Hangi Laiklik
Kitabın Adı: Hangi Laiklik
Kitabın Yazarı: Attilâ İlhan
Yayınevi: Bilgi Yayınevi, Ankara,1995
Attilâ İlhan’ın Hayatı:
15 Haziran 1925’te Menemen’e doÄŸan Attilâ İlhan, Karşıyaka Cumhuriyet İlkokulu’nu ve Karşıyaka Ortaokulu’nu bitirdi. İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıftayken Türk Ceza Kanunu’nun 141. Maddesine aykırı davrandığı gerekçesi ile tutuklandı, okuması engellendi. Danıştay kararı ile eÄŸitimini sürdürdü. İstanbul Işık Lisesi’ni bitirdikten sonra, İstanbul Hukuk Fakültesi’ni yarıda bıraktı. 1949-1965 yılları arasında, aralıklarla altı yıl Paris’te yaÅŸadı. Ali KaptanoÄŸlu adıyla senaryolar yazdı. Demokrat İzmir Gazetesi’nin genel yayın yönetmenliÄŸini ve baÅŸyazarlığını yürüttü.
Ankara’da Bilgi Yayınevi’nin danışmanlığını yaptı(1973-1979). ÇeÅŸitli dergi ve gazetelerde köşe yazıları ve sinema eleÅŸtirileri yazdı.
Yazarın yayımlanan ilk ÅŸiiri 1941’de yazdığı Balıkçı Türküsü’dür. 1946 yılında yazdığı “CebbaroÄŸlu Mehemmed” ÅŸiiri CHP ÅŸiir ödülünü kazandı. Kısa sürede ÅŸiir, denme ve eleÅŸtirileriyle, edebiyat dünyasında kendine özgü bir yer edindi.
Attilâ İlhan, şiirde Garip ve İkinci Yeni akımlarına şiddetle karşı çıktı. Mavi Hareketi adlı toplumsal gerçekçi bir şiir akımı başlattı. Sanat hayatının ilk dönemlerinde takip ettiği Nazım Hikmet çizgisinden ayrılarak, karmaşık ve bireysel bir duyarlılığa yöneldi.
Eleştiri, deneme ve romanlarında ise toplumsal gerçekçiliğe bağlı kaldı.
Düşünceleri:
“Benim formasyonum solculuk. Ben başından beri aynı istikamette yaÅŸamışımdır. Haya tarzım da solcudur.” ifadeleriyle, düşünce yapısının ana hatlarını çizen Attilâ İlhan’ın sol anlayışı; daha çok, burjuva temeline dayanan ve milli çizgide bir anlayıştır.
Bu yönüyle diÄŸer sol aydınlardan ayrılan Attilâ İlhan, aydınları kıyasıya eleÅŸtirir. Onları bilinç deÄŸil inanç aydını olmakla suçlar ve aydınların düşüncelerinin dogmatik olduÄŸunu savunur. Attilâ İlhan ’a göre II. Dünya Savaşı’ndan beri, Türk aydını halktan kopmuÅŸtur ve bir alafrangalık özentisi içindedir. Ve bu yönleriyle Tanzimat dönemindeki Batıcılara benzemektedir. Attilâ İlhan bu düşüncelerini savunurken, baÅŸta İnönü olmak üzere cumhuriyet dönemi siyasetçilerini ağır bir ÅŸekilde eleÅŸtiriyor ve Batı’ya bakışımızın yanlış olduÄŸunu söylüyor.
Attilâ İlhan’a göre, Batı’ya körü körüne baÄŸlanmak da, O’na büsbütün sırt çevirmek de aÅŸağılık psikolojisinin ürünüdür. DoÄŸru olan Batı’ya akıllıca bakmaktır. Batı’da geçekten evrensel olan bilimsel düşüncedir. Gerekli olan bu düşünceyi yakalayabilmektir.
Bu düşünceye paralel olarak Attilâ İlhan, “Kendimizi AB’ye veya ABD’ye ÅŸartlandırmamalı; onların OrtadoÄŸu’daki jandarması konumuna düşmemeliyiz.” diyor. Ve Türkiye’nin iyiliÄŸinin, sadece kendi menfaatine dayanan bir Avrasya politikasından geçtiÄŸini söylüyor.
Toplumsal alanda ise Attilâ İlhan, ümmetlikten millet yapısına geçmiş olan Türk halkının, laik ve milli bir anlayışı benimsemesi gerektiğini düşünüyor.
Attilâ İlhan’ın bu ÅŸekilde özetleyebileceÄŸimiz düşünce yapısının tamamen diyalektiÄŸe dayandığını görüyoruz. Attilâ İlhan hiçbir düşünceyi, basmakalıp bir ÅŸekilde, olduÄŸu gibi kabul etmiyor. Bütün düşünceleri bir tez-antitez-sentez ürünü olarak ortaya çıkıyor.
Attilâ İlhan’ın bir baÅŸka özelliÄŸi de Atatürk’e büyük bir hayranlık duyması, ve bütün düşüncelerine temel dayanak noktası olarak O’nu almasıdır.
I.BİÇİM
A.ESERİN DİL VE ANLATIMI
Dilde özleÅŸmeye karşı olan Attilâ İlhan’ın bu tavrı, “Hangi Laiklik” adlı eserinde de görülüyor. Kitapta hem doÄŸu hem de batı dillerinden dilimize geçmiÅŸ pek çok sözcük göze çarpıyor. Bazı kelimeler de orijinal yazımları hiç deÄŸiÅŸtirmeden kullanılmış.
Cümleler yalın değil ve genelde uzun ; fakat anlaşılır.
Kitap, sanat değil, düşünce yönüyle öne çıktığı için; sanatlı ifadelerden ve süslü anlatımlardan pek söz edemeyiz.
B.BETİMLEMELER
Kitap, bir roman ya da öykü olmadığı için, betimlemelerden çok fazla bahsedemiyoruz. Sadece birkaç yerde bulunan betimlemeler, genelde sanatlı bir anlatıma sahip.
C.ESERİN ETKİLEYİCİLİĞİ, SÜRÜKLEYİCİLİĞİ, AKICILIĞI
Eserin çok akıcı olduğu söylenemez, bunun sebebi cümlelerin uzunca olması, yabancı kelimeler içermesi ve yazarın değişik bir imla kullanmasıdır.
Fakat buna rağmen kitap sürükleyici; içeriğinin zenginliği insana sürekli bir okuma isteği veriyor. Bu da kitabı çok kısa bir sürede bitirmemi sağladı. Ayrıca kitap insanı sürekli düşünmeye ittiği için etkileyici.
İÇERİK
Eser, yazarın 90’lı yılların ilk yarısında çeÅŸitli gazetelerde yayımlanan, denemelerinden oluÅŸuyor. Kitabın adı “Hangi Laiklik” olmasına raÄŸmen, laiklik bu kitapta ele alınan konulardan sadece biri.
Eserin ilk bölümünde, yazar -Sistem- adını verdiÄŸi batı ülkelerinin, kendi çıkarlarını korumak için Türkiye’yi bir baÅŸa olarak kullanmalarından bahsediyor. Batı’nın, bize dostça yaklaÅŸmasının altında derin bir art niyet olduÄŸunu, Batı’nın sürekli kin ve nefretini dışa vurduÄŸunu anlatıyor. Ve Türkiye’nin Batı’nın çıkarlarına alet olmaması gerektiÄŸi söylüyor.
Attilâ İlhan, daha sonraki bölümlerde, Türkiye’de deÄŸerlere ve düşüncelere olan bakışlardaki yanlışlara deÄŸiniyor. Türk aydınının batılı olmak adına, kendi deÄŸerlerine yabancılaÅŸtığını söylüyor; aydınları alafranga ve yozlaÅŸmış olmakla suçluyor.
Son kısımda ise, Türkiye’de geliÅŸen ÅŸeriat tehlikesine dikkat çekiliyor ve bu tehlikeyi ortaya çıkaran sebepler, aydın kesimin halktan kopuk olmasının halkta doÄŸurduÄŸu tepki ve batılı güçlerin (sistem) komünizm tehlikesine karşı, dinci akımları beslemiÅŸ olması olarak gösteriliyor. Bu arada siyasi İslam’ın yanılgı ve yanlışlarına da dikkat çekiliyor.
TÜR
Kitap, köşe yazılarından oluşmuş, fakat bu yazılar günlük politika ve polemiklerden çok, fikir tartışmalarına yer verdiği için, deneme türünde olduğu söylenebilir.
Ayrıca kitabın yazarın deneme/anı serisi içinde yayınlanmış olması da bunu destekliyor.
DEĞERLENDİRME
Bu kitabı seçmemin temel sebebi, Attilâ İlhan’ın düşüncelerine uzun bir süredir ilgi duyuyor olmamdı. Roman türünde eser okumayı sevmemem de bu kararıma yön verdi.
Eser, başından sonuna kadar beni sürekli düşünmeye sevk etti ve pek çok konuda, düşüncelerimin netleşmesini sağladı.
“Hangi Laiklik” i son okuduÄŸum kitaplardan, “Türk Basını’nda Kalem Kavgaları”, Siluetini SevdiÄŸimin Türkiyesi” , “1984” ve “Hayvan ÇiftliÄŸi” ile karşılaÅŸtıracak olursam, bu kitapların hepsinin 20. Yüzyıl siyaseti ile ilgili olmasını bir ortak özellik olarak söyleyebilirim.
Eserin söz dağarcığıma katkısı:
komprador: aracı, yerli ortak
Ayrıca eser, adını daha önce duymadığım bazı kiÅŸileri de tanımamı saÄŸladı. Bunların en önemlileri, ırkçılığın teorisini kuran Gobineau ve Chamberlain ile CIA’ in OrtadoÄŸu konusunda uzman analisti G. Fuller’dir.