‘Elektrik Elektronik’ Kategorisi için Arşiv

Transformatörlerin Genel Yapısı

Salı, 06 Kasım 2007

TRANSFORMATÖRLERİN GENEL YAPISI ÖNEMİ:

Elektrik enerjisinin en önemli özelliklerinden biride üretildiği yerden çok uzaklara taşınabilmesidir.Bu taşınmanın verimli bir şekilde yapılabilmesi için gerilimin yeteri kadar yüksek olması gerekir.

Santrallerde generatörler yardımı ile üretilen elektrik enerjisinin gerilimi çok yüksek değildir.Generatör çıkış gerilimleri 0,4-3,3-6,3-10,6-13,0-14,7-15,8 ve 35 Kilovolt (kV) değerlerindedir.Bu gerilimler enerjinin çok uzak bölgelere taşınabilmesini sağlayacak kadar yüksek olmadığından Gerilimi yükseltilmesi ancak transformatör ile gerçekleştirilir.

Transformatörler, gerilimi alçaltma ve yükseltme şekline göre iki çeşittir:

Alçaltıcı Transformatörler:Primer sargısına uygulanan gerilimi sekonder sargısından daha alçak bir şekilde aldığımızda bu tip transformatörlere alçaltıcı tip transformatörler denir.

Yükseltici Transformatörler: Primer sargısına uygulanan gerilimi sekonder sargısından daha yüksek bir şekilde aldığımızda bu tip transformatörlere yükseltici tip transformatörler denir.

SINIFLANDIRILMASI:

Transformatörler çeşitli özellikleri dikkate sınıflandırılır:

1-Manyetik nüvenin yapılışı şekilnde:

a-Çekirdek tipi

b-Mantel tipi

c-Dağıtılmış nüve tipi

2-Faz sayısımna göre

a-Primer ve sekonder akımı aynı sayıda faza sahip olanlar

b-;Primer ve sekonder farklı sayıda faza sahip olanlar

3-Soğutma şekline göre

a-Kuru transformatörler

b-Yağlı transformatörler

4-Kuruluş yerlerine göre

a-İç tipi

b-Açık hava tipi

5-Sargı tiplerine göre

a-Silindirik sargı

b-Dilimli sargı

6-Çalışma prensibine göre

a-Sabit akımlı

b-Sabit gerilimli

7-Sargı durumlarına göre

a-Yalıtılmış sargılı

b-Oto transformatörler

8-Soğutucu cinsine göre

a-Hava ile soğutma

b-Yağ ile soğutma

c-Su ile soğutm

9-Kullanış amaçlarına göre

a-Güç transformatörleri

b-Ölçü transformatörleri

c-Çeşitli aygıt ve makinalarda kullanılan transformatörler

YAPILARI: Transformatörler ince,özel silisli saçalardan oluşan kapalı bir manyetik gövde ile bunun üzerine,yalıtılmış iletkenlerle sarılan sargılardan oluşur.En basit şekilde iki sargı bulunur.Bu sargılardan birine PRİMER veya birinci devre diğerine ise SEKONDER veya ikinci devre adı verilir. Primer ve sekonder sargılarının birbirlerine elektriksel bir bağlantısı yoktur.

ÇALIŞMA PRENSİBİ:

Transformatörün primer sargısına alternatif bir gerilim uygulandığında,bu sargı değişken bir manyetik alan oluşturur.Bu alan,üzerinde sekonder sargısınında bulunduğu manyetik demir nüve üzerinde devresini tamamlar.Primere uygulana alternatif gerilimin zamana bağlı olarak her an yön ve şiddeti değiştiğinden oluşturduğu manyetik alanında her an yönü ve şiddeti değişir.Bu alanın sekonder sargılarını kesmesi ile sargılarda alternatif bir gerilim endüklenir.

Transformatörlerin primer sargılarına doğru gerilim uygulandığında gene bir manyetik alan meydana gelir.Ancak bu manyetik alan,sabit bir alandır.Bu alanın yönü ve şiddeti değişmeyeceğinden sekonder sargılarında bir (elektro motor kuvveti) emk indüklemesi söz konusu olmaz.

TRANSFORMATÖR SARGILARI

Transformatör primer ve sekonder sargıları sarılışlarına göre ikiye ayrılırlar:

1-Silindirik şekildeki sargılar

2-Dilimli sargılardır.

Transformatör nüvesi hangi tipte olursa olsun sargı şekli bu iki sargı şeklinden birisidir.Hangi sargı tipinin uygun olacağı transformatörlerin tipine,gerilimine,akım şiddetine,yalıtma ve soğutma durumlarına göre değişir.Sargıların sipir sayıları,iletken kesitleri ve yalıtkanları belirlendikten sonra,sargıların nüveden yalıtılmaları belirlendikten sonra,sargıların nüveden yalıtılmaları için ya makaralar veya başka yalıtma yöntemleri kullanılır.

SİLİNDİRİK SARGILAR:

Silindirik sargılar nüve üzerine makara şeklinde sarılan sargılardır.Küçük güçlü transformatörlerde alçak gerilim ve yüksek gerilim için hazırlanan makara şeklindeki sargılar,alçak gerilim sargısı altta olacak şekilde yerleştirilir.

DİLİMLİ SARGILAR:

Büyük akımlı transformatörlerde silindirik sargılar kullanılarak akıımın dinamik etkileri ve soğutma zorlukları bakımından sakıncalıdır.Dilimli sargı tipinde

Primer ve sekonder sargıları bölümlere ayrılarak sarılır.Her bir sargı dilimi,alt ve üst sargı dilimlerinden yalıtılır.Bu sargı dilimleri bir primer sargı dilimi bir sekonder sargı dilimini izleyecek şekilde sıralanır.Yalıtkanlığı sağlamak bakımından alçak gerilim sargısı bir dilimi ikiye ayrılıp bacanın en alt ve en üst kısmına yerleştirilir.

SARGILARIN YALITILMASI:

Transformatörlerin primer ve sekonder sargılar değişik gerilimlerdir.Bu sargılar birbirlerinden yalıtıldıkları gibi,nüveye karşıda yalıtılırlar.Sargılar yalıtılmış iletkenlerden sarılmış olsa da sarım katları arasına ayrıca yalıtkanlar koyularak yalıtılırlar.Yalıtkan olarak presbant,kağıt,mika,bazı plastik maddeler,çeşitli yağlar,pamuk reçine,ağaç takozlar ve pertinaks gibi bazı maddeler konularak yalıtılmaktadır.8Havanın delinme gerilimi 20 kV/cm. presbantın 30 kV/cm. yağların ise 100 kV/cm. ile 200 kV/cm, arasındadır.

Küçük güçlü transformatörlerde alçak gerilim sargısı ile nüve arasında presbanttan yapılan makaralar bulunur.Buna karşılık büyük güçlü transformatörlerde yalnız gövde presbantı kullanılmaktadır.Sarım katları arasında ve alçak alçak gerilim sargısında nüveden yalıtılmasında,presbant kullanılmasına karşılık,yüksek gerilim sargılarında havalandırma kanalları oluşturmak ve sargı silindirlerinin baş taraflarını nüveden yalıtmak için pertinaks levhalar kullanılır.

KÜÇÜK TAROFOLAR:

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG] TRANSFORMATÖRLERİN DÖNÜŞTÜRME ORANLARI

Bir iletkende emk. indüklenebilmesi o iletkenin sabit bir manyetik alan içerisinde hareket ettirilmesi veya değişen bir manyetik alan içine bulundurulması gerekir.Bir transformatörün birinci devre sargılarına alternatif bir gerilim uygulandığında ikinci devre uçlarına bir yük bağlanmasa yani ikinci devre uçları açık olsa da,birinci devre sargılarında çok küçük bir boş çalışma akımı geçer.Geçen bu akımın oluşturduğu değişken (alternatif) akı,sekonder sargılarını keserek bu sargılar etrafında alternatif bir emk. endüklenir.

Transformatör boştaki akımın oluşturduğu manyetik akının sekonder sargılarını kestiği ve boştaki nüve kayıplarının sıfır olduğu var sayılırsa böyle bir transformatör ideal bir transformatördür.İdeal bir transformatörde sekonder sargısın kesen kuvvet çizgilerinin tamamı primer sargısında keser.Bu durumda transformatörün her iki sargısında da sipir başına aynı gerilim indüklenir.Primer ve sekonder sargılarda indüklenen bu gerilimler aynı Q akısı tarafından oluşturulduğundan aralarında bir faz farkı yoktur.

Transformatörün primerinde oluşan E1 emk. Lenz kanuna göre kendisini oluşturan U1 gerilimine ters yönde olup yaklaşık olarak eşit değerdedir.(Gerçekte E1 emk.U1 den %1 ila %2 oranında küçüktür.)

Transformatörün dönüştürme oranlarının ve diğer bilgileri şu şekilde bulabiliriz:

E1:Primerde indüklenen emk.

E2:Sekonderde indüklenen emk.

U1:Primer gerilimi

U2:Sekonder gerilimi

N1:Primer sipir sayısı

N2:Sekonder sipir sayısı

I1:Primer akımı

I2:Sekonder akımı

US:Sipir başına indüklenen gerilim

a,Könüştürme oranı

f:frekans

4.44:Sabit sayı

10(-8):İndüklenen E.M.K.’nin Volt cinsinden çıkması için kullanılan sabit sayıyı ifade eder.

Q:Manyetik akı

Bir fazlı transformatörde indüklenen e.m.k. değeri genel olarak şu formülle yazılır;

E=4,44 . f . Q . N . 10(-8)

Bu formülden yararlanarak primer ve sekonder için;

U1=4,4 . f . Q . N1 . 10(-8) …Volt

U2=4,44 . f . Q . N2 . 10(-8) …Volt bulunur.

Sipir başına indüklenen gerilim ise

Us=U1 / N1 veya Us=U2 / N2 (Volt/sipir)’dir.

K=U1 / U2=N1 / N2=I2 / I1 Bu orana dönüştürme oranı denir.

PROBLEMLER:

1-Dönüştürme oranı 10 olan bir transformatörün sekonder gerilimi 150 Volttur.bu transformatörün primer gerilimi hesaplayınız.

a=U1 / U2 =U1= a . U2 =U1 =10 . 150 =750 Volt

2-Bir fazlı transformatörün primer sargılarında N1 =500 sipir bulunmaktadır.Bu transformatörün primerine 220 V uygulandığında,sekonderde 110 V okunmaktadır.

a-Bu transformatörün dönüştürme oranını

b-2. devredeki sipir sayısını

c-Sipir başına indüklenen gerilimi hesaplayınız.

U1:220 V N1:500 US: ?

U2:110 V N2: ?

a- K=U1 / U2 olduğundan K=220/110 =2 bulunur.

b- U1 / U2 =N2 / N2 eşitliğinden 220/110 = 500 / N2

N2=500 . 110 / 220 = 250 sipir sekonder sargısıdır.

c-US=U1 / N1 =220 / 500=0,44 volt/sipir

3-Primer gerilimi U1220 volt,sekonder gerilimi ise U2=55 volt olan bir transformatörün primer sargılarından I1=4 Amper akım geçmektedir.Bu transformatörde sipir başına indüklenen gerilim US=0,5 volt olduğuna göre istenenleri bulunuz.

a-Sekonder akımı I2 yi,

b-Primer ve sekonder sipir sayılarını N1 ve N2 yi,

U1220 I1=4

U2=55 US=0,5

a- U1 / U2 =I2 / I1 I2=U1 . I1 /U2 =220 . 4 / 55 =16 Amper.

b- US = U1 / N1 N1=220 / 0,55 = 440 sipir primer sargısı

US= U2 / N2 N2=55 / 0,5 = 110 sipir primer sargısı

SARIM SAYILARININ BULUNMASI:

Transformatörde sipir sayıları gerilimlerle doğru orantılıdır.Bir transformatörün sipir sasyılarını bulabilmek için,dönüştürme oranından faydanıldığı gibi,indüklenen emk. formülündende faydanalınır.Bunun için çalışma gerilimi,frekans,nüve kesiti ve manyetik endüksiyonun bilinmesi gerekir.Bu değerler yardımıyla sipir sayıları bulunur.

TRANSFORMATÖRLERDE KAÇAK AKILAR

Bir transformatörün primerine alternatif bir gerilim uygulandığında,bu sargıdan geçen akımın oluşturduğu manyetik akının oluşturduğu manyetik akınını tamamı ikinci devre iletkenlerini kesmez.Akımın küçük bir kısmı devresini havadan tamamlar. Devresini havadan tamamlayan bu akıların tamamına KAÇAK AKILAR denir.Kaçak akı ne kadar çok olursa Faydalı akı o kadar azalır.bunun sonucunda ikinci devrede sipir başına indüklenen gerilim birinci devrede indüklenen gerilimden çok daha az olur.bunun sonucunda sekonderde emk. azalır.

Boş çalıma durumunda kaçak akı faydalı akının % 5’i kadardır.

Kaçak akıyı azaltıcı önlemler:

1-primer ve sekonder sargılarının uygun bir şekilde sarılmış olmaları

2-Nüve için kullanılan saçların manyetik gerginliğe ve havaya göre çok yüksek olması

3-Transformatör primer ve sekonder sargılarının üst üste ve aynı ayağa sarılması kaçak akıyı azaltır.

Primer ve sekonder sargılardan geçen akımların oluşturdukları kaçak akılar, faydalı akıyı azalttıklarından, primer ve sekonder iç gerilimlerinin düşmelerine neden olmaktadırlar.Bunun sonucunda sekonder çıkışında gerilim azalması görülür.kaçak akıların oluşturdukları gerilim düşümleri tam indüktif özellikte olup,akımdan 900 ileridedir.Kaçak akıları transformatör devresine seri bağlanmış reaktanslar şeklinde gösterebiliriz.Bu reaktansalar primer ve sekonder için ayrı ayrı gösterilir ve KAÇAK AKI REAKTANSI adını alırlar.

Bazı özel transformatörlerde kaçak akılar istenir.

Kaynak makinelerinde,kısa devre akımlarının azaltmada,paralel çalışmayı kolaylaştırmada ve ark fırınlarının güç devrelerinde kullanılan transformatörün kaçak rektansı büyük istenmektedir.

TRANSFORMATÖRLERDE REGÜLASYON

Bir transformatörde primer gerilimi anma akımı değerinde sabit tutulup,sekonderden anma yük akımı çekilirse sekonder geriliminin boştaki değerine göre değişme görülür.Sekonderin boş ve tam yüklü durumdaki gerilimleri arasındaki farka,transformatörün GERİLİM DEĞİŞMESİ veya GERİLİM REGÜLASYONU denir.Bu farkın tam yüklü durumdaki sekonder gerilimine oranına GERİLİM REGÜLASYONU YÜZDESİ denir.

TRANSFORMATÖRLERİN KAYIPLARI

KAYIPLAR:

Bütün elektrik makinelerinde olduğu gibi transformatörlerinde kayıpları vardır.Bu kayıplar ikiye ayrılırlar:

1-Demir Kayıpları

2-Bakır Kayıpları

Transformatörlerin döner parçaları olmadığından sürtünme ve rüzgar kayıpları gibi bir takım kayıpları yoktur.bu nedenle verimleri diğer elektrik makinalarına göre daha yüksektir.Demir kayıpları boş çalışma deneyi ile bakır kayıpları ise kısa devre deneyi ile bulunur.

DEMİR KAYIPLARI:

Transformatörde boş çalışmada oluşan kayıplara,DEMİR KAYIPLARI denir.Çok küçük olan boştaki akımın oluşturduğu bakır kayıpları dikkate alınmazsa boş çalışmada yalnız demir kayıpları söz konusu olur.demir kayıpların nüve veya çekirdek kayıplarıda denilmektedir.demir kayıpları HİSTERİSİZ ve FUKO (FUKOLT) kayıpları olmak üzere ikiye ayrılır.

a)Histerisiz Kayıpları:Nüve moleküllerinin frekansa bağlı olarak yön değiştirmesi sırasında birbirleri ile sürtünmeleri sonucu isi şeklinde ortaya çıkar.

b)Fuko Kayıpları:Nüve üzerine indüklenen akımların neden olduğu kayıplar ısı şeklinde ortaya çıkan kayıplardır.

BAKIR KAYIPLARI:

Bakır kayıplarını sargılar oluşturmaktadır.bakır kayıpları kısa devre deneyi ile bulunur.transformatörün sekonderine bir yük bağlandığı zaman hem primerden hem sekonderden bir akım geçer.Geçen akımlar primerde I12 . R1 ve sekonderde I22 . R2 şeklinde bakır kayıpları oluşur.

Bakır kayıpları 1000kVA’nin altındaki güçlerde transformatörün görünür gücünün % 3 ile % 4’ü kadardır.

TRANSFORMATÖRLERDE VERİM

Transformatörlerde verim,diğer elektrik makinalarında olduğu gibi,alınan gücün verilen güce oranı şeklinde bulur.Buna göre verim:Palınan / Pverilen =PA/PV’dir.

Kayıpları nedeni ile PA<PV dir.Transformatörde verilen güç primer gücü alınan güç ise sekonder gücüdür.Transformatörlerin güçleri büyüdükçe verimleri artar.Transformatörlerin verimleri yük ile değişirler.

Transformatörlerde verimi açıklayabiliriz:

a-Demir kaybı transformatörün anma yükünde,bakır kaybına eşit olursa, transformatörün verimi anma yükünde en büyük olur.

b-Demir kaybı anma yükünde bakır kaybından daha küçük ise transformatörün verimi, anma yükünün altındaki bir yükte en büyük değerindedir.

c-Demir kaybı anma yükünde bakır kaybından büyük ise, transformatörün verimi anma yükünün üzerinde bir yükte en büyük değerdedir.

VERİMİN BULUNMASI:

Transformatörlerde verim iki şekilde bulunur:

a-Direkt metotla verimin bulunması;

Bu metotla daha çok küçük güçlü transformatörlerde uygulanır.Sekonder yükü sıfırdan başlanarak tam yüke kadar yavaş yavaş arttırılır.Her yükte primer ve sekonderdeki wattmetreden okunan değerler alınarak n=P2 / P1 şeklinde verimi bulunuz.

b-Endirekt metotla verimin bulunması;

Endirekt metotla verimin bulunması büyük güçlü transformatörlerde uygulanır.Bunun için boş çalışma deneyi ile, transformatörün demir kayıpları;kısa devre deneyi ile bakır kayıpları bulunur.

Bundan sonrada n=PA / PA + Ptk şeklinde verim bulunur.

TRANSFORMATÖRLERDE POLARİTE VE PARALEL ÇALIŞMASI

Polaritenin Önemi:Transformatörlerin primer ve sekonder sargılarının her iki uçları,alternatif gerilim frekansına bağlı olarak zaman zaman işaretleri değişir.Bunu için transformatörlerin hangi uçlarının hangi işareti taşıdığı bilinmesi gerekir.Yani polaritenin bilinmesi çok önemlidir.

Sargıların polaritelerinin bilinmeleri,Transformatörlerin birbiri ile paralel bağlanmalarında büyük kolaylıklar sağlar.

Polaritenin Tanımı:Transformatör sargılarının indüklenen gerilimlerinin ani yönlerini veya sargı uçlarını işaretlenmesinin belirlenmesine POLARİTE denir.

Topraklama Ve Topraklama Sistemlerinin Tasarım Esasları

Salı, 06 Kasım 2007

Topraklama ve Topraklama Sistemlerinin Tasarım Esasları

Topraklama Sistemleri

Topraklama

Elektrik tesislerinde, gerilim altında olmayan bütün iletken tesisat kısımlarının uygun iletkenlerle toprak içindeki iletkenlerle irtibatlandırılmasına “ Topraklama” denilmektedir. Topraklama, bir izolasyon hatasının baş göstermesi halinde meydana gelecek olan adım ve dokunma gerilimlerinin insan hayatını tehlikeye sokacak mertebede olmasını önlemek veya bu tehlikeli gerilimleri tamamen ortadan kaldırmak için yapılır. Böylece bir taraftan insan hayatı emniyete alındığı gibi diğer taraftan da işletme emniyeti şartları sağlanmış olur.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.jpg[/IMG] Adım ve Dokunma Gerilimleri Topraklama Sistemlerinin Tasarım Esasları

Topraklama yapılacak yerin öncelikle toprak özgül direnci ölçülmelidir. Ölçülen özgül direnç (ρ) değerine göre topraklayıcı düzeneği seçilmelidir. Seçilen düzenek, toprak yapısına uygun olmalı, toprak hata ve kaçak akımlarını kolayca toprağa aktarabilmelidir.

En çok kullanılan topraklama tipleri aşağıdadır.

1- Derin Topraklayıcılar Çubuk, Profil Topraklama Elektrodu

Topraklama çubuklarının olabildiğince dik çakılmasıyla yapılan topraklamadır. Çakılan çubuklar arasındaki mesafe en az bir topraklayıcının boyunun iki katı olmalıdır.

2- Yüzeysel Topraklayıcılar (Yatay gömülü elektrodlar, yuvarlak kesitli iletkenler ve şerit iletkenler)

Uygun boyda indirme iletkenin toprağa girdiği nokta etrafında bir doğrultuda veya aralarında en az 60° açı bulundurmak şartı ile yıldız şeklinde döşenmiş şeritlerle yapılan topraklamadır. şeritler toprak yüzeyinden 40 cm derinliğe gömülmeli, kesiti 3×20mm’in altında olmamalıdır. Bu tür topraklamalar genellikle kayalık zeminlerde tercih edilmektedir.

3- Levha Elektrodla Topraklama

Etkinliği nispeten az olduğundan, topraklama elektrodu olarak levha kullanılmasından mümkün olduğunca kaçınılmalıdır. Levhaların toprağa dikey olarak gömülmesi ile yapılan topraklamadır. Toprak içinde kaplanan yüzeyi dolu levha yerine ağ yapıdaki levha elektrodlar tercih edilmelidir. Yatay veya dikey kullanımı mümkün olan ekonomik elektrodlardır.

Malzeme Seçimi

Malzeme Seçimi

Yıldırımdan Korunma ve Topraklama malzemelerinin seçiminde elektrokimyasal korozyon dikkate alınmalıdır. Kullanılacak malzemelerin ve monte edilecek zeminin özelliklerinin aynı olmasına dikkat edilmelidir. Aksi takdirde farklı metallerin yan yana gelmesinde pil olayı olarak bilinen olay meydana gelmektedir. Pil olayında gerilim değeri yüksek olan metalden , gerilim değeri düşük olan metale elektron akışı olmaktadır. Elektron kaybeden metal zamanla zayıflar. Bu nedenle metalin ömrü kısalır. Buna mani olabilmek için a) Açık Havada 0,25 Volt, b) Kapalı yerlerde 0,50 Volt’un altında olması gerekmektedir.

İlgili metalin, 25 °C’de deniz suyundaki KALAMEL Elektroda karşı gelen volt değerine ait tablo ve bazı örnekler aşağıdadır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.jpg[/IMG] Metallerin Gerilim Değerleri

Metaller

Gerilim Değerleri (Volts)

Metaller

Gerilim Değerleri (Volts)

Magnezyum Alaşımlılar

-1,58 V

Demir (Gri Döküm)

-0,70 V

Çinko

-1,10 V

Krom Kaplama (0,0005 On Ni)

-0,53 V

Çinko Tabanlı Alaşımlar

-1,09 V

Paslanmaz Çelik (Cr+C+Fe)

-0,45 V

Galvanizli Demir

-1,06 V

Krom Kaplama (0,0000355 On Ni)

-0,42 V

Kalay/ Çinko Alaşımı 80/20

-1,04 V

Prinç (Cu %60, Zn %39, Sn %1)

-0,30 V

Çinko/Kadmiyum Kaynağı

-1,04 V

Zamak (Cu %88, Sn %10, Zn %2)

-0,24 V

Kadmiyum Kaplama

-0,78 V

Paslanmaz Çelik (Cr+C+Ni+Fe)

-0,20 V

Alüminyum ve Alaşımları

-0,75 V

Bakır

-0,18 V

Çelik (Paslanmaz olmayan)

-0,73 V

Nikel Kaplama

-0,14 V

Yıldırımdan Korunma Tesislerinin Civarındaki İletişim Tesisleri için Topraklama Kuralları

a) Komşu Topraklayıcılar : Yıldırıma karşı koruma topraklamalarına 2 m’den daha küçük mesafede başka topraklayıcılar bulunuyorsa, bütün topraklayıcılar birbirleriyle bağlanmak zorundadır. Topraklayıcı mesafelerinin 2 ila 20 mt. arasında olması durumunda bütün topraklayıcıların birbirleriyle bağlanması tavsiye edilir.

Toprak öz direncinin 500 W mt’den daha yüksek olduğu durumlarda, aralarındaki mesafeler 20 mt’den büyük olan topraklayıcıların da yıldırıma karşı koruma topraklamasına bağlanması tavsiye edilir.

b) Binaların yıldırıma karşı korunması :İletişim sistemine ilişkin topraklama tesislerinin, binanın yıldırıma karşı koruma tesisiyle bağlanması tavsiye edilir. Bunun için, yıldırıma karşı koruma tesisinde olduğu gibi aynı iletken kesitleri ve elemanlar kullanılmalıdır.

Bu amaçla topraklama kuşaklama (ring) iletkenleri birçok kere, ancak topraklama baraları veya topraklama klemensleri sadece bir kere bağlanırlar.

İçlerinde iletişim tesisleri işletilen, yıldırım tehlikesine maruz kalabilecek yüksek binalarda

(örneğin çelik-beton haberleşme kulelerinde), atlamaları önlemek için, dikey metal kısımlar yeterli kesitteki inşaat demiri (St 37) ile sarılmış olmalıdır. Topraklama birleştirme iletkeninin,

teknik donanım için yukarıya taşınması boyunca, fonksiyon topraklaması ve koruma iletkeni (FPE)her katta, fakat en az 10 mt aralıklarla ve aynı şekilde binanın en üst ve en alt noktalarında, örneğin binanın demir iskeleti gibi sarılı dikey metal kısımlarına bağlanmalıdır.

Bu durumda bu kısımların kolay erişilebilir bağlantı noktaları bulunmalıdır.

Yıldırıma karşı koruma tesisi bir ana indirici merkezin işletme topraklamasından ayrı tutuluyorsa, bu işletme topraklamasıyla bağlanmış iletişim sistemine ilişkin topraklama tesisi, sadece eklatör üzerinden yıldırıma karşı koruma tesisiyle bağlanabilir.

Topraklama Sistemleri

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.jpg[/IMG]

İletkenler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.jpg[/IMG]

Topraklama Elektrodları

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.jpg[/IMG]

Topraklama Elektrod Yardımcı Elemanları

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.jpg[/IMG]

Topraklama Elektrod Başlıkları

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.jpg[/IMG]

Levha Elektrodlar

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.jpg[/IMG]

Topraklama Bağlantı Elemanları

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.jpg[/IMG]

Özel Topraklama Aksesuarları

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.jpg[/IMG]

Topraklama Ölçü Aletleri

İletkenler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Som Bakır İletkenler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Örgülü Bakır İletkenler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Bakır Şerit

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Esnek Örgülü Bakır İletkenler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

PVC Kaplı Bakır Topraklama İletkenleri

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Örgülü Alüminyum İletkenler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Monotron İletkenler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Çelik İletken

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Galvanizli Çelik Şeritler

Som bakır iletkenler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.jpg[/IMG] Ref.No.

İletken kesiti (mm2)

Ağırlık (Kg/m)

Çap Ø(mm)

CS-01

1.5

0.014

1.36

CS-02

2.5

0.022

1.76

CS-03

4

0.037

2.2

CS-04

6

0.055

2.8

CS-05

10

0.090

4

CS-06

16

0.145

5

CS-07

25

0.225

6

CS-08

35

0.315

7

CS-09

50

0.450

8

CS-10

70

0.630

10

Topraklama İletkeni Kesit Hesabı

Hata akımı oluştuğundan olay süresince erimeye dayanabilecek bakır iletken kesitinin akım değerine bağlı olarak tayini IEEE.80 standardındaki ONDERDONK bağıntısı ile bulunur.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.gif[/IMG]

I : hata akımı (A)

A : Bakır ‹letken kesiti (1 Cmil=1.974xmm2)

S : Hata akımı süresi (sn)

Tm : İletkenin dayanabileceği max. Sıcaklık

Ta : Ortam sıcaklığı (°C)

Bakır için Tm= 1083 °C alınırsa Onderdonk bağıntısı ;

I=A/(6,95.√S)

Yapılan testlerde Cadweld ek bölgesi 1083 °C sıcaklığa dayanabileceğinden aynı ifade cadweld ile yapılmış ekler için de geçerlidir. Bu halde Onderdonk bağıntısından iletken kesiti;

I=A/(6,96.√S)

Lehim veya gümüş kaynağı ile yapılmış eklerde, ekin dayanabileceği max. Sıcaklık 450 °C olduğu dikkate alındığında IEEE.80 standardlarına göre Onderdonk bağıntısı şu şekli alır.

I=A/(9,12.√S)

Civatalı veya sıkıştırmalı ekte ise ; ekin dayanabileceği max.sıcaklık, IEEE.80’e göre 250 °C olacağından;

I=A/(11,54.√S)

Sonuç olarak, belirli bir akım taşıma kapasitesi için farklı ek metotları uygulanmış topraklama sistemlerinde yukarıdaki bağıntılar dikkate alınarak gereken iletken kesitleri ile şematik gösterim aşağıdaki gibi olacaktır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image007.jpg[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image007.jpg[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image008.jpg[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image009.jpg[/IMG]

Bakır İletken

Cadweld Uygulanmış İletken

Lehimli veya Gümüş Kaynaklı İletken

Civata veya Sıkıştırmalı İletken

Örgülü Bakır İletkenler

İletkenler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image010.jpg[/IMG] Ref.No.

İletken kesiti Ø(mm)

Tel Sayısı x Tek Tel Çapı

n(Ea.) x Øt(mm)

Ağırlık (Kg/m)

CS-01

10

7 x 1.3

0.090

CS-02

16

7 x 1.7

0.144

CS-03

25

7 x 2.1

0.225

CS-04

35

7 x 2.5

0.315

CS-05

50

7 x 3.0

0.450

CS-06

70

19 x 2.1

0.630

CS-07

95

19 x 2.5

0.855

CS-08

120

19 x 2.8

1.080

Bakır Şerit

İletkenler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image011.jpg[/IMG] Ref.No.

İletken Ölçüsü a x b(mm)

Ağırlık (Kg/m)

CB-01

20×3

0.540

CB-02

25×3

0.675

CB-03

30×3

0.810

CB-04

30×5

1.350

CB-05

40×5

1.800

CB-06

50×5

2.250

Esnek Örgülü Bakır İletkenler

İletkenler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image012.jpg[/IMG] Ref.No.

İletken Ölçüsü (mm2)

Ağırlık (Kg/m)

CF-01

6

0.045

CF-02

10

0.090

CF-03

16

0.144

CF-04

25

0.225

CF-05

35

0.315

CF-06

50

0.045

Topraklama İletkeni Kesit Hesabı

Hata akımı oluştuğundan olay süresince erimeye dayanabilecek bakır iletken kesitinin akım değerine bağlı olarak tayini IEEE.80 standardındaki ONDERDONK bağıntısı ile bulunur.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.gif[/IMG]

PVC Kaplı Bakır Topraklama İletkenleri

İletkenler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image013.jpg[/IMG] Ref.No.

İletken kesiti (mm2)

Tel Sayısı x Tek Tel Çapı

n(Ea.) x Ft(mm)

Ağırlık (Kg/m)

NC-01

1.5

Tek Damarlı

0.019

NC-02

2.5

0.030

NC-03

4

0.047

NC-04

6

0.067

NC-05

10

7×1.32

0.113

NC-06

16

7×1.70

0.176

NC-07

25

7×2.12

0.270

NC-08

35

7×2.50

0.370

NC-09

50

7×3.00

0.470

NC-10

70

19×2.12

0.720

NC-11

95

19×2.50

0.995

NC-12

120

19×2.80

1.235

NC-13

150

37×2.24

1.540

NC-14

185

37×2.50

1.905

NC-15

240

61×2.24

2.550

Monotron İletkenler

Örgülü Galvanizli Çelik

İletkenler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image014.jpg[/IMG] Ref.No.

İletken Ölçüsü (mm)

Tel Sayısı x Tek Tel Çapı

n(Ea.) x Øt(mm)

Ağırlık (Kg/m)

MH-008

8

19 x 1.60

0.400

MH-010

10

19 x 1.50

0.560

Topraklama İletkeni Kesit Hesabı

Hata akımı oluştuğundan olay süresince erimeye dayanabilecek bakır iletken kesitinin akım değerine bağlı olarak tayini IEEE.80 standardındaki ONDERDONK bağıntısı ile bulunur.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.gif[/IMG]

Örgülü Alüminyum İletkenler

İletkenler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image014.jpg[/IMG] Ref.No.

İletken kesiti (mm2)

Tel Sayısı x Tek Tel Çapı

n(Ea.) x Øt(mm)

Ağırlık (Kg/m)

PANSY

26.72

7×2.78

0.072

POPPY

33.63

7×3.12

0.090

ASTER

42.22

7×3.50

0.116

OXLIP

67.53

7×4.42

0.182

Çelik İletken

İletkenler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.jpg[/IMG] Ref.No.

İletken Ölçüsü Ø(mm)

Ağırlık (Kg/m)

GD-01

8

0.400

GD-02

10

0.560

Galvanizli Çelik Şeritler

İletkenler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image015.jpg[/IMG] Ref.No.

İletken Ölçüsü a x b(mm)

Ağırlık (Kg/m)

CG-01

30×3

0.750

CG-02

30×5

1.300

CG-03

40×5

1.600

CG-04

30×3,5

0.850

Topraklama Elektrodları

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Som Bakır Topraklama Çubuğu

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Elektroliz Bakır Kaplı Çelik Topraklama Çubuğu (20 Mic.)

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Bakır Sıvama Çelik Elektrod (1000 Mic.)

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Bakır Sıvama Elektrod (3000 Mic.)

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Paslanmaz Çelik Topraklama Çubuğu

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Galvanizli Çelik Topraklama Çubuğu

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Galvanizli Sac Topraklama Çubuğu

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Galvanizli Demir L Profil

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Şerit İletkenli Galvanizli Demir L Profil

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Yuvarlak İletkenli Galvanizli Demir L Profil

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Galvanizli Boru (Bağlantı Başlıklı)

Som Bakır Topraklama Çubuğu

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image016.jpg[/IMG] Som Bakır Topraklama Çubuğu

Ref.No.

Çap (mm)

Uzunluk (mm)

Ağırlık (Kg)

TE-101.00

16

1000

1.800

TE-101.01

16

1200

2.160

TE-101.02

16

1500

2.700

TE-101.03

16

1750

3.150

TE-101.04

16

3000

5.400

TE-102.00

20

1000

2.800

TE-102.01

20

1200

3.360

TE-102.02

20

1500

4.200

TE-102.03

20

1750

4.800

TE-102.04

20

3000

8.400

Levha Elektrodlar

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Levha Topraklama Elektrodu

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Topraklama Ağı

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Statik Topraklama Levhası

Topraklama Elektrod Yardımcı Elemanları

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Manşon

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Ekleme Vidası

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Çakma Vidası

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Sivri Uç

Topraklama Elektrod Başlıkları

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image017.jpg[/IMG] Ref.No.

Malzeme

A (mm)

B (mm2)

Ağırlık (Kg)

CEB-101.01

Bronz / Galvanizli Çelik

16-22

16-70

0.255

CEB-101.02

16-22

70-150

0.255

CEB-101.11

16-22

16-70

0.150

CEB-101.12

16-22

70-150

0.150

Bakır

16-22

16-70

0.190

Bakır

16-22

70-150

0.190

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image018.jpg[/IMG] Ref.No.

Malzeme

A (mm)

B (mm2)

Ağırlık (Kg)

CEB-105.01

Bronz/Prinç

16

2(1×50)

0.370

CEB-105.02

20

2(1×50)

0.350

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image019.jpg[/IMG] [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image020.jpg[/IMG] Ref.No.

Malzeme

A Inc (mm)

B (mm2)

t (mm)

Ağırlık (Kg)

CEB-106.01

Bakır ya da Galvanizli Çelik

5/8" 16

50

3

0.200

CEB-106.02

5/8" 16

70

3

0.200

CEB-106.03

5/8" 16

95

3

0.200

CEB-106.04

5/8" 16

120

3

0.250

CEB-106.05

5/8" 16

150

3

0.250

CEB-106.06

5/8" 16

185

3

0.250

CEB-106.21

3/4" 20

50

3

0.250

CEB-106.22

3/4" 20

70

3

0.250

CEB-106.23

3/4" 20

95

3

0.250

CEB-106.24

3/4" 20

120

3

0.250

CEB-106.25

3/4" 20

150

3

0.250

CEB-106.26

3/4" 20

185

3

0.250

CEB-106.27

3/4" 20

240

3

0.250

CEB-106.28

3/4" 20

2×50

3

0.250

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image021.jpg[/IMG] Ref.No.

Malzeme

A (mm)

B (mm2)

t (mm)

Ağırlık (Kg)

CEB-107.01

Bakır ya da Galvanizli Çelik

5/8" 16

16/70

3

0.100

CEB-107.02

3/4" 20

16/95

3

0.100

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image022.jpg[/IMG] Ref.No.

Malzeme

A Inc (mm)

B (mm2)

t (mm)

Bakır Ağırlık(Kg)

CEB-110.01

Bakır ya da Galvanizli Çelik

1/2" 12

16

2

0.085

CEB-110.02

1/2" 12

25

2

0.085

CEB-110.03

1/2" 12

35

2

0.085

CEB-110.04

1/2" 12

50

2

0.085

CEB-110.05

5/8" 16

50

2

0.085

CEB-110.06

5/8" 16

70

2

0.085

CEB-110.07

5/8" 16

95

2

0.085

CEB-110.21

3/4" 20

50

2

0.110

CEB-110.22

3/4" 20

70

2

0.110

CEB-110.23

3/4" 20

95

2

0.110

CEB-110.24

3/4" 20

120

2

0.110

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image023.jpg[/IMG] Ref.No.

Malzeme

A Inc (mm)

B (mm2)

t (mm)

Bakır Ağırlık(Kg)

CEB-111.21

Bakır ya da Galvanizli Çelik

3/4" 20

95

3

0.445

CEB-111.22

3/4" 20

120

3

0.445

CEB-111.23

3/4" 20

150

3

0.445

CEB-111.24

3/4" 20

185

3

0.445

CEB-111.25

3/4" 20

240

3

0.445

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image024.jpg[/IMG] Ref.No.

Malzeme

A Inc (mm)

B (mm2)

Prinç Ağırlık(Kg)

CEB-120.01

Bronz/Bakır

3/8" 10

16/50

0.100

CEB-120.02

5/8" 16

0.100

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image025.jpg[/IMG] Ref.No.

Malzeme

Elekt. Çapı A(mm)

Şerit Boy B(mm)

Bakır Ağırlık (Kg)

CEB-201.01

Bakır ya da Galvanizli Çelik

5/8" 16

20×3

0.350

CEB-201.02

5/8" 16

20×5

0.350

CEB-201.03

5/8" 16

25×3

0.350

CEB-201.04

5/8" 16

30×3

0.350

CEB-201.05

5/8" 16

30×5

0.350

CEB-201.11

3/4" 20

20×3

0.350

CEB-201.12

3/4" 20

20×5

0.350

CEB-201.13

3/4" 20

25×3

0.350

CEB-201.14

3/4" 20

30×3

0.350

CEB-201.15

3/4" 20

30×5

0.350

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image026.jpg[/IMG] Ref.No.

Malzeme

Elekt. Çap. A(mm)

Şerit Boy B(mm)

Bakır Ağırlık (Kg)

CEB-202.01

Bakır ya da Galvanizli Çelik

5/8" 16

20×3

0.350

CEB-202.02

5/8" 16

20×5

0.350

CEB-202.03

5/8" 16

25×3

0.350

CEB-202.04

5/8" 16

30×3

0.350

CEB-202.05

5/8" 16

30×5

0.350

CEB-202.11

3/4" 20

20×3

0.350

CEB-202.12

3/4" 20

20×5

0.350

CEB-202.13

3/4" 20

25×3

0.350

CEB-202.14

3/4" 20

30×3

0.350

CEB-202.15

3/4" 20

30×5

0.350

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image027.jpg[/IMG]

TDK-104 serisi Dağıtım Klemensleri

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image027.jpg[/IMG]

TDK-105 serisi Dağıtım Klemensleri

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image027.jpg[/IMG]

TDK-106 serisi Dağıtım Klemensleri

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

TDK-107 serisi Dağıtım Klemensleri

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

TDK-201 serisi Dağıtım Klemensleri

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

TDK-401 serisi Dağıtım Klemensleri

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

TDK-108 serisi Dağıtım Klemensleri

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

TDK-301 serisi Dağıtım Klemensleri

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

MV Dağıtım Klemensi

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

T Dağıtım Klemensi

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

TDK-111 ve TDK-112 Dağıtım Klemensleri

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

MC Bağlantı Elemanları

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

PMC Bağlantı Elemanları

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

SS Bağlantı Elemanları

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

LC Bağlantı Elemanları

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

TDK-501 serisi Dağıtım Klemensleri

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

TDK-502 serisi Dağıtım Klemensleri

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Ek Mufları

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

H Klemensler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

C Klemensler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

U Klemensler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Tırnaklı Klemensler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Branşman Klemensler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Al-Cu Klemensler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Durdurucu Klemensler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Kablo Papucu SKP Standart Tip

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Kablo Papucu SKP DIN 46235

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Genleşme Elemanı

Cadweld Kaynak Malzemeleri

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Kaynak Potası

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Pota Pensesi

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Kaynak Tozu

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Pota Kazıyıcı

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Aksesuarları

Topraklama için Özel Malzemeler

Topraklama için Özel Malzemeler

GEM topraklama direnç düşürücü ,1992 yılında geliştirilmiş olup, en zor topraklama sorunlarını çözen çok iyi bir iletkendir.

GEM, her türlü toprak çeşidinde topraklama etkisini artırır. Kayalık alanlar, dağ zirveleri, kumlu toprak gibi zayıf iletkenliği olan topraklar için ideal bir maddedir.

GEM, topraklama çubuklarının kullanılmadığı yerlerde kullanılır. Ayrıca sınırlı alan nedeniyle yaşanacak sorunları da ortadan kaldırır. Başka hiçbir madde GEM kadar toprağın direncini azaltamaz ve sürekli düşük dirençte tutamaz. Topraklama sisteminin yaşamını, yüksek iletkenlikle, GEM kadar uzun tutabilen bir sistem daha yoktur.

GEM’in performansı;

en son teknoloji ile hazırlanmış zorlu testlerden geçirilerek kanıtlanmış ve alanında duyulan güvenle perçinlenmiştir.

GEM’in Etkisi

• Toprağın direncini düşürür.

• Kullanıldığı zaman, sistemin yaşamı için, direnci sabit tutar.

• Bütün toprak çeşitlerinde çalışır.

GEM Süreklidir

• Zamanla çözülmez veya bozulmaz.

• Donma dayanıklılığını %10 artırır.

• Periyodik kontrol veya yenilenmelere gerek yoktur.

• Bakıma gerek yoktur.

• Ortamın ıslak, nemli olması bir şey değiştirmez.

GEM Çevrecidir

• Toprağa bir etkisi yoktur.

• Yer altı sularını kirletmez.

GEM’in Kullanımı kolaydır

• 11,3 kg’lık torbalarla taşınması kolaydır.

• 1 kişi montaj için yeterlidir.

• Kuru kullanılırken karıştırmaya gerek yoktur.,Sadece açıp, dökmek yeterlidir.

• Kuru kullanıldığında topraktan nemi hemen emer.

• Topraklama yapılacak alanı küçültür. Topraklama elektrodu kullanımını azaltır.

• Topraklama maliyetini düşürür.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image028.jpg[/IMG]

İç Yıldırımlık

Aşırı gerilimden korunma kamusal ve özel yapılarda önemi gittikçe artmaktadır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image029.jpg[/IMG] Aşırı Gerilimlerin Oluşumu - Direk yıldırım boşalması,

- Enerji nakil hatlarına düşen yıldırımlar,

- Elektrikli hatlarda atmosferik alanlar,

- Enerjinin açılıp kapanması yani anahtarlama olayları,

Aşırı gerilimlerin sebebidir.

Aşırı gerilim darbeleri, ölçü ve kontrol sistemlerinde, data kablolarında ve enerji besleme hatlarında önemli hasarlara ve buna bağlı olarak iş sürekliliğinin parçalanmasına neden olmaktadır.

Uzaktan kumanda sistemleri, sinyal sistemleri, veri işletme sistemleri, Proses kontrol sistemleri, Enstrumantasyon ve kontrol sistemleri, meteorolojik sistemler, güç istasyonları ve arıtma tesislerindeki geniş alana yayılmış elektronik sistemler, trafik kontrol sistemleri aşırı gerilimlere karşı korunmak zorundadır.

Sınıf I Aşırı Gerilim Koruma

Sınıf I Aşırı Gerilim Koruma

Enerji besleme sistemlerinde yıldırım akımlarına karşı koruma görevini yerine getirmesi için dizayn edilmiştir. Bu koruma cihazları aşırı gerilim yüklerini 4 KV olarak sınırlar. Teknik açıdan tercih edilen montaj noktası binanın elektrik saatinin hemen arkasıdır. TN-C, TN-S, TT şebekelere uyabilecek modülleri mevcuttur. Bu modüller, faz (L1,L2,L3)-Nötr (N), Nötr (N)-Toprak arası (PE) koruma yaparlar. Modüller en kısa yoldan toprağa bağlanmalıdır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image030.jpg[/IMG] [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image031.jpg[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image032.jpg[/IMG] Aşırı Gerilim Koruma Bölgeleri Sınıf II Aşırı Gerilim Koruma

Sınıf II koruma cihazları, alt dağıtım panolarında kaçak akım koruma şalterlerinin önüne takılır. Bu kademe koruma cihazları sınıf I aşırı gerilim koruyucuları üzerinde kalan artık gerilimi 2.5 KV ile sınırlandırır. Korunacak tesisin veya binaların tehlike potansiyeline bağlı olarak bazı durumlarda sınıf II koruma ile başlanması yeterli olabilir. Bu temel olarak çatılarına paratoner tesisatı veya faraday kafesi tesis edilmiş yapılar, topraklanmış metal konstrüksiyonlar, iskan mahallerinin ortasında yer alan binalar için geçerlidir. Böyle bir konumda doğrudan yıldırım isabetini statik açıdan çok az bir ihtimaldir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image033.jpg[/IMG] [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image034.jpg[/IMG]

Sınıf III Aşırı Gerilim Koruma

Sınıf III koruma, cihaz koruma olarak adlandırılır. Korunmak istenen cihazlara çok yakın olarak yerleştirilir.bu tip koruma sadece kablo rotası boyunca meydana gelen düşük enerjiler taşıyan aşırı gerilimlere karşı koruma amaçlı tedbirdir. Cihaz korumalar farklı tiplerde olabilir. Bağlı bulunduğu cihaz için tehlike oluşturmayacak düzeye düşürülmüş bir artık gerilim sağlanır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image035.jpg[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image036.jpg[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image037.jpg[/IMG] [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image038.jpg[/IMG] [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image039.gif[/IMG] [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image040.gif[/IMG] [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image041.gif[/IMG] [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image042.gif[/IMG] [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image043.gif[/IMG]

Transistör Nedir?

Salı, 06 Kasım 2007

Transistör nedir?

Eklem Transistör yarı iletken malzemeden yapılmış elektronik devre elemanıdır. Her nekadar diyodun yapısına benzesede çalışması ve fonksiyonları diyottan çok farklıdır.

Transistör iki eklemli üç bölgeli bir devre elemanı olup iki ana çeşittir.

·NPN

·PNP

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]

Transistör aşağıda belirtildiği gibi değişik şekillerde tanımlanır:

Transistörün kolay anlaşılması bakımından tanımı; Transistörün bir sandviçe benzetilmesidir, yarı iletken sandviçi.

İkinci bir tanımıda şöyle yapılmaktadır; Transistör, iki elektrodu arasındaki direnci, üçüncü elektroda uygulanan gerilim ile değişen bir devre elemanıdır.

Transistörün en çok kullanılan tanımı ise şöyledir; Transistör yan yana birleştirilmiş iki PN diyodundan oluşan bir devre elemanıdır. Birleşme sırasına göre NPN veya PNP tipi transistör oluşur.

Transistörün başlıca çeşitleri şunlardır:

·Yüzey birleşmeli (Jonksiyon) transistör

·Nokta temaslı transistör

·Unijonksiyon transistör

·Alan etkili transistör

·Foto transistör

·Tetrot (dört uçlu) transistör

·Koaksiyal transistör

Transistörün kullanım alanları:

Transistör yapısal bakımdan, yükselteç olarak çalışma özelliğine sahip bir devre elemanıdır. Elektroniğin her alanında kullanılmaktadır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]

PNP tipi transistörler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]

Şekil 4.2 - Bir NPN transistörün polarılması ve akım yönleri

a) Bölgesel gösterilimdeki bağlantı şekli.

b) Sembolik gösterilimdeki bağlantı şekli.

NOT:

Şekil 4.2 ‘de görüldüğü gibi, beyz ‘in polarma gerilimi ile ilgili tipik bir durum var.

Beyz ‘e VEB kaynağının pozitif kutbu, VCB kaynağının ise, negatif kutbu bağlanmıştır. Bu durumda beyz polarma gerilimi ne olacaktır?

Yukarıda belirtildği gibi, Emiter-Beyz diyodu iletimde, olduğu için, VEB kaynağının pozitif kutbu etken olacaktır. Yani Beyz ‘in polarma gerilimi, pozitiftir. PNP transistör için de benzer şekilde düşünülür.

Transistörün gerek polarma konusu, gerekse de çalışma prensibi açıklanırken, anlatım kolaylığı bakımından iki DC besleme kaynağı kullanılmaktadır.

Uygulamada ise, tek besleme kaynağı kullanılmaktadır.

Npn Transistörün Çalışması

Yukarıda tanımlanmış olduğu gibi polarma gerilimi uygulanmış olan bir NPN transistörde aşağıdaki gelişmeler olur.

1. N Bölgesindeki Gelişmeler

Şekil 4.3 ‘den takip edilirse;

Emiter ve collectorü oluşturan N bölgesindeki, çoğunluk taşıyıcılar, elektronlar şu şekilde etkilenir;

·VCB besleme kaynağının pozitif kutbunun çekme kuvveti etkisinde kalan, gerek emiter,

gerekse de collector bölgesi elektronları VCB kaynağına doğru akar. Bu akış IC collector

akımını yaratır.

·Aynı anda VEB kaynağının negatif kutbundan ayrılan elektronlar da emitere geçer. Bu geçiş

IE emiter akımını yaratır.

·P bölgesinden geçemekte olan elektronlardan bir miktarıda VEB besleme kaynağının pozitif kutbunun çekme kuvveti etkisiyle VEB ‘ye doğru akar. Bu akış IB beyz akımını yaratır.

·Son olarkada VCB ‘nin negatif kutbundaki elektronlar, VEB ‘nin pozitif kutbuna geçiş

yaparak akım yolunu tamamlar. Böylece devrede bir akım doğar.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]: Verici katkı maddesi atomu (N bölgesindeki etkisiz pozitif iyon)

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]

Şekil 4.4 - NPN trnasistörde akım iletimini sağlayan elektronların akış yönleri ve transistörün ters bağlı iki diyot halindeki görüntüsü

Pnp Tipi Transistörün Polarılması

PNP transistörün, NPN transistöre göre, yapımında olduğu gibi, polarma geriliminde de terslik vardır. Şekil 4.5 ‘te bir PNP transistöre polarma geriliminin uygulanışı gösterilmiştir.

Şekilden de anlaşıldığı gibi, PNP transistörde de, NPN ‘de olduğu gibi polarma geriliminin yönleri iki şekilde tanımlanır:

1 - Diyot bölümlerine göre tanımlama

·Emiter - Beyz diyodu, doğru polarılır.

·Collector - Beyz diyodu, ters polarılır.

2 - Polarma geriliminin kristal yapıya uygunluğuna göre tanımlama:

·Emiter P tipi kristaldir: Kristal yapısına uygun, pozitif (+) gerilim uygulanır.

·Beyz N tipi kristaldir: Kristal yapısına uygun, negatif (-) gerilim uygulanır.

·Collector P tipi kristaldir: Kristal yapısına ters, negatif (-) gerilim uygulanır.

Polarma durumuna göre devreden akan akımların yönü de Şekil 4.5 ‘te gösterilmiş olduğu gibidir.

Daima IE = IB + IC ‘dir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]

(++>) : P bölgesindeki pozitif elektrik yükü (oyuk) yolları

(–>) : N bölgesindeki ve dış devredeki elektron yolları

(— >) : Dış devredeki akım yönü.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]: Alıcı katkı maddesi atomu

"-" : Elektron

Şekil 4.6 - PNP transistörde pozitif elketrik yüklerinin ve elektronların hareketi

Bu arada, bir miktar pozitif elektrik yükü de, beyzdeki serbest elektronlar ile birleşerek nötr hale gelir.

·Aynı zamanda collector bölgesindeki azınlık taşıyıcılar durumunda bulunan az sayıdaki elektronlar da VCB ‘nin etkisiyle beyz elektroduna doğru hareket eder. Bu hareket, ters yön (kaçak) akımını yaratır.

Dış devredeki gelişmeler:

Şekilde gösterildiği gibi, emiterden VEB besleme kaynağının "+" kutbuna ve oradan da beyz’e ve VCB besleme kaynağının üzerinden collectore, elektron akışı başlar.

Kağıt üzerinde gösterilen akım yönü de, yine şekildeki gibi, besleme kaynağının "+" kutbundan "-" kutbuna doğru olmaktadır.

ÖZETLE:

Bir PNP transistördeki akım iletimi, Şekil 4.7 ‘de gösterildiği gibi, pozitif elektrik yükleri (oyuklar) ile sağlanmaktadır.

Şekil 4.7 ‘de ayrıca transistörü oluşturan iki diyodun sembolik bağlantısıda gösterilmiştir…

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]

Şekil 4.1 - Transistörün Ohmmetre ile kontrolü

Transistör TipiOhmmetre uçlarının tutuluş şekliTransistör sağlam ise Ohmmetre ‘nin göstereceği değerlerPNP(+) ucu beyze, (-) ucu sıra ile kollektör ve emitere (Şekil 4.8 (a))50 Kohm ‘dan büyük (-) ucu beyze, (+) ucu sıra ile kollektör ve emitere (Şekil 4.8 (b))500 Ohm ‘dan küçükNPN(-) ucu beyze, (+) ucu sıra ile kollektör ve emitere (Şekil 4.8 (c))50 Kohm ‘dan büyük (+) ucu beyze, (-) ucu sıra ile kollektör ve emitere (Şekil 4.8 (d))500 Ohm ‘dan küçük

Transistörlerde Yükseltme İşleminin Gerçekleştirilmesi

Transistörler yapısı gereği, akım yükseltme özelliğine sahiptir.

Uygun, bir devre dizaynıyla gerilim ve güç yükseltmesi de yapar.

Tabi bu işlemlerde de asıl olan akımdır. Bu nedenle, önce akımın nasıl yükseltildiğinin bilinmesi gerekir…..

Transistör yükseltme işlemi nasıl yapılmaktadır?

Örnek olarak şekil 4.9 ‘da görüldüğü gibi bir NPN tipi transistör alınmıştır. Transis törün çalışabilmesi için elektrotlarına, şu gerilimler uygulnıyor:

Emiter: (-)gerilim,

Beyz: (+)gerilim,

Collectore: (+)gerilim.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]

Şekil 4.9 - Emiteri ortak yükselteç <LI type=a>Jonksiyonel bağlantı devresi

Sembolik bağlantı devresi

Şekil 4.9 ‘da, emiter ucu giriş ve çıkış devrelerinde ortak olduğu için, bu yükselteç "Emiteri ortak bağlantılı yükselteç" olarak taımlanır. En çok kullanılan yükselteç şeklidir.

Transistörün bu şekilde çıkışında bir yük direnci bulunmadan çalıştırılmasına kısa devrede çalışma denmektedir.

Yükseltme İşleminin Sağlanması

Transistör içerisinde emiterden beyz ve collectöre doğru bir elektron akışı vardır..

Elektronların küçük bir kısmı da VBE kaynağının oluşturduğu giriş devresi üzerinden, büyük bir kısmıda VCE kaynağının oluşturduğu çıkış devresi üzerinden devresini tamamlar…

Giriş ve çıkışta dolaşan elektronların miktarı, trans. büyüklüğüne bağlı olduğu gibi, VBE ve VCE kaynak gerilimlerinin büyüklüğüede bağlıdır.

Emiterdeki elektronları harekete geçirmek için "Silisyum" transistörde en az 0.6V, "Germanyum" transistörde ise 0.2V olması gerekir.

Elektroları çekebilmesi için VCE gerilimi VBE ‘ye göre oldukça büyük seçilir.

Giriş devresinden dolaşan elektronlar "IB" beyz akımını, çıkış devresinden dolaşan elektronlarda "IC" collectör akımını oluşturur.

Buradaki IB ve IC akımları DC akımlardır… Eğer girişe AC gerilim uygulanırsa, ve IC ‘de AC olarak değişir.

IB ve IC akımları devrelerini tamamlarken emiter elektrodu üzerinde birleştiğinden Ie akımı, IB ve IC ‘nin toplamı olur…………

Herzaman geçerli kural: IE = IB + IC

Sonuçta:

IB akımı giriş akımı, IC akımı da çıkış akımı olarak değerlendirilirse, IB gibi küçük değerli bir akımdan, IC gibi büyük değerli bir akıma ulaşılmaktadır………

Bu olay "Transistörün akım yükselteci olarak çalıştığını göstermektedir."

Emiteri ortak bağlantıda akım kazancı formülü: β = IC/IB ‘dir…Beta[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG] [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]

Şekil 4.10 - Transistördeki üç bağlantı halinde bağlantı uçlarının durumu.

Akım Kazançlarının Dönüştürülmesi

Her üç bağlantı şeklinde de akımlar arasında şu bağlantı vardır:

IE=IC+IB veya IC=IE-IBBu bağlantı ile yukarıdaki bağıntılardan yararlanılarak, α, β, γ birbirlerine dönüştürülür.

·α ‘nın β cinsinden yazılması:

1/α = IE/IC = IC+IB/IC = 1+IB/IC = 1+1/β ‘dan α = β/β+1 olur…

·β ‘nın α cinsinden yazılması:

Yukarıdaki "α, β" bağıntısından, β = α/1-α olur…

·α ‘nın γ cinsinden yazılması:

α = IC/IE = IE-IB/IE = 1-IB/IE = 1-1/γ = γ-1/γ ‘dan α = γ-1/γ olur…

·γ ‘nın α cinsinden yazılması:

Yukarıdaki "α, γ" bağıntısından, γ = 1/1-α olur…

·ß ‘nın γ cinsinden yazılması:

β = IC/IB = IE-IB/IB = IE/IB-1 = γ-1 ‘den β = γ-1 olur…

·γ ‘nın β cinsinden yazılması:

Yukarıdaki "β, γ" bağıntısından γ = β+1 olur…Özet bir tablo yapılırsa dönüşümler şöyle sıralanır:

α = β/β+1α = γ-1/γβ = α/1-αβ = γ-1γ = 1/1-αγ = β+1 Transistörün Dört Bölge Karakteristiği

Dört bölge karakteristiklerinde, DC ‘de ve yüksüz olarak çalıştırılan transistörün giriş ve çıkış akımları ile gerilimleri arasındaki bağıntılara ait karakteristik eğrileri hep birlikte görüntülenir

Dört bölge karakteristik eğrilerinden yararlanılarak şu statik karakteristik değerleri hesaplanabilmektedir.

Giriş direnci

Çıkışdirenci

Akım kazancı

Giriş-çıkış gerilim (zıt reaksiyon) bağıntısı

Bunlar transistörün yapısıyla ilgili karakteristik değerlerdir.

Dört bölge karakteristiği, transistör çıkışında yük direnci yokken çıkarıldığından bunlara kısa devre karakteristikleri de denir.

Transistörün "Beyz" ‘i , "Emiteri" ve "Collectoru" ortak bağlantılı haldeki kısa devre karakteristikleri ile, yükte çalışma sırasında konu edilen yük doğrusu ayrıca "Temel yükselteç devreleri" bölümünde daha detaylı anlatılmıştır.

Burada, ön bilgi olarak, emiteri ortak yükselteçe ait örnek verilecektir..

Dört Bölge Karakteristik Eğrisinin Bölgeleri:

Şekil 4.11 ‘den takip edilirse; Şekil 4.9 ‘da verilmiş olan emiteri ortak yükseltece ait dört bölge karakteristik eğrisi, şu bölgelerden oluşmaktadır.

Bölge Karakteristik Eğrisi (VCE - IC):

VCE çıkış gerilimindeki değişime göre, IC çıkış akımındaki değişimi gösterir.

RC=VCE/IC bağıntısı ile Çıkış direncini belirler.

Bölge Karakteristik Eğrisi (IB - IC):

IB giriş akımındaki değişime göre, IC çıkış akımındaki değişimi gösterir.

β=IC/IB bağıntısı ile Akım kazancını belirler.

Bölge Karakteristik Eğrisi (VBE - IB):

VBE giriş gerilimindeki değişime göre, IB giriş akımındaki değişimi gösterir.

Rg=VBE/IB bağıntısı ile Giriş direncini belirler.

Bölge Karakteristik Eğrisi (VBE- VCE):

"VBE - VCE" bağıntısı VBE giriş gerilimindeki değişime göre, VCE çıkış gerilimindeki değişim miktarını gösterir. Bu değişim, gerilim transfer oranı olarak tanımlanır.

Aslında bu iki gerilimin biri biri üzerinde önemli bir etkisi bulunmamaktadır.

Bu bilgiler daha çok teorik çalışmalar için gereklidir

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]

Şekil 4.12 - Normal çalışmada transistörden anahtar olarak yararlanma

a) IB akımı kumandasıyla çalışma

b) VBE gerilimi kumandasıyla çalışmaŞekil 4.12 (a) ‘daki devre:

IB akımının değişmesi yoluyla çalıştırılan bir devredir:

R reostası ile IB akımının ayarı yapılmaktadır.

R direnci yeterince küçültülüp IB akımı yeterince büyültüldüğünde, IC akımı lambayı yakacak seviyeye ulaşacaktır.

Şekil 4.12 (b) ‘deki devre:

VBE gerilimini kontrol etmek suretiyle çalıştırılan bir devredir.

VBE gerilimi, S reostası üzerindeki gerilim düşümü ile sağlamaktadır.

"S" reostası, "0" ‘dan yani en üst noktadan başlatılarak, yavaş yavaş büyütüldüğünde, beyz-emiter arasına uygulanan gerilimde büyür. Bu gerilim, örneğin, silikon transistörde 0.6V ‘u geçince transistör iletime geçer ve lamba yanar.

Bu çalışma şeklinde, transistör kesikli çalışan bir yükselteç olarak görev yapmıştır.

Transistörün gerçek anlamda anahtar olarak çalışması, doyma halindeki çalışmadır…

Transistörün Yükselteç Olarak Çalıştırılması

Yükselteç olarak çalıştırılan bir transistörden, şu üç işlemin gerçekleştirilmesinde yararlanılır:

Akım kazancını sağlamak

Gerilim kazancını sağlamak

Güç kazancını sağlamak

Buradaki kazancın anlamı:

Transistör girişine verilen akım, gerilim veya gücün çıkıştan daha büyük değerlerde elde edilmesidir. Bunu sağlamak için de belirli devrelerin oluşturulması gerekir.

Kazancın sayısal değerinin bulunması da, çıkıştaki akım, gerilim ve güç değerlerinin, girişteki akım, gerilim ve güç değerlerine oranlanması suretiyle elde edilir.

Karakteristik eğrileri, transistörün üreticileri tarafından hazırlanan tanıtım kitaplarında (katalog) verilir.

Transistör, hem DC hem de AC yükselteç olarak çalışabilir. Bu nedenle, transistörü gereği gibi inceleyebilmek için, ayrı ayrı DC ve AC ‘deki çalışma hallerinin incelenmesi gerekir.

DC çalışmada girişteki ve çıkıştaki akım ve gerilim değerleri arasındaki bağıntılara Statik Karakteristikleri,

AC çalışmadaki akım ve gerilim bağıntılarına da Dinamik Karakteristikleri denir.

Transistör yükselteç olarak şu üç bağıntı şeklinde çalıştırılabilmektedir.

Emiteri ortak bağlantılı yükselteç

Beyz ‘i ortak bağlantılı yükselteç

Kollektörü ortak bağlantılı yükselteç

Ortak bağlantı deyimi, girişte ve çıkışta ortak olan uç (elektrot) anlamında kullanılmıştır.

Transistörün DC Yükselteç Olarak Çalıştırılması

Şekil 4.12 ‘de Emiteri ortak bağlantılı bir DC yükselteç devresi verilmiştir. Bu yükselteç devresi ile transistörün statik karakteristikleri incelenmektedir

Statik karakteristikleri incelerken yukarıda da belirtildiği gibi giriş ve çıkıştaki DC akım ve gerilim değerlerinden yararlanılır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]

Şekil 4.13 - Girişe RB direnci çıkışada RL yük direnci bağlanan DC ve AC yükselteçTransistörün AC Yükselteç Olarak Çalıştırılması

Transistör Şekil 4.13 ‘de görüldüğü gibi girişine, AC işaret gerilimi uygulandığında da AC yükselteç olarak çalışır.

AC yükselteçler de iki ana gruba ayrılır:

Ses frekansı yükselteçleri

Yüksek frekans (Radyo frekansı) yükselteçleri

Yüksek frekans yükselteçleri özel yapılı yükselteçlerdir.

AC yükselteç olarak inceleme konusu, günlük hayatta daha çok karşılaşılan ses frekansı yükselteçleridir.

AC işaret gerilimi, genelde sinüzoidal olarak değişen bir gerilim olarak düşünülür. Bu gerilim, girişteki ve çıkıştaki DC polarma gerilimini büyültüp küçülterek sinüzoidal olarak değişmesini sağlar.

AC çalışmada, yalnızca AC değerler önemli olduğundan, giriş ve çıkışta ampermetre ve voltmetre olarak AC ölçü aletleri kullanılır.

AC ölçü aletleri efektif değer ölçtüğünden, gerekli hesaplamalarda efektif değerler ile yapılır.

Örneğin:

Akım kazancı: KİAC(βAC) = ICef/IBef

Gerilim kazancı: KVAC = VCEef/VBEef = (ICef/IBef).(RL/RB) = βAC.RL/RB

Güç kazancı: KPAC = βAC.KVAC şeklinde ifade edilirler.

Alçak frekans (ses frekansı) yükselteçlerinde: βDC = βAC olarak alını.

Giriş ve çıkış dirençleri de DC ve AC ‘de aynı özelliklere sahiptir.

NOT:

Şekil 4.12 ve Şekil 4.13 ‘te verilmiş olan devreler deney ve bilgi edinme devreleri olduğu için, anlatım kolaylığı bakımından iki besleme kaynağı kullanılmıştır.

Uygulamada ise tek besleme kaynağı kullanılır.

Transistörün Çalışma Kararlılığını Etkileyen Faktörler

Bir transistöre kararlı bir çalışma yaptırabilmek için, öncelikle karakteristik değerlerine uygun bir devre düzeni kurmak gerekir. Bunu içinde, daha önceden de belirtilmiş olduğu gibi, katalog değerlerine ve karakteristik eğrilerinde verilen bilgilere uyulmalıdır.

Transistörün kararlı çalışmasını etkileyen faktörler:

Sıcaklık

Aşırı ısınan transistörün çalışma dengesi bozulur, gücü düşer. Daha da çok ısınırsa yanar. Isınan transistörlerde elektron sayısı anormal artacaktır. Bu artış nedeniylede belirli giriş değerleri için alınması gereken çıkış değerleri değişir.Buda kararlı çalışmayı önler.

Daha çok ısınma halinde ise kristal yapı bozulur. Bu durumda transistörün yanmasına neden olur. Isınma transistörün kendi çalışmasından kaynaklandığı gibi, sıcak bir ortamda bulunmasından dolayı da olabilir.

Frekans

Her transistör, her frekansta çalışmaz. Bu konuda ine katalog bilgilere bakmak gerekir.

Örneğin: NPN transistörler, PNP transistörlere göre yüksek frekanslarda çalışmaya daha uygundur. Nedeni de NPN transistörlerde elektrik yükü taşıyıcıları ELEKTRONLAR dır.PNP transistörlerde ise taşıyıcılar pozitif elektrik yükleridir. Elektronlar, pozitif elektrik yüklerine göre çok daha hızlı ve serbest hareket edebildiklerinden, yüksek frekanslar için NPN transistörler daha uygundur.Limitsel Karakteristik Değerleri

Her transistörün ayrı çalışma değerleri vardır. Bu çalışma değerlerinden bazılarının kesinlikle aşılmaması gerekir. Bunara, "Limitsel Karakteristik" denir.

Limitsel Karakteristik Değerleri Şöyle Sıralanır:

·Maksimum kollektör gerilimi

·Maksimum kollektör akımı

·Maksimum dayanma gücü

·Maksimum kollektör - beyz jonksiyon sıcaklığı

·Maksimum çalışma (kesim) frekansı.

Limitsel değerler gerek birbirlerine, gerekse de giriş değerlerine bağlıdır. Yukarıda sıralanan maksimum değerlerin ne olmasının gerektiği transistör kataloglarından ve karakteristik eğrilerinden saptanır.Polarma Yönü

Polarma gerilimini uygularken, ters polarma bağlantısı yapmamaya özellikle dikkat edilmelidir. Böyle bir durumda, transistör çalışmayacağı gibi, normalden fazla uygulanacak olan ters polarma gerilimleri jonksiyon diyotlarının delinmesine, yani kristal yapının bozulmasına neden olacaktır.Aşırı Toz ve Kirlenme

Transistörlerin toza karşı ve özelliklede metalik işlemlerin yapıldığı ortamlarda çok iyi korunması gerekir.. Aşırı toz ve kirlenme elektrotlar arası yalıtkanlığı zayıflatacağından kaçak akımların artmasına neden olacaktır. Bu da transistörün kararlı çalışmasını engelleyecektir. Eğer metal ve karbon (kömür) tozlarıyla karışık bir tozlanma varsa, transistör elektrotlarının kısa devre olma ihtimalide mevcuttur.

Tozlu ortamda çalıştırılması zorunlu olan transistörlerin ve bütün elektronik devrelerin toza karşı iyi korunmaları ve zaman zaman devrenin enerjisi kesilmek suretiyle, yumuşak bir fırça ve aspiratör tozların temizlenmesi gerekir.

Tozların temizlenmesi sırasında, elektrik süpürgesiyle üfleyerek temizlik kesinlikle yapılmamalıdır. Zira bu durumda yapışkan tozlar daha da çok yapışıp kirliliği arttıracağı gibi, buradan kalkan tozlar diğer cihaz ve devrelere konacağından başka devrelerinde tozlanmasına neden olacaktır.Nem

Transistörler ve bütün elektronik devreler, neme karşıda çok iyi korunmalıdır. Gerek su buharı, gerekse de bazı yağ ve boya buharları, doğrudan kendileri elektrotlar arasında kısa devre yapabileceği gibi, tozlarında yapışıp yoğunlaşmasına neden olacağından, cihazların kararlı çalışmasını engelleyecektir.Sarsıntı

Sarsıntılı ortamda kullanılan cihazlarda, daima bağlantıların kopması ihtimali vardır. Aşırı sarsıntı iç gerilmeleri de arttıracağından kristal yapının bozulması da mümkündür.

Sarsıntılı ortamlarda çalıştırılacak cihazlara üreticiler tarafından özel sarsıntı testi uygulanır. Bu gibi çalıştırmalarda, üreticisinden sarsıntı testleri hakkında bilgi almak gerekirElektriksel ve Magnetik Alan Etkisi

Gerek elektriksel alan, gerekse de magnetik alan serbest elektronların artmasına ve onların yönlerinin sapmasına neden olur. Bu da kararlı çalışmayı önler. Bu gibi ortamlarda kullanılacak cihazlar faraday kafesiyle ve anti magnetik koruyucularla korunmalıdır.Işın Etkisi

Röntgen ışınları, Lazer ve benzeri çok yüksek frekanslı ışınlarda kararlı çalışmayı etkiler. Bu gibi yerlerde kullanılacak cihazlarda özel koruma altına alınmalıdır.Kötü Lehim (Soğuk Lehim)

Transistörün ve bütün elektronik devre elemanlarının çok ustaca lehimlenmesi gerekir. Soğuk lehim olduğu taktirde, dışarıdan bakıldığında lehimliymiş gibi görünmesine rağmen, elektriksel iletimin iyi olmamasına neden olacağından bütün bir sistemin kararlı çalışmasını engelleyecektir.

Bu tür arızaların bulunması da çok zordur. Ayrıca aşırı ısıtılarak lehim yapılması da devre elemanlarını bozar.

Belirli bir lehim pratiği olmayanların, transistör ve benzeri elektronik devre elemanlarının lehimini yapmaması gerekir.

Transistörlerin Çalışma Noktasının Stabilize Edilmesi

Stabilize etmek ne demektir?

Stabilize ‘nin tam Türkçe karşılığı "kararlı çalışma" dır.

Transistörün çalışma noktasının stabilize edilmesi:

Transistörün girişine ve çıkışına uygulanan polarma gerilimi ve akımının çalışma süresince aynı kalması için gerekli önlemlerin alınmasıdır.

Daha kısa bir söylemle, "transistörün kararlı çalışmasının sağlanmasıdır."

Her transistörün bir yük doğrusu ve Q çalışma noktası vardır.

Örneğin:

Emiteri ortak bir yükselteçte, giriş polarma gerilimi ve akımı, belirli bir VBE ve IB, çıkış polarma gerilimi ve akımı, VCE ve IC olsun.

Bu değerler yük doğrusu üzerinde belirli bir Q noktasını gösterir. Bu nokta çalışma noktasıdır.

Çalışma sırasında Q noktasının değişmemesi yani stabil olması istenir.

Stabil çalışmayı zorlaştıran iki etken vardır:

Isınan transistörün IC kollektör akımının artması

Bir devredeki transistör yerine başka bir transistörün kullanılması halinde, akım kazancı farklı olursa devre aynı devre olduğu halde, çıkış akımı değişeceğinden stabilite bozulacaktır.

Isınınca, IC akımının anormal artmasını önlemek için:

FPRIVATE "TYPE=PICT;ALT="[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]

Şekil 14 - Emiteri ortak yükselteç

Transistörlerin Katalog Bilgileri

Bir transistör hakkında bilgi edinmek gerektiğinde üzerindeki ve katalogdaki bilgilerden yararlanılır.

Daha geniş bilgi içinde, üretici firmadan yayınlanan tanıtım kitabına bakılır.

Transistör Üzerindeki Harf ve Rakamların Okunması

Transistör üzerinde genellikle şu bilgiler bulunur:

·Üretici firmanın adı ve sembolü,

·Kod numarası: (2N 2100 vb…). Transistör bu numara ile tanıtılır.

·Ayak bağlantıları (E,B,C) veya işareti.

·Küçük transistörlerin genellikle kollektör veya emiter tarafında bir nokta veya tırnak bulunur.

Katalog Kullanımı ve Karşılıklarının Bulunması

Transistörü tanıtıcı bir yayında veya katalogda küçük değişikliklerle şu bilgiler bulunur:

Kod no: AD 159, 2N 2100 gibi,

Tipi: NPN veya PNP

Türü: Si veya Ge,

Akım kazancı: β(hFE),

Maksimum kollektör akımı: (ICm),

Maksimum dayanma gücü: (PCm),

Maksimum Kollektör - Emiter gerilimi: VCEm veya VCm,

Maksimum Kollektör - Beyz gerilimi: VCBm veya VCm,

Maksimum Emiter - Beyz gerilimi: VEBm,

Maksimum çalışma (kesim) Frekansı: fm,

Maksimum Jonksiyon sıcaklığı: TJm,

Yerine göre, bu bilgilere ek olarak şunlarda verilir.

Beyz açık iken Kollektör - Emiter arası kaçak akımı: ICE

Emiter açık iken Kollektör - Beyaz arası kaçak akımı: ICB - ICO Termistörün karşılıkları

Cinsi: Sesa, alaşım, yayılım transistörü gibi vs.

Örnek olarak;

Şekil 14 ‘te emiteri ortak bir yükselteç verilmiştir.

IC akımı artınca, RC direnci üzerindeki gerilim düşümü artacağından, B noktasındaki gerilim küçülecektir.

Dolayısıyla IB akımı küçülür.

IC=βIB bağıntısından, IC akımı küçülecek ve denge sağlanacaktır.

Önsöz

Salı, 06 Kasım 2007

ÖNSÖZ

Güzel ülkemizin güzel bölgesi olan Karadeniz açısından ele alınması gereken sorunlardan birisi Doğu Karadeniz Bölgesindeki Fırtına Vadisinde 1998 yılında temeli atılan ve 1996’dan beri Çamlıhemşin’in değişmez gündemini oluşturan Dilek Güroluk Hidroelektrik Santralidir.Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) tarafından yeryüzünde korunması gereken 200 ekolojik bölge arasında yer alan Doğu Karadeniz’in cennet köşelerinden Fırtına Vadisi katliama sahne oluyor.Türkiye florasının %28’ini oluşturan yaklaşık 2500 endemik türün , gür ormanların , kaplıcaların , Çamlıhemşinlilerin yüzyıl önce Rusya’da çalışarak yaptırdığı taş konakların, tarihi eserlerin ve yeşilin 27 farklı tonunun mevcut olduğu Fırtına Vadisi’ni kaybetmek üzereyiz.

Çamlıhemşinliler bu santralin fazla faydası olmamakla beraber, inşaat süresince 535 ton dinamitin patlatılarak yeraltında 20km uzunluğunda tünellerin açılmasının ve bunun için 56 bin ağacın kesilmesinin 1. derece heyelan bölgesi olan yörede felaketlere yol açacağını haykırıyor ve dava üstüne dava açıyor.Doğal Hayatı Koruma Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği gibi sivil toplum kuruluşları da desteklerinden mahrum bırakmıyor. Yasalar bile çiğnenerek sit alanı ilan edilen yerde santral için yol çalışması yapılıyor.Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kurulu santralin yapılmasına flora ve faunanın sayısal olarak azaltılmaması şartı ile karar verdi ancak ağaçlar kesildi bile…

Bunca servetin varolduğu Fırtına Vadisini Türkiye elektriğinin yalnızca % 2’sini karşılamak ve yılda ortalama 592,7 GW saat dolayında enerji üretmek için katletmeye değer mi? Projenin ekonomik ömrü ise 20 ya da 25 yıl…

HİDROELEKTRİK SANTRALİNİNİN ÖZELLİKLERİ Bu santralin özellikleri iki alt başlık halinde incelenebilir: Teknik ve İşletim

Santralin Teknik Özellikleri: Dilek Güroluk Santrali Projesi , Hemşin , Palovit ve Hala dereleri üzerinde üç adet su çevirme ve yönlendirme yapısı ve bunlardan gelecek olan suyu santrale taşıyacak olan iletim tünellerinden oluşmaktadır. Santral Projesi üç adet regülatör , iletim tünelleri ve Hidroelektrik Santralinden oluşmaktadır.

Santralin İşletim Özellikleri: Mayıs 1998 ÇED Raporunda santralin işletim özellikleri olarak şunlar ifade edilmiştir:

Dilek Güroluk Hidroelektrik Santrali 57,3 metreküp/saat kadar olan yüksek akımlardan elektrik enerjisi üretecektir. Bu akım toplam zamanın ise yaklaşık olarak %56’sından oluşmaktadır.

Dilek Güroluk Elektrik Santrali uygun bakım , onarım ve yenileme çalışmaları göz önünde tutulursa toplam ömrü 20-25 yıl olarak tahmin edilmektedir.

Santral Regülatörlerinin rezervuar alanındaki sedimantasyonu önlemek için her yıl taşkın mevsimlerinde regülatör kapakları açılarak , fazla su buradan deşarj edilir.

DOĞAL ORTAM ÖZELLİKLERİ

İklim: Santralin yapılacağı saha Doğu Karadeniz İklim kuşağında yer alır. Bol yağış ve yüksek nem bu iklimi karakterize eder. Fırtına Vadisi boyunca deniz seviyesinden iç kesimlere doğru nem oranının azalmasına bağlı olarak çok farklı iklim farklılıkları göze çarpar. Bu iklim tipinin kendine özgü flora sistemi bulunur.

Bitki Örtüsü: Bölgesel vejetasyon ormanlık alanlardan oluşur. Ormanların doğal yapısı , özellikle yerleşmelerin kurulduğu sahalarda tarım alanlarının azlığı , yöre insanlarının ormanlardan yakacak odun ihtiyacını karşılamak amacıyla yaptığı ağaç kesimleri ve alt kesimlerdeki orman alanlarının çay bahçesine dönüşmesi ile olumsuz olarak etkilenmektedir.

Hidrografya: Dilek-Güroluk Hidroelektrik Santrali Projesi kapsamında başlıca dört büyük akarsu bulunur.(Fırtına deresi , Hemşin deresi , Hala deresi ve Palovit deresidir.) Akarsu ağı “Dandritik Akarsu Ağı” özelliğini taşır. Ana vadilere kadar irili ufaklı birçok dere yer alır.

Doğal Kaynaklar: Fırtına Vadisi ve havzası Doğu Karadeniz’in en değerli ekosistemlerinden biridir. Eşsiz doğal kaynaklarıyla hem ulusal hem de uluslar arası düzeyde ün kazanmıştır. Geleneksel yaylacılık sayesinde sahanın önemi ve ehemmiyeti daha da artmıştır. Söz konusu alanın korunması için bir bölümü milli park ilan edilmiştir. Bu havza turizm ve bilimsel çalışmalar için oldukça yüksek değere sahip bir bölgedir.

Peyzaj Değerler: Başta Fırtına deresi , Hala deresi , Hemşit ve Palovit deresi havzaları özellikle dik yamaçlardaki ladin-çam ormanlarının oluşturduğu yüksek bir peyzaj değerine sahiptir. Hızla akan dereler ve dar vadiler ile bu vadiler üzerindeki kemer köprülerin varlığı alanın doğal güzelliklerini arttırmaktadır.

Ormanlar: Bölgede farklı orman toplulukları bulunur. Ormanlar kıyıdan 2200 m yükseğe kadar çıkmaktadır. Alçak kesimler geniş yapraklı orman topluluklarından , daha yüksek yerler ise çamlardan oluşur.

Maden Suları: Bölgede mide ve karaciğer rahatsızlıklarına iyi gelen birçok maden suyu bulunur.

Kaçkar Dağları Milli Parkı: Santral projesinin bir kısmı Kaçkar Dağları Milli Parkı içinde yer alır. Milli Park Rize sınırları içerisindedir. Palovit Deresi ve Aydar Platosu parkın kuzey sınırını , Olgunlar köyü ise doğu sınırını çizer. Milli Park 51500 ha’lık bir alana sahiptir. Kaçkar zirvesi 3932 m ile Türkiye’nin en yüksek noktalarından biridir.

Arkeolojik ve Tarihi Kaynaklar: Mili Park sınırları içerisinde iki önemli tarihi eser bulunur. Birincisi Zilkale olarak isimlendirilen eski bir kale diğeri ise Çamlıhemşin’in 40 km güneyindeki “Kale-i Bala” olarak bilinen kale harabesidir.

Turizm Potansiyeli: Yaylacılık önceleri geleneksel bir olay iken günümüzde yerini devlet tarafından desteklenen bir turizm faaliyeti almıştır. Burada bulunan kaplıcada (Aydar Kaplıcası) uzun yıllar iç turizm olayının temeli durumundadır. Ayrıca rafting , konoculuk , trekkıng , yamaç paraşütü gibi sporlarda yapılabilmektedir.

Jeotermal Kaynaklar : Rize ili zengin termal kaynaklara sahiptir. Özellikle Çamlıhemşin ilçe merkezinin 18 km güneyinde bulunan Ayder’de ki termal kaynaklar en önemli kısmını oluşturur. Yaklaşık 1350 m yükseklikteki Ayder yaylasında birbirinden 300 m uzaklıkta yer alan iki sıcak su kaynağı yer alır.

Ayder sıcak su kaynakları romatizma , cilt hastalıkları , bağırsak rahatsızlıkları , gibi birçok hastalıkların tedavisinde çok önemlidir.

DİLEK GÜROLUK HİDROELEKTRİK SANTRALİ’NİN ÇEVREYİ ETKİLEME BİÇİMLERİ

Santralin Çevre/Doğal Kaynaklar Üzerindeki Etkisi:

Gerek tünel açılımı sırasında kullanılan patlayıcılar ve gerekse santral yapım ve işletimi sırasında kullanılmak üzere açılan yeni servis yolları ve bu yolların açılımı sırasında kullanılan patlayıcılar volkanik kayaçlar üzerinde çatlaklara neden olacaktır.

Gerek tünel inşası sırasında gerekse santral amaçlı yol inşası sırasında yamaç dengesinin bozulmasıyla her tipte kütle hareketi oluşacaktır.

Drenaj Özelliklerine Müdahale:

Fırtına , Hemşin , Hala ve Palovit dereleri üzerinde yapılacak olan ünitelerin inşası ve işletim sırasında , dereler üzerinde birtakım müdahaleler yapılacaktır.

Olası taşkınların önlenmesine ilişkin herhangi bir tedbir alınması mümkün olmadığından , yöre halkının can ve mal güvenliğinin sağlanması gerekir.

Tesislerin inşası sırasında baz alınan akım değerlerinin üstünde bir taşkın debisi oluşursa , bu tünellerin seviyesini aşacaktır. Dolayısıyla Fırtına Deresinde erozyon ve artan sediman taşınmasına bağlı olarak vadi boylarında vadi boylarında büyük taşkınlar görülecektir.

Jeomorfolojik Risk:

En önemli jeomorfolojik risk başta heyelan ve benzeri kütle hareketleri ile aşırı yağışlar sonucunda oluşan taşkınlardır. Toprak ve heyelan kaymalarının en büyük sebebi başta , nemli ve bol yağışlı bir iklim , yamaç eğiminin fazla olması , arazinin kil gibi suyu emdikten sonra akışkan hale gelebilir kayaçlardan olmasıdır.

Diğer önemli jeomorfolojik risk ise , yüksek debili değerler boyunca özellikle sonbahar yağışları ve kar erimeleri ile potansiyel tahrip gücü daha da artan akarsu vadisi boyunca görülen taşkın olaylarıdır.

Ayrıca vadinin belirli yerlerinde ki atık depoları da taşkınlar sırasında suyun potansiyel tahrip gücü ile birlikte söz konusu jeomorfolojik risk daha da artacaktır.

Bitki Örtüsü Tahribi:

Başta kızılağaç , kestane , ladin , ıhlamur, kayın , orman gülleri ve karayemiş gibi türlerin bulunduğu yaklaşık 1 ha’lık alan yol inşası için kesilmiştir.

Zilkalesi ve güneyi , Hemşin , Palovit derelerinin olduğu alanda asli ağaç türü ladin olup, kestane , kızılağaç gibi türlerin bulunduğu 5 ha’lık alanda ağaç kesimi yapılmıştır. Ayrıca bölgenin yöredeki yerleşim sahalarının dışında bulunması nedeniyle bu bölgedeki bitki örtüsü de diğer bölgelere nazaran yoğun olarak bulunmaktadır.

Regülatör ve regülatör üniteleri için yeni bir takım tesislerin yapılması mevcut olan bu yoğunluğu bozacak ve buna paralel olarak kaçak ağaç kesimlerini gündeme getirecektir.

Balık Popülasyonu ile Olumsuz Etkileşimi:

Fırtına sisteminin en önemli su canlısı “Deniz Alası” olan balık türüdür. Bu türün en önemli özelliği yaşamının belirli bir kısmını da derelerde geçirmesine neden olan doğal yapısı ve dünyada Kanada’dan sonra bu yöredeki derelerde yaşıyor olmasıdır. Sözü edilen balığın üremek için dereleri kullandığı ve daha sonra denize döndüğü bilinen bir gerçektir. Bu nedenle dereler üzerinde yapılacak her türlü müdahale balığın göç yollarını etkilemesi ve hatta engellemesi nedeniyle büyük önem taşımaktadır.

Santralin inşaat ve işletme faaliyetlerinin sucul hayat üzerindeki etkileri sadece deniz alasına özgü değildir. Yaz aylarında alabalık açısından zengin olan , akarsu yatakları , milyonlarca böceğin bir arada yaşadığı bir ortamdır. Bu böceklerin tümü alabalıklar için bir besindir.

Gürültü Kaynağı:

İnşaat sahalarının hazırlanması ve inşaatın tüm diğer aşamaları boyunca ağır makinaların kullanılması ve iletim tünellerinin açılması esnasında aralıklı olarak yapılacak patlama işlemleri gürültü ve titreşim meydana getirecektir.

Hidroelektrik santrali inşaatı faaliyetlerinden dolayı oluşacak trafik ve gürültüden en fazla etkilenecek yer Çamlıhemşin ilçe merkezidir. Çamlıhemşin’in en işlek caddesi ise çok dar bir görünüme sahiptir.

Dilek Güroluk Hidroelektrik Santralinin Faydaları:

a) Yıllık ortalama olarak 592.7 saat elektrik üretimi yaparak ve ulusal ağa bağlanacaktır.

b) İş imkanları açısından yaklaşık 700-1000 kişi çalışacak (sadece inşaat aşamasında , işletim sırasında ise 10-15 kişi çalışacaktır.)

Dilek Güroluk Hidroelektrik Santrali’nin Maliyeti:

a) Yaklaşık 20 ha’lık proje sahasında , içinde bir çok endemik türün barındığı orman örtüsünün kesimi,

b) İnşaatta kullanılacak patlayıcı maddelerin , yakıtların depolanması ve insan sağlığı üzeride ki etkisi,

c) İşletme faaliyetleri sırasında dere yataklarında su azlığına bağlı olarak su kalitesi bozulmaları (ötrüfikasyon gelişmesi) görülecektir.

d) Kaçkar Dağı Milli Parkı üzerinde fiziki ve peyzaj özellikleri üzerindeki etkisi,

e) Kanada’dan sonra sadece Fırtına sisteminde yaşayan deniz alası üzerindeki etkisi,

f) Olası taşkınlarda herhangi bir tedbirin alınmaması ve böyle bir tedbirin mümkün olmaması yöre halkının can ve mal güvenliğini olumsuz etkileyecektir,

g) Elde edilecek elektrik enerjisinin naklinin insan çevre ve insan üzerindeki etkisi yüksek gerilim hattı köy ve mahalle gibi yerleşmelerden geçecek ve dolayısıyla bitki örtüsünü etkileyecektir,

Fırtına Deresi Havzası gelişim planı kapsamında yapımına başlanan Dilek Güroluk Hidroelektrik Santrali inşaatı Fırtına Vadisi doğal ortam şartları ile etkileşimi iki aşamalı olarak gerçekleşecektir.Santrali’in inşaatı sırasındaki faaliyetler ve santralin işletme aşamasındaki faaliyetler:

Dilek Güroluk Hidroelektrik Santrali İnşaatı Aşaması

1) İnşaat faaliyetleri (bina,yol vb.) ile yapılan kazı çalışmaları her türlü kütle hareketleri ve erozyon için tetikleyici rol oynamaktadır.

2) Genişletilecek ve yeni yapılacak yollar ile bu jeomorfolojik problemler daha geniş çaplı olarak doğal kaynaklar ile can ve mal kayıplarına neden olacaktır.

3) İnşaat sırasında patlamalar neden oldukları çatlaklar ile su kaçışlarına neden olarak sahanın hidrografik özelliklerinde değişimler meydana gelecek.

4) Hidroelektrik santrali ve ünitelerinin inşaat faaliyetleri boyunca : Çamlıhemşin-Zilkale-Meydan-Çat yolunun genişletilmesi,Palovit ve Hemşin Regülatörlerinin inşaat sahası ile bu bölgelere gerekli hizmetin götürülmesi için yapılacak yeni servis yolları, tünellerin su alma yapısının inşası, inşaat şantiyesinin ve atık sahaları vb gibi unsurlar, Kaçkar Dağları Milli Parkı sınırları içerisinde kalmakta ve Kaçkar Dağları Milli Parkı’nın doğal görünümü bozulacaktır.

5) İnşaat süresinin tamamında ve özellikle Hemşin ile Palovit Regülatörlerinin inşaat edileceği ilk üç yıl boyunca Çamlıhemşin-Zilkale-Meydan-Çat yolu üzerindeki trafik yoğunluğu artacaktır. Bu yoğunluğa bağlı olarak mevcut yolun dar oluşu nedeniyle kaza riski artacaktır.

6) Milli park sınırı içinde büyük bir Regreatif değere sahip olan Zilkalesi , Palovit ve Hemşin Regulatörü inşaat sahasına giden yol, kalenin hemen yanında bulunduğu için artan trafiğe bağlı olarak olumsuz yönde etkilenecektir.

7) Özellikle Fırtına Deresi havzası sisteminde bulunan deniz alası ,inşaat faaliyetlerinin büyük bir kısmının gerçekleştirileceği Hemşin , Hala ,Palovit ve Fırtına Derelerinin bulanıklılığı ve sediman taşımasını artırmasına bağlı olarak olumsuz yönde etkileneceği hatta yok olması gündeme gelecektir.

8) İnşaat sahalarının hazırlanması ve inşaatın tüm diğer aşamaları boyunca ağır makinelerin kullanılmasına ve iletim tünelinin açılması esnasında aralıklı olarak yapılacak patlama işlemlerine bağlı olarak gürültü ve titreşim olacaktır. Bu unsurlardan en fazla Çamlıhemşin ilçe merkezi ,Hala ve Hemşin Derelerinin birleşim noktasında yer alan ilköğretim okulu etkilenecektir.

9) İnşaat aşamasında asfaltsız yollardaki trafik akışı, iletim tüneli inşası ve regülatörlerin (Hemşin,Palovit ve Güroluk Regülatörleri ) temel kazıları sırasında çıkacak olan malzemenin bir kısmı mevcut yolu ıslah çalışmaları kapsamında agrega elde etmek amacıyla yapılacak olan kırma işlemleri toz oluşturacak, çevre ve insan sağlığını tehdit edecektir.

10) Dilek Güroluk Hidroelektrik Santrali ve üniteleri( regülatör sahaları, hidroelektrik santrali ve depolama sahaları) için yaklaşık olarak 15 ha’lık bir alanda içinde endemik türlerin de bulunduğu ağaç kesimi yapılacaktır.

11) Hemşin , Hala ve Palovit dereleri üzerinde yapılacak olan santral ünitelerinin(hidroelektrik santrali, regülatörler, iletim tünelleri vb.) inşası sırasında dereler üzerinde bir takım müdahaleler yapılacağından Fırtına Deresi havzasının doğal görünümü üzerinde olumsuz bir etki yapacak hatta yok olacaktır.

12) Dilek Güroluk Hidroelektrik Santrali’nin inşaatı sırasında kullanılacak patlayıcı maddelerin (iletim tünellerinin inşaatı sırasında kullanılacaktır) ve hidrodelicileri, buldozer, mikser, kompresörler,vinçler, ağır tonajlı kamyonlar vb. gibi vasıtalar için kullanılacak yakıtların (benzin,dizel yakıtı vb.) depolanması çevre ve insan sağlığını tehdit edecektir.

13) Vadi üzerinde 15-17. YY.lardan kalma toplam 9 tarihi taş kemer köprü altından su akmayınca işlevini yitirecek, öksüz bırakılacak.

14) Tünel çalışmaları yapılırken kaynak sularımız, kaplıca sularımız kaybolabilecek, insanlar susuz kalabilecektir.

Dilek Güroluk Hidroelektrik Santrali İşletim Aşaması

1) İletim hatlarının en önemli işletme etkileri potansiyel güvenlik tehlikeleri ile ilgili olanlarıdır, yani çevre ve insan sağlığını devamlı olarak tehdit edeceğidir.Çünkü yüksek gerilim hatları köy ve mahalle gibi yerleşmelerden geçecektir.İletim hatları inşası sırasında bu güzergahta bulunan bitki örtüsü üzerinde doğrudan etki yapacak ve beraberinde ağaç kesimleri de olacaktır.

2) İşletme faaliyetleri sonucunda dere yataklarında su azlığına bağlı olarak (Hemşin Deresi üzerinde yaklaşık 12 km.lik bir mesafede ) su kalitesi bozulmaları (yosunlaşmanın artması gibi) görülecektir.

3) Hemşin ve Hala Regülatalerinden Fırtına Deltasına kadar olan vadi kısmında su miktarının azalmasına bağlı olarak , vadi tabanlarında gelişmiş bulunan bitki örtüsü büyük oranda olumsuz etkilenecek hatta yok olacaktır.

4) Hidroelektrik santraline iletim tünellerinden gelecek su, elektrik enerjisi ürettikten sonra, kuyruk suyu deşarjı yapılacaktır.Santral bölgesi Çamlıhemşin ilçe merkezinin çok yakınında bulunması nedeniyle söz konusu deşarj neticesinde oluşacak seviye yükselmesi büyük bir tehdit oluşturmaktadır.

5) Dilek Güroluk Hidroelektrik Santrali Regülatörlerinin rezervuar alanındaki sedimantasyonu önlemek için taşkın mevsimlerinde regülatör kapakları açılacak ve fazla su buradan deşarj edilecektir. Böylece dere yatağına bırakılan ani akımlar nedeniyle can ve mal güvenliği problemleri oluşacaktır.

6) Mevcut su iletim tünellerine aktarılacağı için yerel halk dere yatağına Dilek Güroluk Hidroelektrik Santrali inşaat ve işletim çalışmaları öncesinden olduğundan daha sık girmeye teşebbüs edebilecektir. Böylesi durumlarda santralde olabilecek ani bir arıza sonucu iletim tünellerine su alınması kesildiğinde regülatör noktalarında oluşan su dolu savaklardan dere yatağına verilecektir. Bu nedenle insan ve diğer canlılar üzerinde büyük bir tehdit unsuru oluşturacaktır.

7) İnşaat faaliyetlerinin deniz alası üzerindeki olumsuz etkisi işletim sırasında da dere yatağındaki su azlığına bağlı olarak devam edeceği anlaşılmıştır.

8) Turizmde hızla gelişen Çamlıhemşin’in bu potansiyeli (Turizm Bakanlığı’nın verilerine göre 5 yılda yöreye gelen turist artış hızı % 5574’tür) bu proje ve sonrasında uygulanması düşünülen 8 adet hidroelektrik santrali ile birlikte sona erecektir.

Ve en önemlisi bu proje ve arkasından gelecek Çamay Hidroelektrik Santrali, Doğanay Hidroelektrik Santrali, Hisarcık Hidroelektrik Santrali, Çat Hidroelektrik Santrali,Çamlıhemşin Hidroelektrik Santrali, Durak Hidroelektrik Santrali, Dikkaya Hidroelektrik Santralleri ile birlikte Dünya Doğayı Koruma Vakfı’nın (WWF) ilan ettiği dünyanın 200 ekolojik bölgesinden birisi,UNEP-IUCN gibi dünyanın en büyük doğa koruma kuruluşlarının oluşturduğu Dünya Koruma İzleme Merkezi tarafından Avrupa’daki “Daha iyi korunmaya acil ihtiyacı olan 100 orman”dan biri, dünyada koruma öncelikli 217 endemizm alanından biri ve yine Doğal Hayatı Koruma ve Bird Life tarafından ilan edilen ülkemizin 100 önemli kuş alanından birisi olma özelliğine sahip FIRTINA VADİSİ YOK EDİLMİŞ OLACAKTIR.

Bu maddelenen sonuçların ışığı altında Dilek Güroluk Hidroelektrik Santrali’nin inşaatı ve işletimi aşamalarında Fırtına Deresi Vadisi’nin doğal ortam şartlarını olumsuz etkileyeceği açık şekilde ortaya çıkmaktadır. Bu olumsuz etki sadece doğal ortam şartları (jeomorfoloji, hidrografya, toprak, bitki, hayvan vb.) üzerinde sınırlı kalmayacak aynı zamanda da bu sahada yaşayan insan üzerinde de can ve mal kayıplarına neden olarak ikinci bir yönde de etki yapacaktır.Olumsuz etkileşimi doğal kaynak kayıpları ile maddi ve manevi zararlar kapsamında olup geri kazanılması çoğu kez mümkün olmayan değerlerdir.

HUKUKSAL BOYUT BME Enerji Yatırımları ve Ticaret AŞ.1989 yılında Dilek Güroluk Hidroelektrik Santrali’nin yapımını üstlendi.Büyük tartışmalarla 27 Haziran 1998’de temeli atıldı.Çamlıhemşinlilerin inşaatın durdurulması ve çevre katliamının sona ermesi için açtıkları dava 9 Kasım 1999 günü sonuçlandı ve Trabzon İdare Mahkemesi’nin ilk raundunu kazandı ve inşaatın durdurulması kararı çıktı.Yöre halkı umutlandı ama bu sevinç kısa sürdü.Trabzon Bölge İdare Mahkemesi daha sonra bu kararı iptal etti ve böylece santral inşasına yeşil ışık yakıldı.Davaya müdahil olması reddedilen ancak baştan beri Çamlıhemşinlilerin direnişine destek veren TEMA, Fırtına Vadisi’ne herkesin sahip çıkma çağrısı yaptı.Ne kadar etkili olurcağı tartışılır ama TEMA bundan sonraki hukuk savaşları ve eylemlerin de hazırlığını yapıyor.

“FIRTINA DERESİ’NDE SULAR DURULMUYOR,

UFUKTA DAHA ÇOK FIRTINALAR GÖRÜNÜYOR,

HER NE OLURSA OLSUN,

FIRTINANIN KORUNMASI GEREKİYOR…”

KAYNAKÇA 1) YEGEN , YAŞAR , Dilek Güroluk Hidroelektrik Santralinin Fırtına Vadisi Doğal Ortam Şartları ile Etkileşimi-İstanbul Üniversitesi Araştırma fonu Projesi-2001

2) HOŞGÖREN , YILDIZ , Jeomorfolojinin Ana Çizgileri 1 , İstanbul 1993

3) KURTOĞLU , O., 1997 Rapor , Doğu Karadeniz Ormancılık Araştırma Müdürlüğü , Trabzon

4) KURTOĞLU O. , Ağustos 1996 Doğu Karadeniz’in Doğal Yaşı , Ormanları , ISBN 975-9608-2-2 Doğal Hayatı Koruma Derneği , İSTANBUL

5) KURTOĞLU O. ,Çamlıhemşin Elevit Vadisinin Milli Park Olabilirliğinin Araştırmayı , Y.Lisans Tezi , K.T.Ü. TRABZON

6) TÜFEKÇİ , M. Doğu Karadeniz Bölgesinin Çevre Sorunları . K.T.Ü. Çevre Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi , TRABZON

7) ZENGİN , MUSTAFA , Dilek Güroluk Hidroelektrik Santrali Ç.E.D. Raporuna İlişkin Trabzon Merkez Su Ürünleri Araştırma Enstütüsü’nün görüşlerini içeren rapor , 05.01.1998 , TRABZON

8) TANDOĞAN , Alaaddin , İncesu Vadisinde Coğrafi Gözlemler , A.Ü. Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Dergisi , Sayı 11 , 1998

9) Çamlıhemşin-Hemşin Vakfı teknik heyetinin Dilek Güroluk Hidroelektrik Santraline ait Ç.E.D. Rapounun Değerlendirilmesi

10)KARABIYIK , E. , Çevre Sorunlarının Ormansızlaşmaya Etkileri , Y. Lisans Tezi , İstanbul Üniversitesi , İSTANBUL

11)GÜLAY, Ş., Türkiye’nin Turizm ve Tanıtımında Çamlıhemşin, Y.Lisans Tezi İ.Ü., İSTANBUL

12)Türkiye Barajlar ve Kültürel Miras İzleme Kurulu

13)TMMOB, Bülten Sayı 3

14)TMMOB, Mimarlık eğitimi sempozyumu

15)TEMA Vakfı

16)Çevresel Etki Değerlndirme (Ç.E.D)

17)Turizm Bakanlığı

18)Trabzon Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu

19)Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF)

20)Doğal Hayatı Koruma Derneği

Özet

Salı, 06 Kasım 2007

ÖZET

Sürekli besleme gerektiren uygulamalar arasında bilgisayar sistemleri, tıbbi cihazlar, bazı haberleşme sistemleri, bazı aydınlatma sistemleri, önemli enstrümantasyon ve kayıt cihazları sayılabilir. Bunlara genel olarak ‘kritik yükler’ denilmektedir.

Kritik yükleri besleyen, şebekedeki kesinti ve anormallikleri yüke aktarmayıp, yükü sürekli temiz ve kaliteli enerjiyle besleyen kaynaklara ‘kesintisiz güç kaynakları ( Uninterruptable Power Supply )’ denir.

Bu tezde, 100 VA kesintisiz güç kaynağı tasarlanmış ve gerçekleştirilmiştir. Sistem; akü şarj katı, sürücü katı, çıkış güç katı, inverter katı, kontrol katı ve 12V(7Ah) kuru lead-acid akü içermektedir. OFF-LİNE UPS tipi özelliklerine sahip bu sistem, giriş gücü kesildiğinde 50Hz, 220V AC gerilimle, 10-15 dakikalık kesintisiz enerji sağlamaktadır.

BÖLÜM I

GİRİŞ

Özel ve iş hayatımızda modern bilgi teknolojisinin önemi kaçınılmaz bir şekilde artmaktadır. Bilgisayar sistemleri insanoğluna yardım amacını güder. Bilgisayar sayesinde, yapılamayacak birçok işlem kolayca çözülebilmektedir. Elektronik gelişmeler hala geçerliliğini korumaktadır. Otomasyon sistemlerinin gelişimi çok hızlı olmakta ve aynı zamanda sistemin hata yapma olasılığı da artmaktadır.

Hastanedeki aletleri, önemli işlemcilerin kontrolünde kullanılan bilgisayarlar gibi çok kritik yüklerin beslenmesinde UPS ihtiyacı doğar. UPS sayesinde güç hattındaki voltajın düşme ve yükselme durumları mükemmel şekilde kontrol altına alınabilir, ayrıca hattaki kısa süreli ani değişimleri ve harmonikleri ortadan kaldırmamıza olanak sağlar. [ Mohan, N.1995 ]

Kesintisiz güç kaynaklarının önemi gün geçtikçe artmaktadır. Yapılan araştırmalarda; üretim kalitesi, hızı ve elektronik eleman kullanımı arttıkça direk şebekeden enerji alarak beslemenin zor olduğu anlaşılmıştır. [ Deniz, T. 1997 ]

Her gün ortalama 10 saniyeden daha uzun süren elektrik kesintileri oluşmaktadır. Bu kesintiler özellikle bilgi işlem merkezleri için önemli tehlikeler doğurmaktadır.

Bilgisayar ortamlarındaki problemlerin %16’sı teknik nedenlerden kaynaklanmaktadır. Güç beslemesi de bunlardan biridir. Risklerin %50’si hata ve ihmalden dolayı ortaya çıkmaktadır. Şebeke bozuklukları, gelir kaybına neden olur. UPS hem şebekeyi iyileştirir hem de gelir kaybını giderir. Kaybolan verinin tekrar oluşturulması imkansız veya çok pahalıya mal olmaktadır. Üretimdeki kesintiler verimi düşürmektedir. Amerika’da yapılan ankette kesintiler nedeniyle yılda, bankalarda 2 gün, ticari firmalarda 3.3 gün, endüstride 4.9 gün ve sigorta şirketlerinde 5.6 gün kayıp olmaktadır. Türkiye de bu oranların çok daha fazla olduğu aşikardır.[ Onko vd., 2000]

Bu gerçekler UPS’ nin günümüz için ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

UPS sistemlerinin genel olarak kullanıldığı üç yer vardır;

a- Güç kesintisinin mal ve insan hayatını tehlikeye soktuğu durumlar (hasta hane yoğun bakım servisleri, endüstri proses kontrolü, itfaiye ve polis alarm ihbar servisleri),

b- Güç kesintisinin zaman ve para kaybına yol açtığı yerler (bilgisayar kompleksleri enstrümantasyon merkezleri ),

c- Güç kesintisinin kritik veri ağını kopardığı durumlar (uydu haberleşmeleri, füze hedef merkezleri, boru hattı ve elektrik dağılım sistem monitörleri),

Kesinti ve şebeke bozuklukları çok tehlikeli ve beklenmeyen sonuçlar doğurabilir.

Şebekede meydana gelen bozukluklar şöyle sıralanabilir ;

·Kısa kesintiler

·Şebeke kesintileri

·Frekans değişimleri

·Pikler

·Harmonikler

Uygun UPS sistemleri seçilirken yüklerden dolayı oluşan bozukluklarda önem kazanmaktadır.

·Lineer olmayan yük

·Yük değişimleri

·Dengesiz yükler

·Aşırı yüklenme

·Pik akımları

·Kısa-devre

·Şebekenin tekrar gelişi

1.1. Kesintisiz Güç Kaynağı ( UPS ) Sektöründeki Gelişmeler

Yarı iletken teknolojisindeki hızlı ilerleme, UPS sektörünü iki açıdan etkilemektedir.

a- Güç Yarı iletkenleri: Yüksek akımları anahtarlayabilen ve yüksek gerilime dayanıklı, az kayıplı yarı iletkenler konusundaki gelişmeler, eskiden sadece büyük ve pahalı cihazlarda kullanılan tekniklerin bugün küçük güç kaynaklarında da ekonomik olarak gerçekleştirilebilmesini olanaklı kılmıştır. Böylece iyi regüle edilmiş düzgün bir çıkış geriliminin elde edilmesi, şebeke gerilimini fazla etkilemeyen akü şarj birimlerinin kullanılmasını, enerji tasarrufu sağlayan verimli ve son derece güvenli çalışan güç katlarının hayata geçirilmesi gibi hususlar, kaliteli her güç kaynağında rastlanabilen özellikler olarak karşımıza çıkmaktadır.

b- Mikroelektronik Tümleşik ( Entegre ) devreler ve özellikle mikroişlemciler konusundaki baş döndürücü gelişmeler, düşünülecek her türlü işlevi yerine getirebilen ve kesintisiz güç kaynakları için son derece önemli olan güvenlik sorununu çözen tasarımları mümkün kılmıştır.

1.1.1. Kullanıcı Açısından UPS’ler

UPS, kendisine bağlanmış bulunan cihazlara regüle edilmiş ve parazitlerden arındırılmış gerilim ile kesintisiz olarak besleme özelliğine sahip elektronik bir cihazdır. Şebeke yerine kesintisiz güç kaynağından beslenen elektronik cihazlar, şebekede görülen tüm olumsuzluklara karşı korunurlar.

Piyasada UPS maskesi altında satışa sunulan ve teknik olarak aslında ‘stand-by güç sistemleri’ olarak anılması gereken küçük güçlü cihazlarda pazarlanmaktadır. Şebekenin kesilmesi ve tekrar gelmesi durumlarında bu cihazlarda süresi tamamen tesadüflere bağlı kesintiler olur. Her ne kadar satıcılar bu kesintilerin hassas cihazlar tarafından fark edilemeyecek kadar kısa olduğunu iddia etseler de, bunlar duyarlı cihazları etkiler ve zaman zaman sıfırlarlar. Dolayısıyla bu ürünler aslında UPS değildir.

UPS alımına karar verirken, çeşitli faktörlerin göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bu faktörlerin bir kısmı, alımı yapacak olan işletmenin kendine özgü koşulları tarafından belirlenir, diğer kısmı ise ekonomik olacaktır.

1.1.2.İşletmeye Özgü Faktörler

·Hassas cihazların korunması isteği

·İşletmenin imajı

·Personel ve cihaz güvenliği

·Rakiplere göre avantajlı konuma geçme

·Kesilemeyecek acil işlerin varlığı

1.1.3Ekonomik Faktörler

·Şebeke kesintisi süresince yaşanan işgücü kaybı,

· Kaybolan veya bozulan bilgilerin bulunup düzeltilmesi için harcanacak zaman,

·Bir prosesin kesilmesiyle oluşan kayıplar,

·Arızalanan cihazların onarımı ve bu arada kaybedilen zaman,

Bir UPS’den beklenen en önemli özellik cihazın güvenilir olması ve koruma işlevlerini tam olarak yerine getirmesidir. Aksi halde kullanılmasının yararı yoktur. UPS’in güvenilir olması, cihazın işlevi dolayısıyla yararlı bir özellik değil zorunlu bir koşuldur. Güvenilirliği yetersiz olan bir UPS’e yapılacak yatırım boşa gidebileceği gibi buna bağlanacak olan hassas cihazları da tehlikeye atacaktır. Güvenirliğinin sağlanması için, üretici firma tarafından aşağıdaki kurallara uyulmalıdır.

1.1.3.1. Ülkenin Koşullarına Uygun Tasarım

·Şarj işlemi, düşük şebeke gerilimi ile mümkün olmalıdır.

·Generatörle beslenen işletmeler ( sanayi, otel vs. ) gibi gerilim kalitesi düşük

ortamların yaygın olduğu yerlerde sorunsuz çalışmalı, akülerini boş yere tüketmemelidir.

·Cihazın içinde kullanılan parçalar, her zaman tedarik edilebilecek malzemeler arasında olmalı, özel ve bulunması zor parçalardan kaçınılmalıdır.

·Sık ve uzun süreli şebeke kesintileri, büyük kapasiteli akülerin kullanılmasına olanak sağlayan ve şebeke geldiğinde bunları hızlı şarj edebilen UPS’leri gerektirmektedir.

·İşletmelerde çalışan eğitimsiz kişilerin, cihaza zarar vermesini önleyecek koruma sistemleri mevcut olmalıdır.

1.1.3.2. Gelişmiş Teknoloji

Cihaz içinde kullanılan parça adedi asgari düzeyde tutulmalı ve böylece arıza riski minimuma indirilmelidir. Analog devreler yerine mikroişlemci kontrollü digital devreler kullanılması bu amacı gerçekleştirdiği gibi cihazın yararlı birçok ek işlevi de yerine getirmesine olanak sağlar.

1.1.3.3. Kapsamlı Test İşlemleri

Cihazlar tek tek ve kalite kontrol ve zor kullanım şartlarında dayanıklılık testinden geçirilmelidir.

1.1.3.4. Etkili Servis Hizmetleri

Herhangi bir sorunun belirtilmesi durumunda, yedek parçalar kolaylıkla tedarik edilebilmeli ve sorun en kısa zamanda giderilmelidir. UPS gibi büyük ve ağır bir cihaz için çoğu kez gerekli olan yerinde servis hizmeti ve bakım anlaşmaları, satıcı veya üretici firmanın programında olmalıdır.

Bu kurallara uyabilmesi için üretici firmanın, uzun yıllar UPS sektöründe çalışmış ve ana faaliyetinin güç kaynağı üzerinde yoğunlaşmış olması şarttır. Satın alınması düşünülen cihazla ilgili bir referans listesinin talep etmek ve listeden seçilecek bazı kullanıcılarla görüşerek onların cihaz ile ilgili düşüncelerini öğrenmek, kuşkusuz yararlı olacaktır.

1.2. UPS Sektörünün Gelişimi

Sektörün gelişmesi için yapılması gereken işler şunlardır;

·Üretici ve satıcı firmaların oldukça spesifik UPS konusunda tüketicileri bilgilendirmeleri ve böylece çok güvenilir olması gereken bu ürünün seçiminde yanlış kararlar almalarını engellemeleri şarttır.

Ülkemizde talebin büyüklüğü ve sürekliliğini göz önünde tutarsak, UPS’in elektronik alanında gelişmeye en açık olan sektörlerden biri olduğu anlaşılır. Bu konuda ülkemizin, şebeke düzensizliklerinin sık yaşandığı tüm dünya pazarlarında söz sahibi olacak bir konuma gelmesi için yeterli teknik birikim oluşmuştur

BÖLÜM II

BİR UPS’DEN BEKLENEN ÖZELLİKLER

Bir kesintisiz güç kaynağında bulunması arzu edilen en önemli özellikler şöyle sıralanabilir;

2.1. Gerilim Regülasyonu

En kötü şartlarda bile +10%, -15% dolaylarında olması istenir. Gerilim bozulmaları ise –25%, -30% (0.5 sn’den az zaman için), 4 – 20 ms arasında ise –100% kabul edilebilir. [ Mohan, N. 1995 ]

2.2. Frekans Kararlılığı

Normal çalışma durumunda şebeke frekansının normal sınırlar içinde olduğu durumda UPS sisteminin frekansı ile aynı olmalıdır ve aynı evrede kilitlenmiş olmalıdır.

2.3. Çıkış Gerilimi Dalga Şekli

Çıkış geriliminin dalga şekli ideal sinüse mümkün olduğunca yakın olmalıdır. Yani UPS çıkışında şebeke frekansının temel harmoniğinin dışında yüksek harmoniklerin bulunmaması önemle istenen bir özelliktir.

2.4. Verim

Verimin düşük olması toplam çekilen enerjinin bir kısmının ısı enerjisi olarak tüketilmesi anlamına gelmektedir. Hatta, bu taktirde gereksiz enerji tüketimi bir tarafa, sistem bulunduğu ortamı ısıtacağından ek soğutma önlemleri dahi gerekebilir. Günümüzde üretilen cihazlarda verim %65-90 arasında değişmektedir.

2.5. Ani Yük Değişikliklerine Gösterilen Tepki

Bu konuda bir standart olmamakla beraber büyük üretici firmalarca (Siemens, BBC, SICE vs.) sistemin %50’lik yük değişikliklerine karşılık (+,-)%10Vpp gerilim değişikliği göstererek, 50 milisaniye içinde (+,-)%2Vpp değerine inmesi istenmektedir.

2.6. Aşırı Yüklenebilme Yeteneği

Yine bu konuda da bir standart olmamakla birlikte sistemin %120 yükte yaklaşık 10 dakika, %150 yük altında ise 10 saniye çalışması beklenmektedir.

BÖLÜM III

UPS SİSTEM ve ÇEŞİTLERİ

UPS sistemleri çalışma şekillerine göre aşağıdaki gibi sınıflandırılır.[Şekil 3.1.]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif[/IMG]

Şekil 3.1. UPS Sistem Çeşitleri

3.1. Dinamik ( Rotatif ) Güç Kaynağı

Dinamik besleme sistemleri temelde, elektriksel olmayan bir makine yardımıyla sürülen generatörden meydana gelir. Uygulamada en çok benzin yada diesel motoruyla sürülen senkron generatörler kullanılmaktadır.

Dinamik besleme sistemlerinin en başta gelen sorunlarından biri, devreye girme süresindeki gecikmedir. Tümüyle hareketsiz durumda bulunan bir motor-generatör grubuna yol verme işlemi, güce göre değişmekle beraber, en az dakikalar düzeyinde bir zaman alır. Bilgisayarlar, kontrol-kumanda düzenekleri gibi tüketiciler için bu süre oldukça uzundur. Motor-generatör gruplarının devreye girme süresini kısaltmak üzere çeşitli yöntemler geliştirilmiştir. Bunlardan biri, şebekede enerji bulunduğu sürece senkron makinenin motor olarak boşta çalıştırılmasıdır. Diesel motor ile senkron makinenin mekanik bağlantısı bir elektromagnetik kavrama yardımıyla yapılmıştır. Şebekede kesinti olduğu anda kavrama çalışarak her iki makinenin milleri birleştirilir. Böylece senkron makine rotorun ve varsa bir volanın eylemsizliği sayesinde diesel motorun kısa zamanda yol almasını sağlar.

Motor-generatör grupları, statik düzeneklere göre daha fazla bakım gerektirirler. Öte yandan, devreye girme süresini kısaltmak amacıyla senkron makinenin sürekli olarak boşta çalıştırılması halinde göz ardı edilemeyecek düzeyde enerji kaybı ortaya çıkabilir. Bu tür düzenlerin kuruluş ve işletme maliyetlerinin iyi değerlendirilmesi ve seçim yapılırken göz önünde tutulması gerekir.

Bir başka sistemde ise dizel makine yerine bataryalar kullanılmıştır. Şebeke gerilimi doğrultularak DC bir motor çalıştırılır. Şebeke kesintisi anında, DC motoru bataryalar beslemeye başlar.

Yukarıda bahsedilen sistemlerin kurulması statik sistemlere göre daha ucuzdur. Bu yüzden birkaç saniyelik gecikme ve frekans kontrolünün önemli olmadığı yerlerde kullanılır.

Kritik yüklerin çektikleri güce ve arzu edilen, gereken koruma seviyesine göre generatör beslemeli UPS sistemleri gerek yalnız başlarına gerekse şebeke hata ve arızalarını hızlı bir şekilde tolere etmelerinden dolayı statik bir UPS sistemi ile birlikte kullanılmaktadır. [Şekil 3.2. (a) ve (b) ].

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.jpg[/IMG]

Şekil 3.2(a) Diesel generatör UPS sistemi

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG]

Şekil 3.2 (b) Diesel ve statik generatör kombine UPS sistem blok şeması

3.2. Statik Güç Kaynakları

3.2.1. Off-Line Ups Modelleri ( İleri İletimli )

OFF-LİNE UPS’ler yapı olarak kısa süreli çalışmaya uygun kare dalga bir inverter ünitesi, inverter gücünün 1/10’u kadar güçte şarj ünitesi ve şebeke ile UPS arasında aktarmayı sağlayan röleli anahtarlardan oluşur. Şebeke elektriği varken çıkış yükleri şebekeden beslenir ve aküler şarj edilir. Şebeke geriliminin kart üzerinde ayarlanan alt ve üst limitlerin dışına çıktığının test edilmesi, rölenin konum değiştirmesi ve inverterin açılması işlemlerindeki gecikmeler toplandığı zaman OFF-LİNE UPS’lerin geçiş kesinti süreleri ortaya çıkar. Şarj ünitesi gücünün sınırlı olması dolayısıyla kesintide çalışma süresi kısa olur. OFF-LİNE UPS’lerin kullanım amaçları elektrik kesintisinde çalışabilmek değil, kesinti durumunda kritik yükü (bilgisayar) kontrollü olarak kapatma ihtiyacıdır. Basit yapılı ve ucuz olmaları tercih edilmelerine sebep olur.

İşletme veya kullanma sürecinde dikkat edilmesi gereken en önemli unsur akülerin şarj olabilmesi için cihazın açık olma zorunluluğudur. Bu durum cihazın kullanım dışı zamanlarda akülerini şarj etme imkanını ortadan kaldırır. Dolayısıyla sık sık elektrik kesintisi olan yerlerde yeterince verimli çalışamazlar. Şekil 3.3’de OFF-LİNE UPS görülmektedir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.jpg[/IMG]

Şekil 3.3 Off-Line UPS sistemi blok şeması

Filtre, gerek belirli kaynak arızalarını süzmek gerekse de kesinti durumunda üretilen gerilimi süzmek amacıyla kullanılır. Bu sistemler de gelişen teknolojiyle birlikte enerji transfer süresi ihmal edilecek kadar küçüktür.

3.2.2. Line-İnteraktif Ups Modelleri

LİNE-İNTERACTİVE UPS modelinin gerçekte OFF-LİNE UPS sisteminin diğer bir türü olduğu söylenebilir. Şebeke gerilimi varsa ve belli sınırlar içindeyse bu gerilimi regüle ederek çıkışına verir. Şebeke kesildiğinde röleli veya triac’lı bir anahtar ile çıkışı UPS’e aktarır. Bu sistemlerde doğrultucu ve inverter maliyet, hacim ve kayıpları düşürmek maksadıyla birleştirilmiştir. Tipik bir LİNE-İNTERAKTİF UPS Şekil 3.4.(a)’da ve Şekil 3.4. (b)’de bakım amaçlı ilave statik yada mekanik şalterli UPS sistemi blok şeması görülmektedir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image008.jpg[/IMG]

Şekil 3.4 (a) Line-İnteraktif UPS sistemi [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image010.jpg[/IMG]

Şekil 3.4 (b) Bakım şalterli Line-İnteraktif UPS sistemi blok şeması

Şebeke konumunda çalışırken aynı zamanda akülerini de şarj eder. Şebeke konumunda çıkış regülasyonunu şebekenin 220 V AC’den düşük veya yüksek olan kısmını ilave ederek veya çıkararak sağlar. Dolayısıyla güç kaybı azalır. Şarj ünitesi OFF-LİNE UPS’ler kadar sınırlı olmasa da maliyet problemlerinden dolayı düşük güçlüdür. Bu yüzden aküden çalışma süresi kısa, aküleri şarj etme süresi uzundur. Kaynaktaki bir hata durumunda statik şalter açılarak yük şebekeden ayrılır ve akü üzerinden beslenir. Yapılarından dolayı yüksek güçte imal edilmezler.

3.2.3. On-Line Ups Modelleri

ON-LİNE UPS modelleri çıkış gerilimini sürekli olarak akülerden aldığı DC gerilimden üreterek sağlarlar. Şebeke gerilimi olduğu zaman şarj ünitesi akü gerilimini dengeler. Çıkış gerilimi sürekli inverter ünitesinden sağlandığı için inverterin güç kaybı süreklidir. Şarj ünitesi inverterin harcadığı bütün gücü karşıladığı gibi aküler boş olduğu zaman akü kapasitesinin 1/10’u kadar güçle aküleri doldurmak zorundadır ve akü kapasitesi büyüdükçe şarj ünitesinin gücüde büyür. Doğrultucu çıkışı gerek aküyü şarj etmek gerekse düzgün bir DC elde etmek gerekse de ana beslemeden gelebilecek arızaları elemine etmek için bir kapasitif yada endüktif-kapasitif filtreden geçirilir. Bu arada aküler uygun devrelerle sürekli tam şarjda tutulur. İnverter tek fazlı yada uygulamaya göre üç fazlı olarak sabit voltaj ve sabit frekansta sinüsoidal bir gerilim üretecek şekilde tasarlanır. İnverterin çıkışı yüke bağlanmazdan önce filtre edilir. Pek çok durumlarda düşük gerilimli inverter çıkışı bir yükseltici trafo ile uygun gerilim seviyesine getirilir.

ON-LİNE UPS’lerde çıkış frekansı şebeke varsa şebekeye senkron olur. Şebekedeki gerilim değişmeleri çıkış gerilimlerini hiçbir zaman etkilemez. Şebeke izolasyonu vardır. ON-LİNE UPS’lerin, arıza yaptığında veya aşırı yüklendiğinde kendini koruyabilmesi için STATİK BY-PASS üniteleri vardır. Çıkış dalga şekilleri tam sinüs veya sinüsoidal olarak adlandırılan iki basamaklı filtrelenmiş kare dalgalardır. Çıkış regülasyonları diğer modellerden daha iyidir ( (-,+)%1). Yüksek güçlerde imal edilebilirler ve üç fazlı uygulamaları yapabilirler.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image012.jpg[/IMG]

Şekil 3.5 (a) On-Line UPS sistemi blok şeması

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image014.jpg[/IMG]

Şekil 3.5 (b) Statik geçişli şalterli UPS sistemi blok şeması

Şebekede bir arıza durumunda enerji akü grubundan temin edilir. Bu arıza anında herhangi bir şebekede yük enerjisiz kalmaz. Bakım amacıyla genelde statik yada mekanik bir geçiş şalteri ilave edilir.

BÖLÜM IV

KESİNTİSİZ GÜÇ KAYNAKLARININ YAPILARININ İNCELENMESİ

UPS’ler yapısal olarak 7 temel bölüme ayrılabilirler.

1.Doğrultucu ve Şarj Ünitesi

2.İnverter Ünitesi

3.Filtre Ünitesi

4.Statik ve Manuel By-Pass Şalter

5.Haberleşme Ünitesi

6.Trafolar

7.Aküler

4.1. Doğrultucu Ve Şarj Ünitesi

Bir UPS sisteminin kalbi doğrultucudur. UPS’nin akülerinin şarj edilmesi ve inverter için gerekli DC gücün sağlanması işlevlerini yerine getiren bölümdür. Şarj ünitesinde şebeke gerilimini UPS’nin akü gerilimi civarlarına düşüren giriş güç trafosu, trafo çıkışındaki AC gerilimini kontrollü olarak doğrultarak DC’ye çeviren Thyristor modülleri, şarj kontrol kartı ve DC filtreler yer alır. Şarj ünitesinin gücü UPS tipine göre değişir. Yan bir görevi de AC hattındaki gerilim değişiklik ve kesintilerinden meydana gelen DC çıkışındaki ani değişimleri tamponlayıp, inverter girişine ulaşmasını engellemektir. Ayrıca bataryaları doldurma görevi de, batarya dayanma süresini etkilediği için önemlidir. Çünkü gerektiği gibi şarj edilmeyen bataryaların ömrü önemli ölçüde kısalır.

Doğrultucu tasarlanırken dikkat edilmesi gereken bazı noktalar vardır. Acil durumdan sonra düzelme durumuna geçildiği anda eğer önlemler alınmazsa doğrultucudan ani ve büyük bir güç çekilmek istenecektir.

ON-LİNE UPS’lerde şarj ünitesi aynı zamanda hem aküleri şarj edip hemde inverteri beslediği için yüksek güçlü yapılmak zorundadır. Diğer UPS modellerinde yalnızca aküleri şarj edebilecek güçtedir.

Şarj kontrol kartı akü şarj gerilimini ve akımını aynı anda kontrol eder. Şarj gerilimi akü geriliminin yaklaşık 1.2 katıdır ( 12 V’luk bir akü için 13.7 Volt’tur.) Şarj akımı UPS gücü ve modeline göre değişir. Şarj üniteleri bütün ON-LİNE modellerde Thyristor kontrollü, OFF-LİNE ve LİNE-İNTERAKTİF modellerde Transistor kontrollü seri regülatörlerle yapılır. [ Dalbaz, A.1997 ]

4.2. İnverter Ünitesi

Akülerin ve şarj ünitesinin sağladığı DC gerilimden 220 V AC gerilim üreten bölümüdür. İnverter ünitesi, kontrol kartları, güç anahtarlama transistörleri, çıkış trafosu ve filtrelerden oluşur. UPS çıkış dalga şekli inverter ünitesinin yapısı ile ilgilidir. ON-LİNE UPS modellerinde sürekli olarak devrededir. Diğer modellerde şebekenin tolerans dışı yükselmesi, düşmesi veya kesilmesi durumunda çalışır. Genel olarak üç farklı UPS çıkış dalga şekline karşılık üç ayrı inverter ünitesinden bahsedebiliriz.

1.)Kare dalga çıkışlı veya kare dalgadan pasif filtrelerle üretilmiş sinüs çıkışlı UPS inverterler

2.)Sinüsoidal ( Trapez dalga ) çıkışlı UPS’lerin düşük frekanslı PWM’le çalışan inverterler

3.)Sinüs çıkışlı UPS’lerin yüksek frekans PWM’le çalışan inverterler.

İnverter ünitelerinin gücü UPS çıkış gücü ile orantılıdır. Bütün sistemdeki en kritik bölge inverterlerdir. İnverterlerin görevi doğrultucu veya bataryalardan gelen DC gerilimi AC gerilime çevirmektir. Bu AC gerilim düzenlenip süzülerek kritik yükün ihtiyacı olan sinüsoidal gerilim oluşturulur. İnverterlerde dalga biçimlendirmede temel ilke, transistör veya tristör gibi anahtarlama elemanlarının iletim ve tıkama sürelerinin uygun bir biçimde belirlenmesidir. Bu belirleme ile birlikte elemanların anahtarlama sırası da çok önemlidir.

4.3. Besleme Tipine Göre İnverterler

İnverterler uygulamadaki besleme özelliklerine göre ‘akım beslemeli’ ve ‘gerilim beslemeli’ olarak iki grupta toplanırlar. Akım beslemeli veya gerilim beslemeli inverterler arasında yapılacak seçim, yükün özelliklerine göre değişir. Gerilim beslemeli inverterlerde gerilim dalga biçimi DC gerilimi ve anahtarlama yöntemiyle belirlenir. Yük bu dalga biçimine etki edemez. Eğer yük harmonik akımlara yüksek empedans gösteren bir özellik taşıyorsa, bu tip yükün gerilim beslemeli bir inverterle sürülmesi daha uygundur. Akım beslemeli inverterlerde ise akım dalga biçimine yük etki edemez. Eğer yükün harmonik akımlara düşük empedans gösteren bir özelliği varsa, bu durumda akım beslemeli inverter kullanmak daha uygun olacaktır.

4.3.1. Gerilim Beslemeli İnverterler

Gerilim beslemeli inverter devrelerinde, inverterin bir DC gerilim kaynağından beslendiği varsayılmıştır. Dolayısıyla bu inverterlerde çıkış gerilimi her zaman DC kaynak gerilimine bağlıdır. İnverterin çıkış akımı, yük admitansının bir işlevidir. Şekilde görüldüğü gibi giriş gerilimi doğrultulduktan sonra, çok büyük paralel C sığası üzerinde süzülmekte ve invertere sabit DC gerilim beslemesi yapılmaktadır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image016.jpg[/IMG]

Şekil 4.1 Gerilim beslemeli inverter devresi

4.3.2.Akım Beslemeli İnverterler

Bu inverterler de DC kaynağın gerilimine bağlıdır. Akım beslemeli inverterlerde inverteri besleyen kaynak bir sabit akım kaynağı özelliğini taşır. İnverterin kaynaktan çektiği akımın sabit kalması, oldukça yüksek değerde bir endüktans ile sağlanır. Şekil 4.2’de görüldüğü gibi giriş gerilimi doğrultulduktan sonra çok büyük bir seri L endüktansı üzerinden değişmez akım kaynağı yaratılarak DC akım beslemesi yapılmaktadır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image018.jpg[/IMG]

Şekil 4.2 Akım beslemeli inverter devresi

4.4. Devre Yapılarına Göre İnverterler

İnverterler, devre yasasına göre, çıkış transformatörlü orta nokta bağlantılı inverterler, yarı köprü bağlantılı inverterler ve tam köprü bağlantılı inverterler olmak üzere üç bölümde incelenir.

4.4.1. Çıkış Transformatörlü Orta Nokta Bağlantılı İnverter

Şekil 4.3’de çıkış transformatörlü orta nokta bağlantılı tristörlü bir inverter devresi görülmektedir. Ayrıca yükün endüktif olduğu durumlarda yükte biriken enerjiyi kaynağa geri verebilmek için geri besleme diyotları kullanılmıştır.

Bu devrede istenen çıkış frekansı f olduğuna göre T= 1/ f döneminin ilk yarısında T1 kapalı T2 açık, ikinci yarı çevrimde T2 kapalı T1 açık olacaktır. Dolayısıyla DC kaynağı, yüke transformatör ve yarıiletken anahtarlar üzerinden, bir yarı çevrimde artı, diğer yarı çevrimde eksi olacak şekilde bağlanmaktadır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image020.jpg[/IMG]

Şekil 4.3 Çıkış transformatörlü orta nokta bağlantılı inverter devresi

Yükün endüktif olması durumunda, yük gerilimi ve akım dalga biçimleri anahtarlama elemanlarının ve diyotların iletim süreleri şekilde gösterilmiştir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image022.jpg[/IMG]

Şekil 4.4 Endüktif bir yük için akım gerilim dalga biçimleri ve anahtar elemanları ve diyotların iletim süreleri

Bu devrenin olumlu özellikleri yalnızca iki anahtarlama elemanı olması, endüktif yükte biriken enerjiyi anahtar elemanı tıkamada olduğu sürede kaynak üzerinden boşaltan iki geri besleme diyotu ile yetinilmesi, her yarı çevrimde akımın yalnızca bir anahtarlama elemanı üzerinden akması nedeniyle anahtarlama elemanları üzerinde, iletim yönünde daha az gerilim düşümü olmasıdır. ancak bunların yanı sıra çıkış devresinde transformatör kullanılması ve anahtar elemanları üzerinde tıkamada görülen gerilimin kaynak geriliminin iki katı olması bu devrenin sorunlu yönleridir.

Bu özellikleri nedeniyle çıkış transformatörlü orta nokta bağlantılı inverter düşük gerilim, düşük güç uygulamalarında yaygın olarak kullanılmaktadır.

4.4.2.Yarı Köprü Bağlantılı İnverterler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image024.jpg[/IMG]

Şekil 4.5’de yarı köprü tristörlü inverter devresi görülmektedir. Bu devrede iki kaynak yüke sırayla tristörler üzerinden bağlanmaktadır. Bu devrede çıkış frekansı f olduğuna göre, T= 1 / f döneminin ilk yarısında T1 kapalı T2 açık, ikinci yarı çevrimde T2 kapalı T1 açık olacaktır. Dolayısıyla her tip yük için çıkışta iki basamaklı gerilim biçimi elde edilir. Diğer inverterlerde olduğu gibi bu inverterlerde de geri besleme diyotları kullanılmıştır.

Şekil 4.5 Yarı köprü bağlantılı inverter devresi

Endüktif yükte inverter yük gerilimi, yük akımı, anahtarlama elemanları dalga biçimleri şekilde gösterilmiştir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image026.jpg[/IMG] Şekil 4.6 Yarı köprü inverter endüktif yük için çıkış dalga biçimleri

Yarı köprü inverterlerde, transformatörlü orta nokta bağlantılı inverterde olduğu gibi iki anahtarlama elemanı ve iki geri besleme diyotu kullanılmakta ve akım her yarı çevrimde bir anahtarlama elemanı üzerinden akmaktadır. Ancak çıkışta transformatör kullanma zorunluluğu yoktur. Buna karşılık iki besleme kaynağı kullanma zorunluluğu maliyeti ve boyutları artırmaktadır. Bu durum yarı köprü inverterin uygulama alanını daraltmaktadır.

4.4.3. Tam Köprü Bağlantılı İnverter

Bir fazlı tam dalga köprü inverter iki tane bir fazlı yarı köprü inverter olarak göz önüne alınabilir. Şekilde tam köprü inverter devre yapısı verilmiştir. Bu inverter devresinde, yük üzerinde değişken gerilim elde etmek için, her bir yarı çevrimde bir tristör çiftinin iletime sokulması gerekir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image028.jpg[/IMG]

Şekil 4.7 Tam dalga köprü inverter devresi

Bu inverterde çıkış gerilimi frekansı f olduğuna göre T= 1 / f döneminin her bir yarısında T1, T4 ve T2, T3 anahtarları birlikte ve diğer anahtar çiftinin tersi işlevinde açma kapama yaparlar. Dolayısıyla yük DC kaynağa bir yarı çevrimde artı, diğer yarı çevrimde eksi olacak biçimde bağlanır. Şekilde endüktif bir yük için yük gerilimi, yük akımı, anahtar elemanları ve diyot akımlarının dalga biçimleri ile iletim sıraları verilmiştir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image030.jpg[/IMG] Şekil 4.8 Endüktif yükte tam dalga köprü inverter dalga biçimleri

Bu inverterin diğerlerine göre en önemli üstünlüğü, çıkışta her tip yük için yarı kare gerilim dalga biçiminin elde edilebilmesidir. Bu inverter devresinin önemli üstünlüğü çıkışta transformatör gerektirmemesi, çıkışta dalga biçiminde değişim basamağı sayısının artırılabilmesidir. Ayrıca yalnızca iki anahtarlama elemanının eklenmesiyle üç fazlı inverter devresine dönüşebilir.

4.5. Aktarım Özelliklerine Göre İnverterler

İnverter devreleri kullandığı zorunlu aktarım yöntemine göre adlandırılabilirler. Bu nedenle, kullanılan aktarım devresine bağlı olarak inverterler dört ayrı grupta incelenebilir.

a)Paralel aktarımlı inverterler,

b)Seri aktarımlı inverterler,

c)Darbe aktarımlı inverterler,

d)Yük aktarımlı inverterler,

4.5.1. Paralel Aktarımlı Orta Nokta Bağlantılı İnverter

Paralel aktarımlı inverterin bağlantısı şekil 4.9’da verilmiştir. Burada T1, T2 yük akımını taşıyan tristörler, D1 ve D2 tristörlerin tıkanması durumunda yükte biriken enerjiyi kaynağa geri boşaltan diyotlardır. L ve C ise aktarım elemanlarıdır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image032.jpg[/IMG]

Şekil 4.9 Paralel aktarımlı orta nokta bağlantılı inverter devresi

Bu inverterde tristörlerin dönüşümlü olarak iletime sokulması ile DC kaynak, transformatörün birincil sargısının iki yarısına dönüşümlü olarak bağlanır. Böylece ikincil sargının uçlarında bir kare dalga gerilimi endüklenmiş olur. Endüktif yükte t=t1 anında T1 tristörü iletime geçince transformatör sargısının AC bölümünde E gerilimi olacak, böylece birincil sargı uçlarının tümü üzerinde 2E gerilimi oluşacaktır. C sığası da 2E gerilimine dolacaktır. Bu durumda akım c’den a’ya doğru akar ve c pozitif bir gerilimde olduğuna göre akım kaynaktan yüke doğrudur. t2 anında T2 tristörü tetiklendiğinde T1’e paralel bağlanan yüklü C sığası nedeniyle T1 tıkamaya geçecektir. Yük endüktif olduğu için ikincil sargıdaki akımın yönü ani olarak değişemez ve bu nedenle birincil sargıdaki akımında yönünü koruması gerekir. T1 tıkamada olduğuna göre akım için tek yol, D2 diyotu ve kaynak üzerinden, d’den c’ye doğru olan yoldur. D2 iletimde iken d, c’ye göre negatif olduğuna göre güç akışı yükten kaynağa doğru gerçekleşmiş olur. t3 anında yük akımı sıfıra indiği an D2 akımı da sıfıra iner ve T2 tetiklenirse iletimi üzerine alabilir. Bu durumda yük akımı yön değiştirebilir. T1 in tetiklenmesi ile T2 tıkamaya geçecektir. Akım D1 üzerinden akarak sıfıra düşer ve çıkış geriliminin dönem sonuna gelinerek T1 yeniden iletime geçer. Bu nedenle tristöre uygulanan tetikleme darbelerinin ya bütün yarım dalgayı kapsayan bir darbe treni biçiminde olması ya da akım sıfır geçişlerinin algılanması ile istenilen frekansı oluşturacak konumda üretilen bir darbe olması gerekir. Bu inverterde endüktif yükte oluşan akım ve gerilim dalga biçimleri Şekil 4.10 ’da verilmiştir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image034.jpg[/IMG] Şekil 4.10 Endüktif yükte çıkış dalga biçimleri

Paralel aktarımlı inverterin çıkış gerilimi dalga biçimi yükün türünden pek etkilenmez. Çıkış gerilimi frekansı tristörlerin tetikleme frekansına bağlıdır. Düşük frekanslarda çıkış transformatörü doyuma gidebilir ve aktarımı engeller. Devredeki L endüktansının görevi kapasitenin yüklenme akımını sınırlamaktır. Bu devrede kesimde olan tristörler üzerindeki gerilim, kaynak geriliminin iki katı olduğu için yüksek gerilim uygulamalarında bu yapı kullanılamaz.

4.5.2. Seri Aktarımlı İnverterler

Seri aktarımlı bir inverterin bağlantı biçimi Şekil 4.11’de gösterilmiştir. T1 tristörü tetiklendiği zaman L, C ve yükten oluşan seri rezonans devresi DC kaynağa bağlanır ve devrede sönümlü sinüs biçimli bir akım oluşur. Dolayısıyla çıkış frekansı rezonans devresinin frekansıyla sınırlıdır. Devrenin frekansı ile belirlenen bir süre sonunda bu akım sıfıra ulaşır ve T1 tristörü kesime gider. Bu anda kapasite üzerinde Şekil 4.12’de görüldüğü yönde bir gerilim oluşur. T2 tristörünün tetiklenmesi ile ikinci yarım çevrim başlar. Rezonans devresinde bu kez kapasite üzerindeki başlangıç geriliminden dolayı T2 üzerinden oluşan bir akım oluşur. Akım sıfıra ulaştığında T2 tristörü kesime gider ve böylece bir çevrim tamamlanmış olur. şekil 4.12’de bu devreye ilişkin dalga biçimleri gösterilmiştir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image036.jpg[/IMG]

Şekil 4.11 Seri aktarımlı inverter devresi [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image038.jpg[/IMG] Şekil 4.12 Seri aktarımlı inverter dalga biçimleri

4.5.3. Darbe Aktarımlı İnverterler

En yaygın olarak kullanılan iki aktarım düzeneği McMurray ve McMurray-Bedford devreleridir.

4.5.3.1. Mcmurray Devresi

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image040.jpg[/IMG]

Darbe aktarımlı inverterler arasında yaygın olarak kullanılan McMurray devresinin bağlantısı Şekil 4.13’de verilmiştir. Bu devrede T1 ve T2 ana tristörler, TY1 ve TY2 ise T1 ve T2’nin susturulmasında kullanılan yardımcı tristörler olup, yalnızca aktarım amacı ile kullanılırlar. L ve C aktarım akımı için bir rezonans devresi oluştururlar. D1 ve D2 diyotları, yükün endüktif olması durumunda yükten DC kaynağa güç akışını sağlarlar ve aktarım olayına yardımcı olurlar.

Şekil 4.13 Mc-Murray inverter devresi

4.5.3.2. Mcmurray – Bedford Devresi

Uygulamada yaygın olarak kullanılan McMurray-Bedford devresinin bağlantısı Şekil 4.14’de gösterilmiştir. Bu devrenin üstün yönü yardımcı tristör gerektirmemesidir. Bu devrede T1’in tetiklenmesiyle T2 tıkamaya sokulmakta T2 ’nin tetiklenmesiyle T1 tıkamaya sokulmaktadır. Devrede gösterilen aktarım kapasiteleri C1 ve C2 ile aktarım endüktansları L1 ve L2 eşit değerde olup, endüktanslar aynı çekirdek üzerine sarılmıştır ( tek magnetik devre ).

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image042.jpg[/IMG]

Şekil 4.14 Mc-Murray Bedford inverter devresi 4.5.4. Yük Aktarımlı İnverterler

Bu invertelerde aktarım için gerekli etkin güç yük tarafından sağlanmaktadır. Bu nedenle bu tip inverterlere ‘yük denetimli inverterler’ de denilmektedir. İnverin beslediği yük, direnç- endüktans özelliğinde ise kondansatör eklemek yoluyla sığaç özelliği oluşturulup, aktarım için gerekli etkin güç yükten sağlanır. Kondansatörün yüke bağlanış biçimine göre iki gurupta incelenirler. [Pollack, 1972];

·Seri rezonans devreli inverterler,

·Paralel rezonans devreli inverterler,

Her iki devrede de devrenin rezonans frekansı;

fo = [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image044.gif[/IMG] (4.1)

yük devresinin sönüm katsayısı;

x = [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image046.gif[/IMG] (4.2) ve devrenin doğal frekansı; Wd = Wo.[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image048.gif[/IMG] (4.3) 4.5.4.1. Seri Rezonanslı İnverterler Şekil 4.15’de görüldüğü gibi direnç-endüktans yüküne C sığası seri bağlanarak oluşturulan seri rezonanslı inverter devresinde dört tristör ve akımın her iki yönde geçmesini sağlamak için geri besleme diyotları kullanılmıştır. Bu devrede tristörlerin iletime girmeleri kapılarına uygulanacak darbelerle gerçekleştirilir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image050.jpg[/IMG]

Şekil 4.15 Seri rezonanslı inverter devresi 4.5.4.2. Paralel Rezonans Devreli İnverterler

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image052.jpg[/IMG]

Şekil 4.16’da görüldüğü gibi direnç ve endüktans yüküne paralel bağlanan C kondansatörü ile oluşturulan paralel rezonanslı inverter devresinde dört tristör bulunur. Bu inverter devresinde kondansatör ani gerilim değişimlerine izin vermediği için devre girişteki büyük değerli seri endüktans ile akım beslemeli olarak çalıştırılır.

Şekil 4.16 Paralel rezonanslı devreli inverterler

4.6. İnverter Devrelerinde Frekans ve Gerilim Denetimi İnverterler, kullanım amaçlarına göre iki grupta toplanırlar. Bunlardan birincisi doğru akım kaynağından alternatif akım üreten inverterler, ikincisi üretilen bu alternatif akımın gerlimini ve frekansını değiştiren inverterlerdir. Birinci durumda inverterin çıkış frekansını sabit olması dolayısıyla inverter yapısı son derece basitleştirilebilir. Fakat çoğu uygulamalarda gerilim ve frekans beraber denetlenmesi gerekmektedir. Bu durum inverterin yapısını karmaşıklaştırmaktadır. [Malvino, 1986 ]

4.6.1. İnvertelerde Frekans Denetimi

İnverterlerin çıkış frekansının denetimi, istenen alternatif akım biçiminin her yarı periyotta uygun yarıiletken anahtar elemanlarının ( Tristör, Transistör, MOSFET vb.) tetiklenerek, iletime girme sayısıyla değişir.

Anahtarlama elemanlarını iletime sokan kontrol devreleri anahtarlama elemanlarının sırasını uygun olarak vermelidir. Bu işlem bir frekans üreteci ile yapılır. Frekans üretecinin zamanlama vuruşları mantık devreleri tarafından üretilir. Üretilen bu tetikleme sinyali anahtarlama elemanlarına verilir. Burada inverter frekansı referans osilatör ile belirlenir.

4.6.2. İnverterlerde Gerilim Denetimi

İnverter uygulamalarında, alternatif akım çıkış geriliminin doğru akım besleme gerilimine oranının sürekli bir şekilde denetlenmesi sık karşılaşılan bir durumdur.

Motor denetiminde kullanılan evirgeçlerde, motorun değişik frekans değerlerinde belirli (V/f ) oranını sağlamak, kesintisiz güç kaynaklarında giriş gerilimi değişimlerini karşılayabilmek için, çıkış gerilimini denetlemek gerekir.

İnverterlerde gerilim denetimi şu yöntemlerle yapılabilir;

1-İnverterin ürettiği dalganın yapısına göre giriş gerilimi ayarlanabilen inverterler,

a)Ayarlı transformatör yardımıyla gerilim değiştirilmesi,

b)Tam denetimli doğrultucu ile gerilim denetimi,

c)Denetimsiz doğrultucu ve doğru gerilim kıyıcıyla gerilim denetimi,

d)Faz kaydırma ile gerilim denetimi,

2-İnverter çıkış geriliminin, inverter içinde denetimi,

a) Darbe genişlik denetimi

b) Darbe genişlik bindirimi

4.6.2.1. Ürettiği Dalga Yapısına Göre Giriş gerilimi ayarlanabilen inverterler

4.6.2.1.1. Ayarlı Transformatör Yardımıyla Gerilim Denetimi

Şekil 4.17’de görüldüğü gibi ayarlı transformatör, doğrultucunu alternatif akım şebekesinden beslendiği yere yerleştirilmiştir. Bu devrede transformatörün ayarlı uçları basit bir kapalı çevrim düzeneği ile ayarlanır. Böylece inverteri besleyen doğru gerilimin genliğinin değiştirilmesi sağlanır.

Bu gerilimin ayarı, inverter çıkışındaki dalga biçiminin değişmediği ve doğrultucunun çıkış geriliminin sabit genlikte olduğu durumlarda kullanılır. Gerilimin değişmesi için ayarlı transformatörün değişken ucunun kaydırılması gerekir.bu işlemin yapılması belli bir gecikmenin oluşmasına sebep olur (etki ve tepki arasındaki gecikme).

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image054.jpg[/IMG]

Şekil 4.17 Doğrultucu girişinin ayarlı transformatör ile denetimi

Şekil 4.18’de görüldüğü gibi ayarlı transformatör inverterinin çıkışındaki yük girişinde de az kullanılabilir. Bu durum geniş frekans aralığında çalışma olanağı tanımasına rağmen, transformatör tasarımı açısından sorunlar doğurur.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image056.jpg[/IMG]

Ayarlı transformatör primer yanının sabit frekansla beslenmesi ancak sekonder kısmının çalışması frekansının geniş olması demir kesitinin büyük olmasını gerektirir.

Şekil 4.18 İnverter çıkış geriliminin ayarlı trafo ile ayarlanması

4.6.2.1.2. Tam Denetimli Doğrultucu Yardımıyla Gerilim Denetimi

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image058.jpg[/IMG]

Bu yöntemde inverter girişine Şekil 4.19’daki gibi tam denetimli tristörlü doğrultucu bağlanır. Büyük gerilimlerde güç katsayısı küçük olasına karşılık tam denetimli doğrultucularda güç katsayısı çıkış gerilimi ile doğru orantılıdır.

Şekil 4.19 Tam denetimli doğrultucu ile inverter çıkış geriliminin denetimi

Burada inverter çıkışındaki gerilimin denetlenmesi için tam denetimli doğrultucu devresindeki tristörlerin devresindeki tristörlerin tetikleme açılarının değiştirilmesi gerekmektedir. Şekil 4.19’daki LC süzgeç devresi, doğrultucu çıkışındaki dalgacığı azaltıp süzülmüş bir doğru akım gerilimi elde etmek için kullanılmıştır.

4.6.2.1.3. Denetimsiz Doğrultucu ve Doğru Gerilim Kıyıcıyla Gerilim Denetimi

Gerilim denetiminde kullanılan diğer bir yöntem ise Şekil 4.20’de görüldüğü gibi doğrultucu ve doğru gerilim kıyıcıyla oluşturulmaktadır. Diyotlardan oluşan tam dalga doğrultuculardan alınan sabit genlikli doğru gerilim, kıyıcıdan geçirilerek, doğru gerilimin ortalama değeri değiştirilir.

Bu devrede, güç katsayısının yüksek olması ve LC süzgecinin zaman sabitinin küçük olmasından dolayı gerilim denetimde daha hızlı hareket sağlanır. Buna karşılık, ardışık olarak güç denetimi sağlayan iki devrenin bu bağlantısı sistemi karmaşıklaştırır ve maliyeti arttırır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image060.jpg[/IMG]

Şekil 4.20 Doğrultucu ve doğru gerilim kıyıcıyla gerilim denetimi 4.6.2.1.4. Faz Kaydırma ile Gerilim Denetimi

Faz kaydırma ile gerilim denetimi için aynı D.C kaynağından beslenen, aynı frekansta çalışan iki inverter gerekmektedir. İnverter çıkış gerilimleri bir transformatörle toplanır. Gerilim denetimi, bir inverterin çıkışının diğerine göre fazının kaydırılmasıyla yapılır. Böylece faz farkları olan iki gerilim dalgasının toplanmasından oluşan bileşke dalga, yüke uygulanır. Kullanılan transformatör zig-zag sargılıdır. Çıkışların birleştirilmesi ile gerilim dalgası 12 basamaklı olur. Harmoniklerin etkisinin azalmasına karşın sistem oldukça pahalıdır. Faz kaydırma ile gerilim denetimi yapan sistemin bağlantı biçimi Şekil 4.21’de verilmiştir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image062.jpg[/IMG]

Şekil 4.21 Faz kaydırma ile gerilim ayarı 4.6.2.2. İnverter Çıkış Geriliminin İnverter İçinde Denetimi

4.6.2.2.1. Darbe Genişlik Denetimi

Şekil 4.22’de görülen inverterde gerilim denetimi, aynı kolda bulunan T3 ve T4 tristörlerini, T1 ve T2 ‘ye göre belli bir gecikmesiyle iletime sokulmasına dayanır. Şekil 4.23’de görüldüğü gibi biri diğerine göre f açısı kadar faz kaydırılmış iki kare dalga değişimi elde edilir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image064.jpg[/IMG]

Sonuçta yük uçlarında Vab = Vao –Vbo gerilim elde edilir. Faz farkı büyüklüğüne göre çıkış gerliminin değeri değiştirilmiş olur.

Şekil 4.22 Bir fazlı köprü inverter

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image066.jpg[/IMG] Şekil 4.23 Darbe genişlik denetimi ile inverter çıkış geriliminin denetimi

4.6.2.2.2. Darbe Genişlik Modülasyonu (PWM)

Kıyma ya da darbeleme tekniği, inverterin değişken gerilim çıkışını denetlemek için kullanılabilir. Kare ya da basamak dalga çıkış gerilimleri, her periodda birkaç kez yinelenir ve böylece eşit genlikte birkaç darbe elde edilebilir. Her bir darbenin genliği inverterin giriş geriliminin genliğine eşittir. Şekil 4.24’de darbe genişliği T1 ile sıfır süresi T2 yarım periyot boyunca değişmezler. Çıkış genliği yarı periyot boyunca olan toplam iletim süresinin değiştirilmesiyle denetlenebilir. Darbe genişliğini sabit tutup, darbe sayısını değiştirmekle ya da darbe sayısını değiştirmeyip darbe genişliğini değiştirmekle elde edilir. Kısaca özetleyecek olursak ; inverter çıkışının gerilimi, anahtarlama elemanlarının iletimde olduğu sürenin, tıkamada olduğu süreye oranının değiştirilmesi ile elde edilir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image068.jpg[/IMG] Şekil 4.24 Darbe genişlik bindirimli dalgaların temel biçimleri

İnverterdeki yarıiletken anahtarlama elemanlarının tetikleme anlarını belirlemek ve eş zamanlamayı sağlayabilmek için Şekil 4.25 (a)’da gösterilen yöntem kullanılır. İnverterin çıkışının gerilimin ve frekansını belirleyecek bir sinüs referans işareti, frekans ve genliği sinüsten daha büyük bir üçgen dalga ile karşılaştırılır. Bu iki işaretin çakışma noktaları, anahtarlama elemanlarının tetikleme anlarını belirler. Bindirimli işaret, iki işaretin eşit olduğu noktalarda seviye değiştirmektedir.

İnverter çıkış gerilimini azaltmak ve yükseltmek için referans sinüsün genliği azaltılır veya yükseltilir. Frekansın değiştirilmesi sinüs işaretinin frekansının değiştirilmesi ile elde edilir. Darbe genişlik bindirimli inverterler, her yarı periyotta ayrı dönemde yalnızca iki darbe verecek şekilde yapılabilirler. [Şekil 4.25 (b) ]. Burada, prensipte görülen en küçük harmonikler 5. Ve 7. Dereceden harmoniklerdir. Yarı periyottaki darbe sayısı arttıkça harmonik sayısı harmonik sayısı azalır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image070.jpg[/IMG] Şekil 4.25 (a) Referans sinüse göre üçgen dalgaya ilişkin inverter çıkışı (b) Frekansı değiştirilmiş referans sinüse göre inverter çıkışı 4.7. Filtre Ünitesi

UPS’nin giriş, şarj, inverter ve çıkış ünitelerinde istenmeyen elektriksel üniteleri yok etmeye veya değiştirmeye yarayan direnç, kondansatör ve self’lerle yapılan pasif elektronik devrelerdir. Her bir ünite için ayrı malzemelerden dizayn edilirler ve farklı işlevleri vardır.

4.7.1. AC Şebeke Filtreleri

Şebeke hattındaki elektriksel gürültüleri yok etmek çok kısa süreli ani gerilim piklerinin şarj veya by-pass ünitelerine zarar vermesini önlemek ve UPS şarj ünitesinden kaynaklanan bozulmaların şebekeye yansımasını engellemek amacıyla kullanılır. AC endüktans ve AC kondansatörlerle yapılırlar. (Endüktanslar ses yapmamaları için hava nüveleri olarak imal edilirler ).

UPS’nin yapısına göre bir fazlı veya üç fazlı olabilirler. UPS’nin gücüyle orantılı olarak güçlerin artması gerekir. Düşük güçlü UPS’lerde kullanılmayabilirler.

4.7.2. DC Şarj Filtreleri

Şarj ünitelerinde tristör kontrollü olarak doğrultulup elde edilen bozuk DC geriliminin akü şarjına uygun düzgün bir DC gerilimine dönüştürülmesi ve ani akım yüklemelerinin tristöre zarar vermesinin engellenmesi için kullanılırlar. Ripple düzeltme ünitesidir. DC endüktans ve DC kondansatörlerden oluşur.

Filtrelerdeki DC endüktansın değeri yüksek olduğu için saç üniteleri olarak imal edilebilirler. Endüktör DC akü hattının + ve – gücüyle orantılı güçte olduğu için boyutları büyük maliyetleri yükseltir. OFF-LİNE UPS’ler ve LİNE-İNTERACTİVE UPS’ler ve sinüsoidal çıkışlı ON-LİNE UPS’lerde kullanılmazlar. Dolayısıyla UPS’lerin maliyetleri düşük olur. İnverter filtre kondansatörleri AC yapıda, gerilimleri akü geriliminin en az iki katı değerde ve güçleri UPS gücüyle orantılı olacak şekilde kullanılırlar. Yüksek güçlerde boyutları ve maliyetleri büyüktür.

4.7.3. AC Çıkış Filtreleri

İnverter ünitesinde üretilerek çıkış trafosu ile yükseltilen çıkış gerilimi üzerindeki düşük güçlü ve kısa süreli elektriksel gürültülerin yok edilmesi ve dalga şeklinin sinüs biçimine dönüştürülmesi amacı ile kullanılırlar. Taş dirençlerle AC kondansatörlerle yapılırlar. AC kondansatörler genellikle 250 VAC gerilim değerinde ve UPS marka, model ve gücüne göre değişik kapasitede olurlar. Taş dirençlerin gücü ve direnç değeri UPS çıkış gücüne bağlı olarak değişir.

Kare dalga çıkışlı OFF-LİNE UPS modeli dışında bütün UPS’lerde kullanılması gerekir. Genellikle küçük boyutlu olurlar ve maliyetleri yüksek değildir.

4.8. Akümülatör Ünitesi

UPS’lerde şebeke gerilimi kesildiği zaman inverter ünitesinin ihtiyaç duyduğu DC gerilimi sağlayan bölümdür. Genellikle 12 V veya 6 V’luk aküler kullanılır. UPS’lerin DC beslenme gerilimleri bu akülerin seri olarak birbirine bağlanmasıyla elde edilir. Şebeke geriliminin kesilmesinden sonra UPS’nin çalışma süresi akülerin kapasiteleri ile belirlenir. ON-LİNE UPS şarj ünitesinin ürettiği DC gerilimin filtrelenmesi işlevini de yerine getirirler. Bu yüzden ON-LİNE UPS’ler şebeke kesildiğinde aküsüz çalıştırılamazlar. Eğer böyle bir çalışma isteniyorsa şarj ünitesi filtrelerinin arttırılması gerekir.

4.8.1. Akü Çeşitleri

Genel olarak iki tip aküden bahsetmek mümkündür.

·Kurşun asit aküler

·Nikel- kadmiyum aküler

4.8.1.1. Kurşun Asit Aküler

Kurşun asit aküler ( 12V ) 6 hücreden oluşmakta her hücre kurşun elektrolitleri içermektedir. Kurşun asit aküler, sabit voltaj ve sabit akım methodu ile şark olurken, akülerin ( V ) terminal voltajı yavaş yavaş artar. Belli bir süre şarjdan sonra terminal V voltajı hızlıca artmaya başlar. Keskin artış, gazlanma konumunda oluşur. Bu gazlanma hali, elektrolitleri içeren suyun elektrolizinden kaynaklanır. Elektroliz, pozitif plakada O2 gazının, negatif plakada H2 gazının oluşmasına sebep olur.

Bu süre içinde gaz basıncını azaltmak için kataliz işlemi uygulanır. Yüksek gazlanma koşulları altında akü şarj olurken akünün gaz basıncı ve sıcaklığı artmaya devam eder. Oluşan bu sıcaklık ve gaz, akülerin ömrünü azaltır ve hatta patlama tehlikesine sebep olurlar. Gaz halindeki terminal voltajı akü tipine bağlı olarak değişir. Bu değer, kurşun asit akü için (12 V 7Ah hücreli ) 13.6 V ‘tur.

Akü şarjı sırasında oluşabilecek tüm olumsuzlukları gidermek için bulanık mantık ( fuzzy lojik) kontrol devreleri kullanılmaktadır. FLC ( Fuzzy logic controller ) olarak anılan bu devreler, şarj akımının uygun seviyesini sağlamakta ve akü parametrelerine (akü tipleri, kapasiteleri, maksimum olabilir şarj akımı ( Icm ), gaz hali voltaj değeri, sıcaklık, üretici toleransları, akünün dinamik zaman sabiti, akünün yaşı ve gaz halinin oluşmasına etki eden diğer parametreler…) gerek duymadan çok etkili şarj saykılını vermektedirler. FLC’ler ayrıca düşük maliyetinden dolayı kullanıcılar için uygundur.

4.8.1.2. Nikel - Kadmiyum Aküler

Nikel–kadmiyum akülerin şarjına yarayan çok sayıda devre tasarımı gösterilebilir. Bu devrelerde, akümülatörlerin otomatik olarak doldurulması amacıyla çok karmaşık ve pahalı düzenlerin kullanılması yoluna gidilmektedir. Eğer devre aşırı basit olursa aküler kısa bir süre içinde, zarar görecek biçimde doldurulurlar. Bu özellik, modern elektronik düzenlerin beslenmesinde kullanılan kesintisiz güç kaynaklarındaki sürekli tampon çalışmada kalan akümülatörler için bir sorundur. Bu yüzden genelde otomatik Ni-Cd doldurucu devreleri kullanılmaktadır.

4.9. Statik Ve Manuel By-Pass Anahtar

UPS’lerde çıkış yüklerinin inverterden veya şebekeden beslenmesine karar veren ve aktarma işlemini yapan bölümdür.

Statik By-Pass, tristör blokları ve bir kontrol kartından oluşur. Kontrol kartı inverterin çıkış gerilimini, çıkış akımını ve frekansını sürekli olarak kontrol eder ve tolerans dışı kaymalar olursa yükü kesintisiz olarak şebekeye aktarır. Hata ortadan kalkıncaya kadar yük şebekede kalır. Statik By- Pass’ın birinci amacı yükte oluşabilecek kısa devrelerde veya aşırı yüklenme durumlarında inverter modülünün zarar görmesini engellemektir. İkinci amacı ise inverterde oluşabilecek herhangi bir arıza durumunda yükün beslenmesine devam edebilmesidir.

UPS’nin arıza yapması yada bakıma alınması durumunda yükün şebekeye aktarılması için manuel By-Pass şalteri kullanılır. Manuel By-Pass anahtarı iki konumlu bir pako şalterdir. Bazı UPS’lerde 1-0-2 şalter kullanıldığı için aktarma anında bir kesinti oluşur. Ancak bazılarında 1-2 özel pako şalter kullanıldığı için çıkışta kesinti oluşmaz. Bu şalter geçiş anında şebeke ile UPS’yi kısa devre ettiği için aktarma yapılırken şebeke ile UPS’in gerilim ve faz olarak birbirinden çok farklı olmamasına dikkat edilmelidir.

4.10. Haberleşme Ünitesi

UPS’lerde kullanıcı ile ilgili bilgilerin herhangi bir aracıyla kullanıcıya iletilmesini sağlayan bilgisayar ile seri haberleşme ünitesidir. UPS’nin çıkış gerilim değeri, yük yüzdesi, şebekenin olup olmadığı ve akü grubunun durumuna ilişkin bilgiler seri haberleşme ile bilgisayara aktarılarak herhangi bir kesinti ve arıza durumunda kullanıcı uyarılmış olur. Bu ünite özellikle yüksek güçlü cihazlarda gereklidir. Çünkü bu cihazlar büyük boyutlu olurlar ve kullanıcıdan uzak bir yerde bulunurlar. Dolayısıyla kullanıcı UPS ön panel bilgilerini ve ses uyarılarını algılayamaz. Ayrıca OFF-LİNE UPS’lerde kesintiden bir süre sonra NETWORK sistemini otomatik olarak kapatan yazılımlarda vardır.

4.11. Trafo Ünitesi

Trafolar kısaca manyetik alan etkileşimi ile çalışan AC gerilim dönüştürücüleri olarak tanımlanabilirler. UPS’lerde kullanılan trafoları giriş trafoları, çıkış trafoları, besleme ve işaret trafoları olarak üç gruba ayırabiliriz.

4.11.1. Transformatör tanıtımı

Alternatif güç dönüştüren elektriksel devre elemanlarıdır. Genelde iki giriş ucu ve iki çıkış ucu vardır. Giriş uçlarına primer ( birincil ) uçlar, çıkış uçlarına da sekonder ( ikincil ) uçlar denir. Transformatörde, gerilim hangi uçtan uygulanmışsa o iki uca primer uç denir. Çıkış alınan uçlara ise transformatörün sekonder uçları denir. Transformatörün girişine bir D.C gerilim uygulanırsa çıkışında herhangi bir gerilim ölçülmez. Gerek zayıf-akım, gerekse kuvvetli-akım tekniğinde transformatörler çok çeşitli isimler almaktadır. Örneğin redresör ( doğrultucu ) transformatörleri flaman transformatörleri, izolasyon transformatörleri, çıkış transformatörleri, güç transformatörleri, gerilim transformatörleri vb. Zayıf akımda kullanılan şebeke transformatörleri, yalıtma transformatörleri, oto-transformatörleri, gerilim transformatörleridir. [Tirben, 1981 ]

İdeal halde, bir transformatör girişine uygulanan alternatif güç, çıkışındaki alternatif güce eşittir. Transformatörlerde verim çıkış gücünün, giriş gücüne oranı olarak tanımlanmaktadır. Verim şu şekilde ifade edilmektedir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image072.jpg[/IMG]

Şekil 4.26 Transformatör eşdeğer devresi

Po : Alınan güç; Pi : Verilen güç; VERİM = h = [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image074.gif[/IMG] (4.4)

V1: Transformatör girişine uygulanan gerilim (V),

V2 : Transformatörün çıkış gerilimi (V),

N1 : Transformatörün girişindeki sarımların sargı sayısı,

N2 : Transformatörün çıkış sargılarının sarım sayısı,

I1 : Primer akımı (A),

I2 : Sekonder akımı(A),

olduğuna göre dönüştürme oranı;

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image076.gif[/IMG]= a (4.5)

4.11.2. Transformatör Hesabı

Transformatör yapımında kullanılan malzemeleri 1- İletken malzemeler, 2- yalıtkan malzemeler, 3- magnetik malzemeler olmak üzere üç kısıma ayırabiliriz. Sargı teli olarak bakır teller tercih edilmektedir. Yalıtkan malzemeler seçilirken ‘elektrikse, mekanik, termik ve kimyasal’ özellikler göz önüne alınır. Kullanılan yalıtkan malzemeler şunlardır; Ağaç, fiber, ebonit, bakalit, kağıt, yalıtkan bez, makaron, amyant, mika, keten şerit, ipek şerit ve vernikleri sayabiliriz. Magnetik- çekirdek malzemesi olarak silisyumlu çelik saçlar kullanılmaktadır.

V1 = 4,44.f.N1.f.10-8 (V)

V2 = 4,44.f.N2.f.10-8 (V)

f: Magnetik akı (Maxwell),

f : Transformatörün girişine uygulanan gerilimin frekansı (Hz),

KGK’lerde olduğu gibi, gerilim daha yüksek değere çıkarmak için transformatör girişine uygulanan sinyal kare dalga şekli olmalıdır. Bu durumda 4,44 katsayısı yerine 4 kullanılır. Burada bahsi geçen f magnetik akısı şu bağıntıyla hesaplanır.

f = B.S (4.6)

B magnetik akı yoğunluğu birimi ( Gauss ), S magnetik gövde kesiti birimi cm’dir. Günümüzde, SI birim siteminde B magnetik akı yoğunluğu birimi Weber/m2, f magnetik akı birimi de Weber ‘dir. Kısaca Weber/m2 birimi Tesla (1 Tesla = 10000 Gauss ), 1 Weber = 10 Maxwell eşitlikleri kullanılır.

Transformatör sac cinsine göre B = 6000 ile 16000 Gauss arasında muhtelif değerler alır. Adi transformatör sacları için yaklaşık 7500 Gauss alınırsa hesaplamalar daha tutarlı sonuç verecektir. Magnetik çekirdeğin gövde kesidi; primer ve sekonder sargılarının sarıldığı bobin karkasının kavradığı çekirdeğin yüzölçümüdür. Buna göre; Ave H boyutlarının çarpımına eşittir.

Transformatörlerde akım yoğunluğu, soğutmasız tiplerde Id = 1.7 A/mm ve soğutmalı tiplerde Id = 3 A/mm olarak alınır. Bir telin çapı d ile kesiti Q arasında şu bağıntı vardır.

Q = 0,8.d (4.7) 4.11.3. Transformatör Güç Kayıpları Transformatör demir-çekirdekteki bobinde kayıplar şu şekildedir. 1.Sargı iletkenindeki bakır kayıpları, 2.Demir çekirdekteki girdap akımı kayıpları, 3.Çekirdeğin histerezis kayıpları, 4.Dielektrik histerezis kayıpları, Kayıplar arttıkça transformatör verimi azalacaktır.

4.11.4. Güç Hesabı

Zamanın herhangi bir anında gerilim ve akımın çarpımı ani güç olarak tanımlar.

P = V.İ (4.8) Bir sistemde V.İ çarpımına görünür güç denir ve S simgesiyle belirtilir. S’nin birimleri Volt-amper (VA) ve kilovolt-amper (kVA) ‘dır. V.İ.sin q çarpımına reaktif güç denir. Birimi volt-amper reaktif (VAr) veya (kVAr) ‘dır. V.İ.cos q çarpımına ise ortalama güç denir. Birimi Watt veya kWatt ‘dır. Buradaki q ise faz açısıdır.

4.11.5. Giriş Trafoları

Şebeke gerilimini düşürerek veya yükselterek aküleri şarj edebilecek düzeye getiren trafolardır. Giriş trafoları oto trafoları ve izole trafoları olarak iki farklı yapıda olabilirler. Giriş trafoları ON-LİNE UPS’lerde çıkış gücünün %30’u kadar bir güçtedir. OFF-LİNE ve LİNE-İNTERACTİVE UPS modellerinde çıkış gücünün %10’u veya %30’u civarında yapılırlar. İzole giriş trafoları özellikle ON-LİNE UPS’lerde çok fazla yer ka

1-deneyin Adı: Dirençler Ve Direnç Hesaplamaları

Salı, 06 Kasım 2007

1-Deneyin adı: Dirençler ve direnç hesaplamaları

2-Deneyin amacı: Direnç renklerini okumak, board üzerinde devre kurma alışkanlığı kazanmak, avometre ile direnç, akım ve gerilim ölçmeyi öğrenmek.

3-Teorik bilgi:

DİRENÇ:

Direnç; akıma karşı gösterilen zorluktur. Elektronik devrelerde akım sınırlamasında kullanılan elemanlara da direnç denir. Üniversal birim sisteminde ‘R’ harfi ile gösterilir ve birimi ohm (Ω) dur. Dirençler kullanıldıkları yere ve amaca göre ikiye ayrılır:

a)Sabit dirençler:

I.Karbon dirençler

II.Telli (tel sarımlı) dirençler

III.Film dirençler

IV.Cermet dirençler

b) Ayarlı dirençler:

I.Trimpot

II.Potansiyometre

- Lineer potansiyometre

- Logaritmik potansiyometre

III.Reosta

a)Sabit dirençler:

I.Karbon dirençler: Karbon ve plastik reçinenin karışımı direnç olarak kullanılır. Karışım miktarı değiştirilerek istenen miktarda direnç elde edilir. Direncin en dışında epoksi koruyucu bulunur. Epoksi koruyucu ile direnç arasında yalıtım maddesi kullanılır.

II.Telli (tel sarımlı) dirençler: Porselen üzerine tel sarılarak elde edilir. Yüksek akım istenen yerlerde kullanılır. Yapısı itibariyle büyük değerli dirençler elde etmek zordur. Sarımlar arasındaki kaçak kapasite nedeniyle yüksek frekans devrelerinde kullanılmaya uygun değildir. Bu tip dirençlerden bazıları yapımları dolayısıyla meydana gelecek endüktif etki yok edilecek şekilde imal edilir. Bu tiplerde sarım, bir sıra düz, bir sıra ters olmaktadır.

III.Film dirençler: Film tip dirençler iki çeşittir. Karbon film tipte porselen tüp üzerine ince karbon kaplanmıştır. Metal film tipte film tabaka, porselen gövde üzerine spiral olarak kaplanmıştır. Direnç değerleri hassas olarak yapılır.

IV.Cermet dirençler: Seramik gövde üzerine çok yüksek sıcaklıkta karbon kaplamasıyla elde edilir. Çok hassas ve kararlıdırlar. Ebatları çok küçük ve kare şeklinde olanları baskı devre plaketinin bakırlı yüzeyinde hatların arasına konarak lehimlenir. Yüksek giriş empedanslı, zamanlama, kristal osilatörlü devrelerde kullanılır.

b)Ayarlı dirençler: Ayarlı dirençler yapıldığı direnç değerinin maksimum ve minimum değerleri arasında değiştirilen dirençlerdir. Üçe ayrılır:

I.Trimpot: Tornavida ile ayarı değiştirilen dirençlerdir. Birkaç ohm dan, birkaç megaohm a kadar yapılırlar.

II.Potansiyometre: Elle ayarlanabilen dirençlerdir. İki çeşittir:

-Lineer potansiyometre: Direnç değişimi doğrusaldır. Güç kaynağı vb.devrelerde kullanılır.

-Logaritmik potansiyometre: Değeri logaritmik olarak değişir.Yükselteç devrelerinde ses ayarında kullanılır.

III.Reosta: Akım kontrolünde kullanıldığından potansiyometrelerden farklı olarak daha büyük akımı taşıyacak şekilde telli veya karbon dirençli olarak yapılırlar.

DİRENÇ ve RENK KODLARI:

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif[/IMG]

Renk 1.Bant (1. Hane) 2. Bant (2. Hane) 3.Bant (Çarpan) 4. Bant (Tolerans) Siyah — 0 1 — Kahverengi 1 1 10 ±1 Kırmızı 2 2 100 ±2 Turuncu 3 3 1000 — Sarı 4 4 10000 — Yeşil 5 5 100000 ±0,5 Mavi 6 6 1000000 ±0,25 Mor 7 7 10000000 ±0,1 Gri 8 8 100000000 ±0,005 Beyaz 9 9 1000000000 — Altın — — 0,1 ±5 Gümüş — — 0,01 ±10 Renksiz — — — ±20 Tablo. 1

Not: Direnç renk kodlarını okurken bantların direnç uçlarından birine daha yakın olduğuna dikkat ediniz ve okumaya buradan başlayınız.

4-Araç ve gereçler:

-Güç kaynağı (6,53V) -Direnç (470 Ω)

-Avometre -Direnç (2,2 Ω)

-Kablo -Direnç (100 Ω)

-Board -Direnç (0,1 Ω)

5-İşlem basamakları:

-Yukarıdaki araç ve gereçleri tamamladım,

-Dirençlerin değerlerini Tablo. 1’den faydalanarak renklerine göre okudum,

-Avometre ile dirençlerin değerlerini ölçtüm,

-Sırasıyla devreleri board üzerinde kurdum,

-6,53V’luk gerilim vererek dirençlerin akım ve gerilimlerini ölçtüm,

-Bulduğum akım ve gerilim değerlerine göre direnç değerlerini hesapladım ve Tablo. 2’ye kaydettim.

6-Deney şemaları:

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image007.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image008.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image009.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image010.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image010.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image011.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image012.gif[/IMG]Şekil. 1: 1.direncin devresi [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image012.gif[/IMG]Şekil. 2 : 2.direncin devresi

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image013.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image014.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image015.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image007.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image008.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image016.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image017.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image010.gif[/IMG]

Şekil. 3 : 3.direncin devresi[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image012.gif[/IMG] Şekil. 4 : 4.direncin devresi

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image018.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image019.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image013.gif[/IMG]

7-Deney tablosu:

Direnç Renk Kodları Renk kodlarına göre okunan direnç (Ω) Avometre ile ölçülen direnç (Ω) Deneyde uygulanan gerilim değeri (V) Deneyde alınan gerilim değeri (mA) Akım ve gerilime göre hesaplanan değer (Ω) R1 sarı-mor-sarı altın 470000 468000 6,53 0,014 466000 R2 kırmızı-kırmızı kırmızı-altın 2200 2150 6,53 3 2176,6 R3 kahverengi-siyah sarı-altın 100000 99100 6,53 0,065 100461,53 R4 kahverengi-siyah kahverengi-altın 100 98,2 6,53 0,0655 99,694 Tablo. 2 8-Sonuç:

Sonuç olarak hesapladığım değerlerle avometre ile ölçtüğüm değerler arasında küçük farklar olduğunu gördüm. Bu farkın mutlak hata olduğunu ve bunun nedeninin ise dirençlerin toleranslarından kaynaklandığını anladım.

Rc Osilatörler

Salı, 06 Kasım 2007

RC Osilatörler

Kendi kendine sinyal üreten devrelere "osilatör" denir. Böyle devrelere dışarıdan herhangi bir sinyal uygulanmaz. Çıkışlarında sinüsoidal, kare, dikdörtgen, testere dişi gibi sinyaller meydana getirirler. Aslında bir osilatör, kendi giriş sinyalini kendi temin eden bir yükselteç devresidir.

Genel olarak osilatörler, sinüsoidal osilatörler ve sinüsoidal olmayan osilatörler olmak üzere 2 sınıfa ayrılırlar. Sinüsoidal osilatörler, çıkışında sinüsoidal sinyal, sinüsoidal olmayan osilatörler ise kare, dikdörtgen, üçgen ve testere dişi gibi sinyaller üretirler. Kare dalga üreten osilatörler devrelerine aynı zamanda "multivibrator" adı verilir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif[/IMG]

Şekil 3.26 - Temel Osilatör Blok Diyagramı

Bir osilatör devresinin meydana getirdiği sinyallerin veya osilasyonların (salınım) devam edebilmesi için Yükseltme, Geri Besleme, Freakns Tespit Edici ‘ye ihtiyaç vardır. Bir osilatör devresinde çıkışın bir miktarı şekil 3.26 ‘da görüldüğü gibi girişe geri beslenmesi gerekir. Devre kayıplarının önüne geçebilmek için girişe geri beslenmesi gerekir. Devre kayıplarının önüne geçebilmek ve osilasyonların devamlılığı için kullanılması gereken geri besleme Pozitif geri besleme olmalıdır. Bir osilatörün önceden belirlenecek bir frekansta osilasyon yapabilmesi için bir frekans tespit ediciye ihtiyaç vardır. Bu frekans tespit edici devre, filtre devresi olup istenen sinyalleri geçilip, istenmeyenleri bastırır. Osilatör çıkışındaki sinyalin, genlik ve frekansının sabit tutulabilmesi için, osilatör devresindeki yükseltecin, çıkış yükü ve pozitif geri besleme için yeterli kazancı sağlaması gerekir. Genellikle güç kazancının büyük olması, giriş ve çıkış empedansının birbirine kolayca uydurulabileceği tertip olarak emiteri ortak bağlantı olarak kullanılır.

Geri besleme, bir sistemde yüksek seviye noktasından alçak seviye noktasına enerji transferidir. Geri besleme girişi arttırıcı yönde ise pozitif, azaltıcı yönde ise negatif geri beslemedir. Bir osilatörün ihtiyacı, pozitif geri beslemedir. Bir osilatördeki geri besleme, frekans tespit edici devredeki zayıflamayı dengeler.

Çıkışında sinüsoidal sinyal üreten osilatörler, alçak frekanslardan (birkaç hertz), yüksek frekanslara (109 Hz) kadar sinyal üretirler. Alçak frekans osilatör tiplerinde frekans tespit edici devre için direnç ve kondansatörler kullanılıyor ise bu tip osilatörlere "RC OSİLATÖRLER" adı verilir.

RC osilatörler, 20 Hz - 20KHz arasındaki ses frekans sahasında geniş uygulama alanına sahiptir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]

Şekil 3.27 - RC Osilatörün Blok Diyagramı

Şekil 3.27 ‘deki blok diyagramda RC osilatörün blok diyagramı gösterilmiştir. Blok diyagramda R-C devresi hem pozitif geri beslemeyi, hem de frekans tespit edici devreyi sağlar.

Blok diyagramdaki yükselteç devresi, emiteri ortak yükselteç devresi olduğu için A noktasındaki kollektör sinyali ile beyz (base) üzerindeki sinyal 180° faz farklıdır. Sinyal, C1 üzerinden R1 üzerine (B noktası) uygulandığında bir faz kaydırma meydana gelir. (Yaklaşık 60°) Faz kayma meydana geldiği için genlikte de bir miktar azalma olur. B noktasındaki sinyal C2 üzerinden R2 ‘ye uygulanır. Böylece, yaklaşık 120° ‘lik bir faz kayma meydana gelir ve genlikte de azalma olur. C noktasındaki sinyal C3 üzerinden R3 ‘e uygulanırken (D noktası) 180° faz kaydırmaya maruz kalır. 3 adet RC devresinin her biri 60° faz kaydırıp toplam 180° ‘lik faz kaydırmaya neden olmuştur. D noktasındaki sinyal, transistörün beyzine uygulanan pozitif geri besleme sinyalidir.

İçindekiler Ve Konu Başlıkları :

Salı, 06 Kasım 2007

İÇİNDEKİLER ve KONU BAŞLIKLARI :

1- Renk Ölçüm Sistemlerinin Tanımı

2- Tarihçesi ve Türkiyedeki Gelişimi

3- Türkiyede Sanayideki piyasa hacmi ve Şirketler

4- Renk Ölçüm Sistemlerinin çalışma prensibi ve standatları, sistemin komple kapsamlı anlatımı.

5- Renk Ölçüm Sistemlerinin Yazılım ve Donanım Şekilleri resimleri ve teknik resimleri

6- Emniyet tedbirleri ve ekonomik faktorler

7- Malzeme seçimi ve boyutlandırma

8- İmalat ve Montaj resimleri

9- Öneriler

1-) Renk Ölçüm Sistemlerinin Tanımı :

Renk Ölçüm Sistemleri Spectrofotometre (Renk Ölçüm Cihazı) ve Renk Hesaplama ve Eşleme Yazılımından (Color Matching Software) oluşmaktadır.

Amaç gözümüz ile görmüş olduğumuz Renkleri teknolojinin yardımı ve spectrofotometre cihazları vasıtası ile doğru olarak ve standart yöntemlerle tespit etmektir.

Renk Ölçüm Sistemlerinin ilk kısmı olan Spectrofotometre cihazlarının Türkçe karşılığı Renk Ölçüm veya Renk Tespit Cihazıdır. Bu cihazlar renkleri ışık vasıtası ile ölçmektedirler. Renkleri tespit etmek için kullanılan bu ışıklar bir ışık kaynağı (Lamba) vasıtası ile sağlanmaktadırlar. Bu ışık kaynakları (lambaları) Halogen, Tungsten, Xenon Flash lamba veya Led lamba gibi özellikli ve sadece bu sistemler için üretilmiş özel ışık kaynaklarıdır.

Spectrofotometre cihazları insan gözü ile görülebilen dalga boyu prensipleri esas alınarak icat edilmiş olan cihazlardır.

Bir insanın gözü yaklaşık olarak 300 nanometre dalga boyu ile 800 nanometre dalga boylar arasındaki ışık dalgalarını (huzmelerini) görebilmektedir. Yani insan gözü 300 nanometrenin altında olan Ultra Viole (Mor Ötesi) ışık dalgalarını ve 800 nanometrenin üzerinde olan Infra- Red (Kızıl Ötesi) dalga boylarını görememektedir.

Bu sebeple özellikle Reflectance (Yansıma) Renk Ölçümü yapan Spectrofotometre cihazları insan gözünün algılama hassasiyeti olan bu iki sınır baz alınarak ölçüm yapan cihazlar olarak icat edilmiş ve üretilmişlerdir.

Genel olarak Dünya da Spectrofotometreler için standart olarak alınan dalga boyu sınırı aralığı 400 nm ile 700 nm arası olan Spectrum dur. Değişik markalar altında üretilen tüm spectrofotometre cihazlarının ölçüm aralığı temel olarak bu sınırı baz almıştır.

Spectrofotometre cihazlarının aşağıda ayrıntılı olarak tekrar anlatılacağı üzere temel çalışma sistemi şu şekildedir.

Spectrofotmetre cihazının kendisine ait içi Baryum beyazı kaplı bir ışık küresi vardır. Bu kürenin içerisinde Xenon flash lamba çaktığında yansıyan ışık, mercekler ve fiber optik kablolar vasıtası ile Analyzer dediğimiz bir ışık ayrıştırıcıya iletilmektedir. Bu ışık ayrıştıcı parça 256 diod dan oluşan ve 400 nm ile 700 nm arasındaki Spectrum u ayırıp elektriksel sinyallere çeviren bir elektronik bir parçadır ve daha sonra bu sinyaller yansıma verileri olarak bilgisayara yollanır.

Renk Ölçüm Sistemlerinin diğer kısmı ise Renk Hesaplama ve Eşleme yazılımı olan Color Matching Software kısmıdır. Bu kısım bir program olarak Bilgisayar da Windows işletim sisteminin üzerine kurulur ve Spectrofotometre cihazı ile birlikte olarak entegre çalışır.

Spectrofotmetre cihazından gelen Yansıma verileri bu program vasıtası ile işlenerek Renk kalite kontrolü veya renk hesaplama eşleme işlemleri kolaylıkla yapılabilmektedir.

Spectrofotometre cihazlarının ayrıca Portable (taşınabilir) modelleri de bulunmaktadır. Bu modellerin üzerinde kendilerine ait olan LCD ekran vasıtası ile anlık olarak renk ölçümü yapılarak bu ekranda sonuçları görebilmek mümkün olmaktadır. Bu LCD ekranda kısıtlı olarak yapılabilen bu işlemler ve görülebilen sonuçlar bir çok kullanıcı için yeterli olabilmekte ve Renk Hesaplama ve Eşleme Yazılımı olmadan ve bilgisayara bağlamadan bağımsız olarak bu cihazları kullanabilmeyi tercih edebilmektedirler.

2- Renk Ölçüm Sistemlerinin Tarihçesi ve Türkiyedeki Gelişimi :

Tüm Dünya da Renk Ölçüm Sistemlerinin tarihi oldukça yeni sayılmaktadır. İlk Renk Ölçüm Cihazı ve Spectrofotometre cihazının babası denilebilecek cihaz 1960 lı yılların başında üretilen ve büyüklüğü bir otomobil kadardır. Bu Cihaz İsviçre de Datacolor firmasının girişinde son yıllara kadar sergilenmekte idi.

Profesyonel anlamda ise ilk Spectrofotmetre cihazı 1985 li yıllar da üretilmiştir. Tabii ki bilgisayar ve elektronik teknolojisinde ki gelişmeye bağlı ve paralel olarak bu cihazlardaki gelişme de hızla ilerlemiş ve günümüzdeki en son teknoloji ve ölçüm hassasiyetine sahip spectrofotometre cihazları üretilebilmiştir.

Bu cihazları Dünya üzerinde üretebilen ve Dünya çapında pazarlayabilen 3 ülke bulunmaktadır.

1-) Japonya

2-) Almanya

3-) Amerika Birleşik Devletleri

Japon üretici firmalarına örnek olarak :

Konica,

Minolta,

Almanya üretici firmalarına örnek olarak :

BYK Gardner,

Techkon

Sheen

Amerika Birleşik Devletleri üretici firmalarına örnek olarak :

Datacolor,

Xrite,

Hunterlab,

Gretag,

Macbeth,

Colorgen

Firmaları üreticilere örnek olarak verilebilmektedir.

Ülkemizde ise bu cihazların üretimi son yıllar da TÜBİTAK ın girişimleri ve Ar-Ge çalışmaları neticesinde ortaya çıkmıştır. Oldukça geç kalınan Tübitak ın üretim ve pazarlama girişimleri ülkemizde bulunan marka aşıklığı sebebi ile pek sonuç vermeyecek gibi görünmektedir. Çünkü Üniversitelerimizde veya Tübitak gibi Araştırma Geliştirme yapılan kurumlarda ortaya çıkarılabilen ürünler, cihazlar veya yapıtlar ticari olarak bir kazanca dönüşmediği müddetçe hiçbir anlam ifade etmeyecek ve atıl bir vaziyette kalacaktır.

İcat edilen veya üretilen bir eser ticari olarak firmalara veya son kullanıcılara ulaştırılıp gerçekten bir ticari kar edilmesi gerekmektedir. Bunun akabin deki süreç te bu üretilen ürün veya cihazların yaşama şansı doğabilecektir.

Fakat bu konuda oldukça geç kalınmıştır. Atı alan alan Üsküdarı çoktan yıllar öncesin de geçmiştir. Çünkü bu konularda faaliyet gösteren yabancı firmalar özellikle Datacolor, Xrite ve Minolta gibi firmalar alanlarında nerede ise tekel haline gelmişlerdir.

Yıllardır ülkemiz de faaliyet gösteren bu firmalar bu Spectrofotmetre cihazlarını yüksek fiyatlardan ülkemizde satmış ve yine çok yüksek servis, kalibrasyon, onarım ve yedek parça fiyatları ve hizmet bedelleri ile ülkemiz de ki müşterilerin den çok fahiş karlar elde etmişlerdir. Amaçları bu sistemin teknolojisini ellerinde tutarak Türkiye gibi bu sistemlere muhtaç ülkeleri kendilerine bağımlı kılmaya çalışmaktır.

Lakin kendi ülkelerinde teknik eğitim verdikleri Türk teknik personelinin daha sonraları bu hizmetleri kendi firmaları vasıtası ile vermeye başlamalarından sonra bu alandaki tekelleri kırılmaya başlanmıştır. Lakin bu alanda uluslar arası faaliyette bulunan bu firmalar hiçbir şekilde ellerinde ki bu kolay kazanma fırsatını kaybetmemek için yerli Spectrofotometre cihazı üretici ve servis hizmeti veren firmaları yıldırmaya çalışarak piyasa dan silmeye çalışmaktadırlar.

Değişen, Gelişen ve Globalleşen dünya sayesinde ürünlere, yedek parça, ara ürün ve hizmetlere kolay ulaşım sayesinde bu tekelleşmenin önünde durmak daha da kolay olabilecektir.

Bu konular ile ilgili olarak Türkiye de çalışmaları devam eden firmalar, üniversite çalışanları ve özel şahıslar bulunmaktadır.

3- Türkiye de Sanayideki Piyasa Hacmi ve Şirketler

Renk Ölçüm Sistemleri ve Spectrofotometre cihazları renk ile ilgili olark tüm sanayi ve diğer sektörlerde kullanılabilmektedir.

Örnek Olarak :

Tekstil, Boyahane, Konfeksiyon, Plastik, Ambalaj, Deri, Kozmetik, Boya, Otomotiv,Gıda, Kağıt, Maden, Matbaa, Cam, Pigment, Diş, Mobilya, Halı, Kaucuk, Seramik, İplik, Mürekkep, Eczacılık, Kimya sanayilerin de ve üretim sektörlerinde kullanılmaktadır.

Piyasa daki en ucuz Spectrofotometre cihazının fiyatı 8.000 Euro dan başlayıp 50.000 Euro ya kadar çıkabilmektedir. Piyasa da ağırlıklı olarak Tekstil, Plastik, Boya, deri, Kağıt firmaları yoğun olarak bu cihazları kullanmaktadır.

Ülkemizde tahminen bu sektörler de faaliyet gösteren 10.000 kadar firma olduğuna göre yaklaşık olarak 80.000.000 Euro luk bir sektör hacmin de söz etmek mümkün olabilmektedir.

Bu Sektörde Faaliyet Gösteren Yerli ve Yabancı Başlıca Şirketler Şunlardır.

Datacolor International ABD Üretici

Hunterlab Inc ABD Üretici

Xrite ABD Üretici

Gretag ABD Üretici

Macbeth ABD Üretici

BYK Gardner Almanya Üretici

Techkon Almanya Üretici

Minolta Japonya Üretici

Konica Japonya Üretici

Tübitak Türkiye Üretici ve Ar-Ge

Data Servis Türkiye Servis ve Kalibrasyon

Teydem Türkiye Software Ar-Ge

4- Renk Ölçüm Sistemlerinin Çalışma Prensipleri

Standartları, Sistemin Komple Kapsamlı Anlatımı :

Temel Olarak Renk Ölçüm Sistemlerini anlatmadan önce Renk nedir onu tanımlamamız gerekmektedir.

Renk Nedir :

İnsan gözünün algılayabildiği belirli dalga boyları arasında ki ışığın nesnelerden yansımasıdır. Yani aslında Renk = Işık demektir.

Aslında çevremizde gördüğümüz hiçbir nesnenin rengi yoktur. Her nesne üzerine düşen ışık demetinde ki (Spectrum da ki ) dalga boylarından bir kısmı absorbe eder.(Yutar). Diğer bir kısmını ise yansıtır. Yansıttığı dalga boylarına göre biz o nesneyi o renkte görürüz. Işık demetinde ki tüm dalga boylarına yutan nesneler siyah olarak görünür. Tüm dalga boylarını yansıtır ise beyaz olarak görünür.

Eğer çevremizdeki renkli olarak görmüş olduğumuz nesnelerin kendine ait bir rengi olmuş olsaydı gece karanlığında da bu nesnelerin rengini görebiliyor ve renklerini algılayabiliyor olurduk.

Çevremizde gördüğümüz nesneler aslında kendilerine ait olan olan bir özellikten dolayı üzerlerine düşen Işık demeti huzmesin de ki (Spectrum daki) hangi dalga boyunu (renk) yansıtıyor ise biz onları o renkte algılarız.Bu nesne ışık demeti içersindeki diğer renkleri ise absorbe eder.(Yutar)

Basit olarak nesne ışık demetindeki tüm renkler yansıtıyor ise bu nesnenin rengini BEYAZ olarak algılarız. Eğer bu nesne ışık demetinde ki tüm renkleri yutuyor ise bu rengi SİYAH olarak algılarız.

Örnek Spectrum Aşağıda ki Gibidir.

300 nm [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.jpg[/IMG] 800 nm

Gözümüzün algılayabildiği nanometrik alan yaklaşık olarak 300 nm ile 800 nm arasındaki dalga boyudur. 300 nm nin altında ki dalgalar Mor Ötesi (Ultra Viole), 800 nm nin üstündeki dalgalar ise Kızıl Ötesi (Infra Red) olarak tanımlanır. 300 nm nin altı ve 800 nm nin üstü nanometrik yansıma renk tanımlamalarında kullanılmamaktadır Hatta bu alan daha da daraltılarak 400 nm ile 700 nm arası dalga boyları renk tanımlamalarında kullanılmaktadır.

Konumuzda belirtmiş olduğumuz Renk Ölçüm Cihazları (Spectrofotometre) temel de bu prensiplere göre ölçüm yapıp çalışmaktadırlar.

Bir Rengin Renk Ölçüm Sisteminde ki Tanımlanma Adımları aşağıdaki gibidir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.jpg[/IMG]

Sample : Renkli Numune

Illumination&Optics : Işık Kaynağı ve Optik İletimi

Dispersion : Analyzer da Spectrum Ayrışmasının Tanımlanması

Detection : Analyzer daki Optik diyotlar tarafından algılanma

Signal Processing : Analyzer daki algılanan ışığın elektronik işlenmesi

Reported Quantity : Bilgisayar daki Raporlanan veri

Yukarıda açıklamış olduğumuz Spectrum a göre örnek renk yansımaları aşağıdaki gibidir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Yukarıdaki görüntülenen şemalar daki renklerin tanımı şu şekilde yapılabilir.

Kırmızı : Spectrum da göründüğü üzere 560 nanometreye kadar olan olan alandaki ışınlar absorbe edilmiş (Yutulmuş) 560 nanometre den 700 nanometre ye kadar ki ışınlar yansıtılarak klırmızı renk yansıma sağlanmıştır.

Yeşil : 450 nanometreye kadar olan ultraviole ışınlar absorbe edilmiş, 450 namometre ile 57 nanometreye kadar olan mavi,yeşil ve sarı ışınlar yansıtılmıştır. Renk Yeşildir. Kırmızı ışınlarda absorbe edilmiştir.

Lacivert : Mavi ve kırmızı ışınlardan bir miktar yansıma mevcuttur. Diğer ışınlar absorbe edilmiştir.

Siyah : Spectrum daki tüm ışınlar absorbe edilmiştir ve yansıma bulunmamaktadır.

Beyaz : Beyaz renk yukarıdaki örneğimizde yer almamaktadır lakin beyaz renk siyah ın aksine mümkün olduğunca tüm ışınları maximum düzeyde yansıtmaktadır.

İnsan Beyninin Renkleri Algılaması :

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.gif[/IMG]

Işık Kaynağı -> Obje-> İnsan Gözü -> Optik Sinirlerimiz-> Beynimiz

Renkleri beynimiz yukarıdaki şemadaki gibi algılamaktadır.

Örnek Olarak :

GRETAGMACBETH SPECTROPHOTOMETRE

RENK ÖLÇÜM CİHAZLARININ SATIŞ ÖNCESİ TEKNİK DETAYLARI

Gretagmacbeth firması tüm sektöre hitap eden geniş ürün paletine, müşteri gereksinimleri, problemleri göz önüne alarak ve 85 yıllık tecrübesini ortaya koyarak, ColorEye XTH portatif spectrophotometer cihazını geliştirerek dahil etmiştir.Aşağıda renk ölçüm cihazının gerekliliği, karşılaştığınız bazı renkölçüm problemlerinin ColorEye XTH cihazı ile diğer portatif cihazlara göre sağlayacağınız avantajlı çözümler açıklanmıştır.

A-Renk ölçüm cihazı işletmelerde neden ihtiyaç haline gelmiştir, bizim görsel kararımız yeterince doğru değilmidir?

Görsel renk değerlendirmesi tabii olarak subjektiftir.Bu da görsel renk limitlerinde sapmalara neden olur. Renk değerlendirilmesinde, değerlendiren kişinin yaşı, psikolojisi, renk hafızası, dış etkenler değerlendirmenin subjektif olmasının başlıca nedenidir.Aynı sarı rengi bir kişinin kanarya sarısı, diğerinin limon sarısı olarak değerlendirmesi son derece normaldir. Benzer olarak renk , renk karşılaştırmasında da bir kişi kabul ederken , diğerinin renk onayını vermemesi mümkündür. Görsel renk karşılaştırması yapılırken sürekli olarak aynı iki renk örneğine 10 saniyeden fazla bakılırsa gözün hata olasılığı yüksektir. Karşılaştırma yapılan renklerin etrafında bulunan renkler de görsel değerlendirmeyi yanıltır.

Bütün bu etkenler, müşteri ve tedarikçi arasında renk sonuçlarıyla iletişim kurmak ve standart sağlamak istendiğinde problem olarak karşımıza çıkar. Renk ölçüm cihazları görsel renk değerlendirilmesini subjektif olmakta çıkarmak, destek ve tamamlayıcı faktör olarak kullanılmalıdır. Ayrıca renkölçüm cihazı, numune ve standart arasındaki renk farkını, insan gözünün tespit edebileceği minimum seviyenin çok altında tespit eder.

B-Spectrophotometer ile Colorimeter arasındaki fark nedir?

Colorimeter, sadece üç geniş data noktasından ölçüm alarak gözü simüle etmeye çalışır. Spectrophotometer ise, 400-700nm görünür bölgede,dalga boyuna göre yansıma değerlerinden oluşan reflektans eğrisine göre karşılaştırma yapar. Bu bölgede cihazın özelliğine bağlı olarak 10nm veya 20nm aralıklarla 16 veya 32 noktadan tarama yaparak ölçüm aldığı düşünülürse spektrofotometreler çok daha hassas sonuçlar verir. Spektrofotometrelerin seçiminde 10nm aralıklarla ölçüm alan modeller seçilmiştir. Özellikle yüksek chroma (renk şiddeti yüksek olan) özelliğinde olan renklerde 20nm aralıklı çalışan cihazlarda sonuçlar interpolasyonla değerlendirileceğinden sonuçlarda sapmalar görülebilir. Ayrıca, eğer spektrofotometre beraberinde bir formulasyon programı ile kulanılacak ise 10 nm aralıklı çalışanların, alınacak formulasyonu üç katı daha iyileştirdiği söylenebilir.

Renk ölçüm için eğer colorimeter kullanılırsa, metamerism özelliği tespit edilemez. Spektrofotometre ile metamerism problemi olup olmayacağı belirlenebilir.

Metamerism:Rengin farklı ışık kaynakları altında, farklı davranış göstermesidir. İki rengin karşılaştırması yapıldığında bir ışık kaynağı altında kabul görüp, diğer ışık kaynağı altında renk renk farkı görülüyorsa burada metamerism özelliği var demektir. Kontrol edilen ürün, tüketiciye farklı ışık kaynağı altındaki farklı ortamlarda sunuluyorsa, metamerism özelliği kesinlikle kontrol edilmelidir. Reflektans eğrisini, rengin parmak izi olarak tanımlayabiliriz ve buna bağlı olarak en doğru renk karşılaştırmasının spektrofotometre ile yapılması gerektiği gerçeği ortaya çıkar.

ColorEye XTH bir spektrofotometredir ve 10nm aralıkla yansıma değerini ölçerek karşılaştırma yapar.

C-Eğer ölçüm yapılacak parça üzerinde ölçüm alacak düz bir yüzey bulunamazsa bu ölçüm sonucuna nasıl etki eder?

Günümüz otomobil , beyaz eşya vb. malzemelerin dizaynlarında ağırlıklı olarak eğimli parçalar kullanılmaktadır. Bu, GretagMacbeth firmasının, yapısında 3-D Targeting teknolojisi içeren ve sektörde tek olan ColorEye XTH cihazını dizayn etmesinin en önemli sebebidir. Bu teknoloji, en komplike boyut, şekil ve yüzeylerde, eğimli ve düz parçalarda hassas ve tekrarlanabilir renk ölçüm sonuçları alınmasını sağlar.

Bu , bitmiş bir mamul için renk ölçümünün, sadece düz bir numune yerine, gerçek mamul üzerinden yapılabileceği anlamına gelir.

D-Geniş bir boyut aralığında üretim yapıyorsanız kaç tane farklı cihaz veya aksesuara ihtiyacınız olacaktır?

ColorEye XTH, hem küçük, büyük numuneleri aynı anda ölçebilir. Portatif cihazlarda d/8 geometresinde çalışıp, ölçüm gözü değiştirmeye gerek olmaksızın büyük ve küçük numunelerden ölçüm almak ColorEye XTH ile mümkün olacaktır. 10nm ve 4nm ölçüm gözünün aynı cihaz üstünde olması ve cihazın herhangi bir müdahaleye gerek duymaksızın otomatik olarak sonuç vermesi, değişik boyutlarda ölçüm ihtiyacında büyük bir avantaj sağlayacaktır.

Diğer portatif renk ölçüm spektrofotometrelerinin kullanımı için gereken minumum numune boyutundan çok daha küçük numunelerle çalışılabilecektir ve parça boyutuna uygun kılmak için fazla sistem almanın veya sisteme parça boyutu uydurma maliyeti elimine edilmiş olacaktır.

E-Cihaz teknolojisi, tedarik zincirinde renk kalite kontrolünün geliştirilmesinde nasıl yardımcı olur?

ColorEye XTH, dünyada referans spektrofotometresi olarak bilinen ColorEye 7000 serisi cihazlarla ve ColorEye 2180 cihazı ile karşılaştırıldığında son derece tekrarlanabilir ve hassas sonuçlar verdiği görülmüştür. Aynı karşılaştırma İnter instrument agreement (farklı iki cihazın, aynı parça üzerindeki renk ölçüm sonuçlarının uyumu) özelliği içinde yapılmıştır.

Bu durum sadece müşteri gereksinimlerini karşılamakla kalmayıp aynı ürün üzerinde birden fazla tedarikçinin renk tutturma problemi ortadan kalkmış olup, problemsiz olarak tedarikçi sayısı arttırılabilir. Müşterilerimiz ve satıcılarınız aynı renkler ve standartlarla çalışabilir.

F-ColorEye XTH cihazının kullanımı, üretim hattını yavaşlatırmı?

Cihaz , 3-D Targeting foot-single flash özelliğine sahiptir. Bu da cihazın kullanımının hızlı ve kolay olmasını sağlar. Yüksek hızlı profesör ColorEye XTH diğer portatif sistemlere göre iki kat daha hızlı ölçüm yapmasını sağlar.

Bu sebeple, kullanıcının verimliliğini iki katına çıkarır.

G-Cihaz kullanımı için bir teknisyen eğitmek yada tahsis etmek zorunda kalınırmı?

ColorEye XTH bu ölçüde kolay kullanımlı dizayn edilmiş tek cihazdır. Standart ve numunenin ölçümü için ayrı butonlar vardır. Bu da cihazın kullanımını ışığı açıp kapamak kadar kolay hale gelir.

Özel bir eğitim gerekli değildir. İşletmenizdeki işçiden mühendise, herhangi biri cihazı kullanabilir.

H-ColorEye XTH cihazını diğer portatif cihazlardan daha verimli kılan nedir?

Yeni XT5 teknolojisi . Bu teknoloji, aynı anda beş data tutabilen iki boyutlu CCD sisteminden oluşur. Herhangi bir matematiksel ayarlama veya birden fazla okuma gerektirmeksizin parlaklık komponentini dahil eden veya etmeyen (specular ıncluded/specular excluded) değerleri aynı anda alınabilir.

Bu durumda ColorEye XTH, diğer portatif sistemlere göre daha kısa zamanda , daha fazla sayıda numune ölçebilir.

Cihazın optik sisteminde Xenon flash lamba mevcuttur. Bu da özellikle koyu renklerde birden fazla ölçüm alınması gereksimini ortadan kaldırır.Çünkü, tungsten lamba kullanılan sistemlerde, yüzeye daha fazla ısı verileceğinden, termokromik(sıcaklık ile rengi değişen) renklerde okuma hassasiyeti düşer.

I-ColorEye XTH için limitli bir bütçe yeterli olur mu?

Bu cihaz, büyük masaüstü cihazların yarı fiyatı maliyete sahiptir.Diğer portatif sistemlere göre çok sayıda üstün özelliği ile birlikte, cihaz %30 daha düşük fiyata sahiptir.

Bu kadar yeni ve üstün özelliği bir arada bulunduran ve mukayese edilebilir mertebede fiyata sağlayabilen başka bir portatif cihaz mevcut değildir.

J-Teknik Servis ve kalibrasyon için cihazın yurt dışına gönderilmesi gerekir mi ?

Santraller

Salı, 06 Kasım 2007

SANTRALLER

Santral Nedir?

İnsanların günlük yaşantılarında elektrik vazgeçilmeyen bir enerji olmuştur. Hemen hemen her alet/makine için elektrik gerekli bir enerjidir. Doğadaki başka bir maddeden elektrik enerjisi üreten kuruluşlara santral denir. 3 tür santral vardır.

Elektrik santralleri, başka enerji biçimler (termik, nükleer, hidrolik, jeotermal, güneş, rüzgâr, gelgit v.b) elektrik enerjisine dönüştürmek amacıyla bir araya getirilmiş donanımlardan oluşan işletmelerdir. Çağımızda büyük güçlü sınai donanımların çoğunluğu, hidrolik ve termik (klasik ve nükleer) santrallerden meydana gelmektedir. Türü ne olursa olsun, her elektrik santralı, temel olarak bir enerji kaynağı, hareketlendirici bir aygıt, bir alternatör ve bir dönüştürme istasyonundan meydan gelir

Santral çeşitleri

1.Hidroelektrik Santral

2.Termik Santral

3. Nükleer Santral

Yurdumuzda hangi tür santraller bulunmaktadır?

Ülkemizde sadece termik ve hidroelektrik santralleri bulunmaktadır.

1.Hidroelektrik Santraller: Hidroelektrik santraller ile elektrik üretimi, dünyada toplam elektrik üretimine yaklaşık %23 oranında katkıda bulunmaktadır. Hidroelektrik santralleri ile enerji üretimi için uygun coğrafi koşulların sağlanması gerekmektedir. Günümüz koşullarında kullanılabilir hidroelektrik kapasitenin büyük bir bölümü hali hazırda kullanılmaktadır. Türkiye açısından enerjinin durumu ele alındığında, bazı kaynaklar açısından şanslı bir ülke olduğumuz ortaya çıkmaktadır. Özellikle Güney ve Doğu Anadolu bölgelerimizde hidroelektrik santraller sayesinde üretilen elektrik enerjisi küçümsenemez. Kurulması planlanan veya inşaatı süren birçok hidroelektrik santralleri, Türkiye’nin geleceğine damga vuracaktır. Hidroelektrik santraller, temiz enerji kaynakları arasında değerlendirmek gerekir.

Ülkemizdeki akarsuların hidroelektrik potansiyelinin geliştirilmesi amacı ile 485 adet hidroelektrik santral (HES) projesinin geliştirilmesi planlanmış bulunmaktadır. Bu çalışmalar sonucunda ülkemizin akarsularının toplam kurulu gücü 34592 MW, hidroelektrik enerji potansiyeli ise 122332 GWh olarak hesaplanmıştır. 1999 yılı sonu itibariyle geliştirilerek işletmeye açılan 113 adet HES projesinin toplam kurulu gücü 10631 MW olup, enerji üretim kapasitesi yılda ortalama 38493 GWh’dır. Bu ise toplam hidroelektrik potansiyelin ancak %31’inin geliştirildiğini göstermektedir. Bu oran halen inşaatı devam etmekte olan toplam 4246 MW Kurulu gücünde ve 14020 GWh enerji üretecek olan 38 adet HES projesinin tamamlanarak işletmeye alınması ile %43’e ulaşacaktır.

DSİ Türkiye’de su kaynaklarını geliştirme projelerini, gerçekleştirmekten sorumlu kurumdur. Hidroelektrik enerji üretecek projeleri geliştirmektedir. Türkiye’de bugüne kadar 125 hidroelektrik santral işletmeye alınmıştır. Türkiye’de bugüne kadar işletmeye alınan 11643 megawatt kurulu güçteki hidroelektrik santrallerde yılda ortalama 42,2 milyar kilowatt saat enerji üretmektedir. DSİ tarafından inşa edilen hidroelektrik santrallerin toplam kurulu gücü 9912 megawatt’dır. DSİ tarafından inşa edilen hidroelektrik santrallerde yılda ortalama 35,7 milyar kilowatt saat enerji üretilmektedir. 40,5 milyar kilowatt saat enerji üretecek 102 hidroelektrik santralın inşaatı DSİ yatırım programında bulunmaktadır. DSİ dünyanın en büyük su projelerinden biri olan GAP’ı da gerçekleştiriyor. GAP ‘da 22 baraj, 19 hidroelektrik santral inşa edilecek olup, 9 baraj ve 5 hidroelektrik santralın inşası tamamlanmıştır. GAP‘da tamamlanan hidroelektrik santrallerde, 20 milyar kilowatt saat enerji üretilmektedir. Devam eden projeler ile 7 milyar kilowatt saat daha enerji üretileceği bildirilmektedir.

Hidroelektrik santrallerinin yapımı çok pahalıdır.Buna karşın , elektrik enerji üretimi kolay ve ucuz olması yüzünden en çok tercih edilen santrallerdir.Ülkemizin , bol yağış alan iklimi ve akarsularının bolluğu nedeniyle bir çok baraj yapılmış ve hidroelektrik santralleri kurulmuştur.Atatürk , Keban , Gökçekaya , Hirfanlı , Oymapınar , Sarıyar , Karakaya önemli hidroelektrik santrallerimizdir

2.TERMİK SANTRALLER: Yanmayla ortaya çıkan ısı enerjisinden elektrik enerjisi üreten merkeze termik santral denir. .Yanma, bir kazan yada buhar ürecinde gerçekleştirilir ve suyun buhara dönüştürülmesini, daha sonrada bunun yüksek basınç altında (160 bar),yüksek sıcaklıkta(550’C)çok ısıtılmasını sağlar. Buhar önce türbinin yüksek basınçlı bölümünde ve daha sonra yeniden çok ısıtıldıktan sonra orta ve alçak basınçlı bölümlerde genişler. Birbirini izleyen bu genişlemeler sırasında ısı enerjisi mekanik enerjiye dönüşür. Kondansatörde soğutulunca su yeniden eski haline geçer; türbinden çektiği buharla çalışan bir yeniden ısıtma bölümüyse suyun ısısını yükseltip kazana gönderir. Buhar ve su bir kapalı devre halinde dolaştıkları için, bu çevrim sonsuza kadar yenilenir.

Duman kazan çıkışında büyük oranda ısı yitirir ve havaya verilir; Böylece yanma olayı gerçekleşir. Kömürle çalışan santrallerde dumanın daha sonra elektrostatik düzenekler yardımıyla tozu alınır ve bacadan dışarı atılır. Bu arada türbinde yaratılan mekanik enerji bir alternatöre iletilir ve burada elektrik enerjisine dönüştürülür. Türbo-alternatör gurubunun uzunluğu 600 mega voltluk bir güç için bazen 50m’aşar; verilen elektrik akımıysa 20 000 voltluk bir gerilim altında 19 200 ampere ulaşır. Modern bir termik santralın verimi %40 dolayındadır.

Termik santrallerde kullanılan yakıtlar mazot, gaz ve kömürdür. Mazot içi gerekli olan tesisler basit tesislerdir; mazot 30000-40000mküp hacimli, silindir biçiminde metalik depolarda saklanır. Depolardan alınıp ısıtılan mazot püskürtülerek brülörlere aktarılır.Gaz kullanımı için gerekli olan donanımlar çok az sayıdadır; Gaz brülörlere gönderilmeden önce yalnızca genişletilir,filtreden geçirilir ve ısıtılır.

Termik santrallerde kömür kullanımı; için gerekli olan tesisler gaz ya da mazota oranla çok daha önemli ve büyüktür. Burada özellikle kömürün demiryolu, akarsu ya da deniz yoluyla santrale getirilmesi, boşaltılması, depolanması, santral alanı içinde dolaştırılması ve kazana verilmesi için gerekli tesisler yapılmalıdır. Kömür önce toz haline getirildikten sonra, önceden mazotla 500’C’a kadar ısıtılmış olan yanma odalarının brülörlerine kuvvetli bir hava akımıyla gönderilir. Bu odaların birkaç yüz m küp‘ü bulan bir hacmi ve birkaç bin m kare büyüklüğünde bir ısıtma alanı vardır. Büyük bir termik santralin kömür tüketimi günde 3 000 t‘u aşar.

Termik santraller içinde linyitli olanlar diğerlerinden çok daha önemli ve güçlü olup, ülkemizin toplam elektrik üretimi içinde linyite dayalı termik santrallerin parayı giderek artmaktadır.Yerli enerji kaynaklarımız içinde günümüzde de önemini koruyan linyit yatakları,ülkemizin hemen her yerinde bulunmaktadır.En büyük linyit yatakları,Afşin-Elbistan, Muğla , Soma, Tunçbilek, Seyitömer, Konya, Beypazarı,Adana Tufanbeyli ve Sivas havzalarında bulunmakta olup, kurulu termik santraller de bu bölgelerde yer almaktadır.Ülkemizde 177 adet sahada görünür 7,3 milyar ton linyit rezervinin 3,4 milyarını

1100 Kcal/kg civarında ısıl değere sahip olan Afşin-Elbistan linyitleri oluşturmaktadır. Linyit, konut sektöründe, termik santrallerde ve sanayi sektöründe yaygın olarak kullanılmaktadır. Kaliteli olanlar konut ve sanayi sektörlerinde düşük ısıl değerli olanlar ise termik santrallerde tüketilmektedir. Linyitlerin büyük kısmı düşük kaliteli olduğundan %77 ‘den fazlası termik santrallerde kullanılmaktadır.

Kangal Termik Santrali

3.Nükleer Santral: Bu santrallerde yüksek basınçlı buharla türbinler döndürülür. Buharı elde etmek için enerjiden yararlanılır.

1939 yılında bilim adamları, radyoaktif element olan uranyumu nötronlarla bombardıman ederek daha küçük kütleli farklı iki çekirdeğe bölmeye başarmışlardır.Bu bölünme sırasında kütle kaybından dolayı çok büyük enerjinin açığa çıktğı görülmüştür.Bu enerjiye nükleer enerji denir.

Reaktörler, kontrollü nükleer enerji üreten sistemlerdir.

Uranyum yakıt çubukları reaktörün kalbini oluşturur.Buradan çıkan enerji , kalbin çevresinde dolaşan suyu ıstır.Yüksek basınç altında ısıtılan su , buhar jeneratöründeki suyu ısıtarak buharlaştırır.Bu buhar elektrik üreten jeneratörün türbinlerini , onlar da rotoru döndürür.Bir nükleer reaktörde enerji dönüşümü aşağıdaki gibi olur.

Nükleer Enerji=}Isı Enerjisi=}Hareket Enerjisi=}Elektrik Enerjisi

Çekirdek reaksiyonları fisyon ve füzyon olmak üzere iki şekilde olur.

Jeneratörler, mekanik enerjiye elektrik enerjisine çeviren aletlerdir. Doğru akım jeneratörlerine dinamo, alternatif akım jeneratörlerine ise alternatör denir.

Jeneratör; büyük bir elektromıknatıs (statör) ile bunun kutupları arasına yerleştirilmiş ve demir çekirdek üzerine çok sayıda bakır tel sarılmış döner bobin (rotor) olmak üzere iki ana kısımdan oluşur.

Elektromıknatısın N kutbundan S kutbuna giden manyetik alanı kuvvet çizgilerinin bir telle kesilmesi ile elektrik akımı oluşur. Bobinin tam devir yapması sırasında bu kuvvet çizgileri , iki tarafta birer kez kesildiği için akımı çift yönlüdür.

Bu akım alternatif akımdır ve statör üzerinden dış devreye alınır. Ülkemizde kullanılan alternatif akım saniyede 100 kere yön değiştirir.

1.Fisyon (Bölünme, Parçalanma)

Ağır bir nötron taneciğinin atom çekirdeklerine çarpması sonucunda birbirine yakın kütleli kararsız iki çekirdeğe bölünmesi olayıdır.

Fisyon sırasında üç tane nötron ve enerji açığa çıkar. Bu nötronların da başka bir çekirdeğe çarparak yeni çekirdek bölünmeleri meydana getirmeleri , zincirleme bir biçimde devam eder.Açığa çıkan bu büyük enerji , atom bombasının temelini oluşturur.

Reaktörlerde çekirdek reaksiyonu kontrollü bir biçimde yavaşlatılarak süreklilik sağlanır.

2.Füzyon (Birleşme, Kaynaşma)

Hafif iki çekirdeğin, uygun koşullarda birleşerek daha ağır ve kararlı bir çekirdeğe dönüşmesi olayına ise füzyon denir.

Füzyon sırasında açığa çıkan enerji, hidrojen bombası ile güneşteki olayların temelini oluşturur.

Füzyon enerjisi henüz deneysel aşamadadır.Henüz enerji kaynağı olarak günlük hayatımıza girmemiştir.Füzyon olayının başlaması için çok yüksek sıcaklıklara ihtiyaç vardır.Bunların dışında füzyon olayını kontrol altına almak oldukça zordur.Ancak bu konudaki çalışmalar devam etmektedir.İlerde füzyon reaktörleri de yapılacaktır.Yirmi birinci yüzyılda insanoğlunun enerji ihtiyacı füzyon olayından karşılanabilir.

Ülkemizde nükleer santral bulunmamaktadır.

Santrallerin çevreye etkileri:

1. Termik Santrallerde: Termik santraller kalitesiz linyit yatakları için çevre kirliliğine neden olur. Termik santrallerin bacalarından çıkan kükürt,azot ve karbon oksitleri havada su buharı ile birleşerek asit yağmurlarını oluştururlar.Toprağın ve suların kirlenmesine neden olurlar;atık madde olan küllerin aşırı birikimi toprağın kirlenmesine sebep olur.Uçucu külleri tutmak için bacalarına takılan filtreler çoğu kez yetersiz kalır ve atmosferi kirletir, Aşırı çevre sorunlarına neden olduklarından tercih edilmemesi gerekir. Fakat ülkemizde elektrik enerjisi gereksinimini karşılamak için vazgeçemeyeceğimiz enerji üretim kaynağıdır.

Termik santrallerden başka hidroelektrik, nükleer santraller gibi elektrik enerjisi üreten santraller vardır.

İyi yanları:Yakıtı ucuzdur. Yakıtın taşınabildiği her yere kurulabilir. Kuruluş masrafları azdır.

Kötü yanları: Çok aşırı su hava ve toprak kirliliğine neden olurlar.

Termik Santraller Yerine;

a-) Modem teknoloji ile güvenlik ön plana alınarak kurulmuş nükleer santralleri,

b-) Hidroelektrik santraller,

c-) Güneş ışınlarından,rüzgarlardan,dalgalardan ve yer altı sıcak sularından (jeotermal enerji) elde edilecek enerji santralleri kurulmalıdır.

2.Nükleer Santrallerde: Biriken bölünme ürünlerinin bozucu etkisinden ötürü , yakıtın bir süre sonra reaktörden alınması gerekir.Ardından reaktör , birkaç ay *soğumaya* bırakılır.Bu arada radyoaktifliğinin bir bölümünü yitiren yakıt , sıkı bir koruma altında , yeniden işlenmesi için ilgili tesis’e taşınır.Orada , kimyasal ayrıştırma yoluyla , artıkta kalmış uranyum ve plütonyum çıkarılır.

İşlemler sırasında açığa çıkan kripton ve ksenon gibi bölünme ürünleri , doğrudan atmosfere bırakılır.Öteki ürünler , suyla karıştırılarak ya deniz’e boşaltılır ya da yeraltına pompalanır.Radyoaktif artıklar , beton hücrelerde saklanan paslanmaz çelikten yapılmış büyük kazanlarda da depo edilebilir.Radyoaktif artıkların temizlenmesi için , bunların camsı maddelere dönüştürülmesi ve özenle seçilmiş jeolojik yapıların içinde saklanması önerileri de vardır.

Dünyamızda diğer enerji kaynaklarının tükenmesi , buna karşın enerji ihtiyacının artması ülkeleri nükleer enerji kullanmaya yöneltmektedir.Gelişmiş bir çok ülkede nükleer santraller vardır.Fakat bu reaktörlerde iyi tedbirler alınmazsa nükleer sızıntılar olmaktadır.1986 yılında Sovyetler Birliğindeki Çernobil nükleer reaktörünün patlaması sonucu yüzlerce insan ölmüş ve birçoğu da radyoaktif sızıntılar nedeniyle sakat kalmıştır

Karbondioksitin atmosferde oluşturduğu tabaka etkisiyle havanın aşırı ısınmasına *sera etkisi* adı verilir.Sera etkisi olayında güneş ışınlarının bir kısmı tutularak yer yüzüne dogru soba etkisi oluştururlur.Ve böylece nükleer artıkların dağılması hızlanır.

Maliyet: Enerji santralleri maliyet bakımından en ucuzu termik santrallerdir. Hidroelektrik ve nükleer santraller ise çok pahalı yapılardır. Nükleer santrallerin tehlikesinden ve Termik santrallerin çevreye etkisinden dolayı en çok hidroelektrik santraller tercih edilmektedir.

6.4. Seri Rc Devresine Ohm Kanununun Uygulanması

Salı, 06 Kasım 2007

6.4. Seri RC devresine ohm kanununun uygulanması

Cilt 1’de ohm kanununun üç ayrı eşitlikle ifade edilebileceği anlatılmış ve bu eşitlikler;

V=I*R

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif[/IMG]I = V

R

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif[/IMG]Z = V

I

olarak verilmişti. Alternatif akım devrelerinde yukarıda verilen eşitlikler fazörler için yazılabilir. Seri RC devresini besleyen gerilim kaynağının gerilim fazörü V, kaynaktan çekilen akım etkin fazörü I ve devre empedans fazörü Z olarak alınırsa seri RC devresinde ohm kanunu ;

V=I*Z

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif[/IMG]I = V

Z

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif[/IMG]Z = V

I

Eşitlikleri kullanılarak uygulanabilir. Yukarıda verilen eşitliklerden hangisinin devrede kullanılacağı V,I ve Z fazörlerinden hangilerinin bilindiğine bağlıdır. Aşağıda verilen problemler ohm kanununun seri RC devresinde uygulanışını göstermektedir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.gif[/IMG]

R=1KΩ

V

C=1μF

Şekil 6.6

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG]Şekil 6.6 ‘da verilen devrede akım etkin fazörü ; I =0,5 150 A olduğuna göre , kaynak gerilimi etkin fazörünü kutupsal koordinatlarda bulunuz kaynak uçlar arasına bir voltmetre bağlandığında okunan gerilim değerini bulunuz.

Çözüm :

Verilen devrede gerilim fazörü bilinmediğinden (6.6) eşitliğinin kullanılabilmesi için devre empedans fazörünün hesaplanması gerekir ;

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image005.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image006.gif[/IMG]XC = 1 = 1 = 1591,5Ω

2pfC 2*p*100*10-6

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image007.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image008.gif[/IMG]Z = R2 + X2C = 1879.6Ω

θ = - tan ( 1591,5 ) = -57,850

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image009.gif[/IMG] 1000

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image010.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG]Z = 1879,6 -57,850 Ω

Akım ve empedans fazörleri (6.6) eşitliğine uygulanırsa;

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image010.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image010.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image010.gif[/IMG]V= I*Z = (0,5 150) *(1879,6 -57,850) = 939,8 -42,850 volt bulunur. V fazörü etkin fazör olduğundan voltmetrenin göstereceği değer;

V=939,8 volt

olacaktır. Devre kapasitif olduğundan gerilim fazörü akım fazöründen geri fazdadır.

Seri RC devresinde empedansın frekans ile değişimi

Şekil 6.4 (c) ‘de verilen seri RC devresi empedans üçgeninde görüldüğü gibi kapasitif reaktans (Xc) değeri arttıkça devrinin Z empedans değeri de artmaktadır. Daha önce anlatıldığı gibi frekans ile Xc arasında ters orantı vardır. Bu durumda frekansın artması

(R sabit kalması durumunda ) Z değerini azaltacak veya frekansın azalması Z değerini arttıracaktır. Şekil 6.11’de empedans ile frekans değişimi gösterilmiştir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image011.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image012.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image013.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image014.gif[/IMG] θ4 R

Xc4

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image015.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image016.gif[/IMG]θ3 Xc3

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image017.gif[/IMG] θ2 Xc2 f artış yönü

θ1

Xc1

Şekil 6.11

Problem 6.4

Seri RC devresinde R= 100Ω, C= 0,1mF olarak verilmiştir. Kaynak frekansının 1kHz , 10kHz ve 100kHz değerleri için devrenin empedans fazörünü ayrı ayrı bulunuz.

Çözüm :

f= 1000Hz

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image018.gif[/IMG]Xc = 1 = 1,59Ω

2*p*1000*10-4

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image019.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image008.gif[/IMG]Z= R2+ Xc2 -tan-1 ( Xc )

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image010.gif[/IMG] R

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image020.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image021.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image022.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image013.gif[/IMG]Z= 1002+1.592 -tan-1 ( 1.59 )

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image010.gif[/IMG] 100

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG]Z=100.1 -0,90Ω elde edilir.

f= 10000Hz için ;

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image018.gif[/IMG]Xc = 1 = 0,159Ω

2*p*10000*10-4

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image023.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image024.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image022.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image013.gif[/IMG]Z= 1002+0,1592 -tan-1 ( 0,159 )

100

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG]Z=101,25 -9,030Ω

f=100kHz için;

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image025.gif[/IMG]Xc = 1 = 0,0159Ω

2*p*100000*10-4

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image026.gif[/IMG]

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image024.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image003.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image022.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image013.gif[/IMG]Z= 1002+0,01592 -tan-1 ( 0,0159 )

100

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.gif[/IMG][IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image010.gif[/IMG]Z=187,83 -57,830Ω

Bulunur. Sonuçlardan da görüldüğü gibi frekansın artması seri RC devresinde hem empedansın genliğini hem de açısını arttırmaktadır.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image027.gif[/IMG] www.OdevEvi.CoM Bu Dosya WwW.OdevEvi.CoM Web Sitesinden İndirilmiştir !!! Sizde Sitemize Katkıda Bulunup Ödev Göndermek İsterseniz http://www.OdevEvi.CoM/gonder.php Adresine Uğrayınız… www.OdevEvi.CoM


Destekliyoruz arkadaş - arkadaş - partner - partner - partner - oyun oyna - çocuk oyunları - ben10 oyunları - jinekolog - kadın dogum doktoru - kadın doğum uzmanı - amerikan pastası -