‘Biyoloji’ Kategorisi için ArÅŸiv

Bunları Biliyor Musunuz?

Salı, 06 Kasım 2007

Bir piton kendinden çok daha büyük hayvanları yutabilir ve bir kaç günde sindirebilir.Normal insan kalbi dinlenme anında bir günde yaklaşık 7200 litre kan pompalar.Bir kalp atışı 0,85 saniye sürer. Bunun 0,15 saniyesinde kulakçıklar 0,30 saniyesinde karıncıklar kasılır. 0,40 saniyesinde de kalp dinlenir.İnsan vücudunda kan atardamarlarda saniyede 500 mm hızla akar. Buda saatte 1800 m demektir.İnsan böbreÄŸi, bir günde yaklaşık 180 lt kan süzer. Ve dışarı 1,5 lt idrar verir.YetiÅŸkin bir insanın akciÄŸeri yaklaşık 5-6 litre hava alabilir.Amerikan timsahı (Alligator missisipiensis) yumurtalarını 30 derecedeki çevre sıcaklığında kuluçkaya yatırdığında bütün yavrular diÅŸi, 33 derecede yatırdığında bütün yavrular erkek olur.DeÄŸiÅŸik cinsten pireler uzunluklarının yaklaşık 150 katı kadar mesafeyi bir sıçrayışta geçebilirler. Bu da yaklaşık olarak bir insanın bir kerede 305 metre atlaması demektir.KaraciÄŸer hücrelerinde bulunan katalaz enzimi 1 dakikada 1.000.000 H2O2′yi bileÅŸenlerine ayırır.İnsan gözü elektromagnetik dalgaların 4000-7400 Angstron arasındaki spektrumu görebilir.İnsan kulağı 20-20000 Hz arasındaki ses frekanslarını iÅŸitebilir.Tırnağı hiç kesilmeyen bir insanın 60 yıl sonra tırnağı yaklaşık 30 metre olur.Bir insanda irili ufaklı 207 kemik bulunur.Kırmızı kemik iliÄŸinde saniyede 40.000.000 alyuvar üretilir.Kılcal damarlardaki kanın akış hızı aorttan yaklaşık 800 kat yavaÅŸtır.AÄŸaçlarda terleme-kohezyon olayı ile su 100 metreden daha yükseÄŸe kadar çıkabilir.1 litre inek sütünün oluÅŸabilmesi için ineÄŸin süt bezlerinden 500 lt kanın geçmesi gerekir.Bir insanın ortalama 1 günlük kalori ihtiyacı yaklaşık 2900 kcal ‘dir.Bir gram karbonhidrat 4,1 kcal, 1gr yaÄŸ 9,3 kcal ve bir gr protein 5,3 kcal ‘lik enerji verir.Bir aÄŸaç kök basıncı ile 30 metreye yüksekliÄŸe kadar su çıkarabilir. Bu da 30 atmosferlik bir basınça eÅŸittir.

Biyoloji Ve Önemi

Salı, 06 Kasım 2007

Latince Bios (canlı) ve logos (bilim) kelimelerinin birleÅŸmesinden meydana gelen Biyoloji bugün en popüler bilim dalları arasında belkide ilk sırayı alır. Canlılık insan oÄŸlunun her zaman ilgisini çeken bir husus olmuÅŸtur. Aristo’dan bu yana biyoloji alanında bir çok geliÅŸmeler olmuÅŸtur. Ama 20. yüzyılda biyoloji alnında yapılan geliÅŸmeler bunlardan binlerce kez daha fazladır. Özellikle elektron mikroskobunun keÅŸfinden sonra canlılık mikro-aleme kayarak hücre ve içeriÄŸi incelenmiÅŸ, bir müddet sonra bu da yeterli olmayıp gen yapısına kadar inilmiÅŸtir. Üniversiteler de biyoloji bilimi geliÅŸtirilerek detaylar üzerinde durulmuÅŸtur. Bu daha çok moleküler alanda gerçekleÅŸmiÅŸtir. Canlılar arası benzerlikten tutunda tedavisine kadar hemen hemen bütün biyolojik olaylarda artık gen yapıları incelenerek neticelere varılmaktadır.

Özellikle 21. yüzyılda biyolojinin önemi daha da artacaktır. Çünkü insanoğlu bugün birçok hastalıkla mücadele etmektedir. Bunları da çözecek yine biyoloji olacaktır.

Bugün artık, biyoloji bilimi daha geniÅŸ bir alanda hizmet vermektedir. Birçok konuyu içine kapsamaktadır. Bundan dolayı alt dallara ayrılarak geniÅŸletilmiÅŸtir. ÖrneÄŸin Ekoloji, Fizyoloji, Anatomi, Genetik, Moleküler Biyoloji, Embriyoloji, Mikrobiyoloji, Taksonomi, Sitoloji, Histoloji, Morfoloji gibi…Bilimadamları artık canlıların genetik haritasını çıkarıp yeni canlı modelleri geliÅŸtirerek insanoÄŸlunun hizmetine sunmuÅŸ ve hayatı kolaylaÅŸtırma yollarına eÄŸilmiÅŸtir. Artık önceden bazı aksaklıklar bilinecek, yiyecek sıkıntısı bitecek, hastalıklar daha kolay tedavi edilecektir. Ama ÅŸu da unutulmamalıdır ki her alanda olduÄŸu gibi insanoÄŸlu biyolojiyi de kötü emelleri için kullanabilir.

Beyin Kök Hücresi

Salı, 06 Kasım 2007

<FONT face=Verdana size=2><SPAN lang=TR style="mso-bidi-font-size: 10.0pt">Bilim adamları, tahrip olmuş beyin hücrelerinin yerine, yeni hücreler koymak için çalışmalar yapıyor. Bir darbe ya da omuriliğindeki bir zedelenmeden dolayı beyinde zarar gören hasarlı hücrelerin yerlerine, zaman içinde çoğalan yeni hücreler eklenecek.

..antioksidan…

Salı, 06 Kasım 2007

<FONT face=Verdana size=2>Vücut hücreleri tarafından üretildiği gibi, gıdalarla da alınan bir grup kimyasal maddedir. Gıdalarla alınan en önemli antioksidanlar, betakaroten, E ve C vitaminleridir.

Antioksidan Nedir?

Salı, 06 Kasım 2007

<FONT face=Verdana size=2>Vücut hücreleri tarafından üretildiği gibi, gıdalarla da alınan bir grup kimyasal maddedir. Gıdalarla alınan en önemli antioksidanlar, betakaroten, E ve C vitaminleridir.

Yararli Bakteriler

Salı, 06 Kasım 2007

Bakteri ismini duydugunuzda akliniza nasil bir canli türü geliyor? Elbette birçogumuzun aklina bu isim duyuldugunda mikroplar, hastaliklar ve uzak durulmasi gerekilen küçük yaratiklar gelmektedir. Ancak bunun yaninda yine birçogumuz hergün mutfagimizi, banyomuzu sterilize etmek için ugrasirken yok ettigimiz milyonlarca bakteri türünün hayatimizdaki olmazsa olmaz dedirtecek faydali özelliklerinden de bihaberiz. Aslinda iste bu monera aleminin küçük canlilari olan bakteriler olmasaydi, ne dünya simdiki oldugu gibi olabilirdi ne de insanlar simdi göründükleri gibi olurdu. Dünyamizin bu mikroskopik canlilari sadece insandaki bazi zararli canlilari öldürmekle kalmaz, dünyamizin üzerine kuruldugu kimyasal döngülerde de önemli yerler edinirler.

Bakterilerin en önemli faydasi olarak dünyamizda biriken artik maddelerin ana biyolojik monomerlerine ayristirilmasi olarak gösterebiliriz. Eger çürükçül bakteriler olmasaydi ölü insan bedenleri ve canliligini yitirmis bitki parçaciklari öldükleri bedende kalacaklardi ve bunlarin ana organik maddelere dönüsümü olmayacakti. Böylece karbon döngüsünün önemli bir parçasi yerine getirilmemis olacakti. Bu çürükçül bakteriler yaptiklari bu parçalama islemiyle ayni zamanda topraklari da beslerler ve verimli hale getirirler.

Bazi bakterilerin çürütücü göreviyle dogaya katkilarda bulunmasinin yaninda kimi bakterilerde asi veya antibiyotik olarak tip sektöründe insanlara daha saglikli bir hayat sunmak için kullanilirlar. Bilindigi üzere öldürülmüs veya zayiflatismis bakteriler insan vücuduna enjekte edildiginde, vücut bu bakterilere karsi antikor üretmeye baslar ve bu zayiflatilmis veya ölü olan bakterilere karsi bir üstünlük saglar. Bu olaya tip alaninda bagisiklik denmektedir. Vücut güçsüz bakterilere karsi benzetme yerindeyse bir antreman yapmis olur ve güçlü, saglam bakterilerle karsilastiginda nasil davranmasi gerektigini ögrenmis olur. Bildiginiz gibi günümüzde de tetanoz olsun verem olsun bir çok hastaligi önlemek için çok çesitli bakteriler kullanilir ve bir önlem olarak sayilirlar. Yine benzer sekilde bazi bakteriler de yine tip sektöründe antibiyotik yapiminda kullanilirlar. Streptomycin adi verilen bir bakteri türü Bacitracin,Polymyxin, ve Erythromycin adi verilen antibiyotikler üretmektedir ve bu antibiyotikler hastalik önleyici olarak çok zaman insanlar tarafindan kullanilmaktadir.

Bakteriler kimi zamanda besin yapiminda sikça kullanilmaktadir. Birçok bakteri türü fermantasyon adi verilen süreç sonucunda kimyasal degisikliklere sebep olmaktadir. Örnegin peynir ve yogurt bu tür kimyasal degisikliklerin sonucu ortaya çikmis yararli besinlerdendir. Ayrica yine Clostridium bacterium adi verilen bir bakteri türünün fermantasyonu süreci sonunda ortaya çikan bütül alkol ve asetone kimya sektöründe çok kullanilan degerli kimyasal maddelerdendir. Yine benzer sekilde insan kaninin plazmasinda bulunan Dextran adli yararli bir madde de yine Leuoconostoc adli bir bakteri tarafindan yapilmaktadir. Saymakla tükenmeyecek faydalari olan bakterilerin son bir yararindan da bahsetmek gerekirse, bazi bakteri türleri bazi hayvanlarin bagirsaklarinda özellikle selülöz sindiriminde kullanilmaktadir ve bu selülözün karbonhidratlarin temel tasi olan glikoza indirgenmesini saglar ve böylece hücreler için gerekli olan enerji de bulunmus olur.

Aslinda hep kafamizda zararli yaratiklar olarak yer edinmis olan bakterilerin faydalari sayilacak gibi degildir ama bu kadari bile insanlari sasirtmaya yetmektedir. Bizim zararli olarak nitelendirdigimiz bu monera aleminin nerdeyse 1 mikrondan küçük bu savasçilari, bizim onlari zararli ve yok edilmesi gerekilen küçük yaratiklar olarak nitelendirmelerimize aldiris etmeden hep bizim yararimiza çalismaktadirlar ve ileride de bizim emrimizde çalisacaklardir; her ne kadar biz onlarin faydalarin farkinda olmasak da…

Alzheimer’li Fare Milyonlarca Hasta Yakinin Umudu Oldu

Salı, 06 Kasım 2007

Yakin zamana kadar dogada kendi halinde yasayan bir fare türü , bu günlerde bilim adamlarinin gözbebegi oldu . Adi TG2576 . Kupkuru bir kod adi . Ama fiyati inanilmaz derecede yüksek: Yaklasik 800 bin dolar .Üstelik bu fare ölümcül bir hasta . Fiyatinin yüksekligi de buradan geliyor . Laboratuvarda genleri degistirilerek üretilen bu fare , dogduktan on ay sonra bunuyor . Yani düsünme yetisini yitiriyor , tüm ögretileri unutuyor ve hücreleri "Alzheimer" hastaligina karsi etkili olan bir protein üretiyor . Iste onu degerli yapan da bu özelligi . Oldukça obur olarak nitelendirilen bu tombul fare artik milyonlarca Alzheimer hastasinin umudu .

Laboratuvarinda genlerini degistirerek TG2576 kod adli fareyi üreten Minnesota Üniversitesi ögretim üyesi Dr. Karen Hisiao Ashe "Genleri degistirilen bu fare gerçekten Alzheimer’li hastalar için bir umut kapisi" diyor. Bir Ingiliz arastirmaci da, bu fareler üzerindeki arastirmalar sonucunda bes ya da on yil içinde Alzheimer hastaligina karsi ilaç gelistirilecegini belirtiyor .

TG2576′nin Alzheimer’e karsi bir umut olusu , ticari bir savasi da beraberinde getiriyor . ABD’nin kar amaci gütmeyen tip arastirma kurulusu "Mayo" ile hizla büyüyen Irlandali ilaç firmasi "Elan" arasinda bu tombul fare için kiyasiya bir savas veriliyor . Alzheimer’e karsi bulunacak ilacin getirecegi basariyi düsünen "Elan" firmasi arastirmalarinda kullandigi bu fare türünü baska firmalara satmiyor ve "Mayo’nun" elindekilerin de satilmasini engellemek istiyor . "Mayo" ise "Elan"i kazancini düsünmekle ve diger arastirmacilari bu fareden yoksun birakmaya çalismakla suçlayarak kendini savunuyor . "Mayo" üretilen bu fareleri baska arastirma kuruluslarina da satiyor .

TG2576′yi laboratuvarda üreten Dr. Karen ise , daha ilk günden bu fareleri ihtiyaci olan her arastirmaciya vermeyi düsündügünü söylüyor .

TG2576 ile gündeme gelen labaratuvarda genleri ile oynanarak üretilmis "hasta" farelerin çesidi günden güne artiyor. Insan hastaliklarina çare olacak ilaçlarin bulunmasi için üretilen kanserli fareler , kalp hastasi fareler , astimli fareler ,giderek artiyor . 1997 yilinda ABD’li bilim adamlari "Schwarzeneger" adli fareyi üretiyor . Bu, normal kas yapisinin iki üç katina sahip iri bir fare . "Mahogony" adi verilen fare sürekli yiyip içiyor fakat sismanlamiyor . Kokaine duyarli fareler ise zihinsel evreler ve genler arasindaki iliskiyi arastirmada kullaniliyor .

Bilim adamlari artik bu özel fareleri ve embriyonlari internetten de ismarlayabiliyor .Web sitesine girip , ne tür bir fare istediklerini bildirmeleri yeterli. Bu farelerin dogal yasam süreleri kisa , degistirilen genler etkilerini çabuk gösteriyor , fazla yer kaplamiyorlar ve hizla doguruyorlar . En önemlisi de hayvan koruma derneklerini karsilarina almiyorlar .

Hava sizdirmayan , penceresiz , steril bir ortamda tutulan bu farelerin insanlarla ortak kimi özellikleri var ama genetik olarak maymunlarla ve duygusal yönden de köpeklerle ortak bir yanlari yok. Kimse dus yapmadan , yikanmadan , üzerindeki kiyafeti degistirmeden ve hava basinç odasindan geçmeden bu farelerin yanina giremiyor . Bir doktor söyle diyor : "Bu farelere çok iyi bakiliyor . Ben buraya -fare cenneti- diyorum. Isi kontrol ediliyor , tek bir kedi bile buraya giremiyor . Bir fare daha ne ister?"

Fareler üzerine arastirma yapan bir baska doktor ise bir çeliskiyi dile getiriyor : "Bu farelere mükemmel bakiyoruz , sonra da evimizdeki farelerden kurtulmak için her yere zehir koyuyoruz ."

Bilim adamlarina göre bu fareler olmasa arastirmalar geriler , yillar geçer ve tip karanlikta kalir.

10 Soruda Åžarbon HastaliÄŸi

Salı, 06 Kasım 2007

Şarbon adı nereden geliyor?

Halk arasında Åžir-pençe olarak bilinen ÅŸarbon Türkçe’ye Fransızca’dan geçmiÅŸtir. Åžarbon Fransızca’da kömür anlanıma gelirken hastalığa kara leke de denilmektedir.

Åžarbon Nedir?

Biyolojik terörün en ölümcül silahları ÅŸarbon ve çiçek hastalığı mikropları. Åžarbon mikrobu, genellikle hayvanlarda görülüyor. Hayvanlara bulaÅŸan ÅŸarbon vakalarının yüzde 20’si ölümle sonuçlanıyor.

Özellikleri nedir ve neden biyolojik silah olarak kullanılıyor?

Şarbon mikrobu diğer bakterilere oranla çok dayanıklı. Güneş ışığı, sıcaklık ve dezenfektanlara karşı dayanıklı olan mikrop, suda ve toprakta 80 yıl yaşayabiliyor. Şarbon mikrobu toz haline getirilebiliyor. Ve toz halindeki mikrop çok hızlı yayılıp kısa zamanda etkili olabiliyor.

Nasıl bulaşıyor ve etkileri neler?

Şarbon mikrobunun doğrudan solunum yoluyla alınmasında hastalık oranı yüzde 90. Hastalık deriden ya da sindirim yoluyla da bulaşıyor. "Bacillius anthracis" bakterisinin yol açtığı hastalıkta vücutta toksin (zehir) salgılayan organizmalar ürüyor. Hastalığın belirtileri bir hafta içinde ortaya çıkıyor. Yüksek ateşle, soğuk algınlığı gibi başlayan hastalık ciddi solunum zorluklarına neden oluyor. Şarbon belirtilerin başlamasından 24 saat sonra öldürüyor. Bu yüzden antibiyotik kullanımında hiç gecikmemek gerekiyor.

Nasıl önlem alınır?

Åžarbon’ın henüz aşısı yok sadece antibiyotik tedavisi var. Ancak bu antibiyotik ÅŸarbona karşı önlem olarak kullanılamıyor. Kullanılabilecek önlemler ise şöyle:

* Antibiyotik:

Antrax (Şarbon) ve veba gibi biolojik silahlara karşı geliştirilmiş antibiyotikler var. Bayer firmasının ürettiği Cipro ve Ciprofloxacin bunlardan biri. Ancak bu antibiyotikler sadece 16 yaşın üstündeki yetişkinlerde kullanılabiliyor.

* Panzehir:

Botulism, sarin gazı ve veba virüsü gibi biyolojik ve kimyasal silahlara karşı panzehirler olmasına rağmen Antrax (Şarbon) için bir panzehir bulunmuyor.

* Gaz Maskesi

Sarin ve hardal gibi çeşitli biyolojik ve kimyasal silahlardan korunmak için kullanılıyor. Ancak Antrax (Şarbon) bakterisi sadece solunum yoluyla bulaşmıyor ve de çok küçük zerreciklerden oluşan bu bakteriler, ancak özel filtelerle desteklenmiş maskeler sayesinde tam korunma sağlıyor.

* Su filtreleri:

Bu filtreler kimyasal silahların zehirlerini ayrıştırmakta işe yarıyor ancak bakteri ve virüslere karşı etkili değil.

* Koruyucu elbise:

Tam korunaklı olan modelleri tüm gazlara ve virüslere karşı koruma sağlıyor. * Hava filtreleri:

Bu filtreler sürekli kullanılanlar ve bir tehlike anında kullanılanlar olmak üzere ikiye ayrılıyor. Tehlike anında kullanılanlar çoğu zaman etkisiz kalıyor.

Şarbon insandan insana bulaşır mı?

Bulaşıcı olduğu söylenemez. Ama solunum yoluyla bulaştığını unutmamak gerek. Diğer taraftan solunum yoluyla şarbon bulaşan insanlar yine solunum yoluyla bu hastalığı bulaştırmıyor.

Hayvanlarda görülen Şarbon nedir?

Hayvanlarda ve insanlarada görülen tüm şarbon vakalarına "Bacillius anthracis" bakterisi yol açıyor.

Hayvanlardaki belirtileri nedir?

Yüksek ateş, iştahsızlık, karın ağrısı, titremeler, kanlı ishal solunum ve kalp durması sonucu ani ölümler, doğal deliklerden koyu renkli kan gelmesi ve ölüm sertliği.

Hastalıktan korunma ve kontrol için ne yapılmalıdır?

Korunma için çiftlik hayvanlarına her yıl aşılama yapılmalıdır. Hastalık çıkan sürüde, sadece saÄŸlam görünen hayvanlar aşılanır. Aşı deri altı yolla uygulanır.Hastalığın bulunduÄŸu çevre kuvvetli dezenfektanlarla dezenfekte edilmelidir. %5 formol, %5’lik hipoklorit,%0.1 civaklorid %4’lük potasyum permanganat, kireç kaymağı kullanılmalıdır.

Şarbon hayvanlar ne yapılıyor?

Yabancı ülkelerden yurdumuza gelen ve geri çevrilmesi mümkün olmayan şarbon hastalığına yakalanmış hayvanlar tazminatsız olarak öldürülür ve imha edilir. Kesimlerine izin verilmez. Hastalıktan şüphe edilenler 5 gün gözleme alınır. Gözlem sonunda hasta oldukları tespit edilenler tazminatsız olarak öldürülür ve imha edilir. Hastalık görünen bölgede her çeşit hayvan ve hayvansal ürünün giriş ve çıkışı kontrol altına alınır. Gerek ithal ve gerekse yurt içi hayvan nakilleri kontrol altına alınmalı, kaçak hayvan girişi engellenmelidir. Kadavranın dıştan görünüşü Antrax şüphesini güçlendiriyorsa, kadavrayı hiç açmamalı,çünkü havanın oksijenine maruz kalma, bakteri sporunun çoğalmasına izin verir. Olduğu gibi derin kireçli çukurlara gömmek veya yakmak gereklidir.

Biyolojik Sözlük..1…

Salı, 06 Kasım 2007

AKAR : Genellikle karada, pek azıda tatlısuda yaşayan, anten ve kanattan yoksun, döry çift bacağa sahip böceklerdir.

AKARİSİT : Akarlara karşı kullanılan tarımsal ilaçlardır.

ANAÇ : Üzerinde kültür bitkisi yetiştirilen bitkiler. BACILLUS THURINGIENSIS : Birçok böcekte hastalık oluşturan bakteri türü.

BAŞKALAŞIM : Böcekler larva evresinden ergin evresine geçebilmek için birtakım değişikliklere uğrarlar, bu duruma başkalaşım denir.

BİYOLOJİK DÖNEM : Böceklerin yaşamları botunca geçirdikleri "yumurta", "larva", "pupa", (varsa) ve "ergin" dönemlerinin her biri birer "biyolojik evre" , biyolojik dönemdir.

BİYOLOJİK EVRE : Biyolojik döneme bakınız.

BİYOLOJİK MÜCADELE: Parazitoit, predatör veya hastalık etmenleri, zararlı organizmalarla beslenerek veya onlara zarar vererek populasyonlarını düşürürler. İşte bu gibi etmenlerin, yapay yollarla şiddetlendirerek bçcek savaşında kullanılmasına biyolojik mücadele denir.

BİYOSFER: Dünyada mevcut canlı varlıkların yaşamlarını sürdürdükleri alana denir.

Bt : Bacillus thuringiensis’e bakınız.

ÇEŞİT : Canlıların sınıflandırılmasında, bireylerden oluşan, türden daha küçük birliktir. Örneğin portakal bir tür olup yafa onun çeşididir.

DIŞ KARANTİNA : Ülkeler arasındaki tarımsal ürün alış verişinde, zararlı ve hastalık etmenlerinin yayılmasını önlemek için alınan yasal önlemlerdir.

DOĞAL DÜŞMAN: Bir zararlı ile beslenen zararlıyı tamamiyle ortadan kaldıran veya zararlının gelişmesini olumsuz yönde etkileyen canlı varlıklara denir.

DÖL: Bir böceğin yumurta evresinden başlayarak tekrar yumurta evresine gelmesine bir döl denir.

EKONOMİK ZARAR EŞİĞİ : Artan populasyon karşısında zararlının zarar yapacak düzeye ulaşmadan, populasyonu düşürme girişimlerinin gerekli olduğu düzeydir.

EKOSİSTEM : Bir bölgede farklı bitki veya hayvan populasyonlarının meydana getirdiği topluluk ve etrafındaki cansız çevreye ekosistem denir.

ENTEGRE MÜCADELE : İyi bir kontrol yapıldıktan sonra ortaya çıkan sonuçlara göre mevcut zararlılarla mücadele etmek, gerekirse doğal düşmanların etkinliklerini olumsuz yönde etkilemeyecek şekilde selektif ilaçlar kullanarak sadece hedef alınan türü veya türleri ekonomik zarar eşiği altında tutmak için yapılan işlemlerin tümüdür.

ETKİ SPEKTRUMU : Kimyasal maddenin etkisine karşı duyarlı organizmaların sayısı, o kimyasal maddenin etki spektrumunu gösterir.

FAMİLYA : Birçok ortak özellikleri nedeniyle bir araya getirilen cinslerin oluşturduğu topluluktur.

FAYDALI BÖCEK : Zararlı böceklerle beslenen, onları tamamen ortadan kaldıran veya geliÅŸmelerini olumsuz yönde etkileyen, böcek türleridir. Parazitoit ve predatör’e bakınız.

FİTOTOKSİK ETKİ : Özellikle kimyasal maddelerin (tarımsal ilaçların) bitki üzerinde meydana getirdiği zehir etkisidir.

FİZİKSEL MÜCADELE : Kimyasal bileşikler kullanmadan, zararlıların normal fizyolojik davranışlarını bozmak veya çevre koşullarını onların dayanamayacakları şekşlde değiştirmek üzere uygulanan yöntemlere fizyolojik yöntem denir.Toplamak, uzaklaştırmak, yakmak gibi.

GENİŞ SPEKTRUMLU PESTİSİT : Etki alanı çok geniş olan bir çok hastalık veya hastalık etmenini etkileyen pestisitlerdir.

HABİTAT : Yaşam alanına bakınız.

HASTALIK : Fungus, bakteri, virüs ve diğer mikroorganizmaların bitkilerde meydana getirdikleri zararlardır.

İÇ KARANTİNA : Zararlı ve hastalık etmenlerinin yurt içerisinde yayılmasını önlemek için uygulanan karantinaya denir.

KALINTI ETKİSİ : Bazı ilaçlar kullanıldıkları zaman gayet etkili oldukları halde kısa bir müddet sonra bu etkilerini kısmen veya tamamen kaybederler. İlaçların bu etkisine kalıntı etkisi denir.

KALİBRASYON : İlaçlamada kullanılan taşıyıcı madde (genellikle su) ile kullanılacak olan kimyasalın biri birine olan oranıdır.

KİMYASAL MÜCADELE : Kimyasal maddeler (tarımsal ilaçlar) kullanılarak zararlıların etkinliklerinin azalmasına veya yok edilmesine kimyasal mücadele denir.

KONTAK ETKİ : Tarımsal ilacların etki mekanizmasıdır. Böceklere uygulanan tarınsal ilaçların deri yoluyla etkili olmasıdır.

KONTROL : Zararlıların bahçede bulunup bulunmadıklarını ortaya çıkarmak için yapılan gözlemdir.

KÜLTÜREL MÜCADELE : Bitkinin zararlılardan etkilenmeyecek şekilde yetiştirilmesi için yapılan normal ziraat işlemleridir. Bitkinin uygun yerde yetiştirilmesi, gübreleme, drenaj, temizleme, toprak işlemesi gibi.

MÜCADELE YÖNTEMİ : Bir zararlı veya mevcut zararlıların etkinliğini azaltmak için çaba sarfederek izlenen yoldur.

NEMATOD : Hayvanlar aleminin nematoda şubesine bağlı olan vucutlarında herhangi bir segmentleşme olmayan, uzunlukları genellikle 2 mm cıvarında, genişlikleri ise 20-100 mikron arasında olan canlılardır.

NİMF : Pupa dönemi geçirmeden, ergin hale gelen böceklerlerin olgunlaşmamış formlarıdır.

PARTENOGENETİK ÇOĞALMA : Böceklerin döllenmemiş yumurta ile üremesidir.

PATOJEN : Hastalık etmenlerine patojen denir.

PESTİSİT : Bitki gelişmesini olumsuz yönde etkileyen hertürlü zararlıya karşı kullanılan zirai ilaçların tümüdür.

POPULASYON : Sınırlı bir çevrede yaşayan aynı tür organizma topluluğuna Populasyon denir.

PREDATÖR : Bireysel gelişmesini avını değiştirerek tamamlayan böceklere denir.

PREPARAT : Kimyasal mücadelede kullanılan tarımsal ilaçlar, etkili madde ve dolgu maddelerinden oluşan bir özel karışım halindedir. Bu hazır durumdaki ilaçlara preparat denir.

REZİDÜ : Kalıtı etkisine Bakınız.

SELEKTİF PESTİSİT : Etki spektrumu çok dar olan, yalnızca küçük bir organizma topluluğuna etki eden pestisitlere denir.

SİNİR KANATLI : Kanatlarında oldukça fazla sayıda damar bulunan genellikle diğer böceklerin yumurtaları ile beslenen faydalı böceklere denir.

SİSTEMİK ETKİ : Zirai ilaçların bitki iletken dokusu tarafından taşınarak hastalık ve zararlı etmenlerine karşı etkili olmasına denir.

SUBTROPİKAL BİTKİ : Yüksek oranda yağış istemeyen, 4º C nin üzerinde yetişen bitkilerdir.

TARIMSAL İLAÇ : Pestisit’e bakınız.

TÜR : Canlıların sınıflandırılmasında en küçük birim türüdür. Biribirleriyle çiftleşebilen kısır olmayan, döller oluşturabilen, ortak bir kökene sahip, yapı ve görev bakımından benzer organimalardır.

YAN ETKİ : İlacın hedef alınan zararlılara etkisinin yanında orada bulunan predatör veparazitoitleride etkilemesidir.

YAŞAM ALANI : Bir organizmanın biyosferde yaşayıp ürediği yere (adresine) denir.

ZİRAİ İLAÇ : Pestisit’e bakınız.

Bunlari Biliyor Muydunuz?

Salı, 06 Kasım 2007

Tavuklar yilda ortalama 227 kez yumurtlar.

* En kucuk at turu yaklasik 75 cm’ dir. Bu at turu fallabelladir.

* Bir ari kendinden 300 kat agir nesneleri kaldirabilir.

* Eskiden mamutlarin dislerinin uzunlugu 4 metreyi geciyormus.

* Bir agackakan gagasini agaca bir saniyede kac defa vuruyor dersiniz?

* Bir agackakan gagasini agaca 20-22 kez vurabilir.

* Sekreter kusu adiyla anilan bir kus vardir dogada. Bu kusun bacaklari o kadar narin ve incedir ki kus birden bir seyden korkarsa bacaklari kirilabilir.

* Yeni dogmus bir mavi balina ortalama 1800 kilodur.

* O kucuk balarilarinin bize biraz bal yapabilmek icin cektigi zahmeti biliyor musunuz? Bir kasik bal yapabilmek icin ciceklere 4000 kere gidip geliyorlar.

* Yeni dogan bir kanguru o kadar kucuktur ki. Yaklasik yuzuk parmagimiz kadar.

* Genelde hepimizin beyazligina , guzelligine bayildigimiz kugular aslinda gorundukleri kadar uslu degiller. Bir kanat darbesiyle bir insanin kolunu kirabilirler.

* Baliklar ve surungenler dis dollenme yaparlar. Dis dollenme de mesela bir balikbir defa da binlerce hatta milyonlarca yumurta birakabilirler. Yalniz cevre sartlari yuzunden bunlardan o kadar azi hayata gozlerini acabilir ki . Mesela morina adiyla bilinen bir balik bir kerede 4-4.5 milyon yumurta birakir . Yaklasik 3-4 tanesi yumurtadan cikip suyla tanisir.

* Aslan gunde ortalama 19 saat uyur .

* Ilk hayvanat bahcesi bundan binlerce yil once Cin’de acildi.

* Insanin tek tel saci 85-90 gr agirligi kopmadan tasir.

* Kanimizin vucudumuzu dolasmasi yalnizca 22-23 saniye suruyor.

* Dunyanin en gurultulu kusu "Aglayan turna kusudur". Bagrislarini kilometrelerce oteden duyabilirsiniz.

* Denizatini erkeginin dogum yaptigini biliyor muydunuz?

* Hic dusundunuz mu neden agaclar meyve olusturuyor. Sadece bizim icin mi acaba? Evet bu da var ama asil amaclari yavrulari olan tohumlarini korumak.

* Deniz hiyari tehlikede oldugunu hissettigi anda beyaz ve yapiskan bir madde salgilar .

* Hem yararli hem de zararli kelebeklerin oldugunu biliyor musunuz?

* Guve zararli ipek bocegi ise yararli kelebektir .