‘Ekonomi’ Kategorisi için ArÅŸiv

Resesyon « Kavramlar

Salı, 06 Kasım 2007

En azından altı ay süreyle ekonomik faaliyetlerde gerileme nedeniyle reel gayri safi yurt içi hasılanın düşmesi. Ekonomik faaliyetlerde duraklama. Bir konjonktür dalgasında doruğu izleyen reel ekonomik faaliyet düzeyinde ılımlı daralma aşaması. Ekonomideki daralma ılımlı değil şiddetli olursa buna depresyon veya slump denmektedir.

Post Fiyat Boşlukları « Teknik Analiz

Salı, 06 Kasım 2007

Fiyat boÅŸlukları, fiyat grafiklerinde görülen, hiçbir iÅŸlemin olmadığı bölgelerdir. ÖrneÄŸin bir yukarı-trend’de, o günkü fiyat, o gün içinde bir önceki günün en yüksek fiyat deÄŸerinin üzerinde bir deÄŸerin altına düşmez ve bir önceki günün fiyat aralığıyla o günün fiyat aralığı arasında bir boÅŸluk oluÅŸur.

Bir aÅŸağı-trend’de, o günkü fiyat, o gün içinde bir önceki günün en düşük fiyat deÄŸerinin altında bir deÄŸerin üzerine çıkamaz ve bir önceki günün fiyat aralığıyla o günün fiyat aralığı arasında bir boÅŸluk oluÅŸur. Yukarıya doÄŸru olan boÅŸluklar piyasanın güçlü oluÅŸunun sinyali, aÅŸağıya doÄŸru olan boÅŸluklar ise piyasanın güçsüz oluÅŸunun sinyalidir.

Boşluklar, uzun dönemli, haftalık ve aylık grafiklerde de görülür ve bu durum genellikle fazlasıyla önemlidir. Ancak boşluklar, günlük çubuk grafiklerde daha çok görülür.

Fiyat boşluklarının yorumuyla ilgili olarak bazı inanışlar vardır. Bunlardan sıkça duyulanlardan biri "fiyat boşluklarının her zaman doldurulduğu"dur. Bu açıkça doğru değildir. Bazı boşluklar önemli bazıları ise değildir. Bazı boşluklar doldurulur, bazıları da doldurulmaz.

Boşlukların Dört Biçimi

Boşlukların dört genel biçimi vardır: Genel boşluk, kopuş boşluğu, kaçış boşluğu (ya da ölçüm boşluğu) ve tükeniş boşluğu.

Genel BoÅŸluk

Genel boşluk, boşluklar arasında en az öneme sahip olandır. Bu boşluk, genellikle işlem hacmi çok dar olan piyasalarda ya da yatay piyasaların ortalarında ortaya çıkar. İşlem hacminin oldukça sığ olduğu, piyasaya ilginin olmadığı dönemlerde bu tür genel boşluklar fiyat grafiklerinde ortaya çıkabilir. Teknik analizcilerin hemen tamamı genel boşlukları değerlendirmeye almaz.

KopuÅŸ BoÅŸluÄŸu

Kopuş boşluğu, genellikle önemli bir fiyat modelinin tamamlanışında ortaya çıkar ve genellikle önemli bir piyasa hareketinin başlangıcı olur. Piyasa tabanda, örneğin ters omuz ve baş formasyonu gibi bir ana fiyat modelini tamamladıktan sonra, omuz çizgisinin kırılması çok zaman bir kopuş boşluğuyla gerçekleşir. Piyasanın tabanlarında ya da tepelerindeki bölgelerden önemli kopuşlar bu tip boşluklarla gerçekleşir. Bir trendin tersine dönüşüne işaret olan ana trend çizgisinin kırılması da bir kopuş boşluğuyla gerçekleşebilir.

Kopuş boşlukları, genellikle yüksek işlem hacmi ile gerçekleşirler. Kopuş boşlukları hiçbir zaman doldurulmazlar. Fiyatlar, boşluğun üst ucuna kadar geri dönebilir (boğa piyasalarındaki kopuşlar) ve belki boşluğun bir kısmını kapatabilir fakat yine de bir kısım boşluk doldurulmadan kalır.

Bir kural olarak, kapanış boşluğuna eşlik eden işlem hacmi ne kadar fazla olursa o boşluğun doldurulması o kadar güçtür. Gerçekte boşluk tamamıyla dolarsa, bu durum esas olarak yanlış bir kopuş sinyaline işaret eder. Yukarıya doğru olan boşluklar, daha sonraki düzeltme hareketlerinde destek alanları olarak rol oynarlar. Aşağı doğru boşluklarda ise bu boşluklar daha sonraki düzeltme hareketlerinde direnç bölgeleri olarak rol oynarlar.

Kaçış ya da Ölçüm Boşlukları

Fiyatlar, bir miktar yol aldıktan sonra, hareketin ortalarında bir yerde bir sıçrama daha yaparlar (ya da bir seri boşluk) ve bu sıçramalar, kaçış boşluğu olarak adlandırılan ikinci tip bir boşluk biçimini oluştururlar. Bu tip boşluklar, piyasanın fazlaca yüksek olmayan işlem hacmi ile çok fazla yorulmadan hareket ettiği bir durumu anlatırlar.

Kaçış boÅŸlukları, yukarı bir trendde piyasanın güçlülüğünün, aÅŸağı bir trendde ise piyasanın güçsüzlüğünün belirtisidir. Kaçış boÅŸlukları da piyasanın daha sonraki düzeltme hareketlerinde destek alanları olarak rol oynarlar ve genellikle doldurulmazlar. KopuÅŸ boÅŸluÄŸunda olduÄŸu gibi, kaçış boÅŸluÄŸunun altına doÄŸru bir hareket yukarı-trend’de olumsuz bir sinyaldir.

Kaçış boşluğu, aynı zamanda ölçüm boşluğu olarak da adlandırılır. Çünkü, bir trendin genellikle yaklaşık olarak ortalarında bir yerde ortaya çıkar. Trendin başladığı ya da kopuşun olduğu yerden, trendin o ana kadar aldığı yol ölçülerek, geriye kalan hareketin muhtemel uzunluğunun tahmini, o ana kadar alınan yol 2 ile çarpılarak belirlenebilir.

Tükeniş Boşluğu

Bu sonuncu tip boÅŸluk, piyasa hareketinin sonlarına doÄŸru ortaya çıkar. Bütün fiyat hedeflerine ulaşıldıktan sonra ve diÄŸer boÅŸluk cinsleri (kopuÅŸ ve kaçış boÅŸlukları) tanımlandıktan sonra analizci, tükeniÅŸ boÅŸluÄŸunun oluÅŸmasını beklemeye baÅŸlar. Bir yukarı-trend’in sonlarına yaklaşırken deyim yerindeyse fiyatlar, ölmek üzere iken ileriye doÄŸru son bir sıçrama daha yaparlar. Ancak bu yukarı doÄŸru sıçramalar hızla tükenir ve fiyatlar birkaç gün ya da bir hafta içinde geriye doÄŸru düşerler. Fiyatlar bu son boÅŸluÄŸun altında kapanınca, tükeniÅŸ boÅŸluÄŸu ortaya çıkmış demektir. 4.24b’dan 4.24e’ye kadar olan ÅŸekiller, gerçek yaÅŸamda boÅŸlukların neye benzediÄŸini görüntülüyor.

Şekil 4.24a Boşlukların üç biçimi görülüyor. Kopuş boşluğu tabandaki modelin tamamlanmış olduğunun sinyali olmuştur. Kaçış boşluğu yolun yaklaşık yarısında ortaya çıkmıştır (bu, kaçış boşluğuna neden ölçüm boşluğu da denildiğinin de açıklamasıdır). Yukarı doğru tükeniş boşluğunun arkasından, geride bir ada dönüş formasyonu bırakarak aşağı doğru bir kopuş boşluğu oluşmuştur.

Åžekil 4.24b TofaÅŸ Oto Fabrika’nın grafiÄŸinde boÅŸlukların hemen tümünün oldukça güzel örnekleri görülüyor.

Åžekil 4.24c TofaÅŸ Oto Ticaret’in grafiÄŸinde boÅŸluk biçimleri görülüyor.

Ada Dönüş Formasyonu

Bazı durumlarda bir yukarı-trend’de tükeniÅŸ boÅŸluÄŸu oluÅŸtuktan sonra, aÅŸağı doÄŸru da bir boÅŸluk oluÅŸmadan önce fiyatlar, bir hafta ya da birkaç gün dar bir aralıkta hareket ederler. Böyle bir durum geriye, etrafı suyla çevrilmiÅŸ bir adaya benzeyen, birkaç gün sürmüş olan bir fiyat hareketi bırakır. Yukarı doÄŸru giderken oluÅŸmuÅŸ olan tükeniÅŸ boÅŸluÄŸunu aÅŸağı doÄŸru bir kopuÅŸ boÅŸluÄŸu izler ve böylece oldukça önemli bir trend dönüşümünün sinyali olan "ada dönüş formasyonu" oluÅŸmuÅŸ olur. Ancak tersine-dönüşün asıl önemli anlamı, trendin genel yapısı içinde, fiyatların nerede seyrediyor olduÄŸuna dayanır.

Şekil 4.24d Yine çeşitli boşluk biçimleri görülüyor.

Åžekil 4.24e YasaÅŸ’ın grafiÄŸinde boÅŸlukların üç cinsi görülüyor.

Enflasyonla Mücadele

Salı, 06 Kasım 2007

Enflasyon, bir ekonomide, belli bir dönemde, fiyatlar genel düzeyinin sürekli yükselmesidir. Enflasyon, cari fiyat düzeyinde toplam talebin, toplam arzdan fazla olmasından kaynaklanmaktadır.

Bir ekonomide enflasyon, kısa dönemde kaynak ve gelir dağılımını bozduğu, uzun dönemde ise büyümeyi engellediği için mücadele edilmesi gereken önemli bir istikrarsızlık kaynağıdır.

Kamu Harcamaları Politikası

Enflasyonla mücadelede, kısa dönemde alınacak maliye politikası önlemlerinden birisi, ekonomide arza göre fazla olan talep fazlasını çekebilmek amacıyla, gelirleri eski düzeyinde bırakarak harcamaları azaltmak olacaktır. Çünkü kamu harcamalarının kendisi talep niteliğinde olan talep yaratan işlemlerdir.

Mal ve Hizmet Alımına Yönelen Kamu Harcamaları

Yatırım Harcamaları: Kısa dönemde, kamu yatırım harcamalarında yapılacak kısıntı, toplam talebi daraltacağından antienflasyonist etki yaratır. Kısa dönemde enflasyonla mücadele için yatırım harcamalarında yapılacak bir kısıntı, uzun dönemde ekonominin kapasitesini daraltıcı bir etki yaratacaktır. Yatırım harcamalarının etkileri uzun dönemde görüleceği için yatırım harcamalarındaki kısmalar dirençle karşılaşmaz.

Cari Harcamalar: Personel harcamalarında yapılacak kısmalar, dirençle karşılanırken; eğitim, sağlık gibi beşeri sermaye harcamaları, cari harcamalarda yapılacak bir kısıntı sonucu hem kalite hem de miktar açısından etkilenir ve bu durum uzun dönemde ekonominin gelişimi üzerinde çeşitli sorunlar yaratır. Cari harcamalar, bir ekonomide üretim kapasitesinin işlerlik kazanması için yapılan harcamalardır. Buna göre, mevcut kapasite ile bu harcamalar arasında optimum bir bileşim gerçekleşmişse yani mevcut kapasite cari harcamaların düzeyi ve bileşimi ile uyumlu ise, cari harcamalarda bir kısıntıya gidilmesi bu üretim kapasitesinden tam olarak yararlanılamaması sonucunu doğuracaktır.

Kamu Transfer Harcamaları: Mesela sosyal yardımlarda bir kısıntıya başvurmak arzulanmayacak, mali ve ekonomik transfer harcamalarının azaltılması ise, baskı grupları aracılığıyla politik dirençle karşılaşacaktır.

Kamu Gelirleri Politikası

Enflasyonist bir ekonomide, toplam arza göre fazla olan toplam talebi azaltabilmenin bir diğer yolu da, kamu harcamalarını aynı düzeyde bırakarak kamu gelirlerini artırmaktır.

Vergi Gelirleri Politikası

Enflasyonun hüküm sürdüğü bir ekonomide, vergileri artırmak, diğer bir deyişle vergi yükünü yükseltmek, kısa dönemde vergi yükümlülerini likiditeden mahrum etmek, bütçe fazlasını meydana getirmek ve ekonomideki satın alma gücü fazlasını emmek bakımından gerekli olmaktadır.

Vergiler, kişilerin kullanılabilir gelirlerinde, bu yolla özel tüketim ve yatırım harcamalarında bir azalmaya neden olarak ekonomi üzerinde daraltıcı etkiye sahiptirler. Bu nedenle kısa dönemde enflasyonla mücadelede, maliye politikalarından birisi de yeni vergiler koyarak ya da mevcut vergi oranlarını yükselterek vergi gelirlerini artırmak olacaktır.

Vergilerin artırılmasının toplam talep üzerinde olduğu kadar, toplam arz üzerinde de etkisi olduğu bilinmektedir. Bu nedenle enflasyonla mücadele programında, farklı vergilerin ekonomi üzerinde farklı etkilerinin gözönünde bulundurulması ve amaca en uygun bileşimin seçilmesi gerekmektedir.

Gelir Vergileri

Enflasyonist bir ekonomide, gelir dağılımındaki adaletsizliğin giderilmesi olduğu kadar, toplam talebi kısmak açısından da güvenilir bir vergidir. Artan oranlı yapısı nedeniyle çok önemlidir. Ancak yüksek gelir gruplarına ilişkin marjinal vergi oranlarında gerçekleştirilecek şiddetli artışlar, tasarruf gücü yüksek bu kişilerin tasarrufta bulunma ve yatırım yapma isteklerini kısabilir.

Buna karşılık düşük gelir gruplarındaki artışlar, bu gruba dahil kişilerin tüketim eğilimleri yüksek olduğu için ekonominin toplam talep düzeyi üzerinde kısıtlayıcı etkisi daha fazla olacaktır.

Bir ekonomide enflasyonla mücadele için, gelir vergilerinde değişiklik yapılması politikasının tüketim harcamaları üzerindeki azaltıcı etkisi, harcamalar üzerinden alınan vergilere göre daha azdır. Çünkü gelir vergisinin bir kısmı tasarruflardan ödenmektedir.

Gider Vergileri

Gelir vergilerine göre, toplam talebi kısmada daha etkili olan gider vergilerinin tümü, tüketicilerin harcamalarını kısmaktadır. Gider vergilerinin varlığının ve yükünün. kişiler tarafından daha az hissedilir olması nedeniyle, gelir vergilerinde olduğu kadar kesin ve çabuk baskı gruplarının dirençleri ile karşılaşılmadan değiştirilmeleri mümkündür.

Düşük gelir grupları üzerinde daha ağır bir yük meydana getirmesi ve özellikle enflasyonist ekonomide, bu vergilerin başlangıçta vergilenir mallar üzerinde meydana getirdiği fiyatları yükseltici etkisinin; ücret-fiyat etkilenimini hızlandıracağı konusu, olumsuz yönlerindendir.

Servet Vergileri

Enflasyonla mücadele amacıyla kullanılma olasılığı, gelir ve gider vergilerine göre çok azdır. Çünkü servet vergileri, ekonomik dalgalanmalar yönünden hiç de duyarlı olmayan vergilerdir.

Vergi politikası yoluyla, uzun dönemde toplam arzı toplam talep düzeyine çıkarmak için, vergi sisteminin yapısına hızlandırılmış amortisman, vergi ayrıcalık ve bağışıklıkları gibi teşvik kurumları sokulacak, yani teşvik edici vergi politikası uygulanacaktır.

Borçlanma Politikası

Borçlanmanın kısa dönemde toplam talep düzeyini etkileme derecesi, borçlanmanın kaynağına göre farklılık göstermektedir. Ancak borçlanmanın, toplam talebi azaltıcı bu yolla ekonomiyi daraltıcı etkisi, vergilere göre daha azdır.

Borçlanma kişilerden ve firmalardan yapılırsa: Kısa dönemde özel harcamaların azalarak ekonomiyi daraltıcı bir etkinin yaratılacağı, bu daraltıcı etkinin diğer borçlanma kaynaklarıyla karşılaştırıldığında en çok olacağı açıktır. Çünkü kişiler ve firmalar, devlet tahvili alımlarını, ya tasarruflarını ya da tüketimlerini kısarak karşılayacak, her iki durumda da özel kesimin toplam talebi azalmış olacaktır. Eğer kişiler tüketimlerini kısarak tahvil alıyorlarsa özel tüketim harcamaları azalacak, tasarrufları kısarak tahvil alıyorlarsa, bu tasarrufların yöneleceği özel yatırım harcamaları azalacaktır.

Borçlanmanın ticari bankalardan yapılması durumunda: Ekonomide daraltıcı etki yaratılıp yaratılamayacağı, bankaların borç verecekleri parayı nereden karşılayacaklarına bağlıdır. Eğer ticari bankalar, devlete borç verdikleri parayı, kredi talebinin yeterince yüksek olmadığı bir durumda, kullanılmayarak atıl olarak portföylerinde tuttukları miktarlardan karşılıyorlarsa, kısa dönemde, ekonomide daraltıcı etki, özel kesimin talebinde bir azalma meydana gelmeyeceği için gerçekleşmeyecektir. Bankaların atıl tuttukları fonları devlete borç vermeleri durumunda, devletçe elde edilen fonların harcanması, ekonomi üzerinde genişletici etki yaratacaktır. Ancak bankalar, özel kredi talebinin yüksek olduğu, bu nedenle kullanılmayarak atıl tutulan miktarların olmadığı bir durumda, bu fonları devlet tahvili alımında kullanırlarsa, özel kesimin kredi talebi kısılacağından, ekonomi üzerinde daraltıcı bir etki meydana gelecektir.

Merkez Bankası’ndan borçlanılması: Merkez Bankası’nın devlet tahvili satın alması, para basımı yoluyla gerçekleÅŸtirildiÄŸinden ekonomi üzerinde hiçbir daraltıcı etki meydana gelmeyecek, hatta bu fonların harcanması durumunda geniÅŸletici etki yaratılmış olacaktır. Çünkü, ilk olarak ekonomide para arzı borçlanılan miktar kadar artmakta, ayrıca buna ek olarak, banka sisteminin nakit dengesinin artması ve böylece bankaların özel sektöre daha fazla borç verme imkanının yaratılması sonucu kaydi para miktarı da yükselmektedir.

Bir ekonomide borç miktarındaki değişikliklerin, kısa dönemde toplam talep düzeyini etkileme derecesi, borçlanmanın kaynağına göre farklılık göstermektedir. Ancak borçlanma, bu açıdan diğer bir kamu geliri olan vergiler ile karşılaştırıldığında, borçlanmanın genel olarak, toplam talebi azaltıcı ve bu yolla ekonomiyi daraltıcı etkisinin daha az olduğu görülmektedir. Yani, vergi, aynı miktardaki borçlanmaya oranla, bir ekonomideki toplam harcama miktarını daha fazla azaltacak ve daha fazla antienflasyonist etki yaratacaktır.

Ayrıca, bir ekonomide, borçlanma sonucu ortaya çıkacak talep azalması etkisinin, tüketim harcamalarından çok yatırım harcamalarında görüleceği açıktır.

Doğal Ekonomi « Akımlar Ve Teoriler

Salı, 06 Kasım 2007

Üretim faaliyeti sonunda ortaya çıkan ürünün, değişim konusu yapılmadan, doğrudan üretime katılanlar arasında paylaşıldığı ekonomik düzendir. Derebeylik düzeninin toprağı işleyen köleleri elde ettikleri ürünün bir kısmını toprak sahibine verir, kalanı da kendi aralarında bölüşürlerdi. Bu toplum düzeninde piyasa ve para yoktur. Dışa da kapalı olan doğal ekonomi düzeninin üç belirleyici özelliği vardır:

Tarıma dayalı bir ekonomik düzendir,

Paranın kullanılmadığı bir düzendir,

Sanayi öncesi bir toplum düzenidir.

DoÄŸal ekonomi kavramıyla doÄŸal düzen (natural order) kavramını karıştırmamak gerekir. "DoÄŸal düzen", 18. yy’ın ortalarında Fizyokratların geliÅŸtirdiÄŸi düşünce sistemi içinde yer alır. Fizyokratlara göre kaynağını Tanrı’dan alan doÄŸal düzenin iÅŸleyiÅŸine devlet karışmamalıdır. "Bırakınız yapsınlar, bırakınız geçsinler" özdeyiÅŸi ilk kez bu iktisatçılar tarafından ortaya atılmıştır.

Dow Jones Endeksi « Dünya Ekonomisi

Salı, 06 Kasım 2007

ABD’nin mali merkezi Wall Street’te hisse senetlerinin endeksine bu ad verilir. Burada dünyanın en ünlü ÅŸirketlerinin hisse senetleri alınıp satıldığından, indeksin genel gidiÅŸi aynı zamanda dünya ekonomisinin geliÅŸimini gösteren bir ölçüt niteliÄŸindedir.

Açık Bono

Salı, 06 Kasım 2007

Bir kıymetli evrak olan bononun taşıması gereken unsurlardan birisi, kayıtsız şartsız muayyen bir bedeli ödeme vaadinin bulunmasıdır. Bu nedenle belirli bir miktar ödeme vaadi taşımayan bonolar geçerli değildir.

Ticari hayatta çeşitli nedenlerle bononun taşıması gereken diğer unsurları taşıyan, ancak ödeme vaadinin miktar (para) kısmı boş bırakılan bonolar düzenlenebilmektedir. İşte para kısmı ileride doldurulmak üzere boş bırakılarak düzenlenen bonolara açık bono denir.

Tarafların anlaşmalarına ve hüküm bağladıkları olayların gerçekleşmesine göre, açık bononun para kısmı doldurularak şekli unsurları tamamlanmaktadır.

Açık Pozisyon

Salı, 06 Kasım 2007

Vadeli piyasa iÅŸlemlerinde fiyat deÄŸiÅŸikliÄŸinden zarara uÄŸrayabilecek bir alıcı veya satıcı açık pozisyondadır. Bir örnek verelim: 7 aralık tarihinde Zürih’te bir ay vadeli dolar kuru 1,5 frank olsun. Bir kambiyo operatörü, bir ay vade ile 1 milyon dolar satsın. Vade tarihine deÄŸin dolar kuru 1,7 franga yükselirse, kambiyo operatörünün zararı 200 bin frank tutacaktır.

Doların yükselme olasılığını göze alarak 7 Aralık’ta vadeli satış yapan bir kambiyo operatörü açık pozisyondadır. Dolar kurunun yükselmesine karşı korunmasızdır. Vadeli satış yaparken bir risk altına girmiÅŸtir. Vadeli piyasada alım veya satım yapanlar, açık pozisyon riskini "hedging" denilen bir yöntemle önleyebilirler.

Adi Çek

Salı, 06 Kasım 2007

Çizgili ya da bloke olmayan çek anlamını taşımaktadır. Adi çek, açık ve basit bir ödeme emri niteliğinde olup çizgili ya da bloke çeklerden ödeme biçim ve yöntemi açısından ayrılır. Adi çekin bedeli, ibraz anında karşılığının bulunması koşuluyla nakden ve hesaben ödenebilir.

Karşılığının olup olmadığının bilinmemesi açısından bloke çekten (bloke çekte karşılık garanti edilmiştir), hem nakden ve hem de hesaben ödenebilmesinden dolayı da çizgili çekten (çizgili çek yalnızca hesaben ödenir) faklıdır.

Aciyo

Salı, 06 Kasım 2007

Bankaların, yaptıkları işlemler üzerinden aldıkları faiz. Bankacılık ve borsada önceleri, madeni paraların itibarı değeriyle gerçek değeri arasındaki fark olarak tanımlanırdı. Daha sonra bir ticari senedin, üstünde yazılı değeri ile senet kırdırıldığı takdirde banka tarafından ödenen miktar arasındaki fark olarak ele alındı. Günümüzde iskonto koşullarıyla eş anlamlıdır; iskonto, posta masrafları ve komisyon bedelinden oluşur.

Anonim ortaklıkların pay senetlerinde ve tahvillerinde aciyo, pay senetlerinin ya da tahvillerin ortaklıkça gerçek değerden fazla bir değerle satılmaları durumunda, gerçek değerle satış fiyatı arasındaki olumlu farktır. İhraç primi olarak da adlandırılır.

Adi Senet

Salı, 06 Kasım 2007

Resmi bir makam ya da memur katılmaksızın, taraflarca özel biçimde hazırlanan yazılı belgelerdir. Adi senetlerde yazı kısmı el ile ya da makine ile hazırlanmış olabileceği gibi daha önceden basılmış da bulunabilir.

Adi senedin borçlu tarafından imzalanması gerekir. İmza atamayanlar senedi mühürleyebilecekleri gibi, parmak izi ile de işaretleyebilirler. İspat açısından adi senede pul yapıştırılması ya da tarih atılması önemli değildir. Fakat imza ve mühürün senet metninin yazılmasından sonra konulması ve yapılacak ekler ile kazıntı ve silintilerin ayrıca imzalanarak onaylanması gereklidir. Aksi takdirde senet geçersiz sayılabilir. (Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, mü 297, 298)

Adi bir senedin geçerliliğine hükmedilebilmesi için, bir belgenin kendisine izafe olunan kişi tarafından imzalanmış olunması gerekir. Bir kişi senedi imzalamadığını ileri sürer, yani imzasını inkâr ederse, aksini ispat etmek diğer tarafa düşer. Yargıç kararını verirken gerekirse tarafları da dinler ve imzasını inkâr edenle karşılaştırma yapabilmek amacı ile yazı yazdırabilir. Bunlardan da bir sonuç alamazsa bilirkişi incelemesi yaptırabilir ve tanık dinleyebilir.

Bir senedin imzası ikrar (kabul) olunmuş ya da mahkeme tarafından ilgili kişiye ait olduğu saptanmışsa, bu artık onu imzalayan ile "külli halefi" hakkında hüküm ifade eder; üçüncü kişilere karşıysa hüküm doğurmaz.

Bir senet kendisine ibraz olunan noter ya da diğer bir yetkili memur tarafından onaylanmışsa ibraz tarihi ya da imza edenlerden birinin ölümü tarihi veya imza etmesine engel olan olayın gerçekleşme tarihi veya o senedin resmi bir işleme esas alındığı tarih, üçüncü kişiler hakkında da hüküm ifade eder.

Bu tür senetlerde, sözü edilen diğer senetlerin tarihleri üçüncü kişiler hakkında ancak son senet tarihinin onaylanmış sayıldığı tarihten itibaren hesaplanır. Fakat ibrayı ve kabzı gerektiren adi senetlerle tüccarların ticari işlemleri hakkındaki senetlerin, yukarıdaki usule göre resmiyet kazanmamış olması durumunda bile üçüncü kişilere karşı geçerli sayılacağı kabul edilmiştir. Bununla beraber bunun aksi ispat olunabilir. (Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu, m.300)