‘Dış Ticaret’ Kategorisi için Arşiv

Akreditif

Salı, 06 Kasım 2007

Akreditif

Akreditif Nedir?

Akreditif (Akreditif uluslararası işlemlerde kısaca L/C - Letter of Credit olarak

adlandırılmaktadır); İhraç edilen malların bedellerinin ödenmesi konusunda belirli

şartların yerine getirilmesinden sonra ödemenin yapılacağına ilişkin bir çeşit

teminattır.

Akreditifin açılması

Akreditifli ödeme sisteminin temel dayanağı, ithalatçı ve ihracatçının arasındaki para

alışverişinde köprü görevi gören bankalardır. Bir bankanın yazılı olarak yükümlülüğe

girerek ödeme işleminde aracılık etmesi gerekmektedir. Bu da akreditifin açılması

anlamına gelmektedir.

Ödemenin yapılması için gerekli koşullar:

İthalatçı ve ihracatçı arasında yapılan satış sözleşmesinde yer alan koşullann hepsi

ödemenin yapılabilmesi için gerekli koşulları oluşturmaktadır. Bunlar çoğunlukla

ticarete konu mallann kalitesiyle ilgili teknik özellikleri, belli bir birim cinsinden miktarı,

birim fiyatı, teslim şekli, paket ağırlığı, nakliyesi, ödeme şekli gibi hususları

içermektedir. Bu hususların yerine getirildiğini doğrulayan fatura, kalite kontrol

belgesi, konşimento, menşe şahadetnamesi gibi belgelerin ihracatçı tarafından

bankaya sunulması gerekmektedir.

Akreditif hem ihracatçıyı, hem de ithalatçıyı koruyan bir işlemdir

İhracatçı: Malları akreditif şartlanna uygun olarak sevkettiğinde, mal bedelini tahsil

edeceğinden emin olacaktır.

İthalatçı: Sevkiyatın yapılmış olduğunu ve akreditif şartlarına uygun mal gönderildiğini

gösteren belgeleri ihracatçı bankaya sunmadan önce ödeme yapılmayacağından

emin olacaktır.

Akreditif, uluslararası ticarette çok geniş bir alanda bir ödeme ve garanti aracı olarak

kullanılmaktadır.

Örnek 1

Yeni kurulan ihracatçı bir firma Afrika’da satış yapmaktadır. Firma Afrikalı alıcının

kredi alabilirliliği ve iş hayatı hakkında son derece kısıtlı bilgiye sahip bulunmaktadır.

Ayrıca alıcının ülkesindeki ithalat düzenlemeleri hükümet tarafından her an

değişikliklere uğratılabilmektedir. Bu durumda satıcı firma ödemenin akreditifle

yapılması ve kredinin ülkemizdeki bir banka tarafından teyid edilmesi konusunda

ısrarlı olabilir. Böylece kendisini alıcının herhangi bir negatif davranışına ve politik

risklere karşı garanti altına almış olur. Öte yarıdan ithalatçı malların yüklenip

sevkiyatın yapılmakta olduğunu gösteren belgeleri satıcı sunmadan, ödemenin

yapılmayacağını bilmenin rahatlığı içinde olacaktır. Ancak mal kalitesinin yeterliliği

konusund·a, ithalatçının herhangi bir garantisi bulunmayacaktır. Çünkü bankalann

yükümlülüğü, ihracatçının verdiği belgelerin akreditif koşullarıyla uygun olup

olmadığını ödemeden önce saptamaktır, ilgili satış sözleşmesine uygun olup

olmadığını incelemek görevi değildir.

Örnek 2

Bir müteahhitlik firması Suudi Arabistan’da bir yol inşaatını üstlenmiş bulunmaktadır.

İşveren kuruluşla yapılan anlaşmanın bir koşulu müteahhit firmanın işveren lehine

teminat olarak stand-by (akreditif çeşitleri bölümünde kapsamlı olarak

açıklanmaktadır) bir akreditif açmasıdır. Bu, bir anlamda müteahhitlik firmasına nakit

darlığına düşülmeksizin teminat göstermede kolaylık sağlamaktadır. Eğer müteahhit

firma yol inşaatını anlaşmada belirlenen koşullar altında tamamlayamaz ise işveren,

firmanın taahhüdünü yerine getirmediğini tevsik eden belgeleri bankaya ibraz ederek

akreditif bedelini geri alır. Anlaşma koşullarına uygun olarak yol inşaatı tamamlanırsa

işveren kuruluşa herhangi bir ödemede bulunulmaz.

Bir satış sözleşmesi imzalandıktan sonraki belirsizlik ortamında taraflarca

doğabilecek sorular:

İhracatçı

• Mallann sevkiyatını yaptığım zaman, ithalatçının zamanında ödeme

yapabileceğinden emin olabilir miyim? Ödeme yapılmamasının riskini nasıl

minimize edebilirim?

• İhraç ettiğim mallan başka bir firmadan satın alıyorum, ithalatçının bunu öğrenip

asıl imalatçı firmayla temas kurarak beni aradan çıkarmasını nasıl önleyebilirim?

• Bankalar ticari alışverişlerde pratik uygulamalann düzenlenmesinde bize gerekli

dökümanları sağlıyarak nasıl yardımcı olabilirler?

İthalatçı

• İhracatçıyı yeterince tanımıyoruz. Malları zamanında teslim edebileceğinden emin

olabilir miyiz?

• Ödeme yapmadan önce mallann siparişimizle uyuşup uyuşmadığını nasıl kontrol

edebiliriz?

• İthal ettiğimiz malları tekrar satıncaya kadar ödemeyi ertelemeyi düşünüyoruz.

Acaba bankamız bu aradaki boşlukta krediyi kendisi sağlayabilir mi?

Bu sorulara cevap verebildiği için akreditifli ödeme ticarette tercih edilen bir ödeme

ţeklidir.

Akreditifli ödemenin dünya ticaretinde çok yaygın bir kullanıma sahip olmasının

nedenleri:

İhracatçı açısından

• Bir bankanın ödeme güvencesine sahiptir. (Teyidli akreditiflerde ek olarak ikinci

bir bankanın güvencesine kavuţur)

• Alıcının ülkesindeki politik risk, güvenceden dolayı en alt düzeye inmiştir.

• Akreditif bağlantısı gösterilerek ihracat kredisi alınabilir.

• Yeni pazarlara girerek satışlarını artırabilir.

İthalatçı açısından

Herşeyden önce, alıcı akreditif koşullarını yerine getirmeyen satıcıya ödeme

yapılmayacağına ilişkin güvenceye sahiptir.

Bankalar alıcı adına akreditif koşullarının yerine getirilip getirilmediğini incelerler.

"En son yükleme tarihi"nin saptanabilmesi alıcıya (özellikle ihracatçıyı iyi tanımıyorsa)

malları zamanında elde edebilme olanağını sağlar.

Mallarını güvence olarak göstererek onları pazarlayıncaya kadar çeşitli kaynaklardan

borç bulabilir.

Eğer satıcı ile anlaşırsa, mal bedelinin belgelerin ibrazında değil de, belirli bir süre

sonra ödenmesi imkanı sağlanabilir. Bu ithalatçıya zaman kazandırarak daha düşük

maliyette kredi sağlama imkanı verebilir.

Akreditifli İşlemlerde Yeralan Bankalar

Akreditif iţlemlerinde genellikle ilgili iki banka bulunur; Amir banka, muhabir banka.

Ancak bazı durumlarda ihracatçı, açılan kredinin kendisine yakın bulduğu üçüncü bir

banka tarafından veya muhabir banka tarafından garanti edilmesini ister ve bu banka

teyid eden banka olarak adlandırılır: Diğer taraftan, ihracatçıya akreditifin geldiğini

ihbar eden ve "ihbar bankası" olarak adlandırılan bir üçünü banka olabilmektedir

ancak bu, çoğunlukla muhabir banka olmaktadır.

Amir banka / Açan banka (Issuing / Opening bank)

• İthalatçının bankasıdır

• Akreditifi açar

• İhracatçı, akreditif vadesi içinde istenilen koţullan yerine getirirse ödeme

yapmakla yükümlüdür.

• Ödemeyi ihracatçıya dönüş hakkı (rücu hakkı) olmaksızın yapar.

• İthalatçının istemi üzerine henüz akreditif açılmadan ihracatçıya veya muhabirine

"ön bilgi" (preadvıce) verebilir.

• Kimi ülkelerde akreditifi doğruca ihracatçıya iletebilir.

İhbar bankası / Advising bank

• Akreditifin açıldığını ihracatçıya iletir.1

• Akreditifde, ihracatçıya karşı ödeme konusunda herhangi bir yükümlülüğü yoktur.

Bir anlamda postane görevini üstlenmiştir.

Teyid bankası / Confirming bank

• Amir banka dışındaki bir banka akreditife kendi yükümlülüğünü ekliyebilir. Bu

banka çoğunlukla ihbar bankası olmaktadır.

• Teyid, amir bankanın yükümlülüklerini yerine getireceğine ilişkin olarak bir diğer

bankanın kesin taahhüdünü ortaya’koymasıdır.

• Teyid eden bankanın birinci derecede sorumluluğu vardır.

• Akreditif koşullan yerine getirilmişse, teyid bankası;

1. İhracatçıya dönüş hakkı olmaksızın ödeme yapar

2. Poliçeleri kabul eder.

3. İhracatçıya dönüş olmaksızın poliçenin müzakere işlemini gerçekleştirir. (Devir

ve ciro = poliçenin satın alınması)

1 Ancak, akreditifi ihbar etmeye karar verdiğinde, ihbar ettiği akreditifin gerçek olup olmadığını kontrol etmeye

özen gösterir. Eğer akreditifi ihbar etmemeyi tercih ederse Amir Bankaya bu konuda gecikmeksizin bilgi verir.

• Sorumluluğu amir bankanın sorumluluğu kadar önemlidir. Akreditif koşullarına

karşı gelinirse, ihracatçı hem amir bankaya hem de teyid bankasına karşı tavır

koyabilir.

• Kendisini birinci derecede sorumlu bir konuma getiren bu hizmet karşılığında

komisyon alır.

Akreditif İşlemleri

1. Alıcı ile satıcı arasında ödemenin akreditifle yapılacağını belirten bir satış

sözleşmesi yapılır.

2. İthalatçı bankasına ihracatçı (lehdar) lehine akreditif açması için talimat verir.

3. Amir Banka genellikle, satıcının bulunduğu ülkedeki bir bankayla akreditifı ihbar

ya da teyid etmesi için anlaşır.

4. Muhabir ya da teyid eden banka akreditifın açıldığını ihracatçıya bildirir.

5. Satıcı akreditifin açıldığını öğrenir öğrenmez, eğer belirtilen zaman içinde gerekli

şartları sağlıyabilecekse, malları sevketme durumundadır.

6. Satıcı sevkiyatı yaptığını kanıtlayan belgeleri kredinin açıldığı bankaya gönderir.

7. Muhabir Banka gönderilen belgeleri kredi koşullarıyla karşılaştırdıktan sonra,

gönderilen belgeler kredi şartlarına uygunsa, kredide belirtilen şartlara göre

ödemede bulunur veya müzakerede bulunarak devreder ya da ciro eder.

8. Muhabir ya da teyid eden banka belgeleri amir bankaya gönderir. (Eğer muhabir

banka, amir bankadan farklıysa)

9. Amir banka gönderilen belgelerin, kredi şartlannı karşılayıp karşılamadığını

kontrol eder. Eğer gönderilen belgeleri yeterli bulursa;

A. Satıcı tarafından belgeler direkt olarak ona gönderilmişse ödemeyi satıcıya ya

da onun için kullanılabilir fon tutan muhabir bankaya yapar.

B. Teyid eden bankaya ya da satıcıya ödemede bulunan veya poliçesini kabul

eden muhabir bankaya geri ödemede bulunur.

10. Amir banka tarafından belgelerin akreditife uygunluğu tespit edildikten sonıra

akreditif miktarının ödenmesi için belgeler ithalatçıya sunulur.

11. Alıcı, nakliye belgelerini malların teslimatını yapacak olan taşıyıcıya gönderir.

Akreditifde Ödeme Ţekilleri

Peţin ödeme

1. Satıcı mal sevkiyatını kanıtlayan belgeleri muhabir bankaya ibraz eder.

2. Banka, belgelerin kredi şartlarını karşıladığını belirledikten sonra ödemeyi yapar.

3. Kredi meblağını satıcıya veren banka, eğer amir bankadan farklıysa, belgeleri

amir bankaya gönderir. Geri ödeme ise daha önce kararlaştırılan şekilde

gerçekleştirilir.

Poliçe kabulü ile ödeme

1. Satıcı, malların sevkiyatını yaptığını kanıtlayan belgelerle birlikte üstüne çekilmiş

bir poliçeyi bankaya gönderir

2. Banka, satıcının gönderdiği belgeleri kontrol edip uygun bulduktan sonra poliçeyi

kabul edip imzalar ve satıcıya geri verir.

3. Muhabir Banka belgeleri Amir Bankaya göndererek, satıcının poliçesini kabul

ettiğini ve vadenin bitim tarihinde geri ödemenin daha önce kabul edildiği şekilde

sağlanacağını bildirir.

Banka poliçeyi kabul ederek vade bitiminde poliçenin üzerindeki değeri ödeyeceğini

taahhüt eder. Bu noktadan sonra, satıcı isterse bankaca kabul edilen poliçesini kendi

bankasında ya da piyasada kırdırarak derhal nakde çevirir, isterse de parayı almak

için vade bitimini bekler.

Devir ve ciro edilen akreditifler (Negotiation type)

1. Satıcı, sevkiyatı yaptığını belgeleyen belgelerle birlikte alıcı veya kredide

belirlenen herhangi bir şahsın üstüne çekilmiş anında ödemeli ya da vadeli

poliçeyi bankaya gönderir.

2. Banka, belgelerin ·uygunluğunu kontrol ettikten sonra, poliçenin müzarekesine

geçerek poliçeyi devreder ya da ciro eder.

3. Muhabir Banka belgelerle birlikte poliçeyi amir bankaya gönderir. Geri ödeme

daha önce karara bağlanmış şekliyle gerçekleşir.

İhracatçılar kendilerine ödemenin yapılmasından amir bankanın parayı göndermesine

kadar geçen süre için "devir ve ciro" bankasına faiz ödemek durumundadırlar. Çünkü

"negotiating bank" bir anlamda ihracatçıya kredi kullandırmış olmaktadır. Bununla

birlikte sözkonusu faiz ya da genel adı ile "negotiation charges" ithalatçı tarafından da

ödenebilmektedir.

"Negotiation type" (Müzareke edilebilir) bir akreditifde devir ve ciro bankalan

genellikle poliçeyi iskonto ederek alırlar, ancak ihracatçılar da ödeme bankasının

parayı göndermesini beklemeden tahsil etmiş olurlar.

Devir ve ciro bankasının amir bankaya ve ihracatçıya dönüş hakkı (rücu etme)

bulunmaktadır.

Akreditif Çeţitleri

Kabili rücu (Dönülebilir) akreditif

Bu tür akreditifler, ithalatçı ,ya da bankası tarafından ihracatçıya önceden haber

vermeksizin her zaman değiştirilebilir veya iptal edilebilirler. Malların transferi ve

belgelerin ihracatçı tarafından muhabir bankaya ibraz edilmesinden önce akreditifin

şartlan değiştirilebileceği ya da iptal edilebileceği. için ihracatçı açısından büyük risk

taşımaktadır. Óte yandan ithalatçı oldukça fazla esnekliğe sahiptir. Belgelerin

ihracatçı tarafından muhabir bankaya ibraz edilmesi durumunda akreditifin bankaca

ya da ithalatçı tarafından iptal edilmesi veya değiştirilmesi münıkün değildir. Sevk

belgeleri ihracatçı tarafından bankaya ibraz edildikten ve bankaca akreditif

koşullanna uygunluğu saptanarak ödemede bulunulduktan sonra, iptal ya da

değişiklik bildirimi yapılırsa bu ödeme geçerlidir ve amir banka bu ödemeyi muhabir

bankaya yapmak zorundadır.Eğer satış sözleşmesinde açılacak olan akreditifin gayri

kabili rücu olduğu açıkca belirtilmemişse akreditif "kabili rücu"türünde açılmış olur.

Gayrı kabili rücu (Dönülemez) akreditif

İhracatçının akreditifde yer alan şartlan tamamen yerine getirmesi halinde,akreditifi

açan banka tarafından,

• Görüldüğünde ödenmesi kaydını taşıyorsa, ödemenin yapılacağı

• Vadeli ödeme kaydını taşiyorsa, akreditifte belirtilen vadede ödemenin yapılacağı

• Akreditife göre poliçe kabul edilecekse, akreditifin vadesi dahilinde üzerine

çekilecek poliçelerin kabul edileceği şeklinde, ödeneceği konusunda taahhütleri

kapsayan akreditiflere "gayri kabili rücu" akreditif denmektedir. Bu tür akreditif

ancak taraflann kabulü olduğu takdirde değiştirilebilir veya iptal edilebilir.

İhracatçıya ödeme konusunda sağladığı güvence dolayısıyla bu tip akreditif

uluslararası ödeme şekilleri arasında en çok kullanılanıdır.

Teyidli akreditif

Akreditif açan banka ihracatçı tarafından yeterince tanınmıyorsa, ihracatçı kendisini

güven içinde hissetmek için çekeceği poliçenin ödeneceği konusunda kendi

ülkesindeki bir bankadan teminat vermesini ister. Bu şekilde, çekilen poliçe akreditifi

açan bankaca ödenmediği takdirde, ihracatçının ülkesindeki banka kendisinin

ödeyeceğini önceden taahhüt eder. Bu taahhüdü veren bankaya teyid eden banka

denir. Bankalar teyid için ayrıca komisyon aldıklanndan ek bir mali külfet getirirler ve

ithalatçılar genelde teyidli akreditiften kaçınırlar. Sadece gayrı kabili rücu akreditifler

teyidli olarak açılabilir.

Ticari İşlemlerde Kullanım Alanlarına Göre Akreditif Türleri

Rotatif akreditif

Rotatif akreditif şartları gereğince bir miktarı veya tamamı kullanıldıkça herhangi bir

belirli değişikliğe lüzum kalmaksızın eski miktar dahilinde yenilenen akreditiflerdir.

Yenilemenin amacı, ihracatçının akreditiften aynı şartlarla yararlanarak, ilk akreditif

şartlarına uygun olmak kaydıyla yeniden ihracat yapabilmesidir. Bu tür akreditif

genellikle aynı cins malı tek bir ihracatçıdan kısım kısım ithal eden ithalatçı tarafından

açılır. Rotatif akreditif zamana göre ve değere göre ilişkilendirilebilir. Zamanla ilişkili

olan rotatif akreditif ikiye aynlır:

Kümülatif rotatif akreditif: İlk dönemde kullanılmayan miktar, takip eden dönemlere

taşınır.

Kümülatif olmayan akreditif: Belli bir dönemde kullanılmayan miktar geçerliliğini yitirir

ve bir sonraki dönemlere aktarılmaz. Örneğin: 6 aylık periyodda her ay için 15 000 $

kredi sağlanmakta olsun. Her ay bir önceki ayda belli bir miktarm çekilip

çekilmediğine bakılmaksızın 15 000 $ lık miktar otomatik olarak yenilenir.

Değerle ilişkili olan rotatif akreditif, belirli geçerli dönem içinde kullanıldıktan sonra

aynı şekilde ve miktarda yenilenir.

Devredilebilir akreditif

Devredilebilir akreditifde, lehine bir akreditif açılan bir ihracatçı kendi ülkesindeki

üçüncü bir şahsa yani akreditifte adı geçenden başka ikinci ya da daha fazla

ihracatçıya akreditifi devredebilir. Devirde ilk akreditifdeki esas şartlar

değiştirilmemekte sadece miktar, mal fıyatı, akreditif vadesi ve son tarihi tarafların

kabulü ile değiştirilmektedir. Akreditifin ilk lehdarı, ikinci lehdarın faturalanndan eksik

olan kısımları kendi faturalanyla tamamlar ve akreditifin bu kısmını alabilir. Akreditif

amiri ile lehdarın ve devredilen üçüncü şahsın adları birbirine ve şartların da yeni

lehtara banka tarafından bildirilmesi gerekir. Akreditif devrolunca, birinci lehdar alıcı

durumuna gelmiş olur. Bu sebeple banka, birinci lehdarı alıcı olarak göstererek ikinci

lehdar için yeni bir akreditif açar.

Bu tür akreditifler sadece bir kez devredilebilirler. İkinci lehdar tekrar üçüncü bir

lehdara açılan akreditifi devredemez. Sadece gayrı kabili rücu akreditifler

devredilebilir.

Devredilebilir akreditifler aynı zamanda nakledilebilir akreditif hükmünü taşımaktadır.

İthal edilecek olan malın, ihracatçı tarafından doğrudan sağlanmasına imkan

olmayan durumlarda kullanılan ve başka bir ülkeye transferi mümkün olan akreditife

nakledilebilir akreditif denmektedir.

Bölünebilir akreditif

Devredilir akreditifler kısımlara bölünerek çeşitli ihracatçılara Bölünebılır Akredıtıf

devredilebilirler. İthalatçının dışardan satın almak istediği mallan tek bir firma

sağlayamıyorsa, bölünebilir akreditif açılarak çeşitli firmalarla ticaret yürütülebilir.

İthalatçı fırma yabancı ülkedeki bir tek fiıma veya temsilcisi lehine akreditifi açtırarak

zamandan ve masraftan tasarruf etmiţ olur.

Red Clause akreditif

Bu tür akreditifte akreditif talimatında belirtilen özel bir hükme dayanarak muhabir

banka, ihracatçı sevk belgelerini ibraz etmeden avans ödemesinde bulunur. Bu tür

akreditife "redclause" denme sebebi akreditif mektubunda talimatın kırmızı

mürekkeble yazılmasıdır. Akreditif talimatındaki bu hükme dayanılarak verilen avans

teminat aranmaksızın makbuz ya da benzeri belgeler karşılığında verilmektedir.

İhracatçıya verilen avans, malların sevkinde aracı bankaya verilen belgelerin

bedelinden kesilerek kapatılmaktadır. Eğer íhracatçı yüklemeyi yapmaz ve avansı

geri ödemezse muhabir banka amir bankadan faizi ile birlikte kendisine geri ödeme

yapılmasını ister. Aynı şekilde amir banka da ithalatçıdan talepde bulunacaktır.

Green Clause akreditif

Akreditifi açan banka lehine, akreditifin kullanıcısı tarafından bir teminat mektubu

verilmemişse, red clause akreditifleri açtıran firmalar büyük risklere girerler. Bu riskler

greerr clause akreditifler ile en aza indirilebilirler. Green clause akreditifde

ihracatçının mallan sevk etmesinden önce akreditiften tahsilat yapmasına olanak

tanınmaktadır. Ancak bu peşin ödemeler, mallann mülkiyetini bankaya devreden

ambar teslirrı makbuzları ile garanti altına alınmaktadır. Ambar teslim makbuzlan,

ambar firması tarafından düzenlenir ve depolanan malların değerini belirtir.

Red clause ve green clause akreditiflerin temel amacı, ithalatçı tarafından

ihracatçının finanse edilmesidir. İhracatçının ülkesindeki kredi faizlerinin, ithalatçının

ülkesindeki faizlere oranla yüksek olduğu durumlarda, bu tür akreditifler kanalıyla

düşük maliyetli fonlar ihracatçılara aktanlabilir.

Karşılıklı (Back to Back) akreditif

Karşılıklı akreditif ihracatçının lehine açılan akreditifin devredilebilir olmadıgı zaman

veya devredilse bile devir işleminin gerektirdiği ticari koşulları sağlamadığı zaman

kullanılır. İhracatçı ihraç ettiği mallan kendisi üretmiyorsa ve yurtdışındaki bir

üreticiden ödeme karşılığı satın almak durumundaysa karşılıklı kredi gündeme gelir.

Bu durumda ihracatçı yabancı üretici lehine bir akredifin açılması için bankasına

talimat verir. Bankasına teminat olarak da ithalatçının kendisi lehine açtığı akreditifi

gösterir. Ülkemizde reeksport veya transit ticaret yoluyla yapılan ihracatta ve mahsup

yoluyla yapılan transit ticarette karşılıklı akreditif kullanılmaktadır. Bu noktada bir

ithalat akreditifınin karşılığını bir ihracat akreditifi teşkil etmektedir. Reeksportta

ihracatçı, bir ülkeden almış olduğu bir malı diğer bir ülkeye satacaktır. Malı ithal

ederken akreditif açar aynı zamanda aynı malı satacağı ülkedeki ithalatçı tarafından

da kendisi için bir akreditif açılır. Bu durumda ihracatçının bankasında bir depo

hesabı oluşur. İhracat bedeli döviz yurda geldiğinde, ithal bedeli tahsil olduktan

sonra, kalan kısım ihracatçıya ödenir.

Stand-by akreditif

Bu tip akreditifler bir ödeme aracından çok bir garanti gösterme aracıdır. Taraflar

arasında yapılan sözleşmelerde (genellikle müteahhitlik sözleşmeleri), taraflardan

birisinin (müteahhit firma) yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumuna karşın,

diğer tarafın (işveren) garanti olarak bir teminat istemesi sonucu teminat gösterimi

için bankalarca müteahhit taraf adına açılan kredilerdir.

Akreditif İşlemlerinde Genel Kurallar

Alıcı

• Amir bankaya talimatlannı aşırı detaydan uzak bir açıklıkla vermeli ve talimatları

kesinlik taşımalıdır. Öyleki, banka ithalatçının ne istediğini tahmin etmek

durumunda kalmamalıdır.

• Açılan kredinin amacı alımın bedelini ödemektir. Kredi şartları ve istenen belgeler

satış kontratı ile uyum içinde olmalıdır.

• Sevkiyattan önce veya sevkiyat sırasındaki mallann her türlü incelenmesi

belgelendirilmelidir. Bu tür belgelerin çıkış mercileri önceden kredi anlaşmalarında

mutlaka belirtilmelidir.

• Akreditif satıcının sağlıyamayacağı belgeleri zorunlu kılmamalıdır ve satıcının

yerine getiremiyeceği koşullan öne sürmemelidir.

Satıcı

• Akreditifte belirtilen meblağın kullanımına kadar geçen sürede satıcı boş

durmamalı gerekli gördüğü değişiklikleri anında iletmelidir.

• Satıcı akreditifde belirlenen süreyi ve koşulları karşılıyabileceğinden emin

olmalıdır.

• İhracatçı akreditifte belirtilen belgeleri zamanındá şartlara uygun olarak ibraz

etmelidir. Belgeleri mümkün olduğu kadar çabuk şekilde akreditifin geçerlilik

süresi içinde bankaya ibraz etmelidir.

• Belgeleri bankaya ibrazında akreditifte belirtilen koşullara göre gerek zaman

gerekse belgelerin nitelikleri açısından uygunsuz bir durum ortaya çıkarsa,

bankanıin belgeleri kabul etmemekle yükümlü olduğunu ihracatçı unutmamalıdır.

Akreditif iţlemlerinde uygulanan uluslararası kuralları nereden öğrenebilirsiniz?

Uluslararası Ticaret Odası, "Vesikalı Krediler Hakkındaki Yeknesak Teamüller ve

Uygulamalar" broşürünü gözden geçirerek 1993 yılında yeniden yayınlamıştır.

(Unıform Custom and Practise For Documentary Credits/U.C.P. No: 500). Bu yayın

uluslararası kabul görmektedir. Temelde yasal bir yaptırımı yoksa da, akreditifli

işlemlerde aşağı yukarı her ülke bu kuralları uygulamaktadır. Öyleki, ulusal hukuka

bırakılan anlaşmazlıklarda dahi, yargıçlar U.C.P’yi dikkate almaktadırlar.

Akreditif iţlemlerinin maliyeti

Bütün vesaikli krediler, maliyet tesbiti açısından çeşitli dilimlere ayrılırlar; Akreditif

açılması, ihbarı, teyid edilmesi, düzeltilmesi, ödeme yapılması, poliçelerin kabulü, ciro

edilmesi gibi, bütün bu farklı dilimler için bankalann aldıkları komisyon değişmektedir.

Aynca bankalar komisyon bedelini belirlerken, tarafların ticari güvenirliliği ve

bulundukları ülkelerin finans piyasasındaki yeri gibi kriterleri değerlendirirler.

Akreditif Formu Örneği ve Formda Yeralan Bilgilere İlişkin

Açıklamalar

Akreditif mektubunda yer alan bilgilere ilişkin açıklamalar2

1. Amir Bankanın adı ve adresi. ( Amir Banka genellikle ithalatçının kendi bankası

olup, ithalatçının talimatı üzerine akreditifi açar.)

2. Akreditifle ilgili işlemleri içeren banka referans numarası

3. Akreditif vadesi

4. Akreditifi açtıran ithalatçının adı ve adres

5. İhracatçının (lehdar) adı ve adresi

6. Akreditifi ihbar eden bankanın adı ve adresi. Bu banka genellikle ihracatçının

kendi bankasıdır.

7. Akreditifin tutarı ve döviz cinsi

8. Akreditifte belirtilen ödeme ţekli

9. İhracatçının tam sipariş tutarının altında sevkiyat (kısmi sevkiyat) yapmasına izin

verilip verilmediği

10. Mallann bir araçtan diğerine aktarma yapılmasına izin verilip verilmediği

11. Malların nakliye firmasına teslim edildiği yer ve bunun için verilen en son tarih

12. Malların gönderildiği yerin adı

13. Banka tarafindan ödeme yapılmadan önce ihracatçının bankasına sunması

gereken belgelerin türü ve miktarına ilişkin liste

14. Akreditif vadesi içinde, nakliyeye ilişkin belgelerin verildiği tarihten itibaren diğer

belirli belgelerin sunulması için verilen süre.

Akreditif İşlemlerinde Görülen Yaygın Sorunlar 3

3. Eğer akreditif vadesi içinde istenilen belgelerle birlikte sunulmaz ise geçerli

sayılmayacaktır.

5. Eğer İhracatçının (lehdar) ismi doğru olarak belirtilmezse akreditife itibar

edilmeyebilir.

7. Akreditifte belirtilen tutann diğer belgelerde belirtilen tutarla aynı olması

gerekmektedir.

9. Eğer akreditifte kısmi sevkiyata izin verilmiyor ise mallann tümünün gemiye

yüklenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde akreditif kabul edilmeyecektir.

10. Akreditifte aktarmaya izin verilmediği halde aktarma yapılmış ise, gecikmeler ve

ekstra maliyetler ihracatçıya yüklenecektir.

11.Eğer akreditifteki yükleme koşullanna uyulmaz ise akreditif geçerli sayılmayabilir.

13. Eğer belgeler akreditifte belirtilen gerçek format ve sayıya uygun değil ise

gecikmeler

ve ekstra maliyetler olabilmektedir.

15. Eğer belgeler belirtilen zaman içinde sunulmazsa akreditif geçersiz

sayılabilmektedir.

2 Akreditif örneğinde yer alan bölüm numaralarına göre açıklanmaktadır

3 Akreditif örneğinde yer alan bölüm numaralarına göre açıklanmaktadır.

Akreditif İşlemlerinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

1. İthalatçı ile ihracatçı arasında sözleşme yapıldığı zaman, ihracatçının tam olarak

ithalatçı tarafından ne tür belgeler istendiğini bilmesi gerekmektedir. Daha sonra

ihracatçı akreditif koşullannı yerine getirebilmek için akreditif vadesinin yeterli

olduğundan emin olmalıdır.

2. İhracatçı, ithalatçı ile olan tüm işlemlerinde adının ve adresinin doğru bir şekilde

yazıldığından emin olmalıdır. Akreditif ihracatçıya ihbar edilmediğinde ihracatçı

akreditifte ve sunacağı belgelerde isminin doğru olup olmadığını kontrol etmelidir.

3. Alıcının kısmi sevkiyatı kabul edip etmediği konusu ihracatçı tarafından anlaşılır

olmalıdır: Eğer kısmi sevkiyat kabul ediliyor ise teslim tarihinde bir problem çıksa

bile bu durum akreditifin geçerliliğini etkilemeyecektir.

4. İhracatçının sözleşme tamamlanmadan önce, malları nasıl yükleyeceğini bilmesi

gerekmektedir. Genellikle yüklemelerde aktarma işlemi yapılabilmektedir. Bazen

önceden geminin aktarma yapıp yapmayacağını bilmek mümkün

olmayabilmektedir. Bu gibi durumlar için akreditifin aktarma işlemine izin vermesi

faydalı görülmektedir.

5. Akreditifte malların gönderildiği nokta ve gönderme tarihi, ihracatçı ile ithalatçının

akreditif koşullan üzerinde anlaştıkları gibi olmalıdır.

6. İhracatçı, ithalatçının hangi belgeleri istediği konusunda emin olmalıdır. İstenilen

belgelere göre, mallan yüklemeye hazırlarken, ekstra maliyetler ve gecikmeler

olabilmektedir.

7. İhracatçı akreditif kendisine ihbar edildiği zaman tüm detaylan kontrol etmelidir.

Aynı zamanda istenilen belgelerin hazırlanabilmesi için yeterli zamanın olup

olmadığının ihracatçı tarafından kontrol edilmesi gerekmektedir.

Akreditifte İstenen Belgeler

Akreditifte istenen belgeler ülkelere, firmalara ve malın cinsine göre değişse de

genellikle aşağıdaki belgelerden oluşmaktadır.

Ticari fatura (Commercial invoice)

İhracatçı tarafından ithalatçıya verilmek üzere düzenlenen ve tasdik olunarak

üzerinde malın birim fiyatını, toplam fiyatını, miktannı, ağırlığını; özelliklerini, satıcının

adı ve adresini, alıcının adı ve adresini, borcun ödeme şeklini, satış şartları ile

yükleme ve boşaltma yerini gösteren belgedir. İhracatçının hazırlayacağı ticari fatura

ithalatçı ülkenin mevzuatına uygun olmalıdır.

Poliçe (The bill of exchange)

Poliçe, ihracatçı tarafından hazırlanan ve imzalanan bir belge olup, ithalatçının belirli

bir meblağı (ihracat tutarını) yine belirli bir süre sonunda ihracatçıya ödemesini

öngören bir belgedir. Poliçe, ihracatçıya ödemenin yapılacağına dair bir güvence

oluţturmamakla birlikte akreditife ek olarak düzenlenen bir belgedir.

Menţe ţahadetnamesi (Certificate of origin)

İhracatçı ve onun temsilcisi tarafından hazırlanan ve bağh bulunduğu Ticaret Odası

tarafından tasdik edilen malın menşeini gösteren belgedir.

Konţimento (Bill of lading)

Konşimento, nakliye araçları yola çıkmadan önce ihracatçının vereceği yükleme

rotasına göre nakliyeci tarafından düzenlenen malların teslim alındığını ve

kararlaştırılan yere kadar taşınıp ithalatçıya teslim edileceğini gösteren belgedir.

Kalite kontrol belgesi (Certificate of inspection)

İthalatçılar genelde aldıklan malların belli standartlará uygun olduğundan emin olmak

için kalite kontrol belgesi isterler. İki taraf kalite kontrol işlemiyle kimin ilgileneceği ve

masraflan kimin karşılayacağı hususunda önceden anlaşmaya varmalıdır.

Sigorta poliçesi (Insurance certificate)

İthalatçıya gönderilen malların yolculuk sırasında kayba veya hasara uğrama

tehlikesine karşı sigorta edildiğini gösterir.

ATR-l, ATR-3 ve EURO1 Dolaşım belgeleri

ATR belgesi, Avrupa Birliğine üye ülkelere yapılan ihracatta istenmektedir. EFTA

ülkeleri ile Türkiye arasında yapılan Serbest Ticaret Anlaşması gereği, bu ülkelere

yapılan ihracatta EUROl Belgesi istenmektedir.

Sağlık sertifikası

Sözkonusu malın cinsine göre sağlık koşullarına uygun olup olmadığını gösteren

belgedir.

Çeki listesi

Bazı durumlarda, ithalatçı firma tarafından istenebilir. Çeki listesi, hangi taşıta ne

kadar mal yüklendiğini, birim paket veya çuvalın ağırlığını gösterir.

İstatistikler

Salı, 06 Kasım 2007

GENEL BİLGİLER

Resmi Adı : Ukrayna

Yönetim Biçimi : Cumhuriyet

Başkenti : Kiev

Başlıca Kentleri : Kiev (2.6 milyon), Harkov (1.5 milyon), Dnepropetrovsk

(1.1 milyon), Odessa (1 milyon), Donetsk (1.1 milyon),

İdari Yapı : 24 Bölge (Oblast), 1 Özerk Bölge (Kırım) ve Şehir

İdareleri

Cumhurbaşkanı : Leonid Danilovich Kuchma

Başbakan : Anatoliy Kinakh

Nüfusu : 49.6 milyon kişi (1 Nisan 2000 sayımına göre)

Yüzölçümü : 603,700 km²

Resmi Dili : Ukraynaca

Etnik Yapısı : % 71 Ukraynalı, % 24 Rus, % 5 Diğer

Komşuları : Rusya Federasyonu, Moldova, Romanya, Macaristan,

Polonya, Slovak Cumhuriyeti, Belarus

Para Birimi : Hrivyna 5.33:$1 (6 Haziran 2002)

DEİK

Adres : İstiklal Caddesi 286/9 Beyoğlu 80050 İstanbul

Tel : 0.212.243 41 80

Faks : 0.212.243 41 84/245 05 21

Web Adresi : www.deik.org.tr

E-mail : csen@deik.org.tr HAZİRAN 2002

UKRAYNA EKONOMİSİ

ve

TÜRKİYE İLE İLİŞKİLERİ

Copyright@DEİK 2

I. UKRAYNA EKONOMİSİ

A. GENEL EKONOMİK DURUM

TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELER

GÖSTERGELER 1997 1998 1999 2000 2001

GSYİH (Milyar $) 50.1 41.8 30.8 31.8 39.0

GSYİH (büyüme, %) -3.0 -1.9 -0.2 5.9 9.1

Enflasyon (ortalama, %) 15.9 10.6 22.7 28.2 12.0

İhracat (milyar $) 15,418 13,699 13,189 15,722 17,091

İthalat (milyar $) -19,623 -16,283 -12,945 -14,943 -16,893

Döviz Kuru (ortalama, hrn:$) 1.86 2.45 4.13 5.44 5.37

Dış Borçlar (milyar $) 11.1 13.1 14.1 12.5 11.7

Kaynak : IEU Country Report, Nisan 2002

1991’de bağımsızlığını kazanan Ukrayna, geniş ve verimli topraklara, zengin maden

ve kömür kaynaklarına, SSCB’den miras kalan güçlü bir sanayiye, akademisyen ve

araştırmacı kadrolarına, iyi eğitilmiş işgücüne ve yaklaşık 50 milyonluk nüfusunun

oluşturduğu yüksek bir ekonomik potansiyele sahiptir.

Bununla birlikte, Ukrayna GSYİH’sinin bütün Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT)

ülkelerinin GSYİH’leri toplamı içindeki oranı 1991’de yüzde 14.5 iken bu oran 1990’lı

yılların sonunda yüzde 10’lara gerilemiştir. 90’lı yıllar boyunca Ukrayna’nın sanayi ve

tarımsal üretimi reel olarak yaklaşık yarı yarıya azalmıştır.

Özel sektörün güçlenmesi için bazı önemli reformların yapılamaması ve kamu

harcamalarının azaltılamaması sonucunda bütçenin açık vermesi nedeniyle makroekonomik

istikrarı sağlayamayan Ukrayna, tüm dünyadaki hammadde fiyatlarının

düşmesi ve en önemli dış ticaret ortağı olan Rusya Federasyonu’nda yaşanan mali

kriz nedeniyle 1998 Ağustos ve Eylül aylarından itibaren derin bir ekonomik krize

girmiştir. Krizin etkisini hafifletmek amacıyla Ukrayna Hükümeti ve Ukrayna Merkez

Bankası bir önlem paketini uygulamaya koymuştur ve bu çerçevede, ilk olarak

kambiyo politikası değiştirilmiş ve döviz akışı kontrol altına alınmaya çalışılmıştır.

Bununla birlikte, 1998 yılında uygulanmaya başlanan ekonomik programda, 1999

sonbaharındaki başkanlık seçimleri nedeniyle arzu edilen başarı sağlanamamıştır.

Nitekim, döviz akışını önleyen ve dış ticareti kontrol altına almaya yönelik

kısıtlamaların hemen hepsi 1999’un ilk yarısında kaldırılmıştır.

Diğer taraftan, seçim atmosferi içerisinde hükümetin Uluslararası Para Fonu (IMF) ile

görüşmeleri aksamıştır. IMF ile hükümet arasında Eylül 1999’da yapılan görüşmeler;

ayçiçeğine uygulanan ihracat vergisi, beklenenden az gerçekleşen bütçe gelirleri,

2000 yılı bütçesinde öngörülen açık ve sanayi sektöründe gerçek anlamda

reformların yapılmaması nedeniyle tıkanmıştır. IMF, görüşmelerin aksaması

nedeniyle EFF kredisinin 1999 sonunda verilecek son bölümünün ödenmesini

ertelemiştir. Dünya Bankası da 2000 yılının ilk çeyreğinde yapılması gereken 700

milyon dolarlık Eurobond ödemeleri tahsil edilinceye kadar kredinin verilmesi

planlanan 400 milyon dolarlık yeni bölümünü askıya almıştır.

Copyright@DEİK 3

Tüm bu olumsuz gelişmelere karşın genel olarak 1999 yılında ekonomide göreceli bir

iyileşme gözlenmiştir. GSYİH’daki düşüş, 1999 yılında sanayi üretimindeki artış

nedeniyle yavaşlamış ve GSYİH’daki gerileme beklenenin aksine yüzde 1’in altında,

yüzde 0.2 olarak gerçekleşmiştir.

Ukrayna ekonomisindeki toparlanma 2000 yılında da sürmüş ve GSYİH

bağımsızlıktan bu yana ilk kez artış kaydetmiştir. 2000 yılında GSMH’deki artış

özellikle sanayi, tarım, ticaret ve temel gıda sektörlerindeki artıştan kaynaklanmıştır.

2000 yılında sanayi üretimindeki artış yüzde 12.9’a ve tarımsal üretimdeki artış yüzde

7.6’ya ulaşmıştır. 2000 yılında tarımsal üretimde de bağımsızlıktan bu yana ilk defa

artış sağlanmıştır.

Bunun yanısıra, Ukrayna, 1999 yılı başından itibaren Dünya Bankası’ndan kamu

yatırımlarının geliştirilmesi, finans sektörünün yeniden yapılandırılması ve kömür

sektörünün ıslahı amacıyla, toplam 390 milyon dolarlık kredi almaya başlamıştır.

1992 yılından bu yana Dünya Bankası tarafından Ukrayna’ya toplam 2.8 milyar

dolarlık kredi açılmış olup, bugüne kadar bu miktarın 2.2 milyar doları

kullandırılmıştır.

Seçimlerden sonra yeni Başbakan, tamamen yeni bir bütçe yaklaşımı getirerek,

harcamaları kısıp vergi tabanını genişleteceklerini, emeklilik ve ücret ödemelerindeki

gecikmeyi ortadan kaldıracaklarını, Merkez Bankası’ndan borç almaya son

vereceklerini, yeni dış borç almayacaklarını açıklamıştır. Ayrıca, Hükümet ve

Parlamentonun uyumlu çalışması sonucu Ukrayna Parlamentosunda onaylanan

kanun ve tasarı sayısında artış sağlanmıştır.

B. SON DÖNEMDE TEMEL EKONOMİK GÖSTERGELERDE DEĞİŞİM

1. Büyüme

İlk defa 2000 yılında gözlenen Ukrayna ekonomisindeki büyüme 2001 yılında da

sürmüş ve 2001 yılında Ukrayna GSYİH’sindeki artış oranı, hükümetin beklentilerinin

de üzerinde yüzde 9.1 gibi çok yüksek sayılabilecek bir seviyeye ulaşmıştır.

Dünya ekonomisindeki durgunluk ve Ukrayna için kilit önemdeki çelik gibi sektörlerde

temel ihraç pazarlarına ulaşmada sıkıntıların yaşandığı 2001 yılında, ekonomik

büyüme esas itibarı ile iç talepteki artıştan kaynaklanmıştır.

2002 yılında ise Ukrayna ekonomisinin yaklaşık yüzde 4.5 seviyesinde büyümesi

beklenmektedir. Nitekim, 2002 yılının ilk çeyreğine ilişkin veriler bir önceki yılın aynı

dönemine göre sanayi ve tarımsal üretimde gerilemeye işaret etmektedir.

2. Döviz Kuru

Ukrayna Hükümetinin uygulamakta olduğu sıkı para politikası sonucu Hrivnya dolar

karşısındaki değer kaybını 2000 ve 2001 yıllarında da sürdürmüş ve 1999 yılında 1

dolar 4.13 Hrivnya iken 2001 yılında 5.37 Hrivnya’ya ulaşmıştır. Hrivnya’nın dolar

Copyright@DEİK 4

karşısındaki değer kaybını yüzde 5’in altında olmak üzere 2002 ve 2003 yılında da

sürdürmesi beklenmektedir.

3. Dış Borçlar

Ukrayna’nın toplam dış borçlarının tutarı 2001 yılı itibarı ile yaklaşık 11.7 milyar dolar

seviyesindedir.

Ukrayna, 2000 yılında ödemesi gereken 3.1 milyar dolarlık dış borcunun ertelenmesi

için alacaklılarla görüşmelere başlamış ve alacaklılara ellerindeki tahvilleri 7 - 10 yıl

vadeli tek bir eurobond ile değiştirmeyi önermiştir. Nitekim, IMF’nin desteğiyle bu

erteleme gerçekleşmiştir.

Ayrıca, 2001 yılı Temmuz ayında Ukrayna Paris Klubü ile anlaşarak 580 milyon dolar

tutarındaki Klüb’e olan borcunu ilk 3 yıl muafiyet sonrasında 12 yılda ödemeyi kabul

etmiştir. Diğer taraftan, Türkmenistan’a da doğalgazdan kaynaklanan yaklaşık 280

milyon dolarlık borcu bulunmaktadır. Ancak, Türkmenistan tarafı Paris Klübü gibi bu

borcun uzun bir vadede ödenmesine yanaşmamakta ve Ukrayna tarafından 3 – 4

yıllık bir sürede ödenmesini talep etmektedir.

C. BAŞLICA EKONOMİK SEKTÖRLER

1. SANAYİ

Sovyetler Birliği döneminde Ukrayna’da, ağır sanayi ve savunma sanayi ön planda

yer almış, ancak bağımsızlıkla beraber merkezi otorite dağılmış ve piyasa

mekanizmasının geliştirilmesinde güçlüklerle karşılaşılmıştır. Nitekim, 1990’lı yıllar

boyunca Ukrayna’nın sanayi üretimi yaklaşık yüzde 60 daralmıştır. Bununla birlikte,

sözkonusu gerilemenin hızı 1994 yılından sonra nispeten azalmıştır.

1993’ten itibaren Ukrayna sanayinde yapısal değişimler yaşanmaya başlanmıştır. Bu

süreçte, temel sanayi kolları olarak adlandırılan enerji ve çelik sektörlerinin genel

sanayi üretimi içerisindeki payı artarken, makina inşa ve hafif sanayinin payı

gerilemiştir. Nitekim, enerji ve metal sektörünün toplam üretim içerisindeki oranı 1990

– 1993 yılları arası döneminde yaklaşık yüzde 39 seviyesinde iken, 2000’li yıllara

gelindiğinde yüzde 64’ın üzerine çıkmıştır.

Sanayi sektöründe 1990 - 98 arası dönemde görülen negatif eğilim ilk defa 1999

yılında kırılmış ve sanayi üretimi ilk defa yüzde 4.8 oranında artış kaydetmiştir. Bu

artışın başlıca nedeni Batı pazarlarına ihraç edilen çelik ve ağaç sanayi ürünlerinin

üretiminde yaşanan artıştır. Bu sektörlerdeki üretim ve ihracat özellikle Hrivniya’nın

devalüasyonundan olumlu etkilenmiştir. Sözkonusu dönemde gıda ve hafif sanayi

üretimi ise ithal ikameci politikalar nedeniyle artmıştır.

Ukrayna’da savunma sanayi ve alt sektörleri de oldukça gelişmiş bir düzeydedir.

Ülkedeki işgücünün yaklaşık beşte biri savunma sanayi sektöründe istihdam

edilmektedir. Ancak, Rusya Federasyonu’ndan başlayarak bölgeye yayılan ekonomik

Copyright@DEİK 5

kriz nedeniyle bölge ülkelerindeki savunma harcamalarının düşmesi, Ukrayna

savunma sanayini de önemli ölçüde etkilemiştir.

Ukrayna sanayisi içindeki diğer önemli sektörler ise makina inşa, gıda, demir -çelik,

metalurji, kimyasallar ile uçak ve gemi inşasıdır. Özellikle makina imalat ve

kimyasallar alanında, kullanılan teknolojilerin eskimiş olması ve ithal mallarla rekabet

edilememe temel sorunlardan birisidir. Bununla birlikte, özelleştirme süreciyle birlikte

bu sektörlerde iyileşme beklenmektedir.

Gıda sanayinin toplam sanayi üretimi içerisindeki payı ise yaklaşık yüzde 13’tür. Bu

sektörün organizasyon ve teknik olarak yeniden yapılanma sürecine girdiği

görülmektedir. Bu gelişmeler sonucu sektör, Rusya krizinden fazla etkilenmemiş ve

kriz yılında üretimde sadece yüzde 0.5 oranında bir gerileme yaşanmıştır.

1999 yılında 4.3 olan sanayi üretimi artış oranı ise 2000 yılında yüzde 12.9 ve 2001

yılında yüzde 14.2 seviyesine ulaşmıştır.

2000 yılında Odesa ve Poltava Bölgeleri hariç olmak üzere Ukrayna’nın 25

bölgesinde sanayi üretimi artmıştır. En büyük üretim artışı Zakarpatya (yüzde 44),

Volinsk (yüzde 44), Lugansk (yüzde 30), Kherson (yüzde 28), bölgelerinde ve Kiev

(yüzde 26), Sivastopol (yüzde 38) şehirlerinde olmuştur.

2000 yılında, 1999 yılına göre en fazla sanayi üretim artışı gıda, ağaç işleme, selüloz

ve kağıt, hafif sanayi ile temel ihraç sanayi olan siyah ve renkli metalürji alanında

görülmüştür.

SEKTÖRLER İTİBARI İLE SANAYİ ÜRETİMİ

Sektörler 1999 2000 2001 / I.Ç.

İşlenmiş Metalurji 6.2 20.7 13.7

İşlenmemiş Metalurji 8.9 18.8 10.0

Kimya & Petrokimya -1.1 5.0 21.2

Makina İnşa & Metal İşleme -0.8 16.8 26.5

Ağaç İşleme & Kağıt 23.6 37.1 21.6

Hafif Sanayi 5.7 39.0 21.4

Gıda Sanayi 7.8 26.1 21.5

Toplam 4.3 12.9 18.4

Kaynak : Derzhcomstat

Kimya ve petro - kimya sanayinde 1999 yılında yüzde 1.1 oranında üretimde düşüş

görülürken 2000 yılında önceki yıla kıyasla yüzde 5 oranında artış söz konusudur.

2000 yılında, özellikle ikinci yarısında, önceki yıla kıyasla makina inşa ve metal

işleme sanayinde yıllık üretim yüzde 16.8 artmıştır. Ağaç işleme, selüloz ve kağıt

sanayinde ise son üç yıldır üretimin arttığı görülmektedir. 2000 yılında üretimdeki

artış son yıllardaki en yüksek seviye olan yüzde 37.1 oranında olmuştur.

İnşaat malzemeleri sanayinde 2000 yılında, 1999 yılına kıyasla üretim hacmi yüzde

0.4 oranında azalmıştır. Hafif sanayide 1999 yılında 5.7 olan üretim artışı, 2000

yılında yüzde 39’a ulaşmıştır. Tekstil sanayinde kumaş üretimi yüzde 14 - 40

Copyright@DEİK 6

oranında artmış ve toplam 66 milyon m² kumaş üretilmiştir. Konfeksiyon üretimi

yüzde 41.7, ayakkabı, deri ve kürk üretimi ise yaklaşık yüzde 25 artmıştır.

2000 yılında, gıda işleme sanayinde 1999 yılına oranla üretim artışı yüzde 26.1’dir.

Bu sektör en fazla yabancı sermaye çeken sektördür. Toplam sanayi üretiminde gıda

sanayinin payı 1995 ve 1999 döneminde yüzde 15.1’den bugün yüzde 17.4’e

ulaşmıştır. Gıda sanayinde en yüksek artış bitkisel ve hayvansal yağ üretimi (yüzde

60.7), tütün (yüzde 51.1), sebze işleme (yüzde 44.0), şekerleme (yüzde 36.4) ve bira

üretiminde (yüzde 35.7) olmuştur.

2. TARIM

Verimli topraklara ve uygun iklim koşullarına sahip olan Ukrayna, tarım alanında

dünyada en yüksek üretim potansiyeline sahip ülkelerden biridir. Ülke topraklarının

yaklaşık yüzde 70′i (42 milyon hektar) ekilebilir tarım arazisidir. Ülkedeki işgücünün

yaklaşık dörtte biri bu sektörde istihdam edilmektedir.

SSCB döneminde tahıl üretiminin beşte birini, et ve kümes hayvanları üretiminin üçte

birini ve şeker pancarı üretiminin yarısını gerçekleştiren Ukrayna’nın şu andaki

önemli tarım ürünleri tahıl, patates, şeker pancarı, ayçiçeği, soya fasülyesi, sebze ve

meyvedir.

Bir zamanlar SSCB’nin tarımsal merkezi olan Ukrayna’da tarımsal üretim,

bağımsızlıktan bu yana dramatik bir şekilde düşmüştür. Tarım sektörü 1991’de

GSYİH’nın yüzde 24’ünü üretirken 1999 verilerine göre GSYİH’nin sadece yüzde

12.8’ini üretmektedir. Bunun nedenleri, önemli ihraç pazarlarının kaybedilmesi, yakıt,

ekipman ve gübre sıkıntısı, arazi özelleştirmesinin hızla yapılamaması, merkezi

dağıtım ve işleme sistemlerinin uyumunun gecikmesi olarak açıklanmaktadır.

Tarımsal üretim 1995’te yüzde 3.6, 1996’da yüzde 9.5, 1997’de yüzde 1.9, 1998’de

yüzde 9.8, 1999’da yüzde 6.9 gerilemiştir. 2000 yılında çeşitli mülkiyet şekillerindeki

tarım işletmelerinde yüzde 8.8 azalış, halka ait işletmelerde ise yüzde 18.9 oranında

artış dahil olmak üzere gayri safi tarımsal üretim ilk defa yüzde 9.2 oranında artmıştır.

1999 yılına kıyasla 2000 yılında gerçekleştirilen tarımsal üretimdeki artış, özellikle

patates, sebze ve meyvedeki pozitif artıştan kaynaklanmaktadır.

Özel mülkiyete ait bahçeler toplam tarımsal arazinin yüzde 15’ini oluş-turmakla

birlikte, 1998 verilerine göre üretimin yüzde 60’ını gerçekleştirmektedir.

Ukrayna’lı tarımsal üreticilerin dış borçları 3.8 milyar dolara ulaşmış durumdadır.

Tarım sektöründe faaliyet gösteren firmalar toplam satışlarının yaklaşık dörtte birini

takas yoluyla gerçekleştirmektedirler. 1999 yılında satılan ayçiçeği çekirdeğinin

yüzde 55′i, tahılların üçte biri, şekerin yüzde 42’si ve şeker pancarının yüzde 40’ı

tarım işletmeleri tarafından takas yoluyla satılmıştır. Bu işletmeler sattıkları gıda

maddeleri karşılığında petrol ürünleri, taşıt yedek parçaları, gübre, tohum, elektrik ve

doğal gaz almışlardır.

Ukrayna Tarım Bakanlığı Sovyet döneminden kalma kollektif çifliklerin yaklaşık

tümünün özelleştirildiğini, 12.800 adet yeni özel tarım işletmesi yaratıldığını

Copyright@DEİK 7

açıklamıştır. Bu yeni işletmelerin yüzde 46’sını sınırlı ortaklıklar, yüzde 25′ini tarım

kooperatifleri, yüzde 21′ini kira ile toprak işleyen özel işletmeler ve geri kalan yüzde

7’sini de küçük çiflikler oluşturmaktadır.

2000 yılında zirai şirketlerin sayısı 1.7 bin artarak 37.6 bin olmuştur. Çiftliklerin

artması, kollektif tarım şirketlerinin yapılandırılmasından kaynaklanmıştır. Tarımla

iştigal eden 385 bin kişiye toprak mülkiyet hakkı tanınmıştır.

2000 yılında Ukrayna’nın tarım ürünleri ve gıda ürünleri dış ticaret hacmi bir önceki

yıla kıyasla yüzde 1 oranında azalarak 2.26 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmiştir.

Bu ürünlerdeki toplam ihracat 1.35 milyar (yüzde 2 azalma), ithalat ise 0.91 milyar

dolar (önceki yıl ile aynı seviyede) olarak gerçekleşmiştir. Başlıca ihracat yapılan

ülkeler ise Rusya (bu ürünlerdeki toplam ihracatın yüzde 45’i), Belarus (yüzde 6),

Hollanda (yüzde 4), Türkiye (yüzde 3), Fransa (yüzde 3), Almanya (yüzde 2),

İspanya, Cezayir, Moldova ve Polonya’dır. Tarım ürünleri ve gıda ürünleri ithalatı ise

en çok Rusya (yüzde 10), Hollanda (yüzde 10), Almanya (yüzde 10), Belçika (yüzde

6), Türkiye (yüzde 5), Brezilya (yüzde 4), Macaristan (yüzde 4), Fransa (yüzde ),

Estonya, Norveç, Polonya, ABD ve Kazakistan’dan yapılmıştır.

3. MADENCİLİK VE ENERJİ

Ukrayna, çok zengin yeraltı ve yerüstü kaynaklarına sahiptir. Eski SSCB’nin alan

olarak yüzde 2.7’sini kapsamasına rağmen mineral kaynaklar açısından eski

SSCB’nin yüzde 20’sine, dünyanın ise yüzde 5′ine sahiptir. Bu kaynaklar arasında 47

milyar ton ile kömür ilk sırayı alırken, 28 milyar ton ile demir cevheri, 1.5 milyar ton ile

kireç ve kireçtaşı diğer önemli kaynaklar arasındadır. Bunların dışıda titanyum, civa,

sulfat ve potasyum tuzları, sülfür, granit, toromin ve kaolin gibi madenler de

bulunmaktadır.

Ukrayna dünya doğalgaz tüketiminde ABD ve Rusya’dan sonra üçüncü sırada yer

almaktadır. Yıllık 78 milyar m³’lük gaz tüketiminin ancak yüzde 23′ü yerel

kaynaklardan karşılanabilmekte, geri kalan yüzde 65′ini Rusya’dan, yüzde 14′ünü

Türkmenistan’dan ithal etmektedir. 2000 sonu itibariyle Ukrayna’nın Rusya’ya 1.360

milyar dolar, Türkmenistan’a 255 milyon dolar doğalgaz borcu bulunmaktadır.

Ukrayna’nın Rusya’ya olan borcu ve gecikme cezaları konusunda taraflar arasında

anlaşmazlık bulunmaktadır. Ukrayna, Rusya’ya olan borcunun uzun vadeli olarak

ertelenmesini ve kendisinden gecikme faizi alınmamasını talep etmektedir.

Doğalgaz ihtiyacının karşılanması amacıyla 2000 yılında ithal edilen toplam 60.1

m³’lük doğalgazın 32.2 milyar m³’lük kısmı Türkmenistan’dan, 27.9 milyar m³’lük

kısmı ise Rusya’dan ithal edilmiştir.

Ukrayna, kendi petrol ve doğalgaz kaynaklarını geliştirme ve yerli üretimi artırma

çabası içindedir. Mevcut rezervlerinin işlenmesini teşvik etmek için yabancı

yatırımcılara özel ayrıcalıklar tanınmıştır. Buna ek olarak, kömür ve nükleer enerjinin

daha yoğun kullanılması kararlaştırılmış, ancak teknolojik yetersizlikler nedeniyle

istenen başarı sağlanamamıştır. Eski nükleer reaktörlerin modernizasyonu ve yeni

reaktörlerin inşası konusunda dış yardımlara ve yabancı sermayeye ihtiyaç

duyulmaktadır.

Copyright@DEİK 8

Ukrayna 2001 yılı içerisinde özelleştirilmek üzere 7 elektrik dağıtım şebekesini

özelleştirme programına dahil etmiştir. Devletin elinde kalan hisselerinin tümü özel

sektöre devredilecektir. Özelleştirme kapsamındaki sözkonusu kuruluşlar ve

özelleştirme payları şunlardır :

♦ Kievoblenergo %75

♦ Rivneoblenergo %75

♦ Mikolayivoblenergo %70

♦ Sivastopolmisenergo %70

♦ Hersonoblenergo %65

♦ Zythomyroblenergo %62+1

♦ Kirovogradoblenergo %51

Nisan 2001’de yapılan ihalelerde Kievoblenergo ve Rivneoblenergo dağıtım

şabekelerinin ABD şirketi AES Washington Holdings B.V.’ye, Zhytommiroblenergo,

Khersonobl-energo, Kirovohradoblenergo ve Sevastopolenergo’nun ise Slovak şirketi

Vychodoslovenske Energeticke Zavody’ye satışı gerçekleştirilmiş ve bu

özelleştirmeden 766.2 milyon Hrivnya gelir elde edilmiştir. Yapılan bu ihalelerle

birlikte Ukrayna genelinde bulunan 27 elektrik santralinin 12’sinde devlet hissesi

kalmamıştır.

4. BANKACILIK

Mart 1991 tarihinde çıkartılan Bankacılık Kanunu ile Ukrayna’da Merkez Bankası ve

diğer bankaların oluşturduğu iki seviyeli bir bankacılık sistemi kurulmuştur. Ukrayna

Milli Bankası (NBU) Merkez Bankası fonksiyonlarını yürütmektedir. Haziran 1999’da

Devlet Başkanlığı, Ukrayna Milli Bankası’nın görevlerini kısıtlayan yasayı

onaylamıştır.

Ukrayna’da 2000 yılı itibariyle kayıtlı banka sayısı 203’tür. Bunlardan 30’u yabancı

sermayelidir. Kayıtlı 203 bankadan 165’i gerçek anlamda faaliyette bulunmaktadır.

Oshchadbank ve Ukreximbank devlet bankalarıdır. Bu bankaların 124’ü açık anonim

şirket, 49’u kapalı anonim şirket ve 28’i limited şirket şeklinde kurulmuştur.

Ukrayna’nın en büyük bankaları, aktifleri 1 milyar doların üzerindeki Prominvestbank,

PrivatBank, Bank Ukraina, Aval Bank, Ukreximbank, Ukrsotsbank, ve Oschadny

Bank’tır.

Ülkede faaliyet gösteren yaklaşık 150 ticari bankanın yüzde 90’ı 2000 yıını kar ile

kapattıklarını beyan etmiştir.

Ukrayna’da bankalar için asgari 1 milyon ECU’lük asgari kuruluş sermayesi

gerekmektedir. Bugün, Ukrayna’daki bankaların kar oranları ekonomik kriz ve devlet

tahvilleri piyasasındaki getirinin azalması nedeniyle düşmüştür.

Copyright@DEİK 9

5. TELEKOMÜNİKASYON

Ukrayna’da haberleşme altyapısı oldukça geri kalmış bir durumdadır. Ülkede 1

Haziran 2000 itibariyle 100 kişiye düşen ortalama telefon hattı sayısı 18’dir. Bu oran

Belarus’ta 22, Çek Cumhuriyeti’nde 37 ve Avrupa Birliği’nde 50’dir. Mobil telefon hattı

sayısının toplam nüfusa oranı ise Nisan 2001 itibarı ile yüzde 2.0 seviyesindedir.

Bu durum, yabancı yatırımcılara büyük fırsatlar sunmaktadır. Nitekim, AT&T,

Siemens ve Alcatel gibi büyük şirketler Ukrayna’da telekomünikasyon alanında çeşitli

projeler üstlenmişlerdir.

Ulusal telekom şirketi Ukrtelecom’un özelleştirilmesiyle telekomünikasyon sorununun

aşılması beklenmektedir. Danimarka, Almanya ve Hollanda’lı telekomünikasyon

şirketleri ile ortak olarak kurulan Ukrayna Mobil Haberleşme Şirketi, Ukrtelecom’a

bağlıdır. Bu şirket, Ukrayna’nın bütün şehirlerinde ve yollarında analog mobil telefon

ağını işletmektedir. Ukrayna’da mobil telefon servis sağlayıcılığı alanında çalışan bir

veya birden fazla yabancı ortaklı birçok şirket vardır . Ukrainian Radiosystems (en

büyük ortak Daewoo), Kyivstar (iki Ukrayna şirketi, Amerikan Sputnik ve Norveç

Telenor firması ortaklığı), Golden Telecom ve Wellcom bunlar arasındadır. Bunların

toplam abone sayısı, Nisan 2001 itibarı ile yaklaşık 1.23 milyondur.

Ukrayna Hükümeti gelecek 10 yılda, 100 kişiye düşen ortalama mobil telefon hattı

sayısını 18’den 40’a çıkarmayı planlamaktadır. 3.2 milyon yeni hattın devreye girmesi

planlanan bu projenin maliyetinin hat başına 1000 dolar ve yaklaşık 5 - 10 milyar

dolar tutarında olacağı hesaplanmaktadır. Bu durum, yabancı yatırımcılara önemli

fırsatlar sunmaktadır.

Ulusal telekom şirketi Ukrtelecom’un hisselerinin özelleştirmeden sağlanacak gelirin

telekomünikasyon sektöründe yapılacak iyiliştirmelerde kullanılması beklenmektedir.

Ukrayna Haberleşme Kanunu’na göre haberleşme alanında faaliyette bulunan

şirketlerdeki azami yabancı sermaye oranı yüzde 49 olarak belirlenmiştir.

6. ULAŞTIRMA

Ukrayna 23,350 km’lik bir demiryolu ağına sahiptir. Ancak, bu alanda

modernizasyona ihtiyaç duyulmaktadır. Demiryolu ağının yaklaşık 8,600 km’lik

bölümü elektriklidir. Demiryolu ulaşımı uzun mesafeli yolcu ve yük taşımacılığı için en

ucuz yol olmasına rağmen bağımsızlık sonrasında sistemin etkinliğinde bir düşüş

olmuştur. Demiryolu ulaşımı, toplam trafiğin yüzde 14′ünü oluşturmaktadır.

Ukrayna’nın toplam 247,300 km’lik karayolunun 169,964 km’lik kısmı otoyoldur.

Karayolu ağının yalnız yarısı asfaltlanmış olmasına rağmen bütün trafiğin yüzde

80′ini taşımaktadır.

Ukrayna’nın Karadeniz, Azak Denizi ile Danube, Yuzhniy Bug ve Dnipro nehirlerinde

toplam 18 limanı bulunmaktadır. Bunlardan en önemlileri Odessa, İlyichevsk ve

Yujniy limanlarıdır. Buna ek olarak oldukça gelişmiş olan Mykolayiv askeri limanı da

sivil kullanım için hazırlanmaya başlanmıştır. Sivastopol dışındaki limanlar devlete

aittir. Bütün limanlar eskidir ve işletme problemleriyle karşı karşıyadırlar. Yeni

Copyright@DEİK 10

yatırımlarla limanların kapasitelerinin arttırılmasına ihtiyaç duyulmaktadır. Yatırımların

toplam proje değerinin 2.5 milyar dolara yakın olduğu ifade edilmektedir.

Ulusal havayolu şirketi olan Ukrayna Uluslararası Havayolları halen yurtdışında 150

şehirle bağlantılı olarak hizmet vermektedir. Kiev şehir merkezine 10 km uzaklıkta

bulunan Borispol Havaalanı yenilenmiştir. Uluslararası uçuşlar Kiev dışında Odessa,

Lviv ve Donetsk’e yapılmaktadır.

D. DIŞ TİCARET

1995 yılında Ukrayna’nın dış ticaret rejimi, ulusal ekonominin dış dünyaya açılarak

dünya ekonomisi ile bütünleşmesine hizmet edecek şekilde değiştirilmeye

başlamıştır. İhracatta kota ve lisans uygulaması kaldırılmış, ihracata yönelik devlet

tarafından yapılan ihaleler azaltılmış, dış ticarette muhasebe sistemi basitleştirilmiştir.

Ancak, parlamento ile hükümet arasındaki sorunlar nedeniyle dış ticaret rejiminde

istenilen serbestliğe ulaşılamamıştır. Dış ticaret alanında faaliyet gösteren firmalar

için hala bazı lisans zorunlulukları ve ürün kotaları devam etmektedir.

Dünya Ticaret Örgütü (WTO) ve Avrupa Birliği (AB) standartlarına uyum sağlamaya

çalışan Ukrayna’da genel olarak uygulanan ithalat vergileri yüzde 5 - 8 seviyesinde

iken (bazı tarımsal ürünler hariç) ithal edilen sanayi ürünlerine uygulanan tarifelerin

üst sınırı 1996 Nisan ayından bu yana yüzde 30 seviyelerindedir.

1998 yılındaki Rusya krizi sonrasında, Ukrayna’nın BDT ülkelerine yönelik ihracatı bu

ülkelerde yaşanan ekonomik kriz ve Hrivnya’nın Ruble karşısında değer kazanması

sonucu düşerken, Ukrayna’nın Batılı ülkelere olan ihracatı devalüasyon nedeniyle

olumlu yönde etkilenmiştir.

Diğer taraftan, Ukrayna’nın dış ticareti içerisinde barter (takas) çerçevesinde yapılan

teslimatların ihracat hacmindeki payı azalmaya devam etmektedir. Dış ticarette

takasın ağırlığı bugün yüzde 5’in altına inmiştir.

Bağımsızlıktan sonra, Ukrayna’nın ihracat yapısı giderek değişmiş ve işlenmiş

ürünlerin ihracat içerisindeki payı artmıştır. İthalatta ise özellikle enerji ürünleri önemli

bir ağırlığa sahiptir. Nitekim Ukrayna, Rusya’dan petrol ve doğal gaz,

Türkmenistan’dan ise doğalgaz almaktadır.

Ukrayna, Kazakistan, Kırgızistan ve Tacikistan hariç diğer eski SSCB ve Baltık

ülkeleri ile serbest ticaret anlaşmaları imzalama yoluna gitmiştir. Bu çerçevede, lüks

tüketim malları hariç, sözkonusu ülkeler menşeli sanayi ürünlerinin ithalatında

karşılıklı olarak gümrük vergisi alınmamakta, sadece KDV tahsil edilmektedir.

Ukrayna’nın Rusya Federasyonu ve Beyaz Rusya ile yapmış olduğu özel anlaşma

çerçevesinde bu ülkeler menşeli ürünlerin ithalatında karşılıklı olarak KDV de tahsil

edilmemektedir.

Rusya tarafından 2001 yılı Temmuz ayından itibaren Ukrayna menşeli mallara yüzde

20 oranında KDV uygulanmaya başlanmasına rağmen, 2001 yılında Ukrayna’nın

ihracatında yüzde 12’lik bir artış gerçekleşmiştir. 2001 yılında Ukrayna’nın

ihracatındaki artışın daha yüksek bir seviyede gerçekleşmesini engelleyen diğer bir

Copyright@DEİK 11

etken, 2001 yılı başından itibaren Ukrayna çeliğine ABD tarafından uygulanan

yüksek gümrük vergileridir. Bu uygulama 2001 yılında Ukrayna’nın ABD’ye yönelik

çelik ihracatının yüzde 70 seviyesinde gerilemesine yolaçmıştır. Ayrıca, AB

ekonomisindeki durgunluk, Ukrayna’nın AB ülkelerine yönelik ihracatını da olumsuz

etkilemiştir.

Daha gelişmiş bazı geçiş ekonomileri ile karşılaştırıldığında, Ukrayna ihracatının hala

tüketim mallarından ziyade, çelik ve kimyasallar gibi katma değeri düşük ürün

gruplarına bağımlılığı sürmektedir. Bu iki ürün grubu Ukrayna ihracatının yaklaşık

yarısını teşkil etmektedir. Makina sektörü bunun bir istisnası olmakla birlikte, 1990’lı

yılların başından bu yana bu sektörde üretim seviyesi yaklaşık yüzde 30 oranında

gerilemiştir.

UKRAYNA’NIN FASILLAR İTİBARI İLE DIŞ TİCARETİ

İHRACAT

Fasıllar Tutar Değişim (%) Pay (%)

Metaller 6,720 3.9 41.3

Madencilik Ürünleri 1,750 25.0 10.8

Elektronik Ekipmanlar 1,714 26.2 10.5

Kimyasallar 1,748 -4.1 9.1

Sebzeler 693 190.0 4.3

Tekstil ve Tekstil Ürünleri 614 14.2 3.8

Ulaştırma Ekipmanları 549 25.3 3.4

Canlı Hayvanlar ve Hayvancılık Ürünleri 454 24.1 2.8

Gıda Ürünleri 451 11.8 2.8

TOPLAM 16,265 11.6 100.0

İTHALAT

Fasıllar Tutar Değişim (%) Pay (%)

Madencilik Ürünleri 6,725 2.8 42.6

Elektronik Ekipmanlar 2,378 22.5 15.1

Kimyasallar 1,127 25.5 7.1

Metaller 821 20.6 5.2

Ulaştırma Ekipmanları 746 48.1 4.7

Plastikler ve Kauçuk 697 11.1 4.4

Tekstil ve Tekstil Ürünleri 647 15.5 4.1

Gıda Ürünleri 590 34.3 3.7

TOPLAM 15.775 13.0 100.0

Kaynak: Derzhcomstat

2001 yılında kimyasallar ihracatı gerilerken ve metal ihracatı sınırlı bir düzeyde

artarken, özellkle gıda ve tarımsal ürünler ile madencilik ürünleri ihracatında

meydana gelen yaklaşık yüzde 25’lik artış, genel ihracatın 1.7 milyar dolar düzeyinde

artmasını sağlamıştır.

Diğer taraftan, Rusya pazarına olan bağımlılık Ukrayna’nın ihracatı için diğer önemli

bir sorundur. Ukrayna’nın dış ticaretinde eski SSCB ülkeleri ile olan ticaret önemli bir

yere sahiptir. Ukrayna’nın enerji konusunda dışa bağımlı olması sebebiyle ithalatın

önemli bir kısmını ham petrol ile Rusya ve Türkmenistan’dan ithal edilen doğalgaz

Copyright@DEİK 12

oluşturmaktadır. Bu nedenle Rusya ve Türmenistan Ukrayna’nın ithalat yaptığı

ülkeler içerisinde ilk sırada yer almaktadır.

UKRAYNA’NIN BAŞLICA DIŞ TİCARET ORTAKLARI

İHRACAT İTHALAT

Ülke Tutar Değişim (%) Ülke Tutar Değişim (%)

Rusya Fed. 3,679.5 4.7 Rusya 5,813.5 -0.2

Türkiye 1,009.4 16.2 Tükmenistan 1,654.1 70.0

İtalya 832.4 30.3 Almanya 1,380.2 21.7

Almanya 710.9 -4.1 Kazakistan 666.0 160.0

ABD 569.2 -21.5 ABD 457.7 27.0

Çin 542.1 -13.8 Polonya 450.8 44.3

Polonya 497.4 19.0 İtalya 411.8 19.0

Macaristan 468.5 43.1 Belarus 407.1 -32.4

TOPLAM 16,264.7 11.6 TOPLAM 16,265 13.0

Kaynak : Derzhcomstat

E. YABANCI SERMAYE

Doğrudan yabancı sermayeyi ülkeye çekebilmek için Hükümetin öncelikli politikaları

arasında olmasına rağmen Ukrayna’nın yüzölçümü ve nüfusu gözönüne alındığında

bugüne kadar gerçekleşen toplam yabancı yatırım düşük seviyede kalmıştır.

19 Mart 1995 tarihinde Ukrayna Parlamentosu, Yabancı Sermaye Kanunu’nu kabul

etmiştir. Söz konusu yasa uyarınca, bir yatırımın, yabancı sermayeli teşebbüs kabul

edilmesi için kayıtlı sermayenin en az yüzde 10′unun yabancılara ait olması

gerekmektedir.

Yeni yasaya göre, herhangi bir mevzuat değişikliği halinde yabancı yatırımcılar,

yatırımın yapıldığı tarihte geçerli olan kanunda yer alan uygulama ve garantilerden

10 yıl süreyle faydalanabileceklerdir. Ayrıca yabancı yatırımların kamulaştırılması

engellenmiştir. Yeni mevzuata göre yabancı yatırımcılar elde ettikleri gelirlerin

tamamını, yüzde 15 vergi ödemek suretiyle yurt dışına transfer edebilmekte, ayrıca

her tür ihracat ve ithalatları vergi veya lisans uygulamasından muaf tutulmaktadır.

Ukrayna’da ekonomik ve ticari faaliyette bulunan yabancı yatırımcılar, Ukrayna

kanunlarında ve Ukrayna’nın uluslararası anlaşmalarında aksi belirtilmedikçe,

Ukraynalı kişilerin sahip olduğu hak ve sorumluluklara sahiptir.

Ukrayna’da yabancı sermaye yatırımları millileştirmeye tabi değildir. Yabancı

sermayeli şirket, Ukrayna mevzuatınca getirilen sınırlamalar dikkate alınarak şirket

statüsünde belirtilen amaçlara uygun olarak tüm faaliyetlerde bulunabilir.

Ukrayna ekonomisine 2002 yılı Ocak ayı itibarı ile toplam 4.4 milyar dolarlık

doğrudan yabancı yatırım yapılmıştır. Diğer geçiş ekonomileri ile kıyaslandığında,

Ukrayna’nın yabancı yatırımları çekmede yeterince başarılı olamamasının arkasında

ekonomi yönetimindeki yaygın devletçi ve bürokratik yaklaşımların yabancı yatırımlar

üzerindeki olumsuz etkisi belirleyici olmuştır.

Copyright@DEİK 13

BAŞLICA ÜLKELER İTİBARI İLE DOĞ. YAB. SERMAYE YATIRIMLARI*

SIRA ÜLKELER YATIRIM MİKTARI

(MİLYON DOLAR)

TOPLAM YATIRIMLAR

İÇERİSİNDEKİ PAYI

(%)

1 ABD 730,9 16.6

2 Güney Kıbrıs 478,0 10.8

3 İngiltere 420,4 9.5

4 Hollanda 370,2 8.4

5 Rusya Federasyonu 295,1 6.7

6 Almanya 249,6 5.7

GEN TOPL. 4,406.0 100.0

(*) 1 Ocak 2002 İtibarı ile.

Kaynak : Eastern Economist

2001 yılında Ukrayna’ya giren yabancı doğrudan yatırımların tutarı 531 milyon dolar

seviyesindedir. 2000 yılı ile karşılaştırıldığında yaklaşık yüzde 10’luk bir gerileme söz

konusudur.

Ukrayna’nın geçiş ekonomisini tamamlayabilmesi ve yeniden ekonomik

yapılanmasını gerçekleştirebilmesi için yaklaşık 40 milyar dolar tutarında yatırıma

ihtiyacı olduğu ifade edilmektedir. Bunun 10 milyar dolarlık bölümünün acil olarak

yatırım ihtiyacı bulunan telekomünikasyon, enerji, altyapı, tarım ve kimya sektöründe

yapılması gerektiği belirtilmektedir.

Geçiş döneminin başlangıcından bu yana Ukrayna, bölgeye yönelik yabancı

doğrudan yatırımların sadece yüzde 2.5’ini çekebilmiştir. Ülkede kişi başına düşen

yabancı sermaye miktarı yaklaşık 90 dolardır. Doğrudan yabancı yatırımların

GSYİH’ye oranı ise yüzde 1.6 seviyesindedir.

SEKTÖRLER İTİBARI İLE DOĞRUDAN YABANCI YATIRIMLAR*

SIRA SEKTÖRLER TOPLAM YATIRIMLAR

İÇERİSİNDEKİ PAYI (%)

1 Gıda Sanayi 18.9

2 Ticaret 13.2

3 Mühendislik 8.4

4 Finans, Kiralama & Sigorta 7.7

5 Ulaştırma 6.4

6 Kimya & Petrokimya 5.6

7 Metal & Metal İşleme 4.3

(*) Nisan 2001 İtibarı ile.

Kaynak : Interfaks Haber Ajansı

Ukrayna’da yapılan yabancı doğrudan yatırımların yaklaşık beşte biri gıda sanayinde

yoğunlaşmıştır. Gıda sanayi ve ticaret sektöründeki yabancı doğrudan yatırımlar ise

toplam doğrudan yabancı yatırımların yaklaşık üçte birini oluşturmaktadır.

Yaklaşık 50 milyon tüketicinin potansiyel satın alma gücü ile yabancı girişimcilere

cazip yatırım imkanları sunan Ukrayna’da yabancılar için başlıca yatırım

yapılabilecek alanlar şunlardır :

Copyright@DEİK 14

♦ Tarım ve Gıda İşleme Sektörü

♦ Enerji Üretimi ve Dağıtımı

♦ Metalurji ve Ağır Sanayi

♦ Kimyasallar

♦ Haberleşme

♦ Hafif Sanayi

♦ Petrol Rafineleri

♦ İleri Teknoloji

♦ Makine Yapımı (özellikle gemi ve uçak yapımı)

F. ÖZELLEŞTİRME

Ukrayna hükümeti, 1992 yılında çıkardığı bir yasa ile özelleştirme sürecini

başlatmıştır. Bürokrasinin ağır işlemesi ve parlamentonun muhalefeti nedeniyle

özelleştirme programının ilk iki yılında verimli sonuç alınamamıştır.

Kasım 1994′te, Toplu Özelleştirme Programı başlatılmıştır. Bu program çerçevesinde

1995 yılı sonuna kadar en az 8,000 orta ve büyük ölçekli işletmenin özelleştirilmesi

öngörülmüştür. 1996 yılının ortalarına gelindiğinde ise Toplu Özelleştirme Programı

çerçevesinde tahminen 3,500 işletme özel sektöre devredilmiştir. Bu işletmelerin

yaklaşık yüzde 40′ı tarım sektöründe faaliyet göstermektedir. 1996 yılında küçük

ölçekli işletmelerin özelleştirilmesine hız verilmiş ve toplam 36,085 küçük ölçekli

işletmenin özelleştirilmesi yıl sonuna kadar tamamlanmıştır.

Ukrayna’da özelleştirme programının başarısı için çeşitli önlemler alınmaktadır.

İşletmelerin özelleştirme aşamasına geçişi için öngörülen sürenin kısaltılması bu

önlemlerden birisidir. Özelleştirmenin en yüksek oranda gerçekleştirildiği alan ise

ticaret ile perakende satış noktaları ve lokanta gibi işletmelerin yer aldığı hizmet

sektörüdür.

12 Aralık 1996′da Ukrayna Parlamentosu yeni bir özelleştirme yasası kabul etmiştir.

Bu yasa, özelleştirme sürecinde devletin kontrolünün artırılmasına imkan vermekte

ve devlet mülkiyeti altındaki işletmelerin satışına ilişkin amaç, öncelik ve şartları

hükme bağlamaktadır.

Tarım sektöründeki özelleştirme çabalarında diğer sektörlere oranla daha az başarı

elde edilmiştir. Bunun en önemli sebebi ise bu konuda siyasi uyum

sağlanamamasıdır. (Parlamento tarımsal arazilerin satışına karşı çıkmıştır).

Özelleştirilmesi planlanan 200 büyük ölçekli işletmenin ancak 40’ı özelleştirilebilmiştir

1999 yılı Ağustos ayında Devlet Başkanı hem enerji üretim ve dağıtımını

gerçekleştiren şirketlerin hisselerinin satışı konusunda bir kararname yayınlamıştır.

Ancak, özelleştirmenin yeterince hızlı ilerlemeyişi, IMF ile sürdürülen görüşmelerin

Eylül 1999’da çıkmaza girmesinin temel nedenlerinden birisini teşkil etmiştir.

Aralık 1999’da Devlet Başkanı Leonid Kuçma, ülkedeki özelleştirmelerin

hızlandırılması konusunda Bakanlar Kurulu, Devlet Mülkiyet Fonu ve benzeri

kuruluşlar tarafından alınacak önlemlere ilişkin bir kararname yayınlamış ve

özelleştirmelerin hızlandırılmasını istemiştir.

Copyright@DEİK 15

Ocak 2000’de Bakanlar Kurulu devletin yüzde 25 hissesine sahip olduğu 200

tarımsal kuruluşun satışı konusunda bir kararname yayınlamıştır.

2001 Yılı Özelleştirme Programında Yeralan İşletmeler

İşletme Sektör Satılacak Hisse(%)

- Sumski Frunze Fabrikası Makine Sanayi 25.0

- Ukrtelekom Telekom 25.0

- AvtoKraz Makine Sanayi 36.37

- Mykolayivsky Alüminyum Fab. Alüminyum 30.0

- Azovstal Çelik 25.0

- Donbassenergo Enerji 35.0

- Makeyivsky Metal Fab. Çelik 10.86

- Odessa Petrol Rafinerisi Rafineri 25.0

- Turboatom Elektrik Türbin Yapımı 25.22

- Kırım Soda Fab. Soda Üretimi 89.47

- Elektron-haz Fab. Elektronik ve Gaz Ekipm. 75.0

- Kherson Pamuk 76.76

- Sergo Ordzhonokidze Fab. Traktör 27.62

16 Mayıs 2000′de Meclise sunulan, Ukrtelecom’un özelleştirilmesine dair yasa

tasarısı 13 Temmuz’da meclisten geçmiştir. Yasa gereğince sözkonusu şirket

ihale yolu ile arz olacaktır. Devlet mülkiyetinde yüzde 51 hisse kalırken ilk

pakette sadece yüzde 25’lik hissesi satışa sunulacak ve devlet bütçesine 548

milyon dolar girmesi beklenmektedir. Şirketin toplam değeri ise 2.194 milyar

dolardır. Ancak Ukrtelecom’un özelleştirilmesi 2000 ve 2001 yıllarında

mümkün olmamıştır.

Cumhurbaşkanı Leonid Kuçma tarafından yayınlanan Kararname ile sadece

yüzde 25’i devlet mülkiyetinde kalması planlanan elektirik dağıtım

şebekelerinin tüm hisselerinin özel sektöre aktarılması öngörülmektedir. Buna

göre Kiev, Zhytomyr, Kirovograd, Mikolayev, Rivne, Sivastopol ve Herson

bölgesel enerji şirketleri özelleştirilecektir. Özelleştirme Credit Suisse First

Boston Bank danışmanlığında yürütülecektır.

Ayrıca, Ukrayna ülkenin 22.800 kilometrelik doğal gaz dağıtım sistemini,

(yüzde 49’luk kısmı Ukrayna devleti yönetiminde kalmak üzere) yabancı

şirketlere açacaktır. Geri kalan yüzde 51′lik hissenin Rus Gazprom, İngiliz

Shell, Fransız Gas de Frace, İtalyan ENI ve Alman Ruhrgas şirketlerine

önerilmesi beklenmektedir.

Ukrayna Parlamentosu “Devlet Özelleştirme Programı” yasasını 18 Mayıs

2000’de onaylamıştır. Sözkonusu yasa 2000 - 2002 yıllarında yapılacak

özelleştirmeleri kapsamakta olup, aynı zamanda özelleştirme programlarının

üç yılda bir onaylanmasını öngörmektedir. Devlet bütçesine aktarılmak üzere,

2001 yılı içinde 1.5 milyar dolar, 2002 yılı için ise 1 milyar dolar özelleştirme

geliri elde edilmesi öngörülmüştür. Bununla birlikte, 2001 yılında

Copyright@DEİK 16

özelleştirmelerden elde edilen gelir yaklaşık 390 milyon dolar (2.1 milyar

hrivnya) ile öngörülen rakamın üçte biri seviyesinde kalmıştır.

Ukrtelecom’un azınlık hisselerinin satışı 2002 yılı özeleştirme programının da

temel hedefini teşkil etmektedir. Ancak, Batılı yatırımcıların ilgisinin az olması

ile birlikte Merkezi ve Doğu Avrupa’daki diğer telekom özelleştirmeleri

Ukrayna’nın şansını azaltmaktadır.

II. UKRAYNA – TÜRKİYE TİCARİ VE EKONOMİK İLİŞKİLERİ

A. TÜRKİYE VE UKRAYNA ARASINDA İMZALANAN EKONOMİK VE

TİCARİ NİTELİKLİ ANLAŞMALAR

1992 yılında imzalanan ve 1994 yılında yürürlüğe giren Ticaret ve Ekonomik

İşbirliği Anlaşması ile ticari ve ekonomik ilişkilerimizin temeli oluşturulmuştur.

Bu anlaşmanın yanısıra, 1992′den bu yana iki ülke arasında

• Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşması,

• Yatırımların Karşılıklı Teşviki ve Korunması Anlaşması,

• Gümrük İşbirliği ve Karşılıklı İdari Yardımlaşmaya İlişkin Anlaşma,

• Enerji İşbirliği Anlaşması,

• Ticari Denizcilik Anlaşması,

• Karayolu Ulaştırma Anlaşması,

• Turizm İşbirliği Anlaşması,

imzalanmış ve yürürlüğe girmiştir.

B. TİCARET

1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından bağımsızlığını ilan

eden Ukrayna’yı ilk tanıyan ülkeler arasında yer alan Türkiye, ekonomik

açıdan bu ülkeye verdiği önemi ve önceliği bağımsızlıktan itibaren yoğun

şekilde devam eden özel sektör temaslarıyla açıkça göstermiştir.

Artarak gelişen ticari ilişkilerimiz neticesinde 1992 yılında 126 milyon dolar

olan ikili dış ticaret hacmi sekiz kat artarak 1995′te ilk defa 1 milyar doların

üzerine çıkmıştır. Bu yıldan sonra dış ticaret hacmimiz çeşitli dalgalanmalar ile

birlikte bu eşiğin altına inmeyen bir seyir izlemiştir.

Türkiye Ukrayna’nın ihracatında, bu ülkenin geleneksel dış ticaret ortağı olan

Rusya Federasyonu’nundan sonra 2. sırada (yüzde 6.0 ), ithalatında ise 16.

sıradadır. (yüzde 1.1)

Copyright@DEİK 17

YILLAR İTİBARI İLE TÜRKİYE - UKRAYNA DIŞ TİCARETİ

(1000$) İHRACAT İTHALAT HACİM DENGE

1992 35,842 90,003 125,845 -54,161

1993 39,453 472,706 512,159 -433,253

1994 76,285 535,071 611,356 -458,786

1995 198,534 856,340 1,054,874 -657,806

1996 267,043 744,531 1,011,574 -477,488

1997 334,622 860,124 1,194,746 -525,502

1998 274,312 988,775 1,263,087 -714,463

1999 225,822 773,691 999,513 -547,869

2000 258,121 981,559 1,239,68 -723,438

2001 289,179 757,625 1,046,804 -468,446

Kaynak : Devlet İstatistik Enstitüsü

1990’lı yıllar boyunca iki ülke arasındaki ticari denge, sürekli Türkiye aleyhine

gelişmiştir. Türkiye aleyhine süregelmekte olan dış ticaret açığının başlıca

nedenlerinden birisi Ukrayna’nın ithalatta uyguladığı yüksek gümrük ve

tüketim vergileridir. Söz konusu vergiler nedeniyle artan ithal maliyetleri, Türk

mallarının Ukrayna pazarındaki rekabet gücünü oldukça azaltmaktadır.

Bununla birlikte, 2001 yılında özellikle Türkiye’de yaşanan devalüasyonun

Türk firmaları lehine yarattığı rekabet etkisiyle, Ukrayna’ya ihracatımız yüzde

12 oranında artarak 289 milyon dolar ile 1997 yılından sonraki en üst

düzeyine ulaşmıştır. Diğer taraftan, sözkonusu yılda, ihracattaki artışa paralel

olarak, Ukrayna’dan ithalatta meydana gelen yüzde 22.8’lik gerileme ile 1994

yılından bu yana ikili ticarette Türkiye aleyhine en düşük açık gerçekleşmiştir.

2001 YILINDA FASILLAR İTİBARİYLE TÜRKİYE-UKRAYNA DIŞ TİCARETİ

(Dolar) İHRACAT İTHALAT

FASIL TUTAR % FASIL TUTAR %

Sabunlar 33,963,279 11.7 Demir Çelik 395,774,554 52.2

Yenilen Meyvalar 33,225,654 11.5 Mineral Yakıtlar 117,217,081 15.5

Elektrik Makinalar 29,867,276 10.3 Gübreler 69,357,327 9.2

Plastikler 24,961,287 8.6 Anorganik Kimyasallar 59,821,320 7.9

Uçucu Yağlar 11,857,818 4.1 Hayvans. ve Bitk. Yağlar 28,808,471 3.8

Otomotiv ve Yan Sanayi 10,640,389 3.7 Plastikler 13,757,955 1.8

Ayakkabılar 10,285,817 3.6 Sent. Suni Filamentler 13,007,523 1.7

Tuz,Kükürt,Çimento vs 10,015,194 3.5 Ağaç, Ahşap Eşya 11,912,098 1.6

Dokum. Elverişli Mensucat 9,617,066 3.3 Yağlı Tohum ve Meyval. 7,749,471 1.0

Kazanlar, Makinalar 9,210,596 3.2 Kazanlar, Makinalar 6,584,833 0.9

DİĞER 105,535,240 36.5 DİĞER 33,634,997 4.4

TOPLAM 289,179,616 100.0 TOPLAM 757,625,630 100.0

Kaynak : Devlet İstatistik Enstitüsü

Copyright@DEİK 18

Türkiye Ukrayna’dan büyük ölçüde girdi olarak kullanılan hammadde ve yarı

mamul maddeler ithal etmektedir. İthalatımızın büyük bir kısmını demir - çelik

ürünleri, mineral yakıtlar, gübreler, anorganik kimyasallar, hayvansal ve

bitkisel yağlar oluşturmaktadır. Türkiye ise Ukrayna’ya özellikle temizlik

malzemeleri, elektrikli makinalar, plastikler, uçucu yağlar, otomotiv ve yan

sanayi ürünleri ve ayakkabılar ihraç etmektedir.

Geçtiğimiz iki yılda Türkiye ile Ukrayna arasındaki ticari ilişkileri olumsuz

yönde etkileyen bazı kısıtlamalar olmuştur. Bunlardan ilki Ukrayna tarafından

Temmuz 1998’den itibaren ayçiçeği tohumu ihracatında teminat

uygulamasına geçilmesi olmuştur. Bu uygulama çerçevesinde, ayçiçeği

tohumu ihraç edecek olan Ukraynalı firmalar önceden mal bedelinin tamamı

oranında bir teminatı yatırmak zorundadır. İhraç gelirlerinin Ukrayna’ya

getirilmesinin ardından teminat iade edilmektedir.

Ayrıca aynı tarih itibarı ile alınan başka bir karar uyarınca Ukrayna, fason

üretim amacıyla kullanılan metal hurda ve atıklarının ülke dışına ihraç

edilmesini, elektronik sanayinin ihtiyaç duyduğu ürünlerin fason üretimi

amacıyla geçici olarak sınırlandırmıştır.

İkili ticaretin gerilemesine neden olan bir başka sınırlandırma ise Türkiye’nin

giderek artan sıcak ve soğuk haddelenmiş sac ithalatını yerel demir - çelik

sektörünü korumak amacıyla kontrol altına alma gerekçesiyle bu ürünlere

uygulanan ithalat vergi oranlarını yüzde 5′lerden yüzde 20 ila 30′lara çıkarma

kararıdır. Bu kararlar 1997 yılında Türkiye’nin sıcak haddelenmiş sac

ithalatının yüzde 41.8′inin, soğuk haddelenmiş sac ithalatının ise yüzde

43.6’sının gerçekleştirildiği ülke olan Ukrayna’da tepki ile karşılanmıştır. Söz

konusu ürünleri kullanan sanayicilerin maliyetlerini artırmamak amacıyla

üretim açığımız olan miktar kadar vergiden muaf tarife kontenjanı açılmıştır.

2000 yılı için sıcak haddelenmiş demir - çelik yassı mamülleri için 800 bin ton,

soğuk haddelenmiş ürünler için 200 bin ton tarife kontenjanı tanınmıştır.

Temmuz 1998′de Ukrayna Hükümeti iki ülke arasındaki toplam ticaretin

görünmeyen fakat çok önemli bir bölümünü oluşturan bavul ticaretini

kısıtlayıcı tedbirler almıştır. Bu bağlamda Ukrayna vatandaşları ve yabancılar

tarafından Ukrayna’ya getirilen ve daha önce her türlü vergiden muaf olan 200

ECU değerine kadar olan yolcu beraberindeki eşyanın karayolu ve denizyolu

ile getirilenleri vergiye tabi tutulmuştur. Ukrayna Hükümeti tarafından

uygulanmaya başlayan bu miktar ve değer sınırlayıcı tedbirler ve gümrüklerde

başlayan sıkı denetim neticesinde bavul ticaretinde önemli gerileme

yaşanmaktadır.

Sözü geçen uygulamalar Ukrayna’dan Türkiye’ye gelen turist sayısının

gerilemesine neden olmuştur. 1998 Eylül ayından itibaren yaşanmaya

başlanan mali kriz nedeniyle bu olumsuzluklar daha da artmış ve ekonomik

koşulların yarattığı belirsizlik ve güvensizlik ortamı nedeniyle Ukrayna’ya

piyasa araştırması ve iş görüşmeleri için giden Türk firma temsilcilerinin ve

işadamlarının sayısında da önemli azalma görülmüştür.

Copyright@DEİK 19

İkili ticari ilişkilerimiz açısından meydana gelen olumlu bir gelişme Şubat 2000

itibariyle bazı tekstil ve konfeksiyon mamülleri ile dokumaya elverişli

maddelerden hazır eşyanın Ukrayna’ya ithalinde uygulanan gümrük

vergilerinin en az yüzde 50 oranında düşürülmüş olmasıdır. Özellikle giyim

eşyalarının gümrük vergi oranlarında yapılan indirimle, Türkiye’ye de

uygulanan tavizli gümrük vergi oranları bazında genel koruma oranı yüzde 15

seviyelerine çekilmiştir.

C. YATIRIM İLİŞKİLERİ

Büyük çoğunluğu KOBİ niteliğinde olan Ukrayna’daki firmalarımız ağırlıklı

olarak gıda ve içecek, temizlik malzemeleri, hazır giyim, orman ürünleri,

maden ve metal ile inşaat ve inşaat malzemeleri alanında faaliyet

göstermektedir.

Şubat 2001’de Efes Pilsen Bira Grubu, Ukrayna’nın Odesa şehrinde bulunan

Chernomor Bira Fabrikası’nın yüzde 51 hissesini alarak bu fabrika ile ortak

yatırım gerçekleştirmiş bulunmaktadır.

Turkcell A.Ş.’nin de yüzde 65’i Türk, yüzde 35’i Hollanda sermayesi ile

Ukrayna’da Novacell adıyla GSM operatörü olmak üzere telekomünikasyon

alanında yatırım projesi bulunmaktadır.

Gima A.Ş. de yine Odesa’da toplam 11.000 m² alan üzerinde, süpermarket,

kapalı otopark, sinema, eğlence merkezi vs.’den oluşan toplam yatırım tutarı 8

milyon dolar olan bir kompleks kurmayı planlamaktadır.

UKRAYNA’DA TÜRK FİRMALARININ DOĞRUDAN YATIRIMLARININ SEKTÖREL DAĞILIMI

Toplam Yatırım Hacmi (Milyon $)

SEKTÖR ADI 01. 01.1999 01.01.2000 01.01.2001

Sanayi

Gıda sanayi 8.2 9.7 8.6

Hafif sanayi 0.7 0.6 0.6

Makina imalatı ve metal işleme sanayi 0.3 0.3 0.2

Kimya sanayi 0.3 1.5 2.7

Ağaç işleme ve selüloz - kağıt sanayi 0.3 0.3 0.4

İç ticaret 6.6 7.0 7.8

Dış ticaret 0.2 0.3 0.2

Ulaştırma 0.9 1.3 7.5

İnşaat 0.7 1.3 1.2

Sağlık, Fiziksel Gelişim ve Sosyal Güvenlik 0.2 0.2 0.3

Malzeme ve Teknik Hizmetler Satış ve Servisi 0.3 0.3 0.3

Konut Hizmetleri 0.2 0.2 0.2

Tedarik – 0.1 0.2

Finans, Kredi ve Sigortacılık Hizmetleri – – 0.9

Maddi Üretim Dalları 0.1 0.2 0.2

TOPLAM 20.1 24.1 32.0

Kaynak : Derzhcomstat

Copyright@DEİK 20

D. MÜTEAHHİTLİK HİZMETLERİ

Ukrayna’daki Türk inşaat firmalarının faaliyetleri Ukrayna’nın içinde bulunduğu

finansal imkansızlıklar nedeniyle istenilen düzeyin çok gerisinde kalmaktadır.

Bu finansal imkansızlık müteahhitlik firmalarımız ile Ukraynalı işverenler

arasında zaman zaman problemler yaşanmasına sebep olmaktadır.

Kasım 2001 itibariyle, Dış Ticaret Müsteşarlığı verilerine göre, 20 Türk

müteahhitlik firmasının Ukrayna’da üstlenmiş olduğu 41 projesinin toplam

tutarı 507.2 milyon dolardır.

İkili ilişkilerde gündemde olan en büyük ortak proje ise Rusya

Federasyonu’ndan ithal edilmekte olan doğalgazın Türkiye’ye naklinde

kullanılan Ukrayna – Moldova – Romanya - Bulgaristan boru hattının Ukrayna

kısmının kapasitesinin artırılması ve bu hatta paralel bir boru hattının tesisi

için başlatılan projedir. Proje Ukrgazprom, Gazprom ve dört Türk şirketinin

(Enka, Entes, Tekfen, Gama) kurduğu Transbalkan şirketi tarafından

gerçekleştirilmiştir.

E. TÜRK EXİMBANK KREDİLERİ

Ukrayna’ya 50 milyon dolar tutarında kredi açılması hususu, Türk Eximbank’ın

1993 ve 1994 yılı programlarında yer almış ancak yürürlüğe konulamamıştır.

Bu konuyla ilgili çalışmalar 21 Mayıs 1998′de Cumhurbaşkanı Sayın

Süleyman Demirel’in Ukrayna’ya yaptığı resmi ziyaret sırasında bu ülkeye 20

milyon dolarlık finansman imkanı öngören bir protokolün imzalanmasıyla

sonuçlandırılmıştır. Protokol uyarınca Türk Eximbank tarafından Ukrayna’ya 5

milyon doları kredi, 5 milyon doları kısa vadeli sigorta kapsamında kredi, 10

milyon doları ise orta/uzun vadeli sigorta kapsamında kredi olmak üzere

toplam 20 milyon dolar tutarında kredi verilmesi kararlaştırılmıştır. Kredi

tesisini devlet garantisine bağlayan bu protokolün Ukrayna Parlamentosu

tarafından henüz onaylanmaması nedeniyle kredi yürürlüğe girememiştir.

F. İKİLİ İLİŞKİLERDE KARŞILAŞILAN BAŞLICA SORUNLAR

♦ Standardizasyon konusu firmalarımızın karşılaştıkları en önemli

sorunların başında gelmektedir. İki ülke ilgili kurumları arasında gerekli

anlaşmalar imzalanmış olmasına rağmen, bugüne kadar ancak sadece

porselen ve seramikten sofra ve mutfak eşyası için akreditasyon

sağlanabilmiştir. Bunun dışında kalan ve ithalatında zorunlu standart

uygulaması getirilen diğer tüm mallar için her seferinde standart belgesi

alınması hem zaman hem de parasal kayba neden olmaktadır.

♦ Ağır bürokrasi ve buna bağlı talepler devlet dairelerinde ileri

boyutlardadır. Belirli kademelerdeki yöneticilerin karar verme yetkisine

sahip olmamaları işleri uzatmaktadır.

Copyright@DEİK 21

♦ Başta gümrük olmak üzere ekonomik mevzuatın belirsizliği ve sık sık

değiştirilmesi sorunlara yol açmaktadır.

♦ Gelişmiş bir banka sistemi mevcut değildir; dolayısıyla akreditifli

çalışma olanağı yoktur. Finansal faaliyetler konusunda alınan bazı

tedbirler, para transferleri konusunda sıkıntı yaratmaktadır.

♦ Yatırımlarda kaynak sıkıntısı çekilmektedir. Uluslararası finansman

imkanlarının sınırlı olması firmaları bu konuda sıkıntıya sokmaktadır.

♦ Özellikle gıda sektöründe faaliyette bulunan küçük ve orta ölçekli

firmalar yerel yönetimler ve Sağlık Bakanlığı’nın alışılmışın dışında

sıklıkla yaptıkları denetimler nedeniyle sorunlar yaşamaktadırlar.

♦ İnşaat firmalarının Türkiye’den getirmek zorunda olduğu her tür

malzemeye uygulanan gümrük vergi oranlarının yüksek olması önemli

bir sorun teşkil etmektedir.

♦ İki ülke arasındaki taşımacılığın büyük bir kısmının Türk araçları ile

yapıldığı düşünüldüğünde, 1.200 adet olan ücretsiz geçiş belgesi sayısı

yetersizdir.

G. İŞBİRLİĞİ İMKANLARI VE İKİLİ İLİŞKİLERİN GELİŞTİRİLMESİNE

YÖNELİK GÖRÜŞ VE ÖNERİLER

Yukarıda belirtilen bütün olumsuzluklara rağmen, diğer birçok BDT ülkesine

göre Ukrayna’nın Avrupa’ya yakınlığı, pazar büyüklüğü, mevcut uluslararası

kuralların daha iyi işliyor olması, orta vadede iş potansiyelinin yüksekliği,

özelleştirme sürecinin hızlanmış olması, gelişmiş bir sınai altyapıya ve iyi

eğitilmiş bir işgücüne sahip olması sayılabilecek avantajlardan bir kısmını

oluşturmaktadır.

Ukrayna, içinde bulunduğu ekonomik güçlüklere karşın büyük tarımsal ve

sanayi potansiyeli ve coğrafi yakınlığı ile işbirliği açısından önemli avantajlar

sunmaktadır. Aynı şekilde Akdeniz ve Ortadoğu ülkelerine ulaşmada ve dünya

ekonomisine entegre olmada Türkiye, Ukrayna için avantajlı bir işbirliği sahası

ve ticaret ortağı konumundadır.

Her iki ülkenin de Karadeniz Ekonomik İşbirliği’ne taraf olduğu gözönüne

alınırsa, işbirliği olanaklarına yönelik bölgesel programlar da önem

kazanmaktadır.

Tarım arazilerinin satın alınması veya uzun vadeli kiralanması yoluyla özellikle

mısır veya ayçiçeği gibi ürünlerin yetiştirilmesi ve ihraç edilmesi mümkündür.

Ayrıca tarımla ilgili diğer alanlarda da modernizasyon ve yeniden

yapılandırma faaliyetleri çerçevesinde her türlü yabancı yatırıma ihtiyaç

duyulmaktadır.

Copyright@DEİK 22

İnşaat ve inşaat malzemeleri, kimya, tekstil, elektrik ve elektronik, kauçuk vs.

işbirliği yapılabilecek sanayi dallarıdır. Ayrıca, Türkiye’nin Ukrayna’dan elektrik

enerjisi satın alınması amacıyla Karadeniz’in altından bir enerji nakil hattı

kurulması imkanlarının araştırılmasında yarar görülmektedir.

Ukrayna’nın büyük bir pazar olarak önemi gözönüne alındığında, Türk

firmaların sadece dış ticaret yoluyla ticari ilişkilerini sürdürmesi yerine

ekonomik ilişkilere de ağırlık vererek Ukrayna’da yatırıma yönelmeleri

ekonomik ve ticari ilişkilerimizin geleceği açısından çok önemlidir.

Diğer taraftan halen gıda, tekstil ve temizlik maddeleri gibi klasik mal

gruplarında odaklanan dış ticaretimizin çeşitlendirilmesi gerektiğini de önemle

vurgulamak gerekmektedir. Bu çerçevede, inşaat malzemeleri, elektrikli ve

elektronik ev eşyaları, haberleşme sistemleri, oto yan sanayi mamulleri

ihracatı desteklenmelidir.

III. TÜRK - UKRAYNA İŞ KONSEYİ HAKKINDA BİLGİ

Türkiye ve SSCB arasında 1987 yılında yürürlüğe giren Doğal Gaz Anlaşması

ve İşbirliği Protokolü ile canlanmaya başlayan ikili ekonomik ilişkilerin

çeşitlendirilmesi ve geliştirilmesi amacıyla 1988 yılında Dış Ekonomik İlişkiler

Kurulu (DEİK) bünyesinde Türk - Sovyet İş Konseyi kurulmuş ve SSCB

döneminde Ukrayna ile ilgili İş Konseyi faaliyetleri Türk – Sovyet İş Konseyi

altında yürütülmüştür.

Bununla birlikte, 1991 yılında Sovyetler Birliği’nin dağılması sonrasında, Türk

– Sovyet İş Konseyi, Ukrayna’nın da aralarında bulunduğu Birlik’ten ayrılan

cumhuriyetlerin her biriyle ayrı ayrı iş konseylerine dönüştürülmüştür.

Daha sonraki süreçte ise eski Sovyet cumhuriyetlerinin ortak özellikleri

gözönünde tutularak ikili iş konseyleri Türk - Avrasya İş Konseyleri çatısı

altında toplanmıştır. Bu çerçevede, Türk – Avrasya İş Konseyleri çatısı altında

ortak bütçe ve ortak üye tabanı ile hizmetler yürütülmektedir.

Söz konusu İş Konseylerinden biri olan ve 25 Nisan 1991’de kurulan Türk -

Ukrayna İş Konseyi, Türkiye ile Ukrayna arasındaki ekonomik ve ticari

ilişkilerin ortak çıkarlar çerçevesinde geliştirilmesi amacıyla yıllardan beri

faaliyetlerini sürdürmektedir. Bugün itibariyle 200’ü aşkın üyeye sahip İş

Konseyi’nin Türk Tarafı Başkanlığını Burç Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve

Genel Müdür Sefa Gömdeniz, Ukrayna Kanadı Başkanlığını ise Ukrayna

Sanayi ve Ticaret Odası Başkan Yardımcısı Victor Yanovsky yürütmektedir.

Türk – Ukrayna İş Konseyi, Türkiye ve Ukrayna arasında ekonomik ve ticari

ilişkilerin ve işbirliğinin geliştirilmesi amacıyla çok çeşitli faaliyetler

gerçekleştirmektedir. İş Konseyi tarafından Türk ve Ukraynalı işadamlarını

biraraya getiren toplantılar, seminerler, paneller düzenlemekte, Ukrayna’daki

ekonomik gelişmeler, mevzuat değişiklikleri ve Ukrayna’dan gelen işbirliği

teklifleri üyelerine duyurulmaktadır.

Copyright@DEİK 23

Türk - Ukrayna İş Konseyi, yıllık ortak toplantılarını yılda bir kez olmak üzere

dönüşümlü olarak Türkiye’de ve Ukrayna’da yapmaktadır. Sözkonusu

toplantılar iki ülkeden çok sayıda işadamını ve üst düzey görevlileri biraraya

getirmek suretiyle ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin bugünkü seviyeye

ulaşmasında çok önemli işlevler yerine getirmiştir. Türk – Ukrayna İş Konseyi

tarafından bugüne kadar 30’un üzerinde etkinlik gerçekleştirilmiştir.

KURULUŞUNDAN BUYANA TÜRK- UKRAYNA İŞ KONSEYİ ETKİNLİKLERİ

Tarih Etkinlik Yer

1992

24 - 28 Şubat Türk - Ukrayna İş Konseyi 1. Ortak Toplantısı Kiev, Yalta, Odessa

6 - 8 Ekim Türk - Ukrayna İş Konseyi 2. Ortak Toplantısı İstanbul

1993

10 - 15 Mayıs Türk - Ukrayna İş Konseyi 3. Ortak Toplantısı Kiev, Zaporozhya,

Dneptopetrovsk,

Cherkassy

17 Haziran Ukrayna Meclis Başkanı ile Toplantı İstanbul

4 - 9 Temmuz ATFC ile Karadeniz Yöresinde İş İmkanları

Gezisi

Kiev,Odessa, Yalta,

Soçi,Trabzon,

Samsun

1994

18 - 25 Nisan Zaporozhye Heyeti ile Toplantı İstanbul

16 - 19 Mayıs Kiev’e Hazırlık Ziyareti Kiev

30 - 31 Mayıs Cumhurbaşkanı S. Demirel’in Ukrayna Ziyaretine

Katılım ve Toplantı

Kiev

2 - 9 Haziran Ukrayna Başbakan Yard. Valentin Landik’in İş

Konseyi Konuğu Olarak Türkiye Ziyareti

İstanbul

7 Haziran Türk - Ukrayna İş Konseyi 4. Ortak Toplantısı İstanbul

15 Kasım Ukraynalı İnşaat Firmaları ile Toplantı İstanbul

13 - 14 Aralık Ulaştırma Karma Komisyon Toptısına Katılım Kiev

1995

19 Temmuz Ukraynalı İşadamları ile İkili Görüşmeler İstanbul

23 Kasım Türk - Ukrayna İş Konseyi 5. Ortak Toplantısı Kiev

1996

2 Ocak Ukrayna Eski Cumhurbaşkanı Leonid Kravçuk ile

Toplantı

İstanbul

25-26 Kasım Türk - Ukrayna Karma Ekonomik Komisyon

Toplantısına Katılım

Ankara

28 Kasım Türk - Ukrayna İş Konseyi 6. Ortak Toplantısı İstanbul

1997

21-22 Ekim BSEC-MERCOSUR İş Konferansına katılım Kiev

22 Ekim Türk - Ukrayna İş Konseyi 7. Ortak Toplantısı Kiev

1998

12 - 13 Şubat Başbakanın Ukrayna Ziyaretine Katılım Kiev

6 Mart Ukrayna Büyükelçisi ile Toplantı İstanbul

21 - 23 Mayıs Cumhurbaşkanının Ukrayna Ziyaretine Katılım Kiev

Ekim Türk –Ukrayna İş Konseyi 8. Ortak Toplantısı Istanbul, Bursa

1999

15 - 19 Mayıs Türk - Ukrayna İş Konseyi 9. Ortak Toplantısı Kiev, Donetsk

19 Kasım Ukrayna Dış Ticaret Bakanı ile Toplantı İstanbul

Copyright@DEİK 24

2000

21 Mart Türkiye-Donetsk Bölgesel Komitesi Toplantısı ve

Ukrayna Dışişleri Bakanı ile Çalışma Yemeği

İstanbul

13 Kasım Ukrayna Cumhurbaşkanı Ziyareti Nedeniyle İş

Konseyi ile Büyükelçinin Basın Toplantısı

İstanbul

23-24 Kasım Ukrayna İşadamlarının Tesis Ziyaretleri ve İş

Görüşmeleri

İstanbul

24 Kasım Ukrayna Cumhurbaşkanı Onuruna Verilen Öğle

Yemeği

İstanbul

13-16 Aralık Türk-Ukrayna KEK Toplantısına Katılım Kiev

2001

28 Ağustos Türk-Ukrayna İş Konseyi 10.Ortak Toplantısı İzmir

24 Eylül T.C. Kiev Büyükelçisi Bilge Cankorel İle Tanışma

Toplantısı

İstanbul

20 Kasım Ukrayna’ya Açılacak Eximbank Kredisi ile İlgili

Değerlendirme Toplantısı

İstanbul

2002

9 –13 Haziran Türk-Ukrayna İş Konseyi 11. Ortak Toplantısı Yalta

Access

Salı, 06 Kasım 2007

UYARI:

Microsoft Access Dersleri Aşağıda Bulunan Kategorilerde, Temel Bir Yapıda Anlatılmıştır. Eğer Microsoft Access’e Yeni Başlıyorsanız Bir Microsoft Office Kitabı’ndan Faydalanmanızı ve Bu Bölümleri de Yardımcı Olarak İncelemenizi Tavsiye Ediyoruz. Ama Unutmayın ki En İyi Öğrenme Yolu Denemeden Geçer Ve Örneklerle Anlaşılır.

Acces’in Çehresi ve Araçları

Diğer Office programlarının çehresini tanıyorsanız, Access 2000’in menü ve araç çubukları size hiç de farklı görünmeyecektir. Sadece Access dosyalarının veri-tabanı dosyası olmasının sonucu farklı bir kaç menü maddesi görebilirsiniz. Buna karşılık programın çalışma alanı diğer programlardan oldukça farklıdır.

Access 2000, bütün Windows 95/98 programları gibi çeşikli yollarla başlatılabilir. Masaüstü’nde Access simgesi varsa, bu simgeyi iki kere tıklayarak programı açabileceğiniz gibi, Başlat menüsünden Programlar’ı ve açılacak listede Microsoft Access’i seçebilirsiniz. Office 2000, Başlat menüsüne Yeni Ofis Belgesi ve Ofis Belgesi Aç maddelerini de koyar. Bu maddeleri kullanarak Ofis ailesine ait herhangi bir programı çalıştırabilirsiniz. Tabiî, Access’in oluşturduğu (uzatması “.mdb” olan) herhangi bir dosyayı iki kere tıklayarak da Access’i başlatmanız mümkündür.

Access de bütün Windows programları gibi kendi penceresinde açılır ve bu pencereyi istediğiniz gibi bütübelir, küçültebilir, simge durumuna getirebilir veya tüm ekranı kaplatabilirsiniz.

Access penceresinde kullanacağımız unsurları şöyle sıralayabiliriz:

Menü Çubuğu: Access 2000’in bütün kontrol unsurları, komutları ve diyalog kutuları menülerden açılır. Bütün Office 2000 programları gibi Access’in menüleri de sizin kullanım tarzınıza göre biçimlenir. Menü maddelierini tıkladığınızda açılan listelerde önce en sık kullanılan maddeler yer alır. Bir menü açıldığında herhangi bir seçim yapmaz ve bir saniye beklerseniz, listenin uzadığını ve daha seyrek kullanılan maddelerin de görüntülendiğini göreceksiniz. Eğer beklemek istemiyorsanız, Mouse işaretçisini doğruca listenin, ortasında ucu aşağı bakan bir ok bulunan alt kenarına sürükleyin; liste derhal uzayacaktır. İlk açılan maddeler yerine daha sonra açılan maddeler arasında seçim yaparsanız, Access 2000 bu tercihinizi öğrenecek bir dahaki sefere bu maddeyi ilk açılan listeye koyacaktır. Sık kullandığınız maddeler ise listede yukarı doğru terfi ederler. Menü çubuğunda yer almasını istediğiniz bir komut varsa, bu komutu ayrı bir menü unsuru olarak olarak veya mevcut menülerden birine madde olarak ekleyebilirsiniz. Araçlar menüsünden Özelleştir maddesini ve açılacak kutuda Komutlar sekmesini seçin; Komutlar bölümünden menü çubuğunda olmasını arzu ettiğiniz komutu Mouse işaretçisiyle tutarak, menü çubuğunda arzu ettiğiniz yere bırakın. Bu komutun mevcut menülerden birinde yer almasını istiyorsanız, Mouse işaretçisini menü başlığıın üzerinde bir süre tutun, menü açıldığında leni komutu arzu ettiğiniz sıraya bırakın. /////////////////////////////KUTU////////////////////////////////

Menüler “uzun” açılsın istiyorsanız..

Eski usul menülere alıştı iseniz ve menülerinizin ilk açıldığında bütün maddeleri ile birlikte açılmasını istiyorsanız, Araçlar menüsünden Özelleştir maddesini, ve açılacak kutuda Seçenekler sekmesini seçin:

Burada, “Menüler Önce son kullanılanı gösterir” maddesinin önündeki işareti kaldırın. Son kullanılan menü maddelerinin yukarılarda yer almasını isteyor, fakat menünün iki aşamada tamamlanmasını istemiyorsanız, “Kısa bir gecikmeden sonra tam menüleri göster” maddesinin işareti kaldırabilirsiniz.

Araç Çubuğu: Access 2000’in 23 ayrı araç çubuğu vardır ve hepsini açtığınızda muhtemelen veri penceresi için yer kalmayacaktır! Ayrıca araç çubuklarındaki simgeleri değiştirebilirsiniz. Sözgelimi, varsayılan olarak açılan “Menü çubuğu” adlı araç çubuğunda yer alan bir simgeyi hiç kullanmadığınız için istemiyorsanız veya yeni bir komutu simge halinede çubuğa almak istiyorsanız, Araçlar menüsünden Özelleştir maddesini ve açılacak kutuda Araç Çubukları sekmesini seçin. Kutu açıkken, araç çubuğunda istediğimiz simgeyi Mouse işaretçisiyle tutarak, çubuk dışında bir yere bırakın. Araç çubuğuna eklemek istediğiniz komut varsa, Özelleştir kutusu açıkken, Komutlar sekmesini seçin; Komutlar bölümünden araç çubuğunda olmasını arzu ettiğiniz komutu Mouse işaretçisiyle tutarak, araç çubuğunda arzu ettiğiniz yere bırakın. Bu suretle eklediğiniz yeni simgenin resmini değiştirmek de elinizdedir. Henüz oluşturduğunuz simge seçili iken, Komutlar sekmesindeki Seçimi Değiştir düğmesini tıklayarak ve açılacak menüden arzu ettiğiniz simgeyi seçebilirsiniz:

Veritabanı Penceresi: Access’te açtığınız veritabanları, ana pencere içinde kendi pencerelerinde, kendi menüleri ve kendi komutları ile yer alırlar. Bu pencerenin ögelerini aşağıda ele alacağız.

Durum Çubuğu: Access, programın işlemesine, Veritabanının durumuna ve yapmak istediğiniz işlere ilişkin mesajlarını size penceresinin elt çerçevesindeki durum çubuğunda bildirir. Access’e bir şey yaptırmak istiyorsanız ve Access bu komutu yerine getirmek istemiyorsa, muhtemelen sebebini Durum Çubuğu’nda belirtiyor olabilir. Bu çubuktaki bilgilerden yararlanabilirsiniz.

Ofis Yardımcısı: Access 2000, Menü çubuğundaki Yardım menüsünün şirin ve kullanımı daha kolay temsilcisi olarak size 8 yardımcı sunuyor. Yardımcıyı her an tıklayarak soru kutusunu açabilirsiniz. Access 2000 Ofis yardımcısı, düzgün bir Türkçe soru cümlesini anlayıp, size doğru cevabı vereibilir. Ama bunun için önce sizin Ofis Yardımcısının anladığı soru tarzına biraz aşina olmanız gerekiyor. Klasik Windows yardım kutusu da Yardım menüsü vasıtasıyla açılabilir. Bu kutuda Dizin ve Ara sekmeleri bazen Ofis Yardımcısı’ndan daha hızlı sonuca ulaşmanızı sağlayabilir. (Veritabanı ile uığraşmaktan çok sıkıldığınız bir an, Ofis Yardımcısı sağ tıklayıp, Oynat maddesini seçebilirsiniz!

Veritabanı Penceresi

Access’de açık her veritabanı için bir veritabanı penceresi bulunur. Veritabanı, yaptığınız işe bağlı olarak bu pencerenin içinde veya dışında ayrı bir pencerede görüntülenebilir. Bu “görünümler” çoğu zaman Veritabanı penceresi içinde yaptığınız tercihlere bağlıdır. Veritabanı penceresinin unsurlarını ele alalım.

Veritabanı penceresinin kendi menü çubuğu vardır; ancak bu çubuktaki unsurlarla sadece ait olduğu veritabanına ilişkin işler yapabilirsiniz. Örneğin bu çubuktaki Aç simgesi, veritabanının seçilmiş olan nesnesini (tablosunu, formunu, raporunu, sorgusunu, sayfasını, sorgusunu veya modülünü) açar. Tasarla maddesiyle, mevcut nesnelerden birinin tasarımını değiştirebilirsiniz. Yeni maddesi ise bazı sihirbazları veya tasarım görünümünde yeni tablo ve rapor yapımını harekete geçirecek maddeler içeren bir diyalog kutusu açar. Sil simgesi ise seçilmiş nesneyi siler.

Veritabanı penceresinin dört görünüm belirleme simgesi ise, veritabanı penceresinin içindeki nesnelerin büyük veya küçük simge halinde ya da kısa veya ayrıntılı liste olarak gösterilmesini sağlar. Yukarıdaki örnekte, ayrıntısız liste görünümü var. Ayrıntılı listede nesnenin adı, tanımı, oluşturma ve değiştirme tarihleri ile türü gösterilir.

Silinen tablo ne olur?

Veritabanı penceresindeki büyük X harfi görünümündeki simge, tablo, form, rapor gibi seçilmiş bir nesnenin silinmesini sağlar. Araçlar menüsünde, Seçenekler maddesini ve bu kutuda Düzen/Bul sekmesini tıklayarak ve buradaki Onayla bölümünde en azından “Belge silmeyi” maddesini işaretlemezseniz, silinen nesne, silinmiş olur. Bu yüzlerce kişinin aylarca süren emeği ile hazırlanmış ve her nedense yedeği bulunmayan bir tablo olabilir. Çoğu zaman kazayla silinen nesnelerin yer aldığı veri tabanlarının yedeği bulunmaz!

Bir onay kutusunda Evet düğmesini tıklamak, böyle bir kayıpla karşı karşıya kalmaktan daha az zahmetli olsa gerek! Access içinde sildiğiniz nesnenin geri gelmeyeceğini unutmayın!

Veritabanı dendiği zaman aklımıza genellikle sadece tablolar gelir. Oysa veritabanı, en azından veriler arasında seçme yapmayı sağlayan sorgu (query) araçları da içermelidir. Yoksa veritabanının bir kelime işlemciyle oluşturacağınız listeden farkı olamaz. Access 2000 veritabanı dendiğinde bir çok nesneyi birden anlar. Bu nesneler, birarada, veritabanını oluşkurular. Bir veritabanında bulunabilecek nesneleri ilerde ele alacağız. Fakat şimdilik veritabanını tablolar demeti olarak düşünün. Access tablosu, sizin tayin ettiğiniz sayıda sütun ve yine sizin bilgi girdiğiniz miktarda satırdan oluşur. Access’te veritablosu yapmayı da ilerde ele alacağız. Access size tablolarımıza bilgi girmek veya bu bilgileri düzenlemek için sorgu, form, modül ve makro adında araçlar sunar. Tablolar ve bu araçları kullanarak oluşturacağınız sorgular, formlar, modüller ve makrolar, veritabanızın nesneleridir. Bir veritabanında şu nesneler bulunabilir:

1. Tablolar: Verilerinizin içinde bulunduğu listeler. Yeni bir veritabanı dosyası oluşturmak üzere Access 2000’i çalıştırdığınızda açılan boş veritabanı penceresinde, tablo oluşturmak üzere üç komut kısayolu veya araç görürsünüz. Bunlar, “Tasarım görünümünde tablo oluştur,” “Sihirbazı kullanarak tablo oluştur” ve “Veri girerek tablo oluştur” adını taşır.

2. Sorgular: Verilerinizi tablolar halinde ortaya çıkarttıktan sonra, bu verilerden yeni seçmeler yapmak, belirli bir ölçükü (kriteri) karşılaşılayan veya karşılamayanları seçmek ve benzeri veri-işlemlerini sorgu (Query) aracıyla yaparsınız. Access 2000, “Tasarım görünümünde sorgu oluştur” ve “Sihirbazı kullanarak sorgu oluştur” adlı iki araçla sorgu oluşturmanızı sağlar.

3. Formlar: Veri girme veya veri-işlem işlerinizi kolaylaştıran araçlardır. Formu, veritabanınızdaki bilgilere denk kutular içeren bir tür grafik arayüz sayabilirsiniz. Access 2000, “Tasarım görünümünde form oluştur” ve “Sihirbazı kullanarak form oluştur” adlı iki araçla form oluşturmanızı sağlar.

4. Raporlar: Verilerinizin bir bakıma ham liste halinde kurtarılıp, anlamlı diziler haline getirilmesine rapor çıkartma denir. Access 2000, “Tasarım görünümünde rapor oluştur” ve “Sihirbazı kullanarak rapor oluştur” adlı iki araçla rapor oluşturmanızı sağlar.

5. Sayfalar: Veri erişim sayfaları. Access 2000’in yeniliklerinden olan sayfalar bundan böyle veritabanı dosyalarınızın bir parçası olarak, veriye bağlı, vergi güncelleştirildikte yenilenen Web sayfaları hazırlama imkanı sunuyor. Access 2000, “Tasarım görünümünde veri erişim sayfası oluştur,” “Sihirbazı kullanarak veri erişim sayfası oluştur” ve “Zaten varolan Web sayfasını görüntüle” adlı üç araçla veri erişim sayfası yapmanızı veya varolan sayfayı yeniden düzenlemenizi sağlar.

Makrolar, modüller: Tıpkı kelime işlem programlarında olduğu gibi, sık sık tekrar ettiğiniz işlemleri, makro ve modül haline getirebilir ve bunları uygun olan herhangi bir tablo, form veya sorguda kullanabilirsiniz. Makro ve modülleri geliştirme işi ya otomatik olarak Access tarafından yapılır; ya da siz Visual Basic for Applications (Uygulamalar için Görsel Basic dili) editörünü kullanarak kendiniz makro ve modül oluşturabilirsiniz.

Görünümler

Bir veri tablosu, Access’te çeşitli görünümlere sahip olabilir, veya başka bir deyişle veritabanınızı farklı biçimlerde görüntüleyebilirsiniz. Access’te tablolarınız genellikle veritabanı görünümde bulunur; bununla birlikte tablolar form görünümünde de işlenebilir, doldurulabilir, düzenlenebilir.

Veritabanı görümünde, bir Access tablosu ile sözgelimi bir Excel tablosunun farkını ayırt etmek zordur. Bu görünümde tablonun çerçevesinin üst kenarında adı yazılı olur; bunun hemen altında ise tablodaki alan adlarının bulunduğu başlık bölümü vardır. Kayıtlar ise tablonun satırları olarak sıralanır. Tablonun sağ ve alt kenarlarında kaydırma çubukları bulunur. Tablonun alt çerçevesinin son köşesinde Gezinme Düğmeleri yer alır. Bu düğmeleri kullanarak tablodaki kayıtlar arasında gidip gelebilirsiniz. En soldaki düğme ile en başa, en sağdaki ikinci düğme ile de en sona gidersiniz. Üzerinde yıldız bulunan sağdaki düğme ise size yeni bir kayıt girmeniz için boş satır açar. Ayrıca buradaki kutuya istediğiniz kaydın sıra numarasını yazarak, doğruca o kayda gitmeniz mümkündür.

Access 2000 kurulduğu sırada bilgisayarınıza örnek bazı veritabanları ve hatta kullanılmaya hazır veri-yönlendirmeli iki Access-uygulaması kurar. (contacts.mdb ve addrbk.mdb) Bu örnek veritabanlarını açtığınızda büyük bir ihtimalle, birinci sütunun solunda içinde artı (+) işareti olan bir sütun göreceksiniz. Bu, o kaydın başka tablolarla ilişkilendirilmiş olduğunu gösterir. Access 2000’le gelen bu yenilik ve kazandırdığı imkanlar üzerinde sonra ayrıntılı duracağız.

Access veritabannı, tablo olarak görüntülenebildiği gibi, Form olarak da görüntülenebilir.

Access 2000, veri tablolarınızı alarak, form biçimine getirebilir veya bunu size bırakabilir. Access’in otomatik oluşturduğu tabloları sonradan yeniden şekillendirebiliriz. Bir tablona hangi alanlar ve bu alanların karşısında ne değerler varsa, formda da onlar bulunur. Formlarda da gezinme düğmeleri yer alır.

Access’in bir diğer veri görüntüleme biçimi ise sorgulama sonucu ortaya çıkar. Sorgu (query) veritabanı dosyasındaki tablo veya tablolardan seçme yapmak demektir. Seçme işlemi için ölçütleri (kriterleri) “Şu tablodan şu alanları al!” diye mutlak biçimde siz belirtebileceğiniz gibi, “Şu alandaki değer şu ise, şundan aşağı ise, bundan yukarı ise, veya bu değilse..” şeklinde “mantıksal” olarak da tanımlayabilirsiniz. Access 2000, bu ölçütlere uyan kayıtları seçerek bir “sorgu sonucu” oluşturur; bu sonuç veritabanı dosyasına tablo olarak kaydedilebilir; veya sadece siz sorguyu çalıştırdığınız sırada ortaya çıkar; sorgu işlemi bitince yok olur.

Mouse’unuzun sağ düğmesi

Access 2000, diğer Ofis 2000 programları gibi, Mouse’un sağ düğmesine çeşitli işlevler yükler. Mouse’un sağ düğmesi, üzerinde sağ-tıkladığınız nesnenin gerektirdiği bir yerel menü açılmasını sağlar. Bu menüler arasındaki farkı görebilmek için veritabanı penceresinde farklı nesneleri sağ-tıklayın.

Ve Yardım

Access 2000 ile çalıştığınız sırada ne yapıyor olursanız olun, klavyede F1 düğmesine basarak, yardım dosyasını açabilirsiniz. Ofis Yardımcısı adı verilen simge, o anda yapmakta olduğunuz işlemle ilgili bir kaç hazır yardım konusu başlığının yer aldığı ve bunlar yeterli değilse kendi sorunuzu yazmanıza imkan veren bir diyalog kutusu açacaktır.

Ofis 2000 ailesi programlarının yardım dosyalarında yapılan yenileme sonucu artık yardım istediğiniz konuyu mutlaka yardım dosyasının şifreli ifadeleriyle yazmanız gerekmiyor. Bu kutuya normal bir soru yazabilirsiniz. Araştır düğmesini tıkladığınızda, büyük bir ihtimalle tam aradığınız konuya uygun bir başlığın yer aldığı bir kaç yardım konusu liste halinde karşınıza gelecektir. Ofis Yardımcısı’nın diyalog kutusundaki Seçenekler düğmesini tıklarsanız, Yardımcı için farklı simgeler seçebilirsiniz.

Ofis Yardımcısının sağladığı hızlı yardım yeterli olmadığı anlarda, arama ve dizinden geçme gibi diğer bazı imkanları olan yardım kutusunu açabilirsiniz. Bunun için Yardım menüsünden Microsoft Access Yardım maddesini seçmeniz gerekir.

Yardım gereken konunun anahtar kelimelerinin ne olabileceği hakkında şüphede iseniz, bu kutuda İçindekiler sekmesini tıklayarak bütün yardım konularını ana başlıklar halinde inceleyebilirsiniz. Bu kutuda ikinci sekme olan, Cevap Sihirbazı ise Ofis Yardımcısı gibi, düzgün bir Türkçe soruyu anlayabilir! (Kurulu Windows sisteminizin varsayılan dili Türkçe değilse, Ofis Asistanı, soru yazmanıza imkan veren kutuyu görüntülemeyecektir.) Dizin ise kelime aratmak için kullanılır. Bunu iki ayrı şekilde yapabilirsiniz. Önce arama yapılmasını istediğiniz kelime veya kelimeleri arama kutusuna yazın. Access 2000, kendi dizininde buraya yazdığınız kelimelerle ilgili gördüklerini iki numaralı kutuya yazacaktır. İsterseniz bu kutudaki bir kelimeyi de işaretleyebilirsiniz. Sonra Ara düğmesini tıklayın. İçinde yazdığınız veya seçtiğiniz kelimelerin geçtiği yardım metinlerinin başlıkları üçüncü kutuda sıralanacaktır. Bu kutudaki başlıklardan size uygun görüneni iki kere tıklayın; yardım metni sağdaki çerçevede görüntülenecektir. Yardım kutusunun kendi araç çubuğundaki yazıcı simgesini tıklayarak, görüntülediğiniz metni yazıcıya gönderebilirsiniz; ileri-geri simgelerini tıklayarak önceki ve sonraki yardım metinleri arasında gidip-gelebilirsiniz.

Şimdi Access 2000’in yüzünü tanımış oldunuz. Aşağı yukarı hangi düğmenin ne yapacağını biliyorsunuz. Şimdi sıra Access’e bunları yaptırtmaya geldi.

Veritabanı Tasarımı

Access 2000’i tanıdık diye hemen veri tabloları oluşturmak ve onlarla sihirbazlık yapmak için henüz erken. Önce veritabanı planlama konusundan söz etmemiz gerekiyor. Dikkatlice planlanmamış bir veritabanı kullanıcıya yarardan çok zarar getirir.

Veri planlama, daha sonra verinin nerede ve nasıl kullanılacağına dayanır. İmkansız olmamakla birlikte çok az veritabanı ilk amacının dışında kullanılabilecek hale getirilebilir. İyi bir planlama ise önce veritabanı terimlerine aşina olmayı gerektirir. Şimdi kısaca bu terimleri ele alalım.

Veri ve Alan

Access 2000 ile kaydedeceğiniz ve kullanacağınız bilgilere veri denir. Access açısından veriler, ait oldukları alanın türünde sayılır. Bir alan sayı içeriyorsa, “123456789” sayıdır. Bir alan metin içeriyorsa “123456789” metindir. Access 2000’de verileriniz şu türlerden birine girmek zorundadır:

Metin: Rakam, harf veya işaretlerden oluşan ve 255 karakter genişliğinde bir alandır. Metin olarak tayin edilmiş bir alana yazılan rakamlar, sayı işlemi görmez; yani aritmetik işleme konu olamaz. Metin alanları, belirlediğiniz (nasıl belirleyeceğimize sonra geleceğiz) genişliğin üstünde karakter tutamazlar. Söz gelimi bir metin alanını 8 karakter boyutunda oluşturduysanız, bunun içine “Mustafa Durcan” yazamazsınız. İyi bir veritabanı tasarımı, daima gerektiğinden biraz fazla geniş boyut tayinini gerektirir.

Not: Metin alanı olmakla birlikte, 64 bin karakter alabilir.

Sayı: Her türlü aritmetik işleme konu olabilecek sayıları tutar.

Tarih/Saat: Belirlemenize göre, tarih veya saat veya her ikisini birden tutabilen özel bir alandır.

Para Birimi: Türk lirası, Dolar, Alman Markı, Japon Yeni ve dünyada bulunabilecek hemen hemen bütün para birimlerine tayinh edilebilecek özel bir alandır. Para birimi verilerinizi gireceğiniz alanın Currency olması, Access 2000’in bu verilerle para biriminin gerektirdiği biçimde hesap yapmasını sağlar.

Otomatik Sayı: Access 2000 tarafından artan şekilde otomatik olarak doldurulan bir alandır. Bir veritabanında her bir kaydın (satırın) diğerlerinden mutlaka ayırıcı bir niteliği olması gerekir. Herşeyiyle aynı iki kayıt, otomatik sayı alanının farklılığı sayesinde birbirinden ayrılabilir.

Evet/Hayır: İçindeki değer Evet veya Hayır ya da Doğru veya Yanlış olabilen, mantıksal işlemlerde kullanılan bir alandır.

OLE Nesnesi: Access 2000’in veritabanında bir başka program tarafından oluşturulmuş nesnelere yervermenizi sağlayan alan türüdür.

Köprü: Internet sitelerinde bulunan sayfaların adresi (URL), Access 2000 tarafından bağlantı sağlanacak biçimde tutulabilir.

Arama Sihirbazı: Bir alana doğrudan vergi girmek yerine, Access’in Arama Sihirbazı yardımıyla bu veriyi bir tablodan veya sorgu sonucundan seçmesini sağlayabilirsiniz.

Sık kullanacağınız bazı bilgilerin alan türleri şöyle olmalıdır:

Ad, soyad: Metin

Adres: Metin

Kapı, apartman daire no: Metin

Telefon no: Metin

Elektronik adres: Metin

Aylık gelir, fiyatı, tutarı: Para birimi

Yaş: Sayı

Personel sayısı: Sayı

Web Sitesi : Bağlantı

Kayıt

Veritabanındaki bir birim bilgi kümesine kayıt denir. Örneğin okuldaki derslerinizde sınıvlarda, ödevlerde aldığınız notları tutan bir veritabanı tasarlıyorsanız, her bir ders bir kayıt olabilir. Buna karşılık bir öğretimenin sınıfındaki öğrenciler için tuttuğu veritabanında, her bir öğrenci bir kayıt olabilir. Access ile kendinize bir adres defteri yapıyorsanız, her kişi veya firma bir kayıttır. Veri alanlarınızı belirlerken, bazı alanları “boş olabilir” şeklinde tanımlamışsanız, telefon defterinizdeki her kaydın her alanı dolu olmayabilir; örneğin bazı kişilerin faks numarası veya elektronik posta adresi olmayabilir. Buna karşılık veri alanlarını belirlerken bazı alanlara boş olma yasağı getirmişseniz, tablolarınızı doldururken Access 2000 bu alana mutlaka alanın niteliğine uygun bir değer girmenizi şart koşacaktır.

Tablo

Tablo, (boş veya dolu) aynı alanlara sahip kayıtlar kümesidir. Notlarınızı tuttuğunuz dosyada 1999-2000 ders yılı notlarınız bir tablo oluşturabilir. Bir öğretmen için Lise 3 Türk Edebiyatı sınıfındaki öğrenciler bir tabloda toplanabilir. Fakat öğretmen isterse kız ve erkek öğrencileri aynı tablolara da alabilir. Daha sonra değineceğiz, bir veritabanında aynı kişiye, aynı sınıfa, yani aynı birime ait kayıtların tümü tek tabloda bulunmayabilir. Bu sebeple, tablo dendiği zaman, sadece birbirine benzeyen verileri olan kayıt kümesi aklımıza gelmelidir. Burada birbirine benzeyen tanımına dikkat edin: Diyelim ki elimizde üç kişilik bir bilgi kümesi var. Bu üç kişiye ait bilgileri, adı, soyadı ve cinsiyeti diye üç alanda toplamaya karar verdik. Bu üç kişinin de bu üç haneye yazılacak bilgisi benzer bilgilerdir. Bilgilerin içerikli çok farklı olabilir; birinin adı Mustafa, diğerinin Osman, üçüncüsünün ise Vildan olabilir. İlk ikisi için tablomuyaz “erkek,” üçüncüsü için “kadın” yazmamız gerekebilir. Fakat bu üç kişi bir arada, bir tablo oluşturabilir.

Veritabanı

Çeşitli tablolardan oluşan ve bir Access 2000 dosyayı halinde toplanan bilgi kümesine veritabanı deriz. Bir veritabanının içinde birden fazla tablo bulunabilir. Bu tablolar birbiri ilişkilendirilmiş olabilir; ilişkilendirilmemiş olabilir. Bir veritabanında tablolar birbiri ile ilişkilendirilmemiş ise buna düz veritabanı, tablolar ilişkilendirilmiş ise (doğru bildiniz!) ilişkilendirilmiş veritabanı denir. Eğer veritabanı tasarımının bir tek püf noktası varsa, o da ilişkilendirilmiş tablo meselesini kavramaktır.

Düz Veritabanı: Bir tablonun bütün alanlarına dair bütün bilgiler kendi içinde ise bu tabloya düz tablo, bu dosyaya düz dosya ve bu veritabanına da düz veritabanı denir. Diyelim ki elimizde, “Adı,” “Adresi” ve “Telefon numarası” alanlarını içeren bir tablo var. Ve diyelim ki Mustafa’nın 1, Osman’ın 2, Vildan’ın da 3 telefonu var. Bu durumda Mustafa listemize bir kere, Osman iki kere, Vildan ise üç kere yazılacak demektir. Düz tablolarda tekrarlar olur.

İlişkilendirilmiş Veritabanı: Düz tablolardaki tekrarı önlemek ve böylece veritabanının daha az yer tutmasını dolayısıyla sorguların daha hızlı icra edilmesini sağlamak amacıyla, tabloları ilişkilendiririz. Yukarıdaki örneğe dönersek, Osman’ın adını ve adresini iki, Vildan’ın adını ve adresini üç kere göstermek yerine, bütün kişileri bir tabloda adları ve adresleri ile toplar, bir diğer tabloya ise telefon numaralarını yazan ve her bir numarayı kişiler tablosunda bir kayıtla ilişkilendirirsek, her kisini de veritabanımız dosya olarak çok daha az yer tutar.

Bunu “Anahtar alan” veya “Birincil anahtar” (Primary key) adını verdiğimiz teknikle sağlarız. Her tabloda her bir kaydı diğerlerinden benzersiz hale getiren, yani diğer hiç bir satırda aynısı bulunmayan bir alan olmalıdır. Bu nitelikteki bir alanı Birincil Anahtar olarak tayin edebiliriz. İlişkilendirilmiş bir veritabanında, her bir kayıt, bir alanından diğer bir tabloya bağlanır. Bu bağlamanın kayıtların benzersiz alanlarından yapılması yanlış bağları önleyecektir. Yine yukarıdaki örneğe dönelim. Mustafa’ya 1, Osman’a 2 ve Vildan’a 3 numaralı kişi diyelim; Elimizdeki bütün telefon numaralarını altalta yazar (telefon numaralarını kayıt yani satır olarak düşünün) ve karşılarına ait oldukları kişinin numarasını yazarsak, her bir telefonun kime ait olduğunu kolayca buluruz. “Kolayca” tabiî sözün gelişi; fakat bu durumda veri tabanı dosyamız çok daha az yer tutar.

Tablolarınız Normal Mi?

İlişkilendirilmiş veritabanı dosyası daha az yer tutmakla birlikte, veritabanı tablolarımızı ilişkilendirmemizin tek sebebi bu değildir. Haziran 1970’te Edgar Codd adlı bilgisayar mühendisi, elektronik veri bankalarının devasa boyutlara ulaşmasını fakat yine de küçük bir terminalde işlenebilmesini sağlayan bu modeli ortaya attığında, bütün veritabanları, örneğin, Adı, Soyadı, Adresi, TelNo1, TelNo2, TelNo3.. şeklinde fazlalık ve boşluk içeren düz, birbiri ardına disket yazılmış kayıtlardı. Codd, veri parçacıkların, örneğin kişino=telno şeklinde ad=değer çiftleri halinde yazılmasını önerdi. Bu bilgisayarın ana işlemcisinin (CPU) daha hızlı hesap yapmasını sağladığı gibi insan hatası faktörünü de azaltıyordu. (Aynı kişinin üç telefon numarası için üç ayrı yerdeki adresinin de düzeltilmesi yerine bunu bir yerde yapmak daha güvenli!)

Codd’ın sistemi, verilerin tutarlılığını da sağlıyordu. Veritabanı dosyalarında bilgi tutarlılığı, bir veritabanında ad=değer şeklinde bütün çiftlerin bir Birincil Anahtar dediğimiz ad’a ve bu ad’ın tabloda başka hiç bir kayıtta bulunmayan bir değere sahip olması gerekir. (Çünkü veritabanı ile çalırken ad=değer çiftlerini başka türlü tanımamız mümkün değildir. Bu disk üzerine yazılırken verilerimizin sıra veya yer kaygısı gütmeden yazılmasını sağlar.) Böylece hiç bir kayda ait olmayan ad=değer çiftçi bulunmuyor, ve hiç bir kaydın eksik alanı olmuyor (boş olabilir; bu eksik demek değildir.) Codd’ın bu buluşu veri-işlem alanında devrim sayılır. Codd’un zamanla geliştirilen modelinin beş ilkesi vardır:

1. Her bir değer müstakil olmalıdır (Bir kutuda üç telefon numarası birden bulunmamalıdır).

2. Ad=değer çiftleri Anahtar Değer (Birincil Anahtar) vasıtasıyla birleştirildiğinde ortaya başka bir kayda benzemeyen kayıt çıkmalıdır. (Aksi taktirde Birincil Anahtar özgün demek değildir!)

3. Bir değerin hangi kayda ait olduğu sadece bir Anahtar Değere (Birincil Anahtar’a) bakılarak bilinmelidir. (Bir telefonun ait olduğu kişiyi belirlemek için hem adına, hem adresine bakmak zorunda isek, aynı adda birden fazla kişi var demektir; kendimize yeni bir Birincil Anahtar bulmak zorundayız.)

4. Hiç bir kayıt, aynı ad için birden fazla değer almamalıdır. (Bir kişinin beş çocuğu varsa, 3 oğlu, üç kızı olamaz!)

5. Bir tablo, artık tekrar ikiye veya daha fazla tabloya bölünemeyecek kadar fazlalıktan arındırılmış olmalıdır.

Bu beş ilkeye tabloların Normalleştirilme Kuralları, buna uygun hale getirilmiş tablolara Normal Tablolar ve işleme de Normalizasyon denir.

Basit bir adres defteri yaparken, herkese üç telefon, bir faks ve bir de cep telefonu hanesi açmak ve bazı kişiler için bazı sütunları (alanları) boş bırakmak daha kolay bir çözüm olabilir. Bununla birlikte daha sonra uygulama programlarına veya Web sayfalarına temel olacak veritabanları geliştirirken, ilişkilendirilmiş tablolar kullanmak daha doğru olur. İlişkilendirmenin ilkelerinden, ilerde tablolarlarımızda ilişki kurarken söz edeceğiz.

Tablo Tasarımı

İyi bir veritabanı tasarımı, iyi düşünülmüş tablo tasarımı ile başlar. Bu ilke uygulamada şu anlama gelir: Mouse işaretçisini Access simgesi üzerine doğru götürmeden önce, elinize bolca kağıt, bir de kalem alın ve başlayın tablo tasarımına. (Kağıdınız kareli, kaleminiz de kurşunkalem olursa ve elinizin altında bir de silgi bulunursa, tablo tasarımınızın başarılı olacağını şimdiden garanti ederim!) Önce kağıda bu veritabanı projesinin sonunda ortaya çıkmasını istediğiniz liste, rapor ve diğer ne türlü belge varsa, hepsini başlıklar halinde yazın. Bu kağıdı önünüze koyun ve ayrı sayfalara buradaki her bir maddenin kağıda döküldüğünde nasıl görünmesini istiyorsanız o şekilde görünümünü çizin. İstediğiniz başlıkları, altbaşlıkları, sütunları ve satırları belirtin. Sonra bu sayfalarda gördüğünüz şekillere bakarak, alanları (sütun başlıklarını) listeleyin. Örneğin, kendinize bir telefon defteri-temas çizelgesi hazırlıyorsanız, alan tanımlarınız şöyle olabilir:

1. Sıra no = otomatik sayı

2. Adı = metin, 20 karakter boyutunda, boş olamaz

3. Soyadı = metin, 20 karakter boyutunda, boş olamaz

4. Adres Satır 1 = metin, 30 karakter boyutunda, boş olabilir

5. Adres Satır 2 = metin, 30 karakter boyutunda, boş olabilir

6. Şehir = metin, 20 karakter boyutunda, boş olabilir

7. Posta kodu = metin, 5 karakter boyutunda, boş olabilir

8. Ülke = metin, 20 karakter boyutunda, boş olabilir

9. Doğum tarihi = tarih (otomatik olarak boyutlanır), boş olabilir

10. Doğum gününde kart yollayacak mıyım= evet/hayır, boş olabilir

10. Eşinin Adı = metin 20 karakter boyutunda, boş olabilir

11. Çocuk 1 Adı = metin 20 karakter boyutunda, boş olabilir

12. Çocuk 2 Adı = metin 20 karakter boyutunda, boş olabilir

13. Çocuk 3 Adı = metin 20 karakter boyutunda, boş olabilir

14. Çocuk 4 Adı = metin 20 karakter boyutunda, boş olabilir

15. Ev telefon no = metin, xxxx-xxx-xxxx biçiminde, boş olabilir

16. İş telefon no = metin, xxxx-xxx-xxxx biçiminde, boş olabilir

17. Cep telefon no = metin, xxxx-xxx-xxxx biçiminde, boş olabilir

18. Faks no = metin, xxxx-xxx-xxxx biçiminde, boş olabilir

19. En son ne zaman görüştüm = tarih, boş olabilir

20. Son güncelleme tarihi = tarih, boş olamaz

Alan listesini tamamladıktan sonra bu alanlar, bir tabloda mı toplanmalı, birden fazla tabloya mı bölünmeli sorusuna cevap verin. Yukarıdaki örnekte iki noktadaki aksaklığı görmüş olmalısınız. Birinci aksaklık çocuklarla, ikinci aksaklık telefon numaralarıyla ilgili.

Önce birinci sorunu ele alalım. Beş çocuklu bir dostunuzun beşinci çocuğu bu listeye yazılamaz. O halde buradaki 16 alan en azından iki tabloya bölünmeli; çocuklara ilişkin olan alanlar dışındaki bütün alanlar “Aileler” tablosunda toplanmalı, bütün çocuklar “Çocuklar” adlı tabloda yer almalıdır. Çocuklar tablosunun alanları ise şöyle olabilir:

1. Sıra no = otomatik sayı

2. Çocuğun adı = metin, 20 karakter boyutunda, boş olamaz

3. Çocuğun ailesi kimliği = metin, 20 karakter, boş olamaz

Şimdi burada başka bir sorun var: çocuğun aile kimliği, babasının veya annesinin soyadı olacaksa ve aynı soyadı taşıyan iki dostumuz varsa, çocuğun kime ait olduğunu bilemeyiz. Aslında bu sorun, ortaya başka bir sorun daha çıkartıyor: diyelim ki aynı adda iki dostumuz var; ikisinin de eş ve çocuk durumu ile adreslerini ve telefon numaralarına ilişkin elimizdeki bilgilerin aynı olduğunu (mesela bu bilgiler elimizde yok ve dolayısılya bu sütunlar boş!) varsayalım. Bu iki kişiyi listeye “benzersiz kayıt” olarak nasıl kaydedebiliriz? Otomatik sıra numarasını birincil anahtar yaparak! Her aileye ait kaydın benzersiz olmasını sağlayan otomatik sıra numarasını aile tablosunda birincil anahtar yaparsak, daha sonra çocuk tabllosuyla ilişki sağlayan anahtar olarak kullanabiliriz. Bunu görsel olarak ifade edelim:

Şimdilik bu tabloların oluşturulacağı üzerinde durmayalım. Burada sadece kavramsal olarak çocuklarla aileleri arasında bağ kurmaya çalışıyoruz. Aileler tablosunda “Aile Sıra No” adlı bir sütun açar ve bu sütunu Access’e Otomatik Sayı alanı olarak otomatik şekilde doldurtabiliriz. Sonra, çocukları kaydettiğimiz tabloda, her çocuğun ailesini, aile tablosundaki Aile Sıra No bilgisini tekrar ederek belirtebiliriz. (Nasıl’ın üzerinde durmuyoruz!) Diyelim ki Masum Sayan adlı iki arkadaşımızın ikişer çocuğu var. 5 numaralı aileye mensup Masum Sayan ile 6 numaralı aile mensup Masum Sayan’ın çocukları da aynı Aile Sıra No’sunu aldıkları anda, gereksiz bilgi içeren veya bilgi kaybına yol açan bir tablo tasarımından kurtulmuş, yani Aile tablosunda “çocuk 1,” “çocuk 2,”.. “çocuk x” şeklinde kimi ailede boş kalacak, kimi ailede yetmeyecek sütunlar açmamış oluruz.

Yukarıda muhtemel alanlarımızın listesini döktüğümüzde, iki sorunla karşılaştığımızı söylemiştik. Birinci sorun çocuklarla ilgiliydi. Onu çözdük. Fakat aynı durum, telefon numaraları için de var. Birden fazla ev, iş, faks veya cep telefonu olanlara ilişkin tüm telefon numaralarını tablomuza işleyebilmek için mutlaka çocuk tablosunu eklediğimiz gibi, veritabanımıza ideal olarak dört ayrı telefon numaraları tablosu (ev, iş, faks ve cep telefonları tabloları) ekleyip, bunlara da Aile Sıra No sütunu açıp, her telefon numarası ile telefonun sahibini ilişkilendirebiliriz.

Böylece tablo tasarımının kağıt üzerindeki bölümü bitmiş oluyor. Nihayet sıra Access’i çalıştırmaya geldi.

Access’te Veritabanı Oluşturma

Access’i çalıştırdıktan sonra, boş bir veritabanı oluşturalım. Fakat bu arada Access7in boş veritabanı şablolarını tanıyalım. Kullandığınız Access’in başka bir kullanıcı tarafından ayarları değiştirilmemişse, açıldığı anda karşınıza ne yapmak istediğinizi soran ve dosya seçmenizi sağlayan diyalog kutusu gelecektir. Bu kutuda “Access Veritabanı sihirbazları, sayfaları ve projeleri” maddesini işaretleyerek Tamam’ı tıklayın.

Access’in ayarları değiştirilerek bu kutunun açılması önlenmişse, karşınızda tamamen boş bir Access penceresi de görebilirsiniz. Bu durumda Dosya menüsünden Yeni maddesini seçerek (veya klavyede Ctrl tuşunu tutarak ve N tuşuna basarak), boş bir veritabanı oluşturmanızı sağlayacak diyalog kutusunun açılmasını sağlayabilirsiniz. Yeni diyalog kutusu açıldığında Veritabanı sekmesini tıklayın.

Access’i tasarlayan uzmanlar, çeşitli kullanım alanları bulunan on ayrı veritabanı şablonu hazırlamış bulunuyorlar. Access ile veritabanı projelerinde büyük bir ihtimalle bu şablonlar hemen her ihtiyacınızı karşılayacaktır. Access’i tanımak için bu şabloların teker teker hepsini seçip, oluşturulmasını önerdiği dosyaların oluşturulmasını sağlayıp, sonra şablon sihirbazının her bir veritabanında ne gibi tablolar açtığını, bu tablolara ne gibi görevler yüklediğini, ne gibi alanlar oluşturduğunu gözlemenizde yarar var. Veritabanı yapan Access sihirbazlarının bir diğer marifeti veri girme ve rapor alma işlerinde kullanacağınız formları da oluşturmaktır. Bu formları inceleyerek, ilerde kendi formlarınızı tasarlamakta kullanacağınız ipuçları edinebilirsiniz. Ayrıca Access 2000, sadece tabloları, formları ve raporları oluşturmakla kalmayacak, bu veritabanını, sanki kendi başına bir program gibi, kullanmanızı sağlayacak grafik arayüzü bile inşa edecektir. Sihirbazları kullanarak, tabloları doldurulmaya, formları kullanılmaya ve raporları baskıya hazır veritabanlarını sık sık oluşturacaksınız; fakat kimi zaman bu tablolarda, formlarda veya raporlarda yeni bir alan eklemek, veya var olan bir alanı kaldırmak isteyebilirsiniz. Bunu yapabilmek için, Access’in bu nesnelerini nasıl oluşturabileceğimizi, nasıl düzenleyebileceğimizi veya değiştirebileceğimizi bilmemiz gerekir. Şimdi bir örnek üzerinde bunu birlikte yapalım.

Alan Türleri

Access Sihirbazlarıyla ilgili keşif turunu bitirdiğinizde, Yeni diyalog kutusunda Boş Access Veritabanı maddesini işaretleyip Tamam’ı tıklayın. Şimdi, kendi veritabanımızı kendimiz oluşturmaya başlayabiliriz. Açılacak diyalog kutusunda Genel sekmesinin seçili olmasına dikkat edin; ve Boş Veritabanı simgesini ve Tamam’ı tıklayın; Access 2000 ‘in önerdiği “vt1.mdb” adını “Adres Defteri.mdb” olarak (veya oluşturmak üzere yukarıda kağıt-kalemle planını yaptığınız veritabanına uygun bir ad vererek) değiştirin; yeni veritabanınızı Veritabanı penceresinde işlenmeye hazır bulacaksınız. Nesneler’den Tablolar’ın seçildiğini, ve tablo oluşturmak için kullanabileceğiniz üç aracın kısayolunu görüyorsunuz:

Bunlar, tasarım görünümünde, Sihirbaz kullanarak ve veri girerek tablo oluşturmanızı sağlayan yöntemlerdir. Madem ki Access 2000 ile tabir yerinde ise sıfırdan tablo oluşturmaya karar verdik; o halde “Tasarım görünümünde tablo oluştur” maddesini tıklayarak, tablo oluşturma penceresini açın. Bu noktada yukarıda tablo tasarımıyla ilgili bölümde kendi veritabanımızı planladıysanız, bu planları önünüze çekin. Bu alıştırmayı yapmadıysanız, örnek olarak ele aldığımız Adres Defteri’ni birlikte oluşturabiliriz. Tasarım görünümde karşınıza gelen tablo biçimindeki araç, tablonuzdaki alanların adlarını, özellikleri ve doldurulması için gerekli işlemleri belirteceğiniz yerdir. Aile tablosunu oluşturmak için imlecinizi Alan Adı sütununun birinci satırının içine getirin ve “AileSıraNo” yazın. Kendi veritabanızı oluşturuyorsanız, herhangi bir tablodan işe başlayabilirsiniz; bu tablolardan birini seçin ve birinci sütunun adını yazın.

Türkçe Karakter Kullanırken!

Access 2000, diğer Ofis programları, sadece menüleri, diyalog kutuları ve yarndım dosyaları bakımından Türkçe olmakla kalmayıp, aynı zamanda içeriğinde de Unicode’u destekleyen bir programdır. Bu bakımdan tablolarınızda, formlarınızda, raporlarınızda, makrolarınızda ve hatta kullanılmaya hazır fonksiyonlarda, içerik ve başlık olarak Türkçe karakter kullanabilirsiniz.

Hemen her türlü bilgi işlem ürününün Internet’te kullanıldığı veya Internet malzemesi olarak değerlendirildirildiği günümüzde veritabanlarına dayanan Web uygulamaları da hızla yaygın hale gelirken, hazırlayacağınız Access dosyalarının Microsoft ODBC (Open Database Connectivity) tekniği ile Web Server’a yüklenip yüklenmeyeceğini hesaba katmalısınız. Access dosyalarınız, ODBC yoluyla bir Web Server’a veri kaynağı olarak tanıtılacaksa, Web Server programının ve ona evsahipliği yapan işletim sisteminin Unicode uyumlu olup olmadığı, sizin kullandığınız Alan adlarının doğru okunup okunmamasını da belirler. Veritabanının içeriği, sonuç itibariyle Web sayfasının unsurları arasında Browser’a gönderilecek ve orada yorumlanacaktır. Bugün sadece Netscape browser programının bazı işletim ortamlarında kullanılan sürümleri Unicode okuyamaz. Bu browserları kullanan Internet ziyaretçileri, sayfanızın bazı unsurlarını Türkçe karakterlerle göremezler. Fakat alan adlarınızdaki Türkçe karakterlere gönderme yapan programlar ve Scriptler, bu adları bulamadıkları taktirde, veri-yönlendirmeli Web uygulamalarınız, örneğin ASP prıogramlarınız hata mesajı verirler.

Veritabanlarınızı ne tür Web Server’a yükleyeceğinizi bilmiyorsanız, alan adlarında Türkçe karakter kullanmaktan kaçının.

Yukarıdaki örnek planda bu sütunun adının “Aile Sıra No” olmasını kararlaştırdığımız halde, burada alan adında boşluk bırakmadığımıza dikkat etmiş olmalısınız. Bu, daha sonra yazacağımız veri seçme komutlarının alan adlarında boşluk istememesinden kaynaklanıyor. Sonra klavyenizde sekme tuşuna basarak, imlecin Veri Türü sütununa gelmesini sağlayın ve burada beliren aşağı ok simgesini tıklayarak (veya klavyede Alt tuşunu tutarak ve aşağı ok tuşuna basarak) veri türleri listesini açın:

Burada gördüğünüz veri türlerini tanıyorsunuz; bizim örneğimizde birinci alanımıza Access 2000’in otomatik olarak sıra numarası vermesini istediğimiz için burada Otomatik Sayı türünü seçiyoruz (Siz, kendi planınıza uygun bir türü seçebilirsiniz).

Alan Özellikleri

Tablo oluşturma penceresinin üst tarafında yaptığınız seçime göre, pencerenin Alan Özellikleri başlıklı alt bölümündeki bilgilerin değiştiğine dikkat edin. Buradaki kontrollerin çoğu Access ile veritabanı oluşturma beceriniz arttıkça kullanılacak niteliktedir. Alan özellikleri, o alandaki bilgilerin boyut, renk veya konumu gibi niteliklerini ve gizli olmek-görünür olmak gibi davranış biçimlerini tanımlar. Daha sonra verilerimizi biçimlendirirken bu kontrollerden yararlanacağız. Bazı alanların bazı özellikleri yoktur. Örneğin Alan Boyutu özelliği sadece metin, sayı ve otomatik sayı alanları için geçerlidir. Şimdi alan özelliklerind sık kullancaklarımızı ele alalım:

Metin Alanları için alan boyutu: 0 ile 255 karakter arasında olmalıdır. Diğer alanların boyut sınırlaması yoktur. (Varsayılan boyut: 50)

Sayı alanları için alan boyutu: Sayı olarak belirlediğiniz alanın boyutunu, Alan Özellikleri bölümünde Alan boyutu satırının sağındaki aşağı oku tıklayarak, şu seçenekler arasından seçebilirsiniz: Byte, ondalık, tamsayı, uzun tamsayı, tek, çift, yineleme kimliği (Replication ID).

Biçim: Siz nasıl girerseniz girin verinin tabloda (ve daha sonra bu tablodan yapılacak şekilde oluşturulacak raporlarda ve formlarda) nasıl görüntüleneceğini belirler. Ayrıca buraya yazacağınız biçim komutları, girilebilecek verinin niteliğini de tayin eder. (Ayrıntılı biçim ifadeleri için Ek 1’e bakınız.)

Giriş maskesi: Veritabanıza verileri girerken, önce girişi kolaylaştırmak, daha sonra da veri işlem sırasında verilerin istediğiniz biçimde olmasıını ve dolayısıyla işlemi kolaylaştırmak amacılya, veri girişini belirli bir biçim kuralına bağlayabilirsiniz. Söz gelimi telefon numaralarının daima (0555) 555-5555 gibi girilmesini sağlamak için bir metin alanına bunu sağlayacak giriş maskesi adı verilen komut ifadesini yazabilirsiniz. Bunun için giriş maskesi olarak (9999) 000 0000;;_ yazmanız gerekir. Fakat Access 2000, sık kullanılan, telefon numarası, Vergi dairesi ve numarası, posta kodu, sosyal sigortalar numarası, sigorta kod numarası, parola, ve çeşitli tarih ve saat biçimlerine uygun giriş maskelerini hazır veriyor.

Bu hazır maskeleri bir alanınızın Alan Özellikleri bölümüne katmak için, giriş maskesi satırının sağındaki üç nokta simgesini tıklayın; açılacak Giriş Maskesi Sihirbazı’nda arzu ettiğiniz giriş biçimini seçin. Bir bilginin tablolara veya formlara belirli bir maske ile girilmesi, mutlaka o şekilde kaydedileceği anlamına gelmez. Özellikle parantez, kesme ve benzeri işaretleri kullandığınız giriş maskelerini veritabanı dosyaya yazılırken kaydettirmeniz gerekmez; bu dosya boyutunda tasarruf sağlar. Daha sonra raporlarınızda veya Access dosyalarından başka programlar için veri ihraç ederken bu işaretlerin yeniden konulmasını sağlayabilirsiniz.

Geçerlik Kuralı, geçerlik metni: Veri işlemin sağlıklı olabilmesi için girilen verilerin gerçekten girilmesi gereken türde olması şarttır. Access, veri girilmesi sırasında girilen değerin geçerliliğini sınayabilir ve veri gireni uyarır. Veri girişinde uyulacak kuralları Geçerlik Kuralı kutusunda, geçirli olmayan veri girişinde görüntülenecek uyarı metnini ise geçerlik metni kutusunda belirtirsiniz. (Bu kutuların etiketini Geçerlilik şeklinde göreceksiniz. Bu, Türkçe imlâ ilkelerine aykırıdır.)

Geçerlik kuralları kutusuna yazabileceğiniz bazı ifade örnekleri şunlar olabilir:

<> 0 —– Girilen değer sıfırdan farklı olmalıdır

>1000 Or Is Null —– Girilen değer ya boş olmalıdır, ya da 1000’den büyük olmalıdır.

Like "A????" —– Girilen değer 5 karakter boyutunda olmalıdır ve "A" harfi ile başlamalıdır.

>= #1/1/96# And <#1/1/97# —– Girilen değer 1996 içinde olmalıdır.

Geçerlik metni ise, geçerli olmayan bir değer girildiğinde, kullanıcının uyarılmasında kullanılacak metindir. Buraya yazacağınız metin, kullanıcıya doğru veri biçimi hakkında kısa fakat anlamlı bilgi vermelidir.

Gerekli: Bu özelliğin sağında belirecek aşağı oka basarak, Evet veya Hayır’ı seçebilirsiniz. Bir alanı Gerekli hale getirirseniz, veri tablosunu doldururken, Access bu alanın boş bırakılmasına izin vermez. Yukarıdaki planlama örneğinde bazı alanların niteliğini kağıda dökerken yanlarına “Boş bırakılabilir,” bazılarına ise “Boş bırakılamaz” notunu koyduğumuzu hatırlıyor olmalısınız. Boş bırakılabilir alanlar için bu kutuya “Hayır” (yani doldurulması gerekli değil!), boş bırakılamaz alanlara ise “Evet” (yani doldurulması gerekli!) kaydını koymamız gerekir.

Sıfır uzunluk İzni: Boş bırakılmasını önlediğiniz, yani gerekli alanların boyutu sizin için önem taşıyor olabilir. Doldurulması gerekli alanların doğru doldurulmasını sağlamanın bir yolu, alana girilecek değerin boyunun sıfır olmasını önlemektir. Yukarıdaki örnekte geliştirdiğimiz veritabanının kullanılabilir olması için en azından kişilerin ad ve soyadlarının tabloda yeralması gerekir; aksi taktirde ortada tablo denecek bir şey bulunmaz. Soyadı olmayan kişilerin ise adları ile yetinemeyiz. O halde bu iki alanı hem gerekli yapar, hem de sıfır uzunluk izni vermezsek, tablomuzu doldururken isteyerek veya kazayla bu alanları boş bırakmamız tehlikesini önlemiş oluruz.

Sıralı (Endeks): Access ile oluşturduğumuz veritabanlarını işlerken yapacağımız işlerin başında, tablolarımızdan belirli ölçütlere göre seçmeler (sorgular) yaptırtmak gelecektir. Basit bir sorgunun hızla tamamlanabilmesi için Access’in tablolardaki alanları önceden endekslemesi yerinde olur. Bir alanın Alan Özellikleri bölümünde Sıralı kutusunun sağındaki aşağı oku tıklarsanız, “Hayır” seçeneğinin yanı sıra iki ayrı “Evet” seçeneği bulunduğunu göreceksiniz. “Hayır” seçeneği, bu alanın önceden endekslenmesini önler. Bu alandaki verilerin endekslenmesini sağlayan diğer iki seçenekten birincisi, “Evet (Yineleme Var)”, Access’in oluşturacağı endekste, bu değerden birden fazla olmasına imkan verir. Bizim örneğimizde, kişi ad ve soyadlarından birden fazla olması ihtimali öngörüldüğüne göre, endeksimizin tekrara izin vermesi gerekir. Bir alan, tablodaki kayıtların benzersiz olmasını sağlayan Birincil Anahtar alanı olarak tayin edildiyse, tekrara izin verilmemesi gerekir. Bunun için, bu kutudaki endeksleme yaptırtan ikinci seçeneği, “Evet (Yineleme Yok)” maddesini seçmemiz gerekir.

Unicode Sıkıştırma: Access 2000, Ofis 2000 ailesinin diğer üyeleri gibi Unicode-uyumlu, yani içinde 65 bin 536 adet harf, rakam ve işaret bulunan yazı tipi (font) sistemini destekler. Unicode uyumlu olmayan programlar ise sadece 256 karakter içeren fontları kullanabilirler. Metin, not ve köprü (Web adres bağlantısı) türündeki verilerinizde Türkçe karakter bulunuyorsa, alan özelliğinde Unicode Sıkıştırma’nın “Evet” olması gerekir. Bu durumda Access, bu alandaki veriyi kaydederken her bir karakter için gerekli alanı (2 byte) ayıracaktır. Bu tür alanlarınızda Türkçe karakter yoksa, Access dosyasının büyüklüğü etkilenmeyecektir. Dolayısıyla Türkçe veritabanı oluştururken bu değeri sürekli “Evet” ayarında tutmak dosya büyüklüğü bakımından olumsuz bir etki yapmaz; sadece Türkçe karakterlerinizi korumuş olursunuz.

Alan Tanımları

Tablo tasarımında son nokta, tablolarımızı başkalarının da kullanabileceğini gözönünde tutarak, tanım sütununa gerekli açıklamaları yazmaktır. Tablolarımızı başkasıyla paylaşacak olmasak bile, bir süre sonra alanlarımızın ne amaçla oluşturulduğunu hatırlamak zor olabilir. Buradaki gibi “Adı,” “Soyadı” adını verdiğimiz alanların işlevini hatırlamakta sorun olmayacağı düşünülebilir. Fakat verilerin başka tablolardan alındığı durumlarda veya değerlerle ilgili uyarıcı notların gerektiği durumlarda, Tanım satırlarına yazacağınız bilgiler işe yarar. Tabloyu yaptıysanız, tasarım görünümünde son şekli şöyle olmalı:

Arama Sihirbazı

Access’te veritabanı oluşturmanın birinci adımını attık: ilk tablomuzu yaptık; alanlarını belirledik; alanların özelliklerini tayin ettik. Buradaki örneği uyguluyorsanız, şimdi ikinci bir tablo oluşturmanız gerekir. Bitmiş tasarım görünümüne bakarak, yukarıdaki bilgiler ışığında ikinci tabloyu siz oluşturabilir misiniz?

Burada dikkat edilecek tek nokta, AileSıraNo adlı alanın içeriğinin doldurulması için gerekli ifadeyi Arama Sihirbazı’na yazdırtmaktır. Çocuklar tablosunun taramın görümünde ikinci alanın adını yazdıktan sonra Veri Türü sütununda seçme okunu tıklayın ve açılan listeden Arama Sihirbazını seçin.

Arama Sihirbazı’nın birinci dayalog kutusu, bu alana girilecek değerlerin mevcut bir tablo veya sorgu sonucundan mı alınacağını, yoksa bu değerleri sizin doğrudan mı yazacağınızı belirler. Buradaki örnekte, veritabanımızda Çocuklar tablosunu doldururken, bu sütunun yanında bir seçme oku belirmesini ve bu oku tıkladığımızda Aileler tablosunda, Ailei Sıra No alanına girilmiş bütün değerlerin gösterilmesini istiyoruz. Başka bir deyişle bu sütuna girecek bilgileri, Aileler tablosundan alacağız. O halde, Arama Sihirbazı’nın ilk diyalog kutusunda “Değerler tablo veya sorgudan alınsın” maddesini işaretleyerek, İleri düğmesini tıklamamız gerekir.

Arama Sihirbazı’nın ikinci diyalog kutusu ise bir önceki tercihinize göre ya veritabanınızdaki bütün tablo ve sorguların listesini içerir ve siz bu listeden veri alacağınız tablo veya sorguyu seçersiniz; ya da seçme yapacağınız veri listesini oluşturmanız için küçük bir tablo oluşturma aracı açılır.

Veri seçme işini bir tablo veya sorgudan yapacaksanız bu tablo veyla sorgunun adını seçerek, İleri’yi tıklayın. Veri seçme işini kendi vereceğiniz değerlerle yapacaksanız, veri seçme listesi diyalog kutusunda veri seçme listesinin tek sütunlu olduğunu göreceksiniz; seçiminizi daha çok sütunlu bir listeden yapmak istiyorsanız önce yeni sütun sayısını yazın; sonra aşağıdaki “Süt1” atdlı örnek sütunun adını tıklayın; arzu ettiğiniz kadar sütun belirecektir; şimdi sçilecek değerleri bu sütunlara ve satırlara girin ve İleri’yi tıklayın.

Her iki yolda da Arama Sihirbazı’nın üçüncü diyalog kutusunda, ya mevcut talo ve sorgulardan seçtiğiniz ya da kendi oluşturduğunuz değerli içeren alanlar kullanılabilir alan olarak sıralanacak ve Son’u tıkladığınızda Arama Sihirbazı, tasarım penceresinin Alan Özellikleri bölümünde Arama sekmesindeki değerleri dolduracaktır. (İlerde arama ve sorgu konusunda uzmanlaştığınızda bu değerleri siz de doldurabilirsiniz. Şimdilik sadece Arama sekmesinde Satır Kaynak Türü ve Satır kaynağı kutularına yazılan ifadeleri inceleyin ve Access’in tablolara ve tabloların alanlarına nasıl gönderme yaptığına dikkat edin.)

Bu suretle oluşturduğumuz otomatik değer seçme imkanını kullanmak üzere Çocuklar tablosunu açtığımızda ve yeni bir girdi için Aile Sıra No sütununda bir satırı tıkladığımızda, kutunun sağ kenarında bir seçme oku belirdiğini görürüz. Bu oku tıkladığımızda ise açılan listede, bu ana kadar Aile tablosunda Aile Sıra No sütuna girdiğimiz bütün değerleri görürüz.

Tablo tasarımını öğrendiğimize göre, şimdi tablolara veri girme, veri arama ve tabloların Access 2000 penceresi içinde görüntülenme yöntemlerinden söz edebiliriz. Bir veritabanı ile veri-işleme başlamadan önce verileri girmemiz gerekir!

Veri Düzenleme (Editing)

Access’te belki de en kolay yapacağınız iş, tabloya veri girmek olsa gerek: yeni oluşturduğunuz veya önceden mevcut bir tabloyu, veritabanı penceresinde açın ve başlayın sütunlara ve satırlara gönlünüzden geçenleri yazmaya. Fakat bunun daha kolay yolları da var.

Önce veri tablomuzun ekrandaki penceresinde yapabileceğimiz görünüm değişikliklerinden söz edelim. Veri tablosunu, adını iki kere tıklayarak (Araçlar menüsünden Seçenekler maddesini ve Görünüm sekmesinde “Tek tıklatmada aç” seçeneğini seçerek bunu değiştirebilirsiniz), veya tabloyu seçtikten sonra Veritabanı penceresinde Aç simgesini tıklayarak açabilirsiniz. Bir tablonun adını sağ tıklayıp, açılacak menüden Aç maddesini de seçebilirsiniz.

Görünüm

Açtığınız bir veri tablosunun sütun genişliği, o alandaki verilerin tümünü rahatça okumanıza engel oluyorsa, iki sütun başlığının ortasındaki çizgiyi Mouse işaretçisi ile tutarak, sağa veya sola oynatarak, sütun genişliğini değiştirebilirsiniz. Bu sırada Mouse işaretçisi iki tarafında ok bulunan dikey çizgi şeklini alır.

Aynı şekilde satırlarınızın yüksekliğini de satır başlıklarının arasındaki çizgiyi Mouse işaretçisiyle tutarak, artırabilir, azaltabilirsiniz. Bir sütunun genişliğini değiştirdiğiniz zaman diğer sütunların genişlikleri etkilenmez; ancak bir satırın yüksekliğini değiştirirseniz, bütün satırların yüksekliği değişmiş olur. Sütun genişliklerinin Access 2000 tarafından otomatik olarak ve optimum ölçüde ayarlanmasını sağlamak için sütun başlığının sağ sınır çizgisini iki kere tıklayabilirsiniz. Sütun genişlikleri ve satır yüksekliklerini, sütunu ve satırı seçerek Biçim menüsündeki ilgili maddeleri seçerek de yapabilirsiniz. Mouse işaretçisini sütun veya başlığının üzerine getirin ve tıklayın (işaretçi sütun başlığında iken imlecin kısa ve kalın bir aşağı ok şekline döndüğünü göreceksiniz); şimdi sütun veya satır başlığını tıklarsanız, bütün sütun veya satır seçilmiş olur. Biçim menüsünden Satır yüksekliği veya Sütun genişliği maddesini seçerek ve açılacak diyalog kutularına gerekli değerleri girerek, ayarları değiştirebilirsiniz.

Veri girmenizi ve verilenizi incelemenizi engelleyen, o sırada içeriğini görmeniz gerekmeyen sütunları geçici olarak gizleyebilirsiniz. Sütunu seçtikten sonra Biçim menüsünden Sütunları gizle maddesini seçerseniz, Access 2000 bu sütunları geçici olarak ortadan kaldırır. Yine Biçim menüsünden Sütunları göster maddesini seçerek ve açılacak kutuda görüntülenmesini istediğiniz sütunların adının önüne işaret koyarak, yeniden görünmelerini sağlayabilirsiniz.

Veri girme

Her veri tablosunun son satırı, yeni kayıt girmeniz için hazır sayılır. Yeni bir kayıt girmek için, sütun başlığında bir yıldız simgesi bulunan son satırın herhangi bir sütununa tıklayarak, klavyeden verilerinizi girebilirsiniz. Aynı işi Araç buçuğunda Yeni Kayıt simgesini tıklayarak da yapabilirsiniz.

Veri tablosu içinde kayıttan kayıda ve bir kayıtta alandan alana geçebilmek için, Mouse işaretçisini arzu ettiğiniz kutunun içinde tıklayabilirsiniz; klavyede ok tuşlarına, veya sekme ve Enter tuşlarına basarak imleci arzu ettiğiniz yere götürebilirsiniz; bu tuşların imleci yeni alanın başına mı, sonuna mı götüreceğini Araçlan menüsünden Seçenekler’i ve orada Klavye sekmesini seçerek de belirleyebilirsiniz. İlmecin içinde bulunduğu hücrenin satır başlığında bir kalem simgesi belirir; bu o satırın edit edilmeye (düzenlenmeye, değiştirilmeye, ek yapılmaya) hazır olduğunu gösterir. Bir mücrede varolan verinin önüne, arkasına, içine yeni veri yazabilirsiniz; mevcut veriyi silebilirsiniz; başka ylerde Windows panosuna kopyaladığınız metin, sayı veya diğer unsurları Access hücrelerinize yapıştırabilirsiniz. Windows Panosuna kopyalanmış unsur Access 2000 veritabanında bulunması imkanı olmayan bir unsur ise Düzenr menüsünde yapıştırmayla ilgili maddeler etkin olmaz; klavlede Ctrl+V tuşuna basmanız da bu öğeyi Acces veri tablosuna yapıştırmaz.

Bir kaydı (satırı) veya bir alanı (sütunu) silmek için Düzen menüsünden Kayıt Sil ve Sütun Sil maddelerini seçmeniz yeter. Araçlar menüsünder Seçenekleri ve Düzen/Bul sekmesinde Onayla bölümünde hangi silme işlemleri için Access 2000’in sizden oınay istemesini arzu ettiğinizi de belirtebilirsiniz. Kayıt silme işlemi, onaylandıktan sonra veritabanına kaydedilir ve bir daha geri alınamaz.

Veritabanındaki bilgilerin birbiri ile tutarlı olmasına bilgi tutarlılığı (referential integrity) denir ve bunu korumak için Access 2000 bazı sütunları ve tabloları silmenize izin vermez. Aşağıda ilişkilendirme konusu ele alırken, bilgi tutarlığından söz edeceğiz. Bazı sütunları ve satırları silmeye çalıştığınız zaman, ilişkileri korumak isteyen ve silme işlemi dolayısıyla başka kayıtları ve sorguları silmek zorunda kalan Access 2000, sizden onay isteyecektir.

Sıralama

Veri tablosundaki kayıtlar, belirli alanlar itibariyle artan veya azalan sıraya sokulabilir. Sıralamak istediğiniz sütunu seçin ve Araç çubuğunda artan veya azalan sıralama simgesini tıklayın. Bunu, Kayıtlar menüsünde önce Sırala, sonra da Artan veya Azalan sıralama maddelerini seçerek de yaptırabilirsiniz.

Sığralama işlemini sıralayacağınız sütundaki herhangi bir satırı sağ tıklayıp,açılacak menüden, Artan Sıralama ve Azalan Sıralama maddelerini seçerek de yapabilirsiniz.

Artan sıra, sayılarda en küçükten en büyüğe, tarihlerde en eskiden en yeniye, metinlerde ise A’dan Z’ye demektir. Azalan sıra ise bunun tersidir. Access’te her bir satır bir kayıt sayıldığı için bir sütunu sıraladığınız zaman o satıra ait diğer hücrelerdeki bilgiler de sıralanan sütundaki hücre ile birlikte yeni yerlerine giderler; böylece bir satırın hücreleri yer değiştirmemiş olur.

Arama ve Değiştirme

Veri tablolarınız bir değeri gözle aramanıza imkan vermeyecek kadar büyük olabilir. Bu durumlarda bir değeri bulmak için Access 2000’in yardımını isteyebilirsiniz. Araç çubuğundaki Bul simgesini tıklayarak veya Düzen menüsünden Bul maddesini seçerek, arama yaptırabilirsiniz. Access 2000’in bir yeniliği Bul ve Değiştir araçlarının tek kutuda iki sekme halinde toplanmasıdır. İki sekme arasındaki görünüm farkı Değiştir sekmesinde bulunacak değerin yerine konulacak yeni değerin girileceği kutunun bulunmasıdır.

Bulma işlemi ya o sırada imlecin içinde bulunduğu bir alanda, ya da tablonun tümünde yapılır. Bul sekmesinde Aranan kutusuna aradığınız değeri yazın; aramanın yapılacağı yeri gösteren Bak kutusunun seçme okunu tıklayarak, aramanın tablonun tümünde mi, yoksa imlecin bulunduğu sütunda mı (imleç bir sütunda değilse, birinci sütunda) yapılacağını belirtin. Eşleştir kutusunda ise aramanın yapılacağı alan parçasını belirtebilirsiniz. Aradığınız değerin sadece alanın tümünü olduğu durumların bulunması için bu kutuda Tüm Alan; alanın herhangi bir bölümü olduğu durumların bulunması için Alanın Bir Bölümü; ve verdiğiniz değerle başlayan alanların bulunması için de Alanın Başlangıcı seçeneklerini seçmeniz gerekir.

Arama kontrollerinin tümünü görüntüleyerek arama kutusunu büyütmeye yarayan Tümü düğmesini tıklarsanız, Arama yönünü belirtebileceğiniz bir seçme kutusu ortaya çıkar. Buradaki seçenekleriniz, aramanın imlecin bulunduğu noktadan yukarı veya aşağı ya da tüm tabloda yapılmasını sağlar.

Bul kutusu genişlediğinde ortaya çıkan diğer bir kontrol unsuru ise aranan kutusuna yazdığınız değerin büyük harf-küçük harf oluşu ile bulunmasını istediğiniz değerin büyük hadrf-küçük harf oluşu arasında ilişki kurup kurmamaktır. Eğer Access, sizin kullandığınız harflerin büyük veya küçük oluşuna dikkat etsin istiyorsanız, Büyük Harf/Küçük Harf Eşleştir kutusuna işaret koyun. Bu durumda, örneğin “tas” değerini arattırdığınızda “Tas” ve “TAS” bulunmayacaktır.

Buradaki “Alanları biçimli olarak ara” kontrolü ise tarih/saat gibi veya para birimi gibi belirli biçimlerde görüntülenen alanların, veritabanında bulunduğu basit şekliyle değil, tablo tasarımı sırasında talep ettiğimiz biçimde ele alınarak arama yapılmasını sağlar. Bunu biraz açalım. Diyelim ki Tarih alanındaki değerlerimizin kısa tarih olarak biçimlenmesini istiyoruz. Bu biçim, Access 2000 tarafından ancak bu veri görünülendiği zaman uygulanır. Siz verileri “20-09-99” olarak girmiş olabilirsiniz; ama tasarım sırasında bu alan için uzun tarih biçimini seçtiyseniz, Access 2000, bu veriyi “20 Eylül 1999 Pazartesi” olarak biçimleyerek görüntüleyecektir. Arama yaparken, arama değeri olarak “20-09-99” yazar ve Access’ten bu değeri bulmasını isterseniz, ve “Alanları biçimli olarak ara” seçeneği seçilmiş olursa, aradığınız değer hiç bir zaman bulunamayacaktır. Çünkü Access sizin biçik talimatına uygun olarak tarihleri uzun biçimde biçimliyor fakat siz kısa tarih biçiminde aranacak değer veriyorsunuz. Oysa bu kutu işaretlenmemiş olsa idi, Access verdiğiniz meşru tarih biçimini tablosundaki bütün tarih biçimleriyle karşılaştıracak ve verdiğiniz tarihi bulursa, bu kaydı size gösterecekti.

“Alanları biçimli olarak ara” seçeneği seçilmiş olarak yapılan aramalar Access 2000’i olağanüstü yavaşlatır. Alanın bir bölümü” seçeneği ve aranan yerin tüm tablo olması da Access 2000’in arama hızını düşürür.

Değiştirme, bulmaya dayanan ve bulunan değerlerin sizin vereceğiniz bir değerle değiştirilmesi işlemidir. Değiştir aracının neleri bulabileceğini, Bul aracını tanırken gördük. Burada sadece sağdaki farklı kontrol düğmeleri üzerinde duralım.

Sonrakini Bul düğmesini tıkladığınızda Access 2000, sadece bulma işlemini yapar; hiç bir şey değiştirmez. Aradığınız değerin doğru bulunduğuna ve değiştirmenin verilerinize zarar vermeyeceğine emin olduktan sonra Değiştir düğmesini tıklayabilirsiniz. Bu noktada değiştirme işinden vazgeçerseniz, İptal düğmesini tıklayın. Değiştir düğmesi, sadece bulunan değeri değiştirmekle kalmaz, varsa, bir sonraki aranan değeri bulur. Tümünü Değiştir düğmesi ise tek tek bulma-değiştirme yerine tablonuzdaki tüm aranan değerleri otomatik olarak bulur ve onay gerekmeden değiştirir. Bu düğmenin gerçekten hızlı çalıştığını göreceksiniz. Ama bu düğmenin bir özelliği daha var ki, tıklamadan önce iki kere düşünmeniz yerinde olur: yaptığınız değişiklikler kalıcı olur; geri alınmaz.

Süzme

Bul aracı ile verilerde araştırma yapmak mümkün olmakla birlikte, kimi zaman belli bir ölçüte uygun tüm kayıtları birarada görmek isteyebiliriz. Bunu Süz aracıyla yaparız. Sözgelimi, elimizdeki veride sadece ikinci yarıyıl sınavında 5 alan öğrencilerin veya oturduğu yer Tekirdağ olanların, sadece erkeklerin veya sadece kadınların listelenmesini isteyebiliriz.

Bunu yapmanın en kolay yolu Seçime Göre Süzme yöntemidir. Süzme ölçütü olacak verinin bulunduğu kaydın, ilgili alanını (sütununu) bulun ve Access 2000’e bu sütunda sadece bu değeri içeren kayıtları göstermesini, diğerlerini göstermemesini bildirin. Ölçük olarak kullanacağınız verinin bulunduğu sütunu tıklayın ve ya Araç çubuğundan Seçime Göre Süz simgesini tıklayın, ya da veritabanında bir yeri sağ-tıklayıp açılan menüden Seçime Göre Süz maddesini seçin.

Veri tablosunun büyüklüğüne ve seçtiğiniz alanın endekslenmiş olup-olmamasına göre, Access 2000, seçme ve sadece seçilenleri görüntüleme işini sür’atle yapacaktır.

Listede sadece seçilen kritere uygun veri içeren kayıtlar yer alırken, Araç buçuğundaki Süzgeci Kaldır simgesi de etkin hale gelecektir. Bu simgeyi tıklayarak, tablonun tümünü görüntületebilirsiniz. Access 2000, tablonuza uyguladığınız son süzme işleminin ölçütünü unutmaz ve bu simgeyi yeniden tıkladığınızda son süzme işlemi yeniden uygulanır. (Süzgeci kaldırdığınızda bu simgenin etiketi Süzgeci Uygula şeklinde değişir.) Bir tablonun tümünü değil sadece süzülmüş kayıtları içerdiğini, tablonun alt kenarındaki “(Süzülmüş)” kelimesinden anlarız. Bu kelimenin yanında kaç adet süzülmüş kayıt olduğu da gösterilir.

Seçme yoluyla süzme işlemi birden fazla alan veya değer ölçüt kullanılaarak da yapılabilir. Diyelim ki seçme işlemini bir sınıftaki öğrencilerin listesinde hem cinsiyet, hem de alınan nota göre uygulamak istiyorsunuz. Bunu yapabilmek için, uygulayacağınız birden fazla ölçüt veri değerinin tabloda yanyana sütunlara gelmesini sağlayın. Bir sütunun tümünü seçer ve Mouse işaretçisiyle sütun başlığını tutarak, işaretçiyi diğer iki sütunun arasına götürürseniz, işaretçinin bulunduğu aralıkta koyu tonlu bir çizgi oluştuğunu görürsünüz; Mouse işaretçisini burada bırakırsanız, sütun tümüyle bu yere taşınmış olur. Bu suretle sütunları yanyana getirerek, arama ölçütü olacak değerleri de birbirine komşu yapmış olursunuz. Şimdi, Mouse işaretçisini ölçüt olacak verilerin en soldakinin veya en sağdakinin üzerine getirin (işaret simgesinin kalın ve içi boş artı işaretine döndüğüne dikkat edin) ve Mouse’un sol düğmesini tutun; ölçüt olacak değerlerin sonuncusuna kadar sürükleyin. Ölçüt olarak kullanacağınız bütün veriler seçilmiş olacaktır. Şimdi, ya sağ tıklayarak ve açılan menüden Seçilenlere Göre Süz maddesini seçerek, ya da Araç çubuğundan aynı adı taşıyan simgeyi tıklayarak, Access 2000’e çok ölçütlü süzgeç uygulattırabilirsiniz.

Seçme yoluyla süzme işlemini, altalta kayıtların değerlerini ölçüt alarak da yapabilirsiniz. Bunun için, Mouse işaretçisini bir satırdaki bir değerin üzerine getirin ve işaret simgesi kalın ve içi boş artı işaretin

“suriye Raporu

Salı, 06 Kasım 2007

Resmi Adı: Suriye Arap Cumhuriyeti

Yönetim Şekli: Askeri rejim altında Cumhuriyet (1963’ten beri)

Başkenti: Şam

Resmi Dil: Arapça

Vilayetler: 14

Bağımsızlık Tarihi: 17 Nisan 1946

Anayasa: 13 Mart 1973

Devlet Başkanı: Beşar Esad

Başbakan: Mohammad Mustafa Miro

Yüzölçümü: 185.180 km2

Boruhatları: Ham petrol 1304 km, petrol ürünleri 515 km

Sulanabilir Alan: 9060 km2

Türkiye ile Sınırı: 882 km

Kıyı Şeridi: 193 km

Başlıca Kentler: Halep, Latakya, Homs

Nüfus: 16.6 milyon (2000 yılı tahmini)

Nüfus Artış Hızı: %3.2

Okuma Yazma Oranı: Erkeklerde %93, Kadınlarda %78

Etnik Gruplar: Arap %90.3, Kürt,Ermeni ve Diğer %9.7

Din: Sunni Müslüman %74, Alevi, Dürzi ve Diğer Mezhepler %16, Hıristiyan %10

Para Birimi: Suriye Poundu

Döviz Kuru(1 Aralık 2001): 1 $ = 46.5 (Suriye Poundu)

GSYIH: 17,8 milyar $ (2000 yılı tahmini)

GSYIH Artış Hızı: % 0.5 (2000 yılı tahmini)

GSYIH Sektörel Dağılım: Tarım %27.3, Madencilik,İmalat,Elektrik %18.5, Toptan ve

Perakende Ticaret %21, Ulaştırma ve Haberleşme %13, Kamu

Hizmetleri %8.4, Finans ve Sigortacılık %5.1, İnşaat %4.1

Enflasyon Oranı: % -0.4 (2000 yılı)

İşgücü: 4,7 milyon (1998)

İşgücü Sektörel Dağılım: Tarım %40, Hizmetler %40, Sanayi %20

İşsizlik Oranı: %15

Mal İhracatı: 5 milyar $ (2000)

Mal İthalatı: 3,5 milyar $ (2000)

Başlıca İhracat Yaptığı Ülkeler: İtalya, Fransa, Türkiye, Suudi Arabistan, Lübnan

Başlıca İthalat Yaptığı Ülkeler: Almanya, ABD, İtalya, Ukrayna,Çin, Türkiye, Fransa

İhracatında Başlıca Maddeler: Ham Petrol, yaş meyve ve sebze, tekstil, pamuk

İthalatında Başlıca Maddeler: Makineler, Taşıt araçları, Gıda maddeleri ve canlı hayvanlar,

Metal ve metal ürünleri, Kimyasal maddeler

Petrol İhraç Gelirleri: 3.1 milyar $ (2000)

Dış Borç: 22.2 milyar $ (2000)

Petrol Rezervleri: 2.5 milyar varil

Petrol Üretimi: 535.000 varil/gün

Petrol İhracatı: 365.000 varil/gün

Ülkedeki Yabancı Petrol Şirketleri: Elf Aquitaine, Royal Dutch/Shell

Doğal Gaz Rezervleri: 240,5 milyar m3

Doğal Gaz Üretimi: 5,8 milyar m3

Elektrik Üretimi : 17.5 milyar kwh

SURİYE’NİN YILLAR İTİBARİYLE DIŞ TİCARETİ (FOB – milyon $)

İhracat İthalat

————— —————

1996 4.178 4.516

1997 4.057 3.603

1998 3.142 3.320

1999 3.806 3.590

2000 Tahmin 5.001 3.520

BAŞLICA İTHAL KALEMLERİ

Miktar (Ton) Değer ( 000 Suriye Poundu)

—————— ————————————-

Rafine Şeker 331.701 1.119.931

Gazyağı (Soler) 258.633 365.942

Bütangazı 142.615 397.418

Polietilen 51.195 337.610

Sentetik liften iplik 58.086 845.658

Dokumalar, sentetik iplik döküm 4.442 379.137

Sanayide kullanılan demir ve 177.917 607.943

Çelik teller

Oksitli zink 52.426 302.464

Demirden yapılmış silindirik ürün 212.384 821.303

Demir – çelik 58.776 214.524

Diğer çubuklar ve rodler 214.270 748.215

Sanayi ve kalkınma projelerinde 2.930 252.802

Kullanılan makine ve donanım

Ulaşım Araçları 25.797 1.634.723

TÜRKİYE – SURİYE DIŞ TİCARETİ (1000 $)

İhracat İthalat Denge Hacim

———– ———— ————- ————–

1995 272.162 258.101 14.061 530.263

1996 308.689 309.880 -1.191 618.569

1997 268.754 456.283 -187.529 725.307

1998 309.000 308.000 1.000 617.000

1999 232.208 307.002 -74.794 539.210

2000 182.575 545.095 -362.520 727.670

2001(Ocak-Ekim) 212.355 404.036 -191.681 616.391

SURİYE’YE İHRAÇ ETTİĞİMİZ ÜRÜNLER ($)

Madde Adı 2000

——————- ——————-

Sentetik ve suni devamsız liflerden dokunmuş mensucat 35.517.643

Hayvansal ve bitkisel yağlar 34.208.529

Elektrikli makina ve cihazlar 12.943.503

Makinalar ve makina aksam ve parçaları 9.582.077

Plastik ve plastikten mamül eşya 9.153.451

Şeker ve şeker mamülleri 8.668.046

Dokumaya elverişli suni ve sentetik filamentler 8.041.459

Tuz, kükürt, toprak ve taşlar 6.381.642

Demir ve çelikten eşya 5.994.634

Motorlu kara taşıtları 5.864.072

Kauçuk ve kauçuktan eşya 4.323.818

Kağıt ve karton 4.013.588

Emdirilmiş,sıvanmış,kaplanmış mensucat 3.441.285

Demir ve çelik 2.177.563

Cam ve cam eşya 1.595.344

SURİYE’DEN İTHAL ETTİĞİMİZ ÜRÜNLER ($)

Madde Adı 2000

——————— —————–

Mineral yağlar,mineral yakıtlar 451.851.746

Pamuk 73.366.506

Yenilen sebzeler ve bazı kök yumrular 4.882.844

Kağıt ve karton 3.117.985

Hayvansal ve bitkisel yağlar 3.084.040

Gübreler 1.219.379

ÖNEMLİ ANLAŞMA VE PROTOKOLLER

Anlaşma / Protokol İmza Tarihi

——————————— ——————

Ticaret anlaşması 17.09.1974

İkili hava ulaştırma anlaşması 13.11.1976

Bilimsel ve teknik işbirliği anlaşması 23.03.1982

Ekonomik, bilimsel,teknik ve ticaret işbirliği 23.03.1982

Karma komisyonu kurulmasına ilişkin anlaşma

Uzun vadeli ekonomik işbirliği anlaşması 23.03.1982

Uluslararası Karayolu taşımacılığı anlaşması 23.03.1982

Gümrük işbirliği ve kaçakçılığın önlenmesi protokolü 23.03.1982

Telekominikasyon alanında mutabakat muhtırası 23.03.1982

Turizm işbirliği anlaşması 19.05.1982

Turizm işbirliği uygulama protokolü 16.03.1983

Ekonomik işbirliği protokolü 17.07.1987

DIŞ TİCARET VE İTHALAT DÜZENLEMELERİ

Suriyeli özel firmalar tarafından ithalat yapmak, mevcut kısıtlamalar, idari ve teknik birtakım zorluklar, karmaşık mali düzenlemeler ve istenen belgelerin çokluğu sebebiyle kolay olmamaktadır. Çok karmaşık ve sürekli değişen bir ithalat sistemi mevcuttur. Yerli sigorta kurumlarınca sağlanması gereken ithal garantilerinin bulunmaması, Suriye’ye satılan malların fiyatını arttırmaktadır.

Suriye’ye gelen malların doğrudan üretilen ülkeden ithal edilmesi esastır. Bu kuralın istisnası ise 10 sayılı Yatırım Yasası uyarınca kurulan şirketlerdir.

Suriye’nin ithalat politikası aşağıda sayılan prensipleri öngörmektedir.

- Ham madde, yedek parça, Makina, ekipman (Tarım /Sanayi), tıbbi/laboratuar cihazları ve mühendislik ile bilimsel cihazların ithalatına izin verilmesi.

- Yerli üretimi bulunmayan gıda maddeleri ile tarımsal ürünlerin ithalatına izin verilmesi, yerli üretimi bulunan maddelerin ithalatını kısmak veya mümkün olduğunca asgariye indirilmesi

- Daha yüksek gümrük vergisi uygulanarak lüks maddelerin ithalatının kısıtlanmsı.

- Temel veya lüks olduklarına bakarak ithal mallarını değişik gümrük vergilerine tabi kılması.

- İthalatın büyük bir bölümünün ihracat gelirleriyle finanse edilmesidir.

GÜMRÜK VERGİLERİ

Suriye’ye ithal edilen bütün ürünler gümrük vergisine ve birleştirilmiş vergiye tabidir. Vergi oranları hükümetin gerekliliği konusundaki yaklaşımına göre %1 ile %200 arasında değişmektedir. Otomobil gibi lüks ürünlere yüksek oranlı vergi konulurken, gıda ve sanayi ham maddelerine ise düşük vergi uygulanmaktadır. Bütün ithal ürünlere yüklenen birleştirilmiş vergi hasılatları belediyeler, okullar ve orduya tahsis edilmektedir. Gümrük idarelerinde toplanan birleşik vergi oranları %6 ile %35 oranında değişmektedir. Gümrük işlemleri karmaşık düzenlemelerden dolayı hantal ve zaman alıcıdır.

İTHAL LİSANSLARI

Kayıtlı Suriyeli tüccarlar ve sanayiciler ithal etmek istedikleri ürünler için Ekonomi ve Dış Ticaret Bakanlığından İthalat Lisansı almak zorundadırlar. İthalat Lisansının geçerlilik süresi bir yıldır. “İthalatı elverişli ürünler listesinde” yer alan ürünlerin ithalatına izin verilmektedir.

Özellikle sanayi ve tarım için gerekli maddelerin ithal izinlerine öncelik verilmektedir.

İTHALİ YASAK OLAN MALLAR LİSTESİ

Silahlar, esrar, mobilya, peynir ve meyve gibi (Muz hariç) yerel sanayiyi olumsuz etkileyecek mallar, hazır giyim kıyafetler, işlenmiş gıdalar (konserve,balık hariç), bazı eczacılık ürünleri, kozmetikler, uydu antenler, modemler, evde kullanılan elektrikli aletler, seramikler, bazı oyuncaklar, bira ve tütün (yalnızca hükümet alkol ve sigara ithal edebilir), kaynak suyu, alkolsüz içecekler, perdeler.

İTHALAT İŞLEMİNDE ARANAN BELGELER

- Konşimento

- Geçerli İthalat Lisansı

- Ticari Fatura (Üç Nüsha)

- Paketleme Listesi (Üç Nüsha)

- Menşe Şehadetnamesi (Üç Nüsha)

İTHALAT İMTİYAZLARI

10 sayılı yatırım yasası çerçevesinde kurulu şirketler, ithalat rejminin yasak ve sınırlamalarına bağlı olmaksızın ithal edebilecekleri ürünler üç ana sınıfta toplanmıştır. Bunlar;

a- Makina,teçhizat gibi proje için gerekli tüm mallar

b- Çeşitli servis araçları

c- Projenin yönetilmesi için gerekli hammadde gibi gerekli olan tüm materyaller.

a- maddesinde yer alan ürünler resim, harç, damga pulu, yerel ve gümrük vergilerinden muaf olup herhangi bir sınırlama bulunmamaktadır.

Yatırım yasası çerçevesinde ithal edilen ürünler yerel piyasada satılamaz ve yüksek yatırım konseyinin izni olmadan yurtdışına ihraç edilemez.

İŞ ADAMLARI İÇİN NOTLAR (PASAPORT VE VİZE İŞLEMLERİ)

Suriye Türkiye’ye vize uygulamaktadır. Bundan dolayı vize almak için ya İstanbul’daki Suriye Konsolosluğuna yada Ankara’daki Suriye Büyükelçiliğine başvurmak gerekmektedir.

Vize almak için pasaportta İsrail’e giriş çıkış yapıldığına dair herhangi bir işaretin bulunmaması lazımdır. İşadamlarından vize için işyerlerince düzenlenen, seyahatın amacını belirtir bir yazı istenmektedir. Ayrıca, iki fotoğraf ve vize ücreti ile birlikte vize formu doldurulduktan bir gün sonra üç haftalık bir sure için vize alınabilmektedir.

ÜLKEYE ULAŞIM

Havayolları ile ulaşımda hem THY’nin hem de Suriye Havayollarının seferi bulunmaktadır.

THY’nin (Perşembe ve Pazar günleri olmak üzere) İstanbul- Şam arası haftada iki gün karşılıklı sefer yapmaktadır. Yine Suriye Havayolları Salı günü İstanbul – Şam ve Cuma günü İstanbul-Halep-Şam olmak üzere iki seferi bulunmaktadır. Direkt uçuşlar için İstanbul – Şam arası 2 saat 15 dakika sürmektedir.

ÇALIŞMA SAATLERİ

Suriye’de Bankalar ve Resmi kurumlar 08.00-14.00 arasında çalışmaktadırlar Suriye’de hafta tatili Cuma günüdür.

RESMİ TATİLLER

1 Ocak, 8 Mart, 21 Mart, 17 Nisan, 1 Mayıs, 6 Mayıs, 6 Ekim, 25 Aralık , Dini Bayramlar

İstanbul Dünya Ticaret Merkezi Ar-Ge Departmanı

Giriş Ve Tarifeler

Salı, 06 Kasım 2007

GİRİŞ VE TARİFELER

Ülkemizde 1980 sonrası başlayan, ekonomide liberazisazyon ve dışa açılma döneminde, dış ticaretimizin geliştirme araçlarından biri olarak “serbest bölgelerin” kurulması önem kazanmış ve bu maksatla 1985 yılında 3218 sayılı serbest bölgeler kanunu çıkarılmıştır.

Hukuki zeminin sağlanmasından hemen sonra uygulamaya geçilmesi ile 1987 yılından itibaren güney sahillerinden başlayarak çeşitli yerlerde serbest bölgeler kurulmuş olup halen Mersin, Antalya, Ege, İstanbul da ise deri, Atatürk hava limanı, İMKB, Trabzon, Doğu Anadolu adı altında Erzurum ve Mardin de olmak üzere 9 yerde ticari faaliyete başlamıştır.

Buralarda gerçekleştirilen ticaret hacmi geçen 10 yıl içinde beklenen düzeye ulaşmasa bile 1997 yılı itibari ile 5.5 milyar doları aşmıştır.

• TARİF VE AMAÇ

Serbest Bölgeler, Kanun ve bankalar kurulu kararları ile sınırları tesbit edilmiş, milli hudutlar içinde olmakla beraber gümrük hudutları dışında sayılan, giriş ve çıkış kapılarında gümrük ve gümrük muhafaza işlemleri yapılan; kara, deniz ve hava ulaşımı kolaylıkları bulunan, altyapıları hazırlanmış, kanun ve yönetmeliği ile işletme koşulları saptanmış özel endüstri veya ticaret bölgeleridir.

Bilindiği gibi bir ülkenin gümrük sınırlarından içeri ve dışarı doğru her türlü mal hareketi gümrük ve dış ticaret formalitelerine tabidir. Serbest bölgelerin kurulmasına bu formalite ve kısıtlamalardan kaçınılarak dış ticaretin gerektirdiği sürat ve hareket kabiliyetine sağlamak ve maliyetleri düşürerek rekabet imkanı kazandırmak için ihtiyaç duyulmuş ve bu sebeple bir çok ülkede yaygın bir uygulama alanı bulunmuştur.

• TÜRLERİ

Serbest bölgeler genel çerçevede açık veya kapalı tabir edilen şekilde 2’ye ayrılabilir.

o Açık serbest bölgeler :

Her türlü ticari ve sınai faaliyetlerin yapılmasına müsaade edilen ve ülkeye ait mevzuatın tamamının uygulanmadığı, oldukça liberal ilkelere göre kurulmuş olan serbest bölgeler.

o Kapalı serbest bölgeler :

Sadece belirli bazı iktisadi faaliyetlerinden yapılmasına izin verilen ve kanunların yalnız bir kısmının uygulanmadığı bölgelerdir. Burada girişilebilecek faaliyetler açıkca belirlenmiştir.

Ancak uygulamada böyle kesin bir ayrım yapılamaz ve duruma göre karma kuruluşlar daha yaygındır.

• TARİHÇE

Serbest bölgelerin ilk kuruluşu bir hayli eski olup 16. yy. Avrupasına kadar geri gitmektedir ve ilk zamanlarda korumaları güvenli bir depolama alanı olarak kurulmuştur. 19 yy. Amerika da da uygulamasına başlanan serbest liman ve bölgelerin yaygınlık kazanması 1930 dünya ekonomik krizinden sonraya rastlar. Halen dünyada sayıları 400 üzerinde olan serbest bölgeler 80 ülkeye dağılmış bulunmaktadır. Avustralya kıtası dışındaki bütün kıtalarda örnekleri bulunan serbest bölgelerin 123 tanesi Amerika Birleşik Devlerindedir. Akdeniz de ise bizim bölgelerimize rakip sayılabilecek 25 kadar serbest bölge mevcuttur.

Gelişmekte olan ülkelerdeki serbest bölge uygulamaları son 20 yılda, ihracat artışına hızlandırmak amacını taşımaktadır. Oysa bazı serbest limanların tarihi çok daha gerilere gitmektedir. Örneğin; Hamburg serbest limanı 1884’ten itibaren başarı ile faaliyet göstermektedir.

Ülkemizde serbest bölge girişimleri bazı kayıtlara göre Osmanlı İmparatorluğu dönemine kadar geri gider. Halen Romanya hudutları içinde bulunan bir limanda serbest bölge kurulmasına teşebbüs edilmiştir.

Cumhuriyet döneminde ise 1927 yılında yarım kalan bir girişim vardır. Tophane de ford otomobilleri imalatı için montaj yapılabilecek “serbest mıntıka” adı altında bir alan tahsisi için 1132 sayılı kanun çıkarılmış ancak başarılı sonuç alınamamıştır.

Bundan sonra, 1953 yılında 6209 sayılı serbest bölgeler kanunu çıkarılmış ve bu kanuna dayanılarak, İskenderun da devlet demir yollarının öncülüğü ile bir serbest bölge kurulması için girişimlerde bulunulmuştur. Ancak bu seferde, tıpkı birinci deneme gibi istenilen amaca ulaşılamamıştır.

Nihayet 1985 yılında kabul edilen 3218 sayılı kanunla yeni bir dönem başlamış takip eden yıllarda peş peşe serbest bölgeler açılmıştır.

HUKUKİ VE İDARİ YAPI

• MEVZUAT

6.6. 1985 tarihinde BMM tarafından kabul edilen ve 15.6.1985 tarih ve 18785 sayılı resmi gazetede yayınlanan 3218 nolu kanun bu konuda ana çerçeveyi teşkil eder. 15 madde ve 2geçici maddeden oluşan bu kanun 1953 tarihli 6209 sayılı serbest bölge kanununu yürürlükten kaldırmıştır.

Kurulacak serbest bölgelerin yer ve hudutları 3218 sayılı kanuna göre bakanlar kurulu tarafından tesbit edilir ve resmi gazetede yayınlanır. Serbest bölgelerin faaliyet konuları da başlangıçta Mersin ve Antalya için Ekonomik İşler yüksek Koordinasyon Kurulu (EİYKK), daha sonrakiler için ise Yüksek Planlama Kurulu (YPK) kararı olarak tespit edilmiş ve yayınlanmıştır.

Aynı şekilde her bir serbest bölgenin çalışma usullerine dair yönetmeliği ilgili devlet bakanlığı tarafından hazırlanıp 1985 yılında Mersin ve Antalya dan başlayarak sırasıyla yayınlana gelmiştir.

Antalya ve Mersin serbest bölgelerinin sınırları bakanlar kurulunca 14.3.1985 de tespit edilmiş 12.10.1985 te de yönetmelikleri yayınlanmıştır. Yönetmelikler 3218 sayılı kanunun 13. maddesine göre, düzenlenmesi yönetmeliğe bırakılan konularla, serbest bölgelerde faaliyette bulunacak işleticilerin teşekkül tarzı, görev, yetki ve sorumlulukları, Fona yapacakları ödemeler, serbest bölge ile ilgili faaliyetlerin tabi olacağı esaslar, bölgelere giriş-çıkış izinleri ve benzeri işlemleri kapsamaktadır. Bunlardan sonra Antalya serbest bölgesi işletici AŞ ve Mersin serbest bölgesi işletici AŞ kurulmuş ve DPT ile işletme sözleşmelerini imzalamışlardır.

Sözleşmenin DPT ile yapılmasının sebebi o yıllardan serbest bölgeler genel müdürlüğünün devlet planlama teşkilatına bağlı olmasıdır. Bu genel müdürlük sonradan 1992 yılında hazine ve dış ticaret müsteşarlığına bağlanmıştır. Haziran 1994 tarihinde 535 sayılı KHK ile hazine ve dış ticaret 2 ayrı müsteşarlık şeklinde organize edilirken serbest bölgeler genel müdürlüğü de dış ticaret müsteşarlığına (DTM) verilmiştir.

28 Eylül 1989 da EGE serbest bölgesi 5 Eylül 1990 da Adana-Yumurtalık serbest bölgesi için yönetmelikler yayınlanmıştır. Böylece sırasıyla her serbest bölge için ayrı yönetmelik yayımına 1993 yılında son verilmiş ve 10 Mart 1993 tarihli resmi gazetede bütün serbest bölgeler için geçerli ortak yönetmelik yayınlanmıştır.

• SERBEST BÖLGELERİN İDARİ YAPISI

Serbest bölgelerin idari yapısı ve devlet teşkilatı içindeki yeri aşağıdaki tabloda gösterilmektedir.

Başbakanlık

(Devlet Bakanlığı)

Dış Ticaret Müsteşarlığı

Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü

Genel Müdür Yardımcısı Genel Müdür Yardımcısı

1. Proje ve Planlama Bölümü 1. Uygulama Bölümü

2. Değerlendirme Bölümü 2. Koordinasyon, Araştırma,

Geliştirme Bölümü

3. Fon İdaresi ve Bütçe

Serbest Bölgeler Tesis ve Geliştirme Fonu

3218 sayılı kanunun 7. maddesine göre kurulmuştur. T.C. Merkez Bankası nezdinde teşkil edilen fonun amacı “Serbest bölgelerin kurulması, bakım ve onarımı, geliştirilmesi, ilgili araştırma, eğitim ve sosyal tesislerin yapılması, kullanıcıların Türkiye’den mal alımlarının teşviki” şeklinde belirlenmiştir.

Fonun kaynakları 1) Faaliyet ruhsatı başvuru ücretleri, 2) Giriş izin belgesi ücretleri, 3) Bölgeye getirilen malların CIF, bölgeden çıkarılan malların FOB bedeli üzerinden peşin olmak üzere binde 5 oranında ödenecek ücretler,4) Serbest bölgeyi işleten gerçek ve tüzel kişilerden sözleşmelerde yer alan ödemeler ve diğer gelirlerdir.

Kuruluş

Serbest bölgeler, kamu arazisi veya özel arazi üzerinde kurulabilir. Aynı şekilde alt yapısı kamu sektörünce veya özel gerçek kişi ve tüzel kişiliklerce yapılabilir. Üst yapı ise genellikle özel kişi ve kullanıcılar tarafından yapılır.

Serbest bölgelerdeki kuruluşlar şöyle sıralanabilir:

o Serbest Bölge Müdürlükleri :

KHK/223’ün 17. maddesine göre kurulmuş bulunan müdürlükler hiyerarşik bakımdan serbest bölgeler genel müdürlüğüne bağlı bulunmakla beraber, bulundukları il valilikleri emrinde görev yapmaktadırlar. Bu müdürlüklerin görevi, yasal düzenleme çerçevesinde bölgeyi yönetmektir. Bu amaçla, bölgede gümrük, güvenlik, çalışma, sosyal güvenlik, liman, haberleşme ve sağlık hizmetleri gibi konularda kamu oyunu ilgilendiren görevlerin yerine getirilmesi için gerekli koordinasyonu, serbest bölge müdürlükleri yerine getirmektedir.

Serbest bölgelerde, altyapı tesisleri arasında sınır çit ve kuleleri ,giriş çıkış kapıları da vardır.Bu sınırların korunması bölgenin güvenliği,alt ve üst yapı tesislerinin korunması ve değişiklik gerekiyorsa bunun denetim ve gözetim altında bulundurulması, hasardan korunması , kullanıcıların tasarrufundaki bina ve tesislerin hasar görmemesi , görmüşse eski haline getirilmesi bölge müdürlüğünün görevleri arasındadır.

Serbest bölge müdürlüğü DTM ‘na bağlı bir büro olup bölge için fon dan yapılacak harcamaları belirleyen finansman programını da düzenler.,

o Bölge Gümrük Müdürlükleri

Her serbest bölgede gümrük giriş ve çıkı işlemlerini yürüten bir gümrük müdürlüğü

bulunmaktadır.

o Bölge Gümrük Muhafaza Müdürlükleri

Yine her bölgede , gümrükler muhafaza genel müdürlüğüne bağlı müdürlükler bulunmaktadır. Bu idari birimin görevi , gümrükler açısından bölgenin , güvenlik ve denetimini sağlamaktır.

Bu her iki müdürlük önceleri maliye ve gümrük bakanlığına bağlı iken halen 1993 den sonra maliye bakanlığından ayrılan gümrük müsteşarlığına bağlıdır.

İhracatta Dağıtım Kanalları

Salı, 06 Kasım 2007

İHRACATTA DAĞITIM KANALLARI

1. Giriş

Dağıtım, malların üreticiden tüketiciye ulaştırılmasıdır. En basit haliyle günümüz ticaret ortamında dağıtım, malların üreticiden toptancıya daha sonra da perakendecilere gönderilmesi işidir.

Dağıtım kanalı ise, dağıtım sırasında ürünlerin izlediği rotadır. Bu rota üzerinde ürünlerin uğradığı her bir durak ise bir kanal seviyesini ifade etmektedir. Dağıtım kanalı seviyelerindeki aracılara kanal üyesi denir. Başka bir ifade ile dağıtım kanalı, bir ürünü ya da hizmeti tüketiciler ya da işletmeler için kullanılabilir/tüketilebilir hale getiren işletmeler setidir. Dağıtım kanalları ürünleri üreticiden tüketiciye ulaştırırken bazı işleri de yerine getirirmektedir. Bunlar; bilgi toplanması ve dağıtmı , promosyon , müzakere , fiziksel dağıtım , finansman ve risk üstlenme gibi fonksiyonlardır.

Firmaların dağıtımı yalnızca fiziksel ulaştırma, depolama ve dağıtma fonksiyonu olarak görmeleri dağıtım kanallarının rekabetçi bir silah olarak kullanılmasını önlemektedir. Oysa ki firmalar , müşterilerinin ihtiyaçları doğrultusunda ; hızlı teslimatı öne çıkararak ya da yüksek miktarlarda alım yaparak stok bulunduran dağıtımcılarla çalışmayı tercih ederek dağıtımı stratejik bir unsur olarak kullanabilirler.

Küçük firmalar genellikle dışarıdan gelen bir talebe bağlı olarak ihracata başlamaktadır. Ancak dış talep miktarı artmaya başladıkça firmalar hedef pazarlarında bir temsilci ile uzun dönemli ilişki kurma yoluna gitmektedir. Satış ve dağıtım kanalları bölgelere ve ülkelere göre farklılık göstermekte olup, seçiminde ürün ve ürünün özellikleri de dikkate alınmalıdır.

2. Dağıtım Kanalları

KOBİ’ler ihracatta genellikle son kullanıcıyı hedeflememektedir. KOBİ’lerin ürünleri genellikle toptancılar ve perakendeciler gibi aracılar tarafından satın alınmaktadır. Bu aracılardan bazıları ürünü fabrika kapısında (EXW) satın alabilmektedir. Bu durumda malları gidecekleri yere taşımak için kanal kurma ihtiyacı kalmamakta ve aracı , KOBİ için nihai müşteri haline gelmektedir. Ancak fabrika kapısında teslim genellikle söz konusu olmamaktadır.

Dağıtım kanalındaki farklı türlerdeki aracılar ürünlerin nihai tüketiciye ulaştırılmasında kullanılıyorsa, kaynaktan su taşıyan boru işlevini görmektedirler. Yaptıkları hizmet karşılığında ihracatçıdan para alan dağıtım kanalı üyeleri, eğer ürünün sorumluluğunu da üstlenirse o zaman ihracatçının asıl pazarı/müşterisi haline gelmektedir. Başka bir deyişle ihracatçının nihai müşterisi ürünün son kullanıcısı değil, dağıtım kanalı üyesidir.

Dağıtıcı malların yasal sorumluluğunu üstlenmiyorsa, dağıtıcı ihracatçı firmaya çeşitli hizmetler sunuyor demektir. Örneğin , ihracatçı firma adına müşteriye malları taşır , geri çevrilen ürünleri firmaya geri gönderir , bilgi ve para gönderme/almada ihracatçı firmaya yardım eder.

Dağıtım Şirketleri kabaca ikiye ayrılmaktadır:

1-Toptancılar

Toptancı şirketler ürünleri imalatçıdan ya da başka bir toptancıdan satın alarak perakendecilere satar.

2-Perakendeciler

Perakendeciler ürünleri toptancılardan ya da imalatçılardan satın alarak nihai tüketicilere satarlar.

Kanal aracılarının, toptancılardan, komisyonculara ve acentalardan perakendecilere kadar değişen bir yelpazede pek çok türü bulunmaktadır.

Toptancılık, ürünleri yeniden satmayı ya da üretim amaçlı kullanmayı amaçlayan işletmelere satma işiyle ilgili tüm faaliyetleri içermektedir.

Toptancılar satış, promosyon, satın alma ve ürün tasnifi, depolama, ulaştırma, finansman, risk üstlenme, pazar bilgisi sağlama ve yönetim danışmanlığı gibi işlemleri yerine getirmektedir. Toptancılar; malların mülkiyetini üstlenen tacir toptancılar ve üreticinin satış şubeleri/ofisleri olmak üzere iki gruba ayrılmaktadır. Üreticinin satış ofisleri pazardaki asıl toptancıların aradan çıkarılması amacıyla toptancılık faaliyetleri yürütür. Acentalar ve komisyoncular malların mülkiyetini üstlenmemekte, ancak alım/satım işini gerçekleştirmek için komisyon almaktadır.

Perakendeciler malların son kullanıcıya doğrudan satışı ile ilgili faaliyetleri yerine getirmektedir. Perakendecilerin türleri sağladıkları hizmet miktarına (sınırlı hizmet, full hizmet, self-service gibi), satılan ürün hattına göre (süpermarket, hipermarket, büyük mağaza) ve göreceli fiyat politikalarına (indirim mağazaları, katalog showroom, category killer gibi) göre değişmektedir.

Tüketim malları, sanayi ürünleri ve geniş ölçekteki tüketicilere satılan ürünler için başlıca ticaret kanalları aşağıdaki tablodaki altı farklı seviyede ortaya konulmaktadır.

Tablo 1

Dağıtım Kanallarının Farklı Seviyelerde Görünümü

1 İHRACATÇI

2 ACENTA

3 İTHALATÇI TOPTANCI

SATIN ALIM BİRLİKLERİ

4 BÖLGESEL TOPTANCI

KAMU ALICILARI

5 GELENEKSEL PERAKENDECİ

MEKTUPLA SİPARİŞ

UZMAN

TOPTANCILAR

OUTLETLER

6 TÜKETİCİLER

Kurumsal Hanehalkları Endüstriyel

Seviye 1 Üretici-İhracatçı/İhracatçı

Seviye 6 Seviye (6) tüketici türüne bakmaksızın ürünü talep eden nihai alıcıları ifade etmektedir. Tüketici bir ürünün son kullanıcısı olabileceği gibi bir sanayi kuruluşu, hastane, kamu kurumu, belediye gibi kurumsal bir birim de olabilmektedir.

Seviye 5 Perakende ticaretidir. Mektupla sipariş usulü çalışan firmalar, büyük mağazalar, zincir mağazalar, outletler gibi.

Seviye 3-4 İhracatçı ve perakendeciler arasındaki önemli bağlantılardır.

3. Dağıtım Kanallarının Seçimi

Bu seçim için kullanılacak kriterler;

Ekonomik Olma: Kanal alternatiflerinin “karlılığının” karşılaştırılmasıdır. Bu, her bir kanalın yapabileceği satışların ve bunların maliyetlerinin karşılaştırılması anlamına gelmektedir.

Kontrol Derecesi: Aracı kullanmak ürünlerin satışı ve promosyonu üzerindeki kontrolün bir kısmını aracıya devretmek anlamına gelmektedir. Ancak bazı aracılar daha fazla kontrole sahiptir. Kontrolün mümkün olduğunca firmada kalması idealdir. Ancak ürün ve ülke koşulları da bazen kontrolün devredilmesini gerektirebilmektedir.

Esneklik: Kanalın mümkün olduğunca esnek olması firmanın ülkedeki, pazar bölümünün zevk ve ihtiyaçlarındaki v.b. değişen koşullara uyum sağlayabilmesi açısından önemlidir.

Firmaların etkili ve verimli bir kanaldan hedef ülke pazarına giriş yapabilmeleri için kanal seçeneklerini yukarıdaki kriterlere göre değerlendirmeleri, kararlarını bu kriterlere göre ve firma kaynakları, ürün, firma kapasitesi ve deneyimi, pazar koşulları gibi faktörleri de göz önüne alarak vermeleri gerekmektedir.

Göz Önünde Bulundurulması Gereken Faktörler:

• Firmanın Kaynaklarının Durumu

• Firmanın Büyüklüğü ve Kapasitesi

• Firmanın Ürünlerinin Yapısı

• Önceki İhracat Deneyimleri

• Seçilen Pazardaki Koşullar

Yöneticilerin hedef pazarı, bu pazardaki dağıtım sistemini, kar marjlarını incelemeden, rastgele bir partner seçerek dağıtım kanalına giriş yapmaları ne kadar derin olduğunu, ne kadar yüzeceklerini ve kıyıya ne zaman çıkacaklarını bilmedikleri bir suya dalmalarıyla eşdeğerdir.

Dağıtım kanallarının oluşturulması konusundaki kararlar , firmaların karşı karşıya kaldığı en karmaşık ve zorlayıcı kararlardır.Çünkü firmanın kanal seçimi firmanın pazarlama kararlarını doğrudan etkilemektedir.

Her bir kanal sistemi değişik bir getiri ve maliyet düzeyi yaratmakta, aynı zamanda farklı bir pazar bölümüne ulaşmaktadır.

Kanal dizaynı firmanın hedef pazar bölümünün ihtiyaçları, firmanın kaynakları (insan, bilgi, ilişkiler, varlıklar) ve hedef pazardaki koşullar ve ürününün özellikleri çerçevesinde belirlenir. Firma daha sonra aracı türleri, aracı sayısı ve her birinin kanaldaki sorumluluğu çerçevesinde başlıca kanal alternatiflerini belirler.

Her bir kanal alternatifi ekonomik, kontrol ve esneklik kriterlerine göre değerlendirilmeli ve bu kriterler çerçevesinde firmanın ürünü ve firma kaynakları ile uyumlu kanal seçilmelidir.

Firma, nitelikli, gerekli beceri ve donanıma sahip kanal üyeleri (aracılar) seçmeli ve seçilen aracılar motive edilmelidir. Her bir kanal üyesi periyodik olarak değerlendirilmelidir. Değişik coğrafi pazarlarda faaliyet gösteren işletmeler her bir pazardaki koşullarını göz önünde bulundurarak kanal yaklaşımları geliştirmelidir.

4. Kanal Üyesi Firmanın (Ticari Partnerin) Seçimi

Hedef bir pazara girişte, ihraç mallarının pazara ulaştıracak, bu pazarda fiziki olarak dağıtılmasını sağlayacak, ihracatçı firmayı pazardaki gelişmelerden haberdar edecek ve ürünlerin tanıtımından sorumlu olacak ticari partnerin seçimi firmanın hedef pazarındaki geleceği ve kalıcılığı açısından hayati önem taşımaktadır.

Ticari partnerin seçiminde öncelikle dikkat edilmesi ve göz önünde bulundurulması gereken husus olası partnerin güvenilirliği olmakla birlikte ihracatçının incelemesi gereken başka bazı hususlar da bulunmaktadır.

Yeni bir pazarda bir partner seçerek işbirliğine gitmek isteyen bir üretici/ihracatçı öncelikle;

Hedef pazardaki genel pazar durumunu,

daha sonra,

Hedef pazarda ürününe uygun pazar bölümünü incelemelidir.

Bu koşulları gerçekleştirmek ihracatçının ürünlerinin hitap ettiği tüketici bölümüne hizmet eden dağıtım kanalı içinde çalışan bir üye ile ortaklık kurmasına yardımcı olacaktır.

İhracatçı firmayı ve ürünlerini doğru kanallarda tanıtabilecek partnerin bulunması ihracatçının başarısı için hayati önem taşımaktadır. Son derece karmaşık olan seçim sürecinde masa başı araştırması ve sonrasında yerinde pazar araştırması problemlerin çözülmesine ve doğru kararın alınmasına yardımcı olmaktadır. Bu çerçevede, bir partner bulmayı hedefleyen ihracatçıların Ticareti Geliştirme Kuruluşları ile işbirliği içinde hedef pazarı ve bu pazardaki dağıtım kanalları sistemini yoğun olarak araştırmasında fayda görülmekedir.

İhracatçı firmanın aynı zamanda kendi firması üzerinde de çalışması gerekmektedir. Firmanın bu çalışmayı uluslararası sahnede rol alıp alamayacağını anlaması açısından yapması zorunludur. Zira uluslararası ticarette ticari teamüllerin ülkeden ülkeye değişiklik göstermesi, işlemlerin karmaşık olması gibi sebeplerle ihracatta deneyimsiz firmalar zorluklarla karşı karşıya kalabilmektedir. Bu nedenle firmanın doğrudan ya da dolaylı ihracat mı yapacağına da karar vermesi gerekmektedir.

Firmanın satış yapacağı pazar bölümü ve seçilen dağıtım kanalı birbirine uygun olmalıdır. Dağıtım kanalı seçilirken aynı zamanda ürünün özellikleri, tüketicilerin talep miktarı gibi hususlar dikkate alınmalıdır. Firma birden fazla bölgede, farklı pazar bölümlerine yönelik satış yapıyorsa, farklı ticari partnerlerle çalışması uygun olacaktır.

İhracatçının ürününü dış pazarlarda dağıtacak ticari ortağını seçmesi oldukça riskli ve zorlu bir süreçtir.

Acenta, distribütör, temsilci v.b. ticari partnerler firmayı yalnız müşterilerine karşı temsil etmekle kalmazlar aynı zamanda ülkeyi ve ülke işadamlarını da temsil ederler. Ülkeye ve o ülke menşeli mallara karşı bir “imaj” yaratırlar.

Bu sebeple ticari partnerler çok dikkatli seçilmeli ve yakın ilişkiler kurularak takip edilmelidirler.

Ticari partner seçiminde öncelikle ihtiyaç duyulan şey ihracatçının ürünü ile ilgilenebilecek firma isim listelerine ulaşmaktır. Bu listelere ulaşmak için aşağıda sıralanan bilgi kaynaklarından yararlanılabilir :

Bilgi Kaynakları

• Yurtdışındaki ticari ataşelikler

• Hedef ülkedeki ticaret odaları (Çeşitli ticaret odaları hakkındaki bilgiler UNCTAD/GATT’ın World Directory of Industry and Trade Associations ve Paris’teki Uluslararası Ticaret Odası’nın yayını olan World Yearbook of Chambers of Commerce-Dünya Ticaret Odaları Yıllığı’ndan temin edilebilir.)

• Bankalar

• Ticareti Geliştirme Kuruluşları (İGEME benzeri kuruluşlar)

• Taşımacılık, sigorta, reklam şirketleri ve ilgili meslek kuruluşları

• Ticaret Fuarları

• Ticari yayınlardaki reklamlar, ticaret rehberleri

• Ticari bilgi kaynakları (COMPASS gibi)

Bir Ticari Partner Seçerken Göz Önünde Bulundurulması Gereken Hususlar

• Olası partnerin deneyimi ve iş çevrelerindeki şöhreti

• Organizasyonunun Yeterliliği

• Satışları ve Müşterileri

• Diğer Tedarikçileri

İhracatçının Bir Ticari Partner Seçerken Cevaplandırması Gereken Sorular

• Ne kadar zamandan beri iş hayatındadır?

• Son 3 yılda işi ne kadar büyümüştür?

• Satış personelinin sayısı nedir? Yaş grupları ve deneyimleri nedir?

• Satışlarındaki büyüme sürekli midir? Değilse, neden? Son 5 yıllık satış hacmi nedir?

• Satış personeli başına ortalama ne kadar satış düşmektedir?

• Temsilciliğini/distribütörlüğünü v.b. yaptığı başka firmalar var mıdır?

• Halihazırdaki satış bölgesi nedir? Hangi büyüklükteki bir alanı içine almaktadır?

• Yeterli satış elemanı var mıdır?

• Satış bölgesinde şubeleri var mıdır?

• Eğer varsa, bu şubeler firmanın satış beklentilerinin en fazla olduğu yerlerde midir?

• İlave ofisler açmayı planlamakta mıdır?

• Firmanın ürünlerine doğrudan rakip olabilecek ya da tamamlayabilecek herhangi bir başka ürünün satışıyla da ilgilenmekte midir?

• Gerektiği taktirde ürün karmasını firmanın ürünlerine yer vermek amacıyla değiştirmek ister miydi?

• Yeterli depo olanakları bulunmakta mıdır?

• Hangi stok kontrol yöntemlerini uygulamaktadır?

• Yeterli düzeyde ofis ekipmanı, bilgisayar var mıdır?

• Halihazırda nasıl müşterileri vardır?

• Firmanın ürünleri ile partnerin müşterilerinin ilgi alanları uyuşmakta mıdır?

• Promosyon ve tanıtım için hangi tanıtım araçlarını kullanmaktadır?

5. Acenta ve Distribütör Sözleşmelerinde Yer Alması Gereken Unsurlar

Firmaların aracı firmaları ile sorunsuz ve uzun vadeli ilişkiler kurmaları ancak iyi bir sözleşme ile mümkündür. İyi bir aracı sözleşmesinde aşağıdaki koşulların mutlaka bulunması gerekmektedir.

• Anlaşma tarafları

• Ürün tanımı (rakip/rakip olmayan ürün tanımı)

• Kapsanan bölge

• Kapsam sınırları

• Anlaşma süresi

• Yerel reklam sorumluluğu

• Deneme süresi

• Periyodik raporlar

• Gizlilik gerekleri

• Sözleşmenin sona erme nedenleri

• Ödeme/fiyatlandırma şekli (FOB-CIF gibi)

• Force majeure (mücbir sebep)

• Genel hükümler

• Yasal tercih

6.Sonuç

Dağıtım kanallarının oluşturulması kararları firmaların karşı karşıya kaldığı karmaşık ve zorlayıcı kararlardır. Kanal seçimi firmanın pazarlama kararlarını doğrudan etkilemektedir. Hedef bir pazara yanlış kanallardan ulaşmaya çalışmak firmaların pazarlama faaliyetlerinin başarısızlıkla sonuçlanmasına neden olmakta, karlılıklarını olumsuz yönde etkilemektedir.

Her bir kanal sistemi değişik bir getiri ve maliyet düzeyi yaratmakta, aynı zamanda farklı bir pazar bölümüne ulaşmaktadır.

Dağıtım kanalı, bir ürünü ya da hizmeti tüketiciler ya da işletmeler için kullanılabilir/tüketilebilir hale getiren işletmeler setidir. Dağıtım kanalları ürünleri üreticiden tüketiciye ulaştırırken bilgi toplama ve dağıtma; promosyon; müzakere; fiziksel dağıtım; finansman ve risk üstlenme gibi bazı işlevleri de yerine getirmektedir.

Kanal dizaynı hedef pazar bölümünün ihtiyaçları, firmanın kaynakları (insan, bilgi, ilişkiler, varlıklar) ve hedef pazardaki koşullar ve ürününün özellikleri çerçevesinde belirlenir. Firma daha sonra aracı türleri, aracı sayısı ve her birinin kanaldaki sorumluluğu çerçevesinde başlıca kanal alternatiflerini belirler. Her bir kanal alternatifi ekonomik, kontrol ve esneklik kriterlerine göre değerlendirilmeli ve bu kriterler çerçevesinde firmanın hedef tüketicileri ve firma kaynakları ile uyumlu kanal seçilmelidir.

Firma, nitelikli, gerekli beceri ve donanıma sahip kanal üyeleri (aracılar) seçmeli ve seçilen aracılar motive edilmelidir. Her bir kanal üyesi periyodik olarak değerlendirilmelidir. Değişik coğrafi pazarlarda faaliyet gösteren işletmeler her bir pazardaki koşullarını göz önünde bulundurarak kanal yaklaşımları geliştirmelidir.

Tarife Dışı Kısıtlamalar

Salı, 06 Kasım 2007

TARİFE DIŞI KISITLAMALAR

MİKTAR KISITLAMALARI: KOTALAR

Tanım ve Kapsam

KOTA: Uluslararası ticarette ithaline izin verilecek mal miktarının hükümet tarafından miktar veya değer olarak sınırlandırılmasıdır.

Tarifeler, serbest uluslararası ticarete getirilen önemli bir kısıtlamadır. Tarifeler dışında miktar kısıtlamaları diğer bir deyişle kotalar, tarife dışı kısıtlamalar içinde en önemli olanıdır. Kota, gümrük tarifesinden farklı olarak, ithalat miktar veya değeri üzerine mutlak bir sınırlama getirir. Aslında Bhagwati’nin de belirttiği gibi kota bir çeşit tarifedir. Aralarındaki tek fark, kotanın maliyetleri dikkate almaksızın otomatik bir koruma sağlamasıdır. Gümrük tarifeleri, ithal malı fiyatlarını arttırarak bu malların ithalatını dolaylı yoldan etkilerken, ülkeye girecek mal miktarını doğrudan doğruya sınırlandırır. Kota uygulamasının sebebi, ülkenin dış ticaretinde meydana gelen açığı gidermek amacıyla ithalata ayırt edici bir kontrol sistemi getirmektir.

Kotalar, uygulamada çeşitli şekillerde uygulanır. Mesela Türkiye 1996 yılında 1.000 adet otomobil ithal etmeye karar vermiş ise, bu "ithal kota"sıdır. Aynı şekilde Türkiye 1996 yılında ülke ihtiyaçlarım düşünerek 100.000 ton krom cevheri ihraç etmeyi planlıyor ise, bu "İhraç kota"sıdır. Bu tip kotalara "global" veya "ayırım yapmayan" (non-discriminatory) "Kotalar” denir. Çünkü, kota sınırları içinde kalmak şartıyla ithalat ve ihracat her ülkeden yapılabilir. Sınıra ulaşıldıktan sonra ithalat veya ihracata izin verilmez.

Buna karşılık "seçici" (selective) veya "ayırımcı" (discrimatory) kotalarda toplam hacim sınırı yanında ülke ayırımı da yapılır. Türkiye eğer 1096 yılında Almanya’dan 1.000 otobüs motoru ithal etmeyi planlıyor ise bu selektif bir kotadır. Uygulamada bu tip kotalar ülkeler arasındaki iki yanlı ticaret anlaşmaları ile belirlenir. Diğer bir kota şekli ise tarife kotalarıdır. Tarife kotasında ithal olunacak malın miktar veya değeri üzerine limit konur ve bu sınır içindeki ithalata düşük tarife uygulanır. Sınır aşıldığında ithalat yüksek tarifeden yapılır. Mesela Türkiye 1996 yılında ithal edeceği ilk 1000 otomobile % 20 advalorem tarife uygular. Bu sınırın, üzerindekilerden ise % 50 gümrük vergisi alır.

Bu ayırımda esas olarak global veya ayırım yapmayan kotalar üzerinde durulacaktır. Bu tip ithal kotaları aslında tarifelere çok benzemektedir. Çünkü, bir ülke belli bir malın arz ve talep eğrilerinin şekli konusunda bilgi sahibi ise ve bu eğriler gayri esnek değilse tarife ve kota arasında çok az fark vardır. Kota sonucu tüketim ve yeniden dağıtım etkileri tarifelerde olduğu gibi olur, fark sadece gelir etkisinde görülür.

Kotalar dünyada ilk defa 1929-1930′larda uygulamaya konulmuştur. Tarifelerin daha eski tarihlere kadar gitmesinin sebebi, hükümetlerin tarifeler ile kolay gelir elde etmek istemeleridir. Oysa kotalar, doğrudan gelir sağlayıcı bir fonksiyona sahip değildir. 1930 yılında dünyada ilk defa kota uygulayan ülke olan Fransa, arzı-gayri esnek olan buğday fiyatını kota ile yükselterek buğday üreticisini korumak istemiştir. Bu tarihte Avustralya, buğday ürünü fazlasını Avrupa’ya satmak ve buğday stoklarını elden çıkarmak, buna karşılık Fransa kendi buğday üreticisini korumak amacındadır. Fransa kota yerine gümrük tarifesi uygulasaydı, arz fiyatlara karşı esnek olmadığından yurt içi üretim artmayacak ve ithalat azalmayacaktı. 1930′lardan sonra kotalar çeşitli amaçlarla kullanılmış, özellikle gelişme yolunda olan ülkelerde yaygın bir uygulama alanı bulmuştur.

İthal Kotalarının Kısmi Denge Analizinde Ekonomik Etkileri

İthal kotaları aynen gümrük tarifelerinde olduğu gibi ithal hacmini sınırlandırarak ekonomide ithal mallarının fiyatlarını artmasına yol açmakta ve bu sebeple gümrük tarifelerine benzer etkiler yaratmaktadır.

Kotalar, ithalatı kısarak ihracatçı ülkede arz esnekliklerininde küçük olması durumunda ticaret hadlerinin ülke lehine dönmesine sebep olabilir. Kotalar hükümete gelir sağlayıcı bir etkiye sahip değildir. Kotalar iç piyasada mal arzını kısıtlayarak iç fiyatlarının dünya fiyatlarının üzerine çıkmasına yol açar ve “kıtlık rantı"na sebep olur.

Kotalar;

- İthal malının dahili fiyatını yükseltmekte,

- ithalatı kısıtlamakta,

- İthal malına talebi düşürmekte,

- İthal malının dahili üretimini arttırmakta,

- Reel gelirin yeniden dağıtımına yol açmaktadır.

Kota uygulamasıyla doğan gelir ya hükümete kalmakta ya da ithalatçılar ile yabancı ihracatçılar arasında paylaşılmaktadır.

Tarife ve Kotaların Karşılaştırması

Tarife ve kotalar arasında hükümete gelir sağlamanın dışında da bazı önemli farklar vardır. Kotalar, tarifelerden farklı olarak ithalatı kesin olarak kısıtlar.Tarife ise ithalatı aynı oranda sınırlamaz.Tarife uygulayan ülkeye ihracat yapan üreticiler, ihraç fiyatlarını düşürüp verginin bir kısmını kendi üzerlerine alarak ithalatın azalmasına engel olabilir. Eğer ihracatçı ülkede ihraç malının arz ve talep esneklikleri düşükse, gümrük tarifeleri ithalatı kısıtlamada yararlı bir araç olamaz. Çünkü ithalatçı ülkede tarifeler yükseldikçe ihracatçılar fiyatlarını düşürür. Bunun sonucunda ticaret hadleri ihracatçı ülkenin aleyhine gelişir ama ihracatçı ülkenin ihracat hacminde bir azalma meydana gelmez. Dolayısıyla gümrük tarifesi sebebiyle ticaret hadleri ülke lehine değişir fakat yerli üreticiler kota uygulamasında olduğu gibi kesin olarak korunmaz.

Tarife ve kotaların karşılaştırmasına ilişkin bu açıklamalarımızdan sonra şimdi, kotaların tarifelere karşı üstün olduğu noktaları görelim. Kotalar, tarifelere göre daha fazla esnekliğe sahiptir. Hükümetler, ekonominin içinde buIunduğu duruma göre süratle kota uygulamasına gidebilirler. Kotalar, geçici nitelikte olduklarında ihtiyaç ortadan kalktıktan sonra kolaylıkla kaldırılabilir. Gümrük tarifelerinin konulması ve kaldırılması ise süre alır. Çünkü tarifeler, yasalar konur. Yasaların çıkarılması süratli davranılmasını engeller. Ayrıca, tarifelerin kaldırılmasına karşı olan toplumdaki çeşitli baskı grupları tam olarak ekonominin serbestleşmesine engel olur. Kotaların ithalatı sınırlandırma etkisi kesindir. Kota miktarının dışında ülkeye mal girişi olmaz. Özellikle ithal talebinin fiyat esnekliği l den küçük yani ithal talebinin esnekliği sert ise, tarifeler ile ithalat kısıtlanamaz. Çünkü, tarifeler ithalatı ne kadar pahalılaştırırsa pahalılaştırsın, yurt içi ithal malı tüketimini ortadan kaldıramaz. Kotalar, ithalatı istenen ölçüde daralttığı için ticaret bilançosunu düzeltme, ithal ikamesi sanayi dallarında üretimi arttırma ve işsizliği gidermede tarifelere göre daha üstün ve etkindir.

Gümrük tarifelerinin kotalara karşı ustun olduğu tarafları ise şöyle sıralamak mümkündür.Önce kotaların aksine gümrük tarifeleri ekonomide serbest piyasa düzeninin işleyişini aksatmaz.Kota uygulamasında fiyat mekanizmasının işleyişi bozulur ve ekonomide yanlış kararlar alınabilir. Gümrük tarifesi sonucunda tarifeye tabi malın dahili fiyatı tarife oranı kadar yükselir. Fakat tüketici bu malı yüksek bir bedel karşılığında satın alabilir.

Kota uygulamasında ülkeye mal girişi kesin olarak kısıtlanmadığından, dahili tüketici çok yüksek fiyata razı bile olsa istediği malı bulamaz. Bu durum ekonomide karaborsa ve kaçakçılığı teşvik ederek toplumsal düzeni bozar. Kotalar, aynı zamanda dış rekabeti tamamen ortadan kaldırdığı için yerli üreticileri tekelciliğe yöneltir. Tarife uygulamasında azda olsa ülkeye ithal malı girer ve bu durum ithal ikamesi sanayi dallarını düzenlemekle yararlı olur.

Kotaların yukarıda sayılan sakıncalarından dolayı Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT), bazı özel durumlar dışında kotaların dış ticaret politikası aracı olarak kullanılmasını yasaklamıştır. GATT’ın dört temel ilkesinden biri, milli sanayileri gümrük tarifelerinden başka araçlarla korumamayı amaçlar. İthalatın kotalara bağlanması, GATT Anlaşması’nda, ancak ödemeler dengesi açıklarım kapatabilmek için istisnai durumlarda ülkenin başvurulabilecekleri bir tedbir olarak öngörülmüştür.

KOTALAR VE DIŞ TİCARET HADLERİ

Tarifelerde olduğu gibi kotalar da ülkenin ticaret hadlerinin düzeltilmesi amacıyla kullanılabilir. Fakat kota uygulanarak ticaret hadlerinin iyileştirilmesi durumunda sonuç tarife ile iyileştirmeden oldukça farklıdır.eğer ihracatçılar serbest bir şekilde rekabet ederken ithalatçılar arasında çatışma varsa ithalatçılar bu gelire sahip olur. Eğer hem ihracatçılar ve hem de ithalatçılar arasında çatışma varsa kota uygulamasından doğan gelirin paylaşılması konusunda belirsizlik söz konusu olur. Özetle, kota uygulaması sonucunda potansiyel olarak ticaret hadlerindeki düzelme, İngiltere’nin (yabancı ülke) teklif eğrisi ile bu ülkenin misillemede bulunup bulunmamasına bağlıdır.

GATT/WTO ÇERÇEVESİNDE KOTALAR

GATT/WTO sisteminde bazı şartlarda kota uygulamasına gidilebilir.Genel Anlaşma’ya güre geçici ödemeler dengesi zorluğu çeken ülkeler, bir süre için ithalatlarını kısıtlayabilirler. Bu çerçevede Genel Anlaşma’da gelişmiş ülkeler için 12. madde, gelişme yolunda olan ülkeler için ise 18/B maddesi yer almaktadır. Ödemeler dengesi sorunlarıyla ilgili olarak GATT içinde özel bir komite mevcuttur. Komite, başvuruda bulunan ülkenin durumuna göre ayrıntılı bir araştırına gerçekleştirir ve bunun için IMF ile işbirliği yapar. Sıkı kurallara tabi 12. madde çok az kullanılmış ise de, gelişme yolunda olan ülkeler 18/B maddesine sürekli başvurmuşlardır.

Gelişme yolunda olan ülkelerin başvurularının %80′i kabul edilmiştir. Ödemeler Dengesi Komitesi’nin son yıllarda onayını daha zor verdiği ve özellikle bu onayı G. Kore gibi GATT Sistemi içinde gelişme yolunda olan ülke statüsü taşıyan fakat bu statüsü uygulamada tartışmalı ülkeler için esirgediği gözlenmektedir. Güney Kore benzeri ülkeler için uygulamanın Genel Anlaşma’nın 18/B maddesinden 12. maddesine doğru kaydırılmasına çalışılmaktadır. Genel Anlaşma’nın 18/B maddesine göre uygulanan kota ile bir üründen ithal edilebilecek miktar, dolaysız bir şekilde sınırlanmaktadır. Dolayısıyla, kota bağlayıcı olduğu sürece ekonomideki ayarlama yurt içi fiyatın yükselmesi ile sağlanmaktadır. Kota gümrük vergisine eşdeğer bir etkiye yol açmakta, fakat kota karlarından yararlanacak kesim genelde gümrük vergisinden yararlanacak kesimden farklı olmaktadır.

GATT/WTO çerçevesinde kotalar, ithal yasaklarının yanında ithalatı izne tabi tutmayı veya şartlı ithal izinlerini de kapsamaktadır. GATT/WTO’a göre ancak kamu güvenliği veya sağlığı gibi durumlarda ithal yasakları tam olarak uygulanabilir. Şartlı ithal izinleri ise, bir malın ithalatına ancak ihracat yapma veya diğer yollarla döviz getirme gibi şartların gerçekleşmesi durumunda izin verilmesi sistemidir. İthalat şartlara bağlı olduğundan, ithal edilebilecek miktar kısıtlanmaktadır.

İHRACATTA KOTA VE TARİFE KONTENJANI BELİRLENMESİ VE İDARESİNE İLİŞKİN KARAR

Karar Sayısı: 95/7616

Madde 1 - Bu Karar; uluslararası anlaşmaların hükümlerine uygun şekilde tek taraflı olarak veya ikili ya da çok taraflı tercihli ticaret anlaşmalarına dayanılarak alınacak önlemler çerçevesinde;

a) İhracatta uygulanabilecek kotalar ve bu kotaların idaresini düzenleyen kurallara,

b) Türkiye’den yapılan ihracatta uygulanabilecek tarife kontenjanlarına ve bu kontenjanların kullanımına,

c) Diğer ülkelerin Türkiye’den yaptıkları ithalata kota (halihazırda ABD ve Kanada’ya yönelik tekstil ve konfeksiyon ihracatında uygulananlar hariç) veya tarife kontenjanı uygulamaları ve söz konusu kota ve tarife kontenjanlarının dağıtımının Türkiye’ye bırakılması halinde bunların dağıtımına,

ilişkin usul ve esasları kapsar.

Madde 2 - Bu karar’da geçen;

Tarife kontenjanı : Bir üçüncü ülke tarafından Türkiye’den ithal edilen mal ya da mal grubunun gümrük vergisi oranlarında belirli bir miktar veya değer için indirim yapılması ya da muafiyet sağlanmasını veya Türkiye’nin bir ma! veya mal grubunun ihracatında belli bir oranda vergi veya eş etkili tedbir uygulaması halinde bu oranlarda belirli bir miktar veya değer için indirim yapılması veya muafiyet sağlanmasını,

Kota : ihracatta miktar ve/veya değer kısıtlaması uygulanması halinde, bir takvim yılı içinde veya muayyen bir dönem itibariyle yapılmasına izin verilen ihracatın miktar ve/veya değerini ifade eder.

Madde 3 - Bu Karar’ın 1. maddesi hükümleri çerçevesinde uygulanacak ihracat kotaları ve tarife kontenjanlarının miktar ve/veya değeri, dağıtım ve başvuru usul ve esaslarını belirlemeye Dış Ticaret Müsteşarlığı (İhracat Genel Müdürlüğü) yetkilidir. Belirlenecek esaslar Yönetmelikle düzenlenerek Resmi Gazete’de yayımlanır.

Madde 4 - Bu Karar çerçevesinde yapılacak kota veya tarife kontenjanı tahsislerinde ihracatçılar adına düzenlenecek belgeler teminata bağlanabilir. Teminata bağlamaya ve teminat oranına Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan’ın teklifi ile Bakanlar Kurulu’nca karar verilir.

Madde 5 - Bu Karar;

a) Kamu ahlâkı, kamu düzeni veya kamu güvenliğinin; insan, hayvan ve bitki sağlığı ve yaşamının; sanatsal, tarihsel veya arkeolojik değer taşıyan ulusal hazinelerin veya sınai ve ticari mal varlığının korunması amacıyla belirli yasakların, miktar kısıtlamalarının veya denetim engellerinin,

b) Kambiyo ile ilgili işlemlerin,

c) Uluslararası anlaşmalardan doğan yükümlülüklerin,

d) ihracat Rejimi Kararı ve Yönetmeliği ile ihracata ilişkin diğer mevzuatın bu Karar’a aykırı olmayan hükümlerinin, uygulanmasını engellemez.

Madde 6 - Bu Karar’da yer alan hususlarla ilgili olarak uygulamaya yönelik Yönetmelik ve Tebliğ çıkarmaya Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yetkilidir.

Madde 7 - Bu Karar 1.1.1996 tarihinde yürürlüğe girer.

Madde 8 - Bu Karar’ı Dış Ticaret Müsteşarlığımın bağlı olduğu Bakan yürütür.

İHRACATTA KOTA VE TARİFE KONTENJANI BELİRLENMESİ VE İDARESİNE İLİŞKİN YÖNETMELİK

Amaç, Kapsam, Dayanak

Madde 1- Bu Yönetmelik, İhracatta Kota ve Tarife Kontenjanı Belirlenmesi ve İdaresine İlişkin 25.12.1995 tarih ve 95/7616 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı uyarınca, uluslararası anlaşmaların hükümlerine uygun şekilde tek taraflı olarak veya ikili ya da çok taraflı tercihli ticaret anlaşmalarına dayanılarak alınacak önlemler çerçevesinde;

a) ihracatta uygulanabilecek kotalar ve bu kotaların idaresini düzenleyen kurallara,

b) Türkiye’den yapılan ihracatta uygulanabilecek tarife kontenjanlarına ve bu kontenjanların kullanımına,

c) Diğer ülkelerin Türkiye’den yaptıkları ithalata kota (halihazırda ABD ve Kanada’ya yönelik tekstil ve konfeksiyon ihracatında uygulananlar hariç) veya tarife kontenjanı uygulamaları ve söz konusu kota ve tarife kontenjanlarının dağıtımının Türkiye’ye bırakılması halinde bunların dağıtımına,

ilişkin usul ve esasları kapsar.

Tanımlar:

Madde 2 - Bu Yönetmelikle geçen; ‘

a) Bakanlık: Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlığı,

b) Müsteşarlık: Dış Ticaret Müsteşarlığını,

c)Genel Müdürlük: Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracat Genel Müdürlüğünü,

d)İhracatçı Birliği : Dış Ticaret Müsteşarlığına bağlı İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliklerini,

e)Kota Uygunluk Belgesi : Karar kapsamında kotaya tabi malların ihracı için İhracatçı Birliklerince verilen belgeyi,

f)Fiili ihraç : İhracat Yönetmeliğinde yapılan fiili ihraç tanımında belirtilen durumları,

g)Referans Dönemi : Kota dağıtımında geleneksel ticaret akışı yöntemi kullanılması halinde Tebliğ ile belirlenecek dönemleri,

h)Geleneksel ihracatçılar: Referans dönemi içinde kota konusu malları ihraç eden ihracatçıları,

ı)Tarife kontenjanı : Bir üçüncü ülke tarafından Türkiye’den ithal edilen mal ya da mal grubunun gümrük vergisi oranlarında belirli bir miktar veya değer için indirim yapılması ya da muafiyet sağlanmasını veya Türkiye’nin bir mal veya mal grubunun ihracatında belli bir oranda vergi veya eş etkili tedbir uygulaması halinde bu oranlarda belli bir miktar veya değer için indirim yapılması veya muafiyet sağlanmasını,

j)Kota : ihracatta miktar ve/veya değer kısıtlaması uygulaması hafinde, bir takvim yılı içinde veya muayyen bir dönem itibariyle yapılmasına izin verilen ihracatın miktar ve/veya değerini, ifade eder.

KOTA DAĞITIM USUL VE ESASLARI

Madde 3- Kota miktarı ve/veya değerleri, kotaların dağıtım tarih ve kriterleri, talep edilebilecek asgari ve azami miktar ve/veya değerler başvuru usul ve esasları Müsteşarlıkça (İhracat Gene! Müdürlüğü) belirlenerek Resmi Gazete’de yayımlanır.

KOTA DAĞITIM YÖNTEMLERİ

Madde 4- Genel Müdürlük kota dağıtımında aşağıdaki yöntemlerden belirleyeceği bir veya birkaçını bir arada uygulayabilir.

A - Geleneksel Ticaret Akışı Yöntemi

a) Bu yönteme göre kota tahsisi yapılması halinde, kotanın bir bölümü geleneksel ihracatçılara, kalan kısmı ise diğer ihracatçılara ayrılır.

b) Geleneksel ihracatçılar, referans dönemi olarak belirlenen dönemde gerçekleştirdikleri ihracat miktarı ve değerini kanıtlayan gümrük beyannamelerinin gümrük idarelerince onaylı bir örneğini kota tahsis başvurularına ekleyeceklerdir.

c) Geleneksel ihracatçılara aşağıdaki kriterler çerçevesinde kota tahsisi yapılabilir.

1-) toplam başvuru ile talep edilen miktar ve/veya değer, geleneksel ihracatçılar için ayrılan paya eşit veya daha az ise, talepler tam olarak karşılanır.

2-) Toplam başvuru ile talep edilen miktar ve/veya değerin geleneksel ihracatçılara ayrılan paydan fazla olması durumunda, kota dağıtımı, her başvuru sahibinin referans döneminde gerçekleştirdiği ihracat miktar ve/veya değeri gözönüne alınarak oransal hesaplama yöntemi ile yapılır.

d) Geleneksel ihracatçılara ayrılan pay için yeterli başvuru olmaması durumunda, başvuruda bulunan diğer ihracatçılar artan miktar ve/veya değerden Genel Müdürlüğün belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde yararlandırılırlar.

B- Başvuru Sırasına Göre Eşit Oranda Kota Tahsis Yöntemi

Başvuru sırasına göre eşit oranda kota tahsis yönteminde İhracatçı Birliği, toplam kota.miktar ve/veya değerini veya bir kısmını, ürünün yapısını ve ekonomik miktarını dikkate alarak belirleyeceği eşit oranlarda başvuru sahiplerine, başvuru sıralarını dikkate alarak dağıtır.

C- Talep Edilen Miktar ve/veya Değerle Orantılı Kota Tahsis Yöntemi

Müsteşarlıkça belirlenecek kota dağıtım tarihindeki;

a) Toplam başvuru ile talep edilen miktar ve/veya değerlerin, dağıtılacak kota miktarı ve/veya değerine eşit ya da daha az olması halinde talepler tamamen karşılanır.

b) Toplam başvuru ile talep edilen miktar ve/veya değerlerin dağıtıma konu kota miktarı ve/veya değerini aşması durumunda başvurular, talep edilen miktar ve/veya değerler ile orantılı olarak karşılanır.

D- Müsteşarlıkça Ürünün Yapısı ve Ekonomik Miktarları Dikkate Alınarak

Belirlenecek Yöntem.

Müsteşarlık (ihracat Genel Müdürlüğü), gerekli gördüğü durumlarda ürünün yapısı ve ekonomik miktarını ve belirlenen kota miktarı ve/veya değerini dikkate alarak, farklı bir kota tahsis yöntemi belirleyebilir.

Kota Tahsis Başvurusu

Madde 5- Kota tahsis başvuruları;

a) İhracatçı firma unvanı ve tam adresi (Telefon, Telefaks No ve İhracatçı Birliği Üye No.su dahil),

b) Teminat alınması halinde teminatın yetkili bankalara yatırıldığını gösteren banka dekontunun aslı,

c) Ürün tanımı

- Malın "İstatistik Pozisyonlarına Bölünmüş Gümrük Giriş Tarife Cetveli"ne uygun ticari tanımı,

- 12′li bazda Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu (G.T.İ.P),

- gerek duyulması halinde tip ve standardı

d) ithalatçı ülke (giriş ülkesi), alıcı firma unvanı ve tam adresi (Telefon ve telefaks no dahil),

e) Talep edilen kota miktarı ve/veya değeri,

f) İhracat için öngörülen tarih veya tarihler ile yer veya yerler (liman, gümrük kapısı),

g) Daha önceki dönemlerde aynı mal için kotadan pay alınıp alınmadığı, alınmış ise gerçekleştirilen ihracatın miktarı ve/veya değerine ilişkin bilgiler,

h) Başvuruda bulunan ihracatçının başvuru bilgilerini doğru olarak verdiğine ve ihracat uygunluk belgesinin kısmen veya tamamen kullanılmaması halinde Müsteşarlıkça belirlenecek süreler içerisinde ilgili İhracatçı Birliğine iade edileceğine, aksi takdirde geciken her bir iş günü için müteakip kota taleplerinin belirlenecek oranlar dahilinde daha az karşılanacağının kabul edildiğine dair bir taahhütname (Ek:l),

ile birlikte yazılı olarak, belirlenen asgari ve azami miktar ve/veya değerler dikkate alınarak ilgili İhracatçı Birliğine yapılır. İhracatçı Birliğince gerekli görülmesi halinde ek bilgiler istenebilir.

Kota Tahsis Başvurularının Sonuçlandırılması

Madde 6- Kota tahsis başvuru tarihinin bitiminden önce usulüne uygun olarak yapılan kota tahsis başvurusu ilgili İhracatçı Birliğince 60 (altmış) günü aşmayacak bir süre içinde sonuçlandırılır. Kotadan pay verilmesi uygun görülen ihracatçılar için Kota Uygunluk Belgesi düzenlenir.

Kotaların Yeniden Dağıtımı

Madde 7- Kullanılmayan veya dağıtılamayan kotaların yeniden dağıtımına ilişkin usul ve esaslar Müsteşarlık (ihracat Genel Müdürlüğü) tarafından belirlenir.

Belirlenen yıl veya dönem içerisinde kullanılmayan kotalar ertesi yıla veya döneme aktarılamaz.

Kota Uygunluk Belgesi

Madde 8- Yukarıda belirtilen usul ve esaslar çerçevesinde kota tahsisi yapılan ihracatçılara, Kota Uygunluk Belgesi verilir.

Kota Uygunluk Belgesinin geçerlilik süresi ait olduğu kota dönemiyle sınırlıdır, bir sonraki kota dönemine ve/veya bir başka firmaya devredilemez. Kota Uygunluk Belgelerinin geçerlik süresinin bitiminden itibaren Müsteşarlıkça belirlenecek süreler içerisinde ilgili ihracatçı Birliğine iadesi zorunludur. Kota Uygunluk Belgesi aldığı halde, Belgenin geçerlilik sûresi içerisinde ihracatını en az % 80 oranında gerçekleştirmeyen belge sahiplerine aynı yıl içerisinde yeniden kota tahsisi yapılmaz (Mücbir sebep durumları hariç). Genel Müdürlük söz konusu ihracatçılara müteakip yılın kotalarından tahsis yapılmamasını da kararlaştırabilir.

ihracatçı Birliği tarafından, 5 (beş) nüsha olarak düzenlenen Kota Uygunluk Belgesinin 4 (dört) nüshası başvuru sahiplerine verilir. 3 üncü nüsha ihracat müsaadesini düzenleyen İhracatçı Birliğinde kalır. Başvuru sahipleri 4 üncü nüshayı ilgili gümrük idaresine, 5 inci nüshayı aracı bankaya tevdi eder. İhracatın gerçekleştirildiğine dair ilgili gümrük idaresince onaylı 1 inci nüshayı ise, fiili ihraç tarihinden itibaren Müsteşarlık tarafından belirlenecek süre içerisinde ilgili ihracatçı Birliğine iade eder.

Kota Uygunluk Belgesinin Aranması

Madde 9- Kota Uygunluk Belgesi, gümrük beyannamesi düzenlenmesi aşamasında ilgili ihracatçı Birliğince, fiili ihraç sırasında ilgili Gümrük İdaresince aranır. Kota Uygunluk Belgesine istinaden düzenlenecek gümrük beyannamelerinin süresi, Kota Uygunluk Belgelerinin geçerlilik süresinden fazla olamaz ve uzatılamaz.

Kota Uygunluk Belgesinde Değişiklik Yapılması

Madde 10- Miktar kotası uygulanması halinde fiili ihracat sırasında, malın birim fiyatının, toplam değerinin Kota Uygunluk Belgesinde kayıtlı birim fiyatını ve malın toplam değerini aşması, ihracatın yapılmasını engellemez. Ancak, Kota Uygunluk Belgesinde kayıtlı kotadan fazla ihracat yapılamaz. İhracatçı Birliklerinde kayda aldırılan gümrük beyannamelerinde kayıttan sonra sadece lehte fiyat değişikliği yapılabilecektir. Lehte fiyat değişikliği talepleri ilgili ihracatçı Birliğince sonuçlandırılır.

Kota Uygunluk Belgesinin Kaybedilmesi

Madde 11- Kota Uygunluk Belgesinin kaybedilmesi halinde, Belge sahibinin başvurusu üzerine, İhracatçı Birliğince üzerine "kaybından dolayı yeniden düzenlenmiştir" şeklinde şerh düşülerek, yeni Kota Uygunluk Belgesi düzenlenebilir. Bu durum, ilgili İhracatçı Birliğince Gümrük idarelerine bildirilir ve Kota Uygunluk Belgesinin aslıyla işlem yapılmaz.

Tarife Kontenjanı

Madde 12- Tarife kontenjanı kullanım usul ve esasları Müsteşarlık tarafından yayımlanacak Tebliğ ile düzenlenir.

Türkiye’den ihraç edilen ürünlere üçüncü ülkeler tarafından uygulanan tercihli tarifeden yararlanan maddelere ilişkin tarife kontenjanlarının kullanımı Müsteşarlıkça kota düzenlemelerine tabi tutulabilir.

Kota ve Tarife Kontenjanı Tahsislerinin Teminata Bağlanması

Madde 13- 95/7616 sayılı Karar çerçevesinde yapılacak kota ve/veya tarife kontenjanı tahsislerinde ihracatçılar adına düzenlenecek belgeler teminata bağlanabilir. Teminata bağlamaya ve teminat oranına Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan’ın teklifi ile Bakanlar Kurulu’nca karar verilir.

Sair Durumlar

Madde 14- İhracatta kota ve tarife kontenjanına ilişkin olarak Bu Yönetmelikte belirlenen konular dışında kalan hususlar 95/7616 sayılı Karar hükümleri çerçevesinde Müsteşarlıkça sonuçlandırılır.

Yönetmeliğin Uygulanması

Madde 15- Bu Yönetmelik’te yer alan hususlarla ilgili olarak uygulamaya yönelik Tebliğ çıkartmaya Müsteşarlık yetkilidir.

Uygulanacak Müeyyideler

Madde 16- Müsteşarlık Denetim Birimince;

a) Kota veya Tarife Kontenjanı konusu ihracat işlemlerine esas olan belgelerde tahrifat yapıldığının,

b) Sahte belge kullanıldığının,

c) Kota Uygunluk Belgesinin veya Tarife Kontenjanı Tahsisinin üçüncü kişilere devredildiğinin,

d) Kota Uygunluk Belgesi’nde belirlenen miktarın ve/veya değerin veya Tarife Kontenjanı Tahsisinin aşıldığının,

e) Verilen taahhütnamelere aykırı davranıldığının belirlenmesi durumunda, ihracat Rejimi Kararı’nda öngörülen müeyyidelerinden biri veya birkaçı uygulanabilir. Uygulanan müeyyidelerden firmanın uyarılması dışındakiler Resmi Gazete’de yayımlanır.

Yürürlük

Madde 17-Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer. Yürütme

Madde 18- Bu Yönetmeliği Dış Ticaret Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakan yürütür.

SERBEST KOTAYA MÜRACAAT ŞARTI:

Hassas tekstil ve konfeksiyon kategorilerinde sadece sanayici-ihracatçı firmalar serbest dağıtımlara müracaat edebilirler. Sanayici-ihracatçı firmaların müracaat edilen kategorideki mal cinsine ilişkin asgari 4 katı kurulu kapasite raporu, her ay 15 işçi (kategori 361 için 25 işçi) çalıştırmak üzere son 4 aylık SSK bildirimine göre toplam 60 işçi (kategori 361 için 100 işçi) çalıştırdığını ve bildirgenin asgari 1500 işgününü kapsadığını gösterir belge ile asgari 10 HP (kategori 361 için 20 HP) makine parkı bulunduğuna dair Sanayi ve Ticaret Odalarından alınmış rapor ve yeni kurulmuş firmalarda ise en az 4 ay önce kurulmuş olma şartı aranır.

Hassas olmayan kategorilerde serbest kota müracaatlarında sanayici-ihracatçı olma şartı aranmaz. Sadece hassas konfeksiyon kategorilerinde aylık dağıtıma geçildiğinde ve hassas tekstil kategorilerinin aylık dağıtımlarında dağıtılacak aylık kota miktarının dağıtıma başvuran firmaların çalıştırdıkları toplam işçi sayısına bölünmesi ile tespit edilen yeni katsayıların uygulanması yolu izlenerek işçi sayısı ile orantılı olarak firmalara kota tahsis edilecektir. Ancak bu aşamada, işçi sayısındaki 45 işçilik üst sınırı dikkate alınır ve tahsis edilen miktar o kategorideki azami limiti geçemez.

Hassas kategorilerde (kategori 361 ve 369-S hariç) firmaların serbest dağıtımlara başvurabilmeleri için past kotalarının belirli dönemlerde aşağıda yer alan oranlarda fiili ihracatın gerçekleştirdiğine dair belgeleri Birliklere ibraz etme şartı aranır.

PAST VE SERBESTTE ASGARİ MÜRACAAT FİYATLARI:

Tüm tekstil ve konfeksiyon kategorilerinde asgari ihraç fiyatları gerek görülmesi halinde ilgili Ortak Yönetim Kurullarınca yeniden belirlenebilecektir. Hassas olmayan kategorilerde asgari ihraç fiyatı uygulaması zorunluluğu bulunmamakta olup, yıl içinde oluşabilecek gelişmelere istinaden hassas kategori kapsamına alınması halinde, bu kategorilerde aşağıda belirtilen asgari ihraç fiyatları uygulanacaktır.

SERBEST KOTADA REALİZASYON VE KOTA BELGESİ

KAYDINI MÜTEAKİP İADE :

Tüm kategorilerde, kota belgesinde kayıtlı miktarın % 100′ünün fiili ihracatının yapılması gereklidir. Aksi takdirde, firma kota belgesinin geçerlilik süresinin bitiminden itibaren 3 (üç) ay serbest dağıtıma müracaat edememe cezası alır. Ancak, hassas kategorilerde firma gerçekleşmeyen kısma ait FOB tutarının % 1′i (bir) oranında nispi aidat yatırmak suretiyle ve kullanılmayan kısma ait orjinal belgelerin ibrazı şartıyla cezadan kurtulur.

Hassas olmayan tekstil ve konfeksiyon kategorilerinde tüm belgelerin iadesi kaydıyla herhangi bir ceza uygulanmaz.

Cezai müeyyideler (devir cezası hariç) uygulama dönemi ile sınırlı değildir.

SERBEST DAĞITIMDA YENİDEN KOTA ALMA :

Hassas olarak belirlenmiş tekstil ve konfeksiyon kategorilerinde, firmanın çalıştırdığı işçi sayısıyla orantılı olarak azami limitler kadar kota alan firmaya, yeni başvurusu halinde daha önce kayda aldırmış olduğu kota belgelerindeki miktarın ihracatı gerçekleştirilen kısmı kadar yeni kota tahsis edilir. Ancak bu limitler dahilinde onaylanan ve madde 20′de belirtilen ihraç süresi sona eren kota belgesindeki kayıtlı miktarların % 100′ünün fiili ihracatını Birliklere ibraz edemeyen firmalara o kategoride yeni kota tahsis edilmeyecektir. (Madde 16 hükümleri saklı kalmak kaydıyla). Kota belgesinde kayıtlı miktarın % 100′ünün yüklemesinin madde 20′de belirtilen sürede tamamladığını ispatlayan ve kullanılmayan kısma ait orijinal kota belgelerini Birliklere iade eden firmalar ise defalarca yeni talepte bulunabilir.

Hassas olmayan tekstil ve konfeksiyon kategorilerinde, azami limitler dahilinde kata belgesindeki kayıtlı miktarın %100′ünü süresi içinde fiili ihracatının gerçekleştirildiğine dair belgeleri ibraz edemeyen veya kullanamadığı kısma ait orijinal belgeleri iade edemeyen firmalara yeni kota tahsisatı yapılmaz.

SERBEST KOTADAN KAYDA ALDIRILAN KOTA BELGELERİNDE YAPILABİLECEK DEĞİŞİKLİKLER:

Tekstil ve Konfeksiyon kategorilerinde, serbest kotadan kayda aldırılan kota belgelerinde ihracatçı ve imalatçı değişikliği yapılamaz. Ancak, ihracatçı değişikliği,pay sahibi-imalatçı değişmemek kaydıyla, belgenin ihracatçısı imalatçısı ile aynı olacak şekilde değiştirilebilir. (Kota belgesindeki miktarın tamamı için)

Kota belgesinin kaydını müteakip vaki olacak ithalatçı değişikliği talepleri ilgili Birliklerce sonuçlandırılır. Asgari müracaat fiyatlarının altına inen aleyhte birim fiyat değişikliği konusundaki talepler, ilgili firmanın gerekçelerini kapsayan evrakına istinaden ilgili Yönetim Kurulunca sonuçlandırılır ve Ortak Yönetim Kuruluna bilgi verilir.

SERBEST DAĞITIMA MÜRACAAT EDENİN KİMLİĞİ:

Serbest dağıtımlara başvuruyu doğrudan firma yapabildiği gibi, genel veya özel vekaletnameye haiz kişiler de yapabilir.

KOTA BELGESİ SÜRESİ:

Tüm tekstil ve konfeksiyon kategorilerinde past performans bölümünden kayda bağlanmış kota belgelerinin süresi 90 gündür. Serbest bölümden kayda bağlanmış konfeksiyon kategorilerinde kota belgelerinin süresi 21 (yirmi bir) gün, tekstil kategorilerinde ise 90 (doksan) gündür. Tüm tekstil ve konfeksiyon kategorilerinde kota belgesinin süre sonunun resmi tatile rastlaması durumunda söz konusu süre belge süresini takip eden ilk iş günü akşamına kadar uzamış sayılır.

İHRACATIN PAST PERFORMANSA SAYILMASI

Hassas tekstil ve konfeksiyon kategorilerinde, gerek past gerekse serbest bölümden yapılan ihracatın, izleyen yıl past performans hesaplarında dikkate alınması için; Gümrük Beyannamesi üzerinde yüklemenin yapıldığı gümrükte son mührün vurulmasını müteakip, en geç bir ay içinde kapatılmış Gümrük Beyannamesi ile birlikte kota belgesi suretinin Birliklere ibrazı gerekmektedir. Hassas olmayan tekstil ve konfeksiyon kategorilerinde ise bu süre izleyen yılın Şubat ayı sonuna kadardır.

ÜRETİM SERBEST BÖLGELERİNDEN İHRACAT :

Üretim serbest bölgelerinden ABD ve Kanada’ya yönelik kısıtlamaya tabi tekstil ve konfeksiyon ürünleri ihracatında uygulanacak kota dağıtım esasları aşağıda yer almaktadır;

a) Üretim serbest bölgelerinden kotaya tabi mal ihracında yalnızca hassas olmayan kategorilerde serbest dağıtıma müracaat edilebilir. 2000 yılı,uygulama dönemi içerisinde bir kategorinin "hassas kategori" kapsamına alınması halinde serbest bölge kaynaklı ihracat yıllık kotanın % 50’sini aşamaz.

b) Madde 6 ve 14′de belirtilen şartlara haiz firmaların past performans haklarını kullanabilmelerini ve serbest dağıtımlara müracaat edebilmelerini teminen, ABD için vizeli fatura ve Kanada için ihracat Bilgi Belgesi almak üzere, ilgili kotanın Türk menşeli mal ihracatında kullanılacağına dair taahhüt şerhinin de yer aldığı bir kullandırım dilekçesi ile ihracatçı Birliklerine başvurulur.

c) Kaydı metaakip ihraç süresi içinde ihracatın gerçekleştirildiğini teyit amacıyla, malların çıkışının yapıldığını gösterir Serbest Bölge Gümrük Müdürlüğü’nce tasdikli kota belgesi, Serbest Bölge İşlem Formu, Menşe Şahadetnamesi ve Ekspertiz raporunun genel hükümler çerçevesinde belirtilen sürede Birliğe ibrazı halinde ihracat, 2001 yılı past performans hesabında dikkate alınır.

d) Bu şekilde yapılacak ihracatın % 50’si 2001 yılı past performans hesabında dikkate alınır, past performans hesabı genel hükümler çerçevesinde yapılır.

e) Türkiye serbest bölgelerinde gördüğü işlem veya değişikliği müteakip, bu bölgelerden çıkartılacak malın menşei; malın %100 oranında değer artışına uğratılmış olması yani serbest bölge çıkış FOB fiyatının en az %50’sinin. Türkiye serbest bölgelerinde veya ülkemizde yaratılmış olması yada söz konusu malın GTİP’ında değişiklik olması kriterlerinden yalnız biri dikkate alınarak tayin edilir. Bu husus ilgili oda eksperlerince düzenlenecek bir rapor ile de teyit edilir.

f) (c) ve (e) şıkları çerçevesinde menşe şahadetnamesinin ilgili Birliğe ibraz edilmemesi veya ibraz edilen belgenin (e) şıkkında belirtilen kriterlere uygun olmadığının tespiti halinde, ilgili firmalara yürürlükte bulunan İhracat Rejim Kararı’nda belirtilen müeyyideler uygulanır.

g) Üçüncü ülke menşeli malların ülkemiz kotalarının kullanılması suretiyle ihracına izin verilmez.

h) Yukarıda belirtilmeyen hususlarda genel esaslara ilişkin hükümler geçirlidir.

MUNZAM AİDAT :

Gerek past, gerekse serbest bölümden kota belgesinin kayda alınması sırasında FOB döviz değerinin belge tasdik tarihindeki T.C. Merkez Bankası döviz alış kuru üzerinden TL. karşılığının % 0.05 (binde yarım) oranında munzam aidat nakden tahsil edilir. Tahsil edilen munzam aidatlar Ortak Fon Hesabında toplanır ve ancak Müsteşarlığın talimatıyla kullanılabilir.

CEZAİ MÜEYYİDELER VE BİRLİKLERİN KONTROLÜ :

Firmaların ihracatlarına ilişkin Gümrük Beyannameleri’nde, vizeli fatura veya İhracat Bilgi Belgeleri’nde tasdik edilen imalatçıdan farklı imalatçı bulunması halinde söz konusu belge ile ilgili olarak 2001 yılında past tahakkuk ettirilemez. Belge serbest kota kapsamında ise, firma bu durumun tespitini takip eden 3 ay boyunca serbest dağıtıma kabul edilmez.

Gerekli görüldüğü hallerde, firmaların Kota Dağıtım Esasları dahilinde Birliklere ibraz ettikleri belgelerin ve beyanlarının doğruluğu, gerek firma mahallinde gerekse belgeleri düzenleyen ilgili kurumlarla temasa geçilerek Birliklerce kontrol edilir.

Bu kontroller sonucunda firmaların,

- Belgelerde tahrifat yaptıkları,

- Gerçeğe aykırı belge ibraz ettikleri,

- Yanıltıcı beyanda bulundukları hususlarının tespiti halinde Yönetim Kurullarınca,

- Firmanın mevcut past kotalarının süreli veya süresiz olarak dondurulması ve/veya iptali,

PAST PERFORMANSTAN ONAYLANAN KOTA BELGELER YAPILABİLECEK DEĞİŞİKLİKLER :

Tüm tekstil ve konfeksiyon kategorilerinde, past performans bölümden kayda aldırılan kota belgelerinde;

-İmalatçı değişikliği, pay sahibi değişmemek kaydıyla belgedeki miktarın tamamı için yapılabilir.

-İhracatçı değişikliği ise; pay sahibi değişmemek kaydıyla, belgenin ihracatçısı imalatçısı ile aynı olacak şekilde belgede değişiklik yapılabilir.

-İthalatçı değişikliği sınırsız olarak yapılabilir.

-Fiyat değişikliği, asgari ihraç fiyatlarının altına inmemek kaydıyla, leyhte ve aleyhte yapılabilir.

KULLANILMAYACAK PAST PERFORMANS KOTALARIN BİRLİĞE İADESİ :

Past performans bölümden pay alan firmalar kayda aldırmadıktan past performans haklarını 1Ocak - 28 Haziran 2002 İhracatçı Birliğine iade ederse, iade edilen kotanın % 50’si fiili ihracatı gerçekleştirilmiş gibi izleyen sene past performans hesabı Haziran 2002 tarihinden sonraki iadeler için herhangi bir past performans hakkı doğmaz.(Madde 8 hükümleri saklı kalmak kaydı)

SERBESTTEN KAYDA ALDIRILAN KOTA BELGELERİNDE YAPILABİLECEK DEĞİŞİKLİKLER :

Tüm tekstil ve konfeksiyon kategorilerinde, serbestten kayda aldırılan kota belgelerinde;

-İmalatçı değişikliği yapılamaz.

-ihracatçı değişikliği, pay sahibi-imalatçı değişmemek kaydıyla, belgenin ihracatçısı imalatçısı ite aynı olacak seki değiştirilebilir. (Kota belgesindeki miktarın tamamı için)

-ithalatçı değişikliği sınırsız olarak yapılabilir.

Ancak, tekstil ve konfeksiyon kategorilerinde serbest kota doluluk oranının %70′e ulaşması halinde kayda bağlanan kota belge yapılamaz.

-Asgari ihraç fiyatlarının altına inmemek kaydıyla leyhte ve aleyhte fiyat değişikliği yapılır.

SERBEST DAĞITIMA MÜRACAAT EDENİN KİMLİĞİ :

Serbest dağıtımlara başvuruyu doğrudan firma yapabildiği gibi, genel veya özel vekaletnameye haiz kişiler de yapabilir.

KOTA BELGESİ SÜRESİ :

Past Performans Kota Belge Süresi:

Tüm tekstil ve konfeksiyon kategorilerinde past performans bölümden kayda bağlanmış kota belgelerinin süresi; 90 gündür.

KOTA BELGESİ (ABD İÇİN VİZELİ FATURA, KANADA İÇİN İHRACAT BİLGİ BELGESİ) :

ABD Tekstil ve Hazır Giyim Anlaşması kapsamında bulunan tüm kategorilerde gönderilecek her ihracat partisinde, ABD ülkemiz ite ABD arasında imzalanmış mevcut Vize Anlaşması uyarınca vize aranmakta olup, tüm anlaşmalı kategorilerde öncesinde îhracatçı Birliklerince, Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın 27.1.1987 tarih ve 341 sayılı talimatı uyarınca vize verme işlemi yerine getirilecektir.

Kanada Anlaşması kapsamında bulunan tüm kategorilerde gönderilecek her ihracat partisinde. Kanada Gümrük Makamlarınca ülkemiz ve Kanada arasında mevcut Anlaşma uyarınca ihracat Bilgi Belgesi aranmakta olup, tüm anlaşmalı kategorilerde yapılacak her yüklen Birliklerince Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın Kanada’ya yönelik Bilgi Belgesi konusundaki 8.6.1987 tarih ve 2399 sayılı talimatı üye düzenlenir.

CEZAİ MÜEYYİDELER VE BİRLİKLERİN KONTROLÜ :

Firmaların ihracatlarına ilişkin Gümrük Beyannamelerinde, Vizeli Fatura veya ihracat Bilgi Belgeleri’nde tasdik edilen ima bulunması halinde söz konusu belge ile ilgili olarak 2003 yılında past tahakkuk ettirilmez. Belge serbest kota kapsamında ise durumun tespitini takip eden 3 ay boyunca serbest dağıtıma kabul edilmez.

Gerekli görüldüğü hallerde, firmaların Kota Dağıtım Esasla n dahilinde Birliklere ibraz ettikleri belgelerin ve beyanlarının c mahallinde gerekse belgeleri düzenleyen ilgili kurumlarla temasa geçilerek Birliklerce kontrol edilir.

Bu kontroller sonucunda firmaların, Belgelerde tahrifat yaptıktan,

- Gerçeğe aykırı belge ibraz ettikleri,

- Yanıltıcı beyanda bulundukları hususlarının tespiti halinde yönetim kurullarınca,

- Firmanın mevcut past kotalarının süreli veya süresiz olarak dondurulması ve/veya iptali,

- Firmanın serbest dağıtımlara süreli veya süresiz kabul edilmemesi, cezalarının bir veya birkaçı uygulanır.

Bu durumun tespit edilmesi halinde konu İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliklerince Cumhuriyet Savcılıklarına intikal ettirilir.

DAĞITIMLARA İLİŞKİN OLARAK BİRLİKLERCE YAPILMASI GEREKENLER :

Kotaların serbest bölümünden yapılan tahsisleri konusunda, Birlikler sürekli olarak temasta bulunur ve tahsisat miktarı %90′a ulaştığında kotanın aşılmamasını teminen daha sıkı koordinasyon sağlanır ve kota miktarının sonuna ulaşıldığında dağıtım durdurularak, keyfiyet Koordinatör Birliklerce Müsteşarlığa bildirilir.

Aylık Dağıtım yapılan hassas kategorilerde, serbest bölümden yapılan her dağıtımda müracaat miktarları ile firmalara tahsis edilen miktarlar Müsteşarlığa bildirilir ve durum üyelere duyurulur.

Tüm kategorilerde yapılan tahsis ve fiili ihracata ilişkin istatistik! bilgiler haftalık olarak, izleyen hafta Perşembe günü Türkiye genelini gösterir şekilde Koordinatör Birlikçe Müsteşarlığa iletilir ve ayrıca tüm Birliklerce ilan edilir.

Tüm kategorilere dahil maddeler için tespit edilen kotalar dahilinde yapılacak ihracatın denetimi, mevcut kayıt sistemi çerçevesinde sürdürülür. Kota tahsisleri ile bu kotaların kullandırılmasına yönelik işlemler, İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon, Denizli Tekstil ve Konfeksiyon, Ege, Akdeniz, Uludağ, Antalya ve Güneydoğu Anadolu İhracatçı Birlikleri Genel Sekreterliklerince; Koordinatör İhracatçı Birliği Genel Sekreterliğinin koordinasyonu altında, ilgili Genel Sekreterliğin yetki ve sorumlulukları içerisinde yürütülür.

Uygulama dönemi içerisinde, Ortak Yönetim Kurulu Kararına istinaden 2002 Yılı Kota Dağıtım Sistemine ilişkin olarak yapılması talep edilen değişiklikler Müsteşarlıkça sonuçlandırılacak olup, sonuçlandırılmasını müteakip 15 gün içerisinde yürürlüğe girer, talep edilen değişiklikler bu süre dikkate alınarak yapılır ve üyeler sirküler yoluyla, gerektiğinde gazete ilanı ile değişiklikler hususunda bilgilendirilir.

Yukarıda bahse konu, İhracatçı Birliklerince yapılacak kotaların dağıtımı ve kullandırılmasına yönelik işlemlerin izlenmesi amacıyla İhracat Genel Müdürlüğü’nün uygun göreceği personel gerekli görülebilecek zamanlarda ilgili Birliklerde inceleme yapabilir.

KOTALARIN SOSYAL MALİYETİ

Gümrük tarifelerinin dışında uluslar arası serbest ticarete getirilen bir diğer engelde kotalardır. Kota, bir ülkenin belirli bazı mallarda bir yıl içerisinde ithal edilebilecek mal miktarına getirdiği sınırlamadır. Bir malın ithalatına getirilen kotanın o mala ilişkin uluslar arası ticareti, o malın üretimini ve fiyatını etkilediğini görebilmek için bir örnek ele alalım:

Türkiye’nin bir yıl içerisinde İsviçre’den ithal edebilecek saat miktarını 6 milyon adetle sınırlandırdığını kabul edelim. Kotanın yürürlüğe girmesinden önce saatin fiyatı 10 TL (veya 30 İsviçre Frangı) ve İsviçre’den ithal edilen saat miktarı 10 milyon adet iken, getirilen kota Türkiye’nin İsviçre’den ithal edebileceği saat miktarı 6 milyon adetle sınırlandırmaktadır.

YÜRÜRLÜĞE KONAN KOTALARIN ULUSLARARASI TİCARET ÜZERİNDEKİ ETKİSİ NEDİR?

Hem gümrük tarifeleri hem de ithalat kotaları uluslar arası ticaret hacmini daraltmakta, fiyatları yükseltmekte, yerli sektörü dış rekabetten korumakta ve bir bütün olarak ülkenin yaşam standardını düşürmektedir. Bir çok durumda kota uygulaması yerli sektörün tamamıyla yabancı rekabetten kurtulmasına neden olur. Bunun dışında yasaklayıcı olmayan bir gümrük tarifesi devlete bir getir bırakırken kota uygulanması durumunda devlet hiçbir gelir elde edememektedir.

TÜRKİYE’DE UYGULANAN KOTALAR

ABD ve Kanada’ya yönelik kısıtlamaya tabi tekstil ve konfeksiyon ürünleri ihracatında 2000 yılında uygulanacak "Kota Dağıtım Sistemi Esaslarının;

3 üncü maddesi, "Tekstil ve konfeksiyon kategorilerinin hepsinde past performans hesabının tamamı miktar üzerinden yapılır.

2000 yılı uygulama döneminde kategori 338/339/638/639-S ve 351/651′de serbest bölümden 54 dolar/dz’nin altında kayda bağlanan kota belgeleri 2001 yılı past performans hesabında dikkate alınmaz. Ayrıca, kategori 338/339/638/639-S’te serbest bölümden 54 dolar/dz’nin üzerinde kayda bağlanan kota belgelerinin ise %40 oranında past performans tahakkuk ettirilir."

8′inci maddesi, "Tüm kategorilerde past performans bölümden pay alan firmalar kayda aldırmadıkları past performans haklarını 1 Ocak -30 Haziran 2000 tarihleri arasında ilgili İhracatçı Birliğine iade ederlerse, iade edilen kotanın % 50’si fiili ihracat gerçekleştirilmiş gibi izleyen sene past performans hesabında dikkate alınır. 30 Haziran 2000 tarihinden sonraki iadeler için herhangi bir past performans hakkı doğmaz.(9 uncu madde hükümleri saklı kalmak kaydıyla.)"

11′inci maddesi, "Tekstil ve konfeksiyon hassas kategorilerinde past performans bölümden kayda aldırılan kota belgeleri, kayda alındığı ay içerisinde, orijinalinin iadesi ve kullanılmadığın belgelenmesi kaydıyla iade edilebilir ve iadeye konu kotanın tamamı firmaya bilahare kullandırılır. (kategori 361 ve 369-S hariç) Kayda alınan aydan sonra iade yapılması halinde ise, iade edilen miktar serbest havuza döner, ihraç süresinin dışında iade yapılması halinde ise, iade edilen miktar serbest havuza döner ve iade edilen miktarın üç katı, firmanın 2001 yılı past performans kotasından düşülür. Hassas olmayan kategorilerde ise past performans ihraç süresi içerisinde iade edilen miktar firmanın past performans kotasına döner, past performans ihraç süresinden sonra iade edilen miktar serbest havuza döner."

12 inci maddesinin son paragrafında yer alan “tüm kategorilerinde bu tarihten başlayarak her gün bakiyelerin duyurulması şartıyla serbest dağıtımlar sürekli bakiye dağıtımı şeklinde yapılacak olup kayda bağlanan belgelerde yükleme süresi 21 gündür”ifadesi “ Tüm kategorilerde bu tarihten başlayarak her gün bakiyelerin duyurulması şartıyla serbest dağıtımlar sürekli bakiye dağıtımı şeklinde yapılacaktır.

Öyleyse elimizi kolumuzu bağlayan bir engel değil?

Zaman zaman bizi sıkıştırmıştır. bu doğru ama ihracatı çok kısıtladığı da söylenemez. Yine de bir takım teknik sorunlar çıkardığı kesin. Bugüne kadar hiç kimse kotasızlıktan mal yollayamaz durumda olmamıştır. Onun dışında bizim asıl başka sorunlarımız var. Örneğin üretim maliyetlerinin yüksekliği daha büyük sorun. Marka desteği, pazarlama desteği sağlanması lazım. Kotadan daha çok tartışmamız gerekenler bunlar olmalı.

Kemal Akın, şube şefi arkadaşları Günay Demirtaş ve Aysun Çiftçi ile birlikte.

Kota dağıtım yetkisi kimde?

Hükümetler arası yapılan anlaşmalar gereği yetki Devlet Bakanlığında onun adına da Diş Ticaret Müsteşarlığı yetkili.DTM’da bu konuda ITKIB’i görevlendirmiş. Yani koordinatör biziz. Türkiye geneli kota dağıtımı, raporlanması, fiili ihracatın düzenlenmesi gibi faaliyetleri de biz yapıyoruz.

Dağıtım kriterleri nasıl belirleniyor?

Her yılın ikinci yarısından itibaren gelecek yıla ilişkin çalışmalar baslar. Bu yıl da böyle olmuştur. Temmuz -Ağustos aylarında alt komiteler toplanır, sistemin aksayan yönleri belirlenir böylece alt yapı hazırlanır. Ekim -Kasım gibi Müsteşarlığa, onaylanmak üzere iletilir. Uygun görülürse sektöre bildirilir. Birlikler bu kriterleri belirlerken sürekli sektörle temas halinde olmaya dikkat etmiştir.

Uygulamada karşılaştığınız en büyük güçlük nedir?

Kotanın bir teknik engel olduğunu konuşmuştuk, kota dağıtım talimatlarını bakın 30-40 maddelik detaylar içeriyor. Kısıtlı bir miktarı homojen olmayan bir topluluğa dağıtıyorsunuz hepside ayni havuzdan kota almak durumunda hatta ayni alanda faaliyet gösteren firmalar bile homojen değil, pantolonu ele alin örmecisi, dokumacısı var. Böyle olunca zaman zaman problem oluyor. Ayrıca Firmalar uygulamalarında GB sonrası ihracat departmanlarını kapattılar veya küçülttüler. Bu isi müşavirlerine bıraktılar ya da bir kişiyi görevlendirdiler. Fakat isin içine kota girince işlemlerini yetiştirememeye başladılar. Eğer kuryelerine bırakmışlar ise genelde yeterli duyarlılık gösterilememiş.

Süreli olaylar bunlar, çok dikkat edilmesi lazım. Bilhassa hassas kategorilerde hassas olunması şart. Çünkü kotalı ihracat özellikle bazı kategorilerde çok teknik.

Bu teknik isi yapacak teknik donanımınız ve personeliniz yeterli mi?

Bizim teknik olarak hiçbir eksikliğimiz yok, personel olarak da öyle. Türkiye geneline tek bir merkezden bu hizmeti vermemize rağmen çok sağlıklı bir yapılanmaya sahibiz.

Düzelti: Geçtiğimiz sayıda ITKIB Genel Sekreter Yardımcıları ile yapılan röportajda "ITKIB” devlete bağlı olmakla birlikte yönetim kurulları ile özel sektöre de yakın, bu durum çalışma koşullarını nasıl etkiliyor?’ seklindeki soruda Sami Kurt’a ait cevap "Yüzde 75 devlet yüzde 25 özel sektör" olarak yanlış dizilmiştir. Doğrusu "yüzde 75 özel sektör, yüzde 25 devlet mantığında çalışıyoruz" olacaktır. Düzeltir, Özür dileriz.

ITKIB Kotalı işlemler Uygulama Şube Müdürü Kemal Akın Her sabah kota kalktı haberleriyle uyanıyoruz

Hazır giyim sektörü dendiğinde akla ilk gelen kelime kota olsa gerek, Amerika’nın iç pazarını korumak gerekçesiyle tüm dünyada uyguladığı bu kısıtlamalar kimine göre bir öcü, kimine göre ise dünya ticaretinde bir denge unsuru. Tüm Türkiye’ye tek merkezden bu kotaları dağıtan birimin Müdürü Kemal Akın’a göre ise daha öncelikli sorunlarımız var.

Bu şubede hangi işlemler yapılıyor?

Amerika ve Kanada’ya yönelik Türkiye genelinde kotaların dağıtımını organizasyonu ile kotalı tekstil, konfeksiyon belgelerinin kayıtlarını yapıyoruz.

Ayrıca konfeksiyon ve hazır giyim ürünlerine ilişkin gümrük idarelerinden intikal ettirilen kıymet araştırma işlemleri sonuçlandırılıyor.

Kaç kişiyle veriliyor bu hizmet?

Ben ve iki şef arkadaşımla birlikte 12 kişi çalışıyor. Diğer şubelerle kıyaslandığında büyük bir şube diyebiliriz.

2005′ten sonra bu şube ne is yapacak?

2005 aslında bir sembol, buna sendrom da diyorlar, Gümrük Birliği’ne girerken de bu tartışmalar yaşanmıştı.2005′te tüm dünyada kotalar kalksa bile bizim için her şey bitmeyecek. Başka tarife dişi engeller çıkacak Dünya ticaretine yön veren yeni kısıtlamalar mutlaka olacaktır.

Kotalar dünya ticaretinde neyi belirtiyor?

Kotalar ABD, Kanada gibi ülkelerin kendi iç pazarlarını korumak amacıyla uyguladıkları kısıtlamalar. Ancak dünya libaralizminin basını çeken bu ülkelerin söylemleriyle karşılaştırıldığında kota kavramını anlamak çok mümkün değil.

Eğer küresel bir dünyaya doğru gidiyorsak, kotalar dünya ticaretinin önünde ciddi bir engel. Üstelik kotaları belirlerken ticaret dişi bazı unsurlarda dikkat çekiyor. Örneğin bazı ülkelere ayrıcalıklar tanınmış, bazılarıyla tercihli anlaşma yapılmış, sonra gelmiş bizi kısıtlamış.

ABD’nin kota uyguladığı ülkeler içinde Türkiye’nin durumu nasıl, avantajlı bir konumda mi?

ABD’nin Türkiye’den ithalatı toplam ithalat potansiyeli içinde yüzde l. 5, bilmiyorum artık bunu nasıl değerlendirmek lazım. Halbuki bizim üretebilecek gücümüz var orada hazır müşterimiz de var, çok daha fazlasını gönderebiliriz aslında.

2005′ten sonra kotasız bir dünyada Dengeler yeniden oluşacak…

Türkiye’nin ihraç kalemleri arasında en önemli yere sahip olan tekstil ve konfeksiyon ihracatının da can damarını ABD teşkil etmektedir. Dünyanın en büyük ve cazip alicisi durumunda olan ABD’nin kendi iç pazarını korumak amacıyla uyguladığı kotalar yulardır dünyanın pek çok ülkesinde olduğu gibi ülkemizde de sorun yaratmaktadır. Gerçekleştirilen bu büyük arzın karşısındaki sinirli talep, hep tartışma konusu olmuş,kotalar bir gün kalksa Amerikan pazarının kısa süre içinde ele geçirilebileceği fikri yerleşmiştir dışardan bakanların kafalarına. Daha yılın ilk aylarında dolan pantolon gibi kategorilerde bu görüş doğru gibi görünse de tüm kategorilerde olaya bakıldığında durumun tam da böyle olduğu söylenemez.

Amerika pazarının fiyata karşı gösterdiği hassasiyet ve ekonomik sebeplerin dışında bazı bölge ve ülkelere tanıdığı ayrıcalıklar bu kez kotalardan da büyük sorunlar yaratabilir ülkemiz için.İşte 2005 yılının yaklaşmasıyla daha sık tartışılmaya başlayan kotasız ticaretin önemli açmazı da burada gizlidir.

Yıllar içinde üretim ve pazarlamada belirli bir kalite tutturmuş olan Türk tekstil ve konfeksiyon sektörü uzun zamandır ülkenin içinde bulunduğu genel ekonomik sorunlara bağlı olarak ciddi derecede kan kaybetmiştir. Kotaların kalkmasından sonra pazar mücadelesi vereceği ülkelere göre son derece yüksek isçilik maliyetleri ve dünyanın hiçbir ülkesinde görülmemiş son derecede pahalı enerji girdileri ile zorlanan Türkiye, maalesef SSK gibi KDV gibi bürokratik sorunlarla da mücadele etmektedir.

Kotaların kalkması ve tek belirleyenin büyük ölçüde fiyat olmasıyla bu sorunlar eskisinden daha etkili bir şekilde hissedilecektir.

Bu yüksek maliyet ile kotasız bir Amerika pazarında Uzak Doğu ülkelerine karşı tutunmak hiç de kolay olmayacaktır. Kotaların kalkmasından sonra yaşanabilecek olumsuzlukları böylece saydıktan sonra önemli bir avantaja da değinmek gereklidir. Türkiye söz konusu Uzak Doğu ülkelerine karşı belirgin bir kalitede mal ve hizmet üretmektedir. Moda marka kavramına ağırlık vererek, tek avantajı fiyat olan ülkelere karşı önemli bir üstünlük sağlayabileceği de açıktır. Unutmamak gerekir ki sahip olduğu deneyim ve büyük potansiyelle Türkiye, rekabet koşulları yeniden sağlandığında ve devletten gerekli desteği aldığında kotasız bir pazarda da tutunacak güce sahiptir ancak kotalar kalktıktan sonra durum hiç de zannedildiği gibi güllük gülistanlık olmayacaktır.

Bir an kotaların olmadığını farz edelim sektörün durumu ne olurdu?

Kota bir engel ama tartışıldığı kadar olmasa gerek. Bir anlamda disipline eder bir tarafı da var. Zaman, zaman kalkmasın diyen insanlarla da karsılaşıyoruz. Tabii bir de rakiplerimiz açısından bakmak lazım. Çin’e de bu kotalar uygulanıyor, bu da bizim için bir denge anlamına geliyor. Olaya ürün açısından değil biraz bürokratik açıdan bakarsak asil zorluk burada ortaya çıkıyor. Zaten sistemin işleyişini zorlaştıran bir bürokrasi varken bir de buna yeterince karmaşık olan kota bürokrasisi giriyor.

Kaç kategoride kota uygulanıyor?

Tekstil ve konfeksiyonda 40-50′nin üzerinde kategoride kota uygulanıyor. Biz bunların 5-6 tanesinde zorlanıyoruz yani hassas kategori olarak görüyoruz. Gömleği yüzde 20-28 oranında doldururken pantolonda çok ciddi bir sıkışıklık içindeyiz.

Türkiye’de tekstil sektörünün gelişmesi açısından bakıldığında kotaların kalkması ile ihracatın artacağı görünen bir gerçektir. Tüm sat inal ma ofisleri faaliyete geçtikleri yıldan itibaren alim süreçlerinde her yıl siparişlerini hedefledikleri büyüme payı doğrultusunda belirler. 2001 yılı için ne yazık ki kota problemleri yüzünden bu büyüme payı gerçekleştirilememektedir. Kota probleminin üstesinden gelinebildiğinde tekstil sektöründe büyük gelişmeler yaşanacak ve ihracat artacaktır.Düşük fîyatlı mallar ile tüketilen kotalar nedeniyle yüksek fîyatlı mallar bazında siparişler yüklenememektedir. Tüm kategorilerde yılın ikinci yarısında yaşanan ambargolar sonucunda Türkiye pazarından yapılacak alımlar farklı ülkelerde değerlendirmeye alınmaktadır. Türkiye’de tekstil sektörü yurtdışındaki rakipleri ile fiyat, kalite ve üretim hızı yönünden rekabet etmeye çabalarken, kota engelinin ortadan kalkması doğal olarak ihracat miktarını artıracaktır. Teknolojinin durmaksızın ilerlediği sektörde yapılacak atılımlar zamanında gerçekleştirildiğinde anlam taşırlar. Rakiplerimiz teknolojik açıdan durmaksızın ilerlerken ülkemizde üreticiler bas etmeleri gereken problemler nedeniyle bu yenilenmeyi takip edemeyecek duruma gelmişlerdir. Sivil toplum örgütleri lobi faaliyetleri ile kotaların kaldırılması konusunda daha fazla çaba ve faaliyet göstermelidirler.

Tarla Ürünlerinin Ekilen Alan İle Üretim Ve Verimi

Salı, 06 Kasım 2007

TARLA ÜRÜNLERİNİN EKİLEN ALAN İLE ÜRETİM VE VERİMİ

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Çamlıyayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Buğday 19.475 9.738 2.249 3.895 1.714 16.573 17,528 14.606 54.550

Arpa 6.450 2.500 320 370 850 4.150 900 5.800 4.600

Çavdar 50 390 — — — 50 — — —

Mısır (Done) 439 52 — 79 — 26 — 48 28.920

Pirinç 580 — — — — — — — —

Toplam 26.994 12.680 2.569 4.344 2.564 20.799 18.428 20.454 88.070

1- Tahıllarda Ekili Alan ( Hektar) :

Tahıllardan buğdayın içel ili ve ilçelerindeki ekili alanı 142.856 hektardır. Silifkenin bu toplam içindeki oranı % 13.63’lük dilimi oluşturmaktadır. Tarsusta buğdayın ekilen alanı 54.550 hektar ile birinci sırayı oluşturmaktadır. Silifke 19.475 hektarla ikinci sıradadır.

Arpanın ekilen alanı içel ili ve ilçelerindedeki toplamı 28.516 hektardır. Silifke bu toplam içindeki payı %22.61’lik oranını oluşturmaktadır. Silifke de arpada ekilen alanda 6.450 hektar ile birinci sırayı alırken 5.800 hektar ile Mut ikinci sırayı almaktadır.

Çavdarda ekilen alanda en fazla 390 hektar ile Anamur birinci sırayı alır 50 hektarlık ekiln alan ile Silifke ve Erdemli ikinci sırayı alırken diğer ilçelerde ekilen alan yoktur.

Mısırda ekilen alanda içel ili ve ilçelerindeki toplamı 38.272 hektardır. Silifkenin bu toplam içindeki payı %1.14’lük bir oranı oluşturmaktadır. En fazla ekilen alan 28.920 hektare ile Tarsus olurken 439 hektar ile silifke Tarsus’su takip etmektedir.

Pirinç sadece Silifkede ekilmektedir 580 hektarlık ekilen alanı oluşturmaktadır.

Tahıllardaki ekilen alan toplamı Silifkenin 26.994 hektardır. Tarsus ekili alanda 88.070 hektar ile birinci sırayı alırken Silifke ikinci sırayı almaktadır.

Tahıllar - Üretim (Ton)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Çamlıyayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Buğday 39.553 17.579 2.966 3.516 1.981 19.448 25.314 21.095 221.338

Arpa 10.227 3.964 476 367 1.189 4.935 1.249 9.196 13.675

Çavdar 74 635 — — — 44 — — —

Mısır (Done) 2.187 104 — 49 — 106 — 0 195.368

Pirinç 1.326 — — — — — — —

Toplam 53.367 22.282 3.442 3.932 3.170 24.533 26.563 30.291 430.381

Mersin ilçelerinde en fazla buğday üretimini 221.338 tonla Tarsus ilçesi, ikinci sırayı 39.553 tonla Silifke ilçesi, üçüncü sırayı 25.314 tonla Gülnar ilçesi oluşturmaktadır. Mersin ilindeki toplam buğday üretimi 368.094 ton olup, Silifke ilçesinini il genelindeki oranı % 0.97’lik payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinden en fazla Arpa üretimi 13.675 tonla tarsus ilçesi, ikinci sırayı 10.227 tonla Silifke ilçesi ve üçüncü sırayı 9.196 tonla Mut ilçesi oluşturmaktadır.mersin ilindeki toplam arpa üretimi 51.719 ton olup, Silifke ilçesinin il genelindeki oranı % 19.77’lik payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinden en fazla Mısır üretimini 195.368 tonla Tarsus ilçesi, ikinci sırayı 2.187 tonla Silifke ilçesi ve üçüncü sırayı 106 tonla Erdemli ilçesi oluşturmaktadır. Mersin ilindeki toplam Mısır üretimi 224.261 ton olup, Silifke ilçesinin il genelindeki oranı % 0.97’lik payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinde en fazla çavdar üretimini 635 tonla Anamur ilçesi, ikinci sırayı 74 tonla Silifke ilçesi ve üçüncü sırayı 44 tonla Erdemli ilçesi oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinde en fazla pirinç üretimini 1.326 tonla Silifke ilçesi oluşturmaktadır. Diğer ilçelerde pirinç üretimi yapılmamaktadır.

Tahıllar - Verim ( Kg / Hek )

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Çamlıyayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Buğday 2.031 1.805 1.319 903 1.263 1.173 1.144 1.444 4.062

Arpa 1.586 1.586 1.488 992 1.486 1.189 1.388 1.586 2.973

Çavdar 1.480 1.628 — — — 880 — — —

Mısır (Done) 4.982 2.000 — 620 — 4.077 — 0 6.755

Pirinç 2.286 — — — — — — — —

Toplam 12.364 7.019 2.806 2.515 2.750 7.319 2.832 3.030 14.790

Tahıllardan buğdayın içel ili ve ilçeleri verimi hektara düşen oranı 17672 kg/hek’dır. Silifkenin ise içel ilindeki bu toplam miktar içindeki oranına göre Tarsus ilçesi birinci sırayı oluştururken Silifjke ikinci sırayı oluşturmaktadır bu ise 2031 kg/hek’dır.

Arpanın içel il ve ilçelerideki verimi hektara düşen oranı 16850 kg’dır. Silifkenin ise içel ilindeki bu toplam miktarı içindeki oranı % 9.41’lik dilimini oluşturur. Arpa verimi en fazla olan ilçe ise 2973 kg/hek ile Tarsus birinci sırayı almaktadır.

Çavdarda Silifkenin verimi 1480 kg7hek’dır. Anamur ise 1628 kg/hek ile verimi Silifkeden ve diğer ilçelerden daha fazla olan ilçedir.

Mısırın içel ili ve ilçelerindeki verimi 27.142 kg/hek’dır. Silifkenin bu toplam içindeki oranı % 18.35’lik dilimini oluşturmaktadır. Mısır üretimindeki en yüksek verimi ise 6755 kg/hek ile Tarsus birinci sıradadır.

Pirinç üretimi içel ili ve ilçeleri olarak bakıldığında sadece Silifkede 2286 kg/hek’lık verim şeklinde olmaktadır.Slifkenin bu tahıllardaki toplam verimi 12.364 kg/hek’dır. Tarsus 14.790 ile birinci sırayı almaktadır.

Baklagillerde Ekili Alan ( Hektar)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Çamlıyayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Nohut 10.520 680 1.000 1.300 54 5.000 8.500 1.870 800

K.Fasulye 50 35 15 — 10 12 — 50 —

Y.Mercimek 95 15 5 — 10 3 — 2 25

Fiğ (Done) 20 — — — 10 — — 50 110

Toplam 10.685 730 1.020 1.300 84 5.015 8.500 1.972 935

Baklagillerden nohutun içel ili ilçelerindeki toplam ekili alanı 30.524 hektardır. Silifkenin bu toplam içindeki oranı % 34.46’lık dilimini oluşturmaktadır.bu toplam içindeki en fazla ekili alana Silifke sahiptir.

Fasulyenin içel ili ilçelerindeki toplam ekili alanı 1172 hektardır. Silifkenin bu toplam içindeki oranı % 4.26’dır. Fasulyedeki en fazla ekili alana 50hektear ile Silifke ilçesi ile Mut ilçesi sahiptir.

Mercimekteki içel ili ilçelerinideki toplam ekili alanı 955 hektardır. Silifkenin bu toplam içindeki oranı %9.94’dür. mercimekteki en fazla alana 95 hektar ile Silifke ilçesi sahiptir.

Fiğ’in Silifkedeki ekili alanı 20 hektardır. Fakat Tarsus ilçesi 110 hektar ile içel ili ilçelerindeki en fazla ekili alana sahiptir.

Baklagillerdeki Silifkenin toplam ekili alanı 10.685 hektar ile içel ili ilçelerinde birinci sırayı alır.

Baklagiller Üretim ( Ton )

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Çamlıyayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Nohut 4.208 554 800 910 40 4.500 3.400 1.122 200

Fasulye (Kuru) 50 70 19 — 12 22 — 50 —

Y.Mercimek 66 9 4 — 3 2 — 1 17

Fiğ (Done) 0 — — — 8 — — 0 0

Toplam 4.324 579 823 910 63 4.524 3.400 1.173 217

Mersin ilçesindeki en fazla nohut üretimini 4.208 tonla Silifke ilçesi, ikinci sırayı 4.500 tonla Erdemli iloçesi, üçüncü sırayı 3.400 tonla Gülnar ilçesi oluşturmaktadır. Mersin’deki toplam nohut üretimi 16.234 ton olup, Silifke ilçesinin il genelindeki oranı %25.92’lik payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçesinde en fazla fasulye (kuru) üretimi 70 tonla Aydıncık ilçesi, ikinci sırayı 51’şer tonla Mut ve Silifke ilçeleri ve üçüncü sırayı 22 tonla erdemli ilçesi oluşturmaktadır. Mersin ilindeki toplam fasulye (kuru) üretimi 253 ton olup, Silifke ilçesinin ilgenelindeki oranı % 19.76’lık payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinden en fazla mercimek (yeşil) üretimini 60 tonla Silifke ilçesiiknci sırayı 17 tonla Tarsus ğlçsei ve üçüncü sırayı 9 tonla Anamur ilçesi oluşturmaktadır. Mersin ilindeki toplam mercimek (yeşil) üretimi 110 ton olup, Silifke ilçesinin ilgenelindeki oranı % 60’lık payı oluşturmaktadır.

Baklagiller Verim ( Kg / Hektar )

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Çamlıyayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Nohut 400 600 800 700 741 900 400 600 250

K.Fasulye 100 2.000 1.267 — 1.200 1.833 — 1.000 —

Y.Mercimek 695 600 800 — 300 667 — 500 680

Fiğ (Done) 0 — — — 800 — — 0 0

Toplam 2.095 3400 2.867 700 3.141 3.400 400 2.100 930

Silifkede üretilen baklagiller ürünlerinin tamamı tarladan satılıyor, bunlarda fasulyenin hal’e gelen miktarı 190 tonluk bölümünü oluşturmaktadır.

Baklagillerden nohutun içel ili ve ilçelerindeki toplam verimi 5991 kg/hek’dır. Silifkenin bu toplam içindeki oranı %6.67’lik dilimini oluşturmaktadır. Bu toplam içinde nohut verimi en fala Erdemlidedir.

Fasulyenin içel ili ve ilçelerindeki verimi 8330 kg7hek’dır. Silifkenin bu toplam içindeki oranı 12’dir. Fasulyedeki e yüksek verim Anamurdan alınmaktadır.

Mercimekteki içel ili ve ilçelerindeki verimi 4250 kg/hek’dır. Silifkenin bu toplam içindeki oranı % 16.35’tir.mercimek veriminde birinci sırayı 800 kg/hek ile Aydıncık almaktadır.

Fiğ’nin Silifkedeki verimi yok denebilecek kadar azdır. Sadece Çamlıyaylada dikkate alınacak miktarda fiğ verimi vardır. Bu miktar ise 800 kg/hek bir miktarı oluşturmaktadır.

Baklagillerdeki Silifkenin toplam verimi 2095 kg/hek’dır. En yüksek verim 3400 kg/hek ile Anamur ve Erdemli birinci sırayı almaktadır.

Yağlı Tohumlar Ekili Alan (Hektar)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Çamlıyayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Susam 190 600 — 21 10 — — 90 30

Yer Fıstığı 1.500 2.000 230 1.100 — — 150 230 40

Toplam 1.690 2.600 230 1.121 10 — 150 320 70

Yağlı tohumlarda susamda ekili alan Silifkede 190 hektardır. En fazla ekilen alan Anamurda 6000 hektardır. En az ekilen alan ise 10 hektar ile Çamlıyayladır.

Yerfıstığının Silifkede ki ekilen alanı 1.500 hektardır. En fazla ekilen alan 2.000 hektar ile Anamurdadır. Yerfıstığının en az ekili alanı 40 hektar ile Tarsustadır.

Yağlı tohumlardaki Silifkenin toplam ekilen alanı 1690 hektar iken 2.600 hektar ile Anamur en fazla yağlı tohum ekilen alanı oluşturmaktadır. Çamlıyayla 10 hektar ile en az ekili alanı oluşturmaktadır.

Yağlı Tohumlar Üretimi (Ton)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Çamlıyayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Susam 175 540 — 8 8 — — 63 21

Yer Fıstığı 3.060 2.800 253 1.650 — — 150 460 90

Toplam 3.235 3.340 253 1.658 8 — 150 523 111

Mersin ili ilçesinden en fazla susam üretimini 540 tonla Anamur ilçesi, ikinci sırayı 175 tonla Silifke ilçesi, üçüncü sırayı 63 tonla Mut ilçesi oluşturmaktadır. Susam üretiminde Tarsus ilçesi 21ton, Bozyazı ve Çamlıyayla ilçeleri ise 8’er ton susam üretir.

Mersin’in ilçelerinden en fazla yerfıstığı üretimini 3.060 tonla Silifke ilçesi, ikinci sırayı 2800 tonla Anamur, üçüncü sırayı 1.650 tonla Bozyazı ilçeleri oluşturmaktadır. Yerfıstığı üretiminde Aydıncık ilçesi 253 ton, Mut ilçesi 460 ton, Gülnar ilçesi 150 ton ve tarsus ilçesi 90 ton yerfıstığı üretmektedir.

Yağlı Tohumlar Verim (Kg / Hek)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Çamlıyayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Susam 921 900 — 381 800 — — 700 700

Yer Fıstığı 2.040 1.400 1.100 1.500 — — 1.000 2.000 2.250

Toplam 2.961 2.300 1.100 1.881 800 — 1.000 2.700 2.950

Yağlı tohumlardan susamda hektar başına düşen kg oranı Silifke ilçesinde 921 olarak içl ili ilçelerinde en yüksek orana sahip olup, Anamur ilçesi 900 kg/hek ile Silifke ilçesinde sonra gelir. İçel ili ilçelerinden susamın kg/hek olarak en az orana sahip olan ilçesi Bozyazı’dır.

Yer fıstığında Silifke 2.040 kg/hektar orana sahipken Tarsus ilçsei 2.250 olup Silifke ilçesinden daha yüksek orana sahiptir.

İçel ili ilçelerinde yağlı tohumlarda en fazla toplama 2.961 ile Silifke ilçesi sahipken, ikinci sırayı 2.950 ile Tarsus, üçüncü sırayı 2.700 Mut, dördüncüyü sırayı 2.300 ile Anamur, beşinci sırayı 1.881 ile Bozyazı, altıncı sırayı 1.100 ile Aydıncık, yedinci sırayı 1000 ile Gülnar sahiptir. Erdemli ilçesinde ise yağlı tohum üretilmemektedir.

Yumru Bitkilerde Ekili Alan (Hektar)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Çamlıyayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Soğan 48 100 25 — 15 20 40 90 100

Sarımsak 5 25 30 — 10 1 — — 35

Patates 30 160 — — — — 50 50 80

Toplam 83 285 55 — 25 21 90 140 215

Yumru Bitkilerde Üretim ( Ton )

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Çamlıyayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Soğan 466 1.457 364 219 165 466 2.623 583

Sarımsak 10 212 100 3 1.002 122

Patates 451 3.206 451 1.503 1.122

Toplam 927 4.876 815 319 168 1.468 4.126 1.827

Mersin ilçelerinde en fazla soğan üretimini 2.623 tonla Mut ilçesi, ikinci sırayı 1.457 tonla Anamur ilçesi, üçüncü sırayı 583 tonla Tarsus ilçesi oluşturmaktadır. Ayrıca soğan üretiminde 466’şar tonla Silifke ve Erdemli ilçeleri, 364 tonla Aydıncık ilçesi ve 219 tonla Bozyazı ilçeleri bu sırayı takip etmektedir.

Mersin ilçelerinden en fazla sarımsak üretimini 1.002 tonla E^rdemlii ikincisırayı 212 tonla Anamur ilçesi, üçüncü sırayı 122 tonla Tarsus ilçesi oluşturmaktadır. Sarımsak üretiminde 100 tonla Bozyazı ilçesi, 10 tonla Silifke ilçesi ve 3 tonla Çamlıyayla ilçeleri bu sırayı takip eder.

Mersin ilçelerinde en fazla patates üretimini 3.206 tonla Silifke ve Aydıncık ilçeleri oluşturmaktadır.

Yumru Bitkilerde Verim (Kg/Hek)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Çamlıyayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Soğan 9.708 14.570 14.560 — 14.600 8.250 11.650 29.144 5.830

Sarımsak 2.000 8.480 — — 10.000 3.000 — — 3.486

Patates 15.033 20.038 15.033 — — — 20.040 30.060 14.025

Toplam 6.742 43.088 29.593 — 24.600 11.250 31.690 59.204 23.341

Mut hektar başına 29.144 kg soğan üretimiyle birinci sırada, Çamlıyayla 14.600 kg ile ikinci sırada, Anamur 14.570 üretimi yoktur.diğer içel ili ilçelerininin soğan üretimleri hektar başına Silifkede 9.708 kg/hek, Aydıncık’ta 14.560 kg/hek, Erdemli’de 8.250 kg/hek, Gülnar’da 11.650 kg/hek’dır.

Çamlıyayla hektar başına 10.000 kg/hek, sarımsak üretimiyle birinci sırada, Anamur 8.480 kg/hek ile ikinci sırada Erdemli 3.000 kg/hek ile üçüncü sırada yer almaktadır. Aydıncık, Bozyazı, Silifke ve Tarsusta sırasıyla 2.000 ve 3.486 kg/hek sarımsak üretimi yapılmaktadır.

Mut hektar başına 30.060 kg patates üretimiyle birinci sırada, gülnar 20.040 kg/hek ile ikinci sırada yer almaktadır. Bozyazı, Ç.yayla ve Erdemli’de patates üretimi yoktur. Aydıncık ve Silifke’de hektar başına eşit kg’da patates üretimi yapılmaktadır.

Yem Bitkileri Ekili Alan (Hektar)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Çamlıyayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Yonca (Y.ot) 10 5 — — — — 20 15 85

Korunga (Y.ot) 5 1 — — — — 8 10 —

Fiğ (Yeşil) 0 — — — — — — — 0

Fiğ (Kuru) 0 — — — — — — — —

Toplam 15 6 — — — — 28 25 85

Yem bitkilerilerinden yoncanın ilçe ili ilçelerindeki toplam ekili alanı 143 hektar olup, silifkenin bu toplam içindeki oran % 6.99’dur. bu toplam içinde en fazla ekili alana 85 hektar ile Tarsus ilçesi sahiptir.

Karunganın içel ili ilçelerindeki toplam ekili allanı 46 hektar olup, Silifkenin bu toplam içindeki oranı % 11.86’dır. bu toplam içinde en fazla orana 10 hektar ile Mut ilçesi sahiptir.

Fiğ’in Sililfke ve Tarsus’ta ekili alanı yok denecek kadar azdır. Diğer içel ili ilçelerinde yetiştirilmemektedir.

Fiğ (kuru ot) da ise yine Silifke ilçesinde ekili alanı yok denecek kadar az iken diğer ilçelerde yetiştirilmemektedir.

Yem bitkilerinde Silifke’nin toplam ekili alanı 15 hektardır. En fazla alana 85 hektar ile Tarsus ilçesi sahiptir.

Yem Bitkileri Üretimi (Ton)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Çamlıyayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Yonca (Y.ot) 150 — 0 — — — 0 600 2.125

Korunga (Y.ot) 15 — 0 — — — 0 100 —

Fiğ (Yeşil) 150 — — — — — — 4.000 4.400

Fiğ (Kuru) 50 — — — — — — — —

Toplam 365 — 0 — — — 0 4.700 6.525

Mersin ilçelerin en fazla yonca (yeşil ot) üretimini 2.125 tonla Tarsus ilçesi, ikinci sırayı 600 tonla Mut ilçesi ve üçüncü sırayı 150 tonla Silifke ilçesi oluşturmaktadır. Mersin ilindeki toplam yonca üretimi 3675 ton olup Silifke ilçesinin ilgenelindeki oranı % 4.08’lik payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinde en fazla Korunga (Yeşil ot) üretimini 100 tonla Mut ilçesi ve ikinci sırayı 15 tonla Silifke ilçesi oluşturmaktadır. Mersin ilindeki toplam korunga üretimi 315 ton olup, Silifke ilesinin ilgenelindeki oranı % 4.76’lık payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinen en fazla fiğ (yeşil ot) üretimini 4.400 tonla Tarsus ilçesi iknici sırayı 4000 tonla Mut ilçesi ve 150 tonla Silifke ilçesi oluşturmaktadır. Mersin ilindeki toplam Fiğ üretimi 10.050 ton olup, Silifke ilçesinin ilgenelindeki oranı % 1.49’luk payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinde en fazla fiğ (kuru) üretimini 50 tonla Silifke ilçesi oluşturmaktadır.

Yem Bitkileri Verim (Kg/Hek)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Çamlıyayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Yonca (Y.ot) 15.000 — 0 — — — 0 40.000 25.000

Korunga (Y.ot) 3.000 — 0 — — — 0 10.000 —

Fiğ (Yeşil) 0 — 0 — — — 0 0 0

Fiğ (Kuru) 0 — 0 — — — 0 — —

Toplam 18.000 — 0 — — — 0 50.000 25.000

Mut hektar başına 40.000 kg. yonca üretimiyle birinci sırada, Tasus 25.000 kg ile ikinci sırada, Silifke 15.000 tonla ile üçüncü sırada yer almaktadır. Anamur, Bozyazı, Ç.yayla, Erdemli’de yonca üretimi yoktur. Aydıncık ve Gülnarda hektar başına yonca üretimi 1 kg’ma bile ulaşamamaktadır.

Mut hektar başına 10.000 kg karunga üretimi ile birinci sırada, Silifke 3.000 kg ile ikinci sırada yer almaktadır. Anamur, Bozyazı, Ç.yayla, Erdemli’de karunga üretimi yoktur. Aydıncık ve Gülnarda hektar başına yonca üretimi 1 kg’ma bile ulaşamamaktadır.

Silifke, Aydıncık, gülnar, Mut ve Tarsus’ta hektar başına fiğ üretimi 1 kg’ma bile ulaşamamaktadır. Anamur, Bozyazı, Ç.yayla, Erdemli’de fiğ üretimi yoktur.

Meyve Ağaçları Sayısı ve Meyve Üretimi

1) Yumuşak Çekidekliler Ekili Alan ( Hek )

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Çamlıyayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Armut 25 3 1 0 0 60 19 0 43

Ayva 0 0 — 0 2 4 0 0 2

Elma 385 130 3 300 20 452 1.185 938 45

Y.Dünya 2 1 0 0 0 58 — — 119

Toplam 412 134 4 330 22 574 1.204 938 209

Erdemli 60 hektarlık armut üretim alanıyla birinci sırada, Tarsus 43 hektarlık üretim alanıyla ikinci sırada, Silifke 25 hektarla üçüncü sırada yer almaktadır. Bozyazı, Ç.yayla ve Mut’ta 1 hektarlık alanın altında armut üretimi yapılmaktadır. Diğer ilçelerin armut üretim alan verileri ise; Anamur’da 3, Aydıncık’ta 1, Gülnar’da 19 hektardır. İçel ilinde toplam 386 hektarlık alanda armut üretimi yapılmaktadır. Silifke’deki üretim alanı bu değerin % 6.47’si kadardır.

Erdemli 4 hektarlık ayva üretim alanıyla birinci sırada yer almaktadır. Ç.yayla ve Tarsus’ta 2’şer hektarlık alanda ayva üretimi yapılmaktadır. Silifke, Anamur, Bozyazı, Gülnar ve Mut’ta 1 hektarlık alanın altında ayva üretimi yapılmaktadır. Aydıncık’ta ayva üretimi yoktur.

Gülnar 1.185 hektarlık elma üretim alanıyla birinci sırada, Mut 938 hektarlık üretim alanıyla ikinci sırada, Erdemli 452 hektarla üçüncü sırada yer almaktadır. Bunları 385 hektarla Silifke, 330 Hektarla Bozyazı, 13 hektarla Anamur, 45 hektarla Tarsus, 20 hektarla Ç.yayla, 3 hektarla Aydıncık izlemektedir. İçel ilinde toplam 4538 hektarlık alanda elma üretimi yapılmaktadır. Silidke’deki üretim alanı bu değerin % 4.48’I kadardır.

Tarsus 119 hektarlık yeni dünya üretim alanıyla birinci sırada, Erdemli 58 hektarlık üretim alanıyla ikinci sırada, Silifke 2 hektarlaüçüncü sırada yer almaktadır. Anamurda sadece 1 hektarlık alanda y.dünya üretimi yapılmaktadır. Aydıncık, Bozyazı ve Ç.yayla’da 1 hektarlık alanın altında y.dünya üretimi yapılmaktadır. Gülnar ve Mut’ta yeni dünya üretimi yoktur.İçel ilinde toplam 183 hektarlık alanda yeni dünya üretimi yapılmaktadır. Silifke’deki üretim alanı bu değerin % 1.09’u kadardır.

Yumuşak Çekirdekliler Ağaç Sayısı

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Çamlıyayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Armut 15.000 10.350 1.880 5.300 1.300 20.000 9.274 4.175 22.736

Ayva 500 1.830 — 361 2.050 1.700 250 125 2.949

Elma 109.000 45.635 1.050 136648 42.330 91.300 193.152 240.000 23.743

Y.Dünya 4.750 4.485 2.300 4082 1.550 21.452 — — 26.560

Toplam 129.250 62.300 5.230 146.391 47.230 134.452 202.676 244.300 75.988

Mersin ilçelerinden en fazla armut üretimiyle ağaç sayısı 22.736 ağaçla Tarsus Birinci sırayı, 20.000 ağaçla Erdemli ikinci sırayı ve 15.000 ağaçla Silifke üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam armut ağaç sayısı 171.815 adet olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 8.73’dür.

Mersin ilçelerinden en fazla ayva üretimiyle ağaç sayısı 2.949 ağaçla Tarsus Birinci sırayı, 2.050 ağaçla Ç.yayla ikinci sırayı ve 1.700 ağaçla Erdemli üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam ayva ağaç sayısı 40.415 adet olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 1.23’dür ve ağaç sayısı 500’dür.

Mersin ilçelerinden en fazla elma üretimiyle ağaç sayısı 240.000 ağaçla Mut Birinci sırayı, 193.152 ağaçla Gülnar ikinci sırayı ve 136.648 ağaçla Bozyazı üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam armut ağaç sayısı 1.121.368 adet olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 9.72’dir ve ağaç sayısı 109.000’dir.

Mersin ilçelerinden en fazla yeni dünya üretimiyle ağaç sayısı 26.560 ağaçla Tarsus birinci sırayı, 21.452 ağaçla Erdemli ikinci sırayı ve 44.85 ağaçla Anamur üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam yeni dünya ağaç sayısı 139.509 adet olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 3.40’dır ve ağaç sayısı da 4.750’dir.

Yumuşak Çekirdekliler Üretim (Ton)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Çamlıyayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Armut 445 338 85 200 12 448 161 240 989

Ayva 9 59 — 6 20 56 8 4 118

Elma 7.344 715 63 840 499 6.960 8.268 19.200 1.411

Y.Dünya 77 143 105 147 12 995 — — 902

Toplam 7.875 1.255 253 1.193 543 8.659 8.437 19.444 3.420

Mersin ilçelerinden en fazla armut üretiminide 289 tonla Tarsus Birinci sırayı, 648 tonla Erdemli ikinci sırayı ve 445 tonla Silifke üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam armut üretimi 5.106 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 8.71’dir.

Mersin ilçelerinden en fazla ayva üretiminde 118 tonla Tarsus birinci sırayı, 59 tonla Anamur ikinici sırayı ve 56 tonla Erdemli üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam ayva üretimi 1.494 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 0.60’dır.

Mersin ilçelerinden en fazla elma üretiminde 19.200 tonla Mut birinci sırayı, 8.268 tonla Gülnar ikinici sırayı ve 7.344 tonla Silifke üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam elma üretimi 59.365 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 12.37’dir.

Mersin ilçelerinden en fazla yeni dünya üretiminde 995 tonla Erdemli birinci sırayı, 902 tonla Tarsus ikinici sırayı ve 147 tonla Bozyazı üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam yeni dünya üretimi 2.554 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 3.01’dır ve Silifke’deki yeni dünya üretimi 77 tondur.

2) Taş Çekirdekliler Ekili Alan ( Hektar )

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Ç.yayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Erik 38 18 15 6 7 22 56 732 73

Kayısı 74 4 1 0 0 15 135 3.113 225

Kiraz 11 24 3 150 16 10 37 6

Şeftali 160 4 1 8 310 622 12 0 369

Toplam 283 50 17 17 457 675 213 3.882 673

Mut 732 hektarlık erik üretim alanıyla birinci sırada, Tarsus 73 hektarlık üretim alanıyla ikinci sırada, Gülnar 56 hektarla üçüncü sırada yer almaktadır. Bunları 38 hektarla Silifke, 22 hektarla Erdemli, 18 hektarla Anamur, 15 hektarla Aydıncık, 7 hektarla Ç.yayla, 6 hektarla Bozyazı izlemektedir. İçel ilinde toplam 1040 hektarlık alanda erik üretimi yapılmaktadır. Silifke’deki üretim alanı bu değerin % 3.65’i kadardır.

Mut 3.113 hektarlık kayısı üretim alanıyla birinci sırada, Tarsus 225 hektarlık üretim alanıyla ikinci sırada, Gülnar 135 hektarla üçüncü sırada yer almaktadır. Bunları 74 hektarla Silifke, 15 hektarla Erdemli, 4 hektarla Anamur. Bozyazı ve Ç.yayla 1 hektarlık alanın altında kayısı üretimi yapılmaktadır. İçel ilinde toplam 3579 hektarlık alanda kayısı üretimi yapılmaktadır. Silifke’deki üretim alanı bu değerin % 2.07’si kadardır.

Ç.yayla 150 hektarlık kiraz üretim alanıyla birinci sırada, Mut 37 hektarlık üretim alanıyla ikinci sırada, Anamur 24 hektarla üçüncü sırada yer almaktadır. Bunları 11 hektarla Silifke, 16 hektarla Erdemli, 10 hektarla Gülnar, 3 hektarla Bozyazı, 6 hektarla Tarsus izlemektedir.Aydıncıkta kiraz üretimi yapılmamaktadır. İçel ilinde toplam 347 hektarlık alanda kiraz üretimi yapılmaktadır. Silifke’deki üretim alanı bu değerin % 3.17’si kadardır.

Erdemli 622 hektarlık şeftali üretim alanıyla birinci sırada, Tarsus 369 hektarlık üretim alanıyla ikinci sırada, Ç.yayla 310 hektarla üçüncü sırada yer almaktadır. Bunları 160 hektarla Silifke, 1 hektarla Aydıncık’ta, 4 hektarla Anamur, 8 hektarla Bozyazı, 12 hektarla Gülnar, Mut’ta 1 hektarlık alanın altında şeftali üretimi yapılmaktadır. İçel ilinde toplam 3886 hektarlık alanda şeftali üretimi yapılmaktadır. Silifke’deki üretim alanı bu değerin % 4.11’i kadardır.

Taş Çekirdekliler ( Ağaç Sayısı)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Ç.yayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Erik 19.900 13.755 4.575 10.250 2.800 14.300 15.701 177.376 34.849

Kayısı 19.950 5.070 580 3.200 200 1.100 24.071 530.000 67.704

Kiraz 3.650 8.642 — 1.066 50.650 7.300 2.826 25.584 6.350

Şeftali 67.700 21.500 800 3.860 103.650 265.500 3.758 1.500 154.122

Toplam 111.200 48.967 5.955 18.376 157.300 288.200 46.356 734.460 263.025

Mersin ilçelerinden en fazla erik üretimiyle ağaç sayısı 177.376 ağaçla Mut birinci sırayı, 34.849 ağaçla Tarsus ikinci sırayı ve 19.900 ağaçla Silifke üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam erik ağaç sayısı 315.016 adet olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 6.31’dir.

Mersin ilçelerinden en fazla kayısı üretimiyle ağaç sayısı 530.000 ağaçla Mut birinci sırayı, 67.704 ağaçla Tarsus ikinci sırayı ve 27.071ağaçla Gülnar üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam kayısı ağaç sayısı 655.475 adet olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 304’dür ve ağaç sayısı 19.950’dir.

Mersin ilçelerinden en fazla kiraz üretimiyle ağaç sayısı 50.650ağaçla Ç.yayla birinci sırayı, 25.584 ağaçla Mut ikinci sırayı ve 8.642 ağaçla Anamur üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam kiraz ağaç sayısı 127.618 adet olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 0.34’dür ve ağaç sayısı 3.650’dir.

Mersin ilçelerinden en fazla şeftali üretimiyle ağaç sayısı 265.500 ağaçla Erdemli birinci sırayı, 154.122 ağaçla Tarsus ikinci sırayı ve 133.650 ağaçla Ç.yayla üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam şeftali ağaç sayısı 1.710.071 adet olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 3.95’dür ve ağaç sayısı 67.700’dür.

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Ç.yayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Erik 860 459 55 264 21 512 445 8.380 1.342

Kayısı 1.040 210 14 110 1 37 1.154 42.100 982

Kiraz 26 168 — 12 238 270 26 329 176

Şeftali 2.000 840 28 101 506 9.880 113 0 4.932

Toplam 3.926 1.677 97 487 766 10.699 1.738 50.890 7.432

Taş Çekirdekliler Üretim (Ton)

Mersin ilçelerinden en fazla erik üretiminde 8.380 tonla Mut birinci sırayı, 1.342 tonla Tarsus ikinici sırayı ve 860 tonla Silifke üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam erik üretimi 13.072 ton olup, Silifke’nin igenelindeki oranı % 6.57’dir.

Mersin ilçelerinden en fazla kayısı üretiminde 42.100 tonla Mut birinci sırayı, 1.154 tonla Gülnar ikinici sırayı ve 1.040 tonla Silifke üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam kayısı üretimi 45.678 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 2.27’dir.

Mersin ilçelerinden en fazla kiraz üretiminde 329 tonla Mut birinci sırayı, 270 tonla Erdemli ikinici sırayı ve 238 tonla Ç.yayla üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam kiraz üretimi 1.983ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 1.31’dir ve üretim 26 tondur.

3) Turuçgiller Ekili Alan (Hektar)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Ç.yayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Limon 1.435 320 61 120 3 5.901 20 1.365

Portakal 82 215 7 20 2 393 5 2.202

Mandalina 5 12 3 58 1.125

Altıntop 3 2 10 295

Toplam 1.525 549 68 143 5 6.362 25 4.987

Erdemli 5.901 hektarlık limon üretim alanıyla birinci sırada, Silifke 1.435 hektarlık üretim alanıyla ikinci sırada, Tarsus 1.365 hektarla üçüncü sırada yer almaktadır. Mut’ta limon üretimi yoktur. Bunları 320 hektarla Anamur, 61 hektarla Aydıncık, 120 hektarla Bozyazı, 20 hektarla Gülnar, 3 hektarla Ç.yayla izlemektedir. İçel ilinde toplam 12525 hektarlık alanda limon üretimi yapılmaktadır. Silifke’deki üretim alanı bu değerin % 11.45’i kadardır.

Tarsus 2.202 hektarlık portakal üretim alanıyla birinci sırada, Erdemli 393 hektarlık üretim alanıyla ikinci sırada, Anamur 215 hektarla üçüncü sırada yer almaktadır. Mut’ta portakal üretiimi yoktur. Bunları 82 hektarla Silifke, 7 hektarla Aydıncık’ta, 2 hektarla Ç.yayla, 20 hektarla Bozyazı, 5 hektarla Gülnar, üretimi yapılmaktadır. İçel ilinde toplam 8326 hektarlık alanda limon üretimi yapılmaktadır. Silifke’deki üretim alanı bu değerin % 0.98’i kadardır.

Tarsus 1.125 hektarlık mandalina üretim alanıyla birinci sırada, Erdemli 58 hektarlık üretim alanıyla ikinci sırada, Anamur 12 hektarla üçüncü sırada yer almaktadır. Gülnar, Ç.yayla ve Mut’ta mandalina üretimi yoktur. Bunları 5 hektarla Silifke, 3 hektarla Bozyazı, üretimi yapılmaktadır. İçel ilinde toplam 3263 hektarlık alanda mandalina üretimi yapılmaktadır. Silifke’deki üretim alanı bu değerin % 0.15’i kadardır.

Tarsus 295 hektarlık altıntop üretim alanıyla birinci sırada, Erdemli 10 hektarlık üretim alanıyla ikinci sırada, Silifke 3 hektarla üçüncü sırada yer almaktadır. Gülnar, Ç.yayla, Aydıncık, Bozyazı ve Mut’ta altıntop üretimi yoktur. Bunları 2 hektarla Anamur, üretimi yapılmaktadır. İçel ilinde toplam 550 hektarlık alanda altıntop üretimi yapılmaktadır. Silifke’deki üretim alanı bu değerin % 0.54’ü kadardır.

Turunçgiller (Ağaç Sayısı)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Ç.yayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Limon 386.000 72.460 22.200 31.200 450 1.769.110 4.020 — 452.189

Portakal 22.210 50.555 2.765 6.400 370 156.500 1.100 — 615.121

Mandalina 1.445 3.929 — 1.188 — 21.500 — — 382.200

Altıntop 700 620 — — — 2.500 — — 62.550

Toplam 410.355 127.564 24.965 38.788 820 1.949.610 5.120 — 1.512.060

Mersin ilçelerinden en fazla limon üretimiyle ağaç sayısı 1.769.110 ağaçla Erdemli birinci sırayı, 452.189 ağaçla Tarsus ikinci sırayı ve 386.000 ağaçla Silifke üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam limon ağaç sayısı 3.541.191 adet olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 10.90’dır.

Mersin ilçelerinden en fazla portakal üretimiyle ağaç sayısı 615.121 ağaçla Tarsus birinci sırayı, 156.500 ağaçla Erdemli ikinci sırayı ve 50.555 ağaçla Anamur üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam portakal ağaç sayısı 2.067.321 adet olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 1.070’dir ve ağaç sayısı 22.210’dur.

Mersin ilçelerinden en fazla mandalina üretimiyle ağaç sayısı 382.200 ağaçla Tarsus birinci sırayı, 21.500 ağaçla Erdemli ikinci sırayı, 3.929 ağaçla Anamur üçüncü sırayı ve dördüncü sırayı 1.445 ağaçla Silifke almaktadır. Mersindeki toplam mandalina ağaç sayısı 1.009.822 adet olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 0.14’dür.

Mersin ilçelerinden en fazla altıntop üretimiyle ağaç sayısı 62.550 ağaçla Tarsus birinci sırayı, 2.500 ağaçla Erdemli ikinci sırayı, 700 ağaçla Silifke üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam altıntop ağaç sayısı 137.670 adet olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 0.50’dir.

Turunçgiller Üretim (Ton)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Ç.yayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Limon 32.760 4.250 1.463 2.291 4 178.300 176 25.660

Portakal 1.510 4.330 161 434 4 10.815 55 52.998

Mandalina 7 160 45 1.407 31.672

Altıntop 72 50 225 8.222

Toplam 34.414 8.790 1.624 2.770 8 190.747 213 118.552

Mersin ilçelerinden en fazla limon üretiminde 178.800 tonla Erdemli birinci sırayı, 32.760 tonla silifke ikinici sırayı ve 25.660 tonla Tarsus üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam limon üretimi 324.072 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 10.10’dır.

Mersin ilçelerinden en fazla portakal üretiminde 52.998 tonla Tarsus birinci sırayı, 10.815 tonla Erdemli ikinici sırayı ve 4.330 tonla Anamur üçüncü sırayı almaktadır. Silifke 1.510 tonla dördüncüdür. Mersindeki toplam portakal üretimi 204.047 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 0.74’dür.

Mersin ilçelerinden en fazla mandalin üretiminde 313.672 tonla Tarsus birinci sırayı, 1.407 tonla Erdemli ikinici sırayı ve 160 tonla Anamur üçüncü sırayı almaktadır. Silifke 72 tonla dördüncüdür. Mersindeki toplam mandalin üretimi 86.866 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 0.08’dir.

Mersin ilçelerinden en fazla altıntop üretiminde 8.222 tonla Tarsus birinci sırayı, 225 tonla Erdemli ikinici sırayı ve 72 tonla Silifke üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam altıntop üretimi 19.264 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 0.37’dir.

4) Sert Kabuklular Ekili Alan (Hek)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Ç.yayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

A.fıstığı 297 3 0 0 5 26 14 16 5

Ceviz 0 3 0 0 1 9 7 10 0

Badem 38 88 49 10 0 106 0

Toplam 335 94 49 10 6 35 127 26 5

Silifke 297 hektarlık A.fıstığı üretim alanıyla birinci sırada, Erdemli 26 hektarlık üretim alanıyla ikinci sırada, Mut 16 hektarla üçüncü sırada yer almaktadır. Aydıncık ve Bozyazı’da 1 hektarlık alanın altında A.fıstığı üretimi yapılmaktadır.Bunları 3 hektarla Anamur, 5 hektarla Ç.yayla, 14 hektarla Gülnar, 5 hektarla Tarsus A.fıstığı üretimi yapılmaktadır. İçel ilinde toplam 371 hektarlık alanda A.fıstığı üretimi yapılmaktadır. Silifke’deki üretim alanı bu değerin %80.05’dir.

Mut 10 hektarlık ceviz üretim alanıyla birinci sırada, Erdemli 9 hektarlık üretim alanıyla ikinci sırada, Gülnar 7 hektarla üçüncü sırada yer almaktadır. Mut’ta portakal üretiimi yoktur. Silifke, Aydıncık, Bozyazı, Tarsus’ta ceviz üretimi yoktur. 1 hektarla Ç.yayla’da ceviz üretimi yapılmaktadır. İçel ilinde toplam 34 hektarlık alanda ceviz üretimi yapılmaktadır.

Gülnar 106 hektarlık badem üretim alanıyla birinci sırada, Anamur 88 hektarlık üretim alanıyla ikinci sırada, Aydıncık 49 hektarla üçüncü sırada yer almaktadır. Erdemli ve Mut’ta badem üretimi yoktur. 38 hektarla Silifke, 10 hektarla Bozyazı badem üretimi yapılmaktadır. Ç.yayla’da 1 hektarlık alanın altında badem üretimi yapılmaktadır. İçel ilinde toplam 291 hektarlık alanda badem üretimi yapılmaktadır. Silifke’deki üretim alanı bu değerin %13.05’dir.

Sert Kabuklular (Ağaç Sayısı)

A.fıstığı 436.000 20.240 51.000 20.500 2.050 8.500 106.043 97.264 6.750

Ceviz 3.800 4.490 150 735 32.650 3.370 5.818 12.800 2.992

Badem 23.200 89.840 46.250 9.120 70 47.441 5.378

Toplam 463.000 114.570 97.400 30.355 34.770 11.870 159.302 110.064 15120

Mersin ilçelerinden en fazla A.fıstığı üretimiyle ağaç sayısı 436000 ağaçla Silifke birinci sırayı, 106.043 ağaçla Gülnar ikinci sırayı ve 97.264 ağaçla Mut üçüncü sırayı almaktadır. Mersin’deki toplam A.fıstığı ağaç sayısı 739.145 adet olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 58.93’lük payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinden en fazla ceviz üretimiyle ağaç sayısı 32.650 ağaçla Ç.yayla birinci sırayı, 12.800 ağaçla Mut ikinci sırayı ve 5.818 ağaçla Gülnar üçüncü sırayı almaktadır. Silifke’deki ağaç sayısı 3.800, Erdemli 3.370, Anamur 4.490 adettir. Mersin’deki toplam ceviz ağaç sayısı 69.940 adet olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 5.43’lük payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinden en fazla badem üretimiyle ağaç sayısı 89.840 ağaçla Anamur birinci sırayı, 47.441 ağaçla Gülnar ikinci sırayı ve 46.250 ağaçla Aydıncık üçüncü sırayı almaktadır. Silifke badem ağaç sayısı 23.200, Bozyazı ağaç sayısı 9.120 adettir. Mersin’deki toplam badem ağaç sayısı 241.849 adet olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 9.59’luk payı oluşturmaktadır.

Sert Kabuklular Üretim (Ton)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Ç.yayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

A.fıstığı 284 30 15 1 3 12 248 15 8

Ceviz 130 200 8 12 185 98 166 500 189

Badem 560 1.559 945 270 1 1.738 266

Toplam 974 1.789 988 283 189 110 2.152 515 463

Mersin ilçelerinden en fazla A.fıstığı üretimiyle 284 tonla Silifke birinci sırayı, 248 tonla Gülnar ikinci sırayı ve 30 tonla Anamur üçüncü sırayı almaktadır. Mersin’deki toplam A.fıstığı üretimi 624 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 45.51’lik payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinden en fazla ceviz üretimiyle 500 tonla Mut birinci sırayı, 200 tonla Anamur ikinci sırayı ve 189 tonla Tarsus üçüncü sırayı almaktadır. Mersin’deki toplam ceviz üretimi 1.575 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 8.25’lik payı oluşturmaktadır. Silifke’de ceviz üretimi 130 tondur.

Mersin ilçelerinden en fazla badem üretimiyle 1.738 tonla Gülnar birinci sırayı, 1.559 tonla Anamur ikinci sırayı, 965 tonla Aydıncık üçüncü sırayı ve 560 tonla Silifke dördüncü sırayı almaktadır. Mersin’deki toplam badem üretimi 5.859 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 9.55’lik payı oluşturmaktadır.

5) Üzüm ve Üzüm Ekili Alan (Hek)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Ç.yayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Çilek 1.200 1.500 — — — 1 — — 15

Dut 0 0 — 0 0 — — — 0

İncir 1 0 0 0 0 1 13 258 0

Nar 60 0 0 0 0 32 0 — 0

K.Boynuzu 107 14 6 0 0 38 17 73 40

Trabzon Hurması 0 0 1 — 230 3 — — 34

Avakado 1 1 — — 800 7 — — —

Yaş Üzüm 2155 6 37 27 — 366 2.520 2.633 6.825

Üzüm 0 — — — — — 0 0 —

Kuru Üzüm 0 — — — — — 0 0 —

Toplam 3524 1521 44 27 1.030 448 2.550 2.964 6.914

Silifke nar üretiminde İçel ilinin kapladığı 308 hektarlık alanın % 34.74’lük payı oluşturmaktadır.

Avakado ise il bazında toplam 811 hektarlık alan içinde Silifke’nin % 0.12’lik payı oluşturmaktadır.

İçel il bazında yaş üzüm üretiminde 18.439 hektarlık alana sahipken Silifke bu alanın %11.68’lik payı oluşturmaktadır.

Üzüm ve üzüm ürünlerinin ekili alanları hektar olarak belirlenmiştir. Bu ürün grubuna çilek,dut… gibi ürünler girmektedir. Bu ürünlerden çilekte en çok ekim alanını kapsayan yer İçel ilçelerinden 1500 hektarlık alanla Anamurbirinci sırayı, 1200 hektarlık alanla Silifke ikinci sırayı, 15 hektarlık alanla Tarsus üçüncü sırayı almaktadır. Dut,Trabzon hurması ve üzüm üretimiinde Silifke’nin alanı belirtilmemiştir. Avakado ve incirde ise Silifke’nin 1 hektarlık alanlarda üretim yapmaktadır. Avakado da Ç.yayla 800 hektarlık alanla incirde ise Mut 258 hektarlık alanla birinci sırayı almaktadır. Silifke K.boynuzunda 60 hektar, narda 107 hektarla birinci sırayı alırken yaş üzüm ise 21.55 hektarlık alanla Tarsus, Mut ve Gülnar’dan sonra dördüncü sırayı almaktadır.

Üzüm ve Üzüm (Ağaç Sayısı)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Ç.yayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Çilek 1.200 1.500 1 15

Dut 1.200 14.100 2.600 650 7.670

İncir 11.015 18.700 2.850 1.700 2.260 3.600 3.229 36.000 45.060

Nar 103.070 17.790 7.605 5.800 600 17.800 550 27300

K.Boynuzu 64100 32730 7915 8000 4200 41300 8667 21900

Trabzon Hurması 2.200 240 60 72.250 2450 27.300 13.125

Avakado 105 200 1.650 2.633

Yaş Üzüm 2155 6 37 27 80 366 2.520 2.633 6.825

Üzüm 0 0 0

Kuru Üzüm 0 0 0

Toplam 185045 85266 18467 18127 80.760 67.167 14.966 65.933 121.895

Mersin ilçelerinden en fazla dut üretimiyle dut ağaç sayısı 14.100 ağaçla ,Anamur ilçesi birinci sırayı, 7.670 ağaçlaTarsus ilçesi ikinci sırayı ve 2.600 ağaçla Bozyazı ilçesi üçüncü sırayı almaktadır. Silifke ilçesin’de dut ağacı sayısı 1.200, Ç.yayla ilçesinde ise 650 adettir. Mersindeki toplam dut ağaç sayısı26.620 adet olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 4.50’dir.

Mersin ilçelerinden en fazla incir üretimiyle incir ağaç sayısı 45.060 ağaçla Tarsus ilçesi birinci sırayı, 36.000 ağaçla Mut ilçesi ikinci sırayı ve 8.700 ağaçla Anamur ilçesi üçüncü sırayı almaktadır. Silifke ilçesinde incir ağacı sayısı 11.015, Erdemli ilçesinde ise 3.600 adettir. Mersindeki toplam incir ağaç sayısı 128.924 adet olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 8.54’dür.

Mersin ilçelerinden en fazla keçi boynuzu üretimiyle K.boynuzu ağaç sayısı 103.070 ağaçla Silifke ilçesi birinci sırayı, 27.300 ağaçlaTarsus ilçesi ikinci sırayı ve 17.800 ağaçla Erdemli ilçesi üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam K.boynuzu ağaç sayısı 184.865 adet olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 55.75’dir.

Mersin ilçelerinden en fazla narüretimiyle nar ağaç sayısı 64.100 ağaçla Silifke ilçesi birinci sırayı, 41.300 ağaçla Erdemli ilçesi ikinci sırayı ve 32.730 ağaçla Anamur ilçesi üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam nar ağaç sayısı 234.632 adet olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 27.31’dir.

Mersin ilçelerinden en fazla Trabzon hurması üretimiyle T.hurması ağaç sayısı 72.250 ağaçla Ç.yayla ilçesi birinci sırayı, 13.125 ağaçlaTarsus ilçesi ikinci sırayı ve 2.450 ağaçla Erdemli ilçesi üçüncü sırayı almaktadır. Silifke ilçesinde T.hurması ağacı sayısı 2.200, Anamur ilçesinde ise 240 adettir. Mersindeki toplamTrabzon hurması ağaç sayısı 104.825 adet olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 0.47’dir.

Mersin ilçelerinden en fazla avakado üretimiyle avakado ağaç sayısı 1.650 ağaçla Erdemli ilçesi birinci sırayı, 200 ağaçla Anamur ilçesi ikinci sırayı ve 105 ağaçla Silifke ilçesi üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam avakado ağaç sayısı 2473 adet olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 4.24’dür.

Mersin ilçelerinden en fazla yaş üzüm üretimiyle yaş üzüm ağaç sayısı 6.825 ağaçla Tarsus ilçesi birinci sırayı, 2.633 ağaçla Mut ilçesi ikinci sırayı ve 2.520 ağaçla Gülnar ilçesi üçüncü sırayı almaktadır. Silifke ilçesinde yaş üzüm ağacı sayısı 2.155, Ç.yayla ilçesinde ise 800 adettir. Mersindeki toplam yaş üzüm ağaç sayısı 19.239 adet olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 11.20’dir.

Mersin ilçelerinden en fazla çilek üretimiyle çilek ağaç sayısı 1500 ağaçla Anamur ilçesi birinci sırayı, 1.200 ağaçla Silifke ilçesi ikinci sırayı ve 15 ağaçla Tarsus ilçesi üçüncü sırayı almaktadır.

Üzüm ve Üzüm Üretim (Ton)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Ç.yayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Çilek 24.000 37.500 — — — 5 — — 180

Dut 24 635 — 51 3 — — — 304

İncir 425 720 162 5 15 252 97 3.400 1.892

Nar 3.627 602 274 350 13 824 50 — 1884

K.Boynuzu 2260 1268 225 350 49 1600 260 960 943

Trabzon Hurması 56 6 2 — 552 52 — — 435

Avakado 1 4 — — — 100 — — —

Yaş Üzüm 9675 90 264 405 2393 10980 21.250 15.000 59.417

Üzüm 5.000 — — — — — 15.300 5.000 —

Kuru Üzüm 2.500 — — — — — 3.060 900 —

Toplam 47568 40825 40825 1207 3.025 13.813 40.017 25.260 65.055

Mersin ilçelerinden en fazla çilek üretimiyle 37.500 tonla Anamur birinci sırayı, 24.000 tonla Silifke ikinci sırayı ve 180 tonla Tarsus üçüncü sırayı almaktadır.

Mersin ilçelerinden en fazla dut üretimiyle 635 tonla Anamur birinci sırayı, 304 tonla Tarsus ikinci sırayı ve 51 tonla Bozyazı üçüncü sırayı almaktadır. Mersin’deki toplam dut üretimi 1.029 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 2.33’lük payı oluşturmaktadır. Silifke’de dut üretimi 24 tondur.

Mersin ilçelerinden en fazla incir üretimiyle 3.400 tonla Mut birinci sırayı, 1.892 tonla Tarsus ikinci sırayı ve 720 tonla Anamur üçüncü sırayı almaktadır. Mersin’deki toplam incir üretimi 7.239 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 5.87’lik payı oluşturmaktadır. Silifke’de incir üretimi 425 tondur.

Mersin ilçelerinden en fazla keçi boynuzu üretimiyle 3.627 tonla Silifke birinci sırayı, 1.884 tonla Tarsus ikinci sırayı ve 824 tonla Erdemli üçüncü sırayı almaktadır. Mersin’deki toplam keçi boynuzu üretimi 7.884 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 46’lık payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinden en fazla nar üretimiyle 2.260 tonla Silifke birinci sırayı, 1.600 tonla Erdemli ikinci sırayı ve 1.268 tonla Anamur üçüncü sırayı almaktadır. Mersin’deki toplam nar üretimi 8.588 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı %26.31’lik payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinden en fazla Trabzon hurması üretimiyle 552 tonla Ç.yayla birinci sırayı, 435 tonla Tarsus ikinci sırayı ve 56 tonla Silifke üçüncü sırayı almaktadır. Mersin’deki toplam Trabzon hurması üretimi 1.595 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 3.51’lik payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinden en fazla avakado üretimiyle 100 tonla Erdemli birinci sırayı, 4 tonla Anamur ikinci sırayı ve 1 tonla Silifke üçüncü sırayı almaktadır. Mersin’deki toplam avakado üretimi 330 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 0.30’luk payı oluşturmaktadır. Diğer ilçelerde üretilmemektedir.

Mersin ilçelerinden en fazla yaş üzüm üretimiyle 59.417 tonla Tarsus birinci sırayı, 21.250 tonla Gülnar ikinci sırayı ve 15000 tonla Mut üçüncü sırayı almaktadır. Mersin’deki toplam yaş üzüm üretimi 168.874 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 5.72’lik payı oluşturmaktadır. Silifke’de yaş üzüm üretimi 9.675 tondur.

Mersin ilçelerinden en fazla üzüm üretimiyle 15.300 tonla Gülnar birinci sırayı, 5.000 tonla Mut ve Silifke ikinci sırayı almaktadır. Mersin’deki diğer ilçelerde ise üretilmemektedir.

Mersin ilçelerinden en fazla kuru üzüm üretimiyle 3.060 tonla Gülnar birinci sırayı, 2.500 tonla Silifke ikinci sırayı ve 900 tonla Mut üçüncü sırayı almaktadır. Mersin’deki diğer ilçelerde ise üretilmemektedir.

6) Zeytincilik Ekili Alan (Hek)

Zeytincilikte ekili alanlara baktığınızda 2.340 hektarlık alanla Mut birinci sırayı alırken, 1.675 hektarlık alanla Silifke ikinci sırayı almaktadır. İçel’in tüm ilçeleri zeytincilik yapılmaktadır. En az alana sahip olan ilçe 25 hektarlık alanla Aydıncık’tır. İçel dilimini Silifke oluşturmaktadır.

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Ç.yayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Zeytin 354.020 32.795 13.925 26.350 29.280 145.000 94.890 1.350.290 456.554

Sofralık Zeytin 0 0 0 0 0 0 0 0 0

Yağlık Zeytin 0 0 0 0 0 0 0 0 0

Toplam 354.020 32.795 13.925 26.350 29.280 145.000 94.890 1.350.290 456.554

Zeytincilik (Ağaç Sayısı)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Ç.yayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Zeytin 1.675 28 25 35 62 967 248 2.340 751

Sofralık Zeytin 0 0 0 0 0 0 0 0 0

Yağlık Zeytin 0 0 0 0 0 0 0 0 0

Toplam 1.675 28 25 35 62 967 248 2.340 751

Mersin ilçelerinden en fazla zeytin üretimiyle ağaç sayısı 1.350.290 ağaçla Mut birinci sırayı, 456.554 ağaçla Tarsus ikinci sırayı ve 354.020 ağaçla Silifke üçüncü sırayı almaktadır. Mersin’deki toplam zeytinağaç sayısı 2.665.204 adet olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 13.28’lik payı oluşturmaktadır.

Zeytincilik Üretim (Ton)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Ç.yayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Zeytin 6.150 960 296 1.190 91 1.800 844 45.175 17.005

Sofralık Zeytin 1.500 745 200 900 31 800 549 23.075 5.101

Yağlık Zeytin 4.650 215 96 290 60 1.000 295 20.100 11.904

Toplam 12.300 1.920 592 2.380 182 3.600 1.688 86.350 34010

Mersin ilçelerinden en fazla zeytin üretimiyle 45.175 tonla Mut birinci sırayı, 17.005 tonla Tarsus ikinci sırayı ve 6.150 tonla Silifke üçüncü sırayı almaktadır. Mersin’deki toplam zeytin üretimi 77.501 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 7.93’lük payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinden en fazla sofralık zeytin üretimiyle 23.075 tonla Mut birinci sırayı, 5.101 tonla Tarsus ikinci sırayı ve 1500 tonla Silifke üçüncü sırayı almaktadır.

Mersin ilçelerinden en fazla yağlıkm zeytin üretimiyle 20.100 tonla Mut birinci sırayı, 11.904 tonla Tarsus ikinci sırayı ve 4.650 tonla Silifke üçüncü sırayı almaktadır.

SEBZE ÜRETİMİ

1) Yaprağı Yenen Sebzeler

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Ç.yayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Lahana 750 630 — 24 — 1.860 30 800 1.170

Marul 510 400 — 30 — — — 500 31.303

Ispanak 105 65 — — — — — 2.550 1.800

Maydonoz 15 162 — — — — — 360 1.408

Toplam 1.380 1.257 — 54 — 1.860 30 4.210 35.681

Mersin ilçelerinden en fazla lahana üretiminde 1.860 tonla Erdemli birinci sırayı, 1.170 tonla Tarsus ikinici sırayı ve 800 tonla Mut üçüncü sırayı almaktadır. Silifke ilçesinde lahana üretimi ise 750 ton, Anamur ilçesi ise 6230 tondur. Mersindeki toplam lahana üretimi 6089 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 12.31’dir.

Mersin ilçelerinden en fazla marul üretiminde 31.303 tonla Tarsus birinci sırayı, 510 tonla Silifke ikinici sırayı ve 400 tonla Anamur üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam marul üretimi 36.493 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 1.39’dur.

Mersin ilçelerinden en fazla ıspanak üretiminde 2.550 tonla Mut birinci sırayı, 1800 tonla Tarsus ikinici sırayı ve 105 tonla Silifke üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam ıspanak üretimi 6020 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 1.74’dür.

Mersin ilçelerinden en fazla maydonoz üretiminde 1.408 tonla Tarsus birinci sırayı, 360 tonla Mut ikinici sırayı ve 162 tonla Anamur üçüncü sırayı almaktadır. Silifke ilçesinde maydonoz üretimi 15 tondur. Mersindeki toplam maydonoz üretimi 4195 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 0.35 payı oluşturmaktadır.

2) Baklagil Sebzesi (Ton)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Ç.yayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Fasulye (Taze) 1.351 357 30 120 300 8.000 260 360 2.265

Bakla (Taze) 4.090 4.522 24 13 65 427

Bezelye (Taze) 60 250 200 59 2.250

Barbunya (Fasulye) 301 30 150 30 30

Toplam 5.802 5.159 54 120 500 8.222 355 390 4.942

Mersin ilçelerinden en fazla fasulye (taze) üretiminde 8.000 tonla Erdemli birinci sırayı, 2.265 tonla Tarsus ikinici sırayı ve 1.351 tonla Silifke üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam Fasulye (taze) üretimi 20443 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 6.60’lık payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinden en fazla bakla (taze) üretiminde 4.522 tonla Anamur birinci sırayı, 4.090 tonla Silifke ikinici sırayı ve 427 tonla Tarsus üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam bakla (taze) üretimi 9291 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 44.02’dir.

Mersin ilçelerinden en fazla bezelye (taze) üretiminde 2.250 tonla Tarsus birinci sırayı, 250 tonla Anamur ikinici sırayı ve 200 tonla Ç.yayla üçüncü sırayı almaktadır.Slilifke’nin bezelye (taze) üretimi 60 ton, Erdemli’nin 59 tondur. Mersindeki toplam bezelye (taze) üretimi 3719 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 1.61’dir.

Mersin ilçelerinden en fazla bardunya (fasulye) üretiminde 301 tonla Silifke birinci sırayı, 150 tonla Erdemli ikinici sırayı ve 30’ar tonla Anamur, Gülnar ve Mut üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam barbunya (fasulye) üretimi 841 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 35.79’luk payı oluşturmaktadır.

3) Meyvesi Yenen Sebzeler (Ton)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Ç.yayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Bamya 57 38 — 3 60 — 16 50 855

Balkabağı 210 55 — — — — — — 80

Karpuz 2.400 738 — 200 20 — 80 1.200 52.430

Kabak Sakız 1.000 965 15 25 — 12.144 170 1.710 18.200

Hıyar 4.500 15.620 11.430 34.680 1.500 3.865 4.406 1.800 6.819

Patlıcan 585 828 8.625 1.110 1.250 640 485 5.000 21.572

Domates 76.000 25036 5.015 21190 23.60 178.750 10300 24.400 21840

Biber 187 794 72 180 487 435 320 8.475 20938

Toplam 85.230 44.074 25.157 57.388 5.677 195.834 15777 42.635 143.378

Mersin ilçelerinden en fazla bamya üretiminde 855 tonla Tarsus ilçesi birinci sırayı, 60 tonla Ç.yayla ilçesi ikinici sırayı ve 57 tonla Silifke ilçesi üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam bamya üretimi 1249 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 4.56’lık payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinden en fazla karpuz üretiminde 52.430 tonla Tarsus ilçesi birinci sırayı, 2400 tonla Silifke ilçesi ikinici sırayı ve 1.200 tonla Mut ilçesiüçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam karpuz üretimi 57.218 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 4.19’luk payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinden en fazla kabak (sakız) üretiminde 18.200 tonla Tarsus ilçesi birinci sırayı, 12.144 tonla Erdemli ilçesi ikinici sırayı ve 1.710 tonla Mut ilçesi üçüncü sırayı almaktadır. Silifke ilçesi 1.000 ton kabak (sakız) üretmektedir. Mersindeki toplam Kabak (sakız) üretimi 34.229 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 2.92’lik payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinden en fazla hıyar üretiminde 34.680 tonla Bozyazı ilçesi birinci sırayı, 15.620 tonla Anamur ilçesi ikinici sırayı ve 11.430 tonla Aydıncık ilçesi üçüncü sırayı almaktadır. Silifke ilçesinde ise 4.500 ton hıyar üretmektedir. Mersindeki toplam hıyar üretimi 305.527 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 1.47’lik payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinden en fazla patlıcan üretiminde 21.572 tonla Tarsus ilçesi birinci sırayı, 8625 tonla Aydıncık ilçesi ikinici sırayı ve 5000 tonla Mut ilçesi üçüncü sırayı almaktadır. Silifke ilçesi ise 885 ton patlıcan üretmektedir. Mersindeki toplam patlıcan üretimi 66.945 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 1.32’lik payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinden en fazla domates üretiminde 178.750 tonla Erdemli ilçesi birinci sırayı, 76.000 tonla Silifke ilçesi ikinici sırayı ve 25.036 tonla Anamur ilçesi üçüncü sırayı almaktadır. Mersindeki toplam bamya üretimi 491.431 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 15.46’lık payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinden en fazla biber üretiminde 20.938 tonla Tarsus ilçesi birinci sırayı, 8.475 tonla Mut ilçesi ikinici sırayı ve 794 tonla Anamur ilçesi üçüncü sırayı almaktadır. Silifke ilçesinde biber üretimi ise 187 tondur. Mersindeki toplam biber üretimi 204.116 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 10.09’luk payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçellerinde en fazla balkabağı üretiminde 210 tonla Silifke ilçesi birinci sırayı, 80 tonla Tarsus ilçesi ikinici sırayı ve 55 tonla Anamur ilçesi üçüncü sırayı almaktadır.

4) Soğansı Yumrulu Sebzeler (Ton)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Ç.yayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Sarımsak 6 187 — 25 — 15 — — 660

Soğan 195 660 – 40 — 286 110 400 1.440

Havuç 32 — — — — — — — 736

Turp 50 187 — — — 100 — 1.200 1.120

Toplam 283 1.034 — 65 — 401 110 1.600 3.956

Mersin ilçelerinden en fazla sarımsak üretiminde 660 tonla Tarsus ilçesi birinci sırayı, 187 tonla Anamur ilçesi ikinici sırayı ve 25 tonla Bozyazı ilçesi üçüncü sırayı almaktadır. Silifke ilçesi ise 6 ton sarımsak üretmektedir. Mersindeki toplam sarımsak üretimi 983 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 0.62’lik payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinden en fazla soğan üretiminde 1.440 tonla Tarsus ilçesi birinci sırayı, 660 tonla Anamur ilçesi ikinici sırayı ve 400 tonla Mut ilçesi üçüncü sırayı almaktadır. Silifke ilçesi ise 195 ton soğan üretmektedir. Mersindeki toplam soğan üretimi 66.945 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 3.18’lik payı oluşturmaktadır.

Mersin ilçelerinden en fazla turp üretiminde 1.200 tonla Mut ilçesi birinci sırayı, 11.20 tonla Tarsus ilçesi ikinici sırayı ve 187 tonla Anamur ilçesi üçüncü sırayı almaktadır. Silifke ilçesi ise 50 ton, Erdemli ilçesi 100 ton turp üretmektedir. Mersindeki toplam patlıcan üretimi 2837 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 1.76’lık payı oluşturur.

Mersin ilçelerinden en fazla havuç üretiminde 736 tonla Tarsus ilçesi birinci sırayı, 32 tonla Silifke ilçesi ikinici sırayı almaktadır.

5) Diğer Sebzeler (Ton)

Silifke Anamur Aydıncık Bozyazı Ç.yayla Erdemli Gülnar Mut Tarsus

Karnıbahar 48 60 — — — 2.400 — — 210

Toplam 48 60 — — — 2.400 — — 210

Mersin ilçelerinden en fazla karnabahar üretiminde 2.400 tonla Erdemli ilçesi birinci sırayı, 210 tonla Tarsus ilçesi ikinici sırayı ve 60 tonla Anamur ilçesi üçüncü sırayı almaktadır. Silifke ilçesi ise 48 ton karnıbahar üretmektedir. Mersindeki toplam karnıbahar üretimi 4518 ton olup, Silifke’nin ilgenelindeki oranı % 0.88’lik payı oluşturmaktadır.

Bölgede Hayvancılık

İlçede hayvancılığın tarım sektörü içersindeki payı zirai üretime göre daha küçüktür. Silifke ovasındaki tarımsal gelir içerisindeki payının küçük olması öneminin küçük olduğu manasına gelmemelidir. Çünkü toplam yüzölçümünün % 89’unu oluşturan dağlık kesimlerde yaşayan halkın temel geçim kaynağını hayvancılık teşkil etmektedir. Bunun yanında ovalık kesimlerde de hayvancılık küçümsenmeyecek boyutlara ulaşmıştır. Bölgede yapılan hayvancılık kolları ve bunların içinde bulunduğu şartları başlıklar altında, aşağıda görebileceksiniz

SIĞIRCILIK : İlçe merkezi bağlı köy ve kasabalarda 10.260 adet sığır mevcuttur. Bu sığır varlığının 582’sini kültür ırkı ve melezleri oluşturmaktadır. Gerek dağlık kesimlerde olsun ve gerekse ovalık kesimlerde en yaygın yetiştiricilik şekli süt sığırcılığıdır. Burada belirleyici faktör olarak, zirai ürün artıklarının yem olarak kullanılabilmesi, ilçe merkezi ve kasabalardaki nüfus artışına bağlı olarak, süt tüketiminin artması ve bölgeye çevre illerden süt işleyen şirketlerin alıcı olarak girmesini görebiliriz. 10 ve üzeri sığır mevcutlu işletmelrin sayısı oldukça azdır. İlçe Tarım Müdürlüğünce 1995 yılında başlatılan ikinci ürün silajlık mısır ekilişinin yaygınlaşması, süt ve besi sığırcılığında kullanılması çalışmaları sonuçlarını vermeye başlamıştır. Müdürlükçe sığır beslenmesinde silajın önemini belirten eğitim çalışmaları yapılmış, gerek tohum desteği, gerek ekipman ve gerekse teknik destek sağlanarak silajın bölgede sağlanmıştır. Sığırcılık en önemli sorun olan ucuz kaba yem temini proıblemlerinin buna benzer çalışmalarla halledilmesi halinde daha iyi noktalara gelinecektir.

KOYUN ve KEÇİ YETİŞRİCİLİĞİ : İlçede 111.000 adet keç ve 33.000 adet koyun mevcuttur. Keçi yetişriciliği çok eski yılların yaylacılık geleneğine dayanan kıl keçisi yetişriciliğii şeklindedir. Keçi yetiştiriciliği eski dönemlerde kış aylarında ovalarda yaz aylarında yaylalarda yapılırdı. Son 50 yılda ova kesiminde poli kültür ziraatın yapılması, dağlık kesimlerde orman koruma alanlarının genişlemesi ve tarımsal mekanizasyonun gelişmesiyle yaylım alanlarının daralması, esas yetiştiriciliğin yapıldığı dağlık köylerden ilçe merkezine göçün şekillenmesi neticesinde keçi popülasyonu azalmıştır. Bölgede Akkaraman ve İvesi koyun ırkları üzerine yetiştiricilik yapılmakta olup koyunculuk önemli bir yetiştiricilik kolu olamamıştır. Bunada belirleyici faktör olarak düzlük yaylım alanlarının çok daralmasını, bölge halkının keçi etine rağbet etmesini söyleyebiliriz.

KANATLI HAYVAN YETİŞTİRİLİCİĞİ : İlçede 1 adet 20.000 tavuk kapasiteli modern tavuk çiftliği bulunmaktadır. Broiler yetiştiriciliği yapılmamaktadır. Silifke Tarım ilçe Müdürlüğünce bölghe için alternatif bir üretim kolu oluşturmak amacıyla 2000 yılında hindi yetiştiriciliği’nin yayımı yapılmış, 1000 adet hindi palazı getirilmiş, üç haftalık bakım ve aşılaması yapılarak bölge çiftçilerine dağıtılmıştır. Çalışmalar bu yıl ve önümüzdeki diğer yıllarda da devam edecektir. Bölgede yetiştiriciler tarafından çok büyük rağbet gören hindiciliğin gelecekte karlı bir üretim kolu olacağı düşünülmektedir.

Hayvan Varlığı ve Köylere Göre Dağılımı

Silifke ilçesinin yüzölçümünün % 89’unu dağlık olması nedeniyle bölgede kıl keçisi yetiştiriciliği yaygındır. Dağlık bölgelere dağılan köylerde yaşayan halkın birinci derecede geçim kaynağı olan kıl keçisi vaelığı geçmiş yıllara göre azalmıştır. Bölgede sabit olarak yağpılan yetiştiriciliğin yanında göçer kıl keçisi yetiştiriciliği Yörükler tarafından başlı başına bir kültür olarak yaşatılmaktadır.

Sığırcılık, ilçe hayvancılığı içersinde gelişme göstermekte olan bir üretim kolu olarak karşımıza çıkar. Bölgenin yerli ırkı olan Güneydoğu anadolu kırmızısı sığır varlığı, Tarım Bakanlığı tarafındn 10 yıldır yürütülemıslah çalışmaları ile kültür ırkı ve melezlerine dönüştürülmüştür. Yapılan ıslah çalışmaları ile sığr popülasyonnunda ki düşmeye rağmen verimleri arttırılmıştır.

Sığır yetiştiriciliği Ovalık köylerde ağırlık almak üzere ilçenin her köyünde yapılmaktadır. İşletmelerde genelde 1-5 başlık aile işletmesi şekliidedir.

Tektırnaklı hayvan varlığı dağlık köylere kaymış durumdadır. Hali hazırda küçümsenmeyecek miktarda olan tektırnaklı hayvan varlığı orman köylerinde yaşayan halkına yük hayvanı olarak büyük katkı sağlamaktadır.

İlçede arı yetişriciliği yaygın olmamakla birlikte sermaye ve risk faktörünün avantajlı ilgiyi arttırmıştır. Sahilde kesimlerde çiçek mevsiminin çabuk geçmesi yetiştiriciliğin göçer şeklide yapılması zorunlu kılmaktadır.

Silifke’de işletme bazında 1 adet yumurtacı tavuk işletmesi mevcuttur. Karaman, Konya ve Adana gibi yoğun üretim merkezlerine yakın olnası bu işletmelerin sayıca artmasına engel teşkil etmiştir.

ÜRETİM

CİNSİ ADETİ Yumurta (Adet) Et (Ton) Süt (Ton) Bal (Ton)

Sığır 10.260 450 15.533

Koyun - Keçi 144.000 200 34.00

Kanatlı 92.500 10.000.000

Arı Kovanı 4.700 90

TekTırnaklı 1.500

Toplam 252.960 650 18.933 90

Hayvan Varlığı ve hayvan Ürünlerde Üretim Miktarlar

Bölgede Su Ürünleri

İlçede Kızkalesi ile Büyükeceli kasabası arasında yer alan uzun bir sahil, Göksu nehri, Kızılgeçit deresi, Akgöl – Paradeniz dalyanı; bölge için deniz ve tatlı su ürünleri yönünden çok büyük potansiyel oluşturmaktdır. İlçede işkolu olarak balıkçılık; 2 adet su ürünleri kooperatifi ve bunların bünyesindeki 22 adet büyük trol teknesi ile 200 civarında küçük balıkçı teknesiyle yapılmaktadır. İlçelerde doğal su ürünleri kaynaklatrının dışında 1 adet dalyan, 2 adet alabalık tesisi ve 2 adet deniz içinde çipura levrek yetiştiren kafes b

Akreditif

Salı, 06 Kasım 2007

Akreditif Nedir?

Akreditif (Akreditif uluslararası işlemlerde kısaca L/C - Letter of Credit olarak

adlandırılmaktadır); İhraç edilen malların bedellerinin ödenmesi konusunda belirli

şartların yerine getirilmesinden sonra ödemenin yapılacağına ilişkin bir çeşit

teminattır.

Akreditifin açılması

Akreditifli ödeme sisteminin temel dayanağı, ithalatçı ve ihracatçının arasındaki para

alışverişinde köprü görevi gören bankalardır. Bir bankanın yazılı olarak yükümlülüğe

girerek ödeme işleminde aracılık etmesi gerekmektedir. Bu da akreditifin açılması

anlamına gelmektedir.

Ödemenin yapılması için gerekli koşullar:

İthalatçı ve ihracatçı arasında yapılan satış sözleşmesinde yer alan koşullann hepsi

ödemenin yapılabilmesi için gerekli koşulları oluşturmaktadır. Bunlar çoğunlukla

ticarete konu mallann kalitesiyle ilgili teknik özellikleri, belli bir birim cinsinden miktarı,

birim fiyatı, teslim şekli, paket ağırlığı, nakliyesi, ödeme şekli gibi hususları

içermektedir. Bu hususların yerine getirildiğini doğrulayan fatura, kalite kontrol

belgesi, konşimento, menşe şahadetnamesi gibi belgelerin ihracatçı tarafından

bankaya sunulması gerekmektedir.

Akreditif hem ihracatçıyı, hem de ithalatçıyı koruyan bir işlemdir

İhracatçı: Malları akreditif şartlanna uygun olarak sevkettiğinde, mal bedelini tahsil

edeceğinden emin olacaktır.

İthalatçı: Sevkiyatın yapılmış olduğunu ve akreditif şartlarına uygun mal gönderildiğini

gösteren belgeleri ihracatçı bankaya sunmadan önce ödeme yapılmayacağından

emin olacaktır.

Akreditif, uluslararası ticarette çok geniş bir alanda bir ödeme ve garanti aracı olarak

kullanılmaktadır.

Örnek 1

Yeni kurulan ihracatçı bir firma Afrika’da satış yapmaktadır. Firma Afrikalı alıcının

kredi alabilirliliği ve iş hayatı hakkında son derece kısıtlı bilgiye sahip bulunmaktadır.

Ayrıca alıcının ülkesindeki ithalat düzenlemeleri hükümet tarafından her an

değişikliklere uğratılabilmektedir. Bu durumda satıcı firma ödemenin akreditifle

yapılması ve kredinin ülkemizdeki bir banka tarafından teyid edilmesi konusunda

ısrarlı olabilir. Böylece kendisini alıcının herhangi bir negatif davranışına ve politik

risklere karşı garanti altına almış olur. Öte yarıdan ithalatçı malların yüklenip

sevkiyatın yapılmakta olduğunu gösteren belgeleri satıcı sunmadan, ödemenin

yapılmayacağını bilmenin rahatlığı içinde olacaktır. Ancak mal kalitesinin yeterliliği

konusund·a, ithalatçının herhangi bir garantisi bulunmayacaktır. Çünkü bankalann

yükümlülüğü, ihracatçının verdiği belgelerin akreditif koşullarıyla uygun olup

olmadığını ödemeden önce saptamaktır, ilgili satış sözleşmesine uygun olup

olmadığını incelemek görevi değildir.

Örnek 2

Bir müteahhitlik firması Suudi Arabistan’da bir yol inşaatını üstlenmiş bulunmaktadır.

İşveren kuruluşla yapılan anlaşmanın bir koşulu müteahhit firmanın işveren lehine

teminat olarak stand-by (akreditif çeşitleri bölümünde kapsamlı olarak

açıklanmaktadır) bir akreditif açmasıdır. Bu, bir anlamda müteahhitlik firmasına nakit

darlığına düşülmeksizin teminat göstermede kolaylık sağlamaktadır. Eğer müteahhit

firma yol inşaatını anlaşmada belirlenen koşullar altında tamamlayamaz ise işveren,

firmanın taahhüdünü yerine getirmediğini tevsik eden belgeleri bankaya ibraz ederek

akreditif bedelini geri alır. Anlaşma koşullarına uygun olarak yol inşaatı tamamlanırsa

işveren kuruluşa herhangi bir ödemede bulunulmaz.

Bir satış sözleşmesi imzalandıktan sonraki belirsizlik ortamında taraflarca

doğabilecek sorular:

İhracatçı

• Mallann sevkiyatını yaptığım zaman, ithalatçının zamanında ödeme

yapabileceğinden emin olabilir miyim? Ödeme yapılmamasının riskini nasıl

minimize edebilirim?

• İhraç ettiğim mallan başka bir firmadan satın alıyorum, ithalatçının bunu öğrenip

asıl imalatçı firmayla temas kurarak beni aradan çıkarmasını nasıl önleyebilirim?

• Bankalar ticari alışverişlerde pratik uygulamalann düzenlenmesinde bize gerekli

dökümanları sağlıyarak nasıl yardımcı olabilirler?

İthalatçı

• İhracatçıyı yeterince tanımıyoruz. Malları zamanında teslim edebileceğinden emin

olabilir miyiz?

• Ödeme yapmadan önce mallann siparişimizle uyuşup uyuşmadığını nasıl kontrol

edebiliriz?

• İthal ettiğimiz malları tekrar satıncaya kadar ödemeyi ertelemeyi düşünüyoruz.

Acaba bankamız bu aradaki boşlukta krediyi kendisi sağlayabilir mi?

Bu sorulara cevap verebildiği için akreditifli ödeme ticarette tercih edilen bir ödeme

ţeklidir.

Akreditifli ödemenin dünya ticaretinde çok yaygın bir kullanıma sahip olmasının

nedenleri:

İhracatçı açısından

• Bir bankanın ödeme güvencesine sahiptir. (Teyidli akreditiflerde ek olarak ikinci

bir bankanın güvencesine kavuţur)

• Alıcının ülkesindeki politik risk, güvenceden dolayı en alt düzeye inmiştir.

• Akreditif bağlantısı gösterilerek ihracat kredisi alınabilir.

• Yeni pazarlara girerek satışlarını artırabilir.

İthalatçı açısından

Herşeyden önce, alıcı akreditif koşullarını yerine getirmeyen satıcıya ödeme

yapılmayacağına ilişkin güvenceye sahiptir.

Bankalar alıcı adına akreditif koşullarının yerine getirilip getirilmediğini incelerler.

"En son yükleme tarihi"nin saptanabilmesi alıcıya (özellikle ihracatçıyı iyi tanımıyorsa)

malları zamanında elde edebilme olanağını sağlar.

Mallarını güvence olarak göstererek onları pazarlayıncaya kadar çeşitli kaynaklardan

borç bulabilir.

Eğer satıcı ile anlaşırsa, mal bedelinin belgelerin ibrazında değil de, belirli bir süre

sonra ödenmesi imkanı sağlanabilir. Bu ithalatçıya zaman kazandırarak daha düşük

maliyette kredi sağlama imkanı verebilir.

Akreditifli İşlemlerde Yeralan Bankalar

Akreditif iţlemlerinde genellikle ilgili iki banka bulunur; Amir banka, muhabir banka.

Ancak bazı durumlarda ihracatçı, açılan kredinin kendisine yakın bulduğu üçüncü bir

banka tarafından veya muhabir banka tarafından garanti edilmesini ister ve bu banka

teyid eden banka olarak adlandırılır: Diğer taraftan, ihracatçıya akreditifin geldiğini

ihbar eden ve "ihbar bankası" olarak adlandırılan bir üçünü banka olabilmektedir

ancak bu, çoğunlukla muhabir banka olmaktadır.

Amir banka / Açan banka (Issuing / Opening bank)

• İthalatçının bankasıdır

• Akreditifi açar

• İhracatçı, akreditif vadesi içinde istenilen koţullan yerine getirirse ödeme

yapmakla yükümlüdür.

• Ödemeyi ihracatçıya dönüş hakkı (rücu hakkı) olmaksızın yapar.

• İthalatçının istemi üzerine henüz akreditif açılmadan ihracatçıya veya muhabirine

"ön bilgi" (preadvıce) verebilir.

• Kimi ülkelerde akreditifi doğruca ihracatçıya iletebilir.

İhbar bankası / Advising bank

• Akreditifin açıldığını ihracatçıya iletir.1

• Akreditifde, ihracatçıya karşı ödeme konusunda herhangi bir yükümlülüğü yoktur.

Bir anlamda postane görevini üstlenmiştir.

Teyid bankası / Confirming bank

• Amir banka dışındaki bir banka akreditife kendi yükümlülüğünü ekliyebilir. Bu

banka çoğunlukla ihbar bankası olmaktadır.

• Teyid, amir bankanın yükümlülüklerini yerine getireceğine ilişkin olarak bir diğer

bankanın kesin taahhüdünü ortaya’koymasıdır.

• Teyid eden bankanın birinci derecede sorumluluğu vardır.

• Akreditif koşullan yerine getirilmişse, teyid bankası;

1. İhracatçıya dönüş hakkı olmaksızın ödeme yapar

2. Poliçeleri kabul eder.

3. İhracatçıya dönüş olmaksızın poliçenin müzakere işlemini gerçekleştirir. (Devir

ve ciro = poliçenin satın alınması)

1 Ancak, akreditifi ihbar etmeye karar verdiğinde, ihbar ettiği akreditifin gerçek olup olmadığını kontrol etmeye

özen gösterir. Eğer akreditifi ihbar etmemeyi tercih ederse Amir Bankaya bu konuda gecikmeksizin bilgi verir.

• Sorumluluğu amir bankanın sorumluluğu kadar önemlidir. Akreditif koşullarına

karşı gelinirse, ihracatçı hem amir bankaya hem de teyid bankasına karşı tavır

koyabilir.

• Kendisini birinci derecede sorumlu bir konuma getiren bu hizmet karşılığında

komisyon alır.

Akreditif İşlemleri

1. Alıcı ile satıcı arasında ödemenin akreditifle yapılacağını belirten bir satış

sözleşmesi yapılır.

2. İthalatçı bankasına ihracatçı (lehdar) lehine akreditif açması için talimat verir.

3. Amir Banka genellikle, satıcının bulunduğu ülkedeki bir bankayla akreditifı ihbar

ya da teyid etmesi için anlaşır.

4. Muhabir ya da teyid eden banka akreditifın açıldığını ihracatçıya bildirir.

5. Satıcı akreditifin açıldığını öğrenir öğrenmez, eğer belirtilen zaman içinde gerekli

şartları sağlıyabilecekse, malları sevketme durumundadır.

6. Satıcı sevkiyatı yaptığını kanıtlayan belgeleri kredinin açıldığı bankaya gönderir.

7. Muhabir Banka gönderilen belgeleri kredi koşullarıyla karşılaştırdıktan sonra,

gönderilen belgeler kredi şartlarına uygunsa, kredide belirtilen şartlara göre

ödemede bulunur veya müzakerede bulunarak devreder ya da ciro eder.

8. Muhabir ya da teyid eden banka belgeleri amir bankaya gönderir. (Eğer muhabir

banka, amir bankadan farklıysa)

9. Amir banka gönderilen belgelerin, kredi şartlannı karşılayıp karşılamadığını

kontrol eder. Eğer gönderilen belgeleri yeterli bulursa;

A. Satıcı tarafından belgeler direkt olarak ona gönderilmişse ödemeyi satıcıya ya

da onun için kullanılabilir fon tutan muhabir bankaya yapar.

B. Teyid eden bankaya ya da satıcıya ödemede bulunan veya poliçesini kabul

eden muhabir bankaya geri ödemede bulunur.

10. Amir banka tarafından belgelerin akreditife uygunluğu tespit edildikten sonıra

akreditif miktarının ödenmesi için belgeler ithalatçıya sunulur.

11. Alıcı, nakliye belgelerini malların teslimatını yapacak olan taşıyıcıya gönderir.

Akreditifde Ödeme Ţekilleri

Peţin ödeme

1. Satıcı mal sevkiyatını kanıtlayan belgeleri muhabir bankaya ibraz eder.

2. Banka, belgelerin kredi şartlarını karşıladığını belirledikten sonra ödemeyi yapar.

3. Kredi meblağını satıcıya veren banka, eğer amir bankadan farklıysa, belgeleri

amir bankaya gönderir. Geri ödeme ise daha önce kararlaştırılan şekilde

gerçekleştirilir.

Poliçe kabulü ile ödeme

1. Satıcı, malların sevkiyatını yaptığını kanıtlayan belgelerle birlikte üstüne çekilmiş

bir poliçeyi bankaya gönderir

2. Banka, satıcının gönderdiği belgeleri kontrol edip uygun bulduktan sonra poliçeyi

kabul edip imzalar ve satıcıya geri verir.

3. Muhabir Banka belgeleri Amir Bankaya göndererek, satıcının poliçesini kabul

ettiğini ve vadenin bitim tarihinde geri ödemenin daha önce kabul edildiği şekilde

sağlanacağını bildirir.

Banka poliçeyi kabul ederek vade bitiminde poliçenin üzerindeki değeri ödeyeceğini

taahhüt eder. Bu noktadan sonra, satıcı isterse bankaca kabul edilen poliçesini kendi

bankasında ya da piyasada kırdırarak derhal nakde çevirir, isterse de parayı almak

için vade bitimini bekler.

Devir ve ciro edilen akreditifler (Negotiation type)

1. Satıcı, sevkiyatı yaptığını belgeleyen belgelerle birlikte alıcı veya kredide

belirlenen herhangi bir şahsın üstüne çekilmiş anında ödemeli ya da vadeli

poliçeyi bankaya gönderir.

2. Banka, belgelerin ·uygunluğunu kontrol ettikten sonra, poliçenin müzarekesine

geçerek poliçeyi devreder ya da ciro eder.

3. Muhabir Banka belgelerle birlikte poliçeyi amir bankaya gönderir. Geri ödeme

daha önce karara bağlanmış şekliyle gerçekleşir.

İhracatçılar kendilerine ödemenin yapılmasından amir bankanın parayı göndermesine

kadar geçen süre için "devir ve ciro" bankasına faiz ödemek durumundadırlar. Çünkü

"negotiating bank" bir anlamda ihracatçıya kredi kullandırmış olmaktadır. Bununla

birlikte sözkonusu faiz ya da genel adı ile "negotiation charges" ithalatçı tarafından da

ödenebilmektedir.

"Negotiation type" (Müzareke edilebilir) bir akreditifde devir ve ciro bankalan

genellikle poliçeyi iskonto ederek alırlar, ancak ihracatçılar da ödeme bankasının

parayı göndermesini beklemeden tahsil etmiş olurlar.

Devir ve ciro bankasının amir bankaya ve ihracatçıya dönüş hakkı (rücu etme)

bulunmaktadır.

Akreditif Çeţitleri

Kabili rücu (Dönülebilir) akreditif

Bu tür akreditifler, ithalatçı ,ya da bankası tarafından ihracatçıya önceden haber

vermeksizin her zaman değiştirilebilir veya iptal edilebilirler. Malların transferi ve

belgelerin ihracatçı tarafından muhabir bankaya ibraz edilmesinden önce akreditifin

şartlan değiştirilebileceği ya da iptal edilebileceği. için ihracatçı açısından büyük risk

taşımaktadır. Óte yandan ithalatçı oldukça fazla esnekliğe sahiptir. Belgelerin

ihracatçı tarafından muhabir bankaya ibraz edilmesi durumunda akreditifin bankaca

ya da ithalatçı tarafından iptal edilmesi veya değiştirilmesi münıkün değildir. Sevk

belgeleri ihracatçı tarafından bankaya ibraz edildikten ve bankaca akreditif

koşullanna uygunluğu saptanarak ödemede bulunulduktan sonra, iptal ya da

değişiklik bildirimi yapılırsa bu ödeme geçerlidir ve amir banka bu ödemeyi muhabir

bankaya yapmak zorundadır.Eğer satış sözleşmesinde açılacak olan akreditifin gayri

kabili rücu olduğu açıkca belirtilmemişse akreditif "kabili rücu"türünde açılmış olur.

Gayrı kabili rücu (Dönülemez) akreditif

İhracatçının akreditifde yer alan şartlan tamamen yerine getirmesi halinde,akreditifi

açan banka tarafından,

• Görüldüğünde ödenmesi kaydını taşıyorsa, ödemenin yapılacağı

• Vadeli ödeme kaydını taşiyorsa, akreditifte belirtilen vadede ödemenin yapılacağı

• Akreditife göre poliçe kabul edilecekse, akreditifin vadesi dahilinde üzerine

çekilecek poliçelerin kabul edileceği şeklinde, ödeneceği konusunda taahhütleri

kapsayan akreditiflere "gayri kabili rücu" akreditif denmektedir. Bu tür akreditif

ancak taraflann kabulü olduğu takdirde değiştirilebilir veya iptal edilebilir.

İhracatçıya ödeme konusunda sağladığı güvence dolayısıyla bu tip akreditif

uluslararası ödeme şekilleri arasında en çok kullanılanıdır.

Teyidli akreditif

Akreditif açan banka ihracatçı tarafından yeterince tanınmıyorsa, ihracatçı kendisini

güven içinde hissetmek için çekeceği poliçenin ödeneceği konusunda kendi

ülkesindeki bir bankadan teminat vermesini ister. Bu şekilde, çekilen poliçe akreditifi

açan bankaca ödenmediği takdirde, ihracatçının ülkesindeki banka kendisinin

ödeyeceğini önceden taahhüt eder. Bu taahhüdü veren bankaya teyid eden banka

denir. Bankalar teyid için ayrıca komisyon aldıklanndan ek bir mali külfet getirirler ve

ithalatçılar genelde teyidli akreditiften kaçınırlar. Sadece gayrı kabili rücu akreditifler

teyidli olarak açılabilir.

Ticari İşlemlerde Kullanım Alanlarına Göre Akreditif Türleri

Rotatif akreditif

Rotatif akreditif şartları gereğince bir miktarı veya tamamı kullanıldıkça herhangi bir

belirli değişikliğe lüzum kalmaksızın eski miktar dahilinde yenilenen akreditiflerdir.

Yenilemenin amacı, ihracatçının akreditiften aynı şartlarla yararlanarak, ilk akreditif

şartlarına uygun olmak kaydıyla yeniden ihracat yapabilmesidir. Bu tür akreditif

genellikle aynı cins malı tek bir ihracatçıdan kısım kısım ithal eden ithalatçı tarafından

açılır. Rotatif akreditif zamana göre ve değere göre ilişkilendirilebilir. Zamanla ilişkili

olan rotatif akreditif ikiye aynlır:

Kümülatif rotatif akreditif: İlk dönemde kullanılmayan miktar, takip eden dönemlere

taşınır.

Kümülatif olmayan akreditif: Belli bir dönemde kullanılmayan miktar geçerliliğini yitirir

ve bir sonraki dönemlere aktarılmaz. Örneğin: 6 aylık periyodda her ay için 15 000 $

kredi sağlanmakta olsun. Her ay bir önceki ayda belli bir miktarm çekilip

çekilmediğine bakılmaksızın 15 000 $ lık miktar otomatik olarak yenilenir.

Değerle ilişkili olan rotatif akreditif, belirli geçerli dönem içinde kullanıldıktan sonra

aynı şekilde ve miktarda yenilenir.

Devredilebilir akreditif

Devredilebilir akreditifde, lehine bir akreditif açılan bir ihracatçı kendi ülkesindeki

üçüncü bir şahsa yani akreditifte adı geçenden başka ikinci ya da daha fazla

ihracatçıya akreditifi devredebilir. Devirde ilk akreditifdeki esas şartlar

değiştirilmemekte sadece miktar, mal fıyatı, akreditif vadesi ve son tarihi tarafların

kabulü ile değiştirilmektedir. Akreditifin ilk lehdarı, ikinci lehdarın faturalanndan eksik

olan kısımları kendi faturalanyla tamamlar ve akreditifin bu kısmını alabilir. Akreditif

amiri ile lehdarın ve devredilen üçüncü şahsın adları birbirine ve şartların da yeni

lehtara banka tarafından bildirilmesi gerekir. Akreditif devrolunca, birinci lehdar alıcı

durumuna gelmiş olur. Bu sebeple banka, birinci lehdarı alıcı olarak göstererek ikinci

lehdar için yeni bir akreditif açar.

Bu tür akreditifler sadece bir kez devredilebilirler. İkinci lehdar tekrar üçüncü bir

lehdara açılan akreditifi devredemez. Sadece gayrı kabili rücu akreditifler

devredilebilir.

Devredilebilir akreditifler aynı zamanda nakledilebilir akreditif hükmünü taşımaktadır.

İthal edilecek olan malın, ihracatçı tarafından doğrudan sağlanmasına imkan

olmayan durumlarda kullanılan ve başka bir ülkeye transferi mümkün olan akreditife

nakledilebilir akreditif denmektedir.

Bölünebilir akreditif

Devredilir akreditifler kısımlara bölünerek çeşitli ihracatçılara Bölünebılır Akredıtıf

devredilebilirler. İthalatçının dışardan satın almak istediği mallan tek bir firma

sağlayamıyorsa, bölünebilir akreditif açılarak çeşitli firmalarla ticaret yürütülebilir.

İthalatçı fırma yabancı ülkedeki bir tek fiıma veya temsilcisi lehine akreditifi açtırarak

zamandan ve masraftan tasarruf etmiţ olur.

Red Clause akreditif

Bu tür akreditifte akreditif talimatında belirtilen özel bir hükme dayanarak muhabir

banka, ihracatçı sevk belgelerini ibraz etmeden avans ödemesinde bulunur. Bu tür

akreditife "redclause" denme sebebi akreditif mektubunda talimatın kırmızı

mürekkeble yazılmasıdır. Akreditif talimatındaki bu hükme dayanılarak verilen avans

teminat aranmaksızın makbuz ya da benzeri belgeler karşılığında verilmektedir.

İhracatçıya verilen avans, malların sevkinde aracı bankaya verilen belgelerin

bedelinden kesilerek kapatılmaktadır. Eğer íhracatçı yüklemeyi yapmaz ve avansı

geri ödemezse muhabir banka amir bankadan faizi ile birlikte kendisine geri ödeme

yapılmasını ister. Aynı şekilde amir banka da ithalatçıdan talepde bulunacaktır.

Green Clause akreditif

Akreditifi açan banka lehine, akreditifin kullanıcısı tarafından bir teminat mektubu

verilmemişse, red clause akreditifleri açtıran firmalar büyük risklere girerler. Bu riskler

greerr clause akreditifler ile en aza indirilebilirler. Green clause akreditifde

ihracatçının mallan sevk etmesinden önce akreditiften tahsilat yapmasına olanak

tanınmaktadır. Ancak bu peşin ödemeler, mallann mülkiyetini bankaya devreden

ambar teslirrı makbuzları ile garanti altına alınmaktadır. Ambar teslim makbuzlan,

ambar firması tarafından düzenlenir ve depolanan malların değerini belirtir.

Red clause ve green clause akreditiflerin temel amacı, ithalatçı tarafından

ihracatçının finanse edilmesidir. İhracatçının ülkesindeki kredi faizlerinin, ithalatçının

ülkesindeki faizlere oranla yüksek olduğu durumlarda, bu tür akreditifler kanalıyla

düşük maliyetli fonlar ihracatçılara aktanlabilir.

Karşılıklı (Back to Back) akreditif

Karşılıklı akreditif ihracatçının lehine açılan akreditifin devredilebilir olmadıgı zaman

veya devredilse bile devir işleminin gerektirdiği ticari koşulları sağlamadığı zaman

kullanılır. İhracatçı ihraç ettiği mallan kendisi üretmiyorsa ve yurtdışındaki bir

üreticiden ödeme karşılığı satın almak durumundaysa karşılıklı kredi gündeme gelir.

Bu durumda ihracatçı yabancı üretici lehine bir akredifin açılması için bankasına

talimat verir. Bankasına teminat olarak da ithalatçının kendisi lehine açtığı akreditifi

gösterir. Ülkemizde reeksport veya transit ticaret yoluyla yapılan ihracatta ve mahsup

yoluyla yapılan transit ticarette karşılıklı akreditif kullanılmaktadır. Bu noktada bir

ithalat akreditifınin karşılığını bir ihracat akreditifi teşkil etmektedir. Reeksportta

ihracatçı, bir ülkeden almış olduğu bir malı diğer bir ülkeye satacaktır. Malı ithal

ederken akreditif açar aynı zamanda aynı malı satacağı ülkedeki ithalatçı tarafından

da kendisi için bir akreditif açılır. Bu durumda ihracatçının bankasında bir depo

hesabı oluşur. İhracat bedeli döviz yurda geldiğinde, ithal bedeli tahsil olduktan

sonra, kalan kısım ihracatçıya ödenir.

Stand-by akreditif

Bu tip akreditifler bir ödeme aracından çok bir garanti gösterme aracıdır. Taraflar

arasında yapılan sözleşmelerde (genellikle müteahhitlik sözleşmeleri), taraflardan

birisinin (müteahhit firma) yükümlülüklerini yerine getirmemesi durumuna karşın,

diğer tarafın (işveren) garanti olarak bir teminat istemesi sonucu teminat gösterimi

için bankalarca müteahhit taraf adına açılan kredilerdir.

Akreditif İşlemlerinde Genel Kurallar

Alıcı

• Amir bankaya talimatlannı aşırı detaydan uzak bir açıklıkla vermeli ve talimatları

kesinlik taşımalıdır. Öyleki, banka ithalatçının ne istediğini tahmin etmek

durumunda kalmamalıdır.

• Açılan kredinin amacı alımın bedelini ödemektir. Kredi şartları ve istenen belgeler

satış kontratı ile uyum içinde olmalıdır.

• Sevkiyattan önce veya sevkiyat sırasındaki mallann her türlü incelenmesi

belgelendirilmelidir. Bu tür belgelerin çıkış mercileri önceden kredi anlaşmalarında

mutlaka belirtilmelidir.

• Akreditif satıcının sağlıyamayacağı belgeleri zorunlu kılmamalıdır ve satıcının

yerine getiremiyeceği koşullan öne sürmemelidir.

Satıcı

• Akreditifte belirtilen meblağın kullanımına kadar geçen sürede satıcı boş

durmamalı gerekli gördüğü değişiklikleri anında iletmelidir.

• Satıcı akreditifde belirlenen süreyi ve koşulları karşılıyabileceğinden emin

olmalıdır.

• İhracatçı akreditifte belirtilen belgeleri zamanındá şartlara uygun olarak ibraz

etmelidir. Belgeleri mümkün olduğu kadar çabuk şekilde akreditifin geçerlilik

süresi içinde bankaya ibraz etmelidir.

• Belgeleri bankaya ibrazında akreditifte belirtilen koşullara göre gerek zaman

gerekse belgelerin nitelikleri açısından uygunsuz bir durum ortaya çıkarsa,

bankanıin belgeleri kabul etmemekle yükümlü olduğunu ihracatçı unutmamalıdır.

Akreditif iţlemlerinde uygulanan uluslararası kuralları nereden öğrenebilirsiniz?

Uluslararası Ticaret Odası, "Vesikalı Krediler Hakkındaki Yeknesak Teamüller ve

Uygulamalar" broşürünü gözden geçirerek 1993 yılında yeniden yayınlamıştır.

(Unıform Custom and Practise For Documentary Credits/U.C.P. No: 500). Bu yayın

uluslararası kabul görmektedir. Temelde yasal bir yaptırımı yoksa da, akreditifli

işlemlerde aşağı yukarı her ülke bu kuralları uygulamaktadır. Öyleki, ulusal hukuka

bırakılan anlaşmazlıklarda dahi, yargıçlar U.C.P’yi dikkate almaktadırlar.

Akreditif iţlemlerinin maliyeti

Bütün vesaikli krediler, maliyet tesbiti açısından çeşitli dilimlere ayrılırlar; Akreditif

açılması, ihbarı, teyid edilmesi, düzeltilmesi, ödeme yapılması, poliçelerin kabulü, ciro

edilmesi gibi, bütün bu farklı dilimler için bankalann aldıkları komisyon değişmektedir.

Aynca bankalar komisyon bedelini belirlerken, tarafların ticari güvenirliliği ve

bulundukları ülkelerin finans piyasasındaki yeri gibi kriterleri değerlendirirler.

Akreditif Formu Örneği ve Formda Yeralan Bilgilere İlişkin

Açıklamalar

Akreditif mektubunda yer alan bilgilere ilişkin açıklamalar2

1. Amir Bankanın adı ve adresi. ( Amir Banka genellikle ithalatçının kendi bankası

olup, ithalatçının talimatı üzerine akreditifi açar.)

2. Akreditifle ilgili işlemleri içeren banka referans numarası

3. Akreditif vadesi

4. Akreditifi açtıran ithalatçının adı ve adres

5. İhracatçının (lehdar) adı ve adresi

6. Akreditifi ihbar eden bankanın adı ve adresi. Bu banka genellikle ihracatçının

kendi bankasıdır.

7. Akreditifin tutarı ve döviz cinsi

8. Akreditifte belirtilen ödeme ţekli

9. İhracatçının tam sipariş tutarının altında sevkiyat (kısmi sevkiyat) yapmasına izin

verilip verilmediği

10. Mallann bir araçtan diğerine aktarma yapılmasına izin verilip verilmediği

11. Malların nakliye firmasına teslim edildiği yer ve bunun için verilen en son tarih

12. Malların gönderildiği yerin adı

13. Banka tarafindan ödeme yapılmadan önce ihracatçının bankasına sunması

gereken belgelerin türü ve miktarına ilişkin liste

14. Akreditif vadesi içinde, nakliyeye ilişkin belgelerin verildiği tarihten itibaren diğer

belirli belgelerin sunulması için verilen süre.

Akreditif İşlemlerinde Görülen Yaygın Sorunlar 3

3. Eğer akreditif vadesi içinde istenilen belgelerle birlikte sunulmaz ise geçerli

sayılmayacaktır.

5. Eğer İhracatçının (lehdar) ismi doğru olarak belirtilmezse akreditife itibar

edilmeyebilir.

7. Akreditifte belirtilen tutann diğer belgelerde belirtilen tutarla aynı olması

gerekmektedir.

9. Eğer akreditifte kısmi sevkiyata izin verilmiyor ise mallann tümünün gemiye

yüklenmesi gerekmektedir. Aksi takdirde akreditif kabul edilmeyecektir.

10. Akreditifte aktarmaya izin verilmediği halde aktarma yapılmış ise, gecikmeler ve

ekstra maliyetler ihracatçıya yüklenecektir.

11.Eğer akreditifteki yükleme koşullanna uyulmaz ise akreditif geçerli sayılmayabilir.

13. Eğer belgeler akreditifte belirtilen gerçek format ve sayıya uygun değil ise

gecikmeler

ve ekstra maliyetler olabilmektedir.

15. Eğer belgeler belirtilen zaman içinde sunulmazsa akreditif geçersiz

sayılabilmektedir.

2 Akreditif örneğinde yer alan bölüm numaralarına göre açıklanmaktadır

3 Akreditif örneğinde yer alan bölüm numaralarına göre açıklanmaktadır.

Akreditif İşlemlerinde Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar

1. İthalatçı ile ihracatçı arasında sözleşme yapıldığı zaman, ihracatçının tam olarak

ithalatçı tarafından ne tür belgeler istendiğini bilmesi gerekmektedir. Daha sonra

ihracatçı akreditif koşullannı yerine getirebilmek için akreditif vadesinin yeterli

olduğundan emin olmalıdır.

2. İhracatçı, ithalatçı ile olan tüm işlemlerinde adının ve adresinin doğru bir şekilde

yazıldığından emin olmalıdır. Akreditif ihracatçıya ihbar edilmediğinde ihracatçı

akreditifte ve sunacağı belgelerde isminin doğru olup olmadığını kontrol etmelidir.

3. Alıcının kısmi sevkiyatı kabul edip etmediği konusu ihracatçı tarafından anlaşılır

olmalıdır: Eğer kısmi sevkiyat kabul ediliyor ise teslim tarihinde bir problem çıksa

bile bu durum akreditifin geçerliliğini etkilemeyecektir.

4. İhracatçının sözleşme tamamlanmadan önce, malları nasıl yükleyeceğini bilmesi

gerekmektedir. Genellikle yüklemelerde aktarma işlemi yapılabilmektedir. Bazen

önceden geminin aktarma yapıp yapmayacağını bilmek mümkün

olmayabilmektedir. Bu gibi durumlar için akreditifin aktarma işlemine izin vermesi

faydalı görülmektedir.

5. Akreditifte malların gönderildiği nokta ve gönderme tarihi, ihracatçı ile ithalatçının

akreditif koşullan üzerinde anlaştıkları gibi olmalıdır.

6. İhracatçı, ithalatçının hangi belgeleri istediği konusunda emin olmalıdır. İstenilen

belgelere göre, mallan yüklemeye hazırlarken, ekstra maliyetler ve gecikmeler

olabilmektedir.

7. İhracatçı akreditif kendisine ihbar edildiği zaman tüm detaylan kontrol etmelidir.

Aynı zamanda istenilen belgelerin hazırlanabilmesi için yeterli zamanın olup

olmadığının ihracatçı tarafından kontrol edilmesi gerekmektedir.

Akreditifte İstenen Belgeler

Akreditifte istenen belgeler ülkelere, firmalara ve malın cinsine göre değişse de

genellikle aşağıdaki belgelerden oluşmaktadır.

Ticari fatura (Commercial invoice)

İhracatçı tarafından ithalatçıya verilmek üzere düzenlenen ve tasdik olunarak

üzerinde malın birim fiyatını, toplam fiyatını, miktannı, ağırlığını; özelliklerini, satıcının

adı ve adresini, alıcının adı ve adresini, borcun ödeme şeklini, satış şartları ile

yükleme ve boşaltma yerini gösteren belgedir. İhracatçının hazırlayacağı ticari fatura

ithalatçı ülkenin mevzuatına uygun olmalıdır.

Poliçe (The bill of exchange)

Poliçe, ihracatçı tarafından hazırlanan ve imzalanan bir belge olup, ithalatçının belirli

bir meblağı (ihracat tutarını) yine belirli bir süre sonunda ihracatçıya ödemesini

öngören bir belgedir. Poliçe, ihracatçıya ödemenin yapılacağına dair bir güvence

oluţturmamakla birlikte akreditife ek olarak düzenlenen bir belgedir.

Menţe ţahadetnamesi (Certificate of origin)

İhracatçı ve onun temsilcisi tarafından hazırlanan ve bağh bulunduğu Ticaret Odası

tarafından tasdik edilen malın menşeini gösteren belgedir.

Konţimento (Bill of lading)

Konşimento, nakliye araçları yola çıkmadan önce ihracatçının vereceği yükleme

rotasına göre nakliyeci tarafından düzenlenen malların teslim alındığını ve

kararlaştırılan yere kadar taşınıp ithalatçıya teslim edileceğini gösteren belgedir.

Kalite kontrol belgesi (Certificate of inspection)

İthalatçılar genelde aldıklan malların belli standartlará uygun olduğundan emin olmak

için kalite kontrol belgesi isterler. İki taraf kalite kontrol işlemiyle kimin ilgileneceği ve

masraflan kimin karşılayacağı hususunda önceden anlaşmaya varmalıdır.

Sigorta poliçesi (Insurance certificate)

İthalatçıya gönderilen malların yolculuk sırasında kayba veya hasara uğrama

tehlikesine karşı sigorta edildiğini gösterir.

ATR-l, ATR-3 ve EURO1 Dolaşım belgeleri

ATR belgesi, Avrupa Birliğine üye ülkelere yapılan ihracatta istenmektedir. EFTA

ülkeleri ile Türkiye arasında yapılan Serbest Ticaret Anlaşması gereği, bu ülkelere

yapılan ihracatta EUROl Belgesi istenmektedir.

Sağlık sertifikası

Sözkonusu malın cinsine göre sağlık koşullarına uygun olup olmadığını gösteren

belgedir.

Çeki listesi

Bazı durumlarda, ithalatçı firma tarafından istenebilir. Çeki listesi, hangi taşıta ne

kadar mal yüklendiğini, birim paket veya çuvalın ağırlığını gösterir.

Dış Ticaret

Salı, 06 Kasım 2007

Ülkelerin Dış Ticaret Politikası uygulaması ile başlayan ve artarak ve yeni biçimler kazanarak günümüze kadar gelen ülkelerin koruma önlemleri Dış Ticareti etkilemektedir. Koruma önlemleri uygulayan kendilerini olduğu kadar, dünya ekonomisine zarar vermekte ve korumanın maliyet ve külfetlerini diğer ülkelere ödetmektedir.

Ülkelerin koruma önlemleri almalarının temelinde vatan ananeden olup diğer bir faktörde ülkeler ve sanayiler arasında görülen rekabet gücü farklılıklarının bulunmasıdır. Farklılıkların giderilmesi için, yapısal dengesizliklerin kaldırılması gerekiyorsa da, bu dengesizlikler azalmamakta, aksine artmaktadır.

Ülkelerin koruma önlemleri almalarının nedenleri çeşitlidir. Bu koruma önlemleri alma nedenleri şunlardır:

1. Dış ticaret hadlerinin iyileştirilmesi ve bu yolla ülke refahının artırılması.

2. Yurtiçindeki emeğin daha ucuz olan yabancı emeğin rekabetine karşı koruması

3. İstihdamın artırılması ve ödemeler bilançosu açıklarının kapatılması

4. Gena endüstrilerin korunması

5. Ulusal güvenlik açısından önemli olan stratejik ulusal sanayilerin korunması

6. Başka ülkelerin koruma oranlarını düşünmeye zorlamak

7. Ulusal üreticileri dampinge karşı korumak

8. Üye olunan toplulukların almış olduğu kararlar doğrultusunda ekonomik yaptırım uygulanması

Durumlarında ülkeler koruma önlemlerine başvurmaktadırlar.

Ülkelerin, Dış Ticarete konu olan mallarda uyguladıkları koruma önlemleri genel olarak iki başlık altında incelenmektedir. Bunlardan birincisi

gümrük tarifeleri ile alınan koruma önlemleri, ikincisi tarife dışı alınan koruma önlemleridir.

Alınan koruma önlemleri hangi tür olursa olsun bu politikaların iktisadi refahı olumsuz etkilediğine dikkat edilmelidir.

A. GÜMRÜK TARİFELERİ

Gümrük tarifeleri, dış ticarete konu olan malların üzerine konan ve bu malların ülkeye giriş-çıkışlarında alınan vergilerdir. Dış ticarete konu olan mallar iki türlüdür. Bunlar “ithal edilen mallar” ve “ihraç edilen mallar” dır.

Yaygın olarak kullanılan tarife tür, ithalat üzerine konan tarifelerdir. İhracat tarifeleri nadir olarak kullanılmakta ve ithalat tarifelerinin aksine, ulusal sanayii korumaktan çok bir vergi hasılatı elde etmek amacıyla uygulanmaktadır.

Örneğin ABD’nin ithal mallarına uyguladığı yüksek tarife oranları belirli sektörlerde devam etmektedir. Bunlar tekstil, ayakkabı, seramik. Cam ve kamyonlarıdır. Yüksek tarife oranlarının sürdürüldüğü tekstil sektöründe ortalama oran % 12 iken, kamyonlar için bu oran % 25 düzeyindedir.

Tarife : Fiyat ve zam gösteren çizelge, bir şeyin kullanılmasını anlatan kağıt.

Tarife Cetveli : 474 sayılı kanuna dayanılarak çıkartılmış bulunan eşyaların gümrük tarifelerini gösterir cetvel.

Tarife Kontenjanı : Bir üçüncü ülke tarafından Türkiye’den ithal edilen mal yada mal grubunun gümrük vergisi oranlarında belirli bir miktar veya değer için indirim yapılması yada muafiyet sağlanması veya Türkiye’nin bir mal veya mal grubunun ihracatında belli bir oranda belirli bir miktar veya değer için indirim yapılması veya muafiyet sağlanmasını ifade eder.

Uluslararası anlaşmaların hükümlerine göre tek taraflı olarak veya ikili yada çok taraflı tercihli ticaret anlaşmaları çerçevesinde ithalatta tarife kontenjanı uygulanması halinde kontenjanların kullanımına ilişkin usul ve esasları dış ticaret

müsteşarlığının çıkarmış olduğu 30.04.1995 tarih ve 95 / 6814 sayılı karar uyarınca kota ve tarife kontenjanı yönetmeliğince belirlenmektedir.

Bu yönetmeliğe göre Tarife kontenjanı; bir mal yada mal grubunun gümrük vergisi oranlarında belirli bir miktar veya değer için indirim yapılması yada muafiyet sağlanmasını ifade eder.

B. TARİFE DIŞI ENGELLER

Gümrük tarifelerinin dışında uluslararası mal ve hizmet akımlarını serbest ticaret koşulları altındaki normal gelişme seyrinden saptıran her türlü amaç ve politikalar olarak tanımlanabilir. Söz konusu kısıtlamaları, ihracat yönlü ve ithalat yönlü olarak iki gruba ayırmak mümkündür.

İthalat iki yönlü tarife dışı kısıtlamalar, ithal malların yurtiçi fiyatlarını yükselterek yerli üreticileri korur. İhracat yönlü tarife dışı kısıtlamalar ise, suni olarak satışları artırmak için ihracata yapılan yardımlar ile ithalatın kısıtlanması için alınan tedbirleri kapsar.

Tarife dışı engeller tarifeden farklı olarak kesinlik taşımaz ve geniş ölçüde idari kararlara bağlı olduğundan zaman içinde büyük değişiklikler gösterir. Bu nedenle ihracat ve ithalat üzerinde artan bir risk ve belirsizlik yaratırlar.

Dış ticaretin hızla büyüdüğü ve karmaşıklaştığı 20. Yüzyılın yarısında tarife dışı kısıtlamalar, önemli bir yer tutmaya başlamıştır. GATT, çerçevesinde gerçekleştirilen çok taraflı ticaret görüşmeleri sonucunda , çeşitli tarifelerde, gümrük tarifelerinde çok önemli indirimler sağlanmıştır. Bundan dolayı artık gümrük tarifeleri dış ticarete müdahale aracı olarak çok daha az kullanılan ve fazla etkin olmayan bir araç durumuna gelmiştir. Buna karşılık tarife dışı kısıtlamalar, gerek gelişmiş gerekse gelişmekte yolunda olan ülkeler açısından önem kazanmaya başlamıştır.

Tarife dışı kısıtlamaların tercih edilmesinin iki sebebi;

1. 2. Dünya savaşından sonra GATT’ın yürürlüğe girmesi ile birlikte, gümrük vergilerinin eski önemlerini kaybetmeleridir. Görüşmelerde ortalama gümrük vergileri % 40’lardan % 7’lere kadar düşmüştür.

2. Gümrük tarifelerine ilişkin kararlar, yurt içinde ve uluslararası seviyede çok zor alınabilmektedir.

Tarife dışı kısıtlamalar, gümrük tarifelerinden ayrı olarak dış ticarete müdahale için kullanılan araçların tümünü kapsar. Büyük çoğunluğu ithalat kısıtlamalarına yönelik olmakla beraber, ihracatın ve diğer döviz kazandırıcı işlemlerin teşvik edilmesi amacıyla da kullanılmaktadır.

1. MİKTAR KISITLAMALARI - ( KOTALAR )

Kota miktar kısıtlaması demektir. Kota sisteminin uygulanmasının başlıca nedeni, ülkenin ihrcatına nazaran ithalatının çok fazla olması ve ithalatı ayırt edici bir kontrol sistemi uygulayarak dengenin sağlanmak istenmesidir.

Diğer yandan dış ticaret müsteşarlığınca yayınlanan kota ve tarife kontenjanı yönetmeliğine göre ise kota, ithalatta miktar ve/veya değer kısıtlaması uygulanması halinde, bir takvim yılı içinde veya muayyen bir dönem itibariyle yapılmasına izin verilen ithalatın miktar ve/veya değerini ifade eder diye tanımlanmaktadır.

Kotaları dünyada ilk kez 1930’larda Fransa uygulamıştır. Fakat Fransa’nın gayesi daha farklı idi. Kotaların uygulandığı mal buğdaydı. Eğer buğdayın üzerine bir gümrük tarifesi konulsa, yurtiçi fiyatı artmayacak veya ithalat hacmi daralmayacaktı. Tarifenin tek etkisi ticaret hadlerini düzeltmek ve yabancıları vergileyerek devlete gelir sağlamak olacaktı. Fransa, ticaret hadlerinin düzelmesinden ve devlet gelirlerinin artmasında şikayetçi değildir. Fakat gayesi,

buğday üreticileri için, daha yüksek buğday fiyatı elde etmekti. Fransa bu yüzden kotalara başvurdu. O zamandan beri çeşitli gayeler için uygulanmaktadır. Günümüzde kotalar ödemeler bilançosu krizlerini kısıtlamada, tarım fiyatlarını destekleme programlarında, ulusal güvenlik amacıyla etkin bir şekilde uygulanmaktadır.

Kota, gümrük tarifesinden farklı olarak, ithalat miktar veya değeri üzerinde mutlak bir sınırlama getirir. Kota bir çeşit tarifedir. Aralarındaki tek fark, kotanın maliyetleri dikkate almaksızın otomatik bir koruma sağlamasıdır.

Gümrük tarifeleri, ithal malı fiyatlarını artırarak bu malların ithalatını dolaylı yoldan etkilerken, kotalar ülkeye girecek mal miktarını doğrudan doğruya sınırlandırır. Kota uygulamasının sebebi, ülkenin dış ticaretinde meydana gelen açığı gidermek amacıyla ithalatta ayırt edici bir kontrol sistemi getirmektedir.

Kotalar çeşitli şekillerde uygulanır. Mesela Türkiye 1999 yılında 1.500 adet otomobil ithal etmeye karar vermiş ise, bu “ithal kota” sıdır. Aynı şekilde Türkiye 1999 yılında 250.000 ton fındık ihraç etmeyi planlıyor ise, bu “ihraç kota” sıdır. Bu tip kotalara “global” veya “ayırım yapmayan” kotalar denir. Buna karşılık “seçici” veya “ayırımcı” kotalarda toplam hacim sınırı yanında ülke ayırımı da yapılır. Örneğin Türkiye eğer 1999 yılında Almanya’dan 1.800 otobüs motoru ithal etmeyi planlıyor ise bu seçici bir kotadır.

Diğer bir kota şeklide “tarife kota” larıdır. Tarife kotasında ithal olunacak malın miktar veya değeri üzerine limit konur ve bu sınır içindeki ithalata düşük tarife uygulanır. Sınır aşıldığında ithalat yüksek tarifeden yapılır. Mesela Türkiye 1999 yılında ithal edeceği ilk 1.500 otomobile % 20 advalorem tarife uygulanır. Bu sınırın üzerindekilerden ise % 50 gümrük vergisi alınır.

Kota sonucu tüketim ve yeniden dağıtım etkileri tarifelerde olduğu gibi olur. Fark sadece gelir etkisinde görülür.

KOTA DAĞITIM YÖNTEMLERİ

Geleneksel Ticaret Akışı Yöntemi

Bu yönteme göre kota tahsisi yapılması halinde, kotanın bir bölümü geleneksel ithalatçılar için, kalan kısım ise diğer ithalatçılara ayrılır. Geleneksel ithalatçılar, refarans döneminde gerçekleştirdikleri ithalat miktarı ve değerini kanıtlaya gümrük giriş beyannamelerinin gümrük idarelerince onaylı bir örneğini kota tahsis başvurularına ekleyeceklerdir.

Toplam başvuru ile talep edilen miktar ve/veya değer, geleneksel ithalatçılar için ayrılan paya eşit veya daha az ise talepler tam olarak karşılanır. Toplam başvuru ile talep edilen miktar ve/veya değerin geleneksel ithalatçılara ayrılan paydan fazla olması durumunda, kota dağıtımı, her başvuru sahibinin referans döneminde gerçekleştirdiği ithalat miktar ve/veya değeriyle orantılı olarak yapılır.

Geleneksel ithalatçılara ayrılan pay için yeterli başvuru olmaması durumunda, başvuruda bulunan diğer ithalatçılar artan miktar ve/veya değerlerden Genel Müdürlüğün belirleyeceği usul ve esaslar çerçevesinde yararlandırılır.

b) Başvuru Sırasına Göre Eşit Oranda Kota Tahsis Yöntemi

Başvuru sırasına göre eşit oranda kota tahsis yönteminde Genel Müdürlük, toplam kota miktar ve/veya değerini veya bir kısmını, ürününün yapısını ve ekonomik miktarını dikkate alarak belirleyeceği eşit oranda başvuru sahiplerine, başvuru sıralarını dikkate alarak dağıtır.

c) Talep Edilen Miktar ve/veya Değerle Orantılı Kota Tahsis Yöntemi

Toplam başvuru ile talep edilen miktar ve/veya değerler, ilgili kota miktarını ve/veya değerine eşit yada daha az olması halinde talepler tamamen karşılanır.

Toplam başvuru ile talep edilen miktar ve/veya değerlerin mevcut kota miktar ve/veya değerini aşması durumunda başvurular , talep edilen miktar ve/veya değerler ile orantılı olarak karşılanır.

d) Müsteşarlık Tarafından Belirlenecek Yöntem

Müsteşarlık (İthalat Genel Müdürlüğü), gerekli gördüğü durumlarda ürününün yapısı ve ekonomik miktarını ve belirlenen kota miktarı ve/veya değerini dikkate alarak, farklı bir kota tahsis yöntemi belirleyebilir.

İthalat Kotaları

Hükümetler tarife sisteminde olduğu gibi ithal edilen bir mala gümrük vergisi koymak yerine, doğrudan ithalat hacminin fiziki miktar veya değer olarak sınırlandırılabilirler. Kotalar ithalatı kısıtladıkları ölçüde, yerli sanayii dış rekabetten korur ve ödemeler bilançosunda düzeltici etki doğururlar.

Kotalar tarifelere göre çok daha kesin bir koruma sağlamaktadırlar. Çünkü tarife uygulamasında yüksek tarifelerden de olsa ticaret mümkündür. Tarife uygulamasında ihracatçı bir ülkenin koyduğu gümrük duvarını sattığı malın fiyatını düşürerek aşabilir. Ancak kota uygulamasında böyle bir olanak yoktur.

Gönüllü İhracat ve İthalat Kotaları

Bir ülkenin ithalatına kota uygulama yerine ithalatını yaptığı yabancı ülkenin üreticilerine ihracatlarını sınırlandırması mümkündür. İthalat kotaları ile

gönüllü ihracat kısıtlamaları arasındaki mümkün olabilecek tek fark devlet geliri etkisindedir. İthal kotaları uygulamasında devlet geliri belirsizdir. Yabancı ülke ihracatçıları, ülke ihracatçıları ya da ilgili ülke hükümeti duruma göre bu gelirden pay alabilirler. Gönüllü ihracat kısıtlamalarında ise ihracatçı ülkeler genellikle yüksek fiyatlardan dolayı daha çok yararlanır görünümündedir. Bundan dolayı da ihracatçı ülkelerin gönüllü ihracat kısıtlamalarını niçin kabul ettikleri anlaşılabilir.

İthalat kotaları ile gönüllü ihracat kısıtlamaları arasındaki diğer farklar, ticaret akımlarını kısıtlamalarında görülmektedir. Gönüllü ihracat kısıtlamalarının ithalat kısıtlamalarına göre birkaç nedenden daha az etkin oldukları ileri sürülmektedir. Bir kere gönüllü ihracat kısıtlamaları geçici olarak belirli bir zaman için müzakere edilirler. Halbuki ithal kotaları devamlı statüde tespit edilip uygulanırlar. Diğer taraftan gönüllü ihracat kısıtlamaları bütün arzcıları kapsamaz, halbuki ithal kotaları uygulanan malların tüm arzcılarını kapsar. Bu nedenle gönüllü ihracat kısıtlamalarında başka ülkeler yoluyla dolaylı olarak ilgili mal ithalatçı ülkeye girilir. Örneğin Japonya ABD7ye gönüllü ihraç kısıtlaması koyarak çelik ihracatını kısıtlamasına rağmen, Japon çeliği Kanada yoluyla ABD’ye girebilmiştir.

Son olarak gönüllü ihracat kotaları ihracatçı ülkenin gönüllü uygulamasının sonucu olduğundan, ithalat kotalarına göre uygulamada gayri ciddi olarak nitelendirilmektedir. Çünkü , ithalat kotalarını koyan ülkeler bunu tekyanlı olarak koyarlar ve uygulamasını da ciddi olarak izlerler. Halbuki gönüllü ihraç kotalarında durum böyle değildir.

TARİFE VE KOTALARIN KARŞILAŞTIRILMASI

Kotaların devlet geliri etkisi açısından tarifelerden farklı olduğunu gördük. Kota ve tarifeler piyasa mekanizmasındaki etkinlikleri bakımından da farklıdırlar. Tarife piyasa mekanizmasının işleyişi açısından kotalara göre daha esnektir. Kotalar piyasa mekanizmasını tamamıyla tıkarlar. Bu nedenle eşdeğer tarife ve kotaların uygulanması durumunda kotaların ticarete etkisi daha kısıtlayıcı olur.

Tarife ile kotalar arasında hükümete gelir sağlamanın dışında da bazı önemli farklar vardır. Kotalar tarifelerden farklı olarak ithalatı kısıtlar. Tarife ise ithalatı aynı oranda sınırlamaz. Tarife uygulayan ülkeye ihracat yapan üreticiler,ihraç fiyatlarını düşürüp verginin bir kısmını kendi üzerlerine alarak ithalatın azalmasına engel olabilirler.

Kotaların tarifelere oranla üstün olduğu durumlar şunlardır:

- Kotalar, tarifelere göre daha fazla esnekliğe sahiptir. Hükümetler, ekonominin içinde bulunduğu duruma göre süratle kota uygulamasına gidebilirler. Kotalar geçici nitelikte olduklarından ihracat ortadan kalktıktan sonra kolaylıkla ortadan kaldırılabilirler. Gümrük tarifelerinin konulması ve kaldırılması süre alır. Çünkü tarifeler yasalarla konulur ve kaldırılır.

- Kotaların ithalatı sınırlandırma etkisi kesinder. Kota miktarının dışında ülkeye mal girişi olmaz.

- Kotalar ithalatı istenen ölçüde daralttığı için ticaret bilançosunu düzeltme , ithalat ikamesi sanayi dallarında üretimi artırma ve işsizliği gidermede tarifelere göre daha üstün ve etkindir.

Gümrük tarifelerinin kotalara karşı üstün olduğu taraflar ise şöyledir;

- Kotaların aksine gümrük tarifeleri ekonomide serbest piyasa düzeninin işleyişini aksatmaz. Kota uygulamasında fiyat mekanizmasının işleyişi bozulur ve ekonomide yanlış kararlar alınabilir.

- Gümrük tarifesi sonucunda tarifeye tabi malın dahili fiyatı tarife oranı kadar yükselir. Kota uygulamasında ülkeye mal girişi kesin olarak kısıtlandığından, dahili tüketici çok yüksek fiyata razı bile olsa istediği malı bulamaz bu durum ülkede kaçakçılığı ve karaborsayı teşvik ederek toplumsal düzeni bozar.

- Tarife uygulamasında azda olsa ülkeye ithal malı girer bu durun ithal ikamesi sanayi dallarını düzenlemekte yararlı olur.

Kotaların yukarıda sayılan sakıncalarından dolayı Gümrük Tarifeleri ve Ticaret Genel Anlaşması (GATT), bazı özel durumlar dışında kotaların dış ticaret politikası aracı olarak kullanılmasını yasaklamıştır.

GATT ÇERÇEVESİNDE KOTALAR

GATT sisteminde bazı şartlarda kota uygulamasına gidilebilir. Genel anlaşmaya göre geçici ödemeler dengesi zorluğu çeken ülkeler, bir süre için ithalatlarını kısıtlayabilirler. Bu çerçevede Genel Anlaşma’da gelişmiş ülkeler için ise 18/B maddesine sürekli başvurmuşlardır. Gelişme yolunda olan ülkelerin başvurularının %80’i kabul edilmiştir. Fakat ödemeler dengesi komitesinin G. Kore gibi GATT sistemi içinde gelişme yolunda olan bir ülke olmasına karşın ilgili başvurularına karşın gerekli izinlerin verilmesinin esirgendiği görülmektedir.

Genel Anlaşma’nın 18/B maddesine göre uygulanan kota ile bir üründen ithal edilebilecek miktar, dolaysız ir şekilde sınırlanmaktadır. Dolayısıyla, bağlayıcı olduğu sürece ekonomideki ayarlama yurt içi fiyatın yükselmesi ile sağlanmaktadır. Kota gümrük vergisine eşdeğer bir etkiye yol açmakta, fakat kota kararlarından yararlanacak kesim genelde gümrük vergisinden yararlanacak kesimden farklı olmaktadır.

GATT çerçevesinde kotalar, ithal yasalarının yanında ithalatı izne tabi tutmayı veya şartlı izinlerini de kapsamaktadır. GAAT’a göre ancak kamu güvenliği veya sağlığı gibi durumlarda ithal yasakları tam olarak uygulanabilir. Şartlı ithal izinleri ise, bir malın ithalatına ancak ihracat yapma veya diğer yollarla döviz getirme gibi şartların gerçekleşmesi durumunda izin verilmesi sistemidir. İthalat şartlara bağlı olduğundan ithal edilecek miktar kısıtlanmaktadır.

Tokyo Roundu:

1973 yılında 99 ülke Tokyo’da 1980 lerin ticaret engellerinin liberalleşmesini amaçlayan ayrıntılı ticaret görüşmelerinin bir yeni toplantısında buluştular. Bu görüşmeler birçok nedenle gerekli olmuştu. İlk olarak 21970 lerin uluslar arası para reformları ulusal ticaret için ülkelere “Karşılıklı destekleyici” gelişmeler için çağrıda bulunmuştu. İkinci olarak; tarife dışı ticaret engellerinin kullanılması hükümet yetkililerine artan bir şekilde cazip geliyordu. Üçüncü olarak, üye olmayan ülkelerin Ortak Pazar ülkelerinin ticaret politikasına ilgileri gittikçe artıyordu. Son olarak, serbest ticaret savunucuları Kennedy Round’da benimsenen ticaret liberalleşmesi reformlarının genişletilmesini arzu ediyorlardı. Tokyo görüşmeleri 1977 ve 1978 yılında önemli ilerlemeler yaptı. Tarifelere ek olarak Tokyo Round’da sübvansiyonlar hükümet alımlarında ticaret engelleyici davranışlar, gümrük değerleme, şekil, standartları ve çeşitli önlemler ele alındı.

Tokyo Round’ unda esas olarak tarife dışı ticaret engelleri üzerinde durdu. 1970 ‘lerde tarife dışı ticaret engelleri son derece yaygınlaştırılmıştı. Bu tip engelleri pazarlık usulü ile ortadan kaldırmak birçok nedenle çok zordu. Bunun yanında “Amerikan Malı satın al” gibi tarife dışı ticaret engeline karşılık olarak alınacak önlemleri nicelleştirmek zordu. Nisan 1979’da Tokyo Roundu ticaret anlaşması yürürlüğü kondu. Haziran 1979’da Kongre’de onaylandı.

Tokyo anlaşması tarife indirimleri ve tarife dışı ticaret engellerinin yasaklanması şartlarını içeriyordu. Anlaşamaya katılan ülkelerin tarife oranlarını ortalama %33 kadar indirimi benimsiyordu. 8 yıllık süre içinde ABD sanayileşmiş ülkelerin ihracatlarındaki tarifelerini %30 azaltacak, buna karşılık diğer ülkelerde ABD ihracatına %40 kadar tarife indirimlerini gerçekleştireceklerdi. Böylece sanayileşmiş dünyanın ortalama tarife oranı %6,2 den %4,2 ye düşmüş olacaktı.

Tokyo Round ticaret engellerini birkaç alanda toplamıştı:

a. Teknik Ticaret Engelleri: Çeşitli nedenlerle çeşitli mallar için aranan standartlar diğer ülkelere göre yerli malları himaye etmeyi engeller.

b. Hükümet alımları: Hükümet alım yasaları hükümetlerin alımlarda yerli ve yabancı satıcı ayrımı yapmamasını öngörür. Ancak geçmişteki uygulamalarda hükümetler yerli satıcılardan almaya yönelmişlerdir. Bu nedenle ABD’de ABD üreticileri %6 ve %50 arasında daha fazla fiyat uygulayabilmişlerdir.

c. Sübvansiyonların ve Karşılayıcı Vergiler: Sübvansiyon kodunda dolaysız ihracat sübvansiyonları yasaklanmıştır. Yurt içi sübvansiyonların kullanımı içinde rehber hazırlanmıştır. Bunların içinde tarım ürünleri sübvansiyonları daha kesin düzenlemelere tabi tutulmuştur.

d. Karşılık – Telafi Edici Vergiler: Yerli üreticilerin yabancıların uyguladığı sübvansiyonlara karşılık eşit olarak uygulanacak telafi edici vergileri talep etme alanını genişletti. Böylece yabancı ürünün fiyat avantajının ortadan kaldırılması amaçlandı.

Tokyo Round 1960’lardan bu yana ticaret engellerini çok geniş bir şekilde tarifeler ve tarife dışı engeller çerçevesinde ele alan ilk toplantı olmuştur. Görüşmelerin politik olarak duygusallığı ve yerel himayeci grupların arzularına ters düşmesi, anlaşmayı sona erdirme çalışmalarını güçleştiriyordu. 1973-1974 yılında Arap ülkelerinin petrol ambargosu ve döviz istikrarsızlıklarının da bu döneme rastlaması görüşmeleri engellemişti.

Tokyo Round’un destekleyicileri ise ticaret liberalleşmesinin yenilenmesinin uluslar arası mal ve hizmet akımlarını cesaretlendireceğini ileri sürdüler. İthalat engellerinin azaltılması enflasyon baskılarını azaltmaya yardım edebilecekti, böylece ithalat ve ithalata rakip ürünlerin rekabetinin artması söz konusu olacaktı. Tüketicilerin de seçim imkanları büyük ölçüde artacaktı. Şu ölçülerdeki; ithalatın girdi olarak yerli üreticilerce kullanılma imkanı, üretim maliyetlerini düşürecekti. İthalat rekabeti aynı zamanda yerli üreticileri yeni ürünler geliştirmeye ve daha etkin üretim teknikleri kullanmaya yönlendirecekti.

Çok Elyaflılar Anlaşması:

“ATC – agreemenet on Textile and Clohthing”in amacı, 1 Ocak 1995 tarihinden başlamak ve dört kısımda olmak üzere, 2005 yılında sona erecek 10 yıllık bir geçiş süreci sonunda, dünya textil ticaretini serbestkılarak GAAT kurallarına uyarlamaktır.

Nitekim bu çerçevede, 1 Ocak 1995 tarihinde, birinci dönem kota liberalizasyon uygulaması yürürlüğe girmiş ve DTÖ’ye üye ülkelerden her biri, 1990 yılı tekstil ithalatlarının %16’dan az olmayan bölümünü libere etmişlerdi. Daha sonra, 1 Ocak 1998 tarihinde DTÖ üyesi ülkeler, bu kere 1990 yılındaki tekstil ithalatlarının %17’den az olmayan bölümünü serbest hale getirmişlerdir. Gene bilindiği gibi, DTÖ’ye üye ülkelerin 1990 ithalatlarının %18’den az olmayan bölümünün üçüncü dönem olarak 1 Ocak 2002’de ve nihai dördüncü bölüm olan 1990 yılı tekstil ithalatlarının bakiye %49’unun, 1 Ocak 2005’de liberalize edileceği açıklanmıştı. (DTÖ – Dünya Tekstil Örgütü)

Öte yandan AB’nin Merkezi ve Doğu Avrupa ülkelerinden yapılacak tekstil ve konfeksiyon ithalatında uygulamakta olduğu gümrük vergileri 1 Ocak 1997’de, miktar kısıtlamaları ise 1 Ocak 1998 tarihinde tamamen kaldırıldı. Bu çerçeve7e, Türkiye ile AB arasında, 1 Ocak 1996 tarihinde başlayan Gümrük Birliği’nin ülkemiz sanayici/ihracatçılarına önemli avantajlar sağladığı, bu avantajları kaybetmemek ve daha da ilerletmek amacıyla, dünya tekstil ticaretinin libere olacağı 2005 yılına kadar ki süreç içinde, tekstil ve hazır giyim sektörümüze uygulanacak yatırım ve dış ticaret politikalarımızın yeniden gözden geçirilip değerlendirilmesi gerekmektedir.

AB komisyonu 1996 yılında “Bangeman Calisma Grubu” adı altında, üye ülkeler, topluluk tekstil ve hazır giyim sanayiini temsil eden kuruluşlar ve Avrupa işçi ve işveren temsilciliklerinin katılımıyla, sektörle ilgili bir durum tespiti yaparak, bir çalışma başlatmıştı.

“Action Plan” olarak da adlandırılan bu çalışmanın amacının, dünya tekstil ticaretinin tamamen libere olacağı 2005 yılına kadara ki süreç içinde ve değişen dünya koşulları çerçevesinde, AB üyesi ülkelerin tekstil sektörlerinin rekabet edebilirliğini ölçmek ve eğer gerekiyorsa, yeniden yapılanma ve modernizasyon ihtiyaçlarını karşılamak ve yeni politikalar belirlemek için ne tür önlemlerin alınmasının belirlenmesi olduğu bilinmektedir.

AB’nin KALDIRDIĞI KOTALAR

Çok Elyaflılar Anlaşması gereğince Avrupa Birliği (AB) II. Aşama serbesti listesini yayınlamıştır. AB tarafında toplam 23 ürüne kota uygulanmayacaktır. Bu ürünlerden 18 tanesi belirli ülkelere kotalı, geri kalan 5’li hiçbir ülkeye kotalı değildir. AB tarafından kota uygulanan ürünlere Türkiye’de kota uygulandığından serbestleştirme Türkiye’yi de etkileyecek, muhtemelen Türkiye’de bu ülkelerden ithalatlardaki kotaları kaldıracak.

AB ‘nin kotalarını kaldırdığı bazı ürünler ve bu ürünlerin kategorileri ve tanımları şu şekildedir.

KAT TANIM

19 Mendiller, örme olanlar hariç

41 Perakende satılacak hale getirilmemiş iplikler

46 Yün ve ince hayvan kılları

72 Yünden, pamuktan, sentetik yüzme kıyafetleri

77 Kayak kıyafetleri

70 Sentetik liflerden külotlu çoraplar, taytlar

87 Eldivenler

91 Çadırlar

110 Dokunmuş mensucattan şişme yataklar

111 Dokunmuş mensucattan kamp eşyası

124 Sentetik devamsız lifler

126 Suni devamsız lifler

Uruguay Roundu:

Tokyo Round görüşmelerinin, dünya ticaretinin önündeki ana sorunları çözememesi, ticaretin serbestleştirilmesi yönündeki çabaların yoğunlaşmasına neden olmuştur. Kasım 1982’de Cenevre’de yapılan toplantıda uluslar arası ticaret düzeninin ciddi bir tehlike ile karşı karşıya olduğu ve buna karşı önlem alınması gerektiği kabul edilmiştir. Sonuçta, tekrar çok taraflı ticaret görüşmelerinin başlatılması kararlaştırılmıştır. Böylece Uruguay round, Eylül 1986’da Punta del Este’de gerçekleştirilen Ticaret Bankaları toplantısıyla başlamış ve 1990 yılı sonunda tamamlanması planlanmıştır. Ancak özellikle tarım konusunda ABD ve AB arasında çıkan anlaşmazlıklar, anti-damping ve ödemeler dengesi konularında görüşmelerin tamamlanmaması nedeniyle sona erdirilememiştir. Bunun üzerine görüşmelere devam edilmiş ve 15 Aralık 1993’te “Nihai Senedin kabul edilmesiyle görüşmeler tamamlanmıştır. Uruguay round’un en büyük hedeflerinden birisi 1 Ocak 1995 tarihinden itibaren hayata geçen Dünya Ticaret Örgütü’nün (WTO) kurulması olmuştur. Diğer hedefi ise uzun yıllardır GAAT anlaşması dışında olan tekstil ve konfeksiyon sektörü ticaretinin de GATT kuralları içine alınması olmuştur.

Uruguay Roundu sonuçlarına göre tarım ürünlerinin üretim ve ihracatında uygulanan desteklemeler ile ithalatın çeşitli şekillerde korunması şeklinde uygulanan politikalarda radikal değişikliklere gidilerek tarım ürünleri ticaretinin serbestleştirilerek libere edilmesi hedeflenmektedir. Daha önce Tokyo ve Kennedy Round’larında tarım ürünlerine uygulanan gümrük tarifelerinin, tarife dışı engellerin ve ihracat sübvansiyonlarının azaltılmasına yönelik tedbirler anlaşma kapsamında yer almış olmasına rağmen tarım sektörü ilk kez Uruguay Round’’a ayrı bir başlık altında ele alınmış ve çok taraflı ticaret kurallarına tabi tutulmuştur. Uruguay Round tarım müzakerelerinde, tarım sektöründe bir reform süreci başlatılarak, bu sektördeki ticaretin piyasa kurallarına göre işlemesini sağlamak amaçlanmıştır.

Uruguay Round’unun Türk tarım ürünleri ihracatına yapacağı muhtemel etkiler şu şekilde özetlenmektedir:

- Gelişmiş ülkelerin gümrük tarifelerini ortalama %36 oranında azaltacak olması Türkiye’nin bu ülkelere olan ihracatını olumlu yönde etkileyecektir. Türkiye özellikle tütün, kuru meyveler, bazı tahıllar başta olmak üzere özellikle üretimin talebin üzerinde olduğu birinci tarımsal ürünlerde ve özellikle işlenmiş meyve ve sebze ile başta makarna olmak üzere unlu mamullerde ihracatını artırabilecektir.

- Tarife dışı engellerin ortadan kalkacak olması, ülkemizin büyük bir üretim potansiyeline ve dış rekabet gücüne sahip olduğu domates ürünleri (salça) AB ülkelerine olan ihracatını önemli ölçüde artıracaktır. Uruguay Round sonuçlarına göre birliğe dahil Akdeniz ülkelerinde salça üretimine sağlanan büyük sübvansiyonların kaldırılması neticesinde bu ülkelerin salça ihraç fiyatlarının yükselmesi ülkemiz için ihracatta önemli bir avantaj yaratacaktır.

- AB Türkiye’den yapılan Fındık ihracatına uyguladığı tarife kontenjanı özellikle iç piyasada üretimin yoğun olduğu dönemlerde yaş meyve ve sebzeye uyguladığı tarife dışı engeller kaldırıldıkça ülkemiz bu ürünlerde ihracatını artırma imkanı bulacaktır.

TÜRKİYE’NİN KOTA UYGULADIĞI ÜLKELER:

Dış ticaret politikasının büyük bir sorunu olan ve ülkelerin sıkça başvurduğu bir sistem olan kotalar, ülkemiz tarafından da bazı ürünlere ve ülkelere karşı uygulanmaktadır.

Ülkemizin kota uyguladığı ülkeler: Moldovya, Hindistan, Kırgızisitan, Taçikistan, Türkmenistan, Letonya, litvanya, Slovenya, Uruguay, Guetemala, Meksika, Ermenistan, Azerbeycan, Gürcistan, Kazakistan, Estonya, Çek Halk Cumhuriyeti, Romanya vb. ülkelere Türkiye Cumhuriyeti kota uygulamaktadır.

Değişen Dünya ticareti yapısı kota uygulamalarında bazı sorunları da beraberinde getirmektedir. Yapılan görüşmeler ve anlaşmalar gereğince tarife dışı engellerin kaldırılması planlansa bile hala bazı ülkeler tarife rdışı engelleri kullanmaya devam etmektedir ve ülkelerin bundan dolayı başları çok ağrımaktadır. Kota uygulamasından dolayı Türkiye’nin başını ağrıtan bir örnek vermek istiyoruz.

ÖRNEK:

Konu, Hindistan’ın Türkiye’yi Dünya Ticaret Örgütü’ne (DTÖ) şikayeti ile gündeme geldi. Bu ülkenin, Türkiye’nin Hint menşeli tekstil ve konfeksiyon ürünlerine uyguladığı miktar kısıtlamalarının liberal ticaret kurallarına aykırı olduğu yolundaki başvurusu, DTÖ tarafından haklı bulundu. Hindistan’ın şikayeti üzerine DTÖ bünyesinde hazırlanan ilk ara raporuna ilişkin ön kararını 3 Mart tarihinde aldı. Ön kararda kota uygulaması haksız bulunan Türkiye’ye söz konusu karara ilişkin görüş bildirmesi için iki hafta süre tanındı. Şimdilik sorunun çözümüne yönelik kesin bir formül bulunabilmiş değil. Ancak bilinen açık olan nokta, Türkiye’nin ilk aşamada Hindistan ve öteki üçüncü ülkelere yönelik miktar kısıtlamalarını kaldırmasının söz konusu olmadığı.

Sorun, esas olarak 1 Ocak 1996 tarihinde yürürlüğü giren Türkiye ile AB arasındaki Gümrük Birliği Kararına dayanıyor. Bilindiği gibi, bu tarihte yürürlüğe giren Gümrük Birliği kapsamında, Türk tekstil ve konfeksiyon ürünlerine AB ülkeleri tarafından uygulanan kotaların kaldırılmasını temin amacıyla Türkiye, AB’nin ortak ticaret politikasına uyum yükümlülüğü çerçevesinde tekstil ve konfeksiyon alanında Birliğin belirli üçüncü ülkelere kaşı uyguladığı kısıtlamaları da üstlenmişti. Ve bu kapsamda Türkiye 1996 yılı başından itibaren 32 ülkeye kota uygulamaya başlamıştı. Ancak, aradan geçen süre içinde AB politikalarına paralel olarak Türkiye’nin tekstil ve konfeksiyonda miktar kısıtlaması uyguladığı ülke sayısı 21’e gerilemiştir.

Hindistan ile aramızda çıkan problemin çözümü için iki yolun izlenmesi çözüm olarak sunulmaktadır. Bunlar:

1. Türkiye’nin ilk aşamada uyguladığı kısıtlamaları kaldırmasa gibi bir seçenek söz konusu olmayacağından, AB ile de danışılarak gümrük birliğinin işleyişine en az zarar verecek bir çözüm üzerinde mutabakata varmasında yarar görülüyor.

2. Bu süreç içinde Türkiye’nin kabul edemeyeceği çözüm, Türkiye’den AB’ye ihraç edilen tekstil ve konfeksiyon ürünlerinin herhangi bir şekilde kontrole ve sınırlandırmaya tabi tutulması olacak. Türkiye’nin uygulamakta olduğu kısıtlamaların kaldırılması söz konusu olmayacak. Zira kısıtlamalar sadece Hindistan’a değil, Pakistan, Endonezya, Malezya vb. gibi DTÖ üyesi ülkelere de uygulanmakta olduğundan, bu ülkelere yönelik kısıtlamaların da sona erdirilmesi gerekecektir. Bu nedenle gerektiğinde kısıtlamaları bir başka şekilde muhafaza ederek, Hindistan’ı karşı tedbir almaya zorlamak kaçınılmaz olabilecek. Hindistan ile var olan ticari ilişkilerimizde esas zarar görenin bu ülke olacağı dikkate alındığında, bu seçeneği zorlamak en uygun çözüm gibi görünmektedir.

ABD VE KANADA İLE TEKSTİL VE KONFEKSİYON TİCARETİ:

Amerika Birleşik Devletleri, 1987 yılından beri Türkiye’den ithal ettiği bazı tekstil ve konfeksiyon mamullerine kota uygulamaktadır. 1 Temmuz 1987 tarihinde iki ülke arasında imzalanmış bir anlaşma ile bazı Türk tekstil ve konfeksiyon mamullerinin ABD tarafından ithalatı kısıtlama altına alınmış; sonraki yıllarda Hükümetler arası anlaşmalar imzalanmak suretiyle bugün 21 tekstil ve 21 konfeksiyon kategorisi kotalı hale gelmiştir.

Bu miktar kısıtlamalarına rağmen, ABD 1997 yılında en fazla konfeksiyon ihracatı yapılan ikinci, en fazla tekstil ihracatı yapılan dördüncü ülke durumundadır.

1990-1997 yılları arasında ABD’ye tekstil ihracatı sadece 1995 ve 1996 yıllarında gerilemiş, diğer yıllarda ise belli bir ivme ile artmıştır. Aynı süreçte ABD’den tekstil ithalatı ise miktar ve değer bazında dalgalanmalar göstermiş, yalnız 1997 yılında hem miktar hem de değer bazında ani bir sıçrama yapmıştır.

Kanada, tekstil ve konfeksiyon ihracatımıza miktar kısıtlamasını devam ettiren ikinci ülkedir. Halihazırda 3 konfeksiyon kategorisi ve 2 tekstil kategorisi kısıtlama altındadır.

ABD’ye kota kısıtlaması altında ihraç edilen konfeksiyon mamulleri şunlardır;

Kategori

335

336/336

338/339/638/639

340/640

341/641

342/642

347/348

448

350

351/651

352/652

Mal-tanımı

Pamuklu kadın, kız için ceket ve montlar

Pamuklu ve suni-sentetik elyaftan kadın elbisesi

Pamuklu ve suni-sentetik elyaftan mamul erkek, kadın, kız için örgü, bluz ve gömlek

Pamuklu ve suni-sentetik elyaftan erkek,çocuk için örgü olmayan gömlek

Pamuklu ve suni-sentetik elyaftan kadın, kız çocuklar için örgü olmayan bluzlar

Pamuklu ve suni sentetik elyaftan etekler

Pamuklu erkek, erkek çocuklar için pantolonlar, şortlar, askılı pantolonlar (bahçıvanlar için)

Yünlü bayan ve kız çocuklar için, pantolonlar, şortlar, askılı pantolonlar

Pamuklu bornoz ve sabahlıklar

Pamuklu ve suni -sentetik elyaftan gecelik ve pijama

Pamuklu ve suni-sentetik bay-bayan dokuma ve örme iç çamaşırları

1998 kota seviyesi(düzine)

356.446

839.628

5.227.877

1.568.112

1.548.584

934.681

5.085.297

37.871

530.107

847.549

1.700.274

ABD’ye kota kısıtlaması altında ihraç edilen tekstil mamulleri;

Kategori

200

300/301

219

313

314

315

317

326

410/624

611

617

625

626

361

369-S

605

627

628

629

Mal-tanımı

Pamuklu ve sentetik elyaftan dikiş iplikleri

Karde ve penye pamuk iplikleri

Pamuklu ve sentetik elyaftan duck (branda)

Pamuklu çarşaflık

Pamuklu poplin ve geniş bez

Pamuklu basma

Pamuklu dimi dokulu kumaş

Pamuklu saten

Yün mensucat ve %15-36 yün ihtiva eden sentetik elyaftan mensucat

Dokuma mensucat

Suni-sentetik elyaftan twill ve saten

Suni-sentetik elyaftan poplin ve geniş bez

Suni-sentetik elyaftan basma

Pamuklu çarşaflar

Yalnızca pamuklu temizlik bezleri

Teksture veya teksture edilmemiş liften iplik

Suni-sentetik elyaftan çarşaflık

Suni-sentetik elyaftan twill ve saten men.

Sentetik ve suni stopte veya filament elyaftan, pamuk ve benzeri ile karışık kumaş

1998 kota seviyesi

1.695.542 KG

8.255.474 KG

40.184.564 M2

49.114.466 M2

28.575.690 M2

38.398.585 M2

40.184.564 M2

4.464.950 M2

1.103.680 M2

53.205.155 M2

26.789.711 M2

7.235.901 M2

7.235.901 M2

1.782.234 adet

1.842.488 KG

2.216.771 KG

7.235.901 M2

7.235.901 M2

7.235.901 M2

Kanada’ya kota kısıtlaması altında ihraç edilen tekstil ve konfeksiyon mamülleri şunlardır;

Kategori Mal tanımı 1998 kota seviyesi

5 Dokuma ve örme çocuk pantolon,

kısa pantolon, bay-bayan, çocuk

şort ve tulum 2.268.025

5A Dokuma ve örme bay-bayan pantolon

ve kısa pantolonlar 701.509

9 Dokuma ve örme bay-bayan, çocuk,

külot, slip, iç çamaşırı,t-shirt, atlet

ve benzeri 6.107.160

41A Yatak çarşafı 5.712.065

41B Yastık kılıfı 5.362.619

GATT’IN TEKSTİL SEKTÖRÜNE ETKİSİ

30 yıldan fazla GATT serbest ticaret düzenlemeleri dışında tutulan ve Çok Elyaflılar Anlaşması çerçevesinde bir takım kısıtlamalarla yapılan tekstil ve konfeksiyon ticaretinin tekrar GATT sistemi kapsamına alınmıştır. Tek stil ve konfeksiyon ihracatında kotalrın kalkmış olması, Türkiye’ye AB pazarında rakiplerine göre 5 yıllık bir avantaj sağlayacaktır. GATT tekstil ve konfeksiyon anlaşmasının geçiş süresi boyunca Türkiye, AB’nin üçüncü ülkelere yönelik olarak uyguladığı miktar kısıtlamaların uygulayabilecektir. Böylece Türkiye 50 kadar ülkeden gelecek tekstil ve konfeksiyon ithalatını sınırlama ve denetleme olanağına sahip olmaktadır. Ancak geçiş döneminin sona ereceği 2005 yılına kadar ise miktar kısıtlamaları aşamalı olarak kaldırılacaktır. Dolayısıyla, Türkiye tekstil ve konfeksiyon sanayinin 2005 yılından sonra artacak uluslar arası rekabete karşı hazırlıklı olması ve bu konuda gerekli yapısal uyuma gitmesi gerekmektedir.

Türkiye’nin fikri, sınai ve ticari mülkiyet haklarının korunması ile ilgili prensipleri kabul etmesi, tekstil ve konfeksiyon sanayinin uluslar arası güvenirliliğini artıracak ve bu sayede Türkiye’ye yönelik yabancı sermaye akımı artabilecektir. Bu gelişmenin, Avrupa çıkışlı ihracatın ve yatırımların artmasına olanak sağlayacağı söylenebilir.

GATT’in 2000’li yıllarda sağlayacağı avantaj sadece gümrük vergilerinin düşürülmesi ya da kotaların kaldırılmasıyla sınırlı kalmayacak, aynı zamanda çevre korunması, kamu sağlığı, çalışma koşulları, tüketiciyi koruma, kişi hak ve özgürlüklerini de kapsayacak standartları da zorunlu hale getirecektir. Yeni rekabet ortamı karşısında bazı tekstil ve konfeksiyon ihracatçısı ülkeler zor durumda kalabilecektir. Türk tekstil ve konfeksiyon sanayinin böyle bir durum ile karşı karşıya kalmaması için teknolojik yatırımlarına büyük hız vermesi, moda içeren, marka imajı olan ve çevreye duyarlı ürünlere yönelmeye başlaması gereklidir. Ayrıca hedefini kalite ve standart üzerine kurarak dünya ticaretindeki konumunu geliştirmelidir.

C – DİĞER TARİFE DIŞI ENGELLER

1. SUBVANSİYONLAR

Son yıllarda ticaret politikası çerçevesinde tarifeler ve kotaların yerini diğer tarife ve kota dışı engeller almaktadır. Bunlar içinde en çok dikkat çeken sübvansiyonlar olmaktadır.

Hükümetler, yerli üreticilere ticaret durumlarını düzeltebilmek için sübvansiyon verebilirler. Sübvansiyonların amacı daha etkin olan yabancı üreticilere karşı daha az etkin olarak çalışabilen yerli firmaları rekabet edebilir duruma getirmektir.

Sübvansiyonlar yerli üretici firmaların mallarını gerçek maliyet ve karların altında satın almalarını sağlarlar. Ülkeler belirli bir yerli sanayilerin gelişmesini istiyorsa onların gelişme ve genişlemesini sağlamak için sübvansiyon uygularlar.

Sübvansiyonlar birçok şekilde olabilir. En basit metodun hükümetin satışları tamamladıktan sonra yerli ihracatçıya doğrudan doğruya para dağıtması yoludur.

Ancak bu tip sübvansiyonların mamul mallara uygulanması, GATT tarafından yasaklanmıştır. Ancak bazı sanayileşmiş ülkeler bazı dolaylı sübvansiyonlara, dolaylı sonuçlar elde edebilmek için başvurabilmektedirler. Örneğin; Hükümetler ihracatçılara vergi imtiyazı tanımakta, sigorta düzenlemeleri yapmakta, piyasa faiz oranlarının altında borçlar vermekte, diğer taraftan üreticilere ucuz hammadde temin etmekte yardımcı olmaktadır. Ayrıca yerli üreticilerden malları oldukça yüksek bir fiyatta toplayıp, dış piyasalara düşük bir fiyatla satılmalarını sağlayabilirler.

Genel bir ifade ile sübvansiyona karşı alınan önlemler ise; sübvansiyonlu ithalatın yerli üretim malına verdiği zararın ödenmesine matuf olarak uygulamaya konulan telafi edici geçici vergi, telafi edici vergi ve taahhütleri içermektedir.

2. DAMPİNG

Damping aynı malın yurt dışında yurt içine göre daha düşük fiyatta satılmasıdır.

1. Damping Şekilleri:

a. Münferit Damping : Aşırı stoklara sahip bir firmanın bunları yabancı piyasalara yurt içi piyasasındakine göre daha düşük fiyattan satmasıdır. Bu şekildeki damping firmanın plansız üretim yapmasından ya da ekonomide şanssız bir takım gelişmelerin sonucudur.

b. Yıkıcı Damping : Firmanın yabancı piyasadaki rakiplerini piyasadan silmesi için geçici olarak fiyat düşürmesidir. Anca firma dış piyasadan monopol gücüne ulaşınca fiyatları tekrar yükseltir.

c. Sürekli Damping : Devamlıdır. Bir firma karını maksimuma ulaştırmak için devamlı olarak yabancı piyasalardan yurt içi piyasaya göre daha düşük fiyattan mallarını satar.

2. Dampinge Karşı Önlemler ve Anti Damping:

İhracatçı ülke ihraç ettiği malın fiyatında damping uygulaması ve ithalatçı ülkenin de aynı üretim dalı bu dampingden etkileniyor ve zarar görüyorsa ithalatçı ülke bu zararların önlenmesine yönelik önlemler alır.

Bu önlemler, dampinge karşı geçici vergiler, dampinge karşı vergiler ve bir ölçüde fiyat taahhüdünü kapsar.

Yabancı ülkelerin damping uygulamaları karşısında REFERANS FİYAT UYGULAMALARI’ da yapılmaktadır. Referans fiyat uygulaması ilk defa 1978’kde ABD’de başlamıştır. Öncelikle çelik üretiminde Japonya’nın damping uygulamalarının çoğalması, üzerine ABD tarife ve kota uygulamaları yerine çelik ithalatında referans fiyat uygulaması başlattı.

Referans Fiyat Sisteminde, ithal mallarının fiyatı ilan edilen referans fiyatın altında ise hazine kendiliğinden (herhangi bir yerli firma şikayette bulunmadan) damping araştırması başlatır. Eğer bu durum gerçekse ilgili ithal malı üzerine telafi edici vergi konulur.

Referans Fiyat Sisteminin altında yatan düşünce yurt için firmalara yabancı üreticilerin uygun değerin altında satışlar yapmasını önleyerek rahat çalışmalarını sağlamaktır.

3. DÜZENLİ PAZARLAMA ANLAŞMALARI

Düzenli Pazarlama Anlaşmalarının amacı uluslar arası rekabeti hafifletmek ve yurtdışındaki rekabete dayanamayacak olan daha az etkin olan firmalarında üretimde bulunmalarını sağlamaktır. Düzenli pazarlama anlaşmaları ithalatçı ve ihracatçı ülkelerin ticaret görüşmelerinde gönüllü kotalar kabul edilir; ihracatçı ülke belirli gönüllü kota dışına ihracat yapmamayı kabul ederek diğer ülkenin (ith. Ülke) yerli üretimine de piyasada yer bırakır.

Düzenli pazarlama anlaşması son yıllarda genellikle bazı iş gücü yoğun mamul mal çeşitleri için uygulanmıştır. 1970’lerden sonra görülen belli başlı düzenli pazarlama anlaşmaları, çelik, televizyon, gemi ve tekstil ürünlerini kapsamaktadır.

ANATİ DAMPİNG ANLAŞMASI

Dampingli ithalatın neden olduğu zarara karşı, bir üretim dalının korunması amacıyla yapılacak işlemlere ve alınacak önlemlere ilişkin uluslar arası kuralları içeren GATT’ın 4. Maddesi (Anti – damping anlaşması) Uruguay Round sonucunda daha etkin hale gelmiştir.

Tokyo Roundunda Anti-damping Kodu’nun oluşturulmasıyla yürürlüğe giren Anti-damping anlaşması, Uruguay Round görüşmeleri sırasında tekrar gözden geçirilmiştir. Buna göre bir ürünün dampingli olduğunu belirleme yöntemi konusunda daha ayrıntılı ilkeler, damping nedeniyle oluşan zararın belirlenmesinde kullanılacak ölçütler, anti-damping soruşturmasının başlatılmasında ve yürütülmesinde izlenecek yollar ve anti-damping önlemlerinin uygulanması ve süresi ile ilgili yeni hükümler geliştirilmiştir. Bu şekilde gözden geçirilen anti-damping anlaşması tekstil ve konfeksiyon sanayine ilişkin özel bir ilişki içermemesine karşın, ülkelerin uluslar arası ticarette haksız rekabete yol açan dampingli ithalata karşı çok daha kolay ve hızlı önlem almalarını sağlamıştır.

3. HÜKÜMETLERİN TİCARETİ ENGELLEME POLİTİKASI

Hükümetler genellikle dünya piyasalarından en ucuz olanı almayı yeğlemezler; alımları genellikle yerli firmalardan yaparlar. Bu durumda bir ticaret engeli sayılabilir. Örneğin; ABD’nin 1933 yılında çıkarılan Bay American ACT’i hükümet alımlarının yerli firmalardan alımlarını teşvik edici hükümler taşımaktadır.

Ürdün İaşe Bakanlığı ise; dondurulmuş tavuk eti ve zeytinyağı ithalatına, Tarımsal Pazarlama Kurumu da; patates, soğan ve sarımsak başta olmak üzere sebze meyve ithalatına yalnızca ülke için üretimin tüketime yeterli olmadığı zamanlarda izin vermektedir. Ürdün Tarım Bakanlığı Türkiye’de şap hastalığı bulunduğu gerekçesiyle 1994 Eylülünden beri ülkemiz menşeli canlı hayvan ve et ithali için Ürdün’lü ithalatçılara lisans vermemektedir. Hali hazırda bu ülkeye canlı hayvan et ve mamulleri ihracatı gerçekleşmemektedir.

5. TEKNİK VE İDARİ DÜZENLEMELER

Bir çok teknik ve idari düzenleme ticareti engelleme amacıyla konulmasalar dahi ticareti engellemektedir. Örneğin paketleme ve pazarlama standartlarının uygulanması bu sonucu vermektedir. Aynı şekilde sağlık, hava kirliliği, emniyet standartları da ticareti engellemektedir.

6. FİKRİ SANAYİ MÜLKİYET HAKLARI

Fikri sanayi mülkiyet haklarının koruması mevzuatına göre, marka, coğrafi işaret, endüstriyel tasarım, Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun kapsamına giren haklar ile ilgili olarak, hak sahibinin yetkilerine tecavüz eder mahiyetteki eşyanın gümrük işlemleri hak sahibinin talebi üzerine gümrük idareleri tarafından geçici olarak durdurulur.

Gümrük işlemleri durdurulan eşya yetkili mahkemelerce alınan karar doğrultusunda, tasfiye rejimi hükümlerine göre imha veya asli nitelikleri değiştirilerek satış suretiyle tasfiye edilebilir.

Gümrük idaresince alınan durdurma kararının hak sahibine tebliğinden itibaren 10 gün içinde esas hakkında yetkili mahkemede dava açılmaz veya mahkemeden tedbir niteliğinde karar alınmazsa, eşya hakkında beyan sahibinin talepte bulunduğu gümrük rejimi hükümlerine göre işlem yapılır.

7. SAHTE MENŞELİ EŞYA VE ZARFLAR

Gerek üzerinde, gerekse iç ve dış ambalajlarında istihsal veya dış ambalajlarında istihsal veya imal edildiği memleketten başka yabancı memleketler mahsulü olduğunu gösteren veya sandıran isim veya alametler taşıyan eşyanın Türkiye’ye ithali yasaktır. Bu tür eşyanın Türkiye’den transit geçmesine veya aktarma edilmesine ya da sundurma, antrepo vb. Yerlerde konulmasına ve yeniden ihracına bakanlıkça izin verilebilir.

Ayrıca yerli mamul ve mahsullerimizde kullanılacak (ihraç ürünlerinde kullanılanlar harici) yabancı menşeli olan veya sandıran işaretler ve yazılar bulunan eşyanın ve yurt dışında düzenlenmiş gibi gösterilen imzalı veya imzasız boş faturaların (proforma hariç) Türkiye’ye ithali yasaktır.

7. İHRAÇ YAPILAN ÜLKENİN YAPISAL DURUMUNDAN KAYNAKLANAN ENGELLER

Günümüz dış ticaretinde ihracat yapılan ülkenin kambiyo, ticari, hukuki ve yönetim yapısı da göz önünde bulundurulmaktadır. Ticaret yapılan ülkenin (özellikle ithalatçı ülkenin) kambiyo, ticari, hukuki ve yönetimindeki bir takım eksiklikler, yasaklamalar veya cezalar ve kısıtlamalar bu ülkeye yapılacak ihracatı bir ölçüde engellemektedir. Çünkü ihracatçılar sevkiyat ve döviz getirimlerinde bazı riskleri veya artı maliyetlere girmek istemezler.

Örneğin; Romanya’nın bankacılık hizmetlerinde uluslar arası standartlara ulaşamamış olması bu ülkeye yapılan ihracattan elde edilen dövizlerin yurda getirilmesinde sorunlara neden olmaktadır.

Ticari ilişkilerde karşılaşılan önemli sorunlardan biri de taşımacılığa ilişkindir. Romanya’dan yapılan transit geçişlerde, yüksek ücretlerin alınması bir yana 20 ton sınırını geçen TIR’larda yüksek cezaların öngörülmesi bunlardan bazılarıdır.

İşte bu ve bunun gibi sebepler Romanya’ya yapılan ihracatları bir ölçüde engellemektedir.

D. KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

1. ÜLKE BAZINDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

SORUN

Özellikle ABD’nin uygulandığı katı ithalat politikası ve bunun neticesinde ihracatçılarımızın muhabbet oldukları kota sistemi(Tekstil ve konfeksiyon ürünlerinde).

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

Özellikle tekstil ürünleri ihracatımızı etkileyen kota uygulamaları sorunun halli için başkanlık seçimiyle olan 1996 yılında etkin adımların atılması imkansız olmuştur. Sorunun çözümü başlıca 2 unsur içermektedir.

1. İki taraflı siyasi diyalog ve müzakere sürecini sürdürmek.

2. ABD ülkemizin çıkarlarını iktisadi ticari platformda gözetecek ve koruyacak şekilde Lobi’cilik faaliyetleri gösterecek kuruluşlarla etkin bir işbirliğine gitmelidir.

SORUN

ABD açısından politikanın bir diğer uzantısını teşkil eden antidamping ve telafi edici vergi uygulamaları.

ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

İhracatımızı menfi etkileyen önemli bir hususta ihracatçılarımızın karşı karşıya kaldıkları andi-damping vergisi ve TEV uygulamasıdır. Esas itibariyle bu uygulamanın tesbiti ve yürürlüğe koyulması sürecinde hukuki prosedürler önemli ve masraflar teşkil eder bir yere sahiptir. İhracatçılarımız üzerinde bu sebepten ötürü oluşan mali yükü hafifletmek amacıyla belirli giderlerin –özellikle avukatlık masraflarının- belli bir limit dahilinde İhracatçı Birlikleri tarafından karşılanma uygulanmasına devam edilmeli, ayrıca ABD’den yapılan ithalata yönelik benzer soruşturmalar açılmalıdır.

SORUN

AB tarafından ülkemiz menşeli bazı ürünlere anti-damping vergisi uygulanmaktadır.

ÇÖZÜM ÖNERİSİ

Anti-damping vergisi uygulamalarından belirli giderlerinin belli limitler dahilinde ihracatçı birlikleri vasıtasıyla karşılanması uygulamasına devam edilmesinde yarar görülmektedir. Ayrıca rekabet kurulunun oluşturularak göreve başlaması büyük önem arz etmektedir.

SORUN

Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin bankacılık sisteminin gelişmiş bir düzeye ulaşmamış olması.

ÇÖZÜM ÖNERİSİ

Bu hususta ele alınması gereken tedbirler bölge ülkelerindeki Türk Bankalarının şube ve temsilcilik açmaları, bölge ülke bankaları ile Türk bankaları arasında kapsamlı teknik ve eğitim işbirliği projelerinin gerçekleştirilip hayata geçirilmesi ve bölge ülke bankalarıyla ortaklıklarının kurulmasıdır.

SORUN

Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin gümrük politikasında tarife dışı engellerin önemli bir yere sahip olması, gümrük duvarlarının yüksek olması.

ÇÖZÜM ÖNERİSİ

Bu konuda varılan sıkıntıların ikili ve çok taraflı müzakereler yolu ile çözümlenmesi yoluna gidilmesinin yararlı olacağı düşünülmektedir.

SORUN

Türk Cumhuriyetleri ülkelerinde gümrük tarifelerin yüksekliği ve tarife dışı engellerin varlığı.

ÇÖZÜM ÖNERİSİ

Söz konusu sorunların aramızda mevcut olan özel ilişkilerin ışığında ve üst düzey siyasi bir diyalog içerisinde ele alınmasında yarar görülmektedir.

3. ÜRÜN BAZINDA SORUNLAR VE ÇÖZÜM ÖNERİLERİ

SORUN

Son yıllarda canlı hayvan ve hayvansal ürünler ihracatımızdan bir düşüş yaşanmaktadır. Hayvan hastalıkları bu düşünü en önemli nedenleri arasında yer almaktadır.

ÇÖZÜM ÖNERİSİ

Suriye, S. Arabistan, Ürdün, Romanya, Bulgaristan, Ukrayna ve Slovenya gibi ülkeler şap hastalığı nedeniyle canlı hayvan ve hayvansan ürünler ihracatımıza kısıtlamalar getirmektedir. Sorunun anılan ülkelerle ikili görüşmelerde gündeme getirilmesi suretiyle çözüme ulaştırılması önem arz etmektedir.

SORUN

Makarna üretimi içini kaliteli durum buğdayına ihtiyaç duyduğundan üreticiler gereksinimini ithalat yoluyla karşılamaktadırlar.

ÇÖZÜM ÖNERİSİ

Durum buğdayı ithalatını kısıtlamak ve üretimini artırmaya yönelik teşviklerin uygulamaya konulması önem arz etmektedir.

SORUN

Demir çelik sektöründe önemli ölçüde ihraç potansiyeline sahip olduğumuz çubuklarda Singapur ve ABD, borularda ise ABD tarafından uygulanmakta olan anti-damping vergileri ihracatımızı olumsuz yönde etkilemektedir.

ÇÖZÜM ÖNERİSİ

Kalitesiz ve standart dışı mal girişinin önlenebilmesi için mevzuata uygun şekilde ithalde kalite yeterlilik belgesi veya sertifika isteme uygulamaları getirilmelidir. Ayrıca üreticiler gümrükler ve TSE yetkililerinden oluşacak üçlü komiteler ve ihtisas gümrükleri kurulmalıdır.

SORUN

Elektrik, elektronik ve makine sanayinde AB’nin 3. Ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarının ülkemiz tarafından henüz sonuçlandırılamamış olması, ülkemiz ihracatçılarını AB ülkeleri ile söz konusu 3. Ülkelerdeki rekabetini güçleştirmektedir.

ÇÖZÜM ÖNERİSİ

1/95 SAYILI ORTAKALIK Konseyi Kararının 16. Maddesinde belirtilen 5 yıllık süre beklenmeden 3. Ülkelerle serbest Ticaret anlaşmaları ivedilikle imzalanmalıdır.

SORUN

AB ile ülkemiz arasında tamamlanan Gümrük Birliği sonucundan tekstil ve konfeksiyon kotalarının kaldırılmasıyla yeterli kota hakkı bulunmayan firmalarında devreye girmesi ürün bazında birim fiyatların düşmesine neden olmuştur.

ÇÖZÜM ÖNERİSİ

Bu tür bir girişim öncesinde elverişli bir zemin hazırlamak amacıyla üst düzeyde bir resmi heyetin yetkililer ile temaslarda bulunması ve özel sektör temsilcilerinin de tekstil ve konfeksiyon sektörü açısından gerekli tanıtımların yapılması gerekmektedir. Ayrıca müsteşarlığımızca bir çalışılma yürütülmektedir.

SORUN

Bazı sektörlerde ithal kotalarının aşırı uygulanması, uzun süreli uygulanması ve gerektiğinde ya da zamanında esnekliklerin tanınmamasıyla yurt içi üreticilerin tekelci konumuna gelmesi, rekabet ortamını kaybetmesi ve yerli ürün fiyatlarını yükseltmesi.

ÇÖZÜM ÖNERİSİ

Devletin ithal kotalarını devamlı kontrolü ve gözetimi altında tutması, gelişmekte olan ve dış pazarlara açılabilmesi istenilen yerli üreticilerle rekabet ortamını koruyabilecek bir dengede tutması gerekir. Yurt içi üreticileri tekelci konumuna getirmeyecek kadar kotalara esneklik vermelidir.

SONUÇ

Ülkelerin büyük çoğunluğu veya hemen hemen hepsi ithalata miktar kısıtlaması getirmektedir. Kısaca kota’nın tanımı miktar kısıtlamasıdır. Özellikle de ithalatta miktar kısıtlaması olduğu için ülkelerin çeşitli türde engellerle karşılaşmasını önlemek amacıyla kota getirmeleri de doğal bir gerçektir. Dünya ülkelerinin birbirlerine kota uygulamalarının iki ana sebebi vardır. Bunlar;

1. Ülkeler arası Siyasi Sorunlar ve Anlaşmazlıklar.

Günümüzde bir çok ülke birbiri ile ticaret anlaşması yapmalarına karşılık aralarında yıllardır çözümlenemeyen siyasi sorunlar görünmektedir. Almanya ile Türkiye Cumhuriyeti arasındaki ilişkiler gibi

Örneğin; Gümrük Birliğine görmemize karşılık, hatta bütün kotalar resmi evrak üzerinde kaldırılmasına karşılık Almanya ve diğer AB ülkeleri Türkiye’ye uygulamada kota koymaktadır. Bu kotalarda en çok gıda, tekstil ürünlerinde ön plana çıkmakta ve Türkiye’nin ekonomisine olumsuz etki yapmaktadır. Buna karşılık Almanya’nın uyguladığı kotalara Türkiye’nin ihtiyacı olmasına karşılık Almanya devletine kota uygulayabilir.

Örneğin: Almanya devletinden en çok ithal ettiğimiz mal silah, savunma ve harp, savunma ihtiyaç ve gereçleridir. Bu mamuller üzerinde Almanya devletine miktar kısıtlaması getirilerek ihtiyaçlar başka devletlerden temin yoluna gidilebilir. Siyasi sorunların çözülebilmesi için gerekli olan bütün ülkeler bazında Dışişleri bakanlığının daha yoğun ve etkin şekilde ülkelerini ticari ve ekonomik bakımdan tanıtmalarıdır.

2. Sosyal Güvence Altına Almak.

Yurt içerisindeki istihdamın güvence altına alınması, ülkelerin sorumluluklarından birini teşkil eder. Bunun en güncel örneği Gümrük Birliğine giren Türkiye, küçük ve orta ölçekli firmaların infisahı karşısında yaşadı. Avrupa Birliğinden beklenen yardımın alınamaması ve ithal mallarına miktar kısıtlaması getirememesi ekonomisini sarsan en büyük etken oldu. ABD ise ülke içerisindeki istihdamını sosyal güvencesini ve yaşam tarzını sağlayabilmek için kota uygulamasına baş vurmakta, istihdam açığı yaratmamak için Türkiye’nin tekstil ve konfeksiyon sanayisine kota uygulaması getirmektedir. Bu miktar kısıtlamasını aşabilmenin de en büyük çaresi gene siyasi anlaşmalara bağlıdır. ABD’nin uyguladığı miktar kısıtlamasını Türkiye’nin aşamamasına rağmen, miktar kısıtlamasını talep etmesi de yurt içerisindeki KOBİ’lerin ihracata özendirilmesi ve geliştirilmesi amaçlanmaktadır.

Önümüzdeki yıllarda dünya ticaretinin dünya ekonomisinden daha hızlı büyümeye devam edeceği ve dünya ticaretinin daha da liberal hale getirilmesi ile birlikte gelişmekte olan ülkelerin dünya ticaretinden aldıkları payın artacağı beklenmektedir. Gelişmekte olan ülkeler arasında yer alan ve 1980 yılından itibaren dışa açık kalkınma modelini izleyen ülkemizin de, dünya ticaretindeki payını artırabilmesi için ihracatımızın, ağırlıklı olarak tek Pazar (Avrupa birliği) ve tek sektöre (Tekstil ve konfeksiyon) bağımlı yapısından kurtarılarak, ihracatımızda ürün ve Pazar çeşitlendirmesinin sağlanması, gerçekçi kur politikasına süreklilik kazandırılması, ihracata yönelik finansman imkanlarının genişletilmesi, ihracatta devlet yardımlarının etkin olarak işletilebilmesi için düzenli kaynak akışının sağlaması, üretim maliyetlerinin dünya seviyesine çekilmesine yönelik gerekli tedbirlerin alınması, ulaştırma ve alt yapı hizmetlerinin geliştirilmesi ve ihracatta karşılaşılan bürokratik engellerin azaltılması gerekmektedir.

KAYNAKLAR

1. Uluslar arası Ekonomi, Prof. Dr. Rıdvan KARLUK

2. Uluslar arası Ekonomi, Prof. Dr. M. Erol İYİBOZKURT

3. Gümrük ve Dış Ticaret eğitimi İçin Anahtar, Gümrük Vakfı Yay. Eylül 1998

4. DTM Dış Ticaret Dergisi, Ocak 1998

5. DTM Dış Ticaret Dergisi, Nisan 1998

6. DTM Dış Ticaret Dergisi, Ocak 1999

7. Tekstil ve Konfeksiyon, CHT Tekstil Kimya San. Ve Tic. A.Ş. Kasım Aralık 1998

8. 1990’lı Yıllarda Türk Tekstil ve Konfeksiyon Sektörü, İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon ihracatçılar Birliği Genel Sekreterliği, Ekim 1998

9. İhracatta Görünüm, Türkiye İhracatçılar Meclisi, Nisan 1999

10. Dünya Ticaretindeki Gelişmeler, IGEME Yayınları, Kasım 1996

11. İTKİB Yayınları, Haluk Özelçi

12. 2000’li Yıllara Doğru Dünya Ekonomisi ve Türkiye İhracatı, DTM Yayınları, Ocak 1997

13. Pratik İthalat İhracat İşlemleri, ARC Yayınları, Hakan ÇINAR

14. Antalya İhracatçılar Birliği Genel Sekreteri Nimet Hanımla Görüşmeler

İÇİNDEKİLER

Giriş 1

A. GÜMRÜK TARİFELERİ 2

B. TARİFE DIŞI ENGELLER 3

Miktar Kısıtlamaları 4

Kota Dağıtım Yöntemleri 6

Tarife ve Kotaların Karşılaştırılmaları 8

GATT Çerçevesinde Kotalar 10

AB’nin Kaldırdığı Kotalar 14

Türkiye’nin Kota Uyguladığı Ülkeler 16

ABD ve Kanada ile Tekstil ve Konfeks. Ticareti 18

GATT’ın Tekstil Sektörüne Etkisi 21

C. DİĞER TARİFE DIŞI ENGELLER 22

1. Sübvansiyonlar 22

2. Damping 23

3. Düzenli Pazarlama Anlaşmaları 24

4. Hükümetlerin Ticareti Engelleme Politikaları 25

5. Teknik ve İdari Engeller 26

6. Fikri Sanayi Mülkiyet Hakları 26

7. Sahte Menşeli Eşya ve Zarflar 26

8. İhraç Yapılan Ülkenin Yap. Dur. Kay. Engeller 27

D. KARŞILAŞILAN SORUNLAR VE ÇÖZÜM

ÖNERİLERİ 27

1. Ülke Bazında Sorunlar ve Çözüm Önerileri 27

2. Ürün Bazında Sorunlar ve Çözüm Önerileri 29

SONUÇ 32

KAYNAKÇA 34