‘Gemi’ Kategorisi için ArÅŸiv

Uluslar Arası Örgütlerin Kısaltmaları

Salı, 06 Kasım 2007

ULUSLAR ARASI ÖRGÜTLERİN KISALTMALARI

AB: bkz. Avrupa BirliÄŸi

Abu Dhabi Fonu (Abu Dhabi Fund for Arab Economic Development)

ACP Ülkeleri (African, Caribbean and Pasific Countries)

AET: bkz. Avrupa Ekonomik TopluluÄŸu

Afrika Birliği Örgütü (Organization of African Unity-OAU)

Afrika İktisat Komisyonu (Economic Commission for Africa)

Afrika Kalkınma Bankası (African Development Bank-AFDB)

AGİK: bkz. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı

AGİT: bkz. Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı

Altı’lar (Group of 6)

Amazon Paktı (Amazon Pact)

Amerikan Devletleri Örgütü (Organization of American States)

Amnesty International: bkz. Uluslararası Af Örgütü

Andean Paktı (Andean Pact)

Anti-Komintern Paktı (Anti Comintern Pact)

Anzus Paktı (Anzus Pact)

APEC bkz: Asya Fasifik Ekonomik İşbirliği

Arap BirliÄŸi (Arab League)

Arap Devletleri BirliÄŸi: bkz. Arap BirliÄŸi

Arap Ortak Pazarı (Arab Common Market)

ASEAN: bkz. Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği

Asya Kalkınma Bankası (Asian Development Bank)

Asya Pasifik Ekonomik İşbirliği (Asian Pasific Economic Cooperation-APEC)

AT: bkz. Avrupa BirliÄŸi

Avrupa Atom Enerjisi TopluluÄŸu (European Atonomic Energy Community-EURATOM)

Avrupa BirliÄŸi (European Union)

Avrupa Ekonomik Alanı (European Economic Area)

Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü (Organization for European Economic Cooperation-OEEC)

Avrupa Ekonomik TopluluÄŸu (European Economic Community)

Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) (Organization on Security and Cooperation in Europe-OSCE)

Avrupa Hava Taşımacılığı Güvenlik Örgütü (European Organization for Safety of Air Naviation-Eurocontrol)

Avrupa İnsan Hakları Divanı

Avrupa İnsan Hakları Komisyonu

Avrupa Konseyi (Council of Europe)

Avrupa Kömür ve Çelik Birliği (European Coal and Steel Community-ECSC)

Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü (European Organization for Nuclear Research-CERN)

Avrupa Para Fonu (European Monetary Fund-EMF)

Avrupa Parasal İşbirliği Fonu: bkz. Avrupa Para Fonu

Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi (European Free Trade Association-EFTA)

Avrupa Sosyal Fonu (European Social Fund)

Avrupa Tarımsal Yönlendirme ve Garanti Fonu (European Agricultural Guidance and Guarantee Fund-EAGGF)

Avrupa Uzay Ajansı (European Space Agency-ESA)

Avrupa Yatırım Bankası (European Investment Bank-EIB)

Avrupa Yayın Birliği (European Broadcasting Union-EBU)

BAB: bkz. Batı Avrupa Birliği

Batı Afrika Ekonomik Topluluğu (Economic Community of West African States-ECOWAS)

Batı Avrupa Birliği (BAB) (Western European Union-WEU)

İKİNCİ BÖLÜM

Benelux Ekonomik BirliÄŸi (Benelux Economic Union)

Birleşmiş Milletler Örgütü (United Nations Organization-UNO)

BM: bkz. Birleşmiş Milletler Örgütü

BM Çevre Programı (United Nations Enviroment Programme)

BM Çocuk Fonu (United Nations Children’s Fund-UNICEF)

BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (United Nations Educational, Scientific and Cultural Organization-UNESCO)

BM Kapital GeliÅŸtirme Fonu (United Nations Capital Development Fund) UNCDF

BM Sınai Gelişme Örgütü (United Nations Industrial Development Organization-UNIDO)

BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı (United Nations Conferenceon Trade and Development-UNCTAD)

BM Yardım ve Rehabilitasyon İdaresi (United Nations Relief and Rehabilitation Administration-UNRRA)

BoÄŸazlar Komisyonu

Britanya Uluslar TopluluÄŸu (British Commonwealth)

CENTO: bkz. Merkezi Andlaşma Örgütü

CIA: bkz. Merkezi Haberalma Örgütü

COMECON: bkz. Karşılıklı Ekonomik Yardım Konseyi

Commonwealth: bkz. İngiliz Uluslar Topluluğu

Çelik Pakt (Patto D’Acciaio)

Dünya Bankası (International Bank for Reconstruction and Development-World Bank)

Dünya Bankası Grubu (The World Bank Group)

Dünya İşçi Sendikaları Federasyonu (World Federation of Trade Unions-WFTU)

Dünya Meteoroloji Örgütü (World Meteorological Organization-WMO)

Dünya Posta Birliği (Universal Postal Union-UPU)

Dünya Sağlık Örgütü (World Health Organization-WHO)

Dünya Ticaret Örgütü (World Trade Organization-WTO)

EC: bkz. Avrupa BirliÄŸi

ECO: bkz. Ekonomik İşbirliği Konseyi

ECOWAS: bkz. Batı Afrika Ekonomik Topluluğu

EFTA: bkz. Avrupa Serbest Ticaret Bölgesi

Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (Economic Cooperation Organization-ECO)

Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (Organization for Economic Cooperation and Development-OECD)

EOKA (Ethniki Organosis Kyprion Agoniston)

Etniki Eteriya (Etniki Hetaireira)

EU: bkz. Avrupa BirliÄŸi

EURATOM: bkz. Avrupa Atom Enerjisi TopluluÄŸu

FAO: bkz. Gıda ve Tarım Örgütü

Filistin Kurtuluş Örgütü (FKÖ) (Palestine Liberation Organization-PLO)

FKÖ: bkz. Filistin Kurtuluş Örgütü

GATT: bkz. Dünya Ticaret Örgütü

Gıda ve Tarım Örgütü (Food and Agricultural Organization-FAO)

Güneybatı Afrika Halk Örgütü (Southwest African People’s Organization of Nambia-SWAPO)

Güneydoğu Asya Antlaşması Örgütü (Southeast Asia Treaty Organization-SEATO)

Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (Association of Southeast Asian Nations-ASEAN)

Hınçak Komitesi

Hükümetdışı Örgütler (non-governmental organizations-NGO)

Hükümetlerarası Göç Komitesi (Intergovernmental Committee for Migration-ICM)

IBRD: bkz. Dünya Bankası

ICAO: bkz. Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü

ILO: bkz. Uluslararası Çalışma Örgütü

IMF: bkz. Uluslararası Para Fonu

Interpol: bkz. Uluslararası Kriminal Polis Örgütü

IRA: bkz. İrlanda Cumhuriyet Ordusu

İrlanda Cumhuriyet Ordusu (Irish Republican Army-IRA)

İslam Konferansı Örgütü (İKÖ) (Islamic Conference Organization-ICO)

ITO: bkz. Uluslararası Ticaret Örgütü

Kalkınma İçin Bölgesel İşbirliği (Regional Cooperation for Development-RCD)

Karadeniz Ekonomik İşbirliği Bölgesi (KEİB)

Karayipler Topluluğu ve Ortak Pazarı (Caribbean Community and Common Market-CARICOM)

Karışmazlık Komitesi, 1936-1939

Karşılıklı Ekonomik Yardım Konseyi (Council For Mutual Economic Assistance-COMECON/CMEA)

KEİB: bkz. Latin Amerika Serbest Mübadele Birliği

Körfez Arap Ülkeleri İşbirliği Konseyi (Gulf Cooperation Council-GCC)

Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesi (North America Free Trade Association-NAFTA)

Kuzey Atlantik Antlaşması Örgütü (North Atlantic Treaty Organization-NATO)

LAFTA: bkz. Latin Amerika Serbest Mübadele Birliği

Latin Amerika Entegrasyonu BirliÄŸi (Latin American Integration Association-LAIA)

Latin Amerika Nükleer Silahları Yasaklama Ajansı (Organismo Para la Prascripcion de las Armas Nucleares en la Americana Latine-OPANAL)

Latin Amerika Serbest Mübadele Birliği (Latin American Free Trade Association-LAFTA)

Merkezi Afrika Ekonomik ve Gümrük Birliği (Central African Customs and Economic Union-UDEAC)

Merkezi Amerika Devletleri Örgütü (Organization de Estados Centromericanos-ODECA)

Merkezi Amerika Ortak Pazarı (Central American Common Market)

Merkezi Antlaşma Örgütü (Central Treaty Organization-CENTO)

Merkezi Haberalma Örgütü (Central ıntelligence Agency-CIA)

Milletler Cemiyeti (League of Nations)

Müslüman Kardeşler (İhvan-ül Müslimin, Muslim Brothers)

NAFTA: bkz. Kuzey Amerika Serbest Ticaret Bölgesi

NATO: bkz. Kuzey Atlantik Andlaşması Örgütü

NGO: bkz. Hükümetdışı Örgütler

Nordik TopluluÄŸu (Nordic Community)

OECD: bkz. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü

OEEC: bkz. Avrupa Ekonomik İşbirliği Örgütü

On’lar Grubu (Group of 10)

OPEC: bkz. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü

Paris Kulübü: bkz. On’lar Grubu

Parlamentolararası Birlik (Inter Parliamentary Union)

Pentagonale

Petrol İhracatçısı Arap Ülkeleri Örgütü (Organization of Arab Petroleum Exporting Countries-OAPEC)

Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (Organization of Petroleum Exporting Countries-OPEC)

PLO: bkz. Filistin Kurtuluş Örgütü

RCD: bkz. Kalkınma İçin Bölgesel İşbirliği

Sadabat Paktı

Sosyalist Enternasyonel

Taşnaksütyun (Dasnaktsutyun)

Uluslararası Adalet Divanı (International Court of Justice)

Uluslararası Af Örgütü (Amnesty International)

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (International Atomic Energy Agency-IAEA)

Uluslararası Çalışma Teşkilatı (International Labour Organization-ILO)

Uluslararası Denizcilik Örgütü (International Maritime Orgazation-IMO)

Uluslararası Ekonomik İşbirliği Bankası (International Bank for Economic Cooperation)

Uluslararası Enerji Ajansı (International Energy Agency)

Uluslararası Finans Korporasyonu (International Finance Corporation-IFC)

Uluslararası Hür İşçi Konfederasyonları (International Confederation of Free Trade Unions)

Uluslararası İmar ve Kalkınma Bankası: bkz. Dünya Bankası

Uluslararası Kalkınma Birliği (International Development Association-IDA)

Uluslararası Kriminal Polis Örgütü (International Criminal Police Organization-Interpol)

Uluslararası Olimpiyat Komitesi (International Olympic Committee-IOC)

Uluslararası Ödemeler Bankası (Bank for International Settlement-BIS)

Uluslararası Örgütler (International organizations)

Uluslararası Para Fonu (International Monetary Fund-IMF)

Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü (International Civil Aviation Organization-ICAO)

Uluslararası Telekomünikasyon Birliği (International Telecommunication Union)

Uluslararası Ticaret Örgütü (International Trade Organization-ITO)

Uluslarüstü Örgütler (Supranational organizations)

UN: bkz. Birleşmiş Milletler Örgütü

UNCTAD: bkz. BM Ticaret ve Kalkınma Konferansı

UNESCO: bkz. BM Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü

UNICEF: bkz. BM Çocuk Fonu

Üç’ler Grubu (The Threes, Group of 3)

Varşova Paktı (Warsaw Treaty Organization)

WHO: bkz. Dünya Sağlık Örgütü

WTO: bkz. Dünya Ticaret Örgütü

Yedi’ler Grubu (Groub of 7)

YetmiÅŸyedi’ler Grubu: bkz. BirleÅŸmiÅŸ Milletler Ticaret ve Kalkınma Konferansı

Yirmidört’ler Grubu (Group of 24)

Yapı Çeliklerinin Kaynağı

Salı, 06 Kasım 2007

Yapı Çeliklerinin Kaynağı

Kaynak : Aynı veya benzer alaşımlı metallerin ısı tesiri altında birbirlerine birleştirilmesi işlemi olan kaynak, yapılarda, 20. yüzyılın başından itibaren kullanılmaya başlanmıştır.İlk defa yüksek yapılarda, sonra gemi inşaatında, sonra da köprülerde kullanılan kaynak, bugün bütün çelik inşaat ve imalat sanayiinin başlıca birleştirme aracı durumuna gelmiştir. Kaynak metodları ile birlikte çelik yapıda önemli gelişmeler meydana gelmiştir. Her ikisi de çözülemeyen birleşim olan perçinli ve kaynaklı birleşimi mukayese edecek olursak durumun kaynak lehine olduğunu görürüz. Şöyle ki :

1-) Kaynaklı birleşimle çelik yapıda önemli ölçüde çelik tasarrufu sağlanır.

2-) Kaynaklı birleşimin yapılması daha kolaydır ve daha az zaman alır.

3-) Kaynaklı birleşim daha rijittir.

4-)Kaynak mukavemeti ana malzemenin mukavemetine eriÅŸebilmektedir.

Bu sebeplerle kaynaklı birleşimler çelik yapılarda çok yaygın bir şekilde kullanılmaktadır. Kaynak yaparken metaller ya ergime dercesine kadar ısıtılarak sıvı kıvama getirilir veya kızıl dereceye kadar ısıtılarak plastik kıvama getirilir ve buna göre de kaynak yapma metodları Ergitme Kaynağı ve Basınç Kaynağı metodları diye ikiye ayrılır.

1-) Ergitme Kaynağı Metodları : BirleÅŸtirilecek metallerin kaynaklanacak kısımları uç uca veya yanyana getirildikten sonra 3000 0C – 5000 0C kadar ısıtılarak ergitilir.Bu esnada ilave bir metal olarak kullanılan kaynak teli veya elektrodun da ergimesi ile parçalar arasındaki boÅŸluk veya köşe dolar, soÄŸuma sonunda da birleÅŸim saÄŸlanmış olur. Burada kullanılan ısı kaynağının cinsine baÄŸlı olarak ergitme kaynağı metodlarını Gaz Ergitme Kaynağı ve Elektrik Kaynağı diye iki kısma ayırabiliriz.

1.1-) Gaz Ergitme Kaynağı : İnşaat mühendisliğinde önemsiz şantiye işlerinde ve yapıların tesisat işlerinde kullanılan bu metodda ısı kaynağı olarak asetilen gazı veya propan gazı kullanılır.

Bilindiği gibi asetilen gazı karpit ve sudan elde edilir. Bu gazın oksijenin yardımı ile yanması sonunda da kaynak için gerekli ısı sağlanmış olur. Asetilen gazı ya karpit kazanlarından veya asetilen tüplerinden; oksijen ise 150 atmosfere kadar basınçlı çelik tüplerden sağlanır. Asetilen ve oksijen tüplerine takılan redüksiyon ventilleri ile basınçları ayarlanan; yanıcı gaz olan oksijende diğer bir lastik boru ile şalümonun içinde karışarak dışarı çıkar ve bu karışımın yakılması sonucu 3000 0 lik ısı elde edilir. Bu ısının kaynaklanacak metal kenarları ile kaynak telini ergitmesi ile de kaynak dikişinin çekilmesi sağlanır.

Son zamanlarda gaz kaynağında propan gazı daha fazla kullanılır hale gelmiştir. Bu gazın verdiği ısı asetilen gazının verdiği ısıya nazaran daha yüksek, bunu takiben de yanma için gerekli oksijen miktarı, asetilenin yanması için gerekli olanın iki mislidir. Propan gazı serbest piyasada satılan tüplerden elde edilir.

Gaz kaynağında ısınma bölgesinin geniş olması, kaynaklanan parçalarda büyük çarpılmalar meydana getirdiğinden kaynaklı çelik yapılarda kullanılmaz. Ancak küçük şantiyelerde önemsiz kaynak dikişlerinin çekiminde kullanılabilir.

1.2-)Elektrik Kaynağı : Elektrik akımının (-) ve (+) uçlarının birbirine yeter derecede yaklaştırılması ile elektrik enerjisi bir ark şeklinde ısı enerjisine dönüşür ve 5000 0 C lik bir ısı elde edilir. İşte elektrik akımının bu özelliklerinden yararlanılarak yapılan kaynağa Elektrik Kaynağı diyoruz.

Elektrik kaynağının yapılmasında kullanılan metodlardan bugün en çok kullanılan Slavianoff metodudur (1892). Bu metodda kaynakçı ustası saÄŸ eliyle kaynakçı maÅŸasını tutar. Bu maÅŸanın ucunda (Åžekil – 01) kaynak makinesinin (-) kutbuna baÄŸlı olan elektrod vardır. Makinenin (+) kutbu da baÄŸlantı maÅŸası yardımı ile kaynaklanacak bölgeye yaklaÅŸtırılması sonucunda meydana gelen arkın doÄŸurduÄŸu ısı ile bir taraftan kaynaklanacak parçaların kenarları erirken, diÄŸer taraftan da ergiye elektrodun usunda meydana gelen metal damlaları parçalar arasındaki boÅŸluÄŸu doldurur, böylece de kaynak kordonu oluÅŸmuÅŸ olur. Ergiyen elektrod damlalarının kaynak aÄŸzı dediÄŸimiz boÅŸluÄŸu doldurmasına (-) kutuptan (+) kutba doÄŸru olan elektron akımının büyük yardımı olur.

Kaynak yapılırken meydana gelen zararlı ışınlardan gözlerin, serpintilerden de yüzün korunması gerekir. Bu bakımdan gaz kaynağı yapan usta iki eli ile de meşgul olduğundan kaynakçı gözlüğü kullanarak gözlerini, elektrik kaynağı yapan usta da serbest olan sağ eli ile kaynakçı maskesini tutarak gözleri ve yüzünü korur.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.jpg[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.jpg[/IMG]

Åžekil - 01

2-) Kaynak Makineleri : Elektrik kaynağında kullanılan akım13 – 60 Volt ve 60 – 600 Amper ÅŸiddetinde olmalıdır. Her zaman ve her yerde bu özelliklere sahip bir ÅŸebeke cereyanı bulmak mümkün olmadığından kaynak makineleri kullanılarak kaynaÄŸa elveriÅŸli cereyan saÄŸlanır. Bu maksatta kullanılan kaynak makineleri ÅŸunlardır :

2.1-) Kaynak Jeneratörleri : Şebekeden alınan alternatif akımla çalışan motorun verdiği güçle kaynağa elverişli doğru akım veren bir jeneratördür.

2.2-) Kaynak Transformatörleri : Alternatif şebeke cereyanından, yine alternatif, fakat kaynağa elverişli voltaj ve şiddette akım elde etmekte kullanılır.

2.3-) Kaynak redrösörleri : Şebekede mevcut alternatif cereyandan kaynağa elverişli doğru akım elde etmekte kullanılan makinalardır.

3-) Elektrodlar : Gaz kaynağında kaynaklanan malzemeye uygun alaşımda bir kaynak çubuğu veya kaynak teli kullanılır. Elektrik kaynağında ise yine kaynaklanacak malzemeye uygun alaşımda, içerisinden elektrik akımı geçebilen, dış kısmı sıva denen malzeme ile kaplı elektrodlar kullanılır. Sıva malzemesinin içerisinde mangan, silis, nikel gibi kaynağın kalitesini iyileştirici elemanlar bulunur. Sıvalı elektrodlar genel olarak çıplak elektrod tellerinin sıva banyolarına daldırılması sureti ile imal edilirler. Bu daldırma işleminin tekrarlanma sayısı arttıkça sıva tabakası da kalınlaşır. Buna göre de elektrodları çıplak elektrodlar, ince sıvalı elektrodlar ve kalın sıvalı elektrodlar diye üç kısma ayırabiliriz.

3.1-) Çıplak Elektrodlar : Bu elektrodlarla yapılan kaynak kordonlarının mukavemeti, kaynak bölgesi havanın oksijen ve azotunu kaptığından ayrıca da çabuk soğuduğundan, düşük olur. Bu bakından ancak önemsiz tesbit dikişlerinde doğru akımla kullanılır. Çıplak elektrodların üzeri bazen bakır ve nikelle kaplanır.

3.2-) İnce Sıvalı Elektrodlar : Sıva tabakası kalınlığı elektrod çapının % 20 si kadar olan bu elektrodlar, yorulma ve darbe mukavemetlerinin yüksek olması gereken kısımlarında kullanılmamalıdırlar.

3.3-) Kalın Sıvalı Elektrodlar : Sıva tabakası kalınlığı elektrod çapının % 20 - % 70 i kadar olan, mantolu elektrodlarda denilen ve bugün çelik yapılarda en çok kullanılan elektrodlardır.

Elektrodlar üzerindeki sıvanın kaynağa sağladığı faydalar şunlardır:

1-) Elektrik akımını daha stabil hale getirir.

2-) Sıva malzemesinin yanmasında meydana gelen koruyucu gazlar havayı kaynak bölgesinden uzaklaştırmak suretiyle kaynağı havanın oksijen ve azotunun zararlı tesirlerinden korur.

3-) Kaynak dikişi üzerinde bir curuf tabakası teşkil ederek ergimiş malzemenin çabuk soğumasını, dolayısiyle de dikiş içerisinde gaz habbeciklerinin kalmasını önler.

4-) Ergimiş haldeki kaynak malzemesi ile curuf tabakası malzemesi arasında meydana gelen kimyasal reaksiyonlarla kaynak dikişinin özelliklerini iyileştirir.

4-) Basınç Kaynağı Metodları : İnşaat mühendisliğinde yalnız hafif çelik yapılarda kullanılan direnç kaynağı ile daha çok çelik boru imalinde kullanılan su gazı kaynağı ve çok eskiden beri demircilerin kullandığı ateş kaynağı başlıca basınç kaynağı metodlarıdır.

4.1-) Direnç Kaynağı : Elektrik akımının elektrodlar arasında karşılaştığı direnç sonucu meydana gelen ısı enerjisinden istifade edilerek yapılan kaynak şeklidir. Yapılacak kaynağın şekline göre Nokta Kaynağı ve Kordon Kaynağı diye ikiye ayrılır.

4.1.1-) Nokta Kaynağı : Åžekil – 02 de görüldüğü gibi ince levhalar kaynak makinasının uçları kesik koni tarzındaki bakır elektrodları arasına konur. Elektrik akımının, elektrod uçları arasında bulunan levhalar dolayısıyle, ısı enerjisine dönüşmesi neticesinde, uçlar arasında kalan kısım kızıl dereceye kadar ısınır. Elektrodların tatbik ettikleri basınç kuvvetiyle de ince levhalar (saçlar) dairesel bir bölgede kaynaklanmış olur.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.jpg[/IMG] Åžekil – 02 Åžekil - 03

4.1.2-) Kordon Kaynağı : Åžekil – 03 deki gibi tekerlek elektrodlar kullanılırsa kordon ÅŸeklinde bir kaynak dikiÅŸi elde edilir.

5-) Kaynak Dikişleri : Çelik yapıların inşaatında kullanılan başlıca metod olan ergitme kaynağında köşe dikiş kaynağı ve küt dikiş kaynağı diye iki dikiş şekli vardır.

5.1-) Köşe DikiÅŸ Kaynağı :Åžekil – 04 de görüldüğü iki çelik elemanın birbirine dik veya en az 60 0 teÅŸkil eden yüzeyleri arasındaki köşelere çekilen dikiÅŸlere köşe kaynağı dikiÅŸleri denir. Bu dikiÅŸlere, dikiÅŸin yapıldığı yere baÄŸlı olarak alın dikiÅŸ kaynağı, yan dikiÅŸ kaynağı ve boyun dikiÅŸ kaynağı adları verilir. Köşe dikiÅŸ kaynaklarında tatbik edilen dikiÅŸ ÅŸekilleri Åžekil – 05 de veril miÅŸtir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG] Åžekil – 04 [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.jpg[/IMG] Åžekil – 05

5.2-) Küt DikiÅŸ Kaynağı : Aynı düzlemde bulunan iki levhanın kaynaklanacak kenarlarının yan yana getirilip kaynaklanması suretiyle elde edilen dikiÅŸlere küt dikiÅŸ kaynağı denir. Bu dikiÅŸler kaynaklanacak elemanların kalınlığına baÄŸlı olarak açılacak dikiÅŸ aÄŸzı ÅŸekline göre (Åžekil – 06) ÅŸu isimleri alırlar:

a : I dikiÅŸi 2 – 5 mm kalınlığında levhalarda kullanılır.

b : V dikiÅŸi 6 – 20 mm kalınlığında levhalarda kullanılır

c : X dikiÅŸi 14 – 40 mm kalınlığında levhalarda kullanılır

d : U dikişi 20 mm den kalın levhalarda kullanılır

e : Çift U dikişi 30 mm den kalın levhalarda kullanılır

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.jpg[/IMG] Åžekil – 06 I, V, Y, U dikiÅŸleri bir taraftan çekilebilir.DiÄŸer tarafta kalan kaynak kökünün kazınması (kalemle, taÅŸlamayla, planyalamayla) ve yeniden kaynaklanması gerekir. Kaynak dikiÅŸinin kök kısmının altına örneÄŸin oluklu bir bakır ray yerleÅŸtirmek suretiyle bu kısmın mıntazam olması saÄŸlanır.

X dikişlerinin iki taraftan çekilmesi gerekir. Dikişin yarısı çekildikten sonra, parçalar çevrilip diğer yarısı çekilir.

I, V, Y, U, X dikiÅŸ ÅŸekillerinden baÅŸka küt kaynak dikiÅŸleri de bahis konusu olabilir.Bunlar K dikiÅŸi ile yarım V dikiÅŸleridir (Åžekil – 07).Bu dikiÅŸlerin özelliÄŸi, sadece bir parçanın kenarının iÅŸlenmesinin yeterli olması ve birbirine dik iki levhanın birleÅŸimine de olanak vermesidir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image007.jpg[/IMG] Åžekil – 07 [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image008.jpg[/IMG]

Matematik

Salı, 06 Kasım 2007

MATEMATİK

Matematik nedir?

Matematiğin amacı; insanların doğuştan getirdiği düşünme kabiliyetini geliştirmektir. Bu gelişmeyi sağlamak için, bizlere bir kısım bilgiler kazandırarak karşılaşacağımız olay ve problemlerde inceleme, araştırma ve karşılaştırmalar yaptırarak, düzenli ve dikkatli olmamızı, mantıklı düşünmemizi ve her konuda doğruyu bulmamızı sağlar. Problemleri çözerken değişik bağlantıları bulmak insana heyecan verir. Böylece insanda yeni şeyler bulma arzusu doğar. Bütün bilimlerin doğması ve gelişmesi insandaki bu arzudan doğmuş bu da matematik yardımıyla olmuştur. Bu sebeple bütün bilim dallarında matematikten yararlanılır. Matematik nitelikleri değil nicelikleri konu edinir, fakat niteliği bulunan herşeyin sayılabilir ve ölçülebilir olması, matematiğin fen bilimleri ve teknolojinin yanında değil sosyal bilimlerde de vazgeçilmez olmasını sağlamıştır. Bu yüzden matematik her öğrencinin öğrenmesi gereken bir bilimdir.

Matematiği niçin öğreniyoruz?

Ezberciliğe dayalı bilgi aktarımının esas alındığı geleneksel eğitim, günümüzde çocukların zihnini körelten bir mekanizma haline gelmiştir. Okulun asli görevi, çocuklara nasıl öğrenileceğini öğretmektir. Bugün okullarda yeni bilgi ile mevcut bilgiyi bütünleştirerek anlama, sentez yapabilme, bilgileri yorumlayabilme gibi beceriler değil; bilgiyi kitaptaki gibi öğrenme ve ezberleme gibi etkinliklere yer verilmektedir. Bunun sonucu olarak öğrencilerimizin çoğunluğu matematiğin gerçek manasını anlayamamakta ve "matematiği niçin öğreniyoruz?", "bu dersin bana faydası nedir?", günlük hayatta uygulaması nasıl oluyor?" gibi ifadeler kullanmaktadırlar.

İnsanlığın gelişmesine paralel olarak bilimde ve teknikte hızlı ilerlemeler olmuştur. Zamanla gelişen ticaret ilişkileri sonucu para, ölçü, zaman, alan, hacim vb. gibi kavramlar ortaya çıkmıştır. Fizik, kimya, biyoloji, mühendislik, astronomi, ekonomi ve psikoloji gibi bütün bilim dalları esaslarını geliştirmek ve sonuçlandırmak için matematiğin temel kurallarına uymak zorundadırlar. Bilim adamları, binlerce bilgiyi küçük bir bilgisayara programlama ve istenildiğinde bilgilere anında ulaşmada matematiğin gücünden faydalanırlar. İnsanlar günlük hayatlarında ihtiyaçlarını karşılarken matematik ve öteki bilimlerden faydalanırlar. Matematik bilimi insanda sistemli ve doğru düşünme yeteneğini geliştirmeyi amaçlar. O halde matematik, farkına varmasak da hayatımızın her aşamasında yer almaktadır.

Matematiği nasıl öğrenmeliyiz?

Matematik küçük yaşlarda verilen iyi bir temel bilgiyle öğrenilir, fakat bu demek değildir ki matematik ileriki yaşlarda da öğrenilmesin. Bu süreç ne kadar geciktirilirse öğrenme de o kadar zor olacaktır. Temel problem de buradan kaynaklanmaktadır. Öğrencilerimizin büyük çoğunluğu temel bilgileri zamanında alamadığından matematik hakkında önyargıya kapılıp, bu dersin zor olduğunu ve öğrenilemeyeceğini düşünmektedir. Temeli olmasa dahi matematik belirli bir düzeyde herkes tarafından öğrenilebilir. Bunun için ilk şart, matematiğin öğrenilebilirliğini kabul etmek ve o ders hakkındaki önyargıları bir kenara bırakmaktır. Matematiği öğrenmede öğretmenin rolü çok önemlidir. Bu dersi sevdirmek ve öğrenciyi belli bir düzeye getirmek öğretmenin görevidir, fakat unutulmamalıdır ki öğrenmede aktif olan, öğrenci olmalı ve herşeyi öğretmenden beklememelidir. Öğrenci kendisini ne kadar zorlar ve öğretmeni sadece yol gösterici olarak görür ve o yolda kendisinin ilerlemesi gerektiğini bilirse sonuca da o kadar çabuk ulaşır. Aksi taktirde öğretmenin ön plana çıktığı durumlarda öğretmen olmayınca öğrenme ve ilerleme de olmayacaktır. Genelde öğrenciler kolaycılığa kaçarak her şeyin çözümünü öğretmenden beklemekte, öğretmenin anlattıklarını anlamakla sonuca ulaşabileceğini zannetmektedirler. Halbuki anlamak ile yapmak çok farklı şeylerdir.

Bir problemi çözebilmek için önce o konu problem tipleri hakkında belli bir bilgi birikimine ihtiyaç vardır. O birikimi oluşturmadan çözülen sorular anlaşılsa dahi başka problemleri yapmada güçlük çekilecektir. Bu durum kişinin kendisini kandırmasıdır, soruyu algıladığını zannetmesidir. Bilgi beyne gitmiştir, fakat kalıcı olmamıştır. O yüzden konunun kalıcı olmasını ve problem tiplerinin beyne yerleşmesini sağlamak gerekmektedir. Bunu yapmak için de öğretmenin yaptığı çözümlü örneklerin tekrar tekrar incelenmesi, bıkmadan usanmadan soruların çözümlerine önce bakarak sonra cevabı kapatarak bir kez daha çözülmeleri gerekmektedir. Bu yöntem uygulanırsa artık o konu hakkında beynimizde belli bir birikim sağlanacak, artık başka sorular da yapılabilecektir. Değişik sorular çözerken öncelikle basit sorulardan başlanmalı konunun iyice pekişmesi sağlanmalıdır. Bir soru çözülemiyorsa pes edilmemeli, tekrar tekrar çözmeye uğraşılmalıdır. Unutulmamalıdır ki çözümüne zor ulaşılan sorular veya uğraşmanıza rağmen çözülemeyen sorular size çok şey katacaktır. Siz farkında olmadan konunun genel tekrarını yapmakta değişik durumları düşünerek bilgilerinizi sağlamlaştırmaktasınızdır. Son noktada yine çözülemeyen sorular soruyu çözen arkadaşlarınızla irtibata geçerek çözümlenmelidir. Hiçbir arkadaşınız çözememiş ise artık bu soru için öğretmeninize başvurabilirsiniz. Bu şekildeki bir çaba sizin hazırcı olmadığınızı göstererek gayretinizi ortaya koyacak ve kendinize güven duymanızı sağlayacaktır.

Öğrencilerin en büyük problemlerinden bir tanesi de unutma olayıdır. Temeli sağlam olmayan bir öğrenci, bir konuyu öğrense dahi çalışmaya ara verir, geri besleme yapmazsa o konuyu çok çabuk unutacaktır. Bu yüzden her konuyu gündeminizden eksik etmeyin ve geri besleme yaparak muhakkak konularla ilgili tekrar örnekleri yapın.

ÖSS de matematikten gelen sorular LİSE 1 ağırlıklı olup, temel konuları kapsamaktadır. Bu sınav sisteminde, bilgiden ziyade bilgiyi yorumlama ve temel kavramlar üzerinde durulmaktadır. Bu sebeple konuları belirli düzeyde öğrenir, konuların temel problem tiplerini kavrar ve bu öğrendiklerinizi unutmazsanız, sınavda başarılı olmanız mümkün değildir. Temeli iyi olan öğrenciler soru hazinelerini artırmak için daha çok pratik yapmalıdırlar. Temeli iyi olmayan öğrenciler ise ilk önce çok soru çözmek yerine belirli konularda belirli soru tiplerini öğrenmeli, daha sonra değişik soru çözümlerine başlamalıdırlar.

Matematik dersini ne kadar sever ve ne kadar çok ilgilenirseniz baÅŸarı o kadar çabuk gelir. Unutmayınız ki matematiÄŸin size çok ÅŸey katacağını kabul etmeniz, baÅŸarılı olmanızda ilk adım olacaktır. Düşünen ve araÅŸtıran bir insan olmanız temennisiyle…

Yıldız Teknik Üniversitesi

Salı, 06 Kasım 2007

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.jpg[/IMG]

YILDIZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ MAKİNA FAKÜLTESİ MAKİNA MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ ISI-PROSES KÜRSÜSÜ AKIŞKANLAR MEKANİĞİ DENEY RAPORU

Ad Soyad No

2003

DENEYİN AMACI:

Tesisatlarda kullanılan boruların içinden geçen akışkanların taşınabilmesi için gerekli olan pompaların seçimi için enerji kayıplarının hesaplanması gerekir. Bunun için deneyde koÅŸullar saÄŸlanıp yüzey üniversal yük kayıp katsayısı – doÄŸal pürüzlülük deÄŸeri eÄŸrisi çıkartılır.

TESİSAT ŞEMASI:

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

DENEYİN YAPILIŞI:

Pompadan basınçlı su pompalanır, hava tahliye vanaları ile borunun içinde kalan hava çıkartılır. Suyun debisi debi ayar vanası ile değiştirilir, belirli bir t süresinde belirli bir w hacmini dolduracak şekilde ölçüm yapılır ve civa seviyeleri arasındaki yükseklik farkı okunur. Deney debi değiştirilerek altı kere tekrarlanır. Ölçülen h1, h2, w, ve t değerleri not edilerek hesaplar yapılır.

HESAPLAR :

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.gif[/IMG] Burada; Q debi, birimi m3/sn

w suyun hacmi, birimi ml

t geçen süre, birimi sn dır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image008.gif[/IMG] ve [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image010.gif[/IMG] olduÄŸundan,

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image012.gif[/IMG] dir. Burada V suyun hızı, birimi m/s

d boru iç çapı, birimi m dır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image014.gif[/IMG] Hk enerji kaybıdır, birimi mSS dır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image016.gif[/IMG] L borunun uzunluğu, g yerçekimi ivmesidir. Birimleri sırasıyla m ve m/sn2 dır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image018.gif[/IMG] u suyun viskozitesidir , birimi m2/sn dir.

l üniversal kayıp katsayısıdır.

Re doğal pürüzlülük değeridir.

Re ve l birimsizdir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image020.gif[/IMG]

Bu işlemleri elde ettiğimiz deney sonuçları için yazarsak hesap tablosundaki değerler çıkar.

HESAP TABLOSU :

Deney no h1 (mm)

h2 (mm)

Dh (mm)

w (ml)

t (sn)

1 59

126

67

200

9,873

2 64

120

56

100

4,35

3 69

115

46

400

19,14

4 73

110

37

100

6,66

5 78

105

27

200

16,27

6 82

100

18

100

8,6

Q V

Hk

Hk/l

l

Re

0,0000202572672946

2,865817

0,8442

73,11525

0,011546

8597,451

0,0000229885057471

3,252208

0,7056

94,16028

0,007494

9756,625

0,0000208986415883

2,956553

0,5796

77,81841

0,007448

8869,659

0,0000150150150150

2,12419

0,4662

40,16963

0,011606

6372,57

0,0000122925629994

1,739042

0,3402

26,92348

0,012636

5217,126

0,0000116279069767

1,645012

0,2268

24,0907

0,009414

4935,037

Bu hesap tablosuna göre l - Re eğrisi çizilir.

GRAFİĞİN ÇİZİMİ:

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image021.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image023.gif[/IMG]

SONUÇ:

Yaptığımız deneyde, çıkan altı farklı nokta için Moody diyagramını uyarladık. Reynolds sayılarının hepsi 2300 ile 10000 arasında olduğu için bütün deneylerde akışlar geçiş bölgesinde çıktı.

T.c.

Salı, 06 Kasım 2007

T.C. KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ

KARAMÜRSEL DENİZCİLİK MESLEK YÜKSEK OKULU BUZLU SULARDA SEYİR (Bitirme Ödevi) Yöneten Öğr. Gör. Mustafa KAMBUR

Hazırlayan Erdoğan GENÇ

Elektronik Haberleşme 2 / B I.Öğretim 993401023

Temmuz 2001

T.C. KOCAELİ ÜNİVERSİTESİ

KARAMÜRSEL DENİZCİLİK MESLEK YÜKSEK OKULU (Deniz Elektroniği Programı) BUZLU SULARDA SEYİR (Bitirme Ödevi) Yöneten Öğr. Gör. Mustafa KAMBUR

Üye Üye Hazırlayan Erdoğan GENÇ

Elektronik Haberleşme 2 / B I.Öğretim 993401023

Temmuz 2001

5

6

6

6

8

8

10

11

12

13

15

16

16

17

18

18

19

21

22

22

23

23

25

26

26

28

29

29

30

31

32

32

32

İÇİNDEKİLER

ÖNSÖZ……………………………………… ………………………………………….. ………………………………..

1. Genel……………………………………… ………………………………………….. ……………………………….

1.1.Buz Konusunda Kaptanın Görevi…………………………………….. ……………………………………

1.2.Uluslar Arası Buz Devriyesi………………………………….. ………………………………………….. …

1.3.Buz ÇeÅŸitleri………………………………….. ………………………………………….. ………………………

1.3.1.Deniz Buzlarının Tipleri……………………………………. ………………………………………….. ..

1.3.2.Buz Formları…………………………………… ………………………………………….. …………………

1.3.3.Buz OluÅŸumları…………………………………. ………………. ………………………………………….

1.4.Kuzey Atlantik’teki Buz DaÄŸları……………………………………. …………………………………….

1.5.Gemilerde Buzlanma…………………………………… ………………………………………….. ………….

1.5.1.Buzlanma Birikiminden Kaçınmak…………………………………… ………………… …………..

2.Buzda Seyir……………………………………… ………………………………………….. ……………………

2.1.Genel……………………………………… ………………………………………….. …………………………….

2.2.Buzda Gemilerin Operasyonu İçin Gereksinmeler………………………………. ………………….

2.3.Olumsuz Çevre Åžartları…………………………………… …………….. …………………………………..

2.4.Çevredeki Buz Belirtileri………………………………… ………………………………………….. ……….

2.5.Buz Aramasında Radar Kullanımı………………………………….. …………………………………….

2.6.Buza Girmeden Önce Göz Önüne Alınacak Hususlar…………………………………… …………

2.7.Gemilerin Bağımsız Seyretmesi…………………………………. …………………………………………

2.8.Buza Girmek…………………………………….. …………… ………………………………………….. ……..

2.9.Buzda Gitmek…………………………………….. ………………………………………….. ………………….

2.9.1.Buz TeÅŸhisi……………………………………. ………………………………………….. ………………….

2.9.2.Buzda Hız……………………………………….. ………………………………………….. ………………..

2.9.3.Makineleri Ve Dümeni Kullanmak………………………………….. ……………………………….

2.9.4.Demirlemek…………………………………. ………………………………………….. ……………………

2.9.5.Buzlarla KuÅŸatılmak…………………………………. ……………………………………….. ………….

3.Buz Kıran Gemisinin Yardım Etmesi…………………………………….. ……………………………..

3.1.Buzkıran Eskort Prosedürleri……………………………….. ………………………………………….. ….

3.2.Kontrol……………………………………. ………………………………………….. ……………………………

3.3.Kanal……………………………………… ………………………………………….. …………………………….

3.4.Gemiler Arasındaki Mesafe…………………………………….. ………………………………………….. .

3.5.Rotalar……………………………………. ………………………………………….. …………………………….

3.6.Hız ………………………………………….. ………………………………………….. …………………………..

3.7.Gemiyi Durdurma…………………………………… …………….. ………….. ………….. ………………..

3.8.Çekme……………………………………… ………………………………………….. ……………………………

4.Yüksek Enlemlerde Yapılan Seyrin Prensipleri………………………………… …………………….

4.1.Haritalar………………………………….. ………………………………………….. …………………………….

4.1.1. 33

35

35

35

35

36

37

37

38

38

38

38

39

40

41

42

Projeksiyonlar……………………………… ………………………………………….. …………………….

4.1.2.DoÄŸruluk…………………………………… ………………………………………….. ………………………

4.2.Yüksek Enlemlerin Pusulalar ve Elektronik Yardımcılar Üzerindeki Etkisi……………….

4.2.1.Pusulalar………………………………….. ………………………………………….. ……………………….

4.2.2.Radar……………………………………… ………….. ………………………………………….. …………..

4.2.3.GPS……………………………………….. ………………………………………….. …………………………

4.2.4.Telsizler………………………………….. ………………………………………….. ………………………..

4.2.5.İnmarsat…………………………………… ………………………………………….. ……………………….

4.3.Kesin Mevkii Koyma……………………………………… ………….. ………….. ………….. …………..

DeÄŸerlendirme Sonuç……………………………………… ………….. ………….. ………….. ………….. ……

Kaynaklar………………………………….. ………………………………………….. ………………………………..

ÖzgeçmiÅŸ…………………………………… ………………………………………….. ………………………………..

ÖNSÖZ

Bu ödev yüksek enlemlerde yapılan seyrin değişik sebeplerinden dolayı geminin selametinin tehlikeye girdiği durumlarda nasıl hareket edileceğini ve seyrin nasıl devam ettirileceği konusunda bilgi verir.

Bilindiği gibi yüksek enlemlerin en tehlikeli unsuru buz ve buzlanmadır. Bu konuda vardiya zabitinin yeteneği ve bilgisi ön plana çıkar.

Kaptanın üstüne düşen görevi bilmesi, buz oluşumlarını takip etmesi, gemi bünyesinde oluşan buzlanmanın doğurabileceği sorunların iyi tahmin edilmesi seyrin selametini arttırır.

Ayrıca; buzlu saha seyrinde tehlikeli buzlardan kaçma manevrası, çevrede herhangi bir tehlike oluşturabilecek bir buz kütlesinin tespitinde radar gibi cihazın iyi kullanılması önemli bir unsurdur.

Dikkat edilecek diğer hususlar ise buzda seyrederken hız, makine ve dümen kullanma yeteneği, rotalar, kullanılacak harita ve projeksiyonlar ve yüksek enlemlerde pusulaların etkilenmesidir.

Bütün bunlar buz seyrinin selamet içinde sürmesini etkileyen faktörlerdir. Unutulmamalıdır ki yapılacak küçük bir hatanın sonucu çok büyük olabilir.

1. GENEL

1.1. Buz Konusunda Kaptanın Görevi:

SOLAS 1974’e göre, her gemi kaptanı, kendi rotası üzerinde veya yakınında buzlanma olduÄŸunda rapor etmeli, tehlike bölgeden iyice uzaklaÅŸacak ÅŸekilde rotasını deÄŸiÅŸtirmeli veya gece azaltılmış bir hızla gitmelidir.

Aşağıdaki konular raporda belirtilmelidir;

a. Tehlikeli buz/buzlanma ile karşılaşıldığında,

·Buzun tipi,

·Buzun mevkisi,

·Gözlemin yapıldığı tarih ve saat (UT).

b. Hava sıcaklığı donma sıcaklığının altında iken fırtına şiddetindeki rüzgarın gemilerde sebep olduğu şiddetli buzlanma oluşumu ile karşılaşıldığında;

·Hava ve deniz suyu sıcaklığı,

·Rüzgarın yönü ve kuvveti,

·Geminin mevkii,

·Gözlemelerin tarihi ve saati (UT).

1.2. Uluslar arası Buz Devriyesi (International Ice Patrol)

Buz/buzlanma raporları Arctic, Iceland, Baltic Sea, E coast of Canada Gulf of Saint Lawrence, Gulf of Alaska, Bering Sea, Sea fo Okhotsk Sea of Japon and Antarctica için etkili buzlanma olduÄŸunda yayınlanır. Bu raporların ayrıntıları ve yayınlanan telsiz istasyonları Admiralty List of Radio Signals Vol.5’te verilmektir.

“International Ice Patrol” servisini Amerika BirleÅŸik Devletleri Sahil Güvenlik TeÅŸkilatı (USCG) iÅŸletir ve bu iÅŸin masrafını 1974 Solas Konvensiyonuna imza atan Devletler tarafından toplanır. Bu servisin ana amacı, Kuzey Atlantik’te Grand Banks of Newfoundland yakınındaki deniz buzu ve buzdağı limitleri ve sahası konusunda gemileri uyarmaktır. Servis buz/buzlanma mevsimi süresince Åžubat sonu veya Mart başından yaklaşık Haziranın sonuna kadar hizmet verir.

Uluslar arası buz devriyesi, Titanic gemisinin 1912 yılında batması sonucu 1913’de toplanan SOLAS için uluslar arası konvensiyon tarafından 1914’te kurulmuÅŸtur. Titanic ilk seferinde bir buz dağına çarpması sonucu batmış ve 1513 kiÅŸinin ölümüne neden olmuÅŸtur. 1960 ve 1974 yıllarında SOLAS Konvensiyonularında varılan antlaÅŸmaya uygun olara, “Uluslar arası Buz Devriyesi”, yayınlamakla sorumlu olan U.S.Coast Guard tarafından yürütülmektedir. Belle Isle BoÄŸazı da dahil olan Labrador ve New-foundland sahil suları ve St. Lawrence Körfezi için buz durumlarıyla ilgili bilgi ECAREG (Eastern Canada Traffic System) Canada tarafından herhangi bir sahil güvenlik telsiz istasyonu vasıtasıyla Aralık ayından Haziran ayının sonuna kadar toplanır. Bu bölgeler için deniz buz bilgileri Dartmouth, Nova Scotia, Sydney, Halifax, St. John’s marine radio da bulunan buz operasyonları zabiti tarafından edinilir.

1916-1918- ve 1941-1945 savaş yılları döneminde bu keşfi geçici olarak durdurulmuştur. İkinci dünya savaşı sonrasında keşif gücüne uçaklar katılmıştır. Bugün uçaklar keşif araştırması görevinin büyük bir bölümünü üstlenmektedirler. Her buz mevsiminde hava keşif incelemeleri, buz dağlarının denize doğru genişliğinin güney-doğu, güney ve güney-batı sınırlarını tespit etmek için Grand Banks off Newfoundland bölgelerinde yapılır. USCG uçakları, bilinen sisli bölgelerde buz dağlarını tespite ve keşfe yardım etmek için radarlar kullanılır. Buz gözlem raporları, Grand Banks bölgelerinden geçen gemiler tarafından istenir ve toplanır.

Buz raporlarına ilave olarak, rutin hava raporu yayınlamayan gemi kaptanlarından 40o-52oN enlemleri ile 38o-58oW boylamları arasında (Ice Patrol Operations Area) iken, her altı saatte bir Buz Devriyesi’ne deniz suyu yüzey sıcaklığı ve hava raporları yapması istenir. Buz raporları Inmarsat Kod 42 kullanılarak ücretsiz temin edilebilir.

Buz Devriyesi faaliyetleri Connecticut, Grotan ve Avery Point’teki operasyon merkezleri tarafından yönlendirilir. Buz devriyesi tüm verileri toplar ve sürüklenen ve bölünen buz daÄŸlarını tahmin ve analiz eden bir bilgisayar modeline bu verileri yükler. Buz Devriyesi operasyon bölgesinin geniÅŸliÄŸinin büyük olmasından dolayı buz daÄŸları nadiren gözlenir. Örnek tahminler, tüm bilinen buzların sınırlarını koymada çok büyük önem taşır.

Buz devriyesi faaliyetlerine ait bültenler, buz mevsimi boyunca Boston, Massachusetts; St.John’s, Newfoundland ve radyo istasyonlarından günde iki defa yayınlanır. Bu bültenler Inmarsat vasıtasıyla da alınabilir. Buz daÄŸları, bilinen buz sınırları dışında gözlenirse, özel seyir uyarıları, düzenli programlanan bültenler arasında yayınlanır. Buz bültenlerindeki buz dağı mevkileri 12 saat aralıklarla güncelleÅŸtirilir. Bu bilgiler, bölgede yayın yapan Navtex istasyonları tarafından da yayınlanır.

1.3. Buz Çeşitler

1.3.1. Deniz Buzlarının Tipleri

Deniz buzu (Sea ice): Deniz suyunun donması ile meydana gelen, denizde bulunan her çeşit buz.

Yeni buz (New ice): Frazil ice, grease ice, slush ve shuga gibi son zamanlarda oluşmuş buzlar için kullanılan genel bir terim. Buz tipleri yüzerken belli bir şekil alan ve sadece bir haftalık olan buz kristallerinden oluşur.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif[/IMG]

Nilas : İnce elastik yapıda olan, dalgaların üzerinde kolaylıkla bükülen, basınç altına birbirine kenetlenen parmaklar gibi büyüyen bir buz çeşididir.

Genç buz (Young içe): 10-30 cm. kalınlığında olan Nilas’tan ilk-yıl buzuna geçiÅŸ aÅŸamasında bulunan buz tipidir.

İlk-yıl buzu (First-year ice): Genç buzdan sonra oluşan, sadece bir kış mevsimi boyunca oluşma gösteren buz tipidir; kalınlığı 30 cm. ile 2 m. Arasındadır.

Eski buz (Old ice): En az bir yaz mevsimi erime gösteren buz tipidir. İkinci yıl buzuna ve yıllanmış buza dönüşebilir.

İkinci-yıl buzu (Second-year ice): Sadece bir yaz mevsimi erime gösteren eski buzdur. İlk yıl buzundan daha kalın, daha az yoğunluktadır ve suyun yüzeyinde daha yüksek durur. Yıllanmış buzun aksine, yaz erimesi sonucu üzerinde düzenli bir çok göletçikler oluşur.

Yıllanmış buz (Multiyear ice): En az iki yaz erimesi gören eski buzdur.

1.3.2. Buz Formları

Pancake ice-seyre engel olmayan ve yeni oluşmaya başlayan buz tabakası. 10 cm. kalınlığında ve 30 cm.-3 m. Çapında yuvarlak buz formlarıdır.

Ice cake-genişliği 20 metreden az ve üzeri düz formda olan buz.

Floe- genişliği 20 metre veya daha fazla ve üzeri düz formda olan buz. 20 m ile 8 km. arasında değişik büyüklüklerde bulunan çeşitleri vardır. (smal flore, medium floe, big floe, vast floe, giant filoe, batture floes gibi.)

Fast ice-sahil kenarında oluşup orada veya karaya, buz duvarına, bir buz önüne, sığlıklar veya oturmuş buz dağları arasında bağlı kalan buz formudur.

Groundet ice-sığ sularda oturan yüzen buzlardır.

1.3.3. Buz oluşumları

Oluşum oranı (concentration): Tüm bölgenin bir kısmı olarak buz tarafından kaplanan su yüzeyi miktarını belirten, ondalıkla ifade edilen oran. Toplam oluşum mevcut olan gelişmenin tüm aşamalarını içerir. Kısmi oluşum buzun özel bir formuna veya özel bölümün miktarına aittir ve sadece toplamın bir kısmını temsil eder.

Consolidated ice- 10/10 oluşum oranında ve floe buzları ile birlikte donan, yüzen buzdur.

Compact ice- üzerinden hiçbir suyun görünmediği ve 10/10 oluşum oranındaki yüzen buzdur.

Close ice- 7/10-8/10 oluşum oranında bulunan ve birbirleriyle temas halinde olan floe buzlarından oluşan yüzen buzdur.

Open ice- 4/10-6/10 oluşum oranında bulunan ve birbirleriyle temas halinde olmayan yüzen buzdur. (Genellikle bitişik olmayan floe buzları)

Open warter- 1/10 daha az oluşum oranında bulunan, serbestçe seyir yapılabilen geniş su bölgeleridir. Kara oluşumlu hiçbir buz bulunmaz.

Berg water- kara oluÅŸumlu buzların bulunabileceÄŸi, serbestçe seyir yapılabilen su bölgesi. DiÄŸer buz türlerinin toplam oluÅŸum oranı 1/10’dan daha azdır.

İce free- hiçbir buzun bulunmadığı bölge. Herhangi bir buz çeşidi varsa, o bölge için bu terim kullanılmaz.

1.4. Kuzey Atlantik’teki Buz DaÄŸları

Deniz seviyesi buzulları, Alaska, Greenland, Svabard, Frans Josef Land da dahil olan kuzey denizlerini sınırlayan bir kaça kara parçası üzerinde bulunur. Greenland ve Frans Josef Land haricinde buz kopma oranı genel olarak düşüktür. OluÅŸan biraç buz dağı, oluÅŸum bölgelerine yakın noktalar da erirler. Bununla beraber, Greenland’ın batı sahilleri boyunca oluÅŸan bu buz daÄŸlarının çoÄŸu, sonunda gemiler için tehlike oluÅŸturan Kuzey Atlantik seyir rotalarına doÄŸru sürüklenir. Franz Josef Land’den kopma buz daÄŸları Bear Island civarındakiBarents Denizinin güney batısına doÄŸru sürüklenir.

Greenland’ın doÄŸu sahili boyunca oluÅŸan buz daÄŸlarının çoÄŸu, genelde oluÅŸtukları yerlere yakın bölgelerde kalırlar. Bununla beraber, az sayıdaki küçük buz daÄŸları, bu bölgeden güneye doÄŸru doÄŸu Greenland akıntıları vasıtasıyla taşınır. Kuzey Atlantik’te karşılaşılan buz daÄŸlarının ana kaynağı, her yıl 67oN-76o enlemleri arasındaki yaklaşık olarak 10.000-15.000 buz dağının koptuÄŸu Greenland’ın batı sahilleridir. Bu bölgede, 20 adeti buz dağı oluÅŸturan 100 adet yatan buzul kütlesi vardır. 69o-70o N enlemleri arasındaki Disko Bugt’ta bulunan bu yirmi büyük buzuldan ikisi Labrador Sea ve Baffin Bay’de buz daÄŸlarının % 28’ini oluÅŸturduÄŸu tahmin edilir.

Batı Greeland akıntısı, bu buz daÄŸları güneye doÄŸru akan Labrador akıntısı ile karşılaşıncaya kadar bu bölgeden kuzeye doÄŸru ve daha sonra batıya doÄŸru sürüklenir. Buz daÄŸlarının genel olarak sürüklenme modelleri Kuzey Amerika buz kütlesinin doÄŸu kısmında görülür. 79 yılı aÅŸan bir dönemde yapılan gözlemler, her yıl ortalama 427 buzdağının 48oN enlemlerinin güneyindeki enlemlere ulaÅŸtığını, bunların da % 10’unun erimeden önce Grand Banks’ın (43oN) güneyine kadar vardığını göstermekte

Yılın her hangi bir bölümünde buz dağları ile karşılaşılabilir fakat ilkbahar mevsiminde Grand Baks bölgesinde bulunan buz dağlarının sayısı oldukça fazladır. 48oN enlemleri güneyinde görülen buz dağlarının maksimum aylık ortalaması, yılın Nisan, Mayıs ve Haziran aylarında meydana gelir, 129 ile en büyük ortalama Mayıs ayındadır.

Sayısal ortalama durumları yıldan yıla büyük deÄŸiÅŸiklikler gösterebilir. 48oN enlemlerinin güneyinde, örneÄŸin, 1984 yılında 2202’den fazla buz dağı görülmüşken, 1966 yılında tek bir buzdağı dahi görülmemiÅŸtir.

Uluslar arası Buz Devriyesi (Int. Ice Patrol) tarafından tanımlanan buzdağı mevsiminin uzunluÄŸunda da büyük ölçüde deÄŸiÅŸiklikler görülebilir. ÖrneÄŸin, 1965 yılında 97 gün iken, 1992 yılında 203 gündür. Bu deÄŸiÅŸiklik tamamen açıklanamamakla beraber, bu durum açık olarak rüzgar ÅŸartları, Davis Strait’de yüzen küçük buzları ve Labrador açıklarındaki yüzen küçük buz parçalarının miktarıyla ilgilidir.

Buz daÄŸları Bermuda ve Azorlar civarında ve İngiltere’nin 250-350 mil açıklarında gözlenebilmektedir. Labrador akıntısıyla güneye ve St. Lawrence körfezin oluÅŸtuktan sonar Cobort BoÄŸazına doÄŸru yol alan küçük buz parçaları Kuzey Atlantik’te görülebilir.

1.5. Gemilerde Buzlanma

Üst yapı buzlanması, üst yapının ve donanımın yerine ve boyutuna olduğu gibi yükleme koşullarına, meteorolojik şartlara ve rüzgarlı havalardaki geminin durumuna bağlı karışık bir süreçtir. Buz oluşumunun daha fazla bilinen bir sebebi, geminin üst yapısı üzerinde su damlacıklarının birikimidir. Bu damlalar, ilerlerken geminin oluşturduğu dalga kırılmaları ile rüzgarın püskürtmesi sonucu meydana gelir. Buz oluşumu ayrıca, yağan karın miktarı, deniz sisi, ani sıcaklık düşüşü durumlarında ve geminin süt yapısına temas eden yağmur damlalarının donması sonucu meydana gelir. Buz oluşumu bazen güvertede kalan ve gemide nakledilen su ile oluşur.

Geminin buzlanması, rüzgar ve denizlere bağlı olarak geminin rotasının etkisidir ve genellikle şu bölgelerde şiddetli olarak görülür: baş bodoslama, küpeşteler, punteler, üst yapı ve güverte binalarının rüzgar yönüne bakan kısımları, zincir loçaları, demirler, güverte donanımı, baş kasara ve kıç kasara, lumbar kapakları, telsiz antenleri, ıstralya halatları, çarmıh halatları, direkler, serenler ve benzen donanımlar.

Bazı durumlarda, gemilerin üst yapılarında ve güvertelerinde tatlı su ya da deniz suyu ile buzlanma oluşur ve birikim yapar, bu ciddi şekilde tehlikeli olabilir. Bu şekilde buzlanma şu üç sebepten meydana gelir.

a.Sis, nispi olarak sıcak bir deniz yüzeyinden buharlaşma ile oluşan sisin donma şartlarıyla birleşmesi dahil

b.Yağmur, çisenti veya yeni yağan karın donması

c.Hava sıcaklığı deniz suyu donma noktasının (yaklaşık-2oc) altında olduğu zaman geminin üzerine gelen deniz suyu ve serpintiler.

a. Tatlı sudan oluşan buzlanma

Sis, çisenti veya kar nedeniyle donanımların üzerinde biriken buzun ağırlığı artması ile donanım düşebilir ve geminin GM’ine negatif etki edebilir.

Buzlanma birikimi başladıktan hemen sonra antenler veya izolatörler üzerindeki buzlanma nedeniyle radar ve telsiz arızaları görülmüştür.

Buna rağmen buz miktarı, düşük sıcaklıklardaki dalgalı bir havada bir geminin üzerine büyük dalga ve serpintiler geldiği zaman oluşan buz miktarına göre azdır.

b. Deniz suyundan oluÅŸan buzlanma

Hava sıcaklığı deniz suyunun donma noktasının altın olduğu zaman ve gemi büyük dalgalı bir denizde iken, deniz tarafından sık sık yıkanmakta olan teknenin su hattı üzerindeki kısmında ve üst yapının üzerinde önemli miktarda su buzlanacaktır. Hava ve su sıcaklıklarını düşmesi ile buzlanma miktarı hızla artacak ve aşırı durumlarda gemilerin alabora olmasına sebep olabilir.

Hava sıcaklığı yaklaşık –2oC veya altında iken kuvvetli rüzgarlar birlikte olması tehlikeli durumlardır; yaÄŸmurun donması ya da yaÄŸan kar miktarı tehlikeyi artırır. Rüzgar hızı 6 kuvvetinin üzerin çıktığında ve hava sıcaklığı yaklaşık –2oC’nin daha da altına düştüğünde, buzlanma birikiminin hızı devamlı olarak aratacaktır. Ayrıca deniz suyu sıcaklığının düşmesi ile de buzlanma miktarı artar. Buzlanma birikimi miktarı ayrıca, geminin hızı, dalgalara ve rüzgara göre nispi rotası ve her geminin özel dizayn gibi faktörlere de baÄŸlıdır.

Üst yapı buzlanması, hava sıcaklığı –2,2oC veya daha az ve rüzgarlar 17 knt veya daha fazla iken ve bu ÅŸartların birlikte oluÅŸtuÄŸu zamanlarda meydana gelir. Genel örnekleme ile, 5 Beaufort kuvvetindeki rüzgarlar ince buzlanma, 7 kuvvetindeki rüzgarlar orta buzlanma ve 8’in üzerindeki kuvvette esen rüzgarlar ÅŸiddetli buzlanma oluÅŸturur. Bu koÅŸullarda, en ÅŸiddetli buz oluÅŸumu, rüzgar ve denizin pruvadan geldiÄŸi zamanlarda yaÅŸanır. Rüzgar bordadan ve omuzluktan estiÄŸinde, geminin rüzgara bakan kısmı üzerinde buz daha hızlı toplanır ve bu son derece tehlikeli olan geminin bir tarafa bayılmasına neden olur.

Uyarı: Gemi buzlanması geminin emniyetini ve dengesini bozabilir.

1.5.1. Buzlanma birikiminden kaçınmak

Üç değişkene bağlı olan tam doğru bir hava tahmini yapmak çok zordur. Ancak, yakında oluşacak buzlanma uyarısı alınmadıkça buzlanma bölgesine sık sık giren gemiler kaçınma hareketi yapmayabilir.

Bu nedenle, hava sıcaklığı –2oC veya altında iken her ne zaman fırtına beklendiÄŸinde mümkün olan tüm tedbirlerin uygulanması denizcilere tavsiye olunur. Bu ÅŸartlar en çok muhtemelen kutup bölgelerinden esen rüzgarla meydana gelir, fakat yeterli soÄŸuk havayı taşıyacak herhangi bir yönden de olabilir. EÄŸer bu ÅŸartlar bekleniyorsa, mümkün olduÄŸu kadar çabuk rota daha ılık ÅŸartlara doÄŸru deÄŸiÅŸtirilmeli veya sığınma yeri aranmalıdır.

Eğer bir sığınma yerine veya daha sıcak şartlara ulaşma imkanı yoksa, mümkün olan en düşük hızda rüzgar ve denizin serpintini azaltmak için gereken pruva yönünde gidilmeli, ya da hava şartları buna müsaade etmiyorsa, rüzgarın önünde dümen tutacak kadar düşük bir hızla ilerlemektir.

2. BUZDA SEYİR

2.1. Genel

Denizin üzerindeki buz/buzlanma, bir buz kıran (ice breker) bile olsa herhangi bir gemi için engeldir. Buzda seyir konusunda tecrübeli kaptanların tavsiyesi, her formdaki buzlanmanın dayanıklılığı ve gözükmeyen gücü için sağlıklı bir ilgi geliştirmektir. Buna rağmen, iyi durumdaki gemiler yetenekli ellerle buzla kaplı sularda başarılı olarak çalıştırılabilir.

Buzda başarılı bir seyrin ilk prensibi, manevra serbestini sürdürmektir. Bir gemi buzda bir kere kapana sıkışırsa,buz nereye giderse, gemide oraya gider. Buzda seyir, büyük sabır gerektirir ve bu buz kıran eskortlu veya eskortsuz yorucu bir iş olabilir. Sınırları bilinen zor buz bölgesinin etrafındaki uzun yol, daha çok açık denizlere veya limana çıkan en hızlı ve en güvenli yoldur.

Tecrübeler göstermektedir ki, daha kalın oluşumlu buz bölgelerinde gemilerin uygulamış olduğu üç temel kural şöyledir:

-çok yavaş dahi olsa, geminin yolunu muhafaza etmek,

-buz hareketi ile çalışmaya denemek, buza karşı değil,

-aşırı hız, buzdan zarar görmek demektir.

Uyarı: Aşırı hız gemilerin buzdan gördüğü hasarın en büyük sebebidir.

2.2. Buzda Gemilerin Operasyonu İçin Gereksinimler

Buzda çalışmayı amaçlayan her çeşit geminin, ileri hareket sistemi ve dümen donanımı, güvenilir ve manevra emirlerine hızlı cevap verebilen özellikte olmalıdır. Diğer taraftan, seyir ve haberleşme teçhizatları güvenilir olmalı en yüksek performansla radar kullanmayı sürdürmeye özel önem verilmelidir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.jpg[/IMG]

Boş ve kısmen yüklü, gemiler, mümkün olduğu kadar çok balast almalı, fakat manevra kabiliyetini azalttığı ve geminin kolay hasarlanabilir karine bölgesine buz hasarı ihtimalini artırdığı için aşırı kıça trim tavsiye edilmez. Kinistin alıcı süzgeçleri, kolay çıkarılabilir ve buz ile kardan temizlenebilir olmalıdır. İyi projektörler, buz kıran destekli veya desteksiz gece seyirlerinde görüşe yardımcı olması için mevcut olmalıdır.

Buzla kaplı sularda gemi seyirlerinde, gecikmeler yaşanabilir ve bu yüzden, gemilerde yeterli tatlı su ikmali ve manevra akaryakıtı bulundurulmalıdır.

2.3. Olumsuz Çevre Şartları

Kışın yüksek enlemlerde seyir yapan gemiler ve teçhizatları aşağıdaki olumsuz çevre şartlarından etkilenirler:

-düşük yüzey sıcaklıkları

-kuvvetli rüzgarlar

-düşük deniz suyu sıcaklığı

-düşük nem oranı

-ince buzdan katı buza kadar değişen buz şartları

-kar, sulu kar ve dolu

-sis ve kapalı hava, özellikle deniz yüzeyine yakın olduğunda,

-hızlı ve ağır buzlanma ihtimalinin fazla ve tehlikeli olduğu durumlardaki üst yapı buzlanması.

2.4. Çevredeki Buz Belirtileri

Açık sulara doğru seyrederken, aşağıdaki belirtiler görülürse, buza yaklaşıldığının anlaşılması mümkün olabilir:

-Ice blink: (Bulutlar üzerinde buz kristallerinden ışığın yansıması nedeni ile oluşan uçuk sarı ışık topluluğu.) Bu, etrafta bir buz sahasının bulunduğunu gösteren, tamamen güvenilir, ilk belirtidir. Buzun kendisini görmeden önce bu ışık genellikle bazı zamanlarda görülür ve buzun üzerindeki bulutların aşağısındaki berrak bir yansıma olarak görünür. Bu ışığın görünürlüğü ilk karın düşmesinden sonra artar. Havanın açık olduğu günlerde Ice blink daha az belirgindir. Fakat buzun varlığını gösteren sarımsı bir ışık veya sis gibi gözükür.

-Buzun küçük parçalarının gözükmesi, genellikle büyük buz parçalarının uzakta olmadığını gösterir.

-Deniz ve ölü dalganın durgun hali, bir buz sahasının rüzgar yönünden yaklaştığı zamanlarda meydana gelir.

-Kuzey bölgelerde ve Labrador ve Newfoundland’da sis baÅŸlangıcı, yakın çevrede buz olduÄŸunu gösterir.

Açık bir günde, şekillerin görünüşünde bozulmaya neden olan anormal ışık yansıması görünebilir. Buz sahası, normalde yansımasız görünebileceğinden daha uzun mesafe içerisinde görünür.

Açık suyun belirtileri aşağıda belirtilmiştir:

-Warker sky: Alçak bulutları üzerindeki koyu lekeler, bazen de bulutlarla kıyaslandığında siyaha yakın renktekiler altlarındaki suyun varlığını gösterir. Hava çok açık olduğunda bu belirti daha az anlaşılır.

-Sisteki koyu noktalar benzer bir belirti verir, fakat bulutların üzerindeki yansıma kadar uzun mesafede görülebilir değildir.

-Yüksek enlemlerdeki bir üzerindeki koyu bir kenar, altında, yakın civardaki açık suyun daha geniş bölgelerine doğru yönelten, açık su parçalarının varlığını gösterir.

2.5. Buz Aramasında Radar Kullanımı

Radar ekranı uygun olarak yorumlandığı takdirde, radar kısıtlı görüş esnasında yapılan seyirde çok faydalı bir cihazdır. Radar ekranında, 3-4 milden daha uzaktaki buzlar zayıf bir eko olarak görünür ve en iyi mesafe sıkalası 2-3 mil içinde kalan skalalardır. Açık su bölgeleri ve düz floes buzlar radar ekranında benzer görüntüyü verirler ve böyle bir durumda, seyir zabiti ikisini birbirine karıştırabilir. Bir buz sahasında, açık bir su bölgesinin kenarı belirgin değilken, bir floes buzunun kenarı belirgindir.

Bir mil içersinde ve karaya bağlı buz sahası, radar ekranında karanın bir parçası olarak gözükebilir. Eğer seyir zabiti radar gain düğmesini kısarsa, bu iki arasında ayırım yapabilmelidir. Buz dağların açık belirgin hedefler olarak görünmelerinden dolayı buz dağlarının aranmasında sadece radara güvenmeleriyle denizcilere tavsiye edilir. özellikle, denizciler buzdağlarının veya buz sahası civarında seyir yaparken tedbirli olmalıdırlar. Sea clutetr düğmesi kapalı olduğunda da buzun varlığı anlaşılabilir.

Ridges: Su yüzeyine yakın sıra kayalar, yakın rotalardaki gemiler ve buz yığınları radar ekranında iyi eko vermelerine rağmen, radarda benzer görüntü vermeleri birbirinden ayırt edilmesini zarlaştırır.

Icebergs: Radarı etkileyen sis, yağmur ve diğer koşullar haricinde buz dağları, büyüklüklerine ve çeşitlerine bağlı olarak 4-15 mil arasında mesafelerde radarda aranabilir. Buz dağları tam belirgin hedefler olarak görünmeyebilir, fakat radar ekranında buz dağının arkasındaki sektör, clutter açık olmadan görünebilir. İyi bir görüntü için 6 milden küçük bir mesafe skalası yeterlidir.

Growlevs: Küçük buz dağlarını radarda aramak neredeyse imkansızdır. Buzun yoğunluğu ve dalgalardan dolayı küçük bir buz dağının su yüzeyinin üzerinde görünen kısmı oldukça azdır. Bölünmedikçe, bir buz dağının üst kısmı dalgaların erozyonu ile dümdüz hale gelir ve bu radar için çok zayıf bir eko verir.

Uyarı : Küçük buz dağlarının radar tarafından tespiti neredeyse imkansızdır. Bunlar gemiler için büyük tehlike unsurudur, iyi bir gözcülük yapılmalıdır.

2.6. Buza Girmeden Önce Göz Önüne Alınacak Hususlar

Akıntı ve rüzgarın etkisi altında buzlar devamlı hareket halindedir, yüzer haldeki buzlara rüzgar daha çok etki eder. Rüzgarın bir değişim ile bazen birkaç saat içinde, buz durumu tamamen değişebilir.

Sıcaklık donma noktasının düştüğü zaman buzlar birbirleriyle kaynaşır. Sıkışık olmayan kırılmış parçalar halinde ve ayrı ayrı buz kitleleri olan bir bölgede çok çabuk katı bir buz kitlesine dönüşebilir ve bu durum buz kıranlar için bile ciddi problem teşkil eder.

Uygulanabilir olduğunda, köprü üstünden gözle kestirilemeyen açık suları ve buzlar arasında uzaktaki açıklıkların/çatlakların keşfi için direkteki gözcü kulübesinde bir gözcü bulunmalıdır.

EÄŸer bir alternatif olarak uzun bir rota varsa, buza girilmemelidir.

Buza girmeye karar vermeden önce aşağıdaki faktörlerin dikkate alınması gerekir:

-buz tipi,

-yılın hangi ayında olunduğu, hava durumu ve sıcaklık,

-operasyon bölgesi,

-buz kıranların mevcudiyeti,

-beklenen buz/buzlanma tipine göre geminin buz klası

-tekna, makine ve teçhizatın durumu ve yakıt, yedek parça ve kumanya durumu.

-tekne, makine ve teçhizatın durumu ve yakıt, yedek parça ve kumanya durumu.

-geminin çektiği su, pervane üzerindeki su derinliği, dümen ve pervanenin tipi,

-köprü üstündeki sorumlu kişinin buzda seyir konusunda tecrübesi.

Tasarlanan orijinal rotalarda modern çelik gemilerle yapılacak bir seyire ince yeni buz izin verir.

Geminin buz klasına göre, kalınlaşmış bir yıllık buzda veya eski buzdabaşarılı olmayabilir, ya rüzgar veya akıntının değişmesi ile şartlarda düzelme oluncaya kadar ya da bir kuzkıran gemisi gelinmeye kadar, akıllı denizciler durup beklemesi gerekir.

2.7. Gemilerin Bağımsız Seyretmesi

Tecrübe göstermiştir ki, yeterli güçteki buz klaslı olan gemi 6*10-7/10 oluşum oranındaki ilk yıl buzu boyunca seyredebilirken, yaklaşık 12 knt açık su hızıyla seyreden buz klaslı olmayan gemiler kısmen hafif buz şartlarıyla kuşatılabilirler. Buz klaslı gemiler, rota tavsiyesinden başka hiçbir yardım almaksızın, bağımsızca seyredebilirler.

2.8. Buza Girmek

Yetkili makam tarafından uygun bir rapor etme sistemiyle tavsiye edilen rota, en son mevcut bilgileri içerir ve gemi kaptanlarının rotalarını buna göre düzenlemeleri tavsiye edilir. Buzda seyirle ilgili aşağıdaki notlar dikkate alınmalıdır:

-Uzun olmasına rağmen alternatif bir rota varsa, buza girmeyiz.

-Buzun zorluğunu küçümsemek oldukça tehlikeli ve çok kolaydır.

-Başlangıç etkisini almak için buza düşük hızda giriniz; girer girmez, ilerlemeye ve geminin kontrolüne devam etmek için hızı artırınız.

-Her zaman için “tam yol tornistan” yapmaya hazır olunuz.

-Gün batımından sonra, köprü üstünde kolaylıkla kontrol edilebilen güçlü projektörler olmaksızın, yüzen küçük buz parçalarının arasında seyretmek denenmemelidir. Eğer zayıf rüyet seyre engel olursa, ana makineyi tamamen durdurmaktansa, buzun zararını azaltmak için pervaneyi yavaşça döndürerek durdurmak daha uygundur.

-Pervaneler ve dümenler bir geminin en hassas kısımlarıdır; gemiler buzda, daima dümen ortada ve çok dikkatle tornistan yapmalıdırlar.

-Bir buz kütlesindeki tüm buz türleri (buz dağları, küçük buzdağı parçaları) akıntıya tabi iken, buz kütlesinin kendisi rüzgara tabidir.

-Bağımsız olarak seyreden bir gemi, buzlar tarafından kuşatıldığında serbest kalabilmesi için genellikle bir buz kıranın yardımına ihtiyaç duyar. Bununla beraber, balastlı gemiler bir taraftan diğer tarafa balast pompalayarak ve transfer ederek kendi kendilerine serbest kalabilirler. Geminin serbest kalması için, triminde veya yana yatmasındaki çok küçük değişiklikler yeterli olabilir.

-Gemi kaptanı bir buz kılavuz servisinden hizmet talep edebilir.

2.9. Buzda Gitmek

2.9.1. Buz teÅŸhisi

Baştan başa buzlu bir bölgede seyir yapmaya kalkışmadan önce, buzun tipi, kalınlığı, sertliği, buz kütlesinin büyüklüğü ve konsantrasyonunun tespit edilmesi önemlidir. Bu sadece gözle yapılabilir.

Buzun sertliğini tahmin etmek son derece tehlikeli ve çok kolaydır.

Yeni yağan kardan sonra oluşan buzlanmak çok zor anlaşılır. Buzlar arasında bir seyir yapılırken en fazla dikkat ve tecrübe gereklidir. Buzlanma nadiren muntazamdır. Yüzer buz durumunda farklı tiplerde olabilir.

Özellikle üst kısımlarında denizin erozyon etkisini taşıyan, kalın büyük buz kitlesinin kırılması ile oluşan buz yığınlarından uzak durulmalıdır. Bunların su altında kalan kısımlarının uzantısı vardır, aşırı derece kuvvetli ve az bir ihmalle erimeden etkilenmiştir.

Eğer üzeri düz büyük bir buz bloğunun üzerinden geminin rotası tasarlanıyorsa, çok çürük/zayıf olmadıkça, asla kırmaya kalkışılmamalıdır. İmkan varsa, en iyisi etrafından dolaşmaktadır.

Üzeri düz bir buz (floe) ile çatışmaktan sakınılmayabilinir, baş bodoslama ile düz bir şekilde vurulmalıdır. Bir sıyırıp geçme darbesi baş taraf kaplama saclarına hasar verebilir ve geminin aniden yönünü değiştirmesi ile buzun yanından diğer bir sıyırma darbesine veya gemini kıçı buzun içine doğru savrulmuş olacağından dümen ve pervanelerin hasarlanmasına sebep olacaktır.

Eğer ince veya hafif buzla kaplı geniş bir bölgede seyir yapılacaksa, kaptan özellikle Kuzey kutbuna yakın sularda (Arctic) hafif buzun arasına düz veya sert buzun kırılmış parçaları ile birden bire karşılaşabilir.

Buz olan bölgeleri geçerken rüyet düştüğü zaman veya gece vakti, geminin pruvasındaki buzu denizcinin görüp de tanımlayıncaya kadar gemi durdurulmalı veya hızı azaltılmalıdır. Hava karadıktan sonra normal olarak buzda seyir yapmaya çalışılmamalıdır, eğer teşebbüs edilirse, iyi projektörlerin olması önemlidir.

2.9.2. Buzda hız

Buzun çarpmasındaki vurma kuvveti, geminin tonajına ve hızına bağlıdır ve hızın karesi ile değişir.

Bu nedenle buz içindeki hız son derece önemlidir. Eğer gemi çok yavaş bir hızla yol alırsa tehlike etrafını kuşatacaktır, eğer çok hızlı giderse düz buzlarla çarpışmaktan dolayı geminin hasarlanma tehlikesi olacaktır.

Değişik buz oluşumlarının olduğu yerde, bir gemi fazla kalın olmayan buz parçalarından oluşan kapalı buzdan (close ice) geçerken, daha kapalı bir buza girerken makine devrini azaltmalıdır. Eğer makine devrini muhafaza ederse, gemi daha açık suları geçer gibi yol kazanacak ve kapalı bir buza tekrar girmek için üzerinde çok daha fazla yol olacaktır.

2.9.3. Makineleri ve dümeni kullanmak

Her zaman, makinelerin tam yol tornistana çalışma için hazırlıklı olmalıdır.

Pervaneler bir geminin en çok hasarlanması mümkün olan kısmıdır.

Gemiler buzda geri giderken son derece dikkatli olmalı ve dümen her zaman ortada olmalıdır. Yoğun buz/buzlanma nedeniyle bir gemi durdurulursa, dümen ortalanmalı ve makineler çok az ileri çalışır durumda tutulmalıdır. Bu, geminin kıç tarafının buzdan neta olmasını sağlayacak ve geminin geri gelmesine imkan sağlayacaktır, belirli şeyleri yaptıktan sonra pervaneler buzdan neta olacaktır. Bir geminin altına buz girerse, geminin hızı derhal çok yavaşa düşürülmelidir.

Dümen sadece acil durumlarda kullanılmalıdır. Buzdan seyir yaparken özellikle buzlar arasındaki açık yol ve su kısımlarında, buzun içinde kıçı çevirebilir.

Dümenin sık sık kullanılması özellikle alabanda durumunda, geminin buz içindeki seyrini yavaşlatma etkisi yapar. Bu, makinelerin devrini düşürmekten kaynaklanan geminin dümen dinleme hızında kayıp olmaksızın hızı azaltmak için sık sık avantaj olarak kullanılabilir. Buna rağmen bir çok dümen, bir buz kıranı takip ederken veya buzun içinde giderken geminin tamamen durmasına sevk edebilir.

2.9.4. Demirlemek

Ağır bir buz/buzlanma oluşumunun içinde demirlemekten kaçınılmalıdır.

Eğer buz hareket ederse, buz kitlesinin büyük gücü demiri kopartabilir. Ufak buz parçalarının, ince buz veya geniş bir alana dağılmış düz buzların olduğu yer gibi, şartlar demirlemeye müsait olduğunda demir atılmalı, fakat rüzgarın buzları geminin üstüne doğru biriktirme tehdidi nedeniyle ana makineler ve ırgatlar her an kullanılmaya hazır tutulmalıdır.

2.9.5. Buzlarla kuşatılmak

En ciddi tehlike buzun basıncından dolayı, geminin karinesine veya bordasına baskı yapılmasıdır. Bu tehlike, buzlanmanın 7/10 veya daha fazla oranda olduğunda daha fazladır.

Geminin sürüklenerek toplanan buzlarla kuşatılması, buzdağları, buzun sınırı, sığlık ve sahile karşı buzun hareketi ile sürüklenme de tehlikelidir; her türlü tedbir alınarak böyle bir durumdan kaçınılmalıdır. Bir buzdağının rüzgar altı tarafında kalınırken bu emin bir sığınma sağlayacaktır, fakat buzdağının devrilmesi veya sığlıkta kalması ihtimali akılda olmalıdır.

Bir gemi bağımsız olarak buzlarla kuşatıldığında, serbest kalması için genellikle buzkıran gemisinin yardımı gerekir. Buna rağmen, gemiye yol açmak için dümeni bir alabandadan diğer alabandaya alarak sıra ile tam yol ileri ve tam yol tornistan yapmakla, gemi bazen serbest kalabilir. Bu metotla gemi yeterli derecede buzu çözebilir. Eğer gemi geriye doğru gitmeye başlarsa, dümen ortalanmalıdır.

Alternatif olarak, balastlı gemiler balast alarak veya bir taraftan diğer tarafa balast transfer ederek bazen kendi kendilerine serbest kalabilirler. Geminin buzlardan serbest kalması için tirminde veya yana yatmasında küçük bir değişikliğe ihtiyaç olabilir.

Diğer alternatif ise, demirleri kıç ırgat yardımı ile buz üzerinde kıç tara doğru çekerek yaymak ve makineleri tam yol tornistan çalıştırırken önce bir demiri sonra diğerini vira etmektir.

3. BUZKIRAN GEMİSİNİN YARDIM ETMESİ

3.1.Buzkıran Eskort Prosedürleri

Rota genişliği (Track width): Eskort edilen gemi tarafından buz boyunca yapılan seyir, tamamıyla biz buz kıran ile onu takip eden gemi arasındaki mesafeyle ilgili olan, buzkıran tarafından açılan yolun genişlik mesafesine bağlıdır.

Buzkıranın eni (Icebreaker beam): Bir buzkıran düşük hızda seyrederken, geniş ağır floes buzları arasında açacağı yol, buzkıranın eninden % 30-40 oranında daha geniş olur. Yüksek hızda ise, kıç dalgası hareketi ile kırılabilen buz türü varsa, yol buzkıranın eninin üç katı genişliğinde olabilir.

Minimum eskort mesafesi (Minimum escort distance): Tam yol ileriden tam yol tornistana geçerken tamamen durmak için, minimum mesafe eskort edilen geminin ihtiyaç duyduğu mesafeye göre buzkıran kaptanı tarafından belirlenir. Bu mesafe belirlenir belirlenmez, mesafenin korunacağı eskort edilen geminin sorumluluğundadır. Eğer eskort edilen gemi minimum eskort mesafesini koruyamıyor ve gemi kalıyorsa, gecikme durumu ve buzlar tarafından kuşatılma ihtimalinden sakınmak için buzkırana haber verilmelidir.

Maksimum eskort mesafesi (Maximum escort distance): Maksimum mesafe buz şartlarına ve yolun açık kalacağı mesafeye göre belirlenir. Bu mesafeyi arttırmak buzkıran tarafından bir serbest bırakma operasyonuna ihtiyaç gerektiren buzlar tarafından kuşatılma ihtimalini ortaya çıkarır. Eskort edilen gemi maksimum eskort mesafesini koruyamıyorsa, gecikme durumu ve buzlar tarafından kuşatılma ihtimalinden sakınmak için buzkırana haber vermelidir.

Eskort mesafesini korumak (Maintaining the escort distance): Gemi kaptanlarına, buzkıranların arkasında ellerinden geldiği kadar gereken eskort mesafesini korumaları tavsiye edilir. Yapılan seyir korunan doğru eskort mesafesindeki büyük bir genişliğe bağlıdır. Bu mesafe mevcut buz şartları tarafından belirlenir.

Buz oluşumu (Ice concentration): 9/10 oranındaki buz oluşumundaki yol, buzkıranın arkasındaki hızlı bir şekilde kapanma eğilimi gösterir. Bu yüzden, gemi, buzkıran kaptanın karşılaşılan buz türüne göre belirlediği bir hızla, çok yakın eskortuna ihtiyaç duyar.

Buz basıncı (Ice pressure): Buz oluşumu 9/10 oranında ve basınç altında olduğunda, yol hızlı bir şekilde kapanır. Sınırları buzkıranın eninde daha geniş olan yolun kapanması ile eskort edilen geminin buzlar tarafından kuşatılması ile sonucu, seyir hemen hemen imkansız hale gelecektir.

Yolun genişliğinin eskorta etkisi (Effect of escort on width of track): Bir buzkıranı yol açması, floes buzlarının dışarıya doğru hareketi ile sonuçlanır. Yolun genişliği, bu dışarıya doğru gerçekleştirilen hareketin uzunluğu ile floes buzlarının hareketi için mevcut açık suyun miktarına bağlıdır. Daha uzun eskort mesafesi, hareketin daha uzun bir süresine ve bu da daha geniş bir yola imkan sağlar.

Hız (Speed): Bir buzkıran, yolun her iki tarafındaki floes buzları ile temas ederken, bu buzların kıçta toplanmasını engellemek için dışarıya doğru itilebilirler, yoksa bazı bloklar ve küçük floes buzları açılan yolun içine doğru toplanacaktır.

3.2. Kontrol

Buzkıran gemilerin (icebreakers) kaptanları buzda seyir, buz kırmak (icebreaking) ve buzda refakat etmek (ice escorting) konularında hayli usta ve tecrübelidirler. Bu nedenle, herhangi bir buzda refakat işini buzkıranın kaptanı idare eder.

Buzkıranlar hava tetkikini kullanırlar, imkan olduğunda buzlar arasındaki yolun ve açık suyun yerini tayin ederler. Bazı buzkıranlar, gemilere rehberlik etmek, doğrudan konuşmak ve buz boyunca en iyi yolu tespit etmek için helikopter taşırlar.

Eskortlanan gemiler aşağıdakiler yapmalıdır:

-Buzkıran tarafından açılan yolu takip etmek (bunu kendi kendine yapabilir, tehlikeli değildir.

-Çekme donanımını daima hazır tutmak,

-“Uluslar arası İşaret Kod Kibabı’na göre verilen Buzkıran Gemisinin İşaretleri ile tamamen bilgi verilecek köprü üstünde zabitlerin olması,

-VHF, R/T, ışık veya ses ile buzkıran tarafından verilen işaretlerin alındığını bildirmek ve derhal uygulamak.

Bir buzkırandan yardım talebinde bulunan gemi, sürekli telsizini dinlemeli ve onun eskortlamanın baÅŸlayacağı yere olan ETA’sında olabilecek deÄŸiÅŸikliÄŸi öğrenmelidir.

3.3. Kanal

Bir buzkıran ağır yol ile buzda bir kanal açtığında, kanal buz kıranın eninden yüzde 30-40 daha geniştir. Eğer buna rağmen, yüksek hızda ilerlerken buzkıranın kıç dalgaları ile kırılabilen bir buz tipi varsa, kanalın eni buzkıranın eninin en az üç katı kadar olur.

Kanalda, buzkıranın kanal kenarında kırmış olduğu küçük floes buzları ve buz parçacıkları bulunabilir. Bunlar buz kıranı takip eden bir geminin hızını önemli ölçüde düşürebilir ve kanalın önünü kapatabilir.

Buzdan uzak duramayan bir gemi kanalı genişletmek için bir buz kırana ihtiyaç duyabilir.

3.4. Gemiler arasındaki mesafe

Buzkıranın kaptanı, peşinden gelen bir geminin kendi gemisi ile arasında bırakacağı en az ve en fazla mesafeyi belirler. En fazla mesafe buz şartlarına ve buzkıranın arkasında açık kalan kanalın mesafesine bağlıdır. Eğer eskort edilen gemi önerilen mesafeyi koruyamazsa, buzkırana derhal bildirilmelidir.

Buz oluşu 7/10 ve daha az ise, bir gemi genellikle zorlanmadan buzkıranı takip edebilir. Bununla beraber 10/10 buz oluşumunda, çok yakın eskort mesafesi gerektiren buz kıranın arkasında açtığı yol hızlı bir şekilde kapanma eğilimi gösterecektir. Bu tipteki buzlar basınç altında ise, buz kıranın eninden daha dar genişlikte açtığı kanal hızı bir şekilde buzla kaplanacağından, aradaki mesafe birkaç metreye indirilmelidir. Eğer önemli bir basınç varsa, geminin ilerlemesi mümkün olmayabilir.

Buzkıran, buz sahaları ve geniş floes buzları boyunca bulunan bir geçidi zorlamak, önündeki buza çarpıp kırmak için hızını artırmaya ihtiyaç duyabilir. Buz kıranı takip eden bir gemi daha sonra mesafeyi dikkatle izlemeli ve buzkıranın açtığı kanala kapanmadan girmeye çalışmalıdır.

3.5. Rotalar

Buza girmeden önce, buzkıranın kaptanı seyir yapılacak rotayı belirler. Rota değiştirilirken, eskort edilen gemi buzkıranı yakından takip etmelidir. Rota değişiklikleri, buz kıran tarafından uygulanabilir ölçüde yapılır. Keskir dönüşler yapılırken, buz kıranı takip eden bir gemi kanalın kenarındaki floes buzlarına doğru salmaya ve buzlar tarafından kuşatılmaya uğrar.

3.6. Hız

Eskort edilen bir geminin hızı buzkıran tarafından belirlenir. Açık buzda, geminin buzlara çarpmayacağı kesin olduÄŸu durumlarda, gemi 6-7 knt’luk bir hızla seyredebilir. Buz oluÅŸumu 4/10 olduÄŸu zaman, 8 knt’luk bir hızla seyir yapılabileceÄŸi ve her 1/10 oranındaki buz oluÅŸumu için gemi hızının 1 knt düşürülmesi, genel bir kuraldır. Bununla beraber, buz oluÅŸumuna ek olarak buzun sertliÄŸi ve kalınlığı, kar örtüsü, basınç altındaki buz ÅŸartları göz önünde bulundurulmalıdır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG]

3.7. Gemiyi durdurma

Biz buz kıran durduğunda ve tornistan yapmaksızın ileriye doğru gidemediği durumda, uygun işaretleri verir, ayrıca telsiz ile de bilgilendirir. Bu işaretler son derece çabuk verilmelidir. Makineler derhal tornistana alınır ve dümen ortada tutulur.

Eğer tek pervaneli bir gemi dar kanal boyunca buzların yanından geçerken birden tornistan yaparsa, buzlar geminin pervane ve dümeninde hasar meydana getirebilir.

Uyarı: Acil veya beklenmeyen durumlarda, bir buz kırıcı herhangi bir uyarı işareti vermeksizin durabilir veya eskort edilen geminin önünde manevra yapabilir.

3.8. Çekme

Tüm buz kıran gemileri, her ırgat dramında bir yedek çekme tel halatı olan çekme ırgatları ile donatılmıştır.

4. YÜKSEK ENLEMLERDE YAPILAN SEYRİN PRENSİPLERİ

Yüksek enlemlerde seyir yapmak, prosedürlerde ve bilgi kullanımında büyük dikkat gerektirir. Arctic suların uzaklığı ve kuzey manyetik kutbunun yakınlığı temin edilen haritalar ve onlarla birlikte kullanılan seyir aletleri/cihazları üzerinde bir etkiye sahiptir. Bu bölüm, Arctic sularında kullanın seyir aletleri ve haritalar üzerindeki bazı sınırlamalar ve etkilerle ilgilidir.

Meridyenler, yüksek enlemlerde, Mercator haritasındaki gibi paralel çizgiler ÅŸeklinde deÄŸil, kutuplarda birbirine yaklaÅŸan yarım daire ÅŸeklinde çizgilerdir. Denizciler, bir kutup grid’in kullanıldığı Mercator haritalarını kullanmayı tercih ederler. Bir grid, meridyene, genellikle Greenwich meridyenine paralel çizilir. Bir Transver Mercatör haritasının üzerinde bu amaç için çizili hayali meridyenler bulunur. Meridyenler tüm grid çizgilerini aynı açıda kestikleri için, bunlar hayali kerte hatlarıdır.

4.1. Haritalar

Arctic sularında harita kullanımına ilişkin iki ilgi alanı vardır. Bunlar yapılan surveylerin doğruluğu ve çok seyrek kullanılan projeksiyonların önemi ile ilgilidir.

4.1.1. Projeksiyonlar

Kutuplara yaklaştıkça meridyenlerin birbirine yakınlaşmasını dengelemek/düzenlemek için enlem ölçeği derece derece bozulur. Mercator porjeksiyonları sadece büyük ölçekli haritalarda kullanılması için enlem yönünde çok fazla bozulmaya uğrar. Enlem arttıkça, görsel kerterizler için kerte hattının kullanılması, daha geniş yakınsama (convergency) düzeltmeleri eklemek gerekeceğinden zorlaşır.

Arctic suları daha iyi survey edilmeye baÅŸlandığında, daha fazla Mercator haritaları bulundurulur; fakat Lambert Conformal, Polyconic ve Polar Stereographic gibi diÄŸer projeksiyonları da kullanılır. Polar Stereographic, kısmen daha geniÅŸ bölgelerde en az bozulmayı temin ettiÄŸi için en kullanışla hale gelmektedir. Haritaları deÄŸiÅŸtirirken deÄŸiÅŸik projeksiyonların sayısı, kerterizler, mesafeler, vb.’le ilgili her türlü uyarı ve çeÅŸidi kontrol etmeyi önemli kılar. ÖrneÄŸin, Mercator haritalarından edinilen bir alışkanlık, Polyconic haritalar üzerinde yapılması mümkün olmayan, mesafeler için enlem ölçeÄŸini kullanmayı gerektirmektedir. Yüksek enlemlerde sahilden uzakta kerterizler alınırken, görsel kerterizler için dahi bir yakınsama (convergency) düzeltme gerekeceÄŸinden oldukça dikkat edilmelidir.

Uyarı: Diğer bölgelerde olduğu gibi Arctic suların da kullanmadan önce harita projeksiyonunu kontrol ediniz.

4.1.2. DoÄŸruluk

Arctic sularında kullanılan haritaların doğruluğu, genellikle surveyin tarihine göre değişir. Barrov Strait, Lancester Sound gibi daha sık seyir yapılan bölgeler için hazırlanan haritalar iyi survey edilirler, fakat birçok haritalar tetkik iskandil çizgileri ile birleştirilmiş (Yer nirengisiyle kontrol edilen) havadan çekilmiş fotoğraflara dayanır. Haritaların yeni baskıları dahi üzerinde bulunan bilgilerin eski olmasından dolayı yanıltıcı olabilir. Yeni haritalardaki derinlik kontur çizgilerinin görünüşleri yeni bilgi olduğunu göstermez. Yeni bilgiler büyük ölçekli haritalara eklenir.

Arctic sularında harita kullanırken alınacak tedbirler:

-projeksiyonu ve sınırlarını kontrol etmek,

-surveyin tarihi ve/veya kaynağını kontrol etmek,

-haritadan haritaya mevki aktarırken kerteriz ve mesafe kullanmak,

-tetkik iskandillerinin delili için kontrol etmek,

-küçük ölçekli haritalardansa büyük ölçekli haritaları kullanmak,

-kertezilerin alınması ve mesafelerin ölçülmesi metodu için kontrol etmek.

4.2.Yüksek Enlemlerin Pusulalar ve Elektronik Yardımcılar Üzerindeki Etkisi

4.2.1. Pusulalar

Manyetik pusula Arctic sularda düzensiz ve seyir için nadiren kullanılır. Manyetik pusula, yerin manyetik sahasının yatay parçası üzerindeki yöneltme gücüne dayanır. Arctic sularda bulunan Kuzey manyetik kutbuna yaklaşırken, bazı bölgelerde manyetik pusula yönü gösterme aleti olarak kullanılamayana dek, yatay parça ilerledikçe güçsüzleşir.

Eğer pusulanın kullanılması gerekiyorsa, hataları göksel seyir metotları kullanılarak sık sık kontrol edilmelidir ve kutba yaklaştıkça doğal sapma değişikliği oranı artacağından haritaların üzerindeki pusula gülüne bakılmalıdır.

Cayro pusla yaklaşık 70oN enlemlerine doğru daha güney enlemlerde olduğu için Arctic sularda güvenilirdir. 70oN enleminin kuzeyinde doğruluğunu kontrol etmek çok dikkat edilmelidir. Pusuladaki enlem düzelticisi tarafından verilen düzeltme ile bile cayro yaklaşık 85oN enleminin güneyinde kullanılamayan dek yatay gücünü kaybetmeye devam eder. Yüksek enlemlere girmeden önce cayro pusulası için hazırlanmış kılavuza bakılmalıdır. Buzla çatışma, hız ve rotayla ilgili birçok değişiklikler doğruluğu üzerinde ters etki yapar, bu yüzden Arctic sularda seyir yaparken:

-elektronik mevki belirleme aletleri gibi diğer seyir sistemleri ile rota bilgisinin dümen tutulan (akıntı ve rüzgarın uygun olduğu) rota ile karşılaştırılmasının yapılacağı geminin mevkiinin çapraz kontrolü yapılmalıdır,

-cayra hotası, azimuth ve amplitude’a uygun olan atmosfer koÅŸullarında kontrol yapılmalıdır.

4.2.2. Radar

Genel olarak Arctic suları veya soğuk şartları radar sistemlerinin performansını etkilemez. Bazen hava şartları, atmosferdeki nem oranının azalmasından dolayı radar dalgasının eğilmesine (ducting) sebep olabilir, bu de eğilmenin yönüne ve şiddetine bağlı olarak hedefin mesafesini kısaltabilir veya uzatabilir. Arctic sularda radara ait gerçek problem, mevki belirleme amaçları için radar ekranının yorumlanmasıyla ilgilidir.

4.2.3. GPS

Üç tanesi yedek olmak üzere 24 adet uydudan meydana gelen sistem (GPS) dünyanın her noktasını kapsayacak şekilde oluşturulduğundan, yüksek enlemlerde veya kutba yakın enlemlerde sistemin çalışmasında bir aksama olmamıştır.

4.2.4. Telsizler

Arctic sularındaki görüş hattında başka telsiz baberleşmeleri, iyonosferde oluşan karışıklıkların ortaya çıkardığı müdahalelere bağlıdır. Her ne zaman haberleşme sağlanırsa, sinyal bozulmadan önce alternatif frekanslar belirlenmelidir. Diğer istasyonlar etrafındaki çok sayıdaki frekans ve düzenleyicilerin kullanımı, bu tür müdahaleleri önlemenin başlıca metodudur.

4.2.5. Inmarsat

Arctic sularda Inmarsat servisinin kullanımı, gemi uydu çekiş kenarına yaklaşana kadar güneydeki gibi aynıdır. Uydu yüksekliğinin, ufuğun birkaç derece üzerinde olduğu yüksek enlemlerde, sinyal gücü alıcı antenin yüksekliğine ve çevredeki alana bağlıdır. Gemi uydu kapsama bölgesinden çıkarken, uydu ile bağlantı gücü değişebilecek, derece derece azalacak ve daha sonra kullanılmaz olacaktır. Sesli haberleşmeler için kullanım gücü azaldığında, yerine teleks göndermek mümkün olabilir. Geminin uydu kapsama bölgesine dönmesiyle, yükseklik ufkun oldukça üzerin çıkana dek uydu sinyallerini almada ve bunu tutmada problemler oluşabilir.

4.3. Kesin mevki koymak

Kesin mevkii kaymada karşılaşılan problemler ya sahil özelliklerinin yanlış tanımlanmasından ya da kesin olmayan sörveylerden doğar. Arctic suların bazı bölgelerindeki düşük yükseklikler kara işaretlerini veya noktalarını tanımlamayı zorlaştırır. Buna ek olarak, karada toplanan buz veya hızlı oluşan buz, sahil hattını engelleyebilir. Bu sebepten dolayı, radar kerterizleri veya mesafeleri için, güneydeki sularda yapılan tespitlerden daha dikkatli tespiti yapılmalıdır. Her zaman görsel gözlemler tercih edilmelidir. Bazen oturmuş bir buz dağının konumunu belirlemek ve daha sonra dikkatle uygulanırsa rota boyunca daha fazla tespit yapmak için buz dağını kullanmak mümkündür.

Daha güneydeki bölgeler, hatta son zamanlarda yayınlanan haritaların bazıları dahi havadan çekilmiş fotoğraflara dayalı olduğu için, Arctic suların geniş bölgeleri ayın standartlara göre sörvey edilmemiştir. Hata ihmalini azaltma amacıyla mevkiler için daima üç hat (mesafe veya daha az tercihen kerterizler) kullanılmalıdır. Bir kanalın her iki tarafını kullanan kesin mevkiler veya iki değişik sörvey alanından alınan hatlardan kaçınılmalıdır. Muhtemel problemlerden dolayı, Arctic sularındaki mevkiler, elektronik mevki belirleme sistemleri gibi diğer bilgi kaynakları ile karşılaştırılmalıdır.

Değerlendirme Sonuç

Bütün deniz navigasyonlarında olduğu gibi buz seyrinde de can ve mal güvenliği en önemli faktördür.

Seyrin selamet içinde yürütülmesi vardiya zabitinin yeteneği ve bilginize bağlıdır. İyi bir çevresel gözlem ve dikkat her seyirde olduğu gibi amaçlanan hedefe en kısa zamanda ulaşmaya yardımcı olacaktır.

Ödevin içeriğinden de anlaşıldığı gibi zor olan buz seyri dikkatin ve disiplinli bir çalışmanın sonucunda kolaylaşacak ve emniyetli bir şekilde tamamlanacaktır.

Ayrıca günümüz teknolojisinin bize sunduğu üstün nitelikli çalışmalarından da yararlanılarak riskin en aza indirgediği bir buz seyri yapılmalıdır. Unutulmamalıdır ki deniz hata kabul etmez.

Kaynaklar

1- Fethi YAÄžIZ…………………………. Seyir II Kitabı

ÖZ GEÇMİŞ

KİŞİSEL BİLGİLER

Adı Soyadı : Erdoğan GENÇ

DoÄŸum Tarihi : 31-08-1981

DoÄŸum Yeri : EskiÅŸehir

Telefon : 0 222 227 37 10

Adres : 71 Evler Mah. Yeni Umut Koop. B/Blok Daire:4

T.c

Salı, 06 Kasım 2007

1.TÜRK DENİZCİLİK SEKTÖRÜNÜN TARİHÇESİ

1.1. GİRİŞ

Denizyolu ulaştırmasının, tarihin çok eski devirlerine kadar uzandığı bilinmektedir. M.Ö.IV.yüzyılın öncesinden kalan, denizciliğin var olduğunu kanıtlayan eserler vardır. Bu devirlerde denizcilik, doğal olarak iç denizlerde yapılabiliyordu.

T.C

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSİTESİ SÜRMENE DENİZ BİLİMLERİ FAKÜLTESİ GEMİ İNŞAATI MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ

GEMİLERİN HİDRODİNAMİK TASARIMI

2.Ödev

Doç. Dr. Şakir BAL

080229 Hüseyin MAZLIM

Nitekim ilk çaÄŸlarda denizcilik, ticaretin beÅŸiÄŸi olarak gösterilen ve çevresi karalarla çevrili olan Akdeniz’de baÅŸlayıp geliÅŸmiÅŸtir.

Dicle ve Fırat nehirleri ile zenginleÅŸen Mezopotamya ile Nil sayesinde hayat kazanan Mısır, ilk tarımın yapıldığı ve ilk ÅŸehirleÅŸme olayına rastlandığı yöredir. Denizde seyredebilen gemi ÅŸeklindeki ilk aracın M.Ö. yaklaşık 3000 yıllarında Mısırlılar tarafından yapıldığı söylenir. Bununla birlikte bazı yazarlar, ilk denizyolu araçlarına Çin medeniyetlerinde rastlanıldığını ve Asya’nın güneydoÄŸu sahillerinin veya Pasifik kıyılarının ilk denizcilik olaylarına, sahne olduÄŸunu savunurlar. Ancak, büyük bir olasılıkla Nil, Dicle ve Fırat nehirleri üzerinde suların akışı ve sırıklarla hareket ettirilen veya karadan çekilen saz veya bambudan yapılmış sallar, kütükten oyma kürekli kayıklarla ulaşıma baÅŸlandığı, bu akarsular aracılığı ile denize ulaşılınca, yol alabilmek için yelken gereksiniminin doÄŸmasıyla papirüs elyafından yelken yapılarak, o zamanki denizcilikte büyük bir aÅŸama olan yelken kullanımının yayılmaya baÅŸladığı anlaşılmaktadır. Bu ÅŸekilde deniz ulaşımı hızlanmış, denizlerde balıkçılık yapma imkanı da ortaya çıkmıştır.

Günümüzde Denizcilik ve denizlerimiz ülkemiz ve halkımız için olanaklar ile doludur.Kimbilir belki bunun içindir ki Mustafa Kemal Atatürk TBMM’ nin 1937 tarihindeki açılışına gönderdiÄŸi konuÅŸmasında yer verdiÄŸi ‘ DenizciliÄŸi Türk’ün Büyük Milli Ülkesi Olarak Düşünmeli ve Onu Az zamanda BaÅŸarmalıyız’ özdeyiÅŸi ile bu alanda ülkemiz açısından ifade ettiÄŸi genel kapsamlı büyük önemi ‘Milli’ sözcüğünü kullanarak ortaya koymuÅŸtur.

Dünya denizciliği kararlı bir bir değişim içindedir.Can ve mal emniyeti ve çevrenin korunması alanlarında her geçen gün daha da etkili ve ayrıntılı standartlara ulaşan sektörde teknik ve bilgi gereksinimi gitgide ağırlık kazanmaktadır.Öte yandan, bu gelişmelere koşut olarak, ticari alanda rekabet, daha doğrusu ekonomisi güçlü ülkelerin ortaya koymaya çalıştığı gizli kormacılık, bu alandaki uluslararadı mücadeleyi her geçen gün zorlaştırmaktadır.

Şurası bir gerçektir ki, ülkemizde denizcilik alanında önemli birikimler vardır ve bir sektör olarak gelenekler ve kurumsallaşmalar belirginleşmeye başlamıştır.Ancak alınması gereken ciddi mesafeler olduğu gereklilliği de bir gerçek olarak ortadadır.Ekonomik gelişmişlik ve kalkınma gayretleri içinde olan ülkemiz açısından denizcilik alanında da kapsamlı ve orta vadeli planların ve politikaların yapılmasının ve bunları uygulamaya almanın zamanı çoktan gelmiştir. Örneğin son yıllarda önemli gerilemelere tanık olunan tankercilik için hangi destek politikaları uygulanmalıdır? Türkiye kendi ihtiyaçları ve uluslararası taşımalar için filosuna bir profil ve hedef belirlemelidir.Sektörde finans hareketinin canlandırılması için finans modelleri geliştirilmeli, örneğin denizcilik şirketlerinin halka açılmaları sağlanmalıdır.Gemi İnşaatı sektörünün daha çok ihraç amaçlı ve yüksek kapasite kullanımı ile üretim yapabilmesi için modeller geliştirilebilir.Limancılık politikası ve işletmeciliğinin, ekonominin kurallarına uygun bir yapılanma ve işletmeciliğe kavuşturulması mümkündür. Köklü bir denizcilik tarihi ve kültürü olan ulusumuzun, yeni bin yılda gerek coğrafi konumu, gerekse büyüyen ekonomisiyle bu alanda üst sıralara oynaması, imkansız değildir.

1.2. SELÇUKLU DEVLETİ DÖNEMİ

Türklerin, Anadolu’ya gelinceye kadar denizlerle fazla bir ilgisi olmamış, daha çok karalarda göç etmiÅŸ ve yayılmışlardır. Anadolu topraklarının kesin olarak TürkleÅŸmeye baÅŸlaması ile beraber Türklerin hakimiyet stratejisi deÄŸiÅŸmiÅŸ ve üç tarafı denizlerle çevrili bu ülkenin fatihleri, denizlere yönelmenin devletin geleceÄŸi için en uygun yöntem olacağını anlamakta gecikmemiÅŸlerdir. Süleyman ÅŸah’ın İznik ÅŸehrini Anadolu Selçuklu Devletine baÅŸkent olarak seçmesi, Türklerin bundan böyle denizlere açık bir politika izleyeceÄŸini göstermesi bakımından önem taşır. Ayrıca Süleyman ÅŸah, bununla da kalmayarak, BoÄŸaziçi’nin Anadolu sahiline kurduÄŸu ve bugünkü anlamda Gümrük Dairesi karşılığı olan bir teÅŸkilat ile boÄŸazdan gelip geçen gemilerden vergi almaya baÅŸlamıştır.

I.Gıyasettin Keyhüsrev, 1207 senesinde Antalya’yı fethederek, Selçuklulara denize açılma yollarını tekrar açmış, oÄŸlu I. İzzettin Keykavus, 1214 yılında Sinop’u alarak, Trabzon Rum İmparatorluÄŸu’na ait Sinop deniz üssünü zaptederek Karadeniz’de bir Türk filosunun kurulmasına imkan hazırlamıştır.

Nitekim, Sinop zaptedilince, derhal tersanesi de faaliyete geçirilerek, gemilerin inÅŸasına baÅŸlanmıştır. 1263 yılında, Saltuk Dede’ye tabi onbini aÅŸkın bir Türkmen kafilesi, Sinop tersanesinde inÅŸa edilen gemilerle Dobrice’ye geçmiÅŸlerdir. Bu kadar büyük bir kafilenin Karadeniz’i geçmesi için gerekli olan teknelerin boyutları, o zamanki Sinop tersanesinin büyüklüğünü ve gücünü de göstermektedir.

Selçuklular döneminde yapılan denizcilik ile ilgili en önemli tesis Alaiyye Tersanesi’dir. Alanya’da 1227 yılında inÅŸa edilmiÅŸ olan tersane, limanın iç kısmında, cephesi doÄŸuya bakan beÅŸ gözü olup, 10×45 zirai mi’mari (kalfa ve dülgerlerin kullandıkları 24 parmaktan ibaret uzunluk ölçüsü) ebadındadır. Tersaneye, saÄŸ taraftaki gözün kuzeye bakan cephesinde bulunan kapıdan girilir ki, bu kapının iki tarafında odalar vardır. Bunlardan saÄŸdaki, tersane memur ve muhafızlarına ait, soldaki ise tersanenin camiidir. İnÅŸa tarihinden itibaren, sekiz yüzyıla yakın süre geçmesine raÄŸmen tersane ayakta dimdik durmaktadır. Selçuklular devrinden kalma diri ve zinde tek tersane olan Alaiyye Tersanesi, vaktiyle Akdeniz’in egemenliÄŸini elde tutan kadırgaların inÅŸası için kurulmuÅŸ ve tersanede 80-100 tonluk tekneler yapılmıştır.

1.3. OSMANLI İMPARATORLUĞU DÖNEMİ

1.3.1.Osmanlı İmparatorluğunda Denizcilik

Daha çok bir kara devleti görünümünde olan Osmanlı Devleti, Marmara Denizi ile olan ilgisi, Rumeli kıyısında bazı yerleri işgal etmesi ve oralara yerleşmesi ile kendini denize dönük bir politika izlemek konusunda zorunlu hissetmiştir. Nitekim, Ege Denizi ve Karadeniz kıyıları ile Akdeniz sahillerindeki ülkeler, Osmanlı topraklarına katıldıkça, donanmaya ve deniz gücüne duyulan gereksinim artmaya başlamıştır. Bu cümleden olarak, Gazi Orhan Bey zamanında (1326-1360) Osmanlı donanması Karasi Beyliği donanmasına dayanarak tedrici surette artmıştır.

Osman ve Orhan Gaziler devrinde, Marmara Denizi’nin Anadolu sahillerinde Osmanlıların Karamürsel, İzmit, Gemlik vs. gibi yerlerde iki deniz üssü bulunduÄŸu kesindir. Kaldı ki eskiden "Prenetos" denilen Karamürsel kasabasıyla civarının fethinden itibaren, İzmit körfezinin güney sahillerinde Selçuklular devrinde "Emaret’üs Sevahil" tarzında bir Amiral sancağı kurulmuÅŸ, hatta bu sancağın ilk beyi olan Kara Mürsel Bey burada kendi ismini taşıyan bir gemi tipi yaptırarak hızlı bir ince donanma vücuda getirmiÅŸtir. Hammer tarihinde (Cilt I-Fasıl II) bu gemilerin savaÅŸ gemileri olduÄŸundan ve kendi zamanına kadar bu tipe "Karamürsel gemisi" denildiÄŸinden söz edilmektedir. Kara Mürsel’in oluÅŸturduÄŸu bu donanma, Marmara yöresinde egemen bir durum saÄŸlamış olup, Osmanlı denizciliÄŸinin ilk devri olarak önemlidir.

Süleyman PaÅŸa’nın 1354 yılında Rumeli’ye geçip Çanakkale BoÄŸazı sahillerinde kesin olarak yerleÅŸmesinden bir süre sonra, Osmanlı Bahriyesi merkezinin İzmit Körfezi’nden Gelibolu’ya geçtiÄŸi ve Selçuklulardan sahil beylerine geçen an’ane gereÄŸince de İzmit Körfezi’nden sonra Gelibolu sancak beyliÄŸinin ittihaz edildiÄŸi anlaşılmaktadır. Bununla birlikte İzmit Körfezi’nin eski önemini birdenbire yitirmediÄŸini, daha sonraları da burada gemiler yapıldığını ve tersane bulunduÄŸunu gösteren çeÅŸitli kayıtlar vardır.

Osmanlılar ilk zamanlarında Karamürsel’de ve Karasi BeyliÄŸi’nin Osmanlı topraklarına katılmasından sonra Aydıncık (Edincik) yöresinde de bir tersane kurmuÅŸlardır. Daha sonra İzmit’in Bizans’tan alınması ile de İzmit (Kocaeli) Tersanesi oluÅŸturulmuÅŸtur.

Osmanlı donanmasının akın faaliyetinden çıkıp yavaÅŸ yavaÅŸ deniz aşırı fetihlerde önemli rol oynamaya baÅŸladığı devir, Fatih Sultan Mehmet devridir. (1451-1481) Nitekim Fatih, donanmanın önemini takdir ederek fetihten sonra tersaneyi önce Kadırga Limanı’na, daha sonra da Haliç’e naklettirerek, kurduÄŸu ilave göz’ler (gemi yapım tezgahları) ile yeni bir donanma inÅŸasına önem vermiÅŸtir.

Osmanlı Devleti’nin YakındoÄŸu ve DoÄŸu Akdeniz’de yükseliÅŸi ve Türk denizciliÄŸinin dünya çapında bir geliÅŸme göstermeye baÅŸlaması, II. Bayezid devrinde (1481-1512) olmuÅŸtur. II. Bayezid, babası II. Mehmet (Fatih), oÄŸlu I. Selim ve torunu Kanuni Sultan Süleyman arasında oldukça renksiz bir yer almasına karşılık Osmanlı Devleti’nin bir deniz politikası olması gerektiÄŸini anlayan ilk Osmanlı sultanıdır. Zira II. Bayezid, açık denize elveriÅŸli bir denizciliÄŸe sahip olunmadığı sürece, Venedik Cumhuriyeti ile açık denizde baÅŸ edilemeyeceÄŸini ve dolayısıyla devletin geleceÄŸi için çok önemli olan DoÄŸu Akdeniz hakimiyetinin saÄŸlanamayacağını gayet iyi anladığı gibi, ekonomik faktörler de devleti böyle bir politikaya, ister istemez, götürüyordu.

Türk denizciliÄŸinin parlak devrini yaÅŸatan Barbaros Hayrettin PaÅŸa, 1534 yılında fiilen baÅŸladığı "Kaptan Paıalık" görevinde, 12 yıl süreyle pek büyük ve önemli seferler, birçok zaferler kazanmıştır. Bunlar : Tunus seferi, Mayorka seferi, Apulya seferi, Venedik seferi, Adalar Denizi ve Akdeniz seferi, özellikle 1538 yılında 122 gemi ile Andrea Dorya’nın 600′den fazla gemiden oluÅŸan Haçlı donanmasına (302 adet savaÅŸ gemisine) karşı Turgut Reis ve diÄŸer reislerle beraber kazandığı zafer ve Fransa Kralı’nı korumak için yaptığı Nis seferidir.

Barbaros Hayrettin PaÅŸa, Preveze’de Haçlı donanmasını bozguna uÄŸrattığı bir sırada, baÅŸka bir Osmanlı filosu, Hadım Süleyman PaÅŸa kumandasında Hindistan’da Diyu kalesini kuÅŸatmaktaydı. Birbirinden çok uzak mesafelerde bulunan iki Türk filosunun aynı anda zafer kazanması, tarihte ender rastlanan bir olay olup, bu da Türk deniz gücünün XVI.yüzyılda ne kadar büyük olduÄŸunu gösterir. Hadım Süleyman PaÅŸa’nın Hint Okyanusu’ndaki bu giriÅŸimini Piri Reis, Murad Reis ve Seydi Ali Reis sürdürmüşlerse de, Portekizlilerden çok, doÄŸa olaylarının deniz gücünü engellemesi yüzünden, esas hedefleri olan Hindistan topraklarını Osmanlı egemenliÄŸine sokamamışlardır.

Üstün yetenekli Türk denizcilerinin Hint Okyanusu’nun hırçın ve sert dalgalarına yenik düşmelerinin en önemli nedeni, Akdeniz gibi nisbeten sakin ve kapalı bir deniz için yapılmış olan Osmanlı kadırgalarının, okyanusun hırçın doÄŸasını yenmek imkanını bulamamış olmasıdır.

Osmanlı ülkesinde deniz coÄŸrafyacılığı da önemli bir atılım yapmıştır. O zamanlar Osmanlı donanmasının Hint sularına ve Atlas Okyanusu’na ulaÅŸmaları dolayısıyla Hint Seferleri sonucunda iki Türk amirali çok ilginç deniz coÄŸrafyası eserleri vermiÅŸlerdir. Bunlar Piri Reis (vefatı 1554) ve Seydi Ali Reis (vefatı 1562) dir.

BilindiÄŸi üzere Piri Reis’in "Kitab-ı Bahriyye" adlı eserinde bütün denizlerin sathı akıntıları, koyları, körfezleri, boÄŸazları, limanları birer birer ve bütün bilimsel nitelikleri ile belirtilmektedir. Ayrıca Amerika’nın o çaÄŸa kadar belli olmayan kısımları ile Atlas Okyanusu’nu gösteren ceylan derisi üzerine yaptığı iki haritası da mevcuttur.

Sultan Abdülmecid’in saltanatı devrinde (1839-1861), 1842′de tersanede ilk buharlı gemi olarak Seyr-i Bahri yapılmış, 1843′de ileride Seyr-i Sefain’i oluÅŸturacak olan Fevaid-i Osmaniye, 1851′de Åžirket-i Hayriye, 1859′da Haliç Vapurları ÅŸirketi kurulmuÅŸtur. 1829′da Uzun Mehmet tarafından EreÄŸli’de bulunan kömür madenleri, ilk defa tersane tarafından iÅŸletilmeye baÅŸlanmıştır.

1.3.2. Osmanlı Deniz Ticareti

Türklerde deniz taşımacılığının geliÅŸmesi, Anadolu’ya girilmesinden sonra baÅŸlar. İpek yolunu ellerinde bulunduran Türkler, az zamanda kendi denizlerine egemen olarak, deniz ticaret ve nakliyatına baılamışlardır.

Osmanlı deniz ticaretindeki bu başlangıç döneminden sonraki gelişmeleri, aşağıdaki aşamalarda incelemek yararlı olacaktır :

- Yabancı gemilerin taşıma yaptıkları devir,

- Yabancı gemilerin ve Türk gemilerin birlikte taşıma yaptıkları devir,

- Sadece Türk gemilerin taşıma yaptıkları devir.

Birinci Devir: 16.yüzyıl ile baÅŸlayan birinci devirde, Türk sularında yabancı gemilerin çalıştıklarını görüyoruz. Yukarıda ayrıntılarını açıkladığımız gibi, Kanuni Sultan Süleyman’ın Fransa Kralı I. François ile imzaladığı ticaret sözleÅŸmesinde Avrupa ile olan Türk ticareti Fransız bayrağını taşıyan gemilere verilmiÅŸti. Bizim için kapitülasyon sözleÅŸmesi olan, ancak Avrupa’da yayınlanan kitaplarda "modern anlamda ilk ticaret muahedesi&