‘Gemi’ Kategorisi için ArÅŸiv

Uluslar Arası Örgütlerin Kısaltmaları

Salı, 06 Kasım 2007

ULUSLAR ARASI ÖRGÜTLERİN KISALTMALARI

AB: bkz. Avrupa BirliÄŸi

Abu Dhabi Fonu (Abu Dhabi Fund for Arab Economic Development)

ACP Ülkeleri (African, Caribbean and Pasific Countries)

AET: bkz. Avrupa Ekonomik TopluluÄŸu

Afrika Birliği Örgütü (Organization of African Unity-OAU)

Afrika İktisat Komisyonu (Economic Commission for Africa)

Afrika Kalkınma Bankası (African Development Bank-AFDB)

AGİK: bkz. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı

AGİT: bkz. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı

Altı’lar (Group of 6)

Amazon Paktı (Amazon Pact)

Amerikan Devletleri Örgütü (Organization of American States)

Amnesty International: bkz. Uluslararası Af Örgütü

Andean Paktı (Andean Pact)

Anti-Komintern Paktı (Anti Comintern Pact)

Anzus Paktı (Anzus Pact)

APEC bkz: Asya Fasifik Ekonomik İşbirliği

Arap BirliÄŸi (Arab League)

Arap Devletleri BirliÄŸi: bkz. Arap BirliÄŸi

Arap Ortak Pazarı (Arab Common Market)

ASEAN: bkz. Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği

Asya Kalkınma Bankası (Asian Development Bank)

Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (Asian Pasific Economic Cooperation-APEC)

AT: bkz. Avrupa BirliÄŸi

Avrupa Atom Enerjisi TopluluÄŸu (European Atonomic Energy Community-EURATOM)

Avrupa BirliÄŸi (European Union)

Avrupa Ekonomik Alanı (European Economic Area)

Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü (Organization for European Economic Cooperation-OEEC)

Avrupa Ekonomik TopluluÄŸu (European Economic Community)

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) (Organization on Security and Cooperation in Europe-OSCE)

Avrupa Hava Taşımacılığı Güvenlik Örgütü (European Organization for Safety of Air Naviation-Eurocontrol)

Avrupa İnsan Hakları Divanı

Avrupa İnsan Hakları Komisyonu

Avrupa Konseyi (Council of Europe)

Avrupa Kömür ve Çelik Birliği (European Coal and Steel Community-ECSC)

Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü (European Organization for Nuclear Research-CERN)

Avrupa Para Fonu (European Monetary Fund-EMF)

Avrupa Parasal İşbirliği Fonu: bkz. Avrupa Para Fonu

Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi (European Free Trade Association-EFTA)

Avrupa Sosyal Fonu (European Social Fund)

Avrupa Tarımsal Yönlendirme ve Garanti Fonu (European Agricultural Guidance and Guarantee Fund-EAGGF)

Avrupa Uzay Ajansı (European Space Agency-ESA)

Avrupa Yatırım Bankası (European Investment Bank-EIB)

Avrupa Yayın Birliği (European Broadcasting Union-EBU)

BAB: bkz. Batı Avrupa Birliği

Batı Afrika Ekonomik Topluluğu (Economic Community of West African States-ECOWAS)

Batı Avrupa Birliği (BAB) (Western European Union-WEU)

İKİNCİ BÖLÜM

Benelux Ekonomik BirliÄŸi (Benelux Economic Union)

Birleşmiş Milletler Örgütü (United Nations Organization-UNO)

BM: bkz. Birleşmiş Milletler Örgütü

BM Çevre Programı (United Nations Enviroment Programme)

BM Çocuk Fonu (United Nations Children’s Fund-UNICEF)

BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization-UNESCO)

BM Kapital GeliÅŸtirme Fonu (United Nations Capital Development Fund) UNCDF

BM Sınai Gelişme Örgütü (United Nations Industrial Development Organization-UNIDO)

BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı (United Nations Conferenceon Trade and Development-UNCTAD)

BM Yardım ve Rehabilitasyon İdaresi (United Nations Relief and Rehabilitation Administration-UNRRA)

BoÄŸazlar Komisyonu

Britanya Uluslar TopluluÄŸu (British Commonwealth)

CENTO: bkz. Merkezi Andlaşma Örgütü

CIA: bkz. Merkezi Haberalma Örgütü

COMECON: bkz. Karşılıklı Ekonomik Yardım Konseyi

Commonwealth: bkz. İngiliz Uluslar Topluluğu

Çelik Pakt (Patto D’Acciaio)

Dünya Bankası (International Bank for Reconstruction and Development-World Bank)

Dünya Bankası Grubu (The World Bank Group)

Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu (World Federation of Trade Unions-WFTU)

Dünya Meteoroloji Örgütü (World Meteorological Organization-WMO)

Dünya Posta Birliği (Universal Postal Union-UPU)

Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization-WHO)

Dünya Ticaret Örgütü (World Trade Organization-WTO)

EC: bkz. Avrupa BirliÄŸi

ECO: bkz. Ekonomik İşbirliği Konseyi

ECOWAS: bkz. Batı Afrika Ekonomik Topluluğu

EFTA: bkz. Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (Economic Cooperation Organization-ECO)

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (Organization for Economic Cooperation and Development-OECD)

EOKA (Ethniki Organosis Kyprion Agoniston)

Etniki Eteriya (Etniki Hetaireira)

EU: bkz. Avrupa BirliÄŸi

EURATOM: bkz. Avrupa Atom Enerjisi TopluluÄŸu

FAO: bkz. Gıda ve Tarım Örgütü

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) (Palestine Liberation Organization-PLO)

FKÖ: bkz. Filistin Kurtuluş Örgütü

GATT: bkz. Dünya Ticaret Örgütü

Gıda ve Tarım Örgütü (Food and Agricultural Organization-FAO)

Güneybatı Afrika Halk Örgütü (Southwest African People’s Organization of Nambia-SWAPO)

Güneydoğu Asya Antlaşması Örgütü (Southeast Asia Treaty Organization-SEATO)

Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (Association of Southeast Asian Nations-ASEAN)

Hınçak Komitesi

Hükümetdışı Örgütler (non-governmental organizations-NGO)

Hükümetlerarası Göç Komitesi (Intergovernmental Committee for Migration-ICM)

IBRD: bkz. Dünya Bankası

ICAO: bkz. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü

ILO: bkz. Uluslararası Çalışma Örgütü

IMF: bkz. Uluslararası Para Fonu

Interpol: bkz. Uluslararası Kriminal Polis Örgütü

IRA: bkz. İrlanda Cumhuriyet Ordusu

İrlanda Cumhuriyet Ordusu (Irish Republican Army-IRA)

İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) (Islamic Conference Organization-ICO)

ITO: bkz. Uluslararası Ticaret Örgütü

Kalkınma İçin Bölgesel İşbirliği (Regional Cooperation for Development-RCD)

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Bölgesi (KEİB)

Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı (Caribbean Community and Common Market-CARICOM)

Karışmazlık Komitesi, 1936-1939

Karşılıklı Ekonomik Yardım Konseyi (Council For Mutual Economic Assistance-COMECON/CMEA)

KEİB: bkz. Latin Amerika Serbest Mübadele Birliği

Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi (Gulf Cooperation Council-GCC)

Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesi (North America Free Trade Association-NAFTA)

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (North Atlantic Treaty Organization-NATO)

LAFTA: bkz. Latin Amerika Serbest Mübadele Birliği

Latin Amerika Entegrasyonu BirliÄŸi (Latin American Integration Association-LAIA)

Latin Amerika Nükleer Silahları Yasaklama Ajansı (Organismo Para la Prascripcion de las Armas Nucleares en la Americana Latine-OPANAL)

Latin Amerika Serbest Mübadele Birliği (Latin American Free Trade Association-LAFTA)

Merkezi Afrika Ekonomik ve Gümrük Birliği (Central African Customs and Economic Union-UDEAC)

Merkezi Amerika Devletleri Örgütü (Organization de Estados Centromericanos-ODECA)

Merkezi Amerika Ortak Pazarı (Central American Common Market)

Merkezi Antlaşma Örgütü (Central Treaty Organization-CENTO)

Merkezi Haberalma Örgütü (Central ıntelligence Agency-CIA)

Milletler Cemiyeti (League of Nations)

Müslüman Kardeşler (İhvan-ül Müslimin, Muslim Brothers)

NAFTA: bkz. Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesi

NATO: bkz. Kuzey Atlantik Andlaşması Örgütü

NGO: bkz. Hükümetdışı Örgütler

Nordik TopluluÄŸu (Nordic Community)

OECD: bkz. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü

OEEC: bkz. Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü

On’lar Grubu (Group of 10)

OPEC: bkz. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü

Paris Kulübü: bkz. On’lar Grubu

Parlamentolararası Birlik (Inter Parliamentary Union)

Pentagonale

Petrol İhracatçısı Arap Ülkeleri Örgütü (Organization of Arab Petroleum Exporting Countries-OAPEC)

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (Organization of Petroleum Exporting Countries-OPEC)

PLO: bkz. Filistin Kurtuluş Örgütü

RCD: bkz. Kalkınma İçin Bölgesel İşbirliği

Sadabat Paktı

Sosyalist Enternasyonel

Taşnaksütyun (Dasnaktsutyun)

Uluslararası Adalet Divanı (International Court of Justice)

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International)

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (International Atomic Energy Agency-IAEA)

Uluslararası Çalışma Teşkilatı (International Labour Organization-ILO)

Uluslararası Denizcilik Örgütü (International Maritime Orgazation-IMO)

Uluslararası Ekonomik İşbirliği Bankası (International Bank for Economic Cooperation)

Uluslararası Enerji Ajansı (International Energy Agency)

Uluslararası Finans Korporasyonu (International Finance Corporation-IFC)

Uluslararası Hür İşçi Konfederasyonları (International Confederation of Free Trade Unions)

Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası: bkz. Dünya Bankası

Uluslararası Kalkınma Birliği (International Development Association-IDA)

Uluslararası Kriminal Polis Örgütü (International Criminal Police Organization-Interpol)

Uluslararası Olimpiyat Komitesi (International Olympic Committee-IOC)

Uluslararası Ödemeler Bankası (Bank for International Settlement-BIS)

Uluslararası Örgütler (International organizations)

Uluslararası Para Fonu (International Monetary Fund-IMF)

Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (International Civil Aviation Organization-ICAO)

Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (International Telecommunication Union)

Uluslararası Ticaret Örgütü (International Trade Organization-ITO)

Uluslarüstü Örgütler (Supranational organizations)

UN: bkz. Birleşmiş Milletler Örgütü

UNCTAD: bkz. BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı

UNESCO: bkz. BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü

UNICEF: bkz. BM Çocuk Fonu

Üç’ler Grubu (The Threes, Group of 3)

Varşova Paktı (Warsaw Treaty Organization)

WHO: bkz. Dünya Sağlık Örgütü

WTO: bkz. Dünya Ticaret Örgütü

Yedi’ler Grubu (Groub of 7)

YetmiÅŸyedi’ler Grubu: bkz. BirleÅŸmiÅŸ Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı

Yirmidört’ler Grubu (Group of 24)

Yapı Çeliklerinin Kaynağı

Salı, 06 Kasım 2007

Yapı Çeliklerinin Kaynağı

Kaynak : Aynı veya benzer alaşımlı metallerin ısı tesiri altında birbirlerine birleştirilmesi işlemi olan kaynak, yapılarda, 20. yüzyılın başından itibaren kullanılmaya başlanmıştır.İlk defa yüksek yapılarda, sonra gemi inşaatında, sonra da köprülerde kullanılan kaynak, bugün bütün çelik inşaat ve imalat sanayiinin başlıca birleştirme aracı durumuna gelmiştir. Kaynak metodları ile birlikte çelik yapıda önemli gelişmeler meydana gelmiştir. Her ikisi de çözülemeyen birleşim olan perçinli ve kaynaklı birleşimi mukayese edecek olursak durumun kaynak lehine olduğunu görürüz. Şöyle ki :

1-) Kaynaklı birleşimle çelik yapıda önemli ölçüde çelik tasarrufu sağlanır.

2-) Kaynaklı birleşimin yapılması daha kolaydır ve daha az zaman alır.

3-) Kaynaklı birleşim daha rijittir.

4-)Kaynak mukavemeti ana malzemenin mukavemetine eriÅŸebilmektedir.

Bu sebeplerle kaynaklı birleşimler çelik yapılarda çok yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Kaynak yaparken metaller ya ergime dercesine kadar ısıtılarak sıvı kıvama getirilir veya kızıl dereceye kadar ısıtılarak plastik kıvama getirilir ve buna göre de kaynak yapma metodları Ergitme Kaynağı ve Basınç Kaynağı metodları diye ikiye ayrılır.

1-) Ergitme Kaynağı Metodları : BirleÅŸtirilecek metallerin kaynaklanacak kısımları uç uca veya yanyana getirildikten sonra 3000 0C – 5000 0C kadar ısıtılarak ergitilir.Bu esnada ilave bir metal olarak kullanılan kaynak teli veya elektrodun da ergimesi ile parçalar arasındaki boÅŸluk veya köşe dolar, soÄŸuma sonunda da birleÅŸim saÄŸlanmış olur. Burada kullanılan ısı kaynağının cinsine baÄŸlı olarak ergitme kaynağı metodlarını Gaz Ergitme Kaynağı ve Elektrik Kaynağı diye iki kısma ayırabiliriz.

1.1-) Gaz Ergitme Kaynağı : İnşaat mühendisliğinde önemsiz şantiye işlerinde ve yapıların tesisat işlerinde kullanılan bu metodda ısı kaynağı olarak asetilen gazı veya propan gazı kullanılır.

Bilindiği gibi asetilen gazı karpit ve sudan elde edilir. Bu gazın oksijenin yardımı ile yanması sonunda da kaynak için gerekli ısı sağlanmış olur. Asetilen gazı ya karpit kazanlarından veya asetilen tüplerinden; oksijen ise 150 atmosfere kadar basınçlı çelik tüplerden sağlanır. Asetilen ve oksijen tüplerine takılan redüksiyon ventilleri ile basınçları ayarlanan; yanıcı gaz olan oksijende diğer bir lastik boru ile şalümonun içinde karışarak dışarı çıkar ve bu karışımın yakılması sonucu 3000 0 lik ısı elde edilir. Bu ısının kaynaklanacak metal kenarları ile kaynak telini ergitmesi ile de kaynak dikişinin çekilmesi sağlanır.

Son zamanlarda gaz kaynağında propan gazı daha fazla kullanılır hale gelmiştir. Bu gazın verdiği ısı asetilen gazının verdiği ısıya nazaran daha yüksek, bunu takiben de yanma için gerekli oksijen miktarı, asetilenin yanması için gerekli olanın iki mislidir. Propan gazı serbest piyasada satılan tüplerden elde edilir.

Gaz kaynağında ısınma bölgesinin geniş olması, kaynaklanan parçalarda büyük çarpılmalar meydana getirdiğinden kaynaklı çelik yapılarda kullanılmaz. Ancak küçük şantiyelerde önemsiz kaynak dikişlerinin çekiminde kullanılabilir.

1.2-)Elektrik Kaynağı : Elektrik akımının (-) ve (+) uçlarının birbirine yeter derecede yaklaştırılması ile elektrik enerjisi bir ark şeklinde ısı enerjisine dönüşür ve 5000 0 C lik bir ısı elde edilir. İşte elektrik akımının bu özelliklerinden yararlanılarak yapılan kaynağa Elektrik Kaynağı diyoruz.

Elektrik kaynağının yapılmasında kullanılan metodlardan bugün en çok kullanılan Slavianoff metodudur (1892). Bu metodda kaynakçı ustası saÄŸ eliyle kaynakçı maÅŸasını tutar. Bu maÅŸanın ucunda (Åžekil – 01) kaynak makinesinin (-) kutbuna baÄŸlı olan elektrod vardır. Makinenin (+) kutbu da baÄŸlantı maÅŸası yardımı ile kaynaklanacak bölgeye yaklaÅŸtırılması sonucunda meydana gelen arkın doÄŸurduÄŸu ısı ile bir taraftan kaynaklanacak parçaların kenarları erirken, diÄŸer taraftan da ergiye elektrodun usunda meydana gelen metal damlaları parçalar arasındaki boÅŸluÄŸu doldurur, böylece de kaynak kordonu oluÅŸmuÅŸ olur. Ergiyen elektrod damlalarının kaynak aÄŸzı dediÄŸimiz boÅŸluÄŸu doldurmasına (-) kutuptan (+) kutba doÄŸru olan elektron akımının büyük yardımı olur.

Kaynak yapılırken meydana gelen zararlı ışınlardan gözlerin, serpintilerden de yüzün korunması gerekir. Bu bakımdan gaz kaynağı yapan usta iki eli ile de meşgul olduğundan kaynakçı gözlüğü kullanarak gözlerini, elektrik kaynağı yapan usta da serbest olan sağ eli ile kaynakçı maskesini tutarak gözleri ve yüzünü korur.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.jpg[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.jpg[/IMG]

Åžekil - 01

2-) Kaynak Makineleri : Elektrik kaynağında kullanılan akım13 – 60 Volt ve 60 – 600 Amper ÅŸiddetinde olmalıdır. Her zaman ve her yerde bu özelliklere sahip bir ÅŸebeke cereyanı bulmak mümkün olmadığından kaynak makineleri kullanılarak kaynaÄŸa elveriÅŸli cereyan saÄŸlanır. Bu maksatta kullanılan kaynak makineleri ÅŸunlardır :

2.1-) Kaynak Jeneratörleri : Şebekeden alınan alternatif akımla çalışan motorun verdiği güçle kaynağa elverişli doğru akım veren bir jeneratördür.

2.2-) Kaynak Transformatörleri : Alternatif şebeke cereyanından, yine alternatif, fakat kaynağa elverişli voltaj ve şiddette akım elde etmekte kullanılır.

2.3-) Kaynak redrösörleri : Şebekede mevcut alternatif cereyandan kaynağa elverişli doğru akım elde etmekte kullanılan makinalardır.

3-) Elektrodlar : Gaz kaynağında kaynaklanan malzemeye uygun alaşımda bir kaynak çubuğu veya kaynak teli kullanılır. Elektrik kaynağında ise yine kaynaklanacak malzemeye uygun alaşımda, içerisinden elektrik akımı geçebilen, dış kısmı sıva denen malzeme ile kaplı elektrodlar kullanılır. Sıva malzemesinin içerisinde mangan, silis, nikel gibi kaynağın kalitesini iyileştirici elemanlar bulunur. Sıvalı elektrodlar genel olarak çıplak elektrod tellerinin sıva banyolarına daldırılması sureti ile imal edilirler. Bu daldırma işleminin tekrarlanma sayısı arttıkça sıva tabakası da kalınlaşır. Buna göre de elektrodları çıplak elektrodlar, ince sıvalı elektrodlar ve kalın sıvalı elektrodlar diye üç kısma ayırabiliriz.

3.1-) Çıplak Elektrodlar : Bu elektrodlarla yapılan kaynak kordonlarının mukavemeti, kaynak bölgesi havanın oksijen ve azotunu kaptığından ayrıca da çabuk soğuduğundan, düşük olur. Bu bakından ancak önemsiz tesbit dikişlerinde doğru akımla kullanılır. Çıplak elektrodların üzeri bazen bakır ve nikelle kaplanır.

3.2-) İnce Sıvalı Elektrodlar : Sıva tabakası kalınlığı elektrod çapının % 20 si kadar olan bu elektrodlar, yorulma ve darbe mukavemetlerinin yüksek olması gereken kısımlarında kullanılmamalıdırlar.

3.3-) Kalın Sıvalı Elektrodlar : Sıva tabakası kalınlığı elektrod çapının % 20 - % 70 i kadar olan, mantolu elektrodlarda denilen ve bugün çelik yapılarda en çok kullanılan elektrodlardır.

Elektrodlar üzerindeki sıvanın kaynağa sağladığı faydalar şunlardır:

1-) Elektrik akımını daha stabil hale getirir.

2-) Sıva malzemesinin yanmasında meydana gelen koruyucu gazlar havayı kaynak bölgesinden uzaklaştırmak suretiyle kaynağı havanın oksijen ve azotunun zararlı tesirlerinden korur.

3-) Kaynak dikişi üzerinde bir curuf tabakası teşkil ederek ergimiş malzemenin çabuk soğumasını, dolayısiyle de dikiş içerisinde gaz habbeciklerinin kalmasını önler.

4-) Ergimiş haldeki kaynak malzemesi ile curuf tabakası malzemesi arasında meydana gelen kimyasal reaksiyonlarla kaynak dikişinin özelliklerini iyileştirir.

4-) Basınç Kaynağı Metodları : İnşaat mühendisliğinde yalnız hafif çelik yapılarda kullanılan direnç kaynağı ile daha çok çelik boru imalinde kullanılan su gazı kaynağı ve çok eskiden beri demircilerin kullandığı ateş kaynağı başlıca basınç kaynağı metodlarıdır.

4.1-) Direnç Kaynağı : Elektrik akımının elektrodlar arasında karşılaştığı direnç sonucu meydana gelen ısı enerjisinden istifade edilerek yapılan kaynak şeklidir. Yapılacak kaynağın şekline göre Nokta Kaynağı ve Kordon Kaynağı diye ikiye ayrılır.

4.1.1-) Nokta Kaynağı : Åžekil – 02 de görüldüğü gibi ince levhalar kaynak makinasının uçları kesik koni tarzındaki bakır elektrodları arasına konur. Elektrik akımının, elektrod uçları arasında bulunan levhalar dolayısıyle, ısı enerjisine dönüşmesi neticesinde, uçlar arasında kalan kısım kızıl dereceye kadar ısınır. Elektrodların tatbik ettikleri basınç kuvvetiyle de ince levhalar (saçlar) dairesel bir bölgede kaynaklanmış olur.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.jpg[/IMG] Åžekil – 02 Åžekil - 03

4.1.2-) Kordon Kaynağı : Åžekil – 03 deki gibi tekerlek elektrodlar kullanılırsa kordon ÅŸeklinde bir kaynak dikiÅŸi elde edilir.

5-) Kaynak Dikişleri : Çelik yapıların inşaatında kullanılan başlıca metod olan ergitme kaynağında köşe dikiş kaynağı ve küt dikiş kaynağı diye iki dikiş şekli vardır.

5.1-) Köşe DikiÅŸ Kaynağı :Åžekil – 04 de görüldüğü iki çelik elemanın birbirine dik veya en az 60 0 teÅŸkil eden yüzeyleri arasındaki köşelere çekilen dikiÅŸlere köşe kaynağı dikiÅŸleri denir. Bu dikiÅŸlere, dikiÅŸin yapıldığı yere baÄŸlı olarak alın dikiÅŸ kaynağı, yan dikiÅŸ kaynağı ve boyun dikiÅŸ kaynağı adları verilir. Köşe dikiÅŸ kaynaklarında tatbik edilen dikiÅŸ ÅŸekilleri Åžekil – 05 de veril miÅŸtir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG] Åžekil – 04 [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.jpg[/IMG] Åžekil – 05

5.2-) Küt DikiÅŸ Kaynağı : Aynı düzlemde bulunan iki levhanın kaynaklanacak kenarlarının yan yana getirilip kaynaklanması suretiyle elde edilen dikiÅŸlere küt dikiÅŸ kaynağı denir. Bu dikiÅŸler kaynaklanacak elemanların kalınlığına baÄŸlı olarak açılacak dikiÅŸ aÄŸzı ÅŸekline göre (Åžekil – 06) ÅŸu isimleri alırlar:

a : I dikiÅŸi 2 – 5 mm kalınlığında levhalarda kullanılır.

b : V dikiÅŸi 6 – 20 mm kalınlığında levhalarda kullanılır

c : X dikiÅŸi 14 – 40 mm kalınlığında levhalarda kullanılır

d : U dikişi 20 mm den kalın levhalarda kullanılır

e : Çift U dikişi 30 mm den kalın levhalarda kullanılır

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.jpg[/IMG] Åžekil – 06 I, V, Y, U dikiÅŸleri bir taraftan çekilebilir.DiÄŸer tarafta kalan kaynak kökünün kazınması (kalemle, taÅŸlamayla, planyalamayla) ve yeniden kaynaklanması gerekir. Kaynak dikiÅŸinin kök kısmının altına örneÄŸin oluklu bir bakır ray yerleÅŸtirmek suretiyle bu kısmın mıntazam olması saÄŸlanır.

X dikişlerinin iki taraftan çekilmesi gerekir. Dikişin yarısı çekildikten sonra, parçalar çevrilip diğer yarısı çekilir.

I, V, Y, U, X dikiÅŸ ÅŸekillerinden baÅŸka küt kaynak dikiÅŸleri de bahis konusu olabilir.Bunlar K dikiÅŸi ile yarım V dikiÅŸleridir (Åžekil – 07).Bu dikiÅŸlerin özelliÄŸi, sadece bir parçanın kenarının iÅŸlenmesinin yeterli olması ve birbirine dik iki levhanın birleÅŸimine de olanak vermesidir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image007.jpg[/IMG] Åžekil – 07 [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image008.jpg[/IMG]

Matematik

Salı, 06 Kasım 2007

MATEMATİK

Matematik nedir?

Matematiğin amacı; insanların doğuştan getirdiği düşünme kabiliyetini geliştirmektir. Bu gelişmeyi sağlamak için, bizlere bir kısım bilgiler kazandırarak karşılaşacağımız olay ve problemlerde inceleme, araştırma ve karşılaştırmalar yaptırarak, düzenli ve dikkatli olmamızı, mantıklı düşünmemizi ve her konuda doğruyu bulmamızı sağlar. Problemleri çözerken değişik bağlantıları bulmak insana heyecan verir. Böylece insanda yeni şeyler bulma arzusu doğar. Bütün bilimlerin doğması ve gelişmesi insandaki bu arzudan doğmuş bu da matematik yardımıyla olmuştur. Bu sebeple bütün bilim dallarında matematikten yararlanılır. Matematik nitelikleri değil nicelikleri konu edinir, fakat niteliği bulunan herşeyin sayılabilir ve ölçülebilir olması, matematiğin fen bilimleri ve teknolojinin yanında değil sosyal bilimlerde de vazgeçilmez olmasını sağlamıştır. Bu yüzden matematik her öğrencinin öğrenmesi gereken bir bilimdir.

Matematiği niçin öğreniyoruz?

Ezberciliğe dayalı bilgi aktarımının esas alındığı geleneksel eğitim, günümüzde çocukların zihnini körelten bir mekanizma haline gelmiştir. Okulun asli görevi, çocuklara nasıl öğrenileceğini öğretmektir. Bugün okullarda yeni bilgi ile mevcut bilgiyi bütünleştirerek anlama, sentez yapabilme, bilgileri yorumlayabilme gibi beceriler değil; bilgiyi kitaptaki gibi öğrenme ve ezberleme gibi etkinliklere yer verilmektedir. Bunun sonucu olarak öğrencilerimizin çoğunluğu matematiğin gerçek manasını anlayamamakta ve "matematiği niçin öğreniyoruz?", "bu dersin bana faydası nedir?", günlük hayatta uygulaması nasıl oluyor?" gibi ifadeler kullanmaktadırlar.

İnsanlığın gelişmesine paralel olarak bilimde ve teknikte hızlı ilerlemeler olmuştur. Zamanla gelişen ticaret ilişkileri sonucu para, ölçü, zaman, alan, hacim vb. gibi kavramlar ortaya çıkmıştır. Fizik, kimya, biyoloji, mühendislik, astronomi, ekonomi ve psikoloji gibi bütün bilim dalları esaslarını geliştirmek ve sonuçlandırmak için matematiğin temel kurallarına uymak zorundadırlar. Bilim adamları, binlerce bilgiyi küçük bir bilgisayara programlama ve istenildiğinde bilgilere anında ulaşmada matematiğin gücünden faydalanırlar. İnsanlar günlük hayatlarında ihtiyaçlarını karşılarken matematik ve öteki bilimlerden faydalanırlar. Matematik bilimi insanda sistemli ve doğru düşünme yeteneğini geliştirmeyi amaçlar. O halde matematik, farkına varmasak da hayatımızın her aşamasında yer almaktadır.

Matematiği nasıl öğrenmeliyiz?

Matematik küçük yaşlarda verilen iyi bir temel bilgiyle öğrenilir, fakat bu demek değildir ki matematik ileriki yaşlarda da öğrenilmesin. Bu süreç ne kadar geciktirilirse öğrenme de o kadar zor olacaktır. Temel problem de buradan kaynaklanmaktadır. Öğrencilerimizin büyük çoğunluğu temel bilgileri zamanında alamadığından matematik hakkında önyargıya kapılıp, bu dersin zor olduğunu ve öğrenilemeyeceğini düşünmektedir. Temeli olmasa dahi matematik belirli bir düzeyde herkes tarafından öğrenilebilir. Bunun için ilk şart, matematiğin öğrenilebilirliğini kabul etmek ve o ders hakkındaki önyargıları bir kenara bırakmaktır. Matematiği öğrenmede öğretmenin rolü çok önemlidir. Bu dersi sevdirmek ve öğrenciyi belli bir düzeye getirmek öğretmenin görevidir, fakat unutulmamalıdır ki öğrenmede aktif olan, öğrenci olmalı ve herşeyi öğretmenden beklememelidir. Öğrenci kendisini ne kadar zorlar ve öğretmeni sadece yol gösterici olarak görür ve o yolda kendisinin ilerlemesi gerektiğini bilirse sonuca da o kadar çabuk ulaşır. Aksi taktirde öğretmenin ön plana çıktığı durumlarda öğretmen olmayınca öğrenme ve ilerleme de olmayacaktır. Genelde öğrenciler kolaycılığa kaçarak her şeyin çözümünü öğretmenden beklemekte, öğretmenin anlattıklarını anlamakla sonuca ulaşabileceğini zannetmektedirler. Halbuki anlamak ile yapmak çok farklı şeylerdir.

Bir problemi çözebilmek için önce o konu problem tipleri hakkında belli bir bilgi birikimine ihtiyaç vardır. O birikimi oluşturmadan çözülen sorular anlaşılsa dahi başka problemleri yapmada güçlük çekilecektir. Bu durum kişinin kendisini kandırmasıdır, soruyu algıladığını zannetmesidir. Bilgi beyne gitmiştir, fakat kalıcı olmamıştır. O yüzden konunun kalıcı olmasını ve problem tiplerinin beyne yerleşmesini sağlamak gerekmektedir. Bunu yapmak için de öğretmenin yaptığı çözümlü örneklerin tekrar tekrar incelenmesi, bıkmadan usanmadan soruların çözümlerine önce bakarak sonra cevabı kapatarak bir kez daha çözülmeleri gerekmektedir. Bu yöntem uygulanırsa artık o konu hakkında beynimizde belli bir birikim sağlanacak, artık başka sorular da yapılabilecektir. Değişik sorular çözerken öncelikle basit sorulardan başlanmalı konunun iyice pekişmesi sağlanmalıdır. Bir soru çözülemiyorsa pes edilmemeli, tekrar tekrar çözmeye uğraşılmalıdır. Unutulmamalıdır ki çözümüne zor ulaşılan sorular veya uğraşmanıza rağmen çözülemeyen sorular size çok şey katacaktır. Siz farkında olmadan konunun genel tekrarını yapmakta değişik durumları düşünerek bilgilerinizi sağlamlaştırmaktasınızdır. Son noktada yine çözülemeyen sorular soruyu çözen arkadaşlarınızla irtibata geçerek çözümlenmelidir. Hiçbir arkadaşınız çözememiş ise artık bu soru için öğretmeninize başvurabilirsiniz. Bu şekildeki bir çaba sizin hazırcı olmadığınızı göstererek gayretinizi ortaya koyacak ve kendinize güven duymanızı sağlayacaktır.

Öğrencilerin en büyük problemlerinden bir tanesi de unutma olayıdır. Temeli sağlam olmayan bir öğrenci, bir konuyu öğrense dahi çalışmaya ara verir, geri besleme yapmazsa o konuyu çok çabuk unutacaktır. Bu yüzden her konuyu gündeminizden eksik etmeyin ve geri besleme yaparak muhakkak konularla ilgili tekrar örnekleri yapın.

ÖSS de matematikten gelen sorular LİSE 1 ağırlıklı olup, temel konuları kapsamaktadır. Bu sınav sisteminde, bilgiden ziyade bilgiyi yorumlama ve temel kavramlar üzerinde durulmaktadır. Bu sebeple konuları belirli düzeyde öğrenir, konuların temel problem tiplerini kavrar ve bu öğrendiklerinizi unutmazsanız, sınavda başarılı olmanız mümkün değildir. Temeli iyi olan öğrenciler soru hazinelerini artırmak için daha çok pratik yapmalıdırlar. Temeli iyi olmayan öğrenciler ise ilk önce çok soru çözmek yerine belirli konularda belirli soru tiplerini öğrenmeli, daha sonra değişik soru çözümlerine başlamalıdırlar.

Matematik dersini ne kadar sever ve ne kadar çok ilgilenirseniz baÅŸarı o kadar çabuk gelir. Unutmayınız ki matematiÄŸin size çok ÅŸey katacağını kabul etmeniz, baÅŸarılı olmanızda ilk adım olacaktır. Düşünen ve araÅŸtıran bir insan olmanız temennisiyle…

Yıldız Teknik Üniversitesi

Salı, 06 Kasım 2007

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.jpg[/IMG]

YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ MAKİNA FAKÜLTESİ MAKİNA MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ ISI-PROSES KÜRSÜSÜ AKIŞKANLAR MEKANİĞİ DENEY RAPORU

Ad Soyad No

2003

DENEYİN AMACI:

Tesisatlarda kullanılan boruların içinden geçen akışkanların taşınabilmesi için gerekli olan pompaların seçimi için enerji kayıplarının hesaplanması gerekir. Bunun için deneyde koÅŸullar saÄŸlanıp yüzey üniversal yük kayıp katsayısı – doÄŸal pürüzlülük deÄŸeri eÄŸrisi çıkartılır.

TESİSAT ŞEMASI:

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

DENEYİN YAPILIŞI:

Pompadan basınçlı su pompalanır, hava tahliye vanaları ile borunun içinde kalan hava çıkartılır. Suyun debisi debi ayar vanası ile değiştirilir, belirli bir t süresinde belirli bir w hacmini dolduracak şekilde ölçüm yapılır ve civa seviyeleri arasındaki yükseklik farkı okunur. Deney debi değiştirilerek altı kere tekrarlanır. Ölçülen h1, h2, w, ve t değerleri not edilerek hesaplar yapılır.

HESAPLAR :

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.gif[/IMG] Burada; Q debi, birimi m3/sn

w suyun hacmi, birimi ml

t geçen süre, birimi sn dır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image008.gif[/IMG] ve [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image010.gif[/IMG] olduÄŸundan,

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image012.gif[/IMG] dir. Burada V suyun hızı, birimi m/s

d boru iç çapı, birimi m dır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image014.gif[/IMG] Hk enerji kaybıdır, birimi mSS dır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image016.gif[/IMG] L borunun uzunluğu, g yerçekimi ivmesidir. Birimleri sırasıyla m ve m/sn2 dır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image018.gif[/IMG] u suyun viskozitesidir , birimi m2/sn dir.

l üniversal kayıp katsayısıdır.

Re doğal pürüzlülük değeridir.

Re ve l birimsizdir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image020.gif[/IMG]

Bu işlemleri elde ettiğimiz deney sonuçları için yazarsak hesap tablosundaki değerler çıkar.

HESAP TABLOSU :

Deney no h1 (mm)

h2 (mm)

Dh (mm)

w (ml)

t (sn)

1 59

126

67

200

9,873

2 64

120

56

100

4,35

3 69

115

46

400

19,14

4 73

110

37

100

6,66

5 78

105

27

200

16,27

6 82

100

18

100

8,6

Q V

Hk

Hk/l

l

Re

0,0000202572672946

2,865817

0,8442

73,11525

0,011546

8597,451

0,0000229885057471

3,252208

0,7056

94,16028

0,007494

9756,625

0,0000208986415883

2,956553

0,5796

77,81841

0,007448

8869,659

0,0000150150150150

2,12419

0,4662

40,16963

0,011606

6372,57

0,0000122925629994

1,739042

0,3402

26,92348

0,012636

5217,126

0,0000116279069767

1,645012

0,2268

24,0907

0,009414

4935,037

Bu hesap tablosuna göre l - Re eğrisi çizilir.

GRAFİĞİN ÇİZİMİ:

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image021.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image023.gif[/IMG]

SONUÇ:

Yaptığımız deneyde, çıkan altı farklı nokta için Moody diyagramını uyarladık. Reynolds sayılarının hepsi 2300 ile 10000 arasında olduğu için bütün deneylerde akışlar geçiş bölgesinde çıktı.

T.c.

Salı, 06 Kasım 2007

T.C. KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ

KARAMÜRSEL DENİZCİLİK MESLEK YÜKSEK OKULU BUZLU SULARDA SEYİR (Bitirme Ödevi) Yöneten Öğr. Gör. Mustafa KAMBUR

Hazırlayan Erdoğan GENÇ

Elektronik Haberleşme 2 / B I.Öğretim 993401023

Temmuz 2001

T.C. KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ

KARAMÜRSEL DENİZCİLİK MESLEK YÜKSEK OKULU (Deniz Elektroniği Programı) BUZLU SULARDA SEYİR (Bitirme Ödevi) Yöneten Öğr. Gör. Mustafa KAMBUR

Üye Üye Hazırlayan Erdoğan GENÇ

Elektronik Haberleşme 2 / B I.Öğretim 993401023

Temmuz 2001

5

6

6

6

8

8

10

11

12

13

15

16

16

17

18

18

19

21

22

22

23

23

25

26

26

28

29

29

30

31

32

32

32

İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ……………………………………… ………………………………………….. ………………………………..

1. Genel……………………………………… ………………………………………….. ……………………………….

1.1.Buz Konusunda Kaptanın Görevi…………………………………….. ……………………………………

1.2.Uluslar Arası Buz Devriyesi………………………………….. ………………………………………….. …

1.3.Buz ÇeÅŸitleri………………………………….. ………………………………………….. ………………………

1.3.1.Deniz Buzlarının Tipleri……………………………………. ………………………………………….. ..

1.3.2.Buz Formları…………………………………… ………………………………………….. …………………

1.3.3.Buz OluÅŸumları…………………………………. ………………. ………………………………………….

1.4.Kuzey Atlantik’teki Buz DaÄŸları……………………………………. …………………………………….

1.5.Gemilerde Buzlanma…………………………………… ………………………………………….. ………….

1.5.1.Buzlanma Birikiminden Kaçınmak…………………………………… ………………… …………..

2.Buzda Seyir……………………………………… ………………………………………….. ……………………

2.1.Genel……………………………………… ………………………………………….. …………………………….

2.2.Buzda Gemilerin Operasyonu İçin Gereksinmeler………………………………. ………………….

2.3.Olumsuz Çevre Åžartları…………………………………… …………….. …………………………………..

2.4.Çevredeki Buz Belirtileri………………………………… ………………………………………….. ……….

2.5.Buz Aramasında Radar Kullanımı………………………………….. …………………………………….

2.6.Buza Girmeden Önce Göz Önüne Alınacak Hususlar…………………………………… …………

2.7.Gemilerin Bağımsız Seyretmesi…………………………………. …………………………………………

2.8.Buza Girmek…………………………………….. …………… ………………………………………….. ……..

2.9.Buzda Gitmek…………………………………….. ………………………………………….. ………………….

2.9.1.Buz TeÅŸhisi……………………………………. ………………………………………….. ………………….

2.9.2.Buzda Hız……………………………………….. ………………………………………….. ………………..

2.9.3.Makineleri Ve Dümeni Kullanmak………………………………….. ……………………………….

2.9.4.Demirlemek…………………………………. ………………………………………….. ……………………

2.9.5.Buzlarla KuÅŸatılmak…………………………………. ……………………………………….. ………….

3.Buz Kıran Gemisinin Yardım Etmesi…………………………………….. ……………………………..

3.1.Buzkıran Eskort Prosedürleri……………………………….. ………………………………………….. ….

3.2.Kontrol……………………………………. ………………………………………….. ……………………………

3.3.Kanal……………………………………… ………………………………………….. …………………………….

3.4.Gemiler Arasındaki Mesafe…………………………………….. ………………………………………….. .

3.5.Rotalar……………………………………. ………………………………………….. …………………………….

3.6.Hız ………………………………………….. ………………………………………….. …………………………..

3.7.Gemiyi Durdurma…………………………………… …………….. ………….. ………….. ………………..

3.8.Çekme……………………………………… ………………………………………….. ……………………………

4.Yüksek Enlemlerde Yapılan Seyrin Prensipleri………………………………… …………………….

4.1.Haritalar………………………………….. ………………………………………….. …………………………….

4.1.1. 33

35

35

35

35

36

37

37

38

38

38

38

39

40

41

42

Projeksiyonlar……………………………… ………………………………………….. …………………….

4.1.2.DoÄŸruluk…………………………………… ………………………………………….. ………………………

4.2.Yüksek Enlemlerin Pusulalar ve Elektronik Yardımcılar Üzerindeki Etkisi……………….

4.2.1.Pusulalar………………………………….. ………………………………………….. ……………………….

4.2.2.Radar……………………………………… ………….. ………………………………………….. …………..

4.2.3.GPS……………………………………….. ………………………………………….. …………………………

4.2.4.Telsizler………………………………….. ………………………………………….. ………………………..

4.2.5.İnmarsat…………………………………… ………………………………………….. ……………………….

4.3.Kesin Mevkii Koyma……………………………………… ………….. ………….. ………….. …………..

DeÄŸerlendirme Sonuç……………………………………… ………….. ………….. ………….. ………….. ……

Kaynaklar………………………………….. ………………………………………….. ………………………………..

ÖzgeçmiÅŸ…………………………………… ………………………………………….. ………………………………..

ÖNSÖZ

Bu ödev yüksek enlemlerde yapılan seyrin değişik sebeplerinden dolayı geminin selametinin tehlikeye girdiği durumlarda nasıl hareket edileceğini ve seyrin nasıl devam ettirileceği konusunda bilgi verir.

Bilindiği gibi yüksek enlemlerin en tehlikeli unsuru buz ve buzlanmadır. Bu konuda vardiya zabitinin yeteneği ve bilgisi ön plana çıkar.

Kaptanın üstüne düşen görevi bilmesi, buz oluşumlarını takip etmesi, gemi bünyesinde oluşan buzlanmanın doğurabileceği sorunların iyi tahmin edilmesi seyrin selametini arttırır.

Ayrıca; buzlu saha seyrinde tehlikeli buzlardan kaçma manevrası, çevrede herhangi bir tehlike oluşturabilecek bir buz kütlesinin tespitinde radar gibi cihazın iyi kullanılması önemli bir unsurdur.

Dikkat edilecek diğer hususlar ise buzda seyrederken hız, makine ve dümen kullanma yeteneği, rotalar, kullanılacak harita ve projeksiyonlar ve yüksek enlemlerde pusulaların etkilenmesidir.

Bütün bunlar buz seyrinin selamet içinde sürmesini etkileyen faktörlerdir. Unutulmamalıdır ki yapılacak küçük bir hatanın sonucu çok büyük olabilir.

1. GENEL

1.1. Buz Konusunda Kaptanın Görevi:

SOLAS 1974’e göre, her gemi kaptanı, kendi rotası üzerinde veya yakınında buzlanma olduÄŸunda rapor etmeli, tehlike bölgeden iyice uzaklaÅŸacak ÅŸekilde rotasını deÄŸiÅŸtirmeli veya gece azaltılmış bir hızla gitmelidir.

Aşağıdaki konular raporda belirtilmelidir;

a. Tehlikeli buz/buzlanma ile karşılaşıldığında,

·Buzun tipi,

·Buzun mevkisi,

·Gözlemin yapıldığı tarih ve saat (UT).

b. Hava sıcaklığı donma sıcaklığının altında iken fırtına şiddetindeki rüzgarın gemilerde sebep olduğu şiddetli buzlanma oluşumu ile karşılaşıldığında;

·Hava ve deniz suyu sıcaklığı,

·Rüzgarın yönü ve kuvveti,

·Geminin mevkii,

·Gözlemelerin tarihi ve saati (UT).

1.2. Uluslar arası Buz Devriyesi (International Ice Patrol)

Buz/buzlanma raporları Arctic, Iceland, Baltic Sea, E coast of Canada Gulf of Saint Lawrence, Gulf of Alaska, Bering Sea, Sea fo Okhotsk Sea of Japon and Antarctica için etkili buzlanma olduÄŸunda yayınlanır. Bu raporların ayrıntıları ve yayınlanan telsiz istasyonları Admiralty List of Radio Signals Vol.5’te verilmektir.

“International Ice Patrol” servisini Amerika BirleÅŸik Devletleri Sahil Güvenlik TeÅŸkilatı (USCG) iÅŸletir ve bu iÅŸin masrafını 1974 Solas Konvensiyonuna imza atan Devletler tarafından toplanır. Bu servisin ana amacı, Kuzey Atlantik’te Grand Banks of Newfoundland yakınındaki deniz buzu ve buzdağı limitleri ve sahası konusunda gemileri uyarmaktır. Servis buz/buzlanma mevsimi süresince Åžubat sonu veya Mart başından yaklaşık Haziranın sonuna kadar hizmet verir.

Uluslar arası buz devriyesi, Titanic gemisinin 1912 yılında batması sonucu 1913’de toplanan SOLAS için uluslar arası konvensiyon tarafından 1914’te kurulmuÅŸtur. Titanic ilk seferinde bir buz dağına çarpması sonucu batmış ve 1513 kiÅŸinin ölümüne neden olmuÅŸtur. 1960 ve 1974 yıllarında SOLAS Konvensiyonularında varılan antlaÅŸmaya uygun olara, “Uluslar arası Buz Devriyesi”, yayınlamakla sorumlu olan U.S.Coast Guard tarafından yürütülmektedir. Belle Isle BoÄŸazı da dahil olan Labrador ve New-foundland sahil suları ve St. Lawrence Körfezi için buz durumlarıyla ilgili bilgi ECAREG (Eastern Canada Traffic System) Canada tarafından herhangi bir sahil güvenlik telsiz istasyonu vasıtasıyla Aralık ayından Haziran ayının sonuna kadar toplanır. Bu bölgeler için deniz buz bilgileri Dartmouth, Nova Scotia, Sydney, Halifax, St. John’s marine radio da bulunan buz operasyonları zabiti tarafından edinilir.

1916-1918- ve 1941-1945 savaş yılları döneminde bu keşfi geçici olarak durdurulmuştur. İkinci dünya savaşı sonrasında keşif gücüne uçaklar katılmıştır. Bugün uçaklar keşif araştırması görevinin büyük bir bölümünü üstlenmektedirler. Her buz mevsiminde hava keşif incelemeleri, buz dağlarının denize doğru genişliğinin güney-doğu, güney ve güney-batı sınırlarını tespit etmek için Grand Banks off Newfoundland bölgelerinde yapılır. USCG uçakları, bilinen sisli bölgelerde buz dağlarını tespite ve keşfe yardım etmek için radarlar kullanılır. Buz gözlem raporları, Grand Banks bölgelerinden geçen gemiler tarafından istenir ve toplanır.

Buz raporlarına ilave olarak, rutin hava raporu yayınlamayan gemi kaptanlarından 40o-52oN enlemleri ile 38o-58oW boylamları arasında (Ice Patrol Operations Area) iken, her altı saatte bir Buz Devriyesi’ne deniz suyu yüzey sıcaklığı ve hava raporları yapması istenir. Buz raporları Inmarsat Kod 42 kullanılarak ücretsiz temin edilebilir.

Buz Devriyesi faaliyetleri Connecticut, Grotan ve Avery Point’teki operasyon merkezleri tarafından yönlendirilir. Buz devriyesi tüm verileri toplar ve sürüklenen ve bölünen buz daÄŸlarını tahmin ve analiz eden bir bilgisayar modeline bu verileri yükler. Buz Devriyesi operasyon bölgesinin geniÅŸliÄŸinin büyük olmasından dolayı buz daÄŸları nadiren gözlenir. Örnek tahminler, tüm bilinen buzların sınırlarını koymada çok büyük önem taşır.

Buz devriyesi faaliyetlerine ait bültenler, buz mevsimi boyunca Boston, Massachusetts; St.John’s, Newfoundland ve radyo istasyonlarından günde iki defa yayınlanır. Bu bültenler Inmarsat vasıtasıyla da alınabilir. Buz daÄŸları, bilinen buz sınırları dışında gözlenirse, özel seyir uyarıları, düzenli programlanan bültenler arasında yayınlanır. Buz bültenlerindeki buz dağı mevkileri 12 saat aralıklarla güncelleÅŸtirilir. Bu bilgiler, bölgede yayın yapan Navtex istasyonları tarafından da yayınlanır.

1.3. Buz Çeşitler

1.3.1. Deniz Buzlarının Tipleri

Deniz buzu (Sea ice): Deniz suyunun donması ile meydana gelen, denizde bulunan her çeşit buz.

Yeni buz (New ice): Frazil ice, grease ice, slush ve shuga gibi son zamanlarda oluşmuş buzlar için kullanılan genel bir terim. Buz tipleri yüzerken belli bir şekil alan ve sadece bir haftalık olan buz kristallerinden oluşur.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif[/IMG]

Nilas : İnce elastik yapıda olan, dalgaların üzerinde kolaylıkla bükülen, basınç altına birbirine kenetlenen parmaklar gibi büyüyen bir buz çeşididir.

Genç buz (Young içe): 10-30 cm. kalınlığında olan Nilas’tan ilk-yıl buzuna geçiÅŸ aÅŸamasında bulunan buz tipidir.

İlk-yıl buzu (First-year ice): Genç buzdan sonra oluşan, sadece bir kış mevsimi boyunca oluşma gösteren buz tipidir; kalınlığı 30 cm. ile 2 m. Arasındadır.

Eski buz (Old ice): En az bir yaz mevsimi erime gösteren buz tipidir. İkinci yıl buzuna ve yıllanmış buza dönüşebilir.

İkinci-yıl buzu (Second-year ice): Sadece bir yaz mevsimi erime gösteren eski buzdur. İlk yıl buzundan daha kalın, daha az yoğunluktadır ve suyun yüzeyinde daha yüksek durur. Yıllanmış buzun aksine, yaz erimesi sonucu üzerinde düzenli bir çok göletçikler oluşur.

Yıllanmış buz (Multiyear ice): En az iki yaz erimesi gören eski buzdur.

1.3.2. Buz Formları

Pancake ice-seyre engel olmayan ve yeni oluşmaya başlayan buz tabakası. 10 cm. kalınlığında ve 30 cm.-3 m. Çapında yuvarlak buz formlarıdır.

Ice cake-genişliği 20 metreden az ve üzeri düz formda olan buz.

Floe- genişliği 20 metre veya daha fazla ve üzeri düz formda olan buz. 20 m ile 8 km. arasında değişik büyüklüklerde bulunan çeşitleri vardır. (smal flore, medium floe, big floe, vast floe, giant filoe, batture floes gibi.)

Fast ice-sahil kenarında oluşup orada veya karaya, buz duvarına, bir buz önüne, sığlıklar veya oturmuş buz dağları arasında bağlı kalan buz formudur.

Groundet ice-sığ sularda oturan yüzen buzlardır.

1.3.3. Buz oluşumları

Oluşum oranı (concentration): Tüm bölgenin bir kısmı olarak buz tarafından kaplanan su yüzeyi miktarını belirten, ondalıkla ifade edilen oran. Toplam oluşum mevcut olan gelişmenin tüm aşamalarını içerir. Kısmi oluşum buzun özel bir formuna veya özel bölümün miktarına aittir ve sadece toplamın bir kısmını temsil eder.

Consolidated ice- 10/10 oluşum oranında ve floe buzları ile birlikte donan, yüzen buzdur.

Compact ice- üzerinden hiçbir suyun görünmediği ve 10/10 oluşum oranındaki yüzen buzdur.

Close ice- 7/10-8/10 oluşum oranında bulunan ve birbirleriyle temas halinde olan floe buzlarından oluşan yüzen buzdur.

Open ice- 4/10-6/10 oluşum oranında bulunan ve birbirleriyle temas halinde olmayan yüzen buzdur. (Genellikle bitişik olmayan floe buzları)

Open warter- 1/10 daha az oluşum oranında bulunan, serbestçe seyir yapılabilen geniş su bölgeleridir. Kara oluşumlu hiçbir buz bulunmaz.

Berg water- kara oluÅŸumlu buzların bulunabileceÄŸi, serbestçe seyir yapılabilen su bölgesi. DiÄŸer buz türlerinin toplam oluÅŸum oranı 1/10’dan daha azdır.

İce free- hiçbir buzun bulunmadığı bölge. Herhangi bir buz çeşidi varsa, o bölge için bu terim kullanılmaz.

1.4. Kuzey Atlantik’teki Buz DaÄŸları

Deniz seviyesi buzulları, Alaska, Greenland, Svabard, Frans Josef Land da dahil olan kuzey denizlerini sınırlayan bir kaça kara parçası üzerinde bulunur. Greenland ve Frans Josef Land haricinde buz kopma oranı genel olarak düşüktür. OluÅŸan biraç buz dağı, oluÅŸum bölgelerine yakın noktalar da erirler. Bununla beraber, Greenland’ın batı sahilleri boyunca oluÅŸan bu buz daÄŸlarının çoÄŸu, sonunda gemiler için tehlike oluÅŸturan Kuzey Atlantik seyir rotalarına doÄŸru sürüklenir. Franz Josef Land’den kopma buz daÄŸları Bear Island civarındakiBarents Denizinin güney batısına doÄŸru sürüklenir.

Greenland’ın doÄŸu sahili boyunca oluÅŸan buz daÄŸlarının çoÄŸu, genelde oluÅŸtukları yerlere yakın bölgelerde kalırlar. Bununla beraber, az sayıdaki küçük buz daÄŸları, bu bölgeden güneye doÄŸru doÄŸu Greenland akıntıları vasıtasıyla taşınır. Kuzey Atlantik’te karşılaşılan buz daÄŸlarının ana kaynağı, her yıl 67oN-76o enlemleri arasındaki yaklaşık olarak 10.000-15.000 buz dağının koptuÄŸu Greenland’ın batı sahilleridir. Bu bölgede, 20 adeti buz dağı oluÅŸturan 100 adet yatan buzul kütlesi vardır. 69o-70o N enlemleri arasındaki Disko Bugt’ta bulunan bu yirmi büyük buzuldan ikisi Labrador Sea ve Baffin Bay’de buz daÄŸlarının % 28’ini oluÅŸturduÄŸu tahmin edilir.

Batı Greeland akıntısı, bu buz daÄŸları güneye doÄŸru akan Labrador akıntısı ile karşılaşıncaya kadar bu bölgeden kuzeye doÄŸru ve daha sonra batıya doÄŸru sürüklenir. Buz daÄŸlarının genel olarak sürüklenme modelleri Kuzey Amerika buz kütlesinin doÄŸu kısmında görülür. 79 yılı aÅŸan bir dönemde yapılan gözlemler, her yıl ortalama 427 buzdağının 48oN enlemlerinin güneyindeki enlemlere ulaÅŸtığını, bunların da % 10’unun erimeden önce Grand Banks’ın (43oN) güneyine kadar vardığını göstermekte

Yılın her hangi bir bölümünde buz dağları ile karşılaşılabilir fakat ilkbahar mevsiminde Grand Baks bölgesinde bulunan buz dağlarının sayısı oldukça fazladır. 48oN enlemleri güneyinde görülen buz dağlarının maksimum aylık ortalaması, yılın Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında meydana gelir, 129 ile en büyük ortalama Mayıs ayındadır.

Sayısal ortalama durumları yıldan yıla büyük deÄŸiÅŸiklikler gösterebilir. 48oN enlemlerinin güneyinde, örneÄŸin, 1984 yılında 2202’den fazla buz dağı görülmüşken, 1966 yılında tek bir buzdağı dahi görülmemiÅŸtir.

Uluslar arası Buz Devriyesi (Int. Ice Patrol) tarafından tanımlanan buzdağı mevsiminin uzunluÄŸunda da büyük ölçüde deÄŸiÅŸiklikler görülebilir. ÖrneÄŸin, 1965 yılında 97 gün iken, 1992 yılında 203 gündür. Bu deÄŸiÅŸiklik tamamen açıklanamamakla beraber, bu durum açık olarak rüzgar ÅŸartları, Davis Strait’de yüzen küçük buzları ve Labrador açıklarındaki yüzen küçük buz parçalarının miktarıyla ilgilidir.

Buz daÄŸları Bermuda ve Azorlar civarında ve İngiltere’nin 250-350 mil açıklarında gözlenebilmektedir. Labrador akıntısıyla güneye ve St. Lawrence körfezin oluÅŸtuktan sonar Cobort BoÄŸazına doÄŸru yol alan küçük buz parçaları Kuzey Atlantik’te görülebilir.

1.5. Gemilerde Buzlanma

Üst yapı buzlanması, üst yapının ve donanımın yerine ve boyutuna olduğu gibi yükleme koşullarına, meteorolojik şartlara ve rüzgarlı havalardaki geminin durumuna bağlı karışık bir süreçtir. Buz oluşumunun daha fazla bilinen bir sebebi, geminin üst yapısı üzerinde su damlacıklarının birikimidir. Bu damlalar, ilerlerken geminin oluşturduğu dalga kırılmaları ile rüzgarın püskürtmesi sonucu meydana gelir. Buz oluşumu ayrıca, yağan karın miktarı, deniz sisi, ani sıcaklık düşüşü durumlarında ve geminin süt yapısına temas eden yağmur damlalarının donması sonucu meydana gelir. Buz oluşumu bazen güvertede kalan ve gemide nakledilen su ile oluşur.

Geminin buzlanması, rüzgar ve denizlere bağlı olarak geminin rotasının etkisidir ve genellikle şu bölgelerde şiddetli olarak görülür: baş bodoslama, küpeşteler, punteler, üst yapı ve güverte binalarının rüzgar yönüne bakan kısımları, zincir loçaları, demirler, güverte donanımı, baş kasara ve kıç kasara, lumbar kapakları, telsiz antenleri, ıstralya halatları, çarmıh halatları, direkler, serenler ve benzen donanımlar.

Bazı durumlarda, gemilerin üst yapılarında ve güvertelerinde tatlı su ya da deniz suyu ile buzlanma oluşur ve birikim yapar, bu ciddi şekilde tehlikeli olabilir. Bu şekilde buzlanma şu üç sebepten meydana gelir.

a.Sis, nispi olarak sıcak bir deniz yüzeyinden buharlaşma ile oluşan sisin donma şartlarıyla birleşmesi dahil

b.Yağmur, çisenti veya yeni yağan karın donması

c.Hava sıcaklığı deniz suyu donma noktasının (yaklaşık-2oc) altında olduğu zaman geminin üzerine gelen deniz suyu ve serpintiler.

a. Tatlı sudan oluşan buzlanma

Sis, çisenti veya kar nedeniyle donanımların üzerinde biriken buzun ağırlığı artması ile donanım düşebilir ve geminin GM’ine negatif etki edebilir.

Buzlanma birikimi başladıktan hemen sonra antenler veya izolatörler üzerindeki buzlanma nedeniyle radar ve telsiz arızaları görülmüştür.

Buna rağmen buz miktarı, düşük sıcaklıklardaki dalgalı bir havada bir geminin üzerine büyük dalga ve serpintiler geldiği zaman oluşan buz miktarına göre azdır.

b. Deniz suyundan oluÅŸan buzlanma

Hava sıcaklığı deniz suyunun donma noktasının altın olduğu zaman ve gemi büyük dalgalı bir denizde iken, deniz tarafından sık sık yıkanmakta olan teknenin su hattı üzerindeki kısmında ve üst yapının üzerinde önemli miktarda su buzlanacaktır. Hava ve su sıcaklıklarını düşmesi ile buzlanma miktarı hızla artacak ve aşırı durumlarda gemilerin alabora olmasına sebep olabilir.

Hava sıcaklığı yaklaşık –2oC veya altında iken kuvvetli rüzgarlar birlikte olması tehlikeli durumlardır; yaÄŸmurun donması ya da yaÄŸan kar miktarı tehlikeyi artırır. Rüzgar hızı 6 kuvvetinin üzerin çıktığında ve hava sıcaklığı yaklaşık –2oC’nin daha da altına düştüğünde, buzlanma birikiminin hızı devamlı olarak aratacaktır. Ayrıca deniz suyu sıcaklığının düşmesi ile de buzlanma miktarı artar. Buzlanma birikimi miktarı ayrıca, geminin hızı, dalgalara ve rüzgara göre nispi rotası ve her geminin özel dizayn gibi faktörlere de baÄŸlıdır.

Üst yapı buzlanması, hava sıcaklığı –2,2oC veya daha az ve rüzgarlar 17 knt veya daha fazla iken ve bu ÅŸartların birlikte oluÅŸtuÄŸu zamanlarda meydana gelir. Genel örnekleme ile, 5 Beaufort kuvvetindeki rüzgarlar ince buzlanma, 7 kuvvetindeki rüzgarlar orta buzlanma ve 8’in üzerindeki kuvvette esen rüzgarlar ÅŸiddetli buzlanma oluÅŸturur. Bu koÅŸullarda, en ÅŸiddetli buz oluÅŸumu, rüzgar ve denizin pruvadan geldiÄŸi zamanlarda yaÅŸanır. Rüzgar bordadan ve omuzluktan estiÄŸinde, geminin rüzgara bakan kısmı üzerinde buz daha hızlı toplanır ve bu son derece tehlikeli olan geminin bir tarafa bayılmasına neden olur.

Uyarı: Gemi buzlanması geminin emniyetini ve dengesini bozabilir.

1.5.1. Buzlanma birikiminden kaçınmak

Üç değişkene bağlı olan tam doğru bir hava tahmini yapmak çok zordur. Ancak, yakında oluşacak buzlanma uyarısı alınmadıkça buzlanma bölgesine sık sık giren gemiler kaçınma hareketi yapmayabilir.

Bu nedenle, hava sıcaklığı –2oC veya altında iken her ne zaman fırtına beklendiÄŸinde mümkün olan tüm tedbirlerin uygulanması denizcilere tavsiye olunur. Bu ÅŸartlar en çok muhtemelen kutup bölgelerinden esen rüzgarla meydana gelir, fakat yeterli soÄŸuk havayı taşıyacak herhangi bir yönden de olabilir. EÄŸer bu ÅŸartlar bekleniyorsa, mümkün olduÄŸu kadar çabuk rota daha ılık ÅŸartlara doÄŸru deÄŸiÅŸtirilmeli veya sığınma yeri aranmalıdır.

Eğer bir sığınma yerine veya daha sıcak şartlara ulaşma imkanı yoksa, mümkün olan en düşük hızda rüzgar ve denizin serpintini azaltmak için gereken pruva yönünde gidilmeli, ya da hava şartları buna müsaade etmiyorsa, rüzgarın önünde dümen tutacak kadar düşük bir hızla ilerlemektir.

2. BUZDA SEYİR

2.1. Genel

Denizin üzerindeki buz/buzlanma, bir buz kıran (ice breker) bile olsa herhangi bir gemi için engeldir. Buzda seyir konusunda tecrübeli kaptanların tavsiyesi, her formdaki buzlanmanın dayanıklılığı ve gözükmeyen gücü için sağlıklı bir ilgi geliştirmektir. Buna rağmen, iyi durumdaki gemiler yetenekli ellerle buzla kaplı sularda başarılı olarak çalıştırılabilir.

Buzda başarılı bir seyrin ilk prensibi, manevra serbestini sürdürmektir. Bir gemi buzda bir kere kapana sıkışırsa,buz nereye giderse, gemide oraya gider. Buzda seyir, büyük sabır gerektirir ve bu buz kıran eskortlu veya eskortsuz yorucu bir iş olabilir. Sınırları bilinen zor buz bölgesinin etrafındaki uzun yol, daha çok açık denizlere veya limana çıkan en hızlı ve en güvenli yoldur.

Tecrübeler göstermektedir ki, daha kalın oluşumlu buz bölgelerinde gemilerin uygulamış olduğu üç temel kural şöyledir:

-çok yavaş dahi olsa, geminin yolunu muhafaza etmek,

-buz hareketi ile çalışmaya denemek, buza karşı değil,

-aşırı hız, buzdan zarar görmek demektir.

Uyarı: Aşırı hız gemilerin buzdan gördüğü hasarın en büyük sebebidir.

2.2. Buzda Gemilerin Operasyonu İçin Gereksinimler

Buzda çalışmayı amaçlayan her çeşit geminin, ileri hareket sistemi ve dümen donanımı, güvenilir ve manevra emirlerine hızlı cevap verebilen özellikte olmalıdır. Diğer taraftan, seyir ve haberleşme teçhizatları güvenilir olmalı en yüksek performansla radar kullanmayı sürdürmeye özel önem verilmelidir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.jpg[/IMG]

Boş ve kısmen yüklü, gemiler, mümkün olduğu kadar çok balast almalı, fakat manevra kabiliyetini azalttığı ve geminin kolay hasarlanabilir karine bölgesine buz hasarı ihtimalini artırdığı için aşırı kıça trim tavsiye edilmez. Kinistin alıcı süzgeçleri, kolay çıkarılabilir ve buz ile kardan temizlenebilir olmalıdır. İyi projektörler, buz kıran destekli veya desteksiz gece seyirlerinde görüşe yardımcı olması için mevcut olmalıdır.

Buzla kaplı sularda gemi seyirlerinde, gecikmeler yaşanabilir ve bu yüzden, gemilerde yeterli tatlı su ikmali ve manevra akaryakıtı bulundurulmalıdır.

2.3. Olumsuz Çevre Şartları

Kışın yüksek enlemlerde seyir yapan gemiler ve teçhizatları aşağıdaki olumsuz çevre şartlarından etkilenirler:

-düşük yüzey sıcaklıkları

-kuvvetli rüzgarlar

-düşük deniz suyu sıcaklığı

-düşük nem oranı

-ince buzdan katı buza kadar değişen buz şartları

-kar, sulu kar ve dolu

-sis ve kapalı hava, özellikle deniz yüzeyine yakın olduğunda,

-hızlı ve ağır buzlanma ihtimalinin fazla ve tehlikeli olduğu durumlardaki üst yapı buzlanması.

2.4. Çevredeki Buz Belirtileri

Açık sulara doğru seyrederken, aşağıdaki belirtiler görülürse, buza yaklaşıldığının anlaşılması mümkün olabilir:

-Ice blink: (Bulutlar üzerinde buz kristallerinden ışığın yansıması nedeni ile oluşan uçuk sarı ışık topluluğu.) Bu, etrafta bir buz sahasının bulunduğunu gösteren, tamamen güvenilir, ilk belirtidir. Buzun kendisini görmeden önce bu ışık genellikle bazı zamanlarda görülür ve buzun üzerindeki bulutların aşağısındaki berrak bir yansıma olarak görünür. Bu ışığın görünürlüğü ilk karın düşmesinden sonra artar. Havanın açık olduğu günlerde Ice blink daha az belirgindir. Fakat buzun varlığını gösteren sarımsı bir ışık veya sis gibi gözükür.

-Buzun küçük parçalarının gözükmesi, genellikle büyük buz parçalarının uzakta olmadığını gösterir.

-Deniz ve ölü dalganın durgun hali, bir buz sahasının rüzgar yönünden yaklaştığı zamanlarda meydana gelir.

-Kuzey bölgelerde ve Labrador ve Newfoundland’da sis baÅŸlangıcı, yakın çevrede buz olduÄŸunu gösterir.

Açık bir günde, şekillerin görünüşünde bozulmaya neden olan anormal ışık yansıması görünebilir. Buz sahası, normalde yansımasız görünebileceğinden daha uzun mesafe içerisinde görünür.

Açık suyun belirtileri aşağıda belirtilmiştir:

-Warker sky: Alçak bulutları üzerindeki koyu lekeler, bazen de bulutlarla kıyaslandığında siyaha yakın renktekiler altlarındaki suyun varlığını gösterir. Hava çok açık olduğunda bu belirti daha az anlaşılır.

-Sisteki koyu noktalar benzer bir belirti verir, fakat bulutların üzerindeki yansıma kadar uzun mesafede görülebilir değildir.

-Yüksek enlemlerdeki bir üzerindeki koyu bir kenar, altında, yakın civardaki açık suyun daha geniş bölgelerine doğru yönelten, açık su parçalarının varlığını gösterir.

2.5. Buz Aramasında Radar Kullanımı

Radar ekranı uygun olarak yorumlandığı takdirde, radar kısıtlı görüş esnasında yapılan seyirde çok faydalı bir cihazdır. Radar ekranında, 3-4 milden daha uzaktaki buzlar zayıf bir eko olarak görünür ve en iyi mesafe sıkalası 2-3 mil içinde kalan skalalardır. Açık su bölgeleri ve düz floes buzlar radar ekranında benzer görüntüyü verirler ve böyle bir durumda, seyir zabiti ikisini birbirine karıştırabilir. Bir buz sahasında, açık bir su bölgesinin kenarı belirgin değilken, bir floes buzunun kenarı belirgindir.

Bir mil içersinde ve karaya bağlı buz sahası, radar ekranında karanın bir parçası olarak gözükebilir. Eğer seyir zabiti radar gain düğmesini kısarsa, bu iki arasında ayırım yapabilmelidir. Buz dağların açık belirgin hedefler olarak görünmelerinden dolayı buz dağlarının aranmasında sadece radara güvenmeleriyle denizcilere tavsiye edilir. özellikle, denizciler buzdağlarının veya buz sahası civarında seyir yaparken tedbirli olmalıdırlar. Sea clutetr düğmesi kapalı olduğunda da buzun varlığı anlaşılabilir.

Ridges: Su yüzeyine yakın sıra kayalar, yakın rotalardaki gemiler ve buz yığınları radar ekranında iyi eko vermelerine rağmen, radarda benzer görüntü vermeleri birbirinden ayırt edilmesini zarlaştırır.

Icebergs: Radarı etkileyen sis, yağmur ve diğer koşullar haricinde buz dağları, büyüklüklerine ve çeşitlerine bağlı olarak 4-15 mil arasında mesafelerde radarda aranabilir. Buz dağları tam belirgin hedefler olarak görünmeyebilir, fakat radar ekranında buz dağının arkasındaki sektör, clutter açık olmadan görünebilir. İyi bir görüntü için 6 milden küçük bir mesafe skalası yeterlidir.

Growlevs: Küçük buz dağlarını radarda aramak neredeyse imkansızdır. Buzun yoğunluğu ve dalgalardan dolayı küçük bir buz dağının su yüzeyinin üzerinde görünen kısmı oldukça azdır. Bölünmedikçe, bir buz dağının üst kısmı dalgaların erozyonu ile dümdüz hale gelir ve bu radar için çok zayıf bir eko verir.

Uyarı : Küçük buz dağlarının radar tarafından tespiti neredeyse imkansızdır. Bunlar gemiler için büyük tehlike unsurudur, iyi bir gözcülük yapılmalıdır.

2.6. Buza Girmeden Önce Göz Önüne Alınacak Hususlar

Akıntı ve rüzgarın etkisi altında buzlar devamlı hareket halindedir, yüzer haldeki buzlara rüzgar daha çok etki eder. Rüzgarın bir değişim ile bazen birkaç saat içinde, buz durumu tamamen değişebilir.

Sıcaklık donma noktasının düştüğü zaman buzlar birbirleriyle kaynaşır. Sıkışık olmayan kırılmış parçalar halinde ve ayrı ayrı buz kitleleri olan bir bölgede çok çabuk katı bir buz kitlesine dönüşebilir ve bu durum buz kıranlar için bile ciddi problem teşkil eder.

Uygulanabilir olduğunda, köprü üstünden gözle kestirilemeyen açık suları ve buzlar arasında uzaktaki açıklıkların/çatlakların keşfi için direkteki gözcü kulübesinde bir gözcü bulunmalıdır.

EÄŸer bir alternatif olarak uzun bir rota varsa, buza girilmemelidir.

Buza girmeye karar vermeden önce aşağıdaki faktörlerin dikkate alınması gerekir:

-buz tipi,

-yılın hangi ayında olunduğu, hava durumu ve sıcaklık,

-operasyon bölgesi,

-buz kıranların mevcudiyeti,

-beklenen buz/buzlanma tipine göre geminin buz klası

-tekna, makine ve teçhizatın durumu ve yakıt, yedek parça ve kumanya durumu.

-tekne, makine ve teçhizatın durumu ve yakıt, yedek parça ve kumanya durumu.

-geminin çektiği su, pervane üzerindeki su derinliği, dümen ve pervanenin tipi,

-köprü üstündeki sorumlu kişinin buzda seyir konusunda tecrübesi.

Tasarlanan orijinal rotalarda modern çelik gemilerle yapılacak bir seyire ince yeni buz izin verir.

Geminin buz klasına göre, kalınlaşmış bir yıllık buzda veya eski buzdabaşarılı olmayabilir, ya rüzgar veya akıntının değişmesi ile şartlarda düzelme oluncaya kadar ya da bir kuzkıran gemisi gelinmeye kadar, akıllı denizciler durup beklemesi gerekir.

2.7. Gemilerin Bağımsız Seyretmesi

Tecrübe göstermiştir ki, yeterli güçteki buz klaslı olan gemi 6*10-7/10 oluşum oranındaki ilk yıl buzu boyunca seyredebilirken, yaklaşık 12 knt açık su hızıyla seyreden buz klaslı olmayan gemiler kısmen hafif buz şartlarıyla kuşatılabilirler. Buz klaslı gemiler, rota tavsiyesinden başka hiçbir yardım almaksızın, bağımsızca seyredebilirler.

2.8. Buza Girmek

Yetkili makam tarafından uygun bir rapor etme sistemiyle tavsiye edilen rota, en son mevcut bilgileri içerir ve gemi kaptanlarının rotalarını buna göre düzenlemeleri tavsiye edilir. Buzda seyirle ilgili aşağıdaki notlar dikkate alınmalıdır:

-Uzun olmasına rağmen alternatif bir rota varsa, buza girmeyiz.

-Buzun zorluğunu küçümsemek oldukça tehlikeli ve çok kolaydır.

-Başlangıç etkisini almak için buza düşük hızda giriniz; girer girmez, ilerlemeye ve geminin kontrolüne devam etmek için hızı artırınız.

-Her zaman için “tam yol tornistan” yapmaya hazır olunuz.

-Gün batımından sonra, köprü üstünde kolaylıkla kontrol edilebilen güçlü projektörler olmaksızın, yüzen küçük buz parçalarının arasında seyretmek denenmemelidir. Eğer zayıf rüyet seyre engel olursa, ana makineyi tamamen durdurmaktansa, buzun zararını azaltmak için pervaneyi yavaşça döndürerek durdurmak daha uygundur.

-Pervaneler ve dümenler bir geminin en hassas kısımlarıdır; gemiler buzda, daima dümen ortada ve çok dikkatle tornistan yapmalıdırlar.

-Bir buz kütlesindeki tüm buz türleri (buz dağları, küçük buzdağı parçaları) akıntıya tabi iken, buz kütlesinin kendisi rüzgara tabidir.

-Bağımsız olarak seyreden bir gemi, buzlar tarafından kuşatıldığında serbest kalabilmesi için genellikle bir buz kıranın yardımına ihtiyaç duyar. Bununla beraber, balastlı gemiler bir taraftan diğer tarafa balast pompalayarak ve transfer ederek kendi kendilerine serbest kalabilirler. Geminin serbest kalması için, triminde veya yana yatmasındaki çok küçük değişiklikler yeterli olabilir.

-Gemi kaptanı bir buz kılavuz servisinden hizmet talep edebilir.

2.9. Buzda Gitmek

2.9.1. Buz teÅŸhisi

Baştan başa buzlu bir bölgede seyir yapmaya kalkışmadan önce, buzun tipi, kalınlığı, sertliği, buz kütlesinin büyüklüğü ve konsantrasyonunun tespit edilmesi önemlidir. Bu sadece gözle yapılabilir.

Buzun sertliğini tahmin etmek son derece tehlikeli ve çok kolaydır.

Yeni yağan kardan sonra oluşan buzlanmak çok zor anlaşılır. Buzlar arasında bir seyir yapılırken en fazla dikkat ve tecrübe gereklidir. Buzlanma nadiren muntazamdır. Yüzer buz durumunda farklı tiplerde olabilir.

Özellikle üst kısımlarında denizin erozyon etkisini taşıyan, kalın büyük buz kitlesinin kırılması ile oluşan buz yığınlarından uzak durulmalıdır. Bunların su altında kalan kısımlarının uzantısı vardır, aşırı derece kuvvetli ve az bir ihmalle erimeden etkilenmiştir.

Eğer üzeri düz büyük bir buz bloğunun üzerinden geminin rotası tasarlanıyorsa, çok çürük/zayıf olmadıkça, asla kırmaya kalkışılmamalıdır. İmkan varsa, en iyisi etrafından dolaşmaktadır.

Üzeri düz bir buz (floe) ile çatışmaktan sakınılmayabilinir, baş bodoslama ile düz bir şekilde vurulmalıdır. Bir sıyırıp geçme darbesi baş taraf kaplama saclarına hasar verebilir ve geminin aniden yönünü değiştirmesi ile buzun yanından diğer bir sıyırma darbesine veya gemini kıçı buzun içine doğru savrulmuş olacağından dümen ve pervanelerin hasarlanmasına sebep olacaktır.

Eğer ince veya hafif buzla kaplı geniş bir bölgede seyir yapılacaksa, kaptan özellikle Kuzey kutbuna yakın sularda (Arctic) hafif buzun arasına düz veya sert buzun kırılmış parçaları ile birden bire karşılaşabilir.

Buz olan bölgeleri geçerken rüyet düştüğü zaman veya gece vakti, geminin pruvasındaki buzu denizcinin görüp de tanımlayıncaya kadar gemi durdurulmalı veya hızı azaltılmalıdır. Hava karadıktan sonra normal olarak buzda seyir yapmaya çalışılmamalıdır, eğer teşebbüs edilirse, iyi projektörlerin olması önemlidir.

2.9.2. Buzda hız

Buzun çarpmasındaki vurma kuvveti, geminin tonajına ve hızına bağlıdır ve hızın karesi ile değişir.

Bu nedenle buz içindeki hız son derece önemlidir. Eğer gemi çok yavaş bir hızla yol alırsa tehlike etrafını kuşatacaktır, eğer çok hızlı giderse düz buzlarla çarpışmaktan dolayı geminin hasarlanma tehlikesi olacaktır.

Değişik buz oluşumlarının olduğu yerde, bir gemi fazla kalın olmayan buz parçalarından oluşan kapalı buzdan (close ice) geçerken, daha kapalı bir buza girerken makine devrini azaltmalıdır. Eğer makine devrini muhafaza ederse, gemi daha açık suları geçer gibi yol kazanacak ve kapalı bir buza tekrar girmek için üzerinde çok daha fazla yol olacaktır.

2.9.3. Makineleri ve dümeni kullanmak

Her zaman, makinelerin tam yol tornistana çalışma için hazırlıklı olmalıdır.

Pervaneler bir geminin en çok hasarlanması mümkün olan kısmıdır.

Gemiler buzda geri giderken son derece dikkatli olmalı ve dümen her zaman ortada olmalıdır. Yoğun buz/buzlanma nedeniyle bir gemi durdurulursa, dümen ortalanmalı ve makineler çok az ileri çalışır durumda tutulmalıdır. Bu, geminin kıç tarafının buzdan neta olmasını sağlayacak ve geminin geri gelmesine imkan sağlayacaktır, belirli şeyleri yaptıktan sonra pervaneler buzdan neta olacaktır. Bir geminin altına buz girerse, geminin hızı derhal çok yavaşa düşürülmelidir.

Dümen sadece acil durumlarda kullanılmalıdır. Buzdan seyir yaparken özellikle buzlar arasındaki açık yol ve su kısımlarında, buzun içinde kıçı çevirebilir.

Dümenin sık sık kullanılması özellikle alabanda durumunda, geminin buz içindeki seyrini yavaşlatma etkisi yapar. Bu, makinelerin devrini düşürmekten kaynaklanan geminin dümen dinleme hızında kayıp olmaksızın hızı azaltmak için sık sık avantaj olarak kullanılabilir. Buna rağmen bir çok dümen, bir buz kıranı takip ederken veya buzun içinde giderken geminin tamamen durmasına sevk edebilir.

2.9.4. Demirlemek

Ağır bir buz/buzlanma oluşumunun içinde demirlemekten kaçınılmalıdır.

Eğer buz hareket ederse, buz kitlesinin büyük gücü demiri kopartabilir. Ufak buz parçalarının, ince buz veya geniş bir alana dağılmış düz buzların olduğu yer gibi, şartlar demirlemeye müsait olduğunda demir atılmalı, fakat rüzgarın buzları geminin üstüne doğru biriktirme tehdidi nedeniyle ana makineler ve ırgatlar her an kullanılmaya hazır tutulmalıdır.

2.9.5. Buzlarla kuşatılmak

En ciddi tehlike buzun basıncından dolayı, geminin karinesine veya bordasına baskı yapılmasıdır. Bu tehlike, buzlanmanın 7/10 veya daha fazla oranda olduğunda daha fazladır.

Geminin sürüklenerek toplanan buzlarla kuşatılması, buzdağları, buzun sınırı, sığlık ve sahile karşı buzun hareketi ile sürüklenme de tehlikelidir; her türlü tedbir alınarak böyle bir durumdan kaçınılmalıdır. Bir buzdağının rüzgar altı tarafında kalınırken bu emin bir sığınma sağlayacaktır, fakat buzdağının devrilmesi veya sığlıkta kalması ihtimali akılda olmalıdır.

Bir gemi bağımsız olarak buzlarla kuşatıldığında, serbest kalması için genellikle buzkıran gemisinin yardımı gerekir. Buna rağmen, gemiye yol açmak için dümeni bir alabandadan diğer alabandaya alarak sıra ile tam yol ileri ve tam yol tornistan yapmakla, gemi bazen serbest kalabilir. Bu metotla gemi yeterli derecede buzu çözebilir. Eğer gemi geriye doğru gitmeye başlarsa, dümen ortalanmalıdır.

Alternatif olarak, balastlı gemiler balast alarak veya bir taraftan diğer tarafa balast transfer ederek bazen kendi kendilerine serbest kalabilirler. Geminin buzlardan serbest kalması için tirminde veya yana yatmasında küçük bir değişikliğe ihtiyaç olabilir.

Diğer alternatif ise, demirleri kıç ırgat yardımı ile buz üzerinde kıç tara doğru çekerek yaymak ve makineleri tam yol tornistan çalıştırırken önce bir demiri sonra diğerini vira etmektir.

3. BUZKIRAN GEMİSİNİN YARDIM ETMESİ

3.1.Buzkıran Eskort Prosedürleri

Rota genişliği (Track width): Eskort edilen gemi tarafından buz boyunca yapılan seyir, tamamıyla biz buz kıran ile onu takip eden gemi arasındaki mesafeyle ilgili olan, buzkıran tarafından açılan yolun genişlik mesafesine bağlıdır.

Buzkıranın eni (Icebreaker beam): Bir buzkıran düşük hızda seyrederken, geniş ağır floes buzları arasında açacağı yol, buzkıranın eninden % 30-40 oranında daha geniş olur. Yüksek hızda ise, kıç dalgası hareketi ile kırılabilen buz türü varsa, yol buzkıranın eninin üç katı genişliğinde olabilir.

Minimum eskort mesafesi (Minimum escort distance): Tam yol ileriden tam yol tornistana geçerken tamamen durmak için, minimum mesafe eskort edilen geminin ihtiyaç duyduğu mesafeye göre buzkıran kaptanı tarafından belirlenir. Bu mesafe belirlenir belirlenmez, mesafenin korunacağı eskort edilen geminin sorumluluğundadır. Eğer eskort edilen gemi minimum eskort mesafesini koruyamıyor ve gemi kalıyorsa, gecikme durumu ve buzlar tarafından kuşatılma ihtimalinden sakınmak için buzkırana haber verilmelidir.

Maksimum eskort mesafesi (Maximum escort distance): Maksimum mesafe buz şartlarına ve yolun açık kalacağı mesafeye göre belirlenir. Bu mesafeyi arttırmak buzkıran tarafından bir serbest bırakma operasyonuna ihtiyaç gerektiren buzlar tarafından kuşatılma ihtimalini ortaya çıkarır. Eskort edilen gemi maksimum eskort mesafesini koruyamıyorsa, gecikme durumu ve buzlar tarafından kuşatılma ihtimalinden sakınmak için buzkırana haber vermelidir.

Eskort mesafesini korumak (Maintaining the escort distance): Gemi kaptanlarına, buzkıranların arkasında ellerinden geldiği kadar gereken eskort mesafesini korumaları tavsiye edilir. Yapılan seyir korunan doğru eskort mesafesindeki büyük bir genişliğe bağlıdır. Bu mesafe mevcut buz şartları tarafından belirlenir.

Buz oluşumu (Ice concentration): 9/10 oranındaki buz oluşumundaki yol, buzkıranın arkasındaki hızlı bir şekilde kapanma eğilimi gösterir. Bu yüzden, gemi, buzkıran kaptanın karşılaşılan buz türüne göre belirlediği bir hızla, çok yakın eskortuna ihtiyaç duyar.

Buz basıncı (Ice pressure): Buz oluşumu 9/10 oranında ve basınç altında olduğunda, yol hızlı bir şekilde kapanır. Sınırları buzkıranın eninde daha geniş olan yolun kapanması ile eskort edilen geminin buzlar tarafından kuşatılması ile sonucu, seyir hemen hemen imkansız hale gelecektir.

Yolun genişliğinin eskorta etkisi (Effect of escort on width of track): Bir buzkıranı yol açması, floes buzlarının dışarıya doğru hareketi ile sonuçlanır. Yolun genişliği, bu dışarıya doğru gerçekleştirilen hareketin uzunluğu ile floes buzlarının hareketi için mevcut açık suyun miktarına bağlıdır. Daha uzun eskort mesafesi, hareketin daha uzun bir süresine ve bu da daha geniş bir yola imkan sağlar.

Hız (Speed): Bir buzkıran, yolun her iki tarafındaki floes buzları ile temas ederken, bu buzların kıçta toplanmasını engellemek için dışarıya doğru itilebilirler, yoksa bazı bloklar ve küçük floes buzları açılan yolun içine doğru toplanacaktır.

3.2. Kontrol

Buzkıran gemilerin (icebreakers) kaptanları buzda seyir, buz kırmak (icebreaking) ve buzda refakat etmek (ice escorting) konularında hayli usta ve tecrübelidirler. Bu nedenle, herhangi bir buzda refakat işini buzkıranın kaptanı idare eder.

Buzkıranlar hava tetkikini kullanırlar, imkan olduğunda buzlar arasındaki yolun ve açık suyun yerini tayin ederler. Bazı buzkıranlar, gemilere rehberlik etmek, doğrudan konuşmak ve buz boyunca en iyi yolu tespit etmek için helikopter taşırlar.

Eskortlanan gemiler aşağıdakiler yapmalıdır:

-Buzkıran tarafından açılan yolu takip etmek (bunu kendi kendine yapabilir, tehlikeli değildir.

-Çekme donanımını daima hazır tutmak,

-“Uluslar arası İşaret Kod Kibabı’na göre verilen Buzkıran Gemisinin İşaretleri ile tamamen bilgi verilecek köprü üstünde zabitlerin olması,

-VHF, R/T, ışık veya ses ile buzkıran tarafından verilen işaretlerin alındığını bildirmek ve derhal uygulamak.

Bir buzkırandan yardım talebinde bulunan gemi, sürekli telsizini dinlemeli ve onun eskortlamanın baÅŸlayacağı yere olan ETA’sında olabilecek deÄŸiÅŸikliÄŸi öğrenmelidir.

3.3. Kanal

Bir buzkıran ağır yol ile buzda bir kanal açtığında, kanal buz kıranın eninden yüzde 30-40 daha geniştir. Eğer buna rağmen, yüksek hızda ilerlerken buzkıranın kıç dalgaları ile kırılabilen bir buz tipi varsa, kanalın eni buzkıranın eninin en az üç katı kadar olur.

Kanalda, buzkıranın kanal kenarında kırmış olduğu küçük floes buzları ve buz parçacıkları bulunabilir. Bunlar buz kıranı takip eden bir geminin hızını önemli ölçüde düşürebilir ve kanalın önünü kapatabilir.

Buzdan uzak duramayan bir gemi kanalı genişletmek için bir buz kırana ihtiyaç duyabilir.

3.4. Gemiler arasındaki mesafe

Buzkıranın kaptanı, peşinden gelen bir geminin kendi gemisi ile arasında bırakacağı en az ve en fazla mesafeyi belirler. En fazla mesafe buz şartlarına ve buzkıranın arkasında açık kalan kanalın mesafesine bağlıdır. Eğer eskort edilen gemi önerilen mesafeyi koruyamazsa, buzkırana derhal bildirilmelidir.

Buz oluşu 7/10 ve daha az ise, bir gemi genellikle zorlanmadan buzkıranı takip edebilir. Bununla beraber 10/10 buz oluşumunda, çok yakın eskort mesafesi gerektiren buz kıranın arkasında açtığı yol hızlı bir şekilde kapanma eğilimi gösterecektir. Bu tipteki buzlar basınç altında ise, buz kıranın eninden daha dar genişlikte açtığı kanal hızı bir şekilde buzla kaplanacağından, aradaki mesafe birkaç metreye indirilmelidir. Eğer önemli bir basınç varsa, geminin ilerlemesi mümkün olmayabilir.

Buzkıran, buz sahaları ve geniş floes buzları boyunca bulunan bir geçidi zorlamak, önündeki buza çarpıp kırmak için hızını artırmaya ihtiyaç duyabilir. Buz kıranı takip eden bir gemi daha sonra mesafeyi dikkatle izlemeli ve buzkıranın açtığı kanala kapanmadan girmeye çalışmalıdır.

3.5. Rotalar

Buza girmeden önce, buzkıranın kaptanı seyir yapılacak rotayı belirler. Rota değiştirilirken, eskort edilen gemi buzkıranı yakından takip etmelidir. Rota değişiklikleri, buz kıran tarafından uygulanabilir ölçüde yapılır. Keskir dönüşler yapılırken, buz kıranı takip eden bir gemi kanalın kenarındaki floes buzlarına doğru salmaya ve buzlar tarafından kuşatılmaya uğrar.

3.6. Hız

Eskort edilen bir geminin hızı buzkıran tarafından belirlenir. Açık buzda, geminin buzlara çarpmayacağı kesin olduÄŸu durumlarda, gemi 6-7 knt’luk bir hızla seyredebilir. Buz oluÅŸumu 4/10 olduÄŸu zaman, 8 knt’luk bir hızla seyir yapılabileceÄŸi ve her 1/10 oranındaki buz oluÅŸumu için gemi hızının 1 knt düşürülmesi, genel bir kuraldır. Bununla beraber, buz oluÅŸumuna ek olarak buzun sertliÄŸi ve kalınlığı, kar örtüsü, basınç altındaki buz ÅŸartları göz önünde bulundurulmalıdır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG]

3.7. Gemiyi durdurma

Biz buz kıran durduğunda ve tornistan yapmaksızın ileriye doğru gidemediği durumda, uygun işaretleri verir, ayrıca telsiz ile de bilgilendirir. Bu işaretler son derece çabuk verilmelidir. Makineler derhal tornistana alınır ve dümen ortada tutulur.

Eğer tek pervaneli bir gemi dar kanal boyunca buzların yanından geçerken birden tornistan yaparsa, buzlar geminin pervane ve dümeninde hasar meydana getirebilir.

Uyarı: Acil veya beklenmeyen durumlarda, bir buz kırıcı herhangi bir uyarı işareti vermeksizin durabilir veya eskort edilen geminin önünde manevra yapabilir.

3.8. Çekme

Tüm buz kıran gemileri, her ırgat dramında bir yedek çekme tel halatı olan çekme ırgatları ile donatılmıştır.

4. YÜKSEK ENLEMLERDE YAPILAN SEYRİN PRENSİPLERİ

Yüksek enlemlerde seyir yapmak, prosedürlerde ve bilgi kullanımında büyük dikkat gerektirir. Arctic suların uzaklığı ve kuzey manyetik kutbunun yakınlığı temin edilen haritalar ve onlarla birlikte kullanılan seyir aletleri/cihazları üzerinde bir etkiye sahiptir. Bu bölüm, Arctic sularında kullanın seyir aletleri ve haritalar üzerindeki bazı sınırlamalar ve etkilerle ilgilidir.

Meridyenler, yüksek enlemlerde, Mercator haritasındaki gibi paralel çizgiler ÅŸeklinde deÄŸil, kutuplarda birbirine yaklaÅŸan yarım daire ÅŸeklinde çizgilerdir. Denizciler, bir kutup grid’in kullanıldığı Mercator haritalarını kullanmayı tercih ederler. Bir grid, meridyene, genellikle Greenwich meridyenine paralel çizilir. Bir Transver Mercatör haritasının üzerinde bu amaç için çizili hayali meridyenler bulunur. Meridyenler tüm grid çizgilerini aynı açıda kestikleri için, bunlar hayali kerte hatlarıdır.

4.1. Haritalar

Arctic sularında harita kullanımına ilişkin iki ilgi alanı vardır. Bunlar yapılan surveylerin doğruluğu ve çok seyrek kullanılan projeksiyonların önemi ile ilgilidir.

4.1.1. Projeksiyonlar

Kutuplara yaklaştıkça meridyenlerin birbirine yakınlaşmasını dengelemek/düzenlemek için enlem ölçeği derece derece bozulur. Mercator porjeksiyonları sadece büyük ölçekli haritalarda kullanılması için enlem yönünde çok fazla bozulmaya uğrar. Enlem arttıkça, görsel kerterizler için kerte hattının kullanılması, daha geniş yakınsama (convergency) düzeltmeleri eklemek gerekeceğinden zorlaşır.

Arctic suları daha iyi survey edilmeye baÅŸlandığında, daha fazla Mercator haritaları bulundurulur; fakat Lambert Conformal, Polyconic ve Polar Stereographic gibi diÄŸer projeksiyonları da kullanılır. Polar Stereographic, kısmen daha geniÅŸ bölgelerde en az bozulmayı temin ettiÄŸi için en kullanışla hale gelmektedir. Haritaları deÄŸiÅŸtirirken deÄŸiÅŸik projeksiyonların sayısı, kerterizler, mesafeler, vb.’le ilgili her türlü uyarı ve çeÅŸidi kontrol etmeyi önemli kılar. ÖrneÄŸin, Mercator haritalarından edinilen bir alışkanlık, Polyconic haritalar üzerinde yapılması mümkün olmayan, mesafeler için enlem ölçeÄŸini kullanmayı gerektirmektedir. Yüksek enlemlerde sahilden uzakta kerterizler alınırken, görsel kerterizler için dahi bir yakınsama (convergency) düzeltme gerekeceÄŸinden oldukça dikkat edilmelidir.

Uyarı: Diğer bölgelerde olduğu gibi Arctic suların da kullanmadan önce harita projeksiyonunu kontrol ediniz.

4.1.2. DoÄŸruluk

Arctic sularında kullanılan haritaların doğruluğu, genellikle surveyin tarihine göre değişir. Barrov Strait, Lancester Sound gibi daha sık seyir yapılan bölgeler için hazırlanan haritalar iyi survey edilirler, fakat birçok haritalar tetkik iskandil çizgileri ile birleştirilmiş (Yer nirengisiyle kontrol edilen) havadan çekilmiş fotoğraflara dayanır. Haritaların yeni baskıları dahi üzerinde bulunan bilgilerin eski olmasından dolayı yanıltıcı olabilir. Yeni haritalardaki derinlik kontur çizgilerinin görünüşleri yeni bilgi olduğunu göstermez. Yeni bilgiler büyük ölçekli haritalara eklenir.

Arctic sularında harita kullanırken alınacak tedbirler:

-projeksiyonu ve sınırlarını kontrol etmek,

-surveyin tarihi ve/veya kaynağını kontrol etmek,

-haritadan haritaya mevki aktarırken kerteriz ve mesafe kullanmak,

-tetkik iskandillerinin delili için kontrol etmek,

-küçük ölçekli haritalardansa büyük ölçekli haritaları kullanmak,

-kertezilerin alınması ve mesafelerin ölçülmesi metodu için kontrol etmek.

4.2.Yüksek Enlemlerin Pusulalar ve Elektronik Yardımcılar Üzerindeki Etkisi

4.2.1. Pusulalar

Manyetik pusula Arctic sularda düzensiz ve seyir için nadiren kullanılır. Manyetik pusula, yerin manyetik sahasının yatay parçası üzerindeki yöneltme gücüne dayanır. Arctic sularda bulunan Kuzey manyetik kutbuna yaklaşırken, bazı bölgelerde manyetik pusula yönü gösterme aleti olarak kullanılamayana dek, yatay parça ilerledikçe güçsüzleşir.

Eğer pusulanın kullanılması gerekiyorsa, hataları göksel seyir metotları kullanılarak sık sık kontrol edilmelidir ve kutba yaklaştıkça doğal sapma değişikliği oranı artacağından haritaların üzerindeki pusula gülüne bakılmalıdır.

Cayro pusla yaklaşık 70oN enlemlerine doğru daha güney enlemlerde olduğu için Arctic sularda güvenilirdir. 70oN enleminin kuzeyinde doğruluğunu kontrol etmek çok dikkat edilmelidir. Pusuladaki enlem düzelticisi tarafından verilen düzeltme ile bile cayro yaklaşık 85oN enleminin güneyinde kullanılamayan dek yatay gücünü kaybetmeye devam eder. Yüksek enlemlere girmeden önce cayro pusulası için hazırlanmış kılavuza bakılmalıdır. Buzla çatışma, hız ve rotayla ilgili birçok değişiklikler doğruluğu üzerinde ters etki yapar, bu yüzden Arctic sularda seyir yaparken:

-elektronik mevki belirleme aletleri gibi diğer seyir sistemleri ile rota bilgisinin dümen tutulan (akıntı ve rüzgarın uygun olduğu) rota ile karşılaştırılmasının yapılacağı geminin mevkiinin çapraz kontrolü yapılmalıdır,

-cayra hotası, azimuth ve amplitude’a uygun olan atmosfer koÅŸullarında kontrol yapılmalıdır.

4.2.2. Radar

Genel olarak Arctic suları veya soğuk şartları radar sistemlerinin performansını etkilemez. Bazen hava şartları, atmosferdeki nem oranının azalmasından dolayı radar dalgasının eğilmesine (ducting) sebep olabilir, bu de eğilmenin yönüne ve şiddetine bağlı olarak hedefin mesafesini kısaltabilir veya uzatabilir. Arctic sularda radara ait gerçek problem, mevki belirleme amaçları için radar ekranının yorumlanmasıyla ilgilidir.

4.2.3. GPS

Üç tanesi yedek olmak üzere 24 adet uydudan meydana gelen sistem (GPS) dünyanın her noktasını kapsayacak şekilde oluşturulduğundan, yüksek enlemlerde veya kutba yakın enlemlerde sistemin çalışmasında bir aksama olmamıştır.

4.2.4. Telsizler

Arctic sularındaki görüş hattında başka telsiz baberleşmeleri, iyonosferde oluşan karışıklıkların ortaya çıkardığı müdahalelere bağlıdır. Her ne zaman haberleşme sağlanırsa, sinyal bozulmadan önce alternatif frekanslar belirlenmelidir. Diğer istasyonlar etrafındaki çok sayıdaki frekans ve düzenleyicilerin kullanımı, bu tür müdahaleleri önlemenin başlıca metodudur.

4.2.5. Inmarsat

Arctic sularda Inmarsat servisinin kullanımı, gemi uydu çekiş kenarına yaklaşana kadar güneydeki gibi aynıdır. Uydu yüksekliğinin, ufuğun birkaç derece üzerinde olduğu yüksek enlemlerde, sinyal gücü alıcı antenin yüksekliğine ve çevredeki alana bağlıdır. Gemi uydu kapsama bölgesinden çıkarken, uydu ile bağlantı gücü değişebilecek, derece derece azalacak ve daha sonra kullanılmaz olacaktır. Sesli haberleşmeler için kullanım gücü azaldığında, yerine teleks göndermek mümkün olabilir. Geminin uydu kapsama bölgesine dönmesiyle, yükseklik ufkun oldukça üzerin çıkana dek uydu sinyallerini almada ve bunu tutmada problemler oluşabilir.

4.3. Kesin mevki koymak

Kesin mevkii kaymada karşılaşılan problemler ya sahil özelliklerinin yanlış tanımlanmasından ya da kesin olmayan sörveylerden doğar. Arctic suların bazı bölgelerindeki düşük yükseklikler kara işaretlerini veya noktalarını tanımlamayı zorlaştırır. Buna ek olarak, karada toplanan buz veya hızlı oluşan buz, sahil hattını engelleyebilir. Bu sebepten dolayı, radar kerterizleri veya mesafeleri için, güneydeki sularda yapılan tespitlerden daha dikkatli tespiti yapılmalıdır. Her zaman görsel gözlemler tercih edilmelidir. Bazen oturmuş bir buz dağının konumunu belirlemek ve daha sonra dikkatle uygulanırsa rota boyunca daha fazla tespit yapmak için buz dağını kullanmak mümkündür.

Daha güneydeki bölgeler, hatta son zamanlarda yayınlanan haritaların bazıları dahi havadan çekilmiş fotoğraflara dayalı olduğu için, Arctic suların geniş bölgeleri ayın standartlara göre sörvey edilmemiştir. Hata ihmalini azaltma amacıyla mevkiler için daima üç hat (mesafe veya daha az tercihen kerterizler) kullanılmalıdır. Bir kanalın her iki tarafını kullanan kesin mevkiler veya iki değişik sörvey alanından alınan hatlardan kaçınılmalıdır. Muhtemel problemlerden dolayı, Arctic sularındaki mevkiler, elektronik mevki belirleme sistemleri gibi diğer bilgi kaynakları ile karşılaştırılmalıdır.

Değerlendirme Sonuç

Bütün deniz navigasyonlarında olduğu gibi buz seyrinde de can ve mal güvenliği en önemli faktördür.

Seyrin selamet içinde yürütülmesi vardiya zabitinin yeteneği ve bilginize bağlıdır. İyi bir çevresel gözlem ve dikkat her seyirde olduğu gibi amaçlanan hedefe en kısa zamanda ulaşmaya yardımcı olacaktır.

Ödevin içeriğinden de anlaşıldığı gibi zor olan buz seyri dikkatin ve disiplinli bir çalışmanın sonucunda kolaylaşacak ve emniyetli bir şekilde tamamlanacaktır.

Ayrıca günümüz teknolojisinin bize sunduğu üstün nitelikli çalışmalarından da yararlanılarak riskin en aza indirgediği bir buz seyri yapılmalıdır. Unutulmamalıdır ki deniz hata kabul etmez.

Kaynaklar

1- Fethi YAÄžIZ…………………………. Seyir II Kitabı

ÖZ GEÇMİŞ

KİŞİSEL BİLGİLER

Adı Soyadı : Erdoğan GENÇ

DoÄŸum Tarihi : 31-08-1981

DoÄŸum Yeri : EskiÅŸehir

Telefon : 0 222 227 37 10

Adres : 71 Evler Mah. Yeni Umut Koop. B/Blok Daire:4

T.c

Salı, 06 Kasım 2007

1.TÜRK DENİZCİLİK SEKTÖRÜNÜN TARİHÇESİ

1.1. GİRİŞ

Denizyolu ulaştırmasının, tarihin çok eski devirlerine kadar uzandığı bilinmektedir. M.Ö.IV.yüzyılın öncesinden kalan, denizciliğin var olduğunu kanıtlayan eserler vardır. Bu devirlerde denizcilik, doğal olarak iç denizlerde yapılabiliyordu.

T.C

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ SÜRMENE DENİZ BİLİMLERİ FAKÜLTESİ GEMİ İNŞAATI MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ

GEMİLERİN HİDRODİNAMİK TASARIMI

2.Ödev

Doç. Dr. Şakir BAL

080229 Hüseyin MAZLIM

Nitekim ilk çaÄŸlarda denizcilik, ticaretin beÅŸiÄŸi olarak gösterilen ve çevresi karalarla çevrili olan Akdeniz’de baÅŸlayıp geliÅŸmiÅŸtir.

Dicle ve Fırat nehirleri ile zenginleÅŸen Mezopotamya ile Nil sayesinde hayat kazanan Mısır, ilk tarımın yapıldığı ve ilk ÅŸehirleÅŸme olayına rastlandığı yöredir. Denizde seyredebilen gemi ÅŸeklindeki ilk aracın M.Ö. yaklaşık 3000 yıllarında Mısırlılar tarafından yapıldığı söylenir. Bununla birlikte bazı yazarlar, ilk denizyolu araçlarına Çin medeniyetlerinde rastlanıldığını ve Asya’nın güneydoÄŸu sahillerinin veya Pasifik kıyılarının ilk denizcilik olaylarına, sahne olduÄŸunu savunurlar. Ancak, büyük bir olasılıkla Nil, Dicle ve Fırat nehirleri üzerinde suların akışı ve sırıklarla hareket ettirilen veya karadan çekilen saz veya bambudan yapılmış sallar, kütükten oyma kürekli kayıklarla ulaşıma baÅŸlandığı, bu akarsular aracılığı ile denize ulaşılınca, yol alabilmek için yelken gereksiniminin doÄŸmasıyla papirüs elyafından yelken yapılarak, o zamanki denizcilikte büyük bir aÅŸama olan yelken kullanımının yayılmaya baÅŸladığı anlaşılmaktadır. Bu ÅŸekilde deniz ulaşımı hızlanmış, denizlerde balıkçılık yapma imkanı da ortaya çıkmıştır.

Günümüzde Denizcilik ve denizlerimiz ülkemiz ve halkımız için olanaklar ile doludur.Kimbilir belki bunun içindir ki Mustafa Kemal Atatürk TBMM’ nin 1937 tarihindeki açılışına gönderdiÄŸi konuÅŸmasında yer verdiÄŸi ‘ DenizciliÄŸi Türk’ün Büyük Milli Ülkesi Olarak Düşünmeli ve Onu Az zamanda BaÅŸarmalıyız’ özdeyiÅŸi ile bu alanda ülkemiz açısından ifade ettiÄŸi genel kapsamlı büyük önemi ‘Milli’ sözcüğünü kullanarak ortaya koymuÅŸtur.

Dünya denizciliği kararlı bir bir değişim içindedir.Can ve mal emniyeti ve çevrenin korunması alanlarında her geçen gün daha da etkili ve ayrıntılı standartlara ulaşan sektörde teknik ve bilgi gereksinimi gitgide ağırlık kazanmaktadır.Öte yandan, bu gelişmelere koşut olarak, ticari alanda rekabet, daha doğrusu ekonomisi güçlü ülkelerin ortaya koymaya çalıştığı gizli kormacılık, bu alandaki uluslararadı mücadeleyi her geçen gün zorlaştırmaktadır.

Şurası bir gerçektir ki, ülkemizde denizcilik alanında önemli birikimler vardır ve bir sektör olarak gelenekler ve kurumsallaşmalar belirginleşmeye başlamıştır.Ancak alınması gereken ciddi mesafeler olduğu gereklilliği de bir gerçek olarak ortadadır.Ekonomik gelişmişlik ve kalkınma gayretleri içinde olan ülkemiz açısından denizcilik alanında da kapsamlı ve orta vadeli planların ve politikaların yapılmasının ve bunları uygulamaya almanın zamanı çoktan gelmiştir. Örneğin son yıllarda önemli gerilemelere tanık olunan tankercilik için hangi destek politikaları uygulanmalıdır? Türkiye kendi ihtiyaçları ve uluslararası taşımalar için filosuna bir profil ve hedef belirlemelidir.Sektörde finans hareketinin canlandırılması için finans modelleri geliştirilmeli, örneğin denizcilik şirketlerinin halka açılmaları sağlanmalıdır.Gemi İnşaatı sektörünün daha çok ihraç amaçlı ve yüksek kapasite kullanımı ile üretim yapabilmesi için modeller geliştirilebilir.Limancılık politikası ve işletmeciliğinin, ekonominin kurallarına uygun bir yapılanma ve işletmeciliğe kavuşturulması mümkündür. Köklü bir denizcilik tarihi ve kültürü olan ulusumuzun, yeni bin yılda gerek coğrafi konumu, gerekse büyüyen ekonomisiyle bu alanda üst sıralara oynaması, imkansız değildir.

1.2. SELÇUKLU DEVLETİ DÖNEMİ

Türklerin, Anadolu’ya gelinceye kadar denizlerle fazla bir ilgisi olmamış, daha çok karalarda göç etmiÅŸ ve yayılmışlardır. Anadolu topraklarının kesin olarak TürkleÅŸmeye baÅŸlaması ile beraber Türklerin hakimiyet stratejisi deÄŸiÅŸmiÅŸ ve üç tarafı denizlerle çevrili bu ülkenin fatihleri, denizlere yönelmenin devletin geleceÄŸi için en uygun yöntem olacağını anlamakta gecikmemiÅŸlerdir. Süleyman ÅŸah’ın İznik ÅŸehrini Anadolu Selçuklu Devletine baÅŸkent olarak seçmesi, Türklerin bundan böyle denizlere açık bir politika izleyeceÄŸini göstermesi bakımından önem taşır. Ayrıca Süleyman ÅŸah, bununla da kalmayarak, BoÄŸaziçi’nin Anadolu sahiline kurduÄŸu ve bugünkü anlamda Gümrük Dairesi karşılığı olan bir teÅŸkilat ile boÄŸazdan gelip geçen gemilerden vergi almaya baÅŸlamıştır.

I.Gıyasettin Keyhüsrev, 1207 senesinde Antalya’yı fethederek, Selçuklulara denize açılma yollarını tekrar açmış, oÄŸlu I. İzzettin Keykavus, 1214 yılında Sinop’u alarak, Trabzon Rum İmparatorluÄŸu’na ait Sinop deniz üssünü zaptederek Karadeniz’de bir Türk filosunun kurulmasına imkan hazırlamıştır.

Nitekim, Sinop zaptedilince, derhal tersanesi de faaliyete geçirilerek, gemilerin inÅŸasına baÅŸlanmıştır. 1263 yılında, Saltuk Dede’ye tabi onbini aÅŸkın bir Türkmen kafilesi, Sinop tersanesinde inÅŸa edilen gemilerle Dobrice’ye geçmiÅŸlerdir. Bu kadar büyük bir kafilenin Karadeniz’i geçmesi için gerekli olan teknelerin boyutları, o zamanki Sinop tersanesinin büyüklüğünü ve gücünü de göstermektedir.

Selçuklular döneminde yapılan denizcilik ile ilgili en önemli tesis Alaiyye Tersanesi’dir. Alanya’da 1227 yılında inÅŸa edilmiÅŸ olan tersane, limanın iç kısmında, cephesi doÄŸuya bakan beÅŸ gözü olup, 10×45 zirai mi’mari (kalfa ve dülgerlerin kullandıkları 24 parmaktan ibaret uzunluk ölçüsü) ebadındadır. Tersaneye, saÄŸ taraftaki gözün kuzeye bakan cephesinde bulunan kapıdan girilir ki, bu kapının iki tarafında odalar vardır. Bunlardan saÄŸdaki, tersane memur ve muhafızlarına ait, soldaki ise tersanenin camiidir. İnÅŸa tarihinden itibaren, sekiz yüzyıla yakın süre geçmesine raÄŸmen tersane ayakta dimdik durmaktadır. Selçuklular devrinden kalma diri ve zinde tek tersane olan Alaiyye Tersanesi, vaktiyle Akdeniz’in egemenliÄŸini elde tutan kadırgaların inÅŸası için kurulmuÅŸ ve tersanede 80-100 tonluk tekneler yapılmıştır.

1.3. OSMANLI İMPARATORLUĞU DÖNEMİ

1.3.1.Osmanlı İmparatorluğunda Denizcilik

Daha çok bir kara devleti görünümünde olan Osmanlı Devleti, Marmara Denizi ile olan ilgisi, Rumeli kıyısında bazı yerleri işgal etmesi ve oralara yerleşmesi ile kendini denize dönük bir politika izlemek konusunda zorunlu hissetmiştir. Nitekim, Ege Denizi ve Karadeniz kıyıları ile Akdeniz sahillerindeki ülkeler, Osmanlı topraklarına katıldıkça, donanmaya ve deniz gücüne duyulan gereksinim artmaya başlamıştır. Bu cümleden olarak, Gazi Orhan Bey zamanında (1326-1360) Osmanlı donanması Karasi Beyliği donanmasına dayanarak tedrici surette artmıştır.

Osman ve Orhan Gaziler devrinde, Marmara Denizi’nin Anadolu sahillerinde Osmanlıların Karamürsel, İzmit, Gemlik vs. gibi yerlerde iki deniz üssü bulunduÄŸu kesindir. Kaldı ki eskiden "Prenetos" denilen Karamürsel kasabasıyla civarının fethinden itibaren, İzmit körfezinin güney sahillerinde Selçuklular devrinde "Emaret’üs Sevahil" tarzında bir Amiral sancağı kurulmuÅŸ, hatta bu sancağın ilk beyi olan Kara Mürsel Bey burada kendi ismini taşıyan bir gemi tipi yaptırarak hızlı bir ince donanma vücuda getirmiÅŸtir. Hammer tarihinde (Cilt I-Fasıl II) bu gemilerin savaÅŸ gemileri olduÄŸundan ve kendi zamanına kadar bu tipe "Karamürsel gemisi" denildiÄŸinden söz edilmektedir. Kara Mürsel’in oluÅŸturduÄŸu bu donanma, Marmara yöresinde egemen bir durum saÄŸlamış olup, Osmanlı denizciliÄŸinin ilk devri olarak önemlidir.

Süleyman PaÅŸa’nın 1354 yılında Rumeli’ye geçip Çanakkale BoÄŸazı sahillerinde kesin olarak yerleÅŸmesinden bir süre sonra, Osmanlı Bahriyesi merkezinin İzmit Körfezi’nden Gelibolu’ya geçtiÄŸi ve Selçuklulardan sahil beylerine geçen an’ane gereÄŸince de İzmit Körfezi’nden sonra Gelibolu sancak beyliÄŸinin ittihaz edildiÄŸi anlaşılmaktadır. Bununla birlikte İzmit Körfezi’nin eski önemini birdenbire yitirmediÄŸini, daha sonraları da burada gemiler yapıldığını ve tersane bulunduÄŸunu gösteren çeÅŸitli kayıtlar vardır.

Osmanlılar ilk zamanlarında Karamürsel’de ve Karasi BeyliÄŸi’nin Osmanlı topraklarına katılmasından sonra Aydıncık (Edincik) yöresinde de bir tersane kurmuÅŸlardır. Daha sonra İzmit’in Bizans’tan alınması ile de İzmit (Kocaeli) Tersanesi oluÅŸturulmuÅŸtur.

Osmanlı donanmasının akın faaliyetinden çıkıp yavaÅŸ yavaÅŸ deniz aşırı fetihlerde önemli rol oynamaya baÅŸladığı devir, Fatih Sultan Mehmet devridir. (1451-1481) Nitekim Fatih, donanmanın önemini takdir ederek fetihten sonra tersaneyi önce Kadırga Limanı’na, daha sonra da Haliç’e naklettirerek, kurduÄŸu ilave göz’ler (gemi yapım tezgahları) ile yeni bir donanma inÅŸasına önem vermiÅŸtir.

Osmanlı Devleti’nin YakındoÄŸu ve DoÄŸu Akdeniz’de yükseliÅŸi ve Türk denizciliÄŸinin dünya çapında bir geliÅŸme göstermeye baÅŸlaması, II. Bayezid devrinde (1481-1512) olmuÅŸtur. II. Bayezid, babası II. Mehmet (Fatih), oÄŸlu I. Selim ve torunu Kanuni Sultan Süleyman arasında oldukça renksiz bir yer almasına karşılık Osmanlı Devleti’nin bir deniz politikası olması gerektiÄŸini anlayan ilk Osmanlı sultanıdır. Zira II. Bayezid, açık denize elveriÅŸli bir denizciliÄŸe sahip olunmadığı sürece, Venedik Cumhuriyeti ile açık denizde baÅŸ edilemeyeceÄŸini ve dolayısıyla devletin geleceÄŸi için çok önemli olan DoÄŸu Akdeniz hakimiyetinin saÄŸlanamayacağını gayet iyi anladığı gibi, ekonomik faktörler de devleti böyle bir politikaya, ister istemez, götürüyordu.

Türk denizciliÄŸinin parlak devrini yaÅŸatan Barbaros Hayrettin PaÅŸa, 1534 yılında fiilen baÅŸladığı "Kaptan Paıalık" görevinde, 12 yıl süreyle pek büyük ve önemli seferler, birçok zaferler kazanmıştır. Bunlar : Tunus seferi, Mayorka seferi, Apulya seferi, Venedik seferi, Adalar Denizi ve Akdeniz seferi, özellikle 1538 yılında 122 gemi ile Andrea Dorya’nın 600′den fazla gemiden oluÅŸan Haçlı donanmasına (302 adet savaÅŸ gemisine) karşı Turgut Reis ve diÄŸer reislerle beraber kazandığı zafer ve Fransa Kralı’nı korumak için yaptığı Nis seferidir.

Barbaros Hayrettin PaÅŸa, Preveze’de Haçlı donanmasını bozguna uÄŸrattığı bir sırada, baÅŸka bir Osmanlı filosu, Hadım Süleyman PaÅŸa kumandasında Hindistan’da Diyu kalesini kuÅŸatmaktaydı. Birbirinden çok uzak mesafelerde bulunan iki Türk filosunun aynı anda zafer kazanması, tarihte ender rastlanan bir olay olup, bu da Türk deniz gücünün XVI.yüzyılda ne kadar büyük olduÄŸunu gösterir. Hadım Süleyman PaÅŸa’nın Hint Okyanusu’ndaki bu giriÅŸimini Piri Reis, Murad Reis ve Seydi Ali Reis sürdürmüşlerse de, Portekizlilerden çok, doÄŸa olaylarının deniz gücünü engellemesi yüzünden, esas hedefleri olan Hindistan topraklarını Osmanlı egemenliÄŸine sokamamışlardır.

Üstün yetenekli Türk denizcilerinin Hint Okyanusu’nun hırçın ve sert dalgalarına yenik düşmelerinin en önemli nedeni, Akdeniz gibi nisbeten sakin ve kapalı bir deniz için yapılmış olan Osmanlı kadırgalarının, okyanusun hırçın doÄŸasını yenmek imkanını bulamamış olmasıdır.

Osmanlı ülkesinde deniz coÄŸrafyacılığı da önemli bir atılım yapmıştır. O zamanlar Osmanlı donanmasının Hint sularına ve Atlas Okyanusu’na ulaÅŸmaları dolayısıyla Hint Seferleri sonucunda iki Türk amirali çok ilginç deniz coÄŸrafyası eserleri vermiÅŸlerdir. Bunlar Piri Reis (vefatı 1554) ve Seydi Ali Reis (vefatı 1562) dir.

BilindiÄŸi üzere Piri Reis’in "Kitab-ı Bahriyye" adlı eserinde bütün denizlerin sathı akıntıları, koyları, körfezleri, boÄŸazları, limanları birer birer ve bütün bilimsel nitelikleri ile belirtilmektedir. Ayrıca Amerika’nın o çaÄŸa kadar belli olmayan kısımları ile Atlas Okyanusu’nu gösteren ceylan derisi üzerine yaptığı iki haritası da mevcuttur.

Sultan Abdülmecid’in saltanatı devrinde (1839-1861), 1842′de tersanede ilk buharlı gemi olarak Seyr-i Bahri yapılmış, 1843′de ileride Seyr-i Sefain’i oluÅŸturacak olan Fevaid-i Osmaniye, 1851′de Åžirket-i Hayriye, 1859′da Haliç Vapurları ÅŸirketi kurulmuÅŸtur. 1829′da Uzun Mehmet tarafından EreÄŸli’de bulunan kömür madenleri, ilk defa tersane tarafından iÅŸletilmeye baÅŸlanmıştır.

1.3.2. Osmanlı Deniz Ticareti

Türklerde deniz taşımacılığının geliÅŸmesi, Anadolu’ya girilmesinden sonra baÅŸlar. İpek yolunu ellerinde bulunduran Türkler, az zamanda kendi denizlerine egemen olarak, deniz ticaret ve nakliyatına baılamışlardır.

Osmanlı deniz ticaretindeki bu başlangıç döneminden sonraki gelişmeleri, aşağıdaki aşamalarda incelemek yararlı olacaktır :

- Yabancı gemilerin taşıma yaptıkları devir,

- Yabancı gemilerin ve Türk gemilerin birlikte taşıma yaptıkları devir,

- Sadece Türk gemilerin taşıma yaptıkları devir.

Birinci Devir: 16.yüzyıl ile baÅŸlayan birinci devirde, Türk sularında yabancı gemilerin çalıştıklarını görüyoruz. Yukarıda ayrıntılarını açıkladığımız gibi, Kanuni Sultan Süleyman’ın Fransa Kralı I. François ile imzaladığı ticaret sözleÅŸmesinde Avrupa ile olan Türk ticareti Fransız bayrağını taşıyan gemilere verilmiÅŸti. Bizim için kapitülasyon sözleÅŸmesi olan, ancak Avrupa’da yayınlanan kitaplarda "modern anlamda ilk ticaret muahedesi" olarak geçen bu imtiyazdan yararlanılarak, Türk limanları arasında da Fransız gemileri iÅŸletiliyordu. DiÄŸer ülkeler de Türkiye ile yaptıkları ticarette Fransız bayrağı taşıyan gemileri kullanmak zorunda idiler. 17.yy.da bu ülkelere ek olarak Avusturya, Rusya, İsveç, İspanya ve sonraları Prusya da, Babıali’den Türkiye’ye ait olan ticaretlerini kendi gemileriyle yapma iznini almışlardır.

İkinci devri, 19.yüzyıldan baÅŸlatmak mümkündür. Bu devirde, yabancı gemiler yanında Türklerin de gemi iÅŸletmeye baÅŸladığını görüyoruz. Bu ÅŸekilde Türkiye kıyılarında ilk buharlı gemi 1828 senesinde görülmüş olup, Tanzimat’tan bir kaç sene sonra 1844′de Bahriye Nezareti tarafından İngiltere’den getirilen bir gemi ile (Seyr-i Bahri), İstanbul-Gemlik-İzmit ve TekirdaÄŸ hattı açılmış bulunuyordu. Aynı sene içinde bir gemi daha getirtilerek (Eser-i Hayr) BoÄŸaziçi’nde çalıştırılmaya baÅŸlanmıştır. "Hazine-i Hassa Müzesi" adı verilen bu iÅŸletme; iÅŸletmecilikte özerk bir yönetimin kurulmasını gerektirdiÄŸinden, bunun için yine Bahriye Nezaretine baÄŸlı olmak üzere 1843 Fevaid-i Osmaniye adı altında bir yönetim kurulmasını saÄŸlamıştır. Fakat, çürük bir kaç gemi ile iÅŸe baÅŸlayan ve önemli baÅŸarı gösteremeyen, özellikle yabancı rekabetine dayanamayan bu yönetim, bir kaç sene sonra ayrıcalığı ile bir Fransız ÅŸirketine devretmeye mecbur kalmış ancak Fransız ÅŸirketi de bu iÅŸin üstesinden gelememiÅŸ ve iÅŸletme yine Türk yönetimine geri verilmiÅŸtir. Sultan Aziz devrinde, 1871′de İdare-i Aziziye ismini alan bu teÅŸebbüsün adı 1878′de İdare-i Mahsusa olmuÅŸ, nihayet 1910 yılında Ticaret Nezareti’ne baÄŸlı Osmanlı Seyr-i Sefain İdaresi’ne dönüşmüştür. Yine aynı dönemlerde, 1851 senesinde İstanbul ile BoÄŸaziçi ve Kadıköy arasında gemi iÅŸletmek üzere Åžirket-i Hayriye adında bir özel teÅŸebbüs kurularak, baÅŸarılı çok önemli hizmetler vermiÅŸtir.

Üçüncü devir, sadece Türk gemilerinin taşıma yaptıkları dönem olup bu aÅŸamayı I.Dünya Savaşı (1914) ile baÅŸlatmak mümkündür. Gerçi savaÅŸta kapitülasyonlar kaldırılmış ve denizciliÄŸimiz de serbest alan bulmuÅŸtu. Fakat savaÅŸ senelerinde mevcut gemilerinde bir çoÄŸu düşman tarafından batırılmış olduÄŸundan, ticaret filomuz daha da küçülmüştür. I.Dünya Savaşı’ndan önce, yaklaşık 110.000 tona ulaÅŸan gemilerimizden, toplam tonajı 83.600 olan 63 Türk gemisi savaÅŸta batırılmıştır. Mütareke senelerindeki istikrarsız durum, gemilerimizin daha da fazla eksilmesine neden olmuÅŸ ve 1922′de ticaret filomuz 16.582 safi rüsum tonalitosuna düşmüştür. Cumhuriyet dönemi de, özellikle kabotaj hakkının elde edilmesiyle, bu üçüncü devir içinde deÄŸerlendirilir.

1.3.3. Osmanlı İmparatorluÄŸu’nda Denizcilikle İlgili Önemli KuruluÅŸlar

Fevaid-i Osmaniye ÅŸirketi (1843-1870): Osmanlı İmparatorluÄŸu, 1839′da Mekteb-i Fünun-i Bahriye’yi kurdu. Yine İstanbul-İzmir hattında görevli ve ara iskelelere de uÄŸratılan "Peyk-i ÅŸevket" adlı gemiye yeterli miktarda yolcu ve yük verilmeden, yabancı gemilere yolcu ve yük verilmemesi kararını alarak uygulatmış ve böylece bayrak himayesini baÅŸlatmış oluyordu. Tarifeli seferlerin aksamadan ve eksiksiz uygulanabilmesi için deniz taşımacılığının ÅŸirketler eliyle daha saÄŸlıklı yapılabileceÄŸine inanan devlet, Hazine-i Hassa’nın da katılımıyla "Åžirket-i Osmaniye"yi kurdu. Bir süre sonra Hazine-i Hassa bu ÅŸirketten ayrılmış ve "Hazine-i Hassa Kumpanyası" adı altında kendi gemilerini çalıştırmaya baÅŸlamıştır.

Bu kuruluş daha sonra "Mecidiye Şirketi" ve 1843 yılında da "Fevaid-i Osmaniye Şirketi" adını almıştır.

BoÄŸaziçi’nde ilk olarak Üsküdar hattı açılmıştır. Daha sonra, BoÄŸaziçi’nin öteki iskelelerine yabancılara tanınan imtiyazdan yararlanan biri İngiliz diÄŸeri Rus olmak üzere iki yabancı bandıralı geminin 1849 yılında yolcu taşımaya baÅŸlaması üzerine, Fevaid-i Osmaniye İdaresi’nin "Hümapervaz" vapuru ile yabancı bandıralı gemiler arasında bir rekabet baÅŸlamıştır. Bu rekabet 1851 yılına kadar sürmüş ve Åžirket-i Hayriye İdaresi’nin kurulmasıyla ortadan kalkmıştır.

Åžirket-i Hayriye (1851-1944): Yüz yıla yakın bir süre İstanbul’un günlük yaÅŸamında vazgeçilmez bir yeri olan Åžirket-i Hayriye; önceleri yandan çarklıları, 1903′den itibaren de pervaneli gemileriyle ÅŸehir ulaşımında büyük hizmetler görmüştür. Bu ÅŸirketin bir baÅŸka önemi de, ülkemizde kurulan ilk halka açık ulusal anonim ÅŸirket olmasıdır.

"Swift" adlı ilk buharlı gemi II. Mahmut zamanında, 1828 yılında İstanbul sularına gelmesiyle Osmanlı Devleti’nin deniz ticaretinde ve deniz taşımacılığında yepyeni bir dönem açılmışsa da, denizlerde yolcu taşımacılığının ciddi olarak baÅŸlaması 1843′de kurulan Fevaid-i Osmaniye ve 1851 yılında kurulan Åžirket-i Hayriye ile gerçekleÅŸebilmiÅŸtir.

Åžirket-i Hayriye, 93 yıl boyunca verdiÄŸi hizmetlerle örnek bir iÅŸletme olarak tarihe geçmiÅŸtir. BoÄŸaziçi’nin geliÅŸmesini Åžirket-i Hayriye teÅŸvik etmiÅŸ, BoÄŸaziçi’nin mimarı olmuÅŸtur. Åžirkete ait yolcu gemilerinin çalışmaya baÅŸlamasından sonra BoÄŸaziçi köyleri büyümüş, giderek sayfiye merkezleri haline gelmiÅŸ, hatta zamanla ÅŸehre baÄŸlanarak İstanbul’un yayılıp büyümesine yol açmıştır.

Åžirketin kuruluÅŸundaki amaç, BoÄŸaziçi’ni İstanbul’a baÄŸlamak, gemiciliÄŸe ve deniz ticaretine halkı özendirerek baÅŸka bir takım denizcilik ÅŸirketlerinin kurulmasına önayak olmak, Türk denizciliÄŸinin geliÅŸmesine katkıda bulunmaktadır.

PadiÅŸah Abdülmecid’in emirleriyle kurulan Åžirket-i Hayriye, Osmanlı İmparatorluÄŸu döneminde denizcilikle ilgili ilk anonim ÅŸirkettir. Bu ÅŸirketin hem hayırlı iÅŸler arz etmesi hem de istihdam politikası yönünden önemli bir yeri vardır.

İstanbul sularında (özellikle BoÄŸaz Tafeyninde) tarifeli vapur seferleri Sadrazam ReÅŸit PaÅŸa’nın desteÄŸi, Keçecizade Fuat PaÅŸa ve tarihçi Ahmet Cevdet PaÅŸa’nın gayretleri ile 1851 yılında kurulan Åžirket-i Hayriye’ye ait vapurlarla baÅŸlar. 1867-1872 yılında Üsküdar-KabataÅŸ arasında sefere konulan "Suhulet" ve "Sahilbent" arabalı vapurları dünyada sefer yapan ilk arabalı vapurlardır.

Åžirket-i Hayriye. kurulduÄŸu günden itibaren fabrika ve gemilerinde kullandığı malzemenin çoÄŸunu doÄŸrudan doÄŸruya Avrupa piyasalarından ve bilhassa İngiltere’den satın almayı tercih etmiÅŸtir.

I. Dünya Savaşı’ndan önce ÅŸirketin vapur sayısı 39′a yükselmiÅŸ olup iki araba vapuru 26 (SUHULET), 27 (SAHİLBEND), ondördü yandan çarklı, üçü istimbot 35 (İŞGÜZAR), 55 (BEBEK), 56 (GÖKSU) ve geriye kalanı uskurlu vapurlardır. I. Dünya Savaşı sırasında, çift uskurlu vapurlardan 61 (SULTANİYE), 62 (HÜNKAR İSKELESİ) dahil olmak üzere onbir vapur batmış ve 49 (HALE), 50 (SEYYALE) nin güverteleri sökülerek, cephane ve silah taşımasında kullanılmak üzere Harbiye Nezaretince satın alınmıştır. Åžirketce BoÄŸaziçi ulaşımını saÄŸlamak amacıyla üç vapur kömür gemisi haline getirilerek, mevcut vapurların kömür gereksiniminin karşılanması yoluna gidilmiÅŸtir. Buna göre, araba vapurları ve romörkörlerin haricinde ÅŸirketin elinde büyük küçük onsekiz vapuru kalmıştır.

Åžirket-i Hayriye’nin yurt dışında gemi inÅŸa ettirmesi 1929 yılına kadar devam etmiÅŸtir. Bu tarihlerde, yurda gelen Üsküdar, Anadolu Kavağı ve Altınkum adlarındaki üç vapurdan sonra ÅŸirket kendi vapurlarını KasımpaÅŸa’daki kendi tersanesinde Türkiye Seyri Sefain İdaresi’ne ait tezgahlarda inÅŸa ettirmiÅŸtir. 1944 yılında Devlet Deniz Yollarına baÄŸlanan ÅŸirket-i Hayriye daha sonraki yıllarda yapılan çeÅŸitli kuruluÅŸ deÄŸiÅŸiklikleri ile halen Türkiye Denizcilik İşletmeleri bünyesinde, Åžehir Hatları İşletmesi olarak faaliyet göstermektedir.

İdare-i Aziziye (1870-1878): 1870 yılında İrade-i Åžahane (padiÅŸah buyruÄŸu) ile Fevaid-i Osmaniye İdaresi dönemin padiÅŸahı Sultan Abdülaziz’in adına izafeten İdare-i Aziziye adını almış ve yönetim kuruluna Bahriye Nezaretinden üyeler alınmıştır. 1872 yılında da idarenin adı İdare-i Mahsusa-i Aziziye’ye çevrildi. Asur, Canik, Kemal, Marmara, Musul ve Åžems yolcu vapurları filoya katılmışlardır.

İdare-i Mahsusa (1878-1909): İdare-i Mahsusa-i Aziziye, 1878 yılında sadece İdare-i Mahsusa adını almıştır. Sultan II.Abdülhamit’in saltanatı dönemine rastlayan bu dönemde Osmanlı İmparatorluÄŸu’nun muhtelif limanlarına kayıtlı büyük küçük 176 adet vapur bulunuyordu. Bu vapurların 90 adedi İdare-i Mahsusa, 40 adedi Åžirket-i Hayriye, 46 adedi de özel ÅŸirket ve kiÅŸilere aitti. Bunlardan baÅŸka İstanbul limanına kayıtlı 912 adet yelken gemisi vardı. İdare-i Mahsusa gemileri Karadeniz, Marmara, Ege ve Akdeniz limanlarına seferler yapmakta iken, kapitülasyonların verdiÄŸi haklardan yararlanan, İstanbul limanında yabancı vapur kumpanyalarını temsil eden yabancı uyruklu ve levantenlerden oluÅŸan acentalar da vardı: Van der Zee, Hayri AraboÄŸlu, P.M. Kurtgis Ege Buharlı Vapur ÅŸirketi, Rus Buharlı Gemi ve Ticaret Kumpanyası, Navgazione Generale Italiana Filorio Rubattino, Papayini Line, Mesagerie Maritime, Pake, Fraissinet ve Ortakları Marsilya, Regular-Batum, Hıdiviyal Mail Stim Ship.

Bu acentalar devlet katında yaptıkları giriÅŸimler sonucu, temsil ettikleri Avrupalı vapur kumpanyalarının sahip oldukları modern ve konforlu vapurlarla bütün Osmanlı İmparatorluÄŸu’nun kıyı ve limanlarına düzenli seferler yapma olanağı elde etmiÅŸlerdir. İdare-i Mahsusa vapurları da bu vapurlara nazaran kifayetsiz ve eski olduklarından ancak yurt içinde yakın seferler yapabilmiÅŸlerdir. Daha çok da ülkenin muhtelif bölgelerine asker taşımışlardır.

Osmanlı Seyr-i Sefain İdaresi (1910-1923): Osmanlı Seyr-i Sefain İdaresi elinde mevcut çoÄŸu eski adet gemi ile Trablusgarp (1910), Balkan (1912) ve Birinci Dünya (1914) savaÅŸlarını geçirmiÅŸtir. Gemilerin büyük bir kısmı bu savaÅŸlarda batırılmış ve düşman tarafından bir kısmına el konmuÅŸtur. 1908 İkinci MeÅŸrutiyet’ten sonra kurulan ÅŸirketlerin vapurlarının pek çoÄŸu savaÅŸ sırasında düşman gemileri tarafından batırılmıştır. Bu ÅŸirketler ÅŸunlardır:

Hilal ÅŸirketi (1910-1928): BeÅŸ gemiye sahip olan bu ÅŸirketin dört gemisi Birinci Cihan Savaşı’nda düşman donanması tarafından batırılmış, ÅŸirket son gemisi olan 1500 tonluk yolcu gemisi Hilal vapuru ile Cumhuriyet dönemine girmiÅŸtir.

İttihat ÅŸirketi (1913-1918): Bu ÅŸirketin biri yolcu, diÄŸeri yük gemisi olmak üzere iki vapuru vardı. Yolcu gemisi I.Dünya Savaşı’nda Ruslar tarafından Karadeniz’de batırılmıştır.

Türkiye Seyr-i Sefain İdaresi (1923-1933): 1923 yılında Cumhuriyet’in ilanı ile ve 1 Temmuz 1926 tarihinde Lozan’da elde edilen kabotaj hakları ile denizciliÄŸimiz geliÅŸme dönemine girmiÅŸtir.

En son vapur işletmesi olan Osmanlı Seyr-i Sefain İdaresi yerine 1923 tarih ve 597 sayılı kanun ile Türkiye Seyr-i Sefin İdaresi kurulmuş ve idarenin başına Binbaşı Sadullah Bey getirilmiştir. Sadullah Bey (Güney) ilk iş olarak elde mevcut olan eski idareden devir alınan gemileri esaslı şekilde tamir ettirmiştir. Bu gemilere ek olarak da 1905 yılı Hollanda yapımı her biri 4800 tonluk "Karadeniz", "Ege", "Ankara" ve "İzmir" vapurlarını satın almıştır.

Cumhuriyet’in ilanını müteakip 29 Temmuz 1925 tarih ve 2256 sayılı kanun ile İstanbul Liman İşleri İnhisarı T.A.ı. kurulmuÅŸtur. Bu kuruluÅŸun ortakları; Sanayi ve Maadin Bankası, Türkiye İş Bankası, Türkiye Seyr-i Sefain İdaresi, Bahri Muamelat T.A.Åž., İstanbul Mavna ve Salapuryacılar Tahmil ve Tahliye T.A.Åž.dir. Türkiye Cumhuriyeti’nin millileÅŸtirme politikasına paralel olarak 23 Kasım 1934 tarihinde 2265 sayılı yasa ile İstanbul Liman İşleri Umum Müdürlüğü kurulmuÅŸtur. 1935 yılında Fransız ÅŸirketinin bütün hisseleri 162 milyon Fransız frangına satın alınarak liman, millileÅŸtirilmiÅŸtir.

İstanbul sınırları içinde bulunan HaydarpaÅŸa Limanı da 1903′de İstanbul-BaÄŸdat demiryolunu inÅŸa eden Almanya tarafından yapılmıştır. Bu liman da 31.01.1928 yılında demiryolu hattı ile birlikte millileÅŸtirilmiÅŸ olup halen TCDD’na baÄŸlıdır.

1.4. CUMHURİYET DÖNEMİ

1.4.1. Planlı Dönem Öncesi Gelişmeler

Gemi İnşa Sanayii : 1927 yılına gelindiğinde Cumhuriyet kayık, sandal , gemi yapım ve onarım sanayiinde 1356,7 beygir gücü kullanan 18 motorlu işletmeye ve 92 motorsuz işletmeye sahip olmuştur. Motorlu işletmelerde 149 motor bulunmakta ve tüm kesimde 1613 işçi çalışmaktaydı.

1935 yılına gelindiğinde ise, Cumhuriyetin askeri tersaneleri denizaltı yapabilecek duruma gelmiştir. 1938 yılında 5000 tonalitoya kadar gemi yapacak bir tersane ayrıca 1000 tonalitoya kadar gemi yapabilecek ve 4 gemiyi aynı anda inşa edecek iki tersane inşası planlanmıştır.

1950’li yıllardan önce özel sektöre ait gemiler ve Devletin iÅŸlettiÄŸi deniz yolları iÅŸletmelerinin bünyesindeki gemiler teknolojik olarak son derece elveriÅŸsizdi. Deniz iÅŸletmelerinin bünyesindeki gemilerden bazıları buharla çalışıyordu. Güneysu, Tarı, Cumhuriyet, Aksu, KadeÅŸ, Sus ve Marakaz gibi iptidai gemiler o günün koÅŸullarında yük ve yolcu taşımacılığını birlikte yapıyorlardı. Karadeniz sahillerinde yaÅŸayan halk İstanbul’a, deniz yollarının gemileriyle gelirdi. Bu gemilerin lüks, birinci ve ikinci sınıf kamaraları yolcu tarifelerinin yanında, güvertede ve ambarlarda seyahat eden yolcuları olurdu ve birçok insan İstanbul’a bu ÅŸartlar altında taşınırdı.

Bizler bu olumsuzlukları yaÅŸarken, komÅŸumuz Yunanistan, çok uzun seneler öncesine dayanan denizcilik yönlerini iyi kullanarak, bugünlerin temellerini atmaya baÅŸlamıştı. İkinci Dünya Savaşı’ndan çıkan diÄŸer devletler de, savaşın kötü yüzünü unutma, yaraları sarma uÄŸraşındaydılar. Bu dönem içerisinde Amerikalılar, savaÅŸ esnasında donanmaya ve deniz aşırı ülkelerde savaÅŸan silahlı kuvvetlere yardımcı olması için yaptıkları gemileri, o günün ÅŸartlarında bütçeye yük olduÄŸu gerekçesiyle hibe yoluyla ya da ucuz fiyat ve uzun vade avantajlarıyla diÄŸer devletlere satmaya baÅŸladılar. Gemiler için Türkiye’ye de teklif verildi, ancak ülkemizde bu gemileri iÅŸletecek ya da yürütecek teknik adam ve müteÅŸebbis olmadığı için Türkiye bu gemileri almaya cesaret edemedi. Fakat Yunanistan, teklif edilen gemilerin çok büyük bir bölümünü gerek hibe, gerekse uzun vadeli satış ÅŸartları üzerinden aldı. Aslında bizim gibi Yunanistan’da bu iÅŸe hazır deÄŸildi, ancak onlar daha akıllıca davranıp bu iÅŸe soyundular. Yunan halkının büyük bir bölümü bir araya gelerek, ortak ÅŸirketler kurdu veya mevcut denizcilik firmalarına ortak olarak denizciliÄŸe soyundular. Ardından imkanlarını zorlayarak denizciliÄŸin geliÅŸimi için meslek okulları kurdular.

İngiltere ise, Amerika’nın gemilerini satmasıyla baÅŸlayan bu süreçte denizciliÄŸin herkesin yaptığı ve ayrıcalığını yitiren bir meslek halini aldığını düşünerek, yıllar içinde kademeli olarak küçülme sistemi ile deniz taşımacılığından adeta çekildi.Önemli gördüğü tip gemileri muhafaza ile yetindi. Almanya’da bir dönem denizciliÄŸe önem verilirken,daha sonra İngiltere gibi denizcilikten büyük ölçüde kısıntıya gidilerek baÅŸka alanlara yönelmeye baÅŸladılar. Bu dönemde denizciliÄŸe devam ederek, büyük paralar kazanan en önemli ülkeler ise Norveç ve Japonya oldu. Sovyetler BirliÄŸi kendi kabuÄŸu içinde ve teknolojik olarak eski ancak ihtiyacı görebilen bir filo ile uzun yıllar piyasada bulunabildi.

Avrupa ülkelerinde bu geliÅŸmeler yaÅŸanırken biz, eÄŸitimli personel yokluÄŸundan dolayı, bu ÅŸansı deÄŸerlendiremedik. Çünkü o günkü ülke ÅŸartları bunu gerektiriyordu ve bireylerin yapacakları fazla bir ÅŸey yoktu. 1950’li yıllar dünya denizciliÄŸinde büyük deÄŸiÅŸimlere sahne oldu. O yıllara kadar hiçbir geliÅŸim kaydedememiÅŸ olan Türk gemiciliÄŸi, eline geçen bu fırsatı da ÅŸartların elveriÅŸsizliÄŸi nedeniyle deÄŸerlendiremedi.

Zaman içinde Türkiye’de hafif kıpırdanmalar yaÅŸandı ve örneÄŸin 1950’li yıllarda Trabzon, Ordu ve Giresun isimlerinde 3 yolcu gemisi alınarak, ağırlıklı olarak Karadeniz’e, seferler düzenlenmeye baÅŸlandı. Deniz taşımacılığının devletin elinde olduÄŸu 1950 öncesi dönemlerde, bazı Türk iÅŸletmecileri özel müsadeler alıp, gemilerde tadilat yaparak, yolcu taşımacılığı yaptılar.

1962 yılında askeri amaçlı olmayan Türk tersanelerinin gemi yapım kapasitesi yılda 10.200 DWT’a ulaÅŸmıştır. TaÅŸkızak ve Gölcük askeri tersanelerinin ticari gemi yapım kapasitesi 23.600 DWT dolaylarında olmuÅŸtur. Özel kesim tersanelerinin yıllık gemi üretim kapasitesi 1.300 DWT’dan ibaret ve ulusal gemi üretim kapasitesi içinde yüzde 5,5 oranında bir yer edinebilmiÅŸtir. Bu kapasite, ticaret filosunun yaÅŸlanmış ve servisten çekilmesi gereken 445.000 DWT’luk kısmını yaklaşık yirmi yılda ancak yenileyebilirdi. Bu nedenle, planlı kalkınma döneminde ivme kazandırılan sanayii dallarından biri de gemi yapım ve onarım sanayii olmuÅŸtur.

Deniz Taşımacılığı: 1913 yılında limanlarımızdan 500.000 ton eşya yüklenmiş ve indirilmiş iken 1960 yılında limanlarımızdan 2,2 milyon ton eşya yüklenmiş ve 3,3 milyon ton eşya indirilmiş, toplam eşya boşaltma ve yükleme kapasitesi 5,5 milyon tona yükselmiştir. Bu miktar, 1961 yılında 6,2 ve 1962 yılında 7,8 milyon tona ulaşmış, limanların araç ve gereçleri de bu ölçüde gelişmiştir.

1961′de limanlarımızdan yüklenen eÅŸyanın yüzde 29′u, boÅŸaltılan eÅŸyanın yüzde 30,6’sı, Türk bayraklı gemilerle taşınmıştır. Ticaret filosunun büyütülmesi 1921-1962 döneminde daha hızlı olmuÅŸ, devlet deniz taşımacılığı büyük bir ivme ile geliÅŸmiÅŸtir.

1945 yılında UlaÅŸtırma Bakanlığı bünyesinde Liman ve Deniz İşleri Daire BaÅŸkanlığı’nın yanısıra, İstanbul ÅŸehir hatları iÅŸletmesi ve Devlet Demiryolları ve Limanlar İşletme Müdürlüğü kurulmuÅŸtur.

1950′li yıllara ulaşıldığında özel kesim deniz taşımacılığı kamu taşımacılığını kapasite yönünden geçmiÅŸtir. 18 grostondan büyük deniz ticaret filosu ise 605.789 grostona yükselmiÅŸtir. 1942, 1943, 1944, 1945 yılları deniz ticaret filomuzun en çok büyüdüğü yıllar olmuÅŸtur. Bu yıllarda 231.068 groston taşıma kapasitesine sahip 380 gemi filoya katılmıştır.

1951-1960 döneminde ise 213.381 groston taşıma kapasitesinde 928 gemi daha filoya katılmış, 1960 yılı sonuna gelindiğinde deniz ticaret filosu 819.170 groston taşıma kapasitesine ulaşmıştı. 1961 yılında katılan 59.448 ve 1962 yılında katılan 47.228 grostonluk gemilerle 18 ve daha büyük grostonlardaki Türk deniz ticaret filosu 925.906 grostona erişmiştir (Tablo:5). Ticaret filosu 2803 gemiden oluşmaktaydı.

1961 yılına kadar deniz ticaret filosu içindeki kamu kesimi payı büyürken, özel kesimin payı küçülmüştür. 1962 yılında tersi bir durum başlamış, özel kesimin payı artarken, kamu kesiminin payı azalmıştır.

1962 deniz ticaret filosunun belirgin özelliği yaşlılıktır. Bu özellik, daha önce de değinildiği gibi, Birinci Beş Yıllık Kalkınma Planında ve daha sonrakinde ilkelere bağlandığı gibi, deniz ticaret filosunun gençleştirilmesini kaçınılmaz kılmıştır. Deniz ticaret filosunun;

20.919 grostonu 60 yaşından büyük,

45.024 " 50-60 yaşlarında,

73.721 " 40-50 yaşlarında,

72.000 " 30-40 yaşlarında,

145.943 " 20-30 yaşlarında,

166.982 " 15-20 yaşlarındaydılar.

Filonun yüzde 17.3 oranındaki bölümü (160.887 grostonluk kısmı) yerli yapım ve yüzde 82.7 oranındaki (765.019 grostonluk kısmı) yabancı yapım, ithal gemilerden oluşmuştur.

1958 yılında Uluslararası Denizcilik TeÅŸkilatı’na (IMO) üye olan Türkiye, UlaÅŸtırma Bakanlığı’nın koordinatörlüğünde, denizciliÄŸin hukuki, ekonomik ve teknik geliÅŸimine entegre olmak için uluslararası kuruluÅŸlar (IMO, OECD, UNCTAD) bünyesinde yapılan çalışmalara katılmıştır.

1.4.2. Planlı Dönemdeki Gelişmeler

Birinci BeÅŸ Yıllık Kalkınma Planı yürürlüğe girerken, 1962 yılında denizciliÄŸimiz 798.300 DWT yolcu ve yük taşıma kapasitesine ulaÅŸmıştır. Deniz taşımacılığı kapasitesinin yüzde 40′ı kamu kesimine, yüzde 60′ı özel kesime aitken, yüzde 71′i kuru yük gemilerinden, yüzde 21′i tankerlerden ve yüzde 8′i yolcu gemilerinden oluÅŸmuÅŸtur. Ancak deniz taşıma kapasitesinin 445.000 DWT’luk bölümü 20-25 yaşından büyük gemilere aitti ve bu gemilerin 1962-1970 yıllarında servisten çekilmeleri gerekiyordu. Ticaret filosunun gençleÅŸtirilme ihtiyacı vardı.

1962 yılına gelindiÄŸinde, askeri amaçlar dışında, yılda 23.600 DWT’luk yük ve yolcu gemisi yapmaya yeterli tersane kapasitesine sahip olunmuÅŸtur. Tersane kapasitelerinin yüzde 95′i kamuya, yüzde 5′i özel kesime aittir. Ülkenin ihtiyaç duyduÄŸu gemilerin yapımına teknik yönden yeterlilik taşıyan tersaneler, eksiklerinin tamamlanması halinde, yaÅŸlılıkları nedeniyle servisten çıkartılacak gemilerin yerlerine yenilerini yapmaya, ticaret filomuzu gençleÅŸtirmeye elveriÅŸlilik göstermekteydi.

Haydarpaşa dışında, önemli 11 limanımız 1963 sonuna gelindiğinde 6.4 milyon ton yükleme ve boşaltma yapmışlardır.

1967′ye gelindiÄŸinde, yolcu dahil kamu kesimi taşıma kapasitesi 287.518 DWT iken, özel kesim taşıma kapasitesi 553.304 DWT’a ulaÅŸmıştır. BaÅŸka bir deyimle taşıma kapasitesinde ağırlık özel kesimdeydi.

Birinci plan döneminde gemi inÅŸa sanayii ile ilgili, özellikle 1000 DWT’nun altında gemi üretimindeki hedeflere ulaşılmıştır. Fakat gemi üretiminde 3000 DWT’nin üzerine çıkılamaması, taleplerin ithalatla giderilmesine yol açmıştır. Kullanılmış gemi fiyatlarının düşük oluÅŸu yanında, yurt dışında gemi inÅŸa süresinin kısalığı, ithalatın kullanılmış gemilere yönelmesine neden olmuÅŸtur.

1965 yılında Camialtı Tersanesi’nin kapasitesi 15.000-18.000 DWT’luk gemilerin yapılmasına elveriÅŸli konuma kavuÅŸturulmuÅŸ, 1966 yılında Gölcük Deniz Kuvvetleri Tersanesi’nin artan kapasitesinin ticari gemi inÅŸasına ayrılması saÄŸlanmış, böylece büyük gemi yapımı olanakları hazırlanmıştır. Fakat mevcut kapasiteler yeterince kullanılamamıştır. Bununla birlikte 1965 sabit fiyatlarıyla Birinci BeÅŸ Yıllık Kalkınma Planı döneminde gemi üretimi yıllık ortalama yüzde 27.2 artış kaydetmiÅŸtir.

İkinci Plan döneminde, 1967 sonlarında gemi üretiminin yıllık ortalama yüzde 24.5 artması sonucunda, gemi üretiminin dış ticaret bilançosuna ithalat nedeniyle olumsuz etki yaptığı görülmüştür.

Üçüncü Plan dönemi baÅŸlarken, Türkiye’nin aldığı gemi sipariÅŸleri, gemi inÅŸa sanayiine bizim gibi yeni girmiÅŸ olan Yunanistan, Bulgaristan, Romanya ve BirleÅŸik Arap Devletleri’nin aldığı sipariÅŸlere göre oldukça düşük düzeyde bulunmaktaydı. 1962-1972 döneminde;

Yunanistan 24 adet, toplam 484.000 DWT

Bulgaristan 15 adet, toplam 114.650 DWT

Romanya 61 adet, toplam 378.700 DWT

B.Arap Dev. 16 adet, toplam 361.600 DWT

sipariÅŸ almış iken, Denizcilik Bankası T.A.O’nun aldığı sipariÅŸler 12 adet ve 15.500 DWT ile sınırlı kalmıştır.

Birinci plan dönemine girerken 798.330 DWT olan deniz taşıtları kapasitesi, ikinci plan dönemi baÅŸlarında 773.262 DWT’a inmiÅŸtir. Bu düşme, kapasite fazlalığı ve yaÅŸlılık nedeniyle önceden planlanmıştır. İkinci plan dönemi sonlarında ise deniz taşıtları taşıma kapasitesinin yıllık yüzde 7.1 artışla 1.191.452 DWT’a çıkması gözlenmiÅŸtir. Plan dönemi sonunda 1972 yılında taşıma kapasitesi 1.015.419 DWT’a yükselmiÅŸtir.

Üçüncü Plan Dönemi’nde gemi dizel motorları fabrikasının kuruluÅŸ çalışmaları son aÅŸamasına gelmiÅŸ, özel kesim Tuzla Tersanelerinin alt yapı çalışmalarına, Pendik Tersanesi’nin yapımına ve Alaybey Tersanesi’nin "Türkiye’nin en büyük bakım - onarım tersanesi konumuna ulaÅŸması için" gerekli düzenlemelere baÅŸlanmıştır. Yine bu dönemde, Denizcilik Bankası’nın bazı tersaneleri ile Deniz Kuvvetleri tersanelerinden ticari gemi yapımına ayrılan süreler büyük ölçüde kullanılabilmiÅŸtir. Kazanılan deneyimler, elde edilen bilgi birikimi, iÅŸ gücü ve ucuzluÄŸu, kurulu ve kurulmak üzere olan kapasiteler, gemi yapımında Türkiye’nin önemli bir potansiyele kavuÅŸtuÄŸunu ortaya koymaktadır.

Üçüncü plan dönemi sonunda Türk deniz ticaret filosunun 18 grostonunun üzerindeki kesiminin taşıma kapasitesi 1.550.993 grostona, 1.800.000 DWT’a ulaÅŸmış ve 2753 gemiden oluÅŸmuÅŸtur.

Üçüncü Beş Yıllık Kalkınma Planı döneminde, gelişen sanayinin yarattığı ulaşım talebi taşıma kapasitesinin arttırılmasını gerekli kılıyordu. Şehirler arası yolcu taşımada yılda yüzde 9,9 ve yük taşımada (plan hedeflerinin altında kalmakla birlikte) yıllık yüzde 12 gelişme sağlanmıştır. Dış hatlarda taşımada yıllık yüzde 17,4 artış öngörülmüşken, yüzde 24,6 dolayında bir artış gerçekleşmiştir. Bunun yanında, Türkiye beklenmeyen bir transit deniz trafiğiyle karşılaşmış, bu da limanlarda darboğaz yaratmış, yeni alt yapılar ile düzenlemeleri zorunlu kılmıştır.

1981 yılında denizciliÄŸimize dinamizm kazandırabilmek için İstanbul Deniz Ticaret Odası kurulmuÅŸtur. Bunu izleyen yıllarda açılan ÅŸubelerle DTO’nun faaliyet alanı tüm kıyılarımızı kapsayacak biçimde geniÅŸletilmiÅŸtir. Bilahare Mersin Åžubesi’nin DTO’dan ayrılması üzerine 1989 yılında Mersin Deniz Ticaret Odası kurulmuÅŸtur.

Dördüncü BeÅŸ Yıllık Kalkınma Planı dönemine girerken 300 grostondan yüksek deniz ticaret filomuz 1.669.910 DWT taşıma kapasitesine sahiptir ve 1983 yılına gelindiÄŸinde 2.600.000 DWT’a ulaÅŸtırılması planlanmıştır. Oysa teÅŸvikler, kredilemeler ve ithalatın kolaylaÅŸtırılması sonunda, 1983 yılına gelindiÄŸinde Türk ticaret filosunun taşıma kapasitesi 4.448.439 DWT’a ulaÅŸmış, planlanan yüzde 50 oranındaki artış yerine yüzde 180 dolaylarında büyüme saÄŸlanmıştır. Dünya ihracatı 1973-1988 yılları arasında yüzde 85,7 artarken, dünya deniz taşımacılığı ancak yüzde 17,5 dolaylarında çoÄŸalma gösterebilmiÅŸ, dünya genelinde taşıma diÄŸer kesimlere kaymıştır. Bu konum 1980′den sonra dünya gemi üretiminin azalmasına, dünya ticaret filosunun küçülmesine ve gemi fiyatlarının düımesine yol açmıştır. Türk deniz ticaret filosunun büyümesi böyle bir döneme rastlamış ve 1988 yılı için filonun 6.222.250 DWT’luk taşıma kapasitesine kavuÅŸması planlanmıştır.

1983 yılına gelindiÄŸinde, deniz ticaret filomuz, dış ticaret mallarımızın ancak yüzde 47,4′ünü taşıyabilmektedir.

Dördüncü Beş Yıllık Kalkınma planından başlayarak, ticaret filosunun yaş ortalamasının küçültülmesi, yaşlı gemilerin servisten çıkartılması politikası da son bulmuştur.

Limanların iyileÅŸtirilmesine, araç ve gereç eksiklerinin giderilmesine, modernizasyonuna yönelik birinci proje BeÅŸinci plan döneminin ilk yılında tamamlanmış bulunmaktadır. Bu nedenle limanların yükleme ve boÅŸaltma kapasiteleri arttırılmış; eÅŸya boÅŸaltma iÅŸlemleri 1977′de 9,7 milyon ton iken 1982 sonunda 15,2 milyon tona, yüklemeler de 1977 yılında 12 milyon ton iken 1982 yılında 15 milyon tona yükselmiÅŸtir.

Gemi üretimi 1983 yılında 80.500 DWT dolayında olabilmiÅŸ, üretim kapasitesinin altında kalmış, filoya aynı yıl içinde katılanların yüzde 14,1′ini karşılayabilmiÅŸtir. Filoya katılan gemilerin yüzde 85,9′u ithalatla saÄŸlanmıştır.

1982 yılında Türk dış ticaret mallarının yüzde 47,8′ini taşıyan Türk deniz ticaret filosu, 1989 yılına gelindiÄŸinde 5.123.888 DWT taşıma kapasitesine raÄŸmen yüzde 35,8′ini ancak taşıyabilmektedir.

Beşinci plan döneminde şehirlerarası taşımacılıkta plan hedefleri de aşılarak yıllık ortalama yüzde 26,1 yurt dışı taşımacılıkta da plana uygun olarak yüzde 10,7 artış sağlanmıştır.

BeÅŸinci BeÅŸ Yıllık Kalkınma Planı dönemi sonuna ulaşıldığında kamu tersanelerinin kapasitesi 99.600 DWT’a, özel kesim tersanelerininki ise 218.000 DWT’a yükseltilmiÅŸ bulunmaktadır. Toplam 317.660 DWT taşıma gücüne sahip gemi üretilebilecek Türk tersaneleri 93.235 ton çelik iÅŸleyecek bir konum içine girmiÅŸtir. Tersanelerin kapasitelerini artırmaya, alt yapılarını tamamlamaya yönelik çalışmalar sürmektedir. Bu durumda, dönemin özel tersanelerinin kapasite kullanımı yüzde 5-15, kamu tersanelerinin kapasite kullanımları da yüzde 16-65 olmuÅŸtur.

Limanlara yapılan yatırımlar sonunda, eşya yükleme ve boşaltma kapasiteleri artırılmış, 1983 yılında 52,8 milyon ton olan yükleme ve boşaltma işlemleri, dönem sonunda 1988 yılında 81,6 milyon tona ulaşmış bulunmaktadır.

Altıncı Plan döneminde 1992 yılına kadar sağlanan teşviklerle ihraç edilen gemi tonajı artmış, ancak 1993 yılından itibaren bu teşviklerin hazır gemi ithaline kaydırılması neticesi hem iç piyasaya inşa edilen hem de ihraç edilen gemi tonajı düşmüştür.

1988 yılında sektördeki gemi inÅŸa kapasitesi kamuda 5 tersanede 160.560 DWT ve özel sektörde 17 tersanede 205.500 DWT olmak üzere toplam 366.060 DWT iken, 1995 yılı sonu itibariyle kamuda 4 tersanede 177.900 DWT ve özel sektörde 25 tersanede 310.500 DWT olmak üzere toplam 488.400 DWT’a çıkmıştır.

1984 yılından itibaren devam eden Pendik Tersanesi II. Kademe yatırımı tamamlanma aşamasına gelmiş, yatırımın ana elemanlarından 300 x 700 m. boyutlarındaki kuru havuzun inşaatı 1991 yılında, 450 tonluk gentry kreynin montajı ise 1992 yılında tamamlanmıştır.

Türk deniz ticaret filosu tonajı 300 grostonun üzerindeki gemilerde 1995 yılı sonunda 9,6 milyon DWT’a ulaÅŸmış ve Türk bayraklı gemilerin dış ticaret taşımalarından aldığı pay yüzde 41,8 olarak gerçekleÅŸmiÅŸtir.

Denizcilik sistem ve hizmetlerini, ülkenin çıkarlarına ve ihtiyaçlarına uygun olarak tahsisi ve geliÅŸtirilmesi amacıyla 19.08.1993 tarih ve 491 sayılı kanun hükmünde kararname ile BaÅŸbakanlığa baÄŸlı Denizcilik MüsteÅŸarlığı kurulmuÅŸtur. 1998 yılında limanlarımızdaki yükleme-boÅŸaltma faaliyetleri 155,8 milyon tona, konteyner trafiÄŸi de 1.042 bin TEU’ya ulaÅŸmıştır.

Türk Deniz Ticaret Filosu tonajı 300 GRT’nun üzerindeki gemilerde 1998 yılı sonunda 10,4 milyon DWT’a ulaÅŸmış ve Türk bayraklı gemilerin dış ticaret taşımalarından aldığı pay, yıl içinde uygulamaya konulan 98/T-17 sayılı Yüksek Planlama Kurulu Kararındaki tedbirlerin de etkisiyle 1997 yılındaki yüzde 28 seviyesinden yüzde 32,5’e yükselmiÅŸtir.

1.5. SONUÇ:

Gerçekten, Cumhuriyetten bu yana gemi yapım ve onarım sanayii, Türk deniz ticaret filosu, limankarımız, deniz yoluyla taşınan ticaret mallarımız baş döndürücü oranlarla büyüdüler. Bu büyümenin sağlanabilmesi için Cumhuriyet Hükümetleri ve ilgili devlet kuruluşları değerli çabalar harcadılar, politikalar belirleyip uyguladılar. Gemi ithalatı yasağı ya da sınırlaması, ucuz kredi, vergi muafiyeti, vergi iadesi, prim, fon ve kamu yatırımları ile diğer özendirmeler Hükümet poltikalarının araçları olarak kullanıldılar.Tüm bu çabalara ve gelişmelere rağmen, denizciliğimiz ivedilikle çözüm bulunması gereken sorunlar içine düşmüş bulunuyor:

Deniz ticaret filomuzun büyütülmesi gemi ithali yoluyla gerçekleştirildi. Büyük ölçüde döviz kullanımını gerektiren ve ödemeler dengesini kemiren bu konum ağırlaşarak sürmektedir. Deniz ticaret filomuz çok yaşlı ve gençleştirmeyi zorunlu kılıyor. Çünkü yaşlılık can ve mal güvenliğini sarsacak, filonun atıl kapasiteler, yüksek maliyetler içinde çalışmasına neden olacak boyutlardır. Deniz ticaret filomuzun taşıma kapasitesi ticaret mallarımızı taşımaya yetmiyor ve büyütülmeyi gerektiriyor. Yabancı gemilere her yıl büyük tutarlarda döviz ödenmesini zorunlu kılıyor.

Deniz ticaret filomuzun oluşumunu sağlayan gemi türlerinin zenginleştirilmesi ve her türde ticari mal taşıyacak güce kavuşturulması kaçınılmaz bir zorunluluktur.Deniz ticaret filomuzun gençleştirilerek büyütülmesi, tür yönünden zenginleştirilmesi, ticaret mallarımızı taşımaya yetersizliğinin giderilmesine karşın; büyük çabalarla ve yatırımlarla oluşturulan tersanelerimiz atıl kapasitelerle çalışıyor. Türk armatörlerin gemi talepleri yaşlı yabancı gemilere yöneliyor.

Tersanelerin alt yapı noksanlarının tamamlanması, çağdaş teknolojiyle donatılması, Ege, Akdeniz ve Karadeniz kıyılarına da yayılması; uygulama aşamasında bulunan tersane yatırım projelerinin hızla tamamlanması icabetmektedir.Gemi yapım sanayiindeki atıl kapasiteler, gemi yan sanayilerinin türlenerek büyüyüp yayılmalarına engel oluyor. Tersane üretimlerindeki dengesizlik, yan sanayileri olumsuz etkiliyor. Gemi söküm sanayiinin yeniden özenle ele alınması kaçınılmaz bir konum içine girmiş bulunmaktadır.Limanlar yerleşimlerinden donanımlarına varıncaya kadar noksanlık içindedirler. Limanların yeniden ele alınmaları, yeni limanlar yapılması kaçınılmazlık gösteriyor.Ucuz ve hızlı mal akışının sağlanması yönünden, limanların kara içlerindeki pazarlara demiryollarıyla bağlanması gerekmektedir.

Denizcilikle ilgili yasalar, tüzükler, yönetmelikler eskimiş bulunuyor. Bunların çağın koşullarına, atılım içindeki bir ekonominin ve deniz ticaretinin dinamiğine göre yenilenmeleri gerekiyor.Denizciliğimizin yönetilmesinde ve yönlendirilmesinde dünya ve ülke gerçeklerine uygun düşen, çağdaş yönetimlerin belirlenip uygulamaya konulması kaçınılmazlık göstermektedir.

“DenizciliÄŸi Türk’ün büyük ülküsü olarak düşünmeli ve onu az zamanda baÅŸarmalıyız”

M.K. ATATÜRK

Kaynakça:

http://www.denizcilik.gov.tr/mustgir.htm

http://ekutup.dpt.gov.tr/destek/1999/gelisme.html

Türkiye’nin Deniz ve Denizcilik Sorunları—İ.ReÅŸat.Özkan—Deniz Ticaret Odası Yayın No:49

SEVİMAY, Hayri R., Osmanlıdan Günümüze Türk Denizciliği 1992

DENİZ TİCARETİ DERGİSİ, Ocak2000

Turgut Reis

Salı, 06 Kasım 2007

TURGUT REİS Turgut Reis (1485-1565) büyük bir Türk denizcisidir.MuÄŸla’ya baÄŸlı bir köyde doÄŸan Turgut Reis küçük yaÅŸta denizlere açıldı. Akdeniz’deki korsan gemilerinde tayfa olarak çalıştı.Genç yaÅŸta kaptanlığa yükseldi.Yavuz Sultan Selim döneminde(1512-1520)yavaÅŸ yavaÅŸAkdeniz’e egemen olmaya baÅŸlayan Piri Reis Aydın Reis ,Oruç Reis,İshak Reis ve BarbarosHayrettin PaÅŸa(Hızır Reis)gibi Türk denizcilerinin arasına katıldı.Barbaros Hayrettin PaÅŸa’nın 1533’te Osmanlı Devleti’nin hizmetine girip kaptan-I derya olmasından sonra Akdeniz’de kendi adına korsanlık yapmayı sürdüren Turgut reis 1540’ta Korsika Adasın’da baskına uÄŸrayarak tutsak düştü. O zamanlar denizde tutsak düşenler gemilerde forsa(kürekçi) olarak çalıştırıldı. Turgut Reis de üç yıla yakın forsalık yaptıktan sonra 1543’te Barbaros Hayrettin PaÅŸa’nın Nice kentini kurtarmayı kaldırması karşılığında serbest bırakıldı. Yeniden Akdeniz’e çıkan Turgut Reis korsanlığa devam etti. 1548’de Napoli Körfezinde’ki Castel Nuovo’yu ele geçirmesi ününü dahada arttırdı.Bu arada Barbaros Hayrettin PaÅŸa da ölmüş(1546).Akdeniz’I iyi bilen denizcilerden bir tek Turgut Reis kalmıştı.Bunu deÄŸerlendiren Osmanlı devleti Turgut Reis’iKarlı İli sancakbeyliÄŸine atayarak ondan yararlanmak istedi.Bundan sonra korsanlık etkinliklerini devleti adına sürdüren Turgut Reis ,bir çok baÅŸarı elde etti.Ama İstanbul’a haraç götürmekte olan bir Venedik gemisini batırmasını üzerini sancakbeyliÄŸinden alındı.Turgut Reis 1551’de Kanuni Sultan Süleyman’nın ,Trabrusgarp’I alırsa beylerbeyliÄŸini ona verileceÄŸi yolundaki sözü üzerine harekete geçti.Ama Trabrusgarp’In alınmasına karşın beylerbeyliÄŸe baÅŸkası atanınca kendisine baÄŸlı gemilerle gene Akdeniz’e açıldı.1533’te Korsika Adasın’nın kıyılarını ve en önemli kenti Bastia’yı yaÄŸmaladı.Bu baÅŸarısı üzerine Kanuni Sultan Süleyman Turgut Reis’I Trabrusgap beylerbeyliÄŸine getirdi.Bundan sonra kaptan-I Derya Piyale PaÅŸa ile bilikte hareket eden Turgut Reis Akdeniz’de birçok deniz seferine katıldı. İtalya’nın güneyinde Reggio’nun (1555)Cezayir’de Oran ve Bicaye’nin (1556),Tunusta Bizerte’nin (1557)Minorka Adası’ında Ciudadela’nın ve Tunus açıklarındaki Cerbe Ada’sının (1560)alınmasında büyük rol oynadı.1565’te Piyale PaÅŸa ile birlikte giriÅŸtiÄŸi Malta kuÅŸatması sırasında aldığı yaralar sonucu ölen Turgut Reis’in mezarı Trbrusgarp’tadır.

TURGUT REİS’İN YAPTIÄžI EN ÖNEMLİ SAVAÅž

PREVEZE DENİZ SAVAŞI

(27 –28 Eylül 1538) Barbaros Hayrettin PaÅŸa komutasındaki Osmanlı donanması ile Cenevizli Amiral Andrea Doria komutasındaki Haçlı donanması arasında geçen Pereveze Deniz Savaşı ,Osmanlı Devleti’nin Akdeniz’deki egemenliÄŸini pekiÅŸtirmiÅŸ ve bu egemenlik 1570’lere kadar sürmüştür.Osmanlı donanması Barbaros Hayrettin PaÅŸa’nın kaptan-I Derya olmasına (1533)kadar varlığını Ege Deniz’inde duyurmuÅŸ ,Akdeniz’de daha çok bağımsız Türk korsanları etkinlik göstermiÅŸtir.Bu korsanların önderi olan Barbaros Hayrettin PaÅŸa’nın Osmanlı devletinin hizmetine girmesinden sonra donanma Akdeniz kıyılarını vurmaya Akdeniz ‘deki ticareti ellerinde tutan İspanya,Portekiz,Venedik,Ceneviz.Malta gibi denizci devletlerin çıkarlarını engellemeye baÅŸladı.Osmanlı Devletı’nın Akdenız’de gittikçe büyüyen bir tehlike oluÅŸturmaya baÅŸlaması üzerine Venedik’in çaÄŸrısı ve Papalığın desteÄŸiyle İspanya kralı ve kutsal Roma-Germen imparatoru Åžarlken’in önderlik ettiÄŸi büyük bir Haçlı donanmasının kurulmasına karar verdi.1538’de hazır duruma gelen 600 parçalık bu donanmanın komutanlığına da Amiral Andrea Doria getirildi.1538 yazında Ege Deniz’nde açılan Osmanlı donanması Girit Ada’nı yaÄŸmaladıktan sonra EÄŸriboz Ada’sı açıklarında demirlenmiÅŸti.Bu sırada Andrea Doria da Yunanistan’nın batısındaki Arta körfezinin giriÅŸinde yer alan Preveze Kalesini kuÅŸatmıştı.Durumu öğrenen Barbaros Hayrettin PaÅŸa hemen harekete geçince Andrea Doria kuÅŸatmayı kaldırarak kuzeydeki Korfu Adası’ına çekildi.Osmanlı donanması Arta Körfezi’ne demir atınca 25 Eylül’de Preveze önlerine gelen Haçlı donanması körfezin giriÅŸini kapattı.27 Eylül’de ani bir hareketle körfezin dışına çıkmayı baÅŸaran Osmanlı donanması Haçlı donanmasıyla karşı karşıya geldi.Andrea Doria yanlış manevralarla danamasını güç duruma düşürünce Barabaros Hayrettin PaÅŸa bu durumdan yararlanmak istedi.40 gemiden oluÅŸan bir filoyu ileri sürerek Haçlı donanmasını bölmeye çalıştı.Durumun daha da kötüleÅŸtiÄŸini gören Andrea Doria donanmansına geri çekilme buyruÄŸunu verdi.Bir süre Haçlı donanmasını izleyen Osmanlı gemileri havanın kararması üzerine Preveze’ye dödüler.28 Eylül sabahı Haçlı donanması yeniden Preveze önlerinde görüldüler.Bu kez 122 gemiden oluÅŸan Osmanlı donanması daha da hazırlıklıydı ve düşmanı hilal (ayça)biçimindeki savaÅŸ düzeni içinde karşıladı.Buna göre merkezde Barbaros Hayrettin PaÅŸa bulunuyor,saÄŸa kola Salih Reis,sola kola da Seydi Ali Reis komuta ediyordu.Turgut Reis’in 20 gemilik filosu ise geride yer alıyordu.Haçlı donanması birbiri ardında üç sıra biçiminde dizilmiÅŸtir.Önde ağır toplarıyla kalyonlar,ortada kadırgalar,en arkadada çekdiri türü hafif gemiler vardı.Andrea Doria önce ağır toplarla Osmanlı donanmasını dağıtmayı,ardından da hafif gemilerle yanaÅŸarak son darbeyi indirmeyi amaçlıyordu.Ama yeterli rüzgar olmadığından ağır gemiler hareketsiz kalınca ,saldırıya geçen Osmanlı donanması kalyaonları ateÅŸ altına aldı.Bunun üzerine Andrea Doria ikinci sıradaki kadırgaları ileri sürerek Osmanlı donanmasını çevirmek istedi.Turgut Reis’in filosu buna aynı biçimde karşılık vererek Haçlı donanmasının arkasına sarkmaya baÅŸladı.Barbaros Hayrettin PaÅŸa da ön sıradaki kalyonları yarıp kadırgalara saıdrınca Andrea Doria çemberin içine düşmekte olduÄŸunu görerek geri çekilme buyruÄŸu verdi.BeÅŸ saat süren savaÅŸ sırasında 128 gemi yitiren Haçlı donanması düzensiz biçimde kaçmaya baÅŸladı.Osmanlı donanması havanın karamasından sonra da sürdüğü izleme harekatına fırtına çıkması üzerine son vererek Preveze önlerine döndü.

İçindekiler

Salı, 06 Kasım 2007

İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ i

İÇİNDEKİLER ii

ÖZET v

BÖLÜM 1. GİRİŞ 1

BÖLÜM 2. GEMİ MALİYETLERİNİN İNCELENMESİ 3

2.1. YATIRIM MALİYETLERİ 7

2.1.1. Devlet Ödenekleri 8

2.1.2. Krediler 8

2.1.3.1 Tersane Kredileri 9

2.1.2.2 Ticari Banka Kredileri 10

2.1.2.3 Leasing 10

2.2. İŞLETİM MALİYETLERİ 11

2.2.1 Mürettebat Maliyetleri 11

2.2.2 Stok Maliyetleri 14

2.2.3 Bakım&Onarım Maliyetleri 15

2.2.4 Sigorta Maliyetleri 18

2.2.5 Yönetim Maliyetleri 19

2.3 SEYİR MALİYETLERİ 20

2.3.1 Yakıt 20

2.3.2 Liman Maliyetleri 21

2.3.3 Kanal Geçiş Maliyetleri 21

2.4 KARGO ELLEÇLEME 21

BÖLÜM 3.DENİZCİLİK SEKTÖRÜ FİNANS PİYASALARININ GELİŞİMİ

3.1. DENİZCİLİK PİYASALARINDA ARZ/TALEP 23

3.2. 1967 YILI ÖNCESİ DÖNEM 24

3.3. 1967-1973: SÜVEYŞ KANALININ KAPATILMASI 25

3.4. 1973-1978: İLK PETROL KRİZİ 27

3.5. 1979-1985: İKİNCİ PETROL KRİZİ 27

3.6. 1986-1991: PETROL FİYATLARININ DÜŞÜŞÜ 32

3.7. 1991-1995 DÖNEMİ 35

3.8. 1995-1999 DÖNEMİ: ASYA KRİZİ VE ETKİLERİ 36

3.8.1. Baltık Navlun Endeksi Ve Genel Eğilimi 39

BÖLÜM 4. GEMİ FİNANSMAN YÖNTEMLERİ VE ÜLKEMİZDEKİ UYGULANAN TEŞVİK TEDBİRLERİ

4.1. GEMİ YATIRIMININ FİNANSMANI 43

4.1.1. Öz Sermaye İle Finansman 45

4.1.2. Banka Kredisi 47

4.1.3. Tersane Kredisi 49

4.1.4. Dünya Bankası Kredisi 49

4.1.5. Subvansiyon 50

4.1.6. Döviz Kredisi 50

4.1.7. Teşvik Fonu Kaynaklı Yatırım Kredisi 51

4.1.8. Gisat Fonu Kredisi 51

4.1.9. Finansal Kiralama 52

4.1.10. Takas ( Barter) 52

4.1.11. İki Ülke Şirketleri Arasında Yapılan Sözleşmeler 53

4.1.12. Bareboat Kiralama 53

4.1.13. Yatırım Hizmetlerini Teşvik Fonu 54

4.1.14. Kamu Ortaklığı Fonu 55

4.2. PROJE DEĞERLENDİRMESİ İLE İLGİLİ DÜZENLEMELER 55

4.2.1. yatırım indirimi 57

4.2.2. gümrük muafiyeti 57

4.2.3. finansman fonu 60

4.2.4. yatırım kredisinde vergi resim ve harç istisnası 61

4.2.5. teÅŸvik primi ve katma deÄŸer vergisi ertelemesi 62

4.3. ULUSLAR ARASI FİNANS PAZARLARINDAN BORÇLANMA 63

BÖLÜM 5. GEMİ YATIRIM PROJELERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ 65

5.1. YATIRIM PROJESİNİN 66

5.2. PROJE DEĞERLENDİRME YÖNTEMLERİ 69

5.2.1. Net Bugünkü Değer Yöntemi 70

5.2.2. İç Verim Oranı Yöntemi 71

5.2.3. Net Bugünkü Değer Yöntemi İle İç Verim 72

Yönteminin Karşılaştırılması

5.2.4. Karlılık İndeksi Yöntemi 74

5.2.5. Geri Ödeme Süresi Yöntemi 75

BÖLÜM 6. FİNANSAL KİRALAMA 76

6.1. TANIM 76

6.2. FİNANSAL KİRALAMA MEVZUATININ GENEL HATLARI 77

6.3. MAKRO AÇIDAN FİNANSAL KİRALAMA 79

6.4. KİRACI AÇISINDAN FİNANSAL KİRALAMA 80

6.4.1. İşletme Sermayesinin Korunması 81

6.4.2. Vade Ve KDV Avantajları 81

6.4.3. Gider Gösterme Etkisi 82

6.4.4. Kira Ödemelerinin Değişkenliği Ve Bilanço Etkisi 83

6.4.5. Peşin Kira Ödeme İmkanı Ve Teminat 85

6.5. GEMİLERİN FİNANSAL KİRALANMASI 86

6.6 TÜRKİYE’ DE FİNANSAL KİRALAMA 89

BÖLÜM 5. SONUÇLAR VE 91

KAYNAKLAR

1. GİRİŞ

1. Tezin Amacı

1960’lı yılların ortalarında, denizcilik sektöründe baÅŸlayan temel yapısal deÄŸiÅŸiklikler sebebi ile gemi sahipleri ve kíracılar verimliliÄŸin artırılıp, birim iÅŸletme masraflarının düşürülmesi amacı ile daha büyük tonajlı ve fonksiyonel gemi dizaynlarına ihtiyaç duymuÅŸlardır. Bu yüzden, yeni inÅŸa sistemleri yanında ileri teknoloji ürünlerinin de gemi inÅŸa sanayisine adapte edilmesi ile fiyatlar yükselmiÅŸtir. Dünya taşıma kapasitesindeki artış daha fazla gemiye ihtiyaç gösterdiÄŸinden, gemi inÅŸaat sektörü bu talebi karşılamak için kapasitesini artırmak zorunda kalmıştır.

Böylece Denizcilik günümüzdeki gibi büyük sermaye gerektiren bir endüstri dalı olmuş, yeni gemi yatırımlarının finansmanının gelecekteki nakit akışına dayanılarak yapılması çok güçleşmiş ve finans temini çok büyük bir önem kazanıp, dış kaynak talebi hızla artmaya başlamıştır. Bu yüksek maliyetlerden ötürü gemi yatırımının finansman yöntemleri ve analizi ile birlikte. planlı bir büyümenin sağlanabilmesi için gerekli olan pazar analizleri de büyük bir önem kazanmıştır.

Özelilikle geçmiş dönemlerde, dünya üzerindeki bazı önemli ekonomik ve politik gelişmelerin denizcilik finans piyasaları üzerindeki etkilerinin incelenmesi gelecek için daha sağlıklı kararlar verilebilmesi açısından gereklidir. Uluslararası finans piyasalarının gelişmesi yeni finansman yöntemlerini ortaya çıkarmıştır. Bu yeni finans kaynaklarının ve ilgili teşvik tedbirlerinin dikkatli bir şekilde analizi, en uygun şartlarda kaynak temini açısından büyük bir önem taşımaktadır.

Gemi yatırım kararlarının en önemli boyutlarından bir tanesi gelecekteki piyasalar ile ilgili belirsizliklerdir. Bu yüzden yatırım kararlarında dikkatli bir analiz ve optimum sonucu bulmak daha da büyük bir önem kazanmakta ve yöneticilerin vermek zorunda oldukları en zor kararlar arasında bulunmaktadır.

2 .Yöntem

Gemi giderlerini oluşturan maliyetler incelenmiş ve yatırım maliyetine geçiş için maliyeti oluşturan etmenler sınıflandırılmış, yatırım maliyetlerine 2. bölümde kısaca değinilmiştir.

Denizcilik finans piyasalarının geçmişten günümüze kadar olan gelişimi dönemler halinde incelenmiştir. Gemi finansman yöntemleri ülkemizde uygulanan teşvik tedbirleri ile birlikte değerlendirilirken, günümüzde geçerli en son mevzuat göz önüne alınmıştır.

Projelerin sayısal olarak değerlendirilmesinde tüm dünyada kullanılan bazı yöntemler vardır ve bu yöntemler ile yatırımın maliyetinden yola çıkılarak ne kadar sürede tamamlanıp, işletmeye ne miktarlarda kazanç sağlayacağı hesaplanmaya çalışılır. İncelenen yatırım projelerini değerlendirme yöntemleri iki ana başlık altında toplanabilmektedir. İlk gruptakiler paranın zaman içindeki değer kaybını dikkate alan yöntemlerdir (Dinamik yöntemler). Diğer gruptakiler ise, paranın zaman içindeki değer kaybını dikkate almazlar (Statik yöntemler) ve tek dönemlik zaman boyutu için sonuç verebilirler.

Hesaplanan değerler yatırım projesinin uygulamaya konulup konulmaması konusunda somut bir takım fikirler vermek açısından oldukça önem taşımaktadır. Bu yöntemler genellikle yakın sonuçlar vermekle beraber, bazen çelişkili sonuçlar alınması mümkün olabilmektedir. Özellikle alternatif yatırım projeleri değerlendirilirken sonuçlar dikkatle analiz edilmelidir.

Bu çalışmada, en çok kullanılan gemi yatırım projelerini değerlendirme metotlarından Net Bugünkü Değer, İç Verim Oranı, Karlılık indeksi ve Geri Ödeme yöntemleri incelenmiştir.

Yatırım mali finansmanında finanssal kiralama yöntemi temel bir aktif/pasif yönetiminin aracı olarak önem kazanmaktadır. Finanssal kiralama ile yapılacak yatırımlarda ödenen kira bedelleri gider etkisi göstermekte ve vergi oto finansmanı sağlanmaktadır.

DiÄŸer yandan yatırımların teÅŸvik belgesi kapsamında yapılması halinde belge finanssal kiralama ÅŸirketine devredilmekte böylece elde edilen tüm teÅŸvikler finanssal kiralama ÅŸirketi tarafından kullanılmaktadır. Ancak genel olarak teÅŸvikler kiracı firmalara doÄŸrudan yansıtılabilmektedir. Bu avantajlarından dolayı Finanssal Kiralama’ mevzuatı de birlikte ayrı bir bölüm içerisinde incelenmiÅŸtir.

2. DENİZCİLİK SEKTÖRÜ FİNANS PIYASALARİININ GELİŞİMİ

2.1 Denizcilik Finans Piyasalarında Arz/Talep Dengesi

Deniz taşımacığına olan talep ekonomik büyüme oranına göre belirlenmesine rağmen bazen diğer faktörlerden dolayı ekonomideki büyüme talebe yansımayabilir. Gemi taşımacılığında talep ticaret hacmi ve taşıma mesafesine bağlı bir fonksiyondur.

Öreğin son yıllarda ham petrole olan talep artış göstermesine rağmen. Orta Doğu petrol üreticilerinin pazar paylarının kısa mesafedeki üretici ülkelere geçmesinden ötürü ton-.mil olarak büyük tankerlere olan talep artışı çok sınırlı kalmıştır.

Deniz taşımacılığının birçok sektöre hizmet vermesinden ötürü bir sektör kötü durumda iken ekonomide elde edilen büyümeye rağmen, o alandaki talep artışının beklenen oranda olmaması normaldir.

Gemi arzı temel olarak filo kapasitesinin, hızının, geminin limanlarda ve kira dışında (off.hire) harcadığı zamanın bir fonksiyonudur. Eldeki filo bilgileri ile teorik arzın tespit edilebilmesine rağmen, geminin teknik durumu ve dizaynı gibi Faktörlerden dolayı sonuç değişmektedir. Aynı zamanda gemi arzı, yeni inşa edilen ve hurdaya ayrılan gemi sayısının, bir fonksiyonu olarak da düşünülebilir.

Politik sebepler, yeni kaynakların bulunması ya da bazı üretim faaliyetlerinin yer deÄŸiÅŸtirmesi doÄŸal olarak arzı coÄŸrafi dağılımını etkileyecektir. ÖrneÄŸin 1996 yılında Güney Kore’ de bulunan 620.000 bpd kapasiteli rafineri, bu ülkeyi ham petrol ithal eden bir ülke iken ihracat yapabilecek bir konuma getirmiÅŸtir. Bu geliÅŸme yeni ticaret alanları yarattığı gibi, mevcut bazı ticari iliÅŸkilere de zarar vermiÅŸtir.

Denizcilik sektöründe de rekabetin ekonomik teorisinin temel prensipleri geçerlidir ve en büyük filolara sahip armatörler bile, navlun oranlarını değiştirmek amacı ile arz-talep dengesini bozabilecek bağımsız girişimlerde bulunamaz. Dünya piyasalarındaki değişik dönemlerdeki gelişmelerden etkilenen arz-talep dengesi yeni gemi yatırımı kararlarında da çok önemli bir rol oynanmaktadır.

2.2 1967 Yılı Öncesi Dönem

1960’li yılların ortalarına kadar denizcilik sektörüne yönelik finansman çok yaygın deÄŸildi, ancak New York ve Londra’ da faaliyet gösteren Chemical Bank, Citibank Chase Manhattan, Hambros gibi finans kuruluÅŸları tarafından uzun dönem zaman esaslı kiralamanııı nakit akışını esas alan geri ödeme ÅŸartları ile kredi verilmekteydi.

1965-1966 yıllarında denizcilik sektöründeki temel yapısal değişiklikler sebebi ile gemi sahipleri ve kiracılar verimliliği artırılıp, birim işletme masraflarının düşürülmesi amacı ile daha büyük ve etkin gemi dizaynlarına ihtiyaç duymuşlardır. Bu yüzden yeni gemi fiyatları önemli bir şekilde yükselmiş ve gemi inşaat sektörü bu yeni talebi karşılamak için kapasitesini artırmak zorunda kalmıştır. Böylece denizcilik günümüzdeki gibi büyük sermaye gerektiren bir endüstri dalı olmuştur. Yeni yatırımların finansmanının gelecekteki nakit akışına dayanarak yapılması çok güçleşmiş ve dış kaynak talebi hızla artmaya başlamıştır.

Dünya genelinde 1970’1i yıllara kadar denizcilik sektörüne hükümetlerin düzenli bir desteÄŸi olmamasına raÄŸmen bazı tersaneler gemi yapımı için kredi veriyordu. Japon hükümeti birçok ülkeden farklı olarak iç denizcilik ve gemi inÅŸaat sektörlerini 1960’h yıllardan itibaren desteklemeye baÅŸlamıştı. 1964 yılında, Japon denizcilik endüstrisi son birkaç yılda kendisini gösteren durgunluktan etkilenmemek için yeniden organize edilerek sektörün en büyük altı ÅŸirketi olan NYK, Japan Line Kawasaki, Mitsui-OSK Yamasbita-Sbinnioıı ve Showa birleÅŸerek, hükümet desteÄŸi ile uygun ÅŸartlarda büyük ve modern gemiler inÅŸa ettiler.

Japon Kalkınma Bankasının 3 yıl ödemesiz, düşük faizli ve 10 yıl vadeli kredileri sayesinde gemi sahiplerinin öz kaynak kullanmadan yatırımları tamamlaması mümkün olmuştur. Gemi finansmanı alanındaki bu ilk atılım, 1966/67 yıllarındaki navlun piyasalarındaki düşüş sebebi ile hem bankacılar hem de gemi sahipleri açısından olumsuz bir şekilde sonuçlanmıştır.

2.3 1967-1973:Süveyş Kanalının Kapatılması

Kısa süren 1966/67 navlun oranları düşüşünden sonra~ Ekim 1967’ de Mısır ve İsrail arasında çıkan savaÅŸ sebebi ile SüveyÅŸ kanalı kapatıldı ve 1975 yılına kadar açılmadı.

Süveyş kanalının kapatılması ton-mil olarak talebin artmasına. navlun oranlanın yükse1mesine ve birim işletme masraflarının düşürülmesi için daha büyük gemiler inşa edilmesine sebep oldu. Denizcilik sektörünün genelde sağladığı istikrarlı kazanç sebebi ile 1967-73 yılları arasında gemi yatırımı için kredi veren bankaların sayısında önemli bir artış görüldü. [1]

Bankalar arasındaki rekabet sebebi ile 1970’ li yılların baÅŸlarında %90,100 oranında kredi saÄŸlamak mümkün olmuÅŸtur. Fakat 1971/72 yıllarındaki navlun oranlarındaki düşüş sebebi ile, gemi finansmanında elde edilen olumlu geliÅŸmelere raÄŸmen bazı ÅŸirketlerin iflas etmesine engel olunamamıştır. Buna örnek olarak 1972 yılının sonbaharında kapatılan Yunanlı Armatör Harry Amanatides ‘in ÅŸirketi Tidal Marine mc. gösterilebilir. 1973 yılında navlun piyasalarının düzelmesi ile sektör yeniden canlanmaya baÅŸladı. OECD ülkelerindeki 1968-73 yılları arasındaki ekonomik büyüme ortalama yıllık %46 olup, dünya petrol üretimi her yıl %8-10 oranında bir artış göstermiÅŸtir.

Kuzey Denizi ve Alaska petrollerine rağmen Ortadoğu kaynaklarına artan ilgi aynı zamanda ton-mil olarak talebin artmasına sebep olmuştur. Böylece navlun oranları yükselmiş ve tahminlere göre sadece 1973 yılında tanker gemilerine olan talep %19 oranında artmıştır. Bu dönemde dökme yük taşımacılığı da önemli bir gelişme göstermiştir. 1973 yılında ton-mil olarak deniz taşımacılığında, demir cevheri %21 kömür %5, tahıl %39, boksit %22 ve fosfat kayasında %11 oranında bir artış görülmüştür.

Talebin sürekli bir artış gösterdiÄŸi, kazançları hızla arttığı ve düşük maliyetli kaynak bulmanın mümkün olduÄŸu bir piyasada 1970’li yılların baÅŸlarında tanker ve dökme yük gemilerinde olduÄŸu gibi, gemi inÅŸa talebinde de bir canlılık görülür. 1973 yılı sonu itibarı ile fazla iyimser tahminlerden ötürü ortalama yaÅŸları 8 olmasına raÄŸmen, mevcut tanker filo kapasitesinin %90’ andan fazla tonaja sahip yeni gemi inÅŸa halindeydi. Bu oran dökme yük ve kombine gemiler için %30 olup, toplam sipariÅŸ edilen gemi tonajı faaliyetteki tonajın %10 unu oluÅŸturmaktaydı.

Bu dönemde fazla iyimserliÄŸe baÄŸlı olarak verilen yeni gemi sipariÅŸlerine örnek olarak Sanko AnlaÅŸması’ gösterilebilir. Japon armatör Sanko Avrupalı ÅŸirketlere sefer esaslı kiralanmak üzere, kendi ülkesinin tersaneleri ile yeni gemi inÅŸa görüşmelerine baÅŸladı.

1972 yılının ikinci yarısında tersanelerden alınan uygun fiyatlar ve düşük maliyetli kaynaklar sayesinde 50’nın üzerinde 80.000-100.000 DWT Aframax tanker için kiracılar ile iyi bir navlun olan $2.75-3.00 / DWT / ay üzerinden anlaÅŸma saÄŸlandı. Fakat 1972 yılının sonunda Japon para birimi Yen’ in US$’ a karşı deÄŸer kazanması üzerine, yeni gemilerin inÅŸaat masraflarının karşılanabilmesi için navlun oranlarının yükseltilmesi gerekti.

Bu yüzden eski müşterilerinden bir kısmını kaybeden Sanko yeni müşteriler bularak 1973 yılının sonunda 55 adet Aframax tanker siparişini sektörü bekleyen petrol krizlerinden habersiz bir şekilde verdi.

2.4. 1973 - 1978 İlk Petrol Krizi

Kasım 1973’ de Mısır ve İsrail arasında çıkan savaÅŸ sonrası OPEC İsrail’ i destekleyen Amerika ve Hollanda’ ya petrol ambargosu uyguladı ve fiyatların aşırı yükselmesine sebep oldu. Eylül 1973 ve Ocak 1974 tarihleri arasında petrol fiyatları varil başına $3 iken $11.5 düzeyine kadar çıktı ve navlunlar inanılmaz bir ÅŸekilde düştü. 1978 yılı ile beraber hani petrol talebi azalmaya baÅŸladı. 1973-79 dönemi bir bütün olarak ele alındığında yıllık talep artışı ortalama %0.5’ in altındaydı.

Kuru dökme yük taşımacılığına olan talep, yüksek petrol fiyatlandırma baÄŸlı olarak yavaÅŸlayan ekonomik büyüme sebebi ile azalmış olup, düzenli hat taşımacılığı ile yapılan Japon ve Avrupa arabalarının Amerika’ ya ihracatı artış göstermiÅŸ ve yeni LNG projeleri uygulamaya konulmuÅŸtur.

1978 yılı ile beraber kuru dökme yük piyasalarında bir canlılık baÅŸlamış~ OPEC ülkelerinin çimento ve diÄŸer yapı malzemelerine, Rusya’nın tahıl ürünlerine olan ihtiyacı ortaya çıkmıştır. Ayrıca Avrupa ve Japonya piyasalarında, demir cevheri ve kömür ithalatına dayanan çelik üretimi ve kömür kullanan enerji santrallerinde bu madene olan talep artmıştır.

Krizin ortaya çıkması ile nakit akışlarının bozulması ve yatırım mallarının değer yitirmesi sebebi ile kaynaklarını koruma yoluna giden bankalar, 1978 yılında piyasaların toparlanması ile tekrar denizcilik sektörüne girmeye başladılar. Fakat ikinci bir kriz gelmek üzereydi.

2.5 1979 - 1985 İkinci Petrol Krizi

1970’li yılların ortalarında istikrarlı bir yükseliÅŸ kazanan petrol fiyatları, OPEC ülkelerinin gelirlerinin artması amacı ile üretimlerini kısmaları sonucunda Tablo 2.1’ de görüldüğü gibi 1979 yılının ilk 6 ayında bir varil fiyatı yaklaşık 1/3 oranında artarak $18 düzeyine ulaÅŸmıştır.

Petrol fiyatları 1979 Ekim-Kasım ayları arasında varil başına $24 ve 1980 yılı sonu itibarı ile $32 düzeyine kadar yükselmiÅŸ ve bu yüzden petrol ithalatçısı ülkeler enerji tasarrufu yoluna yönelmiÅŸlerdir. 1980 yılının başından itibaren ham petrole olan talep düşmeye baÅŸlamış ve 1979-1985 yılları arasında 9452 milyar ton-mil’ den 4007 ton-mil düzeyine düşerek yaklaşık %58 oranında bir gerileme göstermiÅŸtir.

Bu ikinci kriz enerji piyasalarındaki dengeleri etkileyerek, elektrik üretiminde kömürün petrole tercih edilmesine sebep oldu ve 1979-81 yıllarında dünya genelinde denizyolu ile kömür taşımacılığı %60 oranında arttı. Aşırı artış gösteren bu kömür ithalatı limanlarda önceden tahmin edilemeyen bir sıkışıklığa sebep oldu ve bu yüzden 1980 yılı süresince kuru dökme yük filosunun %5-6 oranındaki kısmı bağlanmak zorunda kaldı.

Aynı zamanda 1980-1981 yıllarında enerji kaynağı olarak petrol kullanan makine ve taşıtlara olan talebin düşmesi, özellikle Japonya gibi ülkelerde tamamen ithal ham maddelere dayanan çelik üretimini ve dolayısı ile kuru dökme yük piyasasın olumsuz olarak etkiledi.

Hububat piyasasında ABD tarafından eski SSCB ülkelerine uygulanan ambargonun bu ülkenin hububat üretimi açısından kötü bir yıla rastlaması sebebiyle SSCB bu ürünlere olan ithalat ihtiyacını Avrupalı aracılar kullanarak karşılamaya başladı ve böylece Atlantik piyasasındaki deniz taşımacılığında bir artış yaşandı.

Ancak SSCB ülkelerinin ihracatının %70’ ini petrol ve ürünleri oluÅŸturduÄŸu için, artan yabancı döviz kazançları sayesinde hububat ürünlerine olan ihtiyacını karşılayabildi.

Bu olaylar aynı zamanda kuru dökme yük piyasasında navlun oranlarının büyük bir artış gösterdiği bir döneme rastlamaktadır. Böylece büyük tersanelerin önerdiği cazip kredi şartları ile yeni inşa siparişleri artmaya başladı.-On sene önce tanker piyasasında yapılan hatalar bu kez dökme yük sektöründe yapılıyordu.

1981 yılının ilk yarısında yeni inşa gemilere sağlanan uygun finansman olanakları sayesinde ikinci el fiyadları yeni gemi fiyatlarına yaklaştı ve 1980/8 1 yıllarında 34 milyon DWT yeni kuru dökme yük gemi siparişi verildi.

TABLO 2.1 1973-85 Ham Petrol ve Dökme yük taşımacılığı

HAM

PETROL

DÖKME

YÜK

MİLYON

MİLYAR

MİLYON

MİLYAR

TON

TON.MİL

TON

TON.MİL

1973

1.366

9.207

622

2.907

1974

1.361

9.661

668

3.157

1975

1.263

8.885

635

3.121

1976

1.420

10.119

646

3.122

1977

1.451

10.408

645

3.157

1978

1.432

9.561

667

3.263

1979

1.497

9.452

752

3.757

1980

1.320

8.219

796

4.011

1981

1.170

7.193

806

4.070

1982

993

5.212

759

3.952

1983

930

4.478

733

3.816

1984

930

4.508

833

4.392

1985

871

4.007

857

4.501

Kaynak: www.bimco.org

Ancak ekonomik büyümenin yavaşlaması, 1981 yıkının İkinci yarısında deniz taşımacılığına olan talebi azaltarak navlun oranlarının düşmesine sebep oldu. Aya zamanda yeni gemi talebini azaltan bu olay birçok ülkede tersanelerin kapatılmasına sebep oldu.

1984 yılında dünya genelinde ekonomik büyüme olumlu geliÅŸmeler göstermesine raÄŸmen 1970’li ve 1980’li yılların baÅŸlarında sektöre çok fazla sayıda gemi giriÅŸinin sebep olduÄŸu arz fazlası sebebi ile denizcilik piyasalar bu olumlu geliÅŸmeleri hissedemedi.

2.6 1986 - 91: Petrol Fiyatlarının Düşüşü

Dünya genelinde ham petrol talebinin 1979-83 yılları arasında %11 oranında düşmesi ve OPEC dışı ülkelerin pazar paylarını genişletmeye başlamaları sebepleri yüzünden OPEC ülkeleri yüksek petrol fiyatlarını desteklemekten vazgeçtiler. En sonunda OPEC ülkeleri üretimlerini artırdı ve bir varil fiyatı $10 seviyesine kadar geriledi.

Bu düşüş tanker taşımacılığına olan talebi artırırken Tablo 2.2’ de görüldüğü gibi kuru dökme yük piyasasında ise 1984 yılında baÅŸlayan ekonomik büyümeye baÄŸlı olarak bir talep artışı yaÅŸanıyordu. Buna raÄŸmen üç sene daha navlun oranları istenilen düzeye ulaÅŸamadı.

1985-86 yıllarında modem gemilerin neredeyse hurda değerine, yeni bir geminin %15 fiyatına alınması mümkündü Bu yüzden yaşanan gemi inşaat fiyatlarının düşmesi krizden daha az etkilenen konteynır ve yolcu taşımacılığı alanında çalışan şirketlerin uygun şartlarda yeni gemi sahibi olmalarını sağlamıştır.

TABLO 2.2 Ham Petrol ve Dökme Yük taşımacılığı

HAM

PETROL

DÖKME

YÜK

MİLYON

MİLYAR

MİLYON

MİLYAR

TON

TON.MİL

TON

TON.MİL

1985

871

4.007

857

4.501

1986

958

4.640

834

4.493

1987

970

4.618

875

4.789

1988

1.042

5.065

940

5.114

1989

1.120

5.736

965

5.222

1990

1.190

6.216

968

5.259

1991

1.247

6.757

1.011

5.416

1992

1.313

6.977

990

5.298

1993

1.356

7.387

993

5.296

1994

1.403

7.496

1.028

5.480

Kaynak :www.bimco.org

1980’li yılların sonlarında tanker ve kuru dökme yük filolarındaki azalma navlunları yükseltti. Aynı zamanda gemi fiyatları da büyük artış göstererek, 1980’li yılların ortalarında ucuz ikinci el gemi alan ÅŸirketler çok yüksek kazançlar saÄŸladılar.

2.7 1991-95 Dönemi

Dökme yük piyasaları 1990’lı yılların baÅŸlarında tekrar düşüşe geçtiler ve bunun üç temel sebebi vardı.

1) 1990-92 Anglo-Saxon ekonomik durgunluğu deniz taşımacılığına olan talebi azalttı. Ham petrol taşımacılığına olan talep, körfez savaşının da etkisi ile yıllık %3.5 oranında az bir şekilde artıyordu.

Kuru dökme yük taşımacılığı ise %10’ un üzerinde bir düşüş göstermiÅŸti

2)1989-91 yıllarında verilen yeni gemi siparişleri, ekonomik büyüme oranının düştüğü ve talebin azaldığı bir dönemde tanker ve kuru dökme yük gemi arzının artmasına sebep olmuştur.

3) 1988-91 yılları arasında satış fiyatı/kazançlar oranının korunabilmesi sebebi ile hurdaya az sayıda gemi çıkarıldı ve bu yüzden yaşlı gemiler çalışmaya devam etti

1980’li yılların ortalarında düşük yeni gemi inÅŸaat fiyatları ve modern gemilerin saÄŸladığı iÅŸletim masraflarını düşürme avantajı sebebi ile konteynır filo kapasitesinde aşırı bir artış görüldü.

Özellikle Uzak Doğulu gemi işleticilerinin yerel ekonomilerindeki hızlı büyümeye bağlı olarak konteynır filolarını genişletmeleri aşırı kapasiteyi desteklemiştir.

Denizcilik piyasalarındaki bu olumsuz gelişmeler bankaların yatırım için gerekli öz kaynak talebini artırmalarına ve borç verecekleri şirketleri seçerken daha dikkatli davranmalarına sebep olmuştur.

2.8 1995-99 Dönemi:Asya Krizine Etkileri

Tayland’ da baÅŸlayan, daha sonra Malezya, Endonezya, Filipinler ve Güney Kore’ ye sıçrayan, nihayet Singapur ve Hong Kong’ u da içine alan Asya Krizinin bugün ulaÅŸtığı boyutlar, dünya ekonomisini derinden etkilemiÅŸtir.

Krizin ana sebebi, döviz kurlarının ısrarla sabit tutulmaya çalışılmasına bağlanmaktadır. Özellikle banka kredileri aşırı büyüyen bu ülkelerde banka gözetim sistemindeki yetersizliklerin de etkisiyle mali sistemleri zayıflamıştır. Buna rağmen giderek artan ekonomik ve mali dengesizlik sinyallerine karşın bölgeye sermaye akışının devam etmesi belirli nedenlere dayanmaktadır. [2]

Öncelikle devlet otoritelerinin mahalli paranın kıymetinin korunacağına dair taahhütleri yabancı yatırımcıları etkilemiştir. Diğer bir neden liberal uygulamaların kontrolsüz biçimde genişletilmesidir. Üçüncü bir faktör ise, dünya çapında yaygınlaşan serbest likiditenin kendine yeni yatırım alanları arayışıdır. Dördüncü sebep, sistemde döviz taahhütlerinin gerçek boyutunu belirleyecek bir saydamlığın bulunmayışıdır.

Japon ve diğer ülke bankalarının bölgedeki risklerinin boyutları krizin dünyanın diğer bölgelerini de etkilemesini kaçınılmaz hale getirmektedir. Japon Bankaları bu bölgedeki dokuz ülkeye 260 milyar USD kredi vermiştir. Esas itibarıyla yüksek devlet borçlarından kaynaklanan 1995 Meksika Krizinden farklı olarak. Güneydoğu Asya sorunu daha ziyade özel sektörün çeşitli kesimlerini ve değişik finansman türlerini

etkilenmiştir. Bu yüzden alacaklarının ve borçluların hatalı yatırım kararlarının devletlerce korunması pek mümkün olmamıştır.

Haziran 1997 sonu itibarıyla Avrupa BirliÄŸi bankalarının Asya’ ya verdikleri krediler

Amerikan ve Japon bankalarının toplam riskini aÅŸmıştır. 1997’nin ilk yarısında

Amerikan ve Japon bankaları bu piyasalardan çekilirken, yeni kredilerin yüzde 60’ ı

Avrupa Birliği bankaları tarafından açılmıştır. Bu konuda İngiliz bankaları çekimser davranmış, ancak Alman ve Fransız bankaları büyük riske girmişlerdir.

Kriz içindeki tüm Asya ülkelerinde dış ödemeler dengesi gayri safi yurtiçi hasılanın yüzde 5-10’ u oranında açık vermekteydi Bu açığın büyük kısmı banka kredileriyle finanse edilmiÅŸ olup, bunların yarısından fazlasının vadesi bir yıldan kısaydı.

Kore’nin bütçesi ise 1980’ den beri fazla vermekte ve toplam kamu borçları Avrupa BirliÄŸi ülkelerinin yüzde üçlük Maastricht kriterlerinin dahi altındaydı Enflasyon yüzde dört, ancak kısa vadeli faiz oranları yüzde 25 olup, Kore hükümetinin dış borçları geri ödeme problemi bulunmamakta ve ülkenin 150 milyar USD’ Iık dış borçları özel banka ve ÅŸirketlerin aldığı kredilerden kaynaklanmaktaydı[2]

Bu dönemde Batı bankalarının en büyük eksikliği istihbarat sistemlerini geliştirmemeleri ve dış kredilerin miktar, vade ve ülke dağılımını anında görme imkanına sahip olmamalarıdır. Ancak bölge ülkelerinin de büyük hataları vardır.

Kriz öncesi bu ülkelerin sürekli büyümeleri, erken uyarı sinyallerinin dikkatten kaçmasına neden olmuştur. Bölge devletlerinin para politikalarındaki disiplinsizlik ve finans piyasalarındaki alt yapı eksikliklerini önemsememeleri spekülatif yatırımcılar için büyük bir risk oluşturmuştur.

Birdenbire büyüme oranlarının beklenenin altına inmesi, yatırımlardaki rantabiliteyi düşürmüş, krediler geri ödenmemiş, gayrimenkul fiyatları hızla düşmüştür. Dolayısıyla aldıkları teminatları yitiren bankalar risklerini karşılayacak yeni varlıklar talep etmeye başlamışlardır. Yatırımcılar bunları sağlayamayınca. iflaslar, cebri icralar birbirini kovalamaya başlamıştır.

Böylece bu çapta bir büyümenin sürekli krediyle beslenemeyeceÄŸi anlaşılmıştır. ABD bankalarının toplam kredileri içinde gecikmiÅŸ alacak oranı %1 iken, bu oran DoÄŸu Asya bankalarında %15’ e çıkmıştır. Bu aÅŸamada, sermayeleri ile Tayland, Endonezya ve Güney Kore’ nin para birimlerine istikrar kazandıran yabancı yatırımcılar krizin hemen başında bu ülkeleri ilk terk edenler olmuÅŸtur. İthal malların fiyatlarının hızla yükselmesine raÄŸmen, ihracatları da aynı oranda ucuzladığından yabancı piyasalardaki rekabet güçlerini korumuÅŸlardır. Fakat üretimi sürdürebilmek için gerekli yatırım malları, hammaddeler ve enerji daha pahalı hale gelmiÅŸtir.

ithalattaki pahalanma enflasyonu körüklemiÅŸ, halk panik alışlara yönelmiÅŸ, neticede satın alma gücü, dolayısı ile yurtiçi talep düşmüştür. Bu gibi durumlarda Uluslararası Para Fonu’ mm reçetesi aynıdır: Devlet borçlarının azaltılması ve enflasyona karşı sıkı para politikası. Ancak bu krizin nedeni diÄŸerlerinden farklı olarak kamu açıklarından ziyade, sermaye piyasasından büyük para çekiliÅŸiyle ortaya çıkan deflasyondur. Bu ise ÅŸimdiye kadarki IMF senaryolarında yer almadığı için önerilen reçete durumu daha da kötüleÅŸtirmekten baÅŸka bir iÅŸe yaramamıştır. IMIF ve Dünya Bankası arasında bu açıdan görüş ayrılığı bulunmaktadır.

1995 Meksika krizi sırasında ABD ve IMF Meksika’ ya 40 milyar USD’ lık bir destek saÄŸlamışlar ve sistem çalışmıştır. Sonuç olarak Latin Amerika piyasalarında güven tesis edilmiÅŸ ve yabancı yatırımcılar herhangi bir zarara uÄŸramamışlardır. Bu olay yabancı yatırımcıların GüneydoÄŸu Asya’nın kaldırabileceÄŸinin üzerinde fonlarla bu piyasalara yönelmesine sebep olmuÅŸtur. Kriz ülkelerinin istikrar programı uygulamaları, ekonomik büyümelerini düşürmüş ve bölge ithalatım azaltmıştır. Bu ise toplam dış ticaretlerinin yanı sıra yakın mesafedeki krize girmeyen diÄŸer Asya ülkelerinde de ekonomik büyümeyi yavaÅŸlatmış ve Çin de dış borçlar aşırı yükselerek kamu ÅŸirketleri büyük zararlar etmeye baÅŸlamıştır.

Krize konu yedi ülkenin ithalatımızdaki payı %3.5,’ihracatımızdaki payı ise %3.2 civarındadır. Dolayısı ile bu ülkelerle karşılıklı ticaretimizin azalmasının genel ekonomiye etkisi ihmal edilebilir düzeylerde kalabilecektir. Yalnız anılan ülkelere yönelik ihracatımızın %51’ ini oluÅŸturan demir-çelik ihracatımızda önemli düşüşler yaÅŸanmakta ve kriz ülkelerinin yaptıkları devalüasyonun etkisiyle damping satışlarına yönelmeleri üçüncü ülkelerle ticari rekabette ülkemizi zorlamaktadır. [4]

Deniz taşımacılığı açısından ise, ekonomik büyümenin dünya genelinde bir durgunluğa yönelmesi Baltık Navlun Endeksinin düşüşüne sebep olmuş ve gemi sahiplerini yeni siparişlerde temkinli davranmaya yöneltmiştir.

Diğer taraftan Yen ve Won değerindeki düşüşler Japon ve Güney Kore tersanelerinin kar marjını yükseltmiştir. Özellikle Güney Kore gemi inşa sanayisi, enerji ve diğer ürünlerin ithalatının pahalanması ile birlikte yüksek faizlerden olumsuz etkilenmiştir. Navlunlara ve yeni inşa fiyatlarına bağlı olarak İkinci el gemi fiyatları düşme eğilimine girmiştir. [3]

1999 yılı itibarı ile Asya Krizi global bir krize dönüşmeden durulmuş gibi gözükse de Latin Amerika ve özellikle de bölgenin en büyük ekonomisi olan Brezilya için tehdit oluşturmaya devam etmektedir. Brezilya, başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelere borçlanan bir ülke olduğundan politik istikrarı büyük önem taşımaktadır.

Son dönemde Brezilya’ da yaÅŸanan politik çekiÅŸmeler ve Federal Hükümetin iç politikadaki yaptırım gücünün azalması, zaten oldukça çekingen davranan geliÅŸmiÅŸ ülke yaÅŸanmış ve arkasından da orta boyutta bir devalüasyon gelmiÅŸtir.

2.8.1 Baltık Navlun Endeksi ve Genel Eğilimi

Dünya navlun piyasalarının zaman içindeki seyrinin incelenmesinde esas alman Baltık Navlun Endeksi” Baltic Freight Index” (BFI), dünyanın önde gelen 10 uluslar arası brokerlik ÅŸirketinin 11 rota üzerindeki verilerine dayanılarak Baltık Fiyat Endeks

Komitesince belirlenmektedir.

Söz konusu komite, özel sektör ağırlıklı firmalara, denizcilik örgütlerinin üyesi bulundukları Baltık ve Uluslararası Denizcilik Konseyi “ The Baltic and International Maritime Council” (BIMCO) bünyesindedir.

Tablo 2.3 incelendiğinde endeksin son yıllardaki durumu dikkat çekmektedir. Navlun fiyatlarının düşmesine neden olan etkenler şöyle özetlenebilir:

1- Uzakdoğu ülkelerinde 1995 yılından beri üstü kapalı başlayan bir ekonomik bunalım yaşanmakta ve bunun sonucu olarak bu ülkelerin ithalatları azalmıştır.

ÖrneÄŸin, Çin’ deki siyasal geliÅŸmeleri insan hakları ihlali olarak deÄŸerlendiren ABD 1995 yılından itibaren bu ülkeye yaptığı yardımları azaltmıştır. Bunun sonucu olarak Çin’ deki toplu konut ve diÄŸer inÅŸaat yatırımlarına baÄŸlı demir-çelik ve çimento ithalatı ve dolayısıyla taşıma talebi düşmüş, kendi üretimi de artmıştır.

2- Diğer taraftan Güneydoğu Asya ülkelerinde de aynı dönemde başlayan ve 1997 yılında açığa çıkan mali bunalım, yüksek oranlı devalüasyonların yapılmasına sebep olmuştur.

Bölge ekonomilerinde ekonomik büyüme durmuş, kredi limitleri donmuş, devalüasyonlarla ithalat pahalı hale gelmiş, ülkelerin satın alma gücü azalmış ve taşımalar düşmüştür.

Tablo 2.3 1995-1998 Baltık navlun endeksi değişimi

AYLAR / YIL

1995

1996

1997

1.998

OCAK

2.100

1.553

1.413

1.213

ÅžUBAT

2.310

1.444

1.434

1.080

MART

2.210

1.382

1.474

1.088

NİSAN

2.310

1.453

1.382

970

MAYIS

2.010

1.474

1.231

1.001

HAZİRAN

2.130

1.279

1.272

942

TEMMUZ

2.015

1.123

1.295

825

AÄžUSTOS

2.010

1.087

1.293

816

EYLÜL

2.050

1.033

1.277

946

EKİM

1.970

1.129

1.334

959

KASIM

1.730

1.443

1.115

945

ARALIK

1.615

1.490

1.229

794

3- Avrupa topluluğunun gümrük birliğini gerçekleştirmesiyle bu ülkeler bir ölçüde kendilerine yeter hale gelmişler ve taşıma talepleri azalmıştır. Ayrıca Kuzey Denizi petrol üretiminin artışı da bu ülkelerin Ortadoğu kaynaklarına olan talebini azaltmıştır.

4- Dünya taşıma talebinde böylesine bir düşüş yaşanırken, deniz taşımacılığının konteyner ve özel donanımlı gemilere yönelmesiyle, Japonya ve Güney Kore bu tip modern ve yüksek tonajlı tekneler yaparak hizmet arzını yükseltmişlerdir. Bunun üzerine işsizlik hızla büyümüş, şirketler faaliyetlerini sürdürebilmek için navlun fiyatlarını beklenenin üzerinde düşürmüşlerdir.

5- Dünya filosundaki kapasite fazlasının baÅŸka nedenleri de bulunmaktadır. ÖrneÄŸin Çin gemi inÅŸa ve onarımında damping uygulamaktadır. Bu nedenle ellerinde eski yapım gemi bulunan Armatörler bunları Çin’e gönderip, çok düşük fiyatlarla tamir ettirmekte ve söküm öncesinde yeniden sefere çıkarmaktadır. Böylece düşük fiyatlarla taşımaya razı olmakta ve navlun düşüşlerinin devamına neden olmaktadırlar.

6- Amerika’daki son fırtına El Nino gibi doÄŸal afetlerin dış ticaret taşımaları üzerindeki olumsuz etkileme 1998 sonu ve 1999 başındaki Irak savaşı eklenmiÅŸtir.

Yürürlüğe giren ISM kodunun yoğunlaşacak kalite kontrollerinin önümüzdeki yıllardan itibaren dünya filo arzını aşağıya çekmesi beklenmektedir. Diğer taraftan dünyadaki genel ekonomik büyümeye paralel olarak yük taleplerinin yükselme trendi süreceğinden endeksin yükselme eğilimine gireceği tahmin edilmektedir.

3. GEMİ FİNANSMAN YONTEMLERI VE ÜLKEMİZDE UYGULANANTEŞVİK TEDBİRLERİ

3.1 Gemi Yatırımınım Finansmanı

Bir Denizcilik Şirketinin finansman politikası, finanssal davranışlarının hem başlangıç noktasını hem de sonucunu oluşturmaktadır. Şirket, faaliyetlerini ve yatırımlarını

öz kaynak ile finanse edebileceği gibi yabancı kaynaklarla da finanse edebilir. Günümüzde firmaların yabancı kaynak kullanımı giderek artmakta ve borçlanma ise firmaya vergi kalkanı oluşturmaktadır. Şirketlerin kredi (yabancı kaynak) ihtiyaçları aşağıdaki nedenlerle ortaya çıkabilmektedir.

1. Büyüme dönemlerinde olmaları.

2. Zarar etmeleri veya karlılıklarının yetersiz oluşu (net işletme sermayesi açıklarının bulunması veya net işletme sermayesinin yıllar itibarı ile azalması).

3. Aşırı kar dağıtımı yapmaları,

4. Firmaların duran varlıklarını ve yatırımlarını kısa vadeli fonlarla karşılamak çalışmak istemeleri.

5. Mevsimsel durgunluklar ve hareketlilikler ve spekülasyonlar.

6. Borç ödeme dönemlerinde olmaları

7. Sermaye taahhütlerini yerine getirmek istemeleri.

8. Yeterli nakit imkanı yaratamamaları

Şirketlerin bu gibi nedenlerden doğan finanssal ihtiyaçlarını kredi kullanarak giderme yolunu seçmesi, finanse edilecek faaliyetin risk seviyesine göre ciddi bir faiz yükümlülüğü altına girmelerini gerektirir. Ancak kredi faizlerinin vergi matrahından indirilebilmesi kredi kullanan firmalara vergi kalkanı olarak avantaj sağlar. Doğru ve yanlış finansman davranışları, finansman kurallarına uyulup uyulmamama ve finanssal kaynakların verimli kullanılıp kullanılmamasına bağlıdır.

Şirketlerin iyi bir finansman yapısı oluşturmalarını olumsuz etkilemekte en çok rol oynayan, aynı zamanda mali analizlerin firma hakkındaki değerlendirmesini ve kararım etkileyecek bazı faktörleri şöyle sıralamak mümkündür.

Åžekil 3.1’ de bir yatırım finansmanının aÅŸamaları gösterilmektedir.

1. Duran varlıkların ve yatırımların kısa vadeli kaynaklarla finanse edilmesi.

2. Genellikle küçük şirketlerin karşılaştığı bir durum olan, ani oluşan yatırım fikrinin ayrıntılı bir fizibilite çalışmasına dayandırılmadan verimli olmayan bir biçimde kararlaştırılması.

3. Kredi istemi dışında bankalarla ve kredi kurumlarıyla herhangi bir bağlantı kurma eğiliminin olmaması ve firmaların banka ve kredi kurumlarıyla bilinçli bir koşul pazarlığına girişmemeleri.

4. Özellikle kiralama seçeneği göz önünde bulundurulmadan, firmaların duran varlıklara büyük yatırımlar yapmaları (böyle bir durumda maddi olmayan sermaye olarak adlandırılan uzman işgücü, lisans için yeterli çalışma sermayesinin bulunmaması).

5. İyi bir likidite planlamasının yapılmaması nedeni ile firmanın geleceği hakkında tahminlerde bulunmanın güçlüğü.

Yukarıda sayılan faktörler aynı zamanda firmanın kredi ihtiyacım doğurmaktadır. Şirketler yatırımlarını ve faaliyetlerini finanse etmek hatta net işletme sermayesi açıklarını kapatmak amacının yanında, Öz sermayelerinin yetersiz olması veya borçlanma politikaları nedeniyle de yabancı kaynaklara başvurabilirler. Banka ve kredi kurumlarının vermiş olduğu krediler burada devreye girerek firmayı desteklemektedir.

3.1.1 Öz Sermaye ile Finansman

Öz sermaye yasal yapıları ne olursa olsun yeni kurulan firmalar için ilk fon kaynağını oluşturduğu gibi, mevcut firmaların da borçlanarak kaynak sağlamalarına olanak verir. Hiç bir denizcilik şirketi, öz sermaye temeline dayanmadan, sürekli olarak borçlanarak kaynak temin edemez. Öz sermaye, firmalar açısından sürekli bir kaynak niteliğindedir.

DENİZCİLİK ŞİRKETİNİN

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif[/IMG]FİNANSMAN İHTİYACI

FİRMANIN KARARI

kredi

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]Kredi Talebi

Öz kaynak

1.Peşin Satın Alma

2.Vadeli Satın Alma

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.gif[/IMG]Banka veya Kredi

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG] Kurumu

Krediler ve Mali

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.gif[/IMG] Analiz Müdürlüğü

Firmanın Mali

Tabloları ve Diğer

Verilerin Analizi

Firmanın Kredi

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.gif[/IMG] DeÄŸerliliÄŸi

Kredinin

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image007.gif[/IMG] İzlenmesi

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image008.gif[/IMG]KREDİ

VERME

KARARI

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image009.gif[/IMG]1. Talebe uygun kredi türü ve koşullarının saptanması.

2. Kredi Fiyatlaması

3.Teminat

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image010.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image011.gif[/IMG] FİRMA KARARI

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image012.gif[/IMG]RED

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image013.gif[/IMG]KABUL

Şekil 3.1 Bir Yatırımın Finansmanının Aşamaları

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image014.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image015.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image015.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image016.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image017.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image018.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image019.gif[/IMG]

Öz sermaye ile finansmanın özellikleri şöyle özetlenebilir:

1. Öz sermaye ile finansman, Denizcilik Şirketine sabit bir yük getirmez.

2. Öz sermayenin belirli bir vadesi yoktur ve şirket için sürekli bir kaynak niteliğindedir.

3. Öz sermaye, firmanın gelecekte uğrayabileceği zararlara karşı bir emniyet olarak görüldüğünden, öz sermayenin artışı, firmanın kredi değerliğini yükselterek ilave kaynaklar bulmasını kolaylaştırır.

4. Teşvik tedbirlerinden yararlanabilmek için yatırımın belirli bir oranda öz sermaye ile karşılanması koşulu arandığında, öz sermaye ile finansman gerekli olmaktadır.

Denizcilik şirketinin cari finanssal yapısı özellikle Öz Sermaye/Borç oranı daha fazla borçlanmak için elverişli değilse, daha sağlıklı bir mali yapıya kavuşabilmek için sermaye artırma yoluna gidebilirler. Şirketin likidite durumu daha fazla borçlanmayı firma açısından riskli hale getiriyorsa, ihtiyaç duyulan ilave fonların öz sermaye artışı ile sağlanması yerinde olur.

6. Finansman kurumlarının, özellikle yatırım kredisi verirlerken konu şirket için belirli bir Öz kaynak [Yabancı kaynak oranı aramaları firmaları öz sermayelerini artırmak zorunda bırakmaktadır.

3.1.2 Banka Kredisi

İkinci el gemi alımında kullanılan banka kredileri genelde 5-8 yıl arasında değişir. Bu zaman aralığında armatörün ekonomik durumu meydana gelebilecek bir çok olaydan etkilenebilir. Banka, armatörü riskli durumlardan uzak tutup ekonomik tehlikeye girmesini önlemek için bazı şartlar öne sürebilir. Gemi kredi sözleşmelerinde yer alan bu şartlar hazırlanırken armatörün ticari serbestliğinin sınırlanmamasına özen gösterilmelidir. Bir kredi sözleşmesi kredi limiti, faiz ve komisyon oranları, ödeme planı, teminatlar, sözleşmenin feshi, kanuni ihtilaflarda yetkili mahkemeler ile ilgili yasal düzenlemeleri içerir. Kredi kullanan denizcilik şirketinin ödeyeceği faiz LIBOR oranına (London Inter Banks Offered Rate) göre belirlenen ana faizin üzerine krediyi veren bankanın kendi özel koşullarına göre ilave edeceği faizle belirlenir.

LIBOR faiz oranları 3 veya 6 aylık periyotlar sonunda yeniden belirlenir. Bankaların temel fon kaynakları değişken oranlı olduğundan, sabit oranlı ticari banka kredisi bulmak zordur. Bankalardan yeni gemi inşaatı için de kredi temin etmek mümkündür. Gemi inşaatının 14-20 ay gibi bir sürede gerçekleşmesi ve bu süre dahilinde geminin mevcut bir geliri olmamasından dolayı ödemesiz bir dönem mevcuttur.

Yani gemi denize inip navlun geliri sağlamaya başlayınca geri ödeme başlar. Armatör şirket genellikle toplam masrafların %15? ini gemi denize inmeden, inşa halindeyken öz kaynaklarını kullanarak karşılar. Öz kaynakların harcanma planı Armatöre bağlıdır.

Geminin inşaatının tersaneden kaynaklanan gecikmelerden dolayı zamanında bitmemesi halinde, bankanın ödemelerin vadelerini ertelemesi ve tarihlerini değiştirmesi söz konusu değildir. Böyle bir durumda armatörün uğrayacağı zararın önüne geçmek için tersanenin Armatöre tazminat ödemesini zorunlu kılacak maddeler yer almalıdır.

Ülkemizde yeni gemi inşa kredilerin alım sürecinde taraflar arasındaki mevcut ilişki Banka-Armatör-Tersane sırasına göredir, aslında olması gereken doğru ilişki sırasıyla Banka-Tersane-Armatör şeklindedir.

Yeni Gemi Yapım kredilerinde inÅŸaat süresinden dolayı, ödemesiz bir dönem mevcuttur. Satın alma kredilerinde ise geminin alımına karar verildiÄŸi andan itibaren en geç İki ay sonra geminin Armatöre devri gerçekleÅŸir. Gemi hemen navlun geliri elde etmeye baÅŸlayacağından ödemesiz dönem mevcut deÄŸildir. Öz kaynaklar derhal harcanır ve harcama planı Armatöre baÄŸlı deÄŸildir. Satın alma kredisinde, bankalar kendi güvenlikleri için teminat amacı ile Gemi ve Kara Malları İpoteÄŸi talep etmektedir. Türk bankaları ise %75-85 oranında gemi ipoteÄŸi, %15-25 oranında kara malları ipoteÄŸi yapmak istemektedir. Yurtdışındaki bankalar için Türkiye’ deki gayrimenkulun pek bir deÄŸeri yoktur ve bu yüzden gemi ipoteÄŸini tercih ederler. İpotek miktarı krediyi alan Denizcilik Åžirketinin piyasadaki güvenilirliÄŸine göre deÄŸiÅŸir.

Kredinin geri ödenmemesi durumunda, ipotekli malların mülkiyeti Bankaya geçer. Banka gemiyi kendi hesabına işletip, kredinin ödemesi tamamlandıktan sonra Armatöre iade edebilir.Fakat böyle bir yol pratikte banka için pek cazip olmadığı için uygulanmamaktadır. Kısa ve orta süreli kredilerde, şirket ödemelerinin büyük bir miktarını aksatmadan ödemişse bankadan geri kalan miktar için ek süre talep edebilir.

3.1.3 Tersane Kredisi

Ülkenin deniz ticaret filosunun güçlenmesini ve gemi inşa sektörünün geliştirilmesini hedefleyen bu kredi hükümetler tarafından desteklenmektedir. Yapılan sözleşmeye göre gemi tersane tarafından inşa edilip, armatöre teslim edilir ve genellikle beş senelik bir ödeme planına göre kredi geri ödenir.

Ancak bu tür kredi, hem bir geminin inşa edilmesinin uzun sürmesi hem de diğer finans kuruluşlarından alman kredilere göre daha pahalı olmasından ötürü çok fazla tercih edilmemektedir.

3.1.4 Dünya Bankası Kredileri

Gelişmekte olan ülkelerin gemi finansmanı için kredi temin edebilecekleri dört banka vardır. Bunlar; Dünya Bankası, Asya, Afrika ve Inter-Amerika Geliştirme Bankalarıdır. Ancak bu bankaların formalitelerinin çok uzun olması ve işlemlerinin ağır işlemesi nedeniyle bu kaynaklar pek tercih edilmez.

Bu uluslararası bankalar kredilerini vermeden önce aşağıdaki hususları göz önüne almaktadırlar.

1. Krediyi talep eden ülkenin ticaret hacmi, beklentileri ve yatırımın ülke ekonomisine sağlayacağı döviz girdisi.

2. Gemi yatırımlarının diğer sektörlerin gelişimine katkısı ve sağlayacağı istihdam imkanları.

3. Yapılacak bu yatırım sayesinde yeni dış pazarlara açılma olasılığı.

4. Gemilerin kredi verilen ülkenin olanaklarıyla yapılması, ithali, kiralanması ve yükün yabancı ülke gemileri ile taşıtılması seçeneklerini karşılaştırarak, hangisinin ülke ekonomisi açısından daha faydalı olacağının belirlenmesi.

3.1.5 Sübvansiyonlar

Çok sayıda ülke hem gemi yapımını hem de iÅŸletmeciliÄŸim sübvanse etmiÅŸlerdir. ÖrneÄŸin İngiltere’ de 1966-1970 yılları arasında sermaye yatırımları sübvanse edilmiÅŸ ve gemi ilk maliyetlerinin %20 ilk kısmı hükümet tarafından sahiplerine geri ödenmiÅŸtir.

ABD’ de aynı ÅŸekilde gemi inÅŸaatım ve iÅŸletmeciliÄŸini sübvanse etmiÅŸ ve bu ülkenin armatörleri yabancı armatörler karşısında oldukça avantajlı bir duruma gelmiÅŸlerdir. Ekonomik hesaplar yapılırken genelde sübvanse edilen miktar geminin ilk maliyetinden düşülür. Sübvansiyonlarda gemiyi bir kaç yıl içinde satmama gibi özel ÅŸartlar mevcut olabilir.

3.1.6 Döviz Kredisi

Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında yurt dışından ithal edilecek geminin finansmanında kullanılabilen döviz kredisi orta vadeli olup, mevcut bir üst sınırı vardır. Alınacak geminin değeri, alınan kredi ve armatörün öz kaynakları toplamından daha az olamaz.

Kredinin vadesi 5 yıl olup, 6 aylık taksitler halinde geri ödenir ve uygulanan faiz oranı 6 aylık dönemler halinde yeniden belirlenir. Firmada, her yıl 20 milyon $ olmak üzere

5 yıllık kredi süresince toplam 100 milyon $ döviz girdisi saÄŸlanır. Alınacak teminatların ve ipotek deÄŸerlerinin en az %10’ u kara ipoteÄŸi olmalıdır. İpotek altına alınacak kıymetlerin Tekne~Makine, SavaÅŸ Rizikoları, Gemi inÅŸaat, P&1 gibi sigortaları tüm rizikoları k~sayacak ÅŸekilde krediyi talep eden tarafından Bankanın ÅŸartlarına göre yaptırılmalıdır.

3.1.7 Teşvik Fonu Kaynaklı Yatırım Kredisi

Bu kredi Hazine MüsteÅŸarlığı tarafından Bankalar aracılığı ile Yatırım TeÅŸvik Belgesi kapsamında inÅŸa ettirilen gemilerin finansmanında kullanılmak üzere verilen orta vadeli bir kredidir. Kredi ilk İki yıl ödemesiz dönem olmak üzere toplam 5 yılda 7 eÅŸit taksit halinde geri ödenir. Kredinin vadesi, faiz oranları, geri ödeme koÅŸulları gibi ÅŸartlar kredinin talep edildiÄŸi banka ile Hazine MüsteÅŸarlığı ‘arasında yapılacak protokolle belirlenir. Åžartlarda meydana gelebilecek deÄŸiÅŸiklikler Banka tarafından aynı ÅŸekilde krediyi talep eden Denizcilik Åžirketine yansıtılır. [15]

3.1.8 Gisat Fonu Kredisi

T.C. Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı tarafından Yatırım Teşvik Belgesi kapsamında inşa edilmekte olan gemilerin finansmanı için ipotek karşılığı TL üzerinden kullandırılan uzun vadeli bir kredi türüdür.

Kredi ilk 2 yıl ödemesiz dönem olmak üzere toplam 5 yılda 6 aylık taksitler halinde geri ödenir. Senelik uygulanan faiz oranı %20 olup, ödemesiz dönem dahil 6’ ÅŸar aylık dönemlerde tahsil edilir.

Denizcilik Åžirketi, Yatırım TeÅŸvik Belgesi’ ne istinaden tersanenin belirlenmesi, öz kaynak harcamaları ve ithal edilecek makineler ile ilgili gerekli hazırlıkları yaptıktan sonra Gemi İnÅŸa Satın Alma ve Tersane GeliÅŸtirme Fon’ undan kredi kullanmak için baÅŸvurusunu yapar. (HSAT fonu, sadece Yatırım TeÅŸvik Belgesine dayandırılmış projeler için verilmektedir.

Gemi satın almada kullanılan diğer bir yöntem de finanssal kiralamadır. Bu yöntemde Denizcilik Şirketi tarafından seçilen bir gemi finanssal kiralama şirketi tarafından satın alınır. Yapılan sözleşmeye göre gemi, mülkiyeti leasing şirketinde kalmak üzere belli bir kira ödemesi karşılığında Denizcilik Şirketine kiralanır.

Kiracı şirket geminin Tekne~Makine ve P~I sigortalarını yaptırmak ve primlerini düzenli olarak ödemek zorundadır. Finanssal kiralamanın kiracı şirket açısından; işletme sermayesinin korunması vade ve KDV avantajı, gider gösterme etkisi gibi çeşitli avantajları vardır.

3.1.9 Finanssal Kiralama (Leasing)

Gemi satın almada kullanılan diğer bir yöntem de finanssal kiralamadır. Bu yöntemde Denizcilik Şirketi tarafından seçilen bir gemi finanssal kiralama şirketi tarafından satın alınır. Yapılan sözleşmeye göre gemi. mülkiyeti leasing şirketinde kalmak üzere belli bir kira ödemesi karşılığında Denizcilik Şirketine kiralanır.

Kiracı şirket geminin Tekne-Makine ve P&I sigortalarını yaptırmak ve primlerini düzenli olarak ödemek zorundadır. Finanssal kiralamanın kiracı şirket açısından işletme sermayesinin korunması, vade ve KDV avantajı, gider gösterme etkisi gibi çeşitli avantajları vardır.

3.1.10 Takas (Barter)

Bu tür finansman daha çok eski S.S.C.B ülkeleri ile batı ülkeleri arasında görülmektedir. Takas yönteminde bir ülkeye yapılan ihracat karşılığında, o ülkeden gemi ithal edilir.

Armatör şirketler gemi bedellerini kendi ülkelerine öderler. Ancak ülkemizde şu ana kadar bu tür bir finansmanın gerçekleşmiş uygulaması mevcut değildir:

3.1.11 İki Ülke Şirketleri Arasında Yapılan Sözleşmeler

Bu tür finansmanda. İki ayrı ülkenin armatör şirketleri bir araya gelerek ortaklaşa üçüncü bir şirket kurarlar. Yeni kurulan ortaklığın merkezi genellikle gelişmekte olan ülke olmaktadır. Gelişmiş ülkeler sermaye payı olarak sahip oldukları gemiyi yeni kurulan şirketin işletmesine bırakırlar. Gelişmekte olan ülkenin işletmesi ise sermaye payı olarak insan gücünü sunar.

Bu uygulamanın pratiğe aktarılmasında politik, ekonomik ve yönetim yetkisinin gelişmekte olan ülkenin şirketinde olması gibi konularda bazı güçlüklerle karşılaşılmaktadır.

3.1.12 Bareboat Kiralama (DemiseCharter)

Bareboat kiralamada, gemi sahibi gemisini personelsiz ve tüm işletme haklarını devrederek kiralar. Kiralayan geminin tüm teknik donanımı, bakım tutum.. yedek parça, sigortalar, yakıt, yağ, su, personel tayini ve diğer tüm giderlerinden sorumludur. Genellikle en az 5 yıl gibi süreler için yapılır ve pratikte bu tür kiralamaların sonund

Fiberglas Yatlarda Laminasyon

Salı, 06 Kasım 2007

FİBERGLAS YATLARDA LAMİNASYON

PROJE 1 Umut Özdemir (1158534)

ÖNSÖZ

21. yüzyıla başlarken teknolojinin bir yüzyıl içerisinde ne kadar hızla gelişebileceğine tanık olduk. Kompozit malzemeler, ilerleyen teknolojiyle beraber alışagelmiş malzemelerden farklı olarak kullanım ihtiyaçlarına göre gelişti. Teknoloji sınırları, farklı malzemeler kullanarak aşılabileceğinden alışagelmiş malzemelerin dışında malzemelerin de olduğunun farkına varmalıyız. Kompozit malzemeler teknolojinin temelini oluşturmaktadır.

Bu çalışmada FRP yapılı kompozit malzemelerin özellikleri, yapısı, kullanım alanları ve üretim yöntemleri incelenmiştir.

Bana her konuda destek olan aileme ve bu çalışmanın hazırlanmasında bana yol gösteren ve zaman ayıran deÄŸerli hocam Y.Doç. Dr. Tamer YILMAZ’a teÅŸekkür ederim.

Umut ÖZDEMİR

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif[/IMG]İÇİNDEKİLER

sayfa

Bölüm 1 GiriÅŸ………………………………………….. ………………………………………….. ………………. 3

1.1 Temel prensipler………………………………………….. …………………………………..4

1.2 Avantajları ve dezavantajları………………………………………….. ………………..4

Bölüm 2 Temel fiberglas malzemeleri………………………………………….. ………………………..7

2.1 Reçineler………………………………………….. ………………………………………….. ….7

2.2 Cam güçlendiriciler………………………………………….. ………………………………8

2.3 Dolgu malzemeleri………………………………………….. ………………………………..10

Bölüm 3 Yapısal metotlar………………………………………….. …………………………………………..12

3.1 Tek katmanlı yapı………………………………………….. …………………………………12

3.2 Sandviç yapısı………………………………………….. ……………………………………….13

Bölüm 4 Fiberglas ile tasarım………………………………………….. ……………………………………..18

4.1 DüzenlenmiÅŸ gövde içerikleri………………………………………….. …………………18

4.2 FRP katman özellikleri………………………………………….. ………………………….18

4.3 Laminasyon özellikleri ve işçilik………………………………………….. …………….20

4.4 Dolgu malzemelerinin özellikleri………………………………………….. ……………28

4.5 Ağırlık tahmini………………………………………….. ……………………………………..29

4.6 Dizayn yükleri………………………………………….. ………………………………………29

4.7 Güvenlik faktörleri………………………………………….. ……………………………….31

4.8 Åžekil deÄŸiÅŸtirme limitleri………………………………………….. ……………………….31

4.9 TitreÅŸimler………………………………………….. ………………………………………….. .32

4.10 Dizayn prensipleri………………………………………….. …………………………………32

4.11 Dizayn örneÄŸi ………………………………………….. ……………………………………….34

Bölüm 5 Ekonomi………………………………………….. ………………………………………….. …………..39

Bölüm 6 Bakım ve onarım………………………………………….. …………………………………………..41

Bölüm 7 Sonuçlar………………………………………….. ………………………………………….. …………..43

Referanslar………………………………………….. ………………………………………….. …………………….44

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]BÖLÜM 1

GİRİŞ

Mühendislik dizayn tarihinde yeni materyallerin geliştirilmesine yol açan ihtiyaçlar vardır. Bu ihtiyaçlar teknik ilerleme meydana getirmektedir. Denizcilik sektöründe demirin ve daha sonra çeliğin, ağaca alternatif olarak kullanılması yarım yüzyıldan daha kısa bir sürede gerçekleştirilmiştir. İlk fiberglas tekneler ikinci dünya savaşından hemen sonra askeri ve ticari amaçlı araştırmalar sonucunda geliştirilmiştir. Geliştirilen fiberglas yapılı tekneler hafifliği, su geçirmezliği, dayanıklılığı, kolay bakım ve onarımı ile diğer yapı malzemelerinin yerini almıştır. Günümüzde küçük tekne üretiminde en geçerli yöntem olarak kullanılmaktadır.

Fiberglasın bu popüleritesine rağmen, birçok kişi tarafından çok egzotik bir malzeme olarak görülmektedir ve yatların yapısal dizaynında matematiksel hesaplamalardan ziyade sanatsal çizimlere dayanmaktadır. Bir çok tasarımcı literatürde yapısal malzeme olarak fiberglas davranışlarını kullanmada zorluk çeker. Çünkü genellikle fiberglas yapısı tasarımcının kullanacağı yer için uygun bir forma getirilmesi zor bir malzemedir. Aynı zamanda pek çok küçük tekne üreticisi tasarım yaparken aynı ölçüler için deney ve pratiğe dayalı sonuçların saklandığı daha önce denenmiş bilgilerden yararlanırlar.

Sunulan bu çalışma küçük tekne tasarımında bazı temel dizayn bilgilerini içermektedir. Temel olarak anlatılmak istenen; fiberglas malzemelerin seçimi, boyutlandırılması ve uygulanmasıdır. Bu çalışma aynı zamanda fiberglas teknelerin yelkenli veya makinalı, ticari, zevk için veya askeri amaçlar için 100 feet uzunluğuna kadar bütün modellerdeki teknelerin yapısal tasarımına yardımcı olacaktır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.gif[/IMG]

Åžekil 1.1 McDell Marine firmasının “lethal viper” adlı fiberglas yelkenli teknesi

1.1 TEMEL PRENSİPLER

Fiberglas genellikle bize yanlış ÅŸeyi ifade eder, çünkü fiberglas iki yapısal matris bileÅŸeninden yalnızca birisidir. DiÄŸer matris bileÅŸenleri fiberglas üzerine sürüldükten sonra kimyasal reaksiyon ve sıcaklığın etkisiyle sertleÅŸen ve fiberglas liflerle birlikte kompozit malzemeyi oluÅŸturan termoseptik bir sıvı reçinedir. Bu yüzden fiberglas yerine “fiberglas güçlendirilmiÅŸ plastik” (Fiberglass Reinforced Plastic)(FRP) veya “cam yünlü güçlendirilmiÅŸ plastik” (Glass Reinforced Plastic) isimlerini kullanmak daha doÄŸru olacaktır. Fiberglas ve laminasyon konusuna hakim olabilmek için cam yünü ve reçine dışındaki kompozit malzeme bileÅŸenleri olan karbondan yapılmış arimid fiber ve diÄŸer kuvvetlendiricileri ilerleyen konu baÅŸlıklarında anlatılacaktır.

Fiberglas kuvvetlendiricisi çok ince cam yünü liflerinin birleşmesinden oluşur ve dokunmuş matris kullanımına uygundur. Üst üste gelen güçlendirici katmanlar oyuk şekil veya matris kalıp hazırlanmadan önce reçine ile doyurulur. Reçine kullanmak güçlü yapısı istenilen formda laminal yapısı ve kalıpta yüzey kalitesi açısından çok iyidir.

FRP’yi meydana getiren malzemelere tek tek bakıldığında çok dayanıklı olmadıkları fakat bir arada kullanıldıkları zaman çok dayanıklı kompozit malzemelerin ortaya çıktığı görülür. Matrisin plastik reçine kısmı nispeten zayıf fiziksel özelliklere sahiptir ve yapısal malzeme olarak uygun deÄŸildir. Sadece gerilmeye dayanıklı cam yünü liflerinde oluÅŸan malzeme fabrikasyon yapılarda kullanılır. Bu iki malzemenin birleÅŸiminden oluÅŸan matris veya laminasyon çok yüksek fiziksel ve mekanik özelliklere sahiptir. En önemli özelliklerinden birisi de su geçirmez olmasıdır.

Cam yünü ve reçine matrisi fiberglas güçlendiriciler gibi üzeri kaplanmış çelik barlarda esas yük taşıyıcı bileşenlerdir. Reçinenin kuruyup sertleştikten sonra güçlendiren ve konumlandıran bir fonksiyonu vardır.

1.2 AVANTAJLARI VE DEZAVANTAJLARI

Küçük tekne yapımında FRP‘nin diÄŸer yapı malzemeleri karşısındaki avantajları aÅŸağıdaki gibidir:

1.Deniz ortamına olan direnci: FRP korozyona uğramaz; şekil değiştirmez aksi durumda uzun süre tuzlu hava veya suda koruyucusuz kaldığı zaman kullanılamaz duruma gelirdi. Aynı şekilde FRP yakıtlardan ve denizde bulunan kirliliğe sebep olan kimyasal maddelerden de etkilenmez. FRP zamanla ağaç ve çelik teknelerde olduğu gibi midye gibi deniz canlıları tarafından kaplanır. Bunu önlemek için teknenin karina kısmının özel koruyucu bir boya ile boyanması gerekir.

2.Hafif oluşu: Uygun tasarım ile fabrikasyon olarak üretilen FRP tekne malzemeleri eş ölçülerdeki ağaç ve çelik yapılı teknelerin ağırlıklarının yarısına eş olur. FRP yapılı malzemeler alüminyum yapılı malzemelerle hemen hemen aynı ağırlıktadır.

3.Yüksek gerilme dayanımı: FRP’nin gerilme dayanımı aralığına baÄŸlı olarak deÄŸiÅŸir ve uzun süre deniz ortamında kalması FRP’nin özelliÄŸini az da olsa deÄŸiÅŸtirebilir.

4.Dikişsiz yapı: FRP yapılı teknelerin gövdesi kalıp yardımıyla fabrikasyon olarak tek parça su sızdırmaz olarak üretilir. üzerinde dikiş bulunmaz.

5.Kimyasal yapısı: FRP tuzlu sudan veya deniz suyundaki kimyasal bileşiklerden etkilenmez ve elektrolize uğramaz.

6.Yönlü kullanım kabiliyeti: Gelen kuvvetlerin yönüne göre cam yünü liflerinin yönü uygun şekilde ayarlanır. Böylece istenilen maksimum gerilme dayanımı elde edilir. Burada tasarımcının metal yapıya bağlı olarak gerilme, ağırlık ve ekonomik optimizasyonu çok iyi yapılmalıdır.

7.Kompleks şekillerin yapılabilme özelliği: FRP malzemesi ekonomik parametrelere bağlı olarak çok kompleks şekillerin yapımında kullanılabilir.

8.Esneklik: FRP’nin düşük esneklik modülü çarpışmadan doÄŸan kuvvetleri sönümlemede oldukça etkilidir. Fakat bu sönümleme özelliÄŸi tasarımcının tasarımıyla doÄŸrudan baÄŸlantılıdır.

9.Uygun fiyat: FRP’nin pound başına düşen fiyat aÄŸaç ve çelik malzemelere göre her ne kadar fazla da olsa ;teknenin bütünü göz önüne aldığımızda eÅŸ ölçülere sahip aÄŸaç veya çelik yapılı teknelerden az bir fiyat farkı olduÄŸunu görürüz; ki bu fiyat içine kalıplama ,işçilik ve tüm özel iÅŸlemler de girer.

Prototipler ve az sayıda üretilen tekneler pahalı olabilir. Fakat FRP genellikle yüksek hacme sahip alüminyum teknelerden daha ucuzdur.

10.Boyama kolaylığı: FRP’yi oluÅŸturan plastik çok geniÅŸ bir renk periyodunda elde edilebilir. yapılan bu boya tekneyi bir çok mevsim boyunca idare eder. Fakat maddeleri içeren teknenin boyası zamanla solar.

11.Kolay tamir imkanı: FRP yapılı tekneler kolay ve ucuz bir şekilde tamir edilebilir.

12.Ucuz bakım maliyeti: Korozif olmayan FRP küçük tekneler genellikle ağaç ve çelik yapılı teknelere göre daha az bakıma gerek duyulur. Büyük gövdeli teknelerde tüm yüzeyi kazıyıp tekrar karina boyası atılmak gerekmiyorsa ağaç ve çelik yapılı teknelere göre yine daha ucuz olabilir.

13.Dayanım: Düzenli bakım ve uygun koruma ile FRP teknelerin çok uzun kullanma ömürleri vardır. Öyle ki birleşmiş milletlere ait FRP malzemelerden yapılmış sahil güvenlik tekneleri 20 yaşın üzerinde olmalarına rağmen halâ hizmet vermektedir.

14.Sertlik: FRP laminatların elâstiklik modülü çoÄŸunlukla 2×106 PSI’dan daha düşüktür. Çelik malzemelerde 30×106 PSI ve alüminyum malzemelerde 10×106 PSI’dır. çok yönlü ve yüksek gerilme dayanımlı karbon-cam yünü laminatlar kullanıldığında bu deÄŸer 4×106 – 6×106 PSI deÄŸerine kadar çıkar. Fakat kritik noktalardaki uygulamalar için FRP kullanmak avantajlı deÄŸildir.

15.Gövde dayanımı ve gerilmeler: FRP üzerindeki kısa süreli basit gerilmeler tatmin edici olduÄŸu halde bağıl elastikliÄŸi ([IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG]) metallerden düşüktür. Bu deÄŸer tekne tasarımı yapılırken dizayn yüklerinin seçiminde ve güvenlik faktörleri düşünülürken göz önünde bulundurulmalıdır. FRP malzemelerin çentik dayanımı ; keskin köşeler, stiffner kenarları veya güverte , kısaca sürekli olmayan, köşeli kenarlar için hesaplanmalıdır. FRP’ nin düşük flambaj gerilmesi basit yapısal kavramların hesaplanmasını garanti eder.

16.Akma gerilmesi ([IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.gif[/IMG]): FRP uzun süreli yüklemelere maruz kalırsa akmaya (akma gerilmesindeki durum) eğilimi vardır. Bu bir dezavantaj gibi görünse de normal yapılar için bir problem oluşturmaz.

17.Titreşim: Eğer uygun sertlik değeri sağlanmazsa ; FRP malzemelerin düşük elastiklik modülü tekne üzerindeki pistonlu makinalardan ve pervane hareketlerinden kaynaklanan yapısal titreşimler nedeniyle probleme sebep olabilir.

18.Sürtünme: FRP malzemelerin sürtünme veya kazıma karşısındaki direnci metallere göre kötü olmasına rağmen ağaç yapı ile karşılaştırırsak bu özelliğin daha iyi olduğu görülür. Bu yüzden aşırı yüklerin ve sürtünmelerin olduğu kısımlara tampon ve sürtünme plakaları kullanılmalıdır.

19.Yanıcılık: FRP laminatlar yanıcı bir madde olan reçine ile oluÅŸturulur ki bu reçine kontrplak aÄŸaç yapının yanma kabiliyetiyle eÅŸ deÄŸer sayılabilir. FRP yanıcı olmasına raÄŸmen yanmayı geciktirici özel tipleri de vardır. AteÅŸ kaynağı söndürüldükten sonra yanma kendiliÄŸinden söner. Fakat bazı sıcaklık derecelerinde yine de yanıcıdır. Yanma olayı laminasyonun mukavemetini kaybetmesine sebep olur. Ayrıca FRP’nin yanması sırasında zehirli bir duman ortaya çıkar. FRP genel anlamda yanıcı bir yapı malzemesi olmasına raÄŸmen, gerekli yalıtım ve koruma saÄŸlandığında istenilen yanmama güvenliÄŸi saÄŸlanır.

Yukarıda anlatılan FRP’nin bir çok üstünlüklerinin yanında dezavantajlarının çokluÄŸu da dikkati çekmektedir. Genel olarak bakıldığında FRP ‘nin üstünlükleri baskın çıkar.

FRP, 50 yılın üzerinde bir süredir geliştirilmektedir. Günümüzde teknolojinin gelişmesi şüphesiz FRP malzemelere de yansımıştır. Eskiden çok pahalı olduğu için ağaç ve metal yapılı teknelerle rekabet bile edemezken, bugün aynı fiyata ve hatta bazı durumlarda daha ucuza bile mal edilebilmektedir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.gif[/IMG]BÖLÜM.2 TEMEL FİBERGLAS MALZEMELERİ

2.1 REÇİNELER

Fiberglas teknelerde kullanılan reçineler sıcaklıkla sertleşen reçinelerdir ve bu reçineler sertleştikten sonra tekrar sıcaklık etkisiyle eritilip yeni form kazanamaz. Kullanılacak reçinenin seçimi için aşağıda belirtilen değişkenlerin göz önünde bulundurulması gerekir :

Polyester, epoksi, vinil ester: 3 temel reçine türü vardır. Bunlar polyester ,vinil ester ve epoksi ‘dir. Uygun ÅŸartlar saÄŸlandığında epoksi yüksek gerilme dayanımı saÄŸlar. Fakat FRP tekne yapımında polyester ve vinil ester epoksiye oranla daha fazla kullanılır. Bunun sebebi ise ;

·· Polyester ve vinil ester daha ucuzdur.

·· Bir çok epoksinin sıcaklık artışı karşısında viskozite kaybı vardır. Bu viskozite kaybı da zamanla eğimli yüzeylerde epoksinin akmasına neden olur, bu durum tekne formunun ve yapısının bozulmasına neden olur.

·· Polyester ve vinil ester reçineler en basit ve çok yönlü üretim tekneiklerinde çok kolaylıkla uygulanabilir. Ayrıca epoksinin sebep olduğu kişisel kazalara sebep olmaz.

·· Dayanıklı kimyasal yapısı vardır.

·· Daha iyi kalıbı kaplama özelliğine sahiptir.

·· Daha yüksek sıcaklık direnci vardır.

Vinil ester reçineler laminatın fiziksel özelliklerinde önemli üstünlükler sağlar. Yüksek uzama kabiliyeti, yüksek elastiklik sınırı ve polyestere göre yüksek korozyon direncine sahiptir. Ayrıca yoğunluğu ve su tutuculuğu da azdır, fakat fiyat olarak polyesterden pahalıdır.

Epoksi yüksek sürtünme direncine sahiptir, daha az su tutar ve daha az büzülür. Ayrıca uygun şartlar altında fabrikasyon olarak oluşturulan laminat ,polyester ve vinil estere göre daha mukavimdir. Epoksi bu kadar mukavim olması yanında fiyatı polyester ve vinil estere göre daha fazladır.

Esneklik: Esnek veya yarı rijit reçine kullanımı laminat direncini özellikle büyük darbelere karşı oldukça arttırır. tüm tekne gövdesinde yüksek bir esnekliğe ssebep olması nedeniyle ana gövde yapısı için bir avantaj sağlar. Bu yüzden laminat yapısında genel amaçlı reçineler kullanılır.

Yanmayı geciktirme: Daha önce de belirtildiği gibi, polyester ve vinil ester reçineler yanmayı geciktirici FRP yapı malzemeleri olarak sınıflandırılmıştı. Bu reçineler ateş kaynağı ortadan kaldırıldığında yanma devam etmez ayrıca bu malzemeyi tutuşturmak da oldukça zordur. Bu özellik reçineye kimyasal olarak veya antimon trioksit eklenmesiyle kazandırılmıştır. Yanma olması durumunda bu reçineler klorin gazı çıkarırlar ,bu gaz alevi bpğar. Bu tür reçineler yüksek maliyet ve yüksek ağırlıkların dolayı yat yapımı ticaretinde popüler değildir. Fakat bu yapı sahil güvenlik botlarında kullanılmaktadır. FRP laminatlar yanmaya karşı kimyasal olarak güvenli olsa da üzerlerine ayrıca ,yanmaz koruyucu bir boya sürülür.

FRP üzerinde geniÅŸ yanma testleri yapılmaktadır ve olması beklenen gerçek yanmanın demosu oluÅŸturulmaktadır. Bu sayede FRP’nin tüm yapısal özellikleri bilinmektedir. Ayrıca yanma baÅŸladığında oluÅŸan sıcaklıktan teknenin diÄŸer metal yapılarının nasıl etkilendiÄŸi de incelenir. Bir çok deniz uygulamalarında FRP’nin yanıcılığı ; çok sayıda yolcunun bulunacağı uygulamalarda kullanımını sınırlamıştır. Bu gibi durumlar için çok geniÅŸ izolasyon sistemlerinin kurulması gerektirir çünkü belli bir sıcaklık deÄŸerinin üzerinde laminat mukavemet kaybedilebilir ve çakma olabilir.

Jelatin katman: Reçine sürülmüş jelatin katman kalıbın için konulur. Böylece laminatın en dıştaki katmanının dış tarafı jelatinle kaplanmış olur. Bu işlem laminata mukavemet kazandırır ve dış ortamla ilişkisini keser. Ayrıca boyanacak yüzey en dıştaki laminat katıdır; jelatin katman boyama için uygun bir yüzey sağlar.

Hava teması ile sertleşen ve sertleşmeyen reçineler: Polyester temel olarak hava temasıyla sertleşen reçinedir ve hava ortamında polyestere tamamıyla istenilen şekil kazandırılamaz. Sertleşme süresini uzatmak için genellikle reçineye parafin eklenir. Parafin; ısıtma sonucu reçinenin dış tarafına çıkar ve reçinenin hava ile olan temasını keser. Bu tür reçineler hava teması olmadan sertleşen reçineler olarak adlandırılır ve yat üretiminde bu tür reçineler tercih edilir. yüzeyde oluşan mum filmi boyama problemine sebep olur. Bu yüzden kumlanmalıdır veya solvent ile yıkanmalıdır.

Dolgu malzemeleri ve eklemeler: Silikon dioksit gibi dolgu malzemeleri reçineyi tiksotropik yapmak için kullanılır. Örneğin viskozitenin arttırılması dikey yüzeylerdeki uygulamalar için uygundur Bu yüzden gövde yapısının bu bileşenleri için dikey veya açı oluşturacak şekilde üretilmesi tavsiye edilir. Tiksotropik reçinelere imalatçıdan alındıktan sonra istenilen özellikler doğrultusunda eklemeler yapılabilir. Dolgu malzemeleri aynı zamanda jelatin katman reçinelerine büzülmeyi azaltmak için , çatlakları minimuma indirmek için ve yüzey köşelerini güçlendirmek için eklenir. Bütün reçinelere ve jelatin katmanlara kalıcı renk sağlamak için laminatın görünüşü bozulduğu halde pigment maddesi eklenir. Fakat bu yöntem ticari uygulamalarda hoş karşılanmaz.

Daha önce de belirtildiÄŸi gibi ek maddeler yanmayı geciktirmek için kullanılır. Çinko borat alevin yayılmasını azaltıcı etki yaptığı için en çok eklenen madde “antimon trioksit” ‘tir. DiÄŸer maddeler laminatın uzun süre güneÅŸ ışınlarına maruz kalmasından dolayı oluÅŸabilecek çatlak ve kırılmaları azaltmak için eklenir.

2.2 CAM GÜÇLENDİRİCİLER

Güçlendirme malzemeleri çok ince cam lifleri olarak bir arada kullanılır. Bu lifler demet olarak kumaş şeklinde kullanılır. Bu kumaş matris veya çok yönlü olabilir. Cam lifleri genellikle yüksek kimyasal dayanımları olan ve nem tutmayan , mono boksit brosilikat (Al2O3-2H2O) E tipi düşük alkali bileşikli camlardan oluşur. En yüksek gerilme değerine sahip S tipi camların fiyatı E tipi camların ortalama 4 katı olmasından dolayı kullanılmazlar. Güçlendirme malzemeleri genellikle rulo şeklinde 7,5-10 santimetre kalınlığında 1,8 metre yüksekliğinde satılırlar. İstenilen kalınlık elde edilinceye kadar laminasyonun tüm katmanları reçine ile doyurulur.

KumaÅŸ: KumaÅŸ düzgün olarak dokunmuÅŸ cam yününden oluÅŸan bir malzemedir. Küçük tekne yapımında tekne gövdesinin açık alanlarının kaplanmasında kullanılır. Aynı zamanda hasarlı laminatların onarımında çok baÅŸarılıdır. Fakat çok pahalıdır ve ekonomik olması istendiÄŸinde ise genel yapı ince olacağından yeteri kadar mukavim olmaz. En çok kullanılan kumaşın ağırlığı 205-342 gr/m2’dir. 1inchlik laminat oluÅŸturabilmek için 40-50 kat kumaÅŸ kullanmak gerekir.

Fitil dokuma: Fitil dokuma güçlendiriciler yassılaştırılmış liflerden oluşan sıklıkla dokunmuş bir malzemedir. Bu malzemeyi göz önünde canlandırmak için halı yapısını düşünebiliriz. Halı dokunurken kullanılan ana ipler yerine fitil dokuma ile özel hazırlanmış cam yünü lifler ipler kullanılır. Sonra arası aynen halı dokunurken olduğu gibi cam yünü ile dokunur.

Fitil dokuma genellikle deniz uygulamalarında kullanılır. Kalıp uygulamalarında woven rovingin avantajları şunlardır.

·· iyi kaplanabilirlik ve işlenebilme özelliği

·· hızlı laminasyon oluşturma

·· matrise göre daha sert ve dayanıklıdır

·· darbelere karşı çok iyi mukavemet gösterir

Küçük tekne yapımında en çok kullanılan fitil dokuma ağırlığı 821 gr./m2 ’dir ve ana ipler yönünde 1 santimetrede 2 demet bulunur. Ayrıca ana iplere dik dokuma malzemesi olarak 2 santimetrede 3 demet bulunur. Bu malzemeden 1 santimetrelik laminasyon malzemesi oluÅŸturmak için ortalama 10 kat kullanmak gerekir.

Fitil dokuma 1814 gr./m2 lik ağırlığa kadar kullanılabilir , fakat normal kullanımı 821 gr./m2’dir. Bu aÄŸrılıktaki fitil dokuma laminatlar geniÅŸ gövdeli teknelerde kullanılır. Mekanik doyurma cam yünü reçine oranının kontrol edilmesini saÄŸlar. Aynı zamanda cam fiberlerin ıslaklığını arttırır, reçine harcamını azaltır ve reçineye yüksek viskozite kazandırır.

Cam keçe: Tüm tekne formunu oluÅŸturmadan önce bölüm bölüm tekne kısımlarını oluÅŸturmak mümkündür. Bu kısımlar rastgele düzenlenmiÅŸ parça cam liflerin bir araya uygun bir reçine kullanarak getirilmesinden oluÅŸur. “Chopper-Sprey” tabancası yardımıyla kalıbın üst yüzeyi kaplanabilir. Matris güçlendiricilerin bazı avantajları aÅŸağıda beliryilmiÅŸtir;

·· düşük laminat maliyeti

·· her yönde homojen olması ve aynı fiziksel özellikleri göstermesi

·· tekne birden fazla parça halinde kalıplanabilir

En çok kullanılan matrisin kuru ağırlığı 318-159 gr./m2 ve 1 santimetre kalınlık oluşturabilmek için 8 kat cam keçe kullanmak gerekir.

Matris laminatlar fabrikasyon laminatlara göre daha az cam içerdiği için gerilme dayanımı daha düşüktür. Bu yüzden matris laminatlar fabrikasyon laminatlarla aynı mukavemeti gösterebilmesi için daha kalın yapılmalıdır. Fakat homejen bir kalınlık elde etmek oldukça zordur.

Çok yönlü ve dengesiz malzemeler: Denizcilik uygulamalarında kullanılan çok yönlü fiber uygulamalarında pahalı olmasına karşı çok iyi mukavemet sonuçları vermektedir. Bu malzemeler birbirine paralel olan sürekli devam eden fiberglas liflerden oluşmaktadır. Bir demet içindeki cam yüzdesi ve yönü geniş bir aralıkta seçilebilir. Bu malzemeler demetteki liflerin yönünde maksimum mukavemet sağlarlar. Bu malzemelerin en büyük avantajı ağırlık-mukavemet hesaplarının birlikte yapılabilme kolaylığıdır. Bu malzemeler fitil dokumaya göre daha pahalıdır.

Matris-fitil kompozit güçlendiriciler : Değişik matris katmanları ve fitil dokumadan oluşan kompozit fiber güçlendiriciler küçük tekne yapımında ana gövde malzemesi olarak kullanılır. Katmanlar tek tek veya birkaç tanesi dikilerek ve yapıştırılarak kullanılır. Ağırlık-mukavemet ve ağırlık-sertlik özellikleri küçük tekne gövdelerinin yapımı için idealdir. En çok kullanılan malzeme ile aynı ağırlıkta ; küçük tekne yapımında en iyi değerler elde edilir. En çok kullanılan bu kompozit malzeme 680 gram fitil dokuma ve 14 gram matristen oluşur.

Doyurulmuş Güçlendiriciler: Bu tip güçlendiriciler reçine ile doldurulur. Bu işlem genellikle bir makine tarafından yapılır. Bu sayede cam-reçine oranı daha iyi optimize edilir. Daha iyi reçine-cam oranı optimizasyonu ile doyurulmuş güçlendiriciler cam fiberlerin ıslaklığının artmasına ve reçine kullanımının azalmasını sağlar. Bunun yanında yüksek viskoziteli reçine kullanımına da imkan sağlar. Bu malzemenin en büyük dezavantajı kullanımının küçük teknelerle sınırlı olmasıdır.

Yüksek mukavemetli güçlendiriciler : FRP yapılı tekne yapımında kullanılan bir çok yüksek mukavemetli malzeme vardır. Yüksek maliyetinden dolayı bu gibi malzemelerin kullanımı; yarış yelkenlileri , powerbotlar ve hafifliğin çok önemli olduğu alanlarla sınırlıdır. Endüstriyel anlamda kullanımı az olmasına rağmen hafifliğin ve yüksek mukavemetin gerekli olduğu kritik uygulamalarda tercih edilir. Konvensiyonel laminatların fazla kalınlık olmadan uygun mukavemeti sağlayamadığı yerlerde ince sandviç panelleri olarak kullanılır.

Bu tipte en çok kullanılan fiber güçlendirici fiber S cam , Kevlar ve karbon fiber içerir. Tek yönlü veya çok yönlü olarak minimum sayıda çapraz fiber kullanılarak dokunur. Bu uygulama birim kalınlıktaki mukavemet ve serlik değerini arttırır.

E camlı kompozit güçlendiriciler de kullanılmaktadır. Malzemenin mukavemetinden maksimum derecede yararlanabilmek için katmanlar düzgün yerleştirilmelidir.

Daha önce de belirtildiği gibi bu tür malzemelerden daha geniş bir alanda kullanılamamalarının sebebi malzemenin çok pahalı olmasıdır. Bazı fiyat örnekleri aşağıda verilmiştir;

Fitil dokuma = $1.98- $2.95/kg

Cam = $11/kg

Kevlar = $39,6/kg

Karbon = $22,2-990/kg

2.3 DOLGU MALZEMELERİ

Bir çok malzeme yapısal dolgu malzemesi olarak profil ve sandviç panellerinde kullanılır. Bu tür malzemeler ağaç ve köpük yapılı plastik içerirler. Tercih edilen dolgu malzemesinin kesme gerilmesi değeri yüksek olmalı ,rijit olmalı, hafif olmalı,suya dayanıklı olmalı ve kolay birleştirme imkanı sağlamalı.

AÄŸaç: YumuÅŸak aÄŸaç , kontrplak ,tropik amerikan aÄŸacı (balsa) kullanılan tipik aÄŸaç malzemelerdir. Kontrplak çok dayanıklıdır ve rijittir. Fakat kontrplak diÄŸer aÄŸaç malzemelere göre daha ağırdır. Sert aÄŸaçlar FRP uygulamalarında tercih edilmez, çünkü sert aÄŸaçların ÅŸiÅŸme eÄŸilimleri vardır. ÅžiÅŸme sonucu laminata zarar verir ayrıca laminata iyi yapışmaz. Çam gibi yumuÅŸak aÄŸaçlar ,küçük aÄŸaç parçalardan oluÅŸan kısımlarda kullanılır. Çam aÄŸacının da ÅŸiÅŸme problemi olmasına raÄŸmen FRP’ye iyi yapıştığı için tercih edilir. Su altında kalan kısımlarda ve tank gibi yerlerde özel önlemler alınmadan aÄŸaç kullanılmamalıdır.

Tropik amerikan aÄŸacı balsa 75-113 kg/m3yoÄŸunluÄŸa sahiptirvegenellikle hafif malzeme olarak küçük tekne yapımında kullanılır. Balsa kalas halinde satılır ayrıca eÄŸri yüzeyleri kaplamak için hafif bir aÄŸacın üzerine 20cm2’lik parçalar halinde kaplanmış ÅŸekilde de üretilir.

Köpük plastikler : Poli sitren , poli üretan ve poli vinil klorid (PVC) gibi köpük yapılı plastik malzemeler hafif olmaları ,suya dayanıklı olmaları nedeniyle küçük tekne yapımında bir çok kullanılır. Ayrıca mantar tutmazlar ve çürümezler. Kolay kesilebilirler, oldukça dayanıklıdır ayrıca titreşim ve lokal yükleri çok iyi tutabilirler.

Poli üretan oldukça rijit olmasına raÄŸmen eÄŸrisel yüzeyleri kaplayamadığı için tercih edilmez. Bu yüzden en çok PVC tercih edilir. PVC 93 [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image007.gif[/IMG]’nin üzerine çıkarıldığında erir ve eÄŸrisel olan yüzeyin üzerini kaplayarak yapışır ve tekrar oda sıcaklığına dönüldüğünde eski sertliÄŸine geri kavuÅŸur. Fakat tekne üzerinde kullanılan bazı yerlerde yüksek ve deÄŸiÅŸken sıcaklıklar nedeniyle PVC’nin özelliÄŸi zamanla kaybolabilir. Bunu engellemek için poli üretanla birlikte kullanılır.

Yüzen köpükler: Poli üretan ve poli sitren köpükler 25 kg/m3 yoğunluğundadır ve küçük tekneleri suya indirme işleminde kullanılırlar. Poli üretan köpükler polil ve toluen disokrat (TDI) karışımınan meydana gelmektedir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image008.gif[/IMG]BÖLÜM 3 YAPISAL METODLAR

3.1 TEK KATMANLI YAPI

Tek katmanlı yapı konvensiyonel ağaç veya metal yapıyla oldukça benzerdir. Belirli çerçevelere ayrılmış ana gövde yapısında tek katmanlı fiberglas laminat kullanılır. Çerçevelere ayırma panel boyunu azaltır ve tekne yapısına genel olarak rijitlik kazandırır. Bu yapı fabrikasyon olarak üretilir ve yaygın olarak küçük teknelerin dış katmanlarında kullanılır.

Çerçeveleme: Çerçeveleme sistemi tek katlı katman sisteminin boyuna ,enine veya her iki yönde birden kullanımına olanak sağlamaktadır. Genellikle boyuna çerçeveleme motorlu hızlı teknelerde, teknenin alt yapısı için kullanılır, böylece motor stringerlerinin ana destek elemanı olmuş olur. Boylamasına stringerler enine taban veya çatışma perdeleri tarafından desteklenir. Hızlı teknelerin bölüm katmanları genellikle, teknenin diğer yapı elemanları stabil hale getirilmeden ve çatışma perdeleri yeterli daynıklılığa erişmeden sabitleştirilmez.

Çerçeve kullanımı teknenin iç yapısını etkilemez ve herhangi bir iç değişikliğe sebep olmaz. Enine çerçeve kullanımı genellikle boyuna çerçeve kullanımından daha zordur ve iç döşemesi bitmiş bir tekneye uygulamak kolay değildir.

Yelkenli tekneler genellikle yapılarına bağlı olarak küçük çerçeveli olarak üretilirler . geniş omurgalı teknelerde çift kat uzunlamasına çerçeve ve enine çerçeve birlikte omurgayı desteklemek için kullanılır.

Çerçeve çeÅŸitleri: Tekne endüstrisinde çerçeve yapılı sistemlerde çerçeve sayısı belirli bir sayı ile sınırlıdır. ÅŸekil 3.1’de en çok kullanılan çerçeve örnekleri yer almaktadır.

Kılıf kısım

1-1- Yapısal olmayan köpük malzeme birbiri ardına gelen katmanlar arsına hapsedilen konvensiyonel kılıf kısmı teknenin dış katına yapıştırılır. Bu tip uygulama çeşitlerinde çok hafif plastik veya FRP malzeme kullanılır.

2-2- Yukarıda anlatılana benzer olan üst flenç üzerindeki daynımı ve sertliği arttırmak için olan çok yönlü güçlendirici katman.

3-3- Kaplanmış aÄŸaç veya kontrplak : Bu tipteki güçlendirici malzeme aÄŸacın dayanımına göre dizayn edilmelidir. AÄŸaç ve FRP’nin elastiklik modülü hemen hemen aynıdır. Bu yüzden FRP ana koruma olarak teknenin dışında kullanılır.

Kaplanmış ağaç kullanımı bazen sakıncalı olabilir çünkü ağaç ıslandığında şişer ve döner. Bu yüzden endüstride ağaç malzeme olarak kontrplak tercih edilir. Kontrplak normal ağaç malzemelere göre daha dayanıklıdır.

4-4- Kalıplanmış stiffner : Bu tip çerçeveler makine yardımcı elemanlarının bulunduğu kritik bölgelerde kullanılır.

5-5- Bu tip çerçevede ; kılıf kısmın altında tek bir tüp olacak şekilde stifnerler kullanılır. Panel stiffner olarak hafif yüke dayanıklı malzeme olarak üretilir.

6-6- Kalıplanmış ızgara ; Bazı motorlu tekne imalatçıları bu yapıyı geliştirmişlerdir. Bu yapıda hem enlemesine hem de boylamasına bileşenler kullanılır. Izgaranın alt kısmı köpük ile doludur.

Çerçeve elemanları, çerçeveleri destekleyen yapı boyunca sürekli olmalıdır. Mümkün olabildiğince küçük yapıştırma açılarıyla yapıştırılmalıdır. Son birleşim noktalarının fiberglas laminat üzerindeki yükü minimum yapacak şekilde tasarlanmalıdır.

Kaplanmış ağaç

Tek kaplama tüpü

Yapışma açısı

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image009.gif[/IMG]

Kaplanmış stiffner

Tüp stiffner

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image010.gif[/IMG]

Kılıf kısım

Çift katlı kılıf kısım

Kalıp ızgara

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image011.gif[/IMG] Şekil 3.1 Tipik çerçeve elemanları

Enine kat

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image012.gif[/IMG] Boyuna kiriÅŸ

Çift kat

Çatışma Perdeleri: İçten veya dıştan motor kullanan küçük teknelerde çatışma perdeleri nadir olarak birleştirilir. Boyut arttıkça ve içten motora ihtiyaç duyuldukça tekne bodoslama ile çatışma perdesi arasında bulunan makine kompartımanına ihtiyaç duyulur. Teknenin ana yapısı çatışma perdeleri sayesinde; eğer uygun şekilde ana yapıya tutturulursa daha dayanıklı bir hale gelir.

Yelkenli teknelerde çatışma perdesinin sayısı; kötü deniz koşullarının tekne gövdesi üzerinde yaratacağı düzensiz yüklere göre belirlenir.

FRP teknelerde genellikle çatışma perdesi olarak kontrplak kullanılır. Çünkü kontrplak ucuz, rijit ve oldukça dayanıklı bir malzemedir. Kontrplak perdeler normalde çerçevelenmezler fakat çok geniÅŸ teknelerde istenilen dayanımı saÄŸlamak için çerçevelenirler. Çatışma perdesinin kalınlığı 6-10 m’lik teknelerde 12 mm’den 18mm’ye kadar olabilir. Ayrıca çift kat da kullanılabilir.

3-2 SANDVİÇ YAPISI

Bu yapı tekniÄŸinin amacı panellerin dayanımını arttırmaktır. Ağırlık olarak çok fazla bir artış olmadığı halde mukavemet olarak tek katmanlı yapıya göre oldukça dayanıklıdır. Bu yapı iki FRP deri tabakası arasına hafif olan dolgu malzemesi koyularak ; FRP ve dolgu malzemesinin rijit bir malzeme olması saÄŸlanır. Dolgu malzemesi olarak genellikle köpük veya balsa aÄŸacı kullanılır. Sandviç paneller “I” profilli kemere fonksiyonunda kullanılır.

BÖLÜM 3 YAPISAL METOTLAR

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image013.gif[/IMG] Bu yapıda dış deri katman bükülmeyi engeller, bu arada dolgu malzemesi yükü taşır ve yükü, destekleyici elemanlara iletir.

Sandviç panelin bükülmesi durumunda dış katmanlar ve dolgu malzemesi arasında yüksek kesme kuvvetleri ortaya çıkar. Dolgu malzemesi ve dış katmanlar arasındaki yapışma noktasında gerilme dayanımı aynı zamanda paralel dayanımı da saÄŸlamış olur. bu yapışma olmazsa yüzeyler bağımsız hareket edeceklerdir. Yapışma olursa dış yüzey tabakaları ve dolgu malzemesi ortak çalışır, bu durum panelin gerilme dayanımını ve sertliÄŸini arttırır. figür 2b’de panelin yüklü durum hali görülmektedir. Üst katman sıkışma ile zorlanır. Dolgu malzemesi doÄŸrudan yük altında sıkışır ve kesme kuvvetini oluÅŸturan kuvvetleri taşır.

3 çeÅŸit ara malzemesi vardır. Bu malzemeler ÅŸekil 3.2’de gösterilmiÅŸtir.

1-1- Balsa veya köpük plastik gibi hafif malzemelerin birleşimlerinde ,ara malzemenin elastiklik modülünün çok düşük olmasından dolayı neredeyse tüm yüzey bükülmeye karşı direnç gösterir.

2-2- Kontrplak gibi bükülmede dayanıklılık sağlayan dolgu malzemelerinin elastiklik modülü FRP ile aynıdır.

3-3- İnce FRP levhalar yüzeyleri ayırmak için kullanılır. Bu tip yapı daha ince panel kullanımına olanak saÄŸlar. Fakat köpük veya balsa ‘nın kesme kuvveti daha düşük olduÄŸundan tercih edilmez. FRP levhalar arası genellikle hafif yoÄŸunluklu köpük malzemeyle doyurulur.(25 kg/m3)

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image014.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image015.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image016.gif[/IMG]

kontrplak

balsa

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image017.gif[/IMG] köpük

Sandviç panelli yapının uygulaması tek katmanlı yapı uygulamalarından daha zordur. Çünkü dolgu malzemesi ve katmanlar arasındaki yapışma çok iyi olmalıdır. Zor üretimine karşın eşit dayanım için sandviç paneli tek katmanlı yapıdan daha hafiftir. Bu yüzden sadviç yapısı ; daha çok taban, çatışma perdesi gibi geniş düz yüzeyler için tek katmanlı yapı daha ağır olacağından tercih edilir.

Destekleyici köpük dilimler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image018.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image019.gif[/IMG] Şekil 3.2 Tipik dolgu yapıları

Dik

açılı

Sandviç paneller; tek katmanlı FRP panellerin esnekliğinin yetersiz kaldığı güverte yüzeylerinde de avantaj sağlar. Bir çok üretici tekne yapısı için sertliğin yanında gerilmenin ve tekne zeminin süngerimsi yapıda olmasını zayıf bulur.

BÖLÜM 3 YAPISAL METOTLAR

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image013.gif[/IMG]

Dolgu malzemelerinin hafif oluşu ve sıkıştırılmalarının kolay oluşu nedeniyle dolgu malzemesine dayanıklılık arttırıcı ek maddeler koyulur. Eğer panele gelecek olan yükler az ise genellikle dolgu malzemesine ek madde ilave edilmez.

Tipik kısımlar

Yukarıda anlatılan yapısal metodlar ÅŸekil 3.3’den ÅŸekil 3.7’ye kadar ayrıntılı olarak gösterilmiÅŸtir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image020.gif[/IMG]

Ağaç koruma

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image021.gif[/IMG]

Köpük blok

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image022.gif[/IMG]

FRP kabuk

Şekil 3.3 küçük yat

BÖLÜM 3 YAPISAL METOTLAR

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image023.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image024.gif[/IMG]

Kaymaz kokpit

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image025.gif[/IMG]

FRP kaplama

köpük

Şekil 3.4 Küçük yelkenli tekne

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image026.gif[/IMG] köpük

Seyyar kontrplak zemin

FRP bağlama açısı

FRP ve kontrplak kokpit

Depo bölümü

Kaymaz FRP dek

Alüminyum/ vinil bağlayıcı

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image027.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image028.gif[/IMG]

Yakıt tankı

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image029.gif[/IMG]

Şekil 3.5 içten / dıştan motorlu yüksek hızlı tekne

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image030.gif[/IMG]

BÖLÜM 3 YAPISAL METOTLAR

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image013.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image031.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image032.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image033.gif[/IMG]

FRP kaplı kontrplak kabin zemini

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image034.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image035.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image036.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image037.gif[/IMG] Åžekil 3.6 Okyanus tipi yelkenli tekne

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image038.gif[/IMG] A’nın ayrıntısı

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image039.gif[/IMG] Kenar güçlendirici

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image040.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image041.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image042.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image043.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image044.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image045.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image046.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image047.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image048.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image049.gif[/IMG] Omurga kaplaması

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image050.gif[/IMG] FRP kaplı kontrplak omurga

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image051.gif[/IMG] FRP kaplı kontrplak puntel

FRP stringer

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image052.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image053.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image054.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image055.gif[/IMG] Köpük izolasyon

Kaplama koruma

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image056.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image057.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image058.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image059.gif[/IMG] Lineer ondülalı laminat

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image060.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image061.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image062.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image063.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image064.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image065.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image041.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image066.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image067.gif[/IMG] Korkuluk stifneri

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image068.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image069.gif[/IMG] İç korkuluk

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image070.gif[/IMG] mezerna

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image071.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image072.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image073.gif[/IMG] Kontrplak/FRP

Sandviç güverte

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image074.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image075.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image076.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image077.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image078.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image079.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image080.gif[/IMG] Ambar ağzı kapağı

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image081.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image080.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image082.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image083.gif[/IMG] Sandviç yapılı borda kaplaması

Tek katman zemin

FRP kaplı puntel

Kontrplak yatak

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image084.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image085.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image086.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image087.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image088.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image089.gif[/IMG]Åžekil 3.7

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image090.gif[/IMG]

trol çeken balıkçı teknesi

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image091.gif[/IMG]BÖLÜM.4 FİBERGLAS İLE TASARIM

Fiberglas güçlendirilmiş plastiklerin sıradan olmayan ve çok iyi anlaşılması gereken özellikleri vardır. Bu özellikler yapısal analizlerde göz önünde bulundurulmalıdır. Fakat bu malzeme ile tekne dizaynındaki tecrübeler bir çok kez göstermiştir ki konveksiyonal dizayn tekniklerinin kullanımına olanak verdiği ölçüde, birçok kolaylık geliştirilebilir. Bunun temel nedenlerinden birisi, küçük tekne gövdesindeki lokal yüklerin tam olarak ifade edilememesi ve genellikle ortalama bir değerin alınmasıdır. Bu yüzden küçük tekne yapılarının ayrıntılı klasik mühendislik analizlerinin doğruluğu kanıtlanabilir ve tekne tasarımında tekne yapı malzemelerinin ortalama yük taşıma değerleri de göz önünde bulundurulur. Bu değerler amprik deneyler sonucu elde edilir.

Bu prosesteki en büyük tehlike tabi ki; tasarımda yapılabilecek olan yapı elemanları yük hatalarıdır. Böyle bir hata örneği oluştuğunda tekne üreticileri ek yapı malzemeleri kullanırlar. Günümüzde FRP küçük tekneler optimum dayanım ve minimum tutar ile üretilmektedir.

Bu konu altında FRP malzemelerin eşsiz özelliklerine ve uygulaması oldukça kolay olan dizayn metotlarına bakacağız.

4.1 DÜZENLENMİŞ GÖVDE İÇERİKLERİ

Amerika’da, İngiltere’de, Fransa’da ,Norveç’te ve Almanya’da FRP tekne yapımı ile ilgili kurallar yayınlanmaktadır. Bu referanslar ile ilgili kaynaklar referanslar kısmında yer almaktadır. Bu kurallar ; boyutlandırma, malzeme seçimi, yapım teknikleri ve kalite kontrolü ile ilgili bilgileri içermektedir.

4-2 FRP LAMİNAT ÖZELLİKLERİ

Daha önce de belirtildiği üzere fiberglas laminatların çeliklerde dahi olmayan bazı eşsiz özellikleri vardır. Bunlar aşağıda anlatılmaktadır:

İstenilen özelliklere uygunluk: FRP laminatlar dokuma veya fabrika tipi olarak üretilirler. Laminatı oluÅŸturan bir demet içindeki liflerin yönü ve miktarı laminattan istenilen özelliÄŸe göre ayarlanır. FRP ‘nin en büyük özelliÄŸi fiber liflerin yönlerine göre istenilen dayanımda malzeme üretilebilmesidir.

Fitil dokuma gibi dengelenmiÅŸ fabrikasyon güçlendiricide genellikle ;dokuma yönünde olmayan dayanım ana demetlerin dayanımından %20 daha azdır. Fakat [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image092.gif[/IMG]’de çapraz olarak dokunmuÅŸ örneÄŸine göre laminat dayanımı azalmış olur.

Fitil dokumanın veya kumaşın aksine matris laminatlar aslında izotropiktir, çünkü üretim esnasında fiber lifler rast gele koyulur. Matris ve fitil dokuma kompozit malzemeleri [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image092.gif[/IMG] kullanımda dayanım kaybı gösterirler, fakat bu kayıplar fitil dokuma laminatlarda göz önüne alınmaz.

Çok yönlü laminatlar bütün liflere yük binecek şekilde kullanıldığında çok dayanıklıdırlar. Lif önünde kullanılmaz ise liflere yük binmeyeceğinden dayanımı oldukça azdır. Tekne yapımının genel kullanımında bütün panellerdeki yükler aynı yönlü olmadığından tolere edilemez. Bu yüzden genellikle çok yönlü laminatlar ek olarak kullanılır.

BÖLÜM 4 FİBERGLAS İLE TASARIM

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image013.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image093.gif[/IMG]

dolu

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image094.gif[/IMG]

matris

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image095.gif[/IMG]

Matris-fitil dokuma

Fitil dokuma

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image096.gif[/IMG] Şekil 4.1 Fiberglas malzemenin gerilme yönü

(lif)

gerilme

Akmazlık: Fiberglas laminatların akma noktası yoktur. Fakat deformasyon oluÅŸmadan önce esnek olarak tepki gösterir. Bu yüzden gerilme – çekme eÄŸrisi neredeyse düz bir çizgi gibidir. Güvenlik için bu çizgi göz önünde bulundurulur.

Cam bileşiklerin ve yönün etkisi: FRP laminatların gerçekte dayanımı tamamen cam bileşenlere dayanır. Camların yönü yük dayanımını etkileyen en büyük faktördür. Fitil dokuma gibi dengelenmiş güçlendiriciler çok yönlü uygulamalara göre lif demetleri yönünde daha az dayanım ve sertlik gösterir. Çünkü fitil dokumada liflerin bir kısmına hiç yük binmez ve tamamen etkisiz durumdadır.

Özelliklerde çeşitlilik: Laminatların fiziksel özellikleri bir çok değişkene bağlıdır. Bu yüzden kalite kontrolü çelik veya alüminyum malzemelere göre oldukça zordur. Metal malzemelerde fiziksel özellikler çok yakın değerlerde tahmin edilebilir.

Yapı özelliğinin çok çeşitli olmasına işçilik hatalarından lif kalınlığına, kullanılan reçine oranından kuruma sıcaklığına kadar bir çok faktör etki eder.

Aynı tür malzemelerdeki standartsızlık , gelişmiş üretim teknikleri kullanılarak azaltılabilir. Mekanik uygulamalar ve vakum enjeksiyon tekniği ile fiberglas lifler istenilen formda şekillendirilebilir, pürüzsüz bir yüzey sağlanabilir. Bu sayede laminasyon özelliklerinde bir artış sağlanmış olur.

BÖLÜM 4 FİBERGLAS İLE TASARIM

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image013.gif[/IMG]

Gerilmede farklılık ve sıkıştırma özellikleri: Laminasyonun dayanıklılığı ve sertliği yük etkisinde kaldığından ve sıkıştırıldığından farklılık gösterir. Bunun sebebi malzemenin mikro yapısı ve reçine-cam arasındaki ara yüzden kaynaklanır.

4.3 LAMİNASYON ÖZELLİKLERİ VE İŞÇİLİK

Matrisin fiziksel dizayn özellikleri polyester veya vinil ester reçine kullanılarak el yapımı olarak üretilen fitil dokuma ve matris fitil dokuma kompozit laminatlar ÅŸekil 4.1-4.9 ve Tablo 1-2‘de gösterilmiÅŸtir. Bu grafiklerde gösterilen gerilme ve sertlik deÄŸerleri laminatların ıslak durumlarından elde edilen deÄŸerlerdir. Grafiklerdeki bu deÄŸerler laminatlar uzun süre su içinde kaldığı zaman kaybettikleri özellikleri simule ederler. Laminatın kuru olması durumunda dayanım ve sertlik özelliklerinin ıslak durumdakine göre %10 daha fazla olması beklenir. Fakat genelde dizaynda ıslak data deÄŸerleri gözönünde bulundurulur.

FRP laminatların ıslak dayanımı genellikle ; test numunelerinin 2 saatlik periyotlar boyunca numunenin tamamı ıslanacak şekilde kaynatılmasından sonra elde edilir. Numunenin kesim kenarlarının da kaynayan su içinde ıslanmasına dikkat edilir. teknelerdeki panellerde de ;ıslandığından dolayı ıslak durumda elde edilen datalar göz önünde bulundurulur.

Özellikler [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image097.gif[/IMG]/[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image092.gif[/IMG]/ ve [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image092.gif[/IMG]/ yönlerinde göz önünde bulundurulur. Çünkü matris laminat izotropiktir ve [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image097.gif[/IMG]/,[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image092.gif[/IMG]/ ,[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image092.gif[/IMG]/ özellikleri özdeştir.

Åžekil 11-34’teki laminat özelliklerinin datası birleÅŸmiÅŸ milletler denizcilik, birleÅŸmiÅŸ milletler sahil güvenlik ve bir çok tekne üreticisinin verilerinden elde edilmiÅŸtir.

Grafikler matrisin basit mühendislik özelliklerini gösterir, matris fitil dokuma kompozit malzeme ve fitil dokuma laminatlar cam bileşiklerin bir fonksiyonudur. Bu grafiklerin hazırlanmasında malzemenin işlenmemiş durumunun verileri kullanılıştır. 3 tip laminattan elde edilen veriler cam içeriğe göre belirli bir formdadır. Ayrıca matris fitil dokuma bandın alt ve üst bitiş kısımları ; matrisin bitiş kısımları ve fitil dokuma bantları , tek

ve sürekli bir bant formuna sokmak için kaplar. Bu yüzden tek ve sürekli bant; her özellik için ,üç tip laminatta cam bileşenlerin limitleri ile gösterilebilir.

Her laminat tipi için özellikler trapezoid şeklinde gösterilmiştir. Bu format , genel kullanım için bütün ortalama değerleri sunar. Ayrıca cam bileşenine dayalı olan laminat cam bileşeni plan özelliklerinin temel parametresidir ve cam bileşeni dataları ortalama değerlerden elde edilebilir.

Bu grafiklerde özellik bantlarının alt ve üst limitlerinin altına düştüğü için geniş limit aralıkları seçilmez. Fakat ,bant genişlikleri tipik fiberglas yapıların uygun spektrum dizaynının temsili olarak kabul edilir. Verilen yapı içinde lokal alanlar bu bandın altında veya üstünde özellik gösterebilir. Fakat lokal

Gaz Ergitme Kaynağında Kullanılan Gazlar

Salı, 06 Kasım 2007

GAZ ERGİTME KAYNAĞINDA KULLANILAN GAZLAR

I. GiriÅŸ

Kaynak, genel olarak, malzemelerin kaynak bölgesine ısı ve/veya basınç yardımıyla ilave malzeme kullanarak veya kullanılmadan birleştirilmesi işlemi olarak tanımlanabilir. Kaynak yöntemleri şu şekilde sınıflandırılabilir:

A. Ergitme Kaynağı

1.Gaz ergitme kaynağı

2.Gaz kaynağı

3.Direnç ergitme kaynağı

4.Ark kaynağı

5.Elektron ışın kaynağı

6.Lazer ışın kaynağı

B. Basınç Kaynağı

1.Soğuk basınç kaynağı

2.Sürtünme kaynağı

3.Demirci kaynağı

4.Gaz basınç kaynağı

5.Direnç kaynağı

6.Ark basınç kaynağı

7.Difüzyon kaynağı

Ödevimin konusu dolayısıyla bu yöntemlerden gaz ergitme kaynağının, daha özel olarak da bu yöntemde kullanılan gazların üzerinde duracağım.

Gaz ergitme kaynağı, en eski ergitme kaynak yöntemlerinden biridir. Ancak TIG kaynağı gibi gelişkin kaynak yöntemlerine öncülük etmiştir.

Oksi-asetilen kaynağı olarak da anılan gaz kaynağında ısı membaı olarak bir alev kullanılır. Alevin oluşturulması ve sürdürülmesi için oksijen gibi yakıcı bir gaz gereklidir. Alev, hem esas maddeyi hem de kaynak bölgesine sevk edilen çubuk şeklindeki metali ergitir. Gaz ergitme kaynağı düşük yatırım maliyetiyle üniversal bir uygulama kabiliyetine sahiptir.

II. Gaz Ergitme Kaynağında Kullanılan Gazlar

A. Oksijen

Gaz ergitme kaynağında yanıcı gazlara ek olarak oksijen gibi yakıcı bir gaza ihtiyaç vardır. Kaynak için gerekli oksijen havanın ayrıştırılmasıyla elde edilir. Genel saflık derecesi %99.5’tir. gaz formunda veya sıvılaÅŸtırılmış olarak taşınır. Düşük miktarda tüketileceÄŸi zaman çelik tüplerde gaz formunda depolanır. Tüplerin basıncı 150-200 bar arasındadır ve hacimleri ise 40-50 litredir. Çok sayıda tüketim noktasının bulunması gereken iÅŸletmelerde ise, tek tek tüplerden tüp bataryaları oluÅŸturulabilir. Daha büyük tüketim durumlarında sınır 300-1000 m3/ay’dır ve kullanım yerinde bulunan sabit tanklarda düşük sıcaklıklarda sıvılaÅŸtırılmış olarak depolanır.

B. Yanıcı gazlar

Gaz ergitme kaynağında kullanılan başlıca gazlar şunlardır:

Asetilen (C2H2)

Hidrojen (H2)

Metan (CH4)

Propan (C3H3)

Bütan (C4H10)

Propan-Bütan karışımı

Havagazı

Benzin veya Benzol (C6H8) buharı

Kaynaktan sarfı karşılaştırılabilse bile, hem kalite hem de iktisadi bakımdan ayrı ayrı hallerde , hangi hallerde, hangi gazın uygun olduğunu tespit etmek her zaman kolay değildir. Bunu basit bir şekilde gösteren ve her yerde uygulanması mümkün olan bir ölçü yoktur. Gazın ne ısıl değeri, ne alev sıcaklığı, ne de fiyatı başlı başına bir karar vermeye kafi gelmez.

Diğer yandan, kaynak tekniğinde kullanılacak yanıcı gazlardan özellikle aşağıdaki şartları gerçekleştirmesi istenir:

a.Yüksek bir ısıl değer

b.Yüksek alev sıcaklığı

c.Yüksek tutuşma hızı

d.Ergimiş haldeki kaynak banyosunu havanın zararlı etkisine karşı koruma

e.Artıksız yanma

f.Ucuz ve kolay üretilebilme

Özellikler Gazlar Asetilen Hidrojen Havagazı Propan Bütan Molekül ağırlığı

26 2 - 44 58 Özgül ağırlığı

Gaz halde (kg/m3)

Sıvı halde (kg/dm3)

1,17 0,545 0,09 - 0,5 - 1,96 0,51 2,59 0,58 Hacmi (dm3 /kg)

- - - 1,956 1,725 Karışımın oranı

Hava (m3/m3)

Hava oksijen (m3/m3)

Tüp oksijen (m3/m3)

12 2,5 1,1 2,4 0,5 0,5 10 2,5 2,5 24 5 5 31 6,5 6,5 Isıl değeri

Gaz halde (kcal/m3)

Sıvı halde (kcal/kg)

(kcal/dm3)

13600 11600 - 2580 2850 - 4200 7250 - 21700 11070 5660 28300 10920 6330 Alev sıcaklığı

Hava ile (°C)

Oksijen ile (°C)

2100 3120 2280 2280 1800 2000 1925 2780 1987 2500 Kendiliğinden tutuşma sıcaklığı (°C)

335 585 590 666 431 Tutuşma sınırı

%hacim (üst)

(alt)

g/m3 (üst)

(alt)

2,3 8,2 24 890 4 75 3,3 63 5 36 - - 1,9 9,5 3,5 174 1,6 8,5 38 205 Tutuşma hızı

Hava ile max. (cm/s)

O2 ile (cm/s)

130 1310 267 890 80 705 32 450 32 450 Patlama sıcaklığı

O2 ile (°C)

1280 - 770 -920 1255 -1600 - - - - Kritik sıcaklık (°C)

37 - - 97 153 Kritik basınç (atü)

96 - - 40,5 35,3 BuharlaÅŸma basıncı (kg/cm2, 20°C’de)

- - - 8,6 3,5 Alev gücü (max)

Gaz oksijen

Kcal/ cm2, s

30/60 10,7 75/25 3,34 58/42 3,03 18/82 2,56 - - Tabla-1 Gaz ergitme kaynağında kullanılan gazların fiziksel özellikleri Yukarıda fiziksel özellikleri görülen gazlardan asetilen, tutuşma hızı,alev gücü ve sıcaklığının diğer gazlardan fazla olması dolayısıyla, kaynak tekniğinde diğer gazlardan daha fazla kullanılmaktadır.

a. Hidrojen:

Kaynak tekniğinde hidrojen çok nadir hallerde kullanılır. Örneğin, çok ince alüminyum ve kurşun saçların kaynak ve lehim işleri gibi. Alev sıcaklığı 2100°C olduğundan saç kalınlığı arttıkça, tavlama zamanı da yükselir. Hidrojen piyasaya 40 litrelik tüplerde 150 atm altında sevk edilir.

Hidrojen tatsız, kokusuz ve renksiz bir gazdır. 1 m3 hidrojen 10 gr olup, aynı hacimdeki oksijenden 15,9 defa daha hafiftir. Hava ile 9-18% oranları arasında karıştığı zaman patlayıcı bir gaz karışımı oluşturur.

b. Metan (CH2):

Metanın ısıl değeri 8850 kcal/ cm3 olmasına rağmen, alev sıcaklığı düşük olduğundan, çeliği sıvı hale getirmesi oldukça zordur. Yanma hızının düşük olması yüzünden, çok defa hidrojen, asetilen veya etilenle karıştırılarak, yanma hızı yükseltilmeye çalışılır. Buna rağmen böyle bir karışım kaynak tekniği için herhangi bir anlam ifade etmez.

Metan hava ile 6,0-13,0 oranları arasında karıştığı zaman patlayıcı bir gaz karışımı oluşturur.

c. Hava gazı:

Hava gazı, çeÅŸitli gazların bir karışımından ibarettir. Bunu takriben %60’ı hidrojen, %12’si CO, %25’i metandan oluÅŸup, geri kalanı da etilen, azot ve karbon dioksittir.

Özgül ağırlığı 0,4-0,6 kg/m3 ve ısıl değeri de 3500-4500 kcal/m3 arasında değişir. Gerek ısıl değerinin gerekse alev sıcaklığının düşük olması nedeniyle kaynak tekniğinde nadiren ancak ince saçların kaynağında kullanılır. Bazen alev sıcaklığının yükseltilmesi için hava gazına asetilen karıştırılır. Hava gazı daha ziyade kesme, lehimleme ve yüzey sertleştirme işlemlerinde kullanılır.

d. Propan ve bütan:

Her iki gazın da ısıl değeri yüksek olmasına rağmen, tutuşma hızı ve alev sıcaklıkları düşüktür. Bu sebepten ötürü daha ziyade kesme, tavlama ve lehimleme işlerinde kullanılırlar. Birer karbonlu hidrojen olan propan ve bütan gazları, tüplerde sıvı halde bulunur

e. Benzin buharı:

Sıvı halde bulunan benzin buharı özellikle su altında yapılan kesme iÅŸleminde kullanılır. Sıva benzinin özgül ağırlığı 0,7 kg/litre ve ısıl deÄŸeri 10000 kcal/kg civarındadır. Benzin-hava karışımı %1,4’ten itibaren çok tehlikeli bir gaz karışımı teÅŸkil eder.

f. Benzol buharı:

Benzol eskiden özel kaynak ve kesme iÅŸlerinde kullanılmasına raÄŸmen bugün yerini asetilene terk etmiÅŸ durumdadır. Özgül ağırlığı 0,83 kg/lt ve ısıl deÄŸeri 9600 kcal/kg’dır.

g. Asetilen:

Gaz ergitme kaynağı tekniğinde yanıcı gaz olarak yoğunlukla asetilen kullanıldığından, bu gaz üzerinde daha fazla durmak gerekmektedir.

Asetilen, karpitin su ile temas etmesi sonucunda elde edilen bir gazdır. Kimyada kalsiyum karbüre karpit adı verilir. Karpit, ark fırınlarında kireç taşı ile kok kömürü arasındaki reaksiyon neticesinde meydana gelir. Bu reaksiyona 56 birim kireç taşı ve 36 birim kok kömürü katılır. Reaksiyonun meydana gelmesi için ark fırınında bir ton karpit başına 3000-3500 kWh elektrik enerjisine ihtiyaç vardır. Tepkime 2000°C sıcaklıkta gerçekleşir.

Kimyasal saf karpitin bir kilogramı 0°C’de ve 760 mm cıva basıncında 350 litre, 15°C’de ve yine aynı basınçta 372 litre asetilen verir.

Karpitin su ile teması aşağıdaki tepkime neticesinde asetilen oluşturur.

CaC2 + 2H2O = C2H2 + Ca(OH)2 + ısı

Bu tepkimede 1 kg karpitten 0,406 kg = 350 litre asetilen elde edilir. Pratikte ise bu miktar 250 litre olarak hesabedilir.

Asetilenin 760 mm civa basıncında ve 0°C’de özgül ağırlığı 1,17 kg/m3 olup, havadan biraz hafiftir. 1 kg asetilen 760 mm civa basıncı altında, 0°C’de 854 lt, 15°C’de de 900 lt’dir.

Asetilen, içerisinde mevcut fosforlu hidrojen dolayısıyla sarımsağımsı bir kokuya sahiptir. Asetilenin kritik sıcaklığı 37°C ve kritik basıncı da 67 olup, atmosferik basınçta -80°C’de sıvı, -83°C’de katı hale geçer.

Asetilenin hava veya oksijenle teşkil ettiği karışımlar çok tehlikelidir. Bu karışımların tutuşması halinde büyük patlamalar meydana gelir.

Asetilen kararsız bir karbonlu hidrojen olduÄŸundan, ayrışabilir. Asetilen, 1,5 atm.’den daha yüksek basınçta sıkıştırıldığı zaman ayrışmaya baÅŸlar. Aynı zamanda tutuÅŸma ve yanma olmaksızın, 11 misli bir basınç artışı ile infilak edebilir. Bu bakımdan asetilen muhafaza cihazlarında müsaade edilen sınır 1,5 atm.’de 60°C’dir.

Asetileni doğrudan doğruya atölyede istihsal cihazından elde etmeyip, tüplerden hazır durumda kullanmak da mümkün ve yaygındır. Bu şekilde hem kullanılması kolaylaşır hem de birçok fayda sağlar.

Asetilen tüplerinin içinde öncelikle gözenekli sünger gibi bir madde bulunur. Bu madde, tüpün hacminin %25’ini iÅŸgal eder. Geri kalan hacmin %38’ini aseton kaplar. Aseton, gözenekli madde tarafından emilir. Kalan %29’u da gaz girince asetonun geniÅŸlemesi için muhafaza edilir. Son %8’lik hacim de emniyet için bırakılır. Asetilenin aseton içinde eritilmesi, yüksek basınçlarda infilakını engellemek için kullanılır.

Tüp asetilenin istihsal cihazlarında elde edilen asetilene üstünlüklerini şöyle sıralayabiliriz:

a.Daha temizdir.

b.Her türlü hava şartları altında ve her yerde kullanmak mümkündür.

c.Kazalara karşı geniş ölçüde emniyetlidir.

d.Daha kolay taşınabilir.

e.Kireç çamuru bahis konusu değildir.

Ancak tüp asetilen, karpit kazanından elde edilen asetilenden daha pahalıdır.


Destekliyoruz arkadas - arkadas - oyun oyna - oyun - en güzel oyunlar jinekolog - kadin dogum doktoru kadin dogum uzmani jinekolog - kadýn doðum doktoru kadýn doðum uzmaný