‘Gıda’ Kategorisi için ArÅŸiv

Türkiye’de Gıda Sanayii’nin Yeri Ve Önemi

Salı, 06 Kasım 2007

I. BÖLÜM

TÜRKİYEDE GIDA SANAYİİ

1. TÜRKİYE’DE GIDA SANAYİİ’NİN YERİ VE ÖNEMİ

Tarımsal hammaddeyi uygun yöntemlerle işleyen, hazırlayan, muhafaza eden ve ambalajlayan bir sanayi dalı olarak tanımlanan gıda sanayi, Türk ekonomisinin başlıca lokomotif sektörleri arasında yer almaktadır.

Gıda Sanayiimizin Gayri Safi Milli Hasıla (GSMH) içindeki payı 1993 ve 1994 verilerine göre sırasıyla %7,8 ve %8 olarak gerçekleÅŸmiÅŸtir. Sektörün imalat sanayiinde payı, aynı yıllar için sırasıyla %21,1 ve %22,6 olup, genel ihracattaki payı ise, %14,5 ve %13,9 olarak saptanmıştır. Bu payların 1995 yılı için tahmini rakamları ise, %22,4 ve %13,2 ‘dir.

Ana iÅŸlevi, tarımsal üretim artışının güvencesi olması gereken gıda sanayi, ülkemizde modern tesislerin yanı sıra birçok küçük kapasiteli ve dağınık bir bölgeye yerleÅŸmiÅŸ küçük-orta ölçekli iÅŸletmeler halindedir. Yapılan anket sonuçlarına göre ülkemizde halen 21.000 dolayında gıda sanayi tesisinin varolduÄŸu bilinmektedir. Bunların yaklaşık %50 ’si tahıl iÅŸleme, %17 ’si meyve ve sebze iÅŸleme, %15 ’si süt iÅŸleme, %5 ‘i bitkisel yaÄŸ, %5 ‘i ÅŸeker ve ÅŸekerleme, %3 ‘ü et iÅŸleme ve %5 ‘i ise, diÄŸer gıda grubunu oluÅŸturmaktadır.

Gıda sanayiinin, Türk ekonomisinde ve imalat Sanayii içinde önemli bir yeri vardır. Gıda Sanayii üretimi, ihracatı ve istihdam oranları, bunu kanıtlamaktadır. Gıda sanayii sektöründeki gelişmeler , genel ekonomik gelişmelerden ayrı düşünülemez. Bu nedenle önce genel ekonomik gelişmelere özet olarak göz atalım.

Türk Ekonomisinin büyüme hızı 1987 yılında %7,4 olarak gerçekleÅŸmiÅŸtir. 1989 yılı programına göre 1988 yılı büyüme hızı ise %6,5 olarak tahmin edilmektedir. Bu tahmin 1988 ‘in ikinci üç aylık döneminde imalat sanayii üretiminin artış hızının geçen yılın aynı dönemine oranla %1,6 olarak gerçekleÅŸmesine dayanmaktadır. 1988 ‘in ilk üç ayında bu oran %16,2 idi. 1988 yılının üçüncü üç ayında üretim artış hızında ise geçen yıla oranla %5-6 arasında gerileme vardır. Buna göre denebilir ki, 1988 yılında Türk ekonomisinin büyüme hızı 1989 programında öngörülen %6,5 ‘un çok gerisinde gerçekleÅŸecektir.

Üretimde bu gerilemenin yaklaşık %80 ‘lere ulaÅŸan enflasyon oranı ile birlikte meydana gelmesi, genel ekonomik gidiÅŸteki bozulmanın ciddiyetini artırmaktadır.

Gıda sanayii, imalat sanayiinin daha çok tüketim malları üreten sanayiler grubunda yer alır. Gıda sanayii, imalat sanayii içinde önemli bir paya sahipten, nihai malların ve girdilerinin özelliklerine baÄŸlı olarak, katma deÄŸer oranı diÄŸer sektörlere göre daha düşüktür. Bu durum, geliÅŸmiÅŸ ülkelerde de geçerli olduÄŸu cihetle Türkiye’de daha da belirgindir. Nitekim, 1982 yılı ortalaması olarak gıda sanayiinin katma deÄŸer oranı %21,4 iken, A.T. ülkeleri ortalaması %24,2 ‘dir. Bu oranlar, her iki taraf içinde, ortalamaların çok altındadır. Gıda Sanayii sektörü ileri teknoloji ve bazı makine teçhizat dışında bütün girdilerini yurt içinden saÄŸlayabilmektedir. Türk Ekonomisi bu sektörde karşılaÅŸtırmalı üstünlüğü sahiptir. Bugünkü teknoloji ve faktör fiyatları düzeyinde Türkiye’nin karşılaÅŸtırmalı üstünlüğünde öncelikle tarım ürünleri ve gıda maddelerin sanayiine dahil olan bir dizi ürünün yer aldığını, araÅŸtırmalar göstermektedir. Bu sebeple, gıda sanayiini geliÅŸtirmek, katma deÄŸer oranının yükseltmek ve ihracatını artırmak, Türk Ekonomisi için önemli katkılar saÄŸlayacaktır.

İşgücü yoğun ve katma değeri yüksek bir yatırım türü olmasına rağmen, Türk gıda sanayiinin olması gereken şekilde gelişememesinin nedenleri:

Mevcut işletmelerin önemli bir bölümünün (85), standartlar ve dış pazarlarla rekabet edebilme ve yeterince üretim yapabilme imkanından yoksun olmaları,

İşletmelerin genellikle %0 ‘nin altında bir kapasite ile çalışmaları sonucu yüksek maliyette üretim yapmaları,

Sanayiinin büyük bir bölümünün (özellikle zeytinyağı, şekerleme gibi) modern ve ihracata dönük bir kapasiteye sahip olmamaları,

İşletmelerin büyük bir çoğunluğunun verimlilik, kalite sağlama ve kontrolü, ambalaj, Pazar araştırma ve sağlama gibi konularda gereken titizliği göstermemeleri,

Dondurularak muhafaza edilen ürünlerin özellikle pazarlama aşamasında önem taşıyan soğuk zincir ve depolama gibi alt yapı tesislerinin yetersizliği ve bunun sonucu olarak ekonomik ve kalite kayıplarının artması,

Hızlı taşıma yöntem ve araçlarının uygulamaya sokulamaması,

Modern teknolojinin tarıma yeterince girmemiş olması,

Gıda sanayiinin ihtiyacına cevap verebilecek tutarlı bir tarım politikasının uygulanmamış olması,

Gıda teknolojisi konusunda eğitim görmüş insanların işletmelerde bulunmaması veya yetersizliği,

Ekonomik yetersizliklerden dolayı sanayi ye uygun teknolojik araştırmaların yapılamaması ve sanayi fakülte işbirliğinin istenen düzeyde kurulamamış olması.

Gıda sanayiimizin yeterince gelişememesinin temel sorunlarını bu şekilde belirttikten sonra gıda sanayiimizin problemlerini şu şekilde özetleyebiliriz:

Hammadde yetersizliği: Bu durum hem hedeflenen miktarda üretim yapılmasında hem de uygun tür ve çeşidin yeterince bulunabilmesinde karşımıza çıkmaktır.

Hammadde fiyatlarının bazı ürünler (portakal, şeker gibi) için dünya fiyatlarının üzerinde olmaları: Bu durum dış Pazar ve rekabet gücünü azaltmasına neden olmaktadır.

Teknoloji seçimi ve iÅŸletme büyüklüğü problemi: Türkiye’de gıda iÅŸletmelerinin sayı bakımından çoÄŸu DİE sayımlarına konu olmayan küçük ve orta ölçekli iÅŸletmeler olup, bunların üretim teknolojileri oldukça geridir.

Sermaye yetersizliği ve finansman: Bu durum özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin sınırla bir öz kaynağa sahip olmaları sonucu ortaya çıktığı gibi, işletmenin büyütülmesi, çeşidin artırılması ve daha gelişmiş teknolojilerden yararlanma durumunda ortaya çıkmaktadır.

Kalite kontrol problemleri: Küçük ve orta ölçekli işletmelerin hemen hemen tamamında bu sorun var olduğu gibi bazı büyük işletmelerde de görülebilmektedir.

Çeşit yetersizliği: İşletmelerimizin bir çoğu, çeşit arttırmama durumundan dolayı belli dönemlerde uzun bir süre atıl durumda kalmaktadır.

Yasa ve Tüzüklerin getirdiği sorunlar: Bu durum işletmelerin karşılaştıkları en önemli sorunlardan birisidir. Bu konuda işletmeler devlet adına kimin yetkili olduğunu henüz anlamış değillerdir. Bilindiği gibi il sınırları içinde Belediyeler, sağlık bakanlığı, Sanayii ve Ticaret Bakanlığı, Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı ve Standartlar enstitüsü mevzuatlarla ilgili denetim ve numune alma yetkilerine sahiptirler.

Pazarlama problemleri: pazarlama sorununu yurt içi ve yurt dışı Pazar özelliklerini dikkate alarak incelemek gerekmektedir.

2. GIDA SANAYİİNDE KAPASİTE VE ÜRETİM GELİŞMELERİ

2.1. Gıda Sanayiinde Kapasite Gelişmeleri :

Gıda sanayiinde kapasite kavramı ayrı bir önem ve özel tanım taşımaktadır. Çünkü, imalat sektörünün bu iş kolunda işlenen ürün ve miktarı ile alet-ekipman donanımı ve kullanımı doğrudan ilişkilidir. Bu tanımlama ile tesisin kapasitesi, kuruluş yerine ve hammadde üretim dönemlerine bağlı olarak, gıdayı sağlama olanakları ile kampanya dönemlerine bağlı üretim koşulları dikkate alınarak belirlenir.

Mevcut gıda işletmelerinin kurulu kapasiteleri incelendiğinde birçoğunun yurtiçi tüketimi karşılayacak düzeyde oldukları görülmesine rağmen, kapasite kullanım oranları, işletmeden işletmeye değişmekle birlikte %6-83 arasında değişmektedir. Kapasite kullanım oranının düşüklüğünün birçok nedeni bulunmaktadır. Örneğin et işleme sanayiinde, kontrol dışı kesimden; içme sütünde, kontrol dışı pazarlamadan (sokak sütçülüğü); bitkisel yağ sanayiinde, hammadde seçimindeki hatadan; bisküvi sanayiinde, iç tüketim yetersizliğinden; donmuş gıdada ise, hammadde ve iç tüketim yetersizliğinden kaynaklanmaktadır.

Kapasite kullanım oranının düşüklüğünün yarattığı olumsuzluklara ilaveten mevcut iÅŸletmelerden; ancak %1 ‘inin AR+GE ünitesi mevcut olup, kalite kontrol anlayışı açısından batılı iÅŸletmelerle aynı düzeyde ve her türlü rekabet etme gücünde olduÄŸu bilinmektedir.

Yaklaşık %3 ‘ü ise, modern teknoloji uygulayan ancak batı normlarına göre küçük fakat ülkemizde büyük sayılan tesislerdir. Modern teknolojiyi uygulamaya çalışan ve batı normlarına göre çok küçük ölçekli kabul edilen iÅŸletmeler ise, %10 ‘luk bir pay almaktadır.

Diğer geri kalan ve gıda sanayiinde önemli bir sayısal ağırlığa sahip olan işletmeler ise; imalathane, mandıra veya aile işletmelerinden oluşmaktadır.

1988 yılı içinde kapasite kullanım oranlarına bakıldığında da üretimdeki geliÅŸmelere paralel bir durum söz konusudur. 1988 ‘in ilk üç ayında imalat sanayii üretimi önemli ölçüde artarken, kapasite kullanım oranı da %71,3 ile en yüksek seviyeye eriÅŸmiÅŸti. İkinci üç aylık dönemde üretim gerilerken, kapasite kullanım oranı da %67,9 ‘a düşmüştür. Düşme üçüncü üç ayda da devam etmiÅŸ ve %56,4 olmuÅŸtur.

Gıda sanayiinin kapasite kullanım oranı ise 1988 ‘in ilk çeyreÄŸinde sırasıyla %65,6, %62,3 ve %62,2 olmuÅŸtur. Görüldüğü gibi,tartısız kapasite kullanım oranı imalat sanayii ortalamasının altındadır. Ancak üçüncü üç ayda baÅŸka yerde sınıflandırılmayan gıda maddeleri sanayiinin kapasite kullanım oranı %84,2 ile en yüksek kapasite kullanan sektör olmuÅŸtur.

Tartılı kapasite kullanım oranlarında da benzer geliÅŸmeler görülmektedir. Toplam imalat sanayii için 1988 ‘in ilk üç ayında tartılı kapasite kullanımının en yüksek noktasına ulaşılırken, daha sonra bu oranlar gerilemiÅŸtir. Sırasıyla %77,5, %74,4 ve %72,0 ‘dır. 1988 ‘in üçüncü üç aylık dönemi için gıda sanayiinin tartılı kapasite kullanım oranı %3,1 ‘dir. BaÅŸka yerde sınıflandırılmamış gıda sanayiinin ise %86,3 ‘tür. Tartılı kapasite kullanım oranları, tartısıza göre daha fazladır. Bu sonuç büyük sanayii iÅŸletmesinin kapasite kullanım oranlarında daha hızlı bir gerileme olduÄŸunu ifade eder. Yani krizden, büyük firmalar daha çok etkilenmekte ve küçülme yönüne gitmektedirler.

2.2. Gıda Sanayiinde Üretim Gelişmeleri :

Gıda Sanayii üretiminin artış hızı hedefleri 1986, 1987, 1988 ve 1989 yıları için sırasıyla %6,6, 5,9, 5,4 ve 3,9 ‘dur. Üretim artış hızı hedeflerinde bir azalma seyri dikkati çekmektedir. Artış hızı gerçekleÅŸmelerinde de yine bir azalma seyri dikkati çekmektedir. Artış hızı gerçekleÅŸmeleri 1986 ve 1987 ‘de %6,6 ve 5,7 olmuÅŸtur. 1988 yılı için yapılana gerçekleÅŸme tahmini ise %6,7 ‘dir. Yani hedef aşılmaktadır. Buna göre, üretim artış hızı hedeflerindeki azalmaya raÄŸmen, gerçekleÅŸmeler hedeflere uygun veya üzerinde olmaktadır.

1988 yılına ait imalat sanayii anketlerine göre, imalat sanayii üretiminde gerileme görülmektedir. Nitekim daha önce de belirtildiÄŸi gibi, 1988 yılının üçüncü üç aylık verilerine göre sektör üretimi %5,6 oranında gerilemiÅŸtir. Bu durum, 1980′den sonra ilk kez ortaya çıkmaktadır. Takip eden dönemde de gerileme eÄŸiliminin devam edeceÄŸi tahmin edilmektedir. Ancak, imalat sanayii üretiminin gerileme eÄŸilimine girdiÄŸi 1988 yılında Gıda Sanayiindeki üretim artış hızı gerçekleÅŸmelerine baktığımızda 1, 2, ve 3.’üncü üç aylık dönemler için sırasıyla, %14,2, %1,4 ve %11,1 ‘dir. Özellikle üretimin gerilediÄŸi üçüncü üç aylık dönemde gıda sanayiindeki üretim performansı dikkat çekicidir. Bu dönemde gıda sanayii alt sektörü, imalat sanayiinde üretimini arttıran üç sektörden biri ve artış hızı en yüksek olanıdır. Dokuz aylık ortalama büyüme ise %9,4 olmuÅŸtur. Aynı büyüme eÄŸiliminin yılın son çeyreÄŸinde devam etmesi mümkün görülmemektedir. Zira üçüncü üç aylık yüksek büyüme hızında, mevsimlik geliÅŸmelerin etkili olduÄŸu bilinmektedir. DiÄŸer taraftan 1988′in üçüncü üç ayında imalat sanayii içinde gıda sanayiinin payı %10,64 olmuÅŸtur.

Gıda Sanayii ihracatını, üretiminden bağımsız düşünemeyiz. Gıda sanayii üretiminin artış hızı, IV.Plân Döneminde(1978-1983) %5,6 ‘dır. Artış hızı 1984, 1985 ve1986 için %1,5, %6,6 ve %6,6 olmuÅŸtur.1987 hedefi ise %5,9 ‘dur.

Buna göre Türkiye’de Gıda Sanayii üretiminin, nüfus artış hızının iki katından fazla bir hızla arttığını söyleyebiliriz. Bu durum, ihracat için gerekli üretim fazlasının saÄŸlanması bakımından büyük önem arz eder. Ancak, gıda sanayii ürünleri talebinin, gelir elastikliÄŸi ve kiÅŸi başına reel gelir artış hızına baÄŸlı olarak oluÅŸan toplam talebinin daha yüksek bir hızla arttığı unutulmamalıdır.

Gıda Sanayii sektörü, genellikle girdisi yurt içinden sağlanabilen malları üretmektedir. Milli gıda sanayiimiz günümüzde, küçük ve orta boy sanayi işletmelerinin hakim olduğu bir yapıdan, kitle üretimi yapan entegre sanayilere doğru bir geçiş halindedir. Bu geçişin sebebi geniş iç Pazar imkânlar, yanında, artık dış Pazar taleplerinin de dikkate alınmaya başlanmasından ileri gelmektedir.

3. GIDA SEKTÖRÜNDEKİ İŞLETMELER

İmalat Sanayii içinde tarıma dayalı sanayiinin bir alt grubu olarak yer alan Gıda Sanayii, standart uluslararası ticaret gruplandırmasına göre;

1. Et ve Et Ürünleri Sanayii,

2. Süt ve Süt Ürünleri İşleme Sanayii,

3. Un ve Unlu Mamuller Sanayii,

4. Åžeker ve Åžekerli Mamuller Sanayii,

5. Bitkisel Ürünleri Sanayi,

gibi bölümlere ayrılabilir.

3.1. Et ve Et Ürünlerindeki İşletmeler :

Türkiye’de hayvancılıkla uÄŸraÅŸan iÅŸletme sayısının ancak %05 ‘i büyük iÅŸletme, geri kalan kısmı (%99,5) ise, küçük iÅŸletme niteliÄŸindedir. Bugün ülkemizdeki sığırların yaklaşık %65 ‘i, koyunların ise, büyük bir bölümü verimi düşük yerli ırktan oluÅŸmaktadır.

Bu durum hem çiftçilerin gelirini olumsuz yönde etkilemekte hem de et üretiminin istenilen düzeye ulaşmasını engellemektedir. Örneğin topluluk ülkelerinde sığır karkas ağırlığı ortalama 304 kg. iken, ülkemizde bu miktar dünya ortalamasından %26,2, AT ortalamasından ise %81 daha azdır. Bunun nedenleri araştırıldığında; yerli ırka dayalı bir hayvancılığın yapılıyor olması, meraya dayalı bir beslemenin yaygın oluşu ve bu konuda devlet desteğinin yetersiz kalması vurgulanması gereken ilk sorunlardır.

Anlaşılacağı gibi AB karşısında bu büyük dezavantajın ortadan kaldırılması çok güç görülmektedir. Ancak, etin iÅŸlenmesiyle elde edilen ürünlerle sektörün canlandırılması düşünülse de Ab ülkelerinde taze etin yaklaşık %10 ‘u iÅŸlenirken ülkemizde %1 ‘inin iÅŸlenmesinin gerçeÄŸi ve elde edilen bu mamul ürünlerin (sucuk, salam, sosis gibi) pahalı oluÅŸu büyük ÅŸehirlerdeki tüketicilerin bile ilgisini sınırlamaktadır.

Kırsal kesimde ise, durum daha değişiktir. Bu kesimdeki insanlar ağırlıklı olarak kullandıkları kavurma ve sucuk gibi ürünleri kendileri yapmakta ve başta tavuk eti olmak üzere taze et tüketimini tercih etmektedirler.

Son yıllarda hızlı şehirleşme yanında aile fertlerinin büyük bir kısmının çalışmaya başlaması ve "fast food" gıdalara özellikle genç neslin talep göstermesi sucuk, sosis, salam ve pastırma gibi ürünlere duyulan talebi arttırmıştır.

Bu durum, ürün kalitesini uluslar arası standartlara yükseltme çabasında olan, işletmeler için ihraç imkanını birlikte getirmiştir.

ÖRNEK 1.

KÖY - TÜR

Köy-Tür Holding A.Ş.

Tunalı Hilmi Cad. No: 22. 06660 Küçükesat / ANKARA

Tel : 0.312. 4178685 (pbx)

Fax: 0.312. 417 10 87

Türkiye’nin tavukçuluk sektöründeki en büyük entegrasyon modelidir. Model, üreticilerin verimini artırırken, tüketicilere daha kaliteli temiz ve taze ürünlerin hizmetini saÄŸlamaktadır.

Köy-Tür Holding koordinasyonundaki 15 damızlık ve Broiler ÅŸirketi, 1005′i ortak. toplam 2.710 Broiler üreticisi ile çalışmaktadır.

Köy-Tür, Türkiye Broiler üretiminin yaklaşık %25′ini, entegrasyonlar üretiminin %37’sini gerçekleÅŸtirmektedir. 1995 yılında, 1.000.000 adet Etlik damızlık civciv. 62.000.000 adet Etlik ticari civciv (Ross PM3), 33.000 ton Anaç yemi, 218.000 ton Broiler yemi, 110.000 ton Canlı piliç, 81 .000 ton TemizlenmiÅŸ piliç üretmiÅŸtir.

Ülkemizde yumurta yönlü Pure-Lİne ve broiler yönlü Grand Parent alanında üretim yapan, ilk kuruluştur. PM3 ırkıyla, yumurta verimi, kuluçka randımanı ve broiler üretim verimliliğinde uluslararası standartlara ulaşmıştır.

Sektörün Hizmetine Sunulan Mal ve Hizmetler:

* Yumurtacılık Sektörü : Damızlık ve Ticari civcivler (Köy- Tür Ross Brown)

* Etlik Piliç Sektörü : Damızlık ve Ticari civciv Bütün ve Parça temiz piliç

* Karma Yemler : Damızlık, yumurtacı ve Broiler yemleri

* Tavukçulukta Proje, Yönetim Danışmanlığı, Sigorta Hizmetleri

* Veteriner İlaç ve Kanatlı Aşıları (Vineland)

Tüketicilerin Hizmetine Sunulan Ürünler :

Piliç - Kov- Tür ve Lades Marka, Taze ve Şoklu bütün ve Parça Piliç ürünleri.

Bal - Köy Tür Marka, Yayla, Narenciye, Çilek ve Çam Balları.

Süt - Köy-Tür Marka, Pastörize, UHT süt. Tereyağı, Tilsit, Gouda, diğer peynirler. Sofralık Yumurta - Köy-Tür marka.

ÖRNEK 2.

VAN - ET

ENTEGRE ET SAN. VE TİC. A.Ş.

Tunalıhilmi Cad. No: 112/8, Kavaklıdere / ANKARA

Tel : 0.312. 467 72 25 - 467 72 26

Fax: 0.312. 467 93 97

Van - Et A.Åž. Et ve et ürünleri üretiminde Türkiye’nin önde gelen entegre tesislerinden birisidir. Gövde ve parça etler ile tüm ÅŸarküteri ürünlerinin üretildiÄŸi Van-Et A.Åž. tesisleri AT ve ABD Tarım Bakanlığı USDA Standartlarında bir tesis olup AT ülkeleri normlarına uygun görülerek ihracat kontrol numarası verilen çok az tesisten biridir. Halkamızın damak zevkine uygun ürünlerin üretildiÄŸi tesislerde üretimde kalite ve çeÅŸitlilik çalışmaları aralıksız devam etmektedir.

3.2. Süt ve Süt Ürünlerindeki İşletmeler :

Ülkemizde süt üretimi, hayvancılık gelirlerinin 1/5 ‘i iken, AB ülkelerinde bu deÄŸer, yarıya yakın kısmını oluÅŸturmaktadır(ÅžimÅŸek 1991). Beslenmede önemli bir yere sahip olan süt ve süt ürünlerinin üretimi halkımızın ihtiyacını karşılayacak durumda deÄŸildir. Toplam üretimimizin; %66 ’sını inek, %21 ‘ini koyun, %10 ‘unu keçi ve %3 ‘ünü manda sütü oluÅŸturmaktadır. Topluluk ülkelerinde ise, üretilen sütün, tamamına yakın kısmı inek sütünden oluÅŸmaktadır.

Topluluk, 1986 yılından bu yana süt ve ürünleri sektöründe ilgili mevzuat hükümleri çerçevesinde üreticilerin gelirini güvenceye alan fiyat tespiti, sübvansiyon, destekleme alımı ve depolama sistemlerini kapsayan bir ortak piyasa düzeni kurmuÅŸtur. Türkiye’de ise, bu sistem benzerini kurmak için bazı kamu kurumlarını (Türkiye Süt Endüstrisi Kurumu) devreye sokmuÅŸ (1963 yılı) ancak uygulamada birçok nedenden dolayı baÅŸarı saÄŸlanamamıştır.

Ayrıca yoğurt gibi ülkemize özgü ürünlerin yurt dışında etkin bir pazarlamasının yapılamamış olması, bu konuda bazı ülkelerin söz konusu ürünü sahiplenip kendi öz ürünleri gibi gerek AB ülkelerine gerekse dünya piyasalarına sokmalarına neden olmuştur.

Diğer bir ifade ile Türkiye AB ülkelerine süt ve mamullerini ihraç eden değil, ithal eden (özellikle süt tozu, krema ve peynir gibi ürünler) bir ülke olarak toplulukta bir öneme sahiptir.

Bu bilgiler ışığı altında Türkiye’nin topluluÄŸa uyumu en zor olacak sektörlerden biri olarak süt sanayii görülmektedir.

Halbuki halkımıza özgü Avrupa’nın yabancısı olduÄŸu ürünlerin modern iÅŸletmelerde üretimi ve bunların tanıtımı saÄŸlanabilirse en ÅŸanslı sektörlerden birisi olabilir. Bu sorun; verimi yüksek süt hayvanlarının devreye girmesi, standart ve kaliteli mamullerin üretimi ve ülkemize ait geleneksel ürünlerimizin daha etkin bir pazarlama sistemiyle tanıtılması yoluyla aşılabilecektir.

ÖRNEK 1.

KİRAZ SÜT

Kiraz Süt Mamulleri,

Yeni mahalle, 1. Sokak, No: 12, Kiraz / İZMİR

Tel : 0.232. 435 02 41 - 486 03 15

Fax: 0.232. 435 02 41

Can KardeÅŸler TereyaÄŸları 1930 yılında İzmir’de faaliyete geçmiÅŸtir. BaÅŸladığı yıllarda tereyağı çeÅŸitleri üzerine ürün çıkaran firma daha sonra Kiraz’da kurulan büyük mandırasıyla peynir ürünlerinde de üretime baÅŸlamıştır. Kiraz Süt’de günde yaklaşık olarak 150 ton süt iÅŸlenmektedir ve firma ürün yelpazesini giderek arttırmaktadır. Ürün çeÅŸitleri sırasıyla; 250 gr, 500 gr, 1000 gr ve dökme tereyağı, yarım yaÄŸlı, tam yaÄŸlı kültürlü, kültürsüz, koyun beyaz peyniri, deri ve teneke tulum, cryovac vakum ambalajda kaÅŸar peynir, eritme ve krem peynir, 10gr, 15gr, 20gr ‘lık kahvaltı çeÅŸidiyle satışlarını sürdürmektedir.

1933 yılında kurulan Aks pazarlama Ltd. Şti. ile ayran dağıtım organizasyonunu gerçekleştirmiştir ve halen 10 araçla İzmir içi ve dışına satışlarını yapmaktadır.

1995 yılına kadar ithalat ve ihracat işlerini Kiraz Süt Ürünleri firmasıyla gerçekleştirmiştir. Bu tarihten itibaren Sarey Tarım Ürünleri İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti. ile Türkî Cumhuriyetleri, Lübnan ve tüm Arap ülkelerine, Avusturya, Kenya, Danimarka, Yeni Zelanda gibi ülkelerle ithalat ve ihracat işlerini sürdürmektedir.

ÖRNEK 2.

MİS - SÜT

Mis - Süt Sanayii A.Ş.

Merkez : Toros Binası 80630 Akatlar / İSTANBUL

Tel : 0.212. 281 22 00 (6 hat)

Fax : 0.212. 278 86 51 Teleks : 28158 mrb tr.

Mis Süt Sanayii A.Ş., Balıkesir ili Gönen ilçesinde 1977 yılında kurulmuştur. Tekfen Holding, Nestle S.A. International Finance Coorp. olmak üzere üç ortağı bulunan MİS SÜT bünyesinde 1.500 kişiyi istihdam etmektedir.

Åžirketin genel merkezi İstanbul’da olmakla birlikte tüm Türkiye’de 7 bölge müdürlüğü ve bulara baÄŸlı 160′ın üzerinde satış organizasyonu mevcuttur.

Üretim faaliyetlerini genel merkeze bağlı olarak sürdüren Mis Süt Sanayii A.Ş, Antalya, Ankara, Eskişehir, İzmir, Burdur, Gönen ve İstanbul tesislerinde uzun ömürlü ürünler, pastörize ürünler, toz ürünler, sanayii ürünleri ve diğer ürünler üretilen geniş bir ürün yelpazesine sahiptir.

Sektörün lider kuruluÅŸu olan Mis Süt Sanayii A.Åž., müşteri tatmini ve tüm ürünlerinde yüksek kaliteyi, büyümesinin temel felsefesi olarak kabul etmiÅŸ ve Türkiye’de ilk kez tüm dünyada geçerli olan ISO 9002 belgesini uluslar arası yetkilendirilmiÅŸ bir kuruluÅŸ olan SGS Yarsley International’dan alan gıda ÅŸirketi olmuÅŸtur. MİS SÜT geliÅŸimini pazarın ihtiyaçları doÄŸrultusunda her yıl yeni ürünler geliÅŸtirerek devam etmektedir. MİS SÜT, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile olan iliÅŸkilere önem vermiÅŸ ve Kazakistan’da gıda sanayiinde ilk Joint-Venture anlaÅŸması yapan Türk firması olmuÅŸtur. Kazakistan’ın en büyük süt tesisi olan Kustanay Moloko ile beraber %51′ine ortak olduÄŸu KOSMİS ÅŸirketini kurmuÅŸtur. DiÄŸer Türk Cumhuriyetlerinde de Joint-Venture’lar kurmak ve yatırım yapmak üzere çalışmalarına devam etmektedir.

3.3. Un ve Unlu Mamullerdeki İşletmeler :

BaÅŸta ekmek olmak üzere çeÅŸitli gıda maddelerinin ana hammaddesi olan un, belli randımanlarla ve kullanım amacına uygun olarak öğütme tekniklerindeki geliÅŸmeler sonucu elde edilebilmektedir. Ülkemizde gereÄŸinden çok fazla un fabrikalarının bulunması, onların atıl kapasitede kalmalarına neden olmaktadır. Ancak Rusya’dan sonra kiÅŸi başına un tüketiminde 2. sırada yer almamız ve özellikle son yıllarda Arap ülkelerine yapılan ihracatın yaklaşık %100 oranında artmasının gerçeÄŸi bu sektörün canlı kalmasını saÄŸlamaktadır.

Bisküvi sanayiimizi incelediÄŸimizde ise, optimum iÅŸletme büyüklüğünü yakaladığı görülmektedir. Gerçi geliÅŸmiÅŸ ülkelerdeki kiÅŸi başına düşen bisküvi tüketiminin ancak %25 ‘i ülkemizde tüketilmektedir. Uygun ambalaj malzemesi kullanımı ve ürün kalitelerinin yükseltilmesiyle AB ülkelerine olan yetersiz miktardaki ihracatımızın artırılacağı düşünülmektedir.

Makarna sanayiimiz de bisküvi sanayii gibi hızla geliÅŸen bir sektör durumundadır. Yatırımlarında yabancı sermayeye rastlanmamaktadır. Büyük firmalarda kapasite kullanım oranı, %80 ‘lere ulaşırken; küçük iÅŸletmelerde bu oran, %50 ‘lere düşmektedir. Bu sektördeki yapılan ihracatın büyük bir bölümü, AB ülkeleri ile Amerika’ya yapılmaktadır.

Kısaca açıklanmaya çalışılan un ve unlu mamullerde üretimi artırmak için; ürün maliyetini olumsuz yönde etkileyen buğday fiyatlarında istikrarlı bir politika izlenmesi, makarnalık, bisküvilik ve ekmeklik buğday çeşitlerinde istenilen özellikleri artırıcı malzeme çalışmalarının yapılması, fabrikaların modernleştirilmesi, iç ve dış talebe uygun yeni ürünlerin üretilmesi ve ambalaj faktörüne gereken önemin verilmesi gerekmektedir. Bu durum, AB ülkeleri için yeni bir Pazar yaratmasa da mevcut pazarımızı koruma açısından önemli görülmektedir.

ÖRNEK 1.

ÖZKAŞIKCI

Özkaşıkçı Un Sanayi ve Ticaret A.Ş.

Merkez: Samyeli Sokak, No: 10, İskitler 06080 / ANKARA

Tel : 0.312. 341 21 20 (4 hat)

Fax: 0.312. 341 44 32

Åžirket1957 yılında Bulkon Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Åžti. olarak 2.500.000 TL sermaye ile Ankara İskitler’de kurulmuÅŸtur.

Günlük 40 ton/gün buÄŸday kırma kapasitesi ile faaliyete geçen ÅŸirket artan talep karşısında üretim kapasitesini arttırarak, 1975 yılından itibaren 90 ton/gün ‘den 1977 yılında 300/gün kapasiteye ulaÅŸmıştır.

Tüm revize ve kapasite artırım işlemlerinde dünyada kullanılan en iyi ve en yeni teknoloji satın alınarak ülkemize getirilmiştir. Halkın ihtiyaçlarına cevap verebilecek her kalite ve tipte un imal etmeyi hedefleyen şirket, Özkaşıkçı Un Sanayi ve Ticaret A.Ş. adıyla bugün 85.000.000.000 TL kayıtlı, 76.536.453.000 TL. ödenmiş sermayesi ile faaliyet göstermektedir.

Kuruluşundan bugüne ürettiği un çeşitleri ile itibarını ve kalitesini Türkiye içinde olduğu gibi dış ülkelerde de kanıtlayan şirket, dinamik yapısın daima muhafaza etmektedir. Üretiminin büyük bölümünü iç piyasaya satmakla beraber 1977 yılından beri kesintisiz olarak Avrupa, Orta ve Uzakdoğu ülkelerine ihracat yapmaktadır. 1992-1994 yılları arasında 63.000 ton ihracat gerçekleştirilmiştir.

Özkaşıkçı Un Sanayii, bugün Türkiye ve Orta Doğunun en büyük ve en modern un fabrikası olacak Sincan fabrikasında 3 ayrı ünite ile günlük 1050 ton buğday kırma kapasitesine ulaşacaktır. Halen 350 tonluk 1. bölüm üretim yapmaktadır. Tamamıyla bilgisayar kontrollü üretim yapan yeni fabrikanın en önemli özelliği müşterilerin isteği doğrultusunda her türlü standartta un üretebilecek teknolojik imkanlara sahip olmasıdır. Sincan fabrikasının tamamıyla devreye girmesiyle günlük kırma kapasitesi 1400 tona ulaşacaktır.

ÖRNEK 2.

PİYALE

MAKTAŞ - MAKARNACILIK VE TİCARET T.A.Ş.

P.K. 636 Bayraklı / İZMİR

Tel : 0.232. 435 03 20 (7 hat)

Fax: 0.232. 435 01 62 Telex : 536/16 piya tr.

Tahsin Piyale tarafından İzmir’de 1922′de kuruldu. MaktaÅŸ, 1960 yılında ihracata baÅŸlayıp, yatırımlarını hızlandırdı. 1965 yılından sonra Konya’daki fabrikadan Türkiye’nin her yerine Piyale adıyla makarna satılmasına baÅŸlandı.

1987 ‘de Piyale, kendi alanında dünyanın en tanınmış markalarından biri olan Dr. Oetker ile anlaÅŸma imzalayarak, Piyale-Dr. Oetker adıyla ikinci bir ÅŸirket kurdu. Bu ÅŸirket, puding, kek, un, krem ÅŸanti, hamur kabartma tozu gibi ürünlerle Türk tüketicisine yeni lezzetler sunmaya baÅŸladı.

Türk mutfaklarının ve sofralarının ağız tadı ve güven geleneÄŸi Piyale markası, Türk Gıda Sektörü’nün TS-ISO-9001 Kalite Güvencesi Belgesini almıştır. Makarnadan çorbaya, pirinç unundan niÅŸastaya, irmiÄŸe, bulgurdan geleneksel pilav çeÅŸitlerine kadar Anadolu’nun zengin kültür mirasını, yine Anadolu’nun dünyaca meÅŸhur sert, has durum buÄŸdayıyla soframıza getiren Piyale, tam yedi farklı ürün grubunda Kalite Güvencesi Sistemi TS-ISO-9001′e layık görülmüştür. TS-ISO-9002 ve 9003′ü içine alan en kapsamlı ISO-9000 belgesi olan TS-ISO-9001 Kalite Güvencesi belgesiyle Piyale’nin, insan ve üretim kaynaklarını, en iÅŸlevsel ve doÄŸru bir biçimde plânlayarak dış pazarlarda rekabet gücünü önemli ölçüde artırdığı vurgulanmaktadır.

İlk diyet makarnayı üreten Piyale, 1 kiloluk ekonomik paket makarnayı da ilk kez tüketicinin beÄŸenisine sunan Piyale’nin makarna, çorba, un, bulgur, niÅŸasta, irmik, pirinç unu grupları baÅŸta olmak üzere son derece geniÅŸ bir ürün yelpazesi bulunmaktadır.

3.4. Şeker ve Şekerli Mamullerdeki İşletmeler :

Ülkemizde ÅŸeker sanayiini KİT statüsündeki büyük iÅŸletmeler oluÅŸturmaktadır. Türkiye’de ilk ÅŸeker fabrikasının kurulması ve üretime geçmesi Cumhuriyetin ilk yıllarında gerçekleÅŸtirilmiÅŸ ve 1926 yılında biri Alpullu, diÄŸeri UÅŸak’ta olmak üzere iki ÅŸeker fabrikası birden üretime geçmiÅŸtir. Daha sonra EskiÅŸehir ve 1934 yılında da Turhal ÅŸeker fabrikalarının kurulmasıyla ÅŸeker fabrikalarımızın sayısı 4 ‘e yükselmiÅŸtir. O yıllardaki ekonomik kriz nedeniyle söz konusu fabrikalar, 1935 yılında Ziraat Bankası, Sümerbank ve İş Bankası’nın katılımıyla kurulan "Türkiye Åžeker Fabrikaları Anonim Åžirketi" tarafından tek bir kuruluÅŸ halinde birleÅŸtirilmiÅŸtir. Sonraki yıllarda diÄŸer fabrikaların da katılımıyla bugün toplam 16 adet ÅŸeker fabrikamız bulunmaktadır.

Bu fabrikalarımız ülke ekonomisine getirdikleri ve götürdükleri yakın bir geçmişte Türk kamuoyunu önemli derecede meşgul etmiştir. Bu nedenle konumuzla ilgili olarak sadece şu anki perspektif verilmekle yetinilmiştir.

Diğer taraftan çikolata sanayiimiz son yıllarda bir kıpırdama içindedir. Ancak bunun yeterli seviyede olduğu söylenemez. AB ülkeleriyle mukayese ettiğimizde hâlâ küçük ölçekte olan işletmelerimizin gelişme çabası içinde oldukları görülmektedir.

Bu sektörün en önemli sorunu; hammadde fiyatlarının dövize endeksli oluşu nedeniyle yüksek olması ve ülkemizdeki çikolata tüketiminin AB ülkelerinden yaklaşık 70-100 kat daha az olması sayılabilir. Ancak, kakaolu mamuller sanayiinde; fındığın kakaolu mamullerde kullanılmaya başlaması halinde AB ülkelerindeki durumumuzun önemli derecede değişeceği görüşü hakim olmaktadır.

Ayrıca helva, lokum ve cezerye gibi ülkemize özgü ürünlerin üretimlerinin de imalathanelerden kurtarılıp, büyük modern işletmeler haline dönüştürülmesi ve etkin bir pazarlama sistemlerinin uygulanması rekabet şansı az olan diğer ürünlere (çikolata gibi) göre ihracat şansını artırabilecektir.

ÖRNEK 1.

ÜLKER GIDA

Ülker Gıda Sanayii ve Ticaret A.Ş.

Davutpaşa Cad., No:10-18-20 34015 Topkapı / İSTANBUL

Tel : 0. 212. 567 68 00 (20 hat)

Fax: 0. 212. 577 76 28 Telex : 22985 ugt tr.

Ankara / Fabrika Tel : 0. 312. 313 17 50, Fax : 0. 312. 312. 37 53

1944 yılında küçük bir atölyede günde 200 kg. bisküvi üreterek işe başlayan Ülker Gıda Sanayii bugün sektörün en güçlü kuruluşudur.

Günde 80 kamyon üretimini 1.00 araçlık pazarlama filosuyla toplam 200.000 satış noktasına ulaÅŸtırabilen Ülker, tüm ürünlerini TSE garantisiyle piyasaya sunmaktadır. Ülker Gıda Sanayi (1944), Anadolu Gıda Sanayi (1970), Üstün Gıda Sanayi (1991), Dan Cake (1995) ile bir arada; bisküvi, çikolata, ÅŸeker ve ÅŸekerleme, çiklet, kakao, kek çeÅŸitleri ile çikolata kaplamalı ürünlerin dahil olduÄŸu 350′yi aÅŸkın ürün çeÅŸidini robot kontrollü üstün teknolojik sistemlerle, en kaliteli ve saÄŸlıklı imalat yöntemleriyle üretmektedir. Ayrıca yine gıda sektöründe Ülker Grubu’na baÄŸlı olarak Birlik Pazarlama, soya yağı iÅŸleme, Besler Gıda, sıvı yaÄŸ ve margarin üretimi, PNS, niÅŸasta ve glikoz üretimi konularında hizmet vermektedir.

Gıda dışında, Atlas Pazarlama, Yurtiçi Pazarlama, İstanbul Gıda, Yurtdışı Pazarlama, Merkez pazarlama, Pazarlama ve Akaryakıt ile ilgili alanlarda Ülker Grubu kuruluşu olarak faaliyetlerini sürdürmektedir.

Ambalaj ve ambalaj malzemesi üretimi konusunda, BomsaÅŸ, Dura Gıda(1993), Farmamak, Polinas yine Ülker Grubu’na baÄŸlı olarak çalışan Ülker Grubu Åžirketleri’dir.

Ayrıca Ülker Nakliyat, Datateknik, Yıldız Gıda, Piomak, Murat Kimya, Topkapı Makine, Omco gibi farklı sektörlerdeki kuruluşlarıyla Ülker hizmet ağını her geçen gün farklı sektörlerde de genişletmektedir.

1994 yılında basketbol sporuna hizmet etmek gayesiyle kurulan Ülkerspor Basketbol Klübü, genç sporcuların yetiÅŸtiÄŸi bir basketbol okulu olmasının yanı sıra, genç bir ekip olarak 1995-1996 sezonunda Türkiye ÅžampiyonluÄŸu’nu kucaklamanın gururunu yaÅŸamıştır.

1995 yılı cirosu 300 Milyon $’ı aÅŸan Ülker Gıda Sanayi, tüm dünya üzerinde uyguladığı baÅŸarılı ihracat anlayışıyla yurt dışına toplam 100 Milyon$ tutarında ürün ihraç etmeyi baÅŸarmıştır.

Toplam 500 ‘i aÅŸan çalışanıyla Ülker hizmetin ve ürünlerinin en kalitelisini sunmayı ilke edinmiÅŸtir.

ÖRNEK 2.

KENT GIDA

Kent Gıda Maddeleri Sanayii ve Tic. A.Ş.

Merkez Fabrika: Bomonti, Fırın Sokak No: 40, Şişli 80260 / İSTANBUL

Tel : 0. 212. 233 00 40 (4 hat)

Fax: 0. 212. 241 38 28 Telex : 26504 Tahn tr.

Tahinci Holding bünyesindeki ÅŸirketlerden ve 1956 yılından beri Türkiye’nin önde gelen ÅŸekerleme ürünleri üreticisi ve ihracatçısı olan Kent Gıda Maddeleri Sanayi ve ticaret A.Åž ürün çeÅŸitleri içerisinde sert ve yumuÅŸak ÅŸekerlemeler,y ferahlatıcı bonbonlar, sakızlar ve balonlu sakızlar, jelibonlar, lolipoplar, kakao tozu ve çikolata çeÅŸitleri ile fındıklı, kakaolu kokolinler bulunmaktadır.

Kent üç değişik üretim tesisinde faaliyetini sürdürmekte olup, bu tesisler yüksek teknolojiye sahip makine ve ekipmanla donatılarak en iyi hijyenik koşullarda ürünler elde edilmesi sağlanmıştır. Sektöründe Türk Standartları Kalite Belgesine sahip olan ilk şirket konumunda olup şu andaki tüm ürünlerinde de TSE kalite sertifikası bulunmaktadır.

Kent; Türkiye sathına yayılmış 12 dağıtım şirketi, 600 kişilik satış organizasyonu ve 500 adet dağıtım aracı ile direkt olarak Hiper ve Süpermarketlere, perakendecilere ve toptancılara hizmet götürmektedir.

Şirketin Türkiye şekerleme pazarında %60, sakız pazarında %30 ve çikolata pazarında %10 hissesi bulunmaktadır.

Kent; Rusya, Ukrayna, Polonya, Romanya, Çek Cumhuriyeti ve Bulgaristan’da 6 dağıtım ÅŸirketi kurmuÅŸ ve bu ülkelerdeki yüksek talebi karşılayabilmek için 200 kiÅŸilik güçlü satış teÅŸkilatıyla hizmet vermektedir.

Çok iyi bilinen, yüksek kaliteli ürünlerine örnek olarak "Turbo, Bonibon, Topitop, Olips, Tofy, Tipitip, Power, Jelibon, Soft&Fresh, Minti, Tofita ve Nuti"yi gösterebiliriz. Kent ihracat pazarında da çok büyük deneyime sahip olup 80 ‘in üzerinde ülkeye ürünlerini ulaÅŸtırmaktadır.

ÖRNEK 3.

SEÄžMEN

SeÄŸmen KardeÅŸler A.Åž.

Posta Cad. Tenekeciler Sok. No: 29, Ulus / ANKARA

Tel : 0. 312. 311 38 60 - 311 59 82

Fax: 0. 312. 311 16 46

1940 yılından bu yana faaliyetlerini sürdüren bir kuruluştur. Bir aile ortaklığı şeklinde gıda ticareti ile başlanan çalışmalar 1958 yılında kurulan bir kollektif şirket çatısı altında gıda üretimi ile devam etmiş, 1987 yılında dönüştürülen anonim şirket ve buna bağlı üç pazarlama şirketi ile, gıda üretimi, ambalajlaması, pazarlama ve ihracatı ile faaliyetlerine devam etmektedir.

Kuruluşundan bugüne kadar tüketiciye kaliteli ve sağlıklı ürünler sunmak amacında olan Seğmen; kendi tescilli markası altında reçel, bal, helva, tahin, pekmez, fındık kreması, kuruyemiş, baharat ve bakliyat gibi konularda faaliyetlerini yürütmekte olup tüm üretimi modern teknolojiye uygun koşullarda ve hijyenik şartlarda gerçekleştirilmektedir.

Hammadde alımında titiz seçimle başlayan, nihai ambalajlamaya kadar devam eden tüm üretim kademeleri laboratuar kontrolünde gerçekleştirilerek standartlara ve tüketici damak zevkine en uygun mamuller ortaya konulmaktadır.

Yapılan bu titiz çalışmalar sonucu üretilen tüm mamuller, toplu tüketim merkezlerinin, büyük hipermarket ve mağazalar zincirlerinin yanında yurt dışından da talep görmekte olup, 1976 yılından bu yana özellikle Avrupa memleketlerine ihracatı devam etmektedir.

Kendi bünyesinde bulunan şoklama ünitesi ile, reçel üretiminde kullanılan meyveler, mevsiminde taze olarak -40 derecede şoklanarak- 20 derecede muhafaza edilmekte, böylece özellikleri hiç bozulmayan, kendine has renk ve kokusunu kaybetmeyen meyveler ile vakum altında pişirilerek kaliteli ve sağlıklı olarak piyasaya sürülmektedir.

Halkımızın geleneksel tercihi olan özel tahinli pekmez karışımı, genç neslin tercihi olan fındık kremaları özel formülleri ile üretilmektedir.

Baharat üretiminde ise daha da hassas davranılarak, tamamen saf, katışıksız, tabii ve sağlıklı olarak özenle üretilen tüm baharat çeşitleri tüketicilere sunulmaktadır.

3.5. Bitkisel Ürünlerdeki İşletmeler :

Ülkemizde bitkisel yaÄŸ sanayiini oluÅŸturan ham yaÄŸ, likit rafine yaÄŸ ve margarin fabrikalarının üretim kapasiteleri tüketim taleplerinin çok üstünde bulunmaktadır. Bu durum, atıl kapasitenin artmasına neden olmaktadır. Ancak AB’ye tam üyeliÄŸine girmemiz halinde yaÄŸ sektöründe; tarım alanlarımızın da elveriÅŸli olmasının yarattığı avantajla Türkiye açısından büyük imkanlar doÄŸabilecektir. Ancak, ucuz olarak ithal edilen ham yaÄŸ ve ayçiçeÄŸinin iÅŸletmelerde hammadde olarak kullanılmasının Türk çiftçisi üzerindeki olumsuz etkilerinin de göz ardı edilmesi gerekmektedir.

ÖRNEK 1.

TARİŞ

Tariş Tarım Satış Koop. Birliği

1492 Sokak, No: 14, Alsancak / İZMİR

Tel : 0. 232. 463 55 00 - 422 21 95

Fax: 0. 232. 421 00 66 - 463 65 55

TariÅŸ; İncir, Üzüm, Pamuk, Zeytin ve Zeytinyağı Birlikleri, İzmir, Aydın, Balıkesir, Çanakkale, Denizli, Manisa, MuÄŸla ilindeki kooperatifleri ve 125.000 ‘i aÅŸan tarım üreticisi ortağı ve dev tesisleri ile Türkiye’nin ilk ve en büyük kooperatif kuruluÅŸudur. Tarım üreticisi ortağı yanında ortağı olmayan üreticilerin de piyasa koÅŸullarında ezilmemesi için ürünlerini deÄŸer fiyatlarla alarak en iyi ÅŸartlarda deÄŸerlendiren ve üreticilere ekonomik güç kazandıran TariÅŸ; kaliteli olarak ürettiÄŸi ürünlerini ucuz fiyatlarla piyasaya sunarak tüketiciyi de korumaktadır.

Ana ürünleri olan pamuk, üzüm, incir ve zeytin ve zeytinyağının yanı sıra bu ürünlerden elde ettiÄŸi tali ürünleri de en iyi ÅŸekilde iÅŸleyerek ülke ekonomisine önemli katkıları bulunan TariÅŸ’in, iç piyasada tüketilen ürünlerinin yanı sıra dış pazarlarda da önemli bir yeri bulunmaktadır.

ÖRNEK 2.

ERTAÅž

ErtaÅŸ Zeytincilik Ticaret ve Sanayii Ltd. Åžti.

Kumyaka Köyü / MUDANYA

Bursa Tel : 0. 224. 566 20 17 Fax: 0.224 565 24 12

Mudanya Tel : 0. 224. 544 25 74 - 544 10 70

45 yıllık tecrübesi ışığı altında, zeytin sektöründe hizmet eden bir kuruluÅŸtur. 1985 yılından itibaren Öz ErtaÅŸ Zeytincilik Tic. Ve San. Ltd. Åžti. adı altında faaliyette bulunan firma, yeÅŸil ve siyah zeytin alanında Türkiye’nin önde gelen ÅŸirketlerindendir.

Özellikle siyah zeytinle yurt içinde adını duyuran Öz Ertaş Zeytincilik, 1994 yılından itibaren "Meserya" markasıyla üretimini sürdürdüğü pastörize edilmiş ve tuz derecesi oldukça düşük olan konserve tipi zeytinle ihracat alanında da ülkenin önde gelen zeytin firmalarından olduğunu ispat etmiştir. Bugün, başta Almanya, Portekiz, Ukrayna, Bulgaristan, Brezilya ve Gürcistan olmak üzere birçok yurt dışı piyasasında boy göstermektedir. Firma, dünya zeytin ticaretinde büyük bir aya sahip olan İspanyol ve İtalyan zeytin üreticileriyle rekabet edebilecek potansiyelde olup gözünü bu ülkelerin pazarlarına dikmiştir.

Ürün çeşitleri; bütün, çekirdeksiz ve dilimlenmiş siyah zeytin, kokteyl, çekirdeksiz, biberli, dilimlenmiş kırma ve çizme yeşil zeytindir. Konserve kutu (200 gr, 450 gr, 700 gr.), teneke kutu (3 kg, 4 kg, 10 kg), plastik bidon (3 kg, 4 kg, 5 kg, 10 kg, 20 kg, 150 kg.) ve cam kavanoz (250 gr ve 400 gr) tipi ürünlerdir.

ÖRNEK 3.

TAMEK

Tamek Gıda Sanayii A. Ş.

Evren Mah. Gülbahar Cad. A.1 Blok, No: 60, Kat:1, 34540 Güneşli / İSTANBUL

Tel : 0. 212. 656 62 80

Fax: 0. 212. 656 62 90 Telex : 28834 tame tr.

31 Mart 1955 yılında kurulmuştur. Tamek, yurdumuzun değişik yörelerinde üretilen sebze ve meyveleri, çağdaş yöntemler uygulayarak değerlendirmek amacıyla 41 yıl önce kurulmuş ve kurulduğundan bu yana da ürünlerinin yüksek kalitesi ve gelişen çeşitleriyle haklı üne sahip olmuştur.

Geleceğe yönelik araştırmalar ve yatırımlar firmanın daha iyiye yönelmesinde vazgeçilmez aktivitelerdir. İhracat figürleri son üç yılda ikiye katlanmıştır.

Yurt düzeyinde Tamek markası ile piyasaya sunulan ve dünyanın çeşitli ülkelerinde de Türtamek markası altında ihraç edilen ürünleri aşağıdaki gruplarda toplayabiliriz:

Domates Ürünleri (salça, domates suyu, ketçap, soyulmuş domates ve püresi),

Hazır Yemekler,

Hazır Dolmalar,

Sebzeler,

Haşlanmış Sebzeler, Reçeller, Marmelatlar,

Kompostolar,

Çorbalar,

Pudingler,

Poşet Reçel, poşet Marmelat, Bal,

Toz İçecekler,

DondurulmuÅŸ sebze, meyve ve hamur.

II. BÖLÜM

İŞLETMELERİN KURULUŞU VE

İŞLETMELERDE KURULUŞ YERİ SEÇİMİ

1. İŞLETME KURULMASININ NEDENLERİ

İhtiyaçların karşılanması amacıyla mal ve hizmet üretiminde bulunan işletmelerin kurulmaları fertlerin, girişimlerin ve devletin üstlendiği işlevler bakımından üç başlık altında ele alınabilir. Fertler açısından işletmelerin kurulmaları gerekli olanakların sağlanması halinde bile çoğu kere gerçekleştirilmesi kolay bir olay değildir. Her şeyden önce kurulmaları aşamaları öncesinde ekonomik yönden oluşturulmalarının yarar sağlayıp sağlamayacağının, kurulması düşünülen tesisler ve üretilecek malların maliyetinin ne olacağının, satışlardan bir kazanç elde edilip edilemeyeceği gibi soruların karşılıklarının bulunmasını gerektir.

Bu değerlendirmelerin ışığı altında işletme kurmanın çok geniş ve kapsamlı bir sorun olmasının yanı sıra ekonomik, teknik, finansal ve hukuki yönleri olan bir konu olduğu ortaya çıkmaktadır.

İşletmelerin kuruluşlarında temel etkin kazanç sağlamak olduğu genel bir doğru olarak ifade edilebilirse de bu isteğin yanı sıra; bağımsız (kendi başına) çalışma, daha fazla ve sürekli kazanabilme, miras yoluyla aktarım, sosyal prestij sağlama, orijinal bir fikre veya buluşa sahip olma veya başka bir olanağın kalmaması gibi nedenler de işletme kurma konusundaki kararlar üzerinde etkili olurlar.

Girişimler de daha büyük Pazar payına sahip olmak belirli özellikteki hammadde kaynaklarına istikrarlı olarak sahip olma isteği veya zorunluluğu, ürettikleri malların dağıtımını bizzat gerçekleştirme ve prestij gibi nedenlerle yeni işletmeler kurarlar. Bu şekilde büyüyen girişimler kendilerine bazı avantajlar sağlamış olurlar.

Girişimlerin yeni işletmeler kurarak büyümeleri iki şekilde ele alınabilir:

İç büyüme.

Dış Büyüme.

İç Büyüme :

Girişimlerin kendi bünyeleri içerisinde genişlemesini ifade eden iç büyüme; girişimin aynı mal üreten veya pazarlayan yeni işletmeler kurmak yada aynı malın değişik türlerini üretmek üzere faaliyetlerini genişletirse "yatay", üretim veya pazarlamanın birbirini izleyen iki veya daha fazla aşamasında yeni işletmeler kurulması şeklinde ise "dikey" büyüme olarak adlandırılır.

Dış Büyüme :

Girişimlerin başka işletmeleri satın alma veya çeşitli şekillerde anlaşmalara gitmeleri ve ekonomik birlikler şeklinde birleşmeleri biçiminde ortaya çıkmaktadır.

Kişiler ve girişimlerin yanı sıra devletin de değişik alanlarda faaliyette bulunan işletmeler kurduğu görülmektedir. Genel bir kavram olarak kamu işletmeleri olarak ifade edilen bu işletmelerin ortaya çıkması toplumların sahip oldukları siyasi sisteme ve sosyo-ekonomik özelliklerine göre ülkeden ülkeye değişebilmektedir. Ancak ekonomik hayat içerisinde yer alma dereceleri ve kurulma gerekçeleri zamanla değişme göstermekle birlikte, ekonomik, sosyal, politik, finansal ve askeri yanları yanı sıra doğal kaynakları rasyonel kullanmak, ekonomik gelişmeyi başlatmak ve hızlandırmak, teknolojik gelişmeyi sağlamak, çevre kirlenmesini önlemek, bölgelerarası dengeyi sağlamak tüketicileri korumak, iç güvenliği geliştirmek gibi birçok nedenlerle de devletin işletmeler kurduğunu görüyoruz.

2. İŞLETMELERDE KURULUŞ ANALİZİ VE KURULUŞ PLANLAMA

İşletmelerin kurulması bir dizi ekonomik, teknik, finansal ve hukuki yönlü olaylar sonucunda olmaktadır. İşletme kavramı çok yönlü ufak bir ekonomik birimi ifade edebileceği gibi bu büyük ve kompleks bir birim de olabilir. Doğaldır ki bir ufak işletmeyi aktif hale geçirmek için uzman kişiler kullanmaya gerek yoktur ve yapılması gereken bazı ön çalışmalar işletmeci tarafından bizzat yapılabilir. Büyük bir işletmenin ise başarılı bir şekilde kurulabilmesi için bazı ilkeleri temel alarak kuruluş çalışmalarının yürütülmesi gerekir. Bu nedenle de kuruluşun her aşamasında en ayrıntılı kısımlara kadar planlama ve incelemeler zorunludur.

Genel olarak herhangi bir işletmenin kuruluş analizinin planlamasının ne şekilde yürütüldüğünün ana hatlarıyla açıklanacağı bu kesimden sonra, kuruluş yeri seçimine ilişkin örneklerin verildiği bölüm gelmektedir.

Kuruluş aşamasındaki işletmeye proje veya yatırım projesi adı verilmektedir.

Proje :

İleride daha çok yarar sağlamak amacıyla, yapılacak olan yatırımlar ve bunların üretecekleri, ortaya koyacakları yararlarla ilgili olarak bu yönden yapılan bir plân şeklinde ifade edilebilir.

Yatırım :

İşletmenin kurulması ve çalıştırılabilmesi için alınan tüm malzeme, tesis ve araçlar yatırım olarak tanımlanabilir. Ancak farklı amaçlar bakımından yatırım farklı anlamlar ifade etmektedir. Ekonomi için; milli gelirin, yeni üretim birimleri kurmak veya eskiyen birimleri yenilemek için ayrılan kısmı anlamına gelirken, girişimci için; nakdi sermayenin üretimini gerçekleştirecek ayni sermayeye (makine ve teçhizata) dönüştürülmesidir.

Girişimci bir yatırım kararı alabilmesi için kendisine yakın olan konulara ve yatırım yapmayı düşündüğü yere ilişkin öl bilgiler toplar/toplatır. Bu amaçla;

Yatırıma gerekli hammadde,

Üretilecek malların maliyeti,

Malların fiyat esnekliği,

Projenin büyüklüğü ve yeri,

Gerekli kapasiteler,

Yatırım tutarı,

Yatırım finansmanı

ile ilgili bilgileri toplar. Toplanan bu bilgilerin ışığı altında yatırım konularından birini seçer ki bu tür çalışmalara yapılabilirlik araştırması (fizibilite etüdü veya ön-proje etüdü) denilmekte olup ekonomik, teknik ve finansal yönleri bulunan bir çalışma sürecidir.

Ekonomik Etüd :

Ön proje etüdü içerisinde bulunan ekonomik etüd başlıca; Pazar araştırmaları ve talep tahmini, işletme kapasitesinin saptanması, kuruluş yeri gibi konuları içerir.

Teknik Etüd :

Gerçekleştirilmesi düşünülen projenin büyüklüğüne göre oluşturulan bir ekip (ekonomist, mühendis, mali analist, muhasebeci vb.) tarafından hazırlanan teknik etüdlerin oluşturulmasında dikkate alınması gereken konular ise şu şekilde özetlenebilir:

Projenin teknik tanımı; fabrikanın kurulacağı arazinin zemin etüdleri, laboratuar testleri.

Üretim yöntemi; seçilen üretim yönteminin tanımlanması ve seçilme gerekçesi, patent konusunun olup olmadığı ve diğer üretim yöntemi seçenekleriyle karşılaştırma.

Makine ve ekipman; fabrikada kullanılacak makine ve ekipmanların nitelikleri ekonomik ve teknolojik ömürleri, maliyetleri ve tercih nedenleri.

Tesislerin yerleşme plânı.

İnşaat işleri; ana üretim tesisleri ile su enerji gibi girdileri sağlayan yardımcı tesisler ve sosyal ve idari binalar ve işletme iç ve dış yol bağlantılarının yapı, biçim ve özellikleri.

Montaj işleri varsa bunların nasıl ve kimler tarafından yapılacağı ve maliyeti.

Uygulama plânı, işletmenin kurulma aşamalarını gösteren iş plânı (termin plânı)

Finansal Etüd :

Kurulması düşünülen işletmenin yatırım tutarının hesaplanması, işletmenin gelir ve gider öngörmeleri (tahminleri), finansman etüdleri ve organizasyon gibi konular bu bölümde ele alınmaktadır.

Yatırım tutarının hesaplanması; işletmenin faaliyete geçene kadar yapılacak olan tüm harcamaları yatırım tutarının hesabında dikkate alınır. Örnek bir X projesinin yatırım tutarını tabloda olduğu gibi yazabiliriz.

Tablodan anlaşılacağı gibi X projesi hem iç hem de dış finansman gerektirmektedir. Doğal olarak dış para gereksinimi her zaman söz konusu olmayabilir. Diğer yandan bir projenin yatırım tutarı sabit yatırım sermayesi ile işletme sermayesi toplamından oluşmaktadır.

Tablo : X Projesinin Yatırım Tutarı (1.000TL)

Harcama Unsurları İç Para Dış para Toplam

1 Etüd ve proje giderleri 250.000 — 250.000

2 Patent, know-how 350.000 — 350.000

3 Arazi bedeli 2.500.000 5.000.000 7.5000.000

4 Arazinin düzenlenmesi 200.000 — 200.000

5 İnşaat işleri 50.000.000 70.000.000 120.000.000

6 UlaÅŸtırma yatırımları 30.000.000 — 30.000.000

7 Makine ve ekipman (CIF) 100.000.000 100.000.000 200.000.000

8 İthal ve gümrükleme 100.000 — 100.000

9 Montaj giderleri 500.000 — 500.000

10 Genel giderler 500.000 — 500.000

11 Taşıt araçları 5.000.000 — 5.000.000

12 İşletmeye alma giderleri 500.000 — 500.000

13 Beklenmeyen giderler 1.000.000 — 1.000.000

14 Faizler 2.000.000 1.000.000 3.000.000

SABİT YATIRIM TOPLAMI 192.900.000 176.000.000 368.900.000

15 İşletme Sermayesi 50.000.000 50.000.000 100.000.000

PROJENİN TOPLAM 242.900.000 226.000.000 468.900.000

İşletmenin Gelir ve Gider Tahminleri :

Kurulacak işletmenin gelir ve giderlerinin bütçelenmesi ve gelirler ile giderlerin ne olabileceğinin ayrı ayrı hesaplanmasıdır. İşletmenin elde edebileceği toplam gelirlerden (ana ürün ve yan ürün satışları, diğer satışlar) yıllık işletme giderlerinin çıkarılması ile bulunacak değerlerin her yıl için ayrı ayrı yapılması ve karşılaştırılmasıdır. İşletmenin elde edebileceği net kâr ise vergi ve diğer kesintiler de dikkate alınarak saptanabilir.

Finansman Etüdü :

İşletmenin en uygun zamanda ve şekilde iç ve dış finans gereksinmesinin karşılanması ve bu yönde alınacak önlemlerin işletme kurulmadan önce belirlenmesine yönelik çalışmalardır. Yalın bir anlatımla, "Proje için hangi kaynaktan ne kadar para, ne zaman sağlanmalıdır?" sorusunun karşılığını bulmaktır.

Finansman etüdü; sermaye girişlerinin işletmenin emrine hazır olması gereken tarihler, iç ve gerekli ise dış parayla finansman kaynaklar ve miktarlar ile kullanım tabloları, gelecekte işletmenin finansal yapısının sağlamlık derecesini gösteren katsayılar gibi konuları içerir.

Organizasyon (Örgüt) :

Ön proje etüdünde organizasyonla ilgili şu sorulara yanıt bulmak için araştırma yapılır.

Kurulması teklif edilen girişim tipi, bu kararın nedenleri, girişimin yapısı.

İşletmenin yatırım aşamasındaki örgüt şeması ve kadroları.

İşletme dönemindeki örgüt şeması ve kadroları.

İşletmenin kurulması aşamasından işletme aşamasındaki örgüte nasıl geçileceği,

Projenin uygulanmasıyla ilgili hukuki ve kurumsal sorunlar, patentler, lisanslar ve diğer sorunların nasıl çözümleneceği,

Projeyle ilgili olan, diğer kamu kuruluşları veya özel kişilerce yapılması gereken işler,

Teknik ve yönetsel (idari) personelin sağlanması ve eğitimiyle ilgili işler.

Bir işletmenin kurulmasına karar verebilmek için, dikkatli ve kapsamlı ön-proje etüdlerinin yapılması gerekir. Bu etüdler yukarıda kısaca açıklanmıştır. Bu etüdlerin yanı sıra, ön-proje etüdleri, aynı zamanda şu amaçlara da hizmet etmektedir.

İşletmenin kesin olarak kurulmasına karar vermek,

İşletme büyüklüğünün ne olacağı ve nerede kurulacağını belirlemek,

İşletmenin kurulması için iç ve dış finansmana gereksinim varsa, para sağlamayı beklediği iç-dış bankalara, öteki kuruluşlara ön-projeyi sunmak.

İşletme, yatırım indirimlerinden (teşvik tedbirlerinden), kredi ve döviz tahsislerinden yararlanacaksa, ilgili kurum ve kuruluşlara projeyi tanıtmak,

Projenin uygulanması döneminde karşılaşılacak güçlükleri önceden görmek ve bu konuda gerekli önlemleri almak.

Yatırım Projesi Aşamaları :

Görüldüğü üzere, bir ön-proje etüdünün önemi ve gereği açık ve seçik biçimde ortadadır. Ön-proje hazırlıkları yalnızca ön-proje çalışmaları ile sınırlı kalmamakta, aşağıdaki görülen proje aşamalarında öteki çalışmalar da yapılmaktadır.

Bir Yatırım Projesinin Aşamaları :

Aşama : Proje Düşüncesi.

Proje fikri, bir girişimcinin zihninde olabilir. Yeni bir proje (işletme) veya mevcut işletmede ek bir yatırım söz konusu olabilir.

Aşama : Ekonomik, Teknik ve Finansal Etüd.

Normal olarak herhangi bir faaliyetin teknik bakımdan uygun, kârlılık bakımından yeterli olacağı düşüncesiyle başlayan hayali bir aşamadaki proje düşüncesi, bu aşamada ikinci bir çalışma diyebileceğimiz proje-öncesi çalışması aşamasına geçer.

Aşama : Ön-proje:

İkinci aşamada yapılan çalışmalar sonucu ön-proje (yapılabilirlik projesi) ortaya çıkmaktadır.

Aşama : Değerlendirme ve yatırım Kararları.

Ön-proje aşamasına kadar bulunan sonuçlar, girişimci yada görevli proje ekibince değerlendirmeye alınır.

AÅŸama: kesin Proje.

Bu aşamada, kurulacak olan işletmenin hangi tür hukuki yapıya sahip olacağı, yapılacak inşaatın ayrıntılı kesin hesaplamaları, yatırım tutarı, proje kapasitesi, finansman kaynakları, alınacak makine, araç ve gereçlerin kesin kapasiteleri, teknolojik özellikleri ve maliyetleri vb. gibi konuların bilinmesi gerekir.

Aşama: Projenin Uygulanması.

Uygulama döneminde yatırım, fiziksel olarak gerçekleşmekte, bir yandan kesin siparişler verilirken öte yandan fiziksel yatırımlar başlamaktadır.

Aşama : Deneme Üretimi (İşletme)

Bir yatırım projesinin son aşaması, işletmenin deneme üretimine kadar olan bütün çalışmaları kapsar. Deneme üretiminin bitişi ile birlikte, projenin yatırım dönemi tamamlanır ve üretim dönemi başlar. Yani işletme üretime geçmektedir.

3. KURULUŞ YERİ SEÇİMİ

Sistemli bir şekilde işletmeyi ve sürekliliğini isteyen her girişim belirli amaçlara sahiptir. Bu amaçlara ulaşmak isteyen girişimci işletme için en iyi kuruluş yerini seçmek zorundadır. Genel anlamda işletmelerin ana faaliyetlerini devam ettirdiği coğrafi yer olarak ifade edilen kuruluş yeri; tedarik, üretim, depolama ve dağıtım gibi temel işlevlerin ve bu işlevlere bağlı ekonomik amaçların gerçekleştirilebileceği en uygun yer olarak tanımlanabilir.

Bir başka deyişle kuruluş yeri kavram olarak belirli özelliklere sahip ve üzerinde işletmenin üretim unsurlarını en geniş ölçüde verimli yapabilmek amacıyla girişimin yerleştirildiği yer şeklinde de ifade edilebilir. İşletmenin kuruluş yerinin ön seçimi ve kesin seçiminin iyi bir şekilde yapılası önemlidir. Çünkü söz konusu yer girişimin tüm yaşamı sürecince çalışmalarını yürüteceği yer durumundadır.

Farklı çalışma alanlarında faaliyette bulunan işletmelerin yanı sıra bir tarıma dayalı sanayi veya gıda sanayi işletmesi de kurulurken, girişimcinin başarı veya başarısızlığını belirleyecek olan ve birbirlerinden ayrı düşünülemeyen üç temel kararı almak durumundadır:

Kapasite,

Üretim Yönetimi,

KuruluÅŸ Yeri.

Bu üç karar birbiriyle sıkı ilişki içinde olduklarından işletmeci bakımından birlikte düşünülmesi gereken öğelerdir.

Birbirini etkileyen kapasite, üretim yöntemi ve kuruluş yeri öğelerinin üretim süreci içerisinde yer aldıkları konumları şemadaki gibi ifade edilebilir.

Şekil 3.1. Temel Kararlar ve Üretim Süreci

Kuruluş yeri seçimi için yapılacak araştırmaların her zaman yeni kurulacak işletmeler bakımından ele alınması zorunlu olmayıp seçim işlemi başlıca üç nedenden kaynaklanır;

a. Yeni bir üretim ünitesinin kurulması,

b. Mevcut bir üretim ünitesinin genişletilmesi,

c. Değişen koşullar nedeniyle ekonomik olma özelliğini kaybeden bir ünitenin yenilenmesidir.

Bu nedenlere bağlı olarak farklı durumlar alabilen kuruluş yeri seçimi kararının dikkatli bir şekilde alınması gerekir.

Kuruluş yeri seçimi ile ilgili çalışmalarda her bir özel soruna doğrudan uygulanamayan ancak uyulması gereken bazı temel esaslar şu şekilde özetlenebilir:

Kuruluş yeri ile ilgili olarak işletme gereksinimleri tarafsız bir şekilde ve bilimsel ölçülerle saptanmalıdır.

Seçilmesi düşünülen yerin tesisin faaliyetlerine yapabileceği etkileri ve sağlayabileceği katkıları ortaya koyna özellikler değerlendirilmelidir.

Yer seçimi ile ilgili çalışmalar belirli aşamalar birbirine karıştırılmadan sıra ile yürütülmelidir.

Kuruluş yeri seçiminin her aşamasında bilgi ve deneyiminden yararlanılabilecek uzman kişi ve kuruluşlar belirlenmeli ve onlardan en üst düzeyde yararlanılmalıdır.

Kuruluş yeri seçimi ile ilgili karar, mümkün olduğunca uzun bir dönem dikkate alınarak verilmelidir.

Yer seçimi alternatiflere olabildiğince çok ve çeşitli kaynaklardan geniş, uygun, tam ve kesin bilgiler derlenmeli ve böylelikle çalışma güvenilirliği arttırılmalıdır.

3.1. Kuruluş Yeri Seçimini Etkileyen Faktörler :

Girişimlerin kuruluş yeri ile ilgili kararı üzerinde etkili olan ve dolayısıyla böyle bir kakarın alınması süresinde dikkatle değerlendirilmesi gereken bazı faktörler vardır. Yapılan birçok çalışmada kuruluş yeri seçimini etkileyen unsurların tümü çok çeşitli liste ve gruplar halinde ortaya konmaya çalışılmış ise de olayı daha basit olarak ele alabilmek amacıyla bu faktörleri hem genel karakterli işletmeler hem de gıda işletmeleri için esas olarak ekonomik ve çevresel faktörler olarak iki başlık altında ele alabiliriz.

Ekonomik Faktörler :

Ekonomik faktörler, büyük bir genelleme ile işletmenin denetim alanı içinde bulunan ve işletme yönetimi tarafından alınan kararlarla etkilenebilen faktörlerdir ve bunların maliyet ile kârlılık üzerine etkileri çok belirgin ve kesindir.

Bunların başlıcaları:

Pazar, hammadde, taşıma olanakları, kuruluş maliyetleri, işletme maliyetleri, benzer diğer işletmelere yakınlık ve mevcut yatırımlar, devletin özendirici ve caydırıcı politikalarıdır.

Pazara İlişkin Özellikler :

İşletmelerin sadece kuruluş yeri bakımından değil kurulup kurulmaması gerektiğinin belirlenmesi yönünden de önemli rol oynayan Pazar faktörü; işletmelerin kapasitesi, taşıma sistemlerine bağımlılık, diğer işletmelerle rekabet durumu gibi konular bakımından da belirleyici özelliğe sahiptir. Doğal olarak geniş hacimli pazarlara yakın kurulan işletmeler, daha hızlı ve daha düşük maliyetlerle dağıtım ve satış imkanları nedeniyle pazarda belirli bir üstünlük sağlarlar.

Hammaddeye İlişkin Özellikler :

Özellikle organik kökenli olan ve tarıma dayalı sanayi tesislerince işlenen çabuk bozulabilme, hacim ve ağırlıklar nedeniyle taşınmalar güç ve masraflı olan veya üretim süreci sonunda hacim ve ağırlığını önemli ölçüde yitiren hammaddeler işletmeler bakımından büyük önem taşıyan bir faktördür.

Taşıma Olanakları :

İşletmelerin işleyecekleri hammaddeleri uygun maliyetlerle tedarik etmesi yanı sıra onları tesise ve üretilen mamulleri de işletmeden tüketicilerin bulunduğu pazarlara uygun maliyetlerle götürebilmesi büyük önem taşır.

KuruluÅŸ Maliyetleri :

Yer seçimi konusunda değerlendirilmesi gereken faktörler bakımından bölgeler arasında ortaya çıkan ekonomik ve sosyal gelişme farklılıkları, teknik hizmetlerden yararlanma olanakları, coğrafi konum gibi faktörler kuruluş maliyetlerini farklılaştıran ve bundan dolayı da değerlendirilmesi gereken faktörlerdir.

İşletme Maliyetleri :

İşletme maliyetlerini oluşturan hammadde, yardımcı malzeme, işçilik, enerji, su, bakım-yönetim gibi giderler kuruluş yerlerine bağlı olarak önemli farklılıklar gösterebilirler. Söz konusu giderlerin göreli olarak kolay, ucuz ve istenen özelliklerde elde edilebilmeleri ölçüsünde işletmeler önemli avantajlara sahip olmakta ve kuruluş yeri seçimi bakımından ayırımlar ortaya çıkmaktadır.

Benzer Konuda Faaliyette bulunan İşletmelere Yakınlık ve Mevcut Yatırımlar :

Aynı veya benzer alanlarda faaliyette bulunan işletmelere yakın olmak veya söz konusu alanda işletmeye ait daha önce yapılmış yatırımların bulunması işletmeye kuruluş ve işletme maliyetleri açısından önemli avantajlar sağlar. Varolan yatırımları genişletmek, çoğu kere yeni bir tesis oluşturmaktan daha ucuza mal olmaktadır.

Diğer yandan, işletmelerin kolay çalışabilmesi bakımından gerekli taşıma, depolama, vasıflı işgücü temini, haberleşme, sağlık, eğitim, atıkların uzaklaştırılması ve değerlendirilmesi vb. bir dizi hizmetin sağlanmasında kolaylıklar getirmektedir.

Devletin TeÅŸvikleri :

Devletin ilgili organları tarafından yürütülen farklı maliye ve ekonomi politikaları nedeniyle ortaya çıkan sermaye maliyetinin bölgelerarası farklılığı işletmelerin yer seçiminde etkili olur. belirli alanlarda yapılacak yatırımlara düşük faizli ve uzun vadeli kredi olanaklarının sağlanması vergi ve gümrük ayrıcalıkları, yatırım indirimi ve benzeri uygulamalar sermaye maliyetini düşürerek yatırımların bu bölgelere yapılması bakımından özendirici etkenler olabilir.

Çevresel Faktörler :

İşletmelerin kuruluş yeri seçimi üzerinde etkili olan ve ekonomik özellikli olanlar dışında kalan faktörler çevresel faktörler olarak değerlendirilebilir ve bölgesel, ulusal ve uluslar arası olarak başlıca üç farklı düzeyde ele alınabilir.

Bölgesel Faktörler :

Kuruluş yeri olarak seçilmesi düşünülen yol, su, enerji, haberleşme, ulaşım olanakları, teknik ve yönetici personel ile kalifiye işgücünün sağlanabilmesi gibi faktörlerin yanı sıra iklimsel koşulların uygun oluşu, arazi yapısı ve fiyatları, organize sanayi alanlarının, bulunuşu tarım ve yerleşim alanlarının durumu, bölgesel vergi politikalar gibi faktörler de bölgesel faktörler arasında ifade edilebilir.

Ulusal Faktörler :

Ülkenin izlediği dış ticaret ve kalkınma politikalar işletmeleri dış satımı daha kolay yapabilecekleri yerlere çekebilmektedir.

Uluslar arası Faktörler :

Bir ülke tarafından izlenen ekonomik politikalar ve bağlı olunan uluslar arası ekonomik ve siyasi örgütler, söz konusu ülkenin kamu ve özel işletmelerinin iç ve dış pazarlarını, ticaret şeklini, teknoloji düzeyini ve finansman kaynaklarını belirlemede önemli rol oynarlar. Böylelikle de kuruluş yeri kararı üzerinde dolaylı olarak da olsa büyük önem taşırlar.

İşletmelerin kuruluş yeri kararı üzerinde etkili olan ve iki başlık altında ele alınan bu faktörlerin her birinin önem derecesinin farklı olduğu ve bir işletme kuruluş yerinin belirleyicileri üzerine yapılan bir çalışmada meyve-sebze işletmeleri ile tavuk eti işleyen tesislerde Pazar ilk sıralardaki belirleyici faktör iken deniz ürünleri işleyen tesislerde altyapı faktörü ilk sırada bulunmuştur. Denilebilir ki kuruluş yeri seçiminde genel bir çözüm şekli yoktur. Her kuruluş yeri kendi özel koşulları içinde ele alınıp değerlendirilmeli ve optimal çözüme daha önce sözü edilen tüm faktörlerin seçenekleri olarak dikkatle analiz edilmesiyle ulaşılmalıdır.

3.2. En İyi Kuruluş Yerinin Saptanması

3.2.1. En İyi Kuruluş Yerinin Seçiminde Kullanılan Kriterler :

Kuruluş yeri seçimine etki eden unsurlar belirlendikten sonra bunlardan hangilerinin aday kuruluş yerleri bakımından uygun seçenekler arasında yer alacağının saptanması gerekir.

Seçim için çok çeşitli kriterler kullanılabilir ve işletmelerin faaliyet gösterdiği alana göre bunların alacağı öncelikler değişebilir ise de bunlardan başlıcalarını şu şekilde sıralayabiliriz:

- Toplam başarı,

İşletme kolaylığı,

Maliyet ve kazanç,

Risk,

Büyüme ve genişleme,

Kaynaklar,

Ulusal ekonomiye katkı,

Dışsatım,

KiÅŸisel.

Hem genel karakterli hem de tarıma dayalı sanayi tesislerinde ve bu arada gıda işletmelerinde kuruluş yeri seçiminde en çok kullanılan ölçütler şunlardır:

Kazanç Kriteri :

Bu kritere göre kazancın elde edildiği unsurlar, satış gelirleri ve maliyet giderleri alternatif her yer için ayrı ayrı hesaplanır ve söz konusu alternatifler içinde en büyük kazanç sağlayan yer uygun olarak belirlenir. Bir yönüyle, maliyetlerden hareketle yer seçimini yapmanın daha doğru olacağı düşünülürse de hammadde, işgücü, enerji gibi giderlerin her birinde yükselme yönünde ortaya çıkabilecek belirli değişimler daha başka yer alternatiflerinin en küçük maliyetli yerler olarak belirmesine neden olabilir veya üretim unsurları olarak kullanılan miktarların daha az olması da böyle bir durumu ortaya çıkarabilir.

Bir gıda sanayi işletmesi için kazanç kriterini esas alarak uygun kuruluş yeri seçiminin belirlenmesi bakımından bir uygulama tablo 3.1. de örnek olarak verilmiştir.

Tabloda verilen değerlere göre kazanç kriteri esas alındığında söz konusu gıda sanayi tesisi için kuruluş yeri olarak seçim sırasının başında en büyük kazancı sağlayan alternatif yer olması nedeniyle, B yeri bulunacaktır.

Tablo 3.1. Kazanç Kriterine Göre Kuruluş Yeri Seçimi

Muhtemel KuruluÅŸ Yerleri

A B C D

Giderler (Milyon TL)

1. Materyal Giderleri 250 236 270 264

- Hammadde 150 148 177 168

- Yardımcı Madde 47 37 43 50

- İşletme Maddeleri 53 51 50 46

2. Ücretler ve Aylıklar 210 205 160 187

3. DiÄŸer Giderler 170 143 153 160

- Amortismanlar 5

Karatenoidler

Salı, 06 Kasım 2007

Bu derlemede, karotenoid grubu maddelerin genel özelliklerini, A vitamini etkinliği, antioksidant özellikleri ve insan sağlığı üzerine etkileri konusunda yapılan araştırmalar özetlenmiş ve ekstraksiyon yöntemleri hakkında genel bilgi vermeyi amaçlamaktır.

Biyolojik sistemlerde, aerobik solunum sırasında kullanılan moleküler oksijenin %2’si reaktif oksijen türlerinden süper oksit ve hidrojen perokside dönüşür. Oksidadif metabolizmanın bu yan ürünlerinin, canlı hücrelerindeki DNA, protein ve yaÄŸ yapısı üzerinde etkili olduÄŸu bilinmektedir. Buna baÄŸlı olarak; kanser, katarakt, immun sistem hastalıkları, anteroskloretik, kalp hastalığı gibi… yaÅŸlanmayla ortaya çıkan hastalıklarda hızlandırıcı etkisi olduÄŸu düşünülmektedir.

Son yıllarda yapılan çalışmalarda diyetik entioksidantların ve bu maddelerce zengin gıda maddelerinin kanser katarakt ve kardiovaskular hastalıkların oluşma riskini önlediği bildirilmektedir. Bu koruyucu etkileri nedeniyle özellikle meyve ve sebzelerin yapılarında bulunan antioksidant maddelerden karotenler, vitamin C ve E gibi mikrobesin maddelerine karşı gösterilen ilgi de artmıştır.

Ben bu araştırmamda yukarıda da kısaca belirtildiği gibi karotenoidlerin genel özelliklerini ve karotenoidlerin insan sağlığı üzerine olan etkilerini özetlemektir.

Dondurmanın Tarihçesi

Salı, 06 Kasım 2007

1-DONDURMANIN TARİHÇESİ

Dünyanın en sevilen lezzetlerinden biri olan dondurma bugün dünyanın her yerinde dört mevsim keyifle tüketilen bir gıda. Bu tadın nerede ve nasıl ortaya çıktığı araştırıldığında bir çok efsane ve mit ile karşılaşılıyor. Dünyanın her ülkesinde dondurma hakkında ilginç hikayeler anlatılmasına rağmen bu hikayelerin hiç biri dondurmanın yapılışını,tariflerin içeriğini doğrulayacak herhangi tarihsel bir kanıta sahip değildir.

Roma İmparatoru Neron’un bir çeÅŸit buzlu dondurma yediÄŸi söylenir. Ayrıca Çinlilerin de yüzyıllar öncesinden dondurma yaptıkları iddia edilir. 1296’da Marco Polo’nun Çin’deki dondurma tariflerini beraberinde Venedik’e getirdiÄŸi ve daha sonra da Fransız II. Henri ile evlenen İtalyan Catherine de Medicini’nin aşçıları tarafından Fransız meclisine tanıtıldığı anlatılır.

Yapılan araÅŸtırmalar dondurmanın tarihçesinin evrimsel olduÄŸunu ortaya çıkartıyor. Dondurmanın doÄŸuÅŸu;buz ve karla soÄŸutulmuÅŸ içeceklere,yarı dondurulmuÅŸ limonatalara,su dondurmasından süthane dondurmasına kadar dayanıyor. Teknolojinin olmadığı çok eski tarihlerde-yani soÄŸutucular ve derin dondurucular bulunmadan önce-buz,buz mahzenlerinde ve kar ocaklarında belirli bir formülle suyun içine tuz katılmasıyla elde ediliyor. Tuzun içinde bulunan ve suya katıldığında buz elde edilen “amonia gazı”aslında soÄŸutma teknolojisinin ilk adımı olarak tarihe geçmiÅŸtir.

Günümüzde ise artık soğutucular ve dondurucular(buz dolabı,derin dondurucu)olmadan dondurma hayal bile edilemiyor.

Ülkelere bakıldığında dondurmanın ortaya çıkışı benzer özellikler gösteriyor.

2-ANADOLU’DA TARİH BOYU DONDURMA

Anadolu’da yüzyıllar öncesinden gelen ÅŸerbet-kar yada buzla soÄŸutulmuÅŸ tatlı içecekler içme alışkanlığı vardı. 13.yy’da Osmanlı İmparatorluÄŸu’nun ilk zamanlarından beri buz,yüksek Anadolu düzlüklerinden toplanıp buz mahzenlerinde depolanırdı. 17.yy’da kar ticareti yapan “karcı”lar İstanbul’da önemli bir profesyonel bir gruptu. Kar,Anadolu’dan diÄŸer bölgelere katırlarla nakledilir ve konsantre üzüm suları ile karıştırılıp dondurma benzeri buzdan tatlılar elde edilirdi. Türkiye’de buz ve karın temin edilmesine raÄŸmen dondurma yakın bir tarihe kadar hatta 17.yy’a kadar yenilmezdi.

Türkiye’de dondurma,kendine özgü,tipik bir tatlı olarak keçi sütü,ÅŸeker ve salepten yapılmaktaydı. Dondurma,yakın bir geçmiÅŸe kadar çok kalın olduÄŸu için bir kancaya asılır ve büyük bir bıçak yardımıyla porsiyonlar halinde kesilirdi. Metal tabaklarda baklavayla birlikte ikram edilirdi. Dondurmanın nasıl yapıldığına dair bir tarif yoktu. Dondurmanın yapılış ÅŸekli ağızdan aÄŸza nesilden nesle aktarılmıştır.

3-ASYA

Asya’da;Kore ve Çin’de 6.yy’dan bu yana buz kullanılmaktadır. O tarihlerde kış aylarında buz hasatlanır ve nehir kıyılarındaki mahzenlerde saklanırdı. Ayrıca Korelilerin “sudan”adında buzla soÄŸutularak yenen tatlıları da vardı.

Günümüzde Asya,dünyada en hızlı geliÅŸen dondurma pazarına sahiptir. 1997’de dondurma üretimi Çin’de 845 milyon litreye ulaÅŸmıştır. Asya ülkelerinde 3 milyar insan yaÅŸamaktadır. 1998’de yapılan araÅŸtırmalarda kiÅŸi başına düşen yıllık dondurma tüketimi 0,6 litre olarak belirlenmiÅŸtir. 1997 yılında ABD’de yapılan benzer bir araÅŸtırma bu ülkedeki kiÅŸi başı ortalama dondurma tüketiminin 20 litreden fazla olduÄŸunu ortaya çıkartmıştır. Bu da yılda yaklaşık olarak 2,826 litre dondurma üretimi demektir.

4-İSPANYA

İspanya’da dondurma 17.yy’dan bu yana bilinmektedir. O yıllarda dondurma tatlı olarak iki çeÅŸit olarak yenilirdi;soÄŸutulmuÅŸ,dondurulmamış sorbeler ve dondurulmuÅŸ garrapina. Sorbe ve garrapina,buz ve tuzla soÄŸutulurdu. İspanya’da “helado”dondurma anlamında kullanılırdı.

19.yy’da sorbeler,garrapinalar ve diÄŸer soÄŸuk içecekler Madrid,Barcelona ve Valencia gibi büyük ÅŸehirlerde kurulan “horchetarra”lar da satılırdı.

5-LATİN AMERİKA

Pazar açısından ABD’ye yakın olan Latin Amerika iklimi açısından da dondurma yemeye elveriÅŸlidir. Yıllık tüketim 1 milyar külah dondurma civarındadır. Bir çok merkez ve Güney Amerika ülkeleri dünden bugüne buzu,geleneksel olarak soÄŸuk içecekler yapmakta kullanmışlardır. ÖrneÄŸin Meksika’daki Aztekler 15.yy’da volkanlardan aldıkları karları yemeklerini ve içeceklerini soÄŸutmak için kullanmışlardır. Ayrıca Peru ve Colombia’daki Andres daÄŸlarındaki karlar da soÄŸutmak amacıyla kullanılmıştır. 16.yy’da İspanyollar sorbelerini ve buzla soÄŸutulmuÅŸ diÄŸer ürünlerini buraya getirmiÅŸlerdir. Helado,İspanya’daki gibi uzun süre dondurma anlamında kullanılmıştır.

Sonraları Portekizlilerin ve İtalyanların da Latin Amerika’ya gelmesiyle dondurma çeÅŸitlenmiÅŸtir. Ardından Arjantin ve Uruguay’da da popüler olmuÅŸtur.

Daha sonraları İspanyol fetihçiler,Meksika’ya karla ÅŸekeri karıştırma alışkanlığını getirmiÅŸlerdir. Kendileri de çikolata ve vanilya ile tanışmışlardır.

Apple Juice Production:

Salı, 06 Kasım 2007

Apple Juice Production:

Apple juice is processed and sold in many forms. Fresh apple juice or sweet cider is considered to be the product of sound ripe fruit that has been bottled or packaged with no form of preservation being used other than refrigeration. This type of fresh juice is normally sold in markets not too distant from the producer. Apple juice has been treated by some method to prevent spoilage. Shelf-stable or processed apple juice can be natural juice, clarified juice, crushed juice or frozen apple concentrate. (HUİ ansiklopedi)

Natural juice comes from the press and generally only ascorbic acid is added to preserve color. It is then bottled and heat processed. Some forms of natural apple juice are produced with the use of heat pasteurization only.

Apple juice production begins with fruit harvesting, transport and washing facilities. However, all fruit must be sound and free from gross damage or contamination. In particular, it should be free from mould or rot which can lead to tainted juices and microbiological instability.

Product quality and stability will be influenced by the cleanliness of the ingredients and sanitation in the processing plant. Most fruits accumulate some dust in the field or during trasportation. They should be rinsed thoroughly by sprays of water before crushing.(Macrae and fri.)

The fruit should be picked at the proper stage of maturity for the preparation of juice. The flavour, sugar content and pectin levels of the juice will vary with the maturity of the fruit. Ideally, fruit should have been picked when fully ripe, with dark brown seeds and no residual starch as detected by an iodine test. Fruit which is picked slightly under-ripe for the dessert market or for controlled atmosphere storage should therefore be allowed to mature for a few days at ambient temperature before pressing.(Hicks)

A diagram depicting the processing steps for apple juice and juice concentrate is shown in figure ….. .

Since apple juice concentrate is so widely available, it is relatively easy to set specifications for a juice in terms of its sugar and acid levels and to ensure consistency by blending different concentrates with water or fresh juice to required spesification. The blending and dilution of concentrates must be carried out before final filtration or the juice may become turbid on storage. The aroma essence, however, should be dosed into the juice line after the final mixing and filtration stages, to avoid losses by evaporation and adsorption by filter aids which have a high affinity for many of the small polar molecules which are responsible for volatile flavour. (Hicks)

CLOUDY JUİCE CLEAR JUİCE

Figure … Flow chart for the processing of apples into clear or cloudy juice

Before pressing, whole apples are ground into a mush or pulp for extaction. This mashing process is accomplished with either a disintegrator, hammer, or gating mill. These mills crush or cut the apple to proper consistency, depending on the maturity of fruit. When milling firm fruit for juice, small particles are desired. As the season progress and apples become softer, pressing becomes more difficult, thus, bigger particles of pulp are preferred for pressing.(Somogyi and fri.)

Equipment used to press or exract juice from fruit are of several types and many variations. The pressing process can be batch or continious depending on the type of press used. Undue aeration must be avoided during the exraction of juices from fruit that has not been heated to destroy enzymes, since destruction of vitamin C and oxidative changes in flavour are very rapid. These changes are catalyzed by traces of copper and iron in solution.(Macrae) Juice yields from the different types of presses vary greatly (70-90%) and depend on the type of equipment, maturity of the fruit,press aid, press time, and in some instances the addition of pecric enzymes to apple mash.(Hui ansiklopedi)

The apple mash has many natural enzymes but at rather low concentrations. Enzymes are substrate spesific, which means a given enzyme can catalyze only one particular reaction. Pectolytic enzyme products contain the primary types of pectinases: pectinmethylesterase (PME), polygalacturonase(PG), pectinlyase and pectin transeliminase (PTE). PME deesterifies the galacturonic acid, liberating methanol from the side chain, which then allows PG to hydrolyze long pectin chains. Enzymatic mash treatment has been developed to improve the pressability of the mash and, therefore, the throughput and yield. The enzymes added at about 80-120 ml per ton of apple mash break down the cell structure. High molecular weight constituents of cell walls,like protopectin, are insoluble and inhibit the exraction of the juice from the fruit and keep solid particles suspended in the juice. Pectinase used in the apple process is extracted from the mold Aspergilus niger group of organisms, a commonly occuring natural product. Pectinase developed for apple mash pretreatment acts mainly on the cell wall, breaking the structure and freeing the juice. Also the viscosity of the juice is lowered, and it can emerge more easily from the mash. The high content of pectin esterase (PE) causes the formation of deesterified pectin fragments, which has a low water-binding capacity and reduces the slipperiness. These pectins consist of chains of galacturonic acid joined by a-glycoside linkage. Xylose is covalently bound as a monomer and galactose and arabinose as polymers. These polymers form a link with the cellulose. The entire system forms a gel that retains the juice in the mash. Even if the pectins are partially broken down by the pectinase enzyme, more juice is released from the mash, and pressing or exraction becomes easier. By inexpensive pretreatment of mash with enzymes and heating to 50 °C, the press throughput can be increased about 30-40% and juice recovery by over 20%. Mash pretreatment will also increase the flux rate of ultrafiltered apple juice up to 50%. (Smogyi and fri. Vol2)

Åžekil var sayfa 81

The enzyme treatment usually includes a pectin pectinmethylesterase (PME) in order to improve the activity of the polygalactronase(PG). It is important to have right balance of PME and PG activites in the enzyme preperation and that they should be active at juice pH. (Smogyi and fri. Vol1)

Two methods of enzyme treatment are commonly used: (1) hot treatment where the enzymes are added to 54 °C juice, mixed and held for 1 to 2 hours. (2) cold treatment where the enzymes are added to cold, room temperature, 20 °C juice and held for 6 to 8 hours

After juice extraction by pressing and before the filtration process, apple juice is treated to remove suspended solid material. The soluble pectin in the juice has colloidal properties and inhibits the seperation of the undissolved cloud particles from the clear juice. Pectinase enzyme hydrolyzes the pectin molecule so it can no longer hold juice. Enzyme treatments are widely used to remove pectinaceous material and clarify the juice. This material, if not removed, will clog the filters, reduces production, and can result in a haze in the final product..(Smogyi and fri. Vol 2) A very useful additional activity in enzymes for apple juice work is that of an amylase, which helps to break down the starch often found as granules in early season fruit.(Hicks)

For the production of a clarified single strength juice the use of pectolytic enzymes is hepful but not absolutely essential, particularly when working with firm fruit in good condition, since much removal of debris may be achieved by fining alone. For the production of 70°Brix concentrate, however, the use of pectolytic enzymes on the juice is mandatory, sice the pectin otherwise form a gel in the presence of the high levels of acid and sugar once the solids content exceeds 60°Brix or so .(Hicks)

The fractured pectin chains and tannins are removed from apple juice with the use of gelatin (fining agents) treatments which can be used in combination with enzyme treatment, bentonite, or by itsef. The positively charged gelatin at the pH of apple juice(approx. 3,5) will facilitate removal of the negatively charged suspended colloidal material from the juice. The action of gelatin in clarifying apple juice is slow and it can take many hours for the insoluble floc from the slurry. Such a delay may be unaccaptable from the standpoint of flavour quality and microbial spoilage. In such cases tannic acid addition to the juice before gelatin treatment will prevent color and flavor changes by speeding up the process. Bentonite, another fining procedure, can be added along with the heat treatment to remove excess protein.(HUİ ansiklopedi)

After the enzyme treatment, fining and settling process, the apple juice is pumped from the settled material (lees) and further clarified by filtration. Many types of juice filters are available. Pressure, vacuum and membrane filters are available and all can produce an acceptable product. The use of filter aids in filtration operations is one of the most traditonal techniques to achieve a clarified juice.This filter aid helps prevent blockingof the filters. As the fruit matures, more filter aid will be required. Most commonly used filter aid is diatomaceous earth or cellulose type materials. Before filtration, centrfifugation may be used to remove a high percentage of suspended solids. In some juice plants centrifugation is used instead of filtration. This centrifugation process produces a product that is not clear as filtered juice, this process alows more or less continuous production. Centrifugation with filtration reduces the amount of filter aid required. The type of filter used must match the capacity to maintain plant production. The filtration process is critical, not only from production consideration, but the quality of the end product.(HUİ ansiklopedi)

Membrane(ultrafiltration) filtration has been used with good results to seperate, clarify, and concentrate various food products. Ultrafiltration of apple juice cannot only clarify the product, but depending on the size of the mebrane, can remove the yeast and mold microorganisms common in apple juice.(Somogyi vol2)

Preservation of apple juice can be by refrigeration, pausteurization, concentration, chemical treatment, membarne filtration or irradition. By far the most common is heat pateurization based on temperature and time of exposure. The juice is heated to over 83°C, held for 3min, filled hot into container, and hermetically sealed. The apple juice is held 1 min. and then cooled to less than 37°C. When containers are closed hot and then cooled, a vacuum develops, reducing the available oxygen that also aids in the prevention of microbial growth. After the heat treatment, the juice product may also be stored in bulk containers, but aseptic conditions must be maintained to prevent microbial spoilage. Aseptic packaging is another common process where, after pasteurization, the juice is cooled and packaged in a closed, commercially sterile system under aseptic conditions. Aseptic juice processing is shown in figure …. Preservation by use of chemicals such as benzoic or sorbic acid and sulfir dioxide are not commonly practiced. If chemicals are used, it is only to increase the shelf-life of unpasteurized juice. (Hui ansiklopedi)

Figure…. A layout of the component steps for an aseptic operation (Somogyi and fri.)

Apple juice concentration (AJC) is another common method of preservation. The single-strength apple juice is concentrated by evaporation or freeze concentration, preferably 70 to 71°Brix. (Somogyi vol2)

A juice which has been clarified before concentration will generally give a clear juice on re-dilution and requires only a final polishing before bottling. A concentrate made from cloudy juice, however particularly if stored for a long time, may be extremely tedious to clarify on re-dilution. At 5 °C or less storage temperatures, concentrates and aroma essences will remain essentially unchanged for at least 6 months and probably longer. At 15, 20 or 30 °C, however the rediluted juice becomes noticeably lower in quality, the effects being proportional to storage time and temperature; 2 weeks at 20 °C can produce detectable changes. Caramelised flavours develop and browning is increased because of Maillard reaction between reducing sugars and amino acids at high concentration. There is also a loss in apparent polyphenols and in titrable acid. Attempts have been made to define a single index to measure the overall quality loss, for instance by monitoring the increase in 5-hydroxymethylfurfural(HMF). This is known to be a product of Maillard reaction and is easily measured by high performance liquid chromatography (HPLC) or by colorimetric procedures. It is undetectable in fresh juices and present below 1ppm in fresh AJC. When concentrate is stored, however, HMF levels may rise as high as 700 ppm although levels of 100 ppm are more commonly encountered. HMf is generally useful guide to deterioration of any given juice. (HİCKS)

If AJC is not cooled to 5 °C on exist from the evaporator, loss of flavour quality can begin imediately. Because its viscosity slows convective cooling, AJC pipped into a large uninsulated unstirred tank at 50 °C may take literally weeks to cool ambient temperature in center, during which time Maillard reactions can progress significantly. Although oxygen itself does not take part in the Maillard reaction, AJC should be handled and stored in an inert atmosphere to prevent oxidative changes which could otherwise occur. Concentrate stored at ambient temperature may slowly produce CO2 which must be vented. This can arise both from chemical decarboxylation of Maillard products and from the action of osmotolerant yeasts. (HİCKS)

It ıs possible to inhibit AJC deterioration by the use of SO2 at levels of approx. 250 ppm. The early Maillard products, including HMF, are characterised by carbonyl groupings to which the bisulphite will bind and so prevent further reaction. However, on dilution the juice will contain 30-40 ppm SO2 which is nowadays unacceptable to most juice processors. (HİCKS)

Apple essence is recovered during the concentration of apple juice. The aroma essence should be dosed into the juice line after the final mixing and filtration stages. The identification of volatile apple constituents, commonly known as essence or aroma, has been the subject of considerable research. It is generally agreed that there are six components contributing the most to the quality of apple essence or aroma. These can be divided into three desirable and three undesirable components as tabulated in table…. It was also confirmed that desirable volatiles in apples decrease significantly in storage. Apple juice produced from late season cold storage or CA stored apples will not produce the typical “fresh” apple aroma. (Somogyi anf fri vol 2)

Table … Six important Apple Essence Components ( Somogyi anf fri vol 2)

Desirable apple essence components:

Ethyl-2-methyl butyrate (E2MB) “Ripe apple” aroma

1-Hexenal “Green apple”a roma

Trans-2-Hexenal “Green apple” aroma

Undesirable apple essence components:

Ethyl acetate “Airplane glue” aroma

1-Butanol “Solvent” or “petroleum” aroma

c-3-Hexanol “Green grass” aroma

Gıdaların Hazırlanmasında Kullanıla Maddeler

Salı, 06 Kasım 2007

Konu:

Gıdaların

Hazırlanmasında Kullanılan

Mikroorganizmalar ve kullanım alanları

Hazırlayan: Enes KÜLCÜ

Mersin Üniversitesi

Mühendislik Fakültesi

Gıda Mühendisliği

( 1. sınıf )

Tarih: 4 Kasım 2002

Ders: Gıda Biyolojisi

(Doc. DR. Mustafa Özyurt)

A dan Z ye Mikrobiyoloji

İÇİNDEKİLER:

A.Gıda Mikrobiyolojisine Giriş

01. GiriÅŸ

02. Mikroorganizmalar Hakkında Genel Bilgiler

03.Mikroorganizmaların Yarar ve Zararları

04.Mikroorganizmaların Gelişmesi

05.Mikroorganizmaların Çoğalması

B.Gıda Mikrobiyolojisi ; Genel Bilgiler

01. Genel Bilgiler

Gıda Mikrobiyolojisi ; Yararlı Mikroorganizmalar

01.Genel Bilgiler

C.Fermente Gıdalar

01.GiriÅŸ

02.Fermente Süt Ürünleri

02.1Peynir

02.2YoÄŸurt

02.3Tereyağı Yayıkaltı (BUTTERMILK ) ve Ekşi Krema (SOUR CREAM)

02.4 Kefir ve Kımız

D.Bazı Bakterilerin Morfolojik ve Fizyolojik Yapıları

01.BACİLLACEAE Familyası

a.Acetobacter

b.Xanthomonas

c.Pseudomonas Aeruginosa

02.LACTOBACTERİACEAE Familyası

a.Diplococcus Genusu

b.Streptococcus Genusu

c.Leuconostoc Genusu

Gıda Mikrobiyolojisi ; Saprofitler

01. Genel Bilgiler

E.Gıda Mikrobiyolojisi ; İndikatör Mikroorganizmalar

01. Genel Bilgiler

02. İndikatör Mikroorganizmaların Özellikleri

03. Fekal Kontaminasyon İndeksi

F.Gıda Mikrobiyolojisi ; Patojenler

01. Genel Bilgiler

G.Gıdalarda Mikroorganizma Gelişmesi

0.1 Genel Bilgiler

Gıda Mikrobiyolojisine Giriş:

01. GiriÅŸ

Mikroplar yani mikroorganizmalar yer yüzünde bilinen ilk canlılardır. Bir tahmine göre günümüzden yaklaşık 3 milyar önce ilk bakteriler oluşmuş iken, insan tahminen sadece 3 milyon yıldan bu yana yeryüzünde bulunmaktadır.

Mikrobiyoloji çok büyük bir bilim dalıdır. Bu sebeple çeşitli alt gruplara bölünmüştür. Genel mikrobiyoloji tüm alt bölümleri incelerken, gıda mikrobiyolojisi, klinik mikrobiyoloji, veteriner mikrobiyoloji, tarım mikrobiyolojisi, endüstriyel mikrobiyoloji gibi alt bölümler kendileriyle ilgili konularında yoğunlaşır. Alg bilimi (fikoloji), virüs bilimi (viroloji), protozoa bilimi (protozooloji), parazit bilimi olan (parazitoloji) gibi bilim dalları uzun zamandan beri ana bölüm haline gelmiş iken, örneğin, tarım mikrobiyolojisi içinde rhizobiyoloji ve fitopatoloji ve bunun gibi konular da ekonomik önemleri nedeni ile artık ayrı bölümler olarak ele alınmaktadır. Endüstriyel mikrobiyoloji ve buna bağlı olarak biyoteknoloji ise günümüzün en önemli bilim dalları arasındadır.

Biz konuyu işlerken buradan giriş yapmayı uygun gördük. Bu kapsamda Gıda Mikrobiyolojisine konunun içinde geçiş yapacağız.

02. Mikroorganizmalar Hakkında Genel Bilgiler

Mikroorganizmalar, çıplak gözle görülemeyecek kadar küçük olan tek hücreli canlılardır. Bakteriler, mayalar, küfler, algler temel mikroorganizmalardır. Şapkalı mantarlar, yosunlar, likenler de aslında mikroorganizmalardır, ancak bunlarda farklılaşmış hücreler ve bunun yanında birleşmiş hücreler olduğu için normal bitkilere benzer görünmektedirler. Bakteri ve mayalarda bu şekilde birleşmiş veya farklılaşmış hücreler yoktur.

Tek bir hücreden milyonlarcası çoğalarak koloni denilen ve çıplak gözle görülebilen yapıları oluşturur. Ekmeğin, yoğurdun üzerinde yetişen küfler, reçelin üzerindeki mayalar, sirkenin üzerinde toplanan sirke anası, vücutta çıkan iltihaplı sivilceler ve çıbanlar aslında koloni denilen hücresel yapılardır.

Dünyada 500.000 - 6.000.000 arasında farklı türde ve cinste mikroorganizma olduÄŸu sanılmaktadır. Bugüne kadar ancak bunların içinden %5 ‘inden daha azı olduÄŸu kabul edilen 3500 bakteri, 90.000 fungi (maya, küf, ÅŸapkalı mantar), 100.000 protist (alg ve protozoa) tanımlanabilmiÅŸtir.

03. Mikroorganizmaların Yarar ve Zararları

Mikroorganizmaların pek çok yararı vardır. Bunları şu şekilde sıralayabiliriz;

- Çeşitli gıdalar mikroorganizmalar ile elde edilebilir. - Çeşitli endüstriyel ürünler mikroorganizmalar ile elde edilebilir.

- Biyolojik atık su arıtımında mikroorganizmalar kullanılır, buradan çıkan çamur değerli bir organik kütledir.

- Biyogaz reaktörlerinde mikroorganizmalardan yararla bilinir.

- Maden yatakları mikroorganizmalar ile ıslah edilebilmektedir.

- Biyolojik gübre, biyoinsektisid üretiminde mikroorganizmalar kullanılabilir.

- Doğadaki C, N, P, S gibi çevrimlerde mikroorganizmalar önemlidir.

- Genetik pek çok çalışmada mikroorganizmalardan yararlanıla bilinmektedir.

Buna karşın mikroorganizmalar insanları, bitkileri ve hayvanları hastalandırırlar ve öldürürler, gıdaları bozarak ekonomik kayıplara neden olurlar.

Mikroorganizmaları yararlı ve zararlı olarak sınıflandırmak mümkün değildir. İnsanların denetim altında olmak üzere yararlı olan bir mikroorganizma başka bir yerde zararlı olabilir. Örneğin sirke yapımında kullanılan bakteri şarap fabrikasına bulaşırsa işletmenin tüm şarabı sirke haline gelir ve büyük ekonomik kayıp yapar. Genetik çalışmalarda kullanılan mikroorganizmalardan bazıları hastalık yapma (patojen) özelliği taşırlar. Küflü peynir yapımında kullanılan küfler beyaz peynire bulaşırsa hiç bir sağlık sorunu olmaz ancak beyaz peynir küflenmiş görünümde olacağı için tüketici tarafından alınmaz, ayrıca yasal olarak bu peynirin satılması da mümkün değildir.

04. Mikroorganizmaların Gelişmesi

Diğer canlı türlerinde olduğu gibi mikroorganizmalar da gelişmeleri için öncelikle belirli besin maddelerine, ortam sıcaklığına, suya gerek duyarlar. Bunların dışında ortamın asitliği ve oksijen durumu da önemlidir.

04.01. Besin Maddeleri

Diğer canlı türlerinde olduğu gibi farklı mikroorganizmalarda farklı besin maddelerine ihtiyaç duyarlar. Örneğin arıların, kedilerin, balıkların, koyunların ve kuşların beslenme istekleri farklılık gösterir. Benzer şekilde her bitki her toprakta yetişemez. Bu açıdan bakıldığında farklı gıdalar üzerinde farklı mikroorganizmaların bulunması beklenir. Ancak genel olarak gıdalar pek çok mikroorganizmanın gelişmesine yetecek kadar besin maddesi içerirler. Bununla beraber örneğin içme suyunda son derece az besin maddesi olduğu için sadece alg (yosun) gelişebilir. Benzer şekilde örneğin reçellerde daha çok mayalar gelişir, ancak mayaların şeker sevmelerinden daha çok şekerli ortamda mayaların gelişebilmesi burada önemlidir.

04.02. Ortam Sıcaklığı

Tüm canlılar sıcaklık istekleri bakımından serin sıcaklıkları sevenler (örneğin penguenler), ılık sıcaklıkları sevenler (örneğin insanlar) ve yüksek sıcaklıkları sevenler (örneğin çöl hayvanları) şeklinde 3 gruba ayrılırlar. Mikroorganizmalar da aynı şekilde gruplandırılırlar. Buzdolabında korunan bir gıdayı ancak buzdolabı sıcaklığında gelişebilen mikroorganizmalar bozabilir. Oda sıcaklığında tutulan gıdaları ise ılık ortamlarda gelişenler hızla bozarlar. Buna karşın örneğin yoğurt yaparken sütün mayalandığı ve mayalanmış halde tutulduğu sıcaklık oldukça yüksektir.

Yine diğer canlılarda örneğin insanlarda olduğu gibi mikroorganizmalarda da sıcaklığa tolerans gösterilebilir. Bazı mikroorganizmalar ılık ortam sevdikleri halde soğuk sevenlerin veya sıcak sevenlerin gelişebileceği sıcaklıklarda da gelişebilirler.

Her canlı türü gibi mikroorganizmaların da gelişebildikleri bir ideal (optimum) sıcaklık derecesi vardır. Bu sıcaklık derecesinde mikroorganizma en aktif, en dayanıklı, en çabuk gelişme gösterir konumdadır. Bir bakterinin gelişmesi için ideal olan bu sıcaklıktan aşağıya doğru inildikçe aktivitede, dayanıklılıkta ve çoğalma hızında azalma olmaya başlar. Nihayet en az (minimum) olarak tarif edilen bir sıcaklık derecesi gelişmenin görülebildiği sınır noktadır. Daha aşağıda olan bir sıcaklıkta gelişme olmaz, ancak üremenin durması ölüm değildir. Donma sıcaklığında mikroorganizmaların bir kısmı ölürse de büyük bölümü canlı kalır. Buzlukta saklanan et oda sıcaklığına çıkartılırsa bir süre sonra bozulmaya başlar. Bozulma yapan mikroorganizmalar o ette zaten bulunurlar. Sadece buzlukta saklamakla gelişmeleri durdurulmuştur. Tarlaya atılan buğday tohumunun bir kış geçirmesine rağmen baharda filizlenmesi buna benzetilebilir. Donma sıcaklığının çok altına inilmesi mikroorganizmalar için daha fazla öldürücü değildir. Hatta sıcaklık ne kadar düşük ise canlılık o kadar iyi korunur.

Optimum olarak tarif edilen sıcaklıktan bu kez yukarıya çıkıldıkça yine aktivitede, dayanıklılıkta ve gelişme hızında azalma olur, gelişmenin sürdürülebileceği en üst (maksimum) sıcaklığın üzerine çıkıldığında gelişme durur, daha da yükseltildiğinde mikroorganizmalar ölmeye başlar. Sıcaklık ne kadar yükselir ise ölümler o kadar çoğalır. Dışarıdan bulaşma olmaz ise düdüklü tencerede pişirilmiş et, normal tencerede pişirilene göre çok daha az sayıda mikroorganizma bulundurur, hatta steril sayılabilir. Haşlanmış buğday tohumu tarlaya ekilirse bunun filizlenmesi beklenemez, çünkü buğday artık ölmüştür. Şu halde düşük sıcaklık mikroorganizmanın gelişmesini durdurur ancak yüksek sıcaklık mikroorganizmayı öldürür.

Mikroorganizmaların yüksek sıcaklığa dayanıklılıkları farklıdır. Bazı mikroorganizmalar 70-80 oC ‘da bir kaç dakikada ölürken bazıları kaynama sıcaklığının çok üzerinde (121 oC ‘da 15 dakikada) ancak ölürler.

04.03. Su

Tüm canlı türleri gibi mikroorganizmaların beslenmeleri için suya ihtiyaçları vardır. Sıcaklıkta olduğu gibi daha az su olan ortamlarda (örneğin kaktüsler gibi) veya daha çok sulu ortamlarda (örneğin çimen gibi) gelişebilen mikroorganizmalar vardır.

Bir yaklaşıma göre insanlık tarihinin önemli kilometre taşlarından birisi de ilkel insanın çeşitli gıdaları kurutarak saklamayı öğrenmesidir. Bu şekilde yerleşik düzene geçen insanoğlu gelişebilme imkanı bulmuştur.

Gıdalar su içerikleri bakımından incelendiğinde kurutulmuş gıdaların (örneğin kuru meyveler, süt tozu) çok daha uzun süreler dayanıklı kaldıkları buna karşın, yüksek nemli gıdaların (örneğin yaş meyve, süt) daha çabuk bozulduğu görülür. Gıdaların kurutulması, soğutulması ile aynı etkiyi gösterir. Kurutulmuş meyve veya süttozuna su ilave edilirse bunlar kısa sürede bozulurlar.

Gıdaların suyunu azaltmak için kurutma dışında başka işlemlerde yapılabilir. Örneğin reçel yapılırken meyvelere şeker katılması mevcut suyun mikroorganizmalar tarafından daha az kullanılmasını sağlar. Reçel, meyve suyu konsantresi, bal gibi gıdalar sadece bu yüksek şeker konsantrasyonunu seven veya buna dayanıklı mayalar tarafından bozabilir. Bu duruma göre reçelde ne kadar çok şeker varsa reçel o denli dayanıklıdır.

Benzer şekilde tuz da yüksek konsantrasyonlar da aynı etkiyi yapar. Tuzlanarak saklanan gıdalar (et, asma yaprağı vb.) bu şekilde korunurlar.

04. 0.4 Ortam AsitliÄŸi

Bazı mikroorganizmalar asitli, bazıları nötr, bazıları da bazik ortamları severler. Bununla beraber mikroorganizmaların büyük bir çoğunluğu nötr ve nötre yakın asitlikleri severler. Optimum ortam asitliğinin altında ve üstünde asitliklerde gelişme azalır, giderek durur ve nihayet ölümler görülür. Gıdalar düşük ve yüksek asitli olarak ikiye ayrılır. Domates ve salça yüksek ve düşük asitli gıdalar arasında sınır noktadadır. Meyveler, turşu, tüm gazlı içecekler, yoğurt, meyve suları yüksek asitli, tüm sebze ve ürünleri, içme sütü, et ve ürünleri düşük asitli gıdalar sayılır. Genel olarak düşük asitli gıdaların mikroorganizmalar tarafından bozulması daha kolay olur.

04.05. Oksijen

Diğer tüm canlı türlerinden farklı olmak üzere mikroorganizmalar solunum için oksijen isteyenler, az oksijen isteyenler, oksijen istemeyenler ile oksijenli ve oksijensiz ortamda gelişenler olarak 4 gruba ayrılırlar. Küfler, bakterilerin büyük bir bölümü oksijene gerek duyarlar. Bunlar oksijen olmadan gelişemezler. Çeşitli gıdaların vakum ambalajda pazarlanması bu nedenledir. Bazı bakteriler az oksijen varlığında iyi gelişirken, tetanoz bakterisi gibi bazıları için oksijen zehir etkisi yapar. Halk arasında koli basili olarak bilinen bakteri gibi bazı bakteriler ve mayalar hem oksijenli hem de oksijensiz ortamda gelişebilirler.

05. Mikroorganizmaların Çoğalması

Mikroorganizmalar bitkiler ve hayvanlara göre çok hızlı ÅŸekilde ve 2 ‘ye bölünerek çoÄŸalır. Genel olarak küfler bakteri ve mayalara göre daha geç çoÄŸalırlar. Bakteriler arasında 8 dakikada bir sayısını 2 ‘ye katlayanlar vardır. Buna göre 1 bakteri 8 dakika sonra 2; 16. dakikada 4 ; 24. dakikada 8 ; 36. dakikada 16… olmak üzere 4 saat sonra sayısını bir milyarın üzerine çıkarır. Her bakteri bu kadar hızlı geliÅŸmez, ancak gıdaları ilgilendirenlerin çoÄŸu için 1 adetten 1 milyona çıkma süresi 7-8 saat kadardır. KuÅŸkusuz baÅŸlangıç sayısı ne kadar fazla ise belirli bir sayıya örneÄŸin 1 milyona ulaÅŸma süresi o denli kısalır. Bakterinin ideal sıcaklık, su, asitlik, oksijen durumunda ve yeterli besin maddesi varlığında 2 ‘ye bölünme süresinin 24 dakika olduÄŸunu varsayalım. Buna göre 1 bakteri 8 saat sonra l milyona (1.048.576) ulaÅŸacaktır. Aynı bakteri baÅŸlangıçta 1 adet deÄŸil de 16 adet varsa aynı sayıya ulaÅŸması için gereken süre bu kez altı buçuk saate düşecektir.

Burada değinilen besin maddeleri, sıcaklık, su, ortam asitliği ve oksijen gibi gelişmeyi doğrudan etkileyen tüm faktörlerin optimum değerlerde olması halinde geçerlidir. Bu faktörlerin bir ya da daha fazlasının optimumdan sapması ile gelişme hızında azalma olur.

Yukarıda verilen örnekte bakterinin 2 ‘ye bölünme süresi ideal koÅŸullarda 24 dakika olarak verilmiÅŸ idi. ÖrneÄŸin bakterinin bulunduÄŸu ortamı biraz soÄŸutarak 2 ‘ye bölünme süresi 30 dakikaya çıkartılırsa 1 adet bakterinin 1 milyona eriÅŸmesi için gereken süre bu kez 10 saate çıkar. Sıcaklık biraz daha düşürülüp 2 ‘ye bölünme süresi 60 dakikaya çıkartılırsa bu kez 1 bakterinin 1 milyona eriÅŸmesi için 20 saat süreye gerek vardır. Buzdolabı sıcaklığı ne kadar düşer ise gıdaların bozulma süresinin o denli uzamasının nedeni budur.

Gıdaların korunmasında yukarıda değinilen sıcaklık , su , ortam asitliği ve oksijenden ya da diğer gazlardan sıklıkla yararlanılır. Örneğin vakum ambalajda ve soğukta saklanan gıdaların bozulması daha uzun süre alır. Bilindiği gibi gıdaların bozulması mikroorganizma sayısının artması ve belirli bir değere ulaşması ile olur. Söz konusu sayıya ulaşması için mikroorganizmaların gelişmesi ne kadar engellenirse bozulma süresi o denli uzatılabilir.

Çeşitli kimyasal maddeler kullanılarak da gıdalarda bulunan mikroorganizmaların gelişmesi yavaşlatılabilir ya da durdurulabilir. Bu konuda asit, tuz, şeker gibi maddelerin dışında pek çok kimyasal madde koruyucu olarak kullanılabilir. Bunlar arasında en yaygın olanlar sorbat, benzoat, nitrat ve nitrittir.

Bir gıdanın üretiminde mikroorganizmanın gelişmesi için en uygun koşullar sağlanırken, tersine olarak mikroorganizma faaliyeti istenmiyorsa sırası ile mikroorganizmanın öldürülmesi hedef alınır, bu başarılamıyor ise gelişmenin durdurulması, bu da gerçekleştirilemiyor ise gelişmenin durdurulması amaçlanır. Bu seçimlerde gıdanın çeşidi bağlayıcı rol oynar.

- Süt amaca uygun olarak sterilize veya pastörize edilir. Pastörize sütte başta tüberküloz olmak üzere hastalık yapan bakterilerin tamamı ile bozulma yapan bakterilerin büyük çoğunluğu öldürülür. Ancak kalan bakteriler zamanla çoğalarak sütü bozarlar. Yukarıda açıklandığı şekilde sütün buzdolabında saklanmasının nedeni bakterilerin ikiye bölünme süresini uzatarak bozulmasını geciktirmektir. Bu durumda bu gibi gıdalar için depolama sıcaklığı ne kadar düşük ise bozulma için geçen süre o denli uzun olur. Ama pastörize içme sütü gibi gıdalar bu amaçla dondurulmazlar. Steril (UHT ; uzun ömürlü) sütte ise tüm mikroorganizmalar özel bir ısı uygulaması ile öldürülürler. Dolayısı ile bu sütün mikroorganizmalar ile bozulması beklenmez ve bu sütler marketlerde oda sıcaklığında depolanır. Bununla beraber, kutu açıldıktan sonra sterillik bozulacağı için bu aşamadan sonra artık pastörize edilmiş süt gibi kabul edilip, mutlaka buzdolabında korunmalı ve kısa sürede tüketilmelidir. Bir diğer deyiş ile pastörize sütte zaten pastörizasyona dirençli bazı bakteriler canlı kalırlar, açılmış steril süte ise dışarıdan bakteriler bulaşır ve bu ikisi aynı duruma gelir.

- Sebzeler dondurulabilir, kurutulabilir, sterilize (konserve) edilebilir. Konserve sebzeler steril süt gibi düşünülmelidir. Ambalajı açılıncaya kadar oda sıcaklığında, sonra buzdolabında korunmalıdırlar.

- İçme suyu filitreden geçirilebilir ve/veya ultraviyole ışını ile ve/veya ozon ile sterilize edilebilir, ya da doğrudan kaynak suyu olarak pazarlanabilir.

- Yoğurt ve peynire hiç bir uygulama yapılamaz. Sadece hammadde olan süt pastörize edilir. İşlem sırasında gelişen asitlik ve özellikle bakterilerin salgıladıkları bir takım antibiyotik benzeri maddeler bu ürünleri belirli bir şekilde korur. Burada amaç örneğin kaşar peynirine küf bulaşmasının elden geldiği kadar önlenmesidir.

- Baharata ışınlama dışında hiç bir şey yapılamaz, ışınlama ülkemizde serbest bırakılmıştır.

- Asitli veya gazlı tüm gıdaların (meyve suları, gazlı meÅŸrubatlar, bira) pastörize edilmesi yeterlidir. Bunlar asitli oldukları için burada sadece aside dirençli mikroorganizmalar bulunur. Bunlar da 80-90 oC ‘da 1-2 dakikada rahatlıkla öldürülebilirler.

Gıda Mikrobiyolojisi ; Genel Bilgiler

01. Genel Bilgiler

Gıda mikrobiyolojisi temel olarak gıdalardaki istenmeyen mikroorganizmaları konu alan bir bilim dalıdır. Bu çerçevede gıda endüstrisinde şarap, turşu, yoğurt vb. gıdaların yapımında kullanılan starter kültürler gıda mikrobiyolojisini doğrudan ilgilendirmez. Bu tarife göre starter kültürler endüstriyel mikrobiyolojinin gıda endüstrisi alt dalında yer alır.

Bununla beraber gerek yurtiçi gerek yurt dışı kaynaklarda starter kültür konusuna kısmen de olsa gıda mikrobiyolojisi konuları içinde yer almıştır.

Gıda mikrobiyolojisi konuları arasında tifo, paratifo, tüberküloz, şarbon gibi gıdalarla insanlara geçen hastalık etmenleri yer almamaktadır. Bunun temel nedeni gıdaların bu mikroorganizmalar için sadece taşıyıcı olarak rol oynamasıdır. Bir diğer deyiş ile gıda mikrobiyolojisi temel olarak gıda işleme ve taşıma sırasında eksik ve veya hatalı uygulamalar sonunda gıdaları bozan, insanları hastalandıran mikroorganizmalarla ilgilenmektedir.

Klinik mikrobiyoloji bölümünden farklı olarak gıdalarda bulunan istenmeyen mikroorganizmalar gıda mikrobiyolojisi açısından bakılarak gruplandırılmıştır.

Gıda Mikrobiyolojisi ; Yararlı Mikroorganizmalar

01. Genel Bilgiler

Gıda mikrobiyolojisinde yararlı bakteriler temel olarak gıdaların üretilmesinde kullanılan çeşitli mikroorganizmaları tanımlamaktadır.

Bilindiği gibi başta yoğurt, kefir, kımız olmak üzere çeşitli süt ürünleri, boza üretiminde doğrudan mikroorganizmalardan yararlanılmaktadır. Ekmeğin mayalanması, bira ve şarap yapımı yine mikroorganizmalar aracılığı ile olmaktadır. Bunlara ek olarak peynir ve tereyağı ile sucuk, turşu, zeytin vb. gıdaların yapımında mikroorganizmaların doğrudan yararı bulunmaktadır.

Çok genel bir tanımlama ile gıda üretiminde kullanılan mikroorganizmalara “starter kültür” adı verilir. Yine basit bir tanımlama ile starter kültür (ya da sadece starter veya kültür) “kontrollü koÅŸullarda standart kalitede ürün elde etmek için gıda sanayiinde kullanılan mikroorganizmalardır”. Bu tarif altında yine basit olarak “yoÄŸurt mayası, ekmek mayası, ÅŸarap mayası” starter kültürdür. Starter kültür, belirli bir amaca yönelik olarak kullanılır. Bazı gıdalarda iÅŸlevi asit geliÅŸtirmek iken, bazı gıdalarda aroma geliÅŸtirme esastır. Probiyotik ürünlerde olduÄŸu gibi bazı gıdalarda temel iÅŸlev doÄŸrudan saÄŸlıktır.

Starter kültür tek ya da birden fazla mikroorganizma olabilir. Amaca göre hangi mikroorganizma ya da mikroorganizmaların starter olarak kullanılacağı değişir. Örneğin şarap, asidofiluslu süt gibi ürünlerde tek bir mikroorganizma kullanılırken, yoğurt, kefir gibi ürünlerde iki ya da daha fazla sayıda mikroorganizma vardır. Bununla beraber, şarap yapımında aynı mayanın (Saccharomyces cerevisiae) farklı suşları kullanılabileceği gibi amaca göre başka maya türleri de kullanılabilir.

Farklı mikroorganizmalar farklı substratlarda geliştiklerinde doğal olarak farklı metabolik ürünler ortaya çıkarırlar. Buna göre örneğin şarap mayası yoğurt yapılacak süte bulaşırsa yoğurtta istenmeyen tat ve kokular meydana gelir. Küflü peynir yapımında kullanılan küfler, beyaz peynire bulaşırsa beyaz peynirin tat ve kokusu küflü peynir gibi olur ancak gıda kontrolü açısından bu kez o ürünün pazarlanma olasılığı ortadan kalkar. Bu gibi nedenle her ürüne özgü starter kültür farklıdır. Bununla beraber aşağıda açıkladığım gibi peynir yapımında doğrudan yoğurdun kullanımı da söz konusudur.

Mikroorganizmalar gıda üretiminde kullanılan pek çok hammaddede doğal olarak bulunur. Örneğin üzümde şarap yapımında kullanılan mayalar vardır. Buna bağlı olarak geleneksel yöntemde olduğu gibi üzüm suyu kendi halinde bırakılırsa zaten şarap olur. Burada elde edilen ürünün duyusal özellikleri tümüyle üzüm ile gelen mayaların sayısı, hangi tür ya da türlerde oldukları, farklı türler var ise bunların birbirlerine oranı, mayaların aktivitesi, üzümde doğal olarak bulunan diğer tür mikroorganizmaların aktivitesi gibi koşullara bağlıdır. Sonuçta duyusal özellikleri çok yüksek bir şarap elde edilebileceği gibi, tersine olarak zayıf bir şarap da elde edilebilir.

Süt ürünlerinden peynir ve tereyağı da bu örneğe benzemektedir. Çiğ sütte doğal olarak bulunan laktik asit bakterileri çiğ sütten yapılan peynir ve tereyağına çok yüksek duyusal özellikler kazandırabilecekleri gibi tersi de söz konusudur.

Bugün şarap halen büyük ölçüde geleneksel üretim yöntemi ile üretilirken, peynir üretiminde çiğ sütten geleneksel yöntemle üretim giderek azalmaktadır. Bunun en önemli nedeni toplumun sağlık ve kalite açısından bilinçlenmesidir. Buna rağmen başta peynir olmak üzere halen çiğ süt ürünlerinin tüketilmesine bağlı olarak yüksek sayıda bruselloz ve diğer hastalıklara da sıklıkla rastlanmaktadır.

Geleneksel yöntemle peynir yapımında basit olarak çiÄŸ süt mayalama sıcaklığına getirilir, rennet ilave edilir, oluÅŸan pıhtı kesilir, peyniraltı suyu süzülür, kuru tuzlama ya da salamurada bekletme yöntemi ile tuzlanır. Bu yöntemde çiÄŸ sütte bulunan patojenlerin imhası sadece yine çiÄŸ sütte bulunan laktik asit bakterilerinin oluÅŸturdukları bakteriyosin ve diÄŸer metabolitlere baÄŸlıdır ve bu etki ancak belirli bir zaman süreci içinde gerçekleÅŸir. Dolayısı ile çiÄŸ sütten yapılan peynirlerin 90 gün olgunlaÅŸtırılması yasal bir zorunluk olmakla beraber, bu kurala ekonomik nedenlerle uyulmaması nedeni ile yukarıda deÄŸinilen hastalıklar meydana gelmektedir. Pastörize süte starter kültür ilave edilerek peynir 3 – 4 gün içinde pazarlanabilecek olgunluÄŸa gelmektedir.

Patojenlerin imhası için en etkili yöntem ısıl işlemdir. Pastörizasyon ile bu patojenler büyük ölçüde öldürülür. Ancak bu işlem sırasında peynir ve tereyağı üretimine katkıda bulunan laktik asit bakterileri de imha olur. Bu durum,,0,,,0da starter kültür, çiğ sütün pastörizasyonu sonunda imha olan yararlı bakteriler yerine dışarıdan ilave edilen mikroorganizma anlamına gelmektedir.

Peynir yapımında pastörize edilen süte starter kültür ilave edilmez ise asitlik gelişmeyeceği için elde edilecek peynirde kısa bir süre sonra pastörizasyon sırasında canlı kalmış sporlu bakteriler gelişerek hakim flora haline geçerler ve duyusal açıdan peynir tüketilemeyecek hale geçer.

Tereyağı yapımı ise peynir yapımından farklıdır. Tümüyle fiziksel bir işlem olan tereyağı üretiminde doğal olarak çiğ sütten gelen laktik asit bakterileri ya da pastörizasyon sonrası ilave edilen starter kültür ürüne sadece duyusal açıdan katkıda bulunur. Bu durumda pastörize sütten elde edilen kremaya starter kültür ilave edilmeden de tereyağı elde edilebilir.

Çiğ sütte peynir ve tereyağı için gerekli bakteriler bulunmakla beraber, yoğurt, kefir, kımız için gerekli mikroorganizmalar son derece az sayıdadır ya da bazıları yoktur. Dolayısı ile bu ürünlerin yapımı için dışarıdan starter kültür ilavesi zorunludur. Çiğ süte bu mikroorganizmalar katılır ise yine bu ürünler elde edilir ancak yine çiğ sütten gelen flora zamanla gelişerek ürünü bozar. Dolayısı ile bu ürünlerin elde edilmesinde çiğ süte starter kültür katılması pratik olarak bir anlam taşımaz ve ister ev tipi ister endüstriyel üretimde süt pastörize edildikten sonra starter kültür ilave edilir. Benzer şekilde peynir ve tereyağı üretiminde de çiğ süte starter kültür katmanın bir anlamı yoktur.

Buna karşın endüstriyel ölçekli şarap ve sucuk üretiminde sırası ile üzüm suyu ve et pastörize edilmez. Starter kültür doğrudan ısıl işlem görmemiş hammaddeye ilave edilir. Şarap üretiminde doğal floranın etkisi kükürtleme ile ortadan kaldırılır, şarap mayası kükürde dirençlidir. Sucuk üretiminde ise bugün için başka bir pratik uygulama söz konusu değildir.

FERMENTE GIDALAR

GiriÅŸ

Fermente gıdaların diğer gıdalara kıyasla insan sağlığı açısından bir takım olumlu etkileri kanıtlanmıştır.Çeşitli gıdalarda fermantasyon sonucu besin değerlerinde olumlu değişmeler meydana gelmekte ve özellikle esansiyel aminoasit miktarında artış olmaktadır. Bu tip gıdalar insan sağlığında dengeli beslenme açısından önem taşımaktadır. Buna ilaveten fermente süt ürünlerinin diğer bir olumlu etkisi ise laktoz intoleransı olan kişilerin süt ürünlerini tüketebilmesidir. Laktik asit bakterileri tarafından üretilen fermente gıdalar ınkoroner kalp hastalıklarının en büyük nedenlerinden biri olan kolesterol açısından olumlu bazı değişikliklere neden olduğu saptanmıştır. Ancak bu konuda fazla veri bulunmadığı için daha detaylı çalışmalara ihtiyaç duyulmaktadır.Ayrıca laktik asit bakterilerinin bağışıklık sisteminin sitümile etdigi imminoglobulin-A ve gama interferon üretimini desteklediği bildirilmiştir. Bu durumun insan vücudunun patojenlere karşı direncini ve antitümör aktivitesini artırdığı bildirilmektedir. Fermente gıdalarla birlikte sindirim sistemine alınan laktik asit bakterileri bağırsakta bulunan b-glukuronidaz, azoredüktaz ve nitroredüktaz gibi enzimlerin aktivesinde bir azalmaya neden olur. Bu enzimler prokarsinojen maddeleri karsinojen yapıya dönüştüren enzimlerdir. Dolayısıyla bu enzimlerin aktivitesindeki azalma antikarsinojenik etki oluşturur.

FERMENTE SÜT ÜRÜNLERİ

PEYNİR

Peynir fermente süt ürünlerinin çoğunda olduğu gibi laktik asit fermantasyonu sonucu oluşan bir üründür. Peynir üretimi genellikle iki önemli aşamayı içerir:

inek sütü veya peynir yapımında kullanılan diğer sütlerin laktik starter kültürle inokülasyonu birinci aşamayı oluşturmaktadır. Bu aşamada kullanılan starter kültürler tarafından laktik asit üretilir ve daha sonrada süt proteini kazein, rennin enzimi ile koagüle edilir. Peynir üretiminde genellikle streptococcus, lactococcus, leuconostoc ve Lactobacillus gibi laktik asit bakterilerinin değişik türleri kullanılmakla beraber, kullanılan starter kültürlerin pıhtıya uygulanan ısısal işleme göre değişiklik göstermektedir. Haşlanan pıhtılarda daha çok daha yüksek sıcaklıklara dayanıklı streptococcus termophilus yalnız başına starter kültür olarak kullanılırken, orta derecede ısısal işleme tabi tutulan peynirlerin üretiminde s, termophilus ve lactobacillus lactis bir arada kullanılmaktadır.

peynir üretiminin ikinci aşamasında pıhtı süzülür, preslenir ve tuzlama işlemine tabi tutulur. Olgunlaştırılarak üretilen peynirlerde pıhtı belirli koşullar altında olgunlaşmaya terk edilir. Dünyadaki bütün peynir çeşitlerimde ilk aşama sabit, peynirler ikinci aşamada tuzlama, presleme, ısıtma, olgunlaştırma farklılıklarına göre değişiklik gösterir. Peynirlerde olgunlaşma laktik asit bakterilerinin yanı sıra diğer bazı bakteri ve küflerin metabolik aktivitesi sonucu meydana gelir.bu mikroorganizmalar üründe karakteristik özelliklerin oluşmasını sağlayan sekonder flora olarak adlandırılır.

YOÄžURT

Yoğurt streptococcus termophilus ve lactobacillus bulgaricusun bire bir oranda karışık kültürüyle üretilen fermente bir süt ürünüdür. Yoğurt üretiminde söz konusu bu iki organizma birbirleri üzerinde destekleyici sinerjistik etkiye sahiptirler. Bu nedenle her iki organizma yalnız başlarına ürettikleri laktik asit ve aromaların daha fazlasını üretmektedirler.

Yoğurt üretiminde kullanılan bu kültürlerin fonksiyonlarını şu şekilde özetleyebiliriz;

YoÄŸurt üretiminde kullanılan bu organizmalar laktozdan laktik asit üreterek sütün PH’sını 6,3-6,5’den fermantasyon sonunda 4,6’nın altına düşürmektedirler.

Yoğurda özgü karakteristik tat ve koku üretirler.

Sert bir pıhtı oluşturarak son ürüne bir stabilite ve viskozite kazandırırlar.

Yoğurtta kullanılan starter kültürler tarafından üretilen en önemli aroma maddesi asetaldehittir.

Ancak asetaldehiti bu iki organizmadan hangisinin ürettiği kesin bir sonuç kazanmamıştır. Karakteristik tat ve aromaya sahip yoğurtta 23-41 mg/kg düzeyinde asetaldehit bulunmalıdır. Doğal yoğurt aromasının oluşumunu destekleyen diğer bir madde ise pek çok süt ürününde de starter kültürler tarafından üretilen diasetildir. Yoğurttaki miktarı yaklaşık 0.5 mg/kg dır. Bunların yanında yoğurda az miktarda asetoin, asetik, formik, kaproik, kaprilik, kaprik, bütirik, propiyonik ve izovalerik gibi asitler oluşmakta, bu maddelerde tipik yoğurt tat ve aromasını etkilemektedir.

TEREYAĞI, YAYIKALTI (BUTERMILK) VE EKŞİ KREMA (SOUR CREAM)

Tereyağı spontan fermantasyon veya genellikle starter kültür kullanılarak kontrollü fermantasyonla olgunlaÅŸtırılmış ekÅŸi kremadan (cultured soup cream) üretilen bir süt ürünüdür. Bu ÅŸekilde ekÅŸi kremadan üretilen tereyaÄŸlarına kültüre edilmiÅŸ tereyağı (cultured butter) adı verilir. OlgunlaÅŸmış veya tatlı kremadan (sweet cream) üretilen tereyağı ise sweet cream butter olarak bilinir. Son zamanlarda spesifik starter kültürlerin kullanımıyla kontrollü koÅŸullar altında tereyağı üretimi yaygınlaÅŸmıştır. Tereyağı üretiminde sağımdan hemen sonra soÄŸutulan sütün kreması ayrılır. Krema genellikle %30-33 yaÄŸ içerecek ÅŸekilde standardize edilir ve 73°C’ de 25 saniye (HTST) pastörize edilir. Daha sonra krema 16-21°C’ ye soÄŸutularak %4 oranında karışık kültür inoküle edilir. Genellikle tereyağı üretiminde asit üreten lactocooccus lactis subsp. Lactis ve/veya lactococcus lactis subps. Cremoris kültürleri, tat ve krema üreten türler olarak da leuconostoc mesentteroiedes subsp. Cremoris ve/ veya leuconostoc dextranicum ve lactococus lactis subsp. Diacetilactis kullanılmaktadır. Örnegin yaz aylarında 16-18°C, kış aylarında ise 19-21°C arasında olmalıdır.

KEFİR VE KIMIZ

Kefir; doğu Avrupa, batı Asya, güney Rusya, Türkiye ve balkanlarda üretilen bir süt ürünüdür. Kefirin geleneksel üretimi ve orijini konusunda fazla bir bilgi elimizde olmamakla beraber bu ürünün tamamen tesadüf bir şekilde bulunduğu düşünülmektedir. İlk üretilen kefirler geleneksel olarak genellikle kısrak sütünden üretilmekle beraber günümüzde inek sütünden de üretim yapılmaktadır.

Kefiri diğer fermente süt ürünlerinden ayıran en önemli özellik bu üründe laktik asit ve alkol fermantasyonunun bir arada yürümesidir. Kefir fermantasyonunda bir yandan laktik asit bakterileri laktik asit üretirken, diğer taraftan mayalar %0.5-1 oranında alkol ve bunun yanında karbondioksit üretmekte, üretilen bu karbondioksit de fermantasyonun ağzı kapalı bir kapta yürütülmesi durumunda ürünün köpürmesine neden olmaktadır. Bu nedenle kefir alkollü ve köpürme özelliğine sahip bir süt içkisi olarak da değerlendirilir.

GIDALARIN HAZIRLANMASINDA KULLANILANBAZI ORGANİZMALARI MORFOLOJİK VE FİZYOLOJİK YAPILARI

BACİLLACEAE FAMİLYASI

ACETOBACTER

Acetobacter türleri etil alkolü asetik aside kolayca dönüştürürler. Bu gruptaki bakterilere bundan dolayı genus ismi olan Acetobacter verilmiÅŸtir. Acetobacte türleri aerop olduklarından alkolü bazı türler okside ederek asetik aside çevirir ve daha ileri karbondioksit seviyesine kadar bir oksidasyon bunlarda görülmez. Fakat Acetobacter’ in diÄŸer bazı türleri vardır ki onlar alkolü yakıt olarak bulduklarında onu karbondioksit seviyesine kadar okside eder, yani parçalar. Tabii birinci halde organizmanın elde edeceÄŸi enerji (atp) miktarı ikinciye nazaran daha düşüktür. Bundan dolayı birinci olaya tam parçalama olmadığından alt oksidasyon ve ikinciye de tam parçalama veya oksidasyon olduÄŸundan üst oksidasyon denir. Acetobacter subexsydans isminden de anlaşılacağı gibi alt okside edici türlere güzel bir örnek teÅŸkil eder .EÄŸer ÅŸarap ve bira gibi içeceklerden bir kısmı içildikten sonra bir kısmı ÅŸiÅŸede, ÅŸiÅŸenin aÄŸzı açık vaziyette bir müddet terk edilecek olunursa havadan kontaminasyon yolu ile gelen Acetobacter türleri ÅŸarabı veya birayı ekÅŸit dikleri görülür.

Yani Acetobacter üyeleri alkolü okside ederek pratikte sirke yapılır. sirke yapmak için nispeten ucuz alkol kaynakları kullanılır. Bu bakımdan fermente edilmiş malt ve fermente edilmiş patates ve diğer maddeler sirke yapımında kullanılır. Fakat tecrübeler göstermiştir ki en iyi şarap üzümden yapılır Alkolün sirkeye dönüşmesinde havadan gelen Acetobacter hücreleri tam aerop olduklarından ortamın havasız kısımlarını sevmezler ve bu sebepten ortamın üst yüzeylerine toplanırlar. Acetobacter türleri alkolü okside ettiklerinde meydana gelecek ürün türe göre değişir. Bu farklılıklara göre türler birbirinden ayrılırlar.

XANTHOMONAS

Xantomonas üyeleri genellikle monosakkarit ve disakkaritleri enerji kaynağı olarak kullanırlar ve bu maddeleri solunumlarında karbondioksit seviyesine kadar parçalayamadıklarından neticede asit istihsal ederler. Süt içinde ürediklerinde faaliyetleri neticesi sütü alkali hale getirirler. Sahip oldukları enzimlerle proteinleri, özellikle kazeini sindirme yeteneğine sahiptirler Gram-negatiftirler.

PSEUDOMONAS AERUGİNOSA

Pseudomonas genusunun bir tipi olan P. Aeruginosa 0,5 * 1,5-3 mikron boyutlarına sahip bir veya üç adet polar flajet ile hareket eden ince uzun bir basildir. Ekseriya tek hücreler halinde görülürler, fakat bazen üreme esnasında birkaç hücre bitişik kalarak kısa zincirler teşkil ettikleri görülür. Üzerinde büyüye bildiği ekseri ortamlarda mavi-yeşil bir pigment çıkarır. Bu zikredilen renkler kültürler genç iken tipiktir. Kültürler yaşlandıkça artık bu renkler görülmez olur ve kültürde kahve rengi hakim renk olarak göze çarpar.

Ekseri kültürlerde oda sıcaklığında iyi ürer. Diğer taraftan kan sıcaklığında daha iyi ürediği, tespit edilmiştir. Aerobiktir ve glikozdan asit yapar. Süt içindede kolayca ürer, sütün pıhtılaşmasında ve çıkardığı pigmentten dolayı yeşil renk almasına sebep olur.

LACTOBACTERİACEAE FAMİLYASI

DİPLOCOCCUS GENUSU

Diplococus türleri ortamlarında glikoz, sakkaroz, laktoz ve inulin gibi maddelere rastladıklarında onları fermente ederek organik asitlere dönüştürürler. Kısaca söylemek gerekirse onların fermentatif kabiliyetleri yüksektir. Kültür istekleri bakımından oldukça müşkülpesent olduklarından bir çok birçok suni ortamlarda bazen üremezler bazen da zayıf bir üreme gösterirler. Ancak ortam kan ihtiva ederse normal bir üreme görülebilir, Onlar kan agarında üretildiklerinde alfa tipi bir hemolizde yaparlar.

Diplococus türleri bazı çözeltilerde erirler. Sodyum deoksiçukalat bunlardan bir tanesini teşkil eder.

Gram reaksiyonuna gelince, sadece genç hücreler gram-pozitif bir özellik gösterir.

STREPTOCOCCUS GENUSU

Her ne kadar süt ekÅŸimesi ile ilgili eski literatürde birçok yanlış fikirler ileriye sürülmüşse de bu gün artık bu konu aydınlığa kavuÅŸmuÅŸ durumdadır. Sütte bulunan ve sütte bulunan ve süt ekÅŸimesi ile ilgili olan bakteriler streptococcüs lactis, streptococcüs cremoris, leuconostos citrovorum’ dur. Bunlardan iki tür morfolojik özellik bakımından birbirlerine çok benzerler, hatta baÅŸka bir genusa ait olan Leuconostos citrovorum’ da gene morf0olojikman yukarıda ki iki türe çok benzer. Sütte bulunan bu bakteri türlerinden ilk ikisi homofermentatitirler. Yani onlar süt içerisindeki laktozu fermente ederek neticede sadece laktik asit istihsal ederler. Bu asit ise sütün ekÅŸimesine sebep olur. DiÄŸer taraftan sütte bulunan ve sütte daha az aktif olan Leuconostos citrovorum ise heterofermentatif bir türdür. Zira bu tür sütte fermantasyon neticesi laktik aside ilaveten etil alkol ve karbondioksit de istihsal eder.

Sütte bulunan bu bakteriler süt kendi faaliyetleri için uygun bir şekilde tutulursa; yani süt hiçbir işleme tabi tutulmazsa hemen süt içinde bulunan şekerden istifade ederek fermantasyona giderler ve bu olayın neticesinde de fermantasyon ürünü olarak

Laktik asit meydana gelir. Sütte zikredilen bu fermantasyonun cereyan ettiÄŸi kolaylıkla anlaşılabilir. Zira organizmaların fermantasyon için ÅŸekere ihtiyaçları olduÄŸundan sütteki ÅŸekerlerin miktarında bariz bir azalma olduÄŸu gibi, bu faaliyet neticesi süt kazeini de dibe çökerir. Streptococcus ve Leucorostoc’ un bazı türleri ayran, tereyağı, peynir gibi süt ürünlerinin yapılmasında da kullanılırlar. Ticari kültürlü ayran yapımında tekniÄŸe uygun olarak S. Lactis ve S. Cremoris, L. Citrovorum veya L. Dextranicum kullanılır. Ayranda arana özellikler onun hafif ekÅŸi, özel bir tat ve kokuda olmasıdır. İşte yukarıdaki iki organizma homofermentatif olduklarından sadece laktik istihsal ederler ve bu asit ayranın ekÅŸiliÄŸini temin eder. DiÄŸer taraftan son iki organizmadan bir tanesinin kullanılması halinde asetik asit , isetimetilkarbonital gibi bileÅŸikler meydana gelir. Bu maddeler ise ayrana kendine özgü tat ve koku verirler.

Tereyağı yapımında kullanılan bakterilere gelince, S. Lactis ile S. Diacetilactis’ in bu iÅŸe uygun bazı strainleri tereyağı tekniÄŸine uygun bir ÅŸekilde kullanılır. Bu organizmaların tereyağı yapımında kullanılmalarından maksat tereyağının tadını daha iyi bir hale getirmektir. Gene aynı gaye ile peynir yapımında tekniÄŸine uygun ÅŸekilde S. Lactis veya S. Cremoris kullanılır. Yalnız bu iki organizmanın kullanılması halinde peynir yapımında takip edilen iÅŸlemler esnasında sütün ısısını otuz sekiz santigrat dereceden yukarıya çıkarmamaÄŸa dikkat etmek lazımdır. Aksi halde bu organizmalar ölür ve onlardan beklenilen fayda temin edilemez. Åžayet iÅŸlem esnasında ısıyı elli santigrat civarına çıkartmak icap ediyorsa bu durumda yüksek ısıya dayanıklı olan Sthermophilus türü, Lactobacillus ve L bulgaricus ile beraber peynir yapım tekniÄŸine uygun ÅŸeklide kullanılır. Bu gruptaki organizmalardan SThermophilus ve L. Lactis yoÄŸurt yapımında da gene yoÄŸurt tekniÄŸine uygun hareket etmek suretiyle kullanılabilir. Streptococcus türleri gram-pozitif’ tir.

LEUCONOSTOC GENUSU

Leuconoctos türleri heterofermentatiftirler , fermantasyonları sonucu laktik asit, asetik asit, gliserin, etil alkol, karbondioksit gibi maddeler oluştururlar.

Gıda Mikrobiyolojisi ; Saprofitler

01. Genel Bilgiler

Gıdalarda doÄŸal olarak bulunan bir diÄŸer grup mikroorganizma ise saprofitlerdir. Bunlar “çürükçül” olarak da adlandırılırlar. Patojenlerden farklı olarak bunlar gıdalarda geliÅŸtiklerinde tat, koku, kıvam vb. bozuklukları ile varlıklarını ve geliÅŸtiklerini açıkça hissettirirler. Dolayısı ile bunlar genel olarak ekonomik kayıplara neden olurlar.

Gıda Mikrobiyolojisi ; İndikatör Mikroorganizmalar

01. Genel Bilgiler

İndikatör mikroorganizmalar gıda sanayiinde kurallara uygun olarak üretim yapılıp yapılmadığının göstergesi olarak değerlendirilir. Hammadde, üretim teknolojisi, iyi ve doğru üretim uygulaması (GMP ; Good Manufactoring Practice) konularında indikatör mikroorganizmalar yeterli bilgi verir. Bir diğer deyiş ile ve kısaca indikatör mikroorganizmalar kalitenin göstergesidir.

Bu aşamada indikatör mikroorganizmalar ile patojenlerin birbirine karıştırılmaması gerekir. Gıda kalitesi hakkında fikir elde etmek için aranan / sayılan bu grup mikroorganizmalar toplam bakteri, toplam maya ve küf, toplam koliformlar, fekal koliformlar gibi mikroorganizma gruplarıdır. Toplam bakteri içinde çok yoğun olarak (örneğin Staphylococcus aureus gibi) patojen bakteriler bulunsa bile bunlar analiz yöntemi uyarınca sadece toplam bakteri olarak değerlendirilir. Tersine olarak bir gıda maddesinin üretiminde kullanıldığı için yararlı olarak değerlendirilen bir mikroorganizma (örneğin, rokfor peyniri yapımında kullanılan Penicillium roqueforti) başka bir gıdaya (örnek kaşar peynirine) bulaşırsa yine indikatör mikroorganizma olarak toplam maya ve küf analizinde standartların üzerinde küfe rastlanacağı için o ürün bozulmuş olarak kabul edilir.

Hangi mikroorganizma gruplarının indikatör olarak ele alınacağı ile ilgili olarak farklı görüşler bulunmaktadır. Bir yaklaşıma göre indikatör mikroorganizmaların mutlaka dışkı kökenli olması gerekirken, bir başka yaklaşım her türlü mikroorganizmayı indikatör olarak kabul etmektedir. Bu metinde ikinci görüş benimsenmekte ve indikatör olarak tüm mikroorganizmalar değerlendirilmektedir. Son zamanlarda mikroorganizmalara ek olarak mikrobiyel gelişmeye bağlı ortaya çıkan laktik asit, diasetil, alkol gibi ürünlerin de mikrobiyel indikatör olarak değerlendirilmesi üzerinde durulmaktadır.

Gıda sanayiin farklı işletmelerde o işletmeye özgü indikatör mikroorganizmalar üzerinde durulur. Örneğin tereyağı işletmesinde lipolitik mikroorganizma varlığı / sayısı önemli bir kalite kriteri iken, lipolitik bakterilerin örneğin meyve suyu endüstrisinde hiçbir önemleri yoktur. Benzer şekilde fekal kontaminasyon indeksi bakteriler pek çok gıda maddesi için önemli kalite kriteri iken, konserve sebzelerde bu bakterilerin aranması gereksizdir.

Gıda işletmeleri kendi kalite programları çerçevesinde hammaddeden başlayarak farklı mikroorganizmaları indikatör olarak belirleyebilir. Buna ilave olarak kamu kontrol kuruluşları tarafından belirlenen indikatör mikroorganizmalar da bulunur.

02. İndikatör Mikroorganizmaların Özellikleri

Gıda endüstrisinde indikatör olarak seçilen mikroorganizmaların belirli özellikler taşıması gerekmektedir.

Öncelikle gıdalarda mikrobiyel kalite ile ilişkili bu mikroorganizmaların varlığı kolaylıkla ve hızla belirlenebilmeli ve sayılabilmeli, diğer mikroorganizmalardan ayrılabilmeli, gıdada bulunan doğal flora tarafından bu mikroorganizmaların gelişmesi engellenmemelidir.

Buna bağlı olarak toplam bakteri, toplam maya ve küf, toplam ozmofilik ve ozmotolerant mayalar, kserofil küfler, toplam proteolitik bakteriler, toplam koliformlar vb. gibi farklı mikroorganizmalar yukarıda da belirtildiği gibi farklı gıdaların kalitesinin belirlenmesinde indikatör mikroorganizma olarak kullanılmaktadır.

Genel prensip olarak indikatör mikroorganizmaların patojen olmaması gerekirse de Clostridium perfringens istisnadır.

03. Fekal Kontaminasyon İndeksi

İndikatör mikroorganizmalar olarak en önemli grup fekal kontaminasyon indeksi bakterilerdir. Bunların varlığı gıdaya hammaddeden başlayıp gıdanın taşınmasına kadar bir ya da daha fazla aşamada doğrudan ya da dolaylı olarak lağım ile dışkı bulaştığının göstergesidir.

Fekal koliformlar, enteroklar ve Clostridium perfringens tipik fekal kontaminasyon indeksidirler. Fekal koliformlar yerine yaygın olarak E. coli kullanılır. Bunlardan enterokoklar sularda fekal kontaminasyon belirlenmesi için diğerlerine göre daha iyi bir gösterge olarak kabul edilir.

Fekal kontaminasyon indeksi ve buna bağlı olarak gıda kalitesi üzerinde dikkat edilmesi gereken noktalar vardır.

Yukarıda da belirtildiÄŸi gibi indikatör mikroorganizmalar patojenler içinden seçilmemekledir. Burada öncelikle primer patojen olmayan bakteri E. coli tip 1 olarak tanımlanan bakteridir. Bu bakterinin bağırsaklarda vitamin sentezine katılması nedeni ile yararlı bir bakteri olduÄŸu da açıktır. Bununla beraber, E. coli O157:H7 serotipinin bugün bilinen en tehlikeli gıda kaynaklı patojen bakteri olduÄŸu da unutulmamalıdır. Benzer ÅŸekilde E. coli ‘nin diÄŸer serotipleri ve Klebsiella pneumoniae de insan ve hayvanlarda hastalıklara neden olabilmektedir.

İkinci olarak analiz edilen materyalde bağırsak kökenli olan bu bakterilerin varlıklarının gösterilmesi o materyalde yine bağırsak kökenli olan Salmonella ve Shigella gibi primer patojenlerin de mutlaka bulunacağı anlamına gelmemekte, sadece bir potansiyel tehlikenin olduğuna işaret edilmektedir. İnsan dahil olmak üzere her hangi bir sıcak kanlı hayvanın bağırsağında başta E. coli olmak üzere diğer fekal koliformlar da mutlaka vardır, ancak o bireyde Salmonella ve Shigella gibi yine bağırsak kökenli patojenler bulunmayabilir. Nitekim tümüyle sağlıklı insan ve diğer sıcak hayvanların bağırsak sistemlerinde bu gibi patojenler yoktur. Tersine olarak sağlıklı görülen bireylerin bağırsak sistemlerinde Salmonella ve Shigella gibi primer patojenlerin ve hatta E. coli O157:H7 serotipi bulunabileceği unutulmamalıdır.

Son olarak, bu bakterilerin analiz edilen materyalde bulunması bir hijyen eksikliÄŸidir. Ancak, bu hijyen eksikliÄŸini hammaddeden mi yoksa iÅŸletme koÅŸullarından mı geldiÄŸi bugünkü teknoloji ile analiz edilememektedir. ÖrneÄŸin, tarla koÅŸullarında kuÅŸların hammadde üzerine dışkılamaları pratik olarak ve kolaylıkla engellenemez. Bu durumda pek çok baharatta fekal kontaminasyon doÄŸaldır. Tersine olarak, süt sağımında meme hijyeni ve sağım koÅŸulları kontrol altına alınır ise hayvan dışkısının çiÄŸ süte bulaÅŸması tümüyle önlenebilir. Bu durumda çiÄŸ sütte fekal koliform bulunmaması gerekir. Ancak ülke hayvancılık koÅŸulları dikkate alınırsa bu aÅŸama göz ardı edilebilir. Burada dikkat edilmesi gereken husus “ülke hayvancılık koÅŸullarının zorlamasıdır ve kontrol altına alınabilir” bir özellik olmasıdır. Aynı durum çiÄŸ et için de geçerlidir. Oysa pastörize sütten yapılan peynir gibi bir üründe pastörizasyon sonunda tüm koliform bakteriler ölür. Dolayısı ile bu ürünlerde fekal koliformlara rastlanması sadece pastörizasyon sonundaki bulamadan kaynaklanır. Bunun temel sorumlusu ise iÅŸletmede çalışanların tuvalet sonrası asgari hijyene dikkat etmemeleridir.

Gıda Mikrobiyolojisi ; Patojenler

01. Genel Bilgiler

Gıda mikrobiyolojisinde patojen ile kastedilen mikroorganizmalar bir düzine bakteri türü ile mikotoksijenik küflerden ibarettir. Gıdada bulunan ve insanlarda hastalık yapan mikroorganizmaların patojen olarak nitelendirilmesi için 2 temel koşul vardır.

Öncelikle mikroorganizma gıdada açıkça “bozuk” olarak nitelendirilemeyecek kadar az sayıda bulunduÄŸunda hastalık yapabilme özelliÄŸinde olmalıdır. Buna göre saprofit mikroorganizmalar ile patojenler arasında farklılık vardır.

İkinci olarak, gıda mikrobiyolojisi doğrudan gıda işleme teknikleri ile ilişkili olduğu için gıdanın sadece taşıyıcı olduğu insan patojenleri ile ilgilenmez. Buna göre tifo, paratifo, brusella, şarbon, tüberküloz gibi patojenler gıda mikrobiyolojisi konuları dışındadır.

Gıdalarda Mikroorganizma Gelişmesi

01. Genel Bilgiler

Gıdalarda mikroorganizma gelişmesi öncelikle gıdanın bileşimine bağlıdır. Yüksek asitli bir gıdada sadece bu asitliği seven ya da dayanabilen mikroorganizmalar gelişebilirken, benzer şekilde kuru gıdalarda sadece kserofil küfler gelişebilir.

Gıdanın oksidasyon - redüksiyon potansiyeli ya da bulunduğu atmosfer ortamı, depolanma sıcaklığı, gıdada bulunan antimikrobiyel bileşikler gibi çeşitli iç ve dış faktörler gıdalarda mikroorganizmaların gelişmesi üzerine etkili olmaktadır.

Buna göre yoğurtta olduğu gibi gıdada mikroorganizma gelişmesi isteniyor ise mikroorganizmanın gelişmesi için gereken tüm koşullar sağlanırken, tersine olarak gıdada mikroorganizma gelişmesi istenmiyor ise mikroorganizmaların gelişememesi için gereken koşullar sağlanır.

KAYNAKÇA:

MİKROBİYOLOJİ ABC’Sİ

(EGE ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI)

BAKTERİYOLOJİYE GİRİŞ

(EGE ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI)

MİKROBİYOLOJİYE GİRİŞ

(EGE ÜNİVERSİTESİ YAYINLARI)

MİCROBİOLOGY OF FERMENTED FOOD

(UNİVERSİTY PRESS GLASGOV U.K.)

WWW.YAHOO.COM/MAIL/GROUPS

(MICROBIOLOGY GROUP)

WWW.YAHOO.COM/MAIL/GROUPS

(MICLEB GROUP)

WASTEWATER MİCROBES

(NALCO DIVERSIFIED TEC. ,INC.)

Pastalar

Salı, 06 Kasım 2007

PASTALAR 9

FRİGO 9

KARYAÄžDI PASTASI 9

EKLER PASTA 10

MİLENYUM PASTASI 11

PRENSES TATLISI 12

PAVLOVA 13

PROFİTEROL 14

AMONYAKLI PASTA 15

SOSLU PASTA 16

İNCİRLİ PASTA 17

ALMAN PASTASI 18

HAVUÇLU PASTA 19

ELMALI PASTA 20

LOR PASTASI 21

KÜLAHLI PASTA 21

KAKAOLU KEK PASTA 22

KUBBELİ PASTA 23

JÖLELİ PASTA 24

CEVİZLİ PORTAKALLI RULO PASTA 25

BİLMECE YAŞ PASTA 26

BUZLUK PASTASI 27

ŞEFTALİ PASTA 28

TAHİNLİ YAŞ PASTA 29

TARTLAR VE KEKLER 30

ÇİKOLATALI TART 30

TİRAMİSU 31

ÇİKOLATALI TART 31

KAKAOLU KEK 32

BROWNIE 33

ŞEFTALİLİ TART 34

ELMALI TART 35

ALMAN KEKİ 36

SÜTLÜ KEK 37

PORTAKALLI HAVUÇLU KEK 37

MAFİŞ 38

PORTAKALLI ÅžURUPLU KEK 39

MUZLU KEK 40

ÇAYLI KEK 40

UNSUZ KEK 41

ELMALI ÇİKOLATA SOSLU KEK 42

VİŞNELİ TART 43

TATLI ÇEŞİTLERİ ŞERBETLİ TATLILAR 44

BAKLAVALI KEK 44

FISTIKLI BURMA 45

SAKIZLI ELMA TATLISI 46

REVANİ 47

ÅžAMBALI 47

HİNTPARE 48

HANIM GÖBEĞİ 49

HELVA SOSLU TATLI 50

KADAYIF DOLMA 51

KARANFİLLİ CEVİZLİ TATLI 52

TAHİNLİ TATLI 53

BALLI BADEM TATLISI 54

KEMALPAÅžA TATLISI 54

ŞÖBİYET 55

BÜLBÜL TATLISI 56

ERZURUM SARMASI 56

DİLBER DUDAĞI TATLISI 57

REVANİ 58

ÅžEKERPARE 59

PORTAKALLI TATLI 60

YALANCI KALBURA BASTI 60

MELEK (ÇİMDİK) TATLISI 61

TATLILAR 63

HAVUÇ TATLISI 63

ORALETLİ PASTA 63

KREM ŞANTİLİ MOZAİK PASTA 64

ATOM PASTA 65

YALANCI TAVUK GÖĞSÜ 66

MEYVA SALATASI 67

PARFE 68

ARAP KIZI 69

İRMİK TATLISI 69

PANDA PASTA 70

(Afrika Rüyası – Krokanlı Pasta) 70

MOZAİK PASTA 71

(Kral Dolması) 71

LABNE PEYNİRLİ YAŞ PASTA 72

TAHİNLİ KURABİYE 72

HOŞMERİM 73

TAHİNLİ ÇÖREK 74

ROKOKO 75

ELMALI MUHALLEBİ 76

ELMALI ÇİKOTOPLAR 76

KAÄžIT HELVA 77

SÜTLÜ İNCİR TATLISI 78

YEŞİL ELMA TATLISI 78

AÅžURE TATLISI 79

TOZ CEZERYE 80

KUPTA KİVİ 81

TAVUK GÖĞSÜ 81

İNCİR TATLISI 82

ÇİKOLATA SOSLU PORTAKAL 83

KREM KARAMEL 83

SAHTE KAZAN DİBİ 84

PUDİNG KURABİYE 85

PORTAKALLI MUHALLEBİ 86

DONDURMA 86

KURABİYE ÇEŞİTLERİ 88

HİNDİSTAN CEVİZLİ KURABİYE 88

KAYISI KURABİYESİ 89

MARMELATLI DÜĞME KURABİYESİ 89

İKİ RENKLİ KURABİYE 90

CEVİZLİ KURABİYE 91

FINDIKLI KURABİYE 91

KAKAOLU KURABİYE 92

BEYAZ KURABİYE 93

PORTAKALLI KURABİYE 93

MUTİ KURABİYE 94

HAŞHAŞLI KURABİYE 95

MANTAR KURABİYE 95

SİRKELİ KURABİYE 96

ŞEFTALİ REÇELLİ KURABİYE 97

ÜZÜMLÜ KITIR BİSKÜVİ 97

MARMELATLI BİSKÜVİ 98

SUSAMLI BİSKÜVİ 99

(Kurabiye) 99

AY ÇÖREĞİ 99

BOHÇADA AYVA 100

ELMALI-CEVİZLİ AY 101

ÇİKOLATALI KARELER 102

ŞEKERLİ DÜĞÜMLER 103

PASKALYA ÇÖREĞİ 104

KAYISILI MUSKALAR 104

UN KURABİYESİ 105

ELMALI KURABİYE 106

TARÇINLI KURABİYE 107

ÜZÜMLÜ KURABİYE 107

KOLAY ACIBADEM KURABİYESİ 108

BÖREKLER 109

LAHMACUN BÖREĞİ 109

HUMUS 110

AY ÇÖREĞİ 111

SEBZELİ ÇÖREK 111

MUHACIR (GÖÇMEN) BÖREĞİ 112

PETEK BÖREĞİ 113

MİDYE ÇÖREK 115

CEVİZLİ TAHİNLİ ÇÖREK 116

ZEYTİNLİ ÇÖREK 117

SUCUKLU AY ÇÖREĞİ 117

PATATESLİ KATMER 118

KAŞARLI PATATESLİ ÇÖREK 119

KANDİL SİMİTİ 120

PARİS GÜZELİ 121

KAŞARLI BİSKÜVİ 121

ISPANAKLI BÖREK 122

FIRINDA ISPANAK 123

TUZLU KURABİYE 124

SU BÖREĞİ 125

SANA BÖREĞİ 125

ÇİN BÖREĞİ 126

PUF BÖREĞİ 127

EKMEK BÖREĞİ 128

PATATES BÖREĞİ 129

KÖBETE 129

SÜTLÜ BÖREK 130

MEKİK BÖREĞİ 131

TUTMAÇ 132

GALETA TOZU BÖREĞİ 133

PATATESLİ BÖREK 134

SODALI BÖREK 134

BEÅžAMEL SOSLU LAZANYA 135

RUS BÖREĞİ 136

TAVUKLU BÖREK 137

KARNIBAHARLI BÖREK 137

KABAKLI BÖREK 138

MİNİ PİZZA 139

TAVUKLU KAPAMA 139

ÇİĞ BÖREK 140

ETLİ KREP 141

MISIR UNLU KREP 142

TAVUKLU KREP BÖREĞİ 143

DAYANIKLI BÖREK 144

PATATESLİ KEK 144

BOHÇA KETE 145

PEYNİRLİ POĞAÇA 146

AÇMA 147

LAZANYA BÖREĞİ 148

TALAŞ BÖREĞİ 149

MERCİMEKLİ DÜRÜM BÖREĞİ 150

KOLAY ÇARŞAF BÖREĞİ 151

PEYNİRLİ BİSKÜVİ 152

SAKIZLI ÇÖREK 153

BULGURLU BÖREK 153

SALATALAR 155

MANTAR-TAVUK-MISIRLI SALATA 155

BEŞAMEL SOSLU SEBZELİ TAVUK 156

RENKLİ KEK SALATA 156

FELLAH KÖFTESİ 157

TAVUK SALATASI 158

ŞEHRİYE SALATASI 159

PATATES KROKET 159

KARAKIZ KÖFTE 160

ÇİN SALATASI 161

PATATESLİ İÇLİ KÖFTE 161

MAYONEZLİ PATATES SALATASI 162

KAYISILI PİLAV 163

BELİ KIRIK 164

PATATES MÜCVERİ 164

AYRANLI SARMA 165

SUCUK KÖFTESİ 166

LAHANA SALATASI 167

BATIRIK 167

ALİ NAZİK KEBABI 168

KURU PATLICAN BİBER DOLMASI 169

MAKARNA SALATASI 170

KEREVİZ SALATASI 171

ÇERKEZ TAVUĞU 171

BÖRÜLCE SALATASI 172

HERKES BEĞENDİ 173

YALANCI İÇLİ KÖFTE 173

YUMURTALI BULGUR KÖFTE 174

HAVUÇ GÖRÜNÜMÜNDE PATATES PÜRESİ 175

ETİMEKLİ SALATA 176

MERCİMEK KÖFTESİ 177

MERCİMEK SALATASI 177

PASTALAR

FRİGO

Malzemeler

1 kg süt

14 çorba kaşığı şeker

6 çorba kaşığı un

2 çorba kaşığı kakao

3 yumurta

1 küçük Sana yağı

Yapılışı

Hepsi birden iyice karıştırılıp kaynatılacak. Yağı ateşten indikten sonra karışımın içine konup karıştırılarak eritilecek. Kalıplara dökülüp buzlukta durdurulacak. Donduktan sonra servis yapılır (dilim dilim keserek).

Kamuran ÖZEL

KARYAÄžDI PASTASI

Malzemeler

2 adet yumurta

1 paket sana yaÄŸ

3 fincan ÅŸeker

3 yemek kaşığı karbonat

1 paket vanilya

1 paket kabartma tozu

Yeterince un

Yapılışı

Eritilmiş Sana yağına yumurta, şeker, kakao, vanilya, karbonat tozu ve yeterince unla birlikte yumuşak bir hamur yapılır. Yağlanmış tepsiye yuvarlanıp (şekilli) koyup pişirilir. 1 bardak şeker 1 bardak suyla hazırlanmış şerbete bastırıp Hindistan cevizine batırılır.

Oya KARA

EKLER PASTA

Malzemeler

1 su bardağı su

100 gr. margarin

1 çorba kaşığı toz şeker

1 tutam tuz

1 su bardağı un

4 adet yumurta

Krema İçin

2 yumurta

Yarım su bardağı toz şeker

1 çay bardağı un

1,5 su bardağı süt

Yarım bardak vanilya

Yapılışı

Su ve margarini bir arada ocağa koyun. Üzerine toz şeker ve tuz ilave edin. Kaynamaya başlayınca unu yavaşça içine ekleyin. Top, top olmaması için unu eklerken aynı zamanda karıştırmayı ihmal etmeyin. 7-8 dakika pişirip ateşten alın. Bir müddet ılık olması için bekleyin. Sonra 4 adet yumurtayı teker, teker kırıp hamura karıştırın. Hamur ne çok sert ne çok yumuşak olmalıdır. Hamuru krema torbasına doldurup, düz yuvarlak bir uç takın, hafif yağlanmış tepsiye yarım parmak uzunluğunda şeritler sıkın. 200 derecelik fırında hafif pembeleşinceye kadar pişirin. Bu arada krema için gerekli tüm malzemeyi bir, bir tencereye aktarın sürekli karıştırarak krema kıvamına gelinceye kadar pişirin. Hamurları ikiye kesip aralarına hazırladığınız kremadan doldurun. Çikolatayı bir çorba kaşığı margarinle birlikte eritip ekler pastaların üzerine sürün. Antep fıstığını döverek isterseniz üzerine süsleyip servis yapabilirsiniz.

Sema ÖZTÜRK

MİLENYUM PASTASI

Malzemeler

1 su bardağı krema

150 gr. krem ÅŸanti

2 adet muz

1 su bardağı Ponça ceviz

15 adet kuru incir

Kek İçin

4 yemek kaşığı kent pudra şekeri

1 su bardağı un

6 adet yumurta

2 yemek kaşığı sıvı yağ

Krema İçin

1 paket ÅŸekerli vanilya

1 su bardağı un

1 su bardağı süt

1 çay bardağı toz şeker

1 yemek kaşığı yumuşak margarin

Yapılışı

Kekin yapılışı

Yumurtaları şeker ile çırpın, un ve sıvı yağ ilave edin. Yuvarlak kek kalıbına döküp 160 derecede ısıtılmış fırında 45 dakika pişirin.

Kremanın yapılışı

Süt, şeker, un, yumurta ve şekerli vanilyanın orta ateşle karıştırarak pişirin, 150 gr. kabartılmış krem şantiyi 3 yemek kaşığı cevizi ezerek katın,

Pastanın yapılışı

3 eşit parçaya böldüğünüz keke hazırladığınız kremayı her kata eşit sürün. Kremanın aralarına muz parçalarını yayın daha sonra pastayı krem şanti ile kapatın. Pastanızı dilediğiniz şekilde mevsim meyveleriyle süsleyerek servise sunabilirsiniz.

Mahinur ERDOÄžDU

PRENSES TATLISI

Malzemeler

1 su bardağı toz şeker

2 çay bardağı un

4 su bardağı süt

1 çorba kaşığı margarin

1 paket vanilya

Sosu İçin

4 çorba kaşığı kakao

4 çorba kaşığı pudra şekeri

Yarım paket margarin

1 adet yumurta

Yarım su bardağı hindistan cevizi

Yapılışı

Tencerede un ve toz şekeri karıştırın. Sütü ilave edin. Orta hararetli ateşte sürekli karıştırarak göz göz olana dek pişirip soğutun. 1 çorba kaşığı margarin ekleyin. Vanilyayla birlikte çırpın. Sosu için yumurta, pudra şekeri ve kakaoyu karıştırın.Yarım paket margarini tavada eritip, sosa ekleyin. Köpük Köpük olana dek çırpın. Kaselere ilk önce hazırladığınız kakaoyu kremayı dökün. Üzerine kakaolu sosu yayın. Hindistan ceviziyle süsleyin.

Pınar ULUSOY

PAVLOVA

Malzemeler

5 yumurta akı

225 gr. toz şeker ( 1su bardağı + 2 parmak şeker)

2 tatlı kaşığı üzüm sirkesi

3 tatlı kaşığı nişasta

1 paket vanilya

Çilek veya muz

1 paket ÅŸanti

Şantiyi hazırlamak için 1 bardak süt

Yapılışı

Ön Bilgileri: Yumurtalar oda sıcaklığında olmalıdır. Malzemeyi hazırlamak için fırın en düşük ısıda ısıtılmalıdır. Yumurta aklarını köpük haline gelene kadar çırpınız. Azar azar toz şeker ilave ediniz. Şeker eriyinceye kadar çırpınız. Şeker ve yumurta akı işlemi yaklaşık 25 dk. sürer. Katı bir köpük elde ediniz. Bu şekilde iken sirke, nişasta, vanilya koyunuz. 5 dk. daha çırpınız. Tepsiye alüminyum folyo seriniz. Folyo üzerine elde ettiğiniz katı köpüğü yaymadan yukarı doğru adeta tepe şekli vererek koyunuz. Daha sonra 150 cc. orta gözde 40 dk. kadar pişiriniz. Fırın soğuyana kadar açmayınız pastayı alınız. Tabağa koyunuz. Üst kısmı çökmüş bir görüntü olabilir. Bu kısma çilek veya muz yerleştiriniz. Üzerine 1 bardak sütle hazırladığınız şanti ile kaplayınız.

Filiz SARIGÜL

PROFİTEROL

Malzemeler

Yarım Paket Margarin

1 su bardağı su

1 çimke tuz

1 kesme ÅŸeker

4 yumurta

1 su bardağı un

Sosu İçin

100 gr. margarin

2,5 kahve fincanı un

3 kahve fincanı

1 kg. süt

1 yemek kaşığı kakao

1 yemek kaşığı vanilya

Yapılışı

Yarım paket margarin tencerede eritilir. Eriyince içine 1 bardak su konur. Su kaynayınca tuz ve şeker ilave edilir. Tencere ocakta iken unda konulur. Hızlı hızlı karıştırılarak 5 dakika helva gibi kavrularak pişirilir. Ocaktan alınıp soğumaya bırakılır. Soğuyunca 4 yumurta teker teker kırılıp, (her biri 3-4 dakika ezilerek) hamura yedirilir. Bir tatlı kaşığı her seferinde suya batırılarak hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alınıp, çok az sıvı yağ ile yağlanmış tepsiye 2 cm. ara ile dizilir. Önceden ısıtılmış 175 derece turbo fırında, orta rafta üstü hafif pembeleşinceye kadar hiç açmadan pişirilir. Fırının kapağı hiç açılmadan soğuması beklenir.

Kremanın yapılışı

Margarin eritilir. İçine un konur. 3 dakika kavrulur. Ocaktan alınıp, içine şeker ilave edilir ve karıştırılır. Sonra süt eklenir. Sürekli karıştırılarak pişirilir. Soğuyunca 1 paket vanilya eklenip 10-15 dakika çırpılır.

Profiterolün yapılışı

Daha önce pişen hamurların içi üste doğru hafifçe kesilir. Krema kaşıkla içine doldurulur. Kalan kremanın içine yarım çay bardağı su ile 1 yemek kaşığı kakao konur ve ocakta pişirilir. Pişirilirken içine 1 paket çikolata atılır. Daha sonra profiterolün üstüne sıcak olarak dökülür. Üzerine hindistan cevizi serpilip, servise hazırlanır.

Fatma DENİZ

Nuran KABAKÇI

AMONYAKLI PASTA

Malzemeler

1 fincan sana yağı

1 fincan süt

1 fincan ÅŸeker

2 yumurta

Karbonat

Bir çorba kaşığı amonyak sodası

AlabildiÄŸince un

Krema İçin

1 kg. süt

2 kaşık un

2 kaşık nişasta

2 yumurta sarısı

1,5 bardak ÅŸeker

Vanilya

¾ paket sana yağı

Yapılışı

Malzemeler karıştırılıp hamur yapılır. Hamur 8 eşit parçaya bölünür. Teker teker yarım santim kalınlığında açılır. Orta derecede ısıtılmış fırında tek tek üzeri pembeleşinceye kadar pişirilir. Krema malzemeleri karıştırılıp pişirilerek hazırlanır. Her kata krema sürülerek 8 veya 4 katlı pasta hazırlanır. (4 katlı yapılırsa kalan 4 tanesi daha sonra yapılmak üzere saklanır.) Arzuya göre üzeri süslenip, buzdolabında bekletilip servis yapılır.

Neriman YILDIZ

Meryem IÅžIK

SOSLU PASTA

Malzemeler

4 adet yumurta

2 bardak toz ÅŸeker

1,5 su bardağı süt

1 bardak pirinç unu

1 bardak un

3 çorba kaşığı kakao

1 paket margarin

1 paket kabartma tozu

Krema İçin

2 adet yumurta akı

Yarım su bardağı toz şeker

Yapılışı

Yumurtaları çırpma kabına alalım. Şekeri ilave edelim.Yumurtaları şeker ile birlikte köpük köpük olup beyazlaşana dek çırpalım. Margarini eritip ılıtarak ekleyelim. Tekrar karıştıralım. Elenmiş unu pirinç ununu kabartma tozu ve kakaoya ilave edip cam tepsiyi yağlayıp hafifçe un ve şeker serpiştirelim. Hamuru kalıba boşaltalım, 180 derece fırında pişirelim. Bir bardak soğuk süte 2 kaşık şekeri karıştır. Soğuk sütü pişen pastanın üzerine gezdirelim. Yumurta aklarını mikserle kor gibi olana dek çırpalım şekeri az su ile ağdalaşana dek pişirelim. İyice soğutup yumurta aklarına ilave edelim. Kremayı pastanın üzerine boşaltıp kremanın pastanın üzerinde aldığı şekli bozmadan buzdolabında bekletelim. Dilim çeyrek servis yapalım.

Fadime EYÜP

İNCİRLİ PASTA

Malzemeler

3 yumurta

1,5 su bardağı şeker

3 kaşık yoğurt

2 kaşık kakao

1 tatlı kaşığı tarçın

1 paket kabartma tozu

AlabildiÄŸince un

10 tane incir

Krema İçin

3 kaşık un

1 kaşık nişasta

4 kaşık şeker

4 su bardağı süt

1 kaşık sana yağ

1 paket vanilya

Üzerine fındık

Yapılışı

İlk önce incirleri ılık suda bekletin. Daha sonra incirleri küçük parçalar halinde doğrayın. Keke ilave ederken üzerine un dökün. Böylece incirler kekin her tarafına yayılır. Bütün malzemeleri çırpıp yağlanmış kalıba bu karışımı dökün. Önceden ısıtılmış fırında keki pişirin.

Zeynep ÇELİK

ALMAN PASTASI

Malzemeler

3 su bardağı un

1 su bardağı erimiş margarin

4 yumurta

2 çay bardağı yoğurt

1 çay bardağı şeker

1 paket vanilya

1 yemek kaşığı pudra şekeri (üstü için)

Krema İçin

2 yemek kaşığı un

1,5 çay bardağı şeker

1,5 su bardağı süt

1 paket vanilya

Limon kabuÄŸu rendesi

50 gr. margarin

Yapılışı

Yumurta ve şekeri mikser ile çırpın. Üzerine yoğurt, margarin kabartma tozu, şekerli vanilin ve un ilave ederek çırpmaya devam edin. 26 cm. çapındaki yuvarlak yağlanmış kek kabına dökün. Önceden 1750C ye ısıtılmış fırında 40-50 dakika pişirin. Başka bir yerde un, şeker, süt, şekerli vanilin, limon kabuğu rendesini karıştırıp pişirerek muhallebi kıvamında hazırlayın. Ocaktan aldıktan sonra margarin koyup karıştırarak eritin. Pastayı ortadan ikiye kesip arasına iyice soğumuş kremayı yayın. Üstüne pudra şekeri serpin.

Birsen GÖLADA

Serpil ALAK

Yasemin YARDIM

Gamze KOÅžARAN

HAVUÇLU PASTA

Malzemeler

4 yumurta

1,5 su bardağı şeker

Yarım su bardağı ceviz içi

1,5 su bardağı rendelenmiş havuç

2 çay kaşığı tarçın

2 su bardağı un

Kabartma tozu

Krema İçin

1 kilo süt

2 çorba kaşığı un

1 çorba kaşığı nişasta

1 yumurta

6 çorba kaşığı şeker

Yarım paket Sana yağ

Yapılışı

Malzemenin hepsini karıştırıp, tepsiyi sana yağ ile yağlanıp un serpilir. Karıştırdığımız malzemeyi içine döküp 150 derecede ısınmış fırında pişirilir.

Kremanın Yapılışı : Bütün malzeme karıştırılıp ocakta çocuk maması şeklinde karıştırılarak pişirilir. Pişirmiş olduğumuz pastanın üzerine dökülür. Ve soğuduktan sonra servis yapılır.

Nevin SERT

ELMALI PASTA

Malzemeler

5-6 adet elma

Yarım bardak şeker-tarçın

Muhallebi İçin

3 su bardağı süt

2 yemek kaşığı un

4 yumurta sarısı (akını ayır)

1 yemek kaşığı margarin

Tuz

Yapılışı

Elmaların kabuklarını soyup rendeleyin, içine yarım su bardağı şeker katıp pişirin, soğuyunca 1 tatlı kaşığı tarçın ilave edip kare borcam tepsiye yayalım. Muhallebisini hazırlayıp elmaların üzerine koyalım. En üstüne 4 yumurta akı, biraz tuz kar haline gelene dek mikserle çırpıp bu karışımı da muhallebinin üzerine dökelim. 200 derecede pişirip servis yapalım.

Rüveyda ERDAL

LOR PASTASI

Malzemeler

750 gr. tatlı lor

2 su bardağı pudra şekeri

1 yumurta

1 paket vanilya

200 gr. yumuÅŸak vanilya

1 su bardağı ılık süt

45 adet sade kare bisküvi

Yapılışı

750 gr. loru bir çatal yardımıyla iyice ezin, üzerine 2 su bardağı pudra şekerini dökün, bir müddet dinlendikten sonra mikserle iyice çırpın. Macun kıvamına gelince 1 yumurta, 1 paket vanilya ve 200 gr. yumuşak margarini ilave edip iyice çırpın. Bisküvileri eni üç boyu beş tane olarak folyo üzerine dizin. Bu işlemi bisküvileri ılık süte batırarak yapın. Arasına hazırladığınız harcı sürün. Bu işlemi üç kez tekrar edin. Folyoyu kullanarak piramit şeklini verin. Daha sonra buzlukta bekletin ve dilimleyerek servis yapın.

Mübeyyen TÜRKMEN

KÜLAHLI PASTA

Malzemeler

175 gr. margarin

2 yumurta sarısı

2 fincan su

2 fincan pudra ÅŸekeri

1 paket kabartma tozu

Yeterince un

Kreması İçin

Yarım kg. süt

1 küçük margarin yarısı (Krema pişmeye yakın konulur.)

1 yemek kaşığı un

1 paket vanilya

1 su bardağı şeker

3 çorba kaşığı kakao

Yapılışı

Margarin eritmeden malzemenin hepsi karışacak. Alabildiği kadar un koyup yumuşak hamur yapılacak. Hamur ince olarak açılacak şeritler halinde ince ince kesilecek hamur şeritler önceden yapılmış olan külahlara sarılıp pişirilecek. Piştikten sonra külahların hamurların içinden çıkarılarak yapılan krema pastanın içine doldurulacak ağzına fındık ezilip konulacak. Üzerine vanilyalı pudra şekeri serpilecek buzdolabında muhafaza edilecek.

Gönül İNCER

KAKAOLU KEK PASTA

Malzemeler

4 yumurta

3 kaşığı kakao

1 paket margarin

1 paket kabartma tozu

1 paket vanilya

1 su bardağı süt

2 su bardağı şeker

2/5 su bardağı un

Puding İçin

1 lt. süt

½ paket margarin

3 yemek kaşığı kakao

½ su bardağı şeker

4 yemek kaşığı nişasta veya pirinç unu

Yapılışı

Yumurta şekerle çırpılır. Margarin ocak üzerinde hafifçe eritilir. Süt ilave edilip unu karıştırılır. (Unun içine vanilya, kabartma tozu, kakao karıştırılır.) Sonra bu karışım malzemenin üzerine dökülür iyice çırpılır. Tepsi yağlanıp fırına sürülür. Pişirme süresi 30-35 dakikadır. Pastamız pişirilince fırından alınır. Bir kenarda soğuması beklenir. Soğuduktan sonra üzeri bir bardak ılık süt ile ıslatılır. Bu arada bir yandan da pastamızın bir kenarda kreması (puding) hazırlanır.

Pudingin Yapılışı : Bu malzemeler bir tencerede iyice karıştırılıp ocak üzerinde kısık ateşte pişirilir. Hafif soğuduktan sonra kekin üzerine dökülür.

Ayşenur ÇELİKKAYA

KUBBELİ PASTA

Malzemeler

4 adet yumurta

1 su bardağı şeker

1 su bardağı un

1 paket kakao

Yarım paket kakao

Kreması İçin

1 paket kako

Yapılışı

4 Yumurta ile şekeri çırp unu, kakao, kabartma tozu ekle. Orta boy kek kalıbına dök. 200 C derecede yarım saat pişir. Fırından çıktıktan sonra keki ikiye böl kalın kısmı çukur kaba yerleştir. 1 kg. süte unu, yağı, şekeri, vanilyayı karıştırarak pişir muhallebi gibi olunca ateşten indir. Çukur kaba yerleştirdiğiniz kekin içine dök, öbür kekin azını kapat kenarlarını kes. 1 gün buzdolabında beklet, ertesi gün, çikolatalı sosu yap kalıptan keki çıkarıp üzerine dök. Pasta hazır.

Makbule ILGAZ

Serpil ÖZDEMİR

JÖLELİ PASTA

Malzemeler

3 limon suyu

1 su bardağı şeker

1 su bardağı ile eritilecek

1 poÅŸet krem ÅŸanti

Yapılışı

Krem şanti 1 bardak su ile karıştırılacak. 1 bardak limon jölesi 2 bardak sıcak su ile eritilecek. Sonra malzeme karıştırılıp dolaba konularak dondurulur.

Didar METE

CEVİZLİ PORTAKALLI RULO PASTA

Malzemeler

4 yumurta

½ su bardağı şeker

1 su bardağı kırılmış ceviz

1 çay kaşığı tuz

Bir miktar pudra ÅŸekeri

1 su bardağı tepeleme un

½ kabartma tozu

Kreması İçin

1 paket krem ÅŸanti

1 su bardağı soğuk süt

1 su bardağı toz şeker

Portakal kabuÄŸu rendesi

2 yemek kaşığı portakal suyu

Yapılışı

Ön hazırlık olarak, krem şanti soğuk süt ile çırpılır, ayrı bir kapta, şeker portakal kabuğu rendesi ve suyu karıştırılır daha sonra krem şanti ile karıştırılıp buzdolabında bekletilir. 4 yumurta sarıları bir kapta yarım su bardağı şeker ile iyice çırpılır. Beyazları da ayrı bir kapta 1 çay kaşığı tuz ile çırpılır. Daha sonra bunlar birbirine karıştırılıp, ceviz, un, kabartma tozu eklenip karıştırılır ve yağlı kağıt konup yağlanmış tepsiye dökülüp, önceden ıslatılmış fırında orta rafta 15 dakika pişirilir (150-160 °C). Hafif pembeleşince fırından çıkartılan kek yağlı kağıtla birlikte rulo yapılır ve buzdolabındaki krem şanti çıkartılıp rulo açılıp krema üstüne sürülüp tekrar rulo yapılır. Üzerine pudra şekeri serpilen pasta buzdolabına konulup soğuduktan sonra dilimlenerek servis yapılır.

Emine ARSLAN

Pınar ÖZDEMİR

Arife AKTER

Hülya GÜNGÖR

BİLMECE YAŞ PASTA

Malzemeler

Beyaz Kek

3 yumurta

6 yemek kaşığı un

6 yemek kaşığı şeker

1 paket vanilya

1 paket kabartma tozu

Kakaolu Kek

3 yumurta

6 yemek kaşığı un

6 yemek kaşığı şeker

1 paket vanilya

1 paket kabartma tozu

Yarım paket kakao

Yapılışı

Kekler piştikten sonra iç içe girebilecek tabakla üç boy yuvarlak halkalar halinde kesilecek. Üç tane yuvarlak simit şeklinde halka olacak. (Şekildeki gibi) Sonra kekleri bir kakaolu bir beyaz olmak üzere halkaları yerleştirilerek krema sürülecek. 2 nci kata kakaolunun üzerine beyaz, beyaz halkanın üzerine kakaolu gelecek şekilde dizilecek ve krema ile süslenecek.

Huriye AKDENİZ

BUZLUK PASTASI

Malzemeler

4 yumurta

1 su bardağı şeker

1 su bardağı un

1 çorba kaşığı kakao

1 paket kabartma tozu

1 çorba kaşığı sıvıyağ

Kreması İçin

750 gr. süt

4 çorba kaşığı un

4 çorba kaşığı Hindistan cevizi

50 gr margarin

1 su bardağı toz şeker

1 paket vanilya

Sos İçin

1 tatlı kaşığı yağ

1 çay bardağı süt

1 tatlı kaşığı şeker

1 tatlı kaşığı kakao

1 kaşık buğday nişastası

Yapılışı

Yumurta ve şeker çırpılır. Un, kakao, kabartma tozu konup çıkartılır. En son yağ konur, yuvarlak bir kalıpta pişirilir. Sıcakken çıkarılıp ortadan kesilir, yarısı derin yuvarlak kaba yerleştirilir. Hazırlanan krema ortasına konulup üzerine kekin diğer yarısı kapatılır. Buzlukta bekledikten sonra (3-4 saat) servis yapmadan önce ters çevrilip hazırlanan sos dökülür.

Hatice ÅžERAN

ŞEFTALİ PASTA

Malzemeler

2 kaşık yoğurt

3 bardak un

200 gr. margarin

Karbonat

Limon kabuÄŸu rendesi

Kreması İçin

3,5 kaşık şeker

1 adet yumurta

2 kaşık un

1 kaşık kakao

1 su bardağı süt

50 gr. margarin

Yapılışı

Hamur için gerekli malzemeler kullanılarak hamur elde edilir. Hamur 0,5 cm kalınlığında merdane ile açılır çay bardağı ile kesilen hamurlar ikiye bölünmüş ceviz kabuklarının üzerine yapıştırılıp 150 derece fırında açık renkte pişirilir. Krema için bir tencerede süt, şeker, un, yumurta ve kakao iyice karıştırılarak pişirilir, pişen krema biraz soğuyunca içerisine yapı koyup bir iki defa karıştırılır. Hazırlanan krema yarım daire şeklinde kurabiyelerin içine doldurularak krema dondurduğumuz kurabiyelerin ortasına birer tane badem içi konur iki yarım daire şeklindeki kurabiyeler birbirine yapıştırılır. Şeker boyasına bir miktar su karıştırılır. Hazırlanan kurabiyelerin her tarafı şeker boyasında ıslatılıp dinlendirilir. Daha sonra şekere bulanıp servis yapılır. Süslemek İçin : Kırmızı şeker boyası (1 kaşık), 10 adet kabuğu soyulmuş badem içi. Kalıp İçin : 10 adet ikiye bölünmüş ceviz kabuğu

AyÅŸe TAPUR

TAHİNLİ YAŞ PASTA

Malzemeler

Hamuru İçin

3 yumurta

3 kahve fincanı şeker

3 kahve fincanı un

Yarım paket kakao

1 paket kabartma tozu

Üstü İçin Krema

1 paket krem ÅŸanti

4 yemek kaşığı pudra şekeri

1 su bardağı süt

1 yemek kaşığı tahin

Yarım paket kakao mikserle çırpılacak.

Yapılışı

Bütün malzemeler çırpılıp fırında pişirilecek.

Arası İçin Krema : 1 su bardağı şeker 2,5 su bardağı süt, yarım su bardağı un, yarım paket margarin pişecek.

Çiğidem GÖRAY

TARTLAR VE KEKLER

ÇİKOLATALI TART

Malzemeler

1 su bardağı un

1 yumurta sarısı

5 yemek kaşığı tereyağı

6,5 yemek kaşığı pudra şekeri

1 tutam tuz

Krema İçin

100 gr. acı çikolata

100 gr. ezilmiÅŸ kestane

1,5 kaşık tereyağı

100 gr. badem, ceviz ve fındık karışımı

2 çorba kaşığı bal

Yapılışı

Hamuru hazırlamak için unu geniş bir tepsiye eleyin. Ortasına ufak parçalara bölünmüş tereyağı, pudra şekeri, tuz ve yumurtayı ekleyip yavaş yavaş yoğurarak yumuşak bir hamur yapın. Hamuru bir saat dinlendirin. Fırını orta derecede ısıtın. Tart kalıbını yağlayıp tart hamurunu merdane ile incelterek kalıba yerleştirin. Üzerine alüminyum folyo serip 2 avuç kuru fasülye ilave edin. Fırında 10-12 dakika kadar pişirip ızgara üzerinde soğutun. Çikolatayı tereyağı ile benmari usulü eritin. Kestane, bol ve çekilmiş kuru yemişleri ilave edin. Ilıyan kremayı tartın üzerine yayın. Kuru yemişler, çikolata rendesi ve kestane ile süsleyin.

Kevser KILINÇ

TİRAMİSU

Malzemeler

1,5 paket eti finger

2 adet yumurta

1 fincan toz ÅŸeker

1 su bardağı granül kahve

300 gr. kremÅŸanti

Kakao

Yapılışı

Yumurta ve şekeri mikser ile koyulaşıncaya kadar çırpın. Bir su bardağı sıcak suda kahveyi eritin. Koyulaşan yumurtalı karışıma peyniri ekleyerek karıştırmaya devam edin. Krem şantiyi katıp 15 dk. Karıştırın. Karışımı 1 saat buzdolabında dinlendirin. Eti finger bisküvilerin yarısını kahveye tek tek batırıp derin ve yayvan bir kaba tek sıra halinde dizin. Hazırladığınız karışımın (kremayı) yarısını bisküvilerin üzerine dökün. Kalan bisküvileri de aynı şekilde kahveye tek tek batırıp ıslatarak kremanın üzerine dizin. En üste kalan kremayı dökün ve düzgünce yayın. İki saat buzdolabında bekletilen ve dolaptan çıktıktan sonra kakao serpip, servis yapın.

Dilek MEÅžE

ÇİKOLATALI TART

Malzemeler

1 su bardağı un

1 yumurta sarısı

5 yemek kaşığı tereyağı

6,5 yemek kaşığı pudra şekeri

1 tutam tuz

Krema İçin

100 gr. acı çikolata

100 gr. ezilmiÅŸ kestane

1,5 kaşık tereyağı

100 gr. badem, ceviz ve fındık karışımı

2 çorba kaşığı bal

Yapılışı

Hamuru hazırlamak için unu geniş bir tepsiye eleyin. Ortasına ufak parçalara bölünmüş tereyağı, pudra şekeri, tuz ve yumurtayı ekleyip yavaş yavaş yoğurarak yumuşak bir hamur yapın. Hamuru bir saat dinlendirin. Fırını orta derecede ısıtın. Tart kalıbını yağlayıp tart hamurunu merdane ile incelterek kalıba yerleştirin. Üzerine alüminyum folyo serip 2 avuç kuru fasülye ilave edin. Fırında 10-12 dakika kadar pişirip ızgara üzerinde soğutun. Çikolatayı tereyağı ile benmari usulü eritin. Kestane, bol ve çekilmiş kuru yemişleri ilave edin. Ilıyan kremayı tartın üzerine yayın. Kuru yemişler, çikolata rendesi ve kestane ile süsleyin.

Kevser KILINÇ

KAKAOLU KEK

Malzemeler

4 adet yumurta

2 su bardağı şeker

1 su bardağı süt

2 su bardağı un

1 küçük paket margarin

1 paket kabartma tozu

4 çorba kaşığı kakao

Yapılışı

Margarini küçük bir kaba alıp eritelim. Yumurtaları şekerle birlikte krema kıvamını alana kadar çırpalım. Şeker iyice eridikten sonra sütü, yağı ve hamur kabartma tozunu ekleyip çırpmaya devam edelim. Karışım, iyice sıvı halini aldığında içine kakaoyu ekleyelim. Kakaonun topraklanmaması için bu karışımdan bir su bardağı ayıralım. Kalanın içine unu katarak tekrar çırpalım. Daha sonra yağlanmış bir kek kalıbına boşaltalım. Orta ısılı fırında yaklaşık yarım saat kadar pişirelim. Kekin pişip pişmediğini anlamak için ortasına bir bıçak batıralım Bıçak temiz çıkıyorsa kekimiz pişmiş demektir. Kekimizi hemen servis tabağına alalım ve henüz sıcakken ayırdığımız bir bardak sosu kekin üzerine döküp emmesi için bir süre bekletelim. Kek, sosu çektiğinde servis yapalım. Not : Kakaolu kekin üzerine dökeceğiniz sosun daha bol olmasını istiyorsanız ayırdığınız bir bardak sosa biraz daha süt ve kakao ekleyin. Ayrıca sosu dökmeden önce karıştırın.

Fatma ALTIPARMAK

Türkan ÇERİK

BROWNIE

Malzemeler

2 su bardağı şeker

4 yumurta

1 vanilya

1 kabartma tozu

1 paket erimiÅŸ margarin

1 su bardağı süt

1 paket kakao

2,5 bardak un

Yapılışı

Şeker, yumurta, vanilya, kabartma tozu, margarin, süt ve kakaoyu katıp karıştır. Bu malzemeden un katmadan önce 1 su bardağı ayır. Geriye kalan kısma 2,5 bardak un katarak çırp. Margarin ve unu gezdirilmiş kalıba dök ve pişir. Fırından çıkarıp sıcakken ayırdığın 1 bardak harcı üzerine gezdir. Dilimlere ayır. Üzerine hindistan cevizi serp.

Sevgi ÜNGÖR

ŞEFTALİLİ TART

Malzemeler

200 gr. margarin

1 fincan sıvı yağ

2 yumurta

1,5 su bardağı şeker

Yarım paket kabartma tozu

3,5 bardak un

1 yemek kaşığı bal

1 yemek kaşığı nişasta

4 adet ÅŸeftali

Yapılışı

2 yumurtadan birinin sarısı ayrılır. 1,5 bardağın şekeri bir bardağı ve un hariç diğer malzemeler karıştırılır. Daha sonra un yedire yedire katılır. Çok yumuşak bir hamur elde edilir. Elde edilen hamurdan bir parça ayrılır. Kalan hamur tepsiye yayılır. Etrafı yükseltilip ortası bastırılır. Havuz şeklini alan hamur hava alması için bir yemek kaşığı nişasta tepsiye delinir. Daha sonra şeftalinin akan suyunu çekmesi için bir yemek kaşığı nişasta tepsiye yayılan hamurun üzerine serpiştirilir. Portakal dilimleri şeklinde kesilen şeftaliler hamurun üzerine tamamı ile kapatılacak şekilde sıra sıra dizilir. Daha önce ayrılan yarım bardak şeker şeftalilerin üzerine serpiştirilir. Ayırdığımız hamur ince şeritler halinde hazırlanır. Şeftalilerin üzerine iki parmak aralıklarla dizilir. Kare kare kafes şeklini alan pastanın üzerine yumurta sarısı sürülüp fırına verilir. Çıktıktan sonra parlaması için üzerine bal sürülür.

Sibel ALTUN

ELMALI TART

Malzemeler

Yarım paket margarin

1 çar bardağı sıvı yağ

1 çay bardağı yoğurt

1 paket kabartma tozu

1 yumurta

Aldığı kadar un

Elma Harcı İçin

3 elma

1 su bardağı ceviz

2 yemek kaşığı tarçın

Yapılışı

Yumuşatılmış yarım margarine bir yemek kaşığı pudra şekeri katılır ve yoğrulur. Sonra bir yumurta, bir bardak sıvı yağ, bir bardak yoğurt, kabartma tozu ve aldığı kadar un katılıp, kulak memesi yumuşaklığında bir hamur yapılır. Daha sonra kalıp yağlanır. Hamur iki parçaya ayrılıp kalıba düzgün bir şekilde bir parçası yayılır. Hazırladığımız elma harcı soğuduktan sonra hamurun üzerine yayılır. Diğer hamur parçasını uzun şeritler halinde elmaların üzerine dizilir. İkinci uzun şeritleri de diğer şeritlerin üzerine hafifçe bastırıp, ısıtılmış fırına atılır. Pembeleşince çıkartılır. Soğuduktan sonra üzerine pudra şekeri serpilir. Elma Harcının Yapılışı : 3 elma soyulur, rendelenir. Daha sonra yağsız tencerede suyu çekilinceye kadar pişirilir. Ceviz ve tarçın eklenerek soğumaya bırakılır.

Nilüfer ALBAYRAK

Mukadder GÜNHAN

ALMAN KEKİ

Malzemeler

1 çay bardağı şeker

1 çay bardağı yoğurt

2 yumurta

3,5 çay bardağı un

2 çay kaşığı kabartma tozu

1 çay bardağı erimiş margarin

Arası İçin

½ kg. süt

1 yumurta sarısı

1,5 yemek kaşığı un

1 çay bardağı toz şeker

Yapılışı

Bütün malzemeler mikser ile karıştırılıp, yağlanmış unlanmış kelepçeli kalıpta pişirilir. Arası için tüm malzemeleri karıştır, pişir, sonra içine ½ çay bardağı pudra şekeri bir paket vanilya iki yemek kaşığı margarin konularak mikserde çırpılır. Keki kalıbından çıkar ikiye kes arasına kremayı sür, üstüne süzgeç yardımıyla pudra şekeri serp.

İffet ÖZSEN

Aliye KOÇ

Serpil AVCIKURT

SÜTLÜ KEK

Malzemeler

3 yumurta

1,5 bardak toz ÅŸeker

1 su bardağı süt

Yarım paket erimiş margarin

Yarım su bardağı sıvı yağ

1 paket kabartma tozu

1 vanilya

3,5 su bardağı un

Yapılışı

Bütün malzemeleri sırasıyla katıp çırp. Yağlanmış ve un serpilmiş kalıba dök. Üzerine hafif dövülmüş ceviz serp ve pişir.

Ayşegül ESKİCE

Canan GÜLMEZ

PORTAKALLI HAVUÇLU KEK

Malzemeler

3 yumurta

1,5 su bardağı şeker

3 orta boy havuç rendesi

1 portakal rendesi veya suyu

1 kahve fincanı sıvı yağ

2,5 su bardağı un

1 kabartma tozu

Yapılışı

Bütün malzemeyi karıştırıp en son kabartma tozunu koyup iyice çırpıyoruz. Bu malzemeyi kek kalıbına döküp 175-180 derecede 50 dakika kadar pişiriyoruz. Üzerine pudra şekeri serpip servis yapıyoruz.

Nazire ÖZKAN

Arzu TUNA

Ebru OCAK

Sibel AYGAN

Ayten AKGÜMÜŞ

Çiğdem GÖRAY

MAFİŞ

Malzemeler

2 yumurta

Küçük su bardağı süt

Un, bir tutam tuz

5 su bardağı su

Yapılışı

Yumurta yoğurt ve un yoğrulur. Kısa bir süre dinlendirilir. Daha sonra olmamak kaydıyla açılır. Açılan yufkalar, 3 cm genişliğinde bölünür. Bölünen uzun şeritler, dikdörtgen olacak şekilde kesilip, ortadan sıkılır, papyon görünümüne benzer kızgın yağda kızartılıp hemen şerbete atılır. Şerbeti içinceye kadar beklenir. Daha sonra servis yapılır. Ceviz Hindistan ile süslenir.

Arzu PAŞİN

PORTAKALLI ÅžURUPLU KEK

Malzemeler

3 adet yumurta

3 çorba kaşığı şeker

Yarım çay bardağı portakal suyu

7 çorba kaşığı un

1 paket kabartma tozu

Yarım paketten az eritilmiş margarin

Şurubu İçin

2 çay bardağı portakal suyu

3 çorba kaşığı toz şeker

1 portakal kabuÄŸu rendesi

Yapılışı

Yumurta ile şekeri çırp, yarım çay bardağı portakal suyunu un ve kabartma tozunu margarini ilave edelim. Daha önceden yağladığımız kek kalıbına dökerek fırına sürelim. Bu arada 2 çay bardağı portakal suyunu, 1 portakal rendesi ve 3 çorba kaşığı toz şekeri bir kaba alarak biraz kaynatalım. Şurup hazır olunca ocaktan alarak soğumaya bırakalım. Kek üzerine dök.

Çiğdem GÖRAY

MUZLU KEK

Malzemeler

125 gr. ErimiÅŸ soÄŸumuÅŸ margarin

2 adet yumurta

2 yemek kaşığı toz şeker

1 adet muzlu yoÄŸurt

1 paket muzlu puding (toz halde)

Yapılışı

Bütün bu malzemelerden kek hamuru hazırla, Kalıba dökmeden bir tane muzu küçük doğrayıp hamura ilave et. 175 derecede, 20-25 dakika pişir. Kek pişerken piyale vanilyalı veya kakaolu sosu hazırlarız.Sosun içine küçük bir paket beyaz çikolata atıp erit kek sıcakken sosu her yerine yayılır ve kekimiz servise hazır hale gelir.

Pakize CEYHAN

ÇAYLI KEK

Malzemeler

2 su bardağı toz şeker

1 paket kakao

2 yemek kaşığı tarçın

3 yumurta

1 bardak soğuk demli çay (su bardağı)

1 su bardağı sıvı yağ

1 paket kabartma tozu

3,5 bardak un

Yapılışı

Bütün malzemeleri sırasıyla koyup çırp margarin ve un gezdirilmiş kalıba dök ve pişir.

Sevcan GÜLSÜN

Arzu AÄžACA

Gülfiye İLGÖR

UNSUZ KEK

Malzemeler

2 su bardağı haşlanmış kuru fasulye

1,5 su bardağı pudra şekeri

3 yumurta

1 su bardağı fındık kırığı yada ceviz

2 paket vanilya

1 paket kabartma tozu

2 kaşık kakao

Kreması İçin

1,5 su bardağı su

6 yemek kaşığı şeker

3 yemek kaşığı kakao

1 yemek kaşığı nişasta (tepeleme olacak)

Yapılışı

Haşlanmış kuru fasulyeyi robottan yada blenderden geçirerek ezilmesini sağlayın. Buna pudra şekerini ve yumurtayı ilave ederek çırpın. Çırpılan karışıma diğer malzemeleri ilave ederek karıştırın. Kalıbınızı yağlayarak 1700 C fırında pişirin. Pişen keki soğuduktan sonra kalıptan çıkarın. Sıcak olarak kremasını üzerine dökün. Soğuduktan sonra dilimleyerek servis yapın.

NOT : Haşlanmış kuru fasulye yerine haşlanmış kestane ile de yapabilirsiniz.

Esin ÇATALKAYA

Nalan ÇEŞMECİ

ELMALI ÇİKOLATA SOSLU KEK

Malzemeler

4 yumurta

1 su bardağı şeker

1 su bardağı sıvı yağ

1 paket vanilya

1 paket kabartma tozu

3 adet elma

Biraz tarçın

Aldığı kadar un

Sosu İçin

1 kaşık nişasta

1 kaşık pirinç unu

1 su bardağı şeker

2 su bardağı süt

1 paket kakao (piÅŸirilecek)

Yapılışı

(Sıvı yağdan yarım kahve fincanı ayırın). Normal kek hamuru yapılır. Ayrı bir yerde yarım kahve fincanı yağa bir miktar tarçın eklenir. Soğutulmuş ve dilimlenmiş elmalar bu karışıma bulanarak yağlanmış kek kalıbına dizilir. Üzerine hazırlanan kek hamuru dökülerek 1700 C fırında pişirilir. (bu arada pişirilen krema ılık halde olacak) Kek soğuduktan sonra elmalar üste gelecek şekilde kalıptan çıkarılır. Soğuk kekin üzerine ılık krema sürülür.

Refika GÜRÜ

VİŞNELİ TART

Malzemeler

2 paket eti yulaflı

2 yemek kaşığı galeta unu

30 gr. toz ÅŸeker

1 paket dondurulmuÅŸ viÅŸne

50 gr. vişne marmelatı

Kalıpları yağlamak için margarin

Yapılışı

Bisküvileri mikserde incecik kıyın. Bir fincan su ilave edin ve iyice karıştırın. Oluşturduğunuz hamuru buzdolabında bekletin toz şeker ve galeta unu karıştırın.Tart kalıplarını yağlayın ve dolaptaki hamuru eşit parçalara bölerek kalıplara yerleştirin. Hamurun üzerine hazırladığınız şekerli karışımı birer yemek kaşığı dökün. 1900 ısıtılmış fırında 20 dk. Pişirin fırından çıkartıp soğutun. Dondurulmuş vişneleri iyice eritin ve süzülmesini sağlayın soğuttuğunuz tartların içine fırça ile vişne marmelatından sürün meyveleri yerleştirin ve marmelattan vişnelerin üzerine de sürüp servis yapın.

Aynur DOÄžRU

TATLI ÇEŞİTLERİ ŞERBETLİ TATLILAR

BAKLAVALI KEK

Malzemeler

Hamur İçin

1 adet yumurta

1.5 çay bardağı sıvı yağ

1.5 çay bardağı süt

1.5 çay kaşığı tuz

Yeterince un

Kek İçin

3 Adet yumurta

1 su bardağı şeker

1.5 su bardağı un

1 su bardağı ceviz

Şurubu İçin

4 su bardağı şeker

4.5 su bardağı su

1-2 damla limon

Yapılışı

Kulak memesi yumuşaklığında hamur yoğurulur. 20 beze yapılarak bezeler tatlı tabağı büyülüğünde açılır. 10 adet beze üst üste aralarına bir kaşık nişasta sürülür, diğer 10 beze nişasta ile üst üstte biriktirilir. Bu 10 beze merdane yardımıyla fırın tepsisi büyüklüğünde yuvarlakça açılır ve tepsiye konarak kenarlarından sarkanlar kesilir. Kek tarife göre çırpılıp hamurun üzerine sürülür, diğer 10 bezede fırın tepsisi büyüklüğünde açılarak kek hamurun üzerine kapatılır. Fırınlamadan önce kare veya dikdörtgen şeklinde kesildikten sonra bir paket margarin (eğer varsa ½ paket margarin, 3 kaşık tereyağı) eritilip fırına sürülür. 200-230 derecede pişirilir. NOT: Baklava soğuk ve şerbet ılık olacak, şerbet servisten 2-3 saat önceden dökülecek.

Halime UYAR

FISTIKLI BURMA

Malzemeler

3 adet yumurta

1 çay bardağı sıvı yağ

1 kase yoÄŸurt

1 Paket kabartma tozu

Yeteri kadar un

1 paket sana yağı

Yeterince antep fıstığı

Yapılışı

Yumurta, sıvı yaÄŸ, süt, kabartma tozu ve un karıştırılarak yumuÅŸak bir hamur elde edilir. Mandalina büyüklüğünde bezeler yapıp tek tek içine dövülmüş fıstık serpilir ve oklava yardımıyla sarılarak yufkalar 4/1 boyutuna kadar sıkıştırılarak burulur. Tepsiye dizilerek üzerine 1 paket eritilmiÅŸ sana yağını gezdirin ve fırında piÅŸirmeye bırakın. Åžerbeti için; 4.5 su bardağı su, 4 bardak ÅŸeker ve 3 – 4 damla limon suyu birlikte kaynatılarak üzerine gezdirilir.

Emel ÅžENKALAYCI

SAKIZLI ELMA TATLISI

Malzemeler

6 Adet orta boy elma

9 çorba kaşığı toz şeker

4.5 su bardağı su

Yarım çay kaşığı gıda boyası

1 paket vanilyalı puding

3.5 su bardağı süt

1 paket mezeki sakızı

Yeterince dövülmüş fındık

Yapılışı

Öncelikle 9 çorba kaşığı toz şeker, 4.5 su bardağı su ve gıda boyasını yayvan bir tencere içinde kaynatın. 6 adet elmayı kabuklarını soyarak, çekirdekli kısımlarını elmayı bölmeden kabak oyacağı ile çıkartın. Bir tencerenin içine bir miktar su koyup elmaları içine atın ve elmaları hafifçe yumuşayıncaya kadar pişirin. Hafif pişmiş elmaları ocaktan alın. Önceden hazırladığınız şerbetin içinde bir müddet soğumaya bırakın. Başka bir tencere içinde 3.5 su bardağı sütü ve 1 paket vanilyalı pudingi karıştırın. Kaynamaya başlayınca içine sakızı atın. Dibinin tutmaması için sürekli karıştırın. Puding boza kıvamına gelince ocaktan alın. Elmaları şerbetin içinden çıkartıp servis tabağına koyun, üzerine vanilyalı pudingi dökün. Son olarak irice dövülmüş fındıkları pudingin üzerine serperek servise hazırlayın.

Güngör EREŞ

REVANİ

Malzemeler

3 Adet yumurta

4 kahve fincanı un

5 kahve fincanı un

4 çorba kaşığı yoğurt

1 paket kabartma tozu

Yapılışı

Åžeker ile yumurta beyazlayana kadar çırpılır ve üzerine yoÄŸurt ilave edilir. Daha sonra un ve kabartma tozu ilave edilerek 170 derece’ de kızdırılmış fırında piÅŸirilir. Åžerbeti : 8 kahve fincanı ÅŸeker ve 10 kahve fincanı su kaynatılır. Vanilya, 1-2 damla limon bir kibrit kutusu kadar margarin ilave edilerek kaynatılır. Kek ve ÅŸerbet ılık iken dökülür. Åžerbetini çekince üzerine krem ÅŸanti sürülür. İsteÄŸe göre meyve ile süslenir. (Kivinin daha çok yakışacağından emin olabilirsiniz).

Åžennur KISACIK

TuÄŸba KAYA

ÅžAMBALI

Malzemeler

3 çay bardağı un

3 çay bardağı şeker

3 çay bardağı yoğurt

6 çay bardağı irmik

Kabartma tozu

Şerbet İçin

9 çay bardağı şeker

4 çay bardağı su

Yarım limon suyu

1 çay kaşığı vanilya

Yapılışı

Malzemeler bir bütün halinde karıştırılarak bir tepsiye dökülür ve fırında pişirilmeye bırakılır. NOT : Kek sıcak, şerbet ılık olacak.

Mualla AYDIN

Elif GÜNGÖR

HİNTPARE

Malzemeler

2 Adet yumurta

250 Gr. Margarin

½ çay bardağı toz şeker

½ çay bardağı hindistan cevizi

Kabartma tozu

Vanilya

Yeterince un

Şerbet İçin

3 su bardağı şeker

3 su bardağı su

½ limon suyu

Yapılışı

Margarin ve şeker krema haline gelinceye kadar çırpılır. Diğer malzemeler içine eklenerek elde yoğrulur. Ceviz büyüklüğünde yuvarlatılarak ortalarına 170 derecede pembe olana kadar pişirilir. Şerbet daha önceden kaynatılarak soğumaya bırakılır. Daha sonra sıcak kurabiyelerin üzerine soğuk şerbet dökülür.

Server ERENLER

HANIM GÖBEĞİ

Malzemeler

250 Gr un ( 8 çorba kaşığı )

1.5 su bardağı su

50 gr. Margarin

4 Adet yumurta

1 çay kaşığı kabartma tozu

Şerbet İçin

750 gr. Åžeker

Limon

Vanilya

Yapılışı

Şerbet hazırlanarak soğumaya bırakılır. Bir tencereye 1.5 bardak su ile 50 gr margarin koyulup kaynatılır. İçine 250 gr un ilave edilip karıştırılır. Hamurun kıvamı sert içinde su kalmayana kadar un koyulur ve ocaktan alınır. Hamuru başka bir kaba alıp ele alınacak kadar soğuyunca, yumurtalar tek tek yedirilerek yoğrulur (2 adet yumurta akı ve 2 adet yumurta tam alarak). Büyük bir tencereye bol yağ konulur. Avuç içinde yuvarlak şekil verip ortasına parmak bastırılıp soğuk yağa atılır. Tencerenin dibi kadar hamur yuvarlatılır. Ocağa konularak kızarması sağlanır. Üzerine soğuk şerbet atılarak bir müddet sonra alınarak servis tabağında servise sunulur.

Nurdan OZAN

HELVA SOSLU TATLI

Malzemeler

1 Adet yumurta

2 çorba kaşığı yoğurt

1 su bardağı sıvı yağ

2 kaşık ceviz

Kabartma tozu

Yeterince un

Şerbet İçin

4 bardak ÅŸeker

5 bardak su

¼ limon suyu

Sosu İçin

200 gr. Vanilyalı helva

100 gr margarin

1 su bardağı su

1.5 kaşık şeker

2 kaşık kakao

Yapılışı

1 adet yumurta, 2 kaşık yoğurt, 1 bardak yağ kabartma tozu içine katılarak kulak memesi kıvamında yoğrulur. Bu sırada 2 kaşık ezilmiş cevizi üzerine ekleyerek yoğurma işlemini bitirin. Daha sonra hamurdan kurabiye yapar gibi parçalar kopartıp ovalayın. Elinizde ovaladığınız parçaların üstüne parmağınızla çok hafif üstü çukur kalacak şekilde bastırın. Tepsiye koyarak fırında (200 derece) kızarıncaya kadar pişirin. Fırından çıkartıp daha önce hazırladığınız şerbeti üzerine dökün. Tatlıyı şerbetini çekmeye bırakın. Bir tencereye 1 bardak su, helva yağ, kakao şekeri ilave ederek sosu kısık ateşte helvayı ezerek pişirin. Hafif koyu kıvamdaki sosu şerbeti emen tatlının üzerine dökün. Üzerine isteğe göre ceviz veya hindistan cevizi koyarak süsleyin. Daha sonra dolaba kaldırarak soğumaya bırakın.

Saadet ORAL

KADAYIF DOLMA

Malzemeler

Yarım kilo kadayıf

250 gr. Ceviz

10 adet yumurta

Yeterince sıvı yağ

Şurubu İçin

5 bardak toz ÅŸeker

5 bardak su

Biraz limon

Yapılışı

Kadayıfları elimiz büyüklüğünde parçalara ayırın. Arasına bir yemek kaşığı dövülmüş ceviz konup kenarları kapatılarak sıkı bir şekilde sarılıp kenara bırakılır. Tencereye beş bardak su, beş bardak toz şeker konarak ocağa konur. Kaynamaya başlayan şurup 2-25 dk. daha kaynatılır. Limon suyu sıkılıp ocak kapatılır. Diğer taraftan kızartma tavamıza yeterince yağı koyup kızdırmaya başlayın. Çukurca bir kapta 10 yumurtayı iyice çırptıktan sonra sarılı olan kadayıfları yumurtaya bulayarak tavada iyice kızartın. Kızaran dolmalar tavadan alıp soğumuş şurubun üzerine dökün. Dolmalar bitene kadar kızaran dolmaları şuruba, şurup içindeki dolmaları da servis tabağına alın. Daha sonra soğumaya bırakın.

Nurhayat DENİZ

KARANFİLLİ CEVİZLİ TATLI

Malzemeler

1 su bardağı yoğurt

1 su bardağı sıvı yağ

½ paket ( 125 gr ) margarin

1 Adet yumurta

½ çay kaşığı karbonat

1 paket kabartma tozu

Yeterince un

İçi İçin

2 Kase dolusu iri dövülmüş ceviz

3 adet dövülmüş karanfil

Şerbeti İçin

2 kase yada 3 bardak ÅŸeker

2 kase yada 3 bardak su

2-3 adet limon

Yapılışı

Eritilmiş ılıtılmış margarin, yoğurt, sıvı yağ, yumurta, kabartma tozu, karbonat ve yeterince un karıştırılarak yumuşak bir hamur elde edilir. Dövülmüş ceviz ve karanfiller birbirleriyle karıştırılır. Hamur dört parçaya ayrılır. İlk parçası elde önce yuvarlanıp tezgah üzerinde elle bastırarak merdane uzunluğunda dikdörtgen olacak şekilde açılır. Daha sonra merdane ile yarım parmak kalınlığında merdane boyunda bir karış eninde açılır. Hamurun üzerine 4 kaşık iç harcından tüm yüzeyi kaplayacak şekilde yayılır. Rulo şeklinde sarılıp 1.5 parmak kalınlığında kesilir. Kesilen kısımlar yukarı gelecek şekilde tepsiye bir birine değmeyecek biçimde dizilir. Isıtılmış fırında 160-170 derecede pembeleşene kadar pişirilir. Şerbeti ılık tatlısı soğuk olarak servise sunulur.

Nurten ÇELEBİ

TAHİNLİ TATLI

Malzemeler

1 paket margarin

½ çay bardağı sıvı yağ

1 su bardağı ceviz

3 kaşık yoğurt

3 kaşık tahin

1 Adet yumurta

Vanilya

Kabartma tozu

Yeterince un

Yapılışı

Bütün malzemeler yoğrularak çok yumuşak olmayan bir hamur elde edilecektir. Elde edilen hamuru yağlanmış tepsiye bastırarak yerleştirin. Daha sonra kare kare kesip üzerlerine çatal yardımıyla şekil verin. 200 dereceli fırında 45-50 dk. pişirerek tatlıyı pişirin. Tatlıyı soğutun, üzerine şurubu sıcak dökün. İstenildiği takdirde hindistan cevizi serpilebilir.

Hülya TAN

BALLI BADEM TATLISI

Malzemeler

1 çay bardağı irmik

1 paket margarin

3 adet yumurta

1.5 çay bardağı şeker

Yeterince un

1 paket kabartma tozu

Şerbeti İçin

1 kilo toz ÅŸeker

1 kilo su

Yapılışı

Bütün malzeme yoğrulur. Köfte uzunluğunda yapılıp fırında pişirilir. Şerbeti ılık olarak üzerine dökülür.

Nilüfer KANLI

KEMALPAÅžA TATLISI

Malzemeler

9 çorba kaşığı zeytin yağı

1 su bardağı yoğurt

2 adet yumurta

Kabartma tozu

Yeteri kadar un

Yapılışı

Bütün malzeme karıştırılarak yumuşak bir hamur elde edilir. Ceviz büyüklüğünde parçalar koparılarak yuvarlak şekil verilir. Tepsiye dizilerek fırında kızartılır. Tepsinin çıkmasında 3-4 dk önceden kaynamış olan şerbet sıcak olarak dökülür. Şerbet : 1 Kilo şeker üzeri 1 parmak geçecek şekilde su konulur. 10 Dk. kaynamaya bırakılır.

Nukhet MERİÇ

ŞÖBİYET

Malzemeler

1 kg.un

1 bardak süt

1 paket sana yağı

3 adet yumurta

1 çay kaşığı tuz

1 kg. niÅŸasta

Yapılışı

Paketteki yumuşamamış sana yağı unla karıştırılır. Başka yerde süt ile yumurta çırpılarak ikisi birbirine karıştırılarak hamur yapılır. Hamur üçe bölünür. Üçe bölünen hamurun her biri 25 parçaya ayrılır. Tabak büyüklüğünde açılıp aralarına nişasta serpilip. 25 taneyi üst üste koyup hepsi birlikte açılıp kare kare kesilir. (Sana böreği gibi) arasına ceviz konur. Kenarlarına bastırmadan tepsiye dizilir. 2 Paket sana yağı eritilip üzerine dökülür. Fırında yavaş bir ısıda pişirilir. Şerbet : 8 bardak şeker üstüne çıkana kadar su yarım limon tatlı. Not : Tatlı soğuk şerbet ılıktan biraz sıcak olacak. Kaynak olmasın hamur gibi olabilir.

Åženay TAÅžABAT

BÜLBÜL TATLISI

Malzemeler

1 çay bardağı sıvı yağ

1 çay bardağı yoğurt

1 adet yumurta

1 paket kabartma tozu

1 paket niÅŸasta

Yarım paket margarin

1.5 su bardağı un

Şerbeti İçin

4 su bardağı şeker

3 su bardağı su

1 kaç damla limon suyu

Yapılışı

Malzemenin hepsini yoğurun. Hamuru 15 eşit parçaya ayırın. Her parçayı çay tabağı büyüklüğünde açıp yufkanın arasına nişasta serpip hepsini birden merdane ile açıp küçük karelere bölün her kareyi üçgen şeklinde kapatın. 180 derece fırında pişin. Tatlı soğuduktan sonra sıcak şerbeti üzerine dökün.

Tevrat AKTİMUR

Emine AKKAYA

ERZURUM SARMASI

Malzemeler

1 su bardağı süt

1 su bardağı sıvı yağ

Yarım paket kabartma tozu

1 su bardağı ceviz

Biraz tarçın

Şerbeti İçin

1 Kg ÅŸeker

1 Kg su

Yarım limon

Yapılışı

Su, süt, kabartma tozu karıştırılıp alabildiğince un konup yumuşak bir hamur elde edilir. Hamur açılıp içine ceviz ve tarçın serpilir. Rulo yapılıp halka halka kesilerek tepsiye yerleştirilir. Fırında kızartılır. Çıkan hamurlar şerbetle ıslatılıp soğuk olarak servis yapılır.

Mine ÇELİK

DİLBER DUDAĞI TATLISI

Malzemeler

1 adet yumurta

2 çay kaşığı sıvı yağ

1 çay bardağı süt

1 paket kabartma tozu

Yeterince un

Ceviz ve fındık içi

Şerbeti İçin

3 su bardağı şeker

3.5 su bardağı su

Yarı limon suyu

Yapılışı

Hamur yumuşak hale gelene kadar yoğrulur. 21 parçaya bölünerek her biri nişasta yardımı ile belli büyüklükte açılır. Aralarına nişasta sürülerek 21 kat üst üste dizilir. Üst üste dizilen hamurlar merdane ile açılarak tek bir ince yufka haline getirilir. Çay bardağının ağız kısmı ile yuvarlak şekiller elde edilir. Her bir şeklin arasına ceviz veya fındık konularak poğaça gibi kapatılır. Tepsiye dizilir. Bir çay bardağı sıvı yağ kızdırılarak üzerine dökülerek fırına verilir. Hafif pembeleşinceye kadar fırında tutulur. Soğuğunca hazırlanan şerbet üzerine ilave edilerek servise sunulur.

Özlem DİKSU

Hatice ÅžERAN

REVANİ

Malzemeler

4 adet yumurta

1 su bardağı yoğurt

1 su bardağı sıvı yağ

2 su bardağı un

1 su bardağı irmik

1 su bardağı toz şeker

Kabartma tozu

Şerbeti İçin

5 su bardağı su

4 su bardağı toz şeker

Yarım limon suyu

Yapılışı

Yumurtalarla toz şekeri iyice çırpın. Yoğurt , Sıvı yağ, irmik ve un katılır. En son kabartma tozu eklenerek karıştırılır. Tepsi yağlanarak çırpılan hamur dökülür. Üzeri iyice kızarana kadar pişirilir. İstenilen şekilde kesilerek yapılan şerbet ılık olarak hamurun üzerine dökülür.

Füfun ÖZDEMİR

ÅžEKERPARE

Malzemeler

2 bardak eleniÅŸ un

½ paket margarin

2 fincan pudra ÅŸekeri

2 adet yumurta

1 Paket kabartma tozu

1 fiske tuz

Yeterince fındık veya badem

Şurubu İçin

2 bardak toz ÅŸeker

2 bardaktan biraz az su

1 tatlı kaşığı limo suyu

Yapılışı

Şeker, su ve limon suyu kaynatılıp soğumaya bırakılır. 2 adet yumurta pudra şekeri ile çırpılır. İçerisine erimiş soğuk yağ dökülüp karıştırılır. Un, bir fiske tuz ve kabartma tozu ilavesiyle hamur yoğrulur. Yağlanmış olan tepsiye bu hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar alınıp yuvarlanarak dizilir. Üzerine fındıklar koyulup orta sıcaklıktaki fırında pişirilmeye bırakılır. Fırından çıkar çıkmaz soğuk şurubu dökün.

Sibel KAYA

PORTAKALLI TATLI

Malzemeler

1 çay bardağı portakal suyu

2 su bardağı ay çiçek yağı

1 çay kaşığı karbonat

Yeteri kadar un

Ceviz

Şurubu İçin

3 su bardağı su

3 su bardağı şeker

Yapılışı

Portakal suyu, ay çiçek yağı, karbonat ile kaba konularak kulak memesi yumuşaklığında hamur olacak şekilde un konulur. Oklava ile yarım santimetre kalınlığında açılır. Bir sıra ceviz konarak üzeri kapatılır. Rulo yapılarak ufak ufak ufak kesilir. Bu işlem hamur bitinceye kadar devam eder ve tepsiye dizilerek fırında kızartılmaya bırakılır.

Nevin ÇAYCI

YALANCI KALBURA BASTI

Malzemeler

2 adet yumurta

1 paket sana yağı

1 paket kabartma tozu

Yeteri kadar un

4 bardak ÅŸeker

4 bardak su

½ limon şerbeti

Yapılışı

Yağ ile yumurta iyice karıştırılarak un ve kabartma tozu yoğrulur. Daha sonra hamur üçe bölünür. Yuvarlak rulo yapılarak bıçakla kesilir. Fırın tepsisine dizilerek fırına verilir. Soğuk şerbeti hemen üzerine dökülür. Hindistan cevizi ile servis yapılır.

Dilek SEZER

Fezahat IÅžIK

Çilem DELİALİOĞLU

MELEK (ÇİMDİK) TATLISI

Malzemeler

2 adet yumurta

½ çay bardağı sıvı yağ

½ çay bardağı katı yağ

1 kahve fincanı sirke ( limon suyu )

1 çay kaşığı tuz

Kabartma tozu

1-2 yemek kaşığı yoğurt

1 Yemek kaşığı süt

Yeterince un

Şerbeti İçin

4 bardak ÅŸeker

2.5 bardak su

½ bardak limon suyu

Yapılışı

Kulak memesi kıvamında hamur haline gelen karışımı 5-10 dk. dinlendir. Sonra küçük torbalara yani bezlere ayırın. Mantı açar gibi açın. Sonra küçük küçük karelere kesin. Her kareyi üçgen olarak katla. Sonra diğer uçları birbirine yapıştır. Kızgın yağa atın. Kızaran hamurları önceden yapılmış, soğutulmuş şerbetin içine atın. Ilıyıncaya kadar buz dolabında beklet. Sonra üzerine fındık, fıstık ceviz veya hindistan cevizi ile süsleyerek servise hazırlayın.

Yasemin ÖZTÜRK

TATLILAR

HAVUÇ TATLISI

Malzemeler

3 su bardağı toz şeker

10 yemek kaşığı mısır nişastası

1 paket vanilya

Yarım yemek kaşığı limon suyu

4 su bardağı su

1 portakal kabuÄŸu rendesi

Yaklaşık 1 kg. havuç

Yapılışı

Havuç, (1 kg.) 4 su bardağı su ile haşlanır. Pişince püre yapılır. (robotta olabilir) Nişasta, şeker, limon suyu, portakal kabuğu rendesi, vanilya ve havucu pişirirken kullandığımız artan su eklenir. Karıştırılarak muhallebi gibi pişirilir. Islak tepsiye kalınlığı 3 cm. olacak kadar dökülür. Soğuyunca istendiği şekilde dilimlenir. Üzerine hindistan cevizi serpilerek servis yapılır.

Birgül METİN

ORALETLİ PASTA

Malzemeler

Beyaz Muhallebi

4 su bardağı süt

1 su bardağı nişasta

1 su bardağı şeker

2 paket kare kakaolu bisküvi

Oraletli Muhallebi

4 su bardağı su

1 su bardağı nişasta

1,5 su bardağı şeker

1 paket arzuya göre Tang

Yapılışı

Beyaz muhallebinin tüm malzemeleri bir tencereye konur. Diğer bir tencereye de oraletli malzeme konur. Aynı anda pişirilir. Sıcakken tepsiye önce beyaz muhallebi dökülür. Yüzeyini kapatacak şekilde kakaolu büsküvi döşenir, üzerine hemen oraletli muhallebi konur. Soğuduktan sonra birkaç saatte dolapta bırakılır, dilimlere bölünerek servis yapılır.

Ferdane AYDIN

KREM ŞANTİLİ MOZAİK PASTA

Malzemeler

1 kutu krem ÅŸanti

1 bardak süt

1 paket kakaolu bisküvi

200 gr. ceviz içi veya fındık kırığı

4 kaşık pudra şekeri

Çikolata

Sos İçin

1 paket kakao

1,25 bardak su

Yarım bardak şeker

1 Yemek kaşığı un

4 su bardağı süt

Yapılışı

1 kutu krem şanti bir bardak süt ile boza kıvamına gelinceye kadar çırpılır. Aynı kapta iki paket kakao bisküvi kırılır. Kırılan bisküvilerin üzerine 4 kaşık pudra şekeri dökülür. 1 bardak süt ile ıslatılır. Daha sonra ceviz içi konur. Ve çikolata parçaları ilave edilir. Daha sonra hazırlanan krem şantinin içine karıştırılır. Yuvarlak bir kabın içine streç folyo yerleştirilir. Karışımın bunun içine dökülerek bir gece buzdolabında bekletilir. Ertesi sabah ters çevrilip bir tabağa konur üzerine kakao ile yapılan sos dökülür.

Arzu TAYYAR

Meryem CAN

Hatice SARIDUMAN

Medine ÇAĞLAK

ATOM PASTA

Malzemeler

1 adet hazır kakaolu kek

1 çorba kaşığı nescafe

1 çorba kaşığı şeker

1 bardak su

125 gr. katı yağ

5 yemek kaşığı pudra şekeri

2 su bardağı süt

½ su bardağı un

Fındık, çilek, kiwi v.b.

Sos İçin

2 yumurta

125 gr. margarin

1 çay bardağı süt

3 yemek kaşığı şeker

2 yemek kaşığı kakao

Yapılışı

Hazır pasta ortadan kesilir. Bir parçası içine naylon serilmiş borcamın yada yuvarlak bir kabın içine yerleştirilir. Nescafe, şeker, su karıştırılır. Yarısı ile pastanın içi ıslatılır. 2 su bardağı süt ½ su bardağı un ile pişirilir. Başka bir yerde pudra şekeri ile yağ çırpılır. Pişirilen unlu süte karıştırılıp tekrar çırpılır. İçine fındık, çilek, kiwi, reçel taneleri veya istenilen malzeme eklenir ve pastanın içine boşaltılır. Pastanın diğer parçası üzerine kapatılıp dolapta donması için bekletilir. (4-5 saat) Daha sonra pasta düz bir kaba ters çevrilir. İki yumurta 125 gr. Erimiş katı yağ bir çay bardağı süt, 3 yemek kaşığı şeker,bolca kakao çırpılarak pastanın üzerine sos olarak dökülür.

Canan AYDEMİR

YALANCI TAVUK GÖĞSÜ

Malzemeler

1 kg. süt

1 paket margarin

1 bardak un

1 bardak ÅŸeker

1 adet damla sakızı

1 adet kakaolu bisküvi

1 bardak ceviz

Yapılışı

Erimiş margarinle unu kavur. Süt ve şekeri ilave et. Puding kıvamına gelince damla sakızını ilave et ve ocaktan indir, mikser ile 15-20 dk. çırp. Bisküvileri robot ile toz haline getir. Tepsiye bisküvileri dök iyice dibine yay. Hazırlanan tavuk göğsünün üzerine dök. En üste cevizi dök. Dolapta donuncaya dek beklet. Donduktan sonra iri kareler halinde kes. Her kareyi ayrı ayrı rulo yap yada donduktan sonra rulo yapıp, kesilebilir.

Hatice DEMİR

Yasemin KAYMAK

Hasibe ÇELEBİ

MEYVA SALATASI

Malzemeler

2 yumurta

2 yemek kaşığı mısır nişastası

10 yemek kaşığı şeker

1 paket vanilya

1 limon suyu ve kabuÄŸunun rendesi

4 su bardağı su

Yapılışı

Su hariç bütün malzemeler çırpıldıktan sonra su ilave edilerek pişirilir. İçine 1 elma, 1 portakal, 1 muz. 1 kivi diğer mevsim meyvelerini küp küp doğrayıp muhallebinin içine ilave edilir. Kaplara koyulup buzdolabında bekletildikten sonra servis yapılır.

Ayfer KURNAZ

PARFE

Malzemeler

2 poÅŸet krem ÅŸanti

2 bardak süt

4 yumurta

1 su bardağı pudra şekeri

Kakao

1 paket bisküvi

Tuz

Sos İçin

100 gr. margarin

3 kaşık pudra şekeri

3 kaşık kakao

1 yumurta

Yapılışı

2 poşet krem şanti 2 bardak sütle hazırlanır. Buzluğa konulur. Yumurtanın akları bir kaba, sarıları bir kaba hazırlanır. Sarıları bir su bardağı pudra şekeri ile beyazları bir tutam tuzla iyice mikserle çırpılır. İkisi buzluktaki krem şantiyle karıştırılır. Derin bir kabın içine naylon serilir. Karışımın yarısı dökülür. Geri kalan yarısı kakao ile karıştırılır ve dökülür. En üstüne bisküviler dizilir. Dondurucuda bir gece bekletilir. Dondurucudan çıkartılıp ters çevrilir. Naylonu çıkarılır ve bisküviler alta gelir. 100 gr. margarin eritilir. Biraz soğuyunca 3 kaşık pudra şekeri, 3 kaşık kakao 1 yumurta konulur ve çatalla hızla çarpılır. Parfenin üzerine dökülür donması için dolaba konulur.

Şennur ÖZGÜL

Türkan ÇERİK

Firdevs ARSLAN

ARAP KIZI

Malzemeler

4 su bardağı su

1 su bardağı pekmez

1 su bardağı şeker

1 su bardağı un

Vanilya

1 yemek kaşığı tarçın

1 paket bisküvi

Hindistan cevizi, bir avuç fındık

Yapılışı

Suyu, pekmezi, şekeri, unu, tarçın ve vanilyayı bir tencerede karıştırıyoruz (gerekirse un topaklanmasın diye süzgeçten geçirebiliriz). Karışımı ocağa alıyoruz. Biraz ısınınca bisküvilerimizi tek tek tenceredeki karışımda ıslatarak ıslatılmış tepsimize bir kat diziyoruz. Bisküviler dizildikten sonra tenceredeki karışımı muhallebi gibi karıştırarak pişiriyoruz. Pişen muhallebiyi bisküvilerin üzerine döküyoruz. Biraz soğuyunca üzerine uflanmış fındık ve hindistan cevizi süslenip dolapta soğumaya bırakıyoruz. (2 saat kadar) Soğuyunca servis yapılır.

Fatma GÜZEL

İRMİK TATLISI

Malzemeler

1 paket kakaolu bisküvi

12 kaşık şeker

8 kaşık irmik

1 kg. süt

1 paket vanilya

Yapılışı

Soğuk sütü tencereye koyun, içine bütün malzemeleri ilave edin. Kısık ateşte boza kıvamına gelene kadar pişirin. Kıvama gelen karışımın yarısını tepsiye dökün. Üzerine kakaolu bisküvileri dizin. Kalan malzemeyi de bisküvilerin üzerine dökün. Soğuk olarak servis yapın. Servis yaparken üzerine ceviz, hindistan cevizi veya tarçın serpin.

Selda AKIN

Gülten KÜÇÜKKEÇECİ

Nilüfer ALBAYRAK

PANDA PASTA

(Afrika Rüyası – Krokanlı Pasta)

Malzemeler

2 paket kare kakaolu bisküvi

2 poÅŸet krem ÅŸanti

1,5 su bardağı soğuk süt

2 yemek kaşığı kakao

1 çay bardağı pudra şekeri

¼ paket margarin

1 s

İklim Şartlarının Buğday Üzerindeki Etkileri

Salı, 06 Kasım 2007

ANKARA 2002

Özet:

Laboratuvar ortamında gerçekleştirilen deneylerde buğdayların ve buğdaylardan elde edilmiş unların özellikleri belirlenmeye çalışılmıştır. Deneyler sonunda çalışılan buğdayın hektolitre ağırlığı 69,7kg, yüzde yaş gluten miktarı %27,4, gluten indeks değeri 74,085, düzeltilmiş sedimantasyon değeri 27,38 ve düşme sayısıdeğeri ise 495 olarak bulunmuştur.

Giriş ve Literatür:

Gluten başta buğday olmak üzere tahılların çoğunda bulunan toz halinde proteinler karışımıdır. Glutenin temel bileşimleri suda çözünmeyen proteinler grubu olan gliadin ve glutenindir. Zincir biçiminde dizilmiş gluten molekülleri, mayalanma sırasında oluşan karbondioksit kabarcıklarını yakalayarak birlikte genleşen esnek bir ağ oluşturduğu için, glutenli unlardan yapılan ekmek ve hamur ürünleri çok iyi kabarır. Gluten ekmeğin iskelet yapısını oluşturan maddedir.

Amilaz nişasta moleküllerinin parçalanmasını hızlandıran bir grup enzimin ortak adıdır. Bu enzimler bitkilerin binlerce glikoz molekülünden oluşturduğu nişasta moleküllerinin parçalanarak birbirine bağlanmış yalnızca ikişer glikoz molekülünden oluşan maltoz moleküllerine dönüşmesinde katalizör işlevi görür. Amilaz aktivitesinin yetersiz olması bu enzimi içeren undan üretilen ekmeklerde bazı problemlere yol açmaktadır. Bunlar kötü renk ve doku, küçük ekmek hacmi ve kuru ekmek içi oluşumudur.

Sedimentasyon değeri gluten miktar ve kalitesini belirtmesi nedeniyle gluten kalitesi farklı olan buğdayların değerlendirilmesinde, gluten kalitesi aynı olan buğdayların ise protein miktarlarının bulunmasında kullanılan bir yöntemdir. Prensibi un ve laktik asit çözeltisiyle hazırlanmış karışımdaki un partiküllerinin gluten kalitesine göre şişmesi ve şişen partiküllerin belirli zaman içindeki çöken miktarlarının hacmen ölçülmesidir. Sedimentasyon değeri tayininde laktik asit kullanılması deney ununun su alarak şişmesi içindir. Laktik asit nişasta moleküllerini şişirme ve çöktürme özelliğine sahiptir. Bromfenol kullanımının sebebi ise çözeltinin mavi renk içermesi sebebiyle oluşan çökelmeyi daha net bir şekilde gözlemlemek içindir.

Materyal ve Metot:

Hektolitre Ağırlığı Tayini

Materyal:

· Aşurelik buğday

· 1 litrelik hektolitre terazisi

· Teraziye taşıyıcı mili

· Terazi kolu

· Ölçü silindiri

· Ölçü silindiri ağırlığı

· Bıçak

· Madensel ağırlık

· Doldurma borusu

· Gramlar

Metot:

· Önce destek mili yerine vidalanmıştır.

· Terazi kolu asılmış ve dengesi kontrol edilmiştir.

· Ölçü silindiri özel yerine yerleştirilmiş, bıçak ölçü silindirindeki yerine takılmış,üzerine madeni ağırlık konulmuş ve ölçü silindiri üzerine de doldurma borusu yerleştirilmiştir.

· Boşaltma kabı kırmızı çizgisine kadar buğday örneği ile doldurulmuş ve kabın içindeki buğday düzenli olarak boşaltılmıştır.

· Sonra bıçak çekilmiş, bıçağın üzerindeki ağırlığın silindirin içine düşmesi sağlanmıştır.

· Ölçü silindiri dolduktan sonra bıçak yerine takılmıştır.

· Doldurma borusu içinde kalan buğday, boru çıkartılmadan boşaltılmış ve sonra bıçak yerinden çıkartılmıştır.

· Ölçü silindiri terazi koluna takılmış ve tartılmıştır

Mikroskop Deneyi ve Buğday Çeşitlerinin İncelenmesi:

Materyal:

· Mikroskop

· Buğday

Metot:

· Buğday tanesi alınarak kırık ve tam olarak mikroskopta yapısı incelenmiştir.

· Ayrıca poşetlerde bulunan buğday çeşitleri fiziksel olarak incelenmiş karşılaştırılmıştır.

Yaş veya Kuru Gluten (öz) Değeri:

Materyal:

· Un

· Hamur yoğurucu

· Terazi

· Santifüj

Metot:

· Test başlığındaki metal elekler içine 110 gr un tartılmıştır.

· Üzerine 4.5 ml su ilave edilerek başlık yerine takılmıştır.

· Alet çalıştırılarak otomatik olarak gerçekleştirilen yoğurma ve yıkama işleminden sonra başlık içindeki gluten santrifüjde santrifüj edilmiştir.

· Yaş gluten miktarı saptanmıştır.

Unda Sedimantasyon DeÄŸeri:

Materyal:

· Ölçü silindiri

· Tıpa

· Saklama aleti

· Un

· Kronometre

· Bromfenol mavisi

· Laktik asit

· İsopropil alkol

· Su

Metot:

· 3.2 gr. un dereceli ölçü silindiri içine yerleştirilmiş ve üzerine 50 ml. bromfenol mavisi indikatörü ilave edilmiştir.

· Ölçü silindiri tıpa ile kapatılmış ve hemen çok hızlı ve 5 saniyeyi geçmeyecek şekilde tüp yatay durumda kalacak şekilde çalkalanmıştır.

· Ölçü silindiri çalkalama aletine yerleştirilmiş ve 5 dk. çalkalanmıştır.

· Çalkalama aletinden çıkarılmış ve sedimantasyon deney çözeltisinden 25 ml. eklenmiştir.

· Ölçü silindiri tekrar çalkalama aletine yerleştirilmiş ve 5 dk. daha çalkalanmıştır.

· Silindir çalkalama aletinden alınmış ve dik durumda duracak şekilde yere konulmuştur.

· Çöken kısmın hacım değeri okunmuştur.

Alfa amilaz aktivitesi:

Materyal:

· Un

· Viskometre tüpü

· Saf su

· Viskometre karıştırıcısı

Metot:

· 7 g. un alınmıştır ve viskometre tüpüne konulmuştur.

· Viskomerte tüpüne 25 ml. distile su ilave edilmiştir.

· Tek düze bir süspansiyon elde etmek için viskomere tüpü şiddetli bir şekilde çalkalanmıştır. Tüpün cidarına yapışan un parçacıkları tüpün içine sıyrılmıştır.

· Viskometre tüpü viskometre karıştırıcısı ile birlikte kaynar su banyosu içine yerleştirilmiştir ve motor 5 saniye sonra karıştırma işlemini başlatmıştır.

· Viskometre karıştırıcısı 60 sn. sonra en üst pozisyonda otomatik olarak serbest bırakılmıştır ve ısıtılmış un-su süspansiyonu içinde yüzmek üzere serbest kalmıştır.

· Viskometre karıştırıcısı belirlenmiş mesafeye düştüğü zaman, düşme sayısı değeri ekranda gösterilmiştir. Düşme sayısı değeri alfa-amilaz aktivitesinin bir ölçümüdür.

Sonuçlar:

Hektolitre Ağırlığı Tayini

Bir litre buÄŸday üç kez tartılmış ve tablo1’deki deÄŸerler bulunmuÅŸtur.

Tablo1: Tartım Sonuçları

Örnek No. 1 litre buğday ağırlığı (gr)

1 697

2 697

3 697

Ortalama 697

Bu sonuçlara göre;

Hektolitre ağırlığı=69,7kg olarak bulunmuştur.

Mikroskop Deneyi ve Buğday Çeşitlerinin İncelenmesi:

Tam ve kesilmiş buğday taneleri mikroskopta incelenmiş ve sarı, girinti ve çıkıntılı ay yüzeyi benzeri bir yapı gözlemlenmiştir.

Yaş veya Kuru Gluten (öz) Değeri:

Yıkama sonrası gluten örnekleri santrifüje koyulmuÅŸtur. Santrifüj iÅŸlemi sonucunda tablo2’deki deÄŸerler elde edilmiÅŸtir.

Tablo2:Santrifüj işlemi sonrası ağırlık değerleri

Örnek No. Elek üstü ağırlığı(gr) Elek altı ağırlığı(gr) Toplam gluten miktarı(gr)

1 2,1 0,64 2,74

2 1,96 0,78 2,74

Bu sonuçlara göre yaş gluten miktarı;

1 numaralı örnek için 2,74*10=%27,4

2 numaralı örnek için 2,74*10=%27,4 olarak bulunmuştur.

Bu değerlerin ortalaması alındığında çalışılan un örneğinin yüzde yaş gluten miktarı %27,4 olarak hesaplanmıştır.

Çalışılan unun gluten indeks değeri ise;

1 numaralı örnek için (2,10/2,74)*100=76,64

2 numaralı örnek için (1,96/2,74)*100=71,53 olarak bulunmuştur.

Bu değerlerin ortalaması alındığında çalışılan un örneğinin gluten indeks değeri 74,085 olarak hesaplanmıştır.

Unda Sedimantasyon DeÄŸeri:

Metot bölümünde anlatılan işlemler 3 ayrı paralel halinde yapıldıktan sonra sırası ile 28,28,29 ml değerleri elde edilmiştir. Bu değerlerin ortalaması alındığında sedimantasyon değeri 28,33 olarak bulunmuştur.

Çalışılan un örneğinin düzeltilmiş sedimantasyon değeri ise;

DSD=[28,33*(100-14)]/(100-11)=27,38 olarak hesaplanmıştır.

Not: Örneğin nemi%11 olarak alınmıştır.

Alfa amilaz aktivitesi:

Metot bölümünde anlatılan işlemler yapıldıktan sonra düşme sayısı 495 olarak bulunmuştur.

Tartışma:

Hektolitre ağırlığı 69,7kg olarak bulunan buÄŸdayın Türk Standartlarında belirtilen 1. Derece(77kg), 2. Derece(75kg) ve 3. Derece(73) sınıflarından hiçbirine girmediÄŸi belirlenmiÅŸtir. Amerika’da üretilen bu buÄŸdayın yetiÅŸtirilme iklim koÅŸulları, tohum genetik yapısı ve depolama koÅŸulları gibi özellikleri bu deÄŸerin Türk standartları altında çıkmasına sebep vermiÅŸtir.

BuÄŸday yapısı mikroskopla incelenirken tanelerin yapıları baÅŸta net bir ÅŸekilde gözlemlenememiÅŸtir. 40X’lik objektif kullanıldığında ve ince-kaba ayarlar özenli bir ÅŸekilde yapıldığında ise saÄŸlıklı bir görüntü elde edilmiÅŸtir.

Yüzde yaş gluten miktarının %27,4 olarak bulunması çalışılan undaki yaş öz miktarının yüksek olduğu bilgisini bize vermiştir(27>X). Ekmek yapımında önemli olan gluten indeks değerinin 74,085 ile optimum değerde olduğu belirlenmiştir(optimum değer=40-90).

Hesaplanan sedimantasyon değerinin 27,38 olması bu unun iyi kategorisine(iyi:25-36ml) girmiş oldu bilgisini bize vermektedir.

Bulunan 495 düşme sayısı değeri bize bu undan yapılacak ekmeğin hacminin az içinim ise kuru olacağı bilgisini göstermektedir.

Kaynaklar:

· Özkaya, H., Kahveci, B. 1990. Birinci Baskı. Tahıl ve Ürünleri Analiz Yöntemleri. Gıda Teknolojisi Derneği Yayınları, Ankara

· Matz, S. A., 1989, 1st ed. Technology of the Materials Of Baking. Elsevier Science Publishers, New York

· Chen, Y., and Doğan, S. A., 1998.Measurement of Gluten Quality and Effect of Gluten Quality on Breadmaking. Gıda Teknolojisi, 2:72-79

· Er, R. 1997, hububat Laboratuvarı Notları. Basılmamış Veri. Tübitak Marmara Araştırma Merkezi, Gıda Bilimleri Bölümü, Gebze, Kocaeli.

Yiyecek-içecek İşletmelerinin Kuruluş Ve İşletme Aşamalarında Menü

Salı, 06 Kasım 2007

YİYECEK-İÇECEK İŞLETMELERİNİN KURULUŞ ve İŞLETME AŞAMALARINDA MENÜ

Yiyecek-içecek işletmeleri için menü, her atamada ortaya çıkan bir süreçtir. Bu süreç yiyecek-içecek işletmesinin nerede kurulacağı, kimlere hizmet vereceği ve işletmenin ekonomik amaçlarının karşılanmasında, izlenecek stratejiler ve politikaların belirlenmesinde önemli bir rol oynar. İşletmenin kuruluş aşamasında, hedef pazarlar, bu pazarlara sunulacak yiyecek-içecekler, servis tipleri, yiyecek fiyatları, tesisin büyüklüğü, bina özellikleri, donatımın yerleştirilmesi belirlenirken işletme aşamasında menü öğelerinin tek tek satış analizleri yapılır. Müşteriler tarafından beğenilen yiyeceklerin sunulması, mevcut yiyecek-içecek eğilimleri ve kişilerin tüketim alışkanlıkları bu analizlerle ortaya çıkarılır. Endüstrideki eğilimleri belirleyen işletmeler, konumlarını yeni pazara göre ayarlayıp geçişler yapabilmekte ya da diğer bir deyişle işletme tipini değiştirebilmektedir.

GİRİŞ

Yiyecek-içecek endüstrisinin, her geçen gün büyümesi ve kârlılığın yüksek olması bu alana yatırım yapan kişilerin artmasına ve dolayısıyla rekabet koşullarının yoğunlaşmasına neden olmuştur. Rekabet şartları bu endüstri kolunda hata esnekliğini oldukça düşürmüş, yiyecek-içecek endüstrisine yatırım yapacak olanların ve bu endüstride görev alacak yöneticilerin kuruluş ve işletme aşamalarında menü planlama konusuna gereken önemi vermelerini zorunlu kılmıştır.

Bu çalışma, menünün işletmenin kuruluş ve işletme aşamalarındaki yeri üzerinedir. Çalışma literatür taramasına dayalı teorik bir araştırmadır. Makalenin ilk bölümünde kuruluş aşamasında menü ile ilgili olarak yapılan pazar araştırmaları ve fizibilite çalışmalarına yer verilmiş, bu çalışmalardan elde edilen bilgiler doğrultusunda kuruluş yeri ve işletme tipinin seçiminde menünün önemine değinilip işletme aşamasında ortaya çıkan eğilimlere uygun olarak işletme tipinin değiştirilmesi konuları ele alınmıştır.

I. KURULUŞ AŞAMASINDA MENÜ

Kuruluş aşamasında menü ile ilgili olarak yapılan çalışmalar, işletmenin yatırım projesindeki fizibilite ve fiziksel planlama çalışmaları ile doğrudan ilgilidir. Fizibilite çalışmasında, pazar potansiyeli ve kuruluş yeri gibi faktörler hakkında temel bilgiler toplanarak bu bilgiler finansal verilerle birleştirilir ve işletmenin başarılı olup olamayacağı detaylı olarak incelenir (Quirk, 1999:1). Fizibilite çalışmaları oldukça geniş kapsamlı olmalı, her veri üzerinde işletmeye kâr getirip getirmeyeceği konusunda çalışmalar yapılmalıdır.

Fizibilite çalışması pazar analizi ve kuruluÅŸ yeri analizi olarak iki bölümde incelenebilir. Fizibilite çalışmasına genel olarak Åžekil 1′de bir çerçeve çizilmiÅŸtir.

Fizibilite çalışmasının pazar analizi ile ilgili olan kısmı menü açısından önemlidir. Çünkü düzenlenecek olan menü, pazarın sahip olduÄŸu özelliklerle ve eÄŸilimlerle paralellik gösteriyor ise, baÅŸarılı olabilmek için ilk adım atılmış olarak kabul edilebilir. Pazar analizi; ekonomik faktörler, rekabet analizi, önerilen iÅŸletme tipi ve öngörümle ‘nen iÅŸ hacmi olmak üzere dört bölümde incelenebilir (Keiser,1989:374 ).

Ekonomik Faktörler

Ekonomik faktörler incelenirken ele alınması gereken konular; yakın çevrenin ekonomik gelişimi, ya da diğer bir deyişle bölgenin ilerleyen, sabit, veya gerileyen bir gelişme özelliğine sahip olması, nüfusun yıllık gelişimi, gelir kaynakları (bölgedeki endüstrilerin sayısı, nüfusun gelirinin sabitliği, kişi başına düşen ortalama gelir miktarı), demografik faktörler (nüfusun yüzde olarak aile, çocuk, genç ve yaşlı olarak dağılımı), bölgedeki işsizlik oranı, yiyecek hizmetlerinden faydalanan örgütler, kurum ve kuruluşlar, nüfusun yiyecek-içecek tercihleri (mahalli yiyecekler, etnik yiyecekler, farklı mutfakların karması) gibi konulardır.

Rekabet Analizi

Fizibilite çalışması içerisinde menü ile ilgili olarak rekabet koşullarının belirlenmesi, sağlayacağı bilgiler açısından önem taşımaktadır (Scanlon,1992: 54). Rekabet koşulları incelenirken, rakiplerin bir listesi çıkartılmalıdır. Bu liste de hangi işletme tiplerinin bulunduğu, işletmelerinin büyüklükleri, farklı işletme tiplerinin sahip oldukları menülerin özellikleri, fiyatları, işletmelerin tasarımla ilgili özellikleri, hedef pazarları ve kârlılıkları belirlenmeli, rakiplerin menülerinin işletmenin hazırlamayı düşündüğü menü ile benzerlikleri ve farklılıkları ortaya çıkartılmalıdır. Olası kuruluş yeri yakınındaki yiyecek-içecek işletmelerinin kuver sayısı ya da kapasiteleri belirlenmeli, ek olarak yapılması planlanan işletmelerin tipi, büyüklüğü, yeri ve hedef pazarları saptanmalıdır.

Önerilen İşletme Tipi

Yapılan araştırmalar sonucunda yakın çevrede bulunan ve kârlılığı en fazla olan işletme tipi, bu işletmenin menüsü, fiyat seviyesi, işletmenin büyüklüğü, kapasitesi ve verilmesi gereken hizmetler belirlenir.

Öngörülen İş Hacmi

Öğüne, haftanın günlerine ve yılın aylarına göre beklenen kuver devri, öğün başına ortalama hesap miktarı, olası içecek hacmi ve diğer gelirler gibi konular pazar analizinin öngörülen iş hacmi bölümünde yer alır.

Pazar analizi aşaması bittikten sonra kuruluş yeri analizine geçilir. Kuruluş yeri analizi, kuruluş yeri, trafik durumu, ulaşım imkanları, kuruluş yerinin görülebilirliği ve altyapı faktörleri açısından incelenebilir (Birchfield, 1988:7).

KuruluÅŸ Yeri

Kuruluş yerinin bulunduğu bölge, bölgenin topografyası, eğer işletme yeni bir arazi üzerine yapılacak ise arazi maliyeti ve vergilerin miktarı belirlenmelidir. Belli bir yerin kiralanması düşünülüyorsa o bölgedeki kira fiyatları ve uzun vadede kira fiyatlarının ne oranda yükseleceği saptanmalıdır.

Trafik Durumu

Kuruluş yerindeki trafik yoğunluğu, trafiğin en yoğun olduğu zamanlar, yollarda tasarlanan değişiklikler, anayollara yakınlık, park yeri imkanları, gelecekte ulaşımı rahatlatmak için bu alanlarda çalışmaların yapılıp yapılmayacağı belirlenmelidir.

Ulaşım İmkanları

Kuruluş yerinin ulaşılabilirliği oldukça önemlidir. Bu bağlamda bölge bakımından şehir merkezine uzaklık, (yürüyüş ve araba ile ulaşım mesafesine göre), kuruluş yerine gelebilmek için toplu taşım araçlarının kullanılabilirliği, toplu taşım araçlarının tipleri ve miktarı, toplu taşım araçlarının kuruluş yerine ulaşma sıklığı saptanmalıdır.

Kuruluş Yerinin Görülebilirliği

Kuruluş yerinin birtakım işaretlerle görülebilir olması, kuruluş yerinin önünün ileride herhangi bir şekilde örneğin, yeni bir binanın yapımıyla kapanıp kapanmayacağının belirlenmesi işletmenin geleceği ve başarısı açısından gözardı edilmemesi gereken bir faktördür.

Altyapı Faktörleri

Kuruluş yerinde işletmenin faaliyetlerini sürdürebilmesi için su, elektrik, doğal gaz, kanalizasyon, vd. altyapı faktörlerinin bulunması gerekir. Suyun ya da elektriğin kesilme durumları da belirlenmelidir.

Yukarıda belirtilen şekilde pazar analizi ve kuruluş yeri analizi yapıldıktan sonra işletme tipi ve yapısı belirlenir. Satış ve gelir projeksiyonları da yapıldıktan sonra eğer yatırımcı bu yatırımı kârlı görüyorsa yatırım kararı alınır ve işletmenin inşaat aşamasına geçilir.

Hedef Kitle

Pazar analizi sonucunda belirlenen hedef pazarlar ve bu pazarların istekleri menünün oluÅŸturulmasında dikkate alınması gereken temel özellikleri oluÅŸturur. Müşteri isteklerini ön planda tutarak oldukça baÅŸarılı olmuÅŸ iÅŸletmeler bulunmaktadır. ÖrneÄŸin Mc. Donalds firması dünyada fast food iÅŸletmeleri arasında lider konumdadır. Bu iÅŸletmenin lider konumda olmasını, ÅŸirket yöneticileri her ÅŸeyden önce müşteri isteklerinin ön planda tutulmasıyla açıklamaktadırlar. Bu duruma örnek olarak yine Mc. Donalds’ ın sadece Türk pazarına sunmuÅŸ olduÄŸu Mc. Extra adlı menüsü verilebilir. Mc. Extra Türk damak zevkine uygun köftesi ile müşteri istekleri doÄŸrultusunda hazırlanmış bir üründür. Aynı ÅŸekilde Hindistan’da kutsal olarak kabul edilen inek etinden üretim yapılmayıp yine talebe uygun olarak tavuk menüsü geniÅŸletilmiÅŸtir.

Kuruluş aşamasında menü ile ilgili olan temel konu pazarın istekleridir. Pazarın istekleri belirlendikten sonra menü oluşum süreci kuruluş yerinin ve işletme tipinin seçimiyle kesinlik kazanır. İşletme aşaması menü süreci tamamlandıktan sonra menünün belirlediği özelliklere göre oluşmaktadır. Örneğin, işletme pazar ve kuruluş yeri analizini yaptıktan sonra bir Çin Lokantası açmaya karar verdiğinde menü, Çin mutfağının karakteristik özelliklerini taşımalıdır. Lokantanın dekorasyonu menü ile uygun olmalı, yiyecekleri hazırlayacak ve sunacak olan personelin özellikleri yine menü ile belirlenmelidir. Menü, işletmenin inşaat aşamasında, gereken boş alan miktarı, oturma düzeninin tipi ve kapasitesini, servis ve bulaşık yıkama alanlarını, yiyecek-içecek hazırlama ekipmanlarının yerleşim düzenini, dondurma ve stoklama alanlarının yerlerini belirler. (Birchfield, 1988:5).

Kuruluş yeri seçimine yönelik olarak verilecek karar, işletmenin uzun bir süre belli şartlar altında faaliyetini devam ettirmesine olanak sağlayabilir. Yanlış seçilmiş bir kuruluş yerinin değiştirilmesi yüksek maliyetlere ve kaynak israfına yol açacağından kuruluş yerinin seçiminin isabetli bir şekilde yapılması gerekir (Ertuğral,1998:33). Hatta bazı işletmecilere göre kuruluş yeri bir restoranın başarısındaki en önemli faktördür (Thomas,1995: 36).

Bir işletme kurmak için yatırım kararı verildiğinde iki soru ortaya çıkmaktadır. Bu sorular işletmenin nerede kurulacağı ve işletme tipinin ne olacağı üzerinedir. Bununla birlikte sadece işletme tipinin ve yerinin seçimi yeterli değildir. Müşterinin istekleri, rakiplerin durumu da belirlenmelidir. Bir işletme açılırken yatırımcıların iki seçeneği bulunmaktadır. Yatırımcı öncelikli olarak işletme tipini ya da öncelikli olarak kuruluş yerini belirleyecektir.

Bu tercihlerin seçilmesi durumda izlenecek yöntemler şu şekildedir (Goldman,1993: 71);

Öncelikli Olarak Kuruluş Yerinin Belirlenmesi

İşletme kuruluş yerini ilk etapta belirlemeyi uygun görüyor ise, aşağıda belirtilen aşamalar işletme tarafından bir bütünlük içerinde yürütülmelidir.

I. Birincil Pazar Çalışması

Eğer işletme pazara yeni girecek veya o pazara yabancı ise, işletme birincil pazar çalışmasına başlamalıdır. Bu çalışma sırasında rekabet koşullarını analiz etmeli, odak grupları kullanarak anketler yapmalı ve yaşam tarzı ile ilgili kriterleri belirlemelidir. Elde edilen veriler doğrultusunda işletme mevcut pazardaki kişilerin kim olduğunu, bu kişilerin istek ve ihtiyaçlarının neler olduğunu öğrenecektir.

II. İkincil Veri Analizi

Belirli bir kuruluş yeri için işletme tipini belirlemek, işletme tipine uygun iyi bir kuruluş yeri bulmaktan daha kolay olacağından, tanıdık bir pazar alanında faaliyet göstermenin avantajlarından yararlanılacaktır. Ama yine de tanıdık bir alan seçilse de müşteriler hakkında işletmenin sahip olduğu fikirler, bölgenin gelişme endeksi, gelir seviyeleri, yaş dağılımı, hane halkının demografik özellikleri, sektörsel göstergeler ve bölgedeki satış analizleri gibi ikincil veri analiziyle desteklenmelidir.

İkincil veriler pazar potansiyelinin niceliksel olarak belirlenmesini ve daha gerçekçi projeksiyonların yapılmasını sağlar. Yapılan analizden elde edilen bilgiler bölgenin potansiyeli ve işletmenin sahip olması gereken büyüklüğü ortaya koyar.

III. Ürün-yaşam Kategorileri ve Eğilimler

Birincil ve ikincil veriler toplanıp analizi yapıldıktan sonra mevcut pazar koşulları ortaya çıkacak ve işletme bu pazardaki boşlukları belirleyebilecektir. İşletme aynı zamanda gelecekteki şartlara uygun olarak önceden davranabilmek için ürün-yaşam kategorileri ve eğilimleri takip etmelidir. Bunun için yaş grupları ve bu grupların hangi alanlara kaydığı saptanmalıdır. Aile yapılarında zaman içindeki değişiklikler pazarın gelecekteki davranışlarını da değiştirecektir. Bu yüzden aile yapıları da incelenmelidir.

IV. Pazar Bölümlerinin Belirlenmesi

Bu noktada işletme çalışma alanı içindeki baskın tüketici gruplarını belirlemek için her türlü bilgiye sahip olmalıdır. Tüketici grupları fast food, orta sınıf ya da lüks işletmelere yönelebilecek, ya da diğer bir deyişle destekleyebilecek genişliğe sahip olabilecektir. İşletme, belirtilen işletme tiplerine uygun müşterileri yaş, gelir ve aile yapılarına göre tanımlamalıdır.

V. Müşteri Profillerinin Belirlenmesi

Hangi tüketici gruplarının pazar içinde yer aldığı belirlendikten sonra, bu grupların profillerinin analizi yapılmalıdır. Gruplardaki tipik müşterilerin davranışlarının nasıl olduğu, grupların yeme-içme, harcama alışkanlıklarının neler olduğu gibi sorularla müşterilerin profilleri ortaya konulur. Seçilen tüketici grubu ve analiz edilen müşteri profilinden sonra işletmeye uygun müşteri tipi hedef kitle olarak belirlenir. Genel olarak hedef kitle işletmenin finansal amaçlarına ulaşmasını sağlayacak en fazla potansiyele sahip olan pazardır.

VI. Uygun İşletme Tipinin Belirlenmesi

Hedef tüketici grubu istek, ihtiyaç ve davranışsal özellikleriyle belirlendikten sonra kuruluş yeri alanındaki hedefe uygun bir işletme tipi belirlenmelidir. Bunun yapılabilmesi için işletme tipleri, eğilimler, profesyonel pazarlama çalışmaları, sektörsel araştırmalar hakkında bilgi sahibi olunması gerekir.

Öncelikli Olarak İşletme Tipinin Seçimi;

Bazı yiyecek-içecek işletmeleri öncelikli olarak işletme tipini seçerler. Bunun temel sebebi daha önceden benzer işletme tipinde tecrübe sahibi olmalarıdır. Bu işletmeler kuruluş yeri konusunda daha esnek davranarak başarılı olabilmek için kendilerini destekleyecek olan bir tüketici grubunu dikkate alırlar. Öncelikli olarak işletme tipinin seçiminde altı aşama bulunmaktadır.

I. İşletme Tipinin Özelliklerinin Belirlenmesi

Bu aşamada işletme tipi kısa bir şekilde (Örneğin fast-food işletmesi) açıklanır. Hangi pazar bölümünde rekabet edileceği belirlenerek restoranın menüsü, fiyatları, ortamı, boyutları ve finansal hedefleri ortaya çıkartılır. Benzer özelliklere sahip olan çevredeki işletmeler ziyaret edilerek bilgi toplanır. Bu ziyaret, açılması düşünülen restoran ile rakip restoranların ayrıcalıkları, güçlü ve zayıf yönlerinin, belirlenmesi için gereklidir. Swot analiziyle işletme tipi ile ilgili özellikler ortaya çıkar ve kuruluş yeri için araştırmalara başlanır.

II. Müşteri Profilinin Analizinin Yapılması

Bu aşamada bölgelere göre yaş grubu esas olmak üzere potansiyel müşterilerin özellikleri araştırılır. Farklı tüketici tipleri, tercihleri ve eğilimleri belirlenir. Bu gruplar arasından işletme tipine en uygun müşteri profili seçilir.

III. İşletme Tipine Uygun Müşteri Profilinin Seçimi ve Tanımlanması

Müşteri profili ya da diğer bir ifade ile hedef pazar ortaya çıktıktan sonra pazarın sosyo-ekonomik, yaş grubu, aile yapısı ve yaşam tarzı gibi demografik özellikleri belirlenir. Demografik değişkenlerin belirlenmesi en fazla kullanılan pazar bölümleme yöntemlerinden birisidir. Çünkü, tüketici istekleri, tercihleri ve ürün kullanım sıklıkları ile demografik değişkenler arasında yakın bir ilişki olduğundan ölçümlenmesi kolaydır (İçöz,1996: 104).

IV. Birincil Pazar Çalışmaları

Birincil pazar çalışmalarıyla muhtemel kuruluş yerleri üzerinde bir görüşe varılır. Yapılacak pazar çalışması oldukça kesin olmalıdır. Çünkü muhtemel kuruluş yeri alanı işletme için çok tanıdık bir yer olmayabilir.

V. İkincil Verilerinin Toplanması

Demografik özellikleri belirlenen hedef pazarın yanı sıra potansiyel müşteri olabilecek farklı pazar alanları için de ikincil verilerin toplanması gerekir. Böylelikle birden fazla pazar alanının analizi yapılmış olur. Farklı alanlardan gelen ikincil verilerin karşılaştırılmasıyla hedef pazarın varlığını kesin olarak gösteren pazar alanları arasında seçim yapılabilir.

VI. Pazar Alanının Seçimi

Yukarıda belirtilen aşamalar tamamlandıktan sonra işletme, pazar alanını seçmeye hazırdır. İşletme tipi belirlenirken işletmenin yukarıda belirtilen maddelere ek olarak yanıt araması gereken birtakım konular bulunmaktadır. (Angelo ve Vladimir,1994:76) Bu konular özet olarak; aile, işadamları, turistler ve diğerlerinden oluşan hedef kitle, bu kitlenin karşılanması gereken ihtiyaçları (Fast-food, elit ortamda yemek yeme gibi), hedef kitlenin yaşadığı ve çalıştığı yerlerin olası kuruluş yerine yakınlığı (Knight ve Kotschevar, 1979: 95), satın alma zamanları (Sabah, öğlen, akşam), zaman kısıtlamaları (Nykiel, 1997:29), yemek yemek için uygun olan gün ve saatler, hedef kitlenin satın alma alışkanlıkları, rekabet koşulları ve gelecekteki durumu, rakiplerin menüleri, fiyatları, en yoğun çalışma saatlerinin neler olduğu gibi konulardır.

Bu konular deÄŸerlendirildikten sonra iÅŸletme tipi büyük bir oranda ortaya çıkar. İşletme tipinin öncelikli olarak belirlenmesinde ve kuruluÅŸ yerinin öncelikli olarak belirlenmesinde ortak birtakım özellikler vardır. Bu iki tercihten hangisinin seçileceÄŸi iÅŸletmecinin kararına kalmıştır. KuruluÅŸ yeri ve iÅŸletme tipi belirlendikten sonraki aÅŸama menünün oluÅŸturulmasıdır. Bu seçeneklerin özellikleri ÅŸematik olarak Åžekil 2′de gösterilmiÅŸtir.

İşletme, öncelikli olarak kuruluş yerini ya da öncelikli olarak işletme tipini belirlemeyi uygun görebilir. Her iki durumda da ön plana çıkan ortak özellik menüdür. İşletme tipine göre veya kuruluş yerine göre menüyü belirlemede birtakım farklılıklar bulunmaktadır. İşletme tipi belirlendiğinde aynı anda menü tipi de belirlenmiş olur. Örneğin, işletme tipi fast food ise, menü öğeleri çabuk olarak servis edilebilecek hamburger, pizza gibi ürünlerden oluşacaktır. İşletmenin menüsü belirlendikten sonra kuruluş yerini seçmek, daha önceden yapılan işletme tipine uygun müşteri profilinin seçimi ve tanımlanması aşamasında muhtemel kuruluş yerleri hakkında da bilgi edinildiği için kolaylaşır.

Kuruluş yerine göre işletmenin menüsünün belirlenmesi göreceli olarak zordur. Çünkü işletme kuruluş yerini belirleyip işletme tipini seçtikten sonra menüsünü hazırlamak durumundadır.

II. İşletme Aşamasında Menü

Yiyecek-içecek işletmesinin işletme aşamasında, menüde yer alan yiyeceklerin tek tek satış analizi yapılır. Hangi yiyecek ve içeceklerin daha fazla satıldığı hangilerinin fazla rağbet görmediği bu analizler sayesinde ortaya çıkar. Her yiyecek-içecek işletmesi, menüsünde beğenilen yiyecek-içecekleri bulundurmaya özen gösterir. Menü öğelerinin satış analizleri devamlı yapılarak kişilerin değişen tercih ve eğilimleri belirlenmeli ve menü öğelerinin satış grafikleri aylık olarak karşılaştırılmalıdır. Eğer bir menü öğesinin satışlarında daha önceki aylara göre diğer koşullar aynı olmak üzere büyük bir düşüş varsa, işletme bunu dikkate almalıdır.

MENÜ

O menü öğesinin hazırlanmasında ve / veya sunumunda bir eksiklik olabileceği gibi, müşterilerin tercih ve isteklerinde farklılaşma da olabilir. Bu durumda işletme ya o menü öğesini menüden çıkartmalı, ya da bir eksiklik varsa bu eksikliği gidermeye çalışmalıdır.

Bir çok yiyecek-içecek işletmesi faaliyete geçerken oluşturdukları menülerini zaman içerisinde değiştirmezler. Bu durum yeni bir menü oluşturmanın maliyetinin oldukça yüksek olacağının sanılması, menünün yeniden basım maliyeti, yeni menü öğesini hazırlayacak olan personelin istihdam edilmesi gibi nedenlerden kaynaklanır.

Ancak işletme bu maliyetleri karşılamazsa zaman içinde müşteri tercih ve isteklerine uyum sağlayamayacağı için, diğer bir deyişle müşteri tercihlerine yer vermediği için, müşterilerin sayısı zamanla azalacak ve işletme menü değiştirme maliyetinden daha fazla zarar edecektir.

Yiyecek-içecek işletmeleri menü öğelerini değiştirmeye karar verdiklerinde birtakım uygulamalar yaparlar. Örneğin, yeni bir salata çeşidini menüsüne koymayı düşünen bir işletme müşterisinin siparişinin yanına garnitür olarak bu salatayı sunabilir ve bu salatanın tüketilme oranına bakabilir. Bu tip uygulamalar genellikle açık büfelerde takibi daha kolay olan uygulamalardır.

Menü öğelerinden birinin ya da birden fazlasının satış grafiğinin düşmesinde; hazırlama, sunum ya da tercihlerin değişmesi dışında uygulanan fiyat sistemi de etkili olabilir. Uygulanan fiyat sisteminin tekrar değerlendirilmesi, pazarın ve pazar payının gözden geçirilmesi satışların düşme sebeplerini ortaya çıkaracak ve tedbirlerin zamanında alınmasını kolaylaştıracaktır (Maviş,1998:50). Bu tedbirler farklı yiyecek ve içeceklerin sunulması, spesiyalitelerin hazırlanması, baskı, renk ve açıklamalarla farklı bir menünün tasarlanması şeklinde olabilir.

Bir işletmenin başarılı olması için mevcut ve potansiyel pazarların gelişimini ve eğilimlerini takip etmesi gerekmektedir. Bu değişime ayak uyduramayan işletmelerin kıran kırana rekabetin olduğu bir piyasada başarılı olması çok düşük bir olasılıktır. Bir yiyecek-içecek işletmesinin başarılı olabilmesi için dikkat etmesi gereken unsurlar şu şekilde sıralanabilir (Smith,1996:44):

· Devamlı müşterilerin adları hatırlanmalıdır.

· Kişilerin isteklerinin her şekilde tatmin edilmesinin sağlanmaldır.

· Müşteriler sürprizlerle şaşırtılmalıdır (Örneğin, o gün gelen 100. müşteriye iki kişilik ücretsiz yemek sağlanması gibi).

· Müşterilerle direkt ilişkilerde samimi, saygılı ve güleryüzlü davranılmalıdır.

· Menünün herkesçe kolay anlaşılabilir, okunabilir olması ve menü öğelerinin diğer işletmelerdeki menü öğelerinden farklı özelliklere sahip olması sağlanmalıdır.

· Ana yemek hazırlanırken müşteriyi oyalayabilecek küçük boyutlardaki yiyecekler hemen sunulmalıdır (Örneğin, müşterinin masasına hemen kızarmış ekmek, tereyağı ya da küçük lahmacunların servis edilmesi gibi).

· Restoran meşgulmüş gibi gösterilmelidir.

· Temizliğe dikkat edilmelidir.

· Satışlardan elde edilen gelirlerin %3’lük bir kısmı tanıtımlara ayrılmalıdır.

· Personel motive edilmelidir.

Yukarıda belirtilen hususlara dikkat edildiğinde işletme, başarı için temel adımları atmış olarak kabul edilebilir.

Bir yiyecek-içecek işletmesi zaman içinde değişen müşteri istek ve eğilimlerine göre işletme tipini değiştirebilir. Örneğin, akşam yemeği sunan bir restoran yapmış olduğu pazar araştırması sonucu daha kârlı olduğunu düşündüğü fast food sunan bir işletme tipine yönelebilir.

İşletme gerek yeni demografik özellikleri ve gerekse müşterilerin değişen yeme-içme alışkanlıklarını zamanında anlayabilmeli, durumunu yeni pazarın isteklerine göre ayarlayabilmeli ve işletme tipindeki değişikliği çabuk yapabilmelidir.

Eğer işletme pazardaki değişimi çabuk farkedip tedbir almazsa yoğun rekabet ortamında zarara uğrayabilir. İşletme tipinin değiştirilmesi kararı alındığında işletme daha önce faaliyet gösterdiği alanın dışında çalışmaya başlayacaktır. Her ne kadar bulunulan sektör yiyecek-içecek sektörü olsa da bu sektördeki farklı işletme tipleri farklı özelliklere sahiptir. Bu nedenle işletme tipi değiştirileceği zaman değiştirilmesi düşünülen işletme tipi hakkında detaylı bir araştırma yapılmalıdır.

Bu araştırma kapsamında pazar analizinin haricinde, işletme tiplerindeki servis, menü öğelerinin çeşitliliği, benzer işletme tiplerindeki menüler, menülerin fiyatları gibi analizler yapılmalıdır.

Bu analizler sonucu iÅŸletme, diÄŸer iÅŸletmelerden farklı yeni bir ürün de geliÅŸtirmeye çalışabilir. ÖrneÄŸin Mc.Donald’s ve Burger King fast food türünde hizmet veren iki iÅŸletme olup, sundukları ürünler birbiriyle benzerlik göstermektedir. Ancak Burger King Türk pazarında diÄŸer fast food iÅŸletmelerinde olmayan pastırma burger menüsünü ürün portföyüne ekleyerek rakipleri karşısında avantaj saÄŸlamıştır.

Yeni bir iÅŸletme tipi beraberinde yeni bir menü oluÅŸumunu gerektirir. Yiyecek-içecek iÅŸletmesi menüsünü deÄŸiÅŸtirirken gerek rakiplerin menülerini inceleyerek ve gerekse kendi bünyesi içinde yeni menü öğeleri oluÅŸturmaya çalışmalıdır. Yeni bir menü öğesi fikrinin menü öğesi haline dönüşmesi belli bir süreci gerektirir. Åžekil 3’de bu süreç belirtilmiÅŸtir.

Menü öğesinin sürekliliği önemlidir. Menü de olup da müşteri istediği zaman mevcut olmayan bir ürün müşterinin işletmeye olan güvenini sarsacağından işletmenin müşteri kaybı kaçınılmaz olur.

İşletme tipi değiştirilirken işletmelerin ilk olarak göz önünde bulundurdukları konu kârlılıktır. Kârlılığın sağlanması için işletme ilk önce değiştirilecek olan menü öğesinin işletmenin olduğu yerde sağlanabilirliği göz önünde bulundurmalıdır. Eğer değiştirilmesi düşünülen menü öğesinin sağlanması çok güçse, bu öğeyi menü bünyesinde bulundurmak yerinde verilmiş bir karar olmayabilir.

Kârlılığın sağlanmasındaki bir diğer konuda fiyatlandırmadır. Bir menü öğesinin fiyatlandırılmasın da maliyetler belirleyici faktör olma özelliğindedir. İşletme önce tedarikçinin malzemeleri sağlayıp sağlayamayacağını ve bunun maliyetini belirleyip, daha sonra yiyecek maliyetine işgücü maliyetini eklemelidir. Yeni menü öğesinin fiyatının eski menü öğesinden daha fazla işgücü ve daha fazla maliyet getirmesini genellikle işletmeciler istememekle beraber yeni menü öğesinin başarılı olacağına çok güveniliyorsa ve hedef müşteri kitlesinin bu miktarı ödeyebileceğine inanılıyorsa işletme bu ek maliyetlere katlanabilir.

Yeni menü öğesinin hazırlanmasında mevcut ekipmanlardan faydalanılması ek bir maliyet getirmeyeceği için, işletmeciler mevcut imkanlarla hazırlanan yeni menü öğelerini ek bir donanım yapılmasını gerektiren menü öğelerine tercih ederler. Yeni menü öğesinin malzemeleri için kapasitenin yeterli olup olmadığı, üretim esnasında ne gibi ekipmanlara ihtiyaç duyulacağı araştırılmalıdır. Eğer işletme yeni ekipman gerektiren menü öğesini varolan olanaklarıyla yapmaya çalışırsa varolan olanakların kapasitesi yetmeyeceğinden hizmette gecikmeler olacaktır. Bu durum da müşteri doyumunun azalması ve müşteri kaybıyla sona ereceğinden işletme zarara uğrayacabilecektir.

Fiziksel kapasite de ekipman yeterliliği ile benzer özellikler taşıyan diğer bir faktördür.

Ekipmanların maksimum kapasiteleri üretici firmanın kullanım kılavuzunda belirtilmiştir. Çoğu zaman maksimum olarak belirtilen değer aslında optimum değerdir, çünkü maksimuma çıkıldığı zaman ekipmanın bozulma riski artmaktadır. Bir ekipmanın, üretimdeki bir artışı karşılayıp karşılayamayacağı en yoğun saatlerdeki kullanım oranının, kullanım kılavuzunda belirtilen maksimum kapasiteden çıkartılmasıyla belirlenir.

Yeni ürüne uygun yapılan planlama, müşterilerin uzun zaman beklemelerini engellediği için ürünün de daha çabuk kabul edilmesini sağlar. Ürün ve servis akışının hızı yeni menü öğesinde gözönünde bulundurulması gereken bir diğer faktördür.

İyi planlamış bir mutfakta ürün ve servis akış trafiği ayarlanmıştır. İyi bir planlama hem iş akışını hem de personelin rahat çalışma ortamını yaratacak servis ve üretim personelin birbirleriyle çarpışmalarına engel olacak biçimde olmalıdır. Gereksiz ayrıntı ve fazlalıklardan kaçınılmalı ve gerekli olan materyaller unutulmamalıdır (Aktaş, 1995: 105). Trafik akışı yeni menü öğesinde gözardı edilmemelidir. Örneğin; satışlarını arttırmak için bir fast food restoran içecek menüsüne limonatayı dahil etmiştir. Bu limonatanın hazırlanabilmesi için en müsait alan içecek tezgahının en sonunda olan yerdir. Çünkü limonata hazırlanabilecek başka bir yer yoktur. Ancak bu alan içecek tezgahının en sonunda olduğu için içecek dağıtılan yere uzaktır. Garson ilk önce müşterinin siparişi almak için gelir, sonra limonata almak için oraya tekrar gider ve siparişle beraber gelir. Bu durum zaman kaybına neden olduğu için ve o esnada diğer çalışanlarla karşılaşıldığı için trafik akış hızını engeller ve sonuç bekleyen müşteri ve müşteri doyumsuzluğudur.

Yeni menü öğesinde, personelin yeteneği diğer bir önemli faktördür. Yeni menü öğesinin gereklerini yapabilecek olan personelin varlığı saptanmalı ve varolan personel bu yemeği yapamayacak ise, işletme ya kısa süreli olarak işletmeye gelip mevcut aşçılara bu yemeğin püf noktalarını gösterecek bir elemanı ya da yeni bir aşçıyı istihdam etmelidir. Özellikle etnik yemekler, ya da farklı ulusların mutfaklarından seçilen menü öğelerini yapmak belli bir yetenek seviyesine sahip olmayı gerektirir.

Yeni menü öğesi ile ilgili diğer bir faktör ise, yeni menü öğesinin işletmenin atmosferine uygun olup olmadığıdır. Çoğu zaman işletmeler farklı ürünler yaratırken kendi kimliğinden uzaklaşmaktadır. Örneğin bir balık restoranı menüsüne et ağırlıklı yeni bir ürün dahil etmeye karar verip öncelikle ürünün sürekliliğini incelemiştir. Ürünün sürekliliğini belirledikten sonra sunmuş oldukları deniz ürünleriyle et ürünlerinin fiyatlarını karşılaştırıp her iki ürününde benzer fiyatlara sahip olduğunu saptamıştır. Et ürünleri için kullanılan ekipmanın balık ürünlerini pişirmede kullanılan ekipmanlarla benzer olması ve personelinde bu ürünü pişirebileceğinin belirlenmesiyle işletme yeni menü öğesini menüsüne koyabileceğine kanısına varmıştır. Ancak yeni menü öğesi, işletmenin dekoru olan balık ağları ve deniz resimleri ile uyuşmamaktadır. Bu durumda işletmenin değerlendirmesi gereken birtakım konular bulunmaktadır. Yeni ürün nedeniyle pazarın genişleyip genişlemeyeceği, devamlı müşterilerin yeni ürünü benimseyip benimsemeyecekleri, yeni ürün nedeniyle diğer eski ürünlerin kalitesinin bozulup bozulmayacağı konuları işletme tarafından değerlendirilip olumlu sonuçlar alınırsa, işletme yeni ürünü menüsüne ekleyebilir. İşletme, işletme tipini değiştirirken de menüsüne yeni bir ürün koyarken de yeni menü öğesinin veya öğelerinin menüye uyarlanma sürecini oldukça iyi incelemelidir. Bu sürecin genel olarak özellikleri şöyledir.

o Menü öğesinin sürekliliği,

o Ekipmanın yeterliliği,

o Ürün ve servis akışının hızı,

o Personelin yetenek seviyesi,

o Ürünün rekabet edebilirliği,

Eğer işletme yukarıda belirtilen özelliklere göre de yeni menü öğesini uygun ve karlı görüyor ise yeni menü öğesini menüsüne dahil edebilir.

İşletme tipi değiştirilirken bazen menü tamamiyle değiştirilir. Ancak, hazırlanacak olan menü eğer yeni kurulacak olan işletme tipine uygunsa önceki menüde rağbet gören bazı menü elemanlarının yeni menüye konması söz konusu olabilir.

SONUÇ

Yiyecek-içecek endüstrisinin kârlı bir endüstri kolu olması ve zorunlu ihtiyaçları karşıladığı için sürekliliğinin kesin olması bu alana birçok kişi ve şirketin yatırım yapmasına yol açmıştır. Ancak yatırımcıların istedikleri kârlılığı yakalayabilmeleri için kuruluş aşamasından itibaren faaliyet gösterecekleri yeri ve bu yerdeki fiili ve potansiyel müşterileri izlemeleri diğer bir deyişle eğilimleri takip etmeleri gerekmektedir. Menü, işletmeninin bu faaliyetlerindeki en önemli elemanıdır. Çünkü menü, tüketici istek ve ihtiyaçlarının direkt olarak yansıdığı bir pazarlama aracıdır, Menü işletmenin nasıl organize edilip yönetileceğini, işletme amaçlarına ne ölçüde ulaşılabileceğini, hatta işletmenin nasıl inşa edilmesi gerektiğini belirtir.

Müşteriler için menü sadece bir yiyecek-içecek listesi değildir. Menü işletmenin sahip olduğu imajla müşteri arasında iletişim sağlayan bir araçtır. Yiyecek-içecekleri hazırlayıp sunan kişiler için menü, hangi yiyeceklerin nasıl hazırlanacağı, nasıl servis edileceğini belirten bir listedir. Yiyecek-içecek işletmeleri müdürleri için menü, işletmeye hangi yiyecek ve içeceklerin, hangi ekipmanların satın alınması gerektiğini, ne kadar personele ihtiyaç duyulduğunu, personelin niteliklerini de belirleyen bir araçtır. Bir yiyecek-içecek işletmesinin her faaliyet alanında menü ön plana çıkmaktadır. Bu yüzden işletmeler, kuruluş aşamasından itibaren menüye gereken önemi vermelidirler.

KAYNAKÇA

Aktaş Ahmet., Ağırlama Hizmet İşletmelerinde Yiyecek ve İçecek Yönetimi, Eren Ofset, Antalya, 1995.

Angelo Rocco M., Andrew N. Vladimir., Introduction to Hospitality Today, Ah&Ma Publishings, East Lansing, 1994.

Bırchfıeld John C., Design & Layout of Foodservice Facilities, Van Nostrand Reinhold, New York, 1988.

Capstıck David., "Location Analysis and Market Feasibility", Food and Beverage Management A Selection of Readings, Butterworth Heinemann Publishings., Oxford, 1995.

Drysdale John A., Profitable Menu Planning, 2nd Edition, Prentice Hall, New Jersey, 1998.

Goldman Keith, “ Concept Selection for Independent Restaurants” Cornell Hotel and Restaurant Administration Quarterly, Vol:34, Number:6, December 1993.

İçöz Orhan, , Turizm İşletmelerinde Pazarlama İlkeler ve Uygulamalar, Anatolia Yayıncılık, Ankara, 1996.

Keıser James R., Principles and Practices of Management in the Hospitality Industry, 2nd Edition, Van Nostrand Reinhold, New York, 1989.

Knıght John B, Lendal H.Kotschevar, Quantity Food Production, Planning and Management, Van Nostrand Reinhold, New York, 1979.

Mavit Fermani, “ Mönü Planlama Teknikleri”, Yayınlanmamış Doçentlik Çalışması, EskiÅŸehir,1998.

Mugan ErtuÄŸral Suna, “Otel İşletmelerinde KuruluÅŸ Yeri Seçimi: İstanbul’daki BeÅŸ ve Dört Yıldızlı Oteller ile İlgili Bir Alan AraÅŸtırması”, Anatolia Turizm AraÅŸtırmaları Dergisi, Eylül-Aralık 1998.

Nykıel, Ronald A. Marketing in the Hospitality Industry, 3rd Edition, Ah&Ma Publishings, East Lansing, 1997.

Quırk Neil P., Robert F Lukowski, Dante M Laudadio, "Restaurant Selection", Http://www.msue.msu.edu/msue/imp/modtd/33319733.html. 17.08.1999.

Scanlon Nancy Loman, Catering Menu Management, John Wiley & Sons, New York, 1992.

Smıth Donald, “A Baker’s Dozen Thirteen Principles for a Successful Restaurant”, Cornell Hotel and Restaurant Administration Quarterly, Vol:37, Number:2, April 1996.

Thomas Christopher Egerton, How to Open and Run a Successful Restaurant, 2nd Edition, John Wiley& Sons, New York, 1995.

Aflatoksinler

Salı, 06 Kasım 2007

OMÜ (2001)

AFLATOKSİNLER

İsmail Ferit ÇAMLIBEL, 980516

19 Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü, SAMSUN

1. GİRİŞ

Dünya nüfusunun her geçen gün hızla artması, bilim çevrelerini düşündüren çeşitli sorunları beraberinde getirmektedir. Bunların başında şüphesiz beslenme sorunu gelmektedir. Artan nüfusa karşılık azalan tarım alanları, bilim adamlarını yeni teknikler ve kaynaklar aramaya zorlamaktadır. Dünya da gıda yetersizliği nedeniyle birçok ülkede insanların açlıktan ölmesi yanında gıda zehirlenmeleri nedeniyle de önemli sorunlar ortaya çıkmaktadır.

İnsan beslenmesinde kullanılan gıda maddeleri ile yem ve yem maddeleri üretim-tüketim zincirinin herhangi bir aşamasında uygun olmayan koşullarda depolandıklarında mantarlar üreyerek onlarda istenmeyen değişikliklere ve bozulmalara yol açmaktadırlar (Erdem ve Özen, 1990).

Küfler, çeşitli antibiyotik, vitamin, enzim, organik asit, alkol, yağ ve hayvan yemi gibi ürünlerin eldesinde,bazı gıda maddelerinin olgunlaştırılmasında kullanılmaları açısından insanlar için oldukça yararlı mikroorganizmalardır. Ancak küflerin bu yararları yanında, çok tehlikeli yanları da vardır. Bu nedenle küfler günümüzde üzerinde en çok durulan mikroorganizmalar arasında yer almaktadır.

Doğada geniş bir yayılım gösteren küflerin bazıları parazit olarak, bazıları saprofit olarak, bazıları da simbiyotik olarak yaşamlarını sürdürmektedir.

İnsanlar ilk çaÄŸlardan beri bazı küflerden yiyeceklerini olgunlaÅŸtırmada yararlanmışlardır. Ayrıca çok sayıda küfünde insan saÄŸlığını tehdit ettiÄŸi yapılan çalışmalarda saptanmıştır. İnsan saÄŸlığına olumsuz etkilerinin başında kanserojen etkili ikincil metabolitleri oluÅŸturmaları gelir. Genelde “mikotoksin” olarak isimlendirilen bu bileÅŸikler oluÅŸturucu küfe ve il kez belirlendiÄŸi ürüne göre isimlendirilir (Evren, 1999). Günümüze kadar varlığı ortaya konan mantar türlerinden 250 kadarının mikotoksin oluÅŸturduÄŸu ve bunlarda 20 kadarının insan ve hayvanlarda zehi12rlenmeye neden olduÄŸu bilinmektedir (Erdem ve Özen, 1990). Küflerin insan saÄŸlığına etkileri 2 ÅŸekilde olmaktadır. Küflerle doÄŸrudan temas yoluyla beliren hastalıklara “mikozis” , mikotoksinlerle intoksikasyon sonucu oluÅŸan hastalıklara da “mikotoksikoz” denir. Bilinen en tehlikeli mikotoksinler aflatoksinlerdir (Evren,1999).

2. AFLATOKSİNLER

Aflatoksinler, hücre ve mikroorganizma için belirli fonksiyonları olmayan sekonder metabolitledir. Kimyasal yapı olarak bifuron halkası ve lakton baÄŸlantısı taşıyan yüksek yapılı “kumarin” bileÅŸikledir. Difuranokumarin olarak bilinirler. Aflatoksinler renksiz veya sarı, iÄŸne ÅŸeklinde kristallerdir. Kloroform, metanol, etanol ve dimetilsulfoksid içerisinde kolayca çözünürler. Petrol eterinde ve doymuÅŸ hidrokarbürlerde hiç çözünmezler. Kloroform veya benzen içindeki çözeltileri yıllarca dayanıklıdır (Erdem ve Özen, 1990).

Aflatoksinler, Aspergillus, Penicillum ve Rhizopus soylarında bulunan çeşitli mantar suşları tarafından sentezlenebilirler (Erdem ve Özen, 1990). Günümüzde aflatoksinlerin en az 18 yakın formu olmakla birlikte, doğal olarak 4 ana türü

B1, B2, G1 ve G2 sentezlenir. Aspergillus parasiticus’ un tüm suÅŸları 4 aflatoksin türünü birden sentezlerken , Aspergillus flavus türünün bazı suÅŸları sadece B1 ve B2 formunu sentezler. Aflatoksinler ultraviyolet ışık altında verdikleri renge göre ayrılmışlar ve mavi ışık veren iki tür B1 ve B2 olarak, yeÅŸil ışık verenler ise G1 ve G2 olarak adlandırılmışlardır. B2 ve G2, B1 ve G1 ‘ in dehidro-türevleridir. M1 ve M2 ise B1 ve B2 ‘ nin türevleri olup aflatoksinli yem ile beslenen hayvanların süt idrar ve dışkılarından izole edilmiÅŸtir. Yem ile birlikte aflatoksin B1 alan bir ineÄŸin aldığı B1 toksinin % 1-3 kadar bir miktarının sütünden M1 olarak izole edilebileceÄŸi bildirilmiÅŸtir (Ünlütürk ve TurantaÅŸ, 1998). Sıralanan 6 ana aflatoksin bileÅŸiÄŸinden baÅŸka B2a ve G2a aflatoksinleri de izole edilmiÅŸ olup, bunlar B2 ve G2 aflatoksinlerinin 2 hidroksi türevleridir (Erdem ve Özen, 1990).

3. AFLATOKSİN OLUŞUMUNA ETKİ EDEN FAKTÖRLER

3.1. Mantar Türü

Toksijenik bir küf türünün bütün suşları toksin üretmeyebilir. Küf gelişimi izlenen her besin maddesinde aflatoksin içerme koşulu yoktur. Burada önemli olan gelişen mantarın A.flavus ve A.parasiticus türlerinden olup olmadığıdır (Evren,1999). Daha sonraki çalışmalar ile A.flavus ve A.parasiticus başta olmak üzere diğer bazı küf türlerinin de aflatoksin üretebildiği belirtilmişse de son bulgulara göre sadece A.flavus ve A.parasiticus aflatoksin üreten küflerdir (Ünlütürk ve Turantaş, 1998).

3. 2. Besin Maddesinden Kaynaklanan Etkenler

Bu grup etkenler arasında, besin maddesinin bitkisel veya hayvansal kaynaklı olması ve bileşimi de önemlidir (Evren, 1999). Ancak aflatoksin meydana getiren mantarların gelişmesi yönünden böyle bir substrat bağımlılığı söz konusu değildir. Bu nedenle bu tür mantarlar her maddede üreyebilir ve toksin sentezleyebilirler(Erdem ve Özen, 1990). Besin maddeleri içindeki karbon kaynağı olarak karbonhidratlar, azotlu maddeler, iz elementler ve vitaminlerin miktarları ve bu bileşenlerin cinsleri aflatoksin oluşumu üzerine etkilidir (Evren, 1999).

3. 3. Çevre Koşullarının Aflatoksin Oluşum Üzerine Etkisi

3. 3. 1. Ortam Neminin Aflatoksin Oluşumu Üzerine Etkisi

Aflatoksin oluşturan küf mantarlarının çeşitli besinlerde gelişmesi için o besindeki en uygun nem miktarı araştırmacılar tarafından % 14-30 arası belirlenmiş (Erdem ve Özen, 1990). Bunun yanında Aspergillus cinslerinin %13-18 gibi çok az nem içeren besinlerde dahi gelişebileceği saptanmıştır. Küflerin gelişebilmesi için hava bağıl neminin en az % 65 olması gerekir (Evren 1999). Havanın nispi nemi ise % 75- 80 arasında bulunmalıdır(Erdem ve Özen, 1990). Aflatoksinlerin üretildiği optimum su aktivitesi ise 0,85 olarak bildirilmiştir (Ünlütürk ve Turantaş, 1998).

3. 3. 2. Ortam Sıcaklığının Etkisi

Genellikle küf mantarlarının en uygun geliÅŸme sıcaklıkları 20-30˚ C arasındadır. Buna karşı en düşük ve en yüksek geliÅŸme sıcaklık sınırları küf türlerine göre deÄŸiÅŸik olmaktadır (Evren 1999). Aflatoksinlerin oluÅŸum sıcaklığının 25-30˚ C arası olduÄŸu, 10˚ C’nin altında oluÅŸumun durduÄŸu saptanmış (Åžahin ve KorukluoÄŸlu, 2000) Ancak diÄŸer faktörlere de baÄŸlı olarak 7,5- 40˚ C arasında aflatoksin üretilebildiÄŸini bildiren çalışmalar mevcuttur (Ünlütürk ve TurantaÅŸ, 1998). ÖrneÄŸin ; A.flavus için geliÅŸme sıcaklıkları en düşük 7˚ C, en iyi 32˚ C ve en yüksek 45˚ C olarak verilmiÅŸtir. Buna karşın toksin üretimi 8˚ C de baÅŸlamakta en fazla 27˚ C olmakta ve 42˚ C’ ye kadar sürmektedir (Evren 1999).

3. 3. 3. Oksijenin Etkisi

Mantarların aerobik mikroorganizmalar olmaları nedeniyle oksijenin % 45’ ten 1’ e düşmesi özellikle A.flavus’ un geliÅŸimini ve dolayısıyla ve aflatoksin üretimini önemli derecede azaltmaktadır (Erdem ve Özen, 1990). OlaÄŸan koÅŸullarda küf mantarları aerob mikroorganizmalar grubunda olmalarına ve geliÅŸmek için oksijene ihtiyaç duymalarına karşın % 1 gibi düşük bir oksijen varlığı bile küfün geliÅŸmesi için yeterli olmakta ve toksin üretebilmektedirler (Evren, 1999).

3. 3. 4. pH’ nın Etkisi

Küf mantarları gelişmeleri için genelde nötr veya ona yakın pH derecelerini tercih ederler. Bu nedenle pH 6,5 - 8,5 arsında gelişmeleri ne uygun düzeydedir (Evren, 1999). Aflatoksin oluşturan küf mantarlarının gelişmesi için en uygun pH dereceleri araştırmacılar tarafından pH 3 - 4,5 olarak tespit edilmiştir (Erdem ve Özen, 1990).

Bu faktörlerin yanısıra tarlada, hasatta ve depolamada görülen mekanik hasar, ürün karıştırma, kızışma noktaları, süre, ortamın bileşimi, madensel elementler, kimyasal işlemler, bitki dayanıklılığı, küf enfeksiyonu, bitki varyete farklılığı, spor yükü ve mikrobiyal ekosistem toksin oluşumu üzerine etkili faktörlerdir (Evren, 1999).

4. AFLATOKSİNLERİN İNSANLAR ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

Gıdalarda küflenme sonucu oluşabilen mikotoksinlerin çoğunluğunun insanlarda tedavisi olanaksız rahatsızlıklara yol açtığı kesinlik kazanmıştır. Bu nedenle gıdalardaki küfler üzerinde araştırmalar yapılmıştır (Evren 1997). Yapılan araştırmalarla besin ve besin hammaddeleri hasat ve işlenmesi sırasında veya sonrasında küf gelişimi sonucu ortaya çıkan, en önemli ve ne fazla korkulan mikotoksinlerin aflatoksinler olduğu ortaya çıkmıştır (Şahin ve Korukluoğlu, 2000).

Aflatoksinler, insanlarda akut ve kronik etkilerle kendilerini göstermektedir (Evren, 1999). Bu etki doza ve toksinin vücuda alınma sıklığına bağlı olarak değişmektedir. Aflatoksinlerin insanlar ve hayvanlar için toksijenik, mutajenik, teratojenik ve karsinojenik etkileri olduğu bilinmektedir (Ünlütürk ve Turantaş, 1998).

4.1. Akut Etkiler

Akut zehirlenmelerde mukoz membronlarda sarılık ve fazla sayıda kanama alanları görülür. KaraciÄŸerde yaygın olarak sentrilobuler nekrozlar ve yaÄŸ birikimi oluÅŸur (Erdem ve Özen, 1990). Bu ÅŸekilde zehirlenme belirtileri çok fazla deÄŸildir. Kanada’da yediÄŸi etli börek ve spagettiden aflatoksinogen küfler izole edilen bir hastada, ağır hazım bozukluÄŸu ve bilinen hastalık belirtilerine benzemeyen bulgular tespit edilmiÅŸtir. Yine ölen erkek bir hastada, sarı karaciÄŸer distrofisi belirlenmiÅŸ ve hastanın ölümünden önce çok fazla miktarda ceviz yediÄŸi saptanmıştır. Ölünün karaciÄŸerinde de aflatoksin B1 bulunmuÅŸtur.

Aflatoksinlerin akut toksitesi üzerine yapılan araÅŸtırmalar, en kuvvetli etkiye B1 tipinin sahip olduÄŸunu göstermiÅŸtir. Toksik etkinin ölçü birimi olarak “LD50” alınır.

Şekil-1 Aflatoksinlerin Kimyasal Yapıları (Şahin ve Korukluoğlu, 2000).

Bu tanım vücut ağırlığı üzerinden denemede tatbik edilen ve deney hayvanlarının% 50’sinin öldüğü dozu ifade eder ve “Letal Doz” olarak isimlendirilir (Evren, 1999).

4.2. Kronik Etkiler

Gıda ile uzun süre aflatoksin alınırsa görülür. Sıcak bölgelerde risk oldukça yüksektir. (Evren, 1999). Karaciğer sirozu ve kaslarda sarılık kronik olaylarda ortaya çıkan belirgin semptomlardır. (Erdem ve Özen, 1990). Bunun yanında primer karaciğer kanseri, kalın bağırsak kanseri, mide kanseri, akciğer kanseri ve karaciğer başta olmak üzere iç organlarda yağlı dejenerasyonlarla beliren reys sendromu diğer hastalıklardandır (Evren, 1999).

Denemeler sonucu, aflatoksin alımı sonucunda insanlarda özellikle karaciğer kanseri vakalarında pozitif bir artış olduğu ortaya konmuştur (Talay, 1997). Aflatoksin

molekülü karaciÄŸerde bir etkileÅŸim aÅŸaması geçirmektedir. Bu molekül karaciÄŸer hücreleri ile birçok noktada reaksiyona girmekte, DNA ve RNA polimerazlar hızlı bir inhibasyona uÄŸramakta, özellikle mRNA sentezindeki deÄŸiÅŸiklilerden etkilenerek protein sentezini önemli derecede bozmaktadır. Sonuçta da DNA’ya baÄŸlı RNA sentezi ve bazı proteinlerin sentezi azalmakta ve hücre ölmektedir (Erdem ve Özen, 1990).

Yerfıstığının günlük diyette büyük payı olduÄŸu izlenen Uganda, Kenya, Swaziland ve Mozambik gibi Afrika ülkelerinde alınan gıdalardaki Aflatoksin miktarının artması ile de primer karaciÄŸer kanseri vakalarında da artma olduÄŸu saptanmıştır. Tayland, Kenya, Mozambik ve Swaziland’da gıdalardaki aflatoksin konsantrasyonu ile örneklerin alındığı bölgelerdeki primer karaciÄŸer vakaları arasında bir iliÅŸki olduÄŸu gösterilmiÅŸtir (Talay, 1997). Çocuklardaki Reye’s sendromundan da aflatoksinlerin sorumlu olduÄŸu bildirilmiÅŸtir (Baysal,1999). Önceleri yalnız Afrika için bir tehlike olduÄŸu düşünülürken, ÅŸimdilerde Çekoslovakya ve A.B.D. gibi geliÅŸmiÅŸ ülkelerde de bildirilmektedir ( Sencer, 1991)

5. ÇEŞİTLİ GIDALARADA AFLATOKSİN BULAŞMA DURUMU

Mikotoksinlerle en fazla bulaşmaya uğrayan besinler, fındık, fıstık v.b. çerezler olarak belirtilse de, küf gelişimi olan tüm besin ve besin hammaddelerinde gelişen küfün mikotoksin oluşturma yeteneği varsa ve koşullarda mikotoksin oluşumu

için uygunsa yaygın bir bulaşmanın gerçekleşebileceği akıldan uzak

tutulmamalıdır (Şahin ve Korukluoğlu, 2000).

Aflatoksinlerin en çok bulunduğu besinlerin başında yağlı tohumlar, kuru bakliyat, sert kabuklu meyveler,kuru meyveler, tahıllar, salamura edilmemiş peynirler gelir (Baysal 1999).

A.flavus, başta kuru meyve ve çerezler olmak üzere çok sayıda gıda maddesinde bulaşma etmeni olarak verilmiştir. Örneğin; küflü peynir, çökelek, kaşar peyniri, domuz ve sığır eti, yer fıstığı,antepfıstığı,fındık,haşhaş,susam,çiğit,soy a, ayçiçeği, incir, buğday, pirinç, arpa, mısır, bulgur, un, kahve, kakao, nohut, yeşil mercimek, kuru fasulye, kırmızı mercimek, barbunya, havuç gibi ürünlerde bulaşık olduğu fazla sayıda araştırıcı tarafından saptanmıştır (Evren,1997).

5.1. Kabuklu Fındıklarda Aflatoksin

Sert kabuklu meyveler olarak adlandırılan fındık ve benzeri ürünler aÄŸaç üzerinde geliÅŸmekte ve sert bir kabuk tarafından korunmaktadır. Ser kabuk nedeniyle bu ürünler diÄŸerlerine göre küf bulaÅŸmasından daha az etkilenmektedir. Yapılan bir deneyde incelenen kabuklu fındık örneklerinin kabuk ve iç kısmından toplam 72 adet A.flavus izole edilmiÅŸtir. Bunlardan 18’i besiyeri ve fındıkta, 17’si ise yalnız fındık üzerinde aflatoksin oluÅŸturmuÅŸtur. Örneklerde aflatoksin B1 ve G1 saptanmıştır (Evren,1999).

5. 2. Yerfıstıklarında Aflatoksin

Yerfıstıklarında oluÅŸacak toksin miktarı çevresel koÅŸullar yanında, küf cins, tür ve suÅŸu ile meyve saÄŸlamlığı,fıstık çeÅŸidi,üretim tekniÄŸi, kurutma ve depolama koÅŸulları ve tane nemiyle de oldukça ilgilidir (Evren,1999). Aflatoksin daha çok yerfıstığı ile ilgilidir. Toksini yerfıstığında bulunan A.flavus küfü yapar. Yerfıstığı kullanılırken nem miktarının %12’yi geçmemesi, yabancı maddelerden arınmış olması, hafif ısıda dış yüzeyindeki kırmızı derinin iyice ayrılması ve üzerinde dış zarların kalmamsı önerilir (Baysal,1999). Yapılan bir çalışmada 85 adet yerfıstığı örneÄŸinde analizler yapılmış, sonuçta 1 adet yerfıstığında ve 1 adet fıstık ezmesinde aflatoksin bulunmuÅŸtur (Evren, 1999).

5. 3. Antepfıstıklarında Aflatoksin

Antepfıstığı, aflatoksin oluşumu açısından riskli gıdalar arasında yer alır. Bulaşma ağaçta, hasat sırasında, işleme ve özelliklede depolama sırasında gerçekleşir.

Antepfıstığı ile yapılan çalışmada, kabuk yüzeyi ve endospermden 66 A.flavus suÅŸu izole edilmiÅŸtir ve bunlardan 22’sinin aflatoksin oluÅŸturduÄŸu saptanmıştır. Burada da B1 tipinin çoÄŸunlukta olduÄŸu belirlenmiÅŸtir (Evren,1999).

5. 4 . BuÄŸday, Un ve Ekmekte Aflatoksin

Tahıllarda mikotoksin oluşumu ile ilgili bir yayında, tahılların mikotoksin oluşumuna oldukça uygun bir ortam olduğu belirtilmiştir. Buğday ve un gibi depolanan ve karbonhidratça zengin gıda maddelerinde aflatoksin B1 ve diğer aflatoksinlerin oluşma olasılığı çok yüksektir (Evren 1999).

5. 5 . Mısırda Aflatoksin

Mısır diÄŸer tahıllara göre mikotoksin oluÅŸumu bakımından daha fazla risk taşımaktadır. Mikotoksinli ürün doÄŸrudan tüketildiÄŸinde veya bu tip yem ile beslenen hayvanların et,süt ve yumurtlarının yenmesiyle insan saÄŸlığı için tehlike oluÅŸturmaktadır. Yapılan bir çalışmada ithal mısırların aflatoksin içermediÄŸi, yerli mısırlarda 58 örneÄŸin, 27’sinde aflatoksin B1, B2, G1 ve G2 tiplerinden bulunduÄŸu saptanmıştır.

5. 6 . İncirde Aflatoksin

Aflatoksin yönünden riskli gıdalardan bir diÄŸeri de incirdir. Bir araÅŸtırmada incir örneklerinden 138 küf izole edilmiÅŸ ve izole edilen mikroorganizmalardan 12’si aflatoksin oluÅŸturmuÅŸ ve bunların A.flavus türüne ait olduÄŸu belirtilmiÅŸtir. AraÅŸtırmada izole edilen ve aflatoksin meydana getiren 12 suÅŸtan 11’inin (% 91,67) sadece aflatoksin B1, bir tanesinin ise aflatoksin B1 ve G1 meydana getirdiÄŸi saptanmıştır (Evren, 1999).

İncirlerin olgunlaÅŸmasından sonra özellikle kuraklık gibi stres koÅŸullarında aflatoksin oluÅŸturan küfler meyve içinde geliÅŸebilmektedir. Olgun incirlerin % 36’sının hasattan önce dalında aflatoksin içeriÄŸi saptanmıştır. hasattan sonra kurutma sırasında da koÅŸullara baÄŸlı olarak küf geliÅŸmesi devam eder. bu nedenle kurutulmuÅŸ incirlerin ortalama %18-19 kadarı özellikle aflatoksin içerebilmektedir. (Ünlütürk ve TurantaÅŸ 1998).

5. 7. Süt Ürünlerinde Aflatoksin

Süt yenebilir hayvansal dokulardan insan diyetine geçen aflatoksin kalıntılarını içerme bakımından en riskli ürünlerden biridir. YetiÅŸkinlere oranla büyümekte olan çocuklar için temel bir besin olduÄŸu için gerek anne sütü ve gerekse ticari olarak satılan süt ve süt ürünlerinde aflatoksin M1’in bulunması gıda hijyeni bakımından büyük bir risk oluÅŸturmaktadır. Ayrıca aflatoksin B1, aflatoksin B2a, aflatoksin M2 gibi diÄŸer aflatoksin tiplerini de az da olsa süt ve süt ürünlerinde bulunabileceÄŸi göz ardı edilmemelidir. Karaioannoglo ve ark. Yunanistan’da topladıkları 99 çiÄŸ süt numunesinin 4 tanesinde aflatoksin M1 rastlarken, pastörize edilmiÅŸ süt numunelerinin hiçbirinde rastlamamışlardır. Blanco ve ark. İspanya’da yaptıkları bir çalışmada, ticari UHT yöntemi ile muamele edilen sütlerde toplam 47 numunenin 14’ünde aflatoksin M1’e rastlanmıştır.

Aflatoksin M1 bakımından pozitif peynir numunelerinin yoğunluğu büyük ölçüde yoğunluk göstermektedir. Ancak kontaminasyon durumunun tehlikeli gibi görünse de yoğunluğunun risk oluşturmayacak kadar düşük seviyede olduğu ifade edilmektedir.

Birçok araÅŸtırmacı yoÄŸurt imalini aflatoksin M1 miktarını etkilemediÄŸini, bunun yanında miktarında bir artış gözlenildiÄŸini belirtmiÅŸlerdir. Bazı çalışmalarda yoÄŸurttaki asitlik nedeniyle sütteki aflatoksin B1’in B2a’ya dönüştüğü bazı çalışmalarda ise yoÄŸurttaki M1 miktarında % 97 oranında düşme olduÄŸu belirtilmiÅŸtir (Demirci 2000).

5. 8. Yumurtalarda Aflatoksin

BilindiÄŸi gibi hayvansal ürünlerde aflatoksin bulunmasında en büyük etmen yemlerdir. Yemlerde bulunan aflatoksin yemin hayvanlar tarafından tüketilmesi sonucu hayvanın vücuduna ve yenebilen kısımlarına yerleÅŸmektedir. Tavukların yemlerle alıkları aflatoksininin %90’ını 24 saatte dışkı ile attıkları belirtilmiÅŸtir. 90 yumurta örneÄŸinde yapılan çalışmalarda bunların hiçbirinde aflatoksin B1 bulunmamıştır (Evren, 1999). Aflatoksin ; yumurta verimi, çıkış gücü, büyüme, yem tüketimi ve yumurta veriminde azalma, yumurta iç ve dış kalitesinin bozulmasında etkisini büyük ölçüde göstermektedir ( Özen, 1986).

5. 9. Et ve Et Ürünlerinde Aflatoksin

Mikotoksin oluÅŸturan küfler belli tip sosislerin üzerinde üreyebilir, ancak bunların içeriye doÄŸru iÅŸlemediÄŸi ileri sürülmektedir. Küfle çok fazla enfekte olmuÅŸ jambonlarda aflatoksin B1 bulunmuÅŸtur. Aspergillus glaucus su aktivitesi 0,85’den düşük olan biltong’larda uzun sürede aflatoksin oluÅŸturabilir (Göktan, 1990).

Mikotoksin ete, diÄŸer hayvansal ürünlerinde olduÄŸu gibi hayvan yemlerinden taşınır. Etin küflenmesi her zaman mikotoksin oluÅŸumunda rol oynamaz. Fermente sucuk gibi uzun sürede olgunlaÅŸtırılan ürünlerde istenmeyen küflerin geliÅŸmesine sık sık rastlanmaktadır. Aflatoksin fermente sucukta olgunlaÅŸma döneminin ilk haftasında meydana gelmektedir. A. flavus daha çok baharatlarda bulunur ve et ürünlerine baharatlar yoluyla taşınır. Bu arada et ürünlerinde A. flavus dışında, A.parasiticus’da aflatoksin oluÅŸturabilmektedir (Evren, 1999).

6. TOKSİNDEN ARINDIRMA YÖNTEMLERİ

Herhangi bir gıda maddesinde bulanabilen aflatoksinlerin giderilmesi için fiziksel ,kimyasal ve biyolojik yöntemler araştırılmıştır (Evren, 1999)

6.1. Fiziksel Yöntemler

Aflatoksinlerin sıcaklıkla inaktive edilmesi için yüksek dereceler gerekir ve pratikte sıcaklık ile aflatoksin inaktivasyonu mümkün olmamaktadır. ÖrneÄŸin; yerfıstığı ununda B1 aflatoksinini %80 ve B2 aflatoksinini % 60 oranında inaktive etmek için 150°C’de 30 dk.’lık bir iÅŸlem gerekmektedir. Aflatoksinlerin normal piÅŸirme iÅŸlemlerine dayanıklı oldukları bildirilmektedir. Ultraviyole ışınları uygulaması, bu ışınların nüfuz gücünün az olması nedeniyle birçok gıda da aflatoksin inaktivasyonun da baÅŸarısızlıkla sonuçlanmıştır, ancak özellikle ince bir tabaka halindeki süte ultraviyole ışınlarının uygulanması inaktivasyonda olumlu sonuç vermektedir. Kontrolde özellikle yaÄŸlı tohumlar baÅŸta olmak üzere bitkisel ürünlerin A.flavus ile bulaÅŸmasının önlenmesi ve bu ürünlerin uygun koÅŸullar altında hasat edilerek depolanması önemlidir (Ünlütürk ve TurantaÅŸ 1998). Kırma ve öğütmeye tabi tutulan mısır örneklerinde aflatoksinlerin büyük kısmının ruÅŸeym ve kabuk kısmında kaldığı, kırma ve unda ise sadece %7-10 arasında aflatoksin bulunduÄŸu saptanmıştır. Özellikle yerfıstığı, antepfıstığı gibi iri taneli ürünlere uygulanan fiziksel ayırım, bozuk olan koyu renkli tanelerin el il veya “elektronik göz” adı verilen fotoelektrik hücrelerden geçirilerek ayrılması ÅŸeklinde yapılabilir. Mısır gibi küçük taneli ürünlerde fiziksel ayırım mümkün olmamaktadır. Bu tür ürünlerde kuru temizleme, yaÅŸ temizleme yoÄŸunluÄŸuna göre ayırım yöntemleri uygulanabilir (Evren, 1999).

6.2. Kimyasal Yöntemler

Kimyasal olarak inaktive edicilere örnek olarak pek çok kimyasal madde denenmiş ve asitler,alkaliler,aldehitler,oksitleyiciler, Cl2, SO2, O3, NH3 gibi gazlar; peroksit, osmiyum tetroksit, NaCl, KmnO4, H2O2 verilebilir. Kimyasal inaktivasyonda üründe kalabilecek sağlığa zararlı reaksiyon ürünlerinin kontrolü gerekmektedir. Ayrıca gıdanın besin değeri korunmalı, koku,tat, renk, doku özellikleri tüketici tarafından kabul edilebilir olmalıdır. Yapılan denemelerde yerfıstığında H2O2, yağı tohumlarda ve hindistan cevizinde Ca(OH)2 , pamuk çiğitinde NH3 aflatoksin detoksifikasyonu için kullanılmıştır (Evren, 1999). Aflatoksin inaktivasyonu için NH3 uygulaması (%0,5-2 amonyak gazı) mısırda başarılı sonuçlar vermiştir, ancak bu işlemlerden sonra mısırın kahverengiye dönüşmesi yüzünden, bu işlem daha çok hayvan yemi olarak kullanılacak ürünlere uygulanmaktadır. Sülfit ve bisülfit mısırda ren değişimine nede olmamakla birlikte detoksifikasyonda amonyak kadar etkili olmamaktadır. Detoksifikasyon sonrası oluşabilen yan ürünlerin sağlık üzerindeki etkileri tam olarak bilinmemektedir (Ünlütürk ve Turantaş 1998).

Bununla beraber, M1 toksinin inaktivasyonunda H2O2 ‘nin ışıkla birlikte uygulanmasının daha etkili olduÄŸu bildirilmektedir (Ünlütürk ve TurantaÅŸ 1998).

6.3. Biyolojik Yöntemler

Bin kadar mikroorganizma ( maya,küf,bakteri v.b.) taranarak aflatoksinler üzerinde etkisi araştırılmıştır. Buna göre Flavobacterium auranticum sıvı ortamda aflatoksinleri yok etmiştir. Bu konuda çalışmalar sürmektedir. Aslıda aflatoksini ortamdan uzaklaştırması apsorbe etmesiyle gerçekleştirilmekte, fakat bu bakteri hücrelerinin ölümü ile apsorbe edilen toksinin yeniden serbest kalması önemli bir sorun teşkil etmektedir (Evren, 1999).

Literatür

Evren, M., 1999. Aflatoksinlerin etki şekilleri, gıdalarda bulunma durumları ve önleme çareleri, O.M.Ü. Ziraat Fakültesi Dergisi cilt:14 Sayı:2 , Samsun.

Evren, M., 1997. Samsun Piyasasında Satışa Sunulan Değişik Besinlerde Bozulma Etkeni Olan Küfler Üzerinde Araştırmalar, Ondokuz Mayıs Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Gıda Mühendisliği Anabilim Dalı Doktora Tezi, Samsun

. Erdem, H, Özen, N., 1990. Aflatoksinlerin İnsan ve Hayvan Sağlığı Açısından Önemi, O.M.Ü. Ziraat fakültesi Dergisi, Cilt:5, Sayı:1-2, Samsun.

Ünlütürk, A., Turantaş, F. 1998. Gıda Mikrobiyolojisi. Ege Üniversitesi Yayınları,1.Baskı , İzmir

Demirci, M.,2000. Süt Mikrobiyolojisi ve Katkı Maddeleri,VI. Süt ve Süt ürünleri Sempozyumu Tebliğler Kitabı, Tekirdağ

Baysal, A., 1999. Beslenme, Hacettepe Üniversitesi Sağlık Teknolojisi Yüksekokulu Beslenme ve Diyetetik Bölümü Ders Kitabı, 8. Baskı,Ankara.

Göktan, D., 1990. Gıdaların Mikrobiyal Ekolojisi, Et Mikrobiyolojisi, Ege Üniversitesi Basımevi, Bornova-İZMİR.

Talay, M., 1997. Ekmek Bilimi ve Teknolojisi, 1. Baskı, İstanbul.

Sencer, E., 1991. Beslenme ve Diyet, İstanbul Üniversitesi, 1.Baskı, İstanbul

Su

Salı, 06 Kasım 2007

SU

Hayatta kalma mücadelesinde su kadar önemli başka bir şey yoktur. Vücudumuzun % 70 sudur. Bir insan düzenli ve minimum miktarda su almaz ise, o insanın hızlı ve verimli olmasını bekleyemezsiniz. Bir insanın iklime, doğadaki aktivitesine ve ortam ısısına bağlı olarak minimum hergün 2.5 lt su içmesi gerekmektedir. İçtiğimiz su dışkı, idrar, vücuttan ve akciğerlerden çıkan nem sonucu kaybedilmektedir. Bu miktar her gün tekrar tamamlanmak zorundadır. Yemek yemeden bitkin vaziyette 30 gün dayanabilirsiniz ama su içmeden (bu süre ortama bağlı olarak) 7- 10 gün dayanabilirsiniz. Bu süre sonunda ölüm kaçınılmazdır. Aşağıda sıralanan önerileri su temin edinceye kadar (vücudumuzda mevcut suyu korumak için) uygulamalısınız.

1- Su kaybını önlemek ve güneşten yanmamak için vücut derimizi örtmemiz gerekmektedir.

2- Günün en sıcak saatlerinde aşırı çalışmadan kaçının.Yürümeniz zorunlu ise bunu acele etmeden yapın.

3- Suyunuz yoksa yemek yemeyin. Konuşarak ağzınızın ve boğazınızın kurumasına neden olacağınızdan bundan sakının.

4- Mevcut suyunuzu akşam serinliğinde veya gece küçük yudumlarla için.

5- Çevrenizde deniz suyu veya içilmez su varsa elbiselerinizi ıslatın. Bu işlem sizi serin tutar ve terlemenizi engeller.

6- Alkol ve sigara içmeyiniz.

İÇME SUYUNUN NİTELİKLERİ

- Su; kokusuz, renksiz, berrak ve içimi hoş olmalıdır.

- Sularda fenoller, yağlar gibi suya kötü koku ve tat veren maddeler bulunmamalıdır.

- Su tortusuz ve renksiz olmalıdır. - Su; hastalık yapan mikroorganizma ihtiva ermemelidir.

- Suda bulunan vibrio cholera, salmonella typhi, hepatit virüsü gibi mikroorganizmalar sudan

geçerek hastalığa sebep olurlar. İçme sularının kesinlikle bakteriyolojik kirlilik taşımaması gerekir. - Suda saÄŸlığa zararlı kimyasal maddeler bulunmamalıdır. Bazı kimyasal maddeler zehirli etki yapabilir. Arsenik, kadmiyum, krom, kurÅŸun, civa gibi… Bunun yanında baryum, nitrat, florür, radyoaktif maddeler, amonyum, klorür gibi maddeler sınır deÄŸerlerinin üzerinde saÄŸlığa olumsuz etkileri olan maddelerdir. Aynı zamanda bazıları suya kirli suların karıştığının göstergesidir. - Sular kullanma maksatlarına uygun olmalıdır.

- İçme suyu ve sanayide, kullanma sularında demir, manganez ve sertlik değerleri önemlilik arzeder. - Sular agresif olmalıdır.

- Suların agresifliği, serbest karbondioksit ( CO2 ) ile bikarbonat ( HCO3-) iyonunun dengede

olmasından ileri gelir. Suların agresifliği boruların korozyonuna sebebiyet verir. Ayrıca boruların aşınması halinde borudan ayrılan elementler su kalitesinin bozulmasına sebep olur.

VÜCUTTA SUYUN ROLÜ

- Sıcaklığın düzenlenmesinde çok önemli bir rol oynar.

- Derinin nemlenmesinde, toksinlerin atılmasında ve vücudun temizlenmesinde temel bir görev üstlenir.

- Böbreklerin çalışmasını kolaylaştırır.

- Çözücü rolüyle vitaminleri ve mineralleri hem taşır, hem de vücutta çözülmesini sağlar.

- Kayganlaştırıcı bir madde olması nedeniyle birçok organın gerektiği gibi çalışmasını sağlar.

Bir insanın çeşitli ısı derecelerindeki su ihtiyacı ve dayanma süreleri grafiği

Suda bulunan başlıca maddeler ve kaynakları


Destekliyoruz arkadas - arkadas - oyun oyna - oyun - en güzel oyunlar jinekolog - kadin dogum doktoru kadin dogum uzmani jinekolog - kadýn doðum doktoru kadýn doðum uzmaný