk Telekom tarafından bir Internet bağlantı servisi daha hizmet vermeye başladı: ADSL. Birçoğumuza yabancı gelen bu hizmet Telekom tarafından reklamının yapılmaması, modem fiyatının oldukça yüksek olması gibi sebeplerden pek kullanıcı bulamadı ve meraklı bilişimciler arasında bilinmeyen, esrarengiz ama hep merak edilen bir servis olarak yerini aldı.Abone olanlar da altyapının daha tam oturmamasından nasiplerini aldılar.Geçen sene ilkbahar aylarında "Yazın ADSL modemlerin fiyatları düşecekmiş!" söylentisi yayıldı.O zamanlar piyasada tek ADSL modem bulunuyordu o da 350$+ fiyatlı Alcatel 1000 modemiydi. Bu söylentiler doğru çıktı ve yaz aylarında ülkemize Alcatel olsun diğer firmaların olsun bir çok ADSL modem geldi ve fiyatları 150$’a kadar düşürdüler.

Bu gelişme yeni şeyleri denemeye niyetli bilişimciler için çok iyi bir fırsattı, ayrıca kablo Internet’in aylık bedelinin ADSL’den 8-10 Milyon pahalılaşmasıyla ADSL tekrar gündemimize geldi ama nasıl?

ADSL Teknolojisi

ADSL kısaltmasının açılımı Asymetrical Digital Subscriber Line’dır. Güzel dilimize bu kelimeleri "Asimetrik Dijital Abone Hattı" olarak çevirebiliriz. ADSL DSL ailesinin asimetrik bir versiyonudur. DSL’lerin genel özellikleri kullanıcıya adanmış hat (dedicated line) olmalarıdır. Yani DSL’lerde bir hat, sadece hangi kullanıcıya ayrılmış ise o kullanıcı tarafından kullanılabilir. DSL’lerin bu özelliği bağlantı hızlarının sabit olması sonucunu doğurur. Bantgenişliği anlatılırken hep araç yolu benzetmesi kullanılır bizde bu kuralı bozmayalım ve DSL ‘ler için şöyle bir benzetme yapalım: Şehir dışından İstanbul’a(Internet ağı) gitmeye çalışıyorsunuz ve İstanbul’a gitmek için sadece sizin arabanızın gidebileceği bir yol var. Bu yol geniş duvarlarla üç bir yandan kapalı kimse giremez.

ADSL’in DSL ailesinden farkını teşkil eden "A" harfi yani asimtrik olmak ise upload ve download hızlarının birbirinden farklı olmasından kaynaklanıyor.Türk Telekom’un ADSL tarifeleri kısmında görülen 128/32, 256/64 gibi hız ifadelerinde ilk yazılan download hızı(kbit) ikinci yazılan ise upload hızıdır(kbit). Yine otoyol örneğine dönecek olursak İstanbul’a gidişinizdeki yolunuz ile İstanbul’dan evinize dönüşteki yolunuzun büyüklüğü aynı değildir.

ADSL kullanan tanıdığınız varsa veya biraz araştırma yapmışsanız ADSL’in bulunduğu telefon hattından aynı anda Internet bağlantısı ve telefon görüşmesinin yapılabileceğini duymuşsunuzdur. ADSL bağlantı yöntemi, abonenin Internet’e bağlanması için telefon hattındaki boş olan yerleri kullanır. Telefon görüşmeleri belirli frekans aralıklarında yapılırken telefon hatlarının diğer frekansları normalde kullanılmaz. ADSL bu boş frekansları kendi ihtiyacına göre bölerek Internet bağlantısıyla telefon görüşmesinin karışmasını engeller.Bir bağlantıyı frekanslarına göre bölme yöntemi olan FDM(Frequency Division Multiplexing=Frekans Bölmeli Çoklama) ülkemizdeki ADSL bağlantısının kullandığı yöntemdir.Bu yönteme göre telefon görüşmeleri için ayrılmış frekans aralığı dışındaki frekans aralığı da upload/download’lar için birbirine eşit olmayan iki parçaya bölünür. Yani FDM ADSL’de aynı anda telefon görüşmesi, download, ve upload yapılabilir.Ülkemizde kullanılmayan bir diğer ADSL frekans bölme yöntemi de Echo-Channeled ADSL’dir. Bu yöntem upload ihtiyaçlarının genellikle kullanılmadığını varsayarak download frekans aralığının ihtiyaca göre upload aralığını da kullanabilmesini sağlar. Ama tam tersi geçerli değildir yani ihtiyaca göre upload download alanına giremez. Bu frekans ayırımları kısaca aşağıdaki gibidir.

(POTS: Telefon hattının kullandığı alan; Upstream:Upload alanı; Downstreamownload alanı)

Yalnız, telefon hatlarıyla çakışmayan ADSL, fax sinyalleriyle karışabilmektedir. Bir hatta ADSL modem, telefon, ve fax paralel olarak bulunuyorsa fax’ın açık olduğu durumlarda telefon hattına dışarıdan yapılacak bir aramada ahizeyi kaldırırsanız fax sinyalini duyacaksınız ve ADSL Internet bağlantınız kopacaktır.

Türk Telekom ADSL Altyapısı

ADSL’in teknolojik özelliklerinden bahsettikten sonra ADSL’in bizi en çok ilgilendiren kısmına, ülkemizdeki durumuna bakalım.

6 aylık bir hizmet olan ADSL Türk Telekom’un TTNet sisteminin bir alt kolu olarak kendini gösteriyor. Altyapısı dünyada ADSL teknolojisinde oldukça ileri bir noktada olan Fransız Alcatel firmasının Türkiye departmanı tarafından yapılmıştır. Sistemin montesi esnasında ülkemizdeki ilk ADSL hizmeti olacağından ne kadar rağbet göreceği tam belirlenememiş ve bu yüzden oldukça kısıtlı sayıda aboneye hizmet verecek şekilde dizayn edilmiştir. 4 ilimizde (Ankara,Çankkale,İstanbul,İzmir) toplam 32 ASAM birimi üzerinden hizmet veren ADSL’in illere göre ASAM dağılımı şöyledir:

Ankara Çanakkale İstanbul İzmir

8 1 18 5

Yukarıda adı geçen ASAM birimi kullanıcıların TTNet altyapsındaki ATM ağına bağlanmalarını sağlayan çoklayıcı arabirimdir. Bir ASAM’ın üzerinde 1 ila 3 adet şasi adı verilen kısım bulunabilir. Her şasi içinde 12 ADLT(ADSL modeminin bağlantığı kart) kartı ve her karttada 4 port (4 farklı modem desteği) bulunur. Yani biraz çarpma toplama yapıldığında bir şasinin 48 kullanıcıya hizmet verebildiği görülür. Bir bölgedenin ASAM’ındaki şasi sayısı bölgedeki kullanıcı sayısına göre değişirken bazı bölgelerimizde sürpriz şasi sayıları olabilmektedir. Ülkemizdeki ADSL hizmetinde şimdilik toplam olarak 2928 port vardır, yani Türk Telekom ADSL hizmeti şimdilik 2928 kullanıcıya hizmet verebilmektedir.Bu sayı 48′e bölündüğünde 61 adet şasi’nin bulunduğu görülür ki bu da ortalama olarak bir ASAM’da 2 şasi bulunduğunu yani her merkezin ortalama olarak 96 kullanıcıya hizmet verebildiği görülür.

Muhtemelen bazılarımızın aklına bu noktada "Benim bağlı olduğum merkez doluysa başka merkezden hizmet alırım." diye bir düşünce geçecek. ADSL bağlantısı telefon hattından yapıldığından belli uzaklıktan sonra veri kaybı olabilmektedir.(2,5 Km gibi) Bu yüzden Türk Telekom ADSL’de bir ASAM kendisi merkezli 2,5 Km yarıçaplı bir kürede hizmet verebilmektedir. Teorik olarak ASAM bu kürenin dışında hizmet vermez mi? Verir fakat bağlantının hızının ne kadar olacağını garantileyemez. Bu yüzden Bostancı-Erenköy gibi yakın merkezler arası bile geçiş olamamaktadır. Port sayısının az olmasından sonra ADSL’in en kısıtlayıcı özelliği bu mesafe limitidir.

ADSL Modemleri ve Splitter’lar

Diyelim ki bulunduğunuz bölge’de ADSL ASAM’ı mevcut ve boş yer var. ADSL aboneliğine başvurdunuz ve abone oldunuz. Şu anda ADSL hattınızı kullanabilmeniz için tek bir adım kaldı: ADSL Modem satın alınması.

Yazının başında da bahsettiğim gibi ADSL ülkemizde ilk çıktığı zaman piyasadaki tek modem Alcatel 1000 idi. Ethernet kartı üzerinden bağlantı ile çalışan bu modem fiyat bakımından hala gayet yüksek bulunuyor. Alcatel firmasının Alcatel 1000′den sonra Speedtouch ailesi piyasaya geldi. USB’si Internal’ı External’ı Ethernet bağlantılı olanı bulunan bu aile hem fiyatının makul olması hem de rahat bulunabilirliği açısından gayet başarılı.(Internal’ı 150$+KDV’den başlıyor)

Ülkemize yazın başlangıcıyla Alcatel’den başka firmaların da modemleri piyasaya çıktı. Fiyat konusunda bir kısmı Alcatel Speedtouch’lardan bile daha makul olan bu modemlerin ufak bir sorunu var. ADSL sisteminin altyapısı Alcatel tarafından yapıldığı için Alcatel harici firmaların modemlerinde zaman zaman uyum sorunları olabiliyor. Bu tamamen ADSL altyapısından kaynaklanan bir problem firmaların modemlerinin kalitesinden olan bir problem değil.Ayrıca İstanbul Anadolu yakasında oturanlar için ufak bir not daha;Alcatel bile olsa USB modemlerin uyum sorunu çıkarma ihtimalleri var haberiniz olsun.

Splitter konusunda ise ilk bilinmesi gereken "olması lazım" bir ürün olmadığı. Splitter’ın yaptığı işlem Internet bağlantınız esnasında telefonunuzu da kullanabilmenizi sağlamak. Sisteminizde splitter olsun olmasın dışarıdan yapılacak bir telefon araması sonucunda hattınız meşgul görünmeyecek fakat ahizeyi kaldırdığınızda dial-up’da olduğu gibi hattınız kesilecek. Çok basit bir birim olan splitter’a telefon hattınızın kablosunu, ADSL modeminize gidecek telefon kablosunu ve telefon’a gidecek kabloyu takıyorsunuz. Yalnız burada bir sorun var o da splitter’larda kabloların gireceği yerlerin standart telefon hattı kutularında olduğu gibi jack’li olmaması. Bu işlemi biraz elektrik bilgisi olabilen arkadaşlar yapabilir, yakınızda öyle bir tanıdığınız birisi yoksa en yakın elektrikçiye sadece hangi kablonun nereye takılacağını söyleyerek bu problemi aşabilirsiniz.(Splitter’ın üst kapağını açtığınızda hangi kablonun nereye takılacağına dair bulunan birkaç şekil yardımcı olacaktır.)

ADSL Bağlantı Kurulumu

Donanım seviyesi bu kadar bilgiden sonra bir ADSL bağlantısının nasıl yapıldığına bakabiliriz. ADSL bağlantısı için bulunduğunuz ilin bölge baş müdürlüğüne başvurmanız gerekiyor. (İstanbul Anadaolu yakası için Acıbadem, Avrupa yakası için Gayrettepe Türk Telekom) Burada görevlilere ADSL’i bağlatmak istediğiniz telefon numarasını söyledeğinizde hattınızın ADSL bağlantısına uygun olup olmadığına bakılıyor. Eğer sizin telefonunuza hizmet veren santral ADSL için bir POP noktası ise ve orada boş port var ise hattınız ADSL’e uygun demektir. Sözleşmeyi sadece ADSL özelliği açılacak telefonun üzerine kayıtlı olduğu kişi yapabiliyor.Bürokratik prosedürde istenilenler:

• Nüfus Cüzdanı.

• Nüfus Cüzdanının bir fotokopisi.

• Telefonun son dönemlerden, ödenmiş bir faturası.

Bu istenilenleri verdiğiniz zaman bir form doldurarak abonelik sürecinizi başlatıyorsunuz. Abone olurken hattınızın hızını seçmenin yanısıra, statik IP isteyip istemediğinizi seçiyorsunuz. Açıkçası ev kullanıcıları için pek iyi olmasa da devamlı aktif olan ağ’lara yapılacak ADSL bağlantıları için gayet güzel. Bu noktadan sonra ADSL açtırma ücretini ödeyerek işlemlerinizin bir kopyasını alıyorsunuz. Telekom şubelerinden yaptıracağınız tüm işlem bundan ibaret.

Modeminizi evinizde kurdunuz ve opsiyonel olan splitter’ı da sisteminize eklediniz veya eklemediniz. İş emri başvurusu yapıldıktan ortalama 1 hafta sonra size telefon ile bağlı olduğunuz bölge başmüdürlüğünden hattınızın açıldığını söylüyorlar, kullanıcı adınızı ve parolanızı seçtikten sonra hattınız açılmış oluyor. Modem’inizin kullanma kılavuzundaki gibi bağlantı ayarınızı yapınca (ki bu aslında normal bir dial-up bağlantı yapmak gibi farkı yok.) hattınızı kullanmaya başlıyorsunuz. Aylık ADSL abonelik ücretini telefonunun faturasında görüyorsunuz. Yani özellikle bağlantınızın ilk ayında önceki dönem faturalarınıza göre ciddi bir fark görürseniz hiç şaşırmayın. Açıkçası aylık ücretin ödenmesi için ayrı fatura olmaması benim çok hoşuma gitti. Zaten sayıca bol miktarda olan faturalara bir de ADSL faturasının eklenmesi lüzumsuz yük olurdu, bu ufak ama karışıklık engelleyici sistem için Türk Telekom’u kutluyorum.

Öneriler, Notlar

• Bir teknik problem olma durumunda (modem uyuşmaması, hattın kurulamaması) bağlı olduğunuz bölge başmüdürlüğünü aradığınız zaman kullanıcı adınızı sormak yerine hat no’nuzu soracaklardır. İşemrinizin sağ üst köşesinde bulabileceğiniz TTNET numarası olarak yazılan bu numara sizin hattınızın kodu olarak kullanılacak.

• Hattınız ilk açılırken bir süreliğine (2 saat ila 2 gün) hattınız kopuk olacak. Bu data santrallerinde yapılan normal bir işlemdir işleminizin yapıldığını gösterir. (Tabiiki 2 gün’e uzarsa yavaş yavaş yapıldığını da gösterir.)

• ADSL modemleri aldığınızda normalde alıştığımız renkli estetikli bir kutu görmek yerine beyaz basit bir kutu görebilirsiniz bu ürününüzün kullanılmış veya kaçak olduğunu göstermez.

• ADSL sistemi hala yeni bir sistem olduğundan problemleri bulunmakta. Zaman zaman merkezi arızaların olması muhtemeldir. Genelde 1-3 saatte çözülür.(en kötü ihtimal) Örnek: Erenköy bölgesinde Ağustos ayı boyunca toplam 2,5 saatlik 2 kesilme oldu.

Özet

Hattan düşmelerin olmadığı, stabil, güvenilir bir hat olan ADSL büyük ve çok sayıda dosya download’ı yapan kişiler için idael. Ayrıca dial-up Internet’lerdeki telefon parasını düşünecek olursanız ADSL’in 128/64′lük hattı gayet mantıklı geliyor. Günde ortalama 2-3 saat Internet kullanan bir kişi için ADSL hemen hemen aynı fiyata geliyor. Genellikle upload yapan kişiler için ADSL, upload hızını 4-5Kbyte’dan 7-8Kbyte çıkaracak ve 24 saat devamlı bağlantı imkanı sunacak. Download’larda hız 4-5Kbyte’dan 12-16Kbyte’a çıkacak ki bu 3 ila 4 kat hız demek. Ve unutulmaması gereken en önemli nokta hattın tamamının size ait olması başka kullanıcıların durumunun sizi kesinlikle etkilemeyecek olması. Ayrıca kullanıcı adınız veritabanında sadece sizin telefonunuz üzerinden gelirse kabul edilir bu yüzden bağlantınızın çalınması gibi bir durum da bulunmamakta.

Öte yandan. 150$+KDV dan başlayan modem fiyatları ile ADSL modemler hala normal modemlerden oldukça pahalı. Sistemin altyapısının tam oturmamış olması ara sıra genel sorunların çıkabileceği manasına geliyor. Sistemin maksimum kullanıcı sayısının az olması da problemlerin en önemlisi.

Uzun Vadede ADSL

Internet’in dünyadaki öneminin her geçen gün artması hızlı, güvenilir ucuz ve devamlı bağlantıları ön plana çıkarıyor. Bu bakımdan uzun vadede ADSL iyi bir yatırım gibi görünüyor. Ayrıca duyduklarıma göre 2002 ortalarında yapılacak yeni bir ihale ile ADSL sisteminin kapasitesi 100-300 bin’leri bulacak. Eğer bu rakama ulaşılır, o zamana kadar ADSL altyapısının problemleri azalır ve iyi bir reklam yapılırsa dial-up şirketleri zor günlerine başlarlar veya alternatif ADSL’ler, daha iyi hizmetler ülkemize gelir ve Internet bağlantısı konusunda ülkemizde büyük gelişmeler olur. Ama burası Türkiye; hayallere kapılmanın mekanı değil……

Bu bilgilerin derlenip toplanmasına ve bu makalenin yazılmasına yardımcı oldukları için tüm Acıbadem Türk Telekom Data Teknik Destek Servisi ve Kadıköy Data Santrali çalışanlarına teşekkürlerimi sunarım.

ADSL İÇİN GEREKEN SARTLAR

• Aynı hat üzerinden yüksek hızlı internet erişimi ve normal telefon servisi.

• 8Mbps ‘e kadar dışarıdan data çekme hızı,

• 1Mbps’a kadar data gönderme hızı

• Windows95, Win98, NT, Mac OS, Unix, Linux destekler

• PC/LAN’ınızı Ethernet veya ATMF(isteğe bağlı) ile bağlanır

• Birçok kullanıcı birtek ADSL bağlantısını ve WAN IP adresini paylaşmasını sağlar

• Yazılım kurulumu yok

• Daima bağlı (bridged) ve çevirmeli ağ (PPP) modları

• Tüm genel ağ operatörleriyle bağlantı için uygundur

• ADSL standartlarına uyumlu (ANSI T1.413 Issue2, G.dmt,G.lite)

• Browser temelli hızlı başlangıç programı

Atm

Salı, 06 Kasım 2007

ATM

1.1 Telekomünikasyonun Baslangici

Iletisim denildiginde, bilginin degisimi veya bilginin dagitimi anlasilmaktadir. Mesaj ise degistirilen veya dagitilan bilgidir. Önceleri haberlesebilmek için insanlarin yanyana gelmeleri gerekmekteydi. Yazinin bulunmasiyla mesajlarin bir yerden baska bir yere ulastirilabilmesi mümkün hale geldi. Bu da telekomünikasyon olarak bilinen uzaktan iletisimi mümkün hale getirdi. Çok önceleri, telekomünikasyon, mesaji tasiyan kisinin hizina ve gidebilecegi uzakliga bagli iken telgraf ve telefonun bulunmasiyla elektronik iletisime geçildi. Böylece uzaklik ve zaman kavramlari ortadan kaldirilmis oldu.

Telekomünikasyon denildiginde genellikle uzaktan yapilan iletisimde kullanilan teknoloji anlasilmaktadir. Ancak bu tanim, daha genis anlamlari da kapsamaktadir. Bu ayni zamanda kullanicilar arasinda degistirilen bilgilerin tasindigi ortamlari, kullanicilari birbirlerine baglayan yollari ve herhangi bir yerde yaratilan bilginin bir baska yerde kullanilabilmesini saglayan teknolojiyi de ifade eder.

Bu bölümde mesaj ve data ortaklasa kullanilmaktadir. Iki nokta arasinda bir mesajin tasinabilmesi için üç bilesene gerek duyulur.

Bunlar;

1. Mesaji yaratan kaynak,

2. Mesajin tasinacagi Iletim ortami (veya iletisim yolu),

3. Mesajin alicisi

Olarak tanimlanabilir.

Mesaj kaynaktan aliciya ulastirilmadan önce bazi önemli konularin çözülmesi gerekmektedir. Bunlardan birincisi, verici ile alici arasinda kullanilacak iletim yöntemi, ikincisi mesajin iletiminde kullanilacak teknik ve ücüncüsü ise vericinin, sebekeye erismekte kullanacagi kontrol tipidir.

1.1.1 Iletim Yöntemi

Verici tarafindan bir mesaj iletildigi zaman alici tarafda, hangi bilginin iletildiginin belirlenebilmesi için bazi aygitlarin bulunmasi gerekmektedir. Iki tür iletim yöntemi kullanilmaktadir. Bunlar eszamanli ( synchronous) ve eszamansiz (asynchronous) iletim yöntemeleridir. Es zamansiz iletim yöntemi, mesajlarin klavye benzeri aygitlarla üretildigi uygulamalarda kullanilir. Bu iletim yönteminde datalar bagimsiz karekterlerden olusur ve herbirinde baslangiç ve bitis bitleri bulunur. Baslama ve bitis bitleri, alici tarafta eszamanlama amaciyla kullanilir. Bu eszamalama gereksinimi, karekterler arasinda geçen zamanin bilinememesinden kaynaklanmaktadir. Dolayisiyla alici uzunca bir süre hiç bir data almadan beklemek durumunda olacaktir. Baslangiç biti aliciyi uyarir ve bitis biti alindiginda alici bekleme durumuna geçer.

Genel olarak eszamsiz iletim yöntemi, karekterler arasindaki zaman araliginin belli olmadigi durumlarda kullanilir. Eszamanli iletim yöntemi ise örnegin bilgisayardan bilgisayara önceden birlestirilmis genis data bloklarinin iletilmesi durumunda kullanilmaktadir. Bu durumda genis data bloklari çerçeveler halinde iletilmektedir. Her çerçeve basangiç biti ile baslar ve bitis bitleri ile sona erer. Baslangiç ve bitis bitleri birden çok karakter için kullanildigindan eszamanli iletim, eszamansiz iletime göre çok daha etkin bir iletim yöntemidir. Ayrica yüksek hizdaki datalarin iletimi için çok daha uygundur.

1.1.2 Data Akis Yönü

Kaynaktan alici tarafa dogru akan datanin yönüne göre iletisim sistemini karakterize eden üç ayri yöntem bulunmaktadir. Bunlar; simpleks, yari dubleks ve tam dubleks yöntemlerdir. Simpleks yöntemde data sadece bir yönde akar. Bu da genellikle kaynaktan alici yönüne dogrudur. Yari dubleks yöntemde, data ayni anda olmaksizin iki yönede de akar. Tam Dubleks yöntemde data ayni anda her iki yönde de akar. Tam dubleks sisteme, karsilikli çalisan bir çift simpleks olarak bakilabilir.

1.1.3 Sebeke Topolojisi

Tipik bir haberlesme ortaminda çok sayida alici ve verici bulunmaktadir. Genellikle dügüm noktalari olarak adlandirilan bu aygitlar birbirlerine bir sebeke olusturmak üzere linklerle baglanirlar. Sebeke topolojisinde çesitli konfigürasyonlardan söz edilir. Bunlar; noktadan noktaya (point-to-point), çoklu indirmeli (multidrop), dizi (bus), halka veya döngü ( ring veya loop), yildiz, dalbudak ( tree) ve örgü (mesh) yapilardir.

Noktadan noktaya topolojide bir bag (link) iki dügümü kalici olarak birbirine baglar. Ilerde de görülecegi üzere bu yapi diger topolojilerin temelini olusturmaktadir. Sekil 1.1 (a)’da görüldügü gibi A ve B birbirlerine noktadan noktaya biçiminde baglanmistir. Sekil 1.1 (b)’de ise C, D, E ve F dügümleri birbirlerine bir noktadan çok noktaya seklinde baglanmislardir.

Çoklu indirmeli topolojide ikincil olarak adlandirilan belli bir sayidaki dügüm, tek bir bagi paylasarak birincil noda baglanmistir. Çoklu indirmeli bag ayni zamanda çoklu noktali bag olarak da adlandirilabilir. Sekil 1.2, A dügümünün birincil dügüm, b-f dügümlerinin ikincil dügüm oldugu bir yapiyi göstermektedir.

Dizi topolojisinde bütün dügümler bir dizi sekilde tek bir baga baglanmistir. Çoklu indirmeli topolojiye benzemekle birlikte birincil ve ikincil dügümler bulunmamaktadir. Bütün dügümler birbirleriyle akran (peer) durumundadir. Sekil 1.3’de görüldügü üzere bagin iki sonlandirma ucu bulunmaktadir. Ethernet bu yapiya verilebilecek en iyi örnektir.

Halka topolojisinde dügümler ardisik olarak birbirlerine baglanir ve Sekil 1.4’de görüldügü gibi ilk dügümle son dügüm birbirine baglanarak döngü tamamlanir. Jetonlu halka bu yapiya verilebilecek en iyi örnektir.

Yildiz topolojisi, noktadan çoklu noktaya topolojisinin aynisidir. Her dügüm bir ana dügüme ( hub), noktadan çoklu noktaya baglanti seklinde baglanmistir. Ana dügüm sebekedeki haberlesmeyi denetlemektedir.

Dal budak topoloji, dizi topolojisinin genellestirilmis seklidir. Sekil 1.5’de gösterilen bu yapida, çok sayidaki dizi kollandirilmis baglarla birbirlerine baglanmistir. Dal budak yapi Sekil 1.5’de gösterilmistir. Bu yapida üst uç (head end) olarak adlandirilan özel bir dügüm bulunur. Bilgiler buradan kullanicilara dogru gönderilir. Kablo-TV sebekesi bu topolojiye verilebilecek en güzel örnektir.

Örgü topolojisinde belli sayidaki dügümler birbirlerine rastgele baglanmistir. Dügümler anahtarlama görevi yaparlar ve bir dügümün ürettigi bilgi digerine aktarilarak alicisina ulastirilir. Sekil 1.6 da görüldügü üzere aboneler dogrudan bir dügüme baglanmislardir.

1.1.4 Kapsama Alani

Sebekeler kapsadiklari alana göre de siniflara ayrilirlar. Bunlar; yerel sebekeler ( LAN-Local Area Network), metropoliten alan sebekeler (MAN-Metropolitan Area Network) ve Genis Alan Sebekeler (WAN-Wide Area Network) seklinde isimlendirilmektedir. Sadece bir katta veya bir binanin birkaç katini kapsayacak sekilde gerçeklestirilen ve yüksek hizda çalisan sebekeler LAN olarak adlandirilir. Ethernet veya Jetonlu Halka bu sebekelere verilebilecek örneklerdir. MAN ise LAN’lardan olusan ve bir yerleskeyi kapsayan sebeklerdir. Fiber Dagitimli Data Arabaglantilari ( FDDI) ve Dagitimli sira çiftli Dizi (FQDB) bu sebeklerde kullanilan sistemlerdir. WAN ise çok daha genis alanlari hatta ülkeyi bütünüyle kapsayan sebekedir. Telefon sebekesi buna verilebilecek bir örnektir.

1.1.5 Data Iletim Teknikleri

Kaynaktan aliciya bilgi iletimi baslica iki farkli yöntem kullnilarak yapilir. Bunlar anahtarlama (switching) ve yayma (broadcasting) yöntemleridir. Anahtarlama teknigi kullanilan sebekelerde data alicidan vericiye ulasana kadar çok sayida ara anahtarlama dügümünden geçer. Anahtarlama teknigi olarak devre anahtarlamasi veya paket anahtarlamasi kullanilmaktadir.

Devre anahtarlamali sebekede alici ile verici arasinda, iletisim süresince bagli kalan bir devre kurulur. Bu teknikte iletisime baslanmadan önce bu devrenin kurulmasi ve iletisim bittikten sonra da çözülmesi gerekmektedir. Bunun iyi tarafi, devre bir defa kurulduktan sonra haberlesmenin gecikmesiz olarak sürdürülebilmesidir. Iyi olmayan tarafi ise, kurulmus olan devrenin kapasitesinin her zaman yeterince kullanilamamasidir. Devre anahtarlamali sebekeleri telefon haberlesmesinde kullanilmaktadir.

Paket anahtarlamasi, eski bir teknik olan mesaj anahtarlamasinin gelistirilmis bir seklidir. Mesaj anahtarlamsinda her masajda bir baslik (header) bulunur. Bu baslikta kaynagin ve alicinin adres bilgileri bulunmaktadir. Mesajlar önceden herhangi bir ön yönlendirme yapilmaksizin sebekeye gönderilir. Bu mesajlar sebeke içerisinde kaynaktan aliciya ulasana kadar “sakla ve aktar” seklinde iletilir. Mesaj bir dügüme geldiginde öncelikle hata kontrolu yapilir ve mesaj içerisinde hata varsa dikkate alinmaz. Hata yoksa diger mesajlarla birlikte siraya konulur ve diger dügüme aktarilir. Dügümler “ yollandirma algoritmasi” olarak adlandirilan çok iyi tanimlanmis bir algoritma kullanirlar. Bu algoritma, mesaji alacak bir sonraki dügümün belirlenmesine yarar. Bu tekniktedki en önemli sorun çok farkli olabilen gecikme süreleridir. Kisa mesajlar uzun mesajlarin arkasinda çok uzun sürelerde bekleme durumunda kalabilmektedirler. Dolayisiyla bu teknik gerçek zamanli uygulamalar için tercih edilmezler.

Paket anahtarlamasinda transfer edilecek mesajlar paket olarak adlandirilan birimlere bölünürler. Daha sonra her paket kaynaktan aliciya sakla ve aktar yöntemiyle gönderilir. Paket anahtarlamasi data haberlesme sebekelerinde kullanilir. Paket anahtarlamasinin iki çesidi bulunmaktadir. Bunlar, datagram servisi ve sanal devre anahtarlamasidir. Datagram servisinde çoklu paket mesajindaki her paket her bir dügüm noktasinda birbirinden bagimsiz olarak yönlendirilir. Sonuçta her paket aliciya düzensiz olarak ulasir ve tekrar siraya sokulmasi gerekir. Sanal devre anahtarlamasinda ise ayni mesaj içindeki paketler ayni yolu kullanir ve aliciya, gönderilme sirasina göre ulasirlar. Paket anahtarlamasi, data iletiminde devre anahtarlamasina göre sebekenin daha verimli kullanilmasini saglar.

Yayin (broadcast) sebekelerinde ise ara anahtarlama noktalari bulunmaz. Bir kullanicinin aldigi bütün bilgileri diger kullanicilar da almaktadir. Bu çesit sebekeye en iyi örnek yerel aglardir.

1.1.6 Sebeke Erisim Teknikleri

Kullanilan data iletim teknikleriyle yakindan ilintili olan iki farkli erisim türü bulunmaktadir. Bunlar yayin sebekesi erisimi ve anahtarlama sebekesi erisimidir. Yayin sebekesi erisimi ise yine ikiye ayrilabilir. Bunlar, rastgele erisim ( random access) ve sirali erisim (polling veya controlled access) dir. Rastgele erisim genellikle paket anahtarlamali sebekelerde kullanilir. Bu uygulamada, iki veya daha çok kullanici ayni haberlesme baglantisi kullanir. Bu baglanti bos oldugu zaman paket göndermeye baslayabilir. Eger iki veya daha çok kullanici ayni anda paket gönderilerse gönderilen paketler birbirleriyle çarpisacaklarindan hiç biri alicisina ulasamaz. Bu sorunun çözümü için ayni anda sadece bir vericiden paket gönderilmesini saglayacak kurallar bulunmaktadir. Rastgele erisimin bir uygulamasi Ethernet sebekelerinde kullanilmaktadir.

Sirali sistemde iletim, kullanicinin sirasi geldiginde paketlerini göndermesi seklinde sürdürülür. Dolayisiyla paketlerin birbirleriyle çarpismasi önlenmis olur. Bu teknikte, merkezi siralama ve dagitilmis siralama olmak üzere iki farkli yönetm kullanilmaktadir. Merkezi siralamada bir kontrol dügümü iletim siralamasini belirler ve kullanicilardan sirasiyla paketlerin alinmasini saglar. Kullanici sirasinin geldigini belirten isareti aldiktan sonra verise geçer. Dagitilmis siralamada ise merkezi bir kontrol birimi bulunmamaktadir. Bunun yerine jeton olarak adlandirilan bir paket kullanicidan kullaniciya geçerek sirasinin geldigini bildirir. Jetonu alan kullanici önce gönderecegi paketi gönderiri daha sonra jetonu belirlenmis olan bir siraya uygun olarak bir sonraki kullaniciya aktarir. Kullanicini eger gönderecek paketi yoksa sadece jetonu bir sonraki kullaniciya aktarir. Bu islem bütün kullanicilar dolasilincaya kadar sürer.

Anahtarlamali sebekelerde ise iki türlü erisim teknigi bulunmaktadir. Bunlar, anahtarli erisim ve paket anahtarli erisimdir. Devre anahtarlamali erisimde üç faz bulunmaktadir. Birincisi faz olan devre kurma fazinda, daha önceden belirlenmis kurala göre alici ile verici arasinda bir devre olusturulur. Ikinci faz olan data aktarma fazinda alici ile verici arasinda data iletilir. Devre çözme fazi olan üçüncü fazda alici ile verici arasindaki devre çözülür. Paket anahtarlamali erisimde kullanici paketi hazir oldugu anda bunu aliciya gönderebilir. Bunun için devre kurulmasina gerek bulunmamaktadir.

1.1.7 Çoklama ( Multiplexing)

Çogu uygulamada bir haberlesme baglantisi, tek bir kullanicinin gereksiniminden daha fazla kapasiteye sahiptir. Bu durumda, bu baglantinin çoklanarak kullanilmasi daha uygun olmaktadir. Çoklama, frekans veya zaman araliginda yapilabilmektedir. Frekans araliginda yapildiginda Frekans Paylasimli Çoklama (FDM), zaman araliginda yapildiginda Zaman Paylasimli Çoklama (TDM) olarak adlandirilir.

FDM tekniginde toplam band genisligi bagimsiz kanallara bölünür. Herhangi bir kullanici, kanalin birinden kendi bilgisini iletirken diger kanali etkilemez. Dolayisiyla bir baglanti içindeki kanallar ayni anda farkli kullanicilara tahsis edilmesidir. Sekil 1.7’de görüldügü üzere FDM teknigi frekans spektrumunun paylasimidir.

TDM tekniginde ise transmisyon zamani, herbiri esit süreli zaman araliklarina bölünmektedir. Her kullanici kendisine ayrilmis zaman araligi içerisinde kendi bilgisini iletir. Alici tarafda ise data akimi, bu araliklara göre tekrar çözülür ve her zaman araliginda alinan data kendi alicisina yönlendirirlir. Sekil 1.8 , N adet kullanici için TDM teknigini göstermektedir.

Her zaman araliklari her zaman sabit oldugundan bu TDM teknigi genel olarak eszamanli (synchronous) TDM olarak bilinir. Bu araliklar, bilgi göndersin veya göndermesin belli kullanicilar için ayrilmistir. Dolayisiyla baglanti her zaman etkin olarak kullanilamaz. Bu olumsuzlugun ortadan kaldirilmasi için istatiksel çoklama ( veya eszamansiz TDM ) teknigi kullanilmaktadir. Genel olarak paket anahtarlamasinda kullanilan bu teknikte her kullaniciya bir zaman araligi ayrilmayip sadece aktif olanlara ayrilir. Aktif kullanicinin gönderdigi her pakette bir baslik ( header) bulunur. Bu baslikta alicinin adresi bulundugundan çözücü gelen paketleri adreslerine göre yönlendirir. Sekil 1.9’da 6 kullanicili istatiksel çoklama teknigi gösterilmistir. Bu teknikte, paketler istatiksel çoklayiciya geldiginde siraya alinmakta ve ilk gelen ilk gönderilir kuraliyla alici tarafa iletilmektedir.

Istatiksel çoklamada ana baglantinin etkin kullanimini artirmak için “ asiri yükleme” yöntemi kullanilmaktadir. Bu yöntemde, ayni ana baglantiyi kullanan kullanicilarin baglanti hizlarinin toplamindan daha az bir ana baglanti kapasitesi seçilmektedir. Sekil 1.10’da da gösterildigi üzere istatiksel çoklayicilaya yapilmis olan baglantilarin toplam kapasitesi 6×128 kbit/s olmasina ragmen ana baglantinin kapasitesi 256 kbit/s olarak tutulmustur. Dolayisiyla asiri yükleme orani 3 dür.

1.2 Data Haberlesme Sebeke Mimarisi

Data haberlsmesi, datalari isleyen makinalar arasinda data mesajlarinin alisverisi demektir. Bir makinadan diger makinaya mesajin aktarilmasi siradan bir islem degildir. Makinalar arasindaki haberlesmenin basitlestirilmesi için Uluslararasi Standart Organizasyonu (ISO) tarafindan, Açik Sistem Arabaglantisi (OSI) olarak adlandirilan 7 katmali bir mimari model önerilmistir. OSI modeli, farkli üreticiler tarafindan üretilen bilgisayar sistemlerinin ortaklasa kullanilarak çesitli haberlesme hizmetlerinin nasil saglanmasi gerektigini göstermektedir. Modeldeki her katman, belirli data haberlesme islevlerini saglamaktadir.

OSI modeli, makinalar arasinda akan karmasik bilgileri, birbirinden bagimsiz fonksiyonlara ayirmayi amaçlamistir. Bu bagimsizligi saglamak için de bir üst katman, bir alt katmandan saglanan hizmete bagli hale getirilmistir. Bu modelin iyi bir tarafi da, herhangi bir katmanda, diger katmanlara etki etmemek sartiyla teknolojik olarak degisiklik yapilabilmesine imkan taninmasidir.

Her bir katman, belirlenmis olan fonksiyonlari saglacak katman birimlerinden meydana gelir. Bunlar hizmet tanimlari ve protokol sartlaridir. Her katmandaki birimler diger tarafdaki makinada bulunan eslenik birimlerle mesaj alis-verisinde bulunur. Sekil 1.11, yedi katmanli OSI referans modelini göstermektedir.

Katmanlarda yapilan islevler asagida gösterilmistir;

• Fiziksel Katman: Baglatinin kurulmasi, sürdürülmesi ve kesilmesi için gerekli olan isaretlesme ile elektriksel ve mekaniksel standartlarin belirledigi en alt katmandir. Burada konnektörün sekli, elektriksel sinyalin siddeti, bit sekli ve bit eszamanlamasi belirlenir. Tipik fiziksel katman protokolu olarak ITU-T x.21 ve RS 232 gösterilebilir.

• Veri Bagi Katmani: Bag üzerinden iletilecek bilginin belli bir formata (çerçeve ) uygun olarak hazirlandigi katmandir. Çerçeve içindeki hatali bitleri tesbit eden ve düzeltilmesi için tekrar iletim talep eden katmandir. Belirgin veri bagi protokollari olarak HDCL ve SDLC gösterilebilir.

• Sebeke Katmani: Bu katman, datanin alicisina yollandirilmasindan ve sebeke adreslenmesinden sorumludur. Tipik sebeke katmani protokolu olarak IP gösterilebilir.

• Ulasim Katmani: Haberlesmekte olan uç sistemler arasindaki baglantilarin sayisindan ve performansindan bagimsiz olarak datanin hatasiz olarak alis-verisini saglayan katmandir. Ulasim katmani protokolu olarak TCP gösterilebilir.

• Oturum Katmani: Bu katman baglantinin kurulmasi, isletilmesi ve çözülmesinden sorunludur. Belli birimlerden meydana gelmis datanin alis-verisini kontrol eder ve servis kesildiginde alis-verisi tekrar baslatir.

• Sunus Katmani: Alis-verisi yapilan datayi, uç sistemlerin anlayacagi sekle çevirir.

• Uygulama Katmani: Uç kullanici uygulamalarini saglar. Bu katmanda kullanilan protokollara örnek olarak X.400 ( Elektronik mesaj protokolu) ve X.500 ( Rehber servisi) gösterilebilir.

En alt üç katman ( Fiziksel, Veri Bagi ve Sebeke katmanlari) sebeke islevlerini saglar. Kaynak, arabirimler ve alici dügümleri arasinda yapilan haberlesme bu yedi katman araciligi ile saglanir. Fiziksel katman disindaki verici tarafdaki katmanlar, bir üst katmandan aldiklari dataya protokol kontrol bilgisi ( PCI) ekler. Bunlar alici uçdaki eslenik katman tarafindan servisin geregini yerine getirmek için kullanilir.

N katmani tarafindan bir alt katmana (N-1) gönderilen data, N-1 servis data birimi ( SDU) olarak adlandirilir. N-1 katmaninda, N katmanindan gelen SDU’ya ilgili PCI eklenir ve N-1 katmanina ait protokol data birimi (PDU) olusturulur. Olusturulan bu (N-1)_PDU daha sonra N-2 katmanina gönderilir. Sekis 1.12 bu islemi göstermektedir.

Her katmandaki birim bir üst katmandaki birime Servis Erisim Noktasi (SAP) üzerinden baglanmistir. N katmanindaki bir birimin bir üst katman olan N+1’e baglanti noktasina N+1 SAP adi verilir.

Sekil 1.13 alici, verici ve ara dügümden olusan baglantida OSI islemini ve eslenikler arasi iletisimi göstermektedir.

1.2.1 X.25 Sebeke Mimarisi

ITU-T Tavsiyesi olan X.25, paket anahtarlamali data sebekesi ile data uç teçhizati (DTE) arasindaki ara birimi ve erisim protokollarini tanimlar. DTE için örneki olarak bir data uç birimi ile bir bilgisayar verilebilir. Bir X.25 sebekesinde data uç cihazi, data devresi sonlandirma cihazi (DCE) üzerinden paket anahtarlmali data sebekesine baglanir. DCE, DTE’nin paket anahtarlamali sebekeye erisimini kontrol eder. X.25 tavsiyesinde ayrica DTE ile DCE arasindaki baglantida uyulmasi gereken arabirim özellikler belirtilir.

X.25 3 seviyeli bir mimariye sahiptir ve bu seviyeler OSI referans modelindeki en düsük üç katmana karsilik gelmektedir. Bu üç seviye asagidaki gibidir:

• Fiziksel Seviye (veya 1. Katman): DTE ile DCE rasindaki fiziksel baglantinin saglanmasindan sorumludur. Bu baglanti ITU-T Tavsiyeleri olan X.21, X.2bis veya V.24 kullanilarak gerçeklestirilebilir.

• Data Bagi Seviyesi ( veya 2. Katman): OSI modelindeki data bagi katmanina esdeger olup ayni zamanda çerçeve seviyesi olarak da adlandirilir. DTE ile DCE arasinda uygun bir data transmisyonunu saglamakla görevlidir. Bu islevini yerine getirirken HDLC protokolunun bir bileseni olan Dengeli Bag Erisim Protokolunu ( LAPB) kullanir.

• Paket Seviyesi (veya 3. Katman): OSI modelindeki sebeke katmanina karsilik gelir. Sanal devrenin kurulmasindan, çözülmesinden ve paket formatlarinin olusturulmasindan sorumludur.

X.25 sebekesi hem kalici sanal devreyi, hem de anahtarlanmis sanal devreyi destekleyen baglanti yönelimli bir sebekedir. Anahtarlanmis sanal devrede, çagiriyi yapan DTE devreyi kurar, X.25 arabirimi üzerinden data iletimini saglar ve devreyi çözer. Kalici sanal devrede ise devrenin kurulmasina ve çözülmesine gerek yoktur. Sekil 1.14 X.25 Sebeke Mimarisini göstermektedir.

1.2.2 Internet Mimarisi

Internet dünyadaki en genis data sebekesidir. Çok sayidaki paket anahtarlamali sebekelerin birbirlerine baglanmasindan meydana gelmektedir. Sekil 1.15 Internet katmanlarini ve OSI modeline uyumunu göstermektedir.

Katmanlar:

• Sebeke Erisim Katmani: Bu katman için özel bir protokol tanimlanmamistir. Kullanilmakta olan sebekelerin Data Bagi ve Fiziksel Katman protokollarinin bu amaça uygun oldugu düsünülerek sebeke erisimi için belirli bir tanimlamaya gidilmemistir. Dolayisiyla LAN, X.25, Çerçeve Aktarmali veya ATM için kullanilan protokollar bu amaçla kullanilabildiginden sebeke erisim katmani uygulamaya bagimli olmaktadir.

• Internet Katmani: Bu katman sebeke katmaninin üst parçasidir. Bu katman için tanimlanmis olan Internet Protokolu (IP) basit bir baglantisiz datagram protokoludur. Hatayi düzeltme islevi görmez. Ancak her bir IP paketinde hata kontrolu yapar ve hatali olan paketi gönderici tarafa bildirmeden gözardi eder. IP data parçalanmasini desteklediginden protokol data birimlerinin (PDU) iki veya daha

fazla küçük parçaya bölünmesine izin verebilir. Bu haliyle çok da uygun olmayan bir protokoldur. Bir IP datagraminin alicisina ulasip ulasmadiginin garantisi bulunmamaktadir.

Internet katmani bir adresleme düzeni belirler ve bu da sebekenin ve sebekeden paket alan host makinanin açikca tanimlanmasina olanak saglar. 4 sinif IP adresi bulunmaktadir. Bunlar A, B,C ve D siniflaridir. Herbiri 32 bitlik adres kullanir. A, B ve C sinifi IP adreslerinde ilk kisim sebekenin ID’sini, ikinci kisim ise sebeke içerisindeki host’un ID’sini tanimlar. D sinifi adresler ise çok kullanicili gruplar için ayrilmistir. A, B veya C sinifi IP aderesleri olan kuruluslar IP adresindeki host ID kismini bölüp alt sebekeler olusturabilirler. IP çikis kapisi olarak adlandirilan yollandirma birimleri, IP adresindeki sebeke ID kismini kullanarak IP datagramlarini yönlendirirler.

• Ulasim Katmani: Bu katman için iki protokol tanimlanmistir. Bunlar Transmisyon Kontrol Protokolu (TCP) ve Kullanici Datagram Protokoludur (UDP).

TCP baglanti yönelimli bir protokol olup alici ile verici arasinda güvenilir bir data transferi saglar. Sira numaralari ile protokol data birimlerini taniyarak datanin alici tarafda dogru alinmasini garanti altina alir. Kaynak tarafindaki hosta belli bir sayida kredi göndererek data akis kontrolu saglar. Genellikle pencere degeri olarak adlandirilan bu sayi alici tarafdaki TCP tarafindan belirlenir ve data oktedlerinin sayilarina karsilik gelir. Kaynak tarafdaki host, alis bilgisi kendisine gelmeden gönderme yapabilir. Data oktedlerinin bu sayisi gönderildiginde kaynak host alindi bilgisi gelene kadar göndermeyi durduracaktir. Bu alindi bilgisinin içinde bir sonraki pencere bilgisi de bulunmaktadir. TCP alinan bütün paketlerin hata kontrulu yapar ve kullanici islemcisine hatadan arindirilmis paketleri gönderir. Eger bir pakette hata varsa mevcut penceredeki hatali paket ve ondan sonra gelen bütün paketler gözardi edilir. Bu durumda alis tarafdaki host veris tarafdaki hosta, hatali paketin sira numarasi ile baslayan bir pencere degerini belirten teyid mesaji gönderir. Kaynak tarafdaki host hatali gönderilmis olan paketi ve ondan sonra gönderilmis olan paketleri tekrar gönderir. Kaynak tarafdaki host, pencerenin degerine ulasmak için yeni paketler de göndermek durumundadir.

UDP, TCP’ye göre daha basittir. Güvenli baglanti gerektirmeyen uygulamalar için tasarimlanmistir. Baglanti yönelimli olmayan bir protokol olup hata giderme ve akis kontrolu saglama özelligi bulunmamaktadir. Her paketteki hataya bakar, yoksa alicidaki kullanici islemcisine gönderir. Eger hata varsa sessizce gözardi eder ve baskaca bir islem yapmaz. TCP ve UDP genellikle IP ile birlikte TCP/IP veya UDP/IP seklinde belirtilir.

• Kullanici Islem Katmani: Bu katman uç kullaniciya hizmet sunulabilmesi için gerekli olan uygulamalari ve teknolojileri belirler. Bu katman için tanimlanmis olan uygulama protokollari asagida belirtilmistir:

• Basit Posta Transfer Protokolu (SMTP): Iki host arasinda TCP kullanilarak elektronik posta alis verisi için kullanilan protokoldur.

• Telnet: Bir kullanicinin bulundugu yerdeki bilgisayarini kullanarak uzaktaki bilgisayar sistemine girmesine olanak veren bir servistir. TCP kullanir.

• Dosya Transfer Protokolu (FTP): Bir bilgisayardan diger bir bilgisayara dosya aktarimina olanak taniyan bir protokoldur. TCP kullanir. Seçime bagli olarak da kullanicinin dogrulanmasi için ID ve sifre imkani bulunmaktadir.

• Basit Sebeke Yönetim Protokolu( SNMP): Is istasyonlari, yollandiricilar, uç sunucular gibi sebeke elemanlarinin tek bir sebeke yönetim biriminden gözlenmesini ve kontrolunu saglayan bir protokoldur. UDP kullanir.

• Uzak Islem Çagrisi (RPC) : Müsteri-Sunucu sistemlerinde kullanilan bir protokoldur. Yerel bir bilgisayar sisteminde kosturulan bir müsteri islemi sirasinda uzak uçta bulunan bilgisayarda bazi islemlerin yaptirilmasina olanak tanimaktadir. UDP kullanir.

• Basit Dosya Transfer Protokolu (TFTP): FTP’ye göre daha basit bir dosya transfer protokoludur. Kullanicinin dogrulanmasi imkani bulunmamaktadir. UDP kullanir.

Sekil 1.16 kullanici islemi protokollari ile ulasim katmani protokollari arasindaki iliskiyi göstermektedir.

1.2.3 SS7 Sebeke Mimarisi

Katmanli mimari kavrami Numara 7 Isaretlesme Sistemi (SS7) için de geçerlidir. Bu sistem iki telefon kullanicisi arasinda baglantinin kurulmasi, yönetimi ve çözülmesine olanak taniyan özel bir isaretlesme sistemi olup akilli sebeke (IN), tümlesik hizmetler sayisal sebekesi (ISDN) ve hücresel mobil telefon sebekesi de dahil olmak üzere çok genis bir alanda kullanilmaktadir. Mimarisi bölümler halinde düzenlenmis (Sekil 1.17) olup her bir bölüm, karsilik gelen bir OSI katmanindan daha fazla islevi yerine getirir.

Bu kisimlarda gerçeklestirilen islevler asagida açiklanmaktadir:

• Mesaj Transfer Bölümü (MTP): Bu bölümde üç katman bulunmaktadir. OSI modelindeki ilk üç katmanin rolünü üstlenerek mesaj transferini saglar.

• Isaretlesme Baglantisi Kontrol Bölümü (SCCP): OSI referans modelindeki 3. Katmanin kalan islevlerini yerine getirir. Ayni zamanda baglanti yönelimli ve baglantisiz servisleri saglar ve adres bilgilerinin çevirisini yapar. MTP hizmetlerini kullanir.

• ISDN Kullanici Bölümü (ISUP) : Santrallar arasinda devre anahtarlamali sebeke hizmetlerinin kontrolunu saglar. Bazan SCCP’nin hizmetlerini kullanir. Bazan da SCCP’yi gözardi ederek dogrudan MTP hizmetlerini kullanir.

• Islem Yetenekleri Uygulama Bölümü (TCAP): Bu bölüm OSI modelindeki 7. Katmanin bir parçasina karsilik gelmektedir. Devreye ait olmayan bilgilerin transferini saglar. Akilli sebekelerde 800/888/900’lü numaralarinin çevirisi için gerekli kayit sorgulamasini yapmak amaciyla kullanilir. TCAP, SCCP hizmetlerini kullanir.

• Isletme, Bakim ve Yönetim Bölümü (OMAP): SS7 tabanli haberlesmenin gerçeklestirilmesi için gerekli olan sebeke birimlerinin gözlenmesi, esgüdümü ve kontrolu için gerekli olan islemleri yerine getirir. OSI modelindeki uygulama katmanina karsilik gelir.

1.3 Tümlesik Hizmetler Sayisal Sebekesi (ISDN)

Haberlesme sebekesi kullanicilara çesitli hizmetler sunar. Bunlar; ses, data ve video hizmetlerini içerir. Telefon sebekesi devre anahtarlamali bir sebeke olup ses iletimi için tasarlanmis. Paket anahtarlamali sebekeler de data iletimi için tasarlanmistir. Tümlesik hizmetler sayisal sebekesi ise adindan da anlasilacagi üzere ses, data ve video hizmetleri için tasarlanmistir. Farkli hizmetler için farkli sebekelerin kurulmasi yerine tek bir sebeke üzerinden bütün hizmetlerin verilmesi amacina yönelik olarak gelistirilen ISDN’de, iki farkli arabirim ( yani hizmet) bulunmaktadir. Bunlar; Temel Hiz Arabirimi (BRI) ve Birincil Hiz Arabirimi (BRI)’dir.

BRI’da iki adet tam çift yönlü ( full-dublex) 64 kbit/s’lik tasiyici kanali (B) ve bir adet tam çift yönlü 16 kbit/s’lik data kanali (D) bulunur. Toplam hizi 144 kbit/s’dir. D kanali ayni zamanda delta kanali olarakda adlandirilmaktadir. Bu hizmet bazan 2B+1D olarak da anilmaktadir. Kapasite olarak kisisel gereksinimler ile küçük is yerlerinin gereksinimlerini karsilayabilecek bir boyuttadir. PRI’da ise 30 adet tam çift yönlü 64 kbit/s’lik B kanali ve bir adette 64 kbit/s’lik D kanali bulunmaktadir. Büyük isletmelerin gereksinimlerini karsilamak için tasarlanmis olup B kanallari ses ve data için, D kanali ise isaretlesme ve paket data transmisyonu için kullanilabilmektedir.

1.3.1 ISDN Referans Konfigürasyonu

ISDN referans konfigürasyonu kavramsal bir konfigürasyon olup ISDN için çesitli fiziksel kullanici erisimlerini anlamamiza yardimci olmaktadir. Referans konfigürasyonu için iki farkli yön bulunmaktadir. Bunlar; Islevsel kümeler ve referans noktalaridir. Bir ISDN islevsel kümesi, ISDN kullanicisinin erisimi için gerekli olabilecek islevlerden olusmaktadir. Bu islevler bir veya daha fazla sayida cihaz tarafindan saglanabilmektedir. Bir ISDN referans noktasi ise iki islevsel küme arasinda kavramsal bir arabirimdir. Referans noktasi bazan cihazlar arasindaki fiziksel baglanti noktasina karsilik gelmekte, bazan da referans noktasina karsilik fiziksel bir nokta bulunmamaktadir.

ISDN referans konfigürasyonu iki ana islev sinifi tanimlar. Bunlar sebeke uçlandirma islev kümeleri ve uç cihazlar islev kümeleridir. Uç cihazlari, sayisal ve analog telefonlar gibi kullanici cihazlarlaridir. Sebeke uçlandirma cihazlari ise ISDN’ne baglanti saglayan cihazlardir. Üç çesit uç cihazi islev kümesi, iki çesitte sebeke uçlandirma islev kümesi bulunur. Bu bes çesit islev kümesi asagida açiklanmistir:

• 1. Sebeke uçlandirmasi (NT1): OSI referans modelindeki 1. Katmana karsilik gelen islevleri kapsayan islev kümesidir. NT1 kamu sebekesine giris olanagini ve kullanicinin bulundugu yer ile yerel santral arasindaki fiziksel baglantinin uçlandirilmasini saglar.1. Katmanda oldugu gibi bagin performansini gözler, zamanlama ve 1. Katman çoklama islevi görür.

• 2. Sebeke uçlandirmasi (NT2): Yerel anahtarlama ve çoklama hizmeti saglayan islev kümesidir. NT2 cihazi akilli bir çihaz olup OSI referans modelindeki 3. Katmana kadar olan çesitli islevleri saglar. NT2 çihazlarina örnek olarak PBX, çoklayici, ana bilgisayar, ve uç kontrol saglayici gösterilebilir. NT2’ler genellikle istege bagli olarak kullanilir ve temel hiz arabirimi ile kullanilabilecek özelliktedirler.

• 1. Tip Uç cihazi (TE1): Temel ISDN özelliklerini saglayan islev kümesidir. TE1 cihazlari, ISDN uyumlu cihazlar olup ISDN protokolu kullanarak ISDN hizmetlerini destekler. Bunlara örnek olarak ISDN telefonlar ve ISDN isistasyonlari verilebilir.

• 2. Tip Uç cihazi (TE2): ISDN disi islevleri saglayan islev kümesidir. TE2 cihazlari ISDN uyumlu olmayan cihazlar olup ISDN’ne bir uç adaptörü ile baglanabilen analog telefon veya kisisel bilgisayarlar gibi cihazlardir.

• Uç adaptörü (TA): ISDN uyumlu olmayan cihazlarin sebekeye baglanabilmesini saglayan islev kümesidir. Bir TA cihazi, gerekli protokol degisimini yaparak TE2 cihazlarinin ISDN arayüzüne baglantisini saglar.

ISDN referans noktalari ise farkli islev kümeleri arasindaki haberlesme protokollarini belirler. Dört farkli tipde referans noktasi vardir.

• R Referans Noktasi: ISDN uyumlu olmayan uç cihazi (TE2) ile uçlandirma adaptörü arasindaki arayüzdür.

• S Referans Noktasi: ISDN uç cihazi ( TE1 veya TA) ile sebeke uçlandirma cihazi (NT1 veya NT2) arasindaki arayüzdür.

• T Referans Noktasi: Kullanicidaki cihaz (NT2) yerel döngü uçlandirmasi (NT1) arasindaki arayüzdür. Eger NT2 yoksa ISDN uç cihazi (TE1 veya TA) S/T Referans Noktasi olarak adlandirilir. Bu durumda NT1 ve NT2 islevleri ayni cihaz içinde birlestirilmislerdir.

• U Referans Noktasi: Yerel döngü ile yerel santral arasindaki arayüzdür. Eger NT1 cihazi servis saglayici tarafindan temin ediliyorsa U noktasindan sözetmeye gerek yoktur. U referans noktasinin herhangi bir standarti da bulunmamaktadir.

Sekil 1.18 islev kümeleri ve referans noktalari ile birlikte referans konfigürasyonunu göstermektedir. Bir temel hiz arayüzünde sekiz adede kadar ISDN uç cihazi ( TE1 veya TA) bir pasif dizi (veya S dizisi) üzerinden sebeke uçlandirma çihazina (NT2) baglanabilir. Örnek olarak, bir ISDN telefon, bir ISDN faks makinasi ve bir ISDN is istasyonunu ayni temel hiz arayüzüne baglamak mümkündür. Dizi üzerine baglanmis cihazlar TE sorgulamasi olarak bilinen bir yöntem kullanarak sürekli olarak dinlemede bulunurlar ve hizmet talep eden bir mesaji algilayip B kanalina baglanabilirler.

Sekil 1.19’da ise BRI ve PRI baglantilarini birlikte gösterilmistir. BRI için iki telli baglanti gerekirken PRI için dört telli baglantiya gerek duyulmaktadir.

1.4 Genis Band ISDN

BRI ve PRI hizlari hernekadar çesitli servisleri destekleselerde bu hizlardan daha yüksek hizlara gereksinim duyan hizmetler yayginlasmaktadir. Bunlar arasinda multimedia haberlesmesi, yüksek çözünürlüklü televizyon, yüksek çözünürlüklü görüntü Iletimi ve video Konferans hizmetleri sayilabilir. Genis Band olarak adlandirilan bu hizmetleri desteklemek için 622 Mbit/s’lik bir hiza kadar çikma imkani olan Genis Band ISDN (B-ISDN) hizmeti tanimlanmistir.

Yüksek hizlida çalisan B-ISDN, bilinen devre modlu ve paket modlu data iletim sekillerinden daha farklidir. Devre anahtarlamali sayisal sebekelerde band genisligi belirli sayida kanal (veya aralik) ihtiva etmektedir. Bir uygulama bir araliktan daha fazla band genisligi gerektiriyorsa daha fazla aralik tahsis edilerek bu gereksinim karsilanabilmektedir. Her bir hizmete veya uygulamaya ayrilan belirli sayidaki araligi yönetmek çok zor degildir. Ancak genis bandli hizmetler için tahsis edilecek çok sayidaki araligi yönetmek oldukca zorlasacaktir. Ayrica her bir uygulamaya tahsis edilen zaman araligi bu hizmet devam ettigi sürece bir baska hizmet için kullanilamayacaktir. Bu

olumsuzlugu ortadan kaldirmak için kullanilmakta olan paket anahtarlamali sebekelerde ise hata ve akis kontrolu için çok sayida yazilim tabanli isleme gerek duyulmakta, bu da zamana duyarli uygulamalar için büyük gecikmelere neden olmaktadir.

Bu olumsuzluklar göz önüne alinarak Eszamsiz Aktarim Modu (ATM) olarak adlandirilan yeni bir aktarim modu tanimlanmis ve B-ISDN uygulamasinda anahtarlama ve iletim yöntemi olarak kullanilmaya baslanmistir. Paket anahtarlamali iletim modunda oldugu ATM’de iletim, sabit boyutlu ve hücre olarak adlandirilan paketler halinde yapilmaktadir. Istatiksel çoklamada oldugu gibi sebekenin imkanlari daha verimli kullanilmakta, ancak sistem devre anahtarlamali olarak çalismaktadir. ATM’de bir iletim dönemi için baslangiçda servis kalitesi üzerinde anlasmaya varildigindan dönem boyunca servis garantisi bulunmakta ancak iletim kapasitesi bu bu dönem için ayrilmamaktadir.

1.5 ATM Uygulamalari

Telekomünikasyon Isletmecileri ve kurumsal kullanicilar bu sebekeleri olusturmak için büyük yatirimlar yapmakta ve altyapilarini bu yeni teknolojiye uygun hale getirmektedirler. Ancak daha önceden farkli teknolojiler için olusturduklari altyapilarini hemen bu teknolojiye uygun hale getirmeleri de beklenmemektedir. Bu nedenle baslangiçda bu teknoloji ana tasiyici linklerinde kullanilacak ve zaman içerisinde de uç kullanicilar tarafindan kullanilmaya baslayacaktir.

Diger tarafdan bu teknolojinin yaygin olarak kullanilmasini desteklemek için olusturulan organizasyonlarin yaptiklari çalismalar sonucunda üç çesit kullanim alani olusacagi ve bunlara uygun çözümler aranmasi gerektigi ortaya çikmistir.

Bunlar;

• ATM LAN

• ATM Omurga ( veya ATM WAN)

• ATM Ana Ofis ( CO)

Olarak siniflandirilmistir.

Bu üç çesit kullanim yerinin özelligine göre ATM Anahtarlama Cihazlari tasarlanmaya baslanmistir. ATM LAN için tasarlananlarda kapasite 2.5 Gbit/s olup tek basina kullanilabilecek yapidadir. Bunlar LAN’lari, merkezleri (hub) ve ATM uyumlu is istasyonlarini birbirine baglamak üzere kullanilmaktadir. ATM LAN anahtarlama cihazlari az sayida port ihtiva etmektedir. Bunlara bazan is grubu ATM anahtarlari da denilmektedir.

ATM WAN ise ATM LAN’lari birbirlerine baglayan ana omurgalarda kullanilmaktadir. 2.5 Gbit/s’den 10 Gbit/s’e kadar kapasiteleri bulunmaktadir. Çok sayida giris portlari vardir.

Kamu sebekelerinde çok sayida kullaniciya hizmet etmek sözkonusu oldugundan ATM CO’nun anahtarlama kapasitesinin 10 Gbit/s’den daha büyük olmasi ve çok sayida portu olamasi gerekmektedir. Ayrica bu sistem üzerinden çesitli hizmetler verileceginden bunlara uygun olmasi ve çerçeve anahtarlamali hizmetler ile devre anahtarlamali hizmetleri desteklemesi gerekmektedir. Sekil 1.20’de çesitli ATM Anahtarlama sistemleri arasindaki iliskiyi göstermektedir.

BÖLÜM 2

ATM Temel Bilgisi

2.1 Giriş

Birinci bölümde, B-ISDN için tasarlanan ATM’in bağlantı yönelimli, yüksek hızlı anahtarlama ve çoklamaya uygun bir yapıda olduğu belirtilmişti. ATM2in iyi taraflarından biri de kullanılan teknolojinin belli bir standardta olması ve ATM teçhizatının birbirlerine uyumlu olmasıdır. Diğer bir iyi tarafı ise her çeşit trafiği tekdüze olarak kabul edebilmesidir. Aynı yöntemle ses, video, çoklu ortam ve LAN trafiği geçirilebilmektedir. Çok farklı servisleri desteklemesi nedeniyle ATM şebekeleri geleceğin teknolojisi olarak kendini göstermektedir.

TDM ve İstatiksel çoklamanın iyi olan yönlerinin kullanılmasıyla ortaya çıkmış olan bu teknoloji ile, TDM özelliğinin sağladığı servis garantisi, istatiksel çoklamanın sağladığı kaynakların etkin kullanılması mümkün olmakta ayrıca gerçek zamanlı ve gerçek zamansız uygulamalar için uygun bir ortam yaratılmaktadır.

Bu bölümde B-ISDN mimarisi incelenecek ve ATM ile ilgili temel bilgiler verilmeye çalışılacaktır.

2.2 B-ISDN Mimarisi

B-ISDN katmanlı bir mimari yapıya sahip olup bu yapı B-ISDN Protokolu Referans Modeli ( PRM) olarak adlandırılmaktadır. Bu modelde üç düzlem bulunmaktadır.

Bunlar;

1. Kullanıcı Düzlemi: Akış kontrolu ve hata düzeltme mekanızmaları da dahil olmak üzere kullanıcı bilgilerinin transferi ile ilgili düzlemdir.

2. Kontrol Düzlemi: Çağırı ve bağlantı kontrol işlevlerinin yerine getirildiği düzlem olup devrenin kurulması, gözetimi ve devrenin çözülmesi ile ilgili işaretleşmelerden sorumludur.

3. Yönetim Düzlemi: Şebekenin gözetimden sorumludur.

Protokol referans modeli Şekil 2.1’de olduğu gibi genellikle üç boyutlu bir diyagramla gösterilmektedir.

Kullanıcı düzlemi ve kontrol düzlemi üç katman içermektedir. Bunlar; ATM Uyarlama Katmanı, ATM Katmanı ve Fiziksel Katmandır. ATM Uyarlama Katmanı (AAL) her iki düzlemde farklı olmakla birlikte ATM katmanı ve Fiziksel Katman iki düzlem için aynıdır.

Bu katmanların işlevleri ise;

• ATM Uyarlama Katmanı :uygun servis karakteristiklerini temin eder ve datayı 48 oktetlik birimlere böler. Bunlara aynı zamanda yük (payload) adı da verilir. Bu yükler ATM katmanına geçirilir. Kontrol Düzlemindeki AAL’yE İşaretleşme ATM Uyarlama Katmanı (SAAL) denmektedir. 4. Bölümde bu katman daha ayrıntılı olarak açıklanacaktır.

• ATM Katmanı (ATM) : Uyarlama katmanından bu yükleri alır ve bunlara 5 oktetlik bir başlık bilgisi ekleyerek hücre oluşturur. Eklenen bu başlık hücrenin doğru bağlantı üzerinden gönderilmesini temin eder.

• Fiziksel Katman (PYH) :Elektriksel veya optik karakteristikleri belirler, şebeke arayüzünü oluşturu ve bu bitleri hatta gönderir. Fizksel katman iki alt katmandan meydana gelmiştir.

1. Transmisyon Yakınsama Alt-Katmanı (TC) fiziksel ortamdan bağımsız olarak iletim çerçevesinin oluşturulması ve çözülmesi, hücrelerin SDH çerçevelerine yerleştirilmesi ve çekilmesi hücre sınırlarının belirlenmesi ve bulunması, hücre başlığının hata işlemleri ile boş hücrelerin eklenmesi ve çıkarılması işlevlerini yerine getirir.

2. Fiziksel Ortama Bağlı Alt-Katmanı, bit zamanlaması ve hat kodlaması gibi ortama bağlı olan işlevleri yerine getirir.

Yönetim düzlemi iki işlevden oluşmaktadır. Bunlar; Katman Yönetimi ve Düzlem Yönetimidir. Katman Yönetimi katmanlı bir yapıya sahip olup her biri özel işlemleri yerine getirir ve bakım (OAM) ile ilgili bilgileri ilgili katmanlara akıtır. ( OAM akışı Bölüm 6 da tartışılacaktır) Düzlem yönetimi katmanlı bir yapıya sahip değildir ve katmanlar arasındaki eşgüdümü sağlar.

Şebeke içerisindeki paket ve hücre akışı ve arayüzlerin dizilişi Şekil 2.2’de gösterilmiştir.

2.3 ATM Hücre Başlığı

Daha önce de belirtildiği gibi bir ATM hücresi 48 oktetelik bir bilgi alanına (yük) ve 5 oktetlik bir başlığa sahiptir (Şekil 2.3).

ATM Katmanı tarafından eklenmiş olan başlık Şekil 2.4’de gösterildiği üzere bazı alanlardan meydana gelmektedir. Bu alanlar; genel akış kontrolu (GFC), sanal yol belirleyicisi ( VPI), sanal kanal belirleyicisi (VCI), yük tipi (PT) ve hücre kaybı önceliği ( CLP)’ dir.

Bu alanların özel işlevleri aşağıda belirtilmiştir:

• Genel Akış Kontrolu (GFC): 4 bitlik bu alan henüz kullanıcı-ağ arayüzü (UNI) için tanımlanmamıştır. Şebekeden şebekeye arayüzde ( NNI) ise bu alan VPI’ın bir parçası gibi kullanılır ve ilave adres kapasitesi sağlar.

• Sanal Yol Belirleyicisi (VPI): 8 bitten oluşan bu alanda 256 sanal yol tanımlanabilir. Her sanal yol (VP) sanal kanallardan (VC) meydana gelmektedir. Sanal yol, farklı VCI’lara sahip kanalların demetidir.

• Sanal Kanal Belirleyicisi (VCI): 16 bitlik bir alandan meydana gelmekte olup aynı VP içerisinde 65536 kanala kadar tanımlama yapma imkanı sağlar.

• Yük Tipi (PT): 3 bitlik bu alan 8 farklı tipdeki yükü tanımlamaya imkan tanır. Bu yük tipleri Yük Tipi Belirleyicisi (PTI) tarafından tanımlanır. PTI kodları Tablo 2.1’de gösterilmiştir.

Bu alandaki en önemli bit 3. Bittir.”0” olması halinde bunun data hücresi, “1” olması halinde ise bunun Bakım-İşletme (OAM) hücresi olduğunu gösterir. Data hücrelerinde 2.bit tıkanıklığı göstermekte olup bunun “0” olması halinde bir tıkanıklığın sözkonusu olmadığı, “1” ise tersi tıkanıklığın bulunduğu anlaşılır. Data hücrelerindeki 1. Bit “0” ise Servis Data Biriminim (SDU) 0 tipindeki hücre olduğunu, “1” ise SDU’nun 1 tipi hücre olduğunu gösterir.

• Hücre Kaybı Önceliği (CLP): 1 bitlik bu alan şebeke sıkışıklığında bir hücrenin gözardı edilip edilmeyeceğini belirtir. CLP=1 ise bu hücre gözardı edilebilir. Aksi takdirde gözardı edilemez.

• Başlık Hata Kontrolu ( HEC): 8 bitten oluşan bu alan başlıktaki diğer bitlerin hata düzeltmesi için kullanılır. HEC, ATM anahtarına çoklu hataları bulma ve tekli hataları düzeltme imkanı sağlar.

Kullanıcı-Şebeke Arayüzü (UNI) hücre yapısı Şekil 2.5’de gösterilmiştir.

ATM bağlantı yönelimli bir teknoloji olduğundan ATM hücrelerinin taşınması için kullanılan iki yönlü haberleşme ortamına bir sanal kanal adı verilir. VPI ve VCI kombinasyonu ise bir hücrenin ait olduğu sanal kanalın tanımlanması için etiket görevi yapar. Dolayısıyla aynı sanal kanala ait hücreler aynı VPI ve VCI’ya sahiptir. Şebeke açısından bakıldığında ise ATM katmanının iki hiyerarşik katmana bölündüğü, bunların üst düzeyli olanına sanal kanal, alt düzeyli olanına da sanal yol dendiği ortaya çıkmaktadır. Şekil 2.6 ATM Katmanını göstermektedir.

GFC alanı UNI hücrelerinde kullanılmaz. Ancak NNI hücrelerinde VPI alanının bir parçası gibi kullanılır ve VPI alanının toplam 12 bit olmasına yarar. NNI hücre yapısı Şekil 2.7’de gösterilmiştir. Bunun bir iyi tarafı NNI dizeyinde tanımlanmış olan sanal yol sayısını 256’dan 4096’ya kadar artırmasıdır. Bu da sanal yol sayısının 15 defa artırılması anlamında olup servis sağlayıcılar her ATM anahtarında bunları tanımlayabilirler.

BÖLÜM 3

ATM ŞEBEKESİ

3.1 Giriş

Bir ATM şebekesi belli sayıdaki ATM anahtarlarının noktadan noktaya ATM bağları ile birbirlerine bağlanması ile meydana gelmektedir. Anahtarlar iki farklı arayüzü desteklemektedir. Bunlar; Kullanıcı-Şebeke arayüzü (UNI) ve Şebeke-Şebeke arayüzü (NNI) dür. UNI bir ATM uç sistemini şebekeye bağlar, NNI ise farklı şebeke sistemlerine ait iki ATM anahtarını birbirine bağlar.

ATM şebekeleri bağlantı yönelimli olduklarından datanın vericiden alıcıya iletilmesinden önce sanal bir devrenin kurulması gerekmektedir. Bölüm 2’de tartışıldığı üzere ATM’de şebekenin yollandırılmasında sanal kanal (VC) ve sanal yol (VP) kavramları kullanılmaktadır. Bir sanal kanal tanımlayıcısı (VCI) tarafından belirlenen VC, birbiriyle haberleşen iki ATM birimi arasındaki bağlantıdır. Bu da bir veya daha fazla sayıdaki ATM bağından meydana gelen bir birleştirmedir. Bir VC belli bir nitelikte hizmet sağlar. Sanal Yol Belirleyicisi (VPI) tarfından tanımlanan bir VP ise iki uç nokta arasındaki belli sayıdaki VC’lerden meydana gelmektedir. VPI ve VCI’ların sadece yerel olarak önemi vardır ve her bir anahtarda yeniden şekillendirilir. Şekil 3.1 fiziksel bağlar, VP ve VC’ler arasındaki ilişkiyi göstermektedir.

Sanal kanallar iki türlü oluşturulabilir. Bunlar;

• Kalıcı Sanal Kanal (PVC): Uygun VPI/VCI değerlerinin belirlenmiş verici ve alıcılar için şebeke işleticileri tarafından programlanmasıyla oluşturulan bir bağlantı şeklidir. Dolayısıyla, PVC’ler önceden belirlenir ve belli bir zaman içerisinde kurulurlar.

• Anahtarlanan Sanal Kanal ( SVC): Belli bir işaretleşme ile kısa bir süre içerisinde otomatik olarak kurulurlar.

Bazı VPI/VCI çiftleri özel işlevler için önceden belirlenmiştir. Bunlar;

• (VPI, VCI) = (0,5) : İşaretleşme için

• (VPI, VCI) = (0,16) : tümleşik yerel yönetim arayüzü için ( 6. Bölümde açıklanacaktır)

• (VPI/VCI) = (0, 17) : LAN taklit şekillenimi sunucusu için ( 9. Bölümde açıklanacaktır)

• (VPI/VCI) = (0, 18) : Özel Şebeke-Şebeke arayüzü için ( 8. Bölümde açıklanacaktır)

• (VPI/VCI) = (0, 19) ve ( 0, 20) : Özel amaçlar için kullanılmak üzere ayrılmıştır.

3.2 VP ve VC Anahtarlaması

Bir ATM şebekesi sanal yol düzeyinde, sanal kanal düzeyinde veya her iki düzeyde de hizmet sağlayabilir. Sanal yol düzeyinde hizmet sağlayan bir şebekede bir anahtarlama cihazı, belirli bir sanal yol belirleyecisine ve sanal kanal belirleyecisine sahip bir hücreyi aldığı zaman bu hücreyi kendinden sonra gelen anahtarlama cihazına aktarmadan önce sanal yol belirleyici değerini tekrar şekillendirmek üzere bir tabloya bakar. Bu durumda sanal kanal belirleyici değeri yeniden şekillendirilmez. Bu tipdeki anahtarlamaya sanal yol anahtarlaması ( VP Anahtarlama) denir.

Aynı şekilde sanal kanal düzeyinde hizmet veren bir şebekede bir anahtarlama cihazı, belirli bir sanal yol belirleyecisine ve sanal kanal belirleyecisine sahip bir hücreyi aldığı zaman bu hücreyi kendinden sonra gelen anahtarlama cihazına aktarmadan önce bu hücreye yeni bir sanal yol belirleyici değeri ve yeni bir sanal kanal belirleyici değeri atar. Bu tipdeki anahtarlamaya sanal kanal anahtarlaması ( VC Anahtarlama) denir. Şekil 3.2 VP Anahtarlama ve VP Anahtarlama prensiplerini göstermektedir. Şekil 3.2.a’da sanal kanalla numaralarını değiştirmeden sanal yol belirleyici numaraları yeni değerlerini almaktadır. Diğer taraftan Şekil 3.2.b’de ise sanal you belirleyici değerleri ile sanal kanal belirleyici değerleri tekrar değiştirilmektedir.

Sanal bir kanal (VC), ATM hücrelerinin tek yönlü olarak taşındığı bir imkanı belirtmektedir. Bir sanal kanal bağı (VC Link) ise bir VCI değerinin tahsis edildiği, değiştirldiği veya kaldırıldığı iki ardışık ATM birimi arasında ATM hücrelerinin tekyönlü olarak taşındığı ortamı ifade eder. Bir başka deyişle bir VC bağı, ardışık iki VC anahtarı veya bir ATM uç sistemi ile bir VC anahtarı arasında tanımlanır. VC bağlarının bütününe ise Sanal Kanal Bağlantısı (VCC) denir. Benzer şekilde, bir VP bağı VPI değerlerinin tahsis edildiği, değiştirildiği veya kaldırıldığı ardışık iki ATM birimi arasında ATM hücrelerinin taşındığı tek yönlü bir ortamı ifade eder. Dolayısıyla bir VP bağı bir ATM uç sistemi ile bir VC anahtarı, bir VC anahtar ile bir VP anahtarı veya iki ardışık VP anahtarı arasında tanımlanır. VP bağlarının toplamına Sanal Yol Bağlantısı (VPC) denir.

3.3 ATM Kullanıcı-Şebeke Arayüzü İşaretleşmesi

ATM şebekesi bir anahtarlanmış bir şebeke olup bağlantı yönelimli olarak çalışmaktadır. Bu nedenle kullanıcıya (veya uç sisteme) talep halinde anahtarlanmış bağlantı sağlamak zorundadır. Bu da işaretleşmenin rolünü ortaya çıkarmaktadır. Kullanıcı-Şebeke arayüzü (UNI) düzeyinde ATM Forum tarafından belirlenmiş olan spesifikasyonların son versiyonu olan UNI 4.0 bu bölümde incelenecektir.

İki uç sistem arasında bir bağlantı sağlanabilmesi için bu iki uç sistemin de şebeke tarafından öncelikle tanınması gerekmektedir. Adresleme yöntemi uç sistemlerin belirlenmesi açısından uygun bir mekanizma oluşturmaktadır.

3.3.1 ATM Adreslemesi

Bir ATM adresi bir veya daha fazla uç sistemin şebeke içerisinde tanımlanmasını sağlar. İki çeşit adres kullanılmaktadır.

Bunlar;

1. Kişisel adres: Sadece bir uç ATM sistemini belirler.

2. Grup adres: Bir veya daha fazla ATM sistemini belirler.

Özel şebekelerdeki bir ATM sisteminin adres formatı OSI Şebeke Hizmet Erişim Noktası ( NSAP)’ndan sonra modellenir. Bu şekildeki adresler dağıtılmış yönetime ve etkin yol kullanımına izin verecek şekilde hiyerarşik şekilde yapılandırılmıştır. Bir adresin özet yapısı Şekil 3.3’de gösterilmiştir. Bu 20 oktetlik bir format olup iki ana bölümden oluşmaktadır: Başlangıç Alanı Bölümü (IDP) ve Alan Özel Bölümü (DSP).

IDP, DSP’nin değerini belirleme ve tahsis etme yetkisi olan kurumu tanımlar. DSP ise şebeke işleticisi tarafından belirlenen adres bilgisidir. Her iki bölümün de farklı alt bileşenleri bulunmaktadır.

3.3.1.1 IDP Bileşenleri

IDP’nin iki bileşeni bulunmaktadır. Bunlar; Yetkili Format Belirleyicisi ( AFI) ve Başlangıç Alanı Belirleyicisi ( IDI)’dir. AFI 1 oktetlik bir alan olup IDI’ya değer tahsis etmekle sorumlu şebeke adresleme yetkilisini belirler.

IDI iki oktetlik bir alan olup adres alanını ve DSP değerini vermekle sorumlu şebeke adresleme yetkilisini belirler. AFI değerine uygun olarak tercüme edilir ve aşağıda verilmiş olan formatları belirler.

• ICD: 2 oktetlik bir alan olup uluslararası bir organizasyonu belirtir. Kodlar ISO 6523’e uygun olarak İngiliz Standart Organizasyonu tarafından verilir.

• DCC: 2 oktetlik bir alan olup adresin kayıtlı olduğu ülkeyi belirler. Bu kodlar ISO 3166’da verilmiştir.

• E.164: 8 oktetlik bir alan olup telefon numaralarını içeren ISDN numaralarını belirler.

IDC ve DCC formatları organizasyon tabanlı özel bir numaralama planı kullanmak isteyen kurumlar için faydalıdır. E.164 formatı ise coğrafi olarak kamu ISDN/telefon numaralama formatı bulunan idareler için kullanışlıdır. Şekil 3.4 IDP yapısını göstermektedir.

3.3.1.2 DSP Bileşenleri

DSP, yüksek mertebe DSP (HO-DSP) ve düşük mertebe DSP olmak üzere iki kısma ayrılmıştır. Düşük mertebe DSP’de uç sistem belirleyicisi (ESI) ve seçici (SEL) bulunmaktadır. Şekil 3.5 DSP yapısını göstermektedir.

HO-DSP’de birbirine bağlanmış ATM şebekeleri üzerinden hiyerarşik yollandırmayı kolaylaştıracak bir adreslemeyi öngören alt alanlar bulunmaktadır. HO-DSP’nin kullanımına bir örnek olarak US GOSIP formatı verilebilir. Bu IDI değeri 0005 olan ICD formatı ile tanımlanır. HO-DSP alt alanları Şekil 3.6’da gösterilmiştir.

Bu alt alanlar;

• DFI ( Alan Formatı Belirticisi, 1 oktet): Adresin anımsatılması için yapısal ve yönetimsel koşulları belirler.

• AA ( İdari Sorumlu, 3 oktet): Adres belirlemede yetkili otoriteyi tanımlar.

• RSVD ( Rezerve edilmiş, 2 oktet): Henüz kullanılmamaktadır.

• RD ( Yollandırma alanı, 2 oktet): ICD+DFI+AA önekindeki özel bir alanı tanımlar.

• AREA ( Alan, 2 oktet): RD içerisindeki özel bir alanı tanımlar.

• ESI ( Uç sistem belirleyicisi, 6 octet): Bir alan içerisindeki uç sistemi tanımlar.

• SEL ( Seçici, 1 oktet): ATM yollandırılması için kullanılmaz. Uç sistem tarafından alıcı tarafdaki sistemin üst katmanlarındaki protokol birimini belirlemek için kullanılır.

Bu adresleme şekillerinden hangisinin daha iyi olduğu konusunda henüz bir fikir birliği bulunmamaktadır. Ancak çoğu üretici ICD veya DCC formatını kullanmaktadır.

3.3.2 UNI 4.0 İşaretleşmesi

UNI 4.0 İşaretleşmesi (veya UNI 4.0) ITU-T Q.2931 ve Q.2110 tavsiyelerine uygundur. UNI 4.0 tarafından sağlanan temel işlevler aşağıda verilmiştir:

• Noktadan noktaya çağırı desteği,

• Noktadan çoklu noktaya çağırı desteği,

• Anahtarlanmış sanal yol hizmeti,

• Kanat birleştirme olanağı ( Buradaki kanat, kurulmuş olan bağlantıyı keserek veya kesmeyerek noktadan çoklu noktaya yapılmış bir bağlantıya saplama yapılması anlamındadır),

• ATM grubunun bir parçası olan bir uç sisteme noktadan noktaya bağlantı talebi imkanı,

• Grup adresleme imkanı,

• Proxy ( vekil) işaretleşme ( proxy işaretleşme temsilcisi olarak adlandırılan bir kullanıcı tarafından işaretleşme imkanı olmayan bir veya daha fazla kullanıcı adına işaretleşme yapma imkanı), Aynı ATM adresini kullanan çoklu fiziksel arayüzleri destekleyen bir yüksek mertebe uç sistemine bu imkan tanınabilmektedir.

• Çoklu işaretleşme kanalları ( Çoklu ILMI kanalı desteği gerektiren tek bir UNI üzerinden çok sayıdaki kullanıcının desteklenebilmesi imkanıdır. Bu da tek bir UNI üzerinde çok sayıda sanal UNI’lerin yaratılması imkanını vermektedir.)

• Çerçeve atılması desteği,

• Noktadan noktaya yapılan çağırılar için ABR işaretleşmesi,

• Trafik parametrelerinin karşılıklı olarak görüşülmesi,

• Bireysel Servis Kalitesi (QoS) parametrelerinin işaretleşmesi,

• İlave servisler ( Doğrudan Dahili Arama-DDI, Çağırı Yapan Tarafın Tanıtımı – CLIP, Çağırı Yapan Tarafın Gizlenmesi-CLIR, Bağlantı Yapılan hattın tanıtımı, bağlantı yapılan hattın gizlenmesi, alt adresleme, kullanıcıdan kullanıcıya işaretleşme.

Kaynaktan alıcıya bir bilginin gönderilmesi işlemi üç aşamalı bir işlemleyapılmaktadır.

Bunlar;

• Çağırı/Bağlantı kurulması aşaması

• Data aktarılması aşaması

• Çağırının/Bağlantının çözülmesi aşaması

3.3.2.1 Çağırı/Bağlantı Kurulması

Çağırı/Bağlantı kurulması aşaması aşağıda belirtilen adımlarla gerçekleştirilir;

1. Çağırı yapan taraf (veya kaynak ucu sistemi) kaynak anahtarına bir SETUP mesajı göndererek çağırıyı/bağlantı kurulması işlemini başlatır. Her SETUP mesajında kaynağın ve alıcının adresi ile bilgi elemanları (IE) bulunur. Bunlar kullanıcının şebekeden talep ettiği hizmetin niceliksel yönlerini tanımlayan parametrelerdir.

2. Kaynak anahtarı bu mesajı aldığı zaman mesajı analiz eder ve talep edilmiş olan QoS’ye bağlı olarak bu çağırıyı karşılayıp karşılayamayacağını kararlaştırır. Eğer talebi karşılayabilecekse alış tarafı üzerindeki anahtara bir SETUP mesajı gönderir. Sonra da çağırıyı yapan uca doğru CALL PROCEEDING (Cağırı İlerliyor) mesajı gönderir ve bu çağırıyı yapan uca SETUP mesajının teyidi anlamına gelir. Eğer anahtar çağırıya hizmet veremezse çağırıyı çözme aşamasına geçer.

3. Herhangi bir geçiş (transit) anahtarı bu SETUP mesajını aldığında talep edilen hizmeti verebilecek durumdaysa bir sonraki anahtara SETUP mesajı gönderir ve geriye doğru CALL PROCEEDING mesajını gönderir. Aksi takdirde çağırıyı çözme aşamasına geçer.

4. Alıcı tarafda bulunan anahtar SETUP mesajını aldığında çağırı talebine karşılayabilecek durumdaysa alıcıya mesaj gönderir ve geriye doğru da CALL PROCEEDING mesajı iletir.

5. Alıcı tafardaki uç sistem bu mesajı aldığında CALL PROCEEDING mesajı gönderir ve bağlantı talebi işlemine başlar. Eğer bu mesajı kabul edebilecek durumdaysa verici tarafa doğru bir CONNECT mesajı gönderir. Bu mesaj daha sonraki anahtara doğru gönderilir ve alıcı uç sistemine CONNECT ACK ( Bağlantı Teyidi) mesajını gönderir.

6. CONNECT mesajını alan her anahtar bu mesajı bir geridekine iletir ve bu mesajı aldığı anahtara da CONNECT ACK mesajını gönderir.

7. Kaynak tarafdaki uç sistem CONNECT mesajını aldığında bağlı olduğu anahtara CONNECT ACK mesajı gönderir ve böylece çağırı/bağlantı kurulması aşaması tamamlanmış olur.

Şekil 3.7 sadece bir geçiş anahtarı bulunan bir şebekede yukarıda belirtilen bilgilerin akış diyagramını göstermektedir.

Yukarıda da belirtildiği gibi SETUP mesajı bir takım IE bilgisi taşır. Bunlar çağırının/bağlantının nasıl sağlanacağının belirlenmesi için kullanılır. Bazı IE’ler zorunlu olmakla birlikte diğerleri opsiyoneldir. Zorunlu IE’de ATM trafik tanım bilgisi, genişband taşıyıcı imkanı bilgisi ve QoS bilgisi bulunmaktadır. Diğer IE’lerin içinde ise minimum kabul edilebilir hız bilgisi, AAL parametre bilgisi ve uçtan uca geçiş gecikmesi bilgisi bulunmaktadır.

3.3.2.2 Data Transferi

Çağırı/Bağlantı kurulma aşaması tamamlandıktan sonra kaynak ile alıcı arasındaki bilgi transferi kurulmuş olan VCC üzerinden gerçekleştirilir.

3.3.2.3 Çağırı/Bağlantı Çözülmesi

Bu aşama herhangi bir tarafın şebekeye RELEASE ( Çöz) mesajı göndermesiyle başlatılır. Kaynak tarafın çağırı/bağlantı çöz mesajı gönderdiğini varsayarsak aşağıda açıklanan bilgi akışı meydana gelecektir;

1. Kaynak ucundaki sistem kaynak anahtarına RELEASE mesajı gönderir.

2. Kaynak anahtar geçiş anahtarına RELEASE, kaynak uç sistemine de RELEASE ACK ( Çöz Teyidi) mesajı gönderir.

3. Geçiş Anahtarı RELEASE mesajı aldığında bunu alıcı anahtarına aktarır ve kaynak anahtarına da RELEASE COMPLETE ( Çözme Tamamlandı) mesajı gönderir.

4. Alıcı Anahtarı RELEASE mesajını aldığında bunu alıcı uç sistemine gönderir ve geriye doğru da RELEASE COMPLETE mesajı iletir.

5. Alıcı uç sistemi RELEASE mesajı aldığında alıcı anahtarına RELEASE ACK mesajı gönderir ve çözülme aşaması tamamlanır.

Bu işlem Şekil 3.8’de gösterilmektedir.

BÖLÜM 4

ATM TRAFIK SINIFLANDIRMASI

4.1 Giris

Trafik siniflandirmasi için çesitli yöntemler bulunmakta olup ITU-T ve ATM Forum kullanici trafigini farkli kriterler kullanarak siniflandirmistir. Bu bölümde bu farkli trafik siniflandirma düzenleri incelenecektir. Ayrica bu düzenlerin birbirleri ile olan ilgisi gözden geçirilecektir.

4.2 Kullanici Hizmet Siniflari

Kullanici düzleminin en üst katmaninda ITU-T Komitesi hizmet siniflarini tanimlamak üzere üç farkli parametre tanimlamistir. Bunlar;

• Kaynak ile alici arasindaki zamanlama iliskisi ( gerekli veya degil)

• Bit hizi ( sabit veya degisken)

• Baglanti modu ( Baglanti yönenimli veya baglantisiz)

Bu parametrelere bagli olarak kullanici trafigi için dört mümkün sinif tanimlanabilmektedir.

• A Sinifi: Devre benzesimi veya CBR görüntü gibi baglanti yönelimli sabit bit hizli hizmetler ( CBR).

• B Sinifi: Kaynak ile alici arasinda zaman iliskisi olan baglanti yönelimli degisken bit hizli hizmetler (VBR)

• C Sinifi: Baglanti yönelimli dosya transferi gibi kaynak ile alici arasinda zamanlama iliskisi olmayan baglanti yönelimli VBR hizmetleri

• D Sinifi: LAN data gibi baglantisiz VBR hizmeti

Bu hizmet siniflari Sekil 4.1’de özetlenmistir.

4.3 ATM Uyarlama Katmani Trafik Tipleri

AAL ( ATM Uyarlama Katmani) ITU-T tarafindan tanimlanmis olan bu dört çesit trafik sinifini da desteklemektedir. Ancak AAL islevleri hizmete özel olup bu dört sinif hizmete karsilik gelen 1 den 4’e kadar AAL tipi belirlenmistir. Ayrica AAL3 ile AAL4 birlestirilerek AAL3/4 olusturulmus, bunun da daha basit ve daha etkin bir versiyonu olan AAL5’de tanimlanmistir. AAL’lerin bu dört tipi asagida belirtilen sekilde tanimlanmaktadir;

• ATM Uyarlama Katmani Tip 1: ATM’e ses benzesimi veya DSn (n=0, 1 veya 3) tarfigi imkani veren CBR hizmeti,

• ATM Uyarlama Katmani Tip 2: Kaynak ile alici arasinda zaman iliskisi olan VBR hizmetleri ( Bu hizmet çesidi için henüz standart tanimlanmamistir.)

• ATM Uyarlama Katmani Tip ¾: Kaynak ile alici arasinda zamanlama iliskisi olmayan VBR hizmeti.

• ATM Uyarlama Katmani Tip 5: Baglantisiz trafik.

Kullanici katmani protokol referans modeli Sekil 4.2’de gösterilmistir.

4.3 Hizmet Kalitesi (QoS) Siniflari

Hizmet Kalitesi (QoS) bir sanal baglanti üzerinden geçen trafigi karakterize eden ve kullanici tarafindan algilanan ATM performans parametrelerine karsilik gelmektedir. Bunlar;

• Hücre Kaybi Orani ( CLR): Kaybolan hücrelerin gönderilmis olan toplam hücrelere oranidir.

• Hücre Hata O

1.özet

Salı, 06 Kasım 2007

1.Özet

Bu projenin amacı günümüz telekomünikasyon yapısını ve ihtiyaçlar doğrultusunda bu yapının gelişmesini anlatmaktır. Bu yeni ihtiyaçlara cevap verebilecek yapı olarak B-ISDN kapsamında ATM teknolojisi ele alınmıştır. ATM protokolü kendine has katman yapısı ve anahtarlama teknolojisini içermektedir. ATM’de veri iletişiminde hücre adında özel bir yapıya sahip paketler kullanılmaktadır. ATM, kendine has topolojisinin yanında varolan sistemlerle de uyumludur.

2.Giriş

Bilgisayar teknolojisinin ve dolayısıyla bilgisayar ağlarının büyük bir hızla gelişmesi sonucu, bilgisayarların kullanım amaçları ve üstlendikleri hizmetler eskisine oranla çok daha geniş bir alana yayılmıştır. Bu gelişime paralel olarak da yeni kullanım alanları doğmuş ancak bir süre sonra varolan yapılar bu yeni taleplere karşılık veremez hale gelmişlerdir. Şu anda ihtiyaç duyulan pek çok servis (ses, görüntü, klasik veri iletimi, interaktif servisler vb.) yüksek hızlarda iletim kapasitesi gerektirmektedir.

Veri iletişiminde ortaya çıkan ilerlemeler (VLSI-Very Large Scale Integration, fiber optik ve anahtarlama teknolojilerindeki gelişmeler) bu ihtiyaçlara cevap verebilecek B-ISDN yapısının oluşmasına imkan sağlamıştır.

ITU-T (International Telecommunication Union), B-ISDN için transfer modu olarak ATM’i önermiştir. ATM ve B-ISDN teknolojisi aynı zamanda varolan sistemlere de adapte edilebilir olması açısından da avantajlıdır.

3.-GÜNÜMÜZ TELEKOMUNİKASYON ALTYAPISI ve B-ISDN

Bugünün telekomunikasyon ağlarının herbiri spesifik hizmetler vermek üzere tasarlanmıştır. Bunun anlamı, herbir telekomunikasyon hizmeti için en az bir ağın olması ve bu ağların hedeflediği spesifik servisi sağlamak amacıyla tasarlanıp çalıştırıldıklarından dolayı, çoğunlukla başka amaçlar için kullanılmaya uygun olmamalarıdır. Örneğin, X.25 veri iletişimi ağları uçtan uca gecikme ve kayma değerlerinin kontrol edilememesi nedeniyle, gerçek zamanlı ses iletişimi için uygun değildirler. Ayrıca, bir ağ içinde, belli zamanlarda boş duran birtakım kaynaklar da başka amaçlar için kullanılamamaktadır. (Örneğin, varolan telefon ağlarının TV yayını için uygun olmamaları sebebiyle günün geç saatlerinde ses iletim ihtiyacının düşük olmasına rağmen, kablolu TV yayını için kullanılamaması.)

Sonuçta birbirinden bağımsız ve farklı birçok iletişim ağı ortaya çıkmış ve bu durum, ağların kullanım esnekliğini ve etkinliğini düşürmüştür. Buna paralel olarak da bu tür ağların tasarım, bakım, üretim maliyetleri de yükselmiştir. Bu ağlara örnek verecek olursak :

• Düşük hızlarda (300 kb/sn) bilgi transferi sağlayan teleks ağları,

• POTS (Plain Old Telepnone Service) adıyla da bilinen ve PSTN (Public Switched Telephone Network - Anahtarlamalı Telefon Ağı ) üzerinden sağlanan iki yönlü ses iletişimi için tasarlanan ağlar,

• X.25 ve benzeri PSDN (Public Switched Data Networks ) paket anahtarlamalı veri ağları,

• CATV (Community Antenna TV), kablolu televizyon ağları,

• LAN (Local Area Networks ), yerel iletişim ağları

Yukarıda örnek verdiğimiz telekomunikasyon ağları ve varolan ihtiyaçlar gözönüne alındığında, bu altyapının yetersiz kalacağı açıktır. Özellikle gelecekte kullanılması düşünülen video-telefon, video-konferans, video-kütüphane ve benzeri servisleri düşünürsek, bu tür ihtiyaçları karşılayacak iletişim ağlarının servis türünden bağımsız, genişbantlı tek bir ağ olması gerektiği ortaya çıkmaktadır.

Bu alandaki çalışmalar seksenli yılların başlarında başlatılmış ve ISDN (Integrated Switched Digital Networks) olarak adlandırılmıştır (Şu anda N-ISDN Narrowband ISDN olarak anılmaktadır). Bu ağların bant genişliğinin arttırılmasıyla hertürlü ses, veri, hareketli video ve yüksek çözünürlükte TV iletiminin entegre edilmesi sağlanmış ve gelişen yapı B-ISDN (Broadband ISDN) olarak adlandırılmıştır.

B-ISDN yapısını olanaklı kılan faktörler, fiber-optik teknolojisinin gelişerek iletişim hatlarında geniş çapta kullanılır olması ve yarı iletken teknolojisinde sağlanan ilerlemeler olarak gösterilebilir. Böylelikle, yeni geliştirilen yapıda, iletim ortamının daha güvenilir olması ve hata kontrolunun ağ içinde yapılması gerekliliğinin ortadan kalkması ile daha etkin ve maliyeti düşük yeni bir aktarım biçimi kullanılabilmiştir. İşte bu yeni teknoloji ATM (Asynchronous Transfer Mode) olarak adlandırılmaktadır.

ITU-T (Eski adıyla CCITT) tarafından da yapılan araştırmalar sonucu 1988 yılında ATM’ in B-ISDN için en uygun aktarım protokolu oldugu belirlenmiştir.

ITU-T tarafından B-ISDN yapısı ile verilmesi düşünülen hizmetler şöyle sıralanabilir:

• HDTV(High Definition TV) Yüksek çözünürlüklü TV servisleri,

• Videokonferans servisleri,

• İstek üzerine video (Video on Demand) servisleri,

• Karşılıklı iletişime dayalı (interaktif) servisler,

• Mesaj servisleri,

• Veri transfer servisleri.

4.-ATM NEDİR ?

Her türden veriyi yüksek hızlarda taşıyabilen anahtarlanmış, hücre tabanlı aktarım protokolüdür. ATM her türden network trafiğini (veri, ses video ve TV sinyalleri) 53-byte’lık hücreler halinde iletir.

4.1-ATM Anahtarlamanın Tarihçesi

ATM’in başlangıcından bu yana gelişimi Şekil-1’de görülmektedir :

Şekil-1

4.2-Transfer Modları

Transfer modu, bir telekomunikasyon ağında kullanılan iletim (transmission), çoklama (multiplexing) ve anahtarlama (switching) tekniklerinin toplamına verilen isimdir. Network dünyasında transfer modu konusunda temel olarak iki kutup bulunmaktadır. Bunlar devre anahtarlama ve paket anahtarlamadır.

Devre ve paket anahtarlama belirtildiği gibi iki uç noktadır ve birbirlerine karşı avantaj ve dezavantajlara sahiptirler. Zamanla bu iki zıt yöntemin de diğer yöntemin avantajlarını kullanan varyasyonları ortaya çıkmıştır. Aşağıda bu metodların başlıca açıklamaları bulunmaktadır.

4.2.1-Devre Anahtarlama (Circuit Switching):

Bu transfer modu özellikle telefon ağlarında kullanılır. N-ISDN ‘de de bu yöntem kullanılmaktadır.

Devre anahtarlamanın temeli, bir iletim sırasında sadece ilgili bağlantı tarafından kullanılabilen adanmış sabit kapasiteli bir kanal oluşturmaktır.

Belirli zaman aralıklarında (125 µs gibi) sabit uzunlukta bit kümeleri gönderilir (8 bit, 1000 bit gibi). Bu kümelerin her birine ‘time slot’ denir ve bunlar birleştirilerek çerçeveleri (frame) oluştururlar. (Çerçeveler de belirli aralıklarda tekrarlanır. Bu çerçevelerin içindeki her time slot, devam ettiği sürece belirli bir bağlantıya adanır. Ancak bağlantı kapatıldığında ilgili slot başka bir uygulamanın kullanımına sunulabilir.) Pür hat anahtarlamalı sistemlerde her time slot’un barındırabileceği bit miktarı aynıdır ve sabittir. Yani her servis için sabit bir bit hızı vardır.

Devre anahtarlamalı sistemlerde bir hat, bağlantı boyunca bir uygulamaya adandığından dolayı sistemde oluşacak gecikmeler ancak iletim hattındaki yayılma gecikmesine bağlıdır.

4.2.2-Multirate Circuit Switching:

Devre anahtarlamasının kısıtlamalarını ortadan kaldırmak için tasarlanan bu yöntemde, bir bağlantı için birden fazla time slot kullanılabilmektedir. Ancak birden fazla time slot kullanılırsa bunların senkronize edilmesi zorunluluğu ortaya çıkar.

Başka bir problem de ‘basic rate’in seçilmesindedir. Eğer bu değer büyük seçilirse (örneğin 2 Mbit/s) küçük hat genişliği gerektiren servisler (ses 64 kbit/s) gereksiz yere kaynak tüketmiş olacaklardır. Bu değer küçük seçilirse de (1 kbit/s) büyük bant genişliği gerektiren servisler (HDTV 144 Mbit/s) için çok fazla miktarda kanalın kontrol edilmesi gerekecektir; bu da işleri çok karmaşık hale getirir. Bu soruna üretilen çözüm ise bir çerçeveyi farklı bit oranları olan slotlara bölmektir.

Böyle bir sistemde her farklı time slot için özel bir tür anahtar kullanılmalıdır (farklı bit rate’lerden dolayı). Abonenin gelen/giden bilgisi anahtarlara/anahtarlardan yönlendirilmeden önce multiplex/demultiplex işleminden geçirilmelidirler (Bu işlem farklı bit rate’deki kanalların ilgili anahtara yönlendirilmesi için yapılır).

Farklı bit rate’ler kullanılabilmesine karşın bunların sabit değerler olmasından dolayı, servislerin ihtiyaçlarında oluşacak değişikliklere karşı esnek olması beklenemez (Bant genişliği ihtiyacının artması, sıkıştırma teknolojisindeki gelişmelerden dolayı ihtiyacın azalması vb.).

Bu sistemler doğal olarak hat anahtarlamanın dezavantajlarını da içerirler (Kaynakların ihtiyaç dışında meşgul edilmesi vb.).

4.2.3-Paket Anahtarlama (Packet Switching):

Bu transfer modunda kullanıcının bilgileri paketler halinde taşınır. Bu paketlerde kullanıcının bilgisine ek olarak başlık (header) denen ve yönlendirme (routing), hata kontrol ve akış kontrol için kullanılan bilgileri içeren saha da bulunur.

Eski bağlantıların güvenliği düşük olduğundan dolayı bu tip sistemlerde ileri düzeyde hata kontrolü yapılır (İçinden geçilen her node’da paket içeriği, hatalara karşı kontrol edilir…). Her node ‘da hatalı paketler için tekrar gönderim isteği yapılır.(ARQ -Automatic Repeat Request)

Paket boyutları değişkendir. Dolayısıyla kompleks akış kontrolü gerektirirler. Ancak iletişim hızı düşük olduğundan bu pek sorun yaratmamaktadır.Protokollerin karmaşıklığından ve tekrar gönderme işleminden dolayı yüksek hız gerektiren servislerde ve gerçek zamanlı uygulamalarda pek kullanılmazlar.

4.2.4-Frame Relaying:

Frame Relaying, iletim hatlarının güvenilirliği nedeniyle, ağ içinde paket anahtarlamalı sistemlere (X.25) oranla daha az fonksiyonelliğe sahiptir (Daha kısıtlı hata kontrol ve düzeltme yapılır). Bu da ağ içi anahtarlama noktalarında daha hızlı bilgi işleme imkanı sağlar.

Paketlerin tekrar gönderimi ancak uç noktalar arasında yapılır (yani aradaki node’lar paketlerin tekrar gönderimini istemez). Buna karşın node’larda paketler hala hatalara karşı kontrol edilirler. Bunun nedeni hatalı paketlerin iletimine devam edilmesinin bir anlamının olmamasıdır.

4.2.5-Cell Relaying(Fast Packet Switching-ATM):

Fast Packet Switching (ATM), birçok varyasyonu içeren bir kavramdır. Ancak bunların temel karakteristiği aynıdır: Ağda minimum fonksiyonellikle paket anahtarlama.

Gönderici ve alıcı arasında bir senkronizasyon yoktur. Senkronizasyon, gerektiğinde boş paketlerin eklenip çıkarılmasıyla sağlanabilir.

ATM’de ağ içinde CRC ya da ARQ türünden hata kontrol fonksiyonları yoktur. Hat anahtarlamada olduğu gibi hataların düzeltilmesi uç noktalardaki protokollere bırakılmıştır.

ATM ‘in Frame Relay’den en önemli farkı, ATM’de verilerin sabit ve küçük boyutlu paketler (hücreler) halinde iletilmesidir. Frame Relay de ise paket boyu değişkendir.

5.-ATM HÜCRE YAPISI

ATM’de bilgi aktarımı için kullanılan temel birim 53 byte’lık sabit uzunlukta olan ve hücre (cell) olarak adlandırılan özel bir tür pakettir. Hücrelerin ilk 5 byte’lık kısmı başlık (header) olarak adlandırılır ve hücrenin ağ içinde ilerleyebilmesi için gerekli olan temel bilgileri taşır. (Paket anahtarlama yönteminde bulunan ve ileri düzeyde fonksiyonellik sağlayan alanlar hücre başlıklarında olabildiğince azaltılmıştır). Başlığın fonksiyonelliğinin düşük düzeyde tutulması da ATM anahtarlarına yüksek hızda işlem yapma imkanı verir. Geriye kalan 48 byte ise iletilecek olan bilgiyi içerir.

5.1- ATM’deki Hücre Tipleri

Unassigned Cells: Trafik olmadığı durumda, ATM tabakası tarafından gönderilen boş paketlerdir. Bantgenişliğini doldurmak veya senkronizasyon amaçlı kullanılırlar. Aynı zamanda IDLE hücreleri vardır. Bu hücrelerin özelliği fiziksel tabaka tarafından yaratılmalarıdır. ATM tabakasına çıkmazlar, fiziksel katmanlar arasındaki senkronizasyonda kullanılırlar.

Meta-Signaling Cells: Ağ ile bir oturum kurmakta ve oturum servislerini saptamada kullanılırlar.

General Broadcast Cells: UNI’deki tüm istasyonlara gönderilen paketleri belirlerler.

Point-to-Point Signaling Cells: ATM tabakasında noktadan noktaya bağlantı sağlayan UNI veya NNI arayüzü hücrelerini belirlerler.

F4 ve F5 Hüceleri: Sırasıyla VP ve VC bakım hücrelerini belirlerler.

Resource Management Cells: VC üzerinde hızlı kaynak yönetimi için ayrılmışlardır.

ILMI (Interim Local Management Interface) Cells: ATM kullanıcı aygıtlarının durumlarını ve UNI’deki VP ile VC konfigürasyonu ile ilgili bilgileri taşırlar.

5.2-Neden Sabit Uzunluk ?

Bir sistemde sabit uzunlukta hücreler kullanıldığında etkinlik, gönderilecek bilginin uzunluğuna göre değişir. Eğer gönderilecek bilgi küçük miktarlardaysa ve hücrelere bölündüğünde son hücrede büyük oranda (30-40 byte) boşluk kalıyorsa bu iletişimdeki oranı pek yüksek olmaz. Ancak gönderilecek bilgi 48 byte’ın tam katıysa yani hücrelerin hepsi tamamen doluysa maximum etkinliğe (%90.5) ulaşılabilir. (Maximum etkinliğin %90.5 olmasının sebebi gönderilen 53 bytelik her hücrenin 5 byte’ının başlığa ayrılmış olmasıdır. 48/53=0.905…)

Değişken uzunlukta hücreler kullanılınca sistemde neredeyse %100 ’lük etkinliğe ulaşılır. Ancak, farklı uzunluktaki paketlerin kuyruklama için buffer’da etkin olarak saklanması oldukça zordur ve komplike algoritmalar gerektirir. Bu kompleks buffer işlemleri de yüksek hız gerektirir. Bu tür pratik nedenlerden dolayı degişken uzunlukta hücre kullanımı engellenmiştir.

Sabit uzunluktaki hücrelerde kalan boşluklar sistem etkinliğine olumsuz yönde etki eder, ancak B-ISDN’de sunulacak servislerin zaten yüksek miktarda bilgi iletimine ihtiyaç duyması bu olumsuzluğu ortadan kaldırır.

5.3-Neden 53 Byte ?

Hücre boyunun seçilmesinde farklı faktörler rol oynamıştır. Uzun bilgi alanları iletimin etkinliğini artırır. Çünkü her başlıkla beraber gönderilen bilginin miktarı artar ve böylece başlıklardan kaynaklanan overhead’ın oranı azalır.Ancak bilgi alanının boyu arttıkça paketleme sırasındaki gecikme de (packetization delay) artar. Uzun hücreler kullanıldığında ağ içindeki gecikmenin de belirli limitleri aşması daha kolay olur (Örneğin telefon görüşmeleri için bu gecikme sınırı 25 ms’dir). Bu da ses iletiminde yankı önleyicilerin kullanılmasını zorunlu kılar. Ayrıca uzun hücreler anahtarlarda kullanılan geçici depolama alanlarının büyük olmasını gerektirir. (Hücre kayıplarını önlemek için kuyruklar hücre boyutundan bağımsız olarak belli miktarda hücreyi saklayabilecek kapasitede olmalıdırlar)

Bütün bu etkenler göz önüne alınarak hücredeki bilgi sahasının boyunun 32 ya da 64 byte civarında olması öngörülmüştür (Avrupa ses iletimindeki kolaylığından dolayı 32, Amerika ve Japonya ise etkinliğinden dolayı 64 byte’lık boyutlarda ısrar etmişlerdir). Sonuçta 48 byte bilgi + 5 byte başlık olmak üzere 53 byte hücre boyutu olarak kabul edilmiştir.

6.-ATM KATMANLARI

ATM ‘in üzerinde kurulduğu fiziksel tabaka yapısı SONET/SDH, DS3 veya FDDI olabilir. ATM, fiziksel ortamdan bağımsızdır ancak geniş tabanlı genel taşıyıcı olarak, eş zamanlı bir iletim yapısı olan SONET (Synchronous Optical Network) tercih edilir. SONET Bellcore tarafından üretilmiş ve ANSI (American National Standards Institue) tarafından standartlaştırılmıştır. SONET, fiber kablo üzerinde yüksek hızda dijital sinyal iletimini sağlamak için tasarlanmıştır. Verileri 51.84 Mbps hızda taşımak için standart çoklama biçimini kullanır. Ayrıca optik sinyal standardını, farklı kaynaklardan karşılıklı bağlantı için kullanır. Geniş işlem yapma, yönetim ve bakım özelllikleri vardır. Esnek yapısıyla, gelecekte varolacak yeni teknolojilere ayak uydurabilir.

Fiziksel tabakanın üzerinde ise ATM ve AAL (ATM Adaptation Layer) olmak üzere iki tabaka bulunur. AAL, ATM ile diğer katmanlar arasında arayüz görevini yürütür. AAL, CS (Convergence Sublayer) ve SAR (Segmentation and Reassembly Sublayer) den oluşur. SAR farklı uzunluk ve formattaki PDU (Protocol Data Unit) ‘ları (yani iletilecek veri paketlerini) 48 okteklik (sekizlik) parçalara ayırır. CS’nin fonksiyonları AAL tarafından işlenen trafiğin tipine göre değişir.

Gönderici taraftaki ATM tabakasında, SAR’dan gelen 48 sekizlik bilgiye 5 byte’lık hücre başlığını ekler. Ağ içindeki anahtarlardaki ATM tabakaları VPI ve VCI bilgilerini kullanarak yönlendirme işlemlerini gerçekleştirir. Alıcıdaki ATM tabakası 5 byte’lık başlık bilgisini çıkarır ve AAL’ e iletir.

6.1- AAL Katmanı Tarafından Desteklenen Trafik Sınıfları

ATM AAL katmanı, değişik trafik tiplerini desteklemek için 5 tane değişik trafik sınıfına sahiptir. Her trafik tipi için kaynak ve varış noktaları arasında herhangi bir zaman ilişkisi olmasının gerekip gerekmediği, bit hızının karakteristiği ve bağlantı uyumlu olup olmadığı, trafik tipleri için birbirinden farklıdır.

6.2 -AAL Tipleri

AAL, trafik tiplerini desteklemek amacıyla AAL farklı protokolllere sahiptir.

6.2.1-AAL-1

A Sınıf trafiği destekler ve PDU yapısı 48 sekizlikten oluşur. Payload(Kullanıcı Verisi), 46 veya 47 sekizlik olabilmektedir. SNP (Sequence Number Protection), SN üzerinde hata kontrolü yapar. SNP sahası, ancak 1 bitlik hataları düzeltebilmektedir. Payload ise CSI (Convergence Sublayer Indication) , işaretci sahanın kullanıp kullanılmayacağını gösterir. CSI’nın sıfır olması işaretçinin kullanılmadığını ve kullanıcı verisinin 47 sekizlik olduğunu gösterir. İşaretçi, verilerin hücre içinde yerleşimini tutmaktadır.

6.2.2- AAL –2

Sınıf-B trafiğini destekleyen protokoldür. Başlık kısmında SN (Sequence Number) ve IT (Information Type) bulunur. IT sahası, BOM (Beginning Of Message), COM (Continuation of Message) ve EOM (End Of Message) sahalarından oluşur. Kuyruk kısmında, LI (Length Indicator) sahası Payload sahasındaki sekizlik sayısını tutar, CRC’de hata kontrolünde kullanılır.

6.2.3 - AAL-3/4

İlk olarak, bağlantı uyumlu VBR trafiğini destekleyen AAL-3 ve bağlantısız VBR trafiği için AAL-4 protokolleri tanımlandı. Sonra bu iki tip birleştirilerek, AAL-3/4 protokolü tanımlandı.

SN, IT, LI ve CRC sahaları AAL-2 protokolünde kullanılan yapıyla aynıdır, ama AAL-3/4 ‘te bu sahaların uzunlukları bellidir. MID (Message IDentification) sahası, belli bir bağlantıdan gelen trafiğin birleştirilmesinde kullanılır.

6.2.4- AAL-5

Forum tarafından yüksek hızda, bağlantı uyumlu servis kullanıcılarına hizmet veren, az overhead’e sahip, hata bulma oranı yüksek olan protokoldur. Frame Relay trafiğinde uygundur.

6.2.5-AAL-6

ATM-Forum tarafından ortaya çıkarılan, MPEG kodlu video için tanımlanacaktır.

Şekil-2 : B-ISDN protokol katmanları ve üstlendikleri görevler görünmektedir.

7.-ATM’DE BAĞLANTI YAPISI

ATM’de mantıksal bağlantılar, sanal kanal bağlantıları (VCC-Virtual Channel Connection) olarak adlandırılır. VCC, B-ISDN ‘in en temel birimidir. Bir VCC , iki son kullanıcı arasında ağ aracılığıyla kurulur. Değişken oranlarda (variable rate), sabit boyutlu hücreler full-duplex (çift yönlü) akışla bağlantı üzerinden taşınır. VCC ‘ler aynı zamanda kullanıcı-network exchange (kontrol sinyalleme) ve network-network exchange (network yönetimi ve yönlendirme ) için kullanılır. Şekil-3’te sanal bir ATM bağlantısının kesiti gorulmektedir

Şekil-3

Sanal yol (VP-Virtual Path) kavramı, yüksek hızlı ağlarda kontrol harcama-larının yüzdesinin bütün network harcamaları içinde yüksek yüzdelere artması sonucu geliştirilmiştir. Sanal yol tekniği, network içinde ortak yolları paylaşan bağlantıları gruplayarak (VPC-Virtual Path Connection) kontrol masraflarını azaltmaya yarar. Network yönetim işlemleri bundan sonra çok sayıdaki bireysel kanallar yerine az sayıdaki bağlantı gruplarına uygulanabilir.

VPC ’lerin kulanımından doğan avantajlar :

 Basitleştirilmiş network mimarisi (Ağ ortamındaki fonksiyonların VPC ve VCC kavramlarına göre sınıflandırılmalarından dolayı işlemler daha basitleşir),

 Artırılmış network performansı ve güvenilirlik (Ağ daha az iletişim birimiyle uğraşır),

 Azaltılmış işlem ve kısa bağlantı kurulma zamanı (Bağlantı işlemlerinin büyük kısmı VPC ilk kez oluşturulurken yapılır. Var olan bir VPC’ye VCC’ler eklemek çok az bir işlem gerektirir),

 Geliştirilmiş ağ servisleri. [2]

ATM’de veri bağlantıları VCI ve VPI ile tanımlandıktan sonra, verilen herhangi bir yöne giden sanal yollar çoklanarak fiziksel hatta verilir. Sanal kanal bağlantıları son kullanıcılar arasında anlamlıdır. Fakat bu bağlantı tanımlayıcıları, hücreler ATM ağı içinde ilerlerken değişebilir. Bu yüzden belli bir VCI değerinin kullanıcı açısından bir önemi yoktur. Sorumluluk ATM ağındadır.

VC ve VP ile oluşan bağlantı yapısı şöyledir: İki kullanıcı için kontrol işlemi tek tek bütün sanal kanallar yerine sadece VP bazında yapılabilir. Yani, bütün kanallar yerine sadece bir yol (path) incelenir.

İki nokta arasında sonuçta oluşan bağlantının tümü Şekil-4 ‘te ifade edimiştir.

Şekil-4

8.-ATM ANAHTARLAMA

ATM anahtarlamasındaki temel fikir mantıksal bir kanaldan anahtara giren bilginin yol üzerindeki bir sonraki noktaya iletilmesi için başka bir ATM kanalına yönlendirilmesidir. Genelde bir anahtardan çıkan çok sayıda mantıksal ATM kanalı olmasından dolayı, yönlendirmeden önce ilgili çıkış kanalı seçilmelidir. Bu seçim, giriş portunun numarasına ve hücrenin VPI, VCI değerlerine bağlı olarak yapılır.

8.1 -ATM Anahtarları

Anahtara ulaşan her hücrenin giriş port numarasına,VPI ve VCI değerlerine bakılır. Ardından, bu değerlerden yararlanılarak yönlendirme tablosundan hücrenin çıkış portu ve yeni VPI, VCI değerleri bulunur. Yeni bulunan VPI ve VCI değerleri; hücre, anahtardan çıkmadan önce başlıktaki eski değerlerin yerlerine yerleştirilir. Sonunda da hücre, tablodan bulunan çıkış portuna yönlendirilir.

Bir anahtara genelde birden çok porttan hücre girdiğinden, bu hücrelerin çıkış portlarının çakışması olasıdır. Böyle bir durumda ilgili çıkış portu boşalıncaya kadar kimi hücreler geçici olarak bir tampon alanda saklanmak zorundadırlar. Bu hücreleri sıraya sokma işlemi kuyruklama olarak adlandırılır.

ATM anahtarları, sanal yol (VP) ve sanal kanal (VC) anahtarları olmak üzere kendi aralarında ikiye ayrılırlar. Sanal yol anahtarları yönlendirme sırasında sadece başlıktaki VPI değerini yenilerler. Halbuki sanal kanal anahtarları başlıktaki hem VPI hem de VCI degerlerini yenilerler.

Anahtarlar için böyle bir ayrıma gidilmesinin nedeni ağ içindeki ara noktalarda yapılan işi azaltarak anahtarlamayı hızlandırmaktır. Ara noktalarda sanal yollar değişmekte ancak bunların içerdiği kanallar aynı kalmaktadır. Böyle durumlarda sadece VPI değerlerini inceleyen bir anahtar kullanmak daha etkin bir yoldur.

Şekil-5 ’te sanal yol ve sanal kanal anahtarlarına örnek görülmektedir.

Şekil-5

Sonuç olarak bir ATM anahtarının temel görevleri aşağıdaki üç maddede toplanabilir:

1. Hücreleri yönlendirmek (routing),

2. Gerektiğinde hücreleri kuyruklamak (queing),

3. Gelen hücrelerin başlıklarındaki VPI ve VCI değerlerini yönlendirme tablosundaki karşılıkları ile değiştirmek.

8.2-ATM Anahtarlarının Performansını Etkileyen Faktörler

Bağlantı Bloklama (Connection Blocking)

Bağlantı bloklama özelliği, anahtardaki bağlantı sayısının ve yükün çok fazla olmasından dolayı giriş portundan gelen bilgilerin bir çıkış portuna yönlendirilememesi durumunda bağlantının reddedilmesi anlamına gelir.

Hücre Kayıpları (Cell Loss)

Eğer anahtar içindeki kuyruklara hücreler çok hızlı ve çok sayıda gelirse, kuyruklarda taşma olacak ve bu da bazı hücrelerin kaybolmasına neden olacaktır. ATM anahtarları tasarımcıları, hücre kaybolma olasılığını 10-8 ile 10-11 arasında tutmaya çalışmaktadır.

Hücre Eklenmeleri (Cell Insertion)

ATM anahtarı içinde bazı hücreler yanlış yönlendirme sonucunda, başka bir mantıksal bağlantıya gidebilirler. Böylece bazı çıkış portlarında gereksiz hücre birikmesi olabilir. Bu tip bir olayın olması olasılığı da 10-11 ile 10-14 arasın tutulmaya çalışılmaktadır.

Anahtarlama Gecikmesi (Switching Delay)

Hücrelerin anahtar içinden geçerken mümkün olduğunca hızlı geçmesi gerekmektedir. Aksi halde, gecikme duyarlı gerçek zamanlı verilerin iletiminde sorunlarla karşılaşılacaktır. Bu gecikmeler, 10 ve 1000 ms arasında değerler alabilmektedir. Bu değerler birtakım olasılıklarla birlikte de verilebilmektedir. Örneğin, 10-10 değerinde 100 ms gecikme sözü, “anahtardaki gecikmenin 100 ms’den fazla olması olasılığı 10-10 dan azdır” anlamına gelmektedir.

9.-ATM TOPOLOJİSİ

ATM, yapı ve geliştirme bakımından esnek bir topolojiye sahiptir. Bunun yanında varolan ağ topolojilerine uygulanabilir ve etkin bir yapı oluşturulabilir. ATM’in topoloji yapısında iki türlü arabirimden sözedilir. Bunlardan birincisi Public UNI (Public User-to-Network Interface - Genel kullanıcı-ağ arayüzü), bir diğeri ise Private UNI (özel UNI) olarak adlandırılmaktadır.

Şekil-6 ’te ATM ağ topolojisinin genel olarak yapı mantığı verilmiştir

NETWORK

B-TE1-2: Broadband Terminal Equipment

B-NT1-2: Broadband Network Termination

B-TA : Broadband Terminal Adapter

CPE : Customer Premises Equipment

ATM

network

B-L/ET

B-NTI

B-NT2

B-TA

B-TE1/

B-TE2

ATM

endpoint

ATM

endpoint

TA

private ATM

switch

private

UNI

public

UNI

public ATM

switch

CPE

R

SB

TB

UB

NETWORK

Şekil-6

Şekil-7’de ATM’in topoloji yapısı temel alınarak oluşturulmuş örnek bir Yerel Bilgisayar Ağı (LAN) görülmektedir:

Şekil-7

9.1-ATM Yerel Bilgisayar Ağları (ATM LANs) ve ATM LAN

Emulasyonu

ATM gelecekteki genişbant çoklu-ortam servislerinin destekleyecek bir teknolojidir. Bununla beraber, iletişimde IEEE 802 tabanlı yerel ağlar ve bu ağlar üzerinde kullanılan uygulamalar günümüzde oldukça yaygındır. Bu yüzden ATM’in ilk aşamada bir LAN teknolojisi olarak IEEE 802 ağlarıyla uyumlu olması gerekir. Bu uyumun sağlanması için ATM, veri bağlantı katmanı gibi düşünülerek, varolan ağ katmanları, bu yeni bağlantı katmanını destekleyecek şekilde geliştirilmektedir. Böylelikle ATM üzerinde IP ve benzeri diğer protokoller çalışabilmektedir.

Varolan LAN uygulamalarının ATM ağlarında desteklenebilmesi için bir başka çözüm ATM LAN Emulasyonudur. LAN Emulasyonu, bağlantı uyumlu ATM ağları üzerinde bağlantısız IEEE 802 ağları servislerinin nasıl gerçekleştirilebileceği üzerinde durur. Diğer bir deyişle, noktadan noktaya bağlantı sağlayan ATM anahtarının sanal paylaşılmış iletim ortamı görüntüsünü vermesini sağlamaktır. LAN Emulasyonu, ATM uç sistemleri ve ATM-LAN köprülerinde ağ katmanının altında gerçekleşir.

9.1.1-LAN Emulasyonu Mimarisi

LAN emulasyon servisi aşağıdaki birimlerden oluşmuştur:

LAN Emulasyon istemcisi (LAN Emulation Client - LEC)

Bu birim, LAN ile ATM ağı arasındaki köprüdür. Kendilerine bağlı olan LAN’lardan gelen mesajları kabul eder. Eğer mesaj “broadcast” veya “multicast” ise mesajı “BUS” adı verilen ve aşağıda açıklanan birime gönderir.

BUS (Broadcast and Unknown Server)

Bu birim ATM ağına bağlı tüm LEC’ler ile bağlantılıdır. BUS, “broadcast” bir mesaj aldığında, bu mesajı bağlı olduğu tüm LEC’lere gönderir. LEC’ler ise mesajı kendilerine bağlı LAN’lardaki ilgili adreslere ulaştırır. “Multicast” mesajlar ise, BUS tarafından sadece belli bir grup LEC’e yollanır.

LAN Emulasyon Sunucusu (LAN Emulation Server - LES)

LES’in amacı, LE-ARP (LAN Emulation Address Resolution Protocol) desteklemektir. LE-ARP protokolü, bir LEC’in gelen bir MAC (Media Access Control) adresinin içeren başka bir LEC’in ATM adresini bulmasını sağlamaktadır. Bir LEC, bilinmeyen bir çerçeveye (karşılık gelen ATM adresi bilinmeyen bir MAC adresi) rastlandığında LES’e LE-ARP sorgusu gönderir. LES de, bu sorguyu diğer LEC’lere gönderir. Bu sorguyu alan tüm Lec’ler belirtilen MAC adresinin kendilerinde olup olmadığının kontrol eder, eğer kendisinde ise kendi ATM adresini de belirterek, LES’e cevap gönderir. LES de ilgili LEC’e haber vererek adres çözümleme işini bitirir.

10.-ATM ‘İN DEZAVANTAJLARI

ATM pahalı bir teknolojidir. ATM anahtarların liste fiyatları temel konfigürasyon için 9000$ ‘dan başlayarak tam kurulu bir sistemde 350.000$ ‘a kadar çıkan bir çeşitlilik göstermektedir. Fakat yakın bir zamanda bu teknolojinin ucuzlaması ve yaygınlaşması beklenmektedir .

ATM, yeni bir teknoloji olduğundan henüz gerekli donanım ve yazılım desteği yeterli değildir. Bunda en önemli etken standartların oluşmamasıdır. Özellikle yazılım konusunda büyük eksiklikler bulunmaktadır. "ATM teknolojisi henüz olgunlaşma evresindedir. Endüstri uzmanları, olgunlaşması için iki ya da üç yıllık bir süre olduğunu tahmin etmektedir. " [6]

ATM anahtarları, router(Yönlendirici) tarafından verilmekte olan hizmet sınıflarının pek çoğunu kendi yapısı içinde kullanıcılara sunmaktadır. Fakat henüz standartların oluşmaması yüzünden aşağıda sıralanan, router ‘ın yapabildiği fonksiyonları anahtarlar henüz yapamamaktadır .

1. Güvenli WAN Erişimi: Yönlendiriciler diğer ağlara bağlanma konusunda şimdilik tek güvenilir cihazlar olarak kabul edilmektedir.

2. Güvenlik Duvarları(Firewall): Yönlendiriciler network’ün belirli alanları dışında kullanıcı erişimini sınırlama özelliğine sahiptir. Bu, ortaya çıkan bir sorunun ağın başka bir bölümüne intikal etmesini engellemektedir.

3. Çoklu Protokol Desteği: Yönlendiriciler, tipik bir heterojen network’lerde bulunan bütün protokolleri ( IP, IPX, SNA ve Apple Talk gibi) çalıştırabilmektedir.

11.-ATM ‘İN AVANTAJLARI

1. ATM hızla gelişen bir teknolojidir. ITU-T ve ATM Forum, standartlaşma çalışmalarında bulunmaktadır . Gelecekte belirecek talepler şimdiden birçok büyük firmanın bu konuda araştırmalara başlamasına yol açmaktadır. Büyük firmalar bu konuda iş yapan küçük firmaları kendi bünyelerine katarak bu konuda çalışmalarını hızlandırmaktadır. Bay Networks, Cisco ve 3Com gibi büyük Network Firmaları bu pastadan daha büyük bir pay kapabilmek için savaşmaktadır. [6]

2. ATM ile verileri çok büyük hızlarda taşımamız mümkündür. Hızı artırıcı amaçlı olarak hata kontrolü minimum düzeyde tutulur. Bu durumda, hata kontrolü kullanıcının sorumluluğuna bırakılmaktadır.

3. Video, ses, TV, text gibi türlü veri tiplerinin hepsini destekleyen ve bütün ağların bir ortamda entegrasyonu için taban sağlayacak BISDN için ITU-T tarafından switching (anahtarlama) modeli olarak ATM seçilmiştir.

4. ATM, fiziksel (taşıma) ortamından bağımsızdır. Kablolar koaksiyel kablo olabileceği gibi fiber de olabilmektedi. Fiziksel katman olarak SONET tavsiye edilmektedir.

5. ATM var olan sistemlerle uyumludur. Bu, onun her tür ağ ortamıyla sorun olmadan konuşabilmesini sağlamaktadır.

6. ATM, veri iletiminde esnektir. Değişken bit hızlarını destekler niteliktedir.Kullanıcı isteğine göre iletişim hızı belirlenir. "Hatta bazı anahtarlar, kullanıcılara ait bant genişliği de sunabilirler". [6]

ATM ağında hata oranı ve gecikme değeri bildirilerek belli bir kalitede hizmet alınabilir. Bu bilgiler, ağa bağlanıldığında kullanıcı tarafından ağ ortamına bildirilir. İstenilen şey hız ise hata oranı göz önüne alınmayabilir, hata oranı önemliyse o zaman hızdan ödün vermek gerekecektir .

7. ATM, sabit boyutlarda ve küçük hücreleri anahtarladığından ağ kaynaklarını optimum kullanabilir. "Devre anahtarlamadaki gibi devre bütün bağlantı için kapatılmaz. Paket anahtarlama tekniği kullanılarak sadece bilgi transfer edilirken devre kullanılır" [1]. Diğer taraftan anahtarlar, yalnızca iletişimin gerekli olduğu düğümler (nodes) arasında kurduğu bağlantılarla, ağ bant genişliğinin etkin kullanımını sağlamaktadır. [6]

8. ATM ağ yapısı büyümeye elverişlidir.

9. ATM onu yorumlayan firmaya göre bazı değişiklikler taşıyabilir. Belirli şartları sağladıkları sürece değişik ATM -lan’lar birbirleriyle iletişim yapabilirler.

10. ATM istatistiki çoklama tekniğini kullanarak çok kullanıcının veri trafiğini tek bir ağ üzerinde birleştirir. Bunu da en etkin şekilde yapar.

11. ATM anahtarlama, yönlendiricilere göre daha kolay anlaşılır, uygulaması kolay ve daha ekonomik bir çözümdür. Yönlendiricilerin mevcut yazılımlarının düzeyi, karmaşılığı, mimarisi ve fiyatı anahtarlar karşısında devre dışı kalmalarına yol açmaktadır. [6]

12. ATM anahtarları , mevcut ağ ekipmanı üzerinde hiç değişiklik yapmadan ya da çok küçük bazı değişiklikler yaparak ağa eklenebilir.

12.-SONUÇ

B-ISDN teknolojisinin, varolan iletişim ihtiyaçlarının karşılanması ve gelecekte varolabilecek ihtiyaçların karşılanmasına yönelik esnekliği düşünüldüğünde geleceğin iletişim teknolojisi olacağı açıktır. Ancak, bu yapıyı olanaklı kılan ATM altyapısındaki maliyet ve tam standartlaşamama gibi dezavantajlardan dolayı henüz bu teknolojiye tam olarak bir geçiş sağlanamamıştır.

13. KAYNAKÇA

[1] DE PRYCKER, MARTIN ;“Asynchronous Transfer Mode, Solution For Broadband ISDN”, Ellis Harwood, 1993

[2] STALLINGS, William ;“Networking Standards A Guide to OSI, ISDN, LAN and MAN Standards”

[3] ERDUR, Cenk ; “İleri Bilgisayar Ağları ATM Semineri Raporu” , 20.5.96

[4] ATEŞ, Ahmet Feyzi ; “B-ISDN, ATM ve Diğer Gelişen Teknolojiler “, 27.5.96

[5] ÇIMENSEL, Ahmet ; “ATM Networks Semineri (Bölüm1)” , 13.5.96

[6] STEPHEN, P. Klett Jr. ; ComputerWorld Dergisi Sayı 298 , Sayfa 43-48 , 1995

[7] GAGE, Beth ; ComputerWorld Dergisi Sayı 305 , Sayfa 27-37 , 1995

[8] Çeşitli Internet Kaynakları (Başlangıç Noktası -“http://www.yahoo.com”)

[9] EBRAHIM, Zahir ; “A Brief Tutorial on ATM“

14.-EK-Mini Sözlük

* AAL: ATM Adaptation Layer

* ANSA: Advanced Networked Systems Architecture

* ASIC: Application Specific Integrated Circuit

* ATM: Asynchronous Transfer Mode

* AUU: ATM User User indication, "the bit", end of AAL5 block marker

* AVA: ATM Video Adaptor

* B-ISDN: Broadband Integrated Services Digital Network

* CAC: Connection Admission Control

* CBR: Constant Bit Rate

* CCITT: Comitée Consultatif International Télégraphique et Téléphonique

(now the ITU-TS)

* CLP: Cell Loss Priority (a bit in a B-ISDN cell header)

* CRC: Cyclical Redundancy Check

* DAN: Desk Area Network

* E1: 2 Mbit/sec

* E2: 8 Mbit/sec

* E3: 34 Mbit/sec

* EATM: EISA ATM (an adaptor)

* EDL: Ethernet Data Link

* FDDI: Fiber Distributed Data Interface

* FAS: Framing and Sequencing

* FIFO: First In First Out

* GFC: Generic Flow Control (a 4 bit field in a B-ISDN cell header)

* H.261: A constant bit rate video compression standard.

* HEC: Header Error Check (an 8 bit CRC in a B-ISDN cell)

* IOC: Input Output Controller

* IP: Internet Protocol

* ISDN: Integrated Services Digital Network

* ISO: International Standards Organisation

* ITU: International Telecommunication Union

* LAN: Local Area Network

* MAC: Media Access Control

* MAN: Metropolitan Area Network

* MPEG: Motion Picture Experts Group (a video compression standard)

* NOSSDAV: Network and Operating System Support for Digital Audio and

Video ("nose dive")

* NNI: Network Network Interface

* OC3: 155 Mbit/sec

* OC12: 622 Mbit/sec

* OSI: Open Systems Interconnection

* PDU: Protocol Data Unit (a packet)

* PLT: Payload Type (a 3 bit field in a B-ISDN cell header)

* PTM: Packet Transfer Mode

* Q.93B: The Standard (i.e. awful) ATM signalling protocol

* QOS: Quality of Service

* SAR: Segmentation and Reassembly

* SDH: Synchronous Digital Hierarchy

* SDU: Service Data Unit (a packet)

* SOC: Start of Cell

* SONET: Synchronous Optical Network

* SPROING:To Break

* STM: Synchronous Transfer Mode

* STS1: 155 Mbit/sec

* STS4: 622 Mbit/sec

* T1: 1.5 Mbit/sec

* T3: 45 Mbit/sec

* TDM: Time Division Multiplexing

* UNI: User Network Interface

* VC: Virtual Channel or Virtual Circuit

* VCI: Virtual Circuit Identifier (also Virtual Channel Identifier)

* VP: Virtual Path

* VPI: Virtual Path Identifier

* WAN: Wide Area Network

Üç Yakınma Üç Beklenti Anketi

Salı, 06 Kasım 2007

ÜÇ YAKINMA ÜÇ BEKLENTİ ANKETİ

(4,5,6,7 ve 8.Sınıflar için;öğrencilerin okullarıyla ilgili genel görüş ve değerlendirmelerini yansıtmaları amacıyla uygulanabilecek bir tekniktir. I.Dönemin son haftası Rehberlik Hizmetlerinden sorumlu Müdür yardımcısı,Rehberlik Hizmetleri Okul Yürütme Kurulu veya (varsa) Rehber Öğretmen tarafından uygulanır. Sonuçlar Öğretmenler Kurulunda gündeme getirilir. Raporlaştırılarak ilgili birimlere bilgi verilebilir. Okul İdaresi,Okul Aile Birliği,Okul Yardım Yaşatma ve Koruma Derneği gibi…)*

Sevgili Öğrenciler

Okulumuzda II.Dönem daha verimli bir eğitim-öğretim ortamı yapılandırmak,öğretmen Öğrenci iletişiminin etkililiğini sağlamak amacıyla sizin görüşlerinize ihtiyaç duyulmaktadır. Sizlerden isminizi yazmadan; okulumuzla,öğretmenlerinizle,derslerinizle ve arkadaşlarınızla ilgili olarak en önemli gördüğünüz 3 YAKINMA ve 3 BEKLENTİ nizi yazmanızı istiyoruz.

Yazdıklarınız titizlikle değerlendirilerek gerekli değişiklik ve çalışmalar yapılacaktır.

*ÖRNEK LİSTE

YAKINMALARIM

1.

2.

3.

*BEKLENTİLERİM

1.

2.

3.*

Actors And Process Elements Of Cleaner Productıon

Salı, 06 Kasım 2007

2. ACTORS AND PROCESS ELEMENTS OF CLEANER PRODUCTION

Cleaner Production of industrial goods and services is now essential if the concept of sustainable development is to become a reality.

In most cases, cleaner Production has an economic as well as an ecological advantage over traditional methods of environmental control. The major barrier to date remains human conservatism and motivation, but improved means of information dissemination and the adoption of lower-waste technologies and products also remain important contributors to Cleaner Production.

The Cleaner Production approach requires contributions from industrial production and operational personnel and service sectors, as much as from environmental specialists. The target audience for a Cleaner Production programme is therefore very broad, and the programme must adapt its message and its advice according to the particular audience or event under consideration.

2.1. Who is responsible for Cleaner Production?

In recent years, environmental specialists have developed an impressive array of tools and skills which can help in the general implementation of Cleaner Production actions.

At the planning level, various techniques have become common in many countries. These techniques include:

• environmental impact assessment

• risk assessment and risk management

• environmental audits.

• waste auditing

• product life-cycle assessment and ecolabelling

• energy auditing

• chemical safety

• product impact improvement.

Government personnel should use regulatory policy and standards, environmental monitoring, and economic incentives to influence industrial and consumer choice towards less polluting processes and products. However, the danger in relying too much on regulatory policy and standards is that the environmental management tools are then used only to comply with regulations, not to improve performance. For instance, a certificate can be obtained when a company has implemented a quality care system according to ISO 9000 standards. The company often makes no further efforts to improve the existing quality care system, and obtaining the certificate becomes a goal in itself. When the quality care system is approached with a Cleaner Production mentality, continuous improvements are made, irrespective of any possible certificates which can be obtained along the way.

This striving for continuous improvement is characteristic of the Cleaner Production concept. The environmental management tools which can be useful for the introduction of Cleaner Production programmes are discussed in more detail in Chapter 3.

Although the environmental specialists have an important part to play, the prime responsibility for Cleaner Production does not rest with them. The main contributors are all those who are in some way involved with production, distribution or consumption of industrial products and services. Clients or suppliers need to be conscious of the implications of their decisions on products.

Plant operators can pay more attention to process optimization, housekeeping and safe chemicals handling. Managers need to give employees incentives to reduce waste.

In industry, many preventative actions can be taken by individuals during their normal day-to-day activities. Technical personnel can best implement the prevention concept if there is a clear policy framework, and if the assessment methodologies (for example, environmental performance criteria for industrial products) are available, and when information on environmental impacts and alternatives is known. Management must however take the initiative to enable and encourage the technical personnel to act. Accordingly, many key decisions that enable Cleaner Production are actually made at the level of corporate management, or during policy development in government.

The different actors of Cleaner Production and their roles are summarized in Table 2.1.

2.2. Introducing Cleaner Production by governments

While it is industry that ultimately must implement Cleaner Production, the role of government is to lead by providing an environment that will accelerate the process and encourage industry to initiate its own Cleaner Production programme.

The range of tools available trying to catalyze industry to adopt Cleaner Production is large, and different countries will select those combinations of tools they regard as most suited to their needs.

The available tools for governments are analyzed under four different categories:

1 applying regulations

2 using economic instruments

3 providing support measures

4 obtaining external assistance.

Table 2.1. The diffrenet actors of Cleaner Production and their roles

Actor Role

The company

• employers

• employees • responsibility and internal control

• prevention teams and organization

• change in work routines

• participation and influence

The network of the company

• consultants

• suppliers

• educational institutions

• trade unions • cleaner working procedures

• cleaner process technologies

• changes in design and construction

• clean technologies

• learn prevention strategies

• new courses and further training

• working conditions versus environment

• ‘cleaner’ wage-bargaining system

• diffusion of knowledge about prevention

The authorities

• municipality

• central government

• green wastewater plan

• health and safety

• environmental certification

• trade agreements/action plans

• initiate the new methods of promoting clean technologies

The public

• citizen

• media • motivation to prevention

• information

• change of consumer behaviour and debate

Table 2.2. shows this analysis.

In industrialized countries, the first three of these tools have generally been applied in the order given in Table 2.2. The last tool, obtaining external assistance, is specially relevant to developing countries and those undergoing economic transition. In other words, governments have first established regulations designed to limit emissions to the air, water, and onto the land. They have then introduced economic instruments that encourage the observance of these regulations and penalize their infringement. Finally, they have provided support for industries to enable the regulations to be more easily met. In the process, developed countries have acquired extensive and complicated

regulatory systems.

Regulations have not been introduced on such a massive scale in developing countries, and it is not yet clear whether they will need to do so.

They certainly do not have to be in place before launching a Cleaner Production offensive. The implementation of Cleaner Production, with its goals of zero emissions and full recycling, does not necessarily depend on the existence of an extensive regulatory system. Developing countries may well find it more feasible to depend on raising awareness of the economic benefits implicit in Cleaner Production. Coupled with suitable support measures and the use of external assistance, this will be enough to persuade many industrial leaders to adopt Cleaner Production procedures, with regulations and economic instruments playing a less important role than they have in the industrialized countries.

Table 2.2. Differences in the use of policy instruments in the European Union and the United States

NL DK SP UK FR BE GE PO IT Gr USA

Legislation

Approval scheme including cleaner technology Ö Ö Ä Ö Ä Ä Ä Ä Ä Ä Ö

Voluntary agreements Ö Ö Ä Ä Ä Ä Ö Ä Ä Ä Ö

Financial instruments

Tax, duties and fees Ö Ö Ä Ä Ö Å Ö Ä Ä Ä Ö

Grants and subsidies Ö Ö Ö Ö Ö Ö Ö Ö Å Ö Ö

Information and education

Demonstration projects, processes Ö Ö Ä Ö Å Ö Ö Ä Ä Ä Ö

Demonstration projects, products Ö Ö Ä Ä Ä Ö Ö Ä Ä Ä Ä

Consultant support Ö Ö Ö Ö Ö Ö Ä Ä Ö Ä Ö

Centres of expertise Ö Ä Ä Ö Ä Ö Ö Ä Ö Ä Ö

Newsletters Ö Ö Ä Ö Ä Ö Ä Ä Ä Ä Ö

General manuals Ö Ö Å Ö Ö Ö Ä Å Ä Ä Ö

Industry-specific manuals Ö Ö Ä Å Ä Å Ä Ä Ä Ä Ö

Databases Ö Ö Ö Ä Ä Ö Ä Ä Ä Ä Ö

Videos Ö Ö Ä Ä Ä Ä Ä Ä Ä Ä Ö

Conferences and seminars Ö Ö Ä Ö Ö Ö Ä Å Ä Ä Ö

Research and development programmes Ö Ö Ä Ö Ö Ö Ö Ä Ö Ö Ö

Ö yes Ä under preparation Ä no activities or no information

Reference: Commission of the European Union, DG XI Waste Management: Cleaner Technologies Update on Situations in Member States, Brussels, June 1994, draft; and J. Hirschhorn and K. Oldenburg, Prosperity without Pollution, Nostrand and Reinhold, New York, 1991

2.3. Process elements for Cleaner Production options

There are five main process elements for CP options:

Change in input materials

Technological change

Good house keeping

Product change

On-site reuse

2.3.1. Change in input materials

Input material changes accomplish Cleaner Production by reducing or eliminating the hazardous materials that enter the production process. Also, changes in input materials can be made to avoid the generation of hazardous wastes within the production processes.

Input material changes include:

• material purification

• material substitution.

2.3.2. Technological change

Technology changes are oriented toward process and equipment modifications to reduce waste, primarily in a production setting. Technology changes can range from minor alterations that can be implemented in a matter of days at low cost, to the replacement of processes involving large capital costs.

These include the following:

• changes in the production process

• equipment, layout, or piping changes

• use of automation

• changes in process conditions (such as flow rates, temperatures, pressures, and residence times).

2.3.3. Good housekeeping

Good housekeeping implies procedural, administrative, or institutional measures that a company can use to minimize waste. Many of these measures are used in industry largely as efficiency improvements and good management practices. Good housekeeping practices can often be implemented with little cost. These practices can be implemented in all areas of the plant, including production, maintenance operations, and in raw material and product storage.

Good operating practices include the following:

• Cleaner Production programmes

• management and personnel practices

• material handling and inventory practices

• loss prevention

• waste segregation

• cost accounting practices

• production scheduling.

Management and personnel practices include employee training, incentives and bonuses, and other programmes that encourage employees to conscientiously strive to reduce waste.

Material handling and inventory practices include programmes to reduce loss of input materials due to mishandling, expired shelf life of time-sensitive materials, and proper storage conditions.

Loss prevention minimizes wastes by avoiding leaks from equipment and spills.

Waste segregation practices reduce the volume of hazardous wastes by preventing the mixing of hazardous and nonhazardous wastes.

Cost accounting practices include programmes to allocate waste treatment and disposal costs directly to the department or groups that generate waste, rather than charging these costs to general company overhead accounts. In doing so, the departments or groups that generate the waste become more aware of the effects of their treatment and disposal practices, and have a financial incentive to minimise their waste.

By rational scheduling of batch production runs, the frequency of equipment cleaning and the resulting waste can be reduced. It is at this stage also that the energy efficiency of the process, and of the general plant operation, can be considered.

2.3.4. Product changes

Product changes are performed by the manufacturer of a product with the intent of reducing waste resulting from a product’s use.

Product changes include:

• product substitution

• product conservation

• changes in product composition.

2.3.5. On-site reuse

Recycling via use and/or reuse involves the return of a waste material either to the originating process as a substitute for an input material, or to another process as an input material.

After the options have been generated, an initial selection should be made,considering:

• availability

• suitability

• environmental effects

• economical feasibility.

This initial selection should take place before the Cleaner Production option is submitted to more thorough evaluation.

During the feasibility phase, the evaluation will result in a selection of options for implementation. Some examples of Cleaner Production techniques are given in Table 2.3.

The implementation phase of the options has to be followed by monitoring of the changes, and – inherent to the concept of Cleaner Production – followed by a new audit, which will be used to identify new options for Cleaner Production.

This last step closes the chain of continuous improvement.

Table 2.3 Examples of Cleaner Production techniques

Change in input material

Printing • Substitute water-based ink for solvent-based ink

Textiles

• Reduce phosphorus in wastewater by reducing use of phosphate-containing chemicals

• Use ultraviolet light instead of biocides in cooling tower

Electronic components

• Replace water-based film-developing system with a dry system

Technological changes

Filtration and washing

• Use countercurrent washing

• Recycle spent washwater

Parts cleaning

• Use mechanical cleaning devices

• Improve parts draining before and after cleaning

Surface coating

• Use electrostatic spray-coating system

• Use powder coating systems

• Use airless air-assisted spray guns

Good housekeeping

• Reduce raw material and product loss due to leaks, spills, drag-out, and off-specification process solution

• Schedule production to reduce equipment cleaning - for example, formulate light to dark paints so the vats do not have to be cleaned out between batches

• Develop employee training procedures on waste reduction

Product change

Batteries • Replace mercury in batteries

Spray cans • Replace volatile chemicals with water soluble formulation as aerosol

Refrigerators • Replace CFCs with Ammonia

On-site reuse

Printing • Use a vapour-recovery system to recover solvents

Textiles • Use ultrafiltration system to recover dye stuffs from waste water

Electroplating • Recover metal plating solution using an ion-exchange unit

Bilgi Çağında Kitle İletişimi Ve Etkileri

Salı, 06 Kasım 2007

BİLGİ ÇAĞINDA KİTLE İLETİŞİMİ VE ETKİLERİ

Bilgi çağında kitle iletişime geçmeden önce bilgi nedir? Neden bilgi çağı? Sorularına cevap vermemiz faydalı olacaktır. Francis Bacon “bilgi güçtür” demiştir. Aldim Toffler’a göre üç çeşit önemli güç unsuru vardır: şiddet, servet ve bilgi. Bu üç unsurun içinde de bilgi aynı zamanda en demokratik olanıdır. Çünkü bilginin en devrimsel özelliği zayıfların ve yoksulların da sahip olacağı bir şey olmasıdır.

Bir zamanlar servet basit bir şeydi. Ya ona sahipsiniz ya da değilsiniz. Somuttu, maddeydi. Servetin insana güç verdiğini gücün de sermaye getirdiğini anlamak kolaydı. Çünkü her ikisi de toprağa dayalıydı. Toprak tüm sermayeler içinde en önemlisiydi.

Fabrika bacaları gökyüzünü delmeye başlayınca servet değişti. Artık en çok ihtiyaç duyulan sermaye türü toprak değil üretimde kullanılacak makine ve malzemedir. Sanayi sermaye de sınırlıydı.

Günümüzün bilgi çağında durum değişmiştir. Hizmet ve enformasyon sektörleri büyümüş imalatın kendisi bilgisayarlaşırken servetin niteliği de ister istemez değişmiştir.

Apple bilgisayarların ya da IBM’in hisselerini hiç kimse o şirketin maddesel mevcutlarından ötürü almaz. Asıl önemli olan şirketin binaları ya da makineleri değil pazarlama ve satış gücü ile ilgili anlaşmaları ve nüfusu, yönetim, organizasyon kapasitesi ve çalışanların kafalarında içinde duran kıvılcımdır.

Bilgi çağında kitle iletişimde de baş döndürücü gelişmeler olmuştur. İnsanoğlu artık dünyanın herhangi bir yerinde meydana gelen bir olayı, gelişmeyi anında takip edebiliyor. Mesela CNN Enver Sedat’ın suikastına canlı olarak veriyor, Amerika uzay mekiğinin infilakını anında dünya takip edebiliyor.

Televizyon sayesinde dünya bu gelişmeleri yaşarken gazetelerde de artık dakikada 57 kelime yazabilen daktilolar, dakikada 12.000 kelime geçen ajansların hızına karşı koyamaz hale gelmiştir.

Bu arada TV, gazete, sinema vb. kitle iletişim araçları beraberinde önemli problemlerde getirmişlerdir. Kültürel sınırlar aşılırken, elektronik ortamlarda kültür savaşları bir başka deyişle kültür emperyalizmi kitle iletişim araçları eliyle yürütülmeye başlanmıştır. Sosyal hayat üzerinde olumlu ve olumsuz etkileri oluştu. Günümüzde kitle iletişim araçları adeta dünyamızı avuçlarının içine almıştır.dünyanın dört bir köşesinde büyük medya şirketlerinin kurdukları haber ağları adeta dünyanın nabzını tutmakta ve bunu tüm dünyanın yakından takip etmesini sağlamaktadırlar.İnternet aracılığıyla herhangi bir konu hakkında bilgisayarın tuşuna basmakla bilgi edinme imkanı sağlanmaktadır.Bunlar bilgi çağının insana sunduğu nimetlerdir.Bu nimetlerin yanında önemli sorunlar olmuştur.Bunlar kişiden başlayıp aileye, yapısına, topluma, toplumun kültürüne, yaşam biçimine, kitlelerin siyasi ideolojik yapılanmasına kadar bir çok konuyu etkisi altına almıştır.

Evet, günümüz insanı artık medyanın hem eseri hem de esiridir.Erik Fromm kararlarımızın bir çoğunu aslında biz vermiyoruz,bunlar bize dışarıdan telkin ediliyor.kararı bizim verdiğimize kendi kendimizi ,ikna etmeyi başarıyoruz.Oysa gerçekte yalnızlık korkusu ve doğrudan doğruya hayatımızı, hürriyetimizi ve rahatımızı ilgilendiren tehlikeler yüzünden başkalarının bizden beklediği şeylerle hareket ediyoruz.

Modern insan medyanın kendisinden beklediği gibi davranarak daha uygar bir toplumsal rızayı kazanmaya çalışırken medyanın ağırlığını hep üzerinde hisseder. Bu nedenle günümüz insanı bir türlü kendisi olamaz. Günümüz insan modeli medyanın kendisinden beklediğini gerçekleştiren modeldir. Medyanın elindeki imkanları düşünecek olursak günümüz insanın işi çok zordur, çünkü gittiği her yerde o vardır. Hayatının her alanında medyanın yönlendirilmesiyle karşı karşıyadır.

Kişiyi kedi istediği gibi yönlendiren medya bunu yaparken TV aracılığıyla onu tembelleştirmektedir ve TV’nin bir düğmesine basıp karşına geçen kitleleri uyuştururken gazete ve kitap okuma gibi okuma kültürlerini darbe indirmektedir. Zaten TV’nin görsel, işitsel bir kitle iletişim aracı olması onun daha kolay tüketilmesine sebep olmasındadır. TV ile basılı bir sözün bir arada yaşayabileceği hayali insanın kendi kendini kandırması olur. Çünkü bir arada yaşamak için eşit olmak gerekir. Oysa burada eşitlik söz konusu değildir. Basılı söz şimdi yalnızca kalıntı durumundaki bir epistemolojidir ve bir ölçüde TV ekranlarına benzer bir şekilde üretilen bilgisayarlar sayesinde hep bu durumda kalacaktır. Zaten okuma kültüründen uzak bir toplumu yönlendirme onu istediği gibi parmaklarında oynatabilme ve Chomsky’nin ifadesi ile kitleleri seçkin sürü hale getirmek siyasal rejim açısından önemlidir. Düşünemeyen, hesap sormayan, sorgulamayan, kış uykusuna yatmış hayvan misali bir toplum yaratmak egemenlerin en temel isteğidir.

KİTLE İLETİŞİMİ VE KİTLE TOPLUMU

Çağın en önemli toplumsal görünümü olan kitlenin ortaya çıkışı sanayi devrimiyle başlar. Sanayileşeme ve kentleşmeye bağlı olarak insanların başta üretim olmak üzere çeşitli koşullarda kabalık yığınlar halinde kalması 19. yy’in sonlarına doğru birkaç çekici bir toplumsal olgu olarak dile getirilmiştir.

Kitle içerisinde bulunan insanın durumu çok farklıdır. Birey yalnızken muhakemede bulunabilir. Özgür iradesini kullanarak bir karara varır. Buna göre birey yalnız başınayken manipüle edilme imkanı yoktur. Ama kitle içerisinde bireyin durumu bunun tam tersidir. Diğer yandan tarafından gerçekleştirilen zihinsel kuşatma bireyin özgür iradesini ortadan kaldırmıştır. Birey kitle iletişim araçları ve medyanın manipülesi karşısında çaresizdir. Çünkü kitle toplumunda karşılıklı ve serbest fikir alışverişi değil tek taraflı, buyurgan ve yönlendirici bir iletişim akımı vardır. Bu da bireyler arası özgür tartışma yoluyla kamuoyu oluşumunu engellemektedir.

Kitle toplumdaki bireyin özelliği ve kendiliği medya aracılığıyla anonim bir kimlik içinde erir. Burada popüler bir kültürel kimlik kadar, başat bir iletişim sisteminin de belirleyici olduğu söylenebilir. Göreceli olarak bireyin kitle iletişim sürecine katılması mümkün görünse de bu katılım birey etkileştiren, bağlı ve güdümlü kılan bir özelliğe sahiptir. Kamuoyu araştırmalarında gerçek görümünde seçenekler vardır. Bireyden bir seçim yapmasını istenir. Ancak hiçbir zaman seçim bireyin serbest iradesiyle oluşmaz. Kitle toplumu farklılığı bilinç üzerindeki manipülasyonu, bireyin ayrı ayrı ikna etme yolu ile değil toplum pusulasını biçimlendirmek yoluyla sağlamasıdır.

Sonuç olarak kitle toplumundaki günümüz insanın etkiye ve manipülasyona açık ancak hiçbir tepkisi olmayan yığınlar halinde geldiği kitle iletişim araçlarının kitleleri istediği gibi yönlendirdiği ve Baudrillard’ın ifadesiyle temsil gücünü de kaybeden sessiz çoğunluk içinde kültür gibi bilgi, güç ve toplumsallığın da gittiğidir.

KİTLE İLETİŞİMİ VE POPÜLER KÜLTÜR

Popüler kültür tıpkı kitle iletişimi gibi yaşamın her alanını kaplar. Yoğun biçimde yaşanır, tüketilir. Rahatsızlık veren yönleri vardır. Ama bunlar her zaman herkes tarafından fark edilmez.

Kitle iletişim araçlarının popüler kültüre el atışı 18. yy.’de başlamıştır. Popüler kültür salt belli malların kullanışı etkinlikleri popüler yapmaz. Bunlarla birlikte gelen belli bir dünya görüşleri ve düşünüş biçimlerini de popüleştirmeye çalışır. Siyasal iletişimde bunun yaygın adı gündem oluşturmaktır. Kitle iletişimindeki en açık örneği reklamlardır. Reklamlar güvensizliğe-özellikle de kişinin karşı güvensizliğine teşvik eder. Tüketicinin ütopyaya hiçbir zaman erişemeyecekleri mükemmelliğe inanmaları savunulur.

Popüler kültür kitle iletişim aracılığıyla TV, eğlence ve yarışma programları, TV haberleri, dergiler, müzikten giysilerimize, sloganlarımıza yiyecek ve içeceklerimize kadar bütün zevklerimizi ve tercihlerimizi yönlendirmektedir. Bunun dışında kalan popüler kültüre çağ dışı, yobaz olan şeylerdir. Popüler kültür, kapitalist dünya görüşünün ve tüketim toplumunun bir sonucudur. Popüler kültürün istediği tek tip insan ve tek tip düşünme sistemidir.

SONUÇ:

İletişim olgusu denilen süreç, bireysel ve kitlesel bazda önemle derecede bir nüfusa ve süreçleri değiştirme yeteneğine sahiptir. Farklı uzaklıklarda bulunan bireyleri ve kitleleri aynı durumda haberdar ederek eyleme sürükleme gücü tek bir düğmeye basarak sayısız denebilecek bilgi hazinesine ulaşabilme imkanı küçük büyük dünya içerisinde birleştirebilme yeteneğe göz önünde alındığında iletişimin etki alanı ve boyutları daha iyi anlaşılacaktır.

Kitle iletişim araçlarının yönlendirmesi sonucu günümüz insanları artık özgür iradesini kullanamamakta gittiği her yerde nereye baksa neyi dinlese (ilan panoları, otobüslerin iki yanındaki levhalar, parlak vitrin yazılar ve gösterileri, reklamlar, kredi karları, haykıran radyolar, günlük gazeteler, iç çamaşırındaki etikete kadar) her olgunun medyaya bağlı olduğu günümüz insanı (üstelik özgürlük kavramının teorik olarak en çok tartışıldığı asrımızda) onunun karşısında adeta tutsak olmuştur.

Toplumsal anlamda kitle iletişim araçları kültür emperyalizminin en etkili silahıdır.

Kitle iletişim araçları siyasal alanlarda istedikleri gibi davranmakta işine geldiği zamanlarda gerçekleri ön plana çıkarıp işine gelmediği zamanlardaysa bu gerçekleri gizleyip kitleleri şuursuz yığınlar haline getirmektedir. Kitle iletişim araçları hem tüketimi kamçılamakta hem de insanları tembelleştirip kültürsüz seviyesiz umutsuz ve yargısız toplum oluşturmaktadır.

Ayrıca haber programlarında eğlencenin ön plana çıkması ya da toplumsal sorunların değil de sıradan meselelerin ön plana çıkarılması siyasal rejimlerin devamlılığı açısından gerekli görülmektedir. Ayrıca kitlelerin düşünmemesi için bu yönlü haberler özellikle yayınlanmaktadır.

Cemal A. Kalyoncu

Salı, 06 Kasım 2007

Cemal A.*Kalyoncu

1972 Rize Çayeli doğumlu olan Kalyoncu, ilk, orta ve lise tahsilini burada tamamladı. İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi’nde okurken 3. sınıfta gazeteciliğe başladı. 1994′te fakülteden mezun oldu.

Aynı yıl, kuruluşunda bulunduğu Aksiyon dergisinde ekonomi editörü oldu. 1998′de askerlik dönüşü aynı dergide Türkiye’nin tanınmış kişi ve aileleri üzerine biyografiler yazmaya başladı. Bu çalışmaları ile Türkiye Yazarlar Birliği’nin 1999 yılı Basın-Röpörtaj ödülüne layık görüldü. Halen Aksiyon’daki yazılarına devam ediyor.

Eğitimdeiletişim

Salı, 06 Kasım 2007

EĞİTİMDEİLETİŞİM

Eğitim sisteminde iyi bir eğitimci olabilmek için iletişim sürecini çok iyi bilmek gerekir. Öğretme ve öğrenme sürecinde de bir eğitimcinin bir konuyu etkili bir şekilde öğretebilmesi için öğrencileri ile sağlıklı iletişim kurması, ayrıca öğrenciler arasında da sağlıklı iletişim kurulmasına rehberlik etmesi gerekir.

Eğitimde iletişim sürecinin işleyişinde kaynak öğretmen, alıcı öğrencidir.

İletişim çağı olarak da adlandırılan 20.yy. da iletişim biliminde büyük gelişmeler olmuş, bu bilim tek bir bakış açısı olmaktan öte, ilişkilendirildiği birçok alanın ayrılmaz bir parçası olma özelliği kazanmıştır. İletişim biliminin kapsamı da ilgili çalışmaların artması ile daha da genişlemiştir.

İletişimin bu çok boyutlu yapısı kavramın tek bir tanımının yapılmamasına neden olmuştur. Öğretim ortamında öğrenciler ve öğretmenler birbiriyle sözel ya da sözel olmayan yollarla iletişim veya etkileşimde bulunurlar.

Öğretimin etkili olabilmesi, iletişim süreçlerinin iyi işletilmesine bağlıdır. Bu da iletişimin. iletişim becerilerinin ve iletişim örüntülerinin iyi anlaşılmalarını gerektirmektedir. Aşağıda bu noktalar ele alınmaktadır.

İletişim süreci şematik olarak şöyle gösterilmektedir

Şekilde de görüleceği gibi her iletişimde mesajı ileten bir kaynak vardır. Kaynak mesajı kodlayarak göndereceği şekle sokar. Uygun bir kanal yardımıyla mesaj alıcıya gönderilir ve alıcı onu çözümler.

Sınıf ortamında çok yönlü bir iletişim söz konusudur. Bazen bir öğrenciye gönderilen mesaj bir başka öğrenci üzerinde daha etkili olabilir. Ayrıca öğrenci-öğrenci iletişimi de çok yoğundur ve bu aynı anda birçok duygu ve düşünce harekete geçtiği için dersin akışını etkiler.

Kuşkusuz her zaman mesajlar gönderildiği gibi anlaşılmaz. Sık sık yanlış anlamalar ortaya çıkabilir.

Örneğin, öğretmenin görüşünü almak ya da konuşma fırsatı vermek için soru yönelttiği bir öğrenci, öğretmenin kendisini küçük düşürmek için soru sorduğunu düşünebilir.

Bu durum,

kaynağın duygu ve düşüncelerini uygun iletişim biçimine çevirememesi,

doğal davranmaması,

alıcının gönderilen mesajı çözümleyememesi vb.

nedenlerden kaynaklanıyor olabilir.

Bu, tarafların etkili iletişim becerilerinden yoksun olması demektir. Bu açıdan etkili iletişim becerilerinin neler olduğu üzerinde durulmasında yarar görülmektedir.

ETKİLİ İLETİŞİM BECERİLERİ

Etkili iletişim becerilerinin başında etkili konuşma becerileri gelmektedir.

Etkili konuşma ise

bakışlar,

ses tonu,

konuşma hızı,

sesin yüksekliği,

konuşma sırasındaki tavırlar vb.

birçok etkenden etkilenir. Davies’e (1981) göre etkili konuşma için uyulması gereken ilkeler aşağıdaki çizelgede yer almaktadır.

Etkili bir Konuşmada Yapılması ve Yapılmaması Gerekenler

Konuşma için bir amaç seçiniz.

Ne söyleyeceğinizi hazırlayız ve planlayız.

Endişelerinizi, coşku ve göz iletişimi ile yok ediniz.

Sözcükleri değil düşüncelerinizi düşününüz.

Sesinizin yüksekliğini ayarlayarak otorite kurunuz ve günlük konuşmadan daha ağır bir tonda konuşunuz.

Ayrıntılara girmeyiniz. Vurgulamak istediğiniz noktaları netleştiriniz.

Dinleyicilere tepegöz, saydam, not vb. bakabilecekleri malzemeler sağlayınız

Bütün rahatsız edici tavırlardan kurtulunuz.

Gösterişten kaçınınız.

Dinleyiciye dinleme dışında yapabileceği bir şeyler sununuz.

Somut ve sınırlı olunuz. Ana noktaları örnek ve gözlemlerle güçlendiriniz.

Kaynak: Davies (1981), s.151.

Etkili konuşmanın yanı sıra Schmuck ve Schmuck (1983), empati kurmanın etkili bir iletişimin temeli olduğunu belirtmektedirler. Empatinin artması saldırganlığın azalması demektir.

Bu düşünceden hareketle Schmuck ve Schmuck (1988), kaynak ve alıcı durumundaki kişilerin sağlıklı diyaloglar kurma aracı olarak kullanabilecekleri şu becerilerin öğrenilmesinde yarar görmektedirler

Alma Becerileri Gönderme Becerileri

Düşünceler Düşünceleri kendi sözler ile ifade etme Net açıklamalar yapma

Davranışlar Diğerinin davranışını betimleme Kendi davranışını betimleme

Duygular İzlenimleri kontrol etme Duyguları tanımlama

Alma Becerileri :

Düşünceleri Kendi Sözleriyle İfade Etme; başkalarının söylediklerinin, kişinin kendi ifadeleriyle anlatılmasıdır.

Diğerinin Davranışını Tasvir Etme ; alıcının, kaynağın davranışlarını yarım kalmadan, arkasındakileri ön plana çıkarmadan tanımlamasıdır.

Örneğin, öğrenciye "dersin başından beri konuşulanları dinlemeyip elindeki dergiyi okuyorsun" demek yerine "zaten hiç dersi dinlemezsin" demek bizim onunla ilgili yargımızı da içermektedir.

İzlenimleri Kontrol Etme,alıcının karşıdakinin duyuşsal durumunda neler algıladığını tanımlamasıdır. Örneğin, öğretmenin öğrenciye"bugün üzgün görünüyorsun, canın bir şeye mi sıkıldı?" biçiminde soracağı bir soru onu suçlamaktan çok onu anlamaya çalışıyor olduğunu göstermektedir.Gönderme Becerileri :

Net Açıklamalar Yapmak, bir başkasına mesaj göndermedeki en önemli beceridir. Bir açıklamanın alıcı tarafından kendi ifadeleriyle özetlenebilmesi onun netliğini yansıtır.

Kendi Davranışını Betimleme, kaynağın belli bir durumda nasıl davrandığını açıklamak içindir. Bunun birincil amacı kendisiyle ilgili bilgi vermek, ikincil amacı ise, başkalarıyla empati kurmaktır.

Duyguları Tanımlama, belki de en az kullanılan iletişim becerisidir. Duyuşsal mesajların gönderilmesiyle ilgilidir.

Dönüt (Geribildirim) ise, karşılıklı bir süreçtir. Bir kişinin diğerinin davranışının etkileriyle ilgili mesaj göndermesidir.

Schmuck ve Schmuck’un (1988) saptadığı etkili iletişim becerilerinde tarafların

net olması,

kendisinin ve karşısındakinin davranışlarını tasvir etmeye çalışması

dikkati çeken özelliklerdendir.

Bu özellikler Anderson’ın (1991) sınıfta etkili iletişimin kurulması için getirdiği önerilerde de yer almaktadır.

Anderson önerilerini

a. Bilgi verme ve açıklama yapma

b. Soru sorma

c. Dönüt

olmak üzere üç boyutta toplamıştır.

Anderson’ın (1991) önerileri şöyle özetlenebilir:

1. Öğrencilere sunulan bilgi ve açıklamalar net ve anlaşılır olmalıdır.

Bunun için şu teknikler kullanılabilir:

Dersin genel bir çerçevesini çiziniz, konunun ayrıntıları ya da önemsiz noktaları üzerinde odaklaşmak yerine geniş bir resmini çiziniz.

Gerektiği zaman özellikle zor kavramları açıklarken tekrarlama yapınız.

Konuyu dağıtmaktan kaçınınız ve konuya odaklaşınız.

Zaman zaman sorularla ya da bazı işler yaptırarak öğrencilerin anlama düzeylerini saptayınız

Ana noktaları açıklarken çeşitli örnekler veriniz ve öğrencilerin soyut kavram ve düşünceleri anlamalarına yardım ediniz.

Örencilere önemliyle õnemsizi ayrıntı etmeyi öğretebilmek için nerelerin önemli olduğunu söyleyiniz.

Açıklamalarınızda net terimler kullanınız.

Yeni öğrenilenlerle öncekilerin ilişkilendirilmesine yardım edecek net kavramlar kullanınız.

2. Hem gösterip hem açıklamak yalnız birisini yapmaktan daha iyidir.

3. Sınıfta soru sormanın iki ana amacı öğretmenler tarafından iyi anlaşılmalı ve bu iki amaca uygun soru sorma teknikleri kullanılmalıdır.

Soru sormanın amaçlarından biri;

a. öğrencilerin anlayıp anlamadığına bakmak, diğeri ise,

b. öğrenciyi düşünmeye sevk etmektir.

Soru sorarken dikkat edilecek noktalar "Düşünmeyi Öğretme " konusunun "Doğru Soru Sorma Stratejileri " bölümünde yer almaktadır.

4. Öğrencilere cevaplarıyla ilgili dönüt verilmeli ve yanlışlar düzeltilip doğrular pekiştirilmelidir.

Şimdi de Sözel olmayan iletişim becerilerini inceleyelim.

Sözel Olmayan İletişim

Buraya kadar daha çok sözel iletişim süreçleri üzerinde duruldu. Ancak iletişimin sözel olmayan yönü de vardır.Sözel olmayan iletişim beden diliyle yürütülür.

Örneğin, bir öğrencinin yaptığı bir konuşmadan sonra öğretmenin gözlerinin parlaması bir beğeni ifadesidir.

Bir şeyi önemseyip önemsemediğimizi, sıkılıp sıkılmadığımızı, yorgun olup olmadığımızı beden diliyle anlatırız. Sözel olmayan, iletişim öğrenme-öğretme süreçlerinde de önemlidir.

Tarafların,

birbirine yakın durup durmaması,

vücutlarının duruşu,

yüz-göz ifadeleri ve jestleri,

sözel mesajlara anlam katar ya da anlamı karıştırır.

Davies’in (1981) öğrenci ve öğretmen arasında yer alabilecek sözel olmayan iletişime verdiği õrnekler aşağıdaki çizelgede yer almaktadır.

Öğretimsel Ortamlardaki Beden Dili Örnekleri

Anlam Örnek Davranışlar

1.Dinlemeye Açıklık başı ve vücudu öne eğmek, ellerini bir araya getirmek, çenesini avcunun içine almak

2.Dostça Duygular sık sık gülümseme, ceket ya da gömleğinin düğmesini açmak, göz iletişimi kurmak

3.Onaylama saçını okşama, omzuna dokunma

4.Derin Düşünme burnunun üst kısmını kaşıma

5.Konuşmayı Kesmek kulağına dokunma, işaret parmağını dudağına götürme, elini konuşanın koluna koyma

6.Düş Kırıklığı ellerini birbirine vurma, yumruğunu masaya vurma

7.Reddetme parmağıyla burnuna dokunma. ceket ya da gömleğini ilikleme

8.Savunmacı Duygular kollarını ve bacaklarını göğüs hizasında çapraz olarak tutma

9.Üstünlük parmağıyla işaret ederek konuşma

10.Oyalama gözlük temizleme, kalemi dudaklarına değdirme

11.Uzak Durmak İsteme elini kaşına koyma, başını alçaltma, ayaklarını masaya koyma

12.Etkileşimi Kesme konuştukları insana bakmama, başını kaldırma,kişisel eşyalarını alarak ayağa kalkma

Kaynak: Davies (1981), s.157

Sorular

Salı, 06 Kasım 2007

1998-1999 Öğretim Yılı Ceylanpınar İ.H.L

10/B-C Sınıfı Türk Dili ve Edebiyatı I. Dönem II. Yazılı Sorularıdır.

TUYUĞ

Hemîşe âşık gönli biryân bolur;

Her nefes garîb gözi giryân bolur.

Sûfîlerin dilegi mihrâb namaz,

Er kişinin arzûsı meydân bolur.

Kadı Burhaneddin

S-1. Yukarıdaki şiiri kısaca açıklayınız. (10 puan)

S-2. a) Yukarıdaki şiirin kafiyelerini bulunuz. (5 puan)

b) Tuyuğ hakkında kısaca bilgi veriniz. (10 puan)

S-3. Divan edebiyatının özelliklerini yazınız. (15 puan)

S-4. Aşağıdaki metinlerdeki edebî sanatları bularak, sanatları kısaca açıklayınız. (10 puan)

a) Yârim gider gemiyle b) Bülbül sordu boynunu bükerek:

Ben giderim karadan “Yavrularım, yuvam nerede?”

Ciğerim göz göz oldu Gül cevap verdi:

Görünmüyor karadan. “Rengim, kokum nerede?”

S-5. Aşağıdaki kelimeleri kısaca açıklayınız: (10 puan)

“makta beyti, Mecâlis-i Seb’a, yuğ, ney, yek-ahenk gazel”

S-6. Hz. Mevlana ile Yunus Emre’nin ortak özellikleri nelerdir? (10 puan)

S-7. Aşağıdaki paragraftaki sıfatları gösteriniz. (10 puan)

“Küf yeşili yaprağın üzerinde koyu benekler vardı. Yapraktan acı bir koku geliyordu. Adam, üç beş yaprağın arasına saklanmış bir takım böceklere bakıyordu. Gözlerine inanamadı. Bir yaprağın üzerinde kırmızı böcekler vardı. Acaba kaç böcek vardı? Sayamadı. Uzun uzun seyretti bu böcekleri. Ve böcekler tül kanatlarını çırparak uzaklaştılar.”

S-8. Aşağıdaki cümlelerin ögelerini bulunuz. (Üzerinde gösteriniz.) (20 puan)

a) Atın başını devamlı olarak Konya’ya çeviriyordu.

b) Sezai KARAKOÇ, çocukluğumdan beri sevdiğim bir şairdir.

c) Bilmiyor kalabalıklar, yağmura bakmayı cam arkasından.

d) Kanadı kırık kuş O’ndan merhamet ister.

Süre: Bir ders saatidir.