Hinduizm
Salı, 06 Kasım 2007Hinduizm
Hindistan ‘ın en belirgin dinlerinden biri de Hinduizmdir. Hint dinlerindeki geliÅŸmeler sonucu hinduizm adını alan din, Brahmanların hakimiyet saÄŸladıkları dönemde ise Brahmanizm terimi ile ifade edilmiÅŸtir. Günümüzde Hinduizm ve Brahmanizm terimlerinin bir biri yerine kullanıldığı bilinmektedir. Yaygın bir anlayışa göre Hinduizm ve Brahmanizm terimleriyle, en eski Vedalar döneminden günümüze ulaÅŸmış bulunan Hintlerin inanç, düşünüş, his ve hayat tarzları kastedilmektedir. Hint yarımadasındaki halkın çoÄŸunun dini inanç ve geleneklerini ifade ettiÄŸi için Hinduizm terimini kullanmaktadır.Hindular ise dinlerini "Sanatana Dharma" yani ezeli ve ebedi din veya baki din diye adlandırırlar. Bu dine mensup kiÅŸilere de "sanatani" yani baki denir.
Tarihi kayıtlardan elde edilen bilgilere göre takriben M.Ö. 1500 yılları civarında DoÄŸu Avrupa ‘dan gelen Ariler, Hindistan ‘ı ele geçirirler. İki farklı halkın bir biriyle karışması sonucu dini inanç ve geleneklerde bir birine karışmıştır. Kökü yüzyıllar öncesine kadar uzanan bu karışım sonucu Hinduizm ortaya çıkmıştır. Bu iki ırkın karışımından meydana gelen bu geliÅŸme beÅŸ devreye ayrılır.
-Vedalar dönemi
-Upanişalar dönemi
-Klasik dönem
-OrtaÄŸ ‘daki İlahiyat, felsefe geliÅŸme dönemi
-Modern dönem
Hinduizm; yaklaşık dünya nüfusunun %12 ‘ sini oluÅŸturur. Hinduizmin tespit edilebilmiÅŸ belli bir kurucusu bilinmediÄŸi gibi kendine özgü bir inanç sistemi ve kitabı da yoktur. Hinduizmin temelinde Brahma (Mutlak Varlık) inancı yatmaktadır. Bu husustaki geniÅŸ bilgiyi Hinduizmin Kutsal Metinleri olan Veda ‘larla Brahmana ‘larda bulmak mümkündür.
Hinduizm Ari ırkın üstünlüğü,kast sistemi,sınırsız bir vatan sevgisi ve bağlılık duygusu kavramları üzerine kurulmuş toplumsal ve siyasi olguların bir özel görüntüsüdür. Hinduizmin bir ilk lideri temel tebliği bildiren bir ilk kurucusu olmadığı için bir anlamda kurucularının kalabalık olduğunu söyleyebiliriz.
İnanç Sistemi
Hinduizm ‘de Tanrı sayısı akıl almaz derecede çoktur. Tanrı Brahma ‘nın dünyayı meydana getirdiÄŸine inanılır. Tanrı Åživa ve ViÅŸnu Brahma ‘dan sonra gelir. Hinduizmde saygı gösterilen bazı varlıklar Kaylasa,Himalaya DaÄŸları,Ganj Yamuna Nehri ( Hindu geleneklerine göre kutsal Ganj Nehri ‘nin bir kolu olan Yamuna ‘yı arındırmak için Hindu rahipleri gümüş maÅŸrapalar içinde 850 litre süt dökmüşlerdir) vardır. Vedalar Dönemi ‘nde önemli sayılan pek çok Tanrı bugün unutulmuÅŸ gibidir; onlara nadiren dua edilir. Bazı Hindu tanrıları ile yaptıkları iÅŸler ise şöyledir ;
-Güneş tanrısı Surya
-Ay tanrısı Soma
-Rüzgar tanrısı Vayu
-Su tanrısı Varun
-Yağmur tanrısı İndra
-Ateş tanrısı Agni
-Ölüler aleminin tanrısı Yama
Hinduizm ‘in Tanrı anlayışı çeÅŸitli mezhep ve ekollere göre deÄŸiÅŸik ÅŸekilde algılanmıştır. Bir kısım Hindu ‘lar monoteisttirler. Bir Hindu doÄŸumundan ölümüne kadar bütün hayatı boyunca belirli merasimleri yerine getirmekle mükelleftirler. Nitekim adaklarının yerini bulması için ziyaret, kalbin aydınlanması için, meditasyon ÅŸarttır. Vedalar Dönemi ‘nde ölenlerin cesetleri kısmen gömülür, kısmen yakılırken, günümüzde ise Muktilerin(Hindu inancına göre reenkarnasyon döngüsünden kurtulmuÅŸ ermiÅŸ kiÅŸi) dışında bütün cesetler yakılmaktadır. Dullarında yakıldığı Hindistan ‘da bu uygulama genel bir kaide halini almıştır. Bununla beraber günümüzde ara sıra da olsa dulların yakıldığına ÅŸahit olunmaktadır. İnançlarına göre bu dini merasimden sonra kadın gökyüzünde kocasıyla birleÅŸmektedir.
Kutsal Metinler
Hinduizm mukaddes kitaplarının tamamını içine alan metinler Veda ‘lardır. Sanskritçe yazılmış olan Veda ‘lar 4 bölümden oluÅŸur.
1 - Rigveda: Tanrıları tazim için yazılmış on kitaptan ibarettir. 1028 ilahiyi ihtiva eder. Veda ‘ların en eskisi ve en önemlisidir. Dünya dinleri içinde en eski belge özelliÄŸini taşımaktadır.
2 - Samaveda: Kurban esnasında söylenen ilahileri ihtiva eder. Bir çeşit melodiler Vedasıdır. Yüksek sesle okunur.
3 - Yajurveda: Bu da kurbanla ilgili formüllerden meydana gelmiştir. Bazı kesimleri nesir, bazı kesimleri manzum olmak üzere iki bölümden oluşmuştur. Bir özelliği de kurban esnasında mırıldanarak okunmasıdır.
4 - Atharvaveda: Kainat ve büyü ile ilgili dualardan ibaret olan Atharvaveda ‘yı Brahman ‘lar hayatın belirli pozisyonlarında okumak zorundadırlar.
Genellikle bütün Veda ‘larda ilahi, niyaz, dua, hayat kaideleri, tılsım ve büyü ile ilgili konular iç içedir. Veda ‘ların tabiat üstü güçlerle temas kurduÄŸuna hakim kiÅŸilerin kalplerine doÄŸduÄŸuna da inanılır.
Genellikle Hinduizm ‘in mukaddes metinleri sadece Veda ‘lardan ibaret deÄŸildir. Brahma, UpaniÅŸad ve Aranyaka ‘lar da Vedaların tamamlayıcısı niteliÄŸindedirler. UpaniÅŸad ‘lara göre kainat insan ruhlarının (Atman) dünya ruhu ile (Brahman) birleÅŸmesinden meydana gelmiÅŸtir. Ebedi saadet, Atman- Brahman birleÅŸmesiyle gerçekleÅŸir. UpaniÅŸad ‘lar Tanrı, kainat, ruh, ölümden sonraki hayat vb. konuları iÅŸlemiÅŸtir. Bu sayılan kutsal metinler dışında Muhabharata Destanı, 240.000 cümleden oluÅŸmakta ve dünyanın en uzun destanı olma niteliÄŸini korumaktadır.
Kast Sistemi
Hinduizmde halkın ayrıldığı sınıflardan her birine Kast denir. Bir bakıma Kast aynı iÅŸle meÅŸgul olan görev ve gelenekleriyle bir birine sımsıkı baÄŸlanan insanların meydana getirdiÄŸi birlik diye de tanımlanabilir. Kendi isteÄŸi doÄŸrultusunda Kast seçemez, belli bir Kast ‘ta dünyaya gelir. Bununla beraber sonradan Kast terk eden, Kast dışı sayılan gruplar da vardır. Bunlara dokunulmazlar denir. Kast sistemi Hinduizm inançlarından kaynaklanır. Belli baÅŸlı 4 Kast vardır:
1 - Brahmanlar (rahip ve alimler)
2 - KÅŸatriya (prensler ve askerler)
3 - Vaişya (tüccar, esnaf ve çiftçiler)
4 - Şudra (işçiler, sanatkarlar)
Bu Kast ‘lar dışında, insanlığın en aÅŸağı tabakası sayılan birde Parya sınıfı vardır. Kast içinde en önemli yeri iÅŸgal eden Brahman ‘ların baÅŸlıca görevleri, kurban ayinlerini idare etmektir; kutsal metinleri (Veda) korumak, dini ayinleri icra etmek irsî haklarıdır.
Meslekler Kast ‘lara ayrıldığı gibi, evlenmeler de ancak aynı Kast içinde cereyan edebilir. Yeme - içme, giyim - kuÅŸam, niÅŸan ve düğün merasimleri de her Kast için belli özellikler taşır.
Karma
Bir sebep-sonuç kanunu olan karma,insanın geçmişte yaptığının gelecekte ayrıca görüleceği esasına dayanır. İnsan ektiğini biçer. Bugün ekilen yarın alınacaktır. İyiliklerin karşılığı iyilik,kötülüklerin karşılığı kötülük olacaktır.
Karma, her kararın doÄŸru ve yanlış sonuçlarını tespit eden bir kavramdır. Karma ‘da asıl olan mükafat beklemeden hareket etmektir. Böylece sonuç bekleme arzusu frenlenmiÅŸ olur. Karma ‘ya göre ölüm yokluk deÄŸil bir halden diÄŸerine geçiÅŸtir.
Reenkarnasyon
Ruhun bir bedenden ötekine geçtiği inancı nın adı olan reenkarnasyon, karma doktrine bağlı olarak doğmuştur. Reenkarnasyon inancına göre, bedenden ayrı olarak ruhun ölümden sonra devamlılığı, ruhun kendi derecesi içinde yüksek veya alçak bir şekilde meydana gelmektedir. Buna göre insan yaptıklarına uygun tarzda, insan, hayvan veya Tanrı olarak yeniden doğar. Ölümden sonraki hayatta mutlu olmak, hayatta iken doğru hareket etmeğe bağlıdır. Sonuç itibariyle herkes yaptığından sorumlu tutulacaktır.
Reenkarnasyon inancına göre kişinin ölümden korkmasına gerek yoktur. İnsan devamlı olarak tekrar doğuşlarla isteklerine kavuşur. Reenkarnasyon inancına Yunan, Eski Mısır,bazı Hıristiyan Mezhepleri ve Tanrının Yolu Topluluğu gibi dinlerde de rastlanmaktadır.
Hulul
Arapça bir kelime olan hulul Tanrı ViÅŸnu ‘nun insan ÅŸeklinde kendini göstermesi anlamına gelir. Hinduizme göre Tanrı her döneminde çeÅŸitli ÅŸahsiyetlere bürünerek kendini göstermiÅŸ, kötülüğü yok ederek,insanların ihtiyacı olan kanunları bildirmiÅŸtir. Böylece tanrısal mesajlar sonsuza kadar devam edecektir.
İbadet ve Ayinler
Hinduizmde ayin ve ibadetler 3 temele dayanır. Bunlar ;
Güzel ameller
Bilgi sahibi olmak
Tanrı ile beraber olmak
Bu gayelere ulaşmak için sırayla şu hususlar yerine getirilmelidir.
Ölenler için kurbanlar kesmek
Güneşe saygı göstermek
Doğumda ve ölümde ibadet etmek (düzenlemek)
Mukaddes metinleri devamlı okumak
Hakikat bilgisini elde etmeye çalışmak
Her an Tanrı’nın varlığını düşünerek O’na kullukta bulunmak
Hinduizmde ayin esnasında bir takım kutsal sözler telaffuz edilir Om en etkili kelimedir. Hemen her yerde ibadet etmek mümkündür. Tapınaklar olmak la beraber ibadet ve ayinler ferdilik tercih edilir. Tanrı her yerde yapılan ibadeti gördüğü için, ibadetin belirli bir ÅŸekli ve düzeni yoktur. İbadetin ortak sembolü kabul edilen Om, her ibadet ve yemekten önce,Veda ‘ları okumaya ve her tür iÅŸe baÅŸlarken söylenir. İlk ibadete sabah ÅŸafaktan önce baÅŸlanır;doÄŸuya doÄŸru dönülerek oturulur. Evlerde de genellikle tapınılan puta ayrılmış bir oda bulunur.
İnekler ,tüm kainatın anası olan Devi’nin yani Tanrıça’nın sembolü sayıldığı için,inek ve öküzler caddelerde,alış veri merkezlerinde veya diledikleri her yerde serbestçe dolaşılabilir. Etinin yenilmesi yasaktır.
Tapınaklarda yapılan ibadet evdeki ibadetten biraz farklıdır. İbadete boru çalınarak başlanır. Her köyde tapınak vardır. Büyük mabetlerin hemen yakınında kutsal yıkanmayı sağlayan havuzlar bulunur.
Hinduların günlük vacip ibadetleri ise ; 1-Japa=zikir çekmek,2-Puja=Tanrı’ya saygı sunmak
Mabetlerdeki yıllık ayinler dışında ilkbahar , sonbahar ve yeni yılda özel şenlikler yapılır. Bazı mezheplerde kabile başkanlarına bir nevi kutsallık vererek onlara saygı gösterildiği,ölmüş kahraman ve azizlere de yardım için dua edildiği görülmektedir. Kurban, Hinduizmde çok önemli bir yer tutar ve dini hayatın eksenini teşkil eder. Tanrıların kudretlerini kurban sayesinde gösterdikleri inancı tartışılamaz. Bu insanlar ancak kurban sayesinde tanrılarla ilgi kurabilirler. Tanrılara sunulan her şey kurban edilir.
Kutsal sayılan 7 ziyaret yeri vardır. Hinduların hayatında önemli rol oynayan bu kutsal yerlere ziyaret ve Hac seferlerinin en bilineni Benares ‘e (Bu ÅŸehrin ismi deÄŸiÅŸtirilmiÅŸ ve eski kutsal ismi Varanasi olmuÅŸtur) yapılan ziyarettir.
Hinduların bunların dışındaki günlük olmayan ibadetleri ise ;homa=ateş ayini,yajna=büyük kurban töreni,vrata=kutsal günlerde oruç tutmak, yatra=hacca gitmek, seva=karşılıksız hizmet etmek tir.
Günümüzde Hinduizm
Günümüzde Hindistan, Seylan, Pakistan, Nepal ve Hint Yarımadasında ki diÄŸer bölgeler de yoÄŸun taraftara sahip olan Hinduizm mensuplarına dünyanın bir çok ülkesinde de rastlanmaktadır. Hindistan ‘da Müslüman ve Sıkh Dini mensupları ile zaman zaman ÅŸiddetli çatışmalara girmektedirler. 800.000.000 ‘un üzerinde inananı bulunan Hinduizm günümüz dünyasında (özellikle Hindistan ‘da) insanların yaÅŸamlarını etkilemeye devam etmektedir.
TAOCULUK
Çin’in en eski dinlerinden biri olan Taoizm, Sinizm ve Konfüçyanizm’e reaksiyondan doÄŸmuÅŸtur. Kurucusu Lao Tzu (Lao-Tse / ihtiyar bilgin)‘dir. Hayatı hakkında az bilgiye sahip olmamıza raÄŸmen MÖ.604-517 yılları arsında yaÅŸadığı Honan ‘da doÄŸduÄŸu Konfüçyüs’ün çaÄŸdaşı olduÄŸu düşünülmektedir.
Taoizm “Tao” kavramı üzerine inÅŸa edilmiÅŸtir. Taoizm’in kendine güre büyücüleri rahipleri,rahibeleri,dini ÅŸefleri ve kendine has ayinleri vardır. ilkbaharda ateÅŸ yakılır. Taoist rahipler yarı çıplak durumda, ateÅŸe pirinç ve tuz atıp yalınayak koÅŸarak üzerinden geçerler.
Taoizm ‘e göre insan raks ve sarhoÅŸlukla vecde ulaÅŸabilir. Hayatını tehlikesiz bir ÅŸekilde yaÅŸamak ve sürdürmek isteyen insan iyi bir yemek rejimi oluÅŸturarak aşırılıktan kaçınmalıdır. Böylece ölümü biraz daha geciktirmiÅŸ olur. Lao‘nun bir diÄŸer özelliÄŸi de karşılıksız iyilik yapmak gibi güzel ilkeyi ilk ileri sürenlerden biri olmasıdır. Lao ilkelerini uygulamak için ısrarlı olmamış, daima mütevazi ve sakin bir hayat sürmeyi tercih etmiÅŸtir.
İnanç ve Ahlak
Taoizmin baÅŸlıca öğretisi,ebedi, gayri-ÅŸahsi mistik bir üstün varlıkla ilgilidir. Taoizm ‘e göre bu alem mevcut olan (Yank) la mevcut olmayan (Yin) in birleÅŸmesinden meydana gelmiÅŸtir. Bazı kaynaklara göre tao, Tanrı ‘ nın sembolleÅŸtirilmiÅŸ varlığı olarak anılmaktadır.
Taoistlerin evlerinde birçok mabut tasvirleri büyük kapılar önündeki dolap içine yerleÅŸtirilmiÅŸtir. Ancak bu mabutlar her taoiste göre deÄŸiÅŸik içeriktedir. Taoistlerin çoÄŸu savaÅŸ tanrısı Kvan-Ti ile, tüccarların mabudu sayılan Zenginlik tanrısı Sai Shin ‘e tapmaktadırlar. Taoizmde basit manada cehennem inancı görülmektedir.
Taoizmin temeli mistik panteizmdir. Tao,dünyayı yöneten sebeptir. O görülmeye,işitilmeyen, kavranılması mümkün olmayan bir yaratıcı prensip olarak algılanmaktadır. Bir başka açıdan Tao göğün ve yerin kaynağı, yaratıcı ve yaşatıcı kavramdır. Hiçbir şeye muhtaç değildir.
Taoizme göre insan ancak manevi yönüyle insandır. Bunun için Tao rehber olarak kabul edilmelidir. Taoizmin temel prensibi “iyilere karşı iyilik yapmak, iyilik yapmayanlara karşı yine iyilik yapmak, böylece her ÅŸeyin iyi olmasını saÄŸlamak” olarak özetlenebilir. Taoizmde dini inancın büyüklüğü mutlak sükunet ve rahatlık içinde dünyaya sırt çeviren bir hayat tarzıyla mümkündür de diyebiliriz. Taoizmin ahlak anlayışı üç ana noktada toplanabilir. Bunlar;
-Basit bir hayat yaÅŸayarak tutumlu olmak
-Mütevazi olmak,nefsini gurur ve kibirden uzaklaştırmak
-Bütün canlılara karşı merhametli olmak.
Taoizm de bu ahlaki ilkelerin gerçekleşmesi için gösterişten uzak olmak,başkalarını düşünmek, yumuşak huylu olmalıdır. Kişi ilahi güçlerle ilişkisini koparmamalı,ve ilahi yolu zorunlu olarak takip etmelidir.
Kitap
Taoizm ‘in mukaddes kitabı Tao-Te-King (Tao ve Fazilet) ‘dir.Tao ihtiyarladığında batıya göç etmiÅŸ ve kitabını bir gümrükçüye yazdırmıştır. 1788 de Latince ‘ye 1823 ‘de Fransızca ‘ya çevrilmiÅŸtir. Tao-Te-King ile incil arasında benzerlikler olduÄŸu anlaşılmaktadır. Taoizm ‘e göre Tao “ yol,doÄŸruluk tabii dünya nizamı” anlamına gelir. Kitap 2 bölüm 5000 kelime ve 81 bahisten oluÅŸmaktadır.
Günümüz
Taoizm günümüzde Çin, japonyai, Kuzey ve Güney Kore’de yaygın bir din olmasına karşın tarftarlarının büyük bir çoÄŸunluÄŸu Güney Kore’de yaÅŸamktadır.Bu ülkelerin dışında diÄŸer uzak asya ülkeleriyle göç alan ülkelerde de taraftarlarına rastlanılmaktadır.Taoizm’in toplam taraftar sayısı yaklaşık olarak 95.000.000 civarındadır.
Janizm (Caynacılık)
Hindistan ‘da yaklaşık M.Ö.4 yüzyılda ortaya çıkan dini akımlardan biridir. Hindistan ‘da ki dört büyük dinden biridir. Kurucusu Mahavira (M.Ö.599 - 527 ) Benares ‘ te doÄŸmuÅŸ, otuz yaşına gelince evini, karısını, ve çocuÄŸunu terk ederek rahiplik elbisesini giymiÅŸ ve kendini dünyadan soyutlamıştır. Caynizm daha çok asiller ve halk arasında yayılmıştır. Mahavira 72 yaşında Bihar ‘ da ölünceye kadar doktrinini vaaz yöntemiyle yaymış ve Mahavira ‘ nın Nirvana ‘ ya kavuÅŸması Caynist takvimin baÅŸlangıcı sayılmıştır.
Caynacılık Hindistan’ın Kasi ve Kosola ‘ ya kadar yayılım gösterdikten sonra M.Ö.2 yüzyılda batı ve güneye yayılmaya baÅŸlamıştır. Caynacılığın ortaya çıkışından baÅŸlayan görülen bölünmeler MS.80 ‘de iki ayrı grubun doÄŸmasıyla sonuçlandı. Bunlar Åžvetambaralar (Beyaz Giyinenler) veDigambaralar (Göğü Giyinenler-Çıplaklar-) Digambaralar kadının kurtuluÅŸunun imkansızlığına inanıyorlardı.MS.9 yüzyılda Rastrakütalar en parlak dönemlerini yaÅŸadılar. Batıda Åžvetambara Caynacılığı yaygınlaÅŸtı. Özellikle 10-11. Yüzyıllarda büyük Cayna tapınakları Gucerat ve Racastan ‘ da yapılmaya baÅŸlandı. 12 yüzyılda Cayna Dini ‘ni kabul eden Hükümdar Kumarapala Gucerat ‘ı örnek bir Cayna devleti yaptı.
İnançlar ve Ahlâk Anlayışı
Mahavira ile Buda aynı çaÄŸda aynı memlekette yaÅŸamışlar, benzeri inanç ve öğretileri yaymışlardır. Mahavira tanrı fikri üzerinde durmamakla beraber bazı Caynistler Tanrı ‘nın varlığına inanırlar. Tapınaklarında tanrı heykelleri vardır.
Caynacılığın amacı insanı varoluÅŸtan gelen acılardan ve karma ‘ya baÄŸlı yeniden doÄŸuÅŸtan kurtarmaktır. Caynacılıkta iki kategori ayırt eder ;
-Canlı Öz (Civa)
-Canlı olmayan Öz (Aciva)
Bunların arasında temel fark bilinçtir.Temel ilkeyse Ahimsa ‘dır. Yani bütün canlılara karşı ÅŸiddetten kaçınmaktır. Mantıksal planda Anekantava da ( gerçeÄŸin görünümlerinin çeÅŸitliÄŸi) benimsenmiÅŸtir. Buna göre bütün mutlak olumlular olanak dışıdır.
Cayna ahlakı üç temel ilkeye dayanır. Bunlar ; Bu Konu İle İlgili Ne Yapmak İstiyorsunuz ?
-Doğru görüş
-DoÄŸru bilgi
-Doğru davranış. Laiklerin yaşamı daha sonraki sıkı çileci yaşama geçiş için bir
hazırlık olarak düşünülmüştür.
Caynaların başlıca ahlaki prensipleri öldürmemek, yalan söylememek,hiçbir şekilde çalmamak,olabildiğince cinsel ilişkiden uzak kalmak şeklinde özetlenebilir. Dürüst ve sade bir hayat sürmeği prensip edinen, Janistler içki içmezler.
Janistler,ancak kendi dinlerine uyanların ölümsüzlüğüne inanırlar. Onlara göre evren ebedidir,yaratılmamıştır. Cennet ve cehennem vardır. Ayinleri rahip ve rahibeler idare eder. GösteriÅŸli mabetleri vardır. ibadet esnasında Tirtankaralar ‘la ilgili ilahiler söyler bazen Hindu tanrılarına tövbe ve ibadet ederler.
Bihar ve Maysor (Åžreveno-Belgda Bahubali ‘nin 10. Yüzyıldan kalma 20 metre büyüklüğündeki heykelinin bulunduÄŸu yer) ‘ a gidip Hacı olurlar.
Kitaplar
5.yüzyılda büyük bir meclis; Åžvetambaraları Valabhi ‘ de toplayarak bir araya getirdi. Burada kutsal metinler bir daha deÄŸiÅŸtirilmemek üzere bir araya getirilerek yazılmak suretiyle Janizm ‘in kutsal kitabı “Agamalar “ meydana gelmiÅŸtir.
Günümüzde Janizm
Caynalar "ahimsa" ilkesine dayanarak zanaatla ilgilenmediklerinden çoÄŸu tüccar ve zengindir. Bütün insanların çeÅŸitliliÄŸine inanan Caynalar Budistlerin tersine herkesle yemek yerler. Hindularınki kadar katı olmayan mesleklere baÄŸlı bir kast sistemini benimsemiÅŸlerdir. Günümüz de sayısı yaklaşık 4.000.000 olan Janizm taraftarlarının, büyük çoÄŸunluÄŸu Hindistan ‘da yaÅŸamasına karşılık Avrupadan Amerikaya hatta Avustralya’ya kadar Janist topluluklara ve ibadet yerlerine rastlamak mümkündür.
ŞİNTOİZM
Dünyanın en eski dinleri arasında yer alan Åžintoizm M.Ö.VII yy kadar eskiye dayandırıla bilinecek Japonların Milli Dini karekterini sergilemektedir. Åžintoizm ‘in Japoncada karşılığı Kami-Nomiçi ‘dir ( Tanrıların Yolu) Åžintoizmin herhangi bir kurucusu yoktur. Åžintoizm ‘in geçirdiÄŸi safhalar üç devrede incelenir. Bunlar ;
1 - Mitolojik dönemlerde baÅŸlayan ve Budizm ‘in Japonya ‘ya giriÅŸine kadar devam eden dönem(MS 552)
2 - Budizm, Şintoizm mücadeşlesinin kızıştığı 9.yy kadar süren dönem.
3 - Åžintoizm ‘le Budizm ‘in birbirinden ayrıldığı,1192 ‘den 1868 reformuna kadar devam eden dönem.
Åžintoizm ‘in bir diÄŸer özelliÄŸi milli,iptidai resmi inanış sistemi bulunmayan, diÄŸer dinlere karşı oldukça hoÅŸgörülü bir din olmasıdır . Åžintoizm ‘in 2 temel özelliÄŸi kısaca;
- Millî bir dindir
- Tabiata tapmaya önem verir.
İnanç ve İbadetler
ilahlarla ilgili inançlara göre birbiriyle hem kardeÅŸ hem karı-koca olan Gök (Baba Tanrı) ile Yer (Ana Tanrı) bütün Japon adalarını ve diÄŸer Tabiat Tanrılarını doÄŸurmuÅŸlardır. Bu iki ilah inancı etrafında dönüp dolaÅŸan baÅŸka Tanrı inanışları da vardır. NakledildiÄŸine göre Japonya ‘da 8.000.000 ilah vardır. DaÄŸ, ırmak, ateÅŸ, gök gürlemesi, fırtına, yaÄŸmur, vb. ilahlar dışında her meslek sahibinin de ayrı bir ilahı vardır. Ölüler yaÅŸayanlara muhtaçtır. Kendilerine ikram yapıldığı, mezarın üzerine yiyecek, içecek, eÅŸya vs.. konulduÄŸu sürece mesut olurlar.
Ailenin, köyün, klanın ve imparatorun atalarının ruhları en baÅŸta gelen ruhlardır. imparator GüneÅŸ ilahesinin torunudur. Genellikle Japonlar dünyanın iyi ve kötü ruhlarla dolu olduÄŸuna inanırlar. Åžintoizm ‘de tapınak ve evde yapılabilir. Japonya ‘da yüzbinin üzerinde mabet olduÄŸu söylenmektedir. Mabetlerde genellikle eskiliÄŸi açısından deÄŸerli olan ayna, kılıç, mücevherli taÅŸ ve Amatarasu ‘nun heykeli bulunur.
Japonların ibadet şekilleri çok sade ve basittir. ibadet etmek isteyen kişi mabede gider, elini, yüzünü ve ayaklarını Müslümanların abdest almaları gibi yıkarlar. Mabetteki kıymetli eşya karşısında diz çöker. ibadetini tamamlar ve dışarı çıkar. Eskiden ibadette kurban bulanmasına rağmen, günümüzde rastlanmamaktadır. ibadet için temizliğe çok önem veren Japonlar bunu ihmal etmeyi büyük günah sayarlar. Bazı özel durumlarda islam inancındaki gusüle benzer bir temizlik yaparlar. ibadeti rahipler idare eder. Özel öğretimlerle yetiştirilirler.
Evlenme törenleri mabetlerin bitiÅŸindeki evlenme salonlarında rahipler tarafından icra edilir. Cenaze törenlerini ise Budist rahipler yönetir. Bu anlayış bir Japon tarafından “Biz Åžintoist doÄŸar, Budist ölürüz” ÅŸeklinde kabul edilir. inançlarına göre ölen herkes “Kami” olur. Onlara göre “Aile bir dindir, aile ocağı ise tapınaktır.” Ölülere karşı görevini yapan insan, yaÅŸayanlara karşı olan vazifelerini de yerine getirmiÅŸ olur. Çok eski zamanlardan kalma duaları ve sıhri formülleri ezbere okumak, ilahlara hediyeler takdim etmek Japonların bugünde vazgeçemedikleri davranışlardandır.
Tanrı Anlayışları
Japon dilinde genellikle Tanrı veya O ‘nun yerini tutacak kavramlar için üst, yukarı anlamına gelen “Kami” kelimesi kullanılmaktadır.
Åžintoizm ‘de ilahlar hem erkek (izanagi) hem de diÅŸi (izanami) ‘dir. Bu iki ilah daha sonra geleceklerin ataları olmuÅŸtur. Åžintoizm ‘de kutsal metinlerin de bu ilahların yaptıkları yazılıdır. Onlarda aynen insanlar gibi doÄŸar, evlenir, banyo alır, hastalanır, kıskanır, aÄŸlar ve ölür. Ahlaki karakterleri de insanlarınkine benzer. Bütün ilahlar doÄŸrudan doÄŸruya tabiat güçleri veya tabiatta bulunan bazı maddelerle ilgili görülmüştür. Tabiat ilahları arasında en önemlisi güneÅŸ tanrısı Amaterasu ‘dur.
Åžintoizm ‘in iki mukaddes metninde yıldız ve fırtına ilahları ile sis ilahesinin de adı geçer. Fuji-Yama Dağı da mukaddes daÄŸlar silsilesinin en önemlidir.
Kutsal Yazıları
Åžintoizm’in kutsal metinleri de ikidir: 1- Kojiki 2- Nihongi. Çin yazısının kabulünden önce kendilerine has bir yazıları bulanmadığı için Kojiki ‘nin yazıya dökülmesi 712 yılında imparatorun emri ile olmuÅŸtur. Tanrıların ve devletin ilahi kaynağı ile insanlığın baÅŸlangıcından Kojiki kitabında bahsedilir. Nihongi ise, bir nevi Kojiki ‘nin yorumudur. Nihongi ‘de devlet hizmetlerinde görev alanların uyması gereken bazı tavsiyeler yer alır.
Günümüzde Şintoizm
Günümüzde Åžintoizm Milli bir din olması nedeniyle Japonlar arasında yaygındır.BaÅŸta Japonya olmak üzere Japonların yaÅŸadığı diÄŸer ülkelerde de yayılma imkanı bulmuÅŸtur.Günümüzde Åžintoistlerin sayısı 100.000.000′un üzerinde olduÄŸu tahmin edilmektedir.
Sihizim (Sıkh Dini)
Sihizm olarak geçen Sıkh Dini; Hindistan ‘da takriben 1500 ‘lü yıllarda doÄŸmuÅŸtur. Günümüz Hint Yarımadası ‘nda diÄŸer dinlere nazaran daha aktif ve uzlaÅŸmaz tutumu ile gündemde kalmaya çalışan Sıkh Dini, Hint Felsefesinden kaynaklanan Maya ve Nirvana tasavvurlarını benimsemiÅŸ olmakla tanınmıştır. Sihizm, günümüzde Hindistan ‘ın dini ve siyasi hayatında önemli yerini korumaktadır.
DoÄŸuÅŸu ve GeliÅŸmesi
Sihizm Sri Guru Nanak Dev Ji (1469-1539) tarafından kurulmuÅŸtur edilmiÅŸtir. Yslam ve Hinduizm karışımı bir dini harekettir. Sihler Kuzeybatı Hindistan ‘ın Pencap bölgesinde yaÅŸamaktadırlar. 1995 sayımına göre nüfusları 18.7 milyon idi. Bu da Hindistan nüfusunun % 1.9 unu teÅŸkil etmekteydi. Ayrıca küçük gruplar halinde İngiltere, Kanada, ABD, Malezya ve DoÄŸu Afrika ‘da bulunmaktadırlar. Günümüzde Hint dini ve siyasi hayatında önemli bir yer tutmaktadırlar.
Sihizm hareketini Pencap ‘ta ilk baÅŸlatan Guru Nanak (1469-1539) yalnızca dini akideler çerçevesinde Müslüman ve Hindu unsurlarını uzlaÅŸtırmaya gayret ederek baÅŸlamıştır. O sistemi “Tanrının birliÄŸi”, “İnsanlığın kardeÅŸliÄŸi” , “Kast sisteminin reddi” ve “puta tapıcılığın faydasızlığı” prensipleri üzerine kurmuÅŸtur. İslam ‘ın Hindistan ‘a girmesinden sonra İslam ile Hinduizmi sentezleme çalışmalarının en ilgi çekeni Nanak ‘ın çalışmasıdır. Önce siyasi olarak baÅŸlayan bu hareket, sonradan dini bir yön kazanmıştır. İslam tasavvufunun da etkisinde kalan Nanak, Kuzey Hindistan ‘da vaazlarda bulunmuÅŸ ve uzlaÅŸtırmacı (Sinkretist) Sih hareketini ortaya çıkarmıştır. İslam ‘ın Tanrı inanışını, Hinduizmin Maya ve Nirvana tasavvurlarını ve tenasüh (ruh göçü) fikrini kabul etmiÅŸ olmasına raÄŸmen Avatarlara inanmayı reddetmiÅŸtir.
Budanın reformcu hareketine benzer şekilde Nanak da kast sistemini bütünüyle reddetmiş, putlara tapınmanın kötülüğü ile kardeşçe sevginin önemini dile getirmiştir.
OrtaçaÄŸ boyunca Hindistan ‘da çıkan toplumsal, dinsel ve siyasal hoÅŸnutsuzlukların yeni dini reformistler tarafından ortaya konacak ilkelerle giderilmesi bekleniyordu. Özellikle İslam ‘ın Hindistan ‘a girmesiyle Hinduizmle Yslam arasında Orta Yolcu uzlaÅŸtırmacı hareketler ortaya çıkmıştır. Dini reform konusunda XV.yüzyılın ikinci yarısında, kendisini kabul ettiren ilk büyük isim Kabir (Kebir) dir. O (İ.S.1435-1518) tek tanrı inancını yerleÅŸtirmeye çalışmış, ancak Hinduizmin bazı önemli kavram ve düşüncelerini muhafaza etmiÅŸlerdir. Müslüman hükümdar Ekber de (1542-1605) düşünce baÄŸlamında bütün dinleri felsefi bir monoteizmde uzlaÅŸtırmayı denemiÅŸ, Onun açtığı bu yolda yürüyüp de baÅŸarıya ulaÅŸmış olan Sihizmin de kurucusu Nanak olmuÅŸtur.
Guru Nanak ve Misyonu
Guru Nanak , İ.S. 1469 yılında Hindistan ‘ın en kritik döneminde Pencap ‘taki Talvandi köyünde doÄŸmuÅŸ, çocukluÄŸu ve yetiÅŸkinlik çağı bu köyde geçmiÅŸ; bu köyde evlenmiÅŸ ve bu köyde iki oÄŸlu olmuÅŸtur. Fakir ancak soylu bir ailenin çocuÄŸu idi. O Sultanpur ÅŸehrinde Müslüman bir idarecinin hizmetinde uzun yıllar geçirdi. Guru Nanak ‘ın hayatını üç parçaya ayırabiliriz: İlk 30 yıllık bölümü Talvandi ve Sultanpur ÅŸehrinde ev hizmetçiliÄŸi yaparak geçirmiÅŸtir. İkinci 22 yıllık peryod uzak yakın birçok yerlere misyonerlik seyahatleriyle geçirdiÄŸi dönemdir. Üçüncü son 18 yıllık bölümü ise Kartarpur ‘da müritlerini eÄŸitmeye harcadığı hayatının son bölümüdür.
Hayatının ilk safhası aynı zamanda aydınlanmaya ulaÅŸtığı dönemdir. O boÅŸ zamanlarında ormana çekilip düşüncelere dalmış, bu gezilerinin birinde kendisine “Yüce Tanrının varlığı düşüncesini yayma” görevi verilmiÅŸti. Bu arada kendisi Mekke ‘ye gitmiÅŸ, Tanrının evinin sadece Kabe olmadığı sonucuna varmış, 1500 yılına doÄŸru “tek ve gerçek olan tanrı” sını anlatmak için Sultanpur ÅŸehrinden çıkmış, kutsal yerleri gezmiÅŸ, birçok din adamlarıyla görüşmüş, tartışmalara giriÅŸmiÅŸ, bu sırada bir zengin tarafından ÅŸerefine Ravi Nehri kıyısında kurulan Kartapur köyüne yerleÅŸti ve hayatının son on yılını burada geçirdi. Bu köyde yeni inancını yaymaya çalıştı. Guru Nanak insanın eÅŸitliÄŸi üzerinde durdu. O Hindularla Müslümanları birbirlerine yaklaÅŸtırmaya çalıştı. O önemli ÅŸeyh ve azizlerin yanına gitti ve onlara ruhsal hayatın gerçek yolunu açıklamaya çalıştı. O kast sisteminin ayırıcı özelliÄŸine hep karşı çıktı. Kendisini en alt kastın bir üyesi olarak adlandırdı, hep. Guru Nanak 1539 yılında 70 yaşında iken geride iki oÄŸul ve birçok Sih bırakarak bu dünyaya veda etti. Guru Nanak ‘ın ölümünden sonra Guru olarak Sihlerin başına Angad (1504-1552) geçti. Angad, Nanak ‘ın en sadık talebesiydi ve Nanak ‘ın telkin ettiÄŸi tenasüh (ruh göçü) inancı gereÄŸi, Onun ruhunun sırasıyla kendini takip eden “guru”ya geçeceÄŸi fikri ile Angad ve daha sonra gelen guruların hepsi Nanak ‘ın yeni tezahürleri olarak görüldü.
Angad 1552 yılına kadar sürdürdüğü guruluÄŸu sırasında Nanak ‘ın ÅŸiirlerini bir araya topladı. Nanak ‘ın ilk biyografisini yazdı. Pencap ‘ta kullanılan Gurmuki Kutsal Metni Angad ‘a dayandırıldı.
Sihler arasında birlik ve beraberliÄŸi saÄŸlayan 3. guru Amar Das (1479-1574) yeni töreler oluÅŸturdu. Kendilerine özel evlilik ve doÄŸum törenleri ihdas etti. Kendisini ziyarete gelenlerle birlikte yemek yedi. Dini toplantılarda üç festivali (Divali, Barsakhi ve Maghi) ortaya koydu. Ondan sonra da Amardas ‘ın damadı Ram Das guru oldu. Guru Ramdas (1534-1581) 4. guru olarak misyonerlik faaliyetlerine ağırlık verdi. Ramdas zamanında zengin ve fakir sınıflar arasında Sihizm yayıldı. Bazı Aristokratlar Amitsarı ( Ramdas ‘ın yeni ibadet merkezi olarak kurduÄŸu ve yerleÅŸtiÄŸi yer ) ziyaret etmiÅŸler ve Onun müritleri olmuÅŸlardır.
Cemaatin geliÅŸimi Ramdas ‘ın en küçük oÄŸlu Arjan ‘ın (1563-1606) 5. guru olmasıyla sürdü. Arjan Ramdas ‘ın hayatını kendisine adadığı en küçük oÄŸlu idi. Arjan babasının isteÄŸiyle evlenmek üzere Lahor ‘a gitti. Orada babasından ayrı kaldığı için korkunç bir depresyon geçirdi. O haliyle Guru aÅŸkı ve hasretiyle dopdolu iki önemli ÅŸiirsel mektuplar yazdıysa da KardeÅŸi Prithi Chand onlara el koyduÄŸundan mektuplar babasına ulaÅŸmamıştı. Mektuplarının bir yerinde : “Ruhum Guruyu görmenin hasretiyle yanıyor ve inliyor. Feryatlarım yaÄŸmur için aÄŸlayan Çatriklerin feryatlarına benziyor” diyordu. Üçüncü mektup Ramdas ‘a ulaşınca, Onu hemen çağırdı. Prithi Chand babasının yerine geçmeye çok meraklı ve istekliydi. Ancak Guru Ramdas çocuklarını test etti ve sonunda küçük oÄŸlu Arjan ‘ı halefi tayin etti. Guru Arjan Sihlerin endüstriyel ve kültürel merkezi olan Amritsar ‘ı daha da geliÅŸtirdi. Oradaki Altın Mabed ‘in (Har Mandar) yapım iÅŸini sona erdirdi. Bu Mabed Sihlerin ziyaret ettiÄŸi, kutsal bir mabettir. Ekber Åžahın Sihlere tahsis ettiÄŸi toprak üzerinde Ramdas zamanında yapımına baÅŸlanmıştı. Tapınak güzel bir gölet ortasında etrafındaki topraktan daha düşük seviyede bina edilmiÅŸti. Yine Arjun ilk dört Gurunun ilahilerini ve Hindu Bhagatları ve Bhattları topladı. Onlara kendi dikte ettiÄŸi ilahileri içeren Gurdası ilave etti. 1604 de ilk kitap Adi Granthın derlemesini tamamlamış oldu. Bu kitapta Sihlerin dini inanç ve ahlak ilkeleri ortaya konulmuÅŸtur. Amritsar Onun zamanında bankacılığın, marangozluk, nakış, süsleme ve at eÄŸiticiliÄŸin merkezi oldu. Sihleri Orta Asya ve Afganistan ‘a iyi atlar için gönderdi. Sihler atları yetiÅŸtirme ve binicilikte ilerlediler. Bütün bu geliÅŸmeler Ekber ‘in oÄŸlu Cihangir ‘in döneminde oluyordu. Müslümanlar bile Altın Mabede (Har Mandar) geliyorlardı. Cihangir onların kendilerine ait kelimeler kullanmaları gerektiÄŸini böylece oraya akan trafiÄŸin kesileceÄŸini düşündü. Guru Arjan ‘dan Adi Granthdaki İslam ‘ın Peygamberi Muhammed ile ilgili bölümlerin çıkarılmasını istedi. Guru bunu yapmayı reddetti. Bu arada Divanda yalan yanlış hikayelerle Cihangirin düşünceleri zehirlendi. Sonunda Guruya kaynamış sular ve kumlarla iÅŸkenceler yapıldı. Guru Arjan büyük bir tevekkülle bütün eziyetlere katlandı. Sih tarihinin ilk ÅŸehidi oldu.
Har Gobind (1595-1644), babası Arjun ‘un 1606 da ölmesi üzerine 6. guru olarak Sihlerin başına geçti. Babası MoÄŸol tiranlığının kurbanı olmuÅŸtu. Har Gobind zamanında Sihler , Cihangir ve daha sonra oÄŸlu Åžah Cihana karşı askeri teÅŸkilatlanma yoluna gittiler. Bunun için 800 at, 300 atlı süvari ve topçu sınıfı oluÅŸturdular. MoÄŸollarla üç savaÅŸ yaptılar. Birincisi 1643 de Amritsar ‘da oldu. İkinci savaÅŸ Lehra yakınlarında 1637 de oldu. Gurunun ordusu kazandı. Üçüncü savaÅŸ 1638 de Kartarpur ‘da yapıldı. Gurunun bu üç savaÅŸta da gösterdiÄŸi baÅŸarılar Sihler arasında büyük itibar saÄŸlamasına sebep oldu. Guru Har Gobind ‘in bu kariyeri Sih tarihinde bir dönüm noktası oldu. Bu yeni ÅŸartlarla Sihizm militaristleÅŸti. Guru iki kudrete sahip oldu: Ruhsal Gücü (Peeri) ve askeri gücü (Meeri). 1644 de Guru Har Gobind Guru Har Raiyi halefi olarak atadı.
Guru Har Rai (1630-1661) 7. Guru oldu. Guru Har Rai Sihleri MoÄŸolların baskısından kurtarmaya çalıştı. Guru Har Rai aÅŸk ve barış adamı idi. Sangat ‘ın hizmetinde bulundu. O müritlerinden Guru Granth Sahib ‘in ilahileri ve kendi disiplinli hayatına yönlendirme üzerine meditasyon yapmalarını saÄŸladı. O hayırsever ve cömertti. Bir seferinde ataları Nabha, Jind ve Patıla ‘nın önceki yöneticileri olan kimseler Gurunun yanına geldiler. Yiyecek için aÄŸlıyorlardı. Guru onlara yiyecek verdi ve onları memnun etti. Guru Har Rai kendini onlara adamış, ihtiyaçlarını gidermede yardımcı olmuÅŸtu.
Guru HarkriÅŸhan (1656-1664) 8. Guru oldu. “Çocuk Guru” diye anılan Harkrishan özellikle çocukları ve öğrencileri korudu ve onları sevdi. 30 mart 1664 de öldü. Yerine amcası Tegh Bahadır (1621-1675) dokuzuncu Guru olarak geçti. Guru Tegh Bahadur ‘un hayatı üç önemli devreye ayrılır: Birinci dönem Amritsarda babasıyla birlikte 23 yıllık dönem. İkinci devre Bakala ‘da meditasyonla geçen 19 yıllık dönemi ile DoÄŸu Hindistan ‘da ve Pencap ‘ta geçirdiÄŸi hayatın son 11 yıllık dönemi. Tegh Bahadur, Pencap ‘ta zenginlerden zorla para alması, kaçakları saklaması ve yaÄŸmalara giriÅŸmesi yüzünden Gurkanlılar tarafından öldürülmüştür. Rivayete göre İmparator Evrengzip Tegh Bahadur ‘u hapsetmiÅŸ ya İslam ‘ı kabul etmesi ya da bir mucize göstermesini istemiÅŸti. Guru Bahadur ikisini de reddetmiÅŸ; mucize konusunda ÅŸunları söylemiÅŸti: “İmparator baÅŸkalarına zulmederken kendi ölümünü unutması, asla mucize deÄŸildir.” Daha sonra İmparator Evrengzip Gurunun idamını emretmiÅŸ, böylece Sih tarihinde öldürülen ikinci kiÅŸi olmuÅŸtur.
Gobind (1666-1708) babasının öldürülmesinden hemen sonra Onuncu Guru olarak (1675-1708) göreve baÅŸladı. Guru Gobind ‘in önderliÄŸi altında Sihler dört baÅŸarıya ulaÅŸtılar:
1-Moğol gücüne karşı direnişe geçtiler.
2-Khalsa ‘yı (Tanrının Grubu) kurdu.
3-Savaşa uygun bir literatür ortaya koydu.
4-Sihler için daimi bir Guru ve Guru Granth Sahib olarak Adi Granth ‘ın tesisini saÄŸladı.
Guru Gobind gerçek bir vatanseverdi. Sihleri hem ruh, hem de ÅŸekil bakımından bir birliÄŸe kavuÅŸturmak için Pahul ne Khalsa sistemini geliÅŸtirdi. Khalsa ‘ya girenler Pahul denilen bir takdis merasiminden geçmekte ve “k” ile baÅŸlayan ÅŸu 5 esası yerine getirmekteydi:
Pahul ve Khalsa Sistemi
1. Kesha
Saç ve sakalların kesilmemesi; Sihler diÄŸer insanlardan uzun saçlı olmalarıyla ayrılıyorlardı. Hayatlarına mal olsa bile saçlarını kesemezler. Keshas Guru tarafından Sihlere bir niÅŸane olarak verilmiÅŸti. Sihler bu sebepten saçlarını düzenli, taranmış olarak muhafaza ederler ve türbanla saçlarını güzelce sarıp örterler. Bu baÄŸlamda 1990 lı yıllarda İngiltere ‘de yaÅŸayan bir Sihli motor sürerken kask takma mecburiyetinin kendisine uygulanmaması için dava açmış ve bu davayı kazanmıştı. Sihli bayanlar da ne saçlarını ne de kaÅŸlarını alamazlar.
2. Kangha
Tarak saçların temizliÄŸi için kullanılır. Sih saçlarını daima kangha ‘yla muhafaza eder. Onlar düzgün, temiz ve tertipli saçlarıyla gayet şık görünürler. Genellikle tahta tarak kullanırlar ve sabah akÅŸam olmak üzere günde iki kez saçlarını tararlar.
3. Kachhehra
Her Sih altına özel dizayn edilmiş ve yapılmış olan kısa pantolonu yüksek karakterin bir nişanesi olarak giyerler
4. Karha
Her Sih sağ bilek üzerine çelik bir bilezik takar. Altın, gümüş ve metal bilezikler Guru tarafından kutsanmış olarak dikkate alınmaz.
5. Kırpan
Her Sih ilericiliğin ve özgürlükte kararlığın bir sembolü olan bir kamayı (ya da kılıcı) Gatra denilen sırmalı şeritle kuşanırlar.
İnanç ve Ayinler
Sihizm temel yapı itibariyle Tanrı ve O ‘nun birliÄŸine inanır. Nanak Tanrıya isim vermekten sakınarak Ona Hari demiÅŸtir. Nanak ‘a göre Tanrı ‘ görünmez üç ÅŸey (1 Brahma (vareden), 2 ViÅŸnu (Rızıklandıran) 3 Åživa (Öldüren)) yaratmıştır. Sihizm ‘in inanç esasları;
-Gars ‘tan baÅŸkasının önünde eÄŸilmemek
-Amritsar ‘da yıkanmak
-Bir birlerine Singh diye hitap etmek
-TraÅŸ olmamak
-Kama-kılıç taşımak
Sihizm ‘de kiÅŸinin bu dünyada yaptıklarının öteki alemdeki hayatına tesir edeceÄŸine (Karma) ve ruh göçü (Tenasuh) ‘ne inanmaktadır.
Anlaşılmaz, karışık dua ve ayinler yerine, basit ibadet ve ayinleri tercih eden Sıkh Dini, dünya ve ahrete ait her tür faaliyetinin merkezi olarak Amritsar ‘daki Altın Mabed ‘i seçmiÅŸlerdir. Sihizm ‘de Altın Mabed ‘i önemini bugünde korumaktadır. İbadet niyetiyle bu Mabed ‘in havuzunda yıkanırlar. Altın Mabed ‘te ayrıca sembol olarak bir kılıç bulunur. Ayin ve ibadetleri basit bir dua, İslam ‘daki abdeste benzer bir yıkanma ile “hac” için Altın Mabed ‘e girmekten ibarettir. Dindar bir Sihin, günlük ibadeti ÅŸu üç dini hükümde toplanır:
-Adi Granth ‘tan ve Guru Nanak ‘a ait pasajlardan ezber okumak,
-Ailevi bir vecibe olarak her sabah toplanıp Adi Garnth ‘tan her hangi bir yer okumak,
-Tapınağa ibadet için girmek.
Hint Yarımadası ‘nda eÄŸitim-öğretim, askerlik ve ata binmeye en çok önem veren Sihlerdir. Hindistan ‘ın koruma ve güvenlik görevlilerinin çoÄŸunu Sihlerin teÅŸkil etmesi bundandır.
Kutsal Yazılar
Sıkh Dini ‘nin kutsal kitabı Adi-Granth ‘tır. Daha önceleri dağınık ve düzensiz olarak halde bulunan bu metinler Guru Arcan (1581-1606) zamanında bir araya getirilmiÅŸtir. Sihlerin tabi oldukları dini ve ahlaki büyük ölçüde bu kitaptan alınmıştır. Ayrıca bu kutsal kitapta Nanak ‘ın hayatı, konuÅŸmaları, O ‘ndan sonra üç “guru”nun derlediÄŸi ilahiler mevcuttur.
Mezhepler
Sıhk Dini başlıca beş mezhebe ayrılmıştır: 1- Orsi, 2- Hendali 3- Artenas 4- Namdari 5- Akali. Bunlardan son ikisi önem arz eder.
Günümüzde Sihizm
19.yy ilk yarısından itibaren hüküm süren Hindistan ‘ın Pencap eyaletinde ki Sihlerin Devleti 1875 bağımsızlık savaşından önce sona ermiÅŸtir. 1947 de Hindistan ‘la Pakistan ‘ın ayrılmasından önce Pencap ‘ta Sihler önemli siyasi mevkileri iÅŸgal ederlerken ayrılmadan sonra sihlerin büyük bölümü Hindistan ‘ın farklı bölgelerine gönderilerek dağıtılmışlar ve DoÄŸu Pencap ‘ daki Sih Devletinin askeri kuvvet ve siyasi gücü dağıtılmıştır. Hindistan ‘da sürmekte olan Sihlerin HindulaÅŸtırılması kampanyalarında 1941-1951 yılları arasında yaklaşık 200.000 Sih, Hindu olmuÅŸtur. Özellikle Hindu ve Müslümalar arasına sıksık patlak veren din çatışmalarında bir çok insan hayatını kaybetmiÅŸtir. Hatta bu çatışmalar 1984 yılında Hindistan BaÅŸbakanı İ.Gandi’nin bir Sih’li taraından öldürülmesi sonucunu doÄŸuracak kadar ÅŸiddetlenmiÅŸtir. Gittikçe küçülme eÄŸilimine giren Sih toplumunun bugün ne bağımsız bir devletleri nede kendilerine ait bir vilayetleri vardır.17 milyon civarında taraftarı olan Hindistan ve Pakistan da yayılan Sihizm’in taraftarlarına azda olsa diÄŸer ülkelerde de rastlanmaktadır.
Konfüçyüsyanizm
Dinin kurucusu Konfüçyüs (M.Ö. 551- 479) adındaki bir filozoftur. ÅŸantung eyaletinde doÄŸmuÅŸ ve orada ölmüştür. O zamandan beri eyalet Çinlilerce kutsal sayılır. Konfüçyüs ‘ün hayatında baÅŸarılı bir öğretmenlik dönemi vardır. O ‘nun en önemli özelliklerinden biri kendine aşırı güvenidir. Bütün hayatı boyunca insanları, iyiye, doÄŸruya ve ÅŸerefli bir yaÅŸamaya yönelten, inandığı prensipleri yaymak için kitap yazan Konfüçyüs, daha çok akla hitap metodunu kullanmış, mistik bir tavır takınarak metafiziÄŸin her türünü reddetmiÅŸtir. Konfüçyüs hiçbir zaman Lao-Tseu gibi (Taoizm ‘in kurucusu), gibi ilahi bir kuvvetin elçisi olduÄŸunu iddia etmemiÅŸtir. Dini konular üzerinde fazla konuÅŸmamasına raÄŸmen çoÄŸu zaman O, kutsallaÅŸtırılmıştır.
Konfüçyanizm ‘de insanın evlenmeden veya bir erkek evlat bırakmadan ölmesi büyük günah sayılır. Çünkü erkek evladın, ata ruhlarına ibadeti devam ettireceÄŸine inanılır. Ata ruhları her aile için özel koruyuculuk görevini yerine getirir.
Konfüçyanizm Vu-Ti (M.Ö. 140-87) zamanından 1912 yılına kadar devletin resmi dini kabul edilmiÅŸtir. Bir bakıma Konfüçyanizm, geleneksel Çin ÅŸinizmi ‘nin kaideleÅŸmesi ÅŸeklidir.
Kutsal Metinler
Konfüçyanizm’in mukaddes kitapları, Konfüçyüs ‘ün öğrencileri tarafından büyük bir dikkatle toplanmıştır. Bu metinler Konfüçyüs ‘e isnat olunan (Ta-Hio, Tehoung-Young) ve (Loun-You) iki kitaptan meydana gelmiÅŸtir ve 1- Klasikler, 2- Kitaplar diye iki kısma ayrılır.
Konfüçyüs bütün eski Çin metinlerini (sosyal, dini, ahlaki gelenek, görenek) gözden geçirmek suretiyle atalar kültürüne dayalı Çin medeniyetini ortaya koymak istemiÅŸtir. Konfüçyanizm ‘in en önemli dini metinleri olan beÅŸ klasik ÅŸu kitaplardan meydana gelmektedir:
- Değişiklikler Kitabı,
- Tarih Kitabı,
- Şiirler Kitabı,
- Törenler Kitabı,
- İlkbahar ve Sonbahar Vekayinameleri.
Sung Hanedanı tarafından (XI. Yüzyıl) bir araya getiren diğer dört kutsal metin de şunlardır:
- Konfüçyüs ‘ün KonuÅŸmaları,
- Mansiyus ‘un Sözleri,
- Ortayol Doktrini,
- Büyük Bilgi.
Kutsal metinler üzerine Çin bilginlerince yazılan tefsirlerin en meÅŸhuru Tehou-Hi ‘nin eseridir.
Devlet ve Halk Dini Olarak
Konfüçyanizm ‘de ayrı bir rahipler sınıfı olmadığı için ayinler genellikle devletin yetkili memurlarınca yönetilir. Dünyanın üstün idarecisi Gök tanrı için yapılan törenleri hemen ekseriyetle imparator yönetir. Her yıl 22 aralık gece yarısından sonra baÅŸlayan bu törenler adaklar, içkiler, yiyecekler ve müzikli alaylar ÅŸeklinde icra edilir. Pekin ‘in güneyindeki dünyanın en büyük mihrabı sayılan üç teraslı beyaz mihrabın çevresinde yapılır.
inançlarına göre yer yüzüne ibadet daha aşağı dereceden bir tabiat kuvvetine tapınma şeklidir. Yukarıda işaret edilen yukarıda işaret edilenin dışında, her yıl yapılan güneş ve ay ibadeti ile ilgili ayinler de yine devlet görevlilerince yürütülür.(Son yıllarda bu anlayış yavaş yavaş terk edilmektedir)
Halk ibadetinde en yaygın olan anlayış atalara ibadettir. Konfüçyüs ‘ten önce de çok yaygın olan bu ibadet, O ‘ndan sonra da devam etmektedir; çünkü bu dinin ölmüş ata ruhlarının ev veya mezarın etrafında dolaÅŸtıklarına inanırlar. Bu bakımdan evin sakinleri belli zamanlarda, ölüleri için kutsal birliÄŸi saÄŸlamak üzere yiyecek hazırlamayı bir görev bilir. Konfüçyanizm ‘de önemli bir yer tuttuÄŸu için ruhları rahatsız etmeden son derece sakınılır
Öğretileri
Öğretileri en büyük ilgiyi Çin ‘de Han Hanedanı ‘ndan görmüştür.”Büyük Bilgi” ve “Ortayol Doktrini” adlı kitapların yayınlanması bu zamanda gerçekleÅŸmiÅŸtir. O ‘nun öğretileri ilgili esasların yer aldığı “Konfüçyüs ‘ten Seçmeler Kitabı”, öğrencilerinin-inanlarının- gayretiyle derlenmiÅŸtir. Seçme Konfüçyüs ÖzdeyiÅŸlerinden bazıları şöyledir.
- Oğuldan istenen babaya, memurdan istenen hükümdara, kardeşten istenen ağabeye, arkadaştan istenen de kendisine verilmelidir.
- Temkinli olanlar pot kırmaz
- Kendimize yapılmasını istemediğimizi başkasına yapmamalıyız.
- İnsanlar prensiplerine hakim olabilir. Prensipler insanlara hakim olamaz.
- Düşünmeden öğrenmek,boşuna zaman harcamaktır.
- Bilgi desteÄŸinden yoksun bir fikir,tehlikelidir.
- Sizden üst durumda olan birinin beğenmediğiniz halleriyle sizden alt durumda olan birine davranmayın.
Ahlâk Anlayışları
Konfüçyanizm, bir dinden çok ahlaki sistem olarak algılanmıştır. O, ahlaki prensiplerinde cemiyet ve milletin ıslahı ile mutluluÄŸu saÄŸlamayı hedef almıştır. O bir yandan toplumu saadete ulaÅŸtıracak prensipler koymuÅŸ, diÄŸer yandan da Çin ‘in eski dini tasavvurlarını canlandırmaktan geri kalmamıştır. Hiçbir zaman “öbür dünya”nın varlığını inkar etmemiÅŸtir.
Konfüçyüs, topluma daimi olarak hata işlemekten uzak kalmalarını hatırlatmış,işlenen bir suçun cezasının mutlaka bu dünyada görüleceğine onları inandırmaya çalışmıştır. O her fırsatta çevresindekilere birbirlerinden özür dilemelerini telkin etmiş, insanın her zaman hatadan muaf olamayacağına dikkat çekmiştir.
Konfüçyanizm ‘in ahlaki prensiplerini,Büyük Bilgi adlı eserinde görmek mümkündür. Bu kitabında Konfüçyüs barışı saÄŸlama yolunun bizzat insanın kendi benliÄŸinde oluÅŸması gerektiÄŸine dikkat çekerek ancak kendisiyle barışık olan insanın ev halkını çevresini ve nihayet milletini yönlendirebileceÄŸini belirtmiÅŸtir. O ‘na göre 5 fazilet vardır:
- İyilik yapmak
- Güvenilir bir şahsiyet olmak
- Dürüst davranmak
- Terbiyeli olmak
- Tedbirli davranmak
Başarını her zaman faziletin varlığı anlamına gelmeyeceğini söyleyen Konfüçyüs ancak iyilikte ısrar etmek suretiyle hikmet ve faziletin bir anlam taşıyacağını açıklamıştır.
Konfüçyüs ‘e göre ahlaki telkinlerin meyve verebilmesi için ÅŸu ana temeller üzerine oturması ÅŸarttır.
- Kültür
- Sözünde durma
- İş idaresi
- Üste karşı dürüst davranma
Ahlaki olgunluğun temel öğelerini teşkil eden insanı ilişkileri Konfüçyüs beş maddede toplamıştır. Bunlar;
- Amir - memur iliÅŸkisi
- ArkadaÅŸ - dost iliÅŸkisi
- Karı - koca ilişkisi
- Ana-babanın çocuklarıyla ilişkisi
- Kardeşler arası ilişkiler.
Sosyal hayatın bütün yönlerini içine alan bu beÅŸ esas, bütün diÄŸer ahlaki istemlerinde vazgeçemeyeceÄŸi prensiplerin başında gelmektedir. Konfüçyüs ‘e göre hayırseverlik ve adalet ahlaki olgunluÄŸu tamamlayan iki önemli erdemdir. Toplumda bazı görevler sırf ahlaki oldukları için yapılmak zorundadır. Menfaatler adaletin gerçekleÅŸmesini önleyen en büyük faktörlerdir. Bunun için insanları bu duygudan uzaklaÅŸtırmak gerekir.
Günümüzde Konfüçyüs Dini
Günümüzde Konfüçyüsyanizm Çin, Çin Hindi (Tayland, Tayvan, Vietnam ), Kore, Japonya,Hindistan ‘da taraftar kitlesine sahip olmakla beraber Avrupa ve Amerika ‘da da Konfüçyüs Dini mensupları bulunur. DoÄŸu dinlerinin birbirleriyle iç içe geçmesi taraftar sayısı hakkında net bilgi almayı güçleÅŸtirmekle birlikte, bazı din araÅŸtırmacılarınca bu sayının 350.000.000 ‘un üzerinde olduÄŸu ifade edilmektedir. Konfüçyanizm nitelik olarak din -ahlak öğretisi özelliklerinden dolayı farklı bir dine inanan biri tarafından da kabul edilebilir olduÄŸundan özellikle batı ülkelerinde yayılmaya devam etmektedir.