Açık Toplum Ve Düşmanları
Salı, 06 Kasım 2007YAZAR
: KARL POPPER
KİTAP ADI
: AÇIK TOPLUM ve DÜŞMANLARI
BASKI SAYISI
: DÖRDÜNCÜ BASIM
BASILAN YER
: İSTANBUL
YAYIMLAYAN
: REMZİ KİTABEVİ
YAYIM TARİHİ
: NİSAN , 2000
SAYFA SAYISI
: 1. Cilt 362 sf.
: 2. Cilt 382 sf.
Açık Toplum ve Düşmanları 1945 yılında basıldı. Bu kitap Popper’in Hitler Nazizmine saldırısı ve kendi demokrasi anlayışını savunması niteliÄŸindedir. Karl Popper’in asıl uzmanlık alanı Mantık ve Bilim Felsefesi’dir. Bu alandaki önemli katkısını Bilimsel Bulgu Mantığı (1934) adlı kitabı temsil eder.
Karl Popper’in Türkçe’ye çevrilen ilk kitabıdır. İlk basımı 1967 yılında , Türk Siyasi İlimler Dergisi Yayınları’ndadır.
Kitabı çevirenin görüşü ( Mete Tunçay ) :
Açık Toplum ve Düşmanları partizanca bir polemiktir , ama ustalıklı bir polemiktir. Popper’in partizanlığıda bugün ekonomide faydasızlığı anlaşılmış olmakla birlikte , siyasetteki ÅŸerefini hala koruyan bir görüşün , liberalliÄŸin partizanlığıdır.
CİLT 1 : PLATON
KAYNAK ve KADER EFSANESİ
- Tarihsicilik ve Kader Efsanesi
- Herakleitos
- Platon’un Formlar ve İdealar Teorisi
PLATON’UN BETİMLEME SOSYOLOJİSİ
- DeÄŸiÅŸim ve Durulma
- Doğa ve Uylaşım
PLATON’UN SİYASAL PROGRAMI
- Totaliter Adalet
- Önderlik İlkesi
- Filozof Kral
- Estetikçilik , Yetkincilik , Ütopyacılık
PLATON’UN SALDIRISININ TEMELİ
- Açık Toplum ve Düşmanları
KAYNAK ve KADER EFSANESİ
Tarihsicilik ve Kader Efsanesi
Karl Popper’e göre tarihsicilik eski bir düşünce , gevÅŸekçe birleÅŸtirilmiÅŸ bir düşünceler topluluÄŸudur. Tarihsicilik , seçilmiÅŸ halk öğretisiyle gözümüzde canlandırılabilir. SeçilmiÅŸ halk öğretisi , Tanrı’nın Kendi iradesinin seçkin aracı olarak bir halkı seçtiÄŸini ve yeryüzü- nün bu halka kalacağını varsayar. SeçilmiÅŸ halk doktrini toplumsal yaÅŸayışın kabile çağında ortaya çıkmıştır. Bu öğretide tarihsel geliÅŸim yasasını Tanrı’nın iradesi koymuÅŸtur. Tanrıcı biçimi , tarihsiciliÄŸin öteki biçimlerinden ayıran fark budur.
İki modern tarihsicilik çeşidi var :
a-(sağ yan) Irkçılığın yada faşizmin tarih felsefesi
b-( sol yan) Marksçı tarih felsefesi.
Irkçılık , seçilmiş halkın yerine kendisini koyar , yeryüzünün sonunda kendilerine seçil- miş ırka kalacağını ifade eder.
Marx’ın tarih felsefesi ise seçilmiÅŸ halkın yerine sınıfsız toplumun yaradılışının aracını koyar , yeryüzünün ise seçilmiÅŸ sınıfa kalacağını belirtir.
Herakleitos
Eski Yunan’da tarihselci niteliÄŸi açısından seçilmiÅŸ halk doktrinine Herakleitos’a gelin- ceye kadar pek rastlayamayız. Homeros’un açıklamaya çalıştığı ÅŸey tarihin birliksizliÄŸidir. Homeroscu yorumun Yahudilerinkiyle paylaÅŸtığı ÅŸey yarı belirsiz kader duygusudur. Hesio- dos , DoÄŸu kaynaklarından etkilenmiÅŸtir ve tarih yorumu karamsardır. Altın ÇaÄŸ’dan sonra insanlığın geliÅŸiminde beden ve ruhsal açıdan soysuzlaÅŸtığına inanır.
Platon’un tarihsiciliÄŸi çeÅŸitli öncülerden etkilenmiÅŸtir , ancak en önemli etki Heraklei- tos’unkidir.
Herakleitos , değişim dünyasını keşfeden filozoftur. Onun zamanına kadar Yunan filo- zofları , Doğu düşünüşünden esinlenerek dünyaya inşa malzemesi maddi şeylerden kocaman bir yapı diye bakıyorlardı.( 1 )
Herakleitos , “Kosmos , olsa olsa rastgele dağıtılmış bir çöp yığınıdır”( 2 ) der. O dünyayı yapı olarak deÄŸil , devasa bir süreç olarak görmüştür. Felsefenin baÅŸlıca sözü ; “Her ÅŸey akış- tadır ve hiçbir ÅŸey duruÅŸta deÄŸildir.” Herakleitos’un tutucu ve antidemokratik anlayışı ÅŸu söz-lerinden anlayabiliriz : “Halk , ÅŸehrin yasaları uÄŸruna , surları için dövüşüyormuÅŸ gibi dövüş- melidir.” Herakleitos’un deÄŸiÅŸim üstündeki ısrarı , Onu bütün maddi ÅŸeylerin alev gibi olduk- ları teorisine götürmüştür. Herakleitos tipik bir tarihsici olduÄŸu için ,tarihin yargısını bir ahlak yargısı diye kabul eder( 3 ) ; Ona göre savaşın sonucu her zaman adildir.( 4 ) : “Savaşın her ÅŸeyin babası ve kralıdır.”
Platon’un Formlar Yahut İdealar Teorisi
Platon istikrarsız bir siyasal çatışma ve savaÅŸlar döneminde yaÅŸamıştır. Karl Popper’e göre toplumun ve “herÅŸey”’in çıkış halinde olduÄŸu duygusu Platon’un felsefesinin itici gücü olmuÅŸtur. Platon kendi toplumsal denemelerini , ortaya bir tarihsel geliÅŸim yasası koyarak özetlemiÅŸtir. Platon’a göre , bütün toplumsal deÄŸiÅŸim , bozulma yada çürüme yahut da soysuz- laÅŸmadır. Platon’un bazı eserlerinde ilkbahar ve yaza karşılık düzelme ve türeme dönemi , sonbahar ve kışa karşılık bozulma ve çürüme dönemi olan Büyük yıl düşüncesi vardır.
Platon iki ÅŸeye inanmaktadır : Bozulmaya doÄŸru genel bir tarihsel yönelim ve siyaset ala- nında bütün siyasal deÄŸiÅŸimi durdurarak bozulmayı önleme düşüncesi. Platon’un uÄŸrunda ça-lıştığı amaç budur. DeÄŸiÅŸim kötülüğünden ve bozulmaktan arınmış olan devlet , en iyi , yetkin devlettir.
Platon her çeşit çürüyen şeye karşılık , çürümeyen yetkin bir şey olduğuna inanmaktadır. Formlar yada İdealar Teorisi( 5 ) diye anılan , bu yetkin ve değişmeyen şeylere inanç , Platon felsefesinin merkezi doktrini olmuştur.
Platon’un siyasal amaçları tarihsici doktrine geniÅŸ ölçüde dayanmaktadır.
a-Platon’un hedefi toplumsal devrim ve tarihsel çürüyüşte kendini ortaya koyan Herakleitosçu akıştan kurtulmaktır.
b-Bunu ise tarihsel gelişimin çizgilerine katılmayacak kadar yetkin bir devlet kur- makla yapabileceğine inanır.
c-Yetkin devletin modelinin veya aslının Altın ÇaÄŸ’da bulunduÄŸuna inanır. Yetkin devlet , daha sonraki devletlerin ilk ceddi , büyük atası gibi birÅŸeydir ; bunlar , o yetkin yada en iyi yahut “İdeal” devletin( 6 ) soysuzlaÅŸmış çocuklarıdır.
Formlar yada ideaların , bozulabilir şeyler gibi , zaman ve mekan içinde oldukları düşü- nülmemelidir , mekan ve zamanın dışındadırlar (çünkü ebedidirler).
Platon’un ideası , ÅŸeyin aslı ve kaynağıdır. Åžeyin hikmeti , ideali yetkinliÄŸidir.
Yunan mitologyası ile Formlar yada İdealar Teorisi arasında önemli farklar vardır.Yunan- lılar , çeşitli aile ve kabilelerin atası diye birçok tanrıya taparlarken , İdealar Teorisi , insanın tek bir Form yada İdeası olmasını gerektirir( 7 ).
Sokrates’in anlam yada öz arama metodunu , birÅŸeyin gerçek doÄŸasını , Form yada İdea- sını saptamanın metodu haline getiren Platon olmuÅŸtur.
Karl Popper’e göre Formlar yada İdealar Teorisi’nin Platon felsefesinde üç tane görevi vardır :
a-Çok önemli bir metodolojik araçtır , değişen şeyler dünyasına uygulanabilecek bilgiyi olanaklı kılar.
b-Çürüme ve değişim teorisine ipucu vermektedir.
c-Toplumsal yapıcılık için yol açmakta ve toplumsal değişimi durdurma araçları yapmayı olanaklı kılar.
PLATON’UN BETİMLEME SOSYOLOJİSİ
DeÄŸiÅŸim ve Durulma
Platon’un sosyolojisi olguların gözlemiyle kurgunun karmasıdır. Platon “Mutlak ve ebedi deÄŸiÅŸmezlik,ÅŸeylerin ancak en tanrılıklarına verilmiÅŸtir ve cisimler bu dizide bulunmazlar( 8 )” demektedir. Kendi Formlar Teorisinde karamsar bir yargıya varmanın teorik temelini bulmuÅŸ- tur.
Platon’un sosyolog olarak büyüklüğü gözlemlerinin zenginliÄŸi ve ayrıntılarında ve sosyo- lojik sezgisinin kesinliÄŸindedir.
Platon’un sosyolojik ve ekonomik tarihsiciliÄŸi , siyasal hayatın ve tarihsel geliÅŸimin eko- nomik temeli üstündeki ısrarıdır , bu teori Marx tarafından “Tarihsel Materyalizm” adı altında canlandırılmıştır.
Yetkin devletin soysuzlaşarak dönüşmesiyle ilk biçim olarak timokrasi oluşmuştur , daha sonra oligarşi ortaya çıkar ve bu dönemde iç savaşlar başgösterir , bu savaşların sonucunda demokrasi kurulur.
Platon Devlet Adamı’nda üç tane tutucu ve yasalı biçimden bahseder. Bunlar ; krallık , aristokrasi ve demokrasidir. Üç tane de büsbütün bozulmuÅŸ ve yasasız biçim ortay çıkar ; de- mokrasi yasasız biçimine döner , oligarÅŸi ve tiranlık.Tiranlık Platon’a göre en berbat devlettir.
Platon içbirliksizliğin , ekonomik sınıf çıkarlarının körüklediği , sınıf savaşının bütün siyasal devrimlerin itici gücü olduğunu keşfetmiştir.
Platon sınıf savaşı sorununu şöyle çözer : Platon’un devleti en katı sınıf ayrımlarına dayanır , köle devletidir. Sınıf savaşı sorunu , sınıfları kaldırarak deÄŸil , yönetici sınıfa karşı koyulamayacak bir üstünlük verilerek çözülür.
Platon’un en iyi devletinde üç sınıf yer alır ; bekçiler , savaşçılar ve işçi sınıfı. Bu sınıflar arasında geçiÅŸ söz konusu deÄŸildir.
En iyi devlette aile yok edilmeli veya bütün savaşçı sınıfı kapsayacak ÅŸekilde geniÅŸletil-melidir. Aksi takdirde aile sadakatleri birliksizliÄŸe neden olabilir ; onun için “herkes birbirine tek bir ailedenmiÅŸ gibi bakmalıdır.”( 9 )Yoksulluk kadar zenginlikten de sakınılmalıdır. Bunun için , büyük yoksullara ve büyük zenginlere yer vermeyen komünist sistem ekonomik çıkarla- rı en aza indirerek yönetici sınıfın birliÄŸini güven altına alabilir. Platon’a göre insan sığırlarına fazla sert davranmak zayıflık duygusunun göstergesi ve egemen sınıfın soysuzlaÅŸmaya baÅŸla- dığının belirtisidir.
Doğa ve Uylaşım
Platon’un sosyolojisini anlamak için ;
a-Doğal yasalar : Değişmez , kesin bir düzenliliği ya doğa ile tutarlı yada tutarsız olarak betimlemektedir.
b-Normatif yasalar : Yasaklamalr ve buyruklar , insan tarafından zorla yürürlüğe konabilir , değiştirilebilirde.
Yukarıdaki ayrımların çıkış noktası saf birtekçilik : kapalı toplumun niteliği , eleştirmeli bir ikicilik : açık toplumun niteliği.
Platon’un tutumunu anlamak için ;
a-Biyolojik Naturalizm : Biyolojik türü , ahlak yasaları ve devlet yasaları keyfi olmak ile birlikte deÄŸiÅŸmeyen ebedi doÄŸa yasaları bulunduÄŸu teorisi. İlk insaniyetçi ve eÅŸitlikçi biçi- mini ortaya atan Sofist Antiphon’dur. DoÄŸayı doÄŸrulukla ve uylaşımı yasayla özdeÅŸleÅŸtirende o dur.
b-Ahlakçı Pozitivizm : Ahlakçı naturalizmin biyolojik biçimiyle , normları olgulara indirgememiz inancını paylaşır , buradaki olgular sosyolojik olgulardır. Tarihsel bir olgu olarak ahlakçı pozitivizm tutucu ve otoriteci olmuş.
c-Psikolojik veya Ruhçu Naturalizm : Yukarıdaki iki görüşün birleşimi ve bu görüşlerin tekyanlılıklarına karşı itiraz.
Platon’a göre birÅŸeyin doÄŸası kaynağı tarafından belirlenir. Platon toplum bilimlerinin tek metodu olarak tarihten yararlanır , bu tarihsici metodolojidir.
PLATON’UN SİYASAL PROGRAMI
Totaliter Adalet
Platon’un temel istemleri , biri deÄŸiÅŸim ve durulma üstüne idealist teori , diÄŸeri natüra- lizm. İdealist formül ÅŸudur : Her türlü siyasal deÄŸiÅŸimi durdur! DeÄŸiÅŸim kötü , durulma tanrı- lıktır. ( 10 )
Platon’un siyasal programının baÅŸlıca öğeleri :
a-Sınıfların kesinlikle bölünmesi.
b-Devletin kaderinin egemen sınıf kaderiyle özdeşleştirilmesi.
c-Egemen sınıfın askerlik , eğitim vb. şeylerde tekeli vardır. Ancak para kazanmak-tan men edilmişlerdir.
d-Eğitimde , dinde ve yasamada her türlü yenilik yasaklanmalıdır.
e-Devlet kendi kendine yeterli olmalıdır.
Platon’un sisyasal öğretisi , yurttaÅŸların mutluluÄŸu ve adaletin hükümranlığı gibi amaçları ile modern totaliterlikten ayrılır. Fakat Karl Popper Platon’un siyaset programının totaliterlik ile özdeÅŸ olduÄŸunu düşünmektedir.
Platon’un “adalet” ile kasdettiÄŸi ÅŸey ; en iyi devletin çıkarına uygun olmadır.En iyi devle- tin çıkarı nedir? Katı bir sınıf bölünmesi ve sınıf yönetimi olmasını saÄŸlayarak deÄŸiÅŸimi dur- durmaktır. Adaleti sınıf yönetimi ve sınıf ayrıcalığıyla özdeÅŸleÅŸtirmiÅŸtir.
Platon özgeci bir bireyciliğin var olamıyacağını savunur. Ona göre ya ortaklaşacı olunur yada bencil. Özgecilikle birleştirilen bireycilik , Batı uygarlığının temeli olmuştur. Hristiyan-lığın ana öğretisi budur.
Platon siyaset alanında bireyi kötü olanın ta kendisi olarak niteler.
Totaliterlik büsbütün ahlakdışı bir tutum değildir. Kapalı toplumun ahlakıdır ; ortaklaşa bencilliktir.
Önderlik İlkesi
Karl Popper hükümeti iki şekilde ayrımlar :
a-Kan dökmeden değiştirilebilecek hükümetler. Toplumun kurumları yöneticilerin yönetilenler tarafından düşürülmesinin araçlarını sağlarlar ve toplumsal gelenekler ( 11 ) bu kurumların iktidardakiler tarafından kolayca yıkılmasına elvermezler. ( demokrasi )
b-Yönetilenlerin başarılı bir devrim olmadan kurtulamayacakları hükümetler meyda- na getirir. ( tiranlık veya diktatörlük )
Demokratik ilkeyi benimsemekten şu inancın çıktığı söylenebilir : bir demokraside kötü bir politikanın kabulü bile , son derece bilgece bir tiranlığa boyun eğmeye yeğlenir.
Uzun vadeli her çeÅŸit kurumsaldır. Önderlik ilkesi , kurumsal sorunların yerine kiÅŸilik sorunlarını geçirmez , yalnızca yeni kurumsal sorunlar yaratır. Bu kurumlara geleceÄŸin önder- lerini seçip ayırma görevini yükler. Platon’un önderlik ilkesi kurumaların iÅŸlemesini gerektir- diÄŸi için salt bir kiÅŸilikçilikten pek uzaktır.
Sokrates tiranlığın her çeşidine karşıydı. Bilginin herkese öğretilebileceğine inanmıştır , Onun entellektüalizmi otoriterliğede karşıdır.
Platon’un entellektüalizmi ise farklı ; Devlet’in Platoncu Sokrates’i ( 12 ) otoriteciliÄŸin kiÅŸileÅŸmiÅŸ halidir.
Filozof Kral
Platon’un ideal filozofu hem herÅŸeyi bilen , hemde yapabilen olmaya yaklaÅŸmaktadır. O filozof kraldır.
Kan ve Toprak Mithosu : İnsandaki Madenler ve Topraktan – doÄŸmuÅŸluk Efsanesi diye tanınır.
Platon Kan ve Toprak Mithosu’nun aldatma olduÄŸunu söyler. Mithos iki düşünce getirir :
a-Anavatanın savunmasını güçlendirmektedir.
b-Irkçılık efsanesidir. “Tanrı… yönetme yeteneÄŸi olanların hamuruna altın koymuÅŸtur , yardımcılara gümüş , köylülere ve öteki üretici sınıflara da demir ve bakır .” ( 13 ) Bu madenler kuÅŸaktan kuÅŸaÄŸa geçer.
Platon’un filozofu bilgili ve hakimdir. Onun istediÄŸi ÅŸey bilginin hükümranlığıdır. Filozof kralın ilk ve en önemli görevi ÅŸehrin kurucusu ve yasa koyucusu olmalıdır. EÄŸitim yürütücüsü niçin filozof olmalıdır? Bunun nedeni yöneticilerin otoritesini alabildiÄŸince artırma gereÄŸidir.
Platon’a göre bir filozof tarafından sürekli yönetilmeyen devlet bir süre sonra soysuzlaÅŸa-caktır.
Estetikçilik , Yetkincilik , Ütopyacılık
Karl Popper kafasındaki Platoncu yaklaşımı ütopyacılık diye tanımlar.
Ütopyacı yaklaşım ; her eylemin belli bir amacı olması gerektiğini söyler. Akla uygun eylemde bulunmak için öncelikle erek seçilmelidir.
Marx ütopyacılığı şu şekilde eleştirmektedir :Ütopyacı planların hiçbir zaman başta düşü- nüldüğü gibi gerçekleştirilemeyeceğine inanıyor , çünkü hemen hiçbir toplumsal eylem tam umduğu sonucu doğurmaz.
Estetikçilik en güçlü anlatımını Platon’da bulmuÅŸtur. Platon bir sanatçıydı ve modelini gözünün önünde canlandırmaya ve kopye etemeye çalışmıştır. Siyaset Platon için Kralca Sanat’tır. Tıpkı müzik resim gibi kompozisyon sanatıdır.
PLATON’UN SALDIRISININ TEMELİ
Açık Toplum ve Düşmanları
Sihirci , kabileci , ortaklaşacı topluma kapalı toplum , bireylerin kişisel kararlarla karşı karşıya kaldıkları topluma da Açık Toplum denir.
Kapalı toplum yarı – biyolojik baÄŸlarla ( hısımlık , birarada yaÅŸama ) birbirine yarı – organik bir birim olduÄŸu için sürü yada kabileyi andırır. Somut fiziki iliÅŸkileri, somut bireyleri içerir.
Kapalıdan açık topluma geçiş insanlığın geçirdiği en büyük devrimlerden biridir.
Yunan kapalı toplumlarının çöküşü , organik kabileciliğin sonu demekti. İ.Ö. 6.yy. da bu gelişim , eski yaşam biçimlerinin çözülmesine ve siyasal devrimlere neden oldu. Bu olayla ; uygarlığın bunalımı duyulmaya başlandı. Bu bunalım kapalı toplumun çöküşünün sonucudur.
Kapalı toplumun çöküşü sınıf ve öteki toplumsal statü sorunlarını ortaya koymakla yurt- taşlar üstünde , ciddi bir aile kavgasının ve yuva dağılmasının çocuklar üzerinde yaratabilceği etkinin aynısını yapmıştır. ( 14 )
Kapalı toplumun çöküşünün en güçlü nedenlerinden biri deniz ulaştırmasıyla ticaretin gelişimi olmuştur.
Platon’a göre kötülüğün kökü “insanın düşüşü” kapalı toplumun çöküşüdür.
Karl Popper ; Platon’dan almamız gereken dersin onun bize öğretmeye çalıştığının tam karşıtı olduÄŸunu söylemektedir.
Siyasal değişimi durdurmak çare değildir , bu mutluluk getirmez. Kapalı toplumun sözde masumluk ve güzelliğine artık geri dönemeyiz ( 15 ) .
İnsan kalmak istiyorsak , birtek yol vardır ; açık toplumun yolu.
NOTLAR 1-“Dünya hangi malzemeden yapılmış?” sorusu İonialı filozofların temel sorunudur. Onların dünyayı bir yapı olarak düşündükleri varsayılınca , dünyanın kuruluÅŸ planı sorusu,yapı malze- mesi sorununu tamamlamaktadır. Anaksimondros yeryüzünün kuruluÅŸ planını yapan ilk kiÅŸidir.
2-Diels , Die Versokratiker , 5. Basım , 1934 , cilt II. , sf. 423
Evrensel akış öğretisi Herakleitos’un temel öğretisidir. Buna baÄŸlı olarak çıkan diÄŸer dok- trinler yardımcı niteliktedir. AteÅŸ doktrini doÄŸa felsefesi alanındaki merkez öğretidir
3-Herakleitos birçok tarihsicilerden daha tutarlı olarak bir ahlak ve hukuk pozitivistidir. “Tanrılara herÅŸey doÄŸru , iyi ve haklıdır ; ancak , insanlar bazı ÅŸeyleri haksız , bazılarını haklı saymışlardır.”
4-Burada anlatılan iki parça ÅŸunlardır : ( 1 ) B 44 , D 5 53… ( 2 ) B 62 , D5 80
5-Bundan sonra gelen iki otobiyografik söz , Yedinci Mektup’tandır. ( 325 )
6-Platon’un en iyi devlet teorisi ; Devlet Adamı , 293 d/e ; 297 c ; Kanunlar , 713 b/c ; 739 d/e ; Timaios , 22 d , 25 e ve 26 d.
7-Devlet 469 b / 471 c. Burada şehirden daha kaplsamlı yeni bir ahlaki bütünün ortaya konuşu , Hellen üstünlüğü birliğinin izi var.
8-Kanunlar 893 c – 895 b. Yetkin ÅŸeylerin deÄŸiÅŸince , ancakdaha az yetkin olabilcekleri teorisi.
9-Platon’un Timaios’taki Devlet özetleyiÅŸindedir. 18 c / d
10-Kanunlar 895 b – 966 e. DoÄŸaya dönüş formülünde Rousseau , Platon’dan geniÅŸ ölçüde etkilenmiÅŸtir.
11-Karl Popper , The Rationalist Yearbook , 1949. Gelenekler kişiler ile kurumlar arasında etkin ve aracı rol oynamaktadır.
12-Burnet ( Greek Philosophy , I , 178 ) Devlet’i salt Sokratik olarak niteler.
13-Devlet 415 a , 415 c. Platon , Mithosuna “Finikeli yalanı” der. Bunu R.Eisler açıklamıştır. Eisler , DoÄŸu’da HabeÅŸlerin , Yunanlıların , Sudanlıların ve Suriyelilerin , sırayla altın , gümüş , tunç ve demir diye tanıdıkılarına ve bu tanımlamanın Mısır’da siyasal propogan- da amaçlarıyla kullanıldığına iÅŸaret etmekte ve bu dört ırk hikayesinin Yunan’a Hesiodos zamanında Finikeliler tarafından getirildiÄŸini , Platon’un da bu olguya deÄŸindiÄŸini öne sürmektedir.
14-Toynbee buna “Hellenik toplum” un “çözülme” baÅŸlamadan önce Herakleitos’un anlattı-ğını söylemektedir. “Herkesin geçimini kazanma güvenliÄŸiyle birlikte , yaÅŸamdaki yerini , uygar ve toplumsal hak ve ödevlerini saptamış olan doÄŸum statüsü” nün kaybolmasından söz eder. ( Geschicte des Altertums , 111 , 542 )
15-Kabile cenneti bir mithostur. Kapalı toplumda bir sürükleme duygusu bulunmayabilir ama başka korkuları vardır. Bu korkuları diriltmek ve aydınlara , bilginlere karşı kullanmak is- teği , özgürlüğe karşı ayaklanmanın yeni çıkışlarını nitelemektedir. Platon ,kendisine sade-ce iyiliğin bozulmuşu yada yozlaşmışı diye görünen kötülüğü idealleştirmekten kaçınmış-tır.
CİLT 2 : HEGEL , MARX ve SONRASI
FALCI FEELSEFELERİN GÖZE GİRMELERİ
- HegelciliÄŸin Aristoteles’ten Gelen Kökleri
- Hegel ve Yeni Kabilecilik
MARX’IN YÖNTEMİ
- Marx’ın Toplumbilimsel BelirimciliÄŸi ( Determinizm )
- Toplumbilimin Özerkliği
- Ekonomik Tarihsicilik
- Sınıflar
- Hukuk ve Toplum Düzeni
MARX’IN KEHANETİ
- Sosyalizmin GeliÅŸi
- Toplumsal Devrim
- Kapitalizm ve Kaderi
- Kehanetin DeÄŸerlendirilmesi
SONRASI
- Bilgi Toplumbilimi
- Falcı Felsefeler ve Akla Karşı İsyan
FALCI FELSEFELERİN GÖZE GİRMELERİ
HegelciliÄŸin Aristoteles’ten Gelen Kökleri
Aristoteles’in pek yeni fikirleri yoktu , fakat mantığı bulan adamdı. Aristoteles’in düşün-celeri Platon’un yoÄŸun etkisi altındadır. Aristoteles’in En İyi Devleti üç öğeden oluÅŸmaktadır : Romantik bir Platoncu aristokrasi , “saÄŸlam ve dengeli” bir feodalite ve demokratik fikirler ; ancak feodalite ağır basmaktadır.
Aristoteles’in özcülüğünden gelen üç türlü tarihsici öğreti ayırdedilebilir :
a-Bir devletin veya bireyin gizli kalmış özüne ait bilgi ancak onun tarihine bakmakla elde edilebilir.
b-Değişme , gelişmemiş özde örtük bulunanları açığa çıkararak değişmekte olan nes- nenin içinde bulunan tohumları , özü ortaya koyabilir.
c-Gerçekleşmek veya ortaya çıkmak için özün kendini ortaya çıkarması lazım.
Aristoteles’e göre bilim ; kanıtlayıcı ve kavrayıcı iki türlü olabilir.Kanıtlayıcı bilgi neden-lerin , kavrayıcı bilgi ise özsel doÄŸaların bilgisidir.
“Bir ÅŸeyi ancak özünü bilmekle bilebiliriz” diyor Aristoteles ( 16 ). Aristoteles bir tanımda önce öze iÅŸaret ettiÄŸimizi , daha sonra onu betimlediÄŸimizi düşünüyor.
Özcü yorumun tanımı soldan sağa okunmasına karşılık , modern bilimde kullanılan tanım arkadan öne , yada sağdan sola okumaktadır , çünkü modern bilim önce tanımlayanı ele alır.
Hegel ve Yeni Kabilecilik
Bütün modern tarihsiciliÄŸin kaynağı olan Hegel , Herakleitos , Platon ve Aristoteles’in izinde yürümüştü. Hegel en harikulade ÅŸeyleri baÅŸarmıştı.
Hegel’in baÅŸarısı “namussuzluk” ve “sorumsuzluk” çağının önce düşünce sorumsuzluÄŸu , sonrada ahlak sorumsuzluÄŸu çağının , parlak sözlerin büyüsü ve teknik deyimlerin gücü ile yönetilen yeni bir devrin baÅŸlangıcı olmuÅŸtu. Hegel’in Almanya felsefesinin en nüfuzlu kiÅŸisi olmasında Prusya devletinin otoritesi önemli bir yer tutmaktadır.
Tarih , siyaset ve eÄŸitim felsefecileri hala Hegel’in etkisi altındadırlar. Siyaset alanında bunun en belirgin özelliÄŸi Marxçı aşırı sol kanat kadar tutucu ortanında , faÅŸist saÄŸ kanadında hep siyasal felsefelerini Hegel’e dayandırmalarıdır.
Hegel özgürlük ve akıl düşmanlığının temelindeki ölümsüz fikirleri yeniden ortaya çıkar-dı. Hegelcilik , kabileciliğin rönesansıdır.
Hegel , Aristoteles gibi idealar yada özlerin gelip geçici şeylerin içinde bulunduklarına inanmaktadır.
Hegel’in oluÅŸum evresi bir “varlığa çıış” yada “yaratıcı evrin” halindedir ( 17 ). GeliÅŸimin genel kuramı ilerlemedir , bu “diyalektik” bir ilerlemedir.
Herakleitos gibi Hegel de zıtların özdeşliğine inanmaktadır , karşıtların savaşı diyalekti- ğin ana fikridir.
Hegel’in felsefesinin iki temel kavramları var. Bunlar , diyalektik üçlemesi ve özdeÅŸlik felsefesidir.
Hegel’e göre tarih “Mutlak Ruh” un yada “Evren Ruhu” nun düşünme sürecidir. Ruh’un üç adımlı bir diyalektik tarihsel geliÅŸimi vardır : İlki DoÄŸu despotluÄŸudur , ikincisi Yunan ve Roma demokrasileri , üçüncüsü ve en yükseÄŸi Alman MonarÅŸileridir.
Hegel ; “Devlet , bir halkın hayatındaki bütün somut öğelerin : sanatın , hukukun , ahla-kın , dinin ve bilimin merkezidir.” denmektedir.
MARX’IN YÖNTEMİ
Marx’ın Toplumbilimsel BelirimciliÄŸi ( Determinizm )
Hegelcilik , Marxçılığın temeli olarak deÄŸerlendirilir. Marx’ın toplum bilimine ve toplum felsefesine duyduÄŸu ilgi , temelde eylemci bir ilgiydi. O,bilgiyi insanlığın ilerlemesine hizmet edecek bir araç olarak görüyordu ( 18 ).
Marxçılık , ekonomik ve siyasal güç geliÅŸimlerinin , devrimelrin geleceÄŸini önceden haber vermek amacını güden salt tarihsel bir kuramdır. Marx’ın ruhbilimsicilikten kuÅŸkulan-ması toplumbilimci olarak en büyük baÅŸarısıdır.
Toplumbilimin Özerkliği
Marx ,”insanın varlığını belirleyen bilinci deÄŸildir – tersine bilincini belirleyen toplumsal varlığıdır.” ( 19 ) der. Toplumbilimin önemli bir bölümü özerk olmalıdır. Marx ; insanların toplum hayatının yaratıcıları deÄŸil , ürünleri olduÄŸunu düşünür.
Ekonomik Tarihsicilik
Marx her zaman gerçek özgürlüğü savunurdu. Hegel gibi Marx’da tarihsel geliÅŸmenin amacının özgürlük olduÄŸunu düşünüyordu. Marx insanın ekonomik hayatının anlaşılması gerekiyor diyor , bu nedenle tarihsiciliÄŸin Marxçı türüne ekonomisicilik denir.
Sınıflar
Marx ; tarihi yürüten ve insanın kaderini belirleyen şeyin sınıflararası savaş olduğunu öne sürüyor. Kurumsal sınıf çıkarı insanın düşünceleri üstünde belirleyici etki yapar. Marxçılık sınıfların içinde bağlı oldukları ağa toplum sistemi demektedir. Toplum düzenini belirleyen sınıf ilişkileri , bireyin iradesinden bağımsızdır.
Hukuk ve Toplum Düzeni
Marx’a göre hukuk düzeni , ekonomik sistemin üst yapılarından biri olarak anlaşılmalıdır. Marxçı kurama göre , ilkece her tür hükümet demokratik hükümet bile,yönetici sınıfın yöneti-lenler üzerinde kurduÄŸu bir diktatörlüktür. Marx’ın devlet kuramı soyut ve felsefei olmasına karşın çağının aydınlatıcı yorumunu vermektedir. ( endüstri devrimi )
Karl Popper özgürlük paradoksunu şöyle açıklar :Özgürlük sınırsız olursa kendini ortadan kaldırır , sınırsız özgürlükte kuvvetli zayıfı itip kakmaya başlayacaktır. Bu nedenle devlet öz- gürlükleri korusun düşüncesi vardır.
MARX’IN KEHANETİ
Sosyalizmin GeliÅŸi
Marx kapitalizm ile ; modern toplumun ekonomil hareket kurallarını açıklamak ve gele-ceÄŸi ile ilgili kehanette bulunmak istemiÅŸtir. Marx’ın kehaneti sıkı örgülü bir usavurmadır. Usavurmanın birinci adımı kapitalizm , ikinci adım , burjuva ve işçi sınıflarının çatışması ile toplumsal devrim , üçüncü adım sınıfsız toplum sosyalizme geçiÅŸ.
Karl Popper Marx’ın usavurmasının üçüncü adımının batıl olduÄŸunu düşünmektedir.
Toplumsal Devrim
İşçiler ile burjuvalar dışında bütün sınıfların ( özellikle orta sınıfların ) ortadan kalkmaya mahkum olduğunu belirtir , burjuvalarla işçiler arasındaki gerginliğin artması ile işçiler sınıf bilincine varacak ve gerginliği ortadan kaldırmak mümkün olmayınca toplumsal devrim kaçı-nılmaz olacaktır.
Toplumsal devrimi Marxçılar iki farklı şekilde yorumlamaktadır :
Köktenci kanat , Marx’a göre her sınıf egemenliÄŸinin zorunlu olarak bir diktatörlük , yani tiranlık olduÄŸunda ısrar eder ( 20 ).Buna göre gerçek bir demokrasi ancak sınıfsız bir toplumun kurulmasıyla , kapitalist diktasının devrilmesi sayesinde olur.
Ilımlı kanat , bu görüşe katılmaz ve demokrasinin bir ölçüde kapitalist bir yönetim altında bile gerçekleşebileceğini , bundan dolayı toplum devrimini barışçı ve kademeli reformlarla gerçekleştirmenin mümkün olacağını söyler.
Kapitalizm ve Kaderi
Marx , kapitalist rekabetin kapitalistin daranışlarını zorladığına inanmaktadır. Bu rekabet, kapitalisti kapital biriktirmeye zorlamaktadır. Bu kapital birikmesinin şu sonuçları vardır:
a-Üretimin artması , servetin çoğalması ve birkaç elde birikmesi
b-Fukaralığın ve sefaletin artması , işçiler çok düşük ücretlerle çalışmaktadır , bunun nedeni “yedek endüstri ordusu” denen artık işçi nüfusunun ücretleri aÅŸağı düzeyde tutmasıdır. Marx’a göre , sefaletin artması , çalıştırılan işçilerin , sömürülmelerinin yalnızca sayıca deÄŸil , yoÄŸunluk bakımında da artması anlamına gelmektedir.Kapi- talist sömürünün temeli , iÅŸgücünün yüksek üretkenliÄŸidir.
Kehanetin DeÄŸerlendirilmesi
Marx’ın kapitalizmin yeni bir ekonomik sisteme dönüşmesine yol açacak ÅŸeyin işçilerin birleÅŸmesi olduÄŸunu öne sürmesini Karl Popper haklı görmektedir. Ancak Marx’ın sosyalizm adı altında , yeni düzeni , araya girmeciliÄŸi( 21 ) öngördüğünü doÄŸru bulmamaktadır.
SONRASI
Bilgi Toplumbilimi
Bilgi toplumbilimi , bilimsel düşüncenin , özelliklede toplum ve sigara konusundaki dü-şüncelerin , toplum tarafından belirlenen bir atmosfer içinde geliÅŸtiÄŸini öne sürer. Bilgi top-lumbilimi , Kant’ın bilgi kuramının Hegelci biçimi sayılabilir. Toplum bilimlerine açık olan tek çare , temelde bütün bilimler için ortak olan yöntemler yardımıyla çağımızın eylemsel sorunlarını çözmeye çalışmaktır.
Falcı Felsefeler ve Akla Karşı İsyan
Akılcı tutum ; bilimsel tutuma zamanla nesnelliğe yakın bir tutumdur.
Karl Popper akılcılığı ; gerçek akılcılık ve sahte akılcılık olarak iki ÅŸekilde ele alır.Gerçek akılcılık Sokrates’in akılcılığıdır.
Bu insanın sınırlarının farkında olmasıdır,ne kadar çok yanıldıklarını ve bu bilgilerini bile baÅŸkalarına borçlu olduklarını bilenlerin düşünsel alçakgönüllülükleridir. Sahte akılcılık ; Platon’un düşünsel sezgiciliÄŸidir. Bu kiÅŸinin üstün düşünce yeteneklerine sahip olduÄŸuna inanmasıdır.
EleÅŸtirici olmayan akılcılık ; “usavurma yada deneyim yoluyla belgelenemeyen herhangi bir iddiayı kabul etmeye hazır deÄŸilim” diyen kiÅŸinin tutumudur. Bu ya deneyim yada usavur- ma yoluyla belgelenemeyen her önermenin atılması gerektiÄŸini öne süren bir ilke olarakta ifa- de edilebilir( 22 ).
Akıldışıcılık , insan davranışlarının ana dürtüsünün duygulanım ve tutkular olduğunu söyler.
Bir akılcı , kendisinin düşünce yetisi açısından başkalarından üstün olduğuna inansa bile , bütün otorite iddialarını reddeder ( 23 ) , çünkü bilirki zekası başkalarınınkinden üstün ise bu ancak kendisinin olduğu kadar başkalarının hata ve eleştirilerinden yararlanmayı bildiği için böyledir.
SONUÇ
Tarihin Bir Anlamı Var mıdır?
Bir kuramın denetlenebilmesini mümkün kılan şey , yanlışlanabilme ve çürütülebilme özelliğidir. Bir kuram konusunda yapılan bütün denetlemelerin onun yardımıyla elde edilmiş öndeyileri yanlışlamak çabaları olması , bilimsel yöntemin ipucunu verir ( 24 ).
Nedensel açıklamalar hakkındaki söyleyebilceğimiz şeylerden biri , hiçbir zaman mutlak bir şekilde neden ve sonuçlardan bahsedemeyeceğimiz , diğeri , bir kuramın belli bir olayı öndemek üzere kullanılmasının yalnızca olayları açıklamak için kullanılmasıdır.
Evrensel yasalar , bir amaca varmaya yarayan araçlardır ve sorgulanmadan kabul edilir-ler.
Salt bilimler , evrensel hipotezleri denetlemekle , uygulamalı bilimler ise özgül olguları öndemekle ilgilenirler.
Belli özgül olaylarla ve onların açıklanmalarıyla ilgilenen birimlere genelleyici bilimler-den farklı olarak tarihsel bilimler denir.
Tarihi onunla ilgilendiğimiziçin( 25 ) ve ondan kendi sorunlarımızla ilgili bir şeyler öğren-mek istediğimiz için inceleriz. Ancak , uygulanamaz olan nesnellik düşüncesinin etkisiyle tarih sorunlarını kendi görüş açımızdan öen sürmekten çekinirsek,tarih bu amaçların hiçbirini gerçekleştiremez.Asıl önemli olan insanın görüş açısının bilincine varmış olması ve eleştirisel bir tavır takınmasıdır.
Tarihsicilik;insanlığın kaderi gereği yürümek zorunda olduğu yolu keşfetmek peşindedir ;
tarihin ipucunu yada tarihin anlamını bulmak peşindedir.
İnsanlık tarihinden söz edilir ancak bundan anlaşılan siyasal kudret tarihidir.
Tarihsicilik davranışlarımızın akılcılığından ve sorumluluğundan umut kesmekten doğan bir tutumdur.
NOTLAR
16 – Aristoteles , Metafizik 1031b7 ve 1031b20
17 – Bergson , Yaratıcı Evrim
18 – Marx , Feuerbach üzerine tezlerin 11’incisi
19 – Marx , A Contribution to the Critique of Political Economy’ye yazdığı önsözden.
20 – Marx , Kapital’in ilk basımının önsözünden ve Address to the Communist League adlı yazısı.
21 – Karl Popper Marx’ın kapitalizmine “dizginlenmemiÅŸ kapitalizm” , kendi devremize de “araya girmecilik devresi” diyor. Araya girmecilik terimi çağımızın üç ana toplumsal mühen- dislik tipinide anlatacak ÅŸekilde kullanılabilir : Rusya’nın kollektif araya girmeciliÄŸi , İsveç’in ve küçük demokrasilerin demokratik araya girmeciliÄŸi ve Amerikadaki New Deal , hatta güdümlü ekonomilerin faÅŸistçe yönetimi.
22 – “EleÅŸtirici olan”ve“eleÅŸtirici olmayan” akılcılık arasındaki ayrım ile ilgili olarak, Kant’ın olduÄŸu kadar Duns Scotus’unda öğretilerinin “eleÅŸtirici” akılcılığa yaklaÅŸan öğretiler diye yo-rumlanmaları mümkündür.
23 – H.G.Wells , The Common Sense of War and Peace
24 – Karl Popper , Logik der Forschung
25 – E.Meyer , Zur Theorie und Methodik der Geschichte , M.Weber , Geschichte Aufsaetze.