‘Elektronik & Bilgisayar’ Kategorisi için Arşiv

Usb (Universial Serial Bus-evrensel Seri Veri Yolu)

Salı, 06 Kasım 2007

USB (universial serial bus-evrensel seri veri yolu)

Yeni bilgisayarların hemen hemen hepsinde USB bağlantı kapıları bulunabiliyor. Bu özellik, Windows 98’deki gelişmiş USB aygıt desteğiyle birleştiğinde, PC’lere çevrebirimleri eklemeyi daha kolay hale getiriyor. USB aygıtlarının kuruluşu henüz herkes için geçerli ve eksiksiz bir deneyim değil, ama USB denetleyicisi olan bir Windows 98 yüklü PC’niz varsa ve bilgisayarın BIOS’unda (Temel Giriş Çıkış Sistemi) USB seçilir kılınmışsa, bir ya da birden çok USB aygıtını kurmak işinize yarayabilir.

USB Nedir?

Universal Serial Bus (USB), bilgisayarınıza çeşitliaygıtları takmanıza olanak tanıyan bir çevre birimi veri yolu standardıdır. Çoğu Macintosh bilgisayar, çevre birimi aygıtları

bağlamak için SCSI (Small Computer Standard Interface), ADB (Apple Desktop Bus) ve seri bağlayıcılar kullanır. USB, bu standartların yerini alacaktır.

USB standartını başlangıçta, Compaq, Digital Equipment, IBM, Intel, Microsoft, NEC ve Northern Telecom geliştirmiştir. Başlangıçtaki yedi şirketin 1995 yılında oluşturduğu USB Uygulayıcıları Forumu’nun (USBIF; www.usb.org) artık, ortak misyonu USB çevrebirimlerinin gelişimini sağlamak ve tüketici tarafından benimsenmesini artırmak olan 500’den fazla üyesi bulunuyor.

1997’nin başından beri çoğu bilgisayarların arkasında birçok kullanıcının ne işe yaradığını bile bilmediği bir ya da iki dikdörtgen şeklinde bağlantı mevcut. Buna şaşmamak gerek, zira uzun süre özellikle Türkiye bilgisayar pazarında bu bağlantı noktalarına bağlayabileceğiniz hiçbir şey bulamıyordunuz.

Bu bağlantı noktalarının ardında 1995 yılından beri bilgisayar dünyasının devleri tarafından geliştirilen yeni bir ara birim gizli: Universal Serial Bus, kısaca USB, Türkçe ifadesiyle “evrensel seri yol”. Bu arabirim yazıcı, fare, klavye, modem, scanner,joystick, dijital kamera gibi çoğu çevrebirim aygıtı için ortak bir arabirim sunuyor, paralel ve seri arabirimlerin neden olduğu kablo salatasının da önüne geçiyor. USB arabiriminin saniyede 1 Mbyte’lık hızı çoğu çevrebirim aygıtı için yeterli.

USB’nin temel amacı, standart bağlayıcıları kullanarak ve eklenti kartlarından kurtularak, geliştiriciler ve tüketiciler için maliyetleri düşürmek. Bunun nedeni, veriler gibi gücün de (güç dediğimiz şey, elektrik aslında) USB kabloları aracılığıyla dağıtılmasının yanı sıra, bazı düşük güçlü aygıtların ayrıca kullanılan adaptörlerden kurtulması. Şu anda 1.1 revizyonu bulunan USB özelikleri, saniyede 12 megabitlik (klavye gibi düşük hızlı aygıtlar için 1.5 Mbps) bir toplam veri hızına sahip. İki yönlü bir veri kanalı gerektiriyor. USB uyumlu göbekleri (hub’ları) kullanarak da, bir PC’ye 127 aygıtın takılmasını sağlıyor. USB, masaüstünde, kablo bağlantısını 5 metreden az tutarak, orta dereceli bir veri aktarımını amaçlıyor.

USB: BOOT ETMEDEN PC’YE AYGIT TAKMAK

USB çevrebirim aygıtlarını bilgisayarınıza, sistemi yeniden başlatmaya veya yapılandırmaya gerek kalmadan bağlayabilirsiniz. Windows 98 USB aygıtlarını takıldıkları anda otomatik olarak konfigüre ediyor.

Bu aygıtlar aynı zamanda birbirlerine zincirleme şeklinde de bağlanabiliyor. PC’nizde ikiden fazla USB aygıtını çalıştırmak isterseniz bir USB dağıtıcısına, yani USB Hub’a ihtiyacınız var. Bu sistem sonraki sayfadaki resimde olduğu gibi çalışır.

Çoğu klavye ve monitör üreticisi ürünlerini bu tip USB Hub’ları ile donatıyorlar. Bu sayede bilgisayarınız çalışırken USB aygıtlarını istediğiniz gibi bağlayabilirsiniz. Windows otomatik olarak hangi USB aygıtının söz konusu olduğunu algılıyor ve bu aygıta uygun sürücüleri kuruyor.

Ayrıca High Power ve Low Power USB aygıtları da mevcut, yani az ya da çok elektriğe ihtiyaç duyan çevrebirimler. Kamera, modem ve Network adaptörü gibi yüksek enerjiye ihtiyaç duyan USB çevrebirimlerini, sadece gerekli enerjiyi sağlayabilecek Hub’lara bağlayabilirsiniz, aksi halde Windows 98 söz konusu USB aygıtını tanıyamaz.

Gerçi Microsoft, Windows 95 için Web sayfasında kısa bir süreliğine USB güncellemesi (USB Supplement to OSR2) sundu, ancak bu destek son zamanlarda kaldırıldı. Yani bilgisayarına USB aygıtı bağlamak isteyenler için tek yol Windows 98.

USB’NİN GENEL AVANTAJLARI :

Bilgisayarlarda standart olarak mevcut olan paralel ve seri portların kısıtlamaları USB ile ortadan kalkıyor. Teorik olarak USB portuna 127 aygıt aynı anda bağlanıp kullanılabiliyor. Bu veriyoluna bağlanan aygıtların IRQ, DMA, I/O, Jumper veya Switch gibi ayarlarıyla uğraşmanız gerekmiyor.

Tüm aygıtlar için ortaklaşa kullanılabilir transfer hızı USB’de teorik olarak saniyede maksimum 12 Mbyte. Ancak işin içine yönetim zahmetleri de girince pratikte bunun yüzde 80’i, yani yaklaşık 10 Mbit/s’i kullanılabiliyor. İki aygıt arasındaki maksimum kablo uzunluğu 5 metre.

Maksimum ağlanma düzeyi 7 olduğu için, teorik olarak bilgisayar ve USB ağına bağlı son aygıt arasındaki mesafe 30 metreye kadar çıkabiliyor. Bağlantı için gerekli kablolar oldukça ucuzdur, zira seri yol için sadece dört damarlı kablolar kullanılır. 50 veya 68 pinlik SCSI kabloları bilenler, USB ile nasıl tasarruf edilebileceğini iyi bilir.

USB’nin Getirdiği Avantajları özetlersek :

1. Tek bir PC’ye 127 adede kadar cihaz bağlayabilme

2. Hiçbir sürücüye, IRQ ayarlarına, DMA kanallarına ve I/O adreslerine, genişleme yuvalarına gerek duymadan kolay kurulum

3. Çevresel cihazlar için PC’yi kapatıp açmadan Tak ve Çalıştır fonksiyonelliği

4. Bütün cihazlar için tek tip konnektör

5. PC’yi kapatmadan cihaz ekleme ve kaldırma özelliği

USB Nasıl Çalışır?

Çoğu USB aygıtın "sabit" ya da bağlı USB kablosu vardır. Bilgisayarınıza bir USB aygıt bağlamak için, aygıtın USB kablosunu bilgisayarınızdaki USB kapısına takarsınız. Ne kadar sıklıkta olursa olsun istediğiniz zaman bilgisayarı kapatmak, yeniden başlatmak ya da uyutmak zorunda

kalmadan USB aygıtı bağlayabilir ya da bağlantısını kesebilirsiniz.

USB’nin getirdikleri :

Özellikle Windows 95’ten önceki günlerde, PC’nize bir aygıt eklemek istediğiniz zaman, karşınıza çıkacak birkaç engel hemen hemen belliydi. Öncelikle bilgisayarınızda doğru kapı (port) türünün mevcut olup olmadığını saptamanız gerekiyordu. Eğer doğru kapı türü varsa ve bir eklenti kartı kurmanız gerekmese de, hafıza adreslerini, IRQ’ları (kesme istekleri) ve DMA (Doğrudan Bellek Erişimi) kanallarını kontrol etmek ve sık sık bunlarla oynamak zorunda kalırdınız. Sonuçta da insanın kafasını allak bulak eden kavramlarla ve çoğu zaman düş kırıklığıyla baş başa kalırdık.

Windows sürümleri ve USB

Windows 95′le birlikte gelen Tak Çalıştır (Plug&Play) ve PCI (Çevresel Bileşen Ara Birimi) veriyolu desteği, aygıtların kuruluşunu epey kolaylaştırmış, rahatlatmış gibidir; ama zorluklar, uyumsuzluklar ve aygıt çakışmaları ortadan kaybolmamıştır. Windows 98 yüklü bir sisteme ISA kart tabanlı çevrebirimleri eklemek, hala kullanıcının sistem kaynak paylaşımını kontrol etmesini ve ya kaynak atamalarını ayarlamasını ya da yeni bir tane eklemek için mevcut bir çevrebirimini sistemden kaldırmasını gerektiriyor.

Windows 95 OSR 2.1, USB çevrebirimleri için sınırlı destek getiriyor; ama Windows 98, bu anlamda çok daha başarılı. Windows 98’in avantajı, büyük ölçüde, hata düzeltmeye ve test sonuçlarına göre yapılan gelişmelere bağlı: USB Win32 Sürücü Modeli (WDM) ve USB sürücü arabirimi; WDM’nin –Sürüm 9.0 olarak adlandırıldığı– Windows 95 OSR 2.1’de olduğundan daha daha uzun bir süre ve daha geniş bir aygıt yelpazesiyle test edildi.

Ayrıca Windows 98’de, Windows 95 OSR 2.1’de bulunmayan üç sürücü sınıfı var: dijital video ve dijital ses için WDM Streaming sınıfı sürücüler; insan arabirim aygıtları için WDM HID sınıfı sürücüler; ve –bir düğmeyle ya da bir USB tarayıcısındaki denetimle– tarama ve uygulama başlatmayı seçilir kılmak için kullanılan STI USB ara birim sürücüleri. Birden çok aygıt USB aygıtları, tek başlarına bağlandıklarında, beklendiği üzere (birkaç önemli sürpriz dışında) sorunsuz çalışırken; birden çok USB cihazını tek bir PC’ye bağlamak için eskiden yapılan girişimler, USB çevrebirimlerinin bir araya geldiğinde iyi “çalışmayacağı” düşüncesini ortaya çıkardı. Yine de, yapılan testlerde, Windows 98 sistemleri çeşitli USB aygıtlarını eş zamanlı olarak çalıştırabiliyor (ama yeni aygıtların ilk kuruluşu sırasında, daha önce kurulmuş cihazlar bazen geçici olarak kaybolabiliyor da).

Ayrıca 1998’deki sonbahar Comdex fuarı sırasında, sponsorluğunu USB Gerçekleştirenler Forumu’nun yaptığı canlı bir gösteride, toplam 111 aygıt aynı anda bir PC’ye bağlandı ve çalıştırıldı. Birçok çevrebirimi bağlama ihtiyacı duyan ya da hatta bağlamaya çalışan gerçek kullanıcıların bulunması olasılığı uzak olsa da, önemli olan bu işlemin mümkün olması. Ortalama bir kullanıcının bağlayacağı 6-8 USB aygıtı gayet iyi sonuç verir.

Bağlantının esasları :

Bilgisayarınız USB’ye hazırsa, PC’ye bir çevrebirim aygıtı bağlamak genellikle oldukça kolay. İlk adım, PC’nizde USB kapılarının olduğundan, USB veriyolunun kurulmuş olduğundan ve kapıların yollara bağlı olduğundan emin olmanızdır. USB’nin hazır olup olmadığını kontrol etmenin en kolay yolu,

Start | Settings | Control Panel | System | Device Manager’ı (Başlat | Ayarlar | Denetim Masası | Sistem | Aygıt Yöneticisi) açmak; ve USB’yi (Evrensel seri yol denetleyici), listelenen bir aygıt olarak aramak.

İlk aşama: USB’yi tanıtın

Eğer aygıt listelenmiş durumdaysa, daha fazla ayrıntı için üstüne tıklayın. Bu öğelerden herhangi biri kayıpsa, aygıtları nasıl seçilir kılacağınızı bulmak için PC’nizin kullanım kılavuzuna ya da BIOS’unuza başvurmanız gerekiyor.

Windows 98 otomatik olarak USB desteğini yüklüyor; ama eğer Windows 95 OSR 2.1’le çalışıyorsanız ve “Evrensel seri yol denetleyici” Aygıt Yöneticisi ekranınızda listelenmemişse, USB desteğini işletim sisteminin CD-ROM’undan yükleyin. Windows 95 CD’sini yerleştirdikten sonra, sadece Other/Usb alt dizininde bulunan Usbsupp.exe dosyasının üstüne tıklayın.

Kurulan USB desteğiyle birlikte, PC’nin arkasında, yanında ya da önündeki iki USB kapısından birine aygıtı kablo aracalığıyla bağlamalısınız. Aygıtı PC’ye bağladıktan sonra işletim sistemini çalıştırmalısınız. Windows, USB yolundaki yeni aygıtı saptadıktan sonra, –hem Windows 95′te hem de Windows 98′de– tipik olarak birkaç saniye süreyle “Bilinmeyen Donanım Saptandı” mesajını gösteriyor. İşlem sürerken bu mesaj otomatik olarak kayboluyor. Bu mesaj, acemileri endişelendirebilir. Ayrıca, gelişmiş USB desteğine karşın, Windows 98’in USB için tam olarak kullanışlı olmadığının ilk göstergesidir.

İkinci aşama: Windows’a dikkat!

Kuruluş işleminin bir sonraki aşaması aygıta göre değişiyor; ama önce kendi yazılımlarının yüklenmesini gerektirmeyen çevrebirimler için, işletim sistemi genellikle aygıtın kimliğini ya da türünü tanıyor ve Windows CD-ROM’unu istiyor.

İşletim sistemi CD’si, kuruluş işlemi süresince büyük olasılıkla birkaç kez istenecektir. Kuruluş rutini, gerekli sürücülerin halihazırda yüklenmiş olup olmadığına bakmaksızın, bunları tekrar yüklemek konusunda ısrar ediyor; ve siz ilk keresinde doğru alt dizini işaretledikten sonra bile, Cabinet dosyalarının (.cab uzantılı, sıkıştırılmış Windows kurulum dosyaları) nerede olduğunu hatırlamamak konusunda inat ediyor.

Eğer bir USB çevrebirimini çıkarıp ardından bunu aynı bilgisayarda farklı bir USB kapısına (port) takılmamalı. Aygıt tam anlamıyla kurulmuş ve ilk kapıya takıldığında mükemmel bir şekilde çalışıyor olsa bile, kapıları değiştirmek, sürücüleri tekrar kurmanız gerektiği anlamına geliyor.

BIOS ayarlarında yapılacak değişiklikler :Bu BIOS üreticisine göre değişir, ama "Peripheral Configuration" veya "Advanced Setup" veya "PCI Control" menülerindeki "USB interface" seçeneğini "enabled" haline getirin.

Sürücüler

Epson Stylus Color 740 mürekkep püskürtmeli yazıcı ve HP ScanJet 4100c tarayıcı dahil bazı USB çevrebirimleri, ilk aygıt bağlantısını yapmadan önce, aygıtla birlikte verilen yazılımı çalıştırmanızı gerektiriyor. Genellikle üreticinin talimatlarını izlerseniz herhangi bir sorunla karşılaşma riskinizi düşürmüş olursunuz. Eğer PC’nize yalnızca bir ya da iki USB çevrebirimi ekliyorsanız, bunu doğrudan yapabiliyorsunuz; her aygıtı bir kez kurduktan sonra, hiçbir sorun ya da sürprizle karşılaşmaksızın aygıtı istediğiniz gibi takıp çıkarabiliyorsunuz

Doğru Kablolar (16.4.1999)

USB aygıtlarını bağlamayı başarmanın püf noktası doğru kabloları seçmek. Çoğu aygıt, doğrudan doğruya, PC’nin USB kapılarına bağlanmasını sağlayan kablolarla birlikte geliyor. Yazıcı, tarayıcı, sürücü ve hoparlör gibi bazı daha hızlı aygıtlar sökülebilir kablolar kullanıyorlar. Sökülebilir bir kablonun aygıta uygun kare uçlu bir fişi ve daha tanıdık düz USB bağlantı ucu var. Diğer çevrebirim bağlantı türleriyle olduğu gibi en iyi bağlantı, iş için yeterli ölçü teli ve kaplamayla birlikte en kısa kabloyu kullanan bağlantı. USB’nin çıkış noktalarından biri fiyatları düşük tutma ihtiyacı olduğundan; uzunluk başına minimum kablo ölçüsüyle ilgili kesin tanımlar var. Belirtilenden daha uzun bir kablo kullanmak, performansta güvenilmezliğe ya da bağlantı arızalarıyla sonuçlanan kabul edilemez bir voltaj düşüklüğüne neden olabiliyor. USBIF, potansiyel voltaj düşüklükleri nedeniyle, klavye ve monitör gibi aygıtlarda uzatma kablolarının kullanılmasını ve edilgen düzgeçiş (pass-through) bağlantılarını kesinlikle yasaklıyor. Bazı satıcılar uzatma kablolarının kullanımında başarılı olduklarını öne sürüyorsa da, güvenli bir performans için bunları kullanmamak daha iyi.

USB için İpuçları ve hileler :

Universal Serial Bus (Evrensel Seri Veriyolu) birçok önemli avantaj sunuyor. Eklenti kartlarını devreden çıkartarak ve standart bir bağlayıcı ve kablo türü kullanarak maliyeti azaltıyor; hızlı; sistem kaynak çakışmalarını neredeyse ortadan kaldırarak bileşenlerin eklenmesini kolaylaştıyor; ve en güzeli, bir PC’ye 127 kadar aygıtın bağlanmasına izin veriyor.

1.USB’si bulunan bir PC’nin tipik olarak arkada, yanda ya da önde iki USB kapısı var.

2.Eğer birçok USB aygıtınız varsa, güçlü iletişim ağı göbekleri (hub) kullanmak en iyisi. Ayrıca, arızalı bir aygıtın tüm bir zinciri bozmasını engelleyen, kapı başına ayarlamalı bir göbek bulun.

3.USB, saniyede 12 megabitlik (klavye gibi düşük hızlı aygıtlar için 1.5 Mbps) bir toplam veri hızına sahip, aygıt otomatik takasını destekleyen iki yönlü bir veri kanalı gerektiriyor.

4.Klavye ve monitör dahil bazı aygıtlar düzgeçiş (pass-through) bağlantıları öneriyor. Bunlar kabul edilemez bir voltaj düşüklüğüne, yani güvenilir olmayan bir performansa neden olabiliyor. Daha fazla sayıda kapısı ya da ikinci bir göbeği olan bir göbek kullanmak daha iyi.

5.Hiçbir kablo 5 metreden uzun olmamalı. En iyi sonucu almak için, uygulanabilen yeterli ölçü teli.

USB için Yapılacaklar ve yapılmayacaklar :

Windows 98 kullanılması öneriliyor. Windows 95 OSR 2.1 altında çalışabilen çerebirimleri sınırlı. En geniş aygıt yelpazesi ve çoklu çevrebirimleri eklendiğinde en iyi sonuçları almak için Windows 98 gerekiyor.

Windows 98 CD-ROM’unuzu el altında bulundurun. Windows, gerekli dosyalar ya da sürücüler kurulmuş olsa bile, her USB kanalına yeni bir çevrebirimi kurmaya kalktığınızda, büyük olasılıkla CD’yi takmanızı isteyecektir. Zaman kazanmak için CD yanımızda olmalı ; yada daha iyisi, yeriniz varsa Windows 98 CAB dosyalarını C: sürücünüzdeki bir altdizine kurun.

Desteklenen çevrebirimlerinin sayısını sınırlayan göbekleri (hub) kullanmayın. Bunun yerine, en azından kanal başına 500 miliamperlik kendi gücünü kendi sağlayan USB göbeklerini kullanın. Ayrıca göbeklerin her port için ayrı anahtarlama özelliği olmalı, böylece kötü bir çevrebirim, bir göbekteki bütün aygıtları ve aygıtların durumunu gösteren LED göstergelerini kapatmayacaktır.

Beş metreden uzun kablo kullanılmamalı; monitör ya da klavyelerdeki pasif düzgeçişli (pass-through) bağlayıcılar da dahil olmak üzere uzatma kablosu veya bağlayıcıları da kullanılmamalı. Uzatma kablosu ya da bağlayıcıları, kullanılır durumdayken, belirgin bir sinyal bozulması risk doğuruyor.

Yeni bir USB çevrebirimi kurduktan sonra, daha önce kurulmuş olan bileşenlerin hala çalışıp çalışmadığını kontrol ediilmeli. Testler, yeni bir USB çevrebirimi kurduktan sonra sistemi yeniden başlatmanın, her şeyin çalışması için çoğunlukla yeterli olduğunu gösteriyor.

Universal Serial Bus (USB) hakkında

Buradaki bilgi, sabit diskde bulunan Bilgi Merkezi yardım sisteminden derlenmiştir ve USB hakkında bilgi verir. Universal Serial Busíın sundukları:

tak ve çalıştır esnekliği

standart bağlayıcılar ve kablolar aygıtların bağlanır bağlanmaz otomatik konfigürasyonları

sıcak değiştirme (bilgisayar açıkken aygıtların bağlanması vebağlantılarının kesilmesi)

bir çok aygıtın tek bilgisayarda aynı anda çalışabilmesi yeteneği

Bilgisayarımla hangi USB aygıtları kullanabilir?

USB, çok platformlu bir standarttır. Mac OS ile kullanılmak üzere geliştirilmiş her USB aygıtı kullanabilir. USB ürün paketinin üstünde Mac OS logosunu arayın; bu size USB

aygıtın Macintosh bilgisayarlarla çalışacağını bildirir.

Mac OS kullanmayan kişisel bilgisayarlar için olan USB aygıtların üreticileri, USB aygıtlarını Mac OS bilgisayarınızda kullanabilmeniz için bilgisayarınıza yükleyebileceğiniz yazılımlar sunabilirler. Daha fazla bilgi için aygıtın üreticisine danışın.

Var olan çevrebirimi aygıtlarımı (yazıcı gibi), bilgisayarımla nasıl kullanırım?

Apple dışındaki üreticiler, USB olmayan bir aygıtı bilgisayarınıza bağlayabilmenizi sağlayan adaptörler ve başka ürünler sunabilirler. Daha fazla bilgi edinmek için bir Apple yetkili satıcısına danışılmalı.

Bilgisayarımla hangi USB aygıtı kullanabileceğimi nasıl anlarım?

Apple ‘ın USB bilgileri için ayrılmış olan bir World Wide Web sitesi vardır. Mac OS bilgisayarlarla çalışan USB aygıtların listesini görmek için şu Web sitesine gidilmesi tavsiye edilir. www.usb.applee.com

USB için en iyi uygulamalar nelerdir?

USB en hızlı büyüyen üç alanda çok önemli rol oynuyor: dijital görüntüleme, PC uzak iletişimi (PC telephony), ve çokluortam oyunları. USB’nin varlığı, bu alanlarda PC’lerin ve yan donanımların güvenilir olarak bir arada çalışmaları anlamına geliyor. USB, giriş aygıtları için yenilikler kapsını açıyor. Örnek olarak yeni nesil "force-feedback" dijital joystickleri gösterebiliriz. Tabi yazıcılardan tarayıcılara, yüksek hızda iletişime (Ethernet, DSL, ISDN veya uydu iletişimi) gibi bütün yan donanımlar için de yepyeni imkanlar sunuyor.

PC’me ne gibi USB yan donanımları ekleyebilinirmi?

USB verileri saniyede 12 megabit hızında iletir, bu da "orta-yavaş hızlı yan donanımlar" için yeterlidir. Bu geniş kategoriye telefonlar, dijital kameralar, modemler, klavyeler, fareler, dijital joystickler, bazı CD-ROM sürücüler, tape ve floppy sürücüler, dijital tarayıcılar, yazıcılar dahildir. USB veri aktarım hızı, birçok yeni nesil yan donanımın (MPEG-2 video tabanlı ürünler, veri eldivenleri, WACOM’un grafik tabletleri gibi) ihtiyacını da karşılıyor. Bilgisayar-uzak iletişim birleşimi (PC telephony) PC’ler için büyümesi beklenen bir alan ve USB de ISDN ve dijital PBX’ler için bir arayüz oluşturabilir. ­

USB’de oyun portu, seri, paralel veya PS/2 aygıtlarını kullanabilir mi?

Bu aygıtlar USB’de kullanılanlardan farklı elektrik işaretleri kullanırlar, bu yüzden bu aygıtları doğrudan USB’ye takamazsınız. Ancak birçok üretici oyun portu seri, paralel veya PS/2 aygıtları USB işaertlerine çeviren USB aygıtlar üretmekteler. Bunlar sayesinde, USB olmadan bağlayabileceğinizden çok daha fazla USB olmayan aygıtı PC’nize bağlayabilirsiniz. Bazı aygıtların birden çok bağlantı türünü desteklediğini, bu yüzden USB portlara veaya diğer portlara bağlanmalarını sağlayan özel adaptörlerle beraber geldiklerini unutmayın. Bu adaptörler herhangi bir işaret çevirmesi yapmazlar, yani eğer bu adaptörlerden birini alıp USB desteklemeyen bir aygıta takılırsa hiçbir şey olmaz. ­

USB sorunları ve hata iletileri :

Bu kısım USB aygıtlarına ilişkin olarak görülebilecek hata iletileri ile ilgili bilgi içerir. USB aygıtlarına

ilişkin olarak ne tür hata iletileri görebilirim ve bu durumlarda ne yapabiliriz?

USB aygıtlarla ilgili sorunlarla karşılaşırsanız, kolayca çözebilirsiniz.

Temel olarak, Mac OSíun sizi USB ile ilgili sorunlar nedeniyle uyarmak için kullandığı üç tür hata iletisi vardır:

*Çalıştırmak için yeterli güç yok

*Tüm özellikleri çalıştırmak için yeterli güç yok

*Sürücü bulunamadı

*Çalıştırmak için yeterli güç yok

Aygıtın güç kablosu varsa, kablonun çalışan bir elektrik prizine takılı olduğundan emin olun.

USB aygıtın USB kablosunu bilgisayarınızdaki ya da prize takılı olan başka bir USB aygıttaki USB kapısına takın.

Aygıt, USB hub’a bağlıysa şunları yapın:

Hub’ın güç kablosu varsa, kablonun çalışan bir elektrik prizine takılı olduğundan emin olun.

Bir ya da daha fazla aygıtın hubíla olan bağlantısını kesin.

*Tüm özellikleri çalıştırmak için yeterli güç yok

Aygıtın güç kablosu varsa, kablonun çalışan bir elektrik prizine takılı olduğundan emin olun.

USB aygıtın USB kablosunu bilgisayarınızdaki ya da prize takılı olan başka bir USB aygıttaki USB kapısına takın.

USB aygıt USB hubía bağlıysa, bir ya da daha fazla aygıtın hubíla olan bağlantısını kesmeyi deneyin.

*Sürücü bulunamadı

iMac Sistem Klasörüne bakar ve bağlanan aygıtla ilgili bir sürücü bulamazsa bu iletiyi üretir. Bu iletiyi alıyorsanız, aygıtın sürücüsünü yüklemeyi unutmuş olabilirsiniz ya da Sistem Klasörüínde belirli yer(ler)de bulunması gereken dosya(lar) başka bir yere taşınmış olabilir.

*Bu kısım USB ile ilgili sık sorulan sorulara yanıtlar içerir. İçerikteki başlıca sorular şunlardır:

o USB klavye diğer Macintoshílardaki ADB klavye ile aynı biçimdemi çalışır?

o Eski klavye ya da faremi iMac ile kullanabilir miyim?

o Demek iMac sahip olduğum SCSI, ADB, LocalTalk, ve diğer seri aygıtları desteklemiyor?

o iMacíe Zip sürücü ekleyemez miyim?

o Sahip olduğum kabloları kullanamaz mıyım? USB klavye diğer Macintoshílardaki ADB klavye ile aynı biçimde mi çalışır?

Bir ADB değil USB aygıtı olmasına rağmen o bir klavyedir ve diğer Macintoshílardaki klavyeler ile aynı biçimde çalışır: iMacíinizi açmak ve kapatmak için bir tuşu vardır, klavye kestirmelerini kullanmanızı, PRAMíi sıfırlamanızı sağlar vs.

USB klavye hakkında daha fazla bilgi için bilgisayarınızdaki Mac OS Bilgi Merkeziíne başvurulabilir..

Eski klavye ya da fare iMac ile kullanabilir mi?

Eski Macintosh’lardaki klavye ADB kapısından bağlanır, iMac klavyesi ise USB’dir.

iMac’te USB desteği vardır ve birçok aygıt üreticisi USB aygıtlar üretmeye başlamıştır. Fiyat-basarım karşılaştırması yapıldığında USB aygıtların eski bağlantı yöntemlerini destekleyen aygıtlardan daha iyi olduğu görülebilir.

Seri aygıtlar için Ethernet adaptörleri mevcuttur ve Apple (SCSI adaptörleri hariç) başka adaptörlerin da üretileceğini ummaktadır. Bazı üreticiler ADB için adaptör (ya da dungle) üretecekleri duyurmuşsa da, Apple bunların kullanımını önermez.

iMacíe Zip sürücü ekleyebilir miyiz?

Iomega, iMacíi destekleyeceğini açıklamıştır. Bu USB tabanlı bir Zip sürücü üretecekleri anlamına gelir. Bu aygıt, diğer Zip sürücülere ek olarak, gerektiğinde sökülüp takılma özelliğine de sahip olacaktır.

Daha fazla bilgi için:

"http://www.apple.com/pr/library/1998/jul/8third.html"

-ve-

"http://www.apple.com/imac/usb2.html"

-ve-

"http://www.iomega.com/company/news/usbrel.html"

adresleri ziyaret edilebilir.İlk link, duyurulmuş USB ürünleri ile ilgili bilgi içeren bir sitedir.

İkinci link, yalnızca Zip sürücü değil, diğer USB depolama sürücüleri ile ilgili bilgi ve kısa açıklamalar da veren bir sitedir. Bu sitede şu ürünler ile ilgili bilgi bulabilirsiniz:

* Imation, her biri 120MB veri saklayabilen USB SuperDisk adlı bir ürün açıkladı

* Syquest,

Son link Iomega sitesindeki USB sürücü açıklamasına aittir.

Sahip olduğumuz kabloları kullanamaz mıyız?

USB kabloları eski kablolardan oldukça farklıdır. USB kabloların A tipi ve B tipi bağlantı uçları vardır.

A tipi uç bir ëhost’ a (iMac gibi) ya da bir ëupstreamí hub’a, B tipi uç USB aygıtına bağlanır. Bu kablolar PC ya da Unix sistemlerin kullandıkları ile aynıdır.

iMac: USB SSS (3/4) 30652 29/7/98 14/8/98 Bu yazı USB ile ilgili sık sorulan sorulara yanıtlar içerir. İçerikteki başlıca sorular şunlardır:

o iMac’e ne tür aygıtlar bağlayabilirim?

o iMac’e yazıcı ya da diğer aygıtlar bağlanabilir mi?

o iMac’e USB yazıcı nasıl bağlanır?

o iMac’e ses aygıtları bağlanabilir mi?

iMacíe ne tür aygıtlar bağlayabilirim?

iMacíe bir çok aygıt bağlanabilir.

USB şunlar bağlayabilir:

* Giriş aygıtları

- klavyeler

- fare

- joystickler

- grafik tabletleri

* Depolama aygıtları

- floppy sürücüler

- sabit diskler

- çıkarılabilir depolama aygıtları

* Baskı aygıtları

- ink jet yazıcılar

- laser yazıcılar

* Görüntüleme aygıtları

- Tarayıcılar

- Sayısal kameralar

- Monitörler

* Telefon aygıtları

- modemler

- hoparlörlü modemler

* Bağlantı aygıtları

- hublar

iMac’e USB yazıcı nasıl bağlanır?

Yapılması gerekli ilk adım, yazıcı ile gelen yönergeleri izlemektir. Bağlantı adımları ve yazılım yüklemek gerekip gerekmediği bu yönergelerde belirtilmiştir.

Yazılımı yükledikten sonra (Gerekli ise)

* Yazıcıyı açın

* USB kablosunu iMacíe takın

* Seçiciyi açın ve yeni yazıcınızın simgesini tıklayın.

iMac’e ses aygıtları bağlanabilir mi?

Apple her zaman mükemmel ses düzenini yerleşik olarak sunmuştur. iMac’te de stereo ses giriş ve çıkışı vardır.

Halihazırda USB ses aygıtları için sürücüler mevcut değildir ancak Apple yakın zamanda bu tür sürücülerin ortaya çıkacağı beklentisindedir.

o Bekleyen 3. parti USB aygıtları :

Bazı firmalar USB ürünlerini açıklamışlardır:

Firma USB ürünü

——- ——————-

Advanced Gravis oyun denetleyiciler (joystick vs.)

Technology Ltd.

Alps Electronics, Inc. yazıcılar

Canon U.S.A., Inc. yazıcılar

Connectix Corp. masaüstü video kamera

Eastman Kodak Company sayısal sabit kameralar

Entrega Technologies USB hublar

Epson America, Inc. yazıcılar

Hewlett-Packard Company yazıcılar

Iomega Corp. Zip 100 MB disk sürücü

Imation Corp. SuperDisk 120MB floppy disk sürücü

LaCie hard disk sürücüler ve DVD ROM sürücüler

Momentum Palm Pilot adaptörü

Kernel Productions oyun denetleyici adaptörü

Newer Technology, Inc. floppy disk sürücü and adaptörü

Palm Computing, Inc. Palm Pilot Docking Station

Peracom Networks, Inc. USB hub

Syquest Technology SparQ 1GB çıkarılabilir kartuşlu sabit sürücü

Thrustmaster, Inc. oyun denetleyiciler

Bu aygıtlar ve daha fazlası için:

"http://www.apple.com/pr"

"http://www.macsoftware.apple.com"

"http://www.apple.com/imac/usb1.html"

adreslerini ziyaret edebilirsiniz.

Bekleyen 3. parti USB modemler :

Çeşitli firmalar USB tabanlı modemler açıklamışlardır. (iMac’te K56flex ve V.90 standartlarını destekleyen yerleşik bir modem vardır.)

Not: Yerleşik modemler 56k iletişim yeteneğine sahiptir ancak gerçek iletişim hızı telefon hattının durumuna ve ISS’nın modemlerine de bağlıdır.

iMac: 233 MHz Video RAM Artırımı, 266 ve 333 MHz özellikleri 30709 20/8/98 20/8/98 Bu yazı iMac video RAM’i ve artırımı konusunda teknik bilgi içerir. iMac video için 2MB video RAMíe sahiptir ve bu değer 4MB, 144 pin SO-DIMM kullanılarak 6MBía çıkarılabilir.

DIMM’deki yongalar, 3.3V SGRAM olmalıdır ve hızı 100MHz ya da daha hızlı (10ns ya da daha küçük) olmalıdır.

Video RAM’i 4 ya da 6MBía artırmak, en büyük çözünürlükte görülebilecek en çok renk sayısını

artırır. Geçerli çözünürlükte kullanılmayan video bellek, 3D grafikler kullanıldığı zaman işe yaramaya başlar ve başarımı artırır.

233MHz RevB, 266 ve 333 MHz iMac’lerde VRAM 6 MB olarak gelir ve artırılamaz.

USB Ürünleri

USB çevrebirimlerinin geniş bir yelpazesi artık mevcut: klavyeler, fareler, oyun çubukları ve oyun denetleyicileri, yazıcılar, tarayıcılar, dijital kameralar, video kameralar, hoparlörler, modemler, ağ bağlayıcıları, sabit diskler, sökülebilir depolama aygıtları, parmak izi okuyucuları ve iletişim ağı göbekleri (hub). USBIF, kendi Web sitesinde (www.usb.org) bir ürünler listesi bulunduruyor. İlk aygıtlar genellikle Windows 95 OSR 2.1’le çalışacak sürücüler içerip çoğu zaman karışık sonuçlar doğururken, yeni USB çevrebirimlerinin çoğu yalnızca Windows 98’i destekliyor.

Tüketicilerin dikkat etmesi gereken bir nokta var: Çoklu bağlantı kapıları ile bazı çevrebirimlerinin hem Windows 95 ve Windows 98’i desteklediği iddia ediliyor. Ama bu aygıtların yakından incelendiğinde, USB aracılığıyla yalnızca Windows 98 sistemlerle bağlandığının ve Windows 95 PC’lerde başka bir bağlantı (yazıcı için bir paralel kapı ya da hoparlörler için analog bağlantı gibi) gerektirdiğinin farkında olmalılar.

USB Veri Yolu ve Getirdiği Yenilikler

USB (Universal Serial Bus = Evrensel Veri Yolu) 1995’te ortaya çıkmıştır. USB bağlantı standardı sayesinde farklı tipte konnektörlere, DMA kanal değişikliklerine gerek duyulmayacak, IRQ çakışmaları ortaya çıkmayacak, jumperlara gerek olmayacak; bir tek PC’ye 127 adede kadar cihaz bağlanabilecektir. USB, bilinen birçok PC konnektörünün (Centronics paralel, RS-232 seri, Mini-DIN ve Sub-D (Oyun portları, printer portları, klayve ve mouse konnektörleri, modem ve birçok network adaptörü) vb.) yerini alacaktır. Sonuç olarak USB, ana güç, yüksek hızlı video ve çok yüksek hızlı networkler dışında birçok harici bağlantının yerini alacaktır.

USB veriyolunu kullanan cihazlar direk olarak PC’lere bağlanabilecekleri gibi, USB hubları aracılığı ile de bağlantı kurabilirler. USB, star (yıldız) topolojiyi kullanır (Şekil ). Bu topolojide cihazlar bağlandıkları bilgisayardan veya USB hublarından en fazla 5 m. uzaklıkta olabilir. USB,

İki adet veri transfer hızını desteklemektedir: 1,5 Mbps ve 12 Mbps; bu band genişlikleri PC kamera, monitör, modem, printer, scanner, mouse, joystick, klavye, ses kartları ve ses sistemleri, telefon, network cihazları ve daha birçok cihazın çalışabilmesi için yeterlidir . USB, senkron (eş zamanlı) ve asenkron veri transferini desteklemektedir. Bütün USB cihazlar tek tip konnektör kullanmaktadır.

USB Çevre Birimleri :

Depolama Üniteleri

Imation SuperDisk Imation’ın ürettiği SuperDisk disket sürücü ile hem 1.4 MBílık eski floppyíler, hem de 120 MBílık SuperDisk disketler kullanılabilir. Böylece geriye dönük bir uyumluluk sorunu olmaması amaçlanmıştır. Aynı zamanda son teknoloji gereklerinden birisi olan çıkartılabilir bir depolama ünitesine de sahip olmuş olursunuz.

Iomega USB ZIP Oldukça yaygın olarak kullanılan 100 MB kapasiteli çıkartılabilir Zip kartuşlarını kullanabilen sürücü ünitesinin USB çıkışlı olanıdır.

La Cie USB CD-RW Silinip yazılabilen bir ortam olan CD-RW disklerin kullanıldığı CD-RW sürücüdür. Kaydedilen CDíler standart 24x, 32x ve 36x CD-ROM sürücülerde ve LaCie DVD-RAM sürücülerinde okunabilir. Kayıt yapmak için gerekli olan Toast ve Easy CD Creator uygulamalarıyla birlikte gelir.

la Cie USB portable hard drive La Cie’nin USB çıkışlı ve Mac OS uyumlu 2,4, 6, 10 ve 20 GB kapasiteli sabit disklerden oluşan bir ürün hattı vardır. Bu diskler USB kapısından veri alışverişi yaptıklarından SCSI disklere göre daha yavaş çalışırlar.

Newertech uDrive NewerTech’in USB çıkışlı sadece 1.44MBílık disketleri okuyabilen disket sürücüsüdür.

Syquest SparQ SparQ Syquest’in 1 GB kapasiteli çıkartılabilir kartuş kullanabilen sürücü ünitesidir.

Kamera, okuyucu, kart…

Ariston PC Card Reader and Adapters PC Card’ları okumak için kullanılan okuyucudur. Sayısal fotoğrafçılık, multimedya sunuları, Web yayımcılığı, emlakçılık gibi alanlarda yaygın olarak kullanılan depolama kartlarını okuyabilir.

Ariston iSpeaker Aristoníun 1/8th sound jack çıkışlı stereo hoparlörleridir. Tiyatro (theatre) ayarı ile ses daha zengin ve bilgisayarın karşısında oturan kişiyi çevreleyen bir biçimde duyulur.

Ariston iSee Camera USB çıkışlı iSee renkli sayısal kamerayı (yeterli bant genişliğine sahipseniz) Web üzerinden video konferans yapmak, film kaydetmek, görüntülü e-posta göndermek ya da fotoğraf çekmek için kullanılabilir.

Ariston iView Capture USB çıkışlı iView renkli görüntü yakalama ünitesi ile TV ve videodan hareketli görüntüleri bilgisayara kaydedilebilir. Composite ve S video girişleri olan iView PAL standardını destekler.

Griffin iPort Üzerinde monitör çıkışı ve seri kapı bulunan ve 233 MHz’lik iMacílerin mezzannine yuvasına takılabilen bir karttır. Bu kart iMacíe takıldıktan sonra iMac’in görüntüsü büyük ekrana yansıtılabilir ve StyleWriter gibi eski Apple yazıcılarının iMacíe bağlanması sağlanır. Seri çıkış tüm MIDI aygıtları destekler.

Kodak DC260 Zoom Camera Kodak’ın 1536 x 1024 piksel çözünürlükte, en çok 8î x 10î büyüklükte kaliteli fotoğraf çekebilen sayısal kamerasıdır.

Kodak DC240 Zoom Camera Kodakíın 1280 x 960 piksel çözünürlükte, en çok 5î x 7î büyüklükte kaliteli fotoğraf çekebilen sayısal kamerasıdır.

Kodak DC265 Zoom Camera Kodakíın 1536 x 1024 piksel çözünürlükte, en çok 8î x 10î büyüklükte kaliteli fotoğraf çekebilen sayısal kamerasıdır.

Connectix QuickCam VC USB çıkışlı QuickCam VC renkli sayısal kamerayı (yeterli bant genişliğine sahipseniz) Web üzerinden video konferans yapmak, film kaydetmek, görüntülü e-posta göndermek ya da fotoğraf çekmek için kullanılabilir.

Kablo ve dönüştürücüler :

Ariston USB-Parallel Cable USB çıkışı (Centronix) paralel çıkışa dönüştüren kablodur.

Ariston iSCSI USB çıkışı (Centronix) paralel çıkışa dönüştüren kablodur. Bu kablo ile eski SCSI disklerin USB çıkışlı bilgisayarlara bağlanması mümkün olacaktır. Kablo henüz satışa çıkmamıştır.

EtherTalk to LocalTalk Converter iMac’in Ethernet kapısına bağlanarak sekiz LocalTalk aygıt ile haberleşmesini sağlayan dönüştürücü kitidir.

PowerBook’ları, Newton PDAíleri, Apple LaserWriter Pro, Apple LaserWriter II NTX, Apple LaserWiter IIf, Apple LaserWriter IIg, Apple Personal LaserWriter NTR, Apple ImageWriter II, Hewlett-Packard LaserJet, Hewlett-Packard LaserJet 4M, Hewlett-Packard LaserJet 4ML, Hewlett-Packard DeskWriter, Hewlett-Packard DeskWriter C, Compaq PAGEMARQ 20, QMS-PS 410, Spectra Star ve NewGen Systems Turbo PS serisini destekler.

Epson USB/Parallel Printer Adapter Kit Epsoníun USB-Parallel dönüştürücüsüdür.

Farallon EtherMac iPrint Adapter LT iMac’in Ethernet kapısına bağlanarak sekiz LocalTalk aygıt ile haberleşmesini sağlayan dönüştürücü kitidir. LocalTalk aygıtların bağlantısı RJ-11 türü bağlayıcılar ile yapılabilir.

Farallon EtherMac iPrint Adapter SL iMac’in Ethernet kapısına bağlanarak LocalTalk çıkışı olmayan seri yazıcılar ile haberleşmesini sağlayan dönüştürücü kitidir.

StyleWriter I, II, 1200, 1500, 2200, 2400 ve 2500íü ek yazılım gerektirmeden destekler.

Farallon EtherWave Adapter Eski LocalTalk yazıcınızı, iMac’inizi ve Ethernet çıkışlı bir Macintosh’unuzu EtherWave aracılığı ile bağlayabilir, hem yazıcıdan baskı alabilir, hem de iki Macintosh arasında veri alışverişi yapılabilir.

Griffin iMate USB çıkışı ADB çıkışa dönüştüren kablodur.

Daha önceden kullandığınız fare, klavye, iztopu ve izleme dörtgenini iMac ile kullanmanızı sağlar. USB çıkışlı bilgisayarlarda Quark yazılımının 4.0 sürümünü ADB kilit ile çalıştırmak için kullanılabilir.

HP Printer Cable Kit for iMac HPínin USB-Parallel dönüştürücüsüdür.

Infowave PowerPrint USB USB-Parallel dönüştürücü ile PCíde kullanılan 3. parti yazıcıların Mac’te kullanılmasını sağlayan sürücü dosyalarından oluşan bir pakettir.

uConnect Serial Cable USB çıkışı seri çıkışa dönüştüren kablodur.

Personal Digital Assistantíları (PalmPilot, Palm III, Newton, Psion, Texas Instruments), sayısal kameraları (Kodak, Olympus, Apple, Connectix, Agfa, Casio, Canon, Chinon, Epson, Ricoh, Sony) ve Wacom grafik tabletleri destekler.

uConnect for Printers USB çıkışı seri çıkışa dönüştüren kablodur.

Apple Color Stylewriter serisi, Epson Stylus Color serisi, HP Deskwriter serisi, Costar Labelwriter ve Seiko Smart Label yazıcıları destekler.

Newertech uSCSI USB çıkışı (Centronix) paralel çıkışa dönüştüren kablodur. Bu kablo ile eski SCSI disklerin USB çıkışlı bilgisayarlara bağlanması mümkün olacaktır. Kablo henüz satışa çıkmamıştır.

MicroPrint/2 MicroPrint/2i ve MicroPrint/2 iki, MicroPrint/12 ise oniki LocalTalk aygıtı destekler. MicroBridge TCP/IP ise oniki LocalTalk aygıtın yanısıra World Wide Web, FTP, e-posta gibi TCP/IP servislerini destekler.

Giriş Aygıtları

Ariston Podiki Mouse Ariston’un 2 tuşlu USB faresidir. Aple’ın sagladığı USB farenin yuvarlak olmasından rahatsız olabilecek kullanıcılar için üretilmiştir. Çift tuşludur.

Ariston Ares Ultimate Warrior Joystick Ariston’un oyun oynarken kullanılabilecek joystick’idir.

Ariston USB Mouse 3 button - 800dpi Ariston’un 3 tuşlu USB faresidir.

Ariston Hermes gamepad Ariston’un oyun oynarken kullanılabilecek gamepad’idir.

Hub’lar

Ariston Kendro 4-4 port hub Ariston’un 4 USB aygıt bağlanabilen hub’ıdır. Güç adaptörlü ve adaptörsüz olmak üzere iki farklı modeli bulunur.

Hub’lar zincir şeklinde bağlandığında bilgisayardan en uzaktaki hub kendinden güç kaynağı olmadan USB kapısından temin edilen elektrik akımıyla çalışabilir. (self-powered)

Ariston Kendro 7-7 port hub Ariston’un 7 USB aygıt bağlanabilen hub’ıdır. Güç adaptörlü ve adaptörsüz olmak üzere iki farklı modeli bulunur.

Hub’lar zincir şeklinde bağlandığında bilgisayardan en uzaktaki hub kendinden güç kaynağı olmadan USB kapısından temin edilen elektrik akımıyla çalışabilir. (self-powered)

NewerTech uHub NewerTechíin USB çevre birimi bağlantısı için 7 USB çıkış sağlayan hub’ıdır.

Tarayıcılar

Agfa SnapScan 1212u SnapScan 1212u Agfa’nın USB çıkışlı, tek geçişli tarayıcısıdır. 1200 x 600 dpi çozünürlükte tarama yapabildiği gibi, bu çözünürlük yazılımla 9600 x 9600 dpiía çıkabilir.

Umax Astra 1220U Astra 1220U Umax’ın USB çıkışlı, tek geçişli tarayıcısıdır. 1200 x 600 dpi çozünürlükte tarama yapabildiği gibi, bu çözünürlük yazılımla 9600 x 9600 dpiía çıkabilir.

Yazıcılar

Epson Stylus Color 740 Stylus Color 740 Epson’un USB çıkışlı yazıcısıdır. 144 tane püskürtücü başlığı sayesinde 1,440 x 720 dpi çözünürlükte kaliteli baskı yapılabilmesine olanak tanır. Siyah baskıda dakikada en çok 6, renkli baskıda ise en çok 4.5 sayfa basılabilir. 4î x 6î fotoğraflar 79 sn’de, 8îx 10î olanlar ise yaklaşık 3 dakikada basılabilir. 100 sayfalık kağıt tepsisi vardır.

Epson’un diğer yazıcılarından Stylus Color 440, 645 ve Photo EX modelleri, ayrıca temin edilecek USB-paralel kablo ile iMac’e bağlanabilirler.

Epson Stylus Photo 750 1440 x 720 dpi, 6 renk kartuşu kullanarak basabilen EPSON Stylus Photo 750 yazıcısı Epson’un USB çıkışlı yazıcılarındandır ve fotoğraf kalitesinde çıkış alabilir.

Epson Stylus Color 900 1440 x 720 dpi renkli USB çıkışlı mürekkep püskürtmeli yazıcıdır.

Epson Stylus Photo 1200 6 renk kartuş kullanarak A3+ büyüklüğünde fotoğraf kalitesinde baskı yapabilen yazıcıdır.

HP Deskjet 895Cxi/895Cse HP’nin dakikada 3.5 sayfa renkli, 5 sayfa siyah/beyaz basabilen USB kapılı mürekkep püskürtmeli USB kapılı yazıcısıdır.

HP Deskjet 880C/882C HP’nin dakikada 5 sayfa renkli, 8 sayfa siyah/beyaz basabilen USB kapılı mürekkep püskürtmeli yazıcısıdır.

USB İLE İLETİŞİM :

İster analog modem, ister ISDN hatta ADSL olsun: USB saniyede şu an için maksimum 12 Megabit’le yaygın tüm komünikasyon aygıtları için yeterince rezerve sahiptir. Ancak bununla da kalmıyor: Aygıtların USB arabirimi üzerinden güçle beslenmeleri mümkün. Böylece bu aygıt sınıfları için olmazsa olmaz harici güç adaptörlerine de gerek kalmıyor. Bu da ürünün fiyatını düşüren olumlu bir etken, ayrıca çalışma masanızda bir fazlalıktan kurtuluyorsunuz. Tek problem şu: Çoğunlukla sadece SelfPowered Hubs denilen kendi güç kaynağına sahip dağıtıcılar aygıtları güç ile besleyebiliyor. High Power aygıtların Bus Powered Hub’lara bağlanması gerçi USB spesifikasyonuna göre veri yoluna aşırı yüklenme söz konusu olduğunda aygıtların zorunlu olarak devre dışı bırakılmalarına neden oluyor (aygıtlar bu sırada hasar görmüyor), ancak pürüzsüz bir kullanımdan bahsetmek mümkün değil.

Genel olarak şu geçerli: Bir USB aygıtı 500 mA’den fazla güç çekmemeli. Self Powered bir Hub yuva başına 500 mA güç sağlayabilmeli. Bus Powered bir Hub’da yuva başına en az 100 mA güce ihtiyaç vardır. Bu yüzden birçok Bus Powered Hub’ı iç içe kullanmak mümkün değildir. Bir çok Hub kullanılacaksa bunlar aktif olarak beslenmelidir. Hatta özel kablolarla USB arabirimi üzerinden iki bilgisayar seri veya alternatif bağlantılar paralel arabirimi işgal etmeye gerek kalmadan -Nullmodem bağlantısı gibi- Peer to Peer bağlantı kurmak mümkün. Böylece mini ağ sürekli kullanıma hazırdır ve diğer iki bağlantıdan da vazgeçmek zorunda değilsiniz.

USB DESTEĞİ VE YENİ ÜRÜNLER

USB’ın kullanım alanı oldukça geniş. Büyük ve önemli avantajları ile USB diğer arabirimlere karşı sıkı bir alternatif durumunda.

İki yıldan uzun bir süredir pazardaki PC’lerin, Notebook’ların ve anakartların üzerinde USB arabirimi mevcut. Bugüne kadar bu yeni arabirim eksik çevrebirimler ve yetersiz işletim sistemi

desteği yüzünden pek az kullanıldı. Windows 98’in yaygınlaşması ile beraber USB büyük bir ivmeyle gelişti.

Tam USB desteğine sahip bir işletim sisteminin çoğu PC’lerde yerini almasıyla beraber, çevrebirim aygıtı üreticileri de yeri arabirimi kullanan aygıtlarını pazara sürmeye başladılar.

Günümüzde ise o kadar çok aygıt türünde o kadar çok USB ürünü mevcut ki, bunları sıralamak mümkün değil. Bununla birlikte her aygıt türü yeni arabirimi kullanmak için aynı derecede uygun değil.

USB ARABİRİMLİ MONİTÖRLERİN AVANTAJLARI

USB monitörünü sadece USB arabirim üzerinden çalıştırmak mümkün değil, her zaman olduğu gibi ekran kartına VGA kablo ile bağlantının olması şart. Ancak ek USB bağlantısının avantajı monitör menüsüne doğrudan desktop üzerinden kolayca ulaşabilmeniz ve monitör ayarlarını buradan yapabilmeniz.

USB monitörleri aynı zamanda çoğunlukla Self Powered Hub’lardır. İşte bu noktada da en büyük avantajları ortaya çıkar: Klavye, fare, oyun denetleyicisi, modem gibi diğer USB aygıtlarını monitöre bağlayabilir, PC kasasının arkasındaki USB Port’a kabloları yetiştirme problemi ile uğraşmak zorunda kalmazsınız.

UNIVERSAL SERIAL BUS TEKNOLOJİSİNDE YENİ OLAN NE?

USB, paralel ve seri birimin aksine “Hot Plugging” özelliğine sahip. Yani işletim sistemi çalışırken sistemi yeniden başlatmaya gerek kalmadan aygıtları istediğiniz gibi takıp sökebilirsiniz. USB doğal olarak Plug&Play uyumlu. Takılı aygıtlar uygulamalar çalışırken de otomatik olarak tanınır ve sisteme eklenir, kişisel olarak bunları konfigüre etmeniz gerekmez. Veriyoluna entegre edilmiş güç besleme si ile modem, internet kamera gibi çoğu uç aygıt harici güç beslemesine ihtiyaç duymaz. Hub’a ve bağlı aygıt sayısına bağlı olarak aygıt başına 100 ile 500 mA verilebilir.

EVRENSEL SERİ YOLU TEKNOJOJİSİNİN SINIRLARI

USB’nin avantajları bir yana, tüm uygulamalar için uygun olmaması gibi bir dezavantajı var. Kısıtlayıcı faktör veri transfer hızı. Harici CD Recerder’da ancak 4x hızına kadar çıkabiliyor, daha yüksek hızlarda Recorder için gerekli veri akımı USB veriyolu sürekli ve sabit olarak sağlayamıyor.

Harici bir sabit disk sadece yedekleme ve iki bilgisayar arasındaki veri transferi için kullanılabilir, zira çok eski sabit diskler bile saniyede 12 Mbit’ten daha yüksek bir hıza çıkabiliyor.

Elektrik Motorları

Salı, 06 Kasım 2007

Elektronik belki de en çok endüstride kullanılmaktadır. Bu yüzden endüstriyel elektronik adı altında bire elektronik dalı oluşmuştur. Endüstriyel elektronik devreleri; endüstride insan kontrolünden daha hassas ve hızlı denetim gerektiren, insan için tehlikeli olabilecek yerleri kontrol eden ve bazı işlevler yapılması gereken yerlerde sıkça kullanılırlar. Bu örnekleri çoğaltmak mümkündür. Endüstriyel elektronik devrelerine örnek verecek olursak; motor kontrol devreleri, ısı kontrol devreleri, ışık kontrol devreleri gibi genel adıyla kontrol devreleri, inverterler, konverterler (dönüştürücüler), sanayide kullanılan robotların elektronik bölümleri, ölçü aletleri… Kısacası aklımıza gelebilecek birçok elektronik devre bir yönüyle endüstriyel elektronik alanına girebilecek durumdadır.

Bir endüstriyel elektronik devresi ele alalım. Bu çok basit bir devreden çok karmaşık bir devreye kadar birçok devre olabilir. Burada olayın izahının kolaylığı açısından basit bir devre ele alacağım. Kontrol devreleri bir sistemi kontrol etmeye yarar. O sistem kompleks bir yapıya sahip olabileceği gibi (birçok çıktısı ve girdisi olan bir sistem), basit bir eleman da olabilir (bir ampul, bir elektrik motoru…) Genel olarak kontrol iki şekilde kontrol işlemini yapar.

• 1- Sistemin çıktılarına göre girdilerini kontrol eder. (Kapalı çevrim kontrol sistemi) Örnek: Bir buhar kazanı…

• 2- Sistemin çıktılarına bakmadan girdilerini kontrol eder (Açık çevrim kontrol sistemi)

Kapalı çevrim kontrol sisteminde, kontrol edilecek sistemin çıkışlarından örnekler alınır, bu örnekler bir referans bilgi ile kıyaslanır ve giriş bilgisi buna göre değiştirilir veya aynı kalır.

Açık çevrim kontrol sisteminde ise giriş çıkıştan bağımsız olarak değiştirilir. Bu sistem çıkış bilgisinin önemsiz olduğu veya çıkış bilgisinin örneğini almanın zor olduğu durumlarda uygulanır. Mesela fırınlarda bir kekin pişip pişmediğini algılayacak bir sensör henüz bulunamamıştır. Her kontrol sisteminde mutlaka en az bir tane kontrol elamanı kullanılır. Bu eleman kontrol edilecek sisteme göre değişir. Bir su akışı kontrol edilecekse su valfi, hava akışı kontrol edilecekse hava valfi, elektrik makinesi kontrol edilecekse elektronik elemanlar kullanılır. Elektronik elemanlar genelde; düşük güçler için transistor, yüksek güçler için tristör, triyak, yüksek frekanslar için fet, mosfet ve bunların türevleri olan gto vs. dir. Bu bölümde triyak ile kontrol edilen bir ampul devresini inceleyeceğiz. Bu devreye piyasada kısaca dimmer denilmektedir. Ama daha önce devrenin çalışma prensibine bir bakmak gerekir.

• Dimmerin çalışma prensibi:

Dimmer bir elektrik ampulünun akımını belli zamanlarda kesip belli zamanlarda vermek suretiyle o ampulde harcana gücü kontrol eder. Böylece ampulün parlaklığını istediğimiz gibi ayarlayabiliriz. Bu kontrolü triyak sayesinde yaparız. Triyak belli zamanlarda aktif belli zamanlarda pasif yapılır. Bu zaman aralıkları değiştirilerek ampulde harcana güç kontrol altında tutulabilir. İleride verilecek örnek devrede bu işlemin nasıl yapıldığı açıklanacaktır.

MOTOR KONTROL DEVRELERİ

AC ve DC’de çalışan motorların elektronik hız kontrolü büyük avantajlar sağlar. Örneğin; elektrikli matkabın devir sayısının kontrolü ile çeşitli ortamlardaki çeşitli malzemeler çok rahat delinebilir. Transformatör sargı tezgahında çalışan motorun da devir sayısı bu çeşit devrelerle kontrol edilmektedir.

• 12 Volt ve 24 Volt’ta Çalışan DC Motorların Kontrolü:

DC akımla çalışan model trenler için geliştirilmiştir. Fakat başka DC motorlarda çalıştırılabilir. Örneğin, modelcilerin çok kullandığı 12 volt DC gerilim ile çalışan motorlarla küçük bir sargı sarma tezgahı yapılabilir. Burada motor hızını kontrol eden P1 ayarlayıcısına bir pedal ile kumanda edilir. Küçük devirlerde motorun dönme momenti sabit kalmadığından devre güvenle kullanılabilir. Bu devre ile 12volt DC motor çalıştırılacaksa besleme uçlarına 12 volt AC gerilim uygulanmalıdır. şekil -1 ‘deki devre model tren regülatörü olarak kullanılacaksa besleme uçlarına 24 V AC gerilim uygulanmalıdır. Pals jeneratörü için gerekli DC besleme gerilimi , D2 diyodu ile , besleme geriliminden elde edilir. Yarım dalga doğrultma nedeniyle pals jeneratörü sadece pozitif alternanslarda gerilim alır. Bu nedenle negatif alternanslarda tetikleme palsları üretilmez.D2 diyodunun nabazanlı DC gerilimi D1 zeneri ile sınırlandırılır. Bununla pratik olarak puls jeneratörünün sabit ve kararlı bir besleme alması sağlanmış olur. Aksi takdirde gerilim değişmelerinde jeneratörün pals frekansı ve bununla da tetikleme açısıyla regülatörün çıkış gerilimi değişirdi. P1 potuyla pals frekansı bağımsız olarak ayarlanabilir. P2 trimpotu minimum devir sayısının belirlenmesini sağlar. Potansiyometrenin her konumuna belirli bir devir sayısı karşılık gelmektedir. Bilindiği gibi pals frekansı, UJT’nin B1 ve B2 bağlantısı arasındaki gerilim değiştirildiğinde azalıp çoğalır. Bunun için motor uçlarındaki gerilim, bir gerilim bölücü üzerinden B1’e geri beslenir. Artan yükte motor devri düşmeye başlar. Motorun, tristör yalıtkan iken verdiği gerilim azalır. Böylece B1 pozitif gerilim azalır. Pals jeneratörünün çalışma frekansı artar. Tristörün ateşleme zamanı ileri alınır. Yani tristör pozitif alternansın daha büyük bir kısmında iletken olur. Motora daha fazla güç aktarılır. Yük azaldığında ise çalışma öncekinin tersi şeklinde gerçekleşir. Motor uçlarındaki gerilimin dolayısıyla B1 geriliminin artması, pals jeneratörünün çalışma frekansını azaltır. Tristör daha geç tetiklenir. Neticede regülatör, ayarlanan devir sayısına yaklaşık olarak sabit tutmayı başarır.

• 42 Volt’luk Şönt Sargılı Motorun Hız Kontrolu:

Devreye 6 amperlik şönt sargılı doğru akım motorları takılabilir. Çünkü tristörün anma akımı 6 amperdir. Kullanılan motorun anma gerilimi 31 V olduğu için devrenin besleme gerilimi 42 V AC seçilmiştir. Ancak hiçbir değişiklik yapılmadan devreye 24 V’luk motorlarda bağlanabilir. Kutup sargısı için gerekli DC gerilim bir köprü diyot ile besleme geriliminden sağlanabilir. J-K uçlarına bağlanan bu devre şekilde gösterilmiştir. Regülasyon endüvi gerilimine göre yapılmaktadır. Regüle ayarı ile bu gerilim 2-32 V arası ayarlanabilir. Ancak bu gerilim değerleri arasındaki yük değişmelerinin regüle edilmesi mümkündür. Bu sınır dışında motor devir sayısı yük değişmelerinden çok etkilenir.2 volttan düşük gerilimlerde endüvi kayıplarından dolayı gerilimin büyük bir kısmı kaybolur. 32 volttan yüksek gerilimlerde ise regüle işlemi için gerekli olan regüle payı kalmaz ve besleme gerilim artmadıkça regülatör çıkış gerilimi 0 olur.

devrede tristör diğer devrelerden farklı bir şekilde bağlanmıştır. Bu durumda da tristör anoduna pozitif gelince tetiklenecektir. Tristörün anodu motorun endüvi uçlarına bağlıdır. Motorun diğer ucu ise şasededir. Şasenin (+) olmasının nedeni, regülatör ve tetikleme devrelerinin negatif çıkış verecek şekilde planlanmış olmalarıdır.

osi ltör kısmı D1 üzerinden besleme geriliminin (-) alternanslarını alır. Pozitif alternanslarda çalışmaz. Tristörün yalıtımda olduğu alternansta tetikleme devresi de durur. Böylece tetikleme palsı üretilmez. D3 zeneri , gelen negatif alternansların tepelerini zener gerilimi seviyesinde keser. Böylece hem transistörler kararlı bir gerilim alır, hem de referans gerilimi , besleme gerilimi değişmelerinden etkilenmez. Referans gerilimin elde edildiği R8, P1 ve R9 gerilim bölücü dirençleri uçlarında saf DC gerilim elde etmek için bu devre uçlarını C2 bağlanmıştır. C2 şarjının regülatör kısmına boşalmasını engellemek için D2 konmuştur. Referans üreteci R8,R9 ve P1’den meydana gelir. R8 ile gerilimin üst sınırı , R9 ile alt sınırı ayarlanır. P1 ile bu ayarlanan sınırlar arasında gerilim ayarı yapılabilir. P1’in orta uç gerilimi R7 üzerinden T1’e gider. Bu transistör bir sabit akım kaynağı olarak C4’ü şarj eder. Böylece UJT osilatör çalışır. Tristöre ateşleme trafosu üzerinden palsler göndermeye başlar. P1 potu ile orta uç gerilimi artırılırsa T1’in kollektör akımı artarak C4’ü daha çabuk şarj eder. Böylece UJT, tristöre birim zamanda daha çok pals gönderir. Bu da tristörün ortalama akımını arttırır.

devre ilk çalıştırıldığında motorun devri yavaş ,yavaş artarken uçlardaki gerilim minimumdan maksimuma doğru yükselir. Bu gerilim R3 ve R4 üzerinden T1’1in emiterine geri beslemektedir. Bu nedenle motor ilk çalışmaya başladığında motorun ters gerilimii düşük olduğundan T1’in emiterinde az bir negatiflik vardır. Fakat motor devri arttıkça ters gerilimde artar. T1’in emiterine gittikçe artan bir negatiflik uygulanır. Bunun sonucu T1’in kollektör akımı dolayısıyla UJT’nin pals sayısı azalır. Sonunda devre dengeye ulaşır. Yani P ile ayarlanmış devir sayısına ulaşılmıştır. Motorun her devir sayısı bu dengeyi bozar ve devre eski konumuna ulaşıncaya kadar UJT’ye daha az pals üretir. Çünkü motorun devir değişimi T1’in kollektör akımını değiştirmiştir. Motorların Hız Kontrolü kontrol devresi 220 V AC’de çalışır. Devrenin çalışma prensibi şekil-2’de verilen devrenin aynısıdır. Devre 0.5 amperlik endüvi akımına sahip bir motorla denendi. Fakat kullanılan tristör 1 amperlik motorları da çalıştırabilir. Bu tristörün ters tepe gerilimi 400 V’tur. Pozitif alternansta motorun ters indükleme gerilim, şebeke geriliminin maksimum gerilimine ilave olduğundan tristörün doyum gerilimi yeterli değildir. Bunun için tristöre D4 seri bağlanarak sadece negatif alternansların tristöre ulaşması sağlanır. Yalnız seçilen diyotun gerilim ve akım değerleri (600 V , 1 A) yeterince yüksek olmalıdır. Eğer daha yüksek gerilimli tristör kullanılırsa D4 takılmayabilir. R1’in değeri 5K/10W olarak seçilmiştir.D1 diyotunun da çalışma gerilimi de yüksek olmalıdır. R3’ün değeri ve gücüde yükseltilmiştir. (50K/1W) Regülenin geri besleme hattına C5 konmuştur. C5 motorun kollektör parazitlerinin regülatörü etkilemesini engeller regüle alanı1:30’dur.6-180 voltluk çıkış gerilimleri için geçerlidir.

Motor kontrol devre uygulaması günlük hayatta karşılaştığımız bir uygulama olan bir otomobil cam silecek motor kontrol devresini inceleyelim. Otomobil sileceklerinin ideal de yağmur şiddetine göre yavaş ve hızlı çalışması istenmektedir. Hatta bu sileceklerin hızının ayarlanma olanağının bulunması, kullanımı kolaylığının yanı sıra arzu edilen büyük bir özelliktir. Devre silecek motoru çalışma düzeni bilinen ve motor üzerindeki sıfırlayıcı kontakları çalışan tüm otomobillerde oldukça yüksek performansla çalışır.

devrede silecek motoruna 12 v DC gerilimi 2N4442 ‘nin tetiklenmesiyle uygulamış oluruz. RV1 ve RV2 trimpotları C1 kapasitörünün şarj zamanını değiştirdiğinden sileceklerin hareket etmesi için geçen dead-time süresini tespit etmek için kullanılır. Yani birinci silmeden sonra ki bekleme süresini ayarlamak içindir. 2N4442 ‘nin tetiklenmesini 2N6027 sağlamaktadır. 2N6027 bir UJT transistörüdür ve S1 anahtarının kapatılması ile ilk anda C1 kapasitörünün minimum şarj gerilimi yüzünden stand off durumundadır. C1 kapasitörü şarj olduğundan 2N6027 ‘nin anodu katotuna nazaran daha pozitif olacak ve stand off durumundan iletime geçerek C1 kapasitörünün küçük değerli R3 ve R4 üzerinden deşarj olmasını sağlayacaktır. Bu anda 2N4442 iletime sokulacaktır. Burada ise otomobilin silecek motor devresindeki kontakların durumu önem kazanmaktadır. Silecek kolunun konumu ve ilkesini bilmek çok önemlidir. Şimdi bunu anlatmak ve hata yapma olasılığını azaltmak gereklidir. Silecek kolu ilk anda sıfır konumundadır ve motor çalışmamaktadır. Yağmur yağmaya başlayınca silecek kolu bir konumuna alınır. Silecek kolunda bulunan kontaklardan ( b) ve(c) noktaları kısa devre olur ve 12V bu kapalı kontaklar üzerinden motora uygulanır ve silecekler harekete başlar ve silecek kolu konum değiştirmediği sürece cam üzerinde silme işlemine devam eder.

Yağmur şiddetini arttırdığı zaman b ve c kontak kolu -2- konumuna alınmak suretiyle kısa devre olur ve silecek motorundaki L1 sargısı devre dışı bırakılarak sileceklerin hızı arttırılır. Yağmur hızı azaldığı zaman kol sıfır konumuna getirilir. Bu anda silecekler yerinde olmayabilir işte bu durumda motor üzerinde bulunan sıfırlayıcı kontaklar devreye girer . sıfırlayıcı kontak sadece silecekler yerine döndüğünde açık devre olur. Motor bobine giden 12V açık devre olduğunda silecekler çalışmaz. Zaman devresi sadece sıfır konumunda çalıştırılacak şekilde tasarlanmış ve bağlanmıştır. S1 anahtarı off konumunda iken silecekler çalışmamaktadır. S1 anahtarının on konumuna alınması ile çalışma başlar. 2N4442 iletime sokulur. 12V D1 ve 2N4442 ‘nin anot ve katotu üzerinden silecek motoruna uygulanır ve silecekler hareket eder. Sıfırlayıcı kontaklar kısa devre olarak D2 üzerinden bobinin 12V irtibatlanmasını sağlar. Aynı zaman da bu 12V 2N4442 ‘nin katotuna da uygulanmış olur. Devre bu şekilde çalışmasına devam eder. Endüstride kontrol genelde anahtarlama yöntemi ile yapılmaktadır. Bunun sebebi (genelde fazla güç harcayan devreler kontrol edildiğinden) güç kaybının önüne geçilmek istenmesidir. Bir transistörü anahtar olarak kullanırsak transistörün iki durumda çalışması söz konusu olacaktır. Transistörün kesim ve doyum bölgesi. Transistörü aktif bölgede kullanmayız. Çünkü transistör aktif bölgede güç harcamaktadır. Ancak pasif ve doyumda harcadığı güç minimum dur. Bu durumları inceleyelim.

• Pasif bölge:

Bu durumda transistör üzerinde maksimum gerilim bulunurken sadece sızıntı akımı akar. Sızıntı akımını ihmal edersek;

• P = Vec * Iec = Vmax* Is (Is = 0) P = 0

• Doyum bölgesi:

Bu durumda transistör üzerinde minimum gerilim bulunurken (saturasyon gerilimi) maksimum akım akar. Saturasyon gerilimini ihmal edersek;

• P = Vsat * Iec = Vsat * Imax (Vsat = 0) P = 0

• Aktif bölge:

Bu durumda ise transistör üzerinde hem belli bir gerilim , hem de belli bir akım mevcuttur. Harcanan güç ise;

• P = Vce * Ice kadardır.

Alçak güçlü devrelerde bu değer fazla önemsenmeyebilir. Ancak yüksek güçte bir devre kontrol edilecekse transistörde harcanan güç KW lar mertebesine kadar çıkar. Bu ise büyük bir problemdir. Anahtarlama yönteminde bile harcanan güç bizi rahatsız eder. İhmal ettiğimiz değerlerin yanı sıra elemanın bölge değiştirme sırasındaki harcadığı zamanda güç kaybı olur. (kesimden doyuma - doyumdan kesime).

STATİK ARIZA GİDERME/BAKIM YÖNTEMLERİ

Voltmetre kullanarak yaptığınız AC/DC ölçmeleri ,akım kaynağı kesildikten sonra ohm metre ile direnç ve bobinlerin sağlamlığı , kondansatörlerin kısa devre olup olmadığı tespit etmek statik ölçme yöntemlerindendir. Özellikle ohm metre ile yapılan R ve C ölçümlerinde sağlamlığı saptanacak parçaların bir uçları açığa çıkarılarak kontrol edilmelidir. Transistörlerde ise an az iki bacağı çıkarmalısınız. R ,C ve Transistör ölçerken ohm metrenin canlı uçlarını iki elimizle tutup , kendi dirençimizi ölçülecek dirence paralel olarak sokmamak gereklidir. aksi halde yüksek direnç değerlerinde yanlış ölçme yapabiliriz.

Gerilim ölçmelerinde voltmetrelerin doğru değer göstermesi için kullanılan voltmetrenin volt başına düşen direnç miktarı minumum 20000 ohm/V olmalıdır. Bir avometre ile ölçüm yaparken komütatörü ölçülecek değerinin bir üst sınırında tutmak gerekir. Alıcı sinyal girişine sinyal uygulandıktan sonra yapılan ölçme türüne de;

• DİNAMİK ARIZA BULMA YÖNTEMLERİ

Bu yöntemde iki yolla yapılabilir.

• Sinyal Enjeksiyon

• Sinyal transfer ,ile yapılan ölçme yöntemi

Sinyal enjeksiyon yönteminde ;ilkin transistörlü bir multi vibratör çıkışından elde edilen kare dalgaya yakın bir sinyal ;alıcının çeşitli sinyal giriş yerlerine uygulanarak katlarda sinyal geçirmeyen yerler bulunur.Sinyal izleme yöntemindeyse alıcının anten girişine bir R.F. sinyal genaratöründen modüleli bir sinyal uygulanır. Sinyal traser lambalı veya transistörlü ses frekans amplifikatörü olup bu amplifikatör girişinde ise kristal diyod yardımiyle yapılmış bir dedektör bulunmaktadır. Sinyal traser yardımıyla mikser çıkışından başlamak suretiyle hoperlöre kadar sinyalin gelip gelmediği kontrol edilir. Kullanılan m.vibratörün frekansı 1.5 KHz kadar olmalı, krokodil bağlanan uç alıcının şasesine tutturulmalıdır

TRANSİSTÖRLÜ RADYO ARIZALARI:

Bir süperheterodoin radyo alıcısının arıza yapma oranının azaltmak için aşağıdaki belirtmeye çalıştığımız şartlara dikkat edilmesi gereklidir.

• 1. Alıcının şasesi (plaketin bulunduğu bölüm), kasasından kolaylıkla sökülüp takılabilmeli…

• 2. Bozulan direnç, kondansatör, transistör ve trafonun şase üzerinde daha önceden belli bir plan dahilinde yerleştirilmiş olması gereklidir.

• 3. Alıcıda kullanılan direnç ve kondansatörlerin toleransları %4-5 civarında olmalı, özellikle transistör elemanları arasındaki sızıntı dirençleri çok büyük olmalıdır.

• 4. Gerek radyonun montajı yapılırken, gerekse onarım esnasında 100 Watt’lık havya kullanılmamalıdır. BU güce sahip bir havya devre üzerindeki bakır plaketini bozulup iş görmemesine sebep olabilir. bakır yollar yanarak sızıntı dirençleri doğurabilirler. (Bu öneri sadece radyo tamiri için değil bütün elektronik devrelerin tamiri için bir tavsiyedir )

• 5. Gerçekte bir tamir esnasında en önemli husus tamir edilecek devrenin şemasının olması gerekliliğidir.

.1-SÜPERHETERODİN ALMAÇLAR VE TELEVİZYON DİZGELERİ

• 1.1-Frekans Bölmeli Çoklama

İletişimde, bilgi işareti bir noktadan diğer bir noktaya bir iletim ortamı kullanılarak gönderilir. Bu iletim ortamı, telefon haberleşmesindeki gibi bir iletim hattı (kablo) olacağı gibi, radyo yada televizyon haberleşmesindeki gibi uzay da olabilir.Gönderilecek olan işaretin bant genişliği çoğunlukla iletim ortamının bant genişliğinin çok küçük bir bölümünü oluşturur.Bu nedenle iletişim ortamından tek bir işaretin gönderilmesi büyük bir savurganlık olur.

Özellikle uzay gibi tek olan bir ortamının tek bir kullanıcı tarafından kullanılması düşünülemez.Ancak, aynı frekans bantını kapsayan birden çok işaretin birbirlerine eklenerek tek bir iletim ortamından gönderilmesi olası değildir.Çünkü bu işaretlerin almaç tarafından birbirlerinden ayrılması olanaksızdır.

Bu sorun şöyle çözülebilir : Birbirleriyle aynı frekans bantını kapsayan işaretlerin frekans yörüngeleri birbirlerine göre aynı frekans bantlarına kaydırılırlar.Böylece birbirleriyle çakışmayan frekans bantlarını kapsayan işaretler elde edilmiş olur.Bu işaretler zaman bölgesinde toplanarak tek bir iletim ortamı üzerinden gönderilirler.Ayrı frekans bantlarını kapsayan bu işaretler alıcı uçta süzgeçler kullanılarak birbirlerinden ayrılırlar.Daha sonra birbirlerinden ayrılmış olan bu işaretlerin frekans görüngelerin ilk kapladıkları frekans bantına kaydırılır.Bu biçimde birden çok işaret tek bir iletim ortamı kullanılarak gönderilir ve alıcı tarafta ayrı ayrı elde edilebilir.Değişik işaretlerin değişik frekans aralıklarını kullanması ilkesi Frekans Bölmeli Çoklama olarak adlandırılır.Frekans Bölmeli Çoklama kullanılırken işaretler zaman bölgesinde birbirleriyle karışmış durumdadır.Ancak her biri başka frekans bantını kapsadığı için frekans bölgesinde kendi özdeşliklerini korurlar ve istenince uygun süzgeçler kullanılarak birbirlerinden ayrılırlar.

Frekans bölmeli çoklama elde edebilmek için işaretlerin ayrı frekans bantlarına kaydırılmaları işaretlerin frekansları ayrı sinüsoidaller ile çarpışması ( ve gerekirse uygun süzgeçlerden geçirilmesi ) ile sağlanır .Bu ise işaretin çift yan bant genlik modulasyonuna uygulanmasından başka bi rşey değildir .İşaretler almaçta birbirlerinden ayrıldıktan sonra, ilk frekans bantlarına geri kaydırılması işide Çyb modüle edilmiş işaretin demodülasyonu demektir. Bu tür frekans kaydırmalarda işaretin frekans görüngesi değişmez,yalnızca yeri değişir Frekans kaydırma işlemi başka biçimde de yapılabilir. Örneğin,bilgi işaretiyle bir sinüsoidalin frekansını modüle ederek de işaretin görüngesi taşıyıcı frekansı Wo etrafındaki frekans bantına taşınır. Bu taşıma sırasında işaret bir dönüşüme uğrar,frekans görüngesini biçimi ve bant genişliği değişir. Bu işlem frekans modülasyonundan başka bir şey değildir. Frekansı kaydırılmış ve dönüştürülmüş işaretin yeniden ilk bantına kaydırılması ve eski biçimine dönüştürülmesi ise bu FM işaretinin demodülasyonudur.

Frekans bölmeli çoklama için gereken frekans kaydırma işlemi modülasyon işlemi yoluyla sağlanmış olur. Modülasyon işlemini gerekli kılan önemli nedenlerden biri frekans bölmeli çoklama yapabilmektir. Modülasyonu gerektiren diğer önemli bir neden de işaretin iletim ortamında iletimine uygun bir biçimde sokulmasıdır. Böylece ,modülasyon işlemi yoluyla hem frekans bölmeli çoklama hem de işaretin iletime uygun biçime sokulması gerçekleştirilmiş olur.

Frekans bölmeli çoklama konusuyla ilgili bir örnek verecek olursak ; Bir iletim ortamı (örneğin uzay) kullanarak, aynı anda n tane, her biri Wm rad/sn’ye bant sınırlı, işaret göndermek istediğimiz,modülasyon türü olarak (ÇYB yada normal) Genlik Modülasyonu kullanıldığını varsayalım. Aynı örnek diğer modülasyon türleri kullanılarak da incelenebilir. Bu n işaretin taşıyıcı frekansları W1,W2,….,Wn olan n tane sinüsoidalin genliğini modüle edilmiş her bant genişliği 2Wm olan ve merkezi W1 (yada W2, yada W3 ,….,yada Wn ) olan bir bantını kapsar. Buna göre,değişik frekans görüngelerinin birbirleriyle çakışmaması için taşıyıcı frekansları W1 ,W2 ,….,Wn’nin birbirlerinden enaz 2Wm rad/sn uzakta olması gerekir.

Bu işaretler frekans bölmeli çoklanarak tek bir göndermeç tarafından iletim ortamına verilebileceği gibi, başka göndermeçler tarafından iletim ortamına verilebileceği gibi, başka göndermeçler tarafından iletim ortamına verilmişde olabilir. Her iki durumda da iletim ortamındaki işaret aynıdır.İletim ortamındaki n işaretin tümünde tek bir almaç tarafından alınabileceği gibi her biri ayrı birer alıcı tarafından alınabilir.

işaretlerin tümünün tek bir verici tarafından gönderildiği ve tek bir almaç tarafından alındığı durum gösterilmiştir.

Her işaret göndermeçte modüle edilerek istenilen frekansa kaydırılır.Çakışmayan frekans bantlarını kapsayan modüle edilmiş işaretlerin toplamı iletim ortamına verilir.Almaçta ise belli bir işareti almak için o işaretin frekansına merkezlenmiş bir bant geçiren süzgeç konur. Bant geçiren süzgeç çıkışında yalnızca işaret vardır.Bu işaretten,demodülasyon yolu ile ,ilk bilgi işareti elde edilir.

Gerçekte uzayın bir iletim ortamı olarak kullanımı bir frekans bölmeli çoklama uygulamasından başka bir şey değildir.Tüm elektromanyetik yörünge 1 ile 100 Khz’den 100Ghz’e kadar, çok değişik iletim türleri için aynı anda kullanılmaktadır.Her kullanıcı istediği işaretin bulunduğu frekans bantına geçiren ve diğer tüm işaretleri söndüren bir bant geçiren süzgeç ile istediği işareti demodüle edebilecek bir almaç kullanılır.Bu işlem sırasında almaçlar birbirlerinden etkilenmezler.Burada önemli olan işaretlerin frekans frekans görüngelerinin çakışmamasıdır.Görüngelerin çakışmaması, uluslar arası iletişim kuruluşları tarafından değişik amaçlar için öngörülen frekans dilimlerinin kullanılması ile sağlanır. Örneğin,160 Khz - 250 Khz uzun dalga GM yayınına, 550 Khz - 1600 Khz orta dalga GM yayınına ve 6 Mhz - 26 Mhz bantı içinde bir takım frekans dilimleri kısa dalga GM yayınına ayrılmıştır.88 Mhz ile 108 Mhz arası FM (yada çok kısa dalga) yayımına ayrılmıştır ve bu bantta her radyo istasyonuna 200 Khz’lik bir bant verilmektedir.

__________________

Sayıcılar

Salı, 06 Kasım 2007

SAYICILAR

Giriş darbelerine bağlı olarak, belirli bir durum dizisini tekrarlayan lojik devrelere sayıcı denir. Dijital elektronikte sayıcıların önemi çok büyüktür. Genel olarak sayıcı, flip - floplarin ardı ardına uygun şekilde bağlanmalarıyla elde edilir.Sayıcılar dijital ölçü, kumanda ve kontrol tesislerinin en önemli elemanlarından biridir. Örneğin; bilgisayarlarda iç programın sıralanmasını kontrol etmek için, zamanı temsil etmek üzere, saat darbeleri (clock pulses) sürekli olarak sayıcılarla sayılır. Sayıcıları aşağıdaki esaslara göre sınıflandırmak ve adlandırmak mümkündür.

1- Saat darbelerinin (tetikleme işaretinin) farklı zamanlı - Senkron -(Asynchronous) ve es zamanlı - Senkron - (Synchronous) verilisine göre sayıcılar; iki gruba ayrılırlar.

a) Senkron sayıcılar,

b)Senkron sayıcılar.

Asenkron sayıcılarda, sayılacak darbeler ilk giriş flip flopuna verilir. Bu FF.un çıkısı ile bundan sonra gelen FF tetiklenir. Kısacası asenkron sayıcılarda flip floplar birbirlerini tetiklerler. Senkron sayıcılarda, sayıcıyı oluşturan bütün FF.lara saat darbesi ayni anda verilir. Sayıcılarda tek giriş vardır.

2- Sayma yönüne göre sayıcılar üç gruba ayrılırlar.

a) Yukarı (ileri) sayıcılar (Up counter)

b) Aşağı (geri) sayıcılar (Down counters)

c) Yukarı - Aşağı sayıcılar (Up/Down Counters)

Eğer sayıcı, 0′dan başlayıp belirli bir sayıya doğru sayıyorsa yukarı sayıcı, belirli bir sayıdan 0′a doğru sayıyorsa aşağı sayıcı, her iki tip saymayı da yapabiliyorsa yukarı/aşağı sayıcı olarak adlandırılır. Yukarı sayıcı ile ileri sayıcı ve aşağı sayıcı ile geri sayıcı eşanlamlıdır.

3- Elde edilen sayının kodlanmasına göre sınıflandırılabilirler. Örneğin; Binary sayıcı, BCD sayıcı onluk (Decade) sayıcı gibi.

Sayıcılar, girişine uygulanan darbe miktarına bagli olarak 2”n değişik durum alabilirler veya diğer bir ifade ile 2”n sayma yaparlar. Burada n, sayıcı yapısındaki FF ayıcıdır. Örneğin sayıcı yapısında 3 adet FF kullanılmış ise bu sayıcı 2”3 = 8 değişik durum alabilir, yani 0′dan 7′ye sayabilir demektir. Ancak 2”n formülünün geçerli olabilmesi için sayıcı yapısında herhangi bir geri besleme yapılmamış olması gerekir. Bir sayıcının, tekrar yapmadan alabildiği maksimum durum sayısına veya diğer bir ifade ile sayabildiği sayı miktarına, o sayıcının "mod"u denir. Örneğin bir MOD - 10sayicissi 10 değişik durum alabilir, yani 0′dan 9′a kadar sayar ve sonra tekrar 0′a döner.

ASENKRON SAYICILAR :

Asenkron sayıcılar, dalgalı sayıcı (Ripple counter) veya seri sayıcı (serial Counter) olar akta adlandırılmaktadır. Bu sayıcılarda bir flip - flopun çıkısı onu takip eden flip - flopun girişini sürmek için kullanılır. Asenkron sayıcılardaki flip - floplar toggle modanda çalışırlar, yani her bir saat darbesi ile durum değiştirirler. Her bir FF, önceki katin her bir 1′den 0′a (veya 0′dan 1′e) geççisinde durum değiştirir. Sayıcıların en önemli özelliklerinden biri de çalışma hızlarıdır. Örneğin asenkron yapıdaki bir sayıcıda 6 adet FF kullanılmış ve her FF.un yayılım gecikmesi 10 nsn olsun. Yapıda bulunan 6.FF.un konum değiştirmesi için 6×10 = 60 ns. lik bir zamanın geçmesi gerekir. Bu durum sayıcının çalışma hızını oldukça etkiler. Çünkü sayıcı girişindeki bilgi ancak 60 ns. sonra çıkışta oluşacak demektir. Asenkron sayıcılar; doğru binary ve geri beslemeli sayicilar olmak üzere iki gruba ayrilirlar. 2”n seklinde sayan sayıcılar doğru binary sayıcı olar akta isimlendirilirler.

Asenkron Yukarı sayıcılar (Up counters) :

Ayni sayıcının, gelen saat darbesine göre çıkışlarının nasıl değiştiği açıklanmıştır.

4 adet FF kullanıldığına göre bu sayıcı 2”n = 2”4 = 16, MOD - 16 sayıcısıdır. Yani 0′dan 15′e kadar sayar.

Tetikleme işareti sadece birinci FF olan D’ye uygulanmıştır.

Başlangıçta tüm FF.larin çıkışlarının "0" olduğunu kabul edelim. Burada yapılan işlem CK işaretinin sayılmasıdır. Yapıdaki tüm FF.larin negatif kenar tetiklemeli (CK işaretinin 1′den 0′a inişlerinde) olduğunu kabul edelim. Ilk CK darbesi olan 0 nolu CK.nin 1′den 0′a düşüşü esnasında d FF.u tetiklenir ve çıkısı "1" olur. Diğer FF”larda herhangi bir değişim olmaz. Çünkü bu FF.larin girişlerine henüz 1′den 0′a giden bir CK işareti uygulanmamıştır. D FF.un girişine uygulanan 1 nolu CK (2. CK) işaretinin 1′den 0′a düşüşü esnasında D FF.u tetiklenerek çıkısı 1′den 0′a gider. Bu anda C FF.u girişine 1′den 0′a giden bir CK gelmiş olur. Çünkü D FF.unun Q çıkışı ayni zamanda C FF.unun tetikleme girişidir. Böylece ikinci CK’da D FF çikisi "0" olurken C FF.u çıkışı "1" olacaktır. Diğer FF.larda bir değişim olmaz. 2 nolu CK (3. CK) nin 1′den 0′a düşüşünde D FF.u yine durum değiştirir ve çıkışı 0′dan 1′e gider, diğer FF.larda değişim olmaz. 3 nolu (4. CK) CK’nin 1′den 0′a düşüşü esnasında D FF.u yine durum değiştirir, yani çıkışı 1′den 0′dan gider. Bu değişim C FF.unun da durum değişikliğine neden olur. C FF.u çıkışı da değişerek 1′den 0′a gider. Bu durum ayni anda B FF.ununda 1′den 0′a giden bir CK aldığını gösterir. Böylece B FF.u da durum değiştirerek çıkışı 0′dan 1′e gider.

4 darbe sonunda çıkışlar A = 0, B = 1, C = 0 ve D = 0 seklindedir. Bundan sonra işlem anlatıldığı şekilde devam edecek ve 15 nolu (16. CK) CK.nin 1′den 0′a inişi esnasında tüm FF.lar "0" durumuna dönerler. D FF,u çıkısındaki işaretin frekansı giriştekinin yarısı, A FF,u çıkısındaki işaretin frekansı ise giriştekinin 1/16sidir. Yani girişe 16 darbe uygulanmışken A FF.u çıkısında ancak 1 darbe oluşmuştur. Bu özellik bize, bu sayıcıların ayni zamanda frekans bölücü olarak kullanılabileceklerini gösterir. Çıkış frekansı = Giriş frekansı / 2”n dir. Burada n sayıcıdaki FF sayısını gösterir.

Başlangıçta tüm FF çıkışlarının "0" olduğunu kabul etmiştik. Ancak bu her zaman böyle olacak demek değildir. Bu nedenle sayma işlemine başlamadan önce tüm FF.lari 0′a şartlamamız gerekir. Böyle bir devre silme (clear) girişleri olan FF.larla gerçekleştirilir. JK FF.lar ile gerçekleştirilmiş bir asenkron yukarı sayıcı görülmektedir.

Buradaki JK FF.larin J ve K” lari birleştirilip "1" seviyesine bağlanmakla toggle modunda çalışmaları sağlanmıştır. Ayrıca devreye S1, R1, C1 ilavesi ile başlangıçta tüm FF çıkışlarının "0" olma şartı yerine getirilmiş olur.

görüldüğü gibi 4 adet FF kullanildigina göre 2”4 = 16 adet durum var, veya sayıcı 0′dan 15′e kadar sayabilir demektir. Sayıcıdaki tüm FF"larin silme girişleri birleştirilip R1 - C1 birlesim noktasina baglanmislardir. Silme girisleri bu devrede "0" seviyede etkilidir. Bu nedenle silme girislerine uygulanacak "0", tüm çikislari "0" yapar.

S1 anahtari devrenin çalisma gerilimi anahtari ile senkron baglanmalidir. Çalisma gerilimi anahtari kapatildigi anda S1 de kapanacagindan R1, C1 sebekesinden büyük bir sarj akimi geçecektir. (Çünkü ilk anda C1 bostur ve üzerindeki gerilim sifirdir). Bu sarj akimi nedeniyle ilk anda bütün gerilim R1 üzerinde görülür. (Sekilde isaretlendigi polaritede). R1′in alt ucundaki "0" seviyeli gerilim silme darbesi olarak FF.larin silme girislerine uygulanir ve tüm FF çikislari "0" a set edilir. Daha sonra R1 üzerinden C1 kondansatörü sarj olunca devreden akan akim sifira düser. Bu nedenle R1 üzerindeki "1" seviyeli +V gerilimi silme girislerini etkisiz kilar.

Eger kullanilan FF.larin silme girisleri "1" seviyede etkili ise Sekil 8.4 teki baglanti kullanilir. Bu baglantidaki S1 de devrenin çalisma gerilimi anahtari ile senkrondur. Gerilim verildigi anda R1, C1 sebekesinden büyük bir sarj akimi akacaktir. (C1 bos). Bu nedenle gerilimin tamami R1′de düsecektir. Bu anda C1 - R1 birlesim noktasinda elde edilen "1"seviyeli gerilim silme darbesi olarak kullanilir. Daha sonra C1, R1 üzerinden sarj olacagindan devre akimi sifira düser ve gerilimin tamami C1 de düser. Bu andan sonra C1 - R1 birlesim noktasinda "0" seviyeli gerilim vardir. kullanilan FF lari hem ön ayar (PRESET) hem silme (CLEAR) girislerine sahip oldugunu kabul edelim. Sayicinin "0010"binary sayisindan saymaya baslamasini istiyorsak 2. FF.un önayar girisi ile diger FF.larin silme girisini birlestirerek R1 - C1 birlesim noktasina baglamaliyiz. Bu sekilde her türlü ilk sart gerekli FF.lari set, digerlerini reset etme yolu ile saglanir.

ilk anda C FF.unun "1" sartli digerlerinin "0" sartli sekli görülmektedir. Bu sayici 2′den baslayip 15′e kadar sayar. asenkron yukari sayicilar D tipi FF.lar ile de gerçeklestirilebilir. Bu durumda herbir D tipi FF.un D girisi ile Q çikisi birbirine baglanir. Elde edilen devrenin çalisma prensibi sekil 8.2 - a’daki devrenin çalisma prensibi ile aynidir. D tipi FF.lar ile teskil edilmis 16 durumlu asenkron yukari sayici Q’lardan alinip, her bir FF.un Qdegil ile D girisi birlestirilip bir sonraki FF.un CK girisi olarak baglanirsa yine 16 durumlu asenkron yukari sayici elde edilir, fakat pozitif kenar tetiklemelidir.

Asenkron asagi sayicilar (Down Counters)

Asenkron yukari sayici ile asenkron asagi sayici arasindaki en önemli fark asagida belirtildigi gibidir:

Asenkron yukari sayicilarda bir sonraki FF için saat darbesi (CK) bir önceki FF un Q çikisindan alinirken, Asenkron asagi sayicilarda bir sonraki FF için saat darbesi (CK) bir önceki FF un Qdegil çikisindan alinir.

Ikinci önemli fark; asenkron yukari sayicilar 0′dan belirli bir sayiya dogru sayarken, asenkron asagi sayicilar belirli bir sayidan 0′a dogru sayarlar.

Bu iki farkin disinda asenkron yukari sayici ile asenkron asagi sayicinin çalisma prensipleri aynidir.

4 adet T tipi FF.lu 16 durumlu asenkron asagi sayicinin devresi, çikislarinin dalga sekilleri ve gelen saat darbesine göre çikislarinin nail degistigi gösterilmistir.

Asenkron asagi sayici yapisinda 4 adet FF kullanildigina göre, bu sayici 2^n = 2^4 = 16 degisik duruma sahiptir. Yani 15 ten baslayip 0′a kadar sayar ve tekrar eder. Sekil 8.7 a’ya dikkat edilirse her FF için gerekli CK isareti bir önceki FF.un Qdegil çikisindan alinmistir. Tetikleme isareti olan CK sadece birinci FF olan D’ye uygulanmistir.

Baslangiçta tüm FF çikislarinin "0" oldugunu kabul edelim. Yapidaki tüm FF lar negatif kenar tetiklemelidir (CK isaretinin 1′den 0′a inisinde).

Ilk CK darbesi olan 0 nolu CK.nin 1′den 0′a düsüsü esnasinda d FF.u durum degistirir. QD çikisi 1′e giderken QDdegil çikisi 0′a gider. Bu durumda C FF.u için uygun CK isareti olusmustur. Bu nedenle C FF.u da durum degistirir ve QC = 1 olurken QCdegil = 0 olur. Ardindan B FF.u durum degistirir ve QB = 1 olurken QBdegil = 0 olur. Bu durumda A FF.u da uygun CK isareti almistir. Durum degistirerek QA = 1 olurken QAdegil = 0 olur. Görülüyorki ilk saat darbesinde tüm FF.lar için uygun tetikleme isareti olusmus ve D = C = B = A = 1 olmustur.

D FF.unun girisine uygulanan 1 nolu CK isaretinin (2. CK) 1′den 0′a düsüsü esnasinda D FF.u tekrar durum degistirerek QD = 0 ve QDdegil = 1 olur. Bu anda diger FF.larda degisim olmaz. Çünkü bunlar için uygun CK isareti olusmamistir. 2. darbe sonunda çikislar A = 1, B = 1, C = 1 ve D = 0 seklindedir. Bundan sonra islem anlatildigi sekilde devam eder. 15 nolu (16. CK) CK’nin 1′den 0′a inisi esnasinda tüm FF çikislari "0" olur. Bu açiklamalar Sekil 8.7.b’deki çikis dalga sekilleri ve c’deki çikislarin saat darbesine göre degisimi tablosunda tüm detaylari ile belirtilmistir.

çikis dalga sekillerine dikkat edilirse, her CK isaretinin 1′den 0′a inisinde D FF unun, her QD çikisinin 0′dan 1′e gidisinde C FF unun, her QC çikisinin 0′dan 1′e gidisinde B FF unun ve her QB çikisinin 0′dan 1′e gidisinde A FF unun durum degistirdigi görülecektir. Çünkü FF.larin Q çikislari 1′e giderken Qdegil çikislari 0′a gitmekte ve ancak bu durumda bir FF için uygun bir tetikleme isareti olusmaktadir.

Asenkron sayicilarin modlara göre sifirlanmasi :

Asenkron yapida birçok sayici devresi gerçeklestirilebilir. Sayici 2^n sayacak sekilde istenirse bundan önceki kisimlardan yararlanarak bu sayiciyi gerçeklestirebiliriz. 2^n’in disinda sayma isteniyorsa sayici tasariminda takip edilecek yöntemlerden birisi "modlara göre sifirlama islemidir". Tasarimda asagidaki islem sirasi takip edilir.

a) Hangi sayilarin sayilmasi isteniyorsa bunlarin binary karsiliklari bir tablo halinde toplanir.

b) Tablonun en alt kismina sayilacak en son sayidan sonraki sayi yazilir.

c) Sayicidaki FF adedi ve tipi belirlenir.

d) Istenilen tür sayicinin prensip semasi çizilir.

e) Prensip semaya sifirlama kapisi ilave edilir.

ÖRNEK - 1

MOD - 10′lu bir sayici gerçeklestirelim. MOD - 10 sayicisi 0′dan 9′a kadar sayan ve 10′da tekrar basa dönen bir sayicidir. Ilk önce sayilacak sayilari bir tablo haline getirelim.

sayilacak son sayidan sonra sistemi sifirlayip tekrar basa döndürecek bilgi (10)10 = (1010)2 binary bilgisidir. Asenkron sayicilar, çikislarinda sira ile binary formlarini verdikleri için "binary sayicilar" olarak ta isimlendirilmektedirler. Bu sayicida 4 adet FF kullanmak gerekir. ÇünkÜ 4′ten az FF.la bu sayiciyi gerçeklestirmek olanaksizdir. Örnegin 3 adet FF.lu bir sayici ancak 2^3 = 8 e kadar sayilabilir. Oysa 4 adet FF.lu sayici 2^4 = 16 ya kadar sayabilmektedir. sayici 0′dan 9′a kadar sayacak, sonra sifirlanacaktir. Kullanilacak FF.lar negatif kenar tetiklemeli JK tipi FF olsun.

bu sayicinin bir MOD - 16 sayicisi oldugunu (0′dan 15′e sayan) görülüyor. Bu sayicinin amacimiza uygun olmasi için A = 1, B = 0, C = 1 ve D = 0 çikisi verdigi anda sifirlanmasi gerekir. A ve C çikislarini ele alarak iki girisli bir NAND kapisi ile bu islemi sekil 8.9 daki gibi gerçeklestirebiliriz. Bildiginiz gibi bir NAND kapisi sadece tüm girisleri "1" oldugunda "0" çikis veren bir devredir.

Bu örnegin böyle genis açiklanmasinin amaci, anlasimi kolaylastirmak içindir. Uygulamada "islem sirasi" adi altinda sayilan maddeleri daha az tutabiliriz. Örnegin; Tablo çiziminin amaci, sayilacak son sayidan sonra gelen sifirlama sayisinin degerini bulmak ve sayim sirasini gözlemektir. Tablo çizimi yerine sadece sifirlama sayisini tespit ederekte tasarim yapilabilir. Prensip semanin çizimi yerine, dogrudan ihtiyaç duyulan devre çizilir (Tabiki istege ve amaca uygun FF türü ve adedi ile). MOD - 10 sayicisi kusuru olan bir sayicidir. Biz sadece 0-9 arsi sayilarin sayilmasini istiyoruz. 10 sayisinin görülmesini istemiyoruz. Fakat sifirlama yöntemi içinde 10 sayisina ihtiyaç oldugu muhakkak. Bu nedenle çok kisa bir süre içinde olsa 10 sayisi belirir. Bu süre çok kisa oldugu için insan gözü tarafindan kesinlikle hissedilmez.

Örnek - 2 :

D tipi FF kullanilarak MOD - 5 sayicisi gerçeklestirelim. MOD - 5 sayicisi 0′dan 4′e kadar sayan bir sayicidir. Bu islem için 3 adet D tipi FF kullanmak gerekir. Sayici 0′dan 4′e kadar saydiktan sonra 5 çikisi verdigi anda sifirlanir. 5 çikisi verdigi anda sayici çikislari 101 konumuna sahiptir. Ave C çikislarini ele alarak iki girisli bir NAND kapisi ile sistemi sifirlayabiliriz.

Örnek - 3 :

T tipi FF kullanarak MOD - 25 sayicisini gerçeklestirilelim. MOD - 25 sayicisi 0′dan 24′e kadar sayan bir sayicidir. Bu sayicida 5 adet FF kullanmak gerekir. Sayici 0′dan 24′e kadar saydiktan sonra 25 çikisi verdigi anda sifirlanir. 25 çikisi verdigi anda sayici çikislari "11001" dir. AB ve E çikislarini ele alarak 3 girisli bir NAND kapisi ile sistemi sifirlayabiliriz.

Direkt resetli asenkron sayicilar :

2^n’den farkli sayma yapan asenkron sayicilarda dizayn isleminde takip edilecek ikinci yöntem "direkt resetli sayici" gerçeklemesidir. bu yöntemde resetleme (sifirlama) islemi devrenin çalisma konumundan yararlanilarak gerçeklestirilir.

Dizayn islemini bir örnekle açiklamaya çalisalim.

Örnek - 1 :

4 adet JK FF kullanarak bir direkt resetli asenkron MOD - 10 sayicisi gerçeklestirelim. FF.lar negatif kenar tetiklemelidir.

Ilk önce sayici çikislarin giris darbelerine göre nasil degistigini tespit edelim.

Yatay oklar etkili darbeleri göstermektedir. Yatay oklarin çikisi, darbenin hangç FF çikisindan alindigini, yatay oklarin ucu ise, darbenin hangi FF.a etki yaptigini gösterir. Dikey oklar FF çikislarindaki 1′den 0′dan giden degisimi gösterir. Bilindigi gibi negatif kenar tetiklemeli bir FF girisine 1′den 0′a giden bir darbe gelirse, o FF konum degistirir.

Tablo 8.3 ten görüldügü gibi sayilmak istenen giris darbeleri (CK’lar) LSB FF unun (1.FF.un) girisine etki yapmakta ve her giris darbesinde LSB FF.u konum degistirmektedir. O halde giris darbeleri LSB FF.u girisine verilmelidir. Tablodan görüldügü gibi ikinci FF (C FF.u), LSB FF.u (D FF.u) çikisi 1′den 0′a gittigi zaman konum degistirmektedir. O halde LSB FF çikisi ikinci FF.un darbe girisine verilmelidir. 3. FF.un (B FF.u) çikisinin da 2. FF.un (C FF.u) çikisinin 1′den 0′a gittigi anda degistigi görülüyor. O halde ikinci FF.un çikisi 3. FF’un darbe girisine verilmelidir.

MSB FF.unun (A FF.u) çikisi desimal sayinin 7′den 8′e vr 9′dan 0′a geçisi aninda degismektedir. 7′den 8′e geçis aninda D, C, B FF.lari çikislari 1′den 0′a gitmekle MSB FF.u için uygun tetikleme isareti olusturmuslardir. Fakat 9′dan 0′a geçis aninda sadece LSB FF.u (1.FF - D) çikisinda 1′den 0′dan geçis vardir. O halde bu iki kosulu (7′den 8′e ve 9′dan 0′a geçis aninda MSB FF.u için uygun tetikleme darbesini) yerine getiren sadece LSB FF.u (1. FF - D) oldugundan, sadece LSB FF.u çikisi MSB FF.u için darbe olarak kullanilabilir. Bu nedenle LSB FF.u çikisi MSB FF.u darbe girisine baglanmalidir. Böylece sayici yapisinda kullanilacak 4 adet FF için gerekli tetikleme darbelerinin nerelerden alinacagi tespit edilmis oldu.

a) Eger FF girisinde tetikleme girisi varsa FF.un J ve K girislerine bagli olarak FF konum degistirir.

b) Eger FF girisinde tetikleme isareti yoksa J ve K girislerinin durumu ne olursa olsun FF konum degistirmeyecektir. Bu durumda J ve K’in durumu önemli degildir (J=0 veya J=1, K=0 veya K=1 olabilir). Bu nedenle böyle durumlar için J = d, K = d kabul edilmistir. FF.larin konum degistirdikleri anlar yaptiklari geçisler Tablo 8.4 te yay seklindeki dikey çizgilerle gösterilmistir.

FF’lar için J-K geçisleri tespit edildigine göre karnaugh haritalari yardimi ile her FF için J ve K esitlikleri tespit edilir. Özetleyecek olursak Direkt resetli asenkron sayici dizayninda;

a) Ilkönce kullanilacak FF adedi, tipi ve tetikleme türü belirlenir.

b) Sonra giris darbelerine göre FF.larin çikislarinin nasil degistigini ve her FF için etkili darbeleri gösterir bir tablo hazirlanir. (Örnegin tablo 8.3).

c) Bu tabblo yardimi ile her FF için giris geçisleri tespit edilir (Örnegin Tablo 8.4).

d) Elde edilen giris geçisleri karnaugh haritalari ile basitlestirilir.

e) Basitlesmis esitliklerden ve (b) maddesinde yapilan etkili darbe tespitlerinden direkt resetli asenkron sayici devresi çizilir.

Örnek - 2 :

Negatif kenar tetiklemeli 3 adet JK tipi FF kullanarak bir direkt resetli asenkron MOD - 6 sayicisi gerçeklestirelim. Ilk önce giris darbelerine göre FF.larin çikislarinin nasil degistigini gösterir tabloyu hazirlayalim. Bu tablodan da FF.lar için etkili giris darbelerinin nereden alinacagini tespit edelim.

her giris darbesinde C FF.u konum degistirmektedir. O halde giris darbeleri C FF.u darbe girisine uygulanacaktir. C FF.unun her 1′den 0′a gidisinde B FF.u konum degistirmektedir. Buna göre C FF.u çikisi B FF.unun darbe girisine baglanacaktir. A FF.u desimal 3′ten 4′e ve 5′ten 0′a geçerken konum degistirmektedir. 3′ten 4′e geçerken C ve B FF.lari çikislari 1′den 0′a giderek A FF.u için uygun tetikleme darbesini olustururlar. Fakat 5′ten 0′a geçerken sadece C FF.u çikisinda 1′den 0′a düsüs olmaktadir. O halde bu iki kosulu yerine getiren sadece C FF.u oldugundan, C FF.u çikisi A FF.u darbe girisi olarak A FF.u darbe girisine baglanacaktir.

Örnek - 3 :

Son olarak nrgatif kenar tetiklemeli 4 adet JK FF ile direkt resetli asenkron MOD - 12 sayicisini gerçeklestirelim. Islemi kisaltmak için, giris darbelerine göre FF.larin çikislarinin nasil degistigini ve her FF için etkili darbeleri gösterir darbe ile her FF için JK geçislerini tespit etmede kullandigimiz tabloyu birlestirerek çizelim (Zaten geçisler bulunurken birlestiriliyor) ve islemi bu sekilde yapalim. sayilacak darbeler LSB FF.u darbe girisine, LSB FF.u çikisi C FF.u darbe girisine, C FF u çikisi hem B FF.u hem A FF.u darbe girisine uygulanacaktir. Simdi J ve K girislerinin esitliklerini karnaugh haritalari ile bulalim.

Yukari/Asagi asenkron sayicilar ( Up/Down Counter)

Asenkron sayicilar, yukari sayici ve asagi sayici yapisinda düzenlenebilecegi gibi küçük bir degisiklikte hem yukari hem asagi sayan sayici yapisinda da gerçeklestirilebilir. Yukari/asagi sayicinin temel yapisi her FF çikisina konan kontrol devresi haricinde bu kisma kadar inceledigimiz sayicilarinn temel

apisindan farkli degildir. Daha önceki kisimlarda da açikladigimiz gibi, yukari sayicilarda her FF.un tetikleme darbesi (CK) bir önceki FF.un Q çikisindan, asagi sayicilarda ise bir önceki FF.un Qdegil çikisindan alinmakta idi.

Yukari/asagi sayicilarda da her FF çikisina konulan kontrol devresi ile bir sonraki FF un darbe girisine bir önceki FF.un Q ya da Qdegil çikisi baglanir.

8.3. SENKRON SAYICILAR

Bilindigi gibi asenkron sayicilarda darbe girisi yalnizca ilk FF.tan olmaktadir. Bu nedenle birinci FF.a uygulanan bir darbenin en son FF.a geçisi, sirasi ile tüm FF.larin konum degistirmelerinden sonra olmaktadir. Bu ise uzun bir sayma zamaninda, FF.larin konum degistirmelerinin neden oldugu gecikme sebebi ile, bir zaman kaybina neden olmakta ve sayma hizini azaltmaktadir. Sayma hizinin arttirilmasi ve gecikmenin istenmedigi uygulamalarda senkron sayici devreleri kullanilir.

Senkron sayicilarda, sayici yapisindaki tüm FF.lar için tetikleme darbesi tek bir darbe girisinden temin edilir. FF.larin konum degistirmeleri diger girislerindeki (örnegin JK FF.ta J ve K girislerinin) durumlara baglidir. Böylece sayici yapisindaki tüm FF.lar senkron çalistirilarak sayici hizi önemli ölçüde arttirilmis olur. em asenkron hem de senkron sayicida ana eleman FF olmakla beraber, senkron sayici yapisinda ek olarak kapilarda bulunur. Ilk anda tüm FF çikslarinin "0" oldugunu kabul edelim. Ilk giris darbesinde D FF’u konum degistirir ve çikisi "1" olur. D FF.u çikisi C FF.unun J ve K girislerini "1" yapar. Örnegin bir FF.un yayilim gecikmesi 20 nsn ise, bu FF.un girisine uygulanan bir isaret ancak 20 nsn sonra çikista görülecek demektir. D FF.u çikisinin "1" olmasiyla C FF.unun J ve K girisleri de "1" olmustur, fakat tetikleme darbesinden ancak 20 nsn sonra. Bir FF.un konum degistirme sartlarindan biride girisinde mutlaka tetikleme darbesi olmalidir. Bu nedenle ilk giris darbesinde sadece D FF.u konum degistirir. Digerlerinde degisme olmaz. Ikinci darbede toggle modunda çalisan D FF’u ile J ve K girislerinde "1" olan C FF.u tetiklenir. D FF.u çikisi 1′den 0′a giderken C FF.u çikisi "1" olur. Bu anda B ve A FF.lari, J-K’lari "0" oldugu için durum degisikligi göstermezler.Üçüncü darbede D FF.u tekrar durum degistirir ve çikisi "1" olur. Bu anda C FF.u durumunu korurken B ve A FF.larinda bir degisme olmaz. Üçüncü darbe sonunda D FF.u çikisi C FF.u J-K girislerini ve C FF.u çikisi ile D FF.u çikisi 1 nolu kapi üzerinden B FF.u JK girislerini "1" yapmistir.Yani gelecek darbede C ve B FF.lari toggle çalismaya hazirdirlar. Bu nedenle dördüncü darbede D-C-B FF.lari konum degistirerek D = 0, C = O, B = 1 olur. Devre bu sekilde çalismaya devam ederek 16. darbe sonunda tüm FF çikislari sifira gider ve sayma yeniden baslar. Sayicinin çikis dalga sekillerinin ve saat darbelerine göre çikislarin degisim tablosu sekil 8.2-b ve tablo 8.1 deki asenkron sayicininkilerle (4 adet T FF.lu) aynidir.

8.3.1. Senkron sayicilarin karnaugh haritalari ile tasarimi :

Karnaugh haritalari kullanilarak bir çok devre tasarimi yapilabilir. Önemli olan belirli bir çalisma programinin tespit edilmis olmasidir. Senkron sayicilarda; küçük bir farkla direkt resetli asenkron sayici tasariminda kullanilan islem sirasina uyularak rahatlikla tasarlanabilirler. Senkron sayicilarda sayilacak darbeler tüm FF.larin darbe girisine ayni anda verilir. Bu nedenle "direkt resetli sayici" tasariminda tespiti yapilan etkili darbe tespitine senkron sayici tasariminda gerek yoktur. Bu fark disinda tasarimdaki islem sirasi aynidir.

Tasarimdaki islem sirasini asagidaki gibi belirleyebiliriz :

a) Ilk önce kullanilacak FF adedi ve türü belirlenir.

b) Sonra, sirasi ile hangi sayilarin sayilacagina karar verip, bu sayilar bir tabloda toplanir. Bu tablo giris darbelerine göre sayici çikislarinin nasil degistigini gösterir. Bu nedenle bu tabloya sayicinin "dogruluk tablosu" diyebiliriz. Çünkü sayicinin tüm fonksiyonlarini ve hangi darbede çikislarinin ne durumda oldugunu bu tablodan açikça görebilmekteyiz.

c) Bu tablo yardimi ile her FF için giris geçisleri tespit edilir. (Örnegin J-K FF.ta J ve K’larin durumlari).

d) Elde edilen giris geçisleri karnaugh haritalari ile basitlestirilir.

e) Basitlesmis esitliklerden senkron sayici devre çizilir.

Tasarim hangi tür FF la yapilacaksa, o FF.a ait geçis tablosunun ögrenilmis olmasi gerekir.

Örneklerle tasarimi açiklayalim.

Örnek - 1 :

3 adet JK tipi FF kullanarak bir MOD - 7 senkron sayicisi tasarlayalim. Ilk önce sayicinin doggruluk tablosu hazirlanir.

Tablo 8.8 deki dogruluk tablosuna göre, sayicimiz 0′dan 6′ya kadar sayacak ve sonra sifirlanip tekrar bastan saymaya baslayacaktir.

Simdi J-K geçis tespiti için gerekli tablloyu çizelim.

Tablo 8.9 daki J ve K esitlikleri ayri ayri karnaugh haritalarinda basitlestirilir. Örnek olarak JA geçisinin karnaugh haritasina nasil aktarildigini açiklayalim.

0 nolu CK da JA = 0 için ABC = 000′dir. JA haritasinda ABC = 000 karesine "0" yazilir.

1 nolu CK da JA = 0 için ABC = 001′dir. JA haritasinda AB = 00, C = 1 karesine "0" yazilir.

2 nolu CK da JA = 0 için ABC = 010′dir. JA haritasinda AC = 00, B = 1 karesine "0" yazilir.

3 nolu CK da JA = 1 için ABC = 011′dir. JA haritasinda BC = 11, A = 0 karesine "1" yazilir.

4 nolu CK da JA = d için ABC = 100′dir. JA haritasinda A = 1, BC = 00 karesine "d" yazilir.

5 nolu CK da JA = d için ABC = 101′dir. JA haritasinda AC = 11, B = 0 karesine "d" yazilir.

6 nolu CK da JA = d için ABC = 110′dir. JA haritasinda AB = 11, C = 0 karesine "d" yazilir.

Bos kareler "d" ile doldurulur ve bileskeler olusturularak JA esitligi bulunur. (Bu örnekte bos kareyi göstermek için x harfi konmustur).

JA = BC JB = C JC = Adegil + Bdegil

KA = B KB = A + C KC = 1 bulunmustur. Bunlara göre MOD - 7 senkron sayicisini

Görüldügü gibi senkron sayici tasarimi asnekron sayici tasarimindan pek farkli degildir.

Bundan sonraki örneklerde sayicinin dogruluk tablosu dogrudan girislerin geçis tablosuna yazilacaktir.

Örnek - 2 :

2^2 - 1 sayma yapan senkron sayicisini JK FF.lari ile tasarlayalim.

2^2 - 1 sayma yapan sayici 2^2 - 1 = 4 - 1 = 3 MOD - 3 sayicisidir. Sayici 0′dan 2′ye kadar sayilacak ve sonra 0′a gidecek demektir. Yapida 2 adet FF kullanilacaktir.

Tablo 8.10 dan JA = B, KA = 1, JB = Adegil, KB = 1 elde edilmistir. MOD - 3 sayicisi Sekil 8.25 teki gibidir.

Örnek - 3 :

2^3 - 3 sayma yapan senkron sayicisini JK FF.lar ile tasarlayalim.

2^3 - 3 sayma yapan sayici 2^3 - 3 = 8 - 3 = 5, MOD - 5 sayicisidir. Sayici 0′dan 4′e kadar sayar ve sonra 0′a gider. Yapida 3 adet FF kullanilacaktir.

Örnek 1-2 ve 3 teki örnekler, senkron yukari sayici devrelerdir. Ayni düsünce ile senkron asagi sayici devreleri de gerçeklestirilebilir.

Örnekler genelde J-K FF.larla gerçeklestirilmistir. Çünkü kullanilan FF.lar daha çok JK FF.lardir (Master-Slave yapisinda). Fakat istenirse gerek asenkron gerekse senkron yukari veya asagi sayicilar SR, D veya T tipi FF.larla da gerçeklestirilebilir.

MOD - 16 senkron asagi sayicisini JK FF.lar kullanarak tasarlayalim. MOD - 16 senkron asagi sayicisi 15′ten 0′a kadar sayip tekrar basa dönen sayicidir. Bu sayici yapisinda 4 adet FF kullanilacaktir.

Simdi karnaugh haritalari ile J-K esitliklerini bulalim.

JA = Bdegil Cdegil Ddegil JB = Cdegil Ddegil JC = Ddegil JD = 1

KA = Bdegil Cdegil Ddegil KB = Cdegil Ddegil KC = Ddegil KD = 1 bulunmustur.

Devrenin çalisma gerilimi verildikten sonra SD (Set Direct) girisi ile tüm FF.lar (1111) durumuna set edilmelidir. Bundan sonra verilecek start darbesi (CK isareti) ile sayici (1111)2 den (0000)2 a dogru saymaya baslayacaktir.

PROGRAMLANABILIR SAYICILAR (Programmable Counters) :

Bu kisma kadar inceledigimiz sayicilarda, sayicinin MOD’u, yani alabilecegi durum sayisi degistirilmek istenirse, mutlaka sayici yapisinda degisiklik yapmak gerekir.

devre, yapisinda bir degisiklik gerektirmeden istenilen sayma moduna ve sayma yönüne göre ayarlanabilen; bir programli yukari/asagi BCD sayici devresidir.

Her bir FF istenilen sayma modu ayari için bagimsiz (preset) ön ayar girislerine sahiptir. Bu girislere bilgi girisleri (Data Inputs) adi da verilir. Bu girisler kullanilarak sayici istenilen mod’a ayarlanabilir.

Silme (Reset) girisi ile sayici, istenilen zamanda diger girislere bagli olmadan sifirlanabilir.

Ön ayar ve silme girisleri kullanilmadigi zaman "0" da tutulmalidirlar.

Eger yukari (Up Input) giris "0" asagi giris (Down Input) "1" ise sayici, asagi sayma yapar. Yukari giris "1" ve asagi giris "0" ise sayici, yukari sayma yapar.

Sayici, bir baska sayici ile kaskat baglanirsa 4.katin tasima çikisi (carry out) ikinci sayicinin tasima girisine baglanmalidir.

Sayici modu degistirilmek istenirse, ilk önce sayici resetlenir. Sonra DA, DB, DC, DD preset veya bilgi girisleri ile istenilen sayma moduna ayarlanir.

SAYICI ENTEGRE DEVRELERININ INCELENMESI

Uygulamada kullanilabilecek bir çok sayici entegresi vardir. Bunlar her tür amaca hizmet edecek çesittedirler. Yapilarinin temel taslari FF’lardir. Bu kisimda günümüzde kullanilan çesitli sayici entegrelerinin iç yapilari, dogruluk tablolari ve özellikleri tanitilacaktir.

7490 entegresi iki adet bagimsiz sayiciyi ihtiva eder. Biri 2′ye bölen digeri 5′e bölen sayicidir. Dikkat edilirse bu iki sayicinin saat girisleri birbirinden bagimsizdir.

7490 entegresi sayicilari degisik sekillerde baglanarak 2′den 10′a kadar bölme iselmleri yapilabilir. BCD ve c’de BCD Bi - quinary sayma sirasi tablo halinde verilmistir. 7490 entegresinin BCD sayma için QA çikisi B girisine baglanmasi gerekir. BCD Bi - quinary sayma için QD çikisi A girisine baglanmalidir. c’de dogruluk tablosu görülmektedir. Dogruluk tablosundan görüldügü gibi saylama islemi için R9 ve R0 resetleme girislerinin en az birer girisleri "0" seviyeli olmalidir.

7493 entegresi de iki adet bagimsiz sayiciyi ihtiva eder. Biri 2′ye, digeri 8′e bölen sayicidir. Bununda bagimsiz iki saat girisi vardir. Bu entegredeki sayicilar bagimsiz veya kaskat baglanarak 2′den 16′ya bölme islemi yapilabilir. Dogruluk tablosunda görüldügü gibi sayma islemi için resetleme girislerinden enaz birinin "0" da olmasi gerekir.

Ayni sekilde bu entegrenin MOD - 16 sayicisi olarak kullanilmasi halinde sayma sirasi verilmistir. Bu durumda entegrenin QA sikisi B girisine baglanmalidir.

74191 iki yönlü senkron sayici entegresi görülmektedir. Bu entegrede sayma isemi asagi (down) veya yukari (up) yapilabildigi gibi mod kontrolu (alabilecegi durum sayisi) da yapilabilmektedir. Sayma için (Enable) yetki girisinin"0" da olmasi gerekir. Yetki girisi "1" ise sayma engellenir. FF.lar pozitife giden saat darbeleri ile tetiklenir. Sayma yönü asagi/yukari (down/up) girisindeki seviye ile belirlenir. Bu giris "0" ise yukari sayma, "1" ise asagi sayma gerçeklesir.

Sayici tam programlidir. Yük (load) girisindeki "0" seviyeli bir durum ile bilgi girislerindeki (Data Inputs) durumlara göre sayici önceden herhangi bir konuma set edilebilir. (Preset girisleri ile). Bu sayicida max/min çikis ve dalgali saat çikislarida mevcuttur. Sayicinin son çikisi max sayma veya min saymada "1" seviyeli çikis yapar. Dalgali saat (Ripple clock) çikisi bu durumda "0" seviyeli çikis verir. Bu çikis bir baska sayicinin yetki girisine baglanarak kaskat baglama islemleri gerçeklestirilebilir. Bu durumda kaskat bagli sayicilarin saat girisleri paralel olmali. Max/min sayma çikisi yüksek hizli çalismalar için kullanilir. Programli binary sayicisi olan 7556 entegresi görglmektedir. Yapida üç durum çikisli 4 adet NAND kapisi kullanilmistir. Senkron sayici yapisindadir. Diger kapilar totem pole çikislidir. Üç durum çikisli kapilar yüksek empedansli çikislardir.

Reset girisi ile sayici diger girislerden bagimsiz olarak sifirlanabilir. FF.lar pozitif kenar tetiklemelidir. Maximum sayma çikisi bir baska sayicinin yetki girisine dogrudan baglanarak iki sayici kaskat kullanilabilir.

Verilen örneklere dikkat edilirse sayilacak sayilar sürekli bir sira halinde verilmistir (0, 1, 2, 3, …… veya 15, 14, 13, 12, ….. gibi). Bu kurala asenkron sayicilarda sadik kalmaliyiz, fakat senkron sayicilarda sayma isleminin belirli bir sira dahilinde olmasi sart degildir. Yani senkron sayiciyi istedigimiz sayilari sayabilecek sekilde tasarlayabiliriz.

Halka Sayicisi (Ring Counter)

Bazi uygulamalarda sayici girislerinde kod çözme (decoder) islemi gerekebilir. Bu islemi ortadan kaldirmak çok önemlidir. Bilindigi gibi bir kod çözücü, girislerindeki isaretlere göre herhangi bir anda daima bir çikisi dogru olan bir devredir.

Halka sayicilar her sayma için bir adet FF kullanirlar. O halde 10 sayan halka sayicissi istenirse, 10 adet FF kullanilacak demektir. Bu FF.lardan, herhangi bir anda sadece birinin çikisi dogrudur, yani "1" dir. Böylece kod çözücü devreye gerek kalmamistir.

bir halka sayicisi, son FF.un Q ve Qdegil çikislarinin ilk FF.un J ve K girislerine baglanmasiyla elde edilir. Ara kartlarda önceki FF.un Q çikisi sonraki FF.un J girisi ve önceki FF.un Qdegil çikisi sonraki FF.un K girisidir. Tüm FF.lar için tetikleme isareti (CK), ortak bir giristen temin edildiginden, halka sayicisi senkron sayicisinin bir çesitidir. Halka sayicisi, ayni zamanda saga kayma yapabilen bir kaymali kaydedicidir (Kaydediciler bundan sonraki kisimlarda incelenecektir).

devrenin çalismasini açiklayalim. Ilk anda CD silme darbesi ile FF1 set, digerleri reset konumuna ayarlanir. Bu anda FF1 çikisi "1" olurken diger çikislar "0" olacaktir. Bu durumda FF 10′dan FF 1′in J girisine "0", K girisine "1" beslenir. Ayni anda FF1 Q çikisindan FF2 J girisine "1", Qdegil çikisindan K girisine "0" uygulanir. Diger FFlarin J girislerinde "0", K girislerinde "1" vardir.

JK FFun dogruluk tablosunu hatirlayalim. Bilindigi gibi :

J = 0, K = 0 ise FF çikislari degismez.

J = 0, K = 1 ise Q = 0, Qdegil = 1 olur.

J = 1, K = 0 ise Q = 1, Qdegil = 0 olur.

J = 1, K = 1 ise FF çikislari bir önceki konumun tesi seklinde degisir, yani FF toggle modunda çalisir.

J ve K girisleri ancak 2 durumda bulunabilir, yani JK = 01 veya JK = 10 dir.

Buna göre devre gelen ilk tetikleme darbesinde FF1 ve FF2 konum degistirirler. FF1 çikisi 1′den 0′a giderken FF2 çikisi 0′dan 1′e gider. Böylece daha önce Q0 = 1 iken Q0 = 0 ve Q1 = 1 olur. Diger çikislar sifirda kalirlar. Bu anda FF1′in girisleri bir önceki konumuna sahiptir. FF2.nin J.si "0" K.si "1" ve FF3.ün J.si "1" K.si "0" olur. Diger FF.larin girisleri bir önce açiklandigi gibidir. Ikinci tetikleme darbesinde FF2 ve FF3 konum degistirerek FF2 çikisi olan Q1 0′a ve FF3 çikisi olan Q2 "1" e gider. Diger FF.larda bir degisme olmaz.

FF.larin tetiklemeleri bu sekilde devam ederek baslangiçta FF1 e yerlestirilen "1" bilgisi gelen her tetikleme darbesinde bir sonraki FF a aktarilir. Böylece her hangi bir zamanda sadece bir çikisi "1" olan ve girisine uygulanan darbeleri sayan bir özel senkron sayici çalismasi elde edilmis olur.

Johnson Sayicisi

Johnson sayicisi veya diger adiyla dalgali halka sayicisi, senkron sayicisinin bir baska seklidir. Yapisi halka sayicisina benzer, fakat son FF.tan birinci FF.a yapilan geri besleme farkli yerlerden alinmistir. Halka sayicisindaki son FF.un Q çikisini birinci FF.un K girisine ve son FF.un Qdegil çikisini birinci FF.un J girisine baglarsak bir Johnson sayicisi devrsi elde etmis oluruz.

Ayrica halka sayicisindaki FF1 ilk anda set ve digerleri reset edilmisken, Johnson sayicisinda ilk anda tüm FF.lar resetlenir. Yani tüm FF çikislari ilk anda "0" dir.

FF10 çikislarindan dolayi FF1 için J = 1, K = 0 dir. Diger FF.larda J = 0, K = 1′dir.

Gelen ilk darbede FF1 konum degistirerek Q0 = 1 olur. Bu nedenle FF2 için J = 1, K = 0 olmustur. Ikinci darbede FF1 için J = 1, K = 0 oldugu için FF1 konum degistirmez. Q0 = 1′dir. Bu darbede FF2 konum degistirerek çikisi "1" olur. Bçylece yeni bir darbede tetiklenecek sekilde FF3 girisleri olan J = 1, K = 0 olmustur. Üçüncü darbede FF3 çikisi konum degistirerek Q2 = 1 olur ve böylece konum degistirmek üzere FF4 hazir hale gelir.

Konum degistirmeler bu sekilde devam ederek 10 darbe sonunda tüm çikislar 1 olur. Saymanin yeniden baslamasi için sistemin tekrar resetlenmesi gerekir.

Konvertörler

Salı, 06 Kasım 2007

Elektrik sistemlerinde bir yüke giden elektriksel gücün kontrol edilmesi gerekir. Bunun yapılması verimli bir biçimde olmalıdır.Bunun için geliştirilen metodları kapsayan bu makale bu verimliliğin en iyi şekilde nasıl kullanılabileceğini araştırmaktadır…

Gücün kontrol edilme yollarından birisi bir gerilim seviyesinden başka bir gerilim seviyesine güç dönüştürme işlemidir. Alternatif akımda (AA) dönüştürme işlemi transformatörlerle verimli olarak yapılmaktadır. Fakat transformatörler doğru akım (DC/DC) güç dönüşümü için kullanılmaz. Bu makalede DC-DC konvertörlerin yük akımı ve gerilimine göre incelenmesi amaçlanmıştır. Ancak incelemenin büyük bir bölümü anahtarlama modlu çalışan ve gerçekleştirdiği işlem açısından beş gruba ayırabileceğimiz. DC-DC konvertör çeşitlerine ayrılmıştır.

Gücün DC/DC dönüşümünün verimli olarak yapılabilmesi için anahtar mod konvertörlerine ihtiyaç vardır. Güç konvertörleri, reaktif elemanlar ve anahtarlardan meydana gelir. Çalışma prensibi devrede kullanılan anahtarların iletim ve kesim sürelerinin ayarlanması ile yapılır. Yükü besleyen gerilim frekansı büyük değerlerde ise pratik olarak yüke kesintisiz DC güç aktarımı mümkün olur. Bu tür konvertölerin tatmin edici işletimi, reaktif elemanların uygun konfigürasyona ve uygun anahtarlama metotlarına bağlıdır.

SEMBOLLER fs = Anahtarlama frekansı

fo = Konvertör çalışma frekansı

fr = Rezonans frekansı

R = Kondaktör etkin yük direnci

n = Sarım oranı

Vs = Sekonder ortalama gerilimi

Is = Sekonder ortalama akımı

DITsı = Anahtar kesimde iken bobin akımının değişim süresi

DITs2 = Bobin akımının sıfır olduğu süre

VL = Ani yük gerilimi

IL = Yük akımı

D = Darbeleme görev oranı. Bir sistemde ortalama pals gücünün tepe pals gücüne oranı

PWM = Pals genişlik modülasyonu

Pd = Giriş Gücü

İLB = Ortalama bobin akımı

İL,tepe = Bobin akımının tepe değeri

İLB,max = Ortalama bobin akımının maksimum değeri

İOB = Sürekli ve süreksiz iletim durumundaki akım değeri

Lm = Trafo endüktansı

L = Akım tutucu endüktans

DVo = Çıkış geriliminin en alt ve üst seviyesindeki farkı

DQ = Bobin akımının kondansatörden dolayı oluşturduğu yük

DIL = Çıkıştaki bozulmalara sebep olan bobin akımı

fc = Filtre frekansı

Ts = Toplam periyot

Tİ = İletim süresi

Tk = Kesim süresi

k = Sabit

Vk = Kontrol sinyali

VST = Osilatör sinyalinin tepe değeri

Vo = Çıkış gerilimi

Vd = Giriş gerilimi

Io = Çıkış akımı

Id = Giriş akımı

Po = Çıkış gücü

1.GİRİŞ

Güç elektroniğinin temelleri, daha elektronik sözcüğünün yaygın olarak kullanılmaya başlamasından önce, 20.yüzyılın başlarında atılmıştır. Günümüzde kullanılan güç çevirici devrelerinin çoğu o yıllarda geliştirilmiş devrelerdir.

Güç elektroniği dalındaki ilk çalışmalar alternatif akımdan doğru akım elde edebilmek için yapılmıştır. Bu amaçla önce mekanik dönüştürücüler kullanılmış ve daha sonraları, civa buharlı doğrultucuların bulunması ve geliştirilmesi ile mekanik doğrultuculardan statik doğrultuculara doğru bir değişim başlamıştır. 1920’li yılların başında geliştirilen ızgara denetimli civa buharlı tüplerde doğru akım çıkış geriliminin denetlenebilmesi mümkün olmuş ve bu amaçla geliştirilen devreler, günümüzde kullanılan devrelerin temelini oluşturmuşlarıdır.

İlk yarıiletken doğrultucu bakır oksitli olup, 1920’li yılların sonlarında kullanılmaya başlamış. 1930’larda ise selenyum doğrultucular ortaya çıkmıştır.

İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra katı hal fiziğinde önemli gelişmeler olmuş ve 1950’lerde imal edilen yarı iletken diyotları, 1957 yılında General Electric firmasının geliştirip imal ettiği tristörler izlemiştir. Bu yarıiletken, güç elektroniği dalında bir devrim yaratmış, küçük ve sağlam yapısı, çalışma koşullarından etkilenmemesi gibi özellikleri dolayısıyla güç elektroniği uygulama alanlarını büyük çapta artırmıştır.

Güç elektroniğinin evrimini hızlandıran ve uygulama alanlarını genişleten bir diğer etken de yakın geçmişte yaşadığımız enerji krizi olmuştur. Enerji tasarruf yapma zorunluluğu, asenkron motorları daha verimli bir şekilde çalıştırabilmeyi sağlayacak yeni güç elektroniği devrelerinin geliştirilmesini sağlamıştır.

1957 yılında tristörün güç elektroniği elemanları arasına katılmasının yarattığı devrime benzer bir devrim de, 1974 yılında, ilk mikroişlemcinin piyasaya sürülmesiyle yaşanmıştır. Mikroişlemciler, çok sayıda ayrık ve tümleşik devre elemanlarının yerini alabilme özellikleri ile güç elektroniği dalında çalışan kişiler önünde yeni ufuklar açmış, şimdiye kadar karmaşık yapıları ve ekonomik olmamaları nedenleri ile ancak özel durumlarda kullanılan güç elektroniği devrelerini ve denetim yöntemlerini tekrar cazip bir duruma getirmiştir. Asenkron motorların, karmaşık ve pahalı olmayan sistemlerde, doğru akım motorları kadar kolay ve hassas bir şekilde denetlenebilme olanağı doğmuş ve fırça, komitatör problemleri ve bakım zorlukları doğrudan doğru akım motor sürücü sistemleri bir ekonomik alternatif olarak düşünülmeye başlamıştır.

Güç elektroniği uygulama alanları özellikle son yıllarda hızla artmış ve iletişim, savunma, endüstriyel süreçler, güç üretimi, taşıma ve dağıtımı, enerji dönüşümü, ulaşım , dağıtım ve tüketici elektroniği gibi çok geniş bir alana yayılmıştır.

Çoğu endüstriyel uygulamalarda sabit gerilimli DC kaynağın, değişken gerilimli DC kaynağa çevrilmesi gerekmektedir. DC/DC konvertörler olarak da bilinen bir DC kıyıcı direkt olarak DC ’yi DC ’ye dönüştürür. Bir konvertör, sürekli değiştirilebilir sarım oranlı bir AC transformatörün eşdeğer DC devresi gibi de düşünülebilir. Transformatörün AC gerilimi arttırıp azaltabildiği gibi DC/DC konvertör de bir DC kaynağın gerilim değerini arttırıp, azaltabilir.

Konvertörler, elektrikli otomobillerde, deniz yük asansörlerinde, çatal kaldırıcılı kamyonlarda, maden ocağı çekicilerinde motor çekim kontrolü için oldukça sık kullanılır. Yumuşak hız kontrolü, yüksek verim ve dinamik tepki gibi avantajları DC/DC konvertörlerin tercih nedenleridir. Ayrıca enerjiyi malzemenin içine geri göndermek için de motorların aktif frenlenmesinde de kullanılmaktadır. Bu özellik sık durmalı aktarım sistemlerinde enerjinin korunmasını sağlar.

DC-DC konvertörler yük akımı ve geriliminin yönüne göre beş grupta incelenmiştir. Fakat tezin büyük bir bölümü, anahtarlama mod olarak çalışan ve gerçekleştirdiği işlev açısından beş gruba ayırabileceğimiz DC-DC konvertör çeşitlerine ayrılmıştır.

2.DC-DC KONVERTÖRLERİN SINIFLANDIRILMASI

DC-DC Konvertörlerin iki kısımda inceleneceği giriş kısmında belirtilmişti.

Akım ve Gerilimin Akış Yönüne Göre Konvertörler (Kıyıcılar) 5 gruba ayrılabilir

· A Sınıfı Konvertörler

· B Sınıfı Konvertörler

· C Sınıfı Konvertörler

· D Sınıfı Konvertörler

· E Sınıfı Konvertörler

A Sınıfı Konvertör Yük akımı yükün içine doğru akar. gösterildiği gibi yük gerilimi de yük akımı da pozitiftir. Eksenleri IL, VL ’den oluşan bir düzlemin tek bölgesinde çalışabildiği için tek kadran tipi konvertör olarak adlandırılabilir.

B Sınıfı Konvertör Yük akımı yükün dışından akar. ’de gösterildiği gibi yük gerilimi pozitif fakat yük akımı negatiftir. B sınıfı konvertör de A sınıfı konvertör gibi tek kadran tipidir. Buna karşılık, düzlemin ikinci bölgesinde çalıştığı için invertör olarak da kullanılabilir. Bu tip konvertör de gösterilmektedir. Şekildeki E bataryası yükün bir kısmı ve DC motorun geri EMK ’sı olarak düşünülebilir.

S1 anahtarı kapatıldığında E bataryasından dolayı L bobininden bir akım geçer ve VL gerilimi sıfır olur. Ani yük gerilimi VL ve yük akımı IL Şekil sırasıyla gösterilmiştir.

Fakat yük gerilimi her zaman pozitiftir. gösterilen ve iki kadran tip konvertör olarak bilinen C sınıfı konvertör A ve B tip konvertörlerin birleştirilmesinden oluşur. S1 ve D2, A sınıfı; S2 ve D1 B sınıfı konvertör vazifesini görür.S1 ve S2 aynı anda kapatılmadığı sürece C sınıfı konvertör hem doğrultucu hem de ters çevirici (invertör) olarak kullanılabilir.

Yük akımı devamlı pozitiftir. gösterildiği gibi yük gerilimi hem pozitif hem negatiftir. anahtarları kapatılırsa VL ve IL pozitif olur. S1 ve S4 anahtarları açıldığında yük akımı IL pozitif olur ve endüktif bir yük için akmaya devam eder. D2 ve D3’ün hazırladıkları yol ile yük akımı ve VL ters çevrilir.

gösterildiği gibi, yük akımı ve yük gerilimi, hem pozitif hem negatiftir. gösterilen ve 4 katran tip konvertör olarak da adlandırılabileceğimiz E sınıfı konvertör, 2 tane C sınıfı konvertörün birleştirilmesinden oluşur.

2.2 Gerçekleştirildiği İşlev Açısından DC/DC Konvertörler Gücün DC ’den DC ’ye dönüştürülmesi anahtarlamalı tip güç konvertörleri ile yapılır. Konvertörlerler reaktif elemanlar ve anahtarlardan meydana gelir.Çalışma prensibi devrede kullanılan anahtarların iletim ve kesim sürelerinin ayarlanması ile yapılır. Yükü besleyen gerilimin frekansı büyük değerlerde ise pratik olarak yüke kesintisiz olarak DC güç aktarımı mümkün olur. Böyle konvertörlerin, tatmin edici işletimi, reaktif elemanların uygun konfigürasyonuna ve uygun anahtarlama metotlarına bağlıdır.

Anahtar mod DC/DC konvertörler lineer olmayan ve zamanla değişen sistemlerdir. Konvertör uygulamasının sürekli olan uygun koruma özellikleri tasarım kriteri ile birlikte belirtilmiştir. DC/DC konvertörler şöyle sınıflandırılabilir.(MOHAN; 1989)

1. Düşürücü Konvertör (Step- Down, Buck)

2. Yükseltici Konvertör (Step- Up, Boost)

3. Düşürücü- Yükseltici Konvertör (Step –Down/ Up, Buck-Boost)

4. CUK Konvertör

5. Tam -Köprü Konvertör

Düşürücü ve yükseltici konvertörler temel konvertörlerdir. Düşürücü- yükseltici ve CUK konvertörleri temel konvertörlerin birbirleri ile birleştirilmelerinden oluşmuştur. Tam- köprü konvertörler ise düşürücü konvertörlerden elde edilmiştir.Konvertör çeşitleri belirli uygulamalarına bağlı olarak, anahtar mod DC güç kaynakları ve DC motor kontrolü uygulamaları olarak tanımlanmıştır. Bu bölümde konvertörler kararlı durumda analiz edilmiş, bobin ve kapasitör kayıpları ihmal edilmiştir.

2.2.1 Düşürücü Konvertör

Düşürücü konvertörler isminden de anlaşılacağı gibi DC giriş geriliminden daha küçük bir çıkış gerilimi vermektedir. En yaygın olarak kullanıldığı yerler;

a) Regüle edilmiş DC güç kaynakları

b) DC motor hız kontrol devreleri

dir. (MOHAN,1989). omik yükü olan düşürücü konvertör ifade edilmiştir. İdeal bir anahtar ve omik bir yük varsayıldığında ani çıkış gerilimi anahtarın durumuna bağlıdır. ortalama çıkış gerilimi Vo anahtar darbeleme oranına bağlı olarak;

dayanarak anlatılır. D (Darbeleme oranı) ’nın değeri değiştirilerek Vo gerilimi kontrol edilebilir. Vo lineer anfilerde olduğu gibi kontrol gerilimine bağlı olarak doğrusal bir değişim gösterir. Fakat pratik bir devrede bu sistemin iki mahzuru vardır.

1-Gerçekte yük tamamen omik değil, endüktif olabilir. Bu durumda anahtar endüktif enerji tüketir ve bu nedenle bozulur.

2-Çıkış gerilimi 0 ile Vd arasında salınım yapar. Bu ise birçok uygulamada kabul edilemez.

Depolanan endüktif enerji problemi gösterildiği gibi bir diyot yardımı ile giderilir.Çıkış gerilim değişmeleri alçak geçiren filtre kullanılarak yok edilebilir. Şekil 2.6.a ’daki filtre endüktif ve kapasitif elemanlardan oluşur. Şekil 2.6.b ’de alçak geçiren filtre girişinde bulunan sinyal Voi gösteriliyor. Bu sinyal, filtre olmasaydı Şekil 2.1.b ’nin aynısı olurdu. Bu sinyal, DC çıkış gerilimi Vo ve onun anahtarlama frekansındaki harmoniklerinden oluşur . Filtrenin köşe frekansı fc anahtarlama frekansından çok daha küçük olacak şekilde seçilmiştir ve böylece anahtarlama frekansının çıkış gerilimi üzerindeki istenmeyen etkileri giderilmiş olur.

Anahtarın iletim zamanı (t1) diyot ile polarlanmıştır. Dolayısıyla giriş sinyali yüke ve bobine enerji sağlar. Anahtar kesimde iken (tk) bobin akımı diyot üzerinden akmaya başlar ve enerjinin (depo edilen enerji) bir kısmını yüke iletir. Sistem kararlı durumda iken çıkıştaki kondansatörün çok büyük olduğu varsayılır. Bu durum oldukça sabit çıkış gerilimi gerektiren durumlarda geçerlidir. Vo(t) = Vo kondansatör gerilimindeki bozulmalar daha sonra hesap edilmiştir.

ortalama bobin akımının ortalama çıkış akımına eşit olduğu görülüyor. Çünkü ortalama kondansatör akımı kararlı durumda sıfırdır.

2.2.1.1 Sürekli Akım Durumu Sürekli akım durumundaki sinyaller görülüyor. Bu modda bobin akımı kesintisiz olarak akmaktadır. Anahtar iletim modunda iken t1 süresi kadar bobin akımı iletir. Diyot ters polarma durumundadır. Bu durum sıfırdan büyük bir bobin gerilimine sebep olur. VL = Vd - Vo Bu gerilim bobin akımında lineer bir artışa sebep olur. Anahtar kesim durumuna geçince, bobinde depolanan enerjiden dolayı bobin akımı üzerinde dolaşmaya devam eder. Bu akım devresini diyot üzerinden tamamlayarak negatif bir gerilim oluşmasına sebebiyet verir. Bu durum (VL=Vo) görülmektedir. Kararlı çalışma modunda sinyal kendisini tekrarlamak zorundadır. Formülde izah edildiği gibi VL ’nin bir periyottaki integrali sıfır olmak zorundadır. (MOHAN, 1989).

Formülde izah edildiği gibi gösterilen A ve B alanları birbirlerine eşit olmalıdır. Bu modda çıkış gerilimi anahtarın darbeleme oranına bağlı olarak doğrusal bir değişme gösterir ve başka hiçbir devre parametresine bağlı değildir.

Bu nedenle sürekli iletim durumunda çalışan düşürücü konvertör bir DC trafo gibi düşünülebilir. Trafonun sarım oranı sürekli ve elektronik olarak 0 ile 1 değeri arasında anahtarın darbeleme oranı kullanılarak kontrol edilebilir. Anahtar kapalı (off) konuma getirildiğinde giriş akımı = Idi trafo karakteristiğine uygun olarak tepe değerinden sıfıra anlık olarak sıçrar. Akım harmoniklerini gidermek için girişe uygun bir filtre ilave edilir.

2.2.1.2 Sürekli İletim ile Kesintili İletim Arasındaki Sınır

Bu kısımda, bobin akımı üzerindeki değişik devre parametrelerinin etkisi incelenecektir. Sürekli iletim durumunun uç değerindeki küçük VL ve IL Sınırda olmasından dolayı periyodun sonunda bobin akımı sıfır olur (IL = 0). Bu sınırda ortalama bobin akımı ve B ile gösterilen değer sınır değeridir.

Çalışma sırasında (ts, Vd, Vo, L ve D için birer değer verildiğinde) ortalama çıkış akımı ILB’den daha düşük olursa IL (Bobin akımı) kesintili olacaktır.

2.2.1.3 Kesintili İletim Durumu Konvertörlerin kullanılacağı yerlere bağlı olarak ya Vd (Giriş gerilimi) ya da Vo (çıkış gerilimi) sabit kalmaktadır. Her iki pozisyon bu kısımda ele alınmıştır.

2.2.1.3.1 Giriş Geriliminin (Vd) Sabit Olduğu Kesintili İletim Durumu

Bir DC motorun hız kontrolünde kullanıldığı gibi Vd sabit kalır, Vo ise D ayarlanarak kontrol edilir. Vo = D.Vd olduğu için ortalama bobin akımı sürekli iletim modunun sınırındadır.

Bu formül kullanıldığında ILB ’nin D ’ye bağlı gelişimi gösterildiği gibi ILB ’nin maksimum değeri D = 0.5 iken elde edilir. Vo/Vd oranı kesinti durumunda hesap edilecektir. Başlangıçta konvertör gösterildiği gibi kesintili – kesintisiz sınırında çalıştığını varsayalım, Ts, L, Vd ve D sabit olduğu durumda çıkış gücü düşürülürse (yük direnci artarsa) bu durumda ortalama bobin akımı düşer. Şekil 2.9 ’da gösterildiği gibi V0 değeri öncekinden yüksek olur.

sürecinde bobin akımı sıfırdır. Yük kapasitör tarafından beslenir. Bu sürede yine bobin gerilimi de sıfırdır. Bobin geriliminin bir periyot üzerinden integrali alınırsa sıfır çıkacaktır. Bu kullanılarak formül elde edilir.

düşürücü konvertörün her iki moddaki karakteristiği gösteriliyor. Vd sabit tutulduğunda Vo/Vd değeri Io/ILB,mak ’a bağlı olarak değişik D değerleri için çizilmiştir. Şekildeki kesintili çizgiler kesintili-kesintisiz mod arasındaki sınırı göstermektedir.

2.2.1.3.2 Sabit Vo Değerli Kesintili İletim Durumu Regüle edilmiş DC güç kaynakları uygulamalarında olduğu gibi Vd değişken olabilir ama Vo değeri D ayarlanarak sabit tutulabilir. Vd = Vo/D olduğu için ortalama bobin akımı sınır değerindedir.

2.2.1.3.3 Çıkış Gerilimindeki Bozulmalar Şu ana kadar yapılan analizlerde çıkış kapasitörü çok büyük düşünülmüştü, bu nedenle çıkış geriliminin sabit olduğu varsayıldı. (Vo(t) = Vo= sabit) fakat pratik bir kondansatör değeri için çıkış gerilimindeki sapmalar sinyaller kullanılarak hesap edilebilir (Sürekli iletim durumu için). Bobin akımındaki titreşimlerin kapasitörden geçtiği düşünülürse, taralı bölge ilave bir yük farkına neden olur. Bu yüzden çıkış gerilimindeki en alt ve en üst seviyedeki fark (

eşitlikleri elde edilir. görülebileceği gibi çıkış gerilimindeki bozulmalar alçak geçiren filtrenin frekansı anahtar frekansından çok küçük (fo<<fs) seçilerek azaltılabilir. Ayrıca çıkış, yükten bağımsızdır (Ancak konvertör sürekli iletim durumunda çalıştığı sürece).

Şekil 2.12 Düşürücü Konvertörde Çıkış Geriliminin Bozulması

Benzer bir analiz kesintili iletim durumu içinde yapılabilir. Dikkat edilecek nokta anahtarlamalı güç kaynaklarında % olarak ifade edilebilen bozulma oranı belli bir değerden (örneğin %1) daha küçük şeklinde ifade edilir. Bu nedenle biraz önce yapılan analizde Vo(t)=Vo çıkış geriliminin sabit olduğu kabulü geçerlidir.

2.2.2 Yükseltici (Boost) Konvertörler yükseltici bir konvertörü göstermektedir. Bu tip konvertörler, regüleli DC güç kaynaklarında ve DC motorlarının dinamik frenlenmesinde yaygın bir biçimde kullanılmaktadır.

Adından da anlaşılacağı üzere çıkış gerilimi giriş geriliminden büyüktür. Anahtar kapatıldığında diyot ters kutuplandığı için iletime geçmez. Böylece çıkış katı girişinden izole edilmiş olur. Anahtar açıldığında, çıkış katı bobin üzerinden beslenir. Kararlı durum analizinden, sabit bir çıkış gerilimi elde etmek için çıkış filtre kondansatörünün kapasitesi oldukça büyük olmalıdır. (Vo(t) @ Vo)

2.2.2.1 Sürekli İletim Durumu bobin akımının (iL(t)>0) devamlı olduğu bu iletim modunun kararlı durum dalga şekillerini göstermektedir.

2.2.2.2 Sürekli ve Süreksiz İletim Arasında Sınır Yükseltici bir konvertörün kullanıldığı çoğu alanda, Vo ‘nun değerinin sabit tutulması istenir. Buna göre IOB,D ’nin bir fonksiyonu olarak çizilmiştir. Vo ’nun sabit ,D ’nin değişken olması giriş geriliminin değiştiğini gösterir.

sabit Vo ve verilen bir D değeri için, ortalama yük akımının (IOB )altına (dolayısı ile ortalama bobin akımı (ILB) altına) düşmesi durumunda, akım iletiminin süreksiz olacağını göstermektedir.D:darbeleme görev oranı . Bir sistemde ortalama pals gücünün tepe pals gücüne oranı.

2.2.2.3 Süreksiz İletim Durumu

Bu madde çıkış yük gücü azalırken Vd ve D sabit kabul edilir(Uygulamada, Vo değerini sabit tutmak için D değiştirilir). Vd ve D değerini sabit kabul ederek, sürekli ve süreksiz iletimin sınır durumundaki dalga şekilleri karşılaştırılmıştır. Vd değeri sabitken azaltılmış Po (=Pd) ve daha düşük IL(=Id) değerinden dolayı süreksiz akım iletimi meydana gelmiştir. her iki modda ILtepe aynı olduğundan IL ’nin (ve süreksiz IL ’nin )daha düşük bir değeri ancak Vo değerinin artmasıyla mümkündür

Bir zaman peryodu üzerinden bobin geriliminin toplamını (integralini) sıfıra eşitlersek;

Uygulamada Vo sabit tutulduğunda ve D, Vd ’nin değişim tepkisinden değiştiğinden, istenen D değerini, çeşitli Vo/Vd değerleri için, yük akımının bir fonksiyonu cinsinden bulmak daha kullanışlıdır.D, Vd/Vo ’nun çeşitli değerleri için Io/IOB,max değerinin bir fonksiyonu olarak çizilmiştir. Kesikli çizgi ile gösterilen eğri sürekli ve süreksiz iletim arasındaki sınırı ifade etmektedir.Süreksiz modda, eğer Vo, her anahtarlama zaman periyodu sürecinde kontrol edilmiyorsa, girişten çıkış kondansatörüne ve yüke en azından;transfer edilir. Eğer yük bu enerjiyi çekmezse, bir enerji dengesi kuruluncaya kadar kondansatör voltajı Vo artacaktır. Yük çok hafifse, Vo ’daki bu artış yüksek bir gerilime veya kondansatörün delinmesine (bozulup iletken hale geçmesine) sebep olur.

2.2.2.4 Parazit Yapıcı (Sinyal Bozucu) Elemanların Etkisi Bir yükseltici konvertörde, bozucu elemanlar, diyot, anahtar, kondansatör ve bobinin ortaklaşa oluşturdukları kayıplardan meydana gelir. gerilim transfer oranı üzerindeki bozucu elemanların yaptığı etki görülmektedir. Uygulamada ideal karakteristiğinin tersine D bire yaklaşırken Vo/Vd azalır. D ’nin yüksek değerlerinde, çok zayıf anahtarlama kullanılmasından eğriler kesikli çizgi ile gösterilir.

Buradaki incelemelerimizde, bozucu elemanlar ihmal edildi.

Sürekli çalışma modu için, tepeden tepeye çıkış gerilimi dalga şekillerinden hesaplanabilir. Diyot akımı ID ’nin, tüm dalgacık akım bileşenlerinin kondasatörden ve ortalama değerini yük direncine aktığını kabul ederek,

2.2.3 Düşürücü – Yükseltici (Buck-Boost) Konvertör Düşürücü-yükseltici konvertörler, DC güç kaynaklarının regülasyonunda, giriş voltajının ortak terminaline göre çıkışın negatif kutuplu olması istenildiğinde ve çıkış voltajının, giriş voltajından daha az veya daha fazla olabileceği yerlerde yaygın bir biçimde kullanılır.

Bu tip bir konvertör, düşürücü ve yükseltici tip iki konvertörün ard arda bağlanmasıyla elde edilebilir. Kararlı halde çıkış-giriş voltaj dönüşüm oranı; ard arda bağlanan konvertörlerin dönüşüm oranlarının çarpımıdır(Anahtarların darbeleme oranları birbirine eşit).

Bu çıkış voltajının, giriş voltajından daha az veya daha fazla olmasına D ’ye bağlı olarak izin verir. Bu tip bir bağlantı Şekil 2.20 ’de görülmektedir. Anahtar kapatıldığında bobin enerjilenir fakat diyot iletime geçmez. Anahtar açıldığında bobinde depolanmış enerji yoktur. Burada incelenen kararlı hal analizinde çıkış kapasitörünün değerinin, sabit bir çıkış voltajını (Vo(t) @ Vo) sağlaması için çok büyük olduğu düşünülmektedir.

2.2.3.1 Sürekli İletim Durumu bobin akımının sürekli olarak aktığı sürekli akım iletim modu için dalga şekillerini göstermektedir.

Bir zaman periyodu üzerinden bobin geriliminin toplamını (integralini) sıfıra eşitleyerek;

göre çıkış voltajının girişten daha az veya daha fazla olabileceğini ispatlamaktadır.

2.2.3.2 Sürekli ve Süreksiz İletim Arasındaki Sınır Düşürücü - yükseltici tip konvertörlerin kullanıldığı çoğu uygulamalarda, Vd (dolayısıyla D) değişirken Vo değerinin sabit tutulması gerekmektedir. Son iki eşitliğe göre ILB ve IOB maksimum değerlerini D=0 ’da almaktadır.

2.2.3.3 Süreksiz İletim Durumu Yükseltici konvertörle kıyas ederek, parazit yapıcı elemanların , voltaj çevirme oranı ve geri besleme doğrultmalı düşürücü - yükseltici konvertörün kararlılığı üzerinde kayda değer etkilerin olduğu söylenebilir. parazit yapıcı elemanların etkisi açıkça görülmektedir. Çok yüksek ve elverişsiz darbeleme oranı yapan zayıf anahtar kullanımından dolayı eğriler kesikli çizgi ile gösterilmiştir.

2.2.3.5 Çıkış Gerilim Dalgacığı İşlemin sürekli modu için, çıkış gerilimindeki dalgacık gibi düşünülerek hesaplanabilir. İD ’nin kondansatör içinden akan dalgacık akım bileşeninin ve yük direncinin üzerinden geçen ortalama değerinin tümü göz önüne alındığında, ortaya çıkan alanın

2.2.4 CUK DC – DC Konvertör gösterilen CUK konvertör,önceki kısımda incelenen buck-boost konvertörün devresi üzerindeki “iki özellik gösteren durum” ilkesinin kullanılmasıyla elde edilmiştir. Buck-boost konvertör gibi CUK konvertör de giriş geriliminin ortak ucuna göre (-) kutuplu düzenlenmiş çıkış gerilimi vermektedir. Bu devrede C1 kondansatörü, enerjiyi depolayıp girişten çıkışa aktaran birinci eleman vazifesini görür.

Kararlı durumda, ortalama bobin gerilimleri VL1 ve VL2 sıfırdır.

yazılabilir.

Yani VC1, VD ve VO ’nun ikisinden de daha büyüktür. C1 ’in yeterince büyük olması durumunda, kararlı hal ani değişimde geri (VC1 ’in) ortalama değer VC1 ’e yakın olacak kadar küçük olduğu (i.e. VC1 @ VC1) kabul edilir.

Şekil 2.27 CUK Konvertör

Anahtar açıldığında bobin akımları iL1 ve iL2 diyot içinden geçer. Giriş ve L1 üzerinden, akımın diyottan geçmesiyle C1 yüklenir. VC1 , VD ’den büyük olduğundan iL1 giderek azalır ve L2 ’de depolanan enerji çıkışı besler. Böylece iL2 ’de azalmış olur.

Anahtar kapatıldığında, VC1, diyotu ters kutuplandırır.

gösterildiği gibi bobin akımları iL1 ve iL2, anahtar üzerinden akar. VC1>VO olduğundan C1 enerjiyi L2 ve çıkışa aktararak anahtar üzerinden boşalır. Böylece iL2 azalır. Girişin L1 ’i beslemesi iL1’i arttırır.

Bobin akımları iL1 ve iL2 ‘nin sürekli oldukları düşünülmektedir. Kararlı durumdaki akım ve gerilim ifadeleri iki yolla bulunabilir.

VC1’in sabit değeri için, bir periyodik zaman dilimi üzerinden L1 ve L2 de düşen gerilimlerin toplamı sıfıra eşitlenerek aşağıdaki denklemler bulunur.

Analiz metotlarının ikisi de aynı sonucu vermektedir. Ortalama giriş ve çıkış ilişkileri buck-boost konvertörle benzerdir.

VC1’in yaklaşık sabit kabul edilişi, uygulama devrelerinde oldukça geçerlidir. Giriş ve çıkış katını besleyen akımların oldukça serbest dalgacıklar şeklinde oluşu, bu devrenin bir avantajıdır (Bu özelliğiyle, bu akımları yüksek derece süreksiz olan buca-boost konvertöre benzemez). iL1 ve iL2 içindeki dalgacıkları eş zamanlı olarak ortadan kaldırmak mümkündür. Bu da daha düşük kapasiteli dış süzme üniteleriyle yetinmemizi sağlar. C1 Kondansatörünün büyük ölüde dalgacık-akım taşıma yeteneğine sahip olması gerekmektedir. Bu ise bir dezavantajdır.

Raıd: Sabit Disklere Hız Ve Güvenlik

Salı, 06 Kasım 2007

Gün gelir ve canavar kullanıcılar için en büyük olan harddisk alanları yetmez olur, daha fazla performans ve veri güvenliği isterler. Daha fazla disk performansı, daha fazla veri güvenliği; bunların hepsini RAID sistemi ile yapmanız mümkün. Peki ama, nedir bu RAID?

Editörün Notu: PC Magazine Türkiye Kasım ayında yayınlanan bu yazımı, biraz daha geliştirerek sitede yayınlamak, bir çok okurumuzu mutlu edecektir diye düşündüm. Ve sizlere RAID hakkında temel bilgilerin yer adlığı bu yazıyı sunuyorum.

Biraz geriye dönüp baktığımızda, 7200 devir dönen IDE disklerin çıkmasında bu yana, bu disklerde pek fazla gelişme olduğunu gördük desek yalan söylemiş oluruz; disklerdeki erişim süresindeki iyileştirmeler ve tampon bellek miktarının arttırılması performansın belli bir miktar arttırılmasını sağladı ama 5400 devirli disklerden 7200 devirli disklere geçerken hissettiğimiz performans artışı olmadı tabii ki. Piyasadaki en hızlı IDE diske sahibiz ama video ve resim işleme gibi uygulamalarım ve bilgisayarımda yaptığım işlemler diskimin canına okuyor diyorsunuz. “Eh kardeşim, sen de git o zaman SCSI disk al” diyeceksiniz. SCSI disk alınca, SCSI kontrol kartı da almalısınız. Bu ikisi bize pahalıya patlayacak diye düşünüp hemen işten vazgeçebilme gibi olanağımız var.

Diğer taraftan ise, Harddisk fiyatları ucuzlamışken şöyle 20 GB’lık bir disk aldık ve diskimiz yeni olduğu için tüm sistemimizi ve datalarımızı bu diske transfer ettik. İçindeki bilgiler hayati önem taşıyor. Hani, diskiniz yanlışlıkla güm diye gitse, yapacağınız bir şey yok. Gitti güzelim bilgiler olacak. Kafanızı duvardan duvara vuracaksınız. Yedeklemek ne güne duruyor derseniz, 20 GB’lık veriyi, kafanız estiğinde yedeklemek her babayiğidin harcı değil. Gerçi yeni yeni sistemler geliştiriliyor bu yedekleme işlemi için ama, ben işimi sağlama alayım ve işimi yaparken kayıt ettiğim veriler eş zamanlı olarak yedeklensin diyorum.

Toparlayacak olursak, “hız ve(ya) güvenlik” istiyorum gibi bir sonuç çıkartabilmemiz mümkün. Ama bu istediklerimizi nasıl yapacağız?

Son zamanlarda, piyasada satılan IDE RAID Kontrol kartlarıyla veya IDE RAID kontrol ünitesini üzerinde barındıran anakartlar ile bunu yapmak mümkün. İşte bu “RAID” terimini son zamanlarda ünlü olmasının sebebi bu. RAID terimini duyuyoruz ama nedir bu RAID? Ne işe yarar? Çalışma mantığı nasıldır? Haydin bunların cevaplarını arayalım.

RAID Nedir? RAID Arkasında Yatan Temeller Nelerdir?

Tek harddisk ile yapabildikleriniz sınırlıdır. Performans arttırayım deseniz, overclock edemiyorsunuz; verileri otomatik yedekleyeyim deseniz, kendiniz yedeklemek zorundasınız. Eğer disk kapasitenizi arttırdığınızda disk performansınızı arttırmak istiyorsanız, verilerinizin eş zamanlı yedeklenmesini istiyorsanız sizin bir RAID dizesi oluşturmanız gerekiyor demektir. RAID, ”

Redundant Array of InexpensiveDisks” kelimelerinin baş harflerinden oluşuyor. RAID dizesinde, iki veya daha fazla diski tek üniteye bağlayarak, disklerin tek başlarına yapamadığı şeyleri yapmanız olanak sağlar. Uyguladığınız RAID konfigürasyonunu çeşidine göre, RAID dizesi ile daha fazla performans, daha fazla veri güvenliği veya her ikisini de elde edebileceksiniz.

RAID’in esas amacı, bir dize içerisinde bulunan ana harddiskin çeşitli yöntemlerle yedeği alınarak, diğer harddisklerin bozuk olduğu zaman, sistemin çalışmama süresini en aza indirgemektir. Burada söylediklerimiz, birazdan anlatacağımız kavramlar için temel oluşturuyor.

RAID için farklı konfigürasyon seçenekleri bulunuyor. Bu konfigürasyonları RAID X ( X yerine rakam geliyor ) şeklinde ifade ediyoruz. Tahmin edeceğiniz üzere, birden fazla konfigürasyon söz konusu. IDE RAID sistemler ile kullanabileceğiniz RAID 0, RAID 1 ve RAID 0+1 konfigürasyonlarını şöyle bir açıklayalım.

RAID 0 (Striping)

RAID 0 konfigürasyonunda, RAID kontrolcüsüne en az iki disk bağlayarak bir dizi oluşturuyorsunuz. Disk dizisi kullanırken, aynı türden bağlanmış diskler üzerine veriler yazılırken ardışık bloklara bölünerek diskler üzerine dağıtılarak yazdırılıyor. Bu ciddi bir performans artışı sağlıyor desek yeridir. Bunu daha anlaşılabilir bir şekilde anlatalım. Elimizde yazılması gereken 8 kelimelik bir cümle var. Dört elimizin olduğunu varsayalım. Bir elin bir kelimeyi yazması bir dakika aldığını varsayarsak; kelime sayısını el sayısına göre paylaştırıp yazdırırsak, tek elin 8 dakikada yaptığı işi, dört elimizle 2 dakikada yapmış olacağız. Sanırım mantığını anladınız.

Sonuç olarak, sistemin veri yazma/okuma performansı ciddi bir şekilde artıyor. Çünkü yazdıracağınız veri kaç tane disk bağlıysa o kadar diske paylaştırılarak yazdırılıyor.

Dikkatinizi çektiyse, RAID 0 konfigürasyonu gerçek bir RAID uygulaması değil. Çünkü hata töleransı denen bir şey yok. Gerçekten burası önemli. RAID 0 konfigürasyonundaki hard disklerden bir tanesi göçtüğünde, RAID 0 konfigürasyonu içindeki tüm disklerdeki sahip olduğunuz tüm bilgiler de güme gidiyor! Örneğin RAID 0 uygulamasında sahip olduğunuz 3 adet 10 Gb’lık hard diskinizden birisi su koyu verirse, buzdolabında kötü günler için muhafaza ettiğiniz buz gibi suyunuzu içmek farz oluyor. Anlayacağınız 30 GB’lık verinin hepsi gelmemek üzere gidiyor. Burası önemli bir noktaydı.

Tabii bu dediklerimiz, performans manyaklarını etkileyecek değil hani. Sonuçta ben akıllı adamım, yedeklememi her zaman yaparım diyenler için bir sorun yok elbette.

RAID 0 konfigürasyonunu şöyle genel olarak özetleyecek olursak: RAID 0 konfigürasyonu için min. 2 diske ihtiyaç duyuyoruz. Örneğini ki tane 10 Gb’lık harddisk bağladığımda, bu iki disk tek disk imiş gibi olacaklar ve ikisinin toplam kapasitesi yani 20 GB’lık kapasite elde etmiş olacağım. RAID 0 konfigürasyonun gerçek RAID olmadığını çünkü hata toleransının olmadığını belirttik. Bundan dolayı, bilgilerin önemli olduğu ortamda kullanılmayan bir konfigürasyondur.

RAID 1 (Mirroring)

Evet diğer RAID sistemimiz ise RAID 1, diğer adıyla disk “aynalama”. “Aynalama” teriminden tahmin edeceğiniz üzere şu anlam ortaya çıkıyor : 2 veya daha fazla diskiniz var ve bu disklerin birisindeki bilgiler, diğerine eş zamanlı olarak kayıt ediliyor. %100 veri güvenliği amaç edinilmiş. Aniden disk göçtü diyelim. Hiç telaş yok. Bilgilerin aynalandığı diskten dosyaları tekrar yeni ana diskinize kopyalayarak olayı çözümleyebiliyorsunuz.

Gördüğünüz üzere, RAID 1 sisteminin diskten veri okuma performansına bir katkısı yok. Sadece, ECC (Hata Bulma & Düzeltme ) işleminden dolayı yazma işlemi, yalnız başına kullanılan tek diskli konfigürasyona göre bir yavaşlık gösterebilir.

Anlayacağınız üzere, performansın pek önemli olmadığı, verilerin önem arz ettiği konumlarda RAID 1 sistemi çok işe yarıyor. Zaten bu sisteminde tek amacı veri güvenliği.

RAID 0 + 1 ( Striping + Mirroring )

Yukarıda anlattığımız her iki yöntem, bu sistem çatısı altında toplanmış. Hem veri güvenliği en planda tutulurken, performans artışı da ihmal edilmemiş. Bu RAID konfigürasyonunu oluşturabilmeniz için en az 4 diske ihtiyacınız var. İki disk bir dize oluştururken, diğer iki disk bunların aynası oluyor yani eş zamanlı olarak yedeğini alıyor.

RAID 0 + 1 konfigürasyonunu kullandığınız sistemin veri güvenliğinin yanı sıra, yazma ve okuma hızları iyileştiriliyor. Fakat fiyat açısından bakıldığında, min. 4 diske ihtiyaç duyması pek de ucuza bu işi halledeceğimiz anlamına gelmiyor. En az 4 disk dediğime bakmayın IDE RAID kontrolcüler ile bu iş sadece 4 disk ile yapılabiliyor.

Piyasada bulunan IDE RAID kontrolcülerinin hepsinde desteklenen ortak RAID konfigürasyonları bunlar . Fakat Adaptec’in çıkardığı ve diğer IDE RAID kartlar ile desteklenmeyen RAID 5 konfigürasyonunu da destekliyor. Dolayısı ile RAID 5 olayına hafiften girelim.

RAID 5

RAID 5, Hard Disklerin RAID 0 sistemindeki gibi “Stripe” edilmesinin performans katkısının yanı sıra, parite hesaplanmasındaki güvenlik özellikleri beraberinde getiriyor. En az 3 diske ihtiyaç duyuluyor. Dizi içerisindeki tüm disklere hem veri hem de parite bilgileri dağıtılarak yazılıyor.

Resimle birlikte olaya baktığınızda daha iyi kavrayabileceksiniz. Min. 3 disk gerektiğini söylemiştik. 3 Disk kullandığımı varsayıyorum. Veri yazdırırken, ilk 2 diske veriler yazılıyor, üçüncü diske parite bilgileri kayıt ediliyor. İkinci veri kayıt edişimde ise, başka bir diske parite bilgilerini kayıt ediyor. Diğerinde ise başka bir diske… İşte bu dizideki harddisklerden birisi “gıcıklık” yaparsa, en son parite bilgilerinin kayıt edildiği diskten parite bilgileri okunarak, kayıp veriler tekrar inşaa ediliyor. Bir tür veri güvenlik sisteminin olduğunu anlamışsınızdır. Dolayısı ile, RAID 5 sisteminin, veri güvenliğinin çok önemli olduğu konumlarda ve hata düzeltmenin olabildiğince iyi olması gereken yerlerde çok sık kullanıldığını anlamak güç değil. Parite hesaplamasının yapılması çok ilginç bir şey. Sayfanın sonunda vereceğimiz linklerden, parite hakkında detaylı bilgilere ulaşabileceksiniz.

Diğer RAID konfigürasyonları

Yukarda saydıklarımızdan başka, RAID 2, RAID 3, RAID 4, , RAID 7, RAID 53 gibi diğer konfigürasyonlarda bulunuyor. Eğer bu konfigürasyonları anlatacak olursak: parite ( Hafiften anladınız gibi ) , Hamming ve XOR hata düzeltme operasyonlarından da bahsetmek zorunda kalacağız ve bu anlattıklarımızdan bizim de dahil herkesin kafası allak bullak olup, bu yazıyı okumayacaksınızdır. Zaten yukarıda sizler için anlattığımız RAID konfigürasyonlarının dışındaki diğer RAID konfigürasyonlarının bazıları aşırı derecede kompleks yapıya sahip olup, çok pahalı SCSI RAID kartları ile gerçekleştirilebilen işlemler. Zaten o kompleks yapılı RAID konfigürasyonları, bizim konumuzun dışına çıkıyor biraz. Bundan dolayı esas RAID, SCSI RAID dir. IDE RAID kontrolcülerinin yapabildiği işlemler en basit yapılı olan işlemler, ki bunlar yazılımlar tarafından da yapılabiliyor. NT 4.0/Windows 2000 Server ve Linux işletim sistemlerini çok yakından tanıyanlar zaten bu olaylara pek uzak değildir. Dolayısı ile IDE RAID kontrolcüleriyle yapabildiğimiz RAID konfigürasyonları bizler için önemliydi.

Biraz önce IDE RAID konfigürasyonlarından bazılarının ( Örneğin RAID 0 konfigürasyonu ) işletim sistemleri tarafından yapıldığından bahsettik (Yine software/hardware konusuna gelmiş oluyoruz gibi). Sadece bilgi olsun diye söyleyeceğim. IDE RAID kontrolcüleri RAID konfigürasyonlarının “donanımdan” desteklediği için, yazılım yoluyla yapılan striping veya mirroring işlemlerine nazaran performansın daha iyi olduğunu söylemek mümkün. Çünkü, bu işi yazılım yaparken haliyle işlemciye yükleniyor.

Bu arada ilginç bir noktayı belirtmeden de geçmek istemiyorum. RAID kavramı yaklaşık bundan 12 yıl önce çıkarılmıştı. O günden bugüne teknoloji çok gelişti ve artık RAID’in açılımındaki üçüncü kelime olan Inexpensive ( ucuz ) kelimesi gerçekleşiyor gibi. Düşünsenize, IDE RAID sisteminin de 4,5 yıl kadar önce de var olduğunu düşünerek, RAID 0+1 konfigürasyonunu oluşturmak için ne kadar para harcayacağınız düşünün. Kaldı ki, önceden SCSI RAID sistemler var idi ve varın “ucuz” olayını siz düşünün. Ama artık bazı şeyler değişti gibi.

IDE RAID olayının mantıklı bir açıklamasına gelince; eski, “acınacak” türdeki performansa sahip IDE diskler ( SCSI disklere göre karşılaştırıldığında ) IDE RAID sisteminin oluşması için bir alt yapı oluşturamıyordu ( Fiyat açısından da bakmak gerekli ). Gelişen IDE Diskler, ucuzlayan fiyatlarıyla beraber, IDE RAID sisteminin uygulanabilir olması için göz ve masaüstü bilgisayarlarını işine yarayacak RAID 0, RAID 1 ve RAID 0+1 konfigürasyonlarını beraberinde getirdi. Zaten masaüstü geliştirilen bir RAID sistemi için, çok büyük “sunucularda” işe yarayan kompleks RAID konfigürasyonlarını beraberinde getirmesi mantıklı değildi. Hem kompleks yapılı RAID konfigürasyonları da desteklenseydi, IDE RAID kontrolcüleri olduğunda çok daha pahalı olacaktı ve masaüstü bilgisayar için hiçbir espirisi kalmayacaktı. Yukarıda bahsettiğimiz Adaptec’in RAID 5 konfigürasyonunu destekleyen IDE RAID kartını biraz buradan uzak tutmaya çalışıyorum. Çünkü fiyatı, diğer IDE RAID kartlardan 4-5 kat daha pahalı.

Sonuç olarak, IDE RAID, ortalığı yerinden oynatacak nitelikte. Çok makul bir fiyata sisteminizde gözle görülür bir performans artışı elde edebileceksiniz. Çoğumuz performans tutkunu olduğumuz için, veri güvenliğini biraz hiçe sayıp, RAID 0 konfigürasyonu sistemlerimizde kullanarak bir güzellik edebilirsiniz.

Sonuç olarak, IDE RAID olayı fiyatından dolayı benim gözüme girmeyi çoktan başardı. IDE Belki azıcık gaz verirseniz önümüzdeki günlerde “IDE RAID sistem nasıl kurulur?” gibi bir yazı hazırlayabiliriz de. İlk başta RAID mantığını kavramak lazım ama…

Opamp Pwm Osilatörü

Salı, 06 Kasım 2007

OPAMP PWM OSİLATÖRÜ

Devre opamp ile yapılmış pwm osilatörüdür .Bu devre pwm darbesi üreterek güç kontrolü olarak kullanılıyor .potansyometreler frenkans ve pwm ayarı yapıyor .pwm ayarı yapılırken frenkans sabit tutuluyor .

Bıp-bıp Sesi Devresi.

Salı, 06 Kasım 2007

Bu devre, iki adet kare dalga osilatör ile gerçekleştirilmiştir. Birinci osilatör, 4011(VEDEĞİL) entegresinin A ve B kapıları ile R2,R5 ve C1 elemanlarından oluşmaktadır. Frekansı yaklaşık olarak 0.5 Hz dir. İkinci osilatör, 4011(VEDEĞİL) entegresinin C ve D kapıları ile R1,R6 ve C2 elemanlarından oluşmaktadır. Frekansı yaklaşık olarak 500 Hz dir. Devreye enerji verildiğinde, 0.5Hz’lik birinci osilatör çalışır. Bu osilatörün çıkışı, 500Hz’lik ikinci osilatörü kontrol eder. Böylelikle hoparlörden 0.5Hz kesik aralıklarla 500Hz lik sinyal duyulur. Duyulan sinyal BIP-BIP sesi şeklinde olur. Çıkışta yer alan BC237 transistörü, 8 ohmluk hoparlörü sürmek için kullanılmıştır.

Duyulan sesin frekansını R6 ve kesim aralığını R5 ile değiştirebilirsiniz.Çalışma gerilimi : 3…12VÇalışma akımı : 100mA

Sensörler_opto-elektrik Sensörleri(Fotoseller)

Salı, 06 Kasım 2007

Girişİndüktif ve kapasitif sensörlere ek olarak, günümüz otomasyon teknolojisinde opto-elektronik sensörler gittikçe daha önemli olmaktadır. Bunlar, dokunmasız makine hareketlerini algılama ve daha önemlisi makinelerde ve fabrikalarda farklı ürünleri emniyetli olarak algılama olanağı sağlar.

Optik sensörler yüksek performansları ve gittikçe küçülen tasarımları ile ivme kazanmaktadır. Çünkü, büyük olmalarından dolayı indüktif ve kapasitif sensörlerle çözülenemeyen uygulamalarda kullanılabilirler.

Büyük indüktif ve kapasitif sensörlerde, sensörle hedef cisim arasındaki en uzun mesafe 60 - 100 mm dolaylarındadır. Fakat optik sensörler küçük boyutlarda bile birkaç metrelik alanı kontrol edebilir. Bu sensörler üç farklı algılama ilkesine göre sınıflandırılabilir : karşılıklı sensörler, yansıtıcılı sensörler ve cisimden yansımalı sensörler. Her algılama ilkesi aşağıda ayrıntılı anlatılan farklı özelliklere sahiptir.

Bu notlarda farklı algılama ilkeleri, bu sistemlerin avantajları ve dezavantajları, uygulamaya yönelik uygun sensör seçim kıstasları anlatılmıştır.

2. OPTİK SİSTEMLERLE İLGİLİ ÖNEMLİ NOKTALAR

2.1. OPTİK ALGILAMANIN TEMEL İLKESİ

Tam olarak opto-elektronik ne demektir? Bu optik ve elektronik kelimelerinin birlrştirilmesi ile oluşturulmuştur. Anlamı, dokunmaksızın bir cismi ışık (optik) yardımıyla algılama, sonra elektronik olarak değerlendirme ve sinyale dönüştürme demektir.

Elektromanyetik ışıma (radiation) dağılımı (Spektrum)

Şekil 1Bir cisimi algılamak için fotosele gerekli olan ışık 1 mm ile 10 nm arasındaki elektromanyetik ışıma aralığındaki dalgalardan oluışur Bu aralık UV ışık , görülebilir ışık (insan gözü ile) ve IR

ışık bölgelerine ayrılmıştır.

Dalga boyu aralığıIşınım tanımlama100 nm - 280 nmUV - C280 nm - 315 nmUV - B315 nm - 380 nmUV - A380 nm - 440 nmAçık mor440 nm - 495 nmAçık mavi495 nm - 558 nmAçık yeşil558 nm - 640 nmAçık sarı640 nm - 750 nmAçık kırmızı750 nm - 1400 nmIR - A1.4 mm - 3.0 mmIR - B3.0 mm - 1000 mmIR - CDIN 5031 ‘e göre optik spektrum sınıflandırması

Bölgeler arasındaki geçiş ve görülebilir ışığın renkleri erasındaki geçiş süreklidir (gökkuşağı). Genellikle ışık kaynağı olarak dalga boyu 880 nm olam kızıl ötesi (infrared) ışık kullanılır.

Fakat bazı özel durumlarda dalga boyu 660 nm olan kırmızı ışıkta kullanılır.

Spektral dagılım (standardlaştırılmış)

güneş ışığıgöz duyarlılığıspektral duyarlılık Si alıcıspektral ışınım kırmızı LED GaAs P spektral ışınım GaAlAsspektral ışınım GaAsŞekil 2Kızıl ötesi ışık olası dış kaynakların etkilerine karşı olabildiğince çok bağışıklık kazandırmak için çeşitli nedenlerle kullanılır.

Birincisi, alıcı olarak kullanılan transistör en yüksek duyarlılığa kızıl ötesi ışıkta sahiptir.

İkincisi, çok küçük toz parçalarının çapından daha uzun dalga boyu olan ışığın hiçbir sorunla karşılaşmadan bu parçacıkları geçmesi olayından yararlanılır. Kirlenme ve toza karşı koruma sağlamak uzun dalga boylu ışınım (UV değil IR) kullanımının nedeni budur.

Üçüncüsü, kızıl ötesi ışık kullanımıyla sensörler görülebilir aralıktaki dış ışık kaynaklarından daha az etkilenir.

2. KARŞILIKLI SENSÖRLER

Kızıl ötesi ışınım yöntemiyle cisimlerin optik algılanması nasıl olur?

İlk yöntem belli konumda bir kızıl ötesi diyotun verici olarak ve ikinci konumda alıcı olarak (duyarlı) fototransistör (veya fotodiyot) yerleştirilmesidir. Bir cismin alıcı ile verici arasındaki düz yolu kestiği her zaman, alıcı transistörün elektriksel tepkisi değişir.

Karşılıklı sensör

Şekil 3Şekil 3 verici ışının yapısını ve alıcının duyarlılığını göstermektedir. Montaj yapılırken verici alıcının yolunda olmalı (ışın yolu, sensörün algılama mesafesine ve ±1.3o ile ± 10o arasındaki bakış açısına bağlıdır) ve alıcı vericinin yolunda olmalıdır. Alıcı ile verici öyle bir şekilde ayarlanmalıdırki bir optik eksen üzerinde aralarında doğrudan kesişme olmalıdır. Alıcıya giden ışını tümüyle kesmek için algılanacak cismin boyutları en az bu etkin bölge (optik eksen) kadar olmalıdır. Gözönünde bulundurulması gereken nokta; algılama alanının (etkin bölge) sürekli olarak faydalı alandan daha küçük olmasıdır.

En uzun mesafe ve toza/kirlenmeye karşı en büyük aşırı kazanç, (çalışma güvenilirliği için) verici ile alıcının optik eksen üzerinde olası en iyi şekilde ayarlanmasıyla sağlanır.

İki veya daha fazla karşılıklı sensörün yan yana bağlanması durumunda, birbirlerinden etkilenmemelerine özen gösterilmelidir. Bunun için sensörler arasında bırakılması gereken en az uzaklık, verici ile alıcı arasındaki uzaklığa ve ışın yollarının bakış açısına bağlıdır.

Birkaç sensör yan yana bağlanacağı zaman alıcı ile vericinin değişimli montajı iyi bir çözüm olabilir.

Karşılıklı sensörlerin özellikleri aşağıda özetlenmiştir.ışık vericiden alıcıya tek yönlü yol aldığı için uzun algılama mesafesi.Optik eksen başından sonuna kadar geniş çalışma aralığıOptik eksen boyunca kesin anahtarlama noktasıMontajı ve bağlantısı gereken iki ayrı birimŞeffaf cisimlerde emin olmayan algılamaMat cisimlerde emin algılamaEmniyetli çalışma için kesinlikle doğru ayarlama gerekli2.3. YANSITICILI SENSÖRLER

Diğer bir tip fotosel, yansıtıcılı sensör olarak adlandırılır. Verici ile alıcı bir kılıf içine yerleştirilmiştir ve izlenecek alanın bir tarafına monte edilir. Diğer tarafta ışık bir yansıtıcı (reflektör) yardımıyla yansıtılır.

Eğer yansıtıcı yüzeyi düz olursa ve optik eksene tam dik olarak yerleştirilmemişse yansıyan ışık asla alıcıya ulaşmaz. Hatta dik ayarlamada bile alıcıya doğru sadece küçük bir ışık yansır. (Bkz. Aşağıdaki şekiller). Buna engel olmak için özel yansıtıcı kullanılır, yani prizmatik yansıtıcı. Prizmatik yansıtıcıda gelen ışık ışını sürekli olarak ışığın yayıldığı yöne doğru geri yansıtılır.

Prizmatik yansıtıcının yapısı

Bir prizmada yansıma

Şekil 4

Bu yansıtıcılar büyük yansıma kayıpları olmadan verici ışınına 15o lik açıyla yerlestirilebilir. Normal düz yansıtıcılarda durum oldukça farklıdır. Çünkü ışın sürekli olarak dik açısına göre yansıtıcıya çarptığı açıyla geri yansıtılır. Bu durum yansıtıcılı sensörlerle düz yansıtıcı kullanılırsa büyük sorunlarla karşılaşılacağını gösterir.

Yansıtıcılı sensör

Şekil 7Şekil 7, yansıtıcılı sensörün alıcı özelliğini gösterir. Etkin alan, yansıtıcı çapına eşit olana kadar yansıtıcıya yaklaştıkça büyür. Eğer cisim yansıtıcıya yakın bir noktada algılanacaksa en azından yansıtıcı alanın tümünü kaplamalıdır. Cisim sensöre yakın olacaksa daha küçük olabilir.

Yansıtıcılı sensör aşağıdaki özelliklere sahiptir :Bazen sadece alıcının duyarlılığı değiştirilerek şeffaf cisimler algılanabilir.Olası en yüksek çalışma güvenilirliğini sağlamak için mat cisimleri algılamada alıcı (karşılıklı veya yansıtıcılı) duyarlılığı maksimuma ayarlanmalıdır.Normal olarak yansıtıcı cisimler algılanamaz.Ancak, yansıtıcılı sensörler çok iyi ayarlandıkları zaman yansıtıcı cisimleri algılayabilir. Sensörü ve yansıtıcıyı cisme göre çapraz ayarlayarak, cismin yansıttığı ışının alıcıya gelmemesi sağlanabilir. Böylece yansıtıcı cisimler emniyetli olarak algılanabilir.

Böyle zor cisimler için polarizasyon filtreli yansıtıcılı sensörler daha uygun olurlar. Bu tür yansıtıcılı sensör vericisinin yaydığı ışık, normal olarak rasgele yönlendirilmiş dalga yapısına (osilatör yönü) sahiptir.

Polarizasyon filtreli yansıtıcılı sensör

Şekil 8Polarizasyon filtresi sadece belli doğrultuda yönlendirilmiş ışığın yayılmasını sağlar Eğer bu ışık yansıtıcı bir cisme (paket folyosu, cam, ayna) çarparsa yansıma yönlendirmeyi değiştirmez. Yansıyan ışık alıcı yönüne doğru yol alır. Fakat alıcının ön tarafında ilk filtreye göre dikey ayarlanmış ikinci bir polarizasyon filtresi (çözümleyici) aynı kılıf içine yerleştirilmiştir. Bu, ışının alıcıya ulaşmasına engel olur. Sensör cismi algılar (yani "geri gelen yansıyan ışın yok").

Fakat ışın bir prizmatik yansıtıcıya çarparsa depolarize edici etkisinden dolayı iletilen ışığın polarizasyonu yaklaşık 90 derece döndürülür. Böyle değiştirilmiş ışık yansıtıcıdan alıcıya giderken ikinci polarizasyon filtresinden geçerek alıcıya ulaşır. Bunun anlamı yansıtıcılı sensörün algılama alanı içinde hiçbir cisim (yansıtıcı yada yansıtıcı olmayan) yoktur.

Polarizasyon filtreli yansıtıcılı sensörlerle kullanılmak üzere özel olarak üretilen yansıtıcı kağıt da depolarize edicilik özelliğine sabiptir. Fakat algılama mesafesini optimize etmek ve aşırı kazanç sağlamak için kağıt sürekli olarak lens sistemine (polarizasyon filtreleri) dik olarak yerleştirilmelidir.

Normal olarak, polarizasyon filtreli sensörler kızıl ötesi ışık değil de kızıl ışık diyotu ile çalışırlar. Çünkü kullanımdaki polarizasyon filtreleri ancak görülebilir ışık spektrumunda yeteri kadar iyi çalışırlar. Filtreler ve kızıl ışık yayan diyot nedeni ile sensör algılama mesafesi ayni tip normal sensörlere göre %50 kısalır.

Yansıtıcılı sensörlerin (standart ve polarizasyon filtreli) çok önemli özellikleri aşağida özetlenmiştir:verici ve alıcıyı barındıran tek elktrikli birim gürültülerden etkllenmediği için kolay yansıtıcı montajıoptik eksen başından sonuna kadar kesin anahtarlama (algılama) noktasıyarı algılama mesafesi (ışınım yolunun iki katı olmasından dolayı karşılıklı sensörlere göre yaklaşık yarı algılama mesafesi)polarizsyon filtreli olanlar dışında yansıtıcı cisimlerde emin olmayan algılamaşeffaf cisimlerde emin olmayan algılamamat cisimlerde kesin algılama2.4. CİSİMDEN YANSIMALI SENSÖRLER

Cisimleri opto-elektronik olarak algılamanın üçüncü yöntemi: Cisimden yansımalı tip sensörlerdir. Burada da verici ve alıcı aynı kılıf içine yerleştirilmiştir.

Fakat cisimden yansımalı sensörler, bir prizmatik yansıtıcı veya yansıtıcı kağıttan yansıyan ışıkla değil de hedef cisimden yansıyan ışıkla çalışır. Bu, indüktif ve kapasitif yaklaşım anahtarları çalışma ilkelerine benzeyen tek opto-elektronik algılama ilkesidir. Onlarda cismi doğrudan algılar : cisim var (yansıma var) yaklaşım anahtarı algılarcisim yok (yansıma yok) yaklaşım anahtarı algılamaz.Cisimden yansımalı sensörlerin önemli avantajları şunlardır:monte edilecek sadece bir sensöryanlış ayarlama ve yansıtıcı kirlenmesi yokseffaf cisimler karşılıklı ve yansıtıcılı sensörlerden daha iyi algılanabilir.Alıcının doğru duyarlılık ayarı, şeffaf cisimlerden az miktar’daki yansımaların degerlendirilmesini sağlar

Cisimden yansımalı sensörlerin de bazı dezavantajları vardır: cisimden yansıyan ışığın değerlendirilmesi ve algılaması nedeni ile cisimin algılaması büyük oranda cisim yüzeyinin özelliklerine bağlıdır(pürüzsüz ,yansıtıcı beyaz gri siyah genel olarak cisimlerin yansıtma oranının daha düşük olmasından dolayı, verici ile alıcı arasındaki ışının açıkça kesildiği (alıcıda kızıl ötesi ışık var /yok) karşılıklı ve yansıtıcılı sensörlere göre olası maksimum algılamala mesafesi daha kısadır.cisimden yansımalı sensörde ,alıcıya ulaşan kızıl ötesi ışık anahtarlama noktasına doğru artar ,yani:önce çok az ,az,biraz ,biraz, daha…. ve anahtarlama noktası.

Cisimden yansımalı sensör (kapatma eğrisi)

Şekil 9 Şekil 9, cisimden yansımalı sensörün tipik alıcı eğrisini gösterir.şekilde görülen eğriler hedef cisimin (gri kodak kartının beyaz arka tarafı ),indüktif ve kapasitif yaklaşım anahtarlarındakine benzer olarak yandan veya önden yaaklaşması ile elde edilmiştir.

Cisimden yansımalı OU tip sensörün anahtarlama eğrisi

Şekil 10Açma / kapama eğrisi de diğer yaklaşım anahtarlarının eğrisine benzer.Emniyetli anahtarlamayı sağlamak için herhangi bir boyuttaki cisimin yandan ve önden yaklaşımında histerisis açıkça belirlenebilir.

Kolaylıkla anlaşılabileceği gibi ,daha büyük bir cisim küçük olandan ve yansıtıcı beyaz olan Cisim mat siyah olandan daha fazla ışık yansıtır.Dolayısıyla algılama mesafesi cisimin boyutlarına ve rengine bağlıdır. (bkz . Şekil 11).

Cisimden yansılamalı sensörün algılamala mesafesinin değişimi

Şekil 11özet olarak ;cisimden yansımalı sensörlerin önemli özellikleri şunlardır:

a. algılama mesafesi büyük oranda algılanacak cisimin yüzey özelliklerine ve rengine bağlıdır

b. cisimden yansımalı sensörler öyle bir şekilde yerleştirilmelidir ki:arka taraf değil de sadece

cisim kolaylıkla algılanmalıdır.Bu aşağıdaki durumlarda gerçekleşir:

1- cisimi normal algılama mesafesi içine yerleştirin

2- duyarlılığı potansiyometre ile cisimi algılayıncaya kadar artırın ve bu noktayı unutmayın.

3- cisimi alın ve duyarlılığı arka tarafı algılayıncaya kadar artırın.

4- potansiyometreyi algılama gecene kadar geri cevirin

5-şimdi,olası ise ,bu uygulama için optimum algılama mesafesi için potansiyometreyi 2 ve 4’deki konumlarının ortasına ayarlayın.

c. algılama mesafesi dışındaki yansıtıcı veya çok parlak cisimler kolaylıkla cisimden yansımalı sensörün çalışmasını etkileyebilir.

Peki , bu tür sorunlar cisimden yansımalı sensörlerde nasıl cözülebilir.

Geri bastırmasız (a), geri bastırmalı (b) cisimden yansımalı sensör (odaklanmış ışın ilkesi) ve geri palan bastırmalı (c).

Şekil 12Şekilin üst kısımı cisimden yansımalı sensörün çalışma ilkesini gösterir .alt taraftaki şekilde görüldüğü gibi,verici ve alıcının konumundaki değişiklik bir çeşit arka tarafın etkisini bastırmaya neden olur.arka tarafın nasıl olduğundan bağımsız olarak , verici ile alıcı kesişen alanının dışındaki cisim çok zor algılanacaktır.bu yöntem tasarım biçiminden dolayı “odaklanmış ışın ilkesi “olarak adlandırılır. Bu .çoğu kısa mesafeli cisimden yansımalı sensörler için kullanılır.

(Not: alıcı duyarlılığı fabrikada özel algılama mesafesi değerine göre ayarlanmıştır ve değiştirilmemelidir.) verici ile alıcı arasındaki ışının açısı özel lens yapım yöntemiyle ile sağlanır .aynı tip normal cisimden yansımalı sensörle karşılaştırıldığında,bu ilkeden dolayı bu tiplerde % 70 algılama mesafesi kayıbı olur . fakat algılama mesafesi neredeyse tümüyle cisimin rengi ve yüzey özel-liklerinden(beyaz kağıt ,kara keçe ) bağımsızdır.aynı zamanda ,bu tip sensör yukarıda anlatılan arka tarafın etkisinden daha az etkilenir.

Cisimden yansımalı sensörün kısaca tipik özellikleri :

- cisimin doğrudan algılanması ,dolayısı ile yansıtıcı veya ikşinci bir birime gerek yok

- şeffaf cisimlerin iyi algılanır

- karşılıklı / yansıtıcılı sensörlerle karşılaştırıldığında kısa algılama mesafesi

- algılama mesafesi algılanacak cisimin yansıtıcılık kalitesine bağlı (rengi ,yüzeyi) (daha da kısa algılama mesafeleri olan kısa mesafeli cisimden yansıtmalı sensörler hariç)

- arka taraftan etkilenme olası(ayna, :-):-):-):-)l ,beyaz ) (kısa mesafeli cisimden yansımalı sensörler yine hariç)

Opto–elektronik sensörler algılama mesafeleri ile karşılaştırıldıklarında çok küçük boyutlardadır. Dış etkilere karşı büyük oranda bağışıklıkları vardır.toz ,nem girişine (IP67) ve tümüyle reçine ile doldurulduklarından harici vibrasyona karşı da korunmuşlardır.ancak, kolayca ulaşılamayan,çok küçük ,çok sıcak veya çok sulu yerlerde kullanılabilir?

2.5. FİBER–OPTİKLER

Bu sorunada çözüm vardır: fiber-optik bağlanmış optik sensörler. Fiber-optikler, çok küçük cisimlere ve çok sıcak veya çok sulu ortamlara ışığı iletebilir.

Yayılan veyansıyan ışık ,fiber–optik içinde çok fazla sayıdaki toplam yansımalarla iletilir .aş-ağıdaki şekillerden görülebileceği gibi karşılıklı veya cisimden yansımalı sensörler olarak çalışabilirler .

Fiber–Optik

Şekil 13Gerçekte, ışınların yansımasından daha çok kırılması olan toplam yansımayla ilgili daha detaylı bilgi aşağıda verilmiştir. Bir şeffaf ortamdan daha mat bir ortama geçen ışık ışını, kırılma yasalarına uygun olarak kırılır :

n1/n 2 = sin µ 2 /sin µ 1yani ,ışın artık doğrusal değildir (n 1 ve n2,malzemeye ve dalga boyuna bağlı olan ortamın kırılma katsayısıdır.)

Kırılma, aynı zamanda geliş açısına bağlı olmakla birlikte ışınlar sürekli olarak geliş açısının dikine (temas noktasında ortam sınır yüzeyine dik çizgi ) doğru kırılır.

Şeffaf bir ortamdan daha mat bir ortama geçen ışık ışınının kırılması

Şekil14 Kırılma ters yönde de benzer şekilde olur. Yani, mat bir ortamdan daha şeffaf bir ortama geçen ışın dikten uzaklaşarak kırılır. Sonra çok ilginç bir şey olur: bir kez kritik açıya ( brewster açısı) ulaşınca, ışık artık şeffaf ortam içine daha fazla kırılmaz ve tümüyle daha mat olan ortam içine yansır (sınır yüzeyine çarptığı açıyla ). Bu açı, ortamlara bağlıdır ve cam-hava için 42 derece dolaylarındadır. Basit olarak, bu ilkeden yararlanarak opto-elektronik sensörlerin ışığı otomatik olarak fiber-optik içinde tutulur. fiber optiğin kendisi çok ince bir camdan veya plastik fiberden oluşur ve etrafını saran ortam havadır. Eğer ışık ,böyle bir fibere çarparsa (çok geniş bir açıda olmamak koşulu ile) toplam yansıma yöntemi ile sınır yüzeyi boyunca iletilir ve fiberin sonunda, başta çarptığı şekilde yayılır. Tam bir fiber–optik, fiberlerin kırılmaması için kaygan yağla kaplanmış binlerce bunun gibi fiberden oluşur. Bu, fiber–optiği esnek ve genel kullanımlara uygun yapar. Fiber–optiği kapla maları normal olarak PVC veya esnek alüminyumdan yapılır. Plastik kaplamalar normal çevre koşullarında (+80 oC’ye kadar ve nemli ortamlarda) kullanılmaya uygundur ve alüminyum kaplamalar yüksek sıcaklıktaki ( +290 oC ’ye kadar) uygulamalarda kullanılabilir. Ayrıca, yüksek sıcaklık ve ıslak ortamların birlikte bulunduğu özel uygulamalar için de çözüm vardır: silikon koruyucu tüp içinde alüminyüm kaplamalı fiber–optik.

Genel olarak,fiber–optikler cam fiberlerden oluşur. Çünkü cam sıcaklığa, asit ve alkali gibi kimyasal maddelere karşı dayanıklıdır, plastikten daha az yıpranır ve böylece bastırma daha azdır. Fakat dezavantajı yüksek fiyatıdır. Ayrıca, camdan güzel fiber–optikler yapmak plastikten yapmaktan daha zordur.

Cam veya plastikten yapıldığına bakılmaksızın fiber-optik kullanırken aşağıdaki noktalara özen göstermek gerekir: Fiber –optikleri bükmeyin(bazı fiberlerin veya hepsinin kırılma tehlikesi .enaz bükme yarıçapı=fiber-optik çapının üç katı).Fiber–optikleri aşırı sıkmayın.Çok aşındırıcı ortamlara yaklaşımda dikkatli olun.Fiber–optikleri aşırı gerilme altında bırakmayın.asla baskı altında iken monte etmeyin.Fiber–optikleri aşırı kıvırmayın.Uç parcasını çok fazla sıkmayın, sürekli olarak uç parcasını değil somunu sıkın.Bir cisim üzerindeki birkaç fiber-optik, birbirini etkileyebilir, aralarındaki uzaklığa dikkat edin.Fiber–optikler ışık iletimi için özel birimlerdir. Kullanıcı tarafından geliştirme girişimi yapılmamalıdır.Karşılıklı çalışma için verici ile alıcı arasındaki ışın en azından tüm etkin alanda kesilmelidir ki cisim algılanabilsin.

Cisimden yansımalı çalışmada cisim “geleneksel” yöntemle algılanır. Maksimum algılama mesafesi yine cisimin yüzey özelliklerine (tüm cisimden yansımalı sensörlerde olduğu gibi), fiber–optiğin kesitine ve ışının yüzeye geliş açısına (optimum 90 derece – yüksek yansıma ) bağlıdır. Fiber–optiğin diğer ucu, verici ve alıcıdan fiber optiğe iyi bir geçiş sağlamak için uygun bir kuvvetlendiriciye (amplifier) bağlanır ( takılır ve sıkılır ).

Özetlersek; uygun fiber–optikli sensörler, çok küçük cisimlerde iyi ve emin algılama olanağını sağlar. Cisimden yansımalı tipler kullanıldığında göreceli olarak daha kısa algılama mesafesi (cisim çapına bağlı olarak ) elde edilir.

2.6. KUVVETLENDİRİCİ (HARİCİ DEĞERLENDİRME)

Ayrı kuvvetlendiricili tip optik sensörler, kolayca ulaşılamayan yerlerde (makinada, tesiste) kullanım için diğer bir olanak sağlar. Verici ve/veya alıcı küçük bir kılıf içine (m8 veya dikdörtgen, mikrosiviçe benzer) yerleştirilir. Ayrı bir kuvvetlendirici (amplifier) birimi enerjiyi sağlar ve sinyal değerlendirme işlemini yapar. çoğu kuvvetlendiriciler farklı ek işlevlere programlanabilir (yani ışık var /yok konumu, zaman gecikmesi, kirlenme göstergesi)Kuvvetlendiricili tip karşılıklı sensör

<FONT face=Frutiger-Light,Arial size=2><B>

Şekil 152.7 ALGILAMA UZAKLIKLARIOpto–elektronik sensör kullanımı için en önemli kıstas sensörle algılanacak cisim arasındaki uzaklıktır. Çalışma ilkesine bağlı olarak kesin faklılıklar vardır. Aynı çalışma ilkesine bağlı farklı tipler için karşılaştırılabilir değerler elde etmek için verilen değerlerde bir referans olmalıdır.

Karşılıklı sensörler için bu, alıcının maksimum duyarlığında emin olarak verici ile alıcı arasında bırakılabilecek uzaklıktır.

Yansıtıcılı sensörler için, kataloglarda verilen, sensör ile yansıtıcı arasındaki uzaklıktır. Referans, tanımlanan yansıtıcıya (yani, çapı 80 mm olan daire prizmatik yansıtıcı) göre yapılır.

Cisimden yansımalı sensörlerde referans olarak %90 yansıtma oranı olan 200 x 200 mm’ lik kodak gri kartın beyaz arka tarafı kullanılır.

Bu değerler, algılama uzaklığı olarak kataloglarda yer alır. Verilen değerlerden uygulama için gereken algılama uzaklığı belirlenebilir.

3. ELEKTRONİKLE İLGİLİ ÖNEMLİ NOKTALAR

3. 1. SİNYAL İŞLEME VE DEĞERLENDİRME

Gerçekte bir opto–elektronik sensör içinde neler oluyor?

Karşılıklı sensör blok çizimi

Şekil 16Yukarıda bir karşılıklı sensörün blok çizimi görülmektedir. Dalga üretici ve verici güç kaynağı tarafından beslenir (yani verici diyot her dalga periyodunda kızıl ötesi ışık yayar).

Periyodik çalışma uzun Led ömrü sağlar ve aynı zamanda çok az akım harcamasına karşın yüksek performans elde edilir (dalga frekansı 5 – 10 khz. , oran : var/yok = 1 / 100). Bu ışık, fototransistör veya foto diyot alıcıya gelir. Burada elektriksel olarak kuvvetlendirilir ve değerlendirme aşaması üzerinden çıkış sinyalinin oluşturulduğu çıkış aşmasına (çoğu tipte programlama olanağı var) ulaştırılır.

“Gürültü bastırma devresi” deyiminin anlamı : örnek olarak ; dış etkenlerden dolayı oluşan yüksek frekanslı elektromanyetik alana karşı devreyi ekranlamaktır. Bunun bir parçası olarak özenli baskılı devre taraması ile devre içindeki etkilenmeler de engellenir. Karşılıklı sensörlerde alıcıdaki yüksek geçiren süzgeç sadece yüksek frekanslı sinyallerin ( dalga üretecinden gelen) geçmesini sağlar ve alıcıya ulaşarak kuvvetlendirilir. Böylece dışardan gelen ışık etkileri engellenir. (örneğin ; flüoresan lambanın 100 Hz. ’lik göz kırpması.)

Çoğu opto-elektronik sensörde alıcının doğru duyarlılık ayarı için sarmal potansiyometre vardır. (örneğin ; şeffaf cisimlerin algılanmasında alıcı yoğunluğundaki çok küçük değişimde çıkışın anahtarlanması için.)

IŞIK VAR VE YOK KONUMU

Bir çıkış sinyali nasıldır ve örneğin karşılıklı sensörde ne anlama gelir?

Cisim

Işık

Çıkış

Deyim

Yok

Verici-alıcı

kesilmedi

Yok

Işık yok

anahtarlaması

Var

Verici-alıcı

kesildi

Var

Işık yok

anahtarlaması

Yok

Verici-alıcı

kesilmedi

Var

Işık var

anahtarlaması

Var

Verici-alıcı

kesildi

Yok

Işık var

anahtarlamasıOptik alanda ışık yok anahtarlaması (dark –on switching ) ve ışık var anahtarlaması ( light –on switching ) olmak üzere anahtarlara işlevi için iki deyim kullanılır:

*Eğer verici ile alıcı arasında ışın kesildiğinde (yani ışın alıcıya ulaşmaz) çıkış anahtarlar ise bu, ışık yok anahtarlara birimidir.

*Eğer ışın kesilmemiş (yani ışık alıcıya ulaşır) ve çıkış anahtarlar ise bu, ışık var anahtarlara birimidir.

Yansıtılıcı sensörlerde de durum aynıdır. Cisim varken alıcıya ışık ulaşmaz, çıkış anahtarlar =ışık yok anahtarlaması veya tersi.

Peki, üçüncü çalışma ilkesi, cisimden yansılamalı sensörde ne olur?

Cisim

Işık

Çıkış

Deyim

Yok

Verici-alıcı

Kesildi

Yok

Işık var

anahtarlaması

Var

Verici-alıcı

kesilmedi

Var

Işık var

anahtarlaması

Yok

Verici-alıcı

kesildi

Var

Işık yok

anahtarlaması

Var

Verici-alıcı

kesilmedi

Yok

Işık yok

Anahtarlaması

Devam

Salı, 06 Kasım 2007

anahtarlara işlevi karşılıklı ve yansıtıcılı sensörlere göre tam tersidir. Yani,

“alıcıya ışık ulaşır” cisim var demektir, çıkış anahtarlar, ışık var anahtarlaması ve “alıcıya ışık ulaşmaz” cisim yok demektir, çıkış anahtarlar, bu da ışık yok anahtarlamasıdır.

anahtarlara özellikleri aşağıdaki gibi özetlenebilir :

IŞIK VAR ANAHTARLAMASI

Karşılıklı ve yansıtıcılı sensörlerde :

Verici ve alıcı arasındaki veya verici / alıcı birim ile prizmatik yansıtıcı arsındaki ışın kesilmeden, çıkış anahtarlar veya röle çeker.

Cisimden yansımalı sensörlerde :

Algılanacak cisim tarafından ışın alıcıya yansıtılır, çıkış anahtarlar veya röle çeker.

IŞIK YOK ANAHTARLAMASI

Karşılıklı ve yansıtıcılı sensörlerde :

Verici ve alıcı arasındaki ışın kesilir, çıkış anahtarlar veya röle çeker.

Cisimden yansımalı sensörlerde :

Işın alıcıya geri yansıtılmaz, çıkış anahtarlar veya röle çeker.

Yansıtıcılı tip sensörün blok çiziminde (Şekil 17) açıkça görüleceği gibi her şey bir yerde toplanmıştır ve bunun, karşılıklı sensörlerin devresine göre gürültü bastırma açısından büyük avantajları vardır.

Şekil 17Sinyal sırası adım adım izlendiği zaman, daha iyi gürültü bastırması olduğu açıkça ortaya çıkar : Güç kaynağı,

Senkronizasyon üretici, verici periyodik ışığı gönderir ve sonra iki olasılık vardır :Cisim yok = alıcıya ışık ulaşır, ön kuvvetlendirici aynı periyodta (gate devresi) güçlendirir, alınan sinyal değerlendirilir , çıkış yok.Cisim var = (“başka bir şey / fazlalık yok”) alıcıya ışık ulaşmaz, fakat yine yayılan sinyalle aynı periyodda alıcı kuvvetlendiricisi güçlendirme yapar, “alınan sinyal” programlama olasılığı (ışık var / ışık yok) ile değerlendirme aşamasına iletilir, normalde açık veya normalde kapalı çalışmaya göre çıkış anahtarlar (açık / kapalı).<FONT face=Frutiger-Light,Arial size=2>Cisimden yansımalı sensörün blok çizimi ( şekil 18 ) ile yansıtıcılı sensörünki karşılaştırıldığı zaman hiçbir fark olmadığı görülür.Tek fark ışığın prizmatik yansıtıcıdan değil de cismin kendisi tarafından yansıtılmasıdır.

Cisimden yansımalı sensör blok çizimi

Şekil 18Fakat bir şey farklıdır: ışık var anahtarlamasının şimdi anlamı cisim var, çıkış vardır (karşılıklı ve yansıtıcılı sensörde ışık var anahtarlaması, cisim yok, çıkış vardır.) Bu cisimden yansımalı sensörün ters anahtarlara özelliğidir.

3.3. ELEKTRONİKLE İLGİLİ ÖZELLİKLER

Belli tip optik sensörlerde bazı ek özellikler vardır. Örneğin; çalışma güvenirliğini daha da artırmak için sayısal gürültü : bastırmalı tipler.

Şekil 19Gönderilen darbeli ışık dolayısıyla “cisim var” veya “cisim yok” sinyali alıcıya darbeler şeklinde ulaşır. Genel olarak bu sinyaller, değerlendirme aşamasında belli bir süre için entegre edilir ve bir eşik değeri (potansiyometre ile ayarlanabilir) ile karşılaştırılır, sonra duruma göre çıkış anahtarlar (veya anahtarlamaz).

Sayısal gürültü bastırmalı tiplerde bu işlem sayısallaştırılmıştır. Değerlendirme aşaması, diğer anahtarlara konumu için 6 peşpeşe gelen sinyali bekler ve o zaman çıkışı değiştirir.

Dolasıyla dış etkenlerden kaynaklanan “yakalanmış “optik veya elektriksel gürültüler en az peşpeşe 6 kez aynı frekansta (neredeyse olanaksız) olmalıdır ki anahtarlara konum değiştirsin.

Bu şekilde yapılan sensörlerde aynı zamanda özel anahtarlara durum göstergesi vardır. Bu gösterge sadece çıkışın durumunu göstermez, bununla birlikte 2 Hz. Veya 10 Hz.’de yanıp söner .

Yanıp sönme, emniyetli çalışma uzaklığını bulmaya bir yardımcı olarak görev yapar ve lenslerin kirlenmesi veya etkilenme durumunda uyarır.

Dört değişik sinyal şu anlama gelir : 10 Hz.’de yanıp sönme sürekli olarak emniyetsiz çalışma bölgesini gösterir , fakat çıkış anahtarlanmıştır. 2 Hz. Sürekli olarak etkilenme alanı anlamındadır, çıkış henüz anahtarlanmamıştır. Sürekli yanan veya sönük LED, çıkışa karşılık gelen algılama uzaklığı emniyetli alan içinde anlamındadır (ışık var veya ışık yok anahtarlara işlevine bağlı olarak).

Şekil 20, bir cisim, ışık var anahtarlara konumunda olan cisimden yansımalı sensöre yaklaşırken ve uzaklaşırken yanıp sönme sinyalini gösterir. Cisimden yansımalı sensörün histerisis alanı da kolaylıkla görülebilir.

Sayısal gürültü bastırmada yanıp sönme göstergesi ve anahtarlara noktası

SA - emniyetli bölgeSR - etkileyici yansıma - faydalı yansıma - açma bölgesi başlangıcıSPE - kapama noktasıTW - algılama bölgesi - emniyetli bölge - yansıma yokSPA - açmaHY - histerisiz Kapama bölgesinde faydalı yansıma

Şekil 20Ayarlanabilir zaman işlevi olan sensörler başka bir özelliktir. Böyle bir sensör kullanıldığında çıkış sinyalinde açma / kapama zamanı sağlamak veya potansiyometre yardımı ile çıkış sinyalini belirlenen süre için darbe şeklinde elde etmek olasıdır.

3.3. AKIM VE GERİLİM DEĞERLERİ

Opto – elektronik sensörler DC, AC veya çift gerilimli birimler olarak sağlanır. Çok genişbir gerilim aralığında kullanılabilirler ve böylece tüm kullanıcı gereksinimlerine yanıt verirler. Örneğin ;10 - 55 VDC veya 20–250 VAC aralığı.3.4. KAÇAK AKIM , ENAZ YÜK AKIMI VE GERİLİM DÜŞÜMÜ

İki kablolu, çift gerilimli veya AC tiplerde açık konumlarında bile çalışmaya hazır bulunmak için sürekli olarak birkaç mA‘ lik kaçak akımın olması normaldir. Böyle iki kablolu bir sensörün kullanımında, kapamada iken birkaç voltluk gerilim düşümü olduğu hesaba katılmalıdır. Geri kalan gerilimin yüke yetmediği, kaçak akımdan etkilendiği veya sensöre yeterli gerilimi sağlayamayacak kadar yüksek değerde direnç olması durumlarında çıkış sinyali için ayrı bir kablonun bulunduğu 3 kablolu DC veya AC tiplerin kullanılmasına çalışılmalıdır.

4. ÇALIŞMA GÜVENİRLİRLİĞİ

Çalışma güvenilirliği normalde seçilen algılama uzaklığına, uygulamaya ve seçilen tipe bağlıdır. Tip seçiminde iyi bir yardımcı olarak aşağıda gösterilen aşırı kazanç eğrisi verilir.

OS tip yansıtıcılı sensörün Aşırı kazanç eğrisiŞekil 21Örnek yolu ile böyle bir eğriden ne tür faydalı bilgilerin elde edilebileceği görülebilir. Eğri gerçekte alıcıya ulaşan ışın ile deneylerle belirlenmiş emniyetli anahtarlama için gereken enaz ışınarasındaki oranı gösterir. Bu oran eğride tipe özel olarak gösterilmiştir.

OS eğrisi, maksimum değerin prizmatik yansıtıcıdan yaklaşık 2 m uzaklıkta olduğunu açıkça gösterir. Bu noktada emniyetli anahtarlara için gereken ışıktan 60 kez daha fazla ışık alıcıya ulaşır. Yani, bu özel algılama uzaklığı için aşırı kazanç bir zorunluluktur. Tablodan açıkça görüleceği gibi tozlu, buharlı ortamlardaki, kirlenmiş lenslerin ve / veya aynaların olduğu veya ışın yolunun hafifce yanlış ayarlandığı uygulamalarda böyle aşırı kazanç katsayıları gerçekten gereklidir.

Dolayısıyla bir uygulama için sensör seçerken aşırı kazanç eğrisine bakmak yararlıdır. Ne yazık ki potansiyometre ile duyarlılık ayarlandığında eğri sola doğru (kısa algılama uzaklıklarına doğru )kaymaz, fakat aşağı çok küçük aşırı kazançlara doğru kayar. Bu nedenle, olası ise sensörler maksimum duyarlılıkta çalıştırılmalıdır. Aşağıdaki tablo, çeşitli çevre koşullarında aşırı kazanç azalmalarını gösterir.

Çeşitli uygulamalar için aşırı kazanç katsayıları referans değerlerisınıfUygulamaCisimden yansımalıYansıtıcılı

sensörKarşılıklı

sensör1Temiz ortam, laboratuvar111

2Büro2Bir taraf 2 = 4

Bir taraf 1.4 = 2

3Normal sanayi ortamı, depolar, atölyeler4Bir taraf 4 » 20

Bir taraf 2 = 4

4Tozlu, dumanlı, sisli endüstriyel işlemler-Bir taraf 60 » 3000

Bir taraf 8 » 60

5Yoğun kirlenme, kum püskürtme makinası–Bir taraf 25 » 600

6Aşırı kirlenme madencilik–Bir taraf 100 » 10000

5. UYGULAMALAR

5.1.ÖNERİLEN TİPLER

Genel olarak, olası olan her yerde karşılıklı sensörlerin kullanılması söylenebilir. bu tip maksimum algılama aralığında özellikle emniyetli anahtarlamayı sağlar.

Eğer karşılıklı tip kullanılamıyorsa veya monte edilemiyorsa normal olarak ikinci olasılık, yansıtıcılı tip sensördür (çoğu malzeme için emniyetli anahtarlara, yarı algılama uzaklığı malzeme için emniyetli anahtarlama, yarı algılama uzaklığı, kolay yerleştirme, kolay ayarlama v.s.) şeffaf cisimler algılanacaksa bu, alıcı duyarlılığını ayarlıyarak yapılabilir.

Çok fazla yansıtma özelliği olan cisimler için polarizasyon filtreli yansıtıcılı tip sensörler kullanılabilir (etkilere karşı bağışıklığı artırmak için).

Çok küçük cisimler için veya sınırlı yer olan durumlarda fiber optikli veya kuvvetlendiricili tipler iyi bir çözümdür.

Cisimden yansıtmalı sensörler, karşılılıklı veya yansıtıcılı tip sensörlerin algılamadığı cisimler için kullanılmalıdır. Bu durum, örnek olarak; cisimin sadece bir taraftan algılanabileceği veya vericiden yayılan ışığı kıramayacak kadar şeffaf olması olabilir

Arka tarafın yansıtmasının sensörün çalışmasını etkilediği durumlarda kısa algılama uzaklığı olan cisimden yansımalı tipler uygundur.

Daha önce de belirtildiği gibi alıcının duyarlılığı potansiyometre ile ayarlanabilir. Fakat, çalışma güvenirlirliğindeki kabul edilmesi gereken değişim dolayısıyla sensörlerin duyarlılığı sadece şeffaf cisimler algılanacağı zaman düşürülmelidir. (Ancak cisimden yansımalı sensörlerde, sensörün emin bir şekil de cismi algılaması için bu ayarlama neredeyse sürekli olarak gerekli olur.)

Çoğu sensörde çıkış sinyalinin ışık var veya ışık yok anahtarlaması sağlamak için programlama olanağı vardır.

5.2.UYGULAMA ÖRNEKLERİ

Aşağıdaki üç çizim optik sensörlerin çeşitli uygulamalarından bazı örnekleri gösterir.

Fibek optik algılama kafalı opto–elektronik Sensörlerin çeşitli besleyicilerde kapakları Saymada ve konumlarının kontrolünde kullanımı290 oC‘ ye kadar sıcaklıklarda kullanıma uygun olan zırhlı fiber optik kabloların sıcak cisimleri algılama uygulamasıı

<SPAN style="FONT-SIZE: 10pt; FONT-FAMILY: Frutiger-Light"><STRONG>karşılıklı ve cisimden yansımalı sensörler kenar ve sarkma kontrolunda kullanımı.

NOT:ALTTAKİNİN DEVAMIDIR

Entegre Özellikleri

Salı, 06 Kasım 2007

ENTEGRE ÖZELLİKLERİ

VAD2150-ITT A/D I.C. 7 BIT CTV 25MHz

VC5022X I.C. MONO ANA

VCU2100-ITT …?…

VCU2133A-ITT HIGH SPEED (DE)CODER 40p

VCU2136A-ITT (DE)-CODER A/D & D/A

VPU2200 Bakınız: PVPU2200-ITT

VPU2203 Bakınız: PVPU2203-ITT

VPU2204 Bakınız: PVPU2204-ITT

X0250C Bakınız: LA4422-SAN

X0640C Bakınız: LA7830-SAN

XC401007P Bakınız: 8945902458

XC86602P Bakınız: 8305686603

XC86607P-MOT …?…

XC86617P Bakınız: 8305686617

XC86620P-MOT …?…

XC94308P Bakınız: 8945902458

XR13600 Bakınız: LM13600N-MBR

XR2003 Bakınız: ULN2003AN-MBR

XR2201 Bakınız: ULN2001AN-MBR

XR2203CP Bakınız: ULN2003AN-MBR

XR2204CP Bakınız: ULN2004AN-MBR

XR2205 Bakınız: ULN2004AN-MBR

XR2206CP-MBR MONOLITHIC FUNCTION-GEN

XR2207CP-MBR VOLT CONTROLLED OSCILL

XR2208CP-MBR MULTIPLIER

XR2209CP-MBR PRECISION OSCILLATOR

XR2211CP-MBR FSK DEM/TONE DECODER

XR2216CP-MBR MONOLITHIC COMPANDER

XR2264CP-MBR …?…

XR2567CP-MBR DUAL PLL TONE DECODER

XR3403 Bakınız: LM324N-MBR

XR4151 Bakınız: RC4151-MBR

XR4741 Bakınız: LM348N-MBR

XR8038CP Bakınız: ICL8038CCPD-MB

YM3623B DIGITAL AUDIO CIRCUIT

YM3805 CD-PLAYER CONTROLLER

ZC401007P-MOT Bakınız: 8945902458

ZC84237P-MOT …?…

ZC86617P Bakınız: 8305686617

ZC86622P-MOT Bakınız: 8945902766

ZC86625P Bakınız: 8945902766

ZC89504 Bakınız: 8305689504

ZN1034E-PLS PRECISION R-C CNTR/TIMER

ZN409E-PLS SERVO MOTOR CONTROLLER

ZN414Z-PLS AM RADIO RECEIVER 3MHz

ZN415E Bakınız: ZN416E-PLS

ZN416E-PLS AM RADIO RECV.+ AMPLIFIER

ZN425E8-PLS ADC/DAC 8B

ZN426E8-PLS DAC 8B

ZN427E ADC 8B UP-COMP

ZN428E8-PLS DAC 8B LATCHED

ZN429E8-PLS 8-BIT D/A-CONVERTER

ZN447E-PLS ADC 8-BIT 8.5us 0.12%

ZN449E-MBR ADC 1×8B 8.5us 0.39%