‘DiÄŸer Konular’ Kategorisi için ArÅŸiv

EÄŸiticilerin EÄŸitimi Sadece Burada

Salı, 06 Kasım 2007

EĞİTİCİLERİN EĞİTİMİ DOSYASI SİZLERE ÖZEL OLARAK YÜKLENDİ.

ARKADAŞ TAVSİYELİDİR.BENDE OKUDUM.TAVSİYE EDERİM..

BU KONU HAKKINDA LÜTFEN MAİL ATMAYINIZ…

İYİ EĞİTİMLER…

http://rapidshare.de/files/27698242/…imi_-.ppt.html

Iş Ve Özel Hayatimizdaki Rollerimiz Eğitimi

Salı, 06 Kasım 2007

Ş VE ÖZEL HAYATIMIZDAKİ ROLLERİMİZ EĞİTİMİ

PPS SUNUMU ÅžEKLİNDE TAVSİYE EDERİM…

İYİ EĞİTİMLER….

http://rapidshare.de/files/27698904/…iz_ve.ppt.html

Işyerindeki Kaza Riskleri Ve Alinmasi Gereken Önlemler Eğitimi

Salı, 06 Kasım 2007

BU PPS EĞİTİM DOSYASINI BİR TANIDIÄžIMDAN TEMİN ETTİM.SİZLERE DE FAYDASI OLACAÄžINI DÜŞENEREK YÜKLEDİM….

İYİ EĞİTİMLER…

http://rapidshare.de/files/27699107/…le r.ppt.html

ÇeÅŸitli Staj Raporları…

Salı, 06 Kasım 2007

Arkadaşlar bu topikte Universite,Yuksekokul ve Liselerde çeşitli bölümlerde

yapılan stajların raporlarını paylaÅŸmaya çalışıcam…Staj yapacak arkadaÅŸlar için

yararlı olucak örnek raporlar olabilir…Sizde elinizdeki raporları paylaşırsanız

güzel bir arÅŸiv yaratabiliriz…

**Alüminyum Fabrikası Staj Raporu

**Arcelik Elektronik Stajı

**Bilgisayar Bolumu Staj Raporu

**Bilgisayar Muhendisligi Staj Raporu

**Ege Plastik Sanayi ve Ticaret A.Ş Organizasyon Stajı

**Elektrik Bolumu Staj Raporu

**Endustri Muh.Aselsan Staj Raporu

**İmal Usulleri Stajı

**İsletme Yonetimleri Bolumu M.Y.O Staj Raporu

**Jeodezi Ve Fotogrametri Müh.CBS Bitirme Tezi

**Kimya Ogretmenligi Staj Dosyası

**Makine Müh.Tulomsas Stajı

**:-):-):-):-)lurji Dokum Stajı

**MTA Staj Raporu(Labaratuar)

**Muhasebe Bölümü Staj Raporu

**Okul Deneyimi Staj Raporu

**Okul Oncesi Ogretmenligi Staj Raporu

**Pinar Sut Staj Raporu(Gıda)

**Sınıf Oğretmenligi Staj Dosyası

**Sosyal Bilgiler Öğretmenliği Okul Deneyimi Staj Dosyası

**Tekstil Staj Raporu

**Ticaret Lisesi Staj Raporu

**Turizm Staj Raporu

Sanat EÄŸitimi Kuram Ve Yöntemleri…

Salı, 06 Kasım 2007

SANAT EĞİTİMİ KURAM VE YÖNTEMLERİ

• YARATICILIK VE ZEKA

• GARDNER’IN ÇOKLU ZEKA KURAMI

• YARATICI DÜŞÜNCE – ANALİTİK DÜŞÜNCE

• BEYİN YAPISININ ARTİSTİK VE ANALİTİK ÖZELLİKLERİ

• YARATICILIKTA ZİHİNSEL GELİŞİMİN BASAMAKLARI

• BEYİN FIRTINASI

• YARATICI DRAMA

• EĞİTİM SİSTEMİ İÇİNDE YARATICI SANAT EĞİTİMİ

• ÇOCUKTA YARATICILIK ÖZELLİKLERİ

• YARATICILIÄžI ENGELLEYEN ÖĞRETMEN ÖZELLİKLERİ

Yaratıcılık ve Zeka Arasındaki İlişki

Yaratıcılık ve zeka arasında belirgin bir anlamlılık olmasına rağmen her iki kavram arasında keskin bir ilişkinin varlığına ilişkin net ölçütler yoktur.

– Zeka öğrenilmiÅŸ, denenmiÅŸ bilgileri deÄŸiÅŸik durumlara uyum saÄŸlama yetisidir. Zeka; yaratıcı düşünce ve davranışın önemli göstergelerindendir. Yaratıcılıkta etkisi olan belirleyici unsurlar vardır. Bunlar; kalıtım, çevre, sosyal, ekonomik, kültürel düzey, doÄŸum sonrası oluÅŸan sorunlar ve zekadır.

– Zeka ve yaratıcılık arasında belirli bir iliÅŸki vardır. Ancak ayırım belirleyen kesin testler, ölçütler yoktur. Zeka , kazanılmış, öğrenilmiÅŸ bilgileri ve elde edilen bu bilgileri içeren iki düşünme biçimi vardır. Ancak ayrımı belirleyen kesin testler ölçütler yoktur. Zeka, öğrenilmiÅŸ kazanılmış bilgileri deÄŸiÅŸik durumlara uyum saÄŸlama yetisidir. Iraksak ve yakınsak olmak üzere elde edilen bu bilgileri içeren iki düşünme biçimi vardır. Yakınsak düşünce becerisine sahip bireylerde geleneksel, alışılmış, tekdüze yolları izleyen bir özellikleri vardır. Iraksak ve geniÅŸ düşünceye sahip olanlar belirli önermeleri tercih etmezler. Sonuca alternatifler arama eÄŸilimindedirler.

– Guilford zekayı üç boyutlu ele almıştır. Bunlar: 1- İçerik 2- İşlevsel 3- ürünsel. İçerik boyutu görsel-iÅŸitsel, kassal duyum, sözel ve davranışsal olarak dört basamakta.

İşlevsel boyut: bilgi, hatırlama, ıraksak, yakınsak düşünce olarak

Ürünsel boyut ise: sınıflama, ilişkiler, sistem ve doğrular olarak sınıflamıştır.

* Sizce yüksek düzey zeka yüksek düzeyde yaratıcılığı garanti eder mi?

- Araştırmacılar yüksek düzeyde zekanın yüksek düzeyde yaratıcılığı garanti etmediğini, yaratıcılıkla zeka arasında yüksek bir korelasyon olmadığını, daha zeki bir bireyin daha yaratıcı birey anlamına gelmediğini belirtmektedirler. Bu alandaki son araştırmalar yaratıcılık için genel zeka düzeyinin IQ=125 gerektiğini ortaya koymaktadır. Yaratıcılık kuşkusuz zeka etkenlerine olduğu kadar, kişiliğe de bağlıdır.

GARDNER’İN ÇOKLU ZEKA KURAMI ÜZERİNE-

Yaklaşık yüz yıldır insan zekasının düzeyleri, geliÅŸimleri ve çeÅŸitliliÄŸi üzerine bilim adamlarınca bir çok deney ve araÅŸtırmalar yapılmıştır. Bunlardan Gardner “Düşünüş biçimi” adlı kitabında en az yedi temel zekanın varlığını savunmuÅŸtur.

- Gardner, insanın çoklu zekaya sahip olduğunu ileri sürmüş ve çoklu öğrenme ortamlarında bireylerin problem çözme becerisinin ve üretkenliğinin daha fazla olabileceğini belirtmiştir. Buna göre Gardner tarafından tanımlanan yedi zeka türü şunlardır:

1) SÖZEL (Dilbilimsel) ZEKA: Dil zekası dili etkili kullanma kapasitesini ifade etmektedir. Bu kapasite sözel ya da yazım yeteneği şeklinde ortaya çıkabilir. Bu tür zekaya sahip olanlar konuşmacı, politikacı, şair, oyun yazarı, editör, gazeteci olabilir.

2) Mantıksal-matematiksel zeka: Sayıları etkili kullanma kapasitesini, problemize bireyin mantıksal düşünme, bilimsel çözümler üretme, hesaplama, hipotezler kurma gibi durumları kapsar. Bu tür zekaya sahip olanlar matematikçi, muhasebeci, istatistikçi, bilgisayar programcısı, bilim adamı olabilirler. Günümüzde genelde matematiksel zekayı ölçme testleri yapılıyor. Ben bunlardan bir soruyu aldım ve sormak istiyorum. Elimizde 4 tane 1 rakamı var. Bu rakamları kullanarak yazabileceğiniz en büyük sayı nedir?

3) Görsel (anlamsal) zeka: Görsel düşünme ve şekilli uzay özelliklerini şekil ve grafiklerle ifade etme yeteneğidir. Bu tür zekaya sahip olanlar avcı, izci, mimar, ressam oalbilir.

4) Bedensel duygu, devinimsel zeka: Bireyin duygularını ve düşüncelerini ifade etmek için tüm vücudunu kullanmasıyla ilgilidir. Bunla aktör, dansçı, heykeltraş, cerrah olabilir.

5) Müziksel zeka: Duyguların anlatımında müziği bir araç olarak kullanan insanların sahip olduğu müziksel güce işrettir. Bunlar müzisyen, solist, orkestra şefi olabilir.

6) Sosyal zeka: İnsanlarla ilişki kurma, onları anlama ve güdüleme yeteneklerini kapsar. Bunlar kitleleri peşinden sürükleyen insanlardır.

7) Bireysel zeka: Bireyin kendini duyma ve anlamasıyla ilgili bilişsel yeteneğini ifade eder. Kim olduğumuzu, hangi duygularımızı neden hissettiğimizi düşünmemiz bu zekamızla ilgilidir.

- Aslında insanlar zeka çeşitlerinin hepsine sahiptirler. Ancak bazı insanlarda bu zeka çeşitlerinden biri ya da birkaçı daha fazla baskı alabilir. Günümüz eğitim sisteminde öğrencilerin eğilimleri keşfedilip baskı olan zeka türlerine göre yönlendirilmelidir.

- Çoklu zeka kuramının eğitimde uygulanmasında öğretmene de önemli bir rol düşmektedir. Geleneksel yöntemi benimseyen öğretmen sınıfta düz anlatım, soru-cevap, okuma, anlatma gibi klasik yöntemleri kullanırken çoklu zeka kuramını benimseyen öğretmen dersin bir kısmında düz anlatım yaparken diğer kısmında tahtada resimler çizerek, tepegöz kullanarak, video göstererek dersi işleyebilir. Ayrıca müzikten de yararlanabilir.

- Dolayısıyla çoklu zeka kuramı öğretmen rolü, geleneksel öğretmen rolünü tamamen reddetmekle birlikte pek çok yönden de farklılıklar göstermektedir.

YARATICI VE ANALİTİK DÜŞÜNCE

Yaratıcı Düşünce: Olaylar ya da nesneler arasında daha önce kurulmamış bağlantılar yakalamak, ilişkiler kurmak ve düşünce şeması içinde özgün ürünlerle hayata geçirmektir.

Yaratıcı ve analitik düşünce arasındaki ilişki kavranmalıdır. İnsan beyni düşünsel etkinliklerin merkezidir. Beyin temel işlevleri kendiliğinden yerine getirir, zekanın organları yönetir, hormonlar sayesinde bedeni yönetir. Organizmanın diğer unsurları da gönderdiği sinyallerle beyin işleyişine yön vererek işlevsel hale getirir. Beynin sağ yarım küresi yaratıcı işlevleri (resim, müzik, hayal gücü), sol yarım küresi ise analitik düşüncenin (mantık, matematik) işlevlerini yerine getirir.

Analitik düşünce mantıksaldır, tek bir yanıta ya da uygulanabilirliği olan az sayıda çözüme ulaştırır. Yaratıcı düşünce ise hayal gücünü gerektirir ve insanı çok sayıda çözüm ve düşünceye götürür. Bu iki düşünce biçimi farklı ise de biri diğerinin tamamlayıcısıdır ve birbirine bağlıdırlar.

YARATICILIKTA ZİHİNSEL GELİŞİMİN BASAMAKLARI

Piaget, intellektüel gelişmenin doğuştan gelen iki özelikle meydana geldiği görüşündedir. Bunlar organizasyon ve adaptasyondur.

Organizasyon : Basit süreçlerin üst sıradaki zihinsel yapılara görme, dokunma, adlandırma inşa edilmesidir.

Adaptasyon : Bireyin çevresiyle etkileşimi sonucu meydana gelen devamlı bir değişmedir.

Piaget’e göre düşünme sistemine iliÅŸkin anahtar görüşler vardır.

Bunlar :

1. Sezgisel düşünme (4-7 YaÅŸ) : Çocuklar mantık kurallarına uygun düşünme yerine, sezgileriyle hareket ederler. Zayıf olduÄŸu konular vardır. Sayı kavrama-iliÅŸki, sebep-sonuç iliÅŸkisi, kurma. Olayların sırası, kuralları hatırlama-anlama baÅŸka konuÅŸmacıları doÄŸru algılama…

2. Somut düşünme (7–11 YaÅŸ) : Mantıksal düşünme yetenekleri geliÅŸir. Soyut deÄŸil somut obje ve nesneler üzerine düşünme görülür. Kuralları anlama görülür. Sayı kavramları, iliÅŸki kurma geliÅŸir.

3. Soyut işlemler (11-15 Yaş) : Öğrenciler soyutlamaları kullanmaya, düşünmeye başlarlar. Her konuda kavramlar formüle ederler, gerçeklerden başka olasılıklarla da ilgilenirler. Yetişkinin düşünme düzeyine ulaşırlar.

Beyin yapısının büyüklüğü ve zeka arasındaki iliÅŸkiler çoÄŸu kiÅŸiyi düşündürür. Uzmanlar beyinin büyüklüğü ile zekanın yakın iliÅŸkisi bulunmadığını söylüyorlar ve Einstein’ın beyninin standarttan küçük olduÄŸunu söylüyorlar.

BEYİN FIRTINASI

Beyin Fırtınası : Bir konuya çözüm getirmek, karar vermek ve hayal yoluyla düşünce ve fikir üretmek için kullanılan yaratıcılığı aktif hale getirici önemli bir tekniktir. Yaratıcılığın gelişimine ortam sağlar. Çünkü insan beyni uyarılarla karşılaştıkça düşünme gücü de artar, özgür yaratıların ortaya çıkmasını sağlar.

Beyin fırtınasının temel prensibi : Bir problem çözmekle görevlendirilen bir grubun üyeleri mümkün olduğu kadar çok fikir ileri sürerler. Dile getirilen her çözüm teklifi diğer grup üyelerini daha yeni ve iyi buluşları ortaya çıkarmaya yöneltir. Ancak ortaya atılan fikirlerin ayrıntılı bir şekilde açıklanması yada sunulması istenmez. Sadece fikirlerin mümkün olduğu kadar hızlı ifade edilmesi yazıya geçirilmesi ve sonra sükunetle değerlendirilmesi istenir.

Beyin Fırtınası Tekniği : Ders işlenirken önce bir yada iki sekreter ve tartışmayı yöneten bir başkan seçilmelidir. Sonra sorun sınıfa sunulmalı ve belli bir süre içinde herkesten çözüm önerileri istenmelidir. Bu sırada olabildiğince fazla öğrenciden yeni orijinal öneriler alınmalıdır. Önerilerden sonra tartışılmalı. Öğretmen öğrencileri yüreklendirmeli, hepsinin çözüm üretmelerini istemeli, herkese söz vermeli, onlara fırsat tanımalı, görüşlerini bildirmemelidir. Çeşitli beyin fırtınasında yararlanılan çözüm yolları vardır.

1. Benzerinden Yararlanma : Bir problemi çözmek için yollar aranırken tabiattaki örneklerden yararlanmaktadır. ÖrneÄŸin, pamuk liflerini tohumdan ayıran çırçır makinesinin bulucusu bu makineyi “bir kedinin pençesini çitten geçirip bir civcivi nasıl kavradığını görerek” geliÅŸtirir. Ayrıca uçak kanatlarının da, kuÅŸ kanatlarından esinlenerek üretilmesi güzel bir örnektir.

2. Fikir BaÄŸlantıları Kurma : NASA yetkilileri astronot elbiselerinde fermuar yerine geçecek bir düzen arıyorlardı. Fikir bulma timi toplantıda sözlükten rasgele “yaÄŸmur ormanı” sözcüğünü seçerler. Beyin fırtınasına baÅŸvurulan bu toplantıda katılan üyelerden biri tropik yaÄŸmur ormanlarından geçerken elbisenin dikenlere takıldığını hisseder gibi olduÄŸunu söyler. Bunun üzerine astronotlara iç içe giren ve dikene benzeyen ipliklerden yapılmış bir elbise dikilmesi fikri geliÅŸir.

3. Zarardan Yarar Çıkarma : ABD’de bir bira fabrikası dinlenmiÅŸ birayı elinden çıkarmaya çalışır. Bunun üzerine fabrika yöneticilerinden Tom Sawyer’ın arkadaÅŸlarını nasıl kandırdığını hatırlar ve bu örnekten esinlenerek birayı kesimlik hayvanlara besin maddesi olarak Japonya’ya gönderir. Böylece zarardan yarar çıkarma yoluna gidilmiÅŸ olur. Tom Sawyer arkadaÅŸlarına bahçelerin çitini boyama ÅŸerefini, karşılığında para bile alır.

Örnek : Bir şirket yıl sonunda elde edilen karı en verimli şekilde nasıl kullanacağını beyin fırtınası seanslarıyla halledebilir. Üretilen fikirler mantıksız, sıra dışı, çılgınca, görünüşte imkansız olabilir. Ancak herkes birbirine, görüşüne saygı göstermek zorundadır ve eleştiri yoktur. Nasıl olur? Bu da mı olur? Kafayı mı yedin? gibi kimi sözler henüz yeni ortaya çıkmış veya çıkacak olan fikri yok edebilir.

Amerikalı Edwin Land 1943’te sahilde küçük kızının fotoÄŸrafını çektiÄŸi zaman kızının sabırsızlanarak babası niçin resmi ÅŸimdi göremiyorum demesi babayı düşünmeye sevk eder ve Poloraid makineyi geliÅŸtirir. Burada küçük kızın, o güne kadar düşünülmemiÅŸ, veya hayata geçirilmemiÅŸ bir olay için babasına ilham kaynağı olur. Yani beyin fırtınası yeni keÅŸif ve icatlara zemin hazırlar.

Beyin fırtınası seansında görüşler yüksek sesle söylenmeli ve hemen kaydedilmeli. 30-40 dakikalık bir seanstan sonra bütün fikirler üyeler tarafından değerlendirilerek en iyi fikir çözüm olarak seçilir. Beynimizin sağ tarafı, zihindeki resimlerle veya hikayelerle ilgilenmekten ve çapraz bağlantılar kurmaktan hoşlanır. Beyin fırtınası çalışmaları sağ beyni uyarır. Yapılan çalışmalar sonucunda okula gitmeden önce okul dönemine göre çocukların sağ beyninin 9 kat daha fazla kullandıkları söylenir. Yani çocuklar yeni fikirleri daha fazla üretirler.

Beyin fırtınasında fikir üretme ve eleştiri aynı anda gerçekleşmez. Her türlü eleştiri ve değerlendirme kişinin hayal gücünü engellediğinde bu uygulama da beyin fırtınası olmaz.

Beyin fırtınasına okul öncesi eÄŸitimde de rastlıyoruz. ÖrneÄŸin sonbahar konusunun iÅŸleneceÄŸi bir sınıfa öğretmen bir gün önce öğrencilere sonbahara iliÅŸkin bir ÅŸeyler getirmelerini veya üretmelerini ister. Bunun üzerine öğrenciler bahçeden topladıkları kuru yaprakları, ÅŸemsiye, sonbahara ait meyve getiren, yaÄŸmurluÄŸunu getiren ve sonbahar resmi yapıp getirirler. Birlikte sonbahar üzerine düşünüp konuÅŸurlar. Böylece çocuklar “sonbaharda yapraklar dökülür, yaÄŸmur yaÄŸar, deÄŸiÅŸik meyveler çıkar.” Bilgisini öğretmenlerinden kalıp halinden almak yerine öğretmen öğrencilerini düşünmeye sevk eder ve düşünce tembelliÄŸinden kurtarır. Öğrenciler daha kalıcı bir ÅŸekilde öğrenirler.

YARATICI DRAMA

Yaratıcı drama dersinde öğrencilerimiz, oyun oynanacağı ve yaratacağı, kendi öykülerini kurup paylaşacağı, düşlerini canlandıracağı bir ortam bulur.

Eğitimde drama anlayışı 19. yüzyılın başlarında gündeme gelen bireyin kişilik gelişimine etken olan, onu edilgen durumdan kurtaran önemli eğitimsel, iletişimsel bir amaç ve araçtır.

Eğitsel yaratıcı drama yöntemi, çocuk oyunlarından ve benzer etkinliklerden yola çıkılarak gözlem yapma, doğaçlama, rol oynama, dramatizasyon gibi tiyatro yada drama tekniklerinden yararlanılarak bir grup çalışması içinde, çeşitli yaşam durumlarını canlandırma, olayları yeniden yaratıp irdeleme, bu yaşam durumlarından bilgilenme ve öğrenmeye geçme çalışmalarıdır.

Dramatizasyona baÅŸlamadan önce çocuklara öykü veya hikaye sunulmalıdır. Dramatizasyona baÅŸlarken “kimsenin daha önce duymadığı bir hikaye yapacağız” ÅŸeklinde bir açıklama yapmak iÅŸleri kolaylaÅŸtırır. Bazen hikaye kuklalarla da canlandırılabilir. Kukla oynatma hem çok eÄŸlenceli hem de çok yönlü bir eÄŸitim aracıdır. Hayal gücünü kullanmayı saÄŸlar, dinlenme ve iletiÅŸim becerilerini saÄŸlar, çocukların bastırdığı bazı rahatsız edici duyguların ortaya çıkmasına yardım eder. Yaratıcı drama etkinliklerinde çocuk irticalen konuÅŸur. Çekingen olan veya dilde zayıflığı olan öğrenciler kuklayı bir kalkan gibi kullanırlar. Kuklalarla hikaye anlatma veya oynatma sadece eÄŸlenceli bir olay deÄŸildir. Aynı zamanda bir eÄŸitim aracıdır.

Drama sanat eğitiminin vazgeçilmez bir unsurudur. Öğretmenin en önemli kaynağıdır. Çocukların hayal güçlerini zenginleştirici etkinlikler aramanın gerçekleşmesini sağlayan önemli bir faktördür. Drama etkinliği içerisinde çeşitli öykü, şiir, mecaz, müzik, dans, görüntü, imgeler, çeşitli oyun öğeleri ve betimlemeler oluşturulabilir, küçük oyunlar hazırlanabilir, tüm bunlar araç olarak kullanılabilir.

Çocuklar kendilerine özgü yapmacık, suni olmayan, özgün dünyası olan özel bir varlıktır. Drama onlar için son derece özgür hareket etmelerine olanak sağlayan doğal bir ortamdır. Drama onların hayal gücünü geliştirir. Onlardan bir tiyatrocu, müzisyen, dansçı, ressam gibi davranmaları ve yetenekli olmaları konusunda beklenti içine girmek doğru değildir.

Okul ortamında drama okul öncesinin son dönemlerinden başlayarak orta öğretimi de kapsar. Yetişkinlik döneminde de değişkenlikler göstererek eğitimin son derece önemli bir parçasını oluşturan bir süreçtir.

Drama’da Genel Amaçlar

• Drama çocuÄŸun bellek gücünü ve becerisini geliÅŸtirir.

• Bağımsız düşünme ve geliÅŸimlerini, statik, dar görüş ve gerçekliklerden kurtarır.

• Drama, çocuÄŸa özgü niteliklerin gerçeklerin tanımlanmasına ortam hazırlar.

• DoÄŸal eÄŸilim ve görüşlere yanıt verir.

• Gerçek olaylarla karşı karşıya gelerek, düşünce ve imgelerin gücü geliÅŸir.

Drama’nın Yararları

Drama çocuğa yansıyabilecek yararları vardır. Bunlar;

1- Çocuğun dünyası genişledikçe canlandırdığı roller artar.

2- Çocuğun zihninde yeni kavramların sayısı artar. Kavram zenginliği, düşünce zenginliğini beraberinde getirir.

3- Çocuk düşünür, soru sorar, yanıtlar, bulur, deneyler yapar.

4- Çocuk kavra gelişimi için gerekli olan dil becerilerini geliştirir.

5- Çocuğun bilişsel gelişimine katkıda bulunur.

6- Çocuk kendi düzeyine uygun rolleri tekrarlayarak sosyal ortamda konumunu

benimser ve sosyalleÅŸtirir.

7- Çocuk diğer sosyal rolleri canlandırarak kendisini başkasının yerine koymayı dener.

8- Çocuk oyunlardaki rolleri toplum kurallarına uygun olarak biçimlendirmeye yönelir.

9- Çocuk yeni arkadaşlar edinmeyi, toplumsal becerilerini geliştirme ve yaşıtlarınca uyum sağlamayı öğrenir.

10- Çocuk, bazı gerçekleri oyun sırasında öğrenir. Çaba harcamayı, gücünden yararlanmayı, başladığı işi bitirmeyi ve bundan zevk almayı öğrenir. Kabullenmekte güçlük çektiği kuralları oyun sırasında benimser.

11- Çocuk ben ve başkası kavramını öğrenir. İş birliği, paylaşma, yardımlaşma, yenme ve yenilmeyi yaşayarak öğrenir.

12- Çocuk iletişim kurmayı, derdini anlatmayı, duygu ve düşüncelerini ifade etmeyi öğrenir.

13- Çocuk oyunlarında yaşadığı olayları benimser, dener, taklit eder, tekrarlar, grup oyunlarında daha iyiyi, güzeli başarmayı amaçlar.

14- Çocuk arkadaşları ve zengin araç-gereç kullanımı ile kaslarını hareket ettiren yeni yöntemleri bulur, dener ve bedeni bu oyunlar sırasında çok yönlü gelişir.

15- Çocuğun ilgi ve yetenekleri daha iyi belirlenir. Yetişkinlere bu konuda önemli ipuçları verir.

16- Ders konularını öğrenmede girdiği drama etkilerinden yararlanır.

EĞİTİM SİSTEMİ İÇİNDE YARATICI DÜŞÜNCE

Türk Eğitim Sisteminde yaşanan sıkıntıların format eğitimde araştırıcı, sorgulayıcı, kuşkucu, yaratıcı, eleştirici ve analitik düşünceye sahip kuşakların yetiştirilmesine yönelik yaklaşımlar da yaşanmaktadır.

Eğitim sisteminde yaratıcı anlayış olan farkı gözetmeksizin tüm bireyler göz ününde bulundurularak planlanmalıdır. Çünkü yaratıcı düşünce her insanın doğasında ver olan bir özelliktir. Ancak yaratıcılığın düzeyi, derecesi, ortaya çıkışı, sürekliliği ve gelişimi kişiden kişiye göre değişiklik gösterebilir.

Özcan Demirel’e göre 2-7 yaÅŸ arasında dramatizasyon, demontsrasyon, yaratıcı drama ve rol yapma gibi tekniklerle geliÅŸtirilebilir. 11-15 yaÅŸlarında ise soyut iÅŸlemler dönemi baÅŸlamakta, bu dönemde ÅŸiir, öykü, anı yazma, resim yapma, bilimsel düşler kurma ve geliÅŸtirme gibi etkinliklere yer verilebilir.

Bireyin yaratıcılığı, çocukluk ve gençlik dönemlerindeki olaylara, nesnelere, olgulara ilişkin soru sormaları dış dünya ile kendi duygu ve düşüncelerini etkileşime sokmaları ile gelişir ve ortaya çıkar. Yaratıcılığı gelişimine ilişkin kesin bir yaş sınırının olmama döneminde bu yeteneklerin en olgun analizini verirler.

Ayrıca yaratıcı düşünceyi okul ortamında geliştirebilmek için öğrenme-öğretme ortamlarını öğrencinin yaratıcı davranışlarını geliştirecek biçimde düzenlenmelidir. Bu amaçla drama, benzetim, beyin fırtınası ve problem çözme gibi yöntem ve tekniklere yer verilmelidir.

Yaratıcılık ve Eğitim

Yaratıcılık ve eğitim; birbirlerini doğrudan etkileyen önemli kavramlardır.

Yaratıcılık ile eğitim arasındaki ilişkiyi dört açıdan inceleyebiliriz. Eğitim düzeyi, eğitim dalı, eğitim tarzı ve yaratıcılık eğitimi.

Eğitim düzeyi: Araştırmalar eğitim düzeyinin yaratıcılığı fazla etkilemediğini göstermektedir. Öte yandan birikimlerimiz arttıkça daha köklü yenilikler getirebileceğimiz de açıktır.

EÄŸitim dalımız yaratıcılığı biraz daha doÄŸrudan etkileyebilir. Resim, müzik, mimarlık alanlarında eÄŸitim görmüş olanlarımız “yaratıcılık becerilerini” daha çok kullanmak zorunda oldukları için daha fazla geliÅŸtirebilirler. Oysa yaratıcılık her alanda geliÅŸtirilebilir.

Yaratıcılık ile eÄŸitim arasındaki en önemli iliÅŸkiyi eÄŸitimin tarzı oluÅŸturur. EÄŸitim dalı ve düzeyi ne olursa olsun sadece “mantıksal düşünceye” yani sadece “mevcut olanları deÄŸerlendirmeye” dayalı eÄŸitim yaratıcılığın geliÅŸmesini engeller. Bunun daha kötüsü mantıksal düşüncenin “ezbere” dayanılarak öğretilmesidir.

Yaratıcılık üzerine bir eğitim programı veya ders bu becerinin gelişmesine katkı yapabilirse de her beceride olduğu gibi yaratıcılığımızı yaşamımızın doğal bir parçası haline getirmediğimiz ve yaramın her alanında teşvik etmediğimiz sürece eğitimden kazanacaklarımız sınırlıdır.

Öğretmenlerin yüksek zeka düzeyine sahip öğrencileri yaratıcı öğrencilere tercih etmelerine benzer biçimde okul yöneticileri de yüksek düzeyde yaratıcı ve sıra dışı öğretmenleri daha az tercih edebilmektedir.

Türk eğitim sisteminde okul yöneticileri genellikle yaratıcı olmaktan hazır, kalıplaşmış karar ve yöntemleri izler. Oysa ki, eğitimin amacı değil diğer kuşakların yaptıklarını yineleye değil, yeni şeyler yapabilme yeteneği olan insanlar yaratmaktır.

• Sizce eÄŸitimde yaratıcı drama yönteminin yeri ne olmalıdır?

• Yaratıcı düşüncenin geliÅŸmesi nelere baÄŸlıdır?

• Yaratıcılık ile eÄŸitim arasındaki iliÅŸki nedir?

OKULDAKİ ORTAMIN YARATICI SANAT EĞİTİMİ

Sanat eğitimi yaratıcılık temelleri üzerine kurulmuş önemli bir faktördür. Bu yüzden son yüzyıl içinde sanat eğitiminde yaratıcılık eğitimin önemli bir unsuru olup, çocukların yaratıcılıklarını ortaya çıkaran bilimsel araştırmalara yer verilmiştir.

Okul ortamında yaratıcı sanatsal etkinlikler öğrenci grupları ile öğretmenler arasında gelişir. Çocuğun yaratıcılığı okul öncesi dönemde öğretmen kontrolünde bağımsız ve özgür olarak gelişebilir. İlköğretimde ise yine öğretmen kontrolünde daha programlı ve sistematik olarak gerçekleşebilir. Yaratıcı eğitim ailede başlayıp, okul öncesi, ilköğretim ve sonrasında devam eder.

Çocuğun yaratıcılığının gelişmesinde ailesinden sonra önemli kişi ve kurum öğretmen ve okuludur. Okuldaki öğretim programlarının içeriği çocuğun yaratıcı davranış biçimlerinin kazandırılmasında önemli bir faktördür. Öğretmen çocuğun yaratıcı etkinliklerini yakından izlemeli, yardımcı olmalı, alışılmışın dışındaki yaratıcı girişimlere destek vermelidir. Böylece onun eleştirel bir düşünüş ve görüş açısını benimsemesini sağlayabilir. Onun düşünsel ve duygusal anlamda rahatlamasına, kendisini daha iyi ifade etmesine, üretmenin vermiş olduğu mutluluk ve heyecanı yaşamasını sağlayacaktır. Çocuğun arkadaş gruplarıyla daha iyi iletişi kurarak kendine olan güveni artmış olacaktır.

Öğretmen resim, müzik, dram, dans, şiir ve el becerilerine dayalı yaratıcı etkinlikler için uygun koşullar sağlamalıdır.

Aile içinde çocuğun yaratıcı gelişimine ne kadar olanak sağlanırsa okul ortamındaki yanlış tutumlar, kısıtlamalar, geleneksel anlayışlar çocuğu yaratıcılığını engeller. Ayrıca bazı ailelerin baskı ve aşırı beklentileri yöneticilerin istediği bir şekilde çocuk yetiştirmeleri aynı olumsuz sonuçları doğurur.

Sosyo ekonomik düzeyi iyi olan demokratik anne-baba’nın çocukları diÄŸer ailelerin çocuklarına göre daha yaratıcı olmaya yatkındırlar. Çünkü yaratıcı etkinlikleri aile tarafından desteklenmektedir. Sosyo ekonomik düzeyi düşük otoriter ailelerde çocukların yaratıcı düşünce ve eylemleri önemsenmez, kabul görmez.

ÇOCUKTA YARATICILIK ÖZELLİKLERİ

Çocuğun yaratıcılığına ilişkin en önemli veriler onların yaptıkları resim ve diğer sanat etkinlikleridir. Ancak çocuk bir resmine bakarak karar vermek doğru olmaz. Çocuğu süreç içinde gözlemleyerek yaratıcı davranış özelliklerine karar verilmelidir. Çocuktaki yaratıcı özellikler şunlardır.

• Pratik düşünürler. Analiz ve sentez yönleri güçlüdür.

• Konu bulma ve çizimleri çabuktur.

• Konuya bakış açılarında alışılmışın dışında farklılıklar görülür.

• Resimleri içten çizerler.

• Maymun iÅŸtahlılık görülebilir.

• Resimlerinde taklit, kopya görülmez.

ÇOCUKTA YARATICILIĞI GELİŞTİREN FAKTÖRLER

Geleceğin sorunları ile yaratıcı, bilimsel bir anlayış ile uğraşacak kuşakların kazanılması modern, çağdaş en önemli sorunların başında gelir. Okul ortamında yaratıcılığı geliştiren en önemli faktörler;

• Yaratıcılığa uygun koÅŸulların hazırlanması (Atölye, derslik).

• Çevresel faktörlerin zenginleÅŸtirilmesi, ilgili materyallerin hazırlanması.

• Hayal gücünü geliÅŸtirici oyun, müzik, öykü gibi etkinliklere yer verilmesi, yeni görüş ve düşüncelerin hayata geçirilmesi.

• Araç ve gereçlerin anlam ve amaca uygu olarak seçilip ilgili konuların çocukların düzeylerinde tutulması.

• Tekdüze, basma kalıp etkinliklerden kaçınılmalı, onları özgün çalışmalarından dolayı destekleyerek ödül ve ceza yaptırımlarında çaÄŸdaÅŸ eÄŸitim anlayışının gerekleri uygulanmalıdır.

• Tarihi yerlerin, müze ve sergilerin görülmesine olanak tanınmalı.

• DeÄŸerlendirme, eleÅŸtirilerde dikkatli olunmalı yapıcı faktörler etkili olmalıdır.

• Yaratıcı etkinlikler; yazma, problem çözme örnekleri sınıfın uygun köşelerinde sergilenebilmelidir.

ÇOCUĞUN YARATICI ÖĞRENME DÜZEYİNİN ANLAŞILMASINA İLİŞKİN ÖĞRENCİ MERKEZLİ ÖRNEK BİR KONTROL LİSTESİ

Öğretmenler, çocukların öğrenmeye karşı doÄŸal merak ve isteklerinden yararlanarak sorun çözmeyi ve araÅŸtırmayı teÅŸvik edecek “öğretme” modellerini uygulamalıdır.

Örnek bir kontrol listesi;

• Çocuk hayal gücünü nasıl ifade ediyor? Duyduklarını yada gördüklerini yazarak mı, yorumlayarak mı, problem çözerek mi?

• Çocuk düşüncelerini çeÅŸitli yollarla mı aktarıyor?

• Çocuk hangi dereceye kadar yaratıcı düşüncelerini ifade etmede matematik bilgisini kullanıyor.

• Çocuk düşüncelerini sözel olarak mı, yoksa araç ve gereçlerle mi daha iyi ifade ediyor.

YARATICILIĞI ENGELLEYEN ÖĞRETMEN ÖZELLİKLERİ

Yaratıcılı benimseyen fakat uygulamayan, alanında yetersiz öğretmenlerle bir sonuca varılmaz.

Çocukların yaratıcılığını engelleyen öğretmen tutumları;

• Çocukların yaratıcı geliÅŸmelerine olanak saÄŸlayan ortamları yaratmayan, çocukların eÄŸitimi zenginleÅŸtirici çabalardan uzak.

• Çocukların cesaretini kıran, aşırı eleÅŸtiren, motivasyonu bozan davranışlar sergiler.

• Otoriter ve katı, geleneksel eÄŸitim anlayışını sınıf içinde etkili kılar.

• Alan bilgisi, kültürel düzeyleri zayıf dar ilgileri olan, yetersiz.

• Beklenmedik anlarda ortaya çıkan sorunları çözmede zayıf ani karar veremez.

• Heyecanlı olmayan tutarsız, alanına iliÅŸkin geliÅŸmeleri takip etmeyen.

Panelin Özelliklerii…!

Salı, 06 Kasım 2007

http://www.mmf.gazi.edu.tr/journal/2004_4/423-430.pdf

dostum adobe acrobat ile açılır haberin olsun eÄŸer iÅŸine yaramazsa tekrar yaz hallederiz…!

Dostoyevski

Salı, 06 Kasım 2007

KİTABIN ADI Suç ve Ceza

KİTABIN YAZARI F.M. DOSTOYEVSKİ

YAYINEVİ VE ADRESİ Oda Yayınları Beyoğlu / İSTANBUL

BASIM TARİHİ 1994

KİTABIN ÖZETİ :

Dört aydır evin kirasını verememiÅŸti. Evin sahibi onu mahkemeye verecekti. Uzun süreden beri hasta olmasına raÄŸmen yaÅŸlı Teteri kadının evine gidebilirdi. Daha önceki yüksüğe 1.5 Ruble veren kadın yeni getirdiÄŸi saate baktı ve “1.5 Ruble” dedi. Raskonikov kabul etmek zorundaydı çünkü kata çıkana kadar kimseyle karşılaÅŸmamıştı. YaÅŸlı kadın, kız kardeÅŸi ile beraber kalıyordu evde. Çok zengin olmasına raÄŸmen, kız kardeÅŸi hiç miras bırakmayacaktı. Kız kardeÅŸini çoÄŸu zaman döver, onun her iÅŸini takip etmesi gerektiÄŸini düşünürdü.

Raskolnikov 1.5 Rubleyi aldı ve dışarı çıkıp bir meyhaneye gitti. Marmeladov yan masada oturuyor olmasına raÄŸmen taşınıp sohbet etmekten kendini almamıştı. Marmeladov eÅŸini çok seviyordu ve üç çocuÄŸunu da; ama çok içyordu. O kadar ki ailenin geçimi için Sonya fahiÅŸelik yapmak zorunda kalmıştı. “Ne kadar fedakar bir kız bu Sonya” diye düşünmekten kendini almamıştı. RaskolnikovMarmeladov ‘un evine gittiklerinde eÅŸi haykırışla onları yumruklamaya baÅŸladı. Hep içiyordu ve evdeki 20 Rubleyi götürüp içkiye vermiÅŸti. Marmeladov Raskolnikov cebindeki 50 Kapik’i oraya bırakarak uzaklaÅŸtı. Eve geldi, yorgundu. Nastasya bir mektup getirdi. Raskolnikov heyecanla okumaya baÅŸladı mektubu. Annesinden gelmiÅŸti mektup. Annesi kız kardeÅŸi Dunya’dan bahsediyordu. Dunya, Luzhin adında çift memurluÄŸu olan 45 yaşındaki biriyle evlenecekti. Hem Luzhin onların eÅŸyalarıyla beraber Petersbur’ga gelmesi için yardım edecek, gelmelerini saÄŸlayacaktı. Annesi, 60 mil ötedeki tren yoluna gitmek için bir araba ayarladığını, trende ise 3 ncü sınıfta güzel bir yolculuk yaptıktan sonra Petersburg’a gideceklerini ve onu çok özlediÄŸini yazıyordu.

Raskolnikov “Bu evlilik olmayacak” diye düşündü. Dışarı çıktı ve birkaç saat dolaÅŸtıktan sonra yorgun düşüp bir yerde uyukladı. Kötü bir rüya gördükten sonra uyandı. Eve gitti. Saat 7’ye yaklaşıyordu. Saat uygundu. AÅŸağıdaki baltayı alacak kimseye gözükmeden yaÅŸlı tefeci kadının evine gitti. İçeri girerken onu kimse görmemiÅŸti. 2 nci katta boya yapan adamlarda onu yukarı çıkarken görmemiÅŸlerdi.

Tefeci kadının evine girdi ve ona bir kültablası uzattı. Kadın kültablasına bakarken baltayı kafasına indirmişti. Kadının ölü bedeni yerde yatıyordu. İçeri daldı ve dolaptan sadece rehin verilmiş, birkaç parça altını cebine aldı. Yaşlı kadının kız kardeşiyle içeride karşılaştı. Kızın şaşkın bakışları altında baltayla onu da öldürdü. Doğrusu bir kişinin toplumdaki binlerce kişinin refahı ve mutluluğu için ölmesinin bir zararı yoktu. Üstelik bu tefeci kadın çok kötü biriydi. Kapıda birkaç kişi kapıyı vuruyorlardı. Hiç evden çıkmayan tefeci kadının, çıkacağı tutmuştu. Raskolnikov titriyor, dışarı çıkıp her şeyi itiraf etmek istiyordu ama yapmadı. Dışardakilerden biri kapının içeriden sürgülü olduğunu fark etti. Yaşlı kadına bir şey olduğunun farkına vardılar. İki kişi Kapıcıyı çağırmak için aşağı indi. Bu kaçmak için tam fırsattı, Raskolnikov kapıyı açtı, hızla merdivenlerden inmeye başladı, aşağıdan gürültü gelmeye başlayınca Raskolnikov boyacıların dairesinin kapısının arkasına saklandı ve kapıcı ile üç adam yukarı çıkınca o da dışarı çıkıp değişik bir yoldan eve gitti. Baltayı aldığı yere bıraktı. Çok korkmuştu ve titriyordu. Aldığı mücevherleri ve kıymetli takıları dışarıda bir yerde saklamayı ihmal etmedi.

“2 gün geçti hala uyanmadı” diye düşünüyordu Üniversite arkadaşı Razumikin. Doktor Zozimov hastalığı atıp kendisine geleceÄŸini söylüyordu. Ama Raskolnikov uyanınca arkadaşını ve doktoru isteksiz bir vaziyette evden kovdu ve dışarı gidip bir bara oturdu. Eski gazeteleri okurken yanına gelen bir polis memuru melenkolik ve deli bir ruh haliyle cinayetten bahsedip, üstü kapalı her ÅŸeyi anlattı. KorktuÄŸunu, endiÅŸelendiÄŸini hiç hissettirmedi.

Ertesi gün eve geldiÄŸinde annesi ve kız kardeÅŸi Dünya’ nın kendisini beklediklerini gördü. ÇocuÄŸun halini gören anne ÅŸaÅŸkınlıkla titriyordu. Onu ertesi gün bay Luzbinin geleceÄŸi görüşmeye çağırırken korkmuÅŸtu. Ertesi gün bay Luzbin onları ziyaret etttiÄŸinde, Raskolnikov haklı çıkmanın gururu ile gülüyordu. Bay Luzbin kız kardeÅŸi çok aÅŸağılamış, onların fakir bir aile olduÄŸunu deÄŸerlendirerek fazla istekte bulununca evden kovulmuÅŸtu. Hemen ardından Raskolnikov “elveda” diyerek evden ayrıldı. İnanamıyordum. Annesi oÄŸlunun bu tavırla doÄŸrusu aÄŸlamaktan baÅŸka yapacak bir ÅŸeyleri yoktu. Raskolnikov melenkolik halde evi terkederken her nasılsa arkadaşı Ramuskin’e onları emanet etmeyi de ihmal etmemiÅŸti.

Bay Marmeledov’un cenazesi için evine gittiÄŸinde Sonya’da oradaydı Sonya’ya karşı inanılmaz bir his içindeydi. Ailesi için Sonya’nın yaptığı fedekarlık onun gözlerini büyülemiÅŸti. Birkaç gün boyunca Sonya’yı düşündü ve fırsat buldukça onunla konuÅŸmaya çalışarak geçirdi vaktini.

Polis memuru porifiri Raskolnikov’un (Mihailovis adında genç biri cinayeti iÅŸlediÄŸini itiraf etmiÅŸ olmasına raÄŸmen) cinayet iÅŸlediÄŸini biliyor ve onun psikolojik durumunu bildiÄŸi için, itiraf etmesi için onu sıkıştırıyor ama tutuklamayacağını söylüyordu. Cinayeti iÅŸlediÄŸini Sonya’ya itiraf etmiÅŸti. Sonya’da Raskolnikov’a “gidip teslim olmasını, yere kapanıp Allah’tan ve insanlardan özür dilemesini” istiyordu.

Sonuç olarak Raskolnikov vicdanının verdiÄŸi acıya dayanamayıp suçunu polise itiraf etti. 1.5 yıldır Sibirya’daydı Raskolnikov. Petersburg’ a, Razumukin ve kardeÅŸi Dunya evlenmiÅŸlerdi. Mahkeme Raskolnikov’un iyi hali, parayı kullanmadığı, daha önceki yaÅŸamında verimli bir üniversite öğrenimi yaptığı, fedakar kiÅŸiliÄŸi ve kendi kendine teslim olmasından dolayı, çok az bir cezayla 8 yıl kürek mahkumiyetine çarptırıldı. Raskolnikov’u Sonya her gün ziyaret ediyordu. Sibirya da ailesi ile sürekli mektuplaÅŸan Sonya, Ramuzkin ve Dunya’nın tek haber kaynağıydı. Raskolnikov,Sonya’nın sevgisi ile hayata baÄŸlandı ve geleceÄŸin planlarını beraber hayal etmeye baÅŸladılar.

Çin Seddi

Salı, 06 Kasım 2007

Uzaydan bakıldığında ince, uzun bir dere gibi görülebilen, insan eliyle yapılmış tek eser olan Çin Seddi kuzeybatısı boyunca uzanan dünyanın en uzun savunma duvardır. Kalıntıları Po Hay körfezinde deniz kıyısında baÅŸlar. Pekin’in kuzeyinden geçerek batıya yönelir ve Huang-Ho nehrini ikiye bölerek güneybatıya uzanır. Gobi Çölü’nün güneyinden batıya yönelerek devam eder.

İlk set, M.Ö.7. yüzyılda Chu Krallığı tarafından, günümüzdeki Henan eyaletinde yapılmış olup fazla uzun değildir. M.Ö.3. yüzyılda Hun, Tunguz ve Moğolların saldırılarını durdurmak ve ülkenin kuzey sınırlarını korumak için İmparator Qin Shin Huang (Çe-Huang-Ti), burayı boydan boya aşılmaz bir savunma duvarıyla kapatmaya karar verdi. M.Ö.221 yılında daha önceki krallıkların yaptırdığı duvarları birleştirek uzattı. M.Ö.3. yüzyıldan M.S.17. yüzyıla kadar Çinliler seddi uzatmaya devam etmişlerdir. Seddi onaran ve savunma amaçlı kullanan son hanedan Ming Hanedanı (1368-1644) olmuştur.

Seddin yıkılmış olan kısımlarıyla birlikte uzunluğu 10.000 kilometreyi bulur. Bugün ayakta duran kısım Ming Hanedanı devrinden kalan 3.000 kilometrelik settir. Ancak asıl inşaat, M.Ö.221 ile M.S.608 yılları arasında yapılmıştır.

Seddin kalınlık ve yüksekliği yer yer değişir. Genellikle duvarın yüksekliği 7-10 metre, taban kalınlığı 7 metre ve üst kalınlığı ise 6 metre civarındadır. Üzerinde atlar ve arabalar gidebilmektedir. Duvar boyunca siperlik ve okçu delikleri vardır. 200 metrede bir gözetleme kulesi veya kale ve 9 kilometrede bir fener kulesi bulunur. Duvar üzerinde yer yer saray ve tapınaklara da rastlanır. Bazı yerlerde setler, kademeli savunmaya imkan verecek şekilde bir kaç sıra halinde yapılmıştır.

Çin Seddi, en uzun sürede yapılan ve en çok insan çalıştırılan yapıdır. M.S.555′te Beijing ile Datong arasındaki 500 km.lik duvarın yapımında 1.800.000 kiÅŸi çalıştırılmıştır. Badaling dağının üzerinden geçen seddin sadece 200 metrelik kısmını yapmak için bile binlerce kiÅŸi çalıştırılmış ve bu kiÅŸilerin isimleri bir taÅŸa yazılmıştır.

Dirilişin Kahramanı

Salı, 06 Kasım 2007

Ernesto Che Guevara 14 Haziran çarÅŸamba günü Arjantin’in önemli ÅŸehirlerinden Rosario’da doÄŸdu. Che henüz iki yaşında iken ilk astım krizine yakalandı.Sierra Maestra’da Batista ordularına karşı savaşırken Che’ye zorlu dakikalar yaÅŸatan bu hastalık,Bolivya ormanlarında Barrientos’un askerleri tarafından vuruluncaya kadar yakasını bırakmadı. Yüksek mühendis olan babası Ernesto Guevara Lynch, İrlanda asıllı bir aileden, annesi Clia dela Sena ise İrlandalı-İspanyol karışımı bir aileden geliyordu.Che üç yaşında iken ailesi Buenos Aires’e yerleÅŸti. Daha sonraları astım krizlerinden dolayı Che’nin durumu dahada kötüleÅŸti. Doktorlar tedavisinin çok güç olduÄŸunu, mutlaka iklim deÄŸiÅŸtirmesi gerektiÄŸini söylediler. Böylece Guevara ailesi yeniden göç etti.Cordoba’ya yerleÅŸtiler. Guevara ailesi tipik bir burjuva ailesi idi. Politik eÄŸilimleri itibarıyla da sola açık liberal olarak tanınırlardı. İspanya iç savaşında açıkça cumhuriyetçileri desteklemiÅŸlerdi. Zamanla maddi durumları bozuldu. Che, eÄŸitim bakanlığına baÄŸlı Dean Funes lisesine baÅŸladı. Okulda İngilizce eÄŸitim yapılırken, annesinden de fransızca öğreniyordu. Daha ondört yaşındayken Freud’un kitaplarını okumaya baÅŸlayan Che, fransızca ÅŸiirlere bayılırdı. Baudelaire’e karşı büyük bir tutkusu vardı. Onaltı yaşında ise Neruda’ya hayran olmuÅŸtu. Guevara ailesi,1944 yılında Buenos Aieres’e göçtü. Durumları iyiden iyiye bozulmuÅŸtu. Che, biryandan öğrenimine devam ederken bir yandan da çalışıyordu.Tıp fakültesine yazıldı. Fakültedeki ilkyıllarında Arjantin’in kuzey ve batı bölgelerini baÅŸtan baÅŸa dolaÅŸmış, buralardaki orman köylerinde cüzzam ve tropikal hastalıklar üzerinde çalışmalar yapmıştı. Son sınıfta iken Che, arkadaşı Alberto Granadas ile bütün Latin Amerika’yı içine alan bir motosiklet turuna çıktı. Bu tur ona, Latin Amerika’nın sömürülen köylülerini yakından tanıma fırsatı verdi. Che, 1953 yılının Mart ayında üniversiteyi bitirmiÅŸ doktor olmuÅŸtu. Venezuella’daki cüzzam kolonisinde çalışmak üzere anlaÅŸmıştı. Buraya gitmek için çıktığı yolculuÄŸu sırasında Peru’ya da uÄŸradı. Orada yerliler hakkında daha önce yayınlanmış bir incelemesi yüzünden tutuklanarak cezaevine gönderildi. Hapisten çıktıktan sonra Ekvator’da bir kaç gün kaldı. Burada Ricardo Rojo adında bir avukatla tanışması hayatının dönüm noktası oldu. Che, Venezulla’ya gitmekten vazgeçip, Ricardo Rojo ile birlikte Guetamala’ya gitti. Devrimci Arbenz Hükümeti saÄŸcı bir darbe ile devrilince Arjantin büyük elçiliÄŸine sığındı. İlk fırsatta ihtilalcilerin safına katıldı. Faaliyetlerinden dolayı elçilik binasından çıkartıldı. Guetamala’da kalması tehlikeli bir durum alınca Meksika’ya gitti. Ernesto, Guatemala’da bir çok Kübalı sürgün ve Fidel Castro’nun kardeÅŸi Raul ile karşılaÅŸmıştı. Meksika’ya geçtiÄŸinde ise Fidel Castro ve arkadaÅŸları ile tanışarak Küba devrimcileri safında yer aldı. Daha sonra Granma gemisiyle Küba’ya hareket etti ve savaşın sonuna kadar en ön safhada yer aldı. Devrim sonrasında Binbaşı Ernesto Che Guevara Havana’nın la Cabana Kalesi’nin komutanlığına getirildi.1959 yılında Küba vatandaşı ilan edildi . Bir süre sonra silah arkadaşı Aleida March ile evlendi. 7 Ekim 1959′da Milli Tarım Reformu Enstitüsü baÅŸkanlığına atandı. 26 Kasım’da da Küba Milli Bankası baÅŸkanlığına getirildi. Böylece Che ülkenin mali iÅŸlerini yüklenmiÅŸ oluyordu. 23 Åžubat 1961′de Küba Devrim Hükümeti bir sanayi bakanlığı kurarak Che’yi bunun başına getirdi. Ancak Playa Giran çatışması sırasında, tekrar kale komutanlığı görevine getirildi. Daha sonra az geliÅŸmiÅŸ ülkelere çeÅŸitli seyahatlar yapan Che, sömürülen halkları ve emperyalistleri daha yakından tanıma fırsatı buldu. Bu durum Che’nin savaÅŸcı yanının tekrar canlanmasına yol açtı. Artık baÅŸka Latin Amerika ülkelerine gidip halkları örgütlemesi gerektiÄŸi kararını vermiÅŸti.1965 Eylül’ünde bilinmeyen ülkelere doÄŸru yola çıktı. 3 Ekim 1965′de Fidel Castro, Che’nin ünlü veda mektubunu Küba Halkı’na okudu. …Ve ölüm Che’yi Bolivya’da Higueras yakınlarında yakaladı. Barrientos’un askerleri O’nu 7 Ekim 1967 gecesi Hieguras yakınlarında kıstırdılar. Bacağından ağır bir yara aldı ve Hieguras’da bir okula hapsedildi. Kimsenin karşısında eÄŸilmedi. Ve 9 Ekim günü Barrientos’un kiralık katillerinden Mario Turan’ın dokuz kurÅŸunuyla can verdi.Ernesto Che Guevara 14 Haziran çarÅŸamba günü Arjantin’in önemli ÅŸehirlerinden Rosario’da doÄŸdu. Che henüz iki yaşında iken ilk astım krizine yakalandı.Sierra Maestra’da Batista ordularına karşı savaşırken Che’ye zorlu dakikalar yaÅŸatan bu hastalık,Bolivya ormanlarında Barrientos’un askerleri tarafından vuruluncaya kadar yakasını bırakmadı. Yüksek mühendis olan babası Ernesto Guevara Lynch, İrlanda asıllı bir aileden, annesi Clia dela Sena ise İrlandalı-İspanyol karışımı bir aileden geliyordu.Che üç yaşında iken ailesi Buenos Aires’e yerleÅŸti. Daha sonraları astım krizlerinden dolayı Che’nin durumu dahada kötüleÅŸti. Doktorlar tedavisinin çok güç olduÄŸunu, mutlaka iklim deÄŸiÅŸtirmesi gerektiÄŸini söylediler. Böylece Guevara ailesi yeniden göç etti.Cordoba’ya yerleÅŸtiler. Guevara ailesi tipik bir burjuva ailesi idi. Politik eÄŸilimleri itibarıyla da sola açık liberal olarak tanınırlardı. İspanya iç savaşında açıkça cumhuriyetçileri desteklemiÅŸlerdi. Zamanla maddi durumları bozuldu. Che, eÄŸitim bakanlığına baÄŸlı Dean Funes lisesine baÅŸladı. Okulda İngilizce eÄŸitim yapılırken, annesinden de fransızca öğreniyordu. Daha ondört yaşındayken Freud’un kitaplarını okumaya baÅŸlayan Che, fransızca ÅŸiirlere bayılırdı. Baudelaire’e karşı büyük bir tutkusu vardı. Onaltı yaşında ise Neruda’ya hayran olmuÅŸtu. Guevara ailesi,1944 yılında Buenos Aieres’e göçtü. Durumları iyiden iyiye bozulmuÅŸtu. Che, biryandan öğrenimine devam ederken bir yandan da çalışıyordu.Tıp fakültesine yazıldı. Fakültedeki ilkyıllarında Arjantin’in kuzey ve batı bölgelerini baÅŸtan baÅŸa dolaÅŸmış, buralardaki orman köylerinde cüzzam ve tropikal hastalıklar üzerinde çalışmalar yapmıştı. Son sınıfta iken Che, arkadaşı Alberto Granadas ile bütün Latin Amerika’yı içine alan bir motosiklet turuna çıktı. Bu tur ona, Latin Amerika’nın sömürülen köylülerini yakından tanıma fırsatı verdi. Che, 1953 yılının Mart ayında üniversiteyi bitirmiÅŸ doktor olmuÅŸtu. Venezuella’daki cüzzam kolonisinde çalışmak üzere anlaÅŸmıştı. Buraya gitmek için çıktığı yolculuÄŸu sırasında Peru’ya da uÄŸradı. Orada yerliler hakkında daha önce yayınlanmış bir incelemesi yüzünden tutuklanarak cezaevine gönderildi. Hapisten çıktıktan sonra Ekvator’da bir kaç gün kaldı. Burada Ricardo Rojo adında bir avukatla tanışması hayatının dönüm noktası oldu. Che, Venezulla’ya gitmekten vazgeçip, Ricardo Rojo ile birlikte Guetamala’ya gitti. Devrimci Arbenz Hükümeti saÄŸcı bir darbe ile devrilince Arjantin büyük elçiliÄŸine sığındı. İlk fırsatta ihtilalcilerin safına katıldı. Faaliyetlerinden dolayı elçilik binasından çıkartıldı. Guetamala’da kalması tehlikeli bir durum alınca Meksika’ya gitti. Ernesto, Guatemala’da bir çok Kübalı sürgün ve Fidel Castro’nun kardeÅŸi Raul ile karşılaÅŸmıştı. Meksika’ya geçtiÄŸinde ise Fidel Castro ve arkadaÅŸları ile tanışarak Küba devrimcileri safında yer aldı. Daha sonra Granma gemisiyle Küba’ya hareket etti ve savaşın sonuna kadar en ön safhada yer aldı. Devrim sonrasında Binbaşı Ernesto Che Guevara Havana’nın la Cabana Kalesi’nin komutanlığına getirildi.1959 yılında Küba vatandaşı ilan edildi . Bir süre sonra silah arkadaşı Aleida March ile evlendi. 7 Ekim 1959′da Milli Tarım Reformu Enstitüsü baÅŸkanlığına atandı. 26 Kasım’da da Küba Milli Bankası baÅŸkanlığına getirildi. Böylece Che ülkenin mali iÅŸlerini yüklenmiÅŸ oluyordu. 23 Åžubat 1961′de Küba Devrim Hükümeti bir sanayi bakanlığı kurarak Che’yi bunun başına getirdi. Ancak Playa Giran çatışması sırasında, tekrar kale komutanlığı görevine getirildi. Daha sonra az geliÅŸmiÅŸ ülkelere çeÅŸitli seyahatlar yapan Che, sömürülen halkları ve emperyalistleri daha yakından tanıma fırsatı buldu. Bu durum Che’nin savaÅŸcı yanının tekrar canlanmasına yol açtı. Artık baÅŸka Latin Amerika ülkelerine gidip halkları örgütlemesi gerektiÄŸi kararını vermiÅŸti.1965 Eylül’ünde bilinmeyen ülkelere doÄŸru yola çıktı. 3 Ekim 1965′de Fidel Castro, Che’nin ünlü veda mektubunu Küba Halkı’na okudu. …Ve ölüm Che’yi Bolivya’da Higueras yakınlarında yakaladı. Barrientos’un askerleri O’nu 7 Ekim 1967 gecesi Hieguras yakınlarında kıstırdılar. Bacağından ağır bir yara aldı ve Hieguras’da bir okula hapsedildi. Kimsenin karşısında eÄŸilmedi. Ve 9 Ekim günü Barrientos’un kiralık katillerinden Mario Turan’ın dokuz kurÅŸunuyla can verdi.

Özellikle Tıp Öğrencilerine!!!görüntülü Muayene Yöntemleri

Salı, 06 Kasım 2007

tıp öğrencilerine yönelik görüntülü muayene yöntemleri….

yani semiyolojiyi biraz daha pekiÅŸtireceksiniz….yalnız ingilizce

linkler direkt olup flashdetlede indirenilirsiniz.

solunum sistemi ile başlayalım:

Chest Examination

Introduction

http://www.smso.net/media/02V/02V01.WMV

Assessment of the Chest, Respirations, and the Posterior Thorax

http://www.smso.net/media/02V/02V02.WMV

Assessment of the Posterior Thorax (continued)

http://www.smso.net/media/02V/02V03.WMV

Percussion of the Posterior Thorax

http://www.smso.net/media/02V/02V04.WMV

Review of Breath Sounds

http://www.smso.net/media/02V/02V05.WMV

Adventitious Breath Sounds

http://www.smso.net:80/media/02V/02V06.wmv

Auscultation of the Posterior Thorax

http://www.smso.net/media/02V/02V07.wmv

Assessment of the Anterior Thorax

http://www.smso.net/media/02V/02V08.WMV

Percussion of the Anterior Thorax

http://www.smso.net/media/02V/02V09.WMV

Auscultation of the Anterior Thorax

http://www.smso.net/media/02V/02V10.WMV

Summary

http://www.smso.net/media/02V/02V11.WMV