Alarm
KİTABIN ADI
Alarm
KİTABIN YAZARI
Heinz G.KONSALIK
YAYINEVİ VE ADRESİ
Altın Kitaplar Yayinevi Cagaloğlu / İSTANBUL
BASIM TARİHİ
AÄŸustos 1996
KİTABIN YAYIM MAKSADI
Bu Kitap; Tüm Zayıf Yönleriyle Yalnızca İnsan Olmak Ve Yaşamın Bu Temele Dayandığını Benimsetme Maksadı İncelemektedir.
KİTABIN ÖZETİ :
Jack Nickolson andındaki bir subayın emir komuta ettiği, Amerikan donanmasının en önemli unsurlarından olan Poseiden (deniz tanrısı Yunanca ) Gemisi (Denizaltı), Norfolk donanma üstünden 300 mürettebatıyla askeri bir törenle hareket eder. Yegane görevi dünya barışını sağlamak olan, bu koyu gri çelik yığını görünümdeki gemi, ilk olarak kuzey kutbuna doğru deniz altından yol alır. Uzun deniz yolculuğu esnasında mürettebatın yemek, içecek sorunları büyük bir lüksle çözülmüş ve onların sıkıl-mayacağı şekilde eğlence imkanları da sunulmuştur. Bu uzun yolculukta gemi mürettebatının karşılaşacağı tüm sağlık sorunlarını halletmek üzere Dr.Blandy andında bir doktor da hazır bulunuyordu.
Geminin komutanı Jack Nickolson ile sık sık fikir çatışması içine giren Dr. Blandy, mürettebatın belli bir süre sonra bu tekdüze yaÅŸamdan sıkılacaklarını ve bir takım temel ihtiyaçlarının etkisiyle psikolojik sıkıntılarla karşılaÅŸabileceklerini söyledi. Yanında cinsel ihtiyacı önemsiz hale getirecek romantik ilaç olduÄŸunu belirterek, ancak belli bir zaman sonra bunların da etkisiz olacağını söyleyen doktor, komutan Nickolson ile, geminin rotasını tartışmaya baÅŸladı. Dr.Blandy’nin istediÄŸi daha fazla liman görmek (tabii ki; kadın, güzel hava ve güneÅŸ ), komutan ise bunun aldığı emre aykırı olduÄŸunu savunuyordu.
Bir gün gemi, İzlanda açıklarına ÅŸiddetli fırtınaya raÄŸmen deniz yüzeyinde hareket ederken uzakta bir sal görüldü. Yaptığın isin ehemmiyetini ve gizliliÄŸini öne sürerek dalma emri veren komutana, Dr.Blandy’i buna karşı çıkarak o insanları, kurtarmasını gerektiÄŸini belirtmiÅŸtir. Beli bir zaman sonra sala hareket ettiler.
Deniz yüzeyindeki sala yaklaşınca gözlerine inanamazlar. Salda boylu boyunca uzanan beÅŸ güz el kız yatmaktadır. SoÄŸuktan donmak üzere olan bu kızlar, gemide yeni bir tartışma konusu oldur, Jack Nickolson ve Dr. Blandy baygın halde yatan kızları gemiye alıp, onları tekrar hayata döndürmesinin insanlık ve mesleki görevi olduÄŸunu söyler. Fakat Jack bunun, gemisinin kurallarına haykırı olduÄŸunu bundan dolayı yollarına devam etmeleri gerektiÄŸini belirtir. Bu iki adamın tartışması, mürettebatın kızları gemiye almaya baÅŸlamasıyla son bulur. Gemi personeli komutan Nickolson’ın emrini çiÄŸnemiÅŸtir. belki de buda en etkili olan, oradaki yatanların“ Kadın” olmasıydır.
Gemide tam bir alarm durumu hakimdir. Uzun bir zaman sonra ilk kez kadın görmüşlerdir, hemde beÅŸ güzeller güzeli…
Bostonlu kızlar Norveçten Grönland’a giderek eskimoları tanıyıp incelemek istemiÅŸlerdir. Botları buzlara çarpınca az daha canlarından olacaklardır. Bu beÅŸ güzelle konuÅŸurken moruk ( komutan Nicklson ) bile çok heyecanlanmaktadır.
Buraya kadar hoÅŸ olan geliÅŸmeler, kızların Amerika’nın sayılı iÅŸ adamlarının kızları olduÄŸunun ortaya çıkmasıyla, bir anda tedirginlik yaratır. Çünkü geminin gizliliÄŸi tehlikededir.
Norfolk’ta Amerikan üstünde ki Amiral Adam kızların hemen gemiden uzaklaÅŸtırılmasını ister. Komutan Nickolson’ın kızları herhangi kara parcasına bırakması artık imkansızlaÅŸmıştır. Çünkü geminin radara yakalanma olasılığı mevcuttur.
Gemide beş güzel kadının olması ve onların devamlı kapalı yerde tutulmaları, kadına susamış üç yüz kişi arasına huzursuzluk getirmiştir. Mürettebattan Jimmy Porter adında birsi de subayların kadınlarla beraber olduklarını söyleyerek, personelleri kışkırtmaktadır.
Bu arada Amiral Nickolson da Monika Herrmann adında ki Alman asıllı kıza tutulmuştur.
Bir gece komutan Nickolson panik halinde Dr.Blandy’e gelerek, kızların odasından kaçtıklarını söyler. Komutan Nickolson odaları tek tek dolaÅŸarak kızları aramaya baÅŸlar. Aslında onun endiÅŸesi, Monika’nın baÅŸka bir erkeÄŸin kollarında olmasadır.
DiÄŸer kızlar erkeklerle seviÅŸirken, Monika ise kitap okumaktadır. Bu durum Jack’i rahatlatmıştır.
Denizaltında ki kadınlar iyice sorun olamaya baÅŸlar. Hatta son geliÅŸen olay bunu onaylamaktadır. “gemide cinayet…”
Gemi personelinden Belluci bir cinayete kurban gitmiştir, üstelik cenazesi de ortadan kaybolmuştur.
Amerikan Donanmasının en güçlü ve en seçkin askerleri, artık kadın için birbirlerini öldürebilecek kadar sıradanlaşmışlardır.
Denizaltı komutanı Jack Nickolson, bu cinayet olayını çözmek zorunda olduğunun bilincindedir ve çözüm için subaylardan oluşan mahkeme kurulur, personeli sorgulamaya başlar.
Bu cinayeti, bir çok kişi bilmektedir ama hepsi de bilmezlikten gelir. Sorgulamanın ilk safhalarında dikkatler subaylarda yoğunlaşmıştır. Çünkü kadınlarla ilgilenenler onlar dır.
Komutan Nickolson çaresiz kalmıştır; onun için sadece bir kişi vardır, sorgulayabileceği. O anda geminin sınır merkezindeki nöbetçi astsubay Duffy. Oldukça duygusal olan Duffy, heyecanlanarak ve titreyerek bildiği şeylerin bir kısmını anlattır, daha fazla anlatmasına Dr.Blandy izin vermez, çünkü Herbert Duffy fenalaşmıştır.
Komutan Nickolson, sorgulanmayı olayın kahramanı on personelin, en çetin cevizi olan Jimmy Porter’dan baÅŸla.
Komutan Nickolson araştırmalarını bir dedektif gibi yürütmeye başlar. Olayın kahramanlarıyla tekrar konuşur ama, onların yaptığı şekilde; iki zar, hile, barbut oyunu ve kadınlarla ilgilidir.
Nickolson’ı iki büyük sorun düşündürüyordu; 1-Gemide yüklü üstün tahrip gücüne sahip mühimmat. 2-Kadınlar ve bunlardan dolayı gemideki huzur, güven ve arkadaÅŸlığın bozulması.
Komutan Nickolson ve Doktor geçici çareyi, kızları bir odaya kilitlemekte bulur. İlk nöbeti komutan tutmaya başlar. Bu esnada bazı subay ve astsubaylar generali ikna etmeye çalışılırlar, bazen de ciddi tartışmalar yaşanmıştır.
Kızlardan birisi Monika Hermann, arkadaÅŸları ile konuÅŸtuklarını ve bir karaya bırakılmak istediklerini belirtir, komutan buna karşı çıkar. Ama Norfolk donanma üssü bu kızların gemiden uzaklaÅŸtırıldığını sanmaktadır. Bunu da komutan Nickolson söylemiÅŸtir. Monika Hermann ve Nickolson’ın hoÅŸ sohbeti bittikten sonra kız odasına çekilir. Az zaman sonra üsteÄŸmen Cornell yeni bir felaket haberi daha getirir; Astsubay Duffy BoÄŸularak öldürülmüştür.
Annesine düşkünlüğü ve duygusallığı ile geminin sevilen personellerinden Herbert Duff, Belluci’nin cinayetinde ki bildiklerinden dolayı boÄŸularak öldürülmüştür.
Nickolson subaylardan ikisini (Carnell ve Curtis) sorgulamaya başlamıştır. Katil bunlardan birisi olmalıdrı diye düşür çelişkili ifadelerinden dolayı.
Her şeye rağmen görev devam etmedir. Komutan Nickolson için. Geminin yavaş yavaş su yüzeyine çıkarılması söyler, Nickolson ve müretebat daha sonra güvertede yapılan törenle cenazeyi suya gömerler.
Kızlar uzun zamandan beri ilk kez gün ışığı görmüş ve serbesttirler. Komutan Nickolson kızların, cenazeyi bıraktıkları su yüzüne iyi bakmalarına ve suçluluk duymalarının gerektiğini belirtir ve olara 5 dk. Süre tanıyan Nickolson hareket ve dalış emri verdi.
Kızlar ısrarla dışarıyı seyretmek isterler ve bundan dolayı güvertede fazla kalırlar, ama bu davranış olara pahalıya patlar. Çünkü soğuktan donmak üzeredirler. Dr.Blandy kızları hemen revire taşıtır ve ilk müdahaleyi yapar. Bir süre sonra kendine gelen kızlar daha uslu dururlar.
Komutan Nickolson bir süre düşündükten sonra, kızları karaya bırakmalarının geminin huzurunu düzenleyeceğini ve askeri hedeflerine daha güvenle ulaşacakları kararına varır. Bu arada Monika Hermann ile yaşadığı aşk da onu çok etkilemiştir ama buna rağmen bunu yapmalıdır.
Su yüzüne doğru yol alan denizaltı kızları karaya bırakmak üzere 15 gönüllü tayfa ve Dr.Blandy hazır bulunurlar. Deniz yüzeyine gelindiğinde kızlar ve seçilenler karaya doğru yol almaya başlamışlardır, ancak bir aksilikle karşılaşacaklarını bilmeyerek.
Norfolk Donanma üssünün komutanı amiral Adam, geminin tehlikeli bölgede olduğu ve her an Sovyet denizaltlarıyla karşılaşabileceğini belirterek, derhal alarm verip, uzaklaşmaları gerektiğini bildirir. Bunun üzerine derhal dalan denizaltıyı Doktor, kızlar ve gönüllü tayfalar şaşkın gözlerle izlerler. Onlar su üstünde, gemi ise altındadır artık.
Denizaltının aniden dalmasından sonra saldakiler ÅŸaÅŸkın ve huzursuz bir ÅŸekilde karaya ulaşırlar ve oradaki maÄŸaralara çadırlarını kurarlar. Dr. Blandy ve saldakiler Nickolson’ın kendilerine oyun oynadığını düşünerek küfürler yaÄŸdırmaya baÅŸlamışlar ve çaresiz beklemektedirler.
Poseiden 1 gemisinde ise panik vardır. Bir yandan etrafdaki üç Rus gemisi ve Norfalk’daki üssün komutanı Amiral Adam’ın emirleri, diÄŸer yanda suya bıraktıkları. Nikolson’ı gerçekten zor ve sıkıntılı anlar beklemektedir.
Bu arada doktor da emeline ulaÅŸmış, kızıl saçlı kız Evelyn’le seviÅŸiyordur. Aslında Monika Hermann hariç bütün kızlar birileriyle seviÅŸmektedir.
Birden maÄŸaraya Cornell gelir ve geminin geri gelmiÅŸ olabileceÄŸini söyler ona gördüklerini tarif eder Dr. Blandy sevinerek, Nikolson’ın onları bırakıp gideceÄŸini düşünemediÄŸini söyler, ancak su yüzeyindeki gemiyi dürbünle incelediÄŸinde bunun bir Rus gemisi olduÄŸunu anlamıştır.“ Nikolson’ın denizaltıyı daldırmasının sebebi buymuÅŸ demek ki diye söylenir.
Ruslar karaya doğru yol almaya başlayınca, karadakiler yer değiştirmemeleri ve hiç birisinin görünmemesi, gerektiğini düşünürler.
Kızlar buna pek taraftar değildir, çünkü onlar için askeri sırlar vb. şeyler önemesizdir. Bir süre tartıştıktan sonra intikal gerçekleşir. Ruslar hiçbir şeyden şüphelenmemiştir, sadece etrafı keşif için, ışık tutuyorlardır etraflarına. Bu kuvvetli ışıklara görünmemeyi başarmışlardır.
Poseidan 1 gemisi ise cansız bir demir yığını gibi sesiz durmaktadır ve her an kendini imha etmek için bekliyordur; şayet, Ruslar tarafından fark edilirse.
Rus gemileri 370 m. uzaklıktan, 270 m. ye kadar yakınlaşmıştır. Herkes nefesini tutmuş beklemektedir. Tam bir ölü gibi beklemektedirler, tabi ki ölmemek için.
Gergin bekleyiÅŸ sürüyordur, hem gemide hem de karadaki maÄŸaralarda. Astsubay BaşçavuÅŸ Jimmy Porter, baÅŸtan beri gemideki kadınlarla beraber olmak için her yolu dener ve de diÄŸer mürettebatı kışkırtmaktadır, komutana karşı. Kızların gemiden uzaklaÅŸtırılmasına karşı dır. Bundan dolayı komutan Nikolson’la tartışmıştır, komutan da onun rütbesini söküp, onbaşı olarak kalması emrini verir.
Dr. Paul Blandy ve komutan Nickolson’ın konuÅŸmasına göre; kızları karaya bırakıp, yakınlarda ki Venüs XI NATO gemisine sinyalle bildirilecektir ve böylelikle kızlardan kurtulmuÅŸ olacaklardır. Ama yakınlardaki Rus gemisi bütün planları alt üst etmiÅŸtir, Venüs XI gemisine bile sinyal verilememiÅŸtir. Karada ise, fırtına baÅŸlamış ve tüm hızıyla günlerce devam etmiÅŸtir. Belki de hayatlarında ilk defa ölümü çok düşünmüşlerdir. Rüzgar altı gün sürmüş ve durmuÅŸtur, hava berraktır. Biran mürettebattan birisi köpek havlamasını duyduÄŸunda iddia eder. Bir süre bekledikten sonra tekrar gelir, köpek sesi. SevinmiÅŸlerdir hepsi, uzakta altı köpekli iki kızak, iki adam ve kutup ayıları belirmiÅŸtir. Dr. Blandy, erzak sandıklarının tahtalarından kendine kayak malzemesi yapmıştır. Onların seslerini duymayan Eskimolara doÄŸru yol alır, arkadaşı Bill ve iki kiÅŸi ile birden yakınlarında bir kutup ayısının yaralı yattığını fark etmiÅŸlerdir. Kutup ayısı cansız gibi yatıyordur, Dr. Blandy yanına yaklaÅŸtığı esnada, pençesini sallayıp, Dr. Blandy’i göğsünden yaralar. Doktor kan kaybediyordur, Bill ise çaresiz beklemektedir.
Dr. Blandy’e ilk müdahaleyi, saÄŸlık iÅŸlerinde anlayan arkadaÅŸları yaparlar. Kızlardan Monika Hermann (Amiral Nickolson’ın sevgilisi) hemen doktorun yanına gelerek, saÄŸlık iÅŸlerinden anladığını ve ilk müdahaleyi yapabileceÄŸini söyler. Monika, doktorun yarasına müdahale ederken, diÄŸerlerinin de Eskimoların kızaklarıyla kara parçasında ki haberleÅŸme istasyonuna gidip Venüs XI’e çaÄŸrı yapmalarını, aksi halde burada daha fazla dayanamayacaklarını söyler. Fakat Doktorun arkadaÅŸları bunu kabul etmezler. Onlar için en önemelisi Doktorun durumudur.
Sakin, gözlerden uzak kutup denizinde silahlarının gücünü deneyen Ruslar bunlardan habersizdirler. Kıyıdakilerin gürültülü olması, onların yakınlarda birilerinin olabileceğini düşündürmüştür. Eskimoların ve kızakların, Rusların görüş açısına girmesinin, çevrede düşman olduğunu bilmelerini sağlar.
Porseiden I gemisinde ise sesiz bekleyiÅŸ sürür. BaşçavuÅŸ Jimmy Porter gemideki mürettebatı kışkırtarak, komutan Nickolson ’a baÅŸ kaldırarak emirlerini hiçe sayar. BaşçavuÅŸ Porter daha da ileri giderek, geminin silahlı gücünü eline alır ve Nickolson ‘ı tehdit eder. İki saat içinde su yüzeyinde ki Rus gemisini yok edip, kızları ve arkadaÅŸlarını tekrar gemiye almak istemektedir.
Böyle bir şeyin 3. dünya savaşına sebep olabileceğini söyleyen Nickolson sesiz ve çaresiz beklemek zorunda kalır.
Doktorun yarası giderek ağırlaşır. Yapılan iÄŸneler ve müdahalelere raÄŸmen Doktor, Monika ’nın dışarıda olduÄŸu anda iÄŸneyi alıp, kendine bol miktarda morfin enjekte eder . Monika gelince, artık fazla zamanı kalmadığını ve viski içerek ölmek istediÄŸini söyler. Monika reddetmesine raÄŸmen ısrara dayanamaz ve ona viski ikram eder. Doktor hem içer hem de Monika dan söz alır konuÅŸtuklarını kimseye söylememesi için. Monika çaresiz kabul eder.
Doktor kendisinin egoist ve domuz gibi birisi olduÄŸunu söyleyerek, Belluci’yi kızıl saçlı kız Evelyn’e ilgi duyuyor diye öldürdüğünü ve görgü tanığı Astsubay Herbert’i de konuÅŸup ele vermesin diye boÄŸduÄŸunu itiraf eder Monika kulaklarına inanmamıştır.
Doktor itiraflarından sonra, son nefesini vererek hayata veda eder. Cenazeyi, ilk olarak denize atmayı planlayan arkadaşları, Ruslar olduğundan dolayı buzdan tabut yaparak buzula gömerler, dualarını sessizce yaparak, kızaklara binip yol almaya başlayacakları esnada Rusların gittiğini fark ederler istedikleri şekilde sesli dua etmeye başlarlar, arkadaşları; onun iki kişinin katili olduğunu bilmeksizin.
Gemide ise, Jimmy Porter’in komutan Nickolson’a verdiÄŸi 2 saat süre dolmuÅŸtur ve Nickolson, Porter ile pazarlık yaparak 1 saat daha ek süre ister. Amacı bu bir saatte hava temizleme filtrelerinin iÅŸleyiÅŸini deÄŸiÅŸtirerek, Porter’in bulunduÄŸu odaya pis hava verip onu bayıltmaktır.
Belli bir süre sonra, Nickolson ve arkadaşları onu istemeden öldürmek durumunda kalmışlardır.
Rusların uzaklaÅŸması, Porter tehlikesinin ortadan kalkması büyük sevinç oluÅŸtur. Poseidon 1 gemisinde. Åžimdi sıra su yüzeyine çıkıp, arkadaÅŸlarına bakmak ve Venüs XI gemisine sinyal vermektir. Su yüzeyine çıkıp arkadaÅŸlarına bakalar, bulamayınca Venüs XI’e sinyal verirler. Tüm bu aksiliklere raÄŸmen, komutan Nickolson sadece aÅŸkı Monika ve onunla kuracağı yuvayı düşünmektedir, alacağı askeri ceza bile önemsizdir artık.
Yegane görevi kuzey denizinde buzla kaplı olan yerlere dinamitle havuzlar açma olan, Poseidon 1 Denizaltı görevini yapar ve Norfolk donanma üssüne geri döner. Dönüş yolculuÄŸunda bir hayli sıkıntılı olan komutan Nickolson, denizaltı üsse yaklaÅŸtıkça daha da sıkılır. YiyeceÄŸi cezayı ve Monika Hermann’ı düşünmektedir.
Amiral Adam, Porseiden I Gemisini törenle karşılar ve gemi komutanı Nickolson’a teÅŸekkür eder. Komutan Nickolson hale sıkıntılıdır. Amiral Adam ile göz, göze gelmekten çekiniyordur. Amiral Adam Nickolson‘ı odasına davet eder. Odada karşılıklı konuÅŸmaya baÅŸlarlar. Nickolson, her ÅŸeyin sorumluluÄŸunu taşıdığını ve cezasını çekmeye hazır olduÄŸunu belirtrir. Amiral Adam bu konuÅŸmayı takdir eder, ama onu tutuklamak zorunda olduÄŸunu söyler ve yandaki odaya gitmesini söyler.
Büyük endiÅŸe ile yan odaya giden Nickolson’ a hoÅŸ bir sürpriz yapılmıştır. Monika odada onu beklemektedir. İki sevgili birbirlerine sarılarak gelecekle ilgili plan yaparlar.
Amiral Adam, Nickolson’ın Askeri mahkemeye verememiÅŸtir.Nedeni Nickolson’ın; gemisi ve görevinin gizliliÄŸinden dolayı, yargılanmasının güçlü Amerikan Donanmasını yıpratabileceÄŸidir.
Bu arada, kızların aileleri de ikna edilmiÅŸtir. Bu deniz yolculuÄŸunun ve yaÅŸananların gizli kalması için. Amiral Adam her ÅŸeye raÄŸmen, Nickolson’ın iyi bir insan ve iyi bir komutan olduÄŸu söyler.