‘Hukuk Dersleri’ Kategorisi için ArÅŸiv

Kira Hukuku

Salı, 06 Kasım 2007

TAHLİYE DAVALARI

Tahliye davaları Borçlar Kanunu (BK) 260 vd. maddeleri ile 6570 sayılı Gayrimenkul Kiraları Hakkındaki Kanun (GKKK) da düzenlenmiÅŸtir. Özel kanun olan 6570 sayılı kanunun uygulanmadığı durumlarda BK’ nun ilgili maddeleri uygulanmaktadır. 6570 sayılı kanun Belediye teÅŸkilatı olan yerlerle iskele, liman ve istasyonlardaki gayrimenkulların (örtülü olmayanları hariç) kiralamalarında uygulanır. 6570 sayılı kanun hükümleri kiracı aleyhine deÄŸiÅŸtirilemez, ama lehine deÄŸiÅŸtirilebilir. BK sisteminde kiraya verenin tek taraflı irade beyanı ile sözleÅŸme sona erdirilebileceÄŸi halde 6570 sayılı kanuna göre akdin akıbeti hakim kararına baÄŸlıdır.

6570 SAYILI GKKK GÖRE TAHLİYE SEBEPLERİ;

Yazılı Tahliye Taahhüdü Sebebiyle Tahliye: (6570 sayılı K.mad.7/a)

Davacı kiralayan, kiralayan ölmüşse mirasçılarıdır. Kiralayan olmayan malikin dava hakkı yoktur. Davalı ise kiracıdır. Dava açma süresi; yazılı taahhüt tarihinden itibaren (1) ay’dır. Kiralayan taahhüt tarihinden itibaren (1) ay içinde ya Sulh Hukuk Mahkemesinde tahliye davası açacak veya aynı (1) ay içinde icra takibi yapacaktır. Yargıtay, tahliye taahhütü ilk kira sözleÅŸmesine bir madde olarak yazılmışsa veya ilk kira sözleÅŸmesi ile aynı tarihi taşıyorsa, kiracı müzayaka halinde olduÄŸundan geçerli kabul etmiyor. (Buna iliÅŸkin 04.10.1944 gün ve 15-20/28 sayılı Yarg. İçtihatları BirleÅŸtirme Kararı halen yürürlüktedir.) Uygulamada; taahhüt noterden verilmiÅŸse, kiracının imzayı inkar hakkı yok. Ancak taahhüt adi olarak yapılmışsa, imza inkar edildiÄŸi takdirde mahkemece imza örnekleri alınarak Adli Tıp yoluyla imza incelemesi yapılıyor, sonucuna göre karar veriliyor.

İhtiyaç Sebebiyle Tahliye:

Mesken ve İşyeri İhtiyacı Sebebiyle Tahliye: (6570 sayılı K.mad.7/b-c)

Buna göre kiralayan; kendisi veya eÅŸi veya çocuklarının mesken veya iÅŸyeri ihtiyacı için kira sözleÅŸmesinin bitiminden itibaren (1) ay içinde tahliye davası açabilecektir. Tahliye davası açabilmek için “kiraya veren” sıfatına haiz olmak gerekir. Bu davayı kiralayanın yanı sıra malik ve intifa hakkı sahibi de açabilir. Dava kiracıya karşı açılır; eÄŸer kiracılar birden fazla ise, davanın hepsine birden yöneltilmesi gerekmektedir. Zira tahliye borcu, bölünebilecek nitelikteki borçlardan deÄŸildir. Kira sözleÅŸmesinin bitiminden itibaren bir ay içinde dava açılacaktır; ama dava açılacağı daha önceden veya bir aylık süre içinde kiracıya bildirilmiÅŸse, davanın bildirimini takip eden dönem sonuna kadar açılması mümkün hale gelecektir. Dava açıldıktan sonra veya ihtar çekildikten sonra kira parasının ihtirazi kayıtla alınıp alınmamasının önemi yoktur. Bu durumda kira bedeli alınabilir. Bu davada mahkemece aranacak en önemli husus ihtiyacın samimi olup olmadığı hususu olup, ihtiyaç iddiası her türlü delille ispatlanabilir.

Yeni Malikin İhtiyacı Sebebiyle Tahliye: (6570 sayılı K.mad.7/d)

Bu davada yeni malik iktisap tarihinden itibaren bir ay içinde iktisap durumunu, ihtiyacını, tahliye isteğini ve aksi halde tahliye davası açacağını kiracıya bildirmek kaydıyla, gene iktisap tarihinden başlayarak altı ay sonra tahliye davası açabilecektir. Diğer ihtiyaç sebebiyle açılan davada söylenenler bu dava içinde geçerlidir.

Yeniden İnşaa Veya Esaslı Onarım Sebebiyle Tahliye: (6570 sayılı K.mad.7/ç)

6570 Sayılı Kanunun konuya iliÅŸkin mad. 7/ç hükmüne göre “taşınmazı yeniden inÅŸa veya imar maksadıyla esaslı bir surette tamir, geniÅŸletme veya düzenleme için çalışma esnasında içinde ikamet veya faaliyet mümkün olmadığı fennen anlaşıldığı takdirde kira akdinin sonunda” kiraya veren tahliye davası açabilir. Bu dava da kira süresinin bitiminden itibaren bir ay içinde açılmalıdır. Davayı kiralayan açar, ancak, ihtiyaç sebebiyle tahliye davalarında olduÄŸu gibi, kiralayan durumunda olmayan malikinde bu davayı açma hakkı bulunmaktadır. Keza aynı ÅŸekilde bu dava için de önceden ihtar gerekli deÄŸildir. Ancak gerekmemekle birlikte ihtarname gönderilmiÅŸse, bu durumda bu davada dönem sonuna kadar açılabilir. Bu davada en önemli husus, yeniden inÅŸaaya, esaslı tamir ve tadilata iliÅŸkin olarak hazırlanan tadilat projesinin mahkemeye sunulmasıdır. KeÅŸif sırasında teknik bilirkiÅŸiler, söz konusu tadilat sırasında taşınmazda kiracının bulunmasının fennen mümkün olmadığını bildirilerse, mahkemece tahliyeye karar veriliyor. Dolayısıyla yapılacak tamir ve tadilatın esaslı surette olması ve bunlar yapılırken mecurda kiracının oturmasının fennen mümkün olmaması gerekmektedir.

Bir Kira Yılı İçinde İki Haklı İhtar Sebebiyle Tahliye: (6570 sayılı K.mad.7/e)

Buna göre, kira bedelini ödemediÄŸinden dolayı bir yıl içinde iki defa haklı olarak yazılı ihtarnameye sebep olan kiracı aleyhine kira sözleÅŸmesinin hitamında, kiralayan tarafından tahliye davası açılması mümkün bulunmaktadır. Buradaki ‘bir yıl’ tabiri ‘bir kira yılı’ ÅŸeklinde anlaşılmalıdır İki haklı ihtar sebebiyle tahliye davası da, kira süresinin bitimini izleyen bir aylık süre içinde açılmalıdır. Bu dava için

a-Kiracının iki haklı ihtara sebebiyet vermesi,

b-Bu iki ihtarın bir kira döneminde ve bir yıl içinde başka başka aylara ait olması,

c-İhtarların muaccel olan kira bedellerini kapsaması,

d-Davanın kira süresinin hitamını takip eden bir ayın içinde açılmış olması gerekmektedir.

Kiracının veya eşinin aynı belediye sınırları içinde meskeni bulunması sebebiyle Tahliye:

(6570 sayılı K.mad.7/son)

Kiracının kirada oturduÄŸu yer ile aynı belediye sınırları içinde meskeninin bulunması halinde kiralayan her zaman tahliye davası açarak, kiracının tahliyesini isteyebilir. Bu dava süreye baÄŸlı deÄŸildir. Ancak her zaman kiracının aynı belediye sınırları içinde meskeninin bulunması her zaman tahliye sebebi olamaz Gerçektende, bu hususta tahliye davasına muhatap olan kiracının saÄŸlık durumu, sosyal, ekonomik ve kültürel ÅŸartları mutlaka dikkate alınmalıdır. Mesela romatizmal hastalıkları bulunan kiracının aynı belediye sınırları içinde çok rutubetli bir bodrum kata sahip olması, onun tahliyesi için yeterli sebep oluÅŸturmayacaktır. 6570 sayılı K. mad. 7/2 hükmüne göre tahliye davasını açmaya sadece malikin yetkili olduÄŸunu da belirtmeliyiz . Oysa buraya kadar incelediÄŸimiz tahliye sebeplerinde dava açma hakkı, kural olarak, kiraya verenlere tanınmıştı. Ancak bu dava, malik tarafından ‘her zaman’ açılabilecektir. Demek ki malik sıfatına sahip olan kiraya veren, incelemekte olduÄŸumuz tahliye davasını açmak için süresin sonunu veya iktisap tarihinden itibaren altı ayın geçmesini beklemek zorunda deÄŸildir.

Fuzuli İşgal Sebebiyle Tahliye: (6570 sayılı K.mad.12)

6570 sayılı kanun, kira sözleÅŸmelerinde aksine açıklama olmadıkça, kiralanan yerin kiracı tarafından baÅŸkasına kiraya verilmesine (alt kirayı) veya kiracının kiracılık hakkını devretmesini (kiranın devrini) caiz görmemiÅŸtir. Keza, kiracının terk ettiÄŸi taşınmazı baÅŸkasına herhangi bir sebeple iÅŸgal ettirmesi de yasaklanmıştır. Buna karşılık, sözleÅŸmenin asıl amacı itibariyle baÅŸkalarına kiraya verilmesi gereken veya mutad olan otel, pansiyon öğrenci yurdu gibi yerler ise, bu hükmün dışındadır. Ne var ki, taşınmazın ‘tamamının’ baÅŸkasına kiraya verilmesi veya taşınmazın ‘tamamı’ için kiranın devri gene yasak kapsamına alınmıştır. İşte, belirtilen yasaklara aykırı davranılmışsa, taşınmaza kiracı veya devralan sıfatıyla girenler ya da taşınmazı herhangi bir sebeple iÅŸgal edenler aleyhine hiç bir ihtara hacet kalmaksızın Sulh Hukuk Mahkemesinde tahliye davası açılabilecektir. Bu takdirde devreden kiracıya akde aykırılıktan, iÅŸgal edene karşıda fuzuli ÅŸagillikten dolayı birlikte veya ayrı ayrı dava açılabilir.

BORÇLAR KANUNUNA GÖRE TAHLİYE SEBEPLERİ;

Akde aykırılık nedeniyle tahliye davası: (Borçlar K. mad.256)

BK md. 256 genel bir hüküm olup, hem BK, hemde GKKK kapsamına giren yerler için uygulanır. Bu maddeye göre kiracının akde aykırı davranması durumunda, kiraya veren süre sonunu beklemeden sözleşmeyi hemen feshedebilecektir. Malikin bu davayı açma hakkı yoktur. Kiraya verenin bu yola başvurabilmesi için, evvela kiracıya akde aykırılığı gidermesini ihtar etmesi ve münasip bir mehil vermesi gerekir. Bu ihtar, herhangi bir şekle tabi değildir. Eğer kiracı, kiral***** açıktan açığa fena kullanarak kiralanana daimi bir zarar verirse , ihtara da gerek yoktur. Eğer yapılan ihtar amacına ulaşmışsa, yani kiracı ihtar üzerine, yani kiracı ihtar üzerine sözleşmeye ve kanuna aykırı davranışlarına son vermişse, artık kiraya verenin sözleşmeyi feshetme hakkı mevcut olmayacak, akde aykırılık giderilmediği takdirde ise tahliye davası açılabilecektir. (EK-6 Örnek dava ve cevap dilekçesi)

Temerrüt nedeniyle tahliye: (Borçlar K. mad.260)

Kiracı muaccel olan kira bedelini altı ay ve ya daha fazla süreli kira sözleşmelerinde otuz günlük; daha az süreli sözleşmelerde altı günlük süre içinde ihtarname tebliğine rağmen ödemezse temerrüte düşmüş olur. Buna göre, kiraya veren, muaccel kira bedelini ödemeyen kiracısına bir ihtarda bulunacak ve bu ihtarla hem ödeme için 30 günlük süreyi bildirecek, hem de süre sonunda sözleşmeyi feshedeceğini açıkca belirtecektir. Ayrıca ödenmeyen kira miktarının da ihtarda gösterilmesi gerekir. Kiracı, verilen mehlin sonunda kira borcunu öderse, mesele kalmaz. Kiralayan ihtarnamede fazla kira talep etse dahi, kiracı ihtilafsız kira bedelini 30 günlük süre içinde ödemek zorundadır. Aksi halde temerrüte düşecektir. Dava 30 günlük sürenin sonunda açılabilir. Kira süresinin sonunu beklemeye gerek yoktur. (EK-7 Örnek dava dilekçesi)

Sürenin Dolması veya Feshi İhbar Üzerine Sona Erme: EÄŸer kira sözleÅŸmesi belirli süreli ise , süre bitiminde her iki taraf da sözleÅŸmeyi sona erdirme imkanına sahiptirler. Kira sözleÅŸmesinin belirsiz süreli olması durumunda ise, sözleÅŸmenin nasıl sona erdirileceÄŸi probleminde ise herÅŸeyden önce taraflar arasındaki sözleÅŸmeye itibar edilmiÅŸtir. EÄŸer tarafla feshi ihbar mevzuunda bir düzen kabul edilmiÅŸ ise, ona uyulacaktır. Åžayet taraflar arasında bu hususa deÄŸinilmemiÅŸ ise, belirsiz süreli kira sözleÅŸmelerinin sona erdirilmesi ÅŸu ÅŸekilde olacaktır:”MefruÅŸ olmayan apartmanlar, yazıhane, tezgah, dükkan, maÄŸaza, mahzen, samanlık, ahır” ve bu gibi yerler, mahalli adet baÅŸka bir dönemde tayin edilmiÅŸ deÄŸilse, altı aylık sürenin bitimi için ve her halde üç ay önce yapılması gereken bir ihbar ile feshedilebilecektir. (BK262/2f) “mefruÅŸ apartman, yahut müstakil odalar yahut süknaya mahsus mefruÅŸat” ancak bir aylık dönemin bitimi icin ve iki hafta önce yapılması gereken bir ihbar ile feshedilebilecektir.(BK262/2f2 DiÄŸer menkul ÅŸeyler her istenilen zaman için ve üç gün evvel yapılması lazım gelen bir ihbar ile akti feshedebilirler.

KİRA TESBİT DAVALARI:

Kiraya veren veya malik kira tespit davası açabilir. Kira sözleşmesinin sona ermesinden itibaren en geç 15 gün önce ihtar veya dava dilekçesinin davalı kiracıya tebliğ edilmesi gerekir. Buna uyulmazsa, mahkemece tespit edilen kira, bir sonraki kira döneminden itibaren geçerli olacaktır. Belirtilen süre içinde ihtar gönderilmişse, dönem sonuna kadar dava açılabilecektir. Kira sözleşmesinde kira artışına ilişkin özel şart varsa, bu şart yenilenen ilk dönemde tarafları bağlar; yani yenilenen ilk dönemde bu şarta göre kira artışı yapılır. Yine sözleşmede her yıl kiranın artacağına ilişkin özel şart varsa, ihtarname çekmeye gerek yoktur. Dönem sonuna kadar her zaman dava açılabilir.

Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin bu konudaki yerleşik içtihatlarına göre, kira bedelinin tespiti davalarında; öncelikle taşınmazın bulunduğu muhitteki olağan rayiç araştırılacak; olağan rayicin bulunamaması halinde, kira parası ekonomi esaslarına göre bir başka deyimle Toptan Eşya Fiyat Endekslerindeki (TEFE) artışa göre tespit edilecek; bu yöntemle tespit edilen kiranın çevrede oluşan rayiç kira bedellerine göre yetersiz kalması halinde ise, gerektirici nedenleri açıkca gösterilerek aşırı olmayacak bir oranda kira parasında Hak ve Nesafet kuralları çerçevesinde ayrıca bir artış yapılabilecektir.

Yüksek Mahkeme son kararlarında tarafların serbestçe ve her türlü etken dışında yaptıkları kira akdinde kararlaştırdıkları kira parasının,aksi kanıtlanmadıkça o dönemin olağan rayicine uygun olduğunun kabul edilmesi gerektiğini, koşullar değişmediği ve özel nedenlerin varlığı ileri sürülüp kanıtlanmadıkça kira sözleşmesinde olağan rayice uygun olarak kararlaştırılan bu kira parasının tespiti için Toptan Eşya Fiyat Endeksinin % 65 ile sınırlı olarak üç yıl için artırımının esas alınacağını, bu şekilde hesaplanacak kira parasının o dönemin hak ve nesafet kurallarına uygun ve aşırı olmayan bir kira parası olduğunun ilke olarak kabul edilmesi ve uygulamanın buna göre yapılması gerektiğini vurgulamıştır.

Bu davada uygulamada genellikle mahkemece mahallinde keşif yapılarak (Hukukçu+inşaat mühendisi+mülk sahibi) nden oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınmakta; rapor doğrultusunda karar verilmektedir.

Tüketici Haklari

Salı, 06 Kasım 2007

AYIPLI MAL

4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna göre; satın aldığınız malın varsa standardına uygun olması, standardı yoksa tatmin edici bir kalitede olması zorunludur.

Satın aldığınız mal ambalajında, etiketinde, tanıtma ve kullanma kılavuzunda yada reklam ve ilanlarında belirtilen veya satıcı tarafından size anlatılan özellikleri taşımaması yada sizin kullanım amacınıza aykırı eksiklikler taşıması durumunda o mal ayıplı(kusurlu) demektir.

HAKLARINIZ

Satın aldığınız malın ayıplı olduğunu, daha kullanmaya başlamadan anladığınız taktirde, malı teslim aldığınız tarihten itibaren 30 gün içinde satıcıya şikayetinizi bildiriniz.

Satın aldığınız malın kullanımı sırasında ortaya çıkan bir ayıp söz konusu ise bu gizli ayıp anlamına gelir. Bu durumda da malın teslim tarihinden itibaren 2 yıl içinde haklarınızı kullanabilirsiniz. Bu süre konut ve tatil amaçlı taşınmaz mallarda 5 yıldır.

Her iki durumda da 4 seçimlik hakkınız var.

1- Ödediğiniz bedelin iade edilmesini,

2- Malın ayıpsız olanıyla değiştirilmesini,

3- Ayıbın neden olduğu değer kaybının bedelden indirimini,

4- Ücretsiz olarak tamir edilmesini,

isteyebilirsiniz.

ÇÖZÜM ORGANLARI

* Tüketici Sorunları Hakem Heyetlerine,

* Tüketici Mahkemelerine

Şikayet konusunu içeren bir dilekçe ve ekinde konuya ait belgelerle( fatura, fiş, garanti belgesi,satış sözleşmesi vb.) başvurabilirsiniz.

Hakem heyetleri illerde Sanayi ve Ticaret Müdürlüğü, ilçelerde ise Kaymakamlık binalarındadır.

Tüketici Mahkemeleri ise her il ve ilçenin Adliye binalarında bulunmaktadır.

Hakem heyetlerine yapılan başvurulardan her hangi bir ücret alınmaz

Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun…

Salı, 06 Kasım 2007

TÜKETİCİNİN KORUNMASI HAKKINDA KANUN

AMAÇ, KAPSAM, TANIMLAR

AMAÇ

Madde 1; Teoride geniÅŸ bir yelpazede deÄŸerlendirilen Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’ un amacı; ekonominin gereklerine ve kamu yararına uygun olarak tüketicinin ekonomik çıkarlarını, saÄŸlığını ve güvenliÄŸi korumak, zararlarını tazmin etmek, aydınlatmak ve eÄŸitmek, çevresel tehlikelerden korumaya yönelik giriÅŸimleri düzenlemek, bu konudaki politikaların oluÅŸturulmasında yarar saÄŸlayacak gönüllü örgütlenmeleri teÅŸvik etmeye iliÅŸkin hususları düzenlemektir.

KAPSAM

Madde 2; Kanun, yukarıda belirtilen amaçlarla mal ve hizmet piyasalarında tüketicinin taraflardan birini oluşturduğu her türlü hukuki işlemi kapsar.

TANIMLAR

Madde 3; Bu Kanun’ un hazırlanması ve uygulanması sırasında sözü edilen bazı terimler;

a) Bakanlık; Sanayi Ve Ticaret Bakanlığı,

b) Mal; Ticaret konusu taşınır eşya,

c) Hizmet; Bir ücret veya menfaat karşılığında yapılan bedeni veya fikri faaliyet,

d) Standart; Türk Standardı,

e) Üretici; Kamu kurum ve kuruluÅŸları da dahil olmak üzere tüketiciye sunulmuÅŸ olan mal veya hizmetleri ya da bu mal veya hizmetlerin hammaddelerini ya da ara mallarını üretenler…

f) Satıcı; Kamu kurum ve kuruluÅŸları da dahil olmak üzere tüketiciye mal ve hizmet sunan gerçek veya tüzel kiÅŸiler…

g)Tüketici; Bir mal veya hizmeti özel amaçlarla satın alarak nihai olarak kullanan ve tüketen gerçek veya tüzel kiÅŸi…

h) Tüketici Örgütleri; Tüketicinin korunması amacıyla kurulan dernek, vakıf ve tüketim kooperatifleridir.

TÜKETİCİNİN KORUNMASI VE AYDINLATILMASI

Buna göre Kanun’ un tüketicilere saÄŸladığı yararlardan bazılarını aÅŸağıda bulabilirsiniz;

AYIPLI MAL VE HİZMETLER

Madde 4; Ambalajında, etiketinde veya kullanma kılavuzunda yer alan ya da satıcı tarafından vaad edilen nitelik ve niceliğe aykırı olan, maddi, hukuki, ekonomik eksiklikler içeren mal ve hizmetler "Ayıplı Mal veya Ayıplı Hizmet" olarak kabul edilir.

Alınan hizmet ya da malın ayıplı olduğunun anlaşılması durumunda tüketici, malı teslim aldığı tarihten itibaren 15 (on beş) gün içinde satıcı firmaya geri vererek, değiştirilmesini, ödediği bedelin iadesini veya ayıbın neden olduğu değer kaybının bedelden indirimini ya da ücretsiz olarak tamir edilmesini talep edebilir. Tüketici bu taleplerden herhangi birini tercihte serbesttir. Satıcı, tüketicinin tercih ettiği bu talebi yerine getirmekle yükümlüdür. Ayıplı maldan veya ayıplı malın neden olduğu her türlü zarardan dolayı tüketiciye karşı satıcı, bayi, acente, imalatçı, üretici ve ithalatçı müştereken ve müteselsilen sorumludurlar. Satılan malın ayıplı olduğunun bilinmemesi, bu sorumluluğu ortadan kaldırmaz.

Satılan malın ayıbı gizli ise veya ayıp tüketiciden bilinçli olarak gizlenmişse, satıcı söz konusu malın ayıbı nedeniyle 2 (iki) yıl süreyle sorumludur.

Ayıplı hizmetler hakkında da yukarıdaki hükümler uygulanır. Ancak, ayıplı hizmetin yeniden görülmesi imkansızlaşmışsa veya amaca aykırı sonuçlar doğuracak nitelikte ise, bedel iadesinde tüketicinin ayıplı hizmetten sağladığı fayda kadar indirim yapılır.

Satışa sunulan kullanılmış, tamir edilmiş ayıplı mal üzerine veya ambalajına tüketicinin rahatlıkla görebileceği şekilde "Özürlüdür" uyarısının konulması yasal zorunluluktur. Bu durum tüketiciye verilecek fatura, fiş veya satış belgesinde de gösterilir. Özürlü olduğu bilinerek alınan mallar için herhangi bir hak talep edilemez.

SATIŞTAN KAÇINMA

Madde 5; Üzerinde "Numunedir" veya "Satılık Değildir" ibaresi bulunmayan mallar, ticari bir kuruluşun vitrininde veya açıkça görülebilir herhangi bir yerinde teşhir edilemez. Satıcı teşhir ettiği malların satışından kaçınamaz.

Satıcı, bir mal veya hizmetin satışını, o mal veya hizmetin kendisi tarafından belirlenen miktar, sayı, ebat veya süresi kadar satın alınması ya da başka bir malın veya hizmetin satın alınması koşuluna bağlı kılamaz.

TAKSİTLİ SATIŞLAR

Madde 6; Taksitli satışlarda tüketici, borçlandığı toplam miktarı önceden ödeme hakkına sahiptir. Tüketici aynı zamanda birden fazla taksit ödemesinde bulunabilir. Bu durumda satıcı, ödenen miktara göre gerekli faiz indirimini yapmakla yükümlüdür.

Taksitli satışlarda satıcı, aşağıdaki bilgileri yazılı olarak tüketiciye bildirmek ve taraflar arasında imzalanan sözleşmenin bir nüshasını tüketiciye vermek zorundadır.

a) Mal ve hizmetlerin peşin satış fiyatları,

b) Vadeye göre faiz ile birlikte ödenecek toplam satış fiyatı,

c) Faiz miktarı, faizin hesaplandığı yıllık oran ve gecikme faizi oranı,

d) Ön ödeme tutarı,

e) Ödeme planı.

KAMPANYALI SATIÅžLAR

Madde 7; Gazete, radyo ve televizyon ilanı ile halka duyurularak düzenlenen kampanyalara iştirakçi kabul etmek suretiyle ve malın veya hizmetin bilahare teslim edilmesi veya yerine getirilmesi vaadiyle yapılan satışlarda, ilan ve taahhüt edilen mal ve hizmetlerin teslimatının zamanında yapılmaması, fiyat, nitelik ve miktarında anlaşmalara aykırı davranılması durumunda, satıcı, bayi, acenta, temsilci, imalatçı, üretici ve ithalatçı müştereken ve müteselsilen sorumludur.

Kampanyalı satışlarda satıcı, yukarıda belirtilen bilgilere ek olarak, "Kampanya Giriş Tarihi" ve "Malın Ya Da Hizmetin Teslim Veya Yerine Getirilme Tarih Ve Şekli" ne ilişkin bilgileri de yazılı olarak tüketiciye vermekle yükümlüdür.

KAPIDAN SATIÅžLAR

Madde 8; İş yeri ve fuar gibi satış mekanları dışında, önceden bir anlaşma olmaksızın yapılan tecrübe ve muayene koşullu satışlardır.

Bu tür satışlarda; tüketici, 7 (yedi) günlük tecrübe ve muayene süresi sonuna kadar malı kabul veya hiçbir gerekçe göstermeden reddetmekte serbesttir. Satıcı almış olduğu bedeli, kıymetli evrakları ve tüketiciyi bu hukuki işlemden dolayı borç altına sokan her türlü belgeyi, cayma bildiriminin kendisine iadeli taahhütlü mektup ya da noter aracılığı ile ulaşması veya bizzat teslim edilmesi tarihinden itibaren 10 (on) gün içinde tüketiciye iade etmekle ve 20 (yirmi) gün içinde de malı geri almakla yükümlüdür.

Taksitle yapılan kapıdan satışlarda ayrıca "Kampanyalı Satışlar" maddesi hükümleri de uygulanır.

KAPIDAN SATIŞLARDA SATICININ YÜKÜMLÜLÜĞÜ

Madde 9; Kapıdan satışlarda satıcı, hazırladığı sözleşme, fatura veya tesellüm makbuzu ile birlikte, en az 12 (on iki) punto siyah, koyu harflerle yazılmış "Tüketicinin hiçbir hukuki ve cezai sorumluluk üstlenmeksizin ve hiçbir gerekçe göstermeksizin 7 (yedi) gün içinde malı reddederek alım, satım işleminden cayma hakkının varolduğunu ve cayma ihbarının satıcıya bildirimi tarihinden itibaren 10 (on) gün içinde de, tüketicinin vermiş olduğu bedelin, kıymetli evrakların ve tüketiciyi bu hukuki işlemden dolayı borç altına sokan her türlü belgenin satıcı tarafından iade edileceği" ni bildiren bir belgeyi; sahip olduğu hakların kendisine anlatıldığını, cayma hakkının kendisine anlatıldığını, cayma hakkını açıklayan belgenin kendisine teslim edilip, satıcının açık adresinin bildirilmiş olduğunu beyan eden ve tüketici tarafından da imzalanmış olan bir tutanak karşılığında tüketiciye vermekle yükümlüdür.

TÜKETİCİ KREDİSİ

Madde 10; Tüketicilerin banka veya benzeri finans kurumlarına bir mal veya hizmetin satın alınması amacıyla, tüketici kredisi almak için başvurmaları durumunda, banka veya finansman kuruluşları ile tüketiciler arasında yazılı bir sözleşme yapılması ve bu sözleşmenin bir nüshasının da tüketiciye verilmesi zorunludur. Taraflar arasında imzalanan sözleşmede öngörülen kredi şartları, sözleşme süresi içersinde tüketici aleyhine değiştirilemez.

Sözleşmede;

a) Faizin hesaplandığı yıllık oran,

b) Ödeme tarihleri, ana para, faiz, fon ve diğer masrafların ayrı ayrı belirtildiği ödeme planı,

c) Tüketici Kredisi tutarı,

d) Faiz ve diğer unsurlarla birlikte toplam borç tutarı,

e) İstenecek teminatlar,

f) Gecikme faizi oranı,

g) Borçlunun temerrüde düşmesinin hukuki sonuçları,

h) Kredinin vadesinden önce kapatılmasına ilişkin şartlar aranır.

Banka veya finans kurumlarının, tüketici kredisini belli bir mal veya hizmetin satın alınması ya da belirli bir satıcı ile yapılacak hukuki işlem koşulu ile vermeleri durumunda bunlar, satılan mal veya hizmetin ayıbından ötürü tüketiciye karşı satıcı ile müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar.

SÜRELİ YAYINLAR

Madde 11; Süreli yayınlara abone olan tüketiciler, abonelik sözleşmesinde yer alan fiyat ve niteliğe ilişkin konular aykırı davranılması hallerinde, abone işlemlerini yapan sorumlu kişiye ya da yayın kurumuna isteklerini yazılı olarak (iadeli taahhütlü veya noter kanalıyla) bildirmek suretiyle aboneliklerine tek taraflı olarak son verebilirler. Yayıncı abone ücretinin geri kalan kısmını hiçbir kesinti yapmaksızın 15 (on beş) gün içinde iade etmekle yükümlüdür.

Tüketicinin aboneliğine son verme isteği; yazılı bildirimin satıcıya ulaştığı tarihten itibaren günlük yayınlarda 15 (on beş) gün, haftalık yayınlarda 1 (bir) ay, aylık yayınlarda 3 (üç) ay sonra yürürlüğe girer. Daha uzun süreli yayınlarda ise, bildirimden sonraki ilk yayını müteakiben yürürlüğe konulur.

(Ek: 15/01/1997 - 4226/1 md.) Süreli yayın kuruluÅŸlarınca düzenlenen ve her ne amaç ve ÅŸekilde olursa olsun, bilet, kupon, iÅŸtirak numarası, oyun, çekiliÅŸ ve benzeri yollarla süreli yayın dışında ikinci bir ürün verilmesinin taahhüt edildiÄŸi kampanyalarda; kitap, dergi, ansiklopedi, afiÅŸ, bayrak, poster, sözlü veya görüntülü manyetik bant ya da optik disk gibi süreli yayıncılık amaçlarına aykırı olmayan kültürel ürünler dışında hiçbir mal ya da hizmetin taahhüdü ve dağıtımı yapılamaz. Her halükârda bu mal veya hizmetin piyasa deÄŸeri, tüketicinin ilgili kampanya süresince yayını satın almak için ödediÄŸi toplam bedelin %50′ sini aÅŸamaz ve bu ÅŸekildeki kampanyaların süresi 60 (altmış) günü geçemez. Kampanya konusu mal ve hizmet bedelinin bir bölümünün tüketici tarafından karşılanması, bu mal veya hizmetin ikinci ürün sayılmasına engel deÄŸildir.

(Ek: 15/01/1997 - 4226/1 md.) Kampanya süresince, süreli yayının satış fiyatı, ikinci ürün olarak verilmesi taahhüt edilen mal veya hizmetin yol açtığı maliyet artışı nedeniyle arttırılamaz. Kampanya konusu mal veya hizmet taahhüdü ve dağıtımı bölünerek yapılamayacağı gibi, bu mal veya hizmetin ayrılmaz ya da bütünleyici parçaları da ayrı bir kampanya konusu haline getirilemez.

ETİKET

Madde 12; Ticaret konusu olan ve perakende satışa sunulan malların ambalajlarının veya kaplarının üzerine kolaylıkla görülebilir ve okunabilir şekilde o malın menşei, cinsi ve fiyatı hakkında bilgileri içeren etiket konulması zorunludur.

GARANTİ BELGESİ

Madde 13; İthalatçı veya imalatçı firmalar, ithal ettikleri veya ürettikleri sanayi malları için garanti belgesi düzenlemek zorundadırlar. Garanti belgesinin onaylanarak tüketiciye verilmesi sorumluluğu, tüketicinin malı satın aldığı satıcı, acente, bayii ya da temsilciliklere aittir. Garanti süreleri malın teslim alındığı tarihten itibaren başlar ve asgari 1 (bir) yıldır. Garanti belgelerinde, satın alınan mala ilişkin faturanın tarih ve sayısı ile bandrol ve seri numarası bulunması zorunluluğu vardır.

Satıcı, garanti kapsamındaki malların, garanti süresi içinde, gerek malzeme ve işçilik gerekse montaj hatalarından dolayı arızalanması halinde malı işçilik masrafı, değiştirilen parça bedeli ya da başka herhangi bir ad altında hiçbir ücret talep etmeksizin tamir ile yükümlüdür.

Garanti süresi içersinde sık sık arızalanan maldan yararlanamamanın süreklilik arz etmesi veya tamiri için gereken azami sürenin aşılması hallerinde tüketici, malın ücretsiz olarak yenisi ile değiştirilmesini satıcıdan talep edebilir. Satıcı bu talebi reddedemez. Tüketicinin bu talebine karşı satıcı, bayi, acente, imalatçı ve ithalatçı müştereken ve müteselsilen sorumludurlar.

TANITMA VE KULLANMA KILAVUZU

Madde 14; Sanayi mallarından ithal edilmiş olanların, bakım, onarım ve kullanılmasına ait tanıtma ve kullanım kılavuzlarının aslına uygun Türkçe çevirileriyle, yurt içinde üretilenlerin bakım, onarın ve kullanılmasını gösterir Türkçe tanıtım ve kullanım kılavuzlarıyla birlikte satılması zorunludur.

SERVİS HİZMETLERİ

Madde 15; İthalatçı veya imalatçılar sattıkları sanayi malları için, o malın Bakanlık’ ça tespit ve ilan edilen kullanım ömrü süresince bakım, onarım ve servis hizmetlerini yürütecek istasyonları kurmak ve yeterli teknisyen kadrosu ile yedek parça stoku bulundurmak zorundadırlar.

TİCARİ REKLAMLAR VE İLANLAR

Madde 16; Ticari reklam ve ilanların yasalara ve genel ahlaka uygun, dürüst ve doğru olmaları esastır. Tüketiciyi aldatıcı, yanıltıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, tüketicinin can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve özürlüleri istismar edici reklamlar ve ilanlar yapılamaz.

REKLAM KURULU

Madde 17; Ticari reklam ve ilanlarda uyulması gereken ilkeleri belirler. Belirlenen bu ilkeler doğrultusunda ticari ilan ve reklamları inceler. İnceleme sonucuna göre 16. madde hükümlerine aykırı hareket edenleri cezalandırır, söz konusu reklam ve ilanların yayınlanmasını durdurur veya düzeltilmesi hususunda Bakanlığa öneride bulunur.

ZARALI VE TEHLİKELİ MAL VE HİZMETLER

Madde 18; Tüketicinin kullanımına sunulan mal ve hizmetlerin kişi ve çevre sağlığına zararlı veya tehlikeli olabilmesi durumunda, bu malların emniyetle kullanılabilmesi için üzerine veya ekli kullanım kılavuzlarına, bu durumla ilgili açıklayıcı bilgi ve uyarılar açıkça görülebilecek şekilde konulur veya yazılır.

KALİTE DENETİMİ

Madde 19; Bakanlık, tüketicinin can ve mal güvenliÄŸi ile fizik ve çevre saÄŸlığına ve bu konularda bilgilendirilmesine iliÅŸkin, standardına göre veya standardı yoksa standarda esas teÅŸkil etmek üzere belirlenecek özelliklere göre yapılacak kalite denetim ile mal, hizmet ve tesislerin belgelendirilmesi hakkındaki usul ve esasları, Türk Standartları Enstitüsü’ nün görüşünü alarak tespit ve ilanla görevlidir.

Ancak 2634 sayılı Turizmi TeÅŸvik Kanunu uyarınca Turizm Bakanlığı’ ndan belgeli ve belgelendirilecek tesisler bu uygulamadan muaftır.

TÜKETİCİNİN EĞİTİLMESİ

Madde 20; Tüketicinin eÄŸitilmesi konusunda her derecedeki okulların ders programlarına Milli EÄŸitim Bakanlığı’ nca gerekli ilaveler yapılır.

Tüketicinin eÄŸitilmesi ve aydınlatılması için kitap, dergi ve broşür çıkarılmasına ve tüketicinin bilinçlendirilmesi için radyo ve televizyonlarda programlar düzenlenmesine iliÅŸkin usul ve esaslar, Tüketici Konseyi’ nin önerisi ile Bakanlık’ ça tespit ve ilan olunur.

TÜKETİCİ KURULUŞLARI

TÜKETİCİ KONSEYİ

Madde 21; Tüketicinin sorunlarını, ihtiyaçlarının ve çıkarlarının korunmasına iliÅŸkin gerekli tedbirleri araÅŸtırmak, sorunların tüketici lehine çözülmesi için alınacak tedbirlerle, bu Kanun’ un uygulanmasına yönelik tedbirlere dair görüşleri ilgili mercilere iletmek amacıyla, Bakanlığın koordinatörlüğünde bir "Tüketici Konseyi" kurulur.

TÜKETİCİ SORUNLARI HAKEM HEYETİ

Madde 22; Bakanlık, il ve ilçe merkezlerinde, tüketiciler ile satıcılar arasında çıkan uyuşmazlıklara çözüm bulmak amacıyla belediyelerle koordineli olarak, en az bir "Tüketici Sorunları Hakem Heyeti" oluşturmakla görevlidir.

Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri’ nin vereceÄŸi kararlar, Tüketici Mahkemeleri’ nde delil olarak ileri sürülebilir. UyuÅŸmazlık konusu mal veya hizmet bedelinin, o dönem için tespit edilen bedeli geçmemesi durumunda, bu heyetlerce verilmiÅŸ bir karar olmaksızın Tüketici Mahkemeleri’ ne baÅŸvurulamaz.

25. maddede cezai yaptırıma baÄŸlanmış hususlara iliÅŸkin uyuÅŸmazlıklar, Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri’ nin görev ve yetkileri kapsamının dışındadır.

CEZALARDA YETKİ, İTİRAZ VE ZAMANAŞIMI

Madde 26; Bu kanunda düzenlenen her türlü para cezası idari niteliktedir. Bu cezalara karşı tebliÄŸ tarihinden itibaren en geç 7 (yedi) gün içinde yetkili İdare Mahkemesi’ ne itiraz edilebilir. İtiraz, idarece verilen cezanın yerine getirilmesini durdurmaz ve zaruret görülmeyen hallerde evrak üzerinde inceleme yapılarak en kısa sürede sonuçlandırılır. İtiraz üzerine İdare Mahkemesi’ nce verilen kararlar kesindir.

Bu Kanun’ da düzenlenen idari para cezalarının ödenmesine iliÅŸkin cezai zamanaşımı süresi 1 (bir) yıldır. Zamanaşımı süresi, bu Kanun hükümlerine aykırı fiilin iÅŸlendiÄŸi tarihte baÅŸlar.

Sürekli veya tekrarlana ihlaller söz konusu ise süre, ihlalin sona erdiği ya da en son tekrarlandığı günden itibaren başlar. Karar aleyhine yargı yoluna başvurulmuş olması tahsil zamanaşımını keser.

Cezalar, cezayı vermeye yetkili merci tarafından 7 (yedi) gün içinde ilgilinin mensup olduğu meslek kuruluşuna bildirilir.

ÇEŞİTLİ HÜKÜMLER

DENETİM

Madde 27; Bu Kanun’ un uygulanmasında, Bakanlık müfettiÅŸleri ve kontrolörleri ile Bakanlıkça ve belediyelerce görevlendirilecek personel; fabrika, maÄŸaza, dükkan, ticarethane, depo, ambar gibi her türlü mal konulan, satılan veya hizmet sunulan yerlerde denetleme, inceleme ve araÅŸtırma yapmaya yetkilidirler.

Bu Kanun’ un kapsamına giren hususlarda yetkili, görevli kiÅŸi ve kuruluÅŸlara her türlü bilgi ve belgelerin doÄŸru olarak gösterilmesi, asıl ve onaylı kopyalarının verilmesi zorunludur.

LABORATUAR

Madde 28; Bakanlık, bu Kanun’ un uygulanması için laboratuarlar kurabilir veya Bakanlık’ ların kurulu laboratuarlarından faydalanabilir. Kalite kontrolü yapacak resmi ve özel kuruluÅŸ laboratuarlarında bulunması gereken asgari teknik özellikleri, ilgili Bakanlıklar ile müştereken tespit ve ilanla görevlidir.

Bakanlıkça yapılan denetimler sırasında alınan numunelerin tahlilleri resmi veya özel kuruluş laboratuarlarında yaptırılabilir. Tahlil sonuçlarının standartlara aykırı çıkması halinde, buna ilişkin tün giderler üretici kişi veya kuruluş tarafından ödenir.

ÖDENEK

Madde 29; Bu Kanun ile kurulan Tüketici Konseyi, Tüketici Sorunları Hakem Heyetleri ve Reklam Kurulu’ nun kuruluÅŸ ve çalışmalarına iliÅŸkin masraflar ile sair harcamalar, Bakanlık bütçesine konulacak ödenekten karşılanır.

DİĞER HÜKÜMLER

Madde 30; Bu Kanun’ da hüküm bulunmayan hallerde genel hükümler uygulanır.

YÖNETMELİKLER VE DÜZENLEMELER

Madde 31; Bu Kanun’ da öngörülen yönetmelikler, Kanun’ un yayımı tarihinden itibaren 1 (bir) yıl içinde ilgili kamu kuruluÅŸları, mesleki üst kuruluÅŸlar ve tüketici örgütlerinin görüşleri alınarak Bakanlık’ ça çıkarılır.

Hukuki Bilgiler(Bilişim Suçları)

Salı, 06 Kasım 2007

Yeni Türk Ceza Kanunumuzda Bilişim Suçları şöyle düzenlenmiştir..

Bilişim Alanında Suçlar

BiliÅŸim sistemine girme

MADDE 243. - (1) Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren ve orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir.

(2) Yukarıdaki fıkrada tanımlanan fiillerin bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir.

(3) Bu fiil nedeniyle sistemin içerdiği veriler yok olur veya değişirse, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya deÄŸiÅŸtirme

MADDE 244. - (1) Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.

Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması

MADDE 245. - (1) Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ve adli para cezası ile cezalandırılır.

(2) Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması

MADDE 246. - (1) Bu bölümde yer alan suçların işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Dernekler Kanunu Yönetmeliği

Salı, 06 Kasım 2007

Dernekler Kanunu

Kanun No. 5253

Kabul Tarihi : 4.11.2004

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam ve Tanımlar

Amaç ve kapsam

MADDE 1. — Bu Kanunun amacı; dernekler, dernek ÅŸube veya temsilcilikleri, federasyonlar, konfederasyonlar ve yabancı dernekler ile merkezleri yurt dışında bulunan dernek ve vakıf dışındaki kâr amacı gütmeyen kuruluÅŸların Türkiye’deki ÅŸube veya temsilciliklerinin yasak ve izne tâbi faaliyetlerini, yükümlülüklerini, denetimlerini ve uygulanacak cezalar ile derneklere iliÅŸkin diÄŸer hususları düzenlemektir.

Tanımlar

MADDE 2. — Bu Kanunun uygulanmasında;

a) Dernek: Kazanç paylaşma dışında, kanunlarla yasaklanmamış belirli ve ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere, en az yedi gerçek veya tüzel kişinin, bilgi ve çalışmalarını sürekli olarak birleştirmek suretiyle oluşturdukları tüzel kişiliğe sahip kişi topluluklarını,

b) Derneğin yerleşim yeri: Derneğin yönetim faaliyetlerinin yürütüldüğü yeri,

c) Dernek merkezi: Derneğin yerleşim yerinin bulunduğu il veya ilçeyi,

d) Mülkî idare amiri: Dernek merkezinin bulunduğu yerin vali veya kaymakamını,

e) Dernekler birimi: İllerde il dernekler müdürlüğünü, ilçelerde dernekler büro şefliğini,

f) Plâtform: Derneklerin kendi aralarında veya vakıf, sendika ve benzeri sivil toplum kuruluşlarıyla ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere girişim, hareket ve benzeri adlarla oluşturdukları tüzel kişiliği bulunmayan geçici nitelikteki birliktelikleri,

g) Üst kuruluş: Derneklerin oluşturduğu tüzel kişiliği bulunan federasyonları ve federasyonların oluşturduğu konfederasyonları,

h) Şube: Dernek faaliyetlerinin yürütülebilmesi için bir derneğe bağlı olarak açılan, tüzel kişiliği olmayan ve bünyesinde organları bulunan alt birimi,

i) Temsilcilik: Dernek faaliyetlerinin yürütülebilmesi için bir derneğe bağlı olarak açılan, tüzel kişiliği ve bünyesinde organları bulunmayan alt birimi,

İfade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

Genel Hükümler

Dernek kurma hakkı

MADDE 3. — Fiil ehliyetine sahip gerçek veya tüzel kiÅŸiler, önceden izin almaksızın dernek kurma hakkına sahiptir.

Ancak, Türk Silâhlı Kuvvetleri ve kolluk kuvvetleri mensupları ile kamu kurum ve kuruluşlarının memur statüsündeki görevlileri hakkında özel kanunlarında getirilen kısıtlamalar saklıdır.

Onbeş yaşını bitiren ayırt etme gücüne sahip küçükler; toplumsal, ruhsal, ahlakî, bedensel ve zihinsel yetenekleri ile spor, eğitim ve öğretim haklarını, sosyal ve kültürel varlıklarını, aile yapısını ve özel yaşantılarını korumak ve geliştirmek amacıyla yasal temsilcilerinin yazılı izni ile çocuk dernekleri kurabilir veya kurulmuş çocuk derneklerine üye olabilirler.

Oniki yaşını bitiren küçükler yasal temsilcilerinin izni ile çocuk derneklerine üye olabilirler ancak yönetim ve denetim kurullarında görev alamazlar.

Çocuk derneklerine onsekiz yaşından büyükler kurucu veya üye olamazlar.

Dernek tüzüğü

MADDE 4. — Her derneÄŸin bir tüzüğü bulunur. Bu tüzükte aÅŸağıda gösterilen hususların belirtilmesi zorunludur:

a) Derneğin adı ve merkezi.

b) Derneğin amacı ve bu amacı gerçekleştirmek için dernekçe sürdürülecek çalışma konuları ve çalışma biçimleri ile faaliyet alanı.

c) Derneğe üye olma ve üyelikten çıkmanın şart ve şekilleri.

d) Genel kurulun toplanma şekli ve zamanı.

e) Genel kurulun görevleri, yetkileri, oy kullanma ve karar alma usul ve şekilleri.

f) Yönetim ve denetim kurullarının görev ve yetkileri, ne suretle seçileceği, asıl ve yedek üye sayısı.

g) Derneğin şubesinin bulunup bulunmayacağı, bulunacak ise şubelerin nasıl kurulacağı, görev ve yetkileri ile dernek genel kurulunda nasıl temsil edileceği.

h) Üyelerin ödeyecekleri giriş ve yıllık aidat miktarının belirlenme şekli.

ı) Derneğin borçlanma usulleri.

j) Derneğin iç denetim şekilleri.

k) Tüzüğün ne şekilde değiştirileceği.

l) Derneğin feshi halinde mal varlığının tasfiye şekli.

Uluslararası faaliyet

MADDE 5. — Dernekler, tüzüklerinde gösterilen amaçları gerçekleÅŸtirmek üzere uluslararası faaliyette veya iÅŸbirliÄŸinde bulunabilir, yurt dışında temsilcilik veya ÅŸube açabilir, yurt dışında dernek veya üst kuruluÅŸ kurabilir veya yurt dışında kurulmuÅŸ dernek veya kuruluÅŸlara katılabilirler.

Yabancı dernekler, DışiÅŸleri Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle İçiÅŸleri Bakanlığının izniyle Türkiye’de faaliyette veya iÅŸbirliÄŸinde bulunabilir, temsilcilik veya ÅŸube açabilir, dernek veya üst kuruluÅŸ kurabilir veya kurulmuÅŸ dernek veya üst kuruluÅŸlara katılabilirler.

Tüzel kişilerin oy kullanması

MADDE 6. — Tüzel kiÅŸinin üye olması halinde, tüzel kiÅŸinin yönetim kurulu baÅŸkanı veya temsille görevlendireceÄŸi kiÅŸi oy kullanır. Bu kiÅŸinin baÅŸkanlık veya temsil görevi sona erdiÄŸinde, tüzel kiÅŸi adına oy kullanacak kimse yeniden belirlenir.

Şube genel kurulları

MADDE 7. — Åžube genel kurulları olaÄŸan toplantılarını merkez genel kurulu toplantısından en az iki ay önce bitirmek zorundadırlar.

Federasyon ve konfederasyonlar

MADDE 8. — Federasyonların üye sayısının beÅŸten ve konfederasyonların üye sayısının üçten aÅŸağı düştüğü ve bu durum üç ay içinde giderilmediÄŸi takdirde haklarında kendiliÄŸinden sona erme hükümleri uygulanır.

Federasyonlar ve konfederasyonlar temsilcilik dışında her ne ad altında olursa olsun, başka bir örgüt kuramazlar.

İç denetim

MADDE 9. — Derneklerde iç denetim esastır. Genel kurul, yönetim kurulu veya denetim kurulu tarafından iç denetim yapılabileceÄŸi gibi, bağımsız denetim kuruluÅŸlarına da denetim yaptırılabilir. Genel kurul, yönetim kurulu veya bağımsız denetim kuruluÅŸlarınca denetim yapılmış olması, denetim kurulunun yükümlülüğünü ortadan kaldırmaz.

Denetim kurulu; derneğin, tüzüğünde gösterilen amaç ve amacın gerçekleştirilmesi için sürdürüleceği belirtilen çalışma konuları doğrultusunda faaliyet gösterip göstermediğini, defter, hesap ve kayıtların mevzuata ve dernek tüzüğüne uygun olarak tutulup tutulmadığını, dernek tüzüğünde tespit edilen esas ve usullere göre ve bir yılı geçmeyen aralıklarla denetler ve denetim sonuçlarını bir rapor halinde yönetim kuruluna ve toplandığında genel kurula sunar.

Denetim kurulu üyelerinin istemi üzerine, her türlü bilgi, belge ve kayıtların, dernek yetkilileri tarafından gösterilmesi veya verilmesi, yönetim yerleri, müesseseler ve eklentilerine girme isteğinin yerine getirilmesi zorunludur.

Yardım ve işbirliği

MADDE 10. — Dernekler, tüzüklerinde gösterilen amaçları gerçekleÅŸtirmek üzere, benzer amaçlı derneklerden, siyasi partilerden, işçi ve iÅŸveren sendikalarından ve meslekî kuruluÅŸlardan maddî yardım alabilir ve adı geçen kurumlara maddî yardımda bulunabilirler.

5072 sayılı Dernek ve Vakıfların Kamu Kurum ve Kuruluşları ile İlişkilerine Dair Kanun hükümleri saklı kalmak üzere, dernekler kamu kurum ve kuruluşları ile görev alanlarına giren konularda ortak projeler yürütebilirler. Bu projelerde kamu kurum ve kuruluşları, proje maliyetlerinin en fazla yüzde ellisi oranında aynî veya nakdî katkı sağlayabilirler.

Gelir ve giderlerde usul ile dernek defterleri

MADDE 11. — Dernek gelirleri alındı belgesi ile toplanır ve giderler harcama belgesi ile yapılır. Dernek gelirlerinin bankalar aracılığı ile toplanması halinde banka tarafından düzenlenen dekont veya hesap özeti gibi belgeler alındı belgesi yerine geçer. Alındı belgeleri ve harcama belgelerinin saklama süresi beÅŸ yıldır.

Dernek gelirlerinin toplanmasında kullanılacak alındı belgeleri yönetim kurulu kararı ile bastırılır. Alındı belgelerinin şekli, bastırılması, onaylanması ve kullanılması ile dernek gelirlerinin toplanmasında kullanılacak yetki belgesine ilişkin hususlar yönetmelikte düzenlenir.

Dernek gelirlerini toplayacak kişiler yönetim kurulu kararıyla belirlenir ve bunlar adına yetki belgesi düzenlenir.

Dernekler tarafından tutulacak defter ve kayıtlar ile ilgili usul ve esaslar yönetmelikte düzenlenir. Bu defterlerin dernekler biriminden ya da noterden onaylı olması zorunludur.

Sandık kurma

MADDE 12. — Dernekler, tüzüklerinde yazılı olmak ve saÄŸlanan kârı üyelerine paylaÅŸtırmamak, gelir, faiz veya baÅŸka adlarla üyelerine aktarmamak ÅŸartıyla üyelerinin yiyecek, giyecek gibi zarurî ihtiyaç maddelerini ve diÄŸer mal ve hizmetlerle kısa vadeli kredi ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla sandık kurabilirler.

Bu sandıkların kuruluş ve çalışma esasları yönetmelikte düzenlenir.

Dernek görevlileri ve ücretleri

MADDE 13. — Üye sayısının 100 kiÅŸiden çok olması ÅŸartıyla dernek hizmetleri gönüllüler veya yönetim kurulu kararı ile göreve baÅŸlatılan ücretliler aracılığıyla yürütülür.

Dernek yönetim ve denetim kurullarının kamu görevlisi olmayan başkan ve üyelerine ücret verilebilir. Verilecek ücret ile her türlü ödenek, yolluk ve tazminatlar genel kurul tarafından tespit olunur. Yönetim ve denetim kurulu üyeleri dışındaki üyelere ücret, huzur hakkı veya başka bir ad altında herhangi bir karşılık ödenemez.

Dernek hizmetleri için görevlendirilecek üyelere verilecek gündelik ve yolluk miktarları genel kurul tarafından tespit olunur.

Gençlik ve spor kulüpleri

MADDE 14. — Derneklerden baÅŸvurmaları halinde; spor faaliyetine yönelik olanlar spor kulübü, boÅŸ zamanları deÄŸerlendirme faaliyetine yönelik olanlar gençlik kulübü ve her iki faaliyeti birlikte amaçlayanlar gençlik ve spor kulübü adını alır. Bu kulüpler, Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce tutulacak kütüğe kayıt ve tescil edilir.

Kulüplerin organları, bu organların görev ve yetkileri, kulüplerin Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünce de denetlenmesi ve bunlara yapılacak yardımların şekil ve şartları, üst kuruluş oluşturmada uyulacak esas ve usuller, gençlik ve spor faaliyetlerini yürüteceklerin nitelikleri ve bunlara uygulanacak disiplin işlemleri, kulüplerin kayıt ve tesciline ilişkin esaslar İçişleri Bakanlığının uygun görüşü üzerine Gençlik ve Spor Genel Müdürlüğünün bağlı olduğu Bakanlıkça yürürlüğe konulacak yönetmelikte düzenlenir.

Tasfiye

MADDE 15. — Genel kurul kararı ile feshedilen veya kendiliÄŸinden sona erdiÄŸi tespit edilen derneÄŸin para, mal ve haklarının tasfiyesi, tüzüğünde gösterilen esaslara göre yapılır. Tüzükte tasfiyenin ne ÅŸekilde yapılacağının genel kurul kararına bırakıldığı hallerde, genel kurul tarafından bir karar alınmamış veya genel kurul toplanamamışsa, yahut dernek mahkeme kararı ile feshedilmiÅŸse, derneÄŸin bütün para, mal ve hakları, mahkeme kararıyla derneÄŸin amacına en yakın ve kapatıldığı tarihte en fazla üyeye sahip derneÄŸe devredilir.

Kendiliğinden sona erdiği tespit edilen veya feshine karar verilen derneklerin tasfiye ve devir işlemleri tamamlandıktan sonra dernekler kütüğündeki kayıtları silinir.

Feshedilmesi için hakkında soruşturma veya dava açılmış olan bir dernek, fesih ve buna bağlı olarak dernek mallarının devrine dair bir karar aldığı takdirde, soruşturma ve dava sonuçlanıncaya kadar devir işlemi yapılmaz.

Tasfiye işlemleri sonucu derneklerin defter ve belgelerinin saklanma usulü, süresi ve tasfiyeye ilişkin gerekli belgeler yönetmelikte düzenlenir.

Basımevlerinin sorumluluğu

MADDE 16. — Basımevleri, dernek gelirlerinin toplanmasında kullanılacak alındı belgelerini bastıktan sonra, bu belgelerin seri ve sıra numaralarını onbeÅŸ gün içinde mülkî idare amirliÄŸine bildirmek zorundadır.

Hata ve noksanlıkların giderilmesi

MADDE 17. — Derneklerin iÅŸ ve iÅŸlemlerinde, bu Kanun ve 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu ile bunlara dayanılarak çıkarılan yönetmeliklerin hükümlerine aykırılık tespit edilmesi halinde, konusu suç teÅŸkil etmeyen hata ve noksanlıkların mülkî idare amirinin yazılı istemi üzerine, ilgili dernek tarafından otuz gün içerisinde giderilmesi zorunludur.

Yargılama usulü

MADDE 18. — Bu Kanunla ilgili olarak hukuk mahkemelerinde bakılacak davalarda basit yargılama usulü uygulanır.

Bu Kanun hükümlerine aykırı davranan failler hakkındaki soruşturma ve kovuşturma, yer ve zaman kaydı aranmaksızın 3005 sayılı Meşhud Suçların Muhakeme Usulü Kanunu hükümlerine göre yapılır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Denetim ve Bildirimler

Beyanname verme yükümlülüğü ve denetim

MADDE 19. — Dernekler, yıl sonu itibarıyla faaliyetlerini, gelir ve gider iÅŸlemlerinin sonuçlarını düzenleyecekleri beyanname ile her yıl Nisan ayı sonuna kadar mülkî idare amirliÄŸine vermekle yükümlüdürler. Beyannamenin düzenlenmesine iliÅŸkin esas ve usuller yönetmelikte düzenlenir.

Gerekli görülen hallerde, derneklerin tüzüklerinde gösterilen amaçlar doğrultusunda faaliyet gösterip göstermedikleri, defterlerini ve kayıtlarını mevzuata uygun olarak tutup tutmadıkları İçişleri Bakanı veya mülkî idare amiri tarafından denetletilebilir. Bu denetimlerde kolluk kuvveti mensupları görevlendirilemez. İçişleri Bakanlığı ve mülkî idare amirlerinin yapacağı denetimler mesai saatleri içerisinde yapılır. Bu denetimler en az yirmidört saat önce derneklere bildirilir.

Denetim sırasında görevli memurlar tarafından istenecek her türlü bilgi, belge ve kayıtların, dernek yetkilileri tarafından gösterilmesi veya verilmesi, yönetim yerleri, müesseseler ve eklentilerine girme isteğinin yerine getirilmesi zorunludur.

Denetim sırasında, suç teşkil eden fiillerin tespit edilmesi hâlinde, mülkî idare amiri durumu derhal Cumhuriyet savcılığına ve derneğe bildirir.

Kolluk kuvvetlerinin yetkisi

MADDE 20. — Kamu düzeninin korunması veya suç iÅŸlenmesinin önlenmesi nedenlerinden birine baÄŸlı olarak usulüne göre verilmiÅŸ hâkim kararı olmadıkça, yine bu nedenlere baÄŸlı olarak gecikmesinde sakınca bulunan durumlarda mülkî idare amirinin yazılı emri bulunmadıkça, kolluk kuvvetleri, dernek ve eklentilerine giremez, arama yapamaz ve buradaki eÅŸyaya el koyamaz. Mülkî idare amirinin kararı yirmidört saat içinde görevli hâkimin onayına sunulur. Hâkim, kararını el koymadan itibaren kırksekiz saat içinde açıklar; aksi halde, el koyma kendiliÄŸinden kalkar. Hâkim kararı, mülkî idare amiri tarafından dernek yöneticilerine yazıyla duyurulur.

Yurt dışından yardım alınması

MADDE 21. — Dernekler mülkî idare amirliÄŸine önceden bildirimde bulunmak ÅŸartıyla yurt dışındaki kiÅŸi, kurum ve kuruluÅŸlardan aynî ve nakdî yardım alabilirler. Bildirimin ÅŸekli ve içeriÄŸi yönetmelikte düzenlenir. Nakdî yardımların bankalar aracılığıyla alınması zorunludur.

Taşınmaz mal edinme

MADDE 22. — Dernekler genel kurullarının yetki vermesi üzerine yönetim kurulu kararıyla taşınmaz mal satın alabilir veya taşınmaz mallarını satabilirler. Dernekler edindikleri taşınmazları, tapuya tescilinden itibaren bir ay içinde mülkî idare amirliÄŸine bildirmekle yükümlüdürler.

Genel kurul toplantısı ve organlara seçilenlerin idareye bildirilmesi

MADDE 23. — Dernekler, genel kurulu izleyen otuz gün içinde, yönetim kurulu ve denetim kurulu ile derneÄŸin diÄŸer organlarına seçilen asıl ve yedek üyeleri mülkî idare amirliÄŸine bildirmekle yükümlüdür. Dernek organlarında ve yerleÅŸim yerinde meydana gelen deÄŸiÅŸiklikler de aynı usule tâbidir. Genel kurul sonuç bildiriminin ÅŸekli, içeriÄŸi ve gerekli belgeler yönetmelikte düzenlenir.

Temsilcilik

MADDE 24. — Dernekler, gerekli gördükleri yerlerde dernek faaliyetlerini yürütmek amacıyla temsilcilik açabilirler. Temsilcilikler, ÅŸube veya dernek genel kurullarında temsil edilmezler. Åžubeler temsilcilik açamazlar. TemsilciliÄŸin adresi, yönetim kurulu kararıyla temsilci olarak görevlendirilen kiÅŸi veya kiÅŸiler tarafından o yerin mülkî idare amirliÄŸine yazılı olarak bildirilir.

Plâtform oluşturma

MADDE 25. — Dernekler, amaçları ile ilgisi bulunan ve kanunlarla yasaklanmayan alanlarda, kendi aralarında veya vakıf, sendika ve benzeri sivil toplum kuruluÅŸlarıyla ortak bir amacı gerçekleÅŸtirmek üzere ve yetkili organlarının kararı ile plâtformlar oluÅŸturabilirler.

Plâtformlar, kanunların dernekler için yasakladığı amaç ve faaliyet konuları doğrultusunda kurulamazlar ve faaliyet gösteremezler. Bu yasağa aykırı hareket edenler hakkında, bu Kanun ve ilgili kanunların cezaî hükümleri uygulanır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

İzne Tâbi Faaliyetler

Derneklerin izinle kurabileceÄŸi tesisler

MADDE 26. — Derneklerin, tüzüklerinde gösterilen amaçları gerçekleÅŸtirmek üzere, eÄŸitim ve öğretim faaliyetleri için yurt, pansiyon; üyeleri için lokal açmaları ve lokallerinde alkollü içki kullanılması ile bu tesislerin iÅŸletilmesi mülkî idare amirinden izin almalarına baÄŸlıdır. Bu tesislerin açılması, iÅŸletilmesi ve kapatılmasına iliÅŸkin esas ve usuller yönetmelikte düzenlenir.

Kamu yararına çalışan dernekler

MADDE 27. — Kamu yararına çalışan dernekler, ilgili bakanlıkların ve Maliye Bakanlığının görüşü üzerine, İçiÅŸleri Bakanlığının teklifi ve Bakanlar Kurulu kararıyla tespit edilir. Bir derneÄŸin kamu yararına çalışan derneklerden sayılabilmesi için, en az bir yıldan beri faaliyette bulunması ve derneÄŸin amacı ve bu amacı gerçekleÅŸtirmek üzere giriÅŸtiÄŸi faaliyetlerin topluma yararlı sonuçlar verecek nitelikte ve ölçüde olması ÅŸarttır.

Kamu yararına çalışan dernek statüsünün kazanılması, kaybedilmesi ve gerekli belgeler ile diğer esas ve usuller yönetmelikte düzenlenir.

Kamu yararına çalışan dernekler en az iki yılda bir denetlenir. Yapılan denetimler sonucunda düzenlenen raporlar üzerine, kamu yararına çalışan derneklerin organlarında görev alan üyeler veya ilgili personel, ağır hapis veya ağır para cezası verilmesini gerektiren suçların işlendiğinin tespit edilmesi halinde, geçici bir tedbir olarak İçişleri Bakanınca görevden uzaklaştırılabilir. Görevden uzaklaştırılanların yerlerine, kesin hükme kadar, öncelikle dernek üyelerinden olmak üzere görevlendirme yapılır.

Kamu yararına çalıştıklarına karar verilen dernekler, denetimler sonunda bu niteliklerini kaybettikleri tespit edilirse, birinci fıkrada öngörülen usulle haklarında alınan kamu yararına çalışan derneklerden sayılma kararı kaldırılır.

Türkiye Kızılay Derneği ve Türk Hava Kurumunun tüzüklerini onaylamaya Bakanlar Kurulu yetkilidir.

Kamu yararına çalışan derneklerin mallarına karşı suç işleyenler Devlet malına karşı suç işlemiş gibi cezalandırılır.

Dernek adları

MADDE 28. — Dernek adlarında; Türk, Türkiye, Milli, Cumhuriyet, Atatürk, Mustafa Kemal kelimeleri ile bunların baÅŸ ve sonlarına getirilen eklerle oluÅŸturulan kelimeler İçiÅŸleri Bakanlığının izni ile kullanılabilir.

Avukatlık Sınavı

Salı, 06 Kasım 2007

YENİ BİR SINAVA VAR MISINIZ?

Geçmişten günümüze gerek bizim toplumumuzda,gerekse diğer toplumlarda avukatlık mesleği,yargılamanın vazgeçilemezi olmuştur. Bu vazgeçilemezliğin sebebi de mesleğin bir hak arama mesleği olmasından kaynaklanmaktadır. Dolayısıyla bu mesleği yapacak kişilerde de belli başlı bazı şartların mevcudiyetini aramak kaçınılmaz hale gelmektedir.Bunun içinde meslek kalitesinin artırılması için birtakım çözüm yolları üretilmeye çalışılmıştır.

Ülkemizde de avukatların mesleki yeterliliği uzunca bir süre gündemde yer tutmuştu. Buna kısmen de olsa bir çözüm bulmak amacıyla avukatlık sınavı getirilmiştir ve bu sınava hukuk fakültelerine 2001 yılı ve sonrası kayıt yaptıranların tabii olacağı hükmü getirildi. Bu sınav bazı adaletsizlikleri beraberinde getirmiş olsa da aslında meslek kalitesini arttırmaya yönelik bir sınav olduğu kanaatindeyim çünkü bu sınav olmasaydı günümüzde sayıları otuzbeşe ulaşmış olan hukuk fakültelerinden mezun olanlar hiçbir şart aranmadan avukatlık yapabilme hakkına stajlarını tamamlamaları ile sahip oluyorlardı,bu da meslek kalitesinin düşmesini kaçınılmaz hale getiriyordu. Bu kalite sorununu aşabilmek amacıyla üstte de bahsi geçmiş olan avukatlık sınavı getirildi. Bu sınavı kabullenemeyenler olsa da bence bu sınav gercekten gerekliydi.

Neden derseniz?Avukatlık mahiyeti dolayısıyla önemli bir meslektir ve bu mesleÄŸi yapmak için hukuk fakültesi mezunu olmak yetmemektedir. Zaten avukatlık sınavında sıralama usulü olmaması, sadece yetmiÅŸ puan ÅŸartı olması,bu sınavın amacının kaliteyi artırmak olduÄŸunun göstergesidir.Sınavın saÄŸladığı baska bir avantaj ise sınav sonucunda barolarda meydana gelen yığılmaları engellemektir.Gerçekten günümüzde barolarda meydana gelen yığılma sonucu avukatlar maddi yönden çok zor duruma düşmüştür. Bu da bu meslek için bir sınırlama ÅŸartını getirmiÅŸtir. Çünkü dünyanın her yerinde avukatlık mesleÄŸinin doÄŸru ve hukuka uygun ÅŸekilde yapılabilmesi amacıyla bu mesleÄŸi yürüten avukatların belli bir refah seviyesinin altına düşmemesi için önlemler alınmıştır. Hatta Avrupa’da bazı ülkelerde stajyer avukatlara,aylık olarak asgari ücretin en az üç katı olmak kaydıyla,devlet tarafından maaÅŸ ödenmektedir. Tüm bunların amacıysa yargılmanın temel taÅŸlarından olan avukatlık mesleÄŸinin hakkınca yerine getirilebilmesinin saÄŸlanmasıdır. Avukatlık sınavının getirilmesinin bir baÅŸka sebebi de mesleÄŸin bir kamu hizmeti olmasındandır. Yani avukatlık unvanı kazanmış hukuk fakültesi mezunları bu hizmeti yerine getirirken,vatandaÅŸların hakkını savunacaklardır. Bu savunmada avukatın niteliÄŸinin ne kadar önemli olduÄŸu herkesçe bilinmektedir çünkü vatandaşın hakkının gereÄŸi gibi savunulabilmesi için avukatın yeterli bilgi ve birikime sahip olması gerekir.

Tüm bu açıklamalardan sonra avukatlık gibi kutsal bir mesleğin yapılabilmesi için bazı şartların aranması kadar doğal birşey yoktur ve vatandaşların hakkının önemine değer verilen toplumumuzda,bu hakkı savunacak kişilerin mesleki yeterliliğini ölçecek sınavın getirilmesi,vatandaşa verilen değeri gösterir. Dolayısıyla avukatlık sınavının haksızlık getirdiği düşüncesine katılmamakla beraber, bu sınavın vatandaşların hakkının savunulması ve meslek kalitesinin artırılması için gerekli olduğu düşüncesindeyim ve bu sınava girecek arkadaşlarıma şimdiden başarılar dilerim!

Fikir Ve Sanat Eserleri Kanunu

Salı, 06 Kasım 2007

Kanun Numarası : 5846

Kabul Tarihi : 5/12/1951

Yayımlandığı R. Gazete : Tarih : 13/12/1951 Sayı: 7981

Yayımlandığı Düstur : Tertip : 3 Cilt: 33 Sayfa: 49

*

Bu Kanunun yürürlükte olmayan hükümleri için bakınız

“Yürürlükteki Bazı Kanunların Mülga Hükümleri Külliyatı”,

Cilt:1 Sayfa: 365

**

Bu Kanun ile ilgili tüzükler için, “Tüzükler Külliyatı” nın kanunlara göre düzenlenen nümerik fihristine bakınız.

**:

BİRİNCİ BÖLÜM

Fikir ve Sanat Eserleri

A) Tarif

Madde 1- Bu Kanuna göre eser; sahibinin hususiyetini taşıyan ve aşağıdaki hükümler uyarınca ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri sayılan her nevi fikir ve sanat mahsulüdür. : :

B) Fikir ve sanat eserlerinin çeşitleri

1- İlim ve edebiyat eserleri

Madde 2-İlim ve edebiyat eserleri şunlardır:

I. (Değişik: 7/6/1995 - 4110/1 md.) Herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan eserler ve her biçim altında ifade edilen bilgisayar programları ve bir sonraki aşamada program sonucu doğurması koıuluyla bunların hazırlık tasarımları,

2. (Değişik: 1/11/1983 - 2936/1 md.) Her nevi rakıslar, yazılı koreografi eserleri, Pandomimalar vebuna benzer sözsüz sahne eserleri,

3. (Değişik: 7/6/1995 - 4110/1 md.) Bedii vasfı bulunmayan her nevi teknik ve ilmi mahiyette fotoğraf eserleriyle, her nevi haritalar, planlar, projeler, krokiler, resimler, coğrafya ve topoğrafyaya ait maket ve benzerleri, herçeşit mimarlık ve şehircilik tasarım ve projeleri, mimarî maketler, endüstri, çevre ve sahne tasarım ve projeleri.

(Ek: 7/6/1995 - 4110/1 md.) Arayüzüne temel oluşturan düşünce ve ilkeleri de içine almak üzere, bir bilgisayar programının herhangi bir ögesine temel oluşturan düşünce ve ilkeler eser sayılmazlar.

II - Musiki eserleri:

Madde 3- Musiki eserleri, her nevi sözlü ve sözsüz bestelerdir.

III- Güzel sanat eserleri:

Madde 4 - (DeÄŸiÅŸik: 7/6/1995 - 4110/2 md.)

Güzel sanat eserleri, estetik değere sahip olan;

1. Yağlı ve suluboya tablolar; her türlü resimler, desenler, pasteller, gravürler, güzel yazılar ve tezhipler, kazıma, oyma, kakma veya benzeri usullerle maden, taş, ağaç veya diğer maddelerle çizilen veya tespit edilen eserler, kaligrafi, serigrafi,

KANUNLAR, A/USTOS 1995 (EK - 25)

2. Heykeller, kabartmalar ve oymalar,

3. Mimarlık eserleri,

4. El işleri ve küçük sanat eserleri, minyatürler ve süsleme sanatı ürünleri ile tekstil, moda tasarımları,

5. FotoÄŸrafik eserler ve slaytlar,

6. Grafik eserler,

7. Karikatür eserleri

8. Her türlü tiplemelerdir.

Krokiler, resimler, maketler, tasarımlar ve benzeri eserlerin endüstriyel model ve resim olarak kullanılması, düşünce ve sanat eserleri olmak sıfatlarını etkilemez.

IV- Sinema eserleri:

Madde 5- Sinema eserleri ıunlardır:

1. Sinema filimleri;

2. Öğretici ve teknik mahiyette olan veya günlük olayları tesbit eden filimler;

3. Her nevi ilmi, teknik veya bedii mahiyette projeksiyon diyapozitifleri.

Yukarda zikredilen eserler filim ve camdan başka bir madde üzerine tesbit edilmiş olsa da projeksiyonla gösterildiği takdirde sinema eserleri gurubuna girer.

Sırf beste, nutuk, konferans ve saireyi nakle yarıyan filimler sinema eseri sayılmaz.

C) ışlenmeler:

Madde 6 - Diğer bir eserden istifade suretiyle vücuda getirilipte bu esere nispetle müstakil olmayan ve aşağıda başlıcaları yazılı fikir ve sanat mahsulleri işlenmedir:

1. Tercümeler;

2. Roman, hikâye, ıiir ve tiyatro piyesi gibi eserlerden birinin bu sayılan nevilerden bir başkasına çevrilmesi;

3. Musiki, güzel sanatlar, ilim ve edebiyat eserlerinin filim haline sokulması veya filime alınmaya ve radyo ve televizyon ile yayıma müsait bir şekle sokulması;

4. Musiki aranjman ve tertipleri;

5. Güzel sanat eserlerinin bir şekilden diğer şekillere sokulması;

6. Bir eser sahibinin bütün veya aynı cinsten olan eserlerinin külliyat haline konulması;

7. Belli bir maksada göre ve hususi bir plân dahilinde seçme ve toplama eserler tertibi:

8. Henüz yayımlanmamış olan bir eserin ilmî araştırma ve çalışma neticesinde yayımlanmaya elverişli hale getirilmesi (ılmî bir araştırma ve çalışma mahsulü olmayan alelâde transkripsiyonlarla faksimileler bundan müstesnadır.);

9. Başkasına ait bir eserin izah veya şerhi yahut kısaltılması.

10. (Ek: 7/6/1995 - 4110/3 md.) Bir bilgisayar programının uyarlanması, düzenlenmesi veya herhangi bir değişim yapılması;

11. (Ek: 7/6/1995- 4110/3 md.) Belli bir maksada göre ve hususi bir plan dahilinde verilerin ve meteryallerin seçilip derlenmesi sonucu ortaya çıkan veri tabanları (ancak, burada sağlanan koruma, veri tabanı içinde bulunan veri ve materyalin korunması için genişletilemez).

ışliyenin hususiyetini taşıyan işlenmeler, bu kanuna göre eser sayılır.

Ç) Alenileşmiş ve yayımlanmış eserler:

Madde 7- Hak sahibinin rızasiyle umuma arzedilen bir eser alenileşmiş sayılır.

Bir eserin aslından çoğaltma ile elde edilen nüshaları hak sahibinin rızasiyle satışa çıkarılma veya dağıtılma yahut diğer bir şekilde ticaret mevkiine konulma suretiyle umuma arzedilirse o eser yayımlanmış sayılır.

5680 sayılı Basın Kanununun 3 üncü maddesinin 2 nci fıkrası hükmü mahfuzdur.

İKİNCİ BÖLÜM

Eser Sahibi

A) Tarif:

I- Genel olarak:

Madde 8- (DeÄŸiÅŸik: 7/6/1995 - 4110/4 md.)

Bir eserin sahibi, onu meydana getirendir.

Aralarındaki özel sözleşmeden veya işin mahiyetinden aksi anlaşılmadıkça, memur, hizmetli ve işçilerin işlerini görürken meydana getirdikleri eserlerin malî hak sahipleri bunları çalıştıran veya tayin edenlerdir. Tüzel kişilerin uzuvları hakkında da bu kural uygulanır.

Bir işlenmenin sahibi, asıl eser sahibinin hakları mahfuz kalmak şartıyla, onu işleyendir.

Bir eserin yapımcısı veya yayımlayıcısı, ancak eserin sahibi ile yapacağı sözleşmeye göre malî hakları kullanabilir.

Sinematografik eserlerde; yönetmen, özgün müzik bestecisi ve senaryo yazarı, eserin birlikte sahibidirler. Eserin birlikte sahipleri, malî hakları, yapacakları bir sözleşmeyle ve uygun bir bedel karışlığında yapımcıya devredebilirler.

Sinematografik eserin birlikte sahipleri malî haklarını devrettikten sonra, aksine ya da özel bir hüküm bulunmadığı taktirde yapımcı tarafından eserin çoğaltımına, dağıtımına, kamuya arzına, kablolu iletimine, televizyon ya da başka araçlarla yayınına, alt yazı yazılmasına ya da dublajına itiraz edemezler.

II - Eser sahiplerinin birden fazla oluÅŸu:

Madde 9- Birden fazla kimselerin birlikte vücuda getirdikleri eserin kısımlara ayrılması mümkünse, bunlardan her biri vücuda getirdiği kısmın sahibi sayılır.

Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, eseri birlikte vücuda getirenlerden her biri bütün eserin değiştirilmesi veya yayımlanması için diğerlerinin iştirakini istiyebilir. Diğer taraf muhik bir sebep olmaksızın iştirak etmezse, mahkemece müsaade verilebilir. Aynı hüküm mali hakların kullanılmasında da uygulanır.

III- Eser sahipleri arasındaki birlik:

Madde10 - Birden fazla kimsenin iştirakiyle vücuda getirilen eser ayrılmaz bir bütün teşkil ediyorsa, eserin sahibi, onu vücuda getirenlerin birliğidir.

Birliğe âdi ıirket hakkındaki hükümler uygulanır. Eser sahiplerinden biri, birlikte yapılacak bir muameleye muhik bir sebep olmaksızın müsaade etmezse, bu müsaade mahkemece verilebilir. Eser sahiplerinden her biri, birlik menfaatlerine tecavüz edildiği takdirde tek başına hareket edebilir.

Bir eserin vücuda getirilmesinde yapılan teknik hizmetler veya teferruata ait yardımlar, iştirake esas teşkil etmez.

B) Eser sahipliği hakkında karineler:

I- Sahibinin adı belirtilen eserlerde:

Madde 11- Yayımlanmış eser nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır.

(Değişik: 7/6/1995 - 4110/5 md.) Umumî yerlerde veya radyo-televizyon aracılığı ile verilen konferans ve temsillerde, mutad şekilde eser sahibi olarak tanıtılan kimse o eserin sahibi sayılır, meğer ki, birinci fıkradaki karine yoluyla diğer bir kimse eser sahibi sayılsın.

II - Sahibinin adı belirtilmiyen eserlerde:

Madde 12 - Yayımlanmış olan bir eserin sahibi 11 inci maddeye göre belli olmadıkça, yayımlıyan ve o da belli değilse çoğaltan, eser sahibine ait hak ve salâhiyetleri kendi namına kullanabilir.

Bu salâhiyetler, 11 inci maddenin 2 nci fakrasındaki karine ile eser sahibinin belli olmadığı hallerde konferansı verene veya temsili icra ettirene aittir.

Bu maddeye göre salâhiyetli kimselerle asıl hak sahipleri arasındaki münasebetlere, aksi kararlaştırılmamışsa, âdi vekâlet hükümleri uygulanır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

Fikri Haklar

A) Eser sahibinin hakları:

I- Genel olarak:

Madde 13 - Fikir ve sanat eserleri üzerinde sahiplerinin mali ve mânevi menfaatleri bu kanun dairesinde himaye görür.

Eser sahibine tanınan hak ve salâhiyetler eserin bütününe ve parçalarına ıâmildir.

II - Mânevi haklar:

1. Umuma arz salâhiyeti:

Madde 14 - Bir eserin umuma arzedilip edilmemesini, yayımlanma zamanını ve tarzını munhasıran eser sahibi tâyin eder.Bütünü veya esaslı bir kısmı alenileşmemiş olan, yahut ana hatları her hangi bir suretle henüz umuma tanıtılmıyan bir eserin muhtevası hakkında ancak o eserin sahibi malûmat verebilir.

Eserin umuma arzedilmesi veya yayımlanma tarzı, sahibinin şeref ve itibarını düşürecek mahiyette ise eser sahibi, başkasına salâhiyet vermiş olsa bile eserin gerek aslının ve gerek işlenmiş şeklinin umuma tanıtılmasını veya yayımlanmasını menedebilir. Bu haktan sözleşme ile vazgeçme hükümsüzdür. Diğer tarafın tazminat hakkı mahfuzdur.

2. Adın belirtilmesi salâhiyeti:

Madde 15 - Eseri, sahibinin adı veya müstear adı ile yahut adsız olarak, umuma arzetme veya yayımlama hususunda karar vermek salâhiyeti munhasıran eser sahibine aittir.

Bir güzel sanat eserinden çoğaltma ile elde edilen kopyelerle bir işlenmenin aslı veya çoğaltılmış nüshaları üzerinde asıl

eser sahibinin ad veya alâmetinin, kararlaştırılan veya adet olan şekilde belirtilmesi ve vücuda getirilen eserin bir kopye veya işlenme olduğunun açıkça gösterilmesi şarttır.

Bir eserin kimin tarafından vücuda getirildiği ihtilâflı ise, yahut her hangi bir kimse eserin sahibi olduğunu iddia etmekte ise, hakiki sahibi, hakkının tesbitini mahkemeden istiyebilir.

(Ek: 7/6/1995 - 4110/6 md.) Eser niteliğindeki mimarî yapılarda, yazılı istem üzerine eserin görülen bir yerine, eser sahibinin uygun göreceği malzeme ile silinmeyecek biçimde eser sahibinin adı yazılır.

3. Eserde değişiklik yapılmasını menetmek:

Madde 16 - Eser sahibinin izni olmadıkça eserde veyahut eser sahibinin adında kısaltmalar, ekleme ve başka değiştirmeler yapılamaz.

Kanunun veya eser sahibinin müsaadesiyle bir eseri işliyen, umuma arzeden, çoğaltan, yayımlıyan, temsil eden veya başka bir suretle yayan kimse; işleme, çoğaltma, temsil veya yayım tekniği icabı zaruri görülen değiştirmeleri eser sahibinin hususi bir izni olmaksızın da yapabilir.

Eser sahibi kayıtsız ve şartsız olarak izin vermiş olsa bile şeref veya itibarını yahut eserinin mahiyet ve hususiyetlerini bozan her türlü değiştirmelere muhalefet hakkını muhafaza eder. Bu haktan sözleşme ile vazgeçmek hükümsüzdür.

4. Eser sahibinin zilyed ve malike karış hakları:

Madde 17 - Çoğaltma veya işleme hakkının sahibi bu hakların kullanılması için gerekli olan nispette eserden faydalanmayı, aslın zilyedinden talep edebilir. ıu kadar ki, hak sahibi eserin kendisine tevdiini istiyemez.

(Değişik : 7/6/1995 - 4110/7 md.) Aslın maliki, eser sahibi ile yapmış olduğu sözleşme şartlarına göre eser üzerinde tasarruf edebilir. Ancak eseri bozamaz ve yok edemez ve eser sahibinin haklarına zarar veremez.

(Ek : 7/6/1995 - 4110/7 md.) Eserin tek ve özgün olması durumunda eser sahibi, kendisine ait tüm dönemleri kapsayan çalışma ve sergilerde kullanmak amacıyla, korunma şartlarını yerine getirerek iade edilmek üzere eseri isteyebilir.

5. Hakların kullanılması:

a) Genl olarak:

Madde 18 - Malî hakların devamı süresi bitmiş olsa da, eser sahibi gerçek kişi ise yaşadığı ve tüzelkişi ise devam ettiği müddetçe 14, 15 ve 16 ncı maddeler gereğince haiz olduğu hakları kullanabilir. Mümeyyiz bulunan küçükler ve kısıtlılar bu hakları kullanmada kanuni temsilcilerinin rızasına muhtaç değildirler.

b) Hakları kulanabilecek kimseler:

Madde 19 - Eser sahibi 14 ve 15 inci maddelerin birinci fıkralariyle kendisine tanınan salâhiyetlerin kullanılış tarzlarını tesbit etmemişse yahut bu hususu herhangi bir kimseye bırakmamışsa bu salâhiyetlerin ölümünden sonra kullanılması, vasiyeti tenfiz memuruna; bu tâyin edilmemişse sırasiyle sağ kalan eşi ile çocuklarına ve mansup mirasçılarına, ana-babasına, kardeşlerine aittir.

Eser sahibinin ölümünden sonra yukarıki fıkrada sayılan kimseler eser sahibine 14, 15 ve 16 ncı maddelerin üçüncü fıkralarında tanınan hakları, mali hakların devamı süresince ve her halde eser sahibinin ölümünden itibaren 50 yıl için de kendi namlarına kullanabilirler.

Eser sahibi veya birinci ve ikinci fıkralara göre salâhiyetli olanlar, salâhiyetlerini kullanmazlarsa; eser sahibinden veya halefinden malî bir hak iktisap eden kimse meşru bir menfaati bulunduğunu ispat şartiyle, eser sahibine 14, 15 ve 16 ncı maddelerin üçüncü fıkralarında tanınan hakları kendi namına kullanabilir.

Salâhiyetli kimseler birden fazla olup müdahale hususunda birleşemezlerse; mahkeme, eser sahibinin muhtemel arzusuna en uygun bir şekilde basit yargılama usulü ile ihtilâfı halleder.

(Değişik: 1/11/1983 - 2936/2 md.) 18 inci madde ile yukarıdaki fıkralarda sayılan salâhiyetli kimselerden hiçbiri bulunmaz veya bulunup da salâhiyetlerini kullanmazlarsa yahut ikinci fıkrada belirlenen süreler bitmişse, eser memleketin kültürü bakımından önemli görüldüğü takdirde, Kültür ve Turizm Bakanlığı 14, 15, 16 ncı maddelerin üçüncü fıkralarında eser sahibine tanınan hakları kendi namına kullanabilir.:

III - Mali haklar

:

1. Genel olarak

Madde 20 - (DeÄŸiÅŸik: 1/11/1983 - 2936/3 md.)

Henüz alenileşmemiş bir eserden her ne şekil ve tarzda olursa olsun faydalanma hakkı münhasıran eser sahibine aittir.

Alenileşmiş bir eserden eser sahibine münhasıran tanınan faydalanma hakkı, bu Kanunda mali hak olarak gösterilenlerden ibarettir. Mali haklar birbirine bağlı değildir. Bunlardan birinin tasarrufu ve kullanılması diğerine tesir etmez.

Eser sahibinin meslek birliğine üye olması halinde, yazılı yetki belgesinde belirttiği eseri ve ona ilişkin mali haklarının takibi, teklif ücretlerinin tahsili, bu ücretlerin ve eserin dağıtımı meslek birliği tarafından yapılır.

Yetki belgesiyle ilgili esas ve usuller, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından hazırlanacak yönetmelikle belirlenir.

Bir işlenmenin sahibi, kendisine bu sıfatla tanınan mali hakları, işleme hususunun serbest olduğu haller dışında, asıl eser sahibinin müsaade ettiği nispette kullanabilir.:

2. Çeşitleri

a) ışleme hakkı:

Madde 21 - Bir eserden, onu işlemek suretiyle faydalanma hakkı munhasıran eser sahibine aittir.

b) Çoğaltma hakkı:

Madde 22 - (DeÄŸiÅŸik: 7/6/1995 - 4110/8 md.)

Bir eserin aslını veya işlenmelerini kısmen ya da tamamen çoğaltma hakkı, münhasıran eser sahibine aittir.

Eserlerin aslından ikinci bir kopyasının çıkarılması ya da eserin işaret, ses ve görüntü nakil ve tekrarına yarayan, bilinen ya da ileride geliştirilecek olan her türlü araca kayıt edilmesi, her türlü ses ve müzik kayıtları ile mimarlık eserlerine ait plan, proje ve krokilerin uygulanması da çoğaltma sayılır. Aynı kural, kabartma ve delikli kalıplar hakkında da geçerlidir.

Çoğaltma hakkı, bilgisayar programının geçici çoğaltılmasını gerektirdiği ölçüde, programın yüklenmesi, görüntülenmesi, çalıştırılması, iletilmesi ve depolanması fiillerini de kapsar.

c) Yayma hakkı:

Madde 23 - (DeÄŸiÅŸik : 7/6/1995 - 4110/9 md.)

Bir eseri, onun aslından veya işlenmesinden çoğaltma ile elde edilmiş nüshalarını dağıtmak, kiralamak veya satışa çıkarmak ya da herhangi bir biçimde ticaret konusu yapmak ve bu yoldan faydalanma hakkı yalnızca eser sahibinindir. Yurt dışında çoğaltılmış kopyaların yurt içine getirilmesi durumunda, eseri yayma ve faydalanma hakkı eser sahibinindir. Kendi izni olmadan yapılan nüshaların ithalini yasaklama hakkı münhasıran eser sahibine aittir.

Belirli nüshaların hak sahibinin yayma hakkını kullanması sonucu mülkiyeti devredilerek ülke sınırları içinde ilk satışı ya da dağıtımı yapıldıktan sonra bunların yeniden satışı ya da kiralanması biçiminde yayımı, kiralama ve kamuya ödünç verme hakkı saklı kalmak şartıyla, eser sahibine tanınan yayma hakkını ihlal etmez.

ç) Temsil hakkı:

Madde 24 - Bir eserden, onun asıl veya işlenmelerini doğrudan doğruya yahut işaret, ses veya resim nakline yarıyan aletlerle umumi mahallerde okumak, çalmak, oynamak ve göstermek gibi temsil suretiyle faydalanma hakkı munhasıran eser sahibine aittir.

Temsilin umuma arzedilmek üzere vukubulduğu mahalden başka bir yere herhangi bir teknik vasıta ile nakli de eser sahibine attir.

(Ek: 1/11/1983-2936/4 md.) Temsil hakkı; eser sahibinin veya meslek birliğine üye olması halinde, yetki belgesinde belirttiği yetkiler çerçevesinde meslek birliğinin yazılı izni olmadan, diğer gerçek ve tüzelkişilerce kullanılamaz. Ancak, 33 üncü ve 43 üncü maddelerdeki hükümler saklıdır.

d) Radyo ile yayım hakkı:

Madde 25- Bir eserden, onun asıl veya işlenmelerini radyo veya buna benziyen ve işaret, ses yahut resim nakline yarıyan diğer teknik tesislerle yaymak; böylece yayılan eserleri diğer bir radyo teşekkülünden naklen alarak ister telli, ister telsiz olsun tekrar yaymak veya oparlör yahut buna benziyen ve işaret, ses yahut resim nakline yarıyan diğer teknik tesislerle umumi mahallerde temsil etmek suretiyle faydalanma hakkı munhasıran eser sahibine aittir.

:

3. Süreler

a) Genel olarak:

Madde 26 - Eser sahibine tanınan mali haklar zamanla mukayyettir. 46 ve 47 nci maddelerdeki haller dışında koruma süresinin bitiminden sonra herkes, eser sahibine tanınan mali haklardan faydalanabilir.

Bir eserin aslı veya işlenmeleri için tanınan koruma süreleri birbirene tabi değildir.

Bu hüküm 9 uncu maddenin birinci fıkrasındaki eserler hakkında da uygulanır. Koruma süresi, eserin alenileşmesinden önce cereyana başlamaz.

Forma veya fasikül halinde yayımlanan eserlerde son forma veya fasikülün yayımlandığı tarih, eserin aleniyeti tarihi sayılır. Fasıla ile yayımlanan mütaaddit ciltlerden müteşekkil eserlerin her bir cildi ile bülten, risale, mevkute ve yıllıklar gibi eserlerde aleniyet tarihi bunlardan her birinin yayımlanma tarihidir.

Aleniyet tarihinden başlıyan süreler eserin ilk defa alenileştiği veya dördüncü fıkraya göre alenileşmiş sayıldığı yıldan sonraki senenin ilk gününden itibaren hesap olunur.

Eser sahibinin ölümünden itibaren başlıyan sürelerin hesabında, eser sahibinin öldüğü seneyi takip eden yılın ilk günü başlangıç tarihi sayılır. 10 uncu maddenin birinci fıkrasında zikredilen hallerde süre, eser sahiplerinden son sağ kalanının

ölüm tarihinden sonra başlar.

b) Sürelerin devamı:

Madde 27 - (DeÄŸiÅŸik: 7/6/1995 - 4110/10 md.)

Koruma süresi eser sahibinin yaşadığı müddetçe ve ölümünden itibaren 70 yıl devam eder.

Sahibinin ölümünden sonra alenileşen eserlerde koruma süresi ölüm tarihinden sonra 70 yıldır.

12 nci maddenin birinci fıkrasındaki hallerde koruma süresi, eserin aleniyet tarihinden sonra 70 yıldır; meğer ki eser sahibi bu sürenin bitmesinden önce adını açıklamış bulunsun.

ılk eser sahibi tüzelkişi ise, koruma süresi aleniyet tarihinden itibaren 70 yıldır.

c) Türkçeye tercüme hususunda koruma süresi:

Madde 28 - (DeÄŸiÅŸik: 7/6/1995 - 4110/11 md.)

ılk defa Türkçe’den baÅŸka bir dilde yayımlanmış olan bir ilim ve edebiyat eseri, yayımlandığı tarihten itibaren 70 yıl içinde eser sahibi veya onun izniyle bir baÅŸka kiÅŸi tarafından Türkçe çevirisi yapılarak yayımlanmamış ise, 70 yılın geçmesi ile Türkçe’ye çevrilebilir.

ç) El işleri, küçük sanat eserleri, fotoğraf ve sinema eserlerinde süre:

Madde 29 - (DeÄŸiÅŸik: 7/6/1995 - 4110/12 md.)

El işleri, küçük sanat eserleri, fotoğraf ve sinema eserleri için koruma süresi, aleniyet tarihinden itibaren 70 yıldır.

B) Tahditler:

I-Amme intizamı mülâhazasiyle:

Madde 30 - Eser sahibine tanınan haklar, eserin ispatı maksadiyle mahkeme ve diğer resmi makamlar huzurunda ve alelıtlak zabıta ve ceza işlerinde bir muameleye konu teşkil etmek üzere kullanılmasına mani değildir. Fotoğraflar, umumi

emniyet mülâhazasiyle veya adli maksaklar için sahibinin rızası alınmaksızın, resmi makamlar veya bunların emriyle başkaları tarafından her şekilde çoğaltılabilir ve yayılabilir.

Eserin her hangi bir suretle ticaret mevkiine konmasını, temsilini veya diğer şekillerde kullanılmasını meneden yahut müsaade veya kontrole bağlı tutan kamu hukuku hükümleri mahfuzdur.

II - Genel menfaat mülâhazasiyle:

1. Mevzuat ve içtihatlar

Madde 31 - Resmen yayımlanan veya ilân olunan kanun, tüzük, yönetmelik, tebliğ, genelge ve kazai kararların çoğaltılması, yayılması, işlenmesi veya her hangi bir suretle bunlardan faydalanma serbesttir.

2. Nutuklar:

Madde 32 - Büyük Millet Meclisinde ve diğer resmi meclis ve kongrelerde, mahkemelerde, umumi toplantılarda söylenen söz ve nutukların, haber ve malümat verme maksadiyle çoğaltılması, umumi mahallerde okunması veya radyo vasıtasiyle ve başka suretle yayımı serbesttir.

Hâdisenin mahiyeti ve vaziyetin icabı gerektirmediği hallerde söz ve nutuk sahiplerinin adı zikredilmiyebilir.

Bu söz ve nutukları birinci fıkrada zikredilenden başka bir maksatla çoğaltmak veya diğer bir suretle yaymak eser sahibine aittir.

3. Temsil serbestisi:

3. Temsil serbestisi:

Madde 33 - Yayımlanmış bir eserin; umumi mahallerde, munhasıran eğitim ve öğretim maksadiyle veya intifa kasdı olmaksızın meccanen temsili serbesttir.

Aynı kaide safi gelirleri tamamen hayır gayelerine tahsis edilen müsamereler hakkında da uygulanır.

Bununla beraber eser sahibinin ve eserin adını mütat şekilde zikretmek icap eder.

4. Eğitim ve öğretim için seçme ve toplama eserler:

Madde 34 - (Değişik birini fıkra: 7/6/1995 - 4110/13 md.) Yayımlanmış musikî, ilim ve edebiyat eserlerinden ve alenileşmiş güzel sanat eserlerinden, maksadın haklı göstereceği bir nispet dahilinde iktibaslar yapılmak suretiyle, hal ve vaziyetinden eğitim ve öğretim gayesine tahsis edildiği anlaşılan seçme ve toplama eserler vücuda getirilmesi serbesttir. 2 nci maddenin üçüncü bendinde ve 4 üncü maddenin birinci fıkrasının birinci ve beşinci bentlerinde gösterilen neviden eserler, ancak seçme ve toplama eserin münderecatını aydınlatmak üzere iktibas edilebilir. Ancak bu serbestlik, hak sahibinin meşru menfaatlerine haklı bir sebep olmadan zarar verir veya eserden normal yararlanma ile çelişir şekilde kullanılamaz.

Munhasıran okullara mahsus olarak hazırlanan ve Milli Eğitim Bakanlığı tarafından onanan (okul-radyo) yayımları için de birinci fıkra hükümleri uygulanır.

Bütün bu hallerde eser ve eser sahibinin adı mütat şekilde zikredilmek icap eder.

5. ıktibas serbestisi:

Madde 35 - Bir eserden aşağıdaki hallerde iktibas yapılması caizdir:

1. Alenileşmiş bir eserin bazı cümle ve fıkralarının müstakil bir ilim ve edebiyat eserine alınması;

2. Yayımlanmış bir bestenin en çok tema, motif, pasaj ve fikir nevinden parçalarının müstakil bir musiki eserine alınması;

3. Alenileşmiş güzel sanat eserlerinin ve yayımlanmış diğer eserlerin, maksadın haklı göstereceği bir nispet dahilinde ve münderacatını aydınlatmak maksadiyle bir ilim eserine konulması;

4. Alenileşmiş güzel sanat eserlerinin ilmi konferans veya derslerde, konuyu aydınlatmak için projeksiyon ve buna benzer vasıtalarla gösterilmesi.

ıktibasın belli olacak şekilde yapılması lâzımdır. ılim eserlerinde, iktibas hususunda kullanılan eserin ve eser sahibinin adından başka bu kısmın alındığı yer belirtilir.

6. Gazete münderecatı:

Madde 36 - Basın Kanununun 15 inci maddesi hükmü mahfuz kalmak üzere basın veya radyo tarafından umuma yayılmış bulunan günlük havadisler ve haberler serbestçe iktibas olunabilir.

Gazete veya dergilerde çıkan içtimai, siyasi veya iktisadi günlük meselelere mütaallik makale ve fıkraların iktibas hakkı sarahaten mahfuz tutulmamışsa aynen veya işlenmiş şekilde diğer gazete ve dergiler tarafından alınması ve radyo vasıtasiyle veya diğer bir suretle yayılması serbesttir. ıktibas hakkı mahfuz tutulsa bile sözü geçen makale ve fıkraların kısaltılarak basın özetleri şeklinde alınması, radyo vasıtasiyle veya diğer bir suretle yayılması caizdir.

Bütün bu hallerde, iktibas edilen gazete, dergi ve ajansın ve eğer bunlar da başka bir kaynaktan alınmışlarsa o kaynağın adı, tarih ve sayısından başka makale sahiplerinin adı, müstear adı veya alâmeti zikredilmek icabeder.

7. Röportaj:

Madde 37 - Röportaj mahiyetinde olmak üzere; günlük hâdiselere bağlı olarak fikir ve sanat eserlerinden bazı parçaların işaret, ses veya resim nakline yarıyan vasıtalara alınması caizdir. Bu şekilde alınmış parçaların çoğaltılması, yayılması, temsil edilmesi veya radyo ile yayınlanması serbesttir.

Alenileşmiş ilim ve edebiyat eserlerinden bazı parçaların röportaj çerçevesini aşmamak şartiyle radyo vasıtasiyle yayınlanması caizdir. :

III- Hususi menfaat mülâhazasiyle

1. ÅŸahsan kullanma:

Madde 38 - (DeÄŸiÅŸik: 7/6/1995 - 4110/14 md.)

Bütün fikir ve sanat eserlerinin, yayımlanma veya kâr amacı güdülmeksizin şahsen kullanmaya mahsus çoğaltılması mümkündür. Ancak, bu çoğaltma hak sahibinin meşru menfaatlerine haklı bir sebep olmadan zarar veremez ya da eserden normal yararlanmaya aykırı olamaz.

Herkes birinci fıkra hükmü çerçevesinde musikî, ilim ve edebiyat eserlerini işleyebileceği gibi başkasına da işletebilir.

Sözleşmede belirleyici hükümlerinin yokluğu durumunda, hata düzeltme de dahil, bilgisayar programının düşünüldüğü amaca uygun kullanımı için gerekli olduğu durumda, bilgisayar programının onu hukukî yollardan edinen kişi tarafından çoğaltılması ve işlenmesi serbesttir.

Bilgisayar programını yasal yollardan edilen kişinin programı yüklemesi, çalıştırması ve hataları düzeltmesi sözleşme ile önlenemez. Bilgisayar programının kullanımı için gerekli olduğu sürece, bilgisayar programını kullanma hakkına sahip kişinin bir adet yedekleme kopyası yapması sözleşme ile önlenemez.

Bilgisayar programının kullanım hakkına sahip kişinin yapmaya hak kazandığı bilgisayar programının yüklenmesi, görüntülenmesi, çalıştırılması iletilmesi veya depolanması fiillerini ifa ettiği sırada, bilgisayar programının herhangi bir ögesi altında yatan düşünce ve ilkeleri belirlemek amacı ile, programın işleyişini gözlemlemesi, tetkik etmesi ve sınaması serbesttir.

Bağımsız yaratılmış bir bilgisayar programı ile diÄŸer programların ara iÅŸlerliÄŸini gerçekleÅŸtirmek üzere gerekli bilgileri elde etmek için, bilgisayar programının çoÄŸaltılması ve iÅŸlenmesi anlamında kod’un çoÄŸaltılmasının ve kod formunun çevirisinin de zorunlu olduÄŸu durumlarda, bu fiillerin ifası aÅŸağıdaki ÅŸartların karışlanması halinde serbettir:

1. Bu fiillerin, ruhsat sahibi veya bir bilgisayar programının kopyasını kullanma hakkı sahibi diğer bir kişi tarafından veya onların adına bunu yapmaya yetkili kişi tarafından ifa edilmesi,

2. Araişlerliği gerçekleştirmek için gerekli bilginin, (1) numaralı bentte belirtilen kişilerin kullanımlarına sunulmaması,

3. Bu fiillerin, araişlerliği gerçekleştirmek için gereken program parçaları ile sınırlı olması.

Yukarıdaki fıkra hükümleri, onun uygulanması ile elde edilen bilgilerin;

1. Bağımsız yaratılmış bilgisayar programının araişlerliğini gerçekleştirmenin dışında diğer amaçlar için kullanılmasına,

2. Bağımsız yaratılmış bilgisayar programının araişlerliği için gerekli olduğu durumlar dışında başkalarına verilmesine,

3. ıfade ediliş bakımından esastan benzer bir bilgisayar programının geliştirilmesi, üretilmesi veya pazarlanması veya fikri hakları ihlal eden herhangi diğer bir fiil için kullanılmasına, ızin vermez.

Altıncı ve Yedinci fıkra hükümleri, programdan normal yararlanma ile çelişir veya hak sahibinin meşru yararlarına makul olmayan müdahale eder şekilde kullanılmasına izin verecek tarzda yorumlanamaz.

2. Bestekârlara tanınan haklar:

Madde 39 - (DeÄŸiÅŸik: 7/6/1995 - 4110/15 md.)

Bir edebiyat eseri, ancak eser sahibinin yazılı izniyle müzik eserinde kullanılabilir.

Herhangi bir müzik eserinde kullanılan her türden güfte, libretto ve benzeri eserler bestelendiğinde, ortak eser kayıt, tescil ve ticarî dolaşıma konulmadan önce bu izin her aşamada belgelendirilir ve hak sahipleri ile diğer ilgililer tarafından denetlenir.

Güftelerin, konser ve radyo-televizyon programlarına konularak parasız dağıtılması ve ses taşıyıcılarının üstünde veya bunlarla birlikte verilmek üzere bastırılması mümkündür. Bu imkânlardan yararlanan kimse, edebiyat eserinin ve eser sahibinin adını belirtmek zorundadır.

3. Kopye ve teÅŸhir:

Madde 40 - Umumi yollar, caddeler ve meydanlara, temelli kalmak üzere konulan güzel sanat eserlerini; resim, grafik, fotoğraf ve saire ile çoğaltma, yayma, umumi mahallerde projeksiyonla gösterme, radyo ve benzeri vasıtalarla yayımlama caizdir. Bu salâhiyet mimarlık eserlerinde yalnız dış şekli munhasırdır.

Üzerlerine, sahibi tarafından sarahaten menedici bir kayıt konulmuş olmadıkça güzel sanat eserleri, malikleri vaya bunların muvafakatiyle başkaları tarafından umumi mahallerde teşhir edilebilir.

Açık artırma ile satılacak eserler umuma teşhir olunabilir. Umumî mahallerde teşhir edilen veya açık artırmaya konulan bir eseri sergi veya artırmayı tertip eden kimseler tarafından bu maksatlarla çıkarılacak kataloğ, kılavuz veya bunlara benzer matbualar vasıtasiyle çoğaltma ve yayma caizdir.

Bu hallerde, aksine yerleşmiş adet yoksa, eser sahibinin adının zikrinden vazgeçilebilir.

4. Plak, video kasetleri ve ses kasetlerinin umumi mahallerde kullanılması:

Madde 41 - (DeÄŸiÅŸik : 1/11/1983 - 2936/6 md.)

Eser sahibinin izniyle, ses, görüntü veya ses ve görüntü tekrarına yarayan vasıtalara alınmış bu umumi mahallerde temsil edilmek üzere özel işaretlenmiş olan musiki, ilim ve edebiyat eserlerinin umumi mahallerde çalınması veya gösterilmesi suretiyle temsili mümkündür. Ancak, özel olarak işaretlenmemiş palak, video kaset ve ses kasetlerinden eser sahibinin veya yetkili kıldığı hallerde meslek birliğinin uygun bir bedeli tazminat olarak isteme hakları saklıdır.

Bu tazminat miktarının tespiti, takibi, eser sahibi ile meslek birliği arasında paylaştırılmasına ilişkin usul ve esaslar; Türkiye Radyo-Televizyon Kurumu ile meslek birliğinin görüşü alındıktan sonra, Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak yönetmelikle belirlenir.

IV - Hükümete tanınan yetkiler:

1. Meslek birliklerinin kurulması:

Madde 42- (DeÄŸiÅŸik: 1/11/1983 - 2936/7 md.)

(Değişik birinci fıkra: 7/6/1995 - 4110/16 md.) Eser sahipleri ve komıu hak sahipleri, üyelerinin ortak çıkarlarını korumak ve mevzuatın öngördüğü esas ve usuller içinde bu Kanun ile tanınmış haklarının takibini, alınacak ücretlerin tahsilini ve hak sahiplerine dağıtımını sağlamak üzere, Kültür Bakanlığınca hazırlanan ve Bakanlar Kurulunca onaylanan tüzük ve tip statülere uygun olarak meslek birlikleri kurabilirler. Alan tespiti tüzük ile belirlenir. Aynı alanda birden fazla meslek birliği kurulabilir. Her birlik ihtiyaçlar doğrultusunda ıubeler açarak çalışabilir.

(Değişik; 7/6/1995 - 4110/16 md.) Meslek birlikleri, Kültür Bakanlığınca hazırlanarak Bakanlar Kurulunca onaylanan tip statüye uygun olarak, bir üst kuruluş kurabilirler.

Meslek birlikleri ve federasyon özel hukuka tabi tüzelkişilerdir. Üyeleri sermaye koymak, kâr ve zarara, hukuki mesuliyete iştirak etmekle yükümlü tutulamazlar.

Meslek birliklerinin ve federasyonun tip statülerinde genel kurul, yönetim kurulu, denetleme kurulu, teknik-bilim kurulu ve haysiyet kurulu mecburi organ olarak düzenlenir. Bu birliklerin ve federasyonun kurulması, kontrolü; denetlenmesi ile ilk genel kurullarını toplayabilmeleri için gerekli en az üye sayısı, diğer ihtiyari organları, kurullarının teşekkül tarzı, üye sayısı ve görevleri, üyeliğe girme, çıkma ve çıkarılma şartları, ıubelerini kurabilecekleri bölgelerin tespiti, yurt içi ve yurt dışındaki kamu kurum ve kuruluşları, gerçek ve özel hukuk tüzelkişileri ile olan ilişkileri, bu ilişkilerdeki hak ve yetkileri, üyeleriyle olan mali ilişkileri, elde edilen telif ücreti ve tazminatların dağıtımı ve diğer usul ve esaslara ilişkin hususlar; ilgili kuruluşların görüşleri alındıktan sonra Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak tüzükle belirlenir.

4/10/1983 tarihli ve 2908 sayılı Dernekler Kanununun 21 inci maddesinin ikinci fıkrası, 30, 37, 40, 42, 43, 44, 45, 48, 65, 66, 67, 68, 69, 70 ve 90 ıncı maddeleri, bu maddeye göre kurulacak meslek birlikleri ve federasyon için de ceza hükümleriyle birlikte uygulanır.

Türk uyruklu eser sahiplerinin mali hakları, ülke içinde bu maddeye göre kurulun meslek birlikleri dışında; başka birlik, dernek ve benzeri kuruluşlar tarafından takip edilemez.

Radyo - Televizyon Yayınlarında Telif Hakkı (1)

Madde 43- (DeÄŸiÅŸik: 7/6/1995 - 4110/17 md.)

Radyo- Televizyon yayınlarında kullanılan fikir ve sanat eserlerine telif hakkı ödenir.

Her tür yayınlarda; tanıtım amacıyla kullanılan eserin tümü üzerindeki hakları zedelemeyecek düzeydeki kısa tespitler için eser sahiplerinden izin alınmaz ve herhangi bir ücret ödenmez.

Eserlerin herhangi bir bölümünün söz veya müzik programlarını tanıtma, yardımcı dramatik unsur, sinyal, jenerik, geçiş müziği ve benzeri maksatlarla kullanılması kısa tespit sayılır.

Türkiye Radyo-Televizyon Kurumunun kısa dalga radyo istasyonlarından yurt dışına yapılacak yayınlarda yararlanılan eserler dolayısıyla eser sahiplerine ücret ödenmez.

3. Fikir ve sanat eserlerinin iÅŸaretlenmesi:

Madde 44 - (DeÄŸiÅŸik : 7/6/1995 - 4110/18 md.)

Malî hak sahipleri ile fikir ve sanat eserlerinin işaret, ses ve resimle tekrarına yarayan aletleri imal edenler ve basanlar; bu Kanunun öngördüğü şekilde çoğaltarak satışa çıkarılacak, dağıtılacak veya başka türlü ticaret mevkiine konacak bir eserin bütün nüshalarında işaret ve seri numarası bulundurmakla müştereken yükümlüdürler.

Her türlü boı video kaseti, ses kaseti, kompakt disk, bilgisayar disketi imal veya ticarî amaçla ithal eden gerçek ve tüzel kişiler, imalat veya ithalat bedeli üzerinden yüzde beşi geçmemek üzere Bakanlar Kurulu kararıyla belirlenecek orandaki miktarı keserek, bir ay içinde topladıkları meblağı, sonraki ayın engeç yarısına kadar Kültür Bakanlığı adına bir ulusal bankada açılacak özel hesaba yatırmakla yükümlüdürler.

Bakanlık, bu hesapta toplanan miktarın 3/4’ünü, meslek birliklerinin temsil ettikleri hak sahiplerine dağıtılmak üzere meslek birlikleri arasında paylaÅŸtırır. Meslek birlikleri bu parayı, Bakanlığın onaylayacağı dağıtım planlarına göre hak sahiplerine dağıtır. Bakanlık bu planları onaylarken, meslek birliklerince temsil edilen eserlerin özel kopyalama miktarını göz önüne alır. Bakanlık, bu miktarın geri kalan 1/4’ünü, kültürel ve sosyal amaçlarla ve fikri haklara tecavüzün önlenmesi

için kullanır.

Fikir ve sanat eserleri nüshalarının şahsî veya umumhi mahallerde temsil edilmek amacıyla kullanımlarına göre üzerlerine konacak işaret ve seri numaralarına, bunu taşımayan nüshaların toplattırılmasına, çoğaltılan ve dağıtılan nüsha sayısının kime bildirileceğine ve diğer hususlara ilişkin usul ve esaslar Kültür Bakanlığınca çıkarılacak yönetmelikle tespit edilir.

4. Güzel sanat eserlerinin satış bedellerinden pay verilmesi:

Madde 45 - 4 üncü maddenin 1 inci ve 2 nci bendinde sayılan güzel sanat eserlerinin asıllariyle 2 nci maddenin 1 inci bendinde ve 3 üncü maddede sayılıpta yazarlarla bestecilerin el yazısiyle yazılmış eserlerinin asıllarından biri eser sahibi veya mirasçıları tarafından bir defa satıldıktan sonra eser, koruma süresi içinde bir sergide veya açık artırmada yahut bu gibi eşyayı satan bir mağazada satış konusu olarak elden ele geçtikçe bu satış bedeli ile bir önceki satış bedeli arasında açık bir nispetsizlik bulunması halinde satıcıya her defasında, bedel farkından münasip bir payı eser sahibine, bu ölmüşse miras hükümlerine göre üçüncü dereceye kadar (Bu derece hariç) kanuni mirasçılarına ve eşine, bunlar da yoksa mesleki birliğe vermek borcu bir kararname ile yükletilebilir.

Kararnamede:

1. Bedel farkının yüzde onunu geçmemek şartiyle fırkın nispetine göre tespit edilecek bir pay tarifesi;

2. Bedeli kararnamede tesbit edilecek miktarı aşmıyan satışların pay vermek borcundan muaf tutulacağı;

3. Eser nevileri itibariyle meslekî birliğin hangi kolunun ilgili sayılabileceği;

gösterilir.

Satışın vukubulduğu müessese sahibi satıcı ile birlikte müteselsilen mesuldür.

Cebri satış hallerinde pay ancak diğer alacaklar tamamen ödendikten sonra ödenir.

Pay verme borcunun zamanaşımı, bu borcun doğumunu intaç eden satıştan itibaren beş yıldır.

5. Devletin fadalanma salâhiyeti:

Madde 46 - (DeÄŸiÅŸik: 1/11/1983 - 2936/10 md.)

(1) Bu madde başlığı 7/6/1995 tarih ve 4110 sayılı Kanunun 17 nci maddesi ile değiştirilmiş ve metne işlenmiştir.

Çoğaltma ve yayımı eser sahibi tarafından açıkça men edilmemiş olan ve umumi kütüphane, müze ve benzeri müesseselerde saklı bulunan henüz yayımlanmamış veya alenileşmemiş eserler, mali haklarla ilgili koruma süresi dolmuş olmak şartıyla, bulunduğu kamu kurum ve kuruluşuna ait olur. Bunlardan kamu kurum ve kuruluşları ile bilimsel vesair amaçla yararlanmak isteyen kişi ve kuruluşların izin alacakları merci ve bunlardan alınacak ücretlerle bu ücretlerin hargi kültürel gayelerde sarfedileceği ve diğer hususlar, ilgili kuruluşların görüşü alındıktan sonra Kültür ve Turizm Bakanlığınca hazırlanacak tüzükle belirlenir.

6. Kamuya maletme:

Madde 47 - Bir kararname ile memleket kültürü için önemi haiz görülen bir eser üzerindeki mali haklardan faydalanma salâhiyeti, hak sahiplerine münasip bir bedel ödenmesi suretiyle koruma süresinin bitiminden önce kamuya maledilebilir.

Bu hususta karar verilebilmesi için eserin Turkiye’de veya Türk vatandaÅŸları tarafından Türkiye dışında yayımlanmış olması ve aynı zamanda eser nüshaların iki yıldan beri tükenmiÅŸ bulunması ve hak sahibinin münasip bir süre içersinde bunun yenisini yayımlıyacağının da ihtimal dışında görülmüş olması lâzımdır.

Bu kararnamede:

1. Eser ve sahibinin adı;

2. Müktesep hakları ihlâl edilen kimselere ödecenecek bedel;

3. Mali hakları kullanacak makam veya müessese;

4. Verilen bedelin itfasından sonra elde edilecek sâfi kârın hangi kültürel gayelere tahsis edileceği;

yazılır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM:

Sözleşme ve Tasarruflar

A) Hayatta vâki tasarruflar:

I- Asli iktisap

Madde 48 - Eser sahibi veya mirasçıları kendilerine kanunen tanınan mali hakları süre, yer ve muhteva itibariyle mahdut veya gayrimahdut, karışlık veya karışlıksız olarak başkalarına devredebilirler.

Mali hakları sadece kullanma salhahiyeti de diğer bir kimseye bırakılabilir. (Ruhsat).

Yukardaki fıkralardasayılan tasarruf muameleleri henüz vücuda getirilmemiş veya tamamlanacak olan bir esere taalluk etmekle ise bâtıldır.

II- Devren iktisap:

Madde 49 - Eser sahibi veya mirasçılarından mali bir hak veya böyle bir hakkı kullanma ruhsatını iktisap etmiş olan bir kimse, ancak bunların yazılı muvafakatiyle bu hakkı veya kullanma ruhsatını diğer birine devredebilir.

ışleme hakkının devrinde, devren iktisap eden kimse hakkında da eser sahibi veya mirasçılarının aynı suretle muvafakatı şarttır.: :

III - Sözleşmeler

1. Vücuda getirilecek eserler

Madde 50 - 48 ve 49 uncu maddelerde sayılan tasarruf muamelelerine dair taahhütler, eser henüz vücuda getirilmeden önce yapılmış olsa dahi muteberdir.

Eser sahibinin ileride vücuda getireceÄŸi eserlerin bütününe veya muayyen bir nev’ine taalluk eden bu kabil taahhütler taraflardan her biri, ihbar tarihinden bir yıl sonra hüküm ifade etmek üzere feshedebilir.

Eser tamamlanmadan önce, eser sahibi ölür veya tamamlama kabiliyetini zayi eder, yahut kusuru olmaksızın eserin tamamlanması imkânsız hale gelirse zikri geçen taahhütler kendiliğinden münfesih olur. Diğer tarafın iflâs etmesi veya sözleşme uyarınca devraldığı mali hakları kullanmaktan aciz duruma düşmesi yahut kusuru olmaksızın kullanmanın imkânsız hale gelmesi hallerinde de aynı hüküm caridir.

2. ılerideki faydalanma imkânları:

Madde 51 - ıleride çıkarılacak mevzuatın eser sahibine tanıması muhtemel mali hakların devrine veya bunların başkaları tarafından kullanılmasına mütaallik sözleşmeler batıldır.

ıleride çıkarılacak mevzuatla mali hakların ıümulünün genişletilmesi veya koruma süresinin uzatılmasından doğacak salâhiyetlerden vazgeçmeyi yahut bunların devrini ihtiva eden sözleşmeler hakkında aynı hüküm caridir.

IV- ÅŸekil:

Madde 52- Mali haklara dair sözleşme ve tasarrufların yazılı olması ve konuları olan hakların ayrı ayrı gösterilmesi şarttır.

V- Tekeffül:

1. Hakkın mevcut olmaması:

Madde 53 - Mali bir hakkı başkasına devreden veya kullanma ruhsatını veren kimse, iktisap edene karış hakkın mevcudiyetini Borçlar Kanununun 169 ve 171 inci maddeleri hükmünce zâmindir.

Haksız fiillerden ve sebepsiz mal iktisabından doğan talepler mahfuzdur.

2. Salâhiyetin mevcut olmaması:

Madde 54- Mali bir hakkı yahut kullanma ruhsatını devre salâhiyetli olmıyan kimseden iktisap eden, hüsnüniyet sahibi olsa bile himaye görmez.

Salâhiyeti olmaksızın mali bir hakkı başkasına devreden veya kullanma ruhsatını veren kimse; salâhiyeti bulunmadığına diğer tarafın vâkıf olduğunu veya vâkıf olması lâzım geldiğini ispat etmedikçe tasarrufun hükümsüz kalmasından doğan zararı tazminle mükelleftir. Kusur halinde mahkeme; hakkaniyet gerektiriyorsa daha geniş bir tazminata hükmedebilir.

Haksız fiillerden ve sebepsiz mal iktisabından doğan talepler mahfuzdur.

VI- Yorum kaideleri:

1. ıümul:

Madde 55 - Aksi kararlaştırılmış olmadıkça mali bir hakkın devri veya bir ruhsatın verilmesi eserin tercüme veya sair işlenmelerine ıâmil değildir.

2. Ruhsat:

Madde 56 - Ruhsat; mali hak sahibinin başkalarına da aynı ruhsatı vermesine mâni değilse (basit ruhsat), yalnız bir kimseye mahus olduğu takdirde (tam ruhsat) tır.

Kanun vey sözleşmeden aksi anlaşılmadıkça her ruhsat basit sayılır.

Basit ruhsatlar hakkında hasılat kirasına, tam ruhsatlar hakkında intifa hakkına dair hükümler uygulanır.

3. Mülkiyetin intikali:

Madde 57 - Asıl veya çoğaltılmış nüshalar üzerindeki mülkiyet hakkının devri, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, fikrî hakların devrini ihtiva etmez.

Bir güzel sanat eseri üzerinde çoğaltma hakkını haiz olan bir kimseden kalıp ve sair çoğaltma aletlerinin zilyedliğini iktisap eden kimse, aksi kararlaştırılmamışsa, çoğaltma hakkını da iktisap etmiş sayılır.

Bir sinema eserinin çoğaltılmış nüshaları üzerinde mülkiyet iktisap eden kimse, aksi kararlaştırılmamışsa, temsil hakkını da iktisap etmiş sayılır.

VII - Cayma hakkı:

Madde 58 - Malî bir hak veya ruhsat iktisap eden kimse, kararlaştırılan süre içinde ve eğer bir süre tâyin edilmemişse icabı hale göre münasip bir zaman içinde hak ve salâhiyetlerden gereği gibi faydalanmaz ve bu yüzden eser sahibinin menfaatleri esaslı surette ihlâl edilirse eser sahibi sözleşmeden cayabilir.

Cayma hakkını kullanmak istiyen eser sahibi sözleşmedeki hakların kullanılması için noter vasıtasiyle diğer tarafa münasip bir mehil vermeye mecburdur. Hakkın kullanılması, iktisap eden kimse için imkânsız olur veya tarafından reddedilir yahut bir mehil verilmesi halinde eser sahibinin menfaatleri esaslı surette tehlikeye düşmekte ise mehil tâyinine lüzum yoktur.

Verilen mehil neticesiz geçerse veya mehil tayinine lüzum yoksa noter vasıtasiyle yapılacak ihbar ile cayma tamam olur. Cayma ihbarının tebliğinden itibaren 4 hafta geçtikten sonra caymaya karış itiraz dâvası açılamaz.

ıktisap edenin mâli hakkı kullanmamakta kusuru yoksa veya eser sahibinin kusuru daha ağır ise hakkaniyet gerektiği hallerde iktisap eden, münasip bir tazminat istiyebilir.

Cayma hakkından önceden vazgeçme caiz olmadığı gibi bu hakkın dermeyanını iki yıldan fazla bir süre için meneden takyitler de hükümsüzdür.

VIII - Hakkın eser sahibine avdeti:

Madde 59 - Eser sahibi veya mirasçıları mali bir hakkı muayyen bir gaye zımmında yahut muayyen bir süre için devretmişlerse gayenin ortadan kalkması veya sürenin geçmesiyle ilgili hak, sahibine avdet eder. Bu hüküm, başkasına devrine sözleşme ile müsaade edilmemiş olan mali bir hakkı iktisap eden kimsenin ölümü yahut iflası halinde cari değildir, meğer ki işin mahiyeti icabı hakkın kullanılması, iktisap edenin şahsına bağlı bulunsun.

Muayyen bir gaye zımmında veya muayyen bir süre için verilen ruhsatlar birinci fıkrada sayılan hallerde son bulur.

B) Vazgeçme:

Madde 60 - Eser sahibi yahut mirasçıları, kendilerine kanunen tanınan malî haklardan, önceden vâkı tasarruflarını ihlâl etmemek ÅŸartiyle, bir resmî senet tanzimi ve bu hususun Resmi Gazete’de ilânı suretiyle vazgeçebilirler.

Vazgeçme, ilân tarihinden başlıyarak koruma süresinin bitmesi halindeki hukuki neticeleri doğurur.

C) Haciz ve rehin:

I- Caiz olmıyan haller:

Madde 61 - ıcra ve ıflâs Kanununun 24 ve 30 uncu maddelerinin hükümleri mahfuz kalmak şartiyle:

1. Eser sahibinin veya mirasçılardan birinin mülkiyeti altında bulunan henüz alenileşmemiş bir eserin müsvedde veya asılları;

2. Sinema eserleri hariç olmak üzere birinci bentte zikredilen eserler üzerindeki mali haklar;

3. Eser sahibinin, mali haklara dair hukuki muamelelerden doğan paradan gayrı alacakları;

Kanuni veya akdi bir rehin hakkının, cebri icranın veya hapis hakkının konusu olamaz.

II - Caiz olan haller:

Madde 62 - Aşağıdaki hükümler dairesinde:

1. Alenileşmiş bir eserin müsveddesi veya aslı;

2. Yayımlanmış bir eserin çoğaltılmış nüshaları;

3. Eserin sahibinin korunmaya lâyık olan mânevi menfaatlerini ihlâl etmemek şartiyle alenileşmiş bir eser üzerindeki

malî hakları;

4. Eser sahibinin mali haklara dair hukuki muamelelerden doğan para alacakları;

Kanuni veya akdi bir rehin hakkının, cebri icranın yahut hapis hakkının konusunu teşkil edebilir.

Birinci fıkrada sayılan konulara dair rehin sözleşmesinin muteber olması için yazılı şekilde yapılması lâzımdır. Sözleşmede rehin olarak verilenler ayrı ayrı gösterilmelidir.

Güzel sanat eserlerine ait kalıplar ve sair çoğaltma vasıtaları, birinci fıkranın üçüncü bendinde yazılı mali haklar üzerinde cebri icra tatbikı için lüzumlu görüldüğü nispette zilyed olan kimselerden geçici olarak alınabilir.

Mimarlık eserleri hariç olmak üzere güzel sanat eserlerinin asılları ve eser sahibine yahut mirasçılarına ait musiki, ilim ve edebiyat eserlerinin müsveddeleri, birinci fıkranın üçüncü bendinde yazılı mali haklar üzerinde cebri icra tatbikı için lüzumlu görüldüğü nispette zilyed olan kimselerden geçici olarak alınabilir.

Ç) Miras:

I- Genel olarak;

Madde 63 - Bu Kanunun tanıdığı mali haklar miras yolu ile intikal eder.

Mali haklar üzerinde ölüme bağlı tasarruflar yapılması caizdir.

II - Müşterek eser sahiplerinden birinin ölümü:

Madde 64- Eseri birlikte vücuda getirenlerden biri, eserin tamamlanmasından yahut alenileşmesinden önce ölürse hissesi, diğerleri arasında taksime uğrar. Bunlar, ölenin mirasçılarına münasip bir bedel ödemekle mükelleftirler. Miktar üzerinde uzlaşamazlarsa bunu mahkeme tâyin eder.

Eseri birlikte vücuda getirenlerden biri eserin alenileşmesinden sonra ölürse diğerleri, ölenin mirasçılariyle birliği devam ettirip ettirmemekte serbesttirler.

Devama karar vermeleri halinde, sağ kalan eser sahipleri mirasçılardan birliğe karış haklarının kullanılması hususunda bir temsilci tâyinini talep edebilirler.

Devama karar verilmediği takdirde birinci fıkra hükümleri uygulanır.

III - Mirasçıların birden fazla oluşu:

Madde 65 - Eser sahibinin terekesinde bu kanunun tanıdığı mali haklar mevcut olupta Medeni Kanunun 581 inci maddesi uyarınca bir temsilci tâyin edilmişse, temsilci, bu haklar üzerinde yapacağı muameleler için mirasçıların kararını almaya mecburdur.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Hukuk ve Ceza Dâvaları

A) Hukuk dâvaları:

I - Tecavüzün ref’i dâvası:

1. Genel olarak:

Madde 66 - Mânevi ve mali hakları tecavüze uÄŸrıyan kimse tecavüz edene karış tecavüzün ref’ini dava edebilir.

Tecavüz, hizmetlerini ifa ettikleri sırada bir işletmenin temsilcisi veya müstahdemleri tarafından yapılmışsa işletme sahibi hakkında da dâva açılabilir.

Tecavüz edenin veya ikinci fıkrada yazılı kimselerin kusuru şart değildir.

Mahkeme, eser sahibinin mânevi ve mali haklarını, tecavüzün ıümulünu, kusurun olup olmadığını, varsa ağırlığını ve tecavüzün ref’i halinde tecavüz edenin düçar olması muhtemel zararları takdir ederek halin icabına göre tevavüzün ref’i için lüzumlu göreceÄŸi tedbirlerin tatbikına karar verir.

(Ek: 7/6/1995 - 4110/19 md.) Eser sahibi, ikamet ettiÄŸi yerde de tecavüzün ref’i ve men davası açabilir.

2. Mânevi haklara tecavüz halinde:

Madde 67 - Henüz âlenileÅŸmemiÅŸ bir eser, sahibinin rızası olmaksızın veya arzusuna aykırı olarak umuma arzedildiÄŸi takdirde tecavüzün ref’i davası, ancak umuma arz keyfiyetinin çoÄŸaltılmış nüshaların yayımlanması suretiyle vâkı olması halinde açılabilir. Aynı hüküm, esere, sahibinin arzusuna aykırı olarak adının, konulduÄŸu hallerde de caridir.

Eser üzerinde sahibinin adı hiç konulmamış veya yanlış konulmuş yahut konulan ad iltibasa meydan verecek mahiyette

olupta eser sahibi 15 inci maddede zikredilen tesbit davasından baÅŸka tecavüzün ref’ini talep etmiÅŸse, tecavüz eden gerek aslına, gerek tedavülde bulunan çoÄŸaltılmış nüshalar üzerine eser sahibinin adını derç etmeye mecburdur. Masrafı tecavüz edene ait olmak üzere, hükmün en fazla 3 gazetede ilânı talep edilebilir.

32, 33, 34, 35, 36, 39 ve 40 ıncı maddelerde sayılan hallerde yanlış veya kifayetsiz kaynak tasrih edilmiş veyahut hiç kaynak gösterilmemişse ikinci fıkra hükmü uygulanır.

Eser haksız olarak değiştirilmiş ise hak sahibi aşağıdaki taleplerde bulunabilir:

1. Eser sahibi, eserin değiştirilmiş şekilde çoğaltılmasının, yayım ve temsilinin, radyo ile yayımının menedilmesini ve tecavüz edenin, tedavülde bulunan çoğaltılmış nüshalardaki değişiklikleri düzeltmesini veya bunların eski haline getirilmesini talep edebilir. Değişiklik, eserin, gazete, dergi veya radyo ile ayımı sırasında yapılmışsa eser sahibi, masrafı tecavüz edene ait olmak üzere, eseri değiştirilmiş şekilde yayımlamış olan bütün gazete, dergi ve radyo idarelerinden değişikliğin ilân yolu ile düzeltilmesini talep edebilir;

2. (Değişik : 7/6/1995 - 4110/20 md.) Güzel sanat eserlerinde eser sahibi asıldaki degişikliğin kendisi tarafından yapılmadığını veya eserdeki adının kaldırılmasını yahut değiştirilmesini talep edebilir. Eski halin iadesi mümkün ise değişikliğin izalesi ammenin veya malikin menfaatlerini esaslı surette haleldar etmiyorsa eser sahibi eseri eski hale getirebilir.

3. Malî haklara tecavüz halinde:

Madde 68 - (DeÄŸiÅŸik: 7/6/1995 - 4110/21 md.)

Eser, hak sahibinin izni olmadan çevrilmiş, sözleşme dışı veya sözleşmede belirtilen sayıdan fazla basılmış, diğer bir biçimde işlenmiş ya da radyo ve televizyon ile yayınlanmış, temsil edilmişse; izni alınmamış eser sahibi, rayiç bedel itibarıyla, uğradığı zararın en çok üç katını isteyebilir.

Bir eserden izinsiz çoğaltma yolu ile yarar sağlanıyorsa ve çoğaltılan kopyaları satışa çıkarılmamışsa, eser sahibi; çoğaltılmış kopyaların, çoğaltmaya yarayan film, kalıp ve benzeri araçların imhasını veya maliyet fiyatını aşmamak üzere çoğaltılmış kopyaların ve çoğaltmaya yarayan (film, kalıp ve benzeri gereçlerin uygun bir bedel karışlığında kendisine verilmesini ya da sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir. Bu husus, izinsiz çoğaltma yoluna giden kişinin yasal sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Bir eserin izinsiz çoğaltılan kopyaları satışa çıkarılmışsa veya satış haksız bir tecavüz oluşturuyorsa, eser sahibi tecavüz

edenin elinde bulunan nüshalar hakkında ikinci fıkradayazılı ışklardan birini seçebilir.

Bedel talebinde bulunan kişi, tecavüz edene karış onunla bir sözleşme yapmış olması halinde haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilir.

IÅž - Tecavüzün men’i dâvası:

Madde 69 - Mali veya mânevi haklarında tecavüz tehlikesine mâruz kalan eser sahibi muhtemel tecavüzün önlenmesini dava edebilir. Vâkı olan tecavüzün devam veya tekrarı muhtemel görülen hallerde de aynı hüküm caridir.

66 ncı maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarının hükümleri burada da uygulanır.

IŞI - Tazminat dâvası:

Madde 70 - (Değişik birinci fıkra : 7/6/1995 - 4110/22 md.) Manevi hakları haleldar edilen kişi, uğradığı manevi zarara karışlık manevi tazminat ödenmesi için dava açabilir. Mahkeme, bu para yerine veya bunlara ek olarak başka bir manevi tazminat şekline de hükmedebilir.

Mali hakları haleldar edilen kimse, tecavüz edenin kusuru varsa haksız fiillere mütaallik hükümler dairesinde tazminat talep edebilir.

Birinci ve ikinci fıkralardaki hallerde, tecavüze uğrıyan kimse tazminattan başka temin edilen kârın kendisine verilmesini de istiyebilir. Bu halde 68 inci madde uyarınca talep edilen bedel indirilir.

B) Ceza davaları:

I- Suçlar;

1. Mânevi haklara tecavüz;

Madde 71 - (DeÄŸiÅŸik: 1/11/1983 - 2936/11 md.)

Bu Kanunun hükümlerine aykırı olarak kasten:

1. Alenileşmiş olsun veya olmasın, eser sahibi veya halefinin yazılı izni olmadan bir eseri umuma arz eden veya yayımlayan,

2. Sahip veya halefinin yazılı izni olmadan, bir esere veya çoğaltılmış nüshalarına ad koyan,

3. Başkasının eserini kendi eseri veya kendisinin eserini başkasının eseri olarak gösteren veya 15 inci maddenin ikinci fıkrası hükmüne aykırı hareket eden,

4. 32, 33, 34, 35, 36, 37, 39 ve 40 ıncı maddelerdeki hallerde kaynak göstermeyen veya yanlış yahut kifayetsiz veya aldatıcı kaynak gösteren.

(Değişik : 7/6/1995 - 4110/23 md.) Kişiler hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis ve 300 milyon liradan 600 milyon liraya kadar ağır para cezasına hükmolunur.

2. Mali haklara tecavüz:

Madde 72 - (DeÄŸiÅŸik: 1/11/1983 - 2936/12 md.)

Hak sahibinin yazılı izni olmaksızın, bu Kanuna aykırı olarak kasten:

1. Bir eseri herhangi bir ÅŸekilde iÅŸleyen,

2. Bir eseri herhangi bir şekilde çoğaltan,

3. Bir eser veya işlenmelerinin kendi tarafından çoğaltılmış nüshalarını satan veya satışa vayahut tedavüle arz eden,

4. Bir eseri veya işlenmelerini temsil veya teşhir eden yahut umumi yerlerde gösteren veya radyo yahut buna benzer vasıtalar ile yayan,

5. (Ek: 7/6/1995 - 4110/24 md.) Bir eseri veya iÅŸlenmelerini kiralayan,

6. (Ek: 7/6/1995 - 4110/24 md.) Eser sahibinin izni olmadan yapılan nüshaları ithal eden,

(Değişik: 7/6/1995 - 4110/24 md.) Kişiler hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis ve 300 milyon liradan 600 milyon liraya kadar ağır para cezasına hükmolunur.

3. Diğer suçlar:

Madde 73 - (DeÄŸiÅŸik: 1/11/1983 - 2936/13 md.)

Kasten:

1. Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak çoğaltıldığını bildiği veya bilmesi icabettiği bir eserin nüshalarını satışa çıkaran veya bunlardan umumî yerlerde temsil veya radyo ile yayım maksadı ile yahut kâr temini için diğer herhangi bir suretle faydalanan;

2. Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak satışa çıkarıldığını bildiğini veya bilmesi icap ettiği bir eserin nüshalarını başkalarına satan veya bunlardan umumî yerlerde temsil veya radyo ile yayım maksadıyla veya kâr temini için herhangi bir surette faydalanan;

3. Mevcut olmadığını veya üzerinde tasarruf salâhiyeti bulunmadığını, bildiği veya bilmesi icabettiği mali hakkı veya ruhsatı başkasına devreden veya veren yahut rehin eden veyahut herhangi bir tasarrufun konusunu yapan;

4. Kendisine sözleşme veya Kanunla müsaade edilen miktardan fazla nüsha çoğaltan veya çoğalttıran;

5. (Ek: 7/6/1995 - 4110/25 md.) Bu Kanun hükümlerine aykırı olarak çoğaltıldığını bildiği veya bilmesi icap ettiği bir eserin nüshalarını ticarî amaçla elinde bulunduran.

6. (Ek: 7/6/1995 - 4110/25 md.) Yegane amacı bir bilgisayar programını korumak için uygulanan bir teknik aygıtın geçersiz kılınmasına veya izinsiz ortadan kaldırılmasına yarayan herhangi bir teknik aracı ticarî amaç için elinde bulunduran veya dağıtan,

(Değişik : 7/6/1995 - 4110/25 md.) Kişiler hakkında üç aydan üç yıla kadar hapis ve 300 milyon liradan 600 milyon liraya kadar ağır para cezasına hükmolunur.

IÅž - Fail:

Madde 74 - 71, 72 ve 73 üncü maddelerde sayılan suçlar, hizmetlerini ifa ettikleri sırada bir işletmenin temsilcisi veya müstahdemleri tarafından işlenmiş ise, suçun işlenmesine mâni olmıyan işletme sahibi veya müdürü yahut herhangi bir nam ve sıfatla olursa olsun işletmeyi fiilen idare eden kimse de fail gibi cezalandırılır. Cezayi mücip fiil işletme sahibi veya müdürü yahut işletmeyi fiilen idare eden kimse tarafından emredilmiş ise bunlar fail gibi; temsilci veya müstahdem ise, yardımcı gibi cezalandırılır.

Temsil edilmesinin kanuna aykırılığını bildiği bir eserin umuma gösterilmesi için karışlıklı veya karışlıksız olarak bir mahalli tahsis eden veya böyle bir eserin temsilinde vazife veya rol olan kimse, yardımcı olarak cezalandırılır.

Bir tüzelkişinin işleri çevrilirken 71, 72 ve 73 üncü maddelerde sayılan suçlardan biri işlenirse, masraf ve para cezasından tüzelkişi diğer suçlularla birlikte müteselsilen mesuldür.

Ceza Kanununun 64, 65, 66 ve 67 nci maddelerinin hükümleri mahfuzdur.

IÅžI- KovuÅŸturma:

Madde 75- 71, 72 ve 73 üncü maddelerde sayılan suçlardan dolayı kovuşturma ıikâyete bağlıdır.

(Değişik: 1/11/1983 - 2936/14 md.) Tecavüze maruz kalan kimseden başka ıikâyete salâhiyetli olanlar ıunlardır:

1. 71 inci maddenin dört numaralı bendinde belirtilen hallerde 35 inci maddde gereğince kaynak gösterme mükellefiyetine aykırı fiiller söz konusu ise, Milli Eğitim ve Kültür ve Turizm Bakanlıkları veya tecavüz eden yahut tecavüze maruz kalan kimsenin mensup olduğu meslek birliği,

2. 71 inci maddenin dört numaralı bendinde belirtilen hallerde 36 ncı madde gereğince kaynak gösterme mükellefiyetine aykırı fiiller söz konusu ise, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Basın - Yayın Genel Müdürlüğü ve Türk basınını temsil eden kurumlar.

Ceza davasının, fiilin icrasından itibaren bir yıl içinde açılması gerekir.

Bu Kanunun ıümulüne giren suçlara mütaallik işler Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 423 üncü maddesine giren

acele iÅŸlerdendir.

C) Çeşitli hükümler:

I- Görev:

Madde 76 - Bu Kanunun tanzim ettiği hukuki münasebetlerden doğan dâvalarda, dâva olunan şeyin miktarına ve kanunda gösterilen cezanın derecesine bakılmaksızın görevli merci asliye mahkemesidir.

ÅŸahsi dâva açılmışsa Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 358 inci maddesi uygulanır. Ceza dâvasiyle birlikte ÅŸahsi hak da talep edilmiÅŸse beraet halinde, bu cihetlerin halli için evrak hukuk mahkemesine re’sen havale olunur.

IŞ- ıhtiyati tedbirler:

Madde 77 - Esaslı bir zararın veya âni bir tehlikenin yahut emrivâkilerin önlenmesi için yahut diğer her hangi bir sebepten dolayı zaruri ve bu hususta ileri sürülen iddialar da kuvvetle muhtemel görülürse, mahkeme, bu kanunla tanınmış olan hakları ihlâl veya tehdide mâruz kalan kimsenin talebi üzerine, dâvanın açılmasından önce veya sonra diğer tarafa bir işin yapılmasını veya yapılmamasını emredebileceği gibi bir eserin çoğaltılmış nüshalarının veya hasren onu imale yarıyan kalıp ve buna benzer sair çoğaltma vasıtalarının ihtiyati tedbir yolu ile geçici olarak zaptına karar verebilir. Kararda emre muhalefetin ıcra ve ıflâs Kanununun 343 üncü maddesindeki cezai neticeleri doğuracağı tasrih edilir.

IŞI- Hükmün ilânı:

Madde 78 - 67 nci maddenin ikinci fıkrasında yazılı halden maada, haklı olan taraf, muhik bir sebep veya menfaati varsa, masrafı diğer tarafa ait olmak üzere, kesinleşmiş olan kararın gazete veya buna benzer vasıtalarla tamamen veya hulâsa olarak ilân edilmesini talep etmek hakkını haizdir.

ılânın şekil ve muhtevası kararda tesbit edilir.

ılân hakkı, hükmün kesinleşmesinden itibaren üç ay içinde kullanılmazsa düşer.

IV- Zabıt, müsadere ve imha:

Madde 79 - Bu Kanun hükümlerine göre imali veya yayımı cezayi mucip olan çoğaltılmış nüshalarla bunları çoğaltmaya yarıyan kalıp ve buna benzer vasıtaların zabıt, müsadere ve imhasında Ceza Kanununun 36 ncı maddesi hükümleriyle Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 392, 393 ve 394 üncü maddeleri uygulanır.

ALTINCI BÖLÜM

Çeşitli Hükümler

A) Komıu Haklar ve Tecavüzün Önlenmesi: (1)

I- Eser sahibinin haklarına komıu haklar;

Madde 80 - (DeÄŸiÅŸik : 7/6/1995 - 4110/26 md.)

Eser sahibinin maddî-manevî haklarına halel getirmemek şartıyla, fikir ve sanat eserlerini özgün bir biçimde icra eden, yorumlayan, icracı sanatçılarla bir icrayı ya da sesleri ilk defa tespit eden ses taşıyıcısı yapımcıları ve radyo-televizyon kuruluşlarının, eser sahibinin haklarına komıu hakları vardır.

Bir icracı sanatçının icrasını tespit etme, bu tespiti çoğaltma, kiralama, icranın telli-telsiz her türlü araçla yayınlanması ya da temsili suretiyle faydalanma hakkı münhasıran icracı sanatçıya aittir ve icracı sanatçının yazılı izni gereklidir. ıcracı sanatçılar bu haklarını uygun bir bedel karışlığında sözleşmeyle yapımcıya devredebilirler.

Temsil, bir orkestra, koro veya tiyatro grubu tarafından icra edilirse, yalnız şefin izni yeterlidir.

Sanatkâr veya grup; okuma, icra veya temsil için bir müteşebbis tarafından tutulmuş ise, müteşebbisin de izninin alınması gereklidir.

Bir kaydın doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak çoğaltılması, kiralanması, telli-telsiz her türlü araçla yayınlanması ya da kamuya açık yerlerde temsili suretiyle o kayıttan faydalanma hakkı münhasıran yapımcıya aittir ve yapımcının yazılı izni gereklidir.

Radyo-televizyon kuruluşlarının yazılı izni olmaksızın, hiçbir kişi veya kuruluş, yapılan yayınların bütününü veya bir kısmını çoğaltamaz, telli-telsiz her türlü araçla tekrar yayınlayamaz, girişi ücrete tabi yerlerde gösteremez.

Aşağıda belirtilen hallerde komıu hak sahibinin yazılı izni gerekli değildir.

1. Fikir ve sanat eserlerinin kamu düzeni, eğitim-öğretim, bilimsel araştırma veya röportaj amacıyla ve kazanç amacı güdülmeksizin icra edilmesi ve kamuya arzı,

2. Fikir ve sanat eserleriyle radyo-televizyon programlarının yayınlanma ve kâr amacı güdülmeksizin şahsen kullanmaya mahsus çoğaltılması,

3. Radyo-televizyon kuruluşlarının kendi olanaklarıyla kendi yayınları için yaptıkları geçici tespitler,

4. Bu Kanunun 30 uncu, 32 nci, 34 üncü, 35, inci, 43 üncü, 46 ncı ve 47 nci maddelerinde belirtilen haller.

Ancak bu uygulama, hak sahibinin meşru menfaatlerine haklı bir sebep olmadan zarar veremez ya da eserden normal yararlanmaya aykırı olamaz.

Sanatçılar, koro ve orkestralarda şef ve solistler, tiyatro gruplarında şeflik eden veya başrol alan aktörler işaret, resim ve ses nakline yarayan vasıtalarda adlarının belirtilmesini isteyebilirler.

Komıu hak sahipleri de eser sahipleri gibi, tecavüzün ref’i, tecavüzün men’i ve tazminat davası haklarından faydalanabilirler.

Bu maddede belirtilen yazılı izni almadan bir komıu hak sahibinin haklarına tecavüz edenler hakkında üç aydan bir yıla kadar hapis, 300 milyon liradan 600 milyon liraya kadar ağır para cezasına hükmolunur.

IŞ- Fikri haklara tecavüzün önlenmesi: (2)

Madde 81 - (DeÄŸiÅŸik: 7/6/1995 - 4110/27 md.)

Bir eserin çoğaltılabilmesi için basımevi, yapımevi veya dolum tesisine, eser sahibi veya hak sahibi olunduğunun noter tasdikli ve 52 nci maddeye uygun sözleşme veya yetki belgesi ile kanıtl

Hukuki Bilgiler(Bilişim Suçları)

Salı, 06 Kasım 2007

HUKUKi BiLGiLER(Bilişim Suçları)

Yeni Türk Ceza Kanunumuzda Bilişim Suçları şöyle düzenlenmiştir..

Bilişim Alanında Suçlar

BiliÅŸim sistemine girme

MADDE 243. - (1) Bir bilişim sisteminin bütününe veya bir kısmına, hukuka aykırı olarak giren ve orada kalmaya devam eden kimseye bir yıla kadar hapis veya adli para cezası verilir.

(2) Yukarıdaki fıkrada tanımlanan fiillerin bedeli karşılığı yararlanılabilen sistemler hakkında işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranına kadar indirilir.

(3) Bu fiil nedeniyle sistemin içerdiği veriler yok olur veya değişirse, altı aydan iki yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

Sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya deÄŸiÅŸtirme

MADDE 244. - (1) Bir bilişim sisteminin işleyişini engelleyen veya bozan kişi, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Bir bilişim sistemindeki verileri bozan, yok eden, değiştiren veya erişilmez kılan, sisteme veri yerleştiren, var olan verileri başka bir yere gönderen kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(3) Bu fiillerin bir banka veya kredi kurumuna ya da bir kamu kurum veya kuruluşuna ait bilişim sistemi üzerinde işlenmesi halinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

(4) Yukarıdaki fıkralarda tanımlanan fiillerin işlenmesi suretiyle kişinin kendisinin veya başkasının yararına haksız bir çıkar sağlamasının başka bir suç oluşturmaması halinde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.

Banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması

MADDE 245. - (1) Başkasına ait bir banka veya kredi kartını, her ne suretle olursa olsun ele geçiren veya elinde bulunduran kimse, kart sahibinin veya kartın kendisine verilmesi gereken kişinin rızası olmaksızın bunu kullanarak veya kullandırtarak kendisine veya başkasına yarar sağlarsa, üç yıldan altı yıla kadar hapis cezası ve adli para cezası ile cezalandırılır.

(2) Sahte oluşturulan veya üzerinde sahtecilik yapılan bir banka veya kredi kartını kullanmak suretiyle kendisine veya başkasına yarar sağlayan kişi, fiil daha ağır cezayı gerektiren başka bir suç oluşturmadığı takdirde, dört yıldan yedi yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması

MADDE 246. - (1) Bu bölümde yer alan suçların işlenmesi suretiyle yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

5101 Sayılı Korsanlıkla Mücadele Yasası’nın Yayın Sektörüne Etkileri

Salı, 06 Kasım 2007

5101 Sayılı Korsanlıkla Mücadele Yasası’nın Yayın Sektörüne Etkileri

I. GİRİŞ

Son zamanlarda ülkemizde korsanlık bir virüs gibi yayılmış, korsan kitap, kaset ve CD gibi ürünlerin satışı, orijinal ürünlerin satışını geçmiştir. Hal böyle olunca yayın, müzik ve sinema sektörü mali krize girmiş, bu sektörlerde yeni yatırım yapma imkanı kısıtlanmıştır. Bu durum ülkemizde özgün kitap, müzik ya da sinema eseri meydana getirilmesini olumsuz yönde etkilemektedir.

Hemen belirtelim ki, yeni yasa esas itibariyle AB ve Amerika gibi dışarıdan gelen etkilerle çıkarıldı. Diğer bir deyişle, ülkemizde yayın, müzik ve sinema gibi sektörleri doğrudan ilgilendiren bir yasanın çıkarılmasında kendimize has hukuk politikaları belirlemek yerine, dışarıdan zorlamalarla ve birtakım tercümelerle meydana getirilen bir yasa ile karşı karşıyayız. Bu tespit, 1995 ve 2001 tarihlerinde 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda (FSEK) yapılan değişiklikler bakımından da geçerlidir.

Bugün fikri mülkiyet mevzuatımız ÅŸekillendirilirken uluslararası metinlerin dikkate alınması tabii ki gereklidir. Ülkemiz, köye dönüşen dünyanın bir parçası olduÄŸundan, artık hiçbir uluslararası dengeyi gözetmeden bir yasanın ÅŸekillendirilmesi akıl karı deÄŸildir. Ancak bu yapılırken, ülkemizin sosyo-kültürel ve ekonomik ÅŸartları dikkate alınarak önce birtakım hukuk politikaları belirlenmeli, daha sonra bu politikalar doÄŸrultusunda düzenlemeye gidilmelidir. Söz konusu politikalar belirlenirken, hak sahiplerinin bireysel çıkarları ile toplumun genel menfaatinin azami düzeyde dengelenmesine özen gösterilmelidir. Aksi taktirde sadece uluslararası sözleÅŸmeleri ve AB’nin hukuki metinlerini tercümeden öte gitmeyen düzenlemeler, yarar yerine zarar getirebilir.

Bir yandan Ülkemizdeki korsanlığın dayanılmaz boyutlara ulaÅŸması, diÄŸer yandan AB’nin zorlamalarıyla hükümet ve Meclis harekete geçerek, korsanlıkla mücadelede yeni bir irade ortaya konulmuÅŸtur. Bu baÄŸlamda KORSANLIKLA MÜCADELE YASASI olarak da bilinen, 12.03.2004 tarihinde yürürlüğe giren ve baÅŸta FSEK olmak üzere, bazı yasalarda deÄŸiÅŸiklik yapan 5101 sayılı Kanun kabul edilmiÅŸtir. Bu yasa yayıncı, dağıtımcı, müzik, sinema, radyo-TV kuruluÅŸları, otel ve eÄŸlence gibi umuma açık yerleri ilgilendiren hükümler taşımaktadır.

İlgili çevrelerin, yeni düzenlemeden beklentisi büyüktür. O kadar ki, ünlü sanatçılar ellerinde hazır bulunan kasetlerinin piyasaya sürümünü bu yasanın yürürlüğe girmesinden sonraya ertelemişlerdir. Yasanın yürürlüğe girmesiyle birlikte korsanlığın sona ereceği beklentisi, bugün itibariyle büyük ölçüde karşılanmıştır. Ancak bu durumun geçici olabileceği akıldan çıkarılmamalıdır. Sürekliliğin sağlanabilmesi için, mücadelenin de sürekli ve kurumsal düzlemde yapılması gerekir. Bu mücadelenin başarıya ulaşmasında devletin de menfaati bulunmaktadır. Zira korsanlıktan elde edilen gelirler kayıt içine alınarak, devletin her yıl trilyonlarca liralık zararı giderilmiş olacaktır.

Yeni düzenlemenin üç temel amacı bulunmaktadır: i) Korsanlıkla mücadele, ii) AB mevzuatıyla uyum, iii) Hak sahiplerini temsil eden meslek birlikleri ile eserleri kullanıcı konumundaki Radyo-TV kuruluÅŸları arasındaki telif barışının saÄŸlanması. İlk iki amaç birbiriyle örtüşmektedir. Zira AB’nin konuya iliÅŸkin ülkemizden beklentisi zaten korsanlıkla mücadele ve veri tabanlarının korunmasıyla sınırlıdır. Yeni düzenleme ile her iki konuda da gerekli deÄŸiÅŸiklik yapılmıştır. Bu çalışmada esas itibariyle yeni yasanın, yayın sektörünü (yayıncılar ve dağıtımcılar) ilgilendiren hükümleri özet ÅŸeklinde ele alınacaktır

Avukatlık Unvanı Sınavla Verilecek

Salı, 06 Kasım 2007

HUKUK fakültesi mezunlarının avukatlık yapabilmeleri için Avukatlık Yasası’nda yapılan deÄŸiÅŸiklikle getirilen ve avukatlık unvanı almak için girilecek sınav, 23 Aralık 2006 Cumartesi günü Ankara’da yapılacak. Türkiye Barolar BirliÄŸi’nden (TBB) yapılan açıklamada, ÖSYM ile imzaladıkları protokolle hukuk fakültesini bitirip avukatlık stajını tamamlayan kiÅŸilerin avukatlık unvanını almaları için 23 Aralık’ta yapılacak sınava girmek zorunda oldukları belirtildi. Organizasyonu ve uygulaması ÖSYM tarafından gerçekleÅŸtirilecek sınav, "Hukuk İlkeleri ile Yürürlükteki Kurallarını Uygulayabilme" bölümü ile "Avukatlık Hukuku ve Meslek Kuralları" ile ilgili bir testten oluÅŸacak. BaÅŸvurularını en geç 10 Kasım 2006 tarihine kadar bulundukları illerin barolarına yapmaları gereken adayların, avukatlık sınavından baÅŸarılı olabilmeleri için 100 üzerinden 70 puan almaları gerekiyor.


Destekliyoruz arkadaþ - arkadas - partner - partner - arkadaþ - yemek tarifi - powermta - powermta administrator - wordpress - wordpress tema - seo - backlink - video izle - jinekolog - kadýn dogum doktoru - kadýn doðum uzmaný -