‘Dünya Ve Ülkeleri’ Kategorisi için Arşiv

Rusya

Salı, 06 Kasım 2007

Rusya

(Rusya bayrağı) (Rusya arması)

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.jpg[/IMG] [IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

Resmi dil Rusça

Başkent Moskova

En büyük şehir Moskova

Devlet başkanı Vladimir Putin

Başbakan Mikhail Fradkov

Yüzölçümü

- Toplam

- Su %’si Ülkeler arasında 1′inci

17.075.400 km²

%0,5

Nüfus

- Toplam (2004)

- Nüfus yoğunluğu Ülkeler arasında 8′inci

143,420,309

8,4/km²

GSMH

- Toplam

- Kişi başına GSMH (Satın alma gücü 2005 tahmini)

1,450 trilyon $ (Ülkeler arasında 9′uncu)

9,800 $

Bağımsızlık 26 Aralık 1991

12 Temmuz 19901

Para birimi Ruble (RUR)

Saat dilimi

(UTC+2 - UTC+12)

Ulusal marş Hymn of the Russian Federation

İnternet alan adı .ru

Uluslarası arama kodu 7

1 Rusya Günü

Rusya Federasyonu, ya da Rusya, doğu Avrupa ile kuzey Asya’ya yayılmış, ve 17,075,400 km2′lik yüz ölçümü ile dünyanın en geniş ülkesidir. Nüfus olarak ise sıralamada sekizincidir. (İlk yedi ülke: Çin, Hindistan, Amerika Birleşik Devletleri, Endonezya, Brezilya, Pakistan ve Bangladeş)

Konu başlıkları

1 Nüfus

2 Sınırlar

3 Ekonomi

3.1 Dış Bağlantılar

Nüfus

143,7 milyonluk Rusya nüfusunun %27’sini kentlerde yaşayanlar, %73′ünü ise kırsal kesimde yaşayanlar oluşturmaktadır.

60 farklı etnik grubun yaşadığı Rusya Federasyonu’nda başlıca etnik gruplar şunlardır; 116 milyon Rus, 9,6 milyon Tatar, 2,9 milyon Ukraynalı, 1,7 milyon Çuvaş, 1,6 milyon Başkort, 1,4 milyon Çeçen, 1,2 milyon Belorus, 1,1 milyon Moldovalı, 1,1 milyon Ermeni, 700 bin Udmurt, 100 bin Azerbaycan Türkü, 400 bin Alman.

Yaş ortalaması erkeklerde 24, kadınlarda ise 40′tır. Ortalama ömür ise sırasıyla, 59 ve 71 yıldır.

Önemli Kentler

Moskova, St.Petersburg, Nijniy Novgorod, Yekaterinaburg, Novoibirsk, Kazan, Samara

Sınırlar

Azerbaycan (284 km), Beyaz Rusya (959 km), Çin (3,645 km), Estonya (294 km), Finlandiya (1,313 km), Gürcistan (723 km), Kazakistan (6,846 km), Kuzey Kore (19 km), Litvanya (217 km), Letonya -Kaliningrad Bölgesi (227 km), Moğolistan (3,485 km), Norveç (196 km), Polonya- Kaliningrad Bölgesi (206 km), Ukrayna (1,576 km)

Rusya Federasyonu Siyasi Haritası

Ekonomi

Rusya Federasyonu SSCB zamanında ağır ve hantal ekonomik yapısına karşılık, gıda ürünleri konusunda kendi kendine yeterli, askeri araç ve gereçler başta olmak üzere sanayi ürünleri üretemi gerçekleştirebilen bir ülke durumundayken, 1991 yılında SSCB’nin dağılmasından sonra, büyük ekonomik krizin yaşandığı 1998 yılına kadar ekonomisi sürekli küçülen bir ülke konumunda olmuştur. Rusya’da yaşanan büyük ekonomik krizin ardından ihracatının %70-%75′lik bölümünü teşkil eden doğal gaz ve petrol gibi doğal kaynak ürünlerinin dünya piyasalarında değerlerinin artmasının da bir sonucu olarak, Rus ekonomisi büyüme içerisine girmiştir. Rusya Hükümeti tarafından uygulanan makro ekonomik politikalar neticesinde de Rusya ekonomisinin son 5 yılda ciddi bir toparlanma süreci içinde olduğu görülmektedir. 1999 yılından başlayarak, ülkede sağlanan reel gelir artışı, uluslararası likitideyi oluşturan altın/döviz rezervinin sürekli olarak artması ve dış borç ödemelerini takvimine uygun olarak gerçekleştirmesi neticesinde uluslararası reyting Kuruluşu FITCH Rusya Federasyonu’nun kredi notunu Mayıs 2003′te “BB-“den “BB+”ya, Ekim 2003′te de yatırım reytingini "Ba2"den "Baa3" e yükseltmiştir.

2003 yılı Rusya ekonomisi bakımından oldukça başarılı geçmiştir. Rusya’da yabancı sermaye yatırımlarının çoğalması, hammadde ve enerji kaynakları üretiminin ve ihracatının artırılması neticesinde 2003 yılında Rusya GSMH’sının önceki yıla oranla %6,6 oranında büyüme sağlamıştır. 2003 yılında sanayii ürünleri üretimi %6,7 anasermaye yatırımları ise %11 oranında artış kaydetmiştir Rusya Hükümetinin toplam iç ve dış borç stoğu GSMH’nın %30’ne kadar gerilemiş durumda. Yıl sonu itibarıyla altın/döviz rezervi 77,8 milyar dolara ulaşmıştır. Halen, Rusya’nın toplam dış borcu GSMH’sının %20’ne eşit seviyede bulunmaktadır. Bilindiği gibi, bir ülkenin yabancı yatırımlar açısından cazip sayılması için dış borc toplamının GSMH’sının %14’ni geçmemesi gerekmektedir. Rusya Maliye Bakanlığına göre, Rusya’nın dış borç yükü 2004 - 2006 yılları arasında önemli ölçüde azalacaktır. Nitekim Rusya tarafından 2003 yılı içerisinde 17 milyar dolar tutarında dış borç ödemesi yapılmıştır.

Dünya’da yaşanan ekonomik durgunluğun ve 11 Eylül sonrası Amerika Birleşik Devletlerinin Afganistana müdahalesi ve 2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgalinin Rus ekonomisine gözle görülür olumsuz bir etkisi olmamıştır. R.F. 2003 yılında da Devlet Başkanı Vladimir Putin’in iktidara gelmesiyle birlikte başlatılmış bulunan ekonomik reformlara ara vermeden devam edilmiştir. Rusya 1999 yılından başlayarak ard arda beşinci yıl ekonomik gelişmesini sğrdürmüştür. 2003 yılında Rusya Federasyonu Devlet Duması ekonomik reform konusunda rekor sayılabilecek sayıda yasal düzenlemeyi kabul ederek, yürürlüğe sokmuştur. Ancak, yasal düzenlemeleri istenilen düzeye kavuşturmak amacıyla daha bir çok yasal düzenleme yapılması ve anılan düzenlemelerin yürürlüğe girerek işlerlik kazanması için oldukça uzun süre gerekeceği aşikardır. Aralık ayında yapılan Rusya Parlamentosu’nun alt kanadını oluşturan Duma milletvekili seçimlerinde Vladimir Putin tarafından desteklenen Birleşik Rusya Partisi büyük başarı elde etmiş ve anılan partiye katılan bazı milletvekilleri ile Duma’da Rusya Anayasasını değiştirecek sandalye sayısına ulaşmış bulunmaktadır.

Rusya Federasyonu Hükümeti, hedeflenen ekonomik gelişme düzeyinin daha da artırılması veya en azından aynı seviyede tutulabilmesini temin etmek için ekonomik faaliyet alanlarının çeşitlendirilmesine önem vererek, büyük ölçüde doğal ve enerji kaynaklarına dayalı ekonominin diğer sanayi kolları tarafından da desteklenmesini sağlamak amacıyla üretim faaliyetinde bulunan kuruluşları desteklemeyi hedeflemektedir.

2003 yılı, RF için ekonomik krizin yaşandığı 1998 yılından sonra ard arda ekonomik gelişmenin sürdüğü beşinci yıl olmuştur. RF’nin ihracat gelirinin yaklaşık olarak % 75′î doğal kaynak ihracatından elde edilmiştir. Rusya Hükümeti ekonomik faaliyet alanlarını çeşitlendirmek amacıyla 2003 yılında da sürdürülen mevzuat değişikliklerine devam etme arzusu içerisinde olduğu görülmüştür. Ancak, ekonomilerin istikrarlı bir şekilde gelişmelerini sağlayan en büyük faktörler arasında olan bankacılık ve mali mevzuatlarını istenilen düzeye çıkaramamış olması ve ihracat gelirinin çok büyük bir kısmının hala doğal kaynak ihracatından elde ediliyor olması RF ekonomisinin önündeki en büyük engel olmaya devam etmektedir.

Rusya ekonomisinde 2003 yılında yaşanan iyileşmeye rağmen Rus ekonomisinin petrol fiyatlarına bağımlılığının artması nedeniyle Rus ekonomisinin önümüzdeki günlerdeki seyri belirsizliğini korumaktadır. 2003 yılı Rus ekonomisini incelediğimizde, Rusya Federasyonu’nda sanayi ürünleri üretimimin 2002 yılına göre %6,7 oranında artmış olduğu görülmektedir. 2002 yılındaki üretim artışı %4,6 olarak gerçekleşmişti.

Bütün bunların ışığında Rus ekonomisinin gelişmesinin dünya petrol fiyatlarına bağımlılığının sürmekte olduğu görülmektedir. 2003 yılında Rusya’da iç piyasada yapılan en büyük on ticari işlemin hepsinin ham madde sektöründe gerçekleştirildiği görülmektedir. Yine aynı şekilde Rusya’nın yabancı ülkelerle gerçekleştirmiş olduğu ticari işlemin ilk beşi ham madde sektöründe gerçekleşmiştir. Rusya Federasyonu’nun 2003 yılında ham madde kaynakları dışındaki en büyük ihracat kalemlerini, tarım ürünleri ile askeri silah ve teçhizatın oluşturduğu görülmektedir.

TurizmRusya Federasyonu SSCB zamanında ağır ve hantal ekonomik yapısına karşılık, gıda ürünleri konusunda kendi kendine yeterli, askeri araç ve gereçler başta olmak üzere sanayi ürünleri üretemi gerçekleştirebilen bir ülke durumundayken, 1991 yılında SSCB’nin dağılmasından sonra, büyük ekonomik krizin yaşandığı 1998 yılına kadar ekonomisi sürekli küçülen bir ülke konumunda olmuştur. Rusya’da yaşanan büyük ekonomik krizin ardından ihracatının %70-%75′lik bölümünü teşkil eden doğal gaz ve petrol gibi doğal kaynak ürünlerinin dünya piyasalarında değerlerinin artmasının da bir sonucu olarak, Rus ekonomisi büyüme içerisine girmiştir. Rusya Hükümeti tarafından uygulanan makro ekonomik politikalar neticesinde de Rusya ekonomisinin son 5 yılda ciddi bir toparlanma süreci içinde olduğu görülmektedir. 1999 yılından başlayarak, ülkede sağlanan reel gelir artışı, uluslararası likitideyi oluşturan altın/döviz rezervinin sürekli olarak artması ve dış borç ödemelerini takvimine uygun olarak gerçekleştirmesi neticesinde uluslararası reyting Kuruluşu FITCH Rusya Federasyonu’nun kredi notunu Mayıs 2003′te “BB-“den “BB+”ya, Ekim 2003′te de yatırım reytingini "Ba2"den "Baa3" e yükseltmiştir.

2003 yılı Rusya ekonomisi bakımından oldukça başarılı geçmiştir. Rusya’da yabancı sermaye yatırımlarının çoğalması, hammadde ve enerji kaynakları üretiminin ve ihracatının artırılması neticesinde 2003 yılında Rusya GSMH’sının önceki yıla oranla %6,6 oranında büyüme sağlamıştır. 2003 yılında sanayii ürünleri üretimi %6,7 anasermaye yatırımları ise %11 oranında artış kaydetmiştir Rusya Hükümetinin toplam iç ve dış borç stoğu GSMH’nın %30’ne kadar gerilemiş durumda. Yıl sonu itibarıyla altın/döviz rezervi 77,8 milyar dolara ulaşmıştır. Halen, Rusya’nın toplam dış borcu GSMH’sının %20’ne eşit seviyede bulunmaktadır. Bilindiği gibi, bir ülkenin yabancı yatırımlar açısından cazip sayılması için dış borc toplamının GSMH’sının %14’ni geçmemesi gerekmektedir. Rusya Maliye Bakanlığına göre, Rusya’nın dış borç yükü 2004 - 2006 yılları arasında önemli ölçüde azalacaktır. Nitekim Rusya tarafından 2003 yılı içerisinde 17 milyar dolar tutarında dış borç ödemesi yapılmıştır.

Dünya’da yaşanan ekonomik durgunluğun ve 11 Eylül sonrası Amerika Birleşik Devletlerinin Afganistana müdahalesi ve 2003 yılında ABD’nin Irak’ı işgalinin Rus ekonomisine gözle görülür olumsuz bir etkisi olmamıştır. R.F. 2003 yılında da Devlet Başkanı Vladimir Putin’in iktidara gelmesiyle birlikte başlatılmış bulunan ekonomik reformlara ara vermeden devam edilmiştir. Rusya 1999 yılından başlayarak ard arda beşinci yıl ekonomik gelişmesini sğrdürmüştür. 2003 yılında Rusya Federasyonu Devlet Duması ekonomik reform konusunda rekor sayılabilecek sayıda yasal düzenlemeyi kabul ederek, yürürlüğe sokmuştur. Ancak, yasal düzenlemeleri istenilen düzeye kavuşturmak amacıyla daha bir çok yasal düzenleme yapılması ve anılan düzenlemelerin yürürlüğe girerek işlerlik kazanması için oldukça uzun süre gerekeceği aşikardır. Aralık ayında yapılan Rusya Parlamentosu’nun alt kanadını oluşturan Duma milletvekili seçimlerinde Vladimir Putin tarafından desteklenen Birleşik Rusya Partisi büyük başarı elde etmiş ve anılan partiye katılan bazı milletvekilleri ile Duma’da Rusya Anayasasını değiştirecek sandalye sayısına ulaşmış bulunmaktadır.

Rusya Federasyonu Hükümeti, hedeflenen ekonomik gelişme düzeyinin daha da artırılması veya en azından aynı seviyede tutulabilmesini temin etmek için ekonomik faaliyet alanlarının çeşitlendirilmesine önem vererek, büyük ölçüde doğal ve enerji kaynaklarına dayalı ekonominin diğer sanayi kolları tarafından da desteklenmesini sağlamak amacıyla üretim faaliyetinde bulunan kuruluşları desteklemeyi hedeflemektedir.

2003 yılı, RF için ekonomik krizin yaşandığı 1998 yılından sonra ard arda ekonomik gelişmenin sürdüğü beşinci yıl olmuştur. RF’nin ihracat gelirinin yaklaşık olarak % 75′î doğal kaynak ihracatından elde edilmiştir. Rusya Hükümeti ekonomik faaliyet alanlarını çeşitlendirmek amacıyla 2003 yılında da sürdürülen mevzuat değişikliklerine devam etme arzusu içerisinde olduğu görülmüştür. Ancak, ekonomilerin istikrarlı bir şekilde gelişmelerini sağlayan en büyük faktörler arasında olan bankacılık ve mali mevzuatlarını istenilen düzeye çıkaramamış olması ve ihracat gelirinin çok büyük bir kısmının hala doğal kaynak ihracatından elde ediliyor olması RF ekonomisinin önündeki en büyük engel olmaya devam etmektedir.

Rusya ekonomisinde 2003 yılında yaşanan iyileşmeye rağmen Rus ekonomisinin petrol fiyatlarına bağımlılığının artması nedeniyle Rus ekonomisinin önümüzdeki günlerdeki seyri belirsizliğini korumaktadır. 2003 yılı Rus ekonomisini incelediğimizde, Rusya Federasyonu’nda sanayi ürünleri üretimimin 2002 yılına göre %6,7 oranında artmış olduğu görülmektedir. 2002 yılındaki üretim artışı %4,6 olarak gerçekleşmişti.

Bütün bunların ışığında Rus ekonomisinin gelişmesinin dünya petrol fiyatlarına bağımlılığının sürmekte olduğu görülmektedir. 2003 yılında Rusya’da iç piyasada yapılan en büyük on ticari işlemin hepsinin ham madde sektöründe gerçekleştirildiği görülmektedir. Yine aynı şekilde Rusya’nın yabancı ülkelerle gerçekleştirmiş olduğu ticari işlemin ilk beşi ham madde sektöründe gerçekleşmiştir. Rusya Federasyonu’nun 2003 yılında ham madde kaynakları dışındaki en büyük ihracat kalemlerini, tarım ürünleri ile askeri silah ve teçhizatın oluşturduğu görülmektedir.

İndex

Salı, 06 Kasım 2007

İNDEX

1.TÜRKİYE CUMHURİYETİ.

ÖZELLİKLERİ-KOORDİNATLARI-YÜZOLÇÜMÜ-SINIRLARI-NUFUSU

2.TÜRKİYE’NİN DOĞAL YAPISI.

YÜZEY ŞEKİLLERİ-AKARSU VE GÖLLER

3.TÜRKİYE’NİN JEOPOLİTİK ÖNEMİ.

JEOPOLİTİK VE JEOSTRATEJİK ÖNEM

4.TÜRKİYE HAKKINDA ÖĞRENCİNİN GÖRÜŞLERİ.

DÜNYADA TÜRKİYE

5.TÜRKİYE HARİTALARI.

TÜRKİYE HARİTASI-TÜRKİYE JEOLOJİ

HARİTASI-TÜRKİYE YOL HARİTASI -

TÜRKİYE’NİN AVRUPA HARİTASINDAKİ

YERİ.

TÜRKİYE CUMHURİYETİ

Türkiye, resmi adı Türkiye Cumhuriyeti, topraklarının bir bölümü Avrupa’da, daha büyük bir bölümü Asya’da yer alan bir Akdeniz ve Orta Doğu ülkesidir.Yüzölçümü, izdüşüm alan olarak 779,452 kilometrekaredir.

Yüzeyindeki tüm eğimli alanlarla birlikte gerçek alanı ise 814,578 kilometrekaredir.

Türkiye genel görünüm olarak doğu-batı doğrultusunda uzanan ve boyu 1600km eni de 600 km olan bir dikdörtgen biçimindedir.Bu dikdörtgenin en kuzey ucu Sinop ilindeki İnceburun(42°06’ kuzey enlemi, 34°58’ doğu boylamı), en güneyi Hatay ilinin Yayladağ ilçesi(35°51’ kuzey enlemi, 36°06’ doğu boylamı), en doğusu Küçük Ağrı Dağının doğusundaki Türkiye-İran-Azerbaycan sınırı(39°37’ kuzey enlemi, 44°48’ doğu boylamı), en batı ucu ise Gökçeada’nın en batı noktası olan Avlaka Burnudur(40°07’ kuzey enlemi, 25°40’ doğu boylamı).

Türkiye’nin kara sınıları 2.753 km, deniz kıyıları ise 8.333 km uzunluğundadır.Türkiye’nin, Gürcistan-Ermenistan-Azerbaycan sınırının uzunluğu 610 km, İran sınırı 454 km, Irak sınırı 331 km, Suriye sınırı 877 km, Bulgaristan sınırı 269 km, Yünanistan sınırı ise 212 km uzunluğundadır.

Üç yandan ılık denizlerle kuşatılmış olan ülkenin başlıca özelliği, Kuzey Yarıküre’de Ekvator ile Kuzey Kutup Bölgesi arasında merkezi bir konumda olmasıdır.Eskidünya’nın karaları arasında yer almasına karşın denizlerle çevrilmiş ve orta kuşak iklim içinde bulunması tarih boyunca bu topraklarda yaşamış medeniyetlere önemli üstünlükler sağlamıştır.

Türkiye’nin başkenti Ankara ve ortalam nüfusu 65 milyondur.Yönetsel açıdan 76 il ve 842 ilçeye (1992) bölünmüş olan Türkiye Asya ve Avrupa arasında bir köprü konumundadır.

TÜRKIYE’NIN DOĞAL YAPISI

YÜZEY ŞEKİLLERİ

Türkiye’nin yüzey şekilleri açısından en belirgin özelliği yüksek bir ülke oluşudur.Ortalama yükseltisi 1.131 m’dir. Bu yükseklik, Asya’nın 1.050 m’yi bulan ortalama yükseltisini bile aşar.

Yüksek bir ülke olan Türkiye’de yüzey şekilleri önemli ölçüde çeşitlilik gösterir. Birçoğu birbirine koşut sıralar halinde uzanan dağlar, tek başına yada çizgisel bir diziliş gösteren sönmüş yanardağlar, üstleri yanardağ lavlarıyla yada eski göllere ait torul kayaçlarla kaplı olan vadilerle yayılmış ploto düzlükleri, vadiler boyunca uzanan alivyonlarla kaplı ovalar bu çeşitliliğin başlıca öğleridir.

AKARSULAR VE GÖLLER

Türkiye akarsular ve göller açýsýndan zengin bir ülkedir.Türkiye topraklarından kaynaklana akrsular 6 önmli havzaya ve bazı kapalı havzalara su taşır.Ülkenin akarsularının büyük bir kesimi sularını Karadeniz Havza’sına gönderir.

Türkiye’de bulunan akarsuların rejimleri düzensizdir.Yıl içinde akasrulardan geçen su miktarı önmli ölçüde değişiklikler gösterir.Yazlar Türkiye’nin hemen her yerinde akarsuların en yoksul olduğu mevsimdir.

Bu dönemde bazı akarsular kurur.Ancak suyu bol olan karst akarsularda kuruma görülmez.Sonbahar yağmurlarının başlamasıyla akarsuların su oranlarında da yükselme görülür.

Türkiye de yüzölçümünün yaklaşık 9.000 kilometre karesini kaplayan 200’den çok doğal göl vardır.Bazı bölgelerde kümenlenmiş çok fazla sayıda göle rastlanırken bazı bölgeler göller bakımından yoksuldur.Güneydoğu Anadolu Bölgesi neredeyse gölsüzken Akdeniz Bölgesi (Göller Yöresi) göller bakmından çok zengindir.

TÜRKİYE’NİN JEOPOLİTİK ÖNEMİ

Türkiye, 185 dünya ülkesi içinde nüfus itibarıyla 16′ncı, toprak büyüklüğü itibarıyla 32′nci ve ekonomik gücü itibarıyla 16′ncı sırada olan bir dünya devletidir. Türkiye, jeopolitik ve jeostratejik mevkii itibarıyla;

- Dünyanın en önemli petrol rezervlerine sahip Orta Doğu ve Hazar Havzası,

- Önemli deniz ulaştırma yollarının kavşağı durumunda bulunan Akdeniz Havzası,

- Tarihte her zaman önemini sürdürmüş olan Karadeniz Havzası ve Türk Boğazları,

- SSCB ve Yugoslavya’nın dağılması sonucu yapısal değişikliklere uğrayan Balkanlar,

- Etnik çatışmalar yanında, zengin tabiî kaynaklara sahip Kafkasya ve bunun daha ötesinde Orta Asya’nın oluşturduğu coğrafyanın merkezinde etkili bir konumda bulunmaktadır.

Üç kıtayı birbirine bağlayan ve çok önemli bir jeostratejik konuma sahip olan Türkiye, aynı anda bir Avrupa, Asya, Balkan, Kafkas, Ortadoğu, Akdeniz ve Karadeniz ülkesidir. Kısacası Türkiye bir Avrasya ülkesidir. Türkiye’nin jeostratejik önemini pekiştiren diğer özellikleri ise;

- Demokratik, lâik, sosyal hukuk devletine sahip ve piyasa ekonomisini kabul etmiş bir ülke olarak batı sistemlerini uygulaması ve batının tüm kurumlarıyla bütünleşmeyi benimsemiş olması,

- 1990′lı yıllardan itibaren büyük değişmelere sahne olan Balkanlar, Ortadoğu, Kafkasya ve Orta Asya ülkeleriyle tarihten gelen kültür birliğine ve gelişen olumlu ilişkilere sahip olması,

- Kafkasya ve Orta Asya petrol ve doğal gazının batıya ulaştırılması için belirlenen güzergâhlardan birini ve en önemlisini ihtiva etmesi,

- BM ve NATO’nun barışı koruma, bölgesel güvenlik ve istikrara yönelik girişimlerine iştirakleri ve bazılarında üstlendiği öncü rol ile Avrupa Güvenlik Mimarîsi üzerinde tartışılmaz bir ağırlığa sahip olmasıdır.

20′nci yüzyılın sonlarında dünyadaki köklü ve hızlı gelişmeler, Türkiye’ye hem farklı sorumluluklar yüklemiş, hem de yeni fırsat ve ufuklar açmıştır. Türkiye, Kuzey Atlantik İttifakı’nın bir kanat ülkesi konumundan çıkmış, Avrupa’yı Asya’ya bağlayan Avrasya kuşağında merkezî bir duruma gelmiş, politik, güvenlik ve ekonomik açılardan büyük bir rol ve önem kazanmıştır.

Türkiye, geniş olduğu kadar, sorunlar, çatışmalar ve istikrarsızlıklar içeren bir coğrafyada yaşamaktadır. Ancak Türkiye, böyle bir bölgede bir barış ve istikrar adası olma özelliğini koruma başarısını göstermiştir. Türkiye, Avrupa’dan Pasifik’e ve Orta Doğu’ya uzanan geniş coğrafyada yer alan ender demokrasilerden biridir.

Anadolu Yarımadası’nın sunduğu zenginlikler ile tarih boyunca jeopolitik bir kavşak niteliği taşımış olan bu topraklarda yaratılan insanî değerlerin en güzel yönlerini benimseyen Türkiye Cumhuriyeti, çeşitli kültürlerin güzel bir sentezini oluşturmaktadır. Demokratik, müreffeh ve istikrarlı bir Türkiye, doğu ile batının değerlerinin bütünleşip, bir arada yaşayabileceğinin çarpıcı kanıtıdır. Türkiye’nin hem doğulu, hem de batılı yönleri, üyesi olduğu uluslararası örgütlerin çeşitliliği ile de kendini göstermektedir. Türkiye aynı anda NATO, Avrupa Konseyi, Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD), Karadeniz Ekonomik İşbirliği (KEİ), Ekonomik İşbirliği Teşkilâtı (ECO), D-20 ve İslâm Konferansı Örgütü (İKO) üyesi olan yegâne devlettir.

Türkiye, tarihî, coğrafî ve kültürel açılardan doğunun olduğu kadar, yine aynı kıstaslarla değerlendirildiğinde, tartışmasız biçimde batının da bir parçasıdır. Türkiye’nin altı asır boyunca Avrupa ile mevcut ortak tarihi bunun en belirgin kanıtıdır. Batının köklü demokrasileri ve pazar ekonomileri ile doğunun ümit vadeden genç demokrasilerini, Karadeniz ile Akdeniz’i, NATO ile İslâm dünyasını, gelişmiş ülkelerle gelişmekte olanları ve farklı kıtaları birbirine bağlayan Türkiye, İslâm ve diğer dinler arasında da bir dostluk ve iş birliği köprüsüdür. Türk tarihi bu olgunun zenginlikleriyle doludur.

Türkiye ayrıca, gelecek yüzyılda Hazar ve Orta Asya doğal kaynaklarının batıya ulaşmasında doğal bir köprü rolü üstlenmektedir. Dünya doğal enerji kaynaklarının %70′i Türkiye’nin etrafında kümelenmiştir. Hazar petrollerinin batıya taşınmasını öngören ve uluslar arası camiadan büyük destek bulan Bakü-Ceyhan projesi, petrol nakil güzergâhı bakımından en istikrarlı ve güvenli ortamı sunmakta ve çevre korunması bakımından da en az riski taşımaktadır.

Bölgedeki zengin doğal kaynakların işletilmesini ve batıya naklini bölgesel iş birliği ve refahın artırılması için altın bir fırsat olarak gören Türkiye, söz konusu kaynakların dünya pazarlarına nakli için birden çok hattın kullanımını desteklemekte ve bu yönde siyasî iradesini ortaya koymaktadır. Aynı şekilde, Hazar Havzası’nın doğal zenginliklerinin dünya pazarlarına ulaşmasıyla birlikte Kafkasya ve Orta Asya’ya yönelik insan ve mal trafiğinde meydana gelen artışın gerekli kıldığı Trans-Kafkasya Ulaşım Koridoru’nun hayata geçirilmesi bakımından da Türkiye anahtar ülke durumundadır. Avrasya’nın karşısına tarihin çıkarmış olduğu yeni potansiyel ekonomik fırsat iyi değerlendirildiği takdirde, bu coğrafyada barış, istikrar, refah ve iş birliğinin kalıcı hâle getirilmesi mümkün olabilecektir.

Türkiye bir barış ve istikrar adası olma niteliğine ilâveten kaynaklarının zenginliği, demografik yapısı, hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına saygıya dayanan demokratik, lâik rejimi, ekonomisinin dinamizmi, üretim kapasitesi, endüstrisinin rekabet gücü ile bir cazibe merkezi olarak içinde bulunduğu sancılı coğrafyanın barış, istikrar ve refah yönünde değişiminin itici gücü olabilir. Türkiye, bu yapısı ile bölgede örnek bir ülkedir ve değişen dünya konjonktüründe jeopolitik, jeostratejik ve ekostratejik konumu nedeniyle önemi giderek artmaktadır.

Türkiye, dünya ekonomileriyle bütünleşme bakımından, bir taraftan küreselleşme hareketleri içinde yeralmış, diğer taraftan da ekonomik güç odaklarından Kuzey Amerika Serbest Ticaret Antlaşması (NAFTA) ve Türkiye’nin Atlantik-Avrupa ve Avrasya kuşakları içinde özel bir konumu vardır. Batı toplumu ile bütünleşme hedefi güden, ayrıca islâm aleminin demokratik, lâik ve çağdaş üyesi olan bir ülke durumundadır. Türkiye; Balkanlar, Kafkaslar ve Orta Asya’da Türkçe konuşan 200 milyonluk bir nüfusun da merkezinde bulunmaktadır. Başta Türk dilleri konuşan toplumlar olmak üzere, yeni bağımsız devletlerin örnek aldıkları bir model teşkil etmektedir. Türkiye, varlığı ve başarılarıyla, islâmiyetle demokrasinin bağdaştığının; ekonomik, sosyal ve kültürel bir kalkınmanın demokratik bir ortamda da gerçekleştirilebileceğinin somut bir kanıtıdır. Dünyanın aradığı uzlaşmalar Türkiye’nin bünyesinde mevcuttur. Türkiye dış politikasında etkinliğini; bu bünyeden alan bir uzlaştırma, barıştırma ve iş birliğinde buluşturma işlevini sürdürme kararlılığındadır.

Avrupa güvenliğinin Balkanlar, Doğu Avrupa, Ortadoğu ve Kafkasya’da pekiştirilmesi, barış ve iş birliğinin güçlendirilmesi hedefleri ancak Türkiye’nin katılımıyla ve somut katkısı ile gerçekleştirilebilir. Türkiye uluslar arası ilişkilerde geçerli olması gereken çağdaş norm ve davranış kurallarının savunucusudur. Bunların global ve bölgesel düzeylerde yaşama geçirilmesi için her türlü çabayı göstermektedir.

Türkiye’nin dışarıda izlediği siyasî hedeflerin bir yandan çevresindeki mevcut ve potansiyel ihtilâfların kontrol altına alınmasına, diğer yandan bölgesel entegrasyon ve iş birliği yoluyla kalıcı barış ve istikrarın sağlanmasına yönelik olması tabiîdir. Türkiye’nin bölgede oynadığı rolün temel felsefesini; ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi, siyasî istikrarın tesisi ve bölge ülkelerinin dünya ile entegrasyonunun sağlanması hedefleri oluşturmaktadır. Türkiye bu anlayışla demokrasiyi, hoşgörüyü, hukuk devleti niteliklerini ve lâikliği çevresine yansıtmaktadır. Zira Türkiye bunları en iyi yapabilecek durumda bulunan nadir ülkelerden biridir ve bu konuda sorumluluklarını üstlenmektedir.

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image001.gif[/IMG]

21′nci asırda Türkiye’nin vizyonu; bölgesel zenginliklerini, entegre olma hedefi içinde olduğu Avrupa’ya taşıyan, küreselleşme olgusunu ileri götüren ve bu hareket içinde belli başlı bir rol sahibi olarak ortaya çıkan ve nihayet kalkınma ve iş birliği hamlelerinde barıştan yana ve öncü bir ülke olmaktır. Bu vizyon gerçekleşme yolundadır. Balkanlardan Orta Asya’ya kadar Türkiye’nin önünde yeni ufuklar açılmış, yepyeni iş birliği ve dayanışma imkânlarına kavuşulmuştur. Bu anlayışla Türkiye, dışarıya daha fazla açılmakta ve coğrafî uzaklığın önemli olmadığı günümüz dünyasında, Uzak Doğu’dan Lâtin Amerika’ya kadar uzanan geniş bir yelpaze içinde dostlar, pazarlar ve yeni ilişki ağları aramakta, kısaca bir dünya devleti olma yolunda hızla ilerlemektedir.

Türkiye, sorumluluklarının bilincinde olarak, kendisini 21′nci yüzyılda üstleneceği role hazırlamaktadır. Zira Türkiye, lâik ve demokratik rejimiyle bir model ülkedir ve bu niteliklerini 21′nci yüzyılda da korumaya devam edecektir. Ayrıca Türkiye, yeni yüzyılda çok taraflı bir ekonomik ilişkiler ağının merkezi hâline gelecektir. Öte yandan Türkiye, doğu ile batı arasında çeşitli açılardan başarıyla ifa ettiği köprü vazifesini, 21′nci yüzyılda daha etkin biçimde sürdürecektir.

DÜNYADA TÜRKİYE

Üç tarafı denizlerle çevrili bir eskidünya ülkesi olan Türkiye, dünya üzerindeki yeri ve konumu bakımından önemli ayrıcalıklar kazanan bir ülke konumundadır.Asya ve Avrupa kıtaları arasında bir köprü konumuda olması ve önemli yer altı kaynaklarına sahip olduğundan dolayı tüm dünya ülkelerinin gözü Türkiye’nin verimli topraklarındadır.

İklim ve doğal güzellik bakımından da şanslı bir ülke olan Türkiye, ılıman iklim kuşağında olduğundan yılda dört mevsimi yaşayabilen bir ülkedir.Bu özelliği tarım alanında önemli bir etken olmuştur.Her türlü tarıma açık olan Türkiye toprakları, verimli olup her mevsim işlenebilme özelliğine sahiptir.

Doğal güzellikleri ve denizlere kıyısı olması nedeniyle turizm alanında önemli ayrıcalıklar kazanan ülkemiz ne yazık ki izlenen yanlış politikalardan dolayı bu özelliğinden yeteri kadar yararlanamamaktadır.Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin hemen hemen tamamının bu özelliklerinden en iyi şekilde yararlanmalarına karşın ülkemizde turizm için yapılan çalışmalar yeterli olmamaktadır.

Asya ve Avrupa’yı birbirine bağlayan boğazlar gibi önemli geçiş yollarına sahip olması da Türkiye için önemli bir şanstır.Bu geçiş yolları gerektiği gibi kullanılırsa Türkiye’ye önemli kazanç kaynakları yaratabilir.

NATO gibi askeri birliklerde bulunması Türkiye’nin lehinde yer alan önemli ayrıcalıklardan biridir.

Tüm bu ayrıcalıklara rahmen Türkiye tehtid eden çeşitli unsurlarda mevcuttur.Bu unsurlardan en önemlisi artık yavaş yavaş etkisini kaybeden terördür.Terörle mücadele için ayrılan bütçe ülke ekonomiside önemli yaralar açmaktadır.Ayrıca komşu ülkelerle olan sorunlarıda Türkiye’nin önemli sorunlarından biridir.Bunların yanında enerji ve ekonomik sorunlarlada uğraşan Türkiye’miz bu zorlukları yenip aydınlığa çıkacak güçte bir ülkedir.

Tc

Salı, 06 Kasım 2007

TC

KARADENİZ TEKNİK ÜNİVERSTESİ

FATİH EĞİTİM FAKÜLTESİ

İLKÖĞRETİM BÖLÜMÜ SOSYAL BİLGİLER ÖĞRETMENLİĞİ

DERSİN KODU:TRH-302

DERSİN ADI:ÇAĞDAŞ DÜNYA TARİHİ

KONU: 1950’LERDE VİETNAM

HAZIRLAYAN: ELMAS KIRDAR

NO:138771 3/B (ÖRGÜN)

BAHAR YARIYILI

TRABZON

2006

Ülke Kodları

Salı, 06 Kasım 2007

ÜLKE KODLARI AD Andorra

AE United Arab Emirates

AF Afghanistan

AG Antigua and Barbuda

AI Anguilla

AL Albania

AM Armenia

AN Netherlands Antilles

AO Angola

AQ Antarctica

AR Argentina

AS American Samoa

AT Austria

AU Australia

AW Aruba

AZ Azerbaijan

BA Bosnia and Herzegovina

BB Barbados

BD Bangladesh

BE Belgium

BF Burkina Faso

BG Bulgaria

BH Bahrain

BI Burundi

BJ Benin

BM Bermuda

BN Brunei Darussalam

BO Bolivia

BR Brazil

BS Bahamas

BT Bhutan

BV Bouvet Island

BW Botswana

BY Belarus

BZ Belize

CA Canada

CC Cocos (Keeling) Islands

CF Central African Republic

CG Congo

CH Switzerland

CI Cote D’Ivoire (Ivory Coast)

CK Cook Islands

CL Chile

CM Cameroon

CN China

CO Colombia

CR Costa Rica

CS Czechoslovakia (former)

CU Cuba

CV Cape Verde

CX Christmas Island

CY Cyprus

CZ Czech Republic

DE Germany

DJ Djibouti

DK Denmark

DM Dominica

DO Dominican Republic

DZ Algeria

EC Ecuador

EE Estonia

EG Egypt

EH Western Sahara

ER Eritrea

ES Spain

ET Ethiopia

FI Finland

FJ Fiji

FK Falkland Islands (Malvinas)

FM Micronesia

FO Faroe Islands

FR France

FX France, Metropolitan

GA Gabon

GB Great Britain (UK)

GD Grenada

GE Georgia

GF French Guiana

GH Ghana

GI Gibraltar

GL Greenland

GM Gambia

GN Guinea

GP Guadeloupe

GQ Equatorial Guinea

GR Greece

GS S. Georgia and S. Sandwich Isls.

GT Guatemala

GU Guam

GW Guinea-Bissau

GY Guyana

HK Hong Kong

HM Heard and McDonald Islands

HN Honduras

HR Croatia (Hrvatska)

HT Haiti

HU Hungary

ID Indonesia

IE Ireland

IL Israel

IN India

IO British Indian Ocean Territory

IQ Iraq

IR Iran

IS Iceland

IT Italy

JM Jamaica

JO Jordan

JP Japan

KE Kenya

KG Kyrgyzstan

KH Cambodia

KI Kiribati

KM Comoros

KN Saint Kitts and Nevis

KP Korea (North)

KR Korea (South)

KW Kuwait

KY Cayman Islands

KZ Kazakhstan

LA Laos

LB Lebanon

LC Saint Lucia

LI Liechtenstein

LK Sri Lanka

LR Liberia

LS Lesotho

LT Lithuania

LU Luxembourg

LV Latvia

LY Libya

MA Morocco

MC Monaco

MD Moldova

MG Madagascar

MH Marshall Islands

MK Macedonia

ML Mali

MM Myanmar

MN Mongolia

MO Macau

MP Northern Mariana Islands

MQ Martinique

MR Mauritania

MS Montserrat

MT Malta

MU Mauritius

MV Maldives

MW Malawi

MX Mexico

MY Malaysia

MZ Mozambique

NA Namibia

NC New Caledonia

NE Niger

NF Norfolk Island

NG Nigeria

NI Nicaragua

NL Netherlands

NO Norway

NP Nepal

NR Nauru

NT Neutral Zone

NU Niue

NZ New Zealand (Aotearoa)

OM Oman

PA Panama

PE Peru

PF French Polynesia

PG Papua New Guinea

PG Papua New Guinea

PH Philippines

PK Pakistan

PL Poland

PM St. Pierre and Miquelon

PN Pitcairn

PR Puerto Rico

PT Portugal

PW Palau

PY Paraguay

QA Qatar

RE Reunion

RO Romania

RU Russian Federation

RW Rwanda

SA Saudi Arabia

Sb Solomon Islands

SC Seychelles

SD Sudan

SE Sweden

SG Singapore

SH St. Helena

SI Slovenia

SJ Svalbard and Jan Mayen Islands

SK Slovak Republic

SL Sierra Leone

SM San Marino

SN Senegal

SO Somalia

SR Suriname

ST Sao Tome and Principe

SU USSR (former)

SV El Salvador

SY Syria

SZ Swaziland

TC Turks and Caicos Islands

TD Chad

TF French Southern Territories

TG Togo

TH Thailand

TJ Tajikistan

TK Tokelau

TM Turkmenistan

TN Tunisia

TO Tonga

TP East Timor

TR Turkey

TT Trinidad and Tobago

TV Tuvalu

TW Taiwan

TZ Tanzania

UA Ukraine

UG Uganda

UK United Kingdom

UM US Minor Outlying Islands

US United States

UY Uruguay

UZ Uzbekistan

VA Vatican City State (Holy See)

VC Saint Vincent and the Grenadines

VE Venezuela

VG Virgin Islands (British)

VI Virgin Islands (U.S.)

VN Viet Nam

VU Vanuatu

WF Wallis and Futuna Islands

WS Samoa

YE Yemen

YT Mayotte

YU Yugoslavia

ZA South Africa

ZM Zambia

ZR Zaire

ZW Zimbabwe

COM US Commercial

EDU US Educational

GOV US Government

INT International

MIL US Military

NET Network

ORG Non-Profit Organization

ARPA Old style Arpanet

NATO Nato field

..

Ülkelerin Para Birimleri

Salı, 06 Kasım 2007

ÜLKELERİN PARA BİRİMLERİ Almanya Cum

DM

ABD

Dolar

Arjantin

A.Pesosu

Arnavutluk

Lek

Avustralya

Av.Dolan

Avusturya

Şiling

Bangladeş

Taka

Belçika

B.Frangı

B.A.Emirlikleri

Dirhem

Bolivya

B.Pesosu

Irak

l.Dinarı

iran

Rial

irlanda

i.Sterlini

ispanya

Peseta

srail

İ.Şekeli

sveç

i.Kronu

sviçre

İ.Frangı

İtalya

Liret

İzlanda

i.Kronu

Japonya

Yen

Pakistan

P.Rupisi

Polonya

Zloty

Portekiz

Eskudo

Romanya

Leu

Suriye

S.Sterlini

Suudi Arabistan

Riyal

Şili

Y.Peso

Tunus

T.Dinarı

Brezilya

Kruzeiro

Bulgaristan

Lev

Büyük Britanya

Sterlin

Cezayir

Dinar

Çekoslovakya

Koruna

Danimarka

D.Kronu

Fas

Dirhem

G.Afrika Cum

Rand

Hindistan

Rupi

Hollanda

H.Florini

Kanada

K.Doları

Kuveyt

K.Dİnarı

Libya

L.Dolan

Lübnan

L.Stertini

Macaristan

Forint

Malta

M.Sterlini

Meksika

Peso

Mısır

M.Sterlini

Nikaragua

Kardoba

Norveç

N.Kronu

Türkiye

TürkLirası

Ürdün

Ü.Dinarı

Venezüella

Bolivar

Vietnam

Dong

Yeni Zelanda

Y.Z.Dolan

Yugoslavya

Dinar

Yunanistan

Drahmi

,

Ülkelerin Para Birimleri

Salı, 06 Kasım 2007

ÜLKELERİN PARA BİRİMLERİ Almanya Cum DM ABD Dolar Arjantin A.Pesosu Arnavutluk Lek Avustralya Av.Dolan Avusturya Şiling Bangladeş Taka Belçika B.Frangı B.A.Emirlikleri Dirhem Bolivya B.Pesosu Irak l.Dinarı iran Rial irlanda i.Sterlini ispanya Peseta srail İ.Şekeli sveç i.Kronu sviçre İ.Frangı İtalya Liret İzlanda i.Kronu Japonya Yen Pakistan P.Rupisi Polonya Zloty Portekiz Eskudo Romanya Leu Suriye S.Sterlini Suudi Arabistan Riyal Şili Y.Peso Tunus T.Dinarı Brezilya Kruzeiro Bulgaristan Lev Büyük Britanya Sterlin Cezayir Dinar Çekoslovakya Koruna Danimarka D.Kronu Fas Dirhem G.Afrika Cum Rand Hindistan Rupi Hollanda H.Florini Kanada K.Doları Kuveyt K.Dİnarı Libya L.Dolan Lübnan L.Stertini Macaristan Forint Malta M.Sterlini Meksika Peso Mısır M.Sterlini Nikaragua Kardoba Norveç N.Kronu Türkiye TürkLirası Ürdün Ü.Dinarı Venezüella Bolivar Vietnam Dong Yeni Zelanda Y.Z.Dolan Yugoslavya Dinar Yunanistan Drahmi ,

Alkol

Salı, 06 Kasım 2007

ALKOL

Alkolizm Nedir?

Alkolizm çoğunlukla genetik yoldan geçen, biyokimyasal bir bozukluktur. Ancak, yüksek dozda ve çok sık alkol tüketimine bağlı olarak geliştirilen alkol bağımlılığı da yoğunlukla görülmektedir. Bunların yanı sıra psikolojik ve sosyal baskılar hastalığı etkinleştirici sebeplerdir. İleri dönemlerde hastalık, vücudun tüm sistemlerine en çok da kardiovaskular sisteme, sinir sistemine ve karaciğere zarar verir. Ne yazık ki, bu üç bölgedeki tahribat ölümcül sonuçlar doğurur.

Alkolizmin Tanımı ve Sebepleri

Alkolizm, bir kişinin devamlı ve kendisine zarar verecek ölçülerde alkollü içecek almasıyla oluşur. Alkol, fiziksel ve psikolojik zararlarının yanısıra sosyal ve ekonomik açıdan da felaketler doğurur. Alkolizm hastalığının en önemli belirtisi, kişinin sürekli ve çok miktarda alkol alarak bunun sonucunda da davranış değişikliği göstermesidir. Sonunda kişi kendisine hakim olamayacak kadar bağımlı hale gelir ve kendini kaybetmeye başlar. Kişi artık alkolsüz yaşayamayacak hale gelmiştir.

Genellikle alkolizmin tanımı tanımlayan kişiye göre değişir. En basit anlamda ve en eski tanımı, kronik ve aşırı alkol alınmasıyla oluşan hastalıktır. Bağımlılığın farmakolojik ve psikolojik tanımı, gittikçe artan dozlarda alkol alma isteğidir. Ancak bu tanım da çok yeterli değildir, çünkü alkolizm diğer bağımlılıklara pek benzememektedir. Afyon bağımlıları, gittikçe artan dozlarda ve sonunda öldürücü miktarda madde ihtiyacı duyarlar, ancak alkoliklerin ihtiyaç duyduğu alkol miktarı tek seferde öldürücü olmamaktadır.

Alkolizmi tanımlamak için en belirgin sinyal kişinin davranış şeklidir. Modern tıp; alkolizmi sebebi bilinmeyen, belirgin anatomik işaretleri olmayan ve alkol bağımlılığıyla ortaya çıkan bir hastalık olarak tanımlar. Ayrıca, hem psikolojik hem de fiziksel tıp, alkolizmin bir başka hastalığın, çoğunlukla da psikolojik bir bozukluğun, semptomu olabileceğini söylemektedirler. Bu anlamda, alkolizm, kronik, ilerleyen bir hastalıktır ya da psikolojik veya fiziksel bir başka hastalığın belirtisidir. Hastalığın özeliği alkol bağımlılığıdır ve her alkol kullanımından sonra kişi kontrolünü kaybeder. Alkolizm hastası, fiziksel ya da psikolojik sıkıntısını gidermek için alkol tüketir ve sonunda alkollü içecek tüketimi hastanın fiziksel, zihinsel, sosyal ve ekonomik hayatını engelleyecek boyutlara ulaşır. Bu noktada, hiç şüphesiz, hastalığın en önemli ipucu kişinin alkol yüzünden hayatının engellenmesidir.

Alkol aldıktan sonra hastanın kontrolünü kaybetmesi, içmeye başladıktan sonra bırakamaması, alkoliğin içmeyi engelleyemediğini göstermektedir. Bir alkolik içmeye başlar, çünkü kendini tutamaz. Alkoliklerin çoğunluğu içtiği zaman kontrolünü kaybeder, ancak tüm hastalıklarda olduğu gibi istisnalar vardır. Bazen bir alkolik, içmeden durabilir, kendi kendine ve çevresine bağımlı olmadığını ispatlamaya çalışır. Bazen daha kontrollü içebilir.

Alkolizmin bir başka tanımı da, kişinin iç dünyasıyla yada çevresiyle ilgili zor durumlardan kurtulmak için edindiği alkol içme bağımlılığıdır. Bu tanım, alkolizmin bir başka psikolojik ya da fiziksel bozukluğun dışa vurumu olabileceği ihtimalini ortaya çıkarmaktadır. Kişi alkol almayı öğrenip bu bağımlılığı edindikten sonra, alkolizm esas hastalık haline gelip, alta yatan esas hastalığı yok etmekte ya da üstünü örtmektedir.

Görüldüğü üzere, alkolizmin oldukça çok tanımı, türü ve sebebi bulunmaktadır. Hekimler hastanın, hangi gruba dahil bir alkolik olduğunu, onun alkol alma sıklığını ve miktarını, davranış biçimini, alkolizminin ortaya çıkışını, gelişimini yaptıkları testlerle, uyguladıkları anketlerle tespit etmekte ve buna uygun bir tedavi şekli uygulamaktadırlar.

Alkolün Tarihçesi

Alkolün tarihi neredeyse insanlık tarihi kadar eskidir. İnsanlığın yerleşik hayata geçmesiyle alkol üretimi de başlamıştır. İlk bira bundan 8 bin yıl önce Mezopotamyalıların arpayı ekmek yapmak için ilk ıslah etmesiyle yapılmıştır. Sümerlerin 6 bin yıl önce Godin Tepelerinde (Batı İran ve Anadolu) bira ve şarap içtiği bilinmektedir. Daha sonra fermente edilmiş meyve, tahıl ve baldan alkol ederek alkolü, iyice hayatına sokmuştur insanoğlu. Alkol kimi zaman kutsal sayılıp, dini törenlerde kullanılmış, kimi zaman eğlencenin ayrılmaz bir olmuştur. Alkolün icat edilmesiyle birlikte, alkol alışkanlığı da ortaya çıkmıştır.

Alkol alışkanlığının bir hastalık olarak kabul edilmesi eski çağlara dayanmaktadır. Roma filozofu Seneca, alkolizmi bir akıl hastalığı olarak tanımlamıştır.

Alkolizm terimi, ilk defa İsveçli hekim Magnus Huss tarafından, “Alcoholismus Chronicus” (1849) isimli makalede kullanılmıştır. Bu makalenin ardından, kronik alkolizm tıbbi bir terim haline gelmiş ve bir hastalık olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Günümüzde alkolizm tedavi edilmektedir.

Alkol ve uyuşturucu kullanımına bağlı problemlerin genellikle modern hayatın getirdiği değişikliklere ve strese bağlı olduğu düşüncesi oldukça yaygındır. Geleneksel toplumdan modern toplum yapısına geçişin, aile yapısının zayıflayışının, şehir hayatinin sosyoekonomik baskısının bunda etkili olduğu üstünde durulur.

Alkolizm Tedavisi

Alkolikleri tedaviye razı etmek zor bir iştir. Pek çok alkolik, hastalığını inkar eder. Alkolikler tedavi için başvurduklarında genellikle "dibe vurmuşlardır" yani sağlık, aile, meslek ve sosyal yaşamlarından büyük kayıplar vermiş ve çaresiz duruma düşmüşlerdir. Bu hale düşmeden önce alkolikler, bu zevki terk etmeye pek yanaşmazlar, ya da buna karar verseler de kolayca vazgeçerler. Önemli olan bu denli kayba uğramadan bu kısır döngüyü durdurmaktır. Bu nedenle kişinin alkolik olduğu yani alkol karşısında zayıf, hatta alkolün esiri olduğunu fark edip kabullenmesi düzelmenin başlangıç noktasını oluşturur. Erken dönemdeki alkoliklerin bu gerçeği fark etmeleri için "motive edici görüşmeler" yapılır.

Alkol Tedavisinin Önemli Özellikleri Şunlardır:

Alkolizm tedavisi yoksunluk belirtileri kalktıktan sonra başlar.

Hedef ayıklıktır (sobriety): Eşlik eden psikiyatrik bozuklukların ayırıcı tanısı ve tedavisi için de bu önemlidir.

Ekip tedavisi gerekir

Tedavi hastanın ihtiyaçlarına göre seçilmelidir.

Tedaviden sonra uzun süreli izleme gereklidir. Kişi uzun süre hastanede kalsa bile daha sonra izlenmezse alkole dönmesi kolaydır. Düzenli aralıklarla görüşmelere ya da kendine yardım gruplarına katılmalıdır.

Nüksler (tekrarlamalar) İlk 6 ayda en sıklıkla görülür.

Alkol tedavisi, fizyolojik, psikolojik ve sosyal olarak sınıflandırılabilir. Çoğu zaman, fizyolojik tedavi, psikolojik tedaviye ek olarak yapılmaktadır. Alkol tedavisinde psikoterapi vazgeçilmez bir yöntemdir.

Fizyolojik Tedavi

İlaç tedavileri

Alkolizm tedavisinde kullanılan en yaygın yöntemlerden biri olan “disulfiram”, Danimarkalı Eric Jacobsen tarafından, 1948 yılında bulunmuştur. Bu ilaç doktor kontrolünde, birkaç gün kullanıldıktan sonra hastaya bir miktar alkol verilir. Hastanın vücudundaki disulfiram, alkol alınmasıyla, mide bulantısına, kusmaya, kan basıncının hızla düşmesine, kalp atışlarının hızlanmasına ve neredeyse ölüyormuş hissinin uyanmasına sebep olur. Böylece, hastaya vücudunda disulfiram varken alkol almasının ne kadar tehlikeli olduğu gösterilir. Hastanın ilaç kullandığı dönem boyunca içki içmesi engellenmiş olur. Bu alkolsüz dönemi terapistler rehabilitasyon dönemi olarak kullanırlar, hastayı alkolden uzaklaştırmaya başlarlar. Bu teknik başka ilaçlarlar da uygulanabilir.

Alkol tedavisinde yoğunlukla kullanılan ilaçlar şunlardır:

Disulfiram (Antabus)

Antidipsojenikler: Naltraxone, Acomprasate

Seratonerjik antidpresanlar

Lityum

Nefret Ettirme

Amerikalı psikiyatr W.L. Voegtlin, hastaya en sevdiği alkollü içkiyi vermeden önce kusturucu bir enjeksiyon yaparak, onu alkolden nefret ettirme yöntemi geliştirdi. Bu enjeksiyonla, içki henüz sindirim sistemine ulaşmadan, mide bulantısı ve kusma başlamaktadır. Bu uygulama, hastanın alkolün tadından, kokusundan hatta görüntüsünden iğrenmesini sağlamaktadır. Avrupa ülkelerinde gene buna benzer yöntemler kullanılmaktadır.

Beslenme, hormonlar, ilaçlar

Bir teoriye göre, alkolizm genetik olarak bazı vitaminlere duyulan aşırı ihtiyaçtan oluşmaktadır. Bu yüzden, bazı tedavi yöntemlerinde alkoliklere güçlü vitaminler verilir.

Bir başka teori endokrin (hormon) sistemindeki bir bozukluğun alkolizme sebep olduğunu söylemektedir. Bu durumda, alkolikler bu bozukluğu giderici ilaçlarla tedavi edilirler.

Psikoterapi

Alkolizm psikoterapisi, pisikonevroz ve kişilik bozukluğu terapisinde kullanılan tüm araçları, bireysel ve grup teknikleri de dahil olmak üzere gerektirir. Tedavi, hastanın en azından bir süre için alkol almadan hayatını sürdürebilmesini sağlayarak başlar.

Bu alkol almadan geçirdiği sürede, yoğun terapi dönemi başlar. Çoğunlukla, grup terapisinin daha etkili olduğu gözlemlenmiştir. Grup terapisi, bilgilendirici derslerden, tartışmalara, derin analizlerden, psikodramaya ve hipnoza kadar geniş bir yelpazeye sahiptir.

Alkolizm Terapisinin Özellikleri

Sıcak ama biraz otoriter bir yaklaşım gereklidir.

“Adsız Alkolikler” gibi yardım grupları tedaviye dahil olmalıdır.

Davranışçı-kognitif tedaviler iyi sonuç verir.

Egitimsel faaliyetler tedavinin önemli bir parçasıdır.

Psikoterapilerde iç görü üzerinde yoğunlaşılmamalıdır. Psikanaliz gibi bu türdeki terapiler alkol kullanımını daha da arttırabilir.

Hastanın içinde bulunduğu aile ele alınmalıdır, çünkü alkolizm bir "Aile Hastalığı"dır.

Tedavinin Sonuçları

Alkolizm tedavisinin sonuçlarını önceden kestirmek pek mümkün değildir. Yeni tedavi yöntemlerinin başarısı oldukça yüksektir. Tedavi sonrası, alkolü bırakıp yeniden başlayan hastalar vardır. Bu yüzden, tedavi gören alkoliklerin %50’si tamamen iyileşiyor denilebilir.

Alkol tedavisi uzun bir süreç gerektirir ve hastaya büyük görev düşer. Amerikan araştırmaları, ileri yaştaki alkoliklerin daha çok oranda tedavi olduklarını göstermektedir.

Neden Içki Içilir?

Yapılan araştırmalar insanların en çok zevk almak için alkol tükettiğini göstermektedir. İçkili eğlence yerlerinin çokluğu da bunun en önemli göstergesidir. Eğlence yerleri dışında zevk ve eğlence için en çok yılbaşı, düğün, doğum günleri gibi sosyal etkinliklerde insanlar aşırı miktarda alkol tüketmektedirler. Sosyal içicilik denen bu tür alkol tüketimi bazı insanlar için alkolizmin ilk basamağı olmaktadır.

Alkol tüketiminin bir diğer önemli sebebi ise duygu durumunu düzeltmektir. İnsanlar genellikler kendilerini kötü hissetlerinde, zorlandıkları ya da üzüldükleri dönemlerde alkole sığınarak bu kötü duygu durumundan kurtulmaya çalışırlar. Sonuçta alkol hiçbir çözüm getirmediği gibi daha kalıcı ve daha kötü durumlara yol açar.

Modern insanın en önemli sorunlarından biri olan stresle başa çıkmak için alkol tüketimi de oldukça yüksek miktarlardadır. Günlük hayatın getirdiği yoğunluk, karşılaşılan irili ufaklı problemler, yorgunluk, maddi sıkıntılar strese sebep olmakta ve pek çok insan bundan kurtulmak için içki içmeyi tercih etmektedir.

Alkolizme yakalanan kişiler sonunda bastıramadıkları bir alkol içme arzusu duymaya başlarlar. Bu arzu alkol tüketiminin bir diğer önemli sebebidir.

Alkol Ve Trafik Kazalari

Alkollü Araç Kullanmak En Önemli Kaza Sebeplerinden Biridir

Dünya Sağlık Örgütü (WHO)’nun verilerine göre gerçekleşen ölümlü trafik kazalarının büyük bir bölümü alkollü araç kullanmaktan ötürü gerçekleşir.

Adli Tıp açısından önemli olan alkol türü etil alkoldür. Ağız yolundan alınan alkolün %20’si mideden, % 80’i ince barsaklardan doğrudan emilir. Ağız, yemek borusu ve kalın barsaklardan da emilebileceği bilinse de bu değerler ihmal edilebilir düzeydedir. Etil alkol tüm sıvılarına geçebilir. Kan alkol değeri, alkol alımı bittikten 1 saat sonra en yüksek düzeye ulaşır sonra tedricen azalır. Alınan alkol karaciğerde alkol dehidrogenaz ve asetaldehid dehidrogenaz ile yıkılır. Alınan alkolün %5-8’i solunum ve idrar yolu ile değişime uğramadan, az bir kısmı ise ter ve gaita ile atılır (8).

Alkol merkezi sinir sistemi üzerine tıpkı genel anestezi yapan maddeler gibi etki eder. Ancak vücut sıvılarına kolaylıkla dağıldığından içilen miktarları ile beyinde narkoz için gerekli düzeye genellikle ulaşmaz. Bununla birlikte az miktarda alkol alımı bile bir işin yapılması için gerekli beceri, dikkat ve özende azalmaya neden olur. Bu belirtilerin ortaya çıkması için gereken alkol miktarı kişiler arasında büyük farklılıklar gösterir. Alkol alanlarda öncelikle psişik inhibisyonlar ortadan kalkar. Daha sonra muhakeme ve karar verme yeteneği kaybolur. Dikkat ve refleks aktivite hızı azalır. Psikomotor koordinasyon azalır. Hafıza kusurları oluşur. Kanda alkol düzeyi arttıkça disoryantasyon, stupor, koma ve ölüm gelişir.

amatör sürücüler için belirlenen yasal üst sınır olan 0.5 promil’i aşmamak için 70 kg ağırlığındaki bir kişinin bir defada alabileceği alkol miktarı 20 gr (25 ml)’dir. Buna göre, içki türlerine göre içilebilecek azami miktarlar;

800 ml light bira

500 ml normal bira

300 ml ekstra bira

200 ml şarap veya köpüklü şarap

150 ml likör şarabı

55 ml Yeni rakı, Tekirdağ rakısı

50 ml cin veya %50 alkol içeren viski

60 ml %40 alkol içeren viski, votka

Yapılan araştırmalarda kan alkol düzeyinin 1 saatte %12-20 mg azaldığını ortaya koymuştur. Adli vakalarda Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulunca bu bilgiler göz önüne alınarak kan alkol düzeyinin 1 saatte ortalama %15 mg azaldığı kabul edilmektedir.

Karayolları Trafik Kanununda; alkollü içki, uyuşturucu veya keyif verici maddelerin etkisi altında araç sürme yasağı 48. maddede yer almaktadır.

48. Madde

MADDE 48- Uyuşturucu veya keyif verici maddeleri almış olanlar ile alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır.

Uyuşturucu veya keyif verici maddelerin cinsleri ile alkollü içkilerin etki dereceleri ve kandaki miktarlarını tespit amacıyla, trafik zabıtasınca teknik cihazlar kullanılır. Tespit usulleri ve muayene şartları, Sağlık Bakanlığı’nın görüşüne uygun olarak hazırlanacak yönetmelikte düzenlenir. (Değişik: 08.01.2003-4785/3 md.)

Bu madde hükmüne uymayan sürücüler derhal araç kullanmaktan men olunur.

Yönetmelik ile belirtilen miktarların üzerinde alkollü araç kullandığı tespit edilen sürücülerin, suçun işlendiği tarihten itibaren geriye doğru beş yıl içinde; birinci defasında sürücü belgeleri altı ay süreyle geri alınır ve haklarında 340.900.000 lira para cezası uygulanır. İkinci defasında sürücü belgeleri iki yıl süreyle geri alınır ve haklarında 427.300.000 lira para cezası uygulanır. Ayrıca bu sürücüler Sağlık Bakanlığınca, esas ve usulleri Sağlık ve İçişleri Bakanlıklarınca çıkarılacak Yönetmelikte gösterilen sürücü davranışlarını geliştirme eğitimine tabi tutulurlar, eğitimi başarıyla tamamlayanların belgeleri süresi sonunda iade edilir. Üç veya üçten fazlasında ise, sürücü belgeleri beş yıl süreyle geri alınır ve altı aydan aşağı olmamak üzere hafif hapis cezası ile birlikte 684.300.000 lira hafif para cezası uygulanır. Ayrıca, psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesine tabi tutulurlar. Bu değerlendirme ve muayene sonrasında uygun görülenlere, geri alma süresi sonunda sürücü belgeleri iade edilir. Psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesinin yapılmasına dair esas ve usuller yönetmelikte gösterilir. (Değişik: 08.01.2003-4785/3 md.)

EK MADDE 12- Konaklama yerleri ve belediye mücavir alanları hariç olmak üzere, otoyollarda ve Devlet karayollarında yapılacak ve açılacak yapı ve tesislerde alkollü içki satılmasına izin verilmez (Değişik: 08.01.2003-4785/5 md.).

Karayolları Trafik Yönetmeliğine göre; Uyuşturucu ve Keyif Verici Maddeler İle Alkollü İçkilerin Etkisinde Araç Sürme Yasağı (12)

Madde 97- Uyuşturucu, uyutucu ve keyif verici gibi özelliklere sahip doğal ve sentetik psikotrop maddeleri almış olanlar ile alkollü içki almış olması nedeniyle güvenli sürme yeteneklerini kaybetmiş kişilerin karayolunda araç sürmeleri yasaktır.

Bunlardan uyuşturucu, uyutucu veya keyif verici gibi doğal veya sentetik psikotrop madde almış olarak araç kullandığı tespit edilenler, almış oldukları maddelerin cins, miktar ve etki derecelerine bakılmaksızın araç kullanmaktan men edilirler ve haklarında Trafik Kanununun 48 inci maddesine ve ayrıca Türk Ceza Kanununun ilgili maddelerine göre işlem yapılır.

Uyuşturucu veya keyif verici maddeler ile alkollü içki almak suretiyle araç kullanan sürücülerin tespit veya teşhisinde aşağıdaki esas ve usuller uygulanır.

a) Uyuşturucu veya keyif verici madde almış olanların tespiti esasları;

1) Herhangi bir uyuşturucu, uyutucu veya keyif verici gibi özelliklere sahip psikotrop madde almak suretiyle araç kullandığı şüphesi uyanan sürücülerin durumları tıbbi yönden incelenmek, kan veya idrar analizleri yapılmak üzere, adli tıp kuruluşu olan yerlerde bu kuruluşa, olmayan yerlerde ise Sağlık Bakanlığına bağlı tahlil yapabilecek teknik ve tıbbi imkanlara sahip olan sağlık kuruluşlarına sevkedilir.

2) Kan veya idrar tahlilinin yukarıdaki yerlerde yapılmaması veya yaptırılamaması halinde sürücünün yetkili bir sağlık kuruluşunda usulüne uygun olarak aldırılacak kan veya idrarı, tahlilleri yapabilecek teknik ve tıbbi imkanlara sahip, en yakın resmi sağlık kuruluşuna veya polis kriminal laboratuarlarına gönderilerek durumu tespit ettirilir.

b) Alkollü içki almış olarak kandaki alkol miktarına göre araç sürme yasağı;

1) Taksi veya dolmuş otomobil, minibüs, otobüs, kamyon, çekici gibi araçlarla kamu hizmeti, yük ve yolcu taşımacılığı yapan sürücüler ile resmi araç sürücüleri alkollü içki kullanmış olarak bu araçları süremezler.

2) Alkollü içki almış olarak araç kullandığı tespit edilen diğer araç sürücülerinden kanlarındaki alkol miktarı 0.50 promilin üstünde olanlar araç kullanamazlar.

c) Alkollü içki almış sürücülerin ve kanlarındaki alkol miktarının tespiti esasları;

1) Alkollü olarak araç kullanıldığından şüphe edilen ve yalnızca hasarla sonuçlanan trafik kazalarında, sürücülerin alkol durumları kaza tespit tutanağını tanzim eden elemanlarca olay yerinde teknik cihazlarla tespit edilerek, kaza tespit tutanağına yazılır. Bu halde hasarlı kazaya karışanların alkol durumlarının tespiti için ayrıca adli tabibe veya resmi sağlık kuruluşlarına sevki yapılmaz.

2) Cihazla yapılan tespit sonucunda alkollü içki aldığı belirlenen sürücülerin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 48 inci maddesine göre, birinci defada 3 ay, ikinci defada da 1 yıl süreyle sürücü belgeleri ellerinden alınır. Üçüncü defa tekerrürü halinde ise, bu sürücüler, 1 aydan 2 aya kadar hafif hapis cezası ile cezalandırılırlar ve belgeleri 5 yıl süre ile geri alınır. Bu süre sonunda yapılacak psiko-teknik değerlendirme ve psikiyatri uzmanı muayenesi neticesinde belgesinin iadesinde sakınca bulunmayanlara sürücü belgesi iade edilir. Muayene sonucunda sürücü belgesinin iade edilmesinde sakınca bulunanlara ise sürücü belgesi verilmez.

Alkollü olarak ölümlü ya da yaralamalı trafik kazasına neden olunması halinde ağır kusurun varlığı kabul edilir.

3) Cihazla yapılan tespite sürücünün itiraz etmesi halinde, kanındaki alkol miktarının belirlenmesi için, bu konuda eğitilmiş ve kan almaya yetkili kılınmış personel tarafından kanı alınarak, tahlil için polis kriminal laboratuarına gönderilir.

4) Polis kriminal laboratuarlarında tahlilin mümkün olmaması halinde, sürücü kanındaki alkol miktarının tespiti için adli tıp merkezlerine ve Sağlık Bakanlığına bağlı tahlil yapabilecek teknik ve tıbbi imkanlara sahip olan en yakın sağlık kuruluşlarına gönderilir.

5) Sürücülerin alkollü içki alıp almadığının tespitinin cihazlarla yapılması mümkün olmaması halinde (Ek:34)’deki form esaslarına göre test uygulanır. Test sonucunda alkollü içki aldığına kanaat getirilenlerden 0.50 promilin üstünde alkollü içki alındığını kabul ve beyan edenler hakkında yapılacak kanuni işleme esas olmak üzere (Ek:34)’deki formun alkol test tutanağı bölümü düzenlenerek sürücü ve görevli tarafından imzalanır.

Test sonucuna itiraz eden sürücüler hakkında ise kanlarındaki alkol miktarının tespiti için 3 ve 4 üncü bentte belirtilen esas ve usuller uygulanır.

6) Kandaki alkol miktarının teknik cihazlarla ve kan alınarak laboratuarda tespit imkanlarının bulunmadığı hallerde, alkollü olarak araç kullandığı tespit edilen sürücüler en yakın resmi sağlık kuruluşuna sevk edilerek, bu kurum hekimi tarafından rutin alkol muayenesinden geçirilirler.

Bu madde hükümlerine uymayanlara, Kanunun 48 inci maddesine göre işlem yapılır.

(Ek:02.11.2000-24218) Alkollü içkilerin etkisi altında araç kullanmak suçunun birinci ve ikinci defasında işlenmesi durumunda, bir yıl içerisinde hız sınırının 5 kez ihlal edilmesi halinde ve bir yıl içerisinde 100 ceza puanını birinci ve ikinci defa doldurulması halinde, sürücülerin sürücü belgeleri, trafik polisi veya jandarmanın trafik eğtimi görmüş personeli tarafından Kanunda yazılı süreler kadar re’sen geçici olarak geri alınır.

Bir Alkoliğin özellikleri

Şunu unutmamak gerekir ki, alkolizm davranışsal bir bozukluktur ve sürekli ve artan miktarlarda alınan alkole bağlı problemlerin gelişmesi anlamına gelir.

Bir alkolik, tüm kötü sonuçlarına rağmen sürekli alkol içmeye devam eder ve bir süre sonra alkol alımını sınırlayamaz bir hale gelir.

Alkolikler genellikle, alkol içen kişilerle arkadaşlık eder, hatta eşlerini bile onların arasından seçebilir.

Alkolik bir insan, içmek için her zaman bir sebep bulur. Bu mutluluk, mutsuzluk, gerginlik, üzüntü, neşesizlik olabilir. Ayrıca, içmek için her zaman fırsat yaratırlar, maç, av, parti, doğum günü, düğün, sünnet vb.

Alkolizmin ilerledikçe, alkolik kişilerin sorunları da artmaktadır. Örneğin, yalnız içmeye başlarlar, çevrelerinden saklayarak gizli içerler, şişeleri saklarlar. Bütün bu davranışların sebebi alkolik olduklarını çevrelerinden saklama arzusu duymalarıdır.

Gittikçe artan bir suçluluk duygusu geliştiririler, bu suçluluk duygusu, pişmanlıkla birleşir ve bu duyguları bastırmak için daha çok içmeye başlarlar. Hatta sabah kalkar kalmaz içmeye başlarlar.

Alkolizm bir kısır döngüye dönüşür. Suçluluğa ve alkolün yaptığı tahribata bağlı olarak kişide anksiyete ve depresyon başlar ve bu yüzden kişi daha çok alkol tüketir. Alkol tüketimi arttıkça depresyon derinleşir, kişi uyuyamamaya ya da sızmaya başlar, geceleri uyanır, depresif bir duygu durumu içine girer, kendisini sürekli huzursuz ve sıkıntılı hisseder, panik nöbetleri geçirir, göğüs ağrısı, çarpıntı ve nefes almada zorluk çeker.

Alkolün Gerçekleri

Alkolün uyuşturucu kadar tehlikeli olduğu genellikle düşünülmez. Hatta bazı kültürlerde alkol dini ve sosyal etkinliklerin önemli bir parçasıdır. Ancak unutulmaması gereken bir gerçek vardır ki, o da alkolün modern toplumun en önemli problemlerinden birisi olduğudur ve alkol alışkanlığı uyuşturucu alışkanlığı kadar zararlıdır.

Alkollü içecekler (bilimsel olarak etil alkol ve ya etanol olarak adlandırılır), çeşitli meyveleri, sebzeleri ya da tohumları fermente ederek elde edilir. Etil alkol saf ve renksiz bir sıvıdır. Alkollü içecekler, renklerini içlerindeki katkı maddelerinden ya da fermantasyon sırasında alırlar.

Genellikle biradaki alkol oranı %5’tir. Çoğu şaraplarda bu oran %10-%14 arasında değişir, ancak sherry veya vermut gibi daha konsantre şaraplarda bu oran %20’ye kadar çıkabilir. Damıtılmış içkiler (whisky, votka, rom, cin vb.) önce fermente edilir sonra alkol seviyesini yükseltmek için damıtılırlar. Bu grup içkilerin bazılarında alkol oranı %40’a ulaşmaktadır. Hatta bazı likörler daha bile yoğun olabilir.

İçki içmenin etkileri, alkollü içeceğin türünden çok, ne kadar içildiğine göre değişir. Aşağıdaki tabloda, hangi içkiden ne kadar alkol alındığı gösterilmiştir.

İçki ml. Alkol Miktarı (%) İçki Miktarı Alkol Miktarı (gr.)

Bira (şişe) 5 341 12 13.4

Bira (teneke) 5 355 12.5 14.0

Light bira (şişe) 3.5 341 12 9.4

Light bira (teneke) 3.5 355 12.5 9.8

Şarap 12 142 5 13.4

12 170 6 16.1

Güçlü Şarap 20 56.8 2 8.9

Sert İçkiler 40 28.4 1 8.9

40 35.5 1.25 11.2

40 42.6 1.5 13.4

Alkol ve Hamilelik

Alkol kullanan hamile kadınların bebeklerinde zihinsel veya bedensel rahatsızlık olma riski oldukça yüksektir. Olması ihtimal dahilinde olan hastalıklar, geri zekalılık, büyüme bozuklukları, kafa yada yüz bozuklukları, eklem ve kaburga problemleri ve kalp hastalıkları. Hamilelik sırasında, güvenli alkol içme miktarı yoktur.

Alkolün Vücuda Etkileri

Alkol alındıktan sonra hızla ince bağırsaktan kana karışır. Kana karışan alkol miktarına göre, beyinin çalışmasını yavaşlatır. İçki içen kişinin kanına karışan alkol miktarı,

Belirli bir zamanda ne kadar içtiğine,

Vücut ölçülerine, cinsiyetine, vücut yapısına ve metabolizmasına,

Midedeki yiyecek çeşidine ve miktarına göre değişir.

Alkol kana karıştıktan sonra, hiçbir yiyecek ya da içecek onun etkisini azaltmaz. Bazen meyve şekeri, alkolün kandan dışarı atılımını hızlandırabilir ve böylece etkisi daha kısa sürer.

Normal bir yetişkinin metabolizması saatte 8.5 gr. alkolü (bir biranın 3/2’si) sindirip vücuttan atabilir. Ancak, bu rakam kişinin, fizik yapısına, cinsiyetine, böbreklerinin durumuna ve genetik özelliklerine göre önemli değişiklik gösterir.

Etkileri

Alkolün ya da herhangi bir Uyuşturucunun Etkisi Aşağıdaki Faktörlere Bağlıdır:

Bir seferde alınan miktar

İçkinin içilme şekli

İçkinin hangi şartlar altında içildiği (yer, kişinin psikolojik durumu, duygusal durumu, yanında başkalarının olup olmaması, herhangi başka bir madde alınıp alınılmadığı (uyuşturucu vb.)

Alkolün etkilerindeki en önemli faktör kana karışan miktardır. Aşağıdaki tabloda alkolün kana karışma miktarları ve etkileri gösterilmiştir. Sol tarafta 1 desilitre kana karışan alkol miktarı mililitre cinsinden verilmiştir.

Kana karışan alkol (ml/dl)

Yaptığı Etki

50 ml.

(Çakır Keyif)

Sıcaklık hissi, yüz kızarması, algı yavaşlaması, rahatlama

100 ml.

(Açık Sarhoşluk)

Algılama yavaşlaması, kendini dizginleyememe, dikkatini verememe, kontrolsüzlük. Reflekslerin yavaşlaması, kaslara hakim olamama.

150 ml.

(Sarhoşluk)

Sersemleme hissi, kaslara, hareketlere hakim olamama, konuşmanın bozulması, çift görme, hafıza ve anlayış kaybı.

250 ml.

(Aşırı Sarhoşluk)

Ayakta duramama, kusma, sızma.

350 ml.

(Koma)

Bilinç kaybı, idrar kaçırma, düşük ateş, düşük tansiyon, solunum yavaşlaması, terleme

500 ml.

Ölüm ihtimali

Kısa bir süre içinde aşırı alkol almak genellikle “akşamdan kalma” haliyle sonuçlanır. Bu durum 8-12 saat sürebilir. Akşamdan kalma olmanın sebebi, alkol zehirlenmesidir. Aşırı alkol alınması karşısında vücut zayıf düşer. Akşamdan kalma kişiler için halk arasında önerilen pek çok şey vardır. Ama bunların hiç biri bu durumu geçirmekte etkili değildir. Vücut zehirlenmiştir ve bunu düzeltmesi vakit alacaktır.

Alkol ve diğer uyuşturucu maddelerin birlikte alınması çok daha korkunç sonuçlar doğurabilir. Kaza ölümlerin çoğu alkol ve uyuşturucuların birlikte alınmasıyla ortaya çıkmaktadır. Alkol uyuşturucuların etkisini çoğaltır. Tedavi için alınan ilaçlarla birlikte alkol kullanmak da çok tehlikeli olabilir.

Alkolün uzun süreli etkileri, aylarca veya yıllarca sürekli ve aşırı miktarda alkol tüketimiyle ortaya çıkar. Kronik alkolizmin, fiziksel ve psikolojik olumsuz etkileri çok fazladır, bunların çoğu da öldürücüdür.

Sürekli içki içen kişilerde çoğunlukla, kalp, böbrek, karaciğer hastalıkları veya mide iltihabı, kanaması gibi rahatsızlıklar görülür.

Diğer ölümcül olmayan rahatsızlıklar ise, iştah kaybı, vitamin yetersizliği, enfeksiyon, iktidarsızlık ve sindirim bozukluğudur. Alkol tüketimi ne kadar artarsa ölümcül hastalık riski de o kadar artar.

Alkoliklerde genç ölüm oranı hiç de azımsanmayacak kadar yüksektir. Alkoliklerin ölüm sebepleri genellikle, kalp, böbrek, karaciğer hastalıkları, zatürree, kanser, alkol zehirlenmesi, kaza, cinayet ve intihardır. Unutmayın asla, güvenli içki miktarı yoktur.

Dayanıklılık ve Bağımlılık

Sürekli içki içen kişiler bir süre sonra, alkolün kötü etkilerine karşı daha dayanaklı bir hale gelirler. Bu etkiler başlamadan önce daha fazla alkol alabilmeye başlarlar. Gittikçe artan miktarlarda alkol tüketimi bazı alkoliklerde görünürde sarhoşluk yapmaz. Bu kişiler, hayatlarına, çalışmaya devam ederler, fiziksel durumlarında, çok ciddi hasarlar oluşmadıkça, dışarıdan fark edilen bir değişiklik olmaz. Çoğunlukla bu kişiler bir başka sebepten hastaneye kaldırılırlar ve orada alkolün vücutlarında yaptığı tahribat ortaya çıkar.

Alkole psikolojik bağımlılık, içkinin sürekli içilmesiyle oluşur. Ayrıca, bazı şartlarda mutlaka içen insanlarda da oluşabilir. Bunlar bazı sosyal etkinlikler olabilir. Bu şekildeki bağımlılık daha çok alkolün psikolojik etkileriyle ilintilidir. Psikolojik olarak alkole bağımlı kişiler içki içmedikleri zaman, endişeli ve panik içinde olurlar.

Fiziksel bağımlılık aşırı içenlerde oluşur. Vücutları, alkolün varlığına alıştığı için, içmeyi durdurdukları anda fiziksel rahatsızlık duymaya başlarlar. Bu rahatsızlıklar, gerginlik, uyku hali, terleme, titreme, çarpıntı, iştahsızlık, aşırı durumlarda halüsinasyon olabilir.

Tekelin Alkollü İçki Üretim ve Satış Rakamları

ÜRETİM MİKTARLARI (Bin Kg-Lt) Alkollü İçkiler (Lt)

1997 Rakı 72.023 Votka 7.815 Cin 3.136

1998 78.214 9.596 3.365

1999 79.026 10.453 3.335

Diğer Yüksek Alk. İçk. 3.264

3.365

3.335

Bira 5.880

12.162

13.011

Şarap 19.307

25.308

18.066

İspirto 9.952

-

-

SATIŞ (Bin Kg-Lt)

1997

1998

1999

Alkol ve Alkollü İçkiler (Lt)

Rakı 64.825

74.170

72.353

Votka 7.897

9.291

9.287

Cin 2.906

-

-

Diğer İçkiler 3.141

-

-

Bira 6.041

12.040

12.850

Şarap 11.551

12.476

10.076

İspirto 11.671

-

-

İthal İçkiler 758

1.011

1.033

Kazakistan Cumhuriyeti

Salı, 06 Kasım 2007

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image002.jpg[/IMG]

KAZAKİSTAN CUMHURİYETİ

[IMG]file:///C:/DOCUME%7E1/Yasin/LOCALS%7E1/Temp/msohtml1/01/clip_image004.jpg[/IMG]

I. GENEL BİLGİLER

Resmi Adı

:

Kazakistan Cumhuriyeti

Başkenti

:

Astana (Eyalet nüfusu: 837.400, şehir nüfusu: 318.100)

Yüzölçümü (km²)

:

2,724,900

Önemli Şehirleri

:

Almatı, Cambul, Çimkent, Türkistan, Karaganda, Semipalatinsk, Kökçetav, Kustanay,Turgay, Guryev Baykonur.

Coğrafi Koordinatları

:

Ülke 44o ve 52o doğu boylamında, 38o ve 42o kuzey enleminde yer almaktadır. Bakü 40o paralelin üzerindedir. Bakü’den Kuzey Kutbuna olan mesafe 5.550 km ve Ekvatora olan mesafe ise 4.440 km.’dir.

Komşuları

:

Kuzeyde ve batıda Rusya Federasyonu, doğuda Çin Halk Cumhuriyeti, Güneyde Türkmenistan, Özbekistan ve Kırgızistan’dır.

Dili

:

Kazakça

Para Birimi

:

Tenge

Önemli Nehirleri

:

Ural, Emba, Siriderya, Sarısu, İli, İrtiş

Önemli Gölleri

:

Aral, Balkaş, Zaysan, Alakol, Tengiz ve Seletitengiz gölleridir.

İklimi

:

Ülke genelinde sert karasal iklim hakimdir.

Yeraltı Kaynakları

:

Krom, volfram, çinko, bakır, altın, demir, kömür, petrol ve doğal gaz.

Temel Tarımsal Ürünleri

:

Buğday, pamuk, şeker pancarı

Temel Sanayi Dalları

:

Tarımsal sanayiler, metalurji, hafif sanayi, Petro-kimyasallar ve tekstil.

Toplam Orman Alanı

:

26.4 milyon ha

Nüfus (1999)

:

Toplam

:

14,953,126

Kent Nüfusu(%)

:

56

Kırsal Kesim(%)

:

44

Kadın Nüfusu(%)

:

44

Erkek Nüfusu(%)

:

49

Nüfus Yoğunluğu (Kişi/km²) :

:

5.5

Nüfusun Kompozisyonu (1999 %) :

:

Kazak Türkleri

:

53.40

Rus

:

29.95

Alman

:

2.36

Ukraynalı

:

3.66

Diğer

:

10.63

Nüfusun Özellikleri (1998) :

:

Ortalama Yaşam Süresi (Yıl)

:

64.4

Bebek Ölüm Oranı (Bin kişide)Bir yaşına kadar

:

2.08

Nüfus Artış Hızı (%)

:

0.43

Çalışan Nüfus (1999)

Toplam

:

6.093.000

Sanayi (%)

:

17.3

Tarım (%)

:

18.2

Gayri Safi Yurt İçi Hasıla (1999) :

:

15.7 Milyar Dolar

BDT Ülkeleri İle Ticaret

:

(1998,Milyon Dolar)

İthalat

:

3653.7

İhracat

:

2586.3

Dış Ticaret (Diğer) (1998, Milyon Dolar)

İthalat

:

3991.9

İhracat

:

3426.4

Kişi Başına GSYH (1999, Dolar) :

:

1.049.9

Üye Olduğu Bazı Uluslararası Kuruluşlar ve Üyelik Tarihleri:

IMF

:

27.04.1992

BDT

:

21.12.1991

BM

:

Mart 1992

AGİT

:

Ocak 1992

Avrupa Yatırım Bankası

:

1992

Dünya Bankası

:

1992

EİT

:

Kasım 1992

İslam Konferansı Örgütü

:

Aralık 1995

1997 Yılı Sanayi Üretimi :

:

734.2 Milyar Tenge

1996 Yılı Enflasyon:

:

% 28.7

1997 Yılı Enflasyon:

:

% 11.2

1999 Yılı Enflasyon:

:

% 17.8

Ortalama Aylık Ücret:

:

100 Dolar

Ortalama Emekli Aylığı:

:

30-35 Dolar

Ulusal para birimi Tenge’nin Dolar karşısında seyri

1 $:

Kasım 1993 4.7 Tenge

Ocak 1994 7.5 Tenge

Ocak 1995 54.4 Tenge

Haziran 1996 67.4 Tenge

Ocak 1997 75.0 Tenge

Şubat 1998 76 Tenge

Aralık 1999 119.6 Tenge

Ekim 2000 144 Tenge

Mart 2001 145.5 Tenge

Siyasi Yapı

10 Ocak 1999 tarihinde yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimleri ile Nursultan Nazarbayev %79.8 oranında oy alarak yeniden Cumhurbaşkanı seçilmiştir.

Kazakistan Parlamentosu, Senato ve Meclis olmak üzere iki kanattan oluşmaktadır. 1998 yılı içinde yapılan Anayasa değişiklikleri çerçevesinde parlamentonun meclis kanadının üye sayısı 67’den 77’ye çıkarılmıştır.

Parlamentonun iki kanadının da görev süresi 4 yıl iken, son Anayasa değişikliğiyle Meclis’in görev süresi 5 yıla, Senato’nun süresi ise 6 yıla çıkarılmıştır.

Senato, her eyalet ve eski Başkent Almatı’dan mevcut yerel temsili organlar tarafından seçilen ikişer senatörden meydana gelmektedir. 7 senatör ise Cumhurbaşkanı Nursultan Nazarbayev tarafından atanmaktadır.

Millet Meclisi, ülkenin idari-bölgesel bölünmesine uygun olarak oluşturulan seçim çevrelerinde eşit sayıda seçmen tarafından seçilen 67 üyeden oluşmaktadır. Son Anayasa değişikliğiyle sayısı 77’ye çıkartılan Meclis üyelerindeki 10 milletvekili ilave siyasi partilerin listelerinden tek ulusal seçim bölgesine göre seçilecektir. Bu değişiklik, Meclis’in ikinci dönem seçimleri itibariyle uygulamaya konulacaktır.

II- EKONOMİK YAPI VE TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELER

1- Temel Ekonomik Göstergeler

EKONOMİK VE SOSYAL YAPI Kazakistan Sovyetler Birliği içinde işlenebilir toprakların beşte birine sahipti ve halen önemli bir tarımsal ürün üreticisi ve ihracatçısıdır. Bunun yanısıra, ülke önemli ölçüde maden kaynaklarına sahiptir ve bu sektörde önemli miktarlarda maden çıkarma ve işleme kapasitesi vardır. Sovyetler Birliği’ndeki krom üretiminin %90′ı, bakır, kurşun, volfram ve çinko rezervlerinin %50’si, kömür üretiminin %20’si ve altın üretiminin de %7’si bu ülkeye aittir. Ayrıca, ülkede metalurji, ağır sanayi için gerekli makina ve makina ekipmanı, petrokimya, tarımsal ürünleri işleme ve tekstil alanında gelişmiş bir sanayi alt yapısı vardır. Kazakistan nihai tüketim mallarının yaklaşık % 50’sini, ara mal ve hammadde ihtiyacının % 75′ini ithal etmektedir. Ülkenin mal taşımacılığında ağırlık demiryollarında olup (yaklaşık 14.000 km.), insan taşımacılığı daha çok karayolu ve havayolu ile gerçekleştirilmektedir. Kazakistan’da konuşlandırılmış bulunan iki önemli tesis, Baykonur Uzay Merkezi ve Semipalatinsk Nükleer Silah Test Merkezi ülkenin siyasi ve ekonomik önemini artırmaktadır.

Ekonomisi 1980′li yıllarda istikrarlı bir büyüme göstermiştir. Ancak, bu büyüme dönemi 1989 yılından itibaren duraklama ve gerileme dönemine girmiştir. Net maddi üretimdeki gerileme 1990′da % 1.5, 1991′de % 11.6′dır. Bu gerilemenin başlıca nedenleri, ekonomik yapının yeniden inşası çalışmaları ve 1991′de yaşanan kuraklıktır.

Ticari bankaların faaliyetleri ve döviz işlemleri ile ilgili yasalar Nisan 1993′te yeniden düzenlenmiştir.

Kazakistan halen serbest piyasa ekonomisine geçişin sıkıntılarını yaşamaktadır. Ekonomik yeniden yapılandırma ve enflasyonun başlaması üzerine oluşan ortamla birlikte reel Gayrı Safi Yurt İçi Hasıla (GSYİH) 1990 ila 1995 yılları arasında % 55′den fazla düşmüştür. İktisadi kalkınma 1996 yılından itibaren yeniden başlamıştır. 1992 yılındanitibaren ekonomisi bir önceki yıla göre 1992 yılında %14, 1993′de %15.6, 1994′de %25.4, 1995′de %8.9 küçülmüştür. 1996 yılında 18.4 Milyar Dolar olan GSYİH, 1999 yılında 15.7 Milyar Dolar olarak gerçekleşmiştir. Kazakistan Hükümeti, 1996-1998 programında, 1996 yılında ekonomideki küçülmenin durdurulmasını, 1997 yılından itibaren ise ekonomide büyümeyi hedeflemekteydi. Bu beklentileri doğrulayacak şekilde, Kazakistan’ın GSYİH’daki düşüş 1996 yılında durdurulmuş, 1997 yılında ise ekonomide az da olsa reel büyüme gerçekleşmiş ve Gayrı Safi Yurt İçi Hasıla 22 Milyar Dolar olarak gerçekleşmiştir. Ancak 1999 yılında yeniden düşüş göstermiştir.

Hükümet, bütçe gelirlerinin düşük gerçekleşmesi, bu ülke için hayati önem taşıyan petrol ve değerli madenlerin uluslararası piyasalarda fiyatlarının düşmesi ve özelleştirmenin yavaşlaması nedeniyle 1999 yılında bütçe harcamalarında kısıntıya gitmiştir. Bunun yanısıra 1998 yılı tahıl hasadının düşük gerçekleşmesi ve büyük miktarda dış borç ödemesi nedeniyle 1999 yılı zor bir yıl olmuştur.

Sanayisinde her ikisi de ihracata yönelik iki sektör ağırlıklıdır; petrol ve yarı işlenmiş metal sektörleri. GSYİH içinde sanayinin payı, 1992 yılında %31.2 gibi yüksek bir orandayken 1996 yılında %21.3′e düşmüştür. Toplam istihdam içinde sanayinin payı da, benzer şekilde 1990 yılında %32′den fazla iken, şu anda %22′ye düşmüş bulunmaktadır.

Kayda değer miktarlarda kurşun, çinko, bakır, demir ve çelik üretimi yapılmaktadır. Üretimin büyük kısmı, her ikisi de Kuzey Kazakistan’da bulunan Karaganda Metalurji Kombinası ve Pavlodar Alüminyum Ergiticisi gibi fabrikalarda yapılmaktadır. Ülkede ekonomisi böyle iki veya üç büyük tesise bağlı yaklaşık 57 kent ve kasaba mevcuttur.

Çoğu büyük sanayi tesisi, şu anda yabancılar tarafından yönetilmektedir ve hisseleri de kısmen yabancılara aittir. Petrol üretimi, batı Kazakistan’da Hazar Denizi kıyısında gerçekleştirilmektedir.

Tarım hala en çok istihdam sağlayan ve üçüncü en büyük ihracatçı sektördür. Toplam istihdamın %20 ila 25′i bu sektördedir. Başlıca mahsul geleneksel olarak buğdaydır. Ne var ki, değişken hasatlar ve yeterli araştırma ve planlamaya dayanmayan reformlar sektörde duraklama ve gerilemenin nedeni olmuştur. Tarımın GSYİH içindeki payı 1992 yılında %28 iken, 1996 yılında %12.8′e, 1999 yılında ise %8.8’e düşmüştür. 1992 yılında rekor kıran tahıl hasatı, 1995 yılında otuz yıldır görülmemiş bir düzeye inmiştir. Çoğu geçiş ekonomisi gibi, komünist rejim sırasında ihmal edilen hizmet sektörü, bağımsızlıktan bu yana önemli ölçüde büyümüştür. Ticaret, emlak ve iletişim hizmetleri en hızlı gelişme kaydeden sektörler olmuştur. Yatırımlar GSYİH’nın %19′u civarındadır. Bunun bir çeyreğinden fazlasını, yabancı firmaların petrol ve temel metal sektörlerinde yapmış oldukları yatırımlar oluşturmaktadır.

Doğal Kaynaklar

Kazakistan doğal kaynakları ve coğrafyası itibarı ile çok umut verici bir ülkedir. Hacim ve çeşit itibariyle mineral ve hammadde yatakları ile gezegenimizin sayılı ülkelerinden biridir. Toprağı altında doksan dokuz çeşit kimyasal element teşhis edilmiştir.

Cumhuriyetin ham mineraller tabanı çok sayıda doğal gaz ve petrol yatağı ile ve çeşitli mineral kaynakları ile belirtilmektedir. Şu anda 1225 çeşit mineral ihtiva eden 493 yatak bilinmektedir. Uranyum, krom, kurşun ve çinko yataklarının zenginliği itibarı ile Cumhuriyet dünya ikincisi, mangan itibarı ile dünya üçüncüsü, bakır itibarı ile de beşincisidir. Kömür, demir ve altın rezervleri itibarı ile Kazakistan dünya sıralamasında ilk on ülke arasında, doğalgaz, petrol ve alüminyum rezervleri itibarı ile de sırası ile ilk oniki, ilk onüç ve ilk onyedi ülke arasında yer alır.

Kazakistan toprakları altında keşfedilmiş maddi zenginlik 2 trilyon ABD Dolarından fazla tutmaktadır. Bunlardan istihracı mümkün olanlar ise 1.1 trilyon ABD Doları tutmaktadır. Cumhuriyet’in mineral ve doğal kaynaklar kompleksinin istihraç edilmekte olan kısmı ülkenin endüstriyel üretiminin yüzde 57.6’sını oluşturmaktadır. Bunun mineral türlerine göre dağılımı ise şöyledir: petrol ve doğal gaz yüzde 20.2, ferro metaller yüzde 8.6 ve demir dışı metaller yüzde 11.6’dır.

Ülkenin mineral ve hammadde üretimi ihtiyacının çok üstündedir. Bu nedenle metalik bizmut, süngersi titanyum, kil ve rafine bakır, mangan ve konsantreleri üretiminin yüzde 90′ı, petrol, ve metalik kurşun ve çinko üretiminin yüzde 80′i ve doğalgaz, kömür, demir cevheri ve krom üretiminin de yüzde 50′den fazlası ihraç edilmektedir.

İşgücü piyasası:

İşgücü piyasasının ayırt edici özelliği, kalkınmış ülkelerdeki emsallerine kıyasla çok daha az ücrete çalışan kalifiye bir işgücünün mevcudiyetidir.

Toplam nüfusun yüzde 47’si ekonomik bakımdan faaldir. Bunun yüzde 22’sini öğrenciler oluşturmaktadır. İşgücü faaliyet katsayısı erkekler için kadınlara kıyasla yüzde 9 fazladır.

İstihdam

1999 yılında, ulusal ekonomide 6.1 milyon kişi istihdam edilmiştir. Bunlardan 3.1 milyonu orta ve büyük ölçekli fabrikalarda çalışmışlardır. 296 bin kişi de küçük teşebbüslerde çalışmıştır. Buna ilaveten, 270 bine varan sayıda kimse çiftliklerde çalışırken, 2.3 milyon kişi de serbest çalışmıştır.

Büyük ve orta ölçekli teşebbüslerde çalışan işçi sayısı sürekli azalmaktadır. 1999 yılı boyunca 1.1 milyon kimse muhtelif nedenlerle işten ayrılmıştır. Bunların beşte biri tensikat sonucu işlerini kaybetmişlerdir. Çoğu işçi ticari faaliyetler, ikram hizmetleri, sanayi, çiftçilik ve eğitim faaliyetlerinde çalışmaktadır.

Ücretler

Kazakistan Ulusal Bankası’nın döviz kurları üzerinden ABD Dolar’ının ağırlıklı ortalama karşılığı esas alınacak olursa, her türlü iktisadi faaliyette istihdam edilen işçilerin 1999 yılındaki ortalama aylık ücretleri yaklaşık 100-120 USD’dır. Ortalama ücretler ekonomik faaliyet alanları arasında oldukça değişkenlik göstermektedir. Finansal hizmetler, madencilik ve hava ulaşımı sektörlerinde ödenen ücretler en yüksektir (ortalama 255 USD/ay). Diğer yandan halk sağlığı hizmetleri, eğitim ve belediyelerde çalışanların ücretleri, sözgelimi sanayide ödenen ücretlerin yüzde 50 altındadır. Sanayi sektörünün kendi içinde de önemli sayılabilecek ücret farklılıkları söz konusudur. 1998 yılında sanayi çalışanı ortalama ücreti 181 ABD Doları’dır. En yüksek ücretleri ise tütün sanayi işçileri (512 USD), petrol ve doğalgaz sanayi işçileri (442 USD) ve kok üretiminde, petrol rafinerilerinde ve nükleer artık temizleme işlerinde çalışanlar (337 USD) almaktadır. Giyim eşyası üretimi, kırtasiyecilik ve bilgisayar üretimi, mobilya, tekstil, deri ve ayakkabı üretiminde çalışanların ücretleri ise 49 ila 87 USD arasında değişmektedir.

PARASAL BÜYÜKLÜKLER (Milyar Tenge)

Parasal Büyüklükler 1998

1999

M3

148.5

272.4

M2

133.4

235.8

M1

104.4

160.9

Tedavülde bulunan Nakit para (M 0)

68.7

103.5

M 0’ın M3’teki özgül ağırlığı, %

46.3

38

(Kaynak : K.C. Merkez Bankası)

DEVLET BÜTÇESİ

1998

1999

Bütçe gelirleri (Milyar $)

3.953

3.335

GSYİH’ya oranı (%)

17.86

21.05

Harcamalar (Milyar $)

4.819

3.892

GSYİH’ya oranı (%)

21.77

24.57

Bütçe açığı (Milyar $)

-0.866

-0.557

GSYİH’ya oranı (%)

3.91

3.52

(Kaynak : K.C. Yatırımcı Rehberi, 2000)

BÜTÇE AÇIĞININ KAPATILMA VASITALARI

1995

1996

1997

1998

1999

Dış Borçlar (%)

50.1

72

73.2

68.6

61.1

Merkez Bankası Kredileri (%)

23.4

14.5

3.9

-

-

İç kaynaklar (%)

26.5

13.5

22.9

31.4

38.9

(Kaynak : K.C. Yatırımcı Rehberi, 2000)

EKONOMİ GENELİNDE KAŞILAŞTIRMALI OLARAK BAZI İŞ KOLLARINDAKİ ÜCRETLER

1998

1999

Toplam

100

100

Tarım, avcılık, ormancılık

40.2

32.6

Balıkçılık

49.6

47.3

Sanayi

139.1

137.4

Madencilik

209.8

199.9

İşleme

117.3

116.6

Enerji, gaz ve su üretimi ve dağıtımı

146.6

130.6

İnşaat

127.8

129.1

Ticaret, araç ve ev aletleri ticareti

85.1

88.9

Otel ve restoran

89.4

147

Ulaşım ve iletişim

123.2

119.2

Finans

199.6

277.8

Emlakçılık

106.7

106.8

Devlet Memurluğu

106.5

95.1

Eğitim

74.8

68.4

Sağlık ve sağlık hizmetleri

66.7

56.1

Diğer hizmetler

81.7

90.7

Yabancı şirketlerde çalışanlar

620.8

553.5

(Kaynak : K.C. Yatırımcı Rehberi, 2000)

DÖVİZ REZERVİ (Milyon $)

1996

1997

1998

Toplam döviz rezervleri

1960.6

2251.7

1959.1

Konvertıbıl döviz rezervleri

667.9

1180.7

788.3

(Kaynak : K.C. Yatırımcı Rehberi, 2000)

DÖVİZ KURU (Dolar/Tenge)

1995

1996

1997

1998

1999

USD

60.93

67.29

75.42

78.29

119.64

(Kaynak : K.C. Yatırımcı Rehberi, 2000)

DEVLET BÜTÇESİ İLE İLGİLİ TEMEL MAKROEKONOMİK GÖSTERGELER

GÖTERGELER

1997

1998

Gayrisafi Yurtiçi Hasıla (milyar ABD Doları)**

22.3

22.65

Kişi Başına GSYH(ABD Doları)

1.402.5

1.424.5

Önceki Yıla Göre (%)

106.1

101.6

Endüstriyel Üretim (milyar ABD Doları)**

9.53

9.43

Önceki Yıla Göre (%)

104.0

97.9

Perakende Satış Cirosu (milyar ABD Doları)**

3.84

4.95

Önceki Yıla Göre (%)

123.1

117.9

Tüketici Fiyatları Endeksi

111.2

101.9

İşsiz Sayısı (bin kişi)

258.5

251.9

Önceki Yıla Göre (%)

91.5

97.4

Ortalama Aylık Ücret (ABD Doları)

100.6

123.7

Önceki Yıla Göre (%)

124.1

111.4

İhracat (milyar ABD Doları)*

6.7

5.8

Önceki Yıla Göre (%)

106.4

106.4

İthalat (milyar ABD Doları)

7.2

6.6

Önceki Yıla Göre (%)

107.5

91.7

Dış Ticaret Dengesi (milyar ABD Doları)

-0.5

-0.8

Döviz Kuru (Tenge/ABD Doları)

75.89

84.00

Resmi Döviz Kuru(Tenge/ABD Doları)

75.44

78.31

Bütçe Gelirleri (milyar ABD Doları)**

4.533

4.446

GSYH’ya kıyasla (%)

20.32

19.63

Bütçe Açığı (milyar ABD Doları)**

-0.730

-0.825

GSYH’ya kıyasla (%)

-3.28

-3.64

* Kayıt dışı ticaret dahil

** Menkul Kıymetler Borsası

(Kaynak : K.C. İstatistik Ajansı)

DIŞ VE İÇ BORÇ

1998

1999

Devlet ve Devlet Garantili Borç (Milyon $)

14354.5

15433

GSYİH’nın yüzdesi olarak dış borç (Milyon $)

123

195.4

Kişi başına düşen dış borç (Milyon $)

1781.9

1998.5

İhracatın dış borcu karşılama oranı (Milyon $)

394.3

461.5

İhracatın dış borç servisini karşılama oranı (Milyon $)

77.6

104.2

Tedavüldeki hazine bonolarının GSYİH’ya oranı (Milyon Tenge)

14.8

-

Toplam devlet iç borcu (Milyon Tenge)

312937.8

426012.6

(Kaynak : Kazakistan Maliye Bakanlığı)

İŞGÜCÜ (BİN/KİŞİ)

1996

1997

1998

1999

Toplam Ekonomik Aktif Nüfus

7489.5

7440.1

7052.6

7064.2

Ekonomide İstihdam Edilen

6518.9

6472.3

6127.6

6109.0

İşsiz Sayısı

970.6

967.8

925

955.2

Kayıtlı İşsiz Sayısı

282.4

257.5

251.9

251.4

İş Arayanların Sayısı

561996

533608

537270

362409

16-29 yaş arası iş arayanlar

229162

190157

183009

107015

İstihdam edilenler

40581

34174

36357

23769

(Kaynak : Dünya Bankası Kazakistan)

TEMEL EĞİTİM GÖSTERGELERİ (Yıl sonu itibariyle)

1996

1997

1998

1999

Gündüz okulları sayısı

8618

8238

8234

8290

Kayıtlı öğrenci sayısı (Bin/kişi)

3104.7

3106.9

3115.2

3117.8

Özel ortaokul sayısı

264

219

246

274

Kayıtlı öğrenci sayısı (Bin/kişi)

177.7

148.2

141.3

142.6

Yüksek eğitim kurumları Sayısı

111

133

144

163

Kayıtlı öğrenci sayısı (Bin/kişi)

280.8

293.5

318.8

365.4

Genel eğitim veren özel okullar

66

124

180

199

Kayıtlı öğrenci sayısı (Bin/kişi)

6.8

13.5

18.5

16.4

Özel eğitim veren devlet okulları

19

40

71

99

Kayıtlı öğrenci sayısı (Bin/kişi)

2.8

10.4

20.2

33

Özel üniversite sayısı

52

71

88

106

Kayıtlı öğrenci sayısı (Bin/kişi)

25

59.1

63.9

94.4

(Kaynak : K.C. Yatırımcı Rehberi, 2000)

2 - Gayrisafi Milli Hasıla ve Gayrisafi Yurtiçi Hasıla’nın Sektörel Dağılımı

GSYİH’nın yapısı :

Endüstri % 22.5

Ticaret % 17.2

Ulaştırma % 9.3

Tarım % 8.8

Sağlık,Eğitim,Kültür.Bilim % 7.4

İnşaat Sektörü % 4.5

Haberleşme % 1.5

Bankacılık % 0.3

Dolaysız Vergiler % 4.9

Diğer % 23.

Enflasyon Oranı 1998 % 1.9

1999 % 17.8

Kamu Borçları (31.12.1999 tarihi itibariyle) : 536 milyar Tenge (4.1 milyar Dolar)

Kamu Borçlarının GSYİH’ya oranı : % 24.6

GSYİH (1999) : 1893.9 milyar Tenge (14.4 milyar Dolar)

GSYİH büyüme hızı : 1998 - %1.9

1999 %1.7

Kazakistan Cumhuriyeti GSYİH, 1999

(Milyon Tenge)

GSYİH 1.893.477.5 Saf Vergiler

119.166.8 Gayri Safi Katma Değer

1.774.310.7 Tarım, Ormancılık ve Balıkçılık

186.680.2 İnşaat

90.267 Sanayi

484.751.3 Hizmetler

1.012.612.2 Ulaşım

214.056 Ticaret

283.310 Finans ve Kredi

21.895.1 Devlet Yönetimi

51.602.2 Diğerleri

441.748.9 GSYİH Tüketimi 1.893.477.4 Mal ve Hizmet Saf İhracatı

47.295 Mal ve Hizmet İhracatı

856.193.6 Mal ve Hizmet İthalatı

808.898.6 Son Tüketim Giderleri-Toplam

1.528.530.3 Devlet Yönetim Organlarının

242.322.7 Hanehalklarının vs.

1.286.207.6 Gayri Safi Birikme

333.974.1 Temel Sermayenin Birikmesi

317.361.2 Maddi ve Devri Araçlarının Yedeklerinin Değişmesi

16.612.9 İstatistik Farkı

- 16.321.9 (Kaynak : K.C.İstatistik Ajansı)

Vergi Gelirlerinin GSYİH içindeki payı (%)

1996 1997 1998 1999 12.2 12.1 12.4 17.4 (Kaynak : K.C. Yatırımcı Rehberi, 2000)

Bazı Ekonomik Göstergeler

1995

1996

1997

1998

1999

GSYİH (Milyon Tenge)

1014190.0

1415749.7

1672142.5

1733300

1877900

GSYİH (Milyon ABD Doları)

16645.0

21041.0

22172.0

22140

15700

Miktar olarak bir önceki yıla göre değişiklik yüzdesi

91.8

100.5

101.7

98.1

101.7

Fiyat deflatörü

260.9

138.9

116.1

105.7

106.5

Kişi başına düşen GSYİH (Tenge)

65095.6

90880.2

109045.2

114991.3

152610.7

Kişi başına düşen GSYİH (ABD Doları)

1068.4

1350.7

1445.9

1468.8

1049.9

Kişi başına düşen milli gelir miktar endeksi

92.8

102.0

103.3

99.8

102.6

Döviz kuru (Tenge bazında dolar kuru)

60.93

67.29

75.42

78.29

119.64

(Kaynak : K.C. Yatırımcı Rehberi, 2000)

3 – Ekonomik Yapı

a) Tarım ve Hayvancılık

Yüzölçümü 2.717.300 km2 olan Kazakistan zengin doğal kaynakları ve bunlar sayesinde sahip olduğu potansiyel gücü dolayısıyla, Rusya Federasyonu, Ukrayna ve Belarus ile birlikte Bağımsız Devletler Topluluğunun ekonomik bakımdan en güçlü üyelerinden biridir. En önemli ürünler başta buğday olmak üzere tahıl ürünleri ve pamuktur.

TARIM SEKTÖRÜNÜN GSYİH’DAKİ PAYI

GSYİH’DAKİ ORANI (%) 1990

34 1997

11.3 1998

8.4 1999

9.9 (Kaynak : K.C. Yatırımcı Rehberi, 2000)

BAŞLICA BİTKİSEL ÜRÜNLER ÜRETİMİ (BİN TON)

1993 1994 1995 1996 1997 1998 1999 Buğday (milyon/ton)

11.586 9.052 6.490 7.678 12.38 6.4 14.26 Pamuk

200 208 223 183 198 161.6 249.4 Şeker Pancarı

843 433 371 341 128 224.9 293.9 Ayçiçeği

86 97 99 64 54.5 83.2 104.3

TARIM

1995

1996

1997

1998

1999

Cari fiyatlarla Gayri Safi tarım üretimi (Toplam) (Milyar Tenge)

191.6

270.6

297

246.6

329.6

Artış (%)

75.6

95

99.2

81.1

128.9

Bitkisel tarım ürünleri

107.3

169

168.1

105.2

181.3

Hayvancılık

84.3

101.6

128.9

141.4

148.3

Ekim yapılan toprak (Bin hektar)

28679

25644.1

21843.7

18610.4

15285.3

Tahıl

18877.7

17187.6

15651.4

13526.7

11392.5

Yem bitkileri

8788.7

7526

5445.6

4294.1

3050.8

Sebze

76.1

79.8

87.1

96.5

96.1

Başlıca kalemler itibariyle tarım üretimi

Et (Bin ton)

985

854.5

717.6

641.5

626.1

Süt (Bin ton)

4619.1

3627.1

3334.5

3394.3

3507.8

Yumurta (Milyon parça)

1840.8

1262.4

1265.8

1388.4

1516.6

Yün (Bin ton)

58.3

42.2

34.6

25.2

21.4

Koyun (Karakul) (Bin adet)

1145.2

1033.4

361.2

214.3

192.9

Tahıl (Bin ton)

9505

11237.3

12378

6395.5

14264.3

Ham pamuk (Bin ton)

223

182.8

197.8

161.6

249.4

Şeker pancarı (Bin ton)

371

340.7

127.9

224.9

293.9

Ayçiçeği (Bin ton)

98.7

64.3

54.5

83.2

104.3

Patates (Bin ton)

1720

1656.5

1472.2

1262.8

1694.7

Sebze (Bin ton)

780

778

880

1079

1287.1

Canlı hayvan mevcudu

Sığır (Bin baş)

6859.9

5424.6

4307.1

3957.9

3936.6

Kümes hayvanları (Milyon baş)

32.7

20.8

16

16.9

17.2

(Kaynak : K.C. İstatistik Ajansı)

b) Sanayi ve Madencilik

( Kaynak : K.C. istatistik ajansı )

1999 yılı itibariyle sanayi üretiminin yapısı

İmalat : 52.6

Madencilik : 27.9

Elektrik, gaz, su üretim ve Dağıtımı: 19.5

Mülkiyet durumuna göre sanayi üretiminin yapısı

Özel mülkiyet : 81.9

Devlet mülkiyeti : 5.8

Diğer ülkeler ve Onların yasal temsilcileri: 12.3

( Kaynak : K.C. istatistik ajansı )

MADENCİLİK SEKTÖRÜNE YAPILAN YATIRIMLARIN ÜLKELER İTİBARİYLE DAĞILIMI

ÜLKELER DAĞILIMI (%) Amerika

35 İngiltere

16 Güney Kore

8 İsviçre

7 Endonezya

4 Rusya Federasyonu

2 Diğer Ülkeler

28 (Kaynak : K.C. Yatırımcı Rehberi, 2000)

c) Ulaştırma ve Haberleşme

Kazakistan’daki iletişim sektörü önemli oranda potansiyel büyüme imkanına sahip olup, yabancı yatırımı çekecek kapasiteye sahip olabilecek sektörlerin başında gelmektedir. Kazakistan ile ülkemiz arasındaki telefon haberleşmesi, TÜRKSAT üzerinde kurulu telefon devresi ile sağlanmaktadır.

YÜK ÇEŞİDİNE GÖRE TAŞINAN YÜK VE CİROSU

1995 1996 1997 1998 1999

Mln

Ton Mln

ton/km Mln

ton Mln

Ton/km Mln

ton Mln

ton/km Mln

ton Mln

Ton/km Mln

Ton Mln

Ton/km TOPLAM

1155.2 160378 985.1 145310 838 144178 718.4 134883 286.2 60646 D.yolu

161.1 124502 140.2 112688 136.4 106425 170 103045 66.9 39855 K.yolu

954.2 10765 802.6 9594 620.7 6481 471.2 4637 178.9 1612 Su Yolu

2 802 1.2 412 1 326 0.4 141 0.04 16.3 Hava Yolu

0.03 145 0.03 137 0.02 77 0.02 51 0.006 23 Boru Hattı

37.9 24164 41.1 22479 79.9 30869 76.8 27009 40.4 19139.6 (Kaynak : K:C İstatistik Ajansı)

Kazakistan’ın ulaşım ve iletişim altyapısı; boru hatlarını, demiryollarını, hava yollarını, su ulaşım hatlarını, karayollarını, posta sistemlerini ve telekomünikasyon şebekelerini içerir. Son yıllarda ulaşım ve iletişim kompleksi Gayri Safi Yurtiçi Hasıla’nın yüzde 9 ila 10′unun kaynağı olmuştur.

Kazakistan’da ulaşım ve iletişim sektörünün, ekonominin serbest piyasa ekonomisine transformasyonunun etkinliği üzerindeki etkisi büyük olmuştur. Gerçekten de üretim artışı, birçok bakımdan bu sektörün gelişmişlik düzeyine büyük ölçüde bağlı kalmaktadır. Kazakistan’da nüfus yoğunluğunun düşüklüğü, doğal kaynakların ve iktisadi faaliyet merkezlerinin coğrafi dağılımı ve ülkenin diğer BDT ülkelerine uzaklığı bu sektörü belirleyici konuma getirmektedir.

Bugün Kazakistan’da, özellikle de ihracatını arttırabilmek için ulaşım ve iletişim sektörlerine büyük önem verilmektedir. Bu bakımdan uluslararası ulaşım için gerekli yasal, örgütsel ve teknik koşulları yaratmak da önem kazanmaktadır. Kazakistan ile diğer ülkeler arasında 55 ikili ve çok taraflı uluslararası taşıma anlaşması imzalanmış bulunmaktadır. Son zamanlarda da karayolu ulaşımında 7, deniz ve iç su yolları ulaşımında 9 ve sivil havacılıkta da 8 konvansiyona iştirak edilmiştir.

Kazakistan’ın eski de olsa oldukça gelişmiş bir ulaşım şebekesi ve kalifiye ulaşım personeli mevcuttur. Ancak, bu sistem daha da fazla geliştirilmeye muhtaçtır. Yapılması gereken işler ; (1) rasyonel, bağımsız, dünya ulaşım sistemine entegre olmuş ve ülkenin açık denizlere erişimini sağlayacak bir ulaşım şebekesinin yaratılması; (2) mevcut demiryolları, karayolları, suyolları, limanlar, havalimanları ve hava seyrüsefer komplekslerinin modernize edilmesi; (3) demiryolu ulaşımı için kendi fabrikalarını ve tamirhanelerini kurmak; (4) modern iletişim araçları üreten bir endüstri kurmak; (5) modern bir telekomünikasyon sistemi kurmak; ve (6) ulaşım ve iletişim kompleksi için kontrol sistemini ve yasal temeli geliştirmek.

d) Enerji

18.199 MW kurulu kapasitesi olan Kazakistan enerji üretim sektörü, kurulu kapasitesinin % 85’ini oluşturan 54 termal enerji santrali ile 5 hidroelektrik ve 1 adet nükleer enerji santraline sahiptir. Termal enerji santrallerinin %80’e yakın bölümü, ülkenin büyük rezervlere sahip bulunduğu kömür yakıtlıdır ve yüksek kapasiteli santraller kömür rezervlerinin yoğun bulunduğu kuzey-doğu bölgesinde sıklıkla kurulmuştur. Kazakistan’ın güney bölgelerindeki hidroelektrik enerji üretimine elverişli akarsu potansiyeli yeterince değerlendirilmemiştir.Günümüzde, ülkede mevcut kurulu üretim kapasitesine ve sonsuz denecek kadar bol bulunan yakıt kaynaklarına rağmen,Kazakistan’ın komşu ülkelerden enerji ithalatına bağımlılığının giderek arttığı görülmektedir.

e) İnşaat

Kazakistan’ın inşaat ve inşaat malzemeleri sektörü, ülke ekonomisinde geleneksel olarak önemli bir yer tutmuştur. Sektör, 01 Ocak 1999 tarihi itibariyle, aralarında 193 kamu işletmesi ve 6875 özel şirketin de bulunduğu 7170 yasal teşekkülden oluşmaktadır.

İnşaat sektörü yabancı yatırımcılara cazip gelen bir sektördür. Yabancı şirketlerle kurulmuş 153 teşebbüs ortaklığının yanı sıra yüzde 100 yabancı sermayeli 102 şirket vardır. Sektördeki endüstri şirketlerinin çoğunun yönetimi yabancılara g