Yeni Medya Ne Demek?
Salı, 06 Kasım 2007Yeni Medya Ne Demek?
Yeni Medya, ev ve iş kullanıcıları tarafından Çok Yönlü Dijital Kanallar üzerinden etkileşimli olarak tüketilebilecek hizmet ve ürünlerin yaratılması ve bunların etkin bir şekilde pazarlanması için Bilgisayar Teknolojisi, Telekomünikasyon ve İçeriğin, yaratıcı bir şekilde birleştirilmesidir..
Sadece birkaç yıl önce interaktif tek bir kanalı; Internet’i ve buna eriÅŸen tek bir PC kullanıcısı hedefleyen Yeni Medya, bugün artık hedef kitleyi birden fazla temas noktasından, Bilgisayar, Cep Telefonu, PDA ve Interaktif TV’den vurmakla görevlendirilmiÅŸ durumdadır. Çok Yönlü Dijital Kanallar bunların hepsidir. Yakın gelecek kuÅŸkusuz daha çok iletiÅŸim kanalını önümüze serecektir.
Yeni Medyaların Özellikleri
iletiÅŸim teknolojilerinin geliÅŸmesi ile birlikte gündelik hayatımıza giren yeni medyaların üç temel özelliÄŸine dikkat çekilir. EtkileÅŸim, kitlesizleÅŸtirme ve eÅŸzamansız olabilme olarak tanımlanan bu özellikler, tek tek baÅŸka iletiÅŸim araçlarında da bulunmakla birlikte, yeni medyalarda hep birlikte gözlemlenirler. Bu üç özelliÄŸi de taşıyor olmak yeni medyaları, diÄŸer geleneksel iletiÅŸim biçimlerinin birbirine dönüştüğü ve aralarındaki farkların ortadan kalktığı platformlar haline getirmiÅŸtir. Yakınsama ya da yöndeÅŸme olarak tanımlanan bu sürecin tipik örneklerinden birisi sayısal televizyon yayıncılığı, hem geleneksel radyo ve televizyon yayınlarını, hem ödemeli yayınları, hem de elektronik posta, bilgi bankacılığı hizmetleri, elektronik bankacılık iÅŸlemleri ve uzaktan alışveriÅŸ olanağını tek bir altyapı üzerinden sunmaktadır. Teknolojik geliÅŸmenin yarattığı tüm bu deÄŸiÅŸimler, yeniden yapılanma sürecinin bir yanını oluÅŸtursa da, diÄŸer yanda ekonomik sistemin iÅŸleyiÅŸi vardır. “Yeniden Yapılanmanın Kökenleri” baÅŸlığı altında, bu diÄŸer yan ortaya koyulmaktadır.
Kapitalist sistem, sermaye birikiminin sürekli olarak geniÅŸlemesi amacını taşır. Bu amaç, toplumun tüm kurumsal yapılarına egemendir ve o*nları ÅŸekillendirir. Kapitalist sistemde istikrara, sermaye birikiminin düzeni ile o*nun toplumsal kurumları arasında uyum saÄŸlandığında ulaşılır. Ancak bu uyum süreklilik arzetmez. Aşırı üretim ya da sermaye birikiminin yavaÅŸlaması koÅŸullarında, sistem bunalıma girer ve kriz baÅŸgösterir.Krizin çözümü, sermaye birikiminin deÄŸiÅŸen koÅŸulları ve gerekliliklerine uygun olarak toplumsal kurumların yeniden yapılandırılmasıdır. Geray, tüketim, üretim, taşımacılık, dağıtım gibi alanlarda ortaya çıkan krizlerin tamamını, Beniger’in “kapitalizmin kontrol krizleri” kavramı çerçevesinde ele almakta ve kontrol krizlerinin aşılamayan boyutunun sistemin deÄŸiÅŸim deÄŸerini temel alması olduÄŸunu belirtmektedir. Kapitalizmin kontrol krizleri, üretim, dağıtım, talep ve tüketimin kontrol altına alınması için sürekli yeni mekanizmaların yaratılmasını beraberinde getirmiÅŸtir. İletiÅŸim altyapıları da, üretim ve dağıtım denli, talep ve tüketimin kontrolü ile iliÅŸkilidir. Bunun en açık örneÄŸi, talep ve tüketimi kontrol altına alma çabasının ürünü olan ve bu doÄŸrultuda sürekli bir geliÅŸim gösteren reklam olgusunun, kitle iletiÅŸimi alanındaki yeniliklerle paralel ilerleyiÅŸidir.
Kapitalist sistemin temel amacı sermaye birikimini en çoklaştırmak olarak tanımlandığı ve sermaye birikiminin tüm toplumsal yapı ve kurumlara egemen olduğu önermesi, devletin rolünün de, sermaye birikimi sürecini sürdürme ve yeniden üretmenin gereklilikleri temelinde kavranmasını getirir. Bu kavrayışta, devletin rolü özünde bütün farklı gelişme aşamalarında aynıdır: sermaye birikimine dayalı sistemin yeniden üretilmesi. Devlet her aşamada egemen birikim düzeninin gerekliliklerini yansıtan politikalar izleyerek sınıf egemenliğinin yeniden üretilmesine nesnel olarak hizmet eder. Devlet ile egemen sınıflar arasındaki ilişki egemen birikim düzeni ve bunun gereklilikleri aracılığı ile kurulan nesnel bir ilişkidir. Bu gereklilikler iktidarda hangi hükümet olursa olsun yerine getirilir. Ekonomik politika ya da rejim değişikliklerinde ise temel olan sermaye birikiminin yeni gerekliliklerine uyum sağlanması, yeni birikim düzenini gerçekleştirmeye dönük politikaların devreye girmesidir. Yeniden yapılandırmalar öncesinde egemen olan Refah Devleti anlayışı da bu çerçevede ele alınabilir. Esas olarak talebin ve tüketimin güçlendirilmesi politikalarının izlenmesine dayanan refah devletinde, ücretlerin yüksekliği ile üretim ve kitlesel tüketimin eklemlenmesi sağlanmıştır. Sağlık, eğitim, sosyal güvenlik gibi hizmetler devlet tarafından üstlenilmiş ve devletin ekonomiye müdahalesi süreci başlamıştır. Devletin ekonomik alana müdahalesi, dolaylı olarak üretim sürecinin koruyuculuğunu yapmak, alt yapı yatırımlarını oluşturmak, gümrük politikaları aracılığı ile dış ticareti düzenlemek, idari mekanizmanın yönetimi ve işlemesi için zorunlu harcamalarda bulunmak, ekonomik yeniden üretimin gereksindiği becerili işgücünü sağlamak ve benzeri yollarla gerçekleşmiştir. Doğrudan müdahale ise devlet işletmeciliği şeklinde biçimlenmiştir. Bir başka deyişle, iletişim alanında da karşımıza çıkan devlet işletmeciliği modeline, kapitalist gelişmenin belirli bir aşamasında gereksinme duyulmuştur, bu anlamıyla devlet işletmeciliği bir sonuçtur. Ancak savaş sonrası dönemde ekonomik genişlemeyi mümkün kılan bu politikalardan ziyade askeri-endüstriyel ittifaktır. Savunma endüstrisi yatırımları dolaylı veya doğrudan, tüm endüstri alanlarının, özellikle de elektronik endüstrisinin üretim yapabilmesini ve gelişmesini sağlamıştır.
Yeni Medya Geleceğimizi Nasıl Şekillendiriyor?
***1970′li yılların başında keÅŸfedilen mikroçip, milyonlarca transistörü parmak ucu kadar bir bünyede biraraya getiriyordu. Malzeme Bilimi ve ElektroniÄŸin bu baÅŸarısı, bilgi çağının baÅŸlangıç taÅŸlarından birini oluÅŸturdu. Mikroçip, baÅŸdöndüren bir deÄŸiÅŸimin ilk ayağı oldu ve 20 yıl içinde bir tsunami oluÅŸturdu. Bu Tsunaminin adı, internet. Ya da bilgi çağının son dev dalgası. Dünyaya kılcal damarlarını hızla ileten dev bir aÄŸ.
***İnternet sadece yaşam biçimimizi değiştirmekle kalmayacak, aynı zamanda birbirimizle olan iletişim biçimini de değiştirecek.
YENİ BİR MEDYA OLARAK İNTERNET
***Görsel yayıncılığın basılı yayıncılıktan önemli bir pay aldığı günümüzde, internet, yayıncılığın yeni şekli olarak karşımıza çıkıyor ve kısa zamanda diğer yayıncılık biçimleri arasında iyi bir konuma geleceğinin işaretlerini veriyor.
***Bu konuda yapılan araÅŸtırmalar ve tahminler, online yayıncılık sektörünün 2005 yılına kadar olan zaman diliminde yerel TVÃlere, gazetelere ve sarı sayfalara karşı önemli ölçüde pazar kazanacağını göstermekte.
***Myers MediaenomicsÃe göre 2005 yılına kadar geleneksel yayıncılık sektöründe dünya çapında %2.8′lik bir gerileme bekleniyor. Bu düşüş doÄŸrudan İnternetÃin otomotif, emlak ve reklamcılık sektörlerinde kazandığı baÅŸarımlara baÄŸlanmakta.
Peki yeni medyada YENİ olan ne?
Birebir İletişim: Bir web sayfasına giren Müşteri ile birebir ilişki kurulabilmesi ve müşteriden anında geri besleme alabilmesi.
Ölçülebilir: Milyonlarca bilgisayarlık altyapısı ile internet, diğer medyaların arasında en fazla ölçülebilir olanıdır. Site sahibi, web raporlarından, günde kaç kişinin siteyi ziyaret ettiğini, hangi sayfaların gezildiğini, aynı müşterinin kaç kere geri geldiğini düzenli öğrenebilir, sitede oluşturduğu aktiviteler ve atraktiviteler vasıtası ile müşterinin ayrıntılı bilgisini bırakmasını sağlayabilir. Toplanan müşteri bilgilerine herhangi bir hammadde maliyeti ve uğraşı olmaksızın tek bir tuşla aynı anda binlerce postalamayı yapabilir.
İnternet çağında müşteri kayıt bilgilerine ulaÅŸmak, ÅŸirketlerin baÅŸlıca hedefi: CBSÃin bir ÅŸirketi olan iwon.com trafik çekmek için milyonlarca dolar dağıtıyor. Siteye giren ve üyelik bilgileri bırakan herkesin katılabileceÄŸi çekiliÅŸlerde her gün 10.000.-USD, her ay 1 milyon dolar ve yılda 10 milyon dolar dağıtılıyor.
Güncellenebilir: İnternet medyası, en kolay ve masrafsız güncellenebilen ve bu özelliği dolayısı ile de canlı bir medyadır. Farkettiğiniz bir imla hatasını anında düzeltebilirsiniz, bunun için tonlarca kağıdı çöpe atmanıza gerek yoktur. Canlı medyadır, çünkü web sitenizi dilediğiniz anda dilediğiniz şekilde yenileyebilir, hatta içeriğini ve grafiklerini otomatiğe bile bağlayabilirsiniz. Bir veri tabanı ile ilişkilendirebilir, ve bu veri tabanındaki değişiklikleri anında sayfalara yansıtabilirsiniz.
24 saat açık: Web sitenizi barındıran sunucu çalışır konumda olduÄŸu sürece webÃdeki dükkanınız açıktır. Ziyaretçiler gece-gündüz her zaman sitenize gelebilir, hatta alışveriÅŸ edebilirler.
Ekonomik: Yeni medya ucuzdur, kağıt, film, cd gibi bir hammaddesi yoktur. Yapılan hatalar neticesinde ağır hammadde kayıplarına uğrama riski bulunmaz, hatalar masrafsız düzeltilir. Tasarımcı hammadde giderleri ve finansman hesaplarına boğulmadan kendini sanatsal yöne verebilir.
İmaj: Web siteleri firmaların imajlarına ve kurumsal kimliklerine katkıda bulunurlar. Artık dinamik web sitesi olmayan kurumlar, "büyüklük" kavramı içerisine girmezler. Eskiden faksı olmayan firmaya hangi göz ile bakılıyorsa, şimdi dinamik web sayfası olmayan firmaya aynı gözle bakılır oldu.
Erişim Kolaylığı: Ziyaretçiler tanımak istedikleri firma ve ürünle ilgili web sitesine girerek, kimseyi rahatsız etmeden kendileri de rahatsız olmadan istedikleri bilgiyi toplama imkanına sahiptirler. Site sayfalarında ve sanal market reyonlarında gezen müşteriler, adeta şirketi ziyaret etmişcesine kurum kimliği ile aşina olurlar, firma hakkında gerekli intibayı edinirler, firmanın pazardaki konumu, hedefleri ve yaklaşımı hakkında fikir sahibi olurlar.
YAKIN GELECEK
***Yakın geleceğimizi şekillendiren internet, önümüzdeki yıllarda nasıl bir gelişme gösterecek?
Daha Basit İnternet teknolojisi hızla yaygınlaşmasına rağmen yine de sokaktaki adam için oldukça karmaşıktır. Bugün internete bağlanmak için bir PC, birkaç program ve en önemlisi bunların nasıl kullanılacağına dair iyi bir eğitim gerekmektedir. Halbuki internet teknolojisinin bir TV kullanmak kadar basit olması hedeflenmektedir. Bu basitleştirme yolunda adımlar atılmakta ve bu şekilde internetin herkes tarafından bir tv, buzdolabı, çamaşır makinesi kolaylığında kullanılmasına çalışılmaktadır.
Daha Fazla
***Dünya üzerinde şu andaki rakamlara göre 200 milyon internet abonesi ve 2 milyon site bulunmaktadır. Bu rakam ev pazarının gelişimi doğrultusunda hızla artmakta, teknoloji basitleşip ucuzladıkça da patlama noktasına ulaşması beklenmektedir.
Daha Kaliteli
***İnternet teknolojisinin geliÅŸimi devletleri ve kurumları bu teknolojiye dev yatırımlar yapmasını getirmiÅŸtir. Bu olgu, teknolojiyi üreten ÅŸirketleri cesaretlendirmekte, her geçen zaman devreye veri aktarımını gerçekleÅŸtiren kapasiteli hatlar (daha geniÅŸ bant geniÅŸliÄŸi) girmektedir. Bu da internet baÄŸlantısındaki hız darboÄŸazlarının ortadan kalkmasına yardım etmekte, aboneler gün geçtikçe webÃin sayfaları karşısında uzun süre bekleme kten kurtulmaktadırlar.
Daha Ucuz
***Artan veri aktarım kapasiteleri ve kazanılan yaygınlık, bu teknolojinin aynı zamanda ucuzlamasını da getirmektedir. örneÄŸin ülkemizde aylık 50.-USDÃların üzerinde baÅŸlayan abonelik fiyatları, ÅŸu anda 20.-USDÃın altına inmiÅŸtir, yeni devreye girecek ttnet aboneliÄŸi sistemi ise bu fiyatları hem muhtemelen 10.-USDÃın altına çekecek hem de yüksek hız kapasitesi ile baÄŸlantı darboÄŸazlarını rahatlatacaktır.
***Bunun yanında internete baÄŸlantı araçlarında da ucuzlama gerçekleÅŸmektedir. PCÃler giderek ucuzlamakta, browserÃlar ve gerekli plug-inÃler ücretsiz verilmektedir. Bir adım ötesi bu teknolojinin tüketici seviyesine indirilmesidir. İnternet teknolojisi ÅŸu anda palmtoplara kadar indirilmekte ve yakın bir gelecekte çamaşır makinesinin bile internete baÄŸlanabilmesi gündeme gelebilmektedir.
***TCP/IP standartını geliÅŸtiren Vint Cerf, ÅŸunları söylemektedir: ìYakın gelecekte insanlar ağı farkında olmadan kullanıyor olacaklar. Arabaları ya da elektrikli ev aletleri internetÃte sörf yapacaklar ve onlar bunun farkında bile olmayacaklarî
***Bilgisayar teknolojisinin 2000 yılı hedefi, bir internet PCÃnin fiyatını 200 USDÃa çekmektir. Tatung firmasının bu yönde bir çalışması açıklanmıştır.
Daha Görsel
***Veri aktarım hızlarının artması ve tasarım araçlarının webÃe göre giderek daha optimize edilebilir hal alması web tasarımcılarına daha görsel içerik sunma avantajını saÄŸlamış, duraÄŸan ve statik web sayfaları üç boyutlu animasyonlar, sesler ve etkileÅŸim öğelerinin eklenmesi ile ziyaretçilerin bir türlü ayrılamadıkları ilgi odakları haline dönüşmüştür.
***Aslında bugünkü birlikteliğimizin ana konusunu da bu görsellik oluşturmaktadır. Macromedia araçları web tasarımı ve görsellik konusunda dünya standartlarını oluşturmuştur.
***Bu konudaki geliÅŸmelere iyi bir örnek, Flash PlayerÃdır. Web tasarım araçlarının önde gelen üreticilerinden Macromedia WebÃte kendi araçları ile üretilen görsel tasarımların görüntülenebilmesi için sitesinde Flash Player plug-inÃinin ücretsiz sunmaktadır. İlkbahar 99 Rakamları: Flash Player son üç ayda 44 milyon kiÅŸi tarafından Macromedia sitesinden indirilmiÅŸtir. Bu rakamın 17 milyonu son bir ayı yansıtmaktadır. Bu da ziyaretçilerin görsel içeriÄŸe ilgi duyduklarını ve bu talebin giderek arttığını ortaya koymaktadır.
NE DEĞİŞİYOR?
Yeni bir İletişim Biçimi
***Yeni bir iletişim biçimi olarak sanal uygulamalar, neleri değiştirecek? Konuşmanın başında belirttiğimiz gibi, sadece yaşamımız değişmiyor, birbirimizle olan iletişim biçimimiz değişiyor. Değişen iletişim biçimi, interneti karşımıza yeni bir pazarlama iletişim aracı olarak çıkarıyor.
***Artık alışveriÅŸi webÃte yapabiliyoruz, belki yakında büyük ölçüde webÃte yapacağız. Dostluk ve arkadaÅŸlık toplantılarının bir kısmının yerini sanal sohbet odaları, online haberleÅŸme gurupları ve forumlar aldı. Kurum kimliÄŸimizi seçerken logo renklerimizin webÃe uygun olmasına dikkat etmeliyiz. Åžirketimizde gerçekleÅŸtirdiÄŸimiz eÄŸitim faaliyetlerini webÃe aktardığımızda ne kadar tasarrruf edebileceÄŸimiz bazılarımızın kafasını kurcalamaya baÅŸladı. Sanayi çağının kavramları bilgi çağı ile deÄŸiÅŸmiÅŸti, ÅŸimdi bilgi çağının ileri aÅŸaması olan internet bu kavramları bir daha sorguluyor.
Küçük Güzel midir?
***"Küçük Güzeldir" kitabının yazarı Schumacher, bilgi çağının sosyal eleştirisini yaparken, yeni dönem ile birlikte insanların birbirlerine yabancılaşacağını, ev-ofislerin, bilgisayarın başından kalkmayan insanların dünyasında sohbet ve muhabbet kavramlarının erozyona uğrayacağını, sosyal yaşantının zarar göreceğini ileri sürüyordu."Future Schock" ve "Third Wave" kitaplarının yazarı Alwin Toffler buna karşı çıkıyor ve ev-ofislerinde günlük işlerini yapan insanların akşam dışarı çıkma imkanını daha rahat bulacağını ve bunun sosyal yaşantıya olumlu katkıda bulunacağını söylüyordu.
***Sanal sohbetlerin gündeme geldiği bugünün internet ortamında oldukça çağdaş olmalarına rağmen bu iki yaklaşımın bile kullandığı argümanların son birkaç yıl içerisinde değiştiğini görüyoruz. Schumacher vefat etti ama Alwin Toffler, hala yaşıyor. Belki de bugünlerde Dördüncü Dalgaî adında bir kitap hazırlıyor olabilir.
İŞ DÜNYASINI SARSAN YENİLİKLER
Elektronik Ticaret
***AmerikaÃda yapılan istatistikler, ÅŸu ana kadar 17 milyonun üzerinde AmerikaÃlının ÅŸu ya da bu ÅŸekilde en az bir defa online alışveriÅŸ yaptığını gösteriyor. Tabii bu rakam giderek artmakta. Online alışveriÅŸ, bazı firmaların tek iÅŸi. örneÄŸin tüm gelirlerini internetten elde eden amazon.com bunlardan bir tanesi. Müşterilerin kitapçi rafları arasında gezinmek yerine webÃde sörf etmeyi tercih ettiklerini keÅŸfeden amazon.com, kısa sürede satışlarında patlama yaptı.
***Amazon.com, geçtiÄŸimiz günlerde bir adım daha attı ve online oyuncak maÄŸazasını da açtı. Bir yenilik daha: "Amazon Anywhere" - " Heryerden alışveriÅŸ" adı ile lanse edilen yeni sistem 3ComÃun avuçiçi bilgisayarı Palm VII ile birlikte size heryerde araÅŸtırma ve alışveriÅŸ imkanı saÄŸlıyor.
***Başka bir örnek, Macromedia. Macromedia geliştirdiği yazılımların bir demo sitesi işlevini gören shockrave.comu ticarileştiriyor. Shockwave.com adlı yeni bir şirket kuran Macromedia, bu sitede belli başlı oyunları doğrudan kullanıcıya web üzerinden lisanslayacak. Shockmachine adlı Sanal bir Cihaz vasıtası ile oyunlar web üzerinden hard diske indirilerek, buradan off-line oynanabilecek.
***Bu ve benzeri örnekler yakın gelecekte hızla artacak. Doğrudan Pazarlamaya yönelik bu uygulamalar, aslında aracılar vasıtası ile yapılan dağıtım sisteminde radikal değişikliklerin işaretini vermekte. Önümüzdeki yıllar da dağıtım sistemi önemini yitirmeyecek, bilakis önemi artacak, ancak aracıların doğası ve kimliği büyük değişime uğrayacak, yahoo, alta vista gibi arama motorları, haberleşme forumları, sivil toplum web siteleri önem kazanacak.
***Arama motorlarının en bilinenlerinden olan YahooÃdaki geliÅŸmelere bir göz atalım. Yahoo 3. çeyreÄŸi yine tahminlerin üzerinde bir karlılıkla kapattı. Gelirleri büyük ölçüde aldığı reklamlara baÄŸlı olan Yahoo, geçtiÄŸimiz çeyrekte tam 49.4 milyon dolar kar etti. Bu rakam bir yıl önceki çeyrekte sadece 6.9 milyondu. Firmanın ÅŸu anda bir dolar borcu bulunmuyor ve kasasında tam 791 milyon dolar parası var.
Yeni Pazarlama İletişim Aracı
***Web teknolojisi dev bir ağ olmasının yanısıra yeni bir medya, yeni bir pazarlama iletişim aracı olarak ta karşımıza çıkıyor.
***Evet, yeni medya daha rekabetçi. çünkü herkes web üzerinden rakibinin ne yaptığını tüm açıklığı ile görüyor. Gizli saklı yok.
***Yeni medyada halkla ilişkiler kabuk değiştiriyor. Halkla İlişkiler kavramı da değişime uğruyor ve yerini etkileşimli halkla ilişkilere, Haberleşme Gruplarına, Postalama Listelerine, Forumlara, Sanal Panolara ve Sanal Topluluklara bırakıyor.
***Rekabet halinde olan birçok seçeneÄŸe kolaylıkla ulaÅŸabilen müşteri için müşteri hizmeti ve marka bağımlılığı giderek ön plana çıkıyor. Bu noktada interneti iÅŸ yaklaşımlarının ortasına oturtan firmalar, birebir pazarlamayı ya da bir baÅŸka deyiÅŸle birey merkezli pazarlamayı tercih ediyorlar. Web sitelerinde müşteri ile yakın temas kurarak, ondan edindikleri geri beslemeyi iyi bir ÅŸekilde deÄŸerlendirmeye çalışıyorlar. özgünleÅŸtirme ile müşteri memnuniyetini ve marka bağımlılığını saÄŸlıyorlar. Levis ve DisneyÃin WebÃde gerçekleÅŸtirdikleri uygulamalar buna örnektir.
***Levi-Strauss & CoÃnun online maÄŸazasında bulunan bir Style Finder, ziyaretçinin müzik, eÄŸlence ve moda zevklerini belirleyerek kendi kiÅŸiliÄŸine ve zevkine uygun ürünler önermektedir. ìMy Collectionî bölümünde ziyaretçiler kendi zevklerine uygun olarak oluÅŸturdukları kiÅŸisel koleksiyonlarını ailelerine ve arkadaÅŸlarına postalayabilmektedirler. DockersÃın online maÄŸazasında ise alışveriÅŸ için siteye uÄŸrayanlar sanal bir soyunma odasında farklı gömlek ve pantalon kombinasyonlarını deneyerek en iyi hangisinin uyduÄŸunu denemek fırsatını bulmaktadırlar. Müşteriler kendi ölçülerini vererek, kendilerine tam uyan ürünleri bulabilmektedirler.
***Yine Disney Generator kullanarak gerçekleştirdiği sitesinde animasyonları ve post kartları ziyaretçinin girdiği bilgiler çerçevesinde özgünleştiriyor ve bu çalışmalar daha sonra istenilen adrese postalanabilmektedir.
IDC’den bir alıntı:
***"Bugün siz müşterilere doğrudan satmak, tedarikçileriniz ile ilişkilerinizi sıkılaştırmak, iş ortaklarınızla işbirliğini artırmak veya çalışanlarınızı günlük iş hayatı ile ilgili daha iyi bilgilendirmek için interneti kullanmak isteyebilir, hatta bununla ilgili bir karar aşamasında olabilirsiniz. Bunlar günümüzde, elektronik ticaret, intranet, extranet veya elektronik işyeri olarak adlandırılmaktadır.
Belki de sizi tedirgin eden, sektörünüze giren ve sonu ".com" ile biten bir rakip olabilir. Belki de işyeriniz, internetin sağlayabileceği potansiyelin farkına varmıştır. Sizi internete çeken neden ne olursa olsun, oyunun sonu için mutlaka bir planınız olmalı. IDC, internet projelerinin bugün sadece başlangıç aşamasında olduğunu düşünmektedir. Bu projeler, işinizi online dünyasına açacak ve tedarikçilerinize, iş ortaklarınıza ve müşterilerinize daha iyi bağlanmanızı sağlayacaktır. Ancak işinizin gelecekte daha rekabetçi olmasını istiyorsanız, firmanızı tümü ile farklı sektörlerdeki firmalarla ilişkilendirecek internet inisiyatifleri geliştirmeli ve bu şekilde müşterileriniz için daha büyük değerler oluşturmalısınız. "
Örnek: CocaCola sitesine giren ziyaretçilerin genelde gençler olduÄŸu düşünülerek gerekli yerlere LeviÃs linkleri konulabilir.
***Yeni medya, Pazarlama ve Satış iÅŸlemlerinde kırtasiyenin ortadan kalkmasına yol açmıştır. Satıştan Pazarlamaya, Bayiler ve Satış noktaları arasında kurulan extranetÃlerden ÅŸubeler ve departmanlar arasında kurulan intranetlere ve bunlarda gerçekleÅŸtirilen kurumsal eÄŸitim aktivitelerine kadar herÅŸey web üzerinden sunulmakta ve güncellenmektedir.
***WebÃde hammadde maliyeti olmadığı için, yanlış baskı gibi hatalardan doÄŸabilecek ağır maddi maliyetler riskini de taşımamaktadır.
***Yeni Medya tasarıma da yeni bir yaklaşım getirmektedir. ölçülebilir bir kitleye tasarım yapmak hem keyif vericidir, hem de itina gerektirir. Müşteri site ve ürünler ile ilgili tepkisini anında ortaya koyacaktır. Web tasarımcısı webÃin çok boyutluluk ve hyperlinkÃlerin saÄŸladığı avantajları yaratıcılığına katarak tahayyülünü geniÅŸletmek zorundadır.
***Web teknolojileri bilginin yerelleştirilmesi ve decentralizasyonuna da büyük katkı sağlamaktadır. Her ne kadar posta ve bilgi trafiği merkezi sunuculardan geçmekte ise de, kurulan güvenlik sistemleri sayesinde mahrem bilgilerin korunmasında önemli aşamalar kaydedilmektedir.
***Kuruluş maliyetinin az olması ve ham madde maliyeti gerektirmemesi, web sitelerinin birçok sosyal platform ve sivil toplum örgütü, hatta mesajlarını yaymak isteyen bireyler tarafından açılmasına imkan tanımaktadır.
***Uygun yerlere yerleştirilebilen linkler ve arama motorlarına konulan anahtar kelimeler vasıtası ile hesaplı bir şekilde tanıtım imkanı da bulunabilen bu siteler, aynı zamanda daha demokratik bir topluma katkı sağlayabilir, özgürlüğün sınırlarını genişletebilir.
DALGANIN ALTINDA DEĞİL ÜZERİNDE KALMAK
***İnternet, yeni yüzyılda bizlere yepyeni fırsatlar sunuyor. Ancak, bu fırsatı deÄŸerlendirmeyenler ve yeni medyaya uyum saÄŸlayamayanlar, rekabetin dışında kalacağı için bu aynı zamanda bir tehdit. Bu fırsat ve tehdit, tüm sektörler için geçerli. çok boyutlu tasarıma yatkın hale gelemeyen ve müşterilerini new media imkanlarından faydalandıramayan reklam ajansları, webÃle eÄŸitim konusunda geciken eÄŸitim kurumları, mallarını hala sadece klasik kanalları ile satmaya gayret eden ve böylece son kullanıcının nabzını tutmaktan uzak kalan üretici ÅŸirketler ve dağıtımcılar, iÅŸlerini riske ediyorlar.
***Bunun yanında webÃdeki ışığı fark eden küçük müteÅŸebbisler, hızla büyüyorlar. Büyük ÅŸirketler, devleÅŸiyorlar ve üzerinde durdukları platformu saÄŸlamlaÅŸtırıyorlar.
***Macromedia ve AppleÃın reklam ajansı CKS, yeni medyada yaptığı hamleler nedeni ile reklam ajansları sıralamasında hızla yükselmeye devam ediyor. Son yıl yeni medya gelirlerini %25Ãe ulaÅŸtırmayı baÅŸaran CKS Bir hamle daha yaparak ünlü web tasarım ÅŸirketi USWeb ile birleÅŸti. USWeb/CKS, Advertising Age Dergisinin ilk 100 İnteraktif Ajans sıralamasında 1. Sırayı aldı.
***USWeb/CKS, bir adım daha atarak, Mitchell Madison Group adlı stratejik yönetim danışmanlığı firmasını satın aldı.
***USWeb/CKS/Mitchell Madison birleÅŸimi digital çağın ajanslarına bir örnek olacak. Tasarım-Teknoloji-Yönetim Danışmanlığı bir araya geldi. Yeni çağın reklamcılık müşterileri, Procter and GambleÃın İnteraktif Pazarlama Direktörü Vivienne BechtoldÃun ifadesi ile ìdinozorî ajansları deÄŸil, digital ajansları seçecekler.
***Digital ajanslar, geleneksel yayıncılık ile web yayıncılığı arasında en iyi köprüyü kuranlar ve en iyi medya mixi yapanlar olacak. Geleneksel ajanslar bu dönüşümü yakalamak için çalışanlarını tüm reklamcılık disiplinlerinde yetiÅŸtirmek, bütünleÅŸtirmek ve reklamcılık birimlerini standardize etmek için daha iyi yöntemler geliÅŸtirmek zorundalar. Çünkü online reklam pastası hızla büyüyor. JüpiterÃin araÅŸtırmasına göre 2003Ãte online reklam gelirleri 11.5 milyar dolara, 2005 yılında 32.5 milyar dolara ulaÅŸacak. Bu büyüme, geleneksel yayıncılık anlayışının deÄŸiÅŸiminde bir katalizör görevi üstlenecek. Reklamcılar artık, online reklamcılığı, geleneksel ya da off-line reklamcılıktan ayrı düşünmemeliler ve bu medyaların bütünleÅŸtirilmesi üzerine kafa yormalılar.
***Yahoo BaÅŸkanı Tim KoogleÃin dediÄŸi gibi, "geniÅŸ medyaÃnın getireceÄŸi sinerji reklamcılar için vazgeçilmezdir, ya benimsenecek ve çağı yakalayacaksınız, ya da evde kalacaksınız."
***Müşterileriniz sizden artık hepsini istiyor. Ya onların isteklerini karşılayacaksınız, ya da Basılı Medyadan Görsel Medyaya geçiÅŸte yaÅŸanan doÄŸal seleksiyon bir daha yaÅŸanacak. Görsel medya TVÃyi anlayan ve ilk kullanmaya baÅŸlayan ajanslar, büyüyerek yaÅŸamlarını sürdürdüler, ancak sadece basılı yayıncılıkta ısrar eden ajanslar silindiler. Aynı durum, ÅŸimdi webÃte olacak.
***Genelde radikal deÄŸiÅŸimlere sahne olmayan AmerikaÃnın en büyük 100 Reklam ajansı sıralaması, yeni medyada atak üzerine atak yapan ajanslar sayesinde son yıllarda önemli sıçramalar ve düşmeler yaşıyor.
***Yeni medyanın ışığını farkeden büyük ajansların harekete geçtiÄŸini görüyoruz. Grey Advertising, geçtiÄŸimiz günlerde bir online reklam ajansı olan Beyond InteractiveÃi satın alarak bünyesine kattı.
***Yeni medya eÄŸitim ve eÄŸlence dünyasına da önemli deÄŸiÅŸiklikler getirecek. EÄŸitimin bir bölümü hızla WebÃe kayacak. Sanal üniversiteler artacak. Açık üniversite tarzı eÄŸitimler belki tümü ile webÃe dönüşecek. çünkü Web daha etkileÅŸimli bir eÄŸitim saÄŸlayacak.
***Özetle, web sitesine giderek artan sayıda ziyaretçi çekmek, sitede onları olabildiÄŸince uzun süre tutmak, ve tekrar tekrar gelmelerini saÄŸlamak internetÃte ticari baÅŸarının sırrıdır. Ancak bu baÅŸarıyı yakalamanın temel ÅŸartı, genel iÅŸ stratejilerimizi, internet pazarlama stratejileri ile bütünleÅŸtirmektir.
***Bu bütünleştirme, web savy logo tasarımından başlar, şirketin tüm birikiminin internete yansıtılmasına kadar ulaşır.
***İnternetli yaÅŸama geçiÅŸ için iÅŸbirliÄŸi yapabileceÄŸiniz stratejik teknoloji ortağınızı iyi seçmelisiniz. Macromedia araçları, yeni yaÅŸamınızda sizin yardımcınız olacak. Geleneksel Yayıncılığın vazgeçilmez tasarım yazılımı FreehandÃin üreticisi MacromediaÃnın Türkiye temsilcisi olarak biz Medyasoft ekibi, bu deÄŸiÅŸim araçlarının ülkemiz pazarına en hızlı bir ÅŸekilde uyum saÄŸlaması için üzerimize düşeni yapmayı kendimize misyon edindik.
İletişim ve Teknoloji: Uluslararası Birikim Düzeninde Yeni İl
İletişim ve Teknoloji: Uluslararası Birikim Düzeninde Yeni Medya Politikaları
*
Enformasyon toplumu kavramı, iletişim ağlarını bir yandan yaşanan ve yaşanacak tüm değişimlerin odağına yerleştirdi, diğer yandan da iletişim politikaları alanında önemli değişimler yaşanmasına neden oldu. Yakın zamana kadar ulusal devletler düzeyinde düzenlenen iletişim ağları, enformasyon toplumu kavramı dolayımı ile uluslararası düzeyde oluşturulan bir dizi politikanın konusu haline geldiler. Teknolojinin bağımsız bir hareket tarzı olduğu ve bunun da teknolojiye bütün toplumsal etkinlikleri belirleme gücünü verdiği görüşünden hareket eden enformasyon toplumu kavramı dolayımı ile yaşanan değişim sadece iletişim ağlarına ilişkin politikaların belirlenme biçimiyle sınırlı kalmadı. Teknolojik gelişmenin, ekonomiden, politikaya, devletten gündelik yaşama dek tüm ilişki ve kurumları belirleme gücü olduğu düşüncesi ile, bütün bir toplumsal yaşam yeniden yapılandırılmaya başlandı.
Enformasyon toplumu düşüncesinin sorunların çözümüne dair teknolojinin belirleyiciliÄŸi ve teknolojik geliÅŸmeye uyum önerisi, dünya çapında kabul edilmiÅŸ görünüyor. Bu sürece uyum saÄŸlamak için gereken politik araçları oluÅŸturmak, öncelikle merkez ülkeler, ardından da çevre ülkelerin politik gündemlerinin en başına oturmuÅŸ durumda, Tüm dünyada olduÄŸu gibi Türkiye’de de son dönemde düzenlemeler yapılmakta ve politika oluÅŸturma çabaları sürmekte. Önceki dönemde, modernleÅŸme sürecinin bir bileÅŸeni olarak sadece varlığı ya da yokluÄŸu üzerinden tartışılan iletiÅŸim aÄŸları, bugün iÅŸletilmesi, geliÅŸtirilmesi, üzerinden sunulan ve sunulacak hizmetler, diÄŸer alanlarda yaratacağı etkiler gibi pek çok tartışmanın konusu haline geldi.. Ancak bu tartışmalar, “Neden? Kim Kazanıyor? Kim kaybediyor? Kim kararları veriyor?” sorularını sormadığı ve daha önceki dönemin iletiÅŸim politikalarının oluÅŸturulmasında rol oynadığı varsayılan toplumsal eÅŸitlik, sosyal adalet, kamu çıkarı gibi deÄŸer yargılarını dışarıda bıraktığı sürece, geliÅŸen teknolojiye güvenme ve o*na uyum saÄŸlamaya çalışma dışında bir sonuç üretemeyecek gibi görünüyorlar.
Günümüzde, teknolojik geliÅŸmeleri ve bu geliÅŸmelerin yarattığı/yaratacağı dönüşümleri reddetmek olanaksız hale gelmiÅŸtir. Ancak bu reddedilemez dönüşümlerin yaÅŸandığı süreçte, merkez ülkelerde üretilen teknolojiyi satın almak ve iyi bir kullanıcı olarak o*na uyum saÄŸlamak olarak özetlenebilecek politika oluÅŸturma pratiÄŸinin niteliÄŸinin sorgulanması, ekonomi-politik baÄŸlamının anlaşılması, alternatif politikalar oluÅŸturmak açısından önem taşımaktadır. Ankara Üniversitesi İletiÅŸim Fakültesi öğretim üyesi olan Doç Dr. Haluk Geray’ın Ütopya Yayınevinden çıkan “İletiÅŸim ve Teknoloji: Uluslararası Birikim Düzeninde Yeni Medya Politikaları” isimli kitabı tam da bu noktada, yeni iletiÅŸim politikalarına dair “Neden?” sorusunu soruyor. “Neden?” sorusunun yanıtını ararken, iletiÅŸim aÄŸlarında politika oluÅŸturma süreçlerini hem Türkiye, hem de uluslararası düzeyde deÄŸerlendiren ve ortaya koyan Geray, tüm bunların ekonomideki yeniden yapılandırma süreci ile iliÅŸkisini kuruyor. Bu politikaların sonuçları üzerinde dururken de, sayısal uçurum, yeni iletiÅŸim teknolojilerinin Türkiye’deki yaygınlığı ve Türk Telekom’un özelleÅŸtirilmesine iliÅŸkin süreçleri ele alıyor.
Kitabın giriş bölümünde, enformasyonun üretilmesi, sınıflandırılması, saklanması ve yayılması için geliştirilen en etkin sistem olan yazı dili ve yazı ortamlarının tarihi incelenmektedir. Yazının saklanma ve taşınma ortamları olarak kil tabletler, papirüs, parşömen ve kağıdın tarihine ekonomi politik yaklaşımla bakmak, enformasyon sistemi kavramıyla ilgili iki sonuca varmamızı sağlamaktadır. Birincisi, enformasyon sistemlerinin tarihsel bir analiz aracı olduğu ve her bir sistemin karakteristik özelliklerinin kullanıldıkları çağı betimlediğidir. İkincisi ise, enformasyon sistemlerinin kullanıldıkları dönemin ekonomik, politik ve kültürel süreçleri ile karşılıklı bir belirlenim ilişkisi içinde olduklarıdır. Giriş bölümünde, enformasyon sistemleri tarihine ek olarak, eleştirel ekonomi politik yaklaşım üzerinde durulmaktadır. İletişime ekonomi politik yaklaşımın genel özellikleri şunlardır:
Yaklaşım bütüncüldür. Ekonomik örgütlenme yapısını, toplumun siyasal ve kültürel yaşamı ile etkileşim içinde ele alır. Mülkiyetin ve sembolik kaynakların eşitsiz dağılımının iletişimsel eylemleri nasıl etkilediği üstünde durur. Toplumdaki ekonomik örgütlenmeyle üstyapı arasındaki ilişkide önceliği ekonomik örgütlenmeye verir.
Yaklaşım tarihseldir. Ekonomik örgütlenmenin ve egemenlik ilişkilerinin ve bunarın iletişimsel boyutlarının tarihsel süreçteki değişiminin izlenmesiyle ilgilenir. İletişim araçları/teknolojilerinin ortaya çıkışı ve gelişimlerine önem verilir.
Ticari ve ticari olmayan iletişim kurumlarının davranışları inceleme alanına girmektedir. Kamu organlarının ve devletin iletişim alanına müdahalesini incelemeyi hedefler. Değişim doğrultusunda önerilerde bulunur.
İletişime eleştirel ekonomi politik yaklaşımın bu genel özellikleri dışında, Geray iletişim ağlarında politika oluşturma sürecine ilişkin yaklaşımları da idealist ve stratejik olarak sınıflandırmaktadır. İdealist yaklaşım, günümüzün egemen yaklaşım biçimidir ve piyasaların ve teknolojinin mistifiye edilmesi üzerinde temellenir. Ekonomik alanda uygulanan neo-liberalizmle paralellik içinde, iletişim alanını piyasa mekanizmasına terk etmeyi önerir. Kuralların gevşetilmesi, şirketleşme, ticarileşme, piyasanın serbestleştirilmesi başlıca politika önerileridir ve toplumsal eşitlik, sosyal adalet, kamu çıkarı gibi değerleri dışarıda bırakır. Stratejik yaklaşım ise, kuramsal olarak eksik rekabet, tekelci rekabet ve tekelleşmeyleilgili yaklaşımlar üzerine kurulur. Bu yakaşımda, pazar, ulusaşırı firmaların uzun dönemli karlar ve yabancı ya da yerli ulusal pazarlarda tekel konumunu oluşturmak için kısa dönemli fiyatlandırma stratejileri uyguladıkları, düzenli olmayan bir oligopol yapısına sahip varsayılır. Bu anlamıyla stratejik yaklaşım, çok uluslu firmaların stratejik ve taktik manevralarını, politika oluşturma ve düzenleme rejimlerinin ekonomik ve politik belirleyenlerini hesaba katan daha gerçek bir analiz öngörür. Stratejik yaklaşımda az sayıda firma arasında sürekli bir yarış vardır. Rekabet, tekelleşme ve endüstriyel yeniden yapılanma tüm pazar katılımcılarına eşit olarak yarar sağlamaz, tam tersine az sayıda firmanın varlığı tercih edilebilecek mal ve hizmetlerin göreceli olarak azalmasına neden olur. Geray, idealist/stratejik yaklaşım ayrımını tanımlayarak, iletişim alanında oluşturulan politikaların niteliği yanında bütün bir süreci analiz etmek için anlamlı bir model sunmaktadır.
Refah Toplumu ve İletişim
Refah devleti anlayışının hüküm sürdüğü dönemde, iletiÅŸim alanı da bu sürece uygun bir biçimde yapılanmıştır. 2. Dünya Savaşı sonrası döneminin birikim düzeni gereÄŸi, altyapı ve çeÅŸitli kamu hizmetlerini üstlenen devlet, iletiÅŸim alanında da gerek radyo/TV yayıncılığı, gerekse iletiÅŸim altyapısı/telefon hizmetlerini kamu hizmeti olarak vermeyi üstlenmiÅŸtir. DoÄŸrudan hükümetlere baÄŸlı ya da devletin oluÅŸturduÄŸu düzenleyici kurumlar tarafından kontrol edilen Radyo/TV yayınları, devletin sıkı düzenleyiciliÄŸinde özel sektör tarafından tekel olarak verilen ya da doÄŸrudan kamu tekeli olarak yapılanmış PTT’lerin sunduÄŸu telekomünikasyon hizmetleri, evrensel hizmet ya da kamu hizmeti adı altında yürürlüğe konan yaygınlaÅŸtırma politikaları bu sürecin iletiÅŸim alanında ortaya çıkan baÅŸlıca görünümleridir. Geray, tüm bu süreci, uygulanan politikalar, oluÅŸturulan düzenleyici kurumlar, yaÅŸanan geliÅŸmeler baÄŸlamında, hem merkez ülkeler, hem de çevre ülkeler için “Refah Toplumu ve İletiÅŸim” baÅŸlığı altında ele almaktadır.1970’lerin ikinci yarısından itibaren refah devleti anlayışı ve bu anlayış çerçevesinde oluÅŸturulan ekonomik politikalar krize girmiÅŸtir. Yeniden yapılanma süreci, yeni bir birikim düzeninin oluÅŸturulması ve bu birikim düzenine uygun olarak toplumsal kurumların yeniden yapılandırılmasını içermektedir. Refah devleti düzeninin belirleyici özelliklerinin tasfiyesi, yeni birikim düzeninin oluÅŸturulması sürecinin temel görünümüdür.
Ekonominin yeniden yapılanması olarak adlandırılan bu sürecin önemli görünümleri kitabın 4. bölümü olan “Ekonomide Yeniden Yapılanma” baÅŸlığı altında hem güncel geliÅŸmeler, hem kuramsal yaklaşımlar, hem de amprik verilerle ele alınmaktadır . Refah devleti döneminde kamu hizmeti olarak algılanan alanların, bugün birikimin yeni alanları olarak ele alınması; uluslararası toplantılar ve oluÅŸturulan ya da yeni iÅŸlevler kazandırılan uluslararası örgütler aracılığı ile bu yeni birikim alanlarının uluslararası ticarete dahil edilmesi; talebin kontrolü için gerekli mekanizmaların yetkinleÅŸtirilmesi ya da yeni mekanizmalar üretilmesi; ve üretim örgütlenmesinde mikroelektronik uygulamalarına dayalı yeni üretim metodları ve esnek iÅŸ süreçlerinin kullanılmaya baÅŸlanması, küresel çapta tüm toplumsal yaÅŸam alanlarının yeni birikim düzeni öngörülerine uygun hale getirilmesi için yeniden yapılanma kavramı dolayımı ile karşımıza çıkmaktadır. İletiÅŸim alanında karşımıza çıkan özelleÅŸtirme, serbestleÅŸtirme ve kuralsızlaÅŸtırma uygulamaları da yeniden yapılandırma sürecinin yani iletiÅŸim alanına sermaye birikim düzeninin yeni gerekliliklerine uygun hale getirmenin parçalarıdır.
İletişimde Serbestleştirme Politikaları
Kitabın “İletiÅŸimde SerbestleÅŸtirme Politikaları” baÅŸlıklı 5. bölümünde, iletiÅŸim alanının yeniden yapılandırılması süreci, hem iletiÅŸimin birikim düzeni açısından hangi anlama geldiÄŸi düzeyinde sorgulanarak, hem de bu dönemin uygulamaları ele alınarak ortaya konulmaktadır . Yayıncılık alanında gündeme gelen devlet kuruluÅŸlarının özel sektöre satılması, ticari özel yayıncılara izin verilmesi, farklı sermaye kesimlerinin yayıncılık alanında yatırım yapmalarını engelleyen kuralların ortadan kaldırılması gibi uygulamalarla süren yeniden yapılandırma yanında, kamu yayıncılığı döneminde de görülen yayıncılık alanındaki düzenleyici kurumların, yeni süreçte nasıl ele alındığı ve yapılandırıldığı ülkeler bazında ele alınmaktadır. GeçmiÅŸte daha çok standartlar oluÅŸması, kamu elinde bulunan yayın kuruluÅŸlarının izlenmesi ve yayın kurumları arasındaki iÅŸbirliÄŸinin saÄŸlanması ile iÅŸlevlendirilmiÅŸ olan yayıncılık alanının düzenleyici kuruluÅŸlarının, yeni dönemde güçlenmeleri ve kuralları koymak uygulamak, içerik denetimleri gibi iÅŸlevler yanında asıl olarak pazarı ve pazardaki rekabeti yönlendirmek iÅŸlevi ile donatılmaları, geçmiÅŸle bugün arasındaki en önemli farklardan birisinin de tüm sürecin sermayenin karşısına çıkacak olası sorunları çözme amacı ile ÅŸekillenmesi olduÄŸunu ortaya koymaktadır. Telekomünikasyon ve yeni medyalar alanında gerçekleÅŸtirilen düzenlemelerle bu sermaye-yanlılık daha açık hale gelmektedir. Telekomünikasyon ve yeni medyalar alanında gerçekleÅŸtirilen yeniden yapılanma, sermaye-yanlı görünümüne ek olarak, iletiÅŸim sürecinin yüzyüze iletiÅŸimden, teknolojik araçların aracılığında iletiÅŸime evrilmesi, iletiÅŸimin bu biçiminin yaygınlaÅŸma politikaları aracılığı ile toplumun tüm kesimleri tarafından kullanılır hale getirilmesi, zorunlu bir gereksinime dönüşmesi ve ardından da metalaÅŸtırılarak ticaretin konusu haline gelmesi evrelerini, bu evrelerin her birinde uygulanan politikaların ise toplumsal amaçlardan ziyade sermaye birikiminin o evredeki koÅŸullarına uyum saÄŸlamak amacını taşıdığını gözler önüne sermektedir.
Küresel düzeyde yerleÅŸtirilmek istenen telekomünikasyon ve medya rejimi, “rekabet yoluyla fiyatların ucuzlaması, hizmet kalitesinin artması” argümanlarıyla meÅŸrulaÅŸtırılmaya çalışılmaktadır. Rekabetin gerçekleÅŸebilmesi için, devletlerin piyasayı, kendi ulusal firmalarını koruyan kurallardan arındırmaları ise küresel rejimin temel önermesidir. Bu önermeden yola çıkarak Geray, kitabın “Yeni Korumacılık” baÅŸlıklı 6. bölümünde ÅŸu soruları sormakta ve cevaplamaktadır: “ABD pazarı yabancı yatırımcılara açılmış mıdır?” “ABD ve AB’de durum nasıldır?”.İlk sorunun yanıtı, olumsuzdur. Telekomünikasyon alanını 1996’da çıkardığı bir yasayla yeniden yapılandıran ABD, bu alandaki düzenleyici kuruluÅŸ olan FCC’nin düzenlemeleri sonucunda, rekabetçi bir yapı yaratmamış, tam tersine serbest ticaret ve rekabetin güçlendirilmesi yerine, “yeni korumacılık” olarak adlandırılan uygulamayı sektörde temel politika yapmıştır. İkinci sorunun yanıtı ise bu bölümde, stratejik ticaret, stratejik koruma, seçilmiÅŸ sanayilerin teÅŸviki gibi politikaların, Bilgi ve İletiÅŸim Teknolojileri alanındaki uygulamalarının ülkeler bazında incelenmesi yoluyla verilmektedir. Bu inceleme, Bilgi ve İletiÅŸim Teknolojileri pazarında üretici olarak yeralmak ve bu teknolojilerin ülke ekonomilerine olan katkısını arttırmak için, her ülkenin kendi özgün durumunda anlam kazanan bir dizi politika aracını ortaya koymaktadır. Bölümün sonunda yeralan Türkiye’de bu politikaların oluÅŸturulması ve hayata geçirilmesi için gösterilen çabalar ile bu baÄŸlamda deÄŸerlendirilebilecek politika araçlarına iliÅŸkin kısa deÄŸerlendirme ise, Türkiye’de bu konudaki yetersizlik ve eksiklikleri ortaya koymaktadır.
İletişim ve Bilgiye Ulaşmada Eşitsizlik
Günümüzde, küresel iletiÅŸim politikaları ile eklemlenen ve endüstri sonrası süreci tanımlamak için kullanılagelen enformasyon ya da bilgi toplumu kavramının ortaya çıkış sürecinin de anlatıldığı 7. bölüm, “Bilgi Toplumunda Sayısal Uçurum” baÅŸlığını taşımaktadır. Bilgi toplumu kavramının ortaya çıkış süreci ve bu kavram dolayımı ile süren tartışmalar iki düzeyde incelenmektedir. İlki, kuramsal düzeydir. İkincisi ise, gerek ABD, gerekse de Avrupa BirliÄŸi’nde 1990’dan sonra bilgi otoyolları, ulusal bilgi altyapıları, “bilgi toplumu politikaları” oluÅŸturulmaya baÅŸlanması ile geliÅŸen politik düzeydir. Bu konuda oluÅŸturulan politika belgeleri, birinci kuÅŸak enformasyon toplumu kuramları ile oluÅŸturulan politikalar arasında bazı farklılıklar olduÄŸunu ortaya koymaktadır. Bu fark, enformasyon toplumu düşünürlerinin kapitalizmin aşılması ya da düzelmesi öncülüne yaslanmalarına raÄŸmen, Avrupa BirliÄŸi ve ABD bilgi toplumu politikalarının yeni birikim düzeninin temel unsurlarını oluÅŸturmaya çalışmalarıdır.
Avrupa BirliÄŸi’nin oluÅŸturduÄŸu e-Avrupa ve aday ülkelerin de katılımı ile geniÅŸletilen Türkiye’nin de içinde olduÄŸu e-Avrupa+ projeleri, bu bilgi toplumu politikaları ve projelerinin biraraya getirilmesi ve yeni uygulamaların AB çapında yaygınlaÅŸtırılmaya çalışılmasıdır. Ancak bu bilgi toplumu kuramsal tartışmaları ve bilgi toplumu politikaları tartışmalarında temel baÅŸlıklardan birisi, geliÅŸmiÅŸ ülkeler ile geliÅŸmekte olan ülkeler arasındaki eÅŸitsizliklerdir. Bir diÄŸer eÅŸitsizlik de, aynı toplumun farklı kesimlerinin aÄŸa eriÅŸimi noktasında ortaya çıkmaktadır. Bu eÅŸitsizlikler, sayısal uçurum ya da sayısal eÅŸitsizlik kavramı ile G-8’lerin bilgi toplumu politikalarının en önemli gündem maddelerinden birisidir. Ancak G-8’lerin sayısal eÅŸitsizliÄŸi giderme önerileri, iletiÅŸim aÄŸlarının, oluÅŸturulmaya çalışılan yeni birikim düzenine uyumunu saÄŸlamaktan öteye gitmemektedir. Bu doÄŸrultuda, iletiÅŸim aÄŸlarının yeniden yapılanması sürecinde toplumsal hedeflerin saptanmasının gözardı edilmesi, G-8’lerin politika oluÅŸturma süreçlerinin geliÅŸmekte olan ülkelerin hükümet ve hükümet dışı kurumlarına açık olmaması, geliÅŸmekte olan ülkelere önerilenin bilgi, iletiÅŸim ve telekomünikasyon sektörlerinin sonuna kadar açılması önerisi karşılığında kendi ulusal sektörlerinde sınırlamalara devam etmeleri gibi sorunlar, eÅŸitsizliklerin giderilmesi noktasında uluslararası politikaların umut vermiyor olduÄŸu biçiminde yorumlanabilir. Bu durumda, geliÅŸmekte olan ülkelerin yapmaları gerekenin ise, kendi ulusal politikalarını bu teknolojileri insani sürdürülebilir kalkınma ve sosyo-ekonomik geliÅŸme hedeflerini güçlendirecek bir biçimde kullanabilmek için kendi ulusal politikalarını ÅŸekillendirmek olduÄŸu açıktır.
Türkiye’nin Durumu
Kitabın ilk 7 bölümünde, telekomünikasyon ve yeni medyalara iliÅŸkin uluslararası dinamikler incelendikten sonra, 8. bölümden itibaren Türkiye’ye dönülmekte ve bilgi ve iletiÅŸim altyapıları, politika oluÅŸturma süreçleri, bilgi ve iletiÅŸim teknolojilerinin yaygınlığı konuları derinlemesine tartışılmaktadır. 8. bölümde, politika oluÅŸturma süreçlerinin, idealist/stratejik politika oluÅŸturma modelleri ayrımın incelenmesi sonucunda, 1990’lara kadarki sürede politika oluÅŸturma modelinin stratejik olduÄŸu, politika oluÅŸturma sürecine katılanların askeri ve güvenlik kuruluÅŸları, DPT ve hükümet ile sınırlı olduÄŸu ve politikaların yukarıdan aÅŸağı oluÅŸturulduÄŸu sonuçlarına varılmaktadır. 1990’lardan itibaren ise,Türkiye’de iletiÅŸim politikalarının oluÅŸturulmasında idealist modelin ağırlık kazandığı belirtilmektedir. Ayrıca, stratejik politika oluÅŸturma modelinden, idealist politika oluÅŸturma sürecine geçiÅŸte uluslararası faktörlerin etkileri ve ulusal dinamikler bu bölümde irdelenmektedir. Ortaya çıkan görüntü, hükümetin idealist politika oluÅŸturma süreçlerine büyük ölçüde uyum saÄŸladığı, stratejik politikalar üretmek için bir dizi çaba olduÄŸu, ancak bu çabaların sonucunda oluÅŸturulan politika önerilerinin stratejik boyutlarının hayata geçmesinin siyasi irade eksikliÄŸi nedeniyle mümkün olamadığı yönündedir. Geray, son yıllarda Türkiye’de stratejik iletiÅŸim politikaları oluÅŸturulması ile ilgili olarak, özellikle TUENA’yı ele almakta, TUENA projesinin politika oluÅŸturma yaklaşımını ve toplumsal hedefleri de gözönünde bulundurarak önerdiÄŸi politikaları derinlemesine tartışmaktadır. TUENA ile Dünya Bankası tarafından Türkiye için hazırlanan ve 1992’detamamlanan raporun karşılaÅŸtırılması, geliÅŸmekte olan ülkelerin kendi ulusal politikalarını, stratejik modeli esas alarak yapılandırması gereÄŸini açıkça ortaya koymaktadır. Türkiye’deki politika oluÅŸturma süreçleri doÄŸrultusunda e-Türkiye ve BiliÅŸim Åžurası gibi çalışmaların da ele alındığı 8. bölümde, gerçekleÅŸtirilen düzenlemeler ve iletiÅŸim alanında oluÅŸturulan düzenleyici kuruluÅŸlara iliÅŸkin kapsamlı bir analiz ile yeni medya düzenlemesinin temel baÅŸlıkları da yeralmaktadır. Piyasaya giriÅŸin düzenlenmesi, yabancıların sahipliÄŸi, arabaÄŸlantı düzenlemesi, tarifelerin saptanması, yaygın/adil hizmet, içerik düzenlemesigibi, dünya çapında yeniden yapılandırılan telekomünikasyon rejiminin düzenleme ilkeleri, hem genel olarak ele alınmakta, hem de Türkiye’de yasa ve düzenleyici kuruluÅŸlar tarafından nasıl ele alındıkları ortaya koyulmaktadır.
Kitabın 9. bölümü, TÜBİTAK Bilgi Teknolojileri ve Elektronik AraÅŸtırma Enstitüsü bünyesinde 1997 ve 2000 yıllarında gerçekleÅŸtirilmiÅŸ olan iki hane halkı-saha anketinin verileri üzerinden Türkiye’de iletiÅŸim teknolojilerinin yaygınlık düzeyi ve iletiÅŸim teknolojilerinin kullanımı konusundaki isteklilik konusunda ayrıntılı çözümlemeler sunulmaktadır. İletiÅŸim teknolojilerinin yaygınlığının gelir dağılımı ve yaÅŸanılan bölgeye göre analizinin ortaya koyduÄŸu tablo, sayısal uçurum ya da sayısal eÅŸitsizlik olarak tanımlanan durumun Türkiye’deki boyutlarını ortaya çıkartmaktadır. Özellikle bilgisayar ve internet sahipliÄŸinin, bölgesel ve gelir dağılımı açısından gösterdiÄŸi büyük farklılık, bu teknolojilerin seçkinciliÄŸini ortaya koymaya yetmektedir. Öte yandan, iletiÅŸim teknolojilerinin kullanımı konusundaki istekliliÄŸin analizi, cinsiyet, yaÅŸ, eÄŸitim ve gelir durumuna göre bazı farklılıklar olmasına raÄŸmen, genel olarak bakıldığında tüm kesimlerin istekliliÄŸini ortaya koymaktadır. Sonuç bölümünde Geray’ın da ortaya koyduÄŸu gibi bu isteklilik oranının yüksekliÄŸi, küresel politika önerilerine eleÅŸtirisiz uyum saÄŸlandığı ve ulusal stratejik politikalar oluÅŸturulmadığı takdirde, Türkiye’nin geliÅŸmiÅŸ ülkelere, bilgi ve iletiÅŸim teknoloji ve hizmetleri açısından büyük bir kullanıcı/tüketici pazarı sunacağı anlamına gelmektedir.
9. Bölümde, Türk Telekom’un küresel politikalara uygun biçimde özelleÅŸtirilmesi süreci ve bu sürecin tamamlanamama nedenleri ele alınmaktadır. ÖzelleÅŸtirmenin rekabet yaratarak fiyatların düşmesi ve verimliliÄŸin artmasını saÄŸlayacağı tezi çerçevesinde, OECD ülkeleri ile karşılaÅŸtırmalı olarak telekomünikasyon hizmetlerinin ücretlerini ve emek verimliliÄŸini analiz eden Geray, Türkiye’de telekomünikasyon hizmetlerinin ücretlerinin, farklı firmaların rekabet ettiÄŸi baÅŸka ülkelere göre daha ucuz olduÄŸunu, öte yandan Türk Telekom’un emek verimliliÄŸi konusunda OECD ortalamasının altında kalınmış olmasına raÄŸmen, Telekom alanını rekabete açmış olan baÅŸka geliÅŸmekte olan ülkelere göre daha iyi durumda olduÄŸunu ortaya koymaktadır. ÖzelleÅŸtirme sürecine, IMF ve Dünya Bankası’nın müdahaleleri de, 9. bölümün önemli bir kısmını kapsamaktadır.
Piyasa mı, Kamu Yararı mı?
Geray, bilgi toplumu politikaları üst baÅŸlığı ile karşımıza çıkan bilgi ve iletiÅŸim alanının yeniden yapılandırılması sürecinin tarihsel analizini yaptıktan sonra, bu sürecin henüz tamamlanmamış bir süreç olduÄŸunun ve sorduÄŸu soruların, verdiÄŸi yanıtların bir sonuca ulaÅŸmaktan ziyade, toplumun tüm kesimlerinin katkısına açık, sürdürülebilir insani kalkınma ve sosyo-ekonomik geliÅŸmeyi saÄŸlamayı amaçlayan, toplumsal deÄŸerlerle uyumlu, ulusal stratejik bilgi ve iletiÅŸim politikalarının oluÅŸturulması mücadelesinin baÅŸlangıcını çaÄŸrıladığının bilinciyle, “Sonuç Yerine Yeniden GiriÅŸ” baÅŸlığı altında bir dizi önermeyi sunmaktadır. Bunlardan en önemlisi kuÅŸkusuz “yeni iletiÅŸim düzeninin statejik unsurlarla güçlendirilerek toplumsal hedeflere yönlendirilecek biçimde” gözden geçirilmesi önerisidir. Burada düzenleyici kuruluÅŸların sadece “piyasaya” karşı sorumlu hale getirilmesi ile devletten ve hükümetten ve dolayısıyla da yurttaÅŸtan kopartılması ele alınmakta ve düzenleyici kuruluÅŸların, düzenleme süreciyle toplumsal politikalar arasında bağın yeniden kurulacağı biçimde ele alınması önerisinde bulunulmaktadır. Bir diÄŸer bununla baÄŸlantılı öneri, bilgi ve iletiÅŸim teknolojileri alanında üretici konumuna gelinmesi; bunu saÄŸlayabilmek için sübvansiyon ve teÅŸvikler de dahil bazı önlemler alınması ve bu konunun düzenleyici kuruluÅŸların sorumluluk alanında olmasıdır. Geray son olarak, insanlığın binlerce yıllık tarihini belirleyenin teknolojik geliÅŸmeler deÄŸil, toplumsal hareketler olduÄŸunu belirtmektedir.
Küresel düzeyde yeni bir telekomünikasyon rejiminin oturtulmaya çalışıldığı günümüzde, bilgi ve iletiÅŸim teknolojileri alanında hüküm süren kargaÅŸa, bize, küresel iletiÅŸim politikaları ile uzlaÅŸmamızı, yeni düzene uyum saÄŸlamamızı öneriyor. YaÅŸanan sürecin kaçınılmaz olduÄŸunu, enformasyon toplumu treninin kaçmakta olduÄŸunu, bu alandaki teknolojik geliÅŸmeye vurgu yaparak tekrar tekrar söylüyorlar. Oysa, bu sürecin önemli politik ifadeleri, ciddi sonuçları var. Ayrıca, enformasyon toplumu politikalarını reddetmeksizin, yapılabilecekler de var. Geray tarihsel bir analizle enformasyon toplumu politikalarına neden ihtiyaç duyulduÄŸunu ortaya koyarak ve Türkiye’nin bu deÄŸiÅŸim içerisinde hangi fırsatlara sahip olduÄŸunu, ama diÄŸer taraftan hangi tehditlerle karşı karşıya olduÄŸunu göstererek, e-Türkiye projesinden, Türk Telekom’un özelleÅŸtirilmesi çabalarına kadar pek çok alanda toplumun çıkarlarını koruyarak,toplumsal deÄŸerlerle ters düşmeden neler yapılabileceÄŸinin altını çiziyor ve politika oluÅŸturma pratiÄŸine toplumun müdahale etmesi için çaÄŸrıda bulunuyor. Sadece durumu betimlemek ve kuramsal açıklamalar yapmakla yetinmeyip, yeni iletiÅŸim teknolojilerinin, daha yaÅŸanılabilir bir dünyanın yaratılması için nasıl ele alınması gerektiÄŸine iliÅŸkin önerileri ile “dünyayı çözümlediÄŸi ölçüde o*nu deÄŸiÅŸtirmekle de” ilgilendiÄŸini ortaya koymaktadır.
TÜRKİYE’DE İNTERNET *
AraÅŸtırma Kurumu (TÜBİTAK) tarafından desteklenmiÅŸtir. Bu proje kapsamındaki çabalar sonucunda bazı yeni aÄŸ teknolojilerinin kullanımı öngörülmüş ve 1992 yılından baÅŸlayarak Türkiye’de genel amaçlı geniÅŸ alan bilgisayar aÄŸları ilk olarak 1986 yılında üniversitelerin önderliÄŸinde kurulmuÅŸ ve geliÅŸtirilmiÅŸtir. (TÜVAKA - Türkiye Üniversiteler ve AraÅŸtırma Kurumları Ağı), kurulduÄŸu günlerdeki gereksinimler sonucu sadece üniversiteler ve araÅŸtırma kurumları tarafından kullanılmış ve finanse edilmiÅŸ ancak teknolojik geliÅŸmeler karşısında yetersiz kalmıştır.
1990′lı yılların başında, Orta DoÄŸu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) tarafından önerilen bir proje Türkiye Bilimsel ve Teknik önemli bir aÅŸama kaydedilerek Türkiye’nin internet baÄŸlantısı saÄŸlanmıştır. Türkiye’deki bu giriÅŸimlerle eÅŸzamanlı olarak dünyada internet aÄŸlarının hızla yaygınlaÅŸtığını, akademik ve araÅŸtırma dünyasının dışında devlet kuruluÅŸları, uluslararası örgütler, ticari ve askeri kuruluÅŸlarca da yoÄŸun biçimde kullanılmaya baÅŸladığını görüyoruz. Benzer geliÅŸmeler birkaç yıl içinde ülkemizde de yaÅŸanmıştır. BaÅŸlangıçta akademik ağırlıklı olarak kurulan internet, kısa zamanda diÄŸer sektörlere de yaygınlaÅŸtırılmıştır.
12 Nisan 1993′de uluslararası internet baÄŸlantısının saÄŸlanması ile birlikte ODTÜ ve TÜBİTAK gerekli örgütlenme çalışmalarını baÅŸlatarak kendi personel öz kaynaklarından TR-NET olarak adlandırılan organizasyonun çekirdeÄŸini oluÅŸturmuÅŸlardır. TR-NET’in 1993-96 yılları arasında yaklaşık 3 yıl boyunca yaptığı çalışmalar sonucunda, üniversite öğrencileri ve öğretim üyelerinin yanısıra Türkiye’de 500′den fazla kurum ve kuruluÅŸ internet olanaklarından yararlandırılmıştır. Yapılan tahminler 1996 yılında Türkiye’deki kullanıcı sayısının en az 100,000 civarında olduÄŸunu göstermektedir .
1994 sonunda TR-NET ekibi Türk Telekom ile daha gelişmiş bir internet için görüşmelere başladı. TR-NET ile görüşmelerde ortaya çıkan Ulusal Omurga fikrini sahiplendi. Türk Telekom A.Ş. internet hizmetlerinden yararlanma olanaklarını genişletmek ve yaşanan bir takım kapasite sorunlarını çözmek iddiası ile 1995 yılında yeni bir girişim başlattı. Türk Telekom A.Ş. 28 Eylül 1995 tarihinde TURNET adı verilen Ulusal internet Ağı projesini gerçekleştirmek üzere bir ihale açtı.
TURNET ihalesine IBM, MCI-Nurol Likom konsorsiyumu, Laserex ve Sprint-Satko-ODTÜ konsorsiyumu katıldı. İhale 16 Kasım 1995 tarihinde tamamlandı ve ihaleyi Sprint-Satko-ODTÜ konsorsiyumu kazandı. Türk Telekom ile Satko-Sprint 1 Mart 1996 tarihinde TURNET sözleÅŸmesini imzaladılar. Türk Telekom’da 1987 yılından itibaren paket anahtarlamalı veri iletiÅŸiminde, uydu yer istasyonu hizmetlerinde ve cep telefonlarında da uygulanan bir özelleÅŸtirme yöntemi olan gelir paylaşımı, TURNET sözleÅŸmesinde de uygulanmıştır. Yedi yıl için düzenlenen sözleÅŸmeye göre birinci yıl Türk Telekom payı %70.2 olmak üzere her yıl artarak yedinci yıl sonunda %79.6 paylaşım oranları taraflarca kabul edilmiÅŸtir. İmzalanan sözleÅŸmeye göre, konsorsiyum, Türk Telekom tesislerine kurulacak TURNET omurgasının tüm yatırımlarını karşılayacak ve yedinci yıl sonunda mülkiyet tamamen Türk Telekom’a geçecektir .
İnternet kullanıcıları TURNET omurgasından ya doÄŸrudan ya da internet servis saÄŸlayıcı (İSS) ÅŸirketler aracılığı ile yararlanabileceklerdir. Türk Telekom ile servis saÄŸlayıcılık sözleÅŸmesi yapan İSS’ler kendi kurdukları düğüm noktaları ve Türk Telekom’dan kiralayacakları hatlar ile TURNET ana omurgasına baÄŸlanacaklardır. TURNET ihalesini kazanan Satko-Sprint-ODTÜ konsorsiyumundan sözleÅŸme imzalanmadan hemen önce ODTÜ, 1997 yılı ortasında ise Satko ayrılmıştır. Bu tarihten itibaren TURNET’te Türk Telekom ile internet gelirini paylaÅŸan Amerikan haberleÅŸme ÅŸirketi Sprint kalmıştır. Sprint’in dünya genelinde haberleÅŸme kuruluÅŸlarını özelleÅŸtirmiÅŸ birçok ülkede baÅŸrol oynayan bir ÅŸirket olması ve TURNET’te sadece bir yıl içinde tek başına kalması ÅŸirketin tekel olma yeteneÄŸini ve gücünü ortaya koymaktadır. Amerikan ÅŸirketi Sprint, Fransız ve Alman ulusal Telekom kuruluÅŸları ile birleÅŸerek Global-One isimli yeni bir organizasyon oluÅŸturdular.
Ancak gerek TURNET ortaklarının tutumu gerekse teknik işletme yetersizlikleri ile TURNET omurgası yerine yeni bir omurga arayışına gidildi. Bu arayışın sonucu olarak Türk Telekom TTNET omurgası doğdu.
TTNET
TURNET ile verilen hizmetin hızla gelişen Türkiye İnternet kullanımı karşısında yetersiz kalması, yeni arayışlara yönelinmesine neden oldu. TURNET yerine yeni bir omurganın TTNET adı ile 1998 yılında kurulması çalışmaları başlatıldı.
TTNET ile ilgili çalışmaları yürüten dönemin Türk Telekom BiliÅŸim AÄŸları Dairesi BaÅŸkanı Dicle EroÄŸul, TTNET’in amacını Türkiye interneti için gerekli olan veri iletiÅŸim altyapısının oluÅŸturulması çerçevesinde belirtiyor. TTNET ile internet eriÅŸiminin tüm ülke geneline yaygınlaÅŸtırılarak eriÅŸimin yerel seviyeye indirilmesi ve ucuzlatılması; iletiÅŸim olanaklarının verimli kullanımı ve uçtan uca servis kalitesi saÄŸlanması; evrensel eriÅŸimin, ya da bulunulan yerden bağımsız olarak tüm kullanıcılara aynı ücretle ve eÅŸit olanaklarla internet eriÅŸimi saÄŸlanması; Milli EÄŸitim gibi kamu projelerinin desteklenmesi, altyapı saÄŸlayarak bilginin sübvanse edilmesi hedefleri belirlenmiÅŸtir .
·1 Ankara, İstanbul ve İzmir’den olmak üzere toplam 3 adet 34 Mbps’lık yurtdışı baÄŸlantısı planlanmıştır. Yurtdışı hatlarının farklı iletim ortamlarından taşınması ve farklı taşıyıcılarda sonlanması amaçlanmıştır.
·2 Ankara, İstanbul (Avrupa ve Anadolu Yakaları) ve İzmir’de çekirdek düğüm noktaları kurularak, bu noktaların 155 Mbps hızında Asenkron İletim Mod (ATM) protokolü ile birbirine baÄŸlanması planlanmıştır.
·3 Adana, Afyon, Antalya, Bursa, Çanakkale, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Elazığ, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, İçel, Kayseri, Kocaeli, Konya, Kütahya, Samsun, Trabzon ve Van illeri ile büyük illerde birçok merkezde kurulacak düğüm noktalarının 34 Mbps hızında ATM protokolü ile çekirdek düğüm noktalarına bağlanması planlanmıştır.
·4 Tüm il merkezlerinde ve büyük illerde birçok merkezde kurulacak erişim noktalarının ise 2 Mbps hızında düğüm noktalarına bağlanması öngörülmektedir.
·5 Toplam 139 adet bölgesel eriÅŸim noktası kurulması planlanmıştır. Daha sonra bu sayı 141′e çıkarılmıştır.
Yaklaşık 35 milyon ABD doları bütçeli TTNET ihalesi 1998 Temmuz ayında sonuçlanmış ve ihaleyi kazanan çokuluslu telekomünikasyon şirketi Alcatel ile sözleşme kısa süre içinde imzalanmıştır. Sözleşmeye göre 1999 yılı başında TTNET altyapısı kurularak işletilmeye başlanmıştır.
TTNET ve Bugün
TTNET bugün Türkiye’nin tüm illerindeki 141 teknik merkezden hizmet vermektedir. Tüm Türkiye’yi kapsayan omurganın yurt dışı baÄŸlantıları ise aÅŸağıdaki gibidir.
(ABD) TeleGlobe 34/34 Mbps New York - İstanbul (Fiber Optik)
(Avrupa) IsdNET 34/8 Mbps Paris - İstanbul (Uydu)
(ABD) TeleGlobe 45/45 Mbps Miami - İstanbul (Fiber Optik)
Toplam olarak 113/87 Mbps bağlantıları mevcuttur. Ayrıca, uydu üzerinden 155/34 Mbps Avrupa bağlantısı devreye alma çalışmaları devam etmektedir. (Bu durumda toplam 268/121 Mbps olacaktır.
TTNET omurgasından 63 Internet Servis SaÄŸlayıcı (ISS) ÅŸirket yararlanmaktadır. Ancak tüm Internet Servis SaÄŸlayıcılar son 6 aydır TTNET omurgasında ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kalındığında hem fikirler. Yani TTNET’in baÅŸlangıçta çizdiÄŸi pembe tablo yerine kötü iÅŸletilen, sorunları hiç tükenmeyen bir imajla kamuoyunda yer almıştır.
Bu sorunların başında TTNET omurgası için seçilen teknik teçhizatların kapasitesi ve yetersizlikler gelmektedir. Türk Telekom 2000 yılı ortasında Alcatel firmasının kurduğu TTNET omurgasını resmi olarak teslim alma girişimini başlattı. Ancak kabul için yapılan tüm teknik desteklerin sonucunda TTNET sınıfta kaldı. TTNET omurgası için seçilen ATM switchler (anahtarlar) ve Router (yönlendiriciler) teknik testleri geçemediler.
Türk Telekom’un Alcatel firmasına 6 Milyon dolar ceza kestiÄŸi söylentileri var ama doÄŸruluÄŸunu ispat etmek oldukça zor. Ancak gayri resmi olarak Türk Telekom’dan alınan ve diÄŸer kuruluÅŸlardan da doÄŸrulattığımız bilgiye göre Alcatel firması Türkiye’nin her yerine kurduÄŸu tüm cihazları sökecek, yerine daha güçlü olanları kuracakmış. Yani çalışan sistemlerin yenilenmesi kararı ile sistemin problemleri hem Türk Telekom hem de Alcatel firması tarafından resmi olarak kabül edilmiÅŸ oldu.
Peki, ciddi sorunları olduğu hem TTNET hem de Alcatel firması tarafından kabul edilen TTNET omurgasından hizmet veren ISS şirketler bu arada ne yaptı?
TTNET ilk kurulduÄŸunda Türkiye’nin ulusal omurga altyapısını iÅŸletecek ve "perakende" Internet hizmeti satan Internet Servis SaÄŸlayıcılara "toptancı" gibi hizmet verecekti. Ancak TTNET’in teknik altyapı ve iÅŸletme olarak "iflasından" sonra yukarıdaki görevi yerine getirmek bir yana Türkiye’deki İnternetin geliÅŸmesinin önünde engel oluÅŸturmaya baÅŸladı.
TTNET’in geldiÄŸi nokta ile birlikte büyük ISS ÅŸirketler kendi omurgalarını TTNET yokmuÅŸ gibi kurdu ve yüksek kapasiteli uydu hatları üzerinden internet hizmeti verdiler. Öyle ki büyük bir ISS’den baÄŸlı bir internet kullanıcısı Türkiye deki bir web sitesini ziyaret etmek için uydu baÄŸlantısı ile ABD üzerinden baÄŸlantı kurmuÅŸ oldular.. Uydu hattı alamayacak durumda olan küçük ISS’ler ise sadece TTNET’e mecbur kaldıkları için müşteri kaybettiler ve eridiler. Sonuçta büyük Servis SaÄŸlayıcı ÅŸirketler bu iÅŸten karlı çıkmış oldu.
Alcatel firmasının kurduÄŸu ürünlerdeki aksaklıklar nedeni ile TTNET omurgasına alternatif oluÅŸturacak NORTEL firması cihazlarından oluÅŸan ikinci bir TTNET omurgası kuruluÅŸ çalışmaları Aralık ayı içinde tamamlanmış olacak. Böylece TTNET çatısı altında hem Alcatel’in hem de Nortel firmasının cihazlarından oluÅŸan iki ayrı omurga oluÅŸacak ve bu omurgalar paralel iÅŸletilecek. 2001 yılının ilk aylarında iyice belirginleÅŸecek olan TTNET’in yeni yüzü merak konusu…
Tabii TTNET omurgasını iÅŸleten, siyasi tayinlerle oluÅŸturulmuÅŸ, deneyimsiz kadroların yarattığı tahribatı tartışmak ise baÅŸlı başına bir yazı konusu…
Medya ve teknolojinin "zaman çizgisi"
Poynter.org kendini geliÅŸtirmek isteyen gazeteciler için verimli bir kaynak site. Medya ve teknolojinin 1969′dan itibaren geliÅŸimini kronolojik olarak göstermek ve 1970′ler, 80′ler ve 90′lardaki belli baÅŸlı olaylar, kurumlar ve teknolojiler hakkında bilgi sunabilmek için baÅŸlatılan "New Media Timeline" projesi sayesinde, online yayıncılığın geçmiÅŸi unutmadan geleceÄŸi düşünülebilir.
Yeni medya ve teknolojinin yanyana iki ayrı sütunda anlatıldığı sayfalar boyunca BBC’nin videotext’i test ediÅŸinden, Drudge Report’un alanındaki ilk online haber sitesi olarak ortaya çıkışına kadar birçok geliÅŸme hakkında detaylı bilgiye ulaÅŸmak mümkün.
Tarihlere göre bir-iki önemli başlık verebiliriz:
1969: Internet’in atası ARPANET’in temelleri atılır. Bu proje 70′lerde geliÅŸerek Internet denilen bilgisayarlararası ağı oluÅŸturacaktır. Aynı sene New York Times makalelerinin ve haberlerinin özetlerini Infobank adlı elektronik bilgi servisinden sunmaya baÅŸlar.
1970: Alohanet adlı ilk kablosuz bilgisayar ağı sistemi Norm Abramson tarafından University of Hawaii’de geliÅŸtirilir. Aynı sene Columbia’daki Associated Press bürosu ile, Atlanta’daki bir bilgisayar arasında ilk haber aktarımı gerçekleÅŸir. Bu, tarihte ilk kez bilgisayarların haber yazımı, denetimi ve aktarımında kullanıldığı andır.
1972: E-posta icat edilir. Haber veri tabanları oluşturulmaya başlanır.
1975: Microsoft adını ilk kez duyurur. Reuters videotex hizmeti vermeye başlar.
1980: Dünya "dizüstü bilgisayar" kavramıyla tanışıyor. Dow-Jones bilgi sistemi devreye giriyor.
1990: WWW prototipi ve TCP-IP. "Bilgi süper otoyolu" (The Information Superhighway) projesi.
1998: AOL, Netscape’i satın alır. Haber arama motorları.
Medya’nın geleceÄŸi
"Şimdiye kadar gördüklerimiz bizim için teknoloji uzmanlarının hazırladıklarının yanında gerçekten sönük kalıyor." bir belgeselde veya yeni teknolojilerden bahseden bir programda duyulabilecek sözler bunlar. Ama gazeteciliğin yöneldiği ufuk sadece bu sözlerle bu kadar kolay anlatılabilir.
Mobil cihazların yayıncılık ve bilgiye eriÅŸim amaçlı kullanımı, Internet’in aynı amaçlarla kullanımından daha önemli deÄŸiÅŸiklikler ortaya çıkardı. Konunun uzmanları bu ÅŸekilde düşünüyor. Aslında mobil Internet, sabit Internet’in kullanımını tamamladı demek daha doÄŸru. Çünkü cihazların sabit olması, klasik medyada bulunan mobil olarak bilgiye eriÅŸme özelliÄŸinin Internet’e de aktarılmasını gerektirdi; kullanıcının bu noktadaki gizli talebi karşılandı. Şöyle demek daha uygun: Bu gerek okur (dinleyici, izleyici ve kullanıcıyı kastediyorum), gerekse içeriÄŸi hazırlayan kiÅŸiler için yeni bir tecrübe ufku.
Mediamorphos’da yazacağım yazılar da bu çerçevede olacak. Acaba gerçekten eriÅŸebildiÄŸimiz bilgiler arttıkça ve bu bilgilere ulaÅŸmak için daha fazla yeni ortama/medyaya sahip oldukça özgürleÅŸiyor muyuz? Yoksa herÅŸeyi daha derinlemesine bildiÄŸimizi sanarak kararlarımımızı bu zan üzerine mi bina ediyoruz? Entropiyle ilgili bir özellik de, ortamdaki bilgi ile entropinin/belirsizliÄŸin ters orantılı olmasıdır. Acaba "bilgi okyanusu" Internet, insanların "özgürce fikirlerini ifade edebildikleri" sanal ortam entropide ne kadarlık ve ne yönde bir deÄŸiÅŸim saÄŸladı? BT geliÅŸtikçe, kullanıcılar uzmanlaÅŸtıkça, daha farklı uygulamaları daha kısa sürede ortaya koyabilen uzmanlar arttıkça ve bu uzmanlıkların elde edilmesi için gereken bilgilere eriÅŸim herkes için çok daha kolaylaÅŸtıkça, bu yanılgılarımız nasıl etkilenecek?
Elektronik içerikle birlikte kiÅŸiselleÅŸtirilmiÅŸ, -her ne kadar unique olmasa da- özelleÅŸtirilmiÅŸ bir ‘ortam’dan söz ediliyorsa artık iletiÅŸim fakülteleri müfredatındaki "Kitle İletiÅŸimine GiriÅŸ" dersleri deÄŸiÅŸmeli, yerine "Bireylere Yönelik İletiÅŸim" dersi konulmalı. "Hedef kitle" tabiri yerine "hedeflenen birey"den bahsedilmeli.
Belki de ters taraft