Binoyun Oyun Oyna

25 Ocak 2012

Kullanıcılarımız için oluÅŸturmuÅŸ olduÄŸumuz sitemiz aracılığı ile en yeni oyunların bulunduÄŸu ulaÅŸabilmektesiniz. En kaliteli oyun siteleri olan ve kelimelerinde sık sık karşımıza çıkan site tanıtımı yapmaktayız. Sürekli olarak sayfalarımızın güncellendiÄŸiniz hatırlatmak isteriz. Favori oyunlar’ınızı özel olarak listenize ekleyebildiÄŸiniz için, sonradan gelseniz de tekrar aynı oyunları oynayabiliyorsunuz. Oyun oynamak için sitemizi kullandığınız için memnun olacaksınız. Sonrasında zaten saatlerce sitemiz aracılığı ile oyun oyna keyfine eriÅŸip oyun sitemizden çıkamayacaksınız. En güncel oyunlar kendi sunucularımızda idare edilen oyun oyna sitemizde barınmaktadır.

Yıllardan beri kız oyunları adı altında alışkanlık haline gelmiş olan barbi oyunu oynamak içinde sayfalarımızı ziyaret edebilirsiniz.. Ayrıca beğenmiş olduğunuz oyunlarımız için favori oyunlar bölümümüz ve özel bir butonumuz bulunmaktadır. Boş vakitlerinizi değerlendirmek isterseniz, sitemiz aracılığı ile birçok güncel oyunu oynayabilirsiniz. oyun mak için bizi tercih edin.

Binoyun dövüş oyunları oynama sitesi

25 Ocak 2012

Google arama motoru içerisinde yer alan oyun sitelerinin dışında farklı oyunları barındıran bir site ile yayın yapıyoruz. Çünkü bu sitede ağırlık olarak dövüş oyunu oynanmaktadır.

En güncel dövüş oyunları için sitemizi ziyaret edebilirsiniz. Üyelik almadan kısıtlamasız olarak tüm oyunları oynayabilmektesiniz. Güncel oyunlarımıza ulaşmak için lütfen iletişim sayfa referanslarımızdan gerekli linkleri kullanınız. Sonrasında zaten saatlerce sitemiz aracılığı ile oyun oynama keyfine erişip oyun sitemizden çıkamayacaksınız. En güncel oyunlar kendi sunucularımızda idare edilen oyun oyna sitemizde barınmaktadır. En güncel binoyun.com sitemizdedir.

Binoyun Flash oyun oynama sitesi

25 Ocak 2012

Sitemiz içerisinde kız oyunları adı altında yayınlanmakta olan, barbi oyunları ve çocuk oyunları oynamak için ziyaret etmeniz yeterli olacaktır.

Basit ve kullanıcı dostu olan sitemizde barbi dışında yine birçok oyunu içerisinde barındırmaktadır. İlginizi çeken herhangi bir oyun için bağlantıyı izleyebilirsiniz.

Yıllardan beri kız oyunları adı altında alışkanlık haline gelmiş olan barbi oyunu oynama hastalığı malesef bu yaşlarımızda dahi bizlerinde büyük bir sorunu olmakta. Aslında şikayetçi de sayılmayız. Oyun oyna mak için çeşitli imkanlarımızın yanı sıra çeşitliliği de artık günümüzde bulabiliyoruz. Sizlerde bağlantıları izleyerek

Play Monk İlk Facebook Oyununu Yayınladı

16 Ocak 2012

Gelişen teknoloji ile insanların günün büyük bir çoğunu internet başında geçirmesine bağlı olarak kişiler yeni alternatifler etrafında toplanmıştır. Günün yorgunluğunu büyük oranda atmak isteyen insanlar sıkıntı ve problemlerden uzaklaşmak için bilgisayar oyunlarına yöneliyorlar. Siz de yeni Play Monk İlk Facebook Oyunu ile eğlencenin tadını çıkaracaksınız. İnternet ortamında daha keyifli ve hoşca vakit geçirebileceğiniz yepyeni oyunlarıyla PlayMonk İlk Facebook Oyununu Yayınladı.Bilgisayar oyunu oynayanalrın çoğu, zamanlarının büyük çoğunluğunu evde Ya da internet başında geçirmektedir. Bu olumsuz bir durum gibi görünse de yapılan araştırmalara göre internette oyun oynayan bireylerin normal insanlara göre daha araştırmacı ve olayları daha hızlı çözümleme yeteneğine sahip olduğu belirtilmiştir. Teknolojinin olumlu kazanımlarından biri olan oyunlar , dikkat problemi olan bireyler için oldukça geliştiricidir. Küçük, büyük demeden herkesin oynadığı oyunlar insanların dikkatlarini toplamsına da yardımcı olur.

Siz oyunseverler için playmonk.com İlk Facebook Oyununu Yayınladı ve sizlerin kullanımına sundu. Bu oyun size sosyal anlamda da güç ve üstünlük duygusunu aşılayarak başarınızı günlük hayatta uygulama çabası sağlayacaktır. İnsanlara kısıtlamak yerine yeni alternatif ve seçenekler sunan sitemiz yeni oyunlarıyla karşınızda. Siz de bu oyun sayesinde enerjinizi beceri ve yaratıcılığa dönüştürün. Bilgisayar oyunları zeka konusunda oldukça faydalıdır.

Levha TektoniÄŸi

06 Kasım 2007

Levha Tektoniği LEVHA TEKTONİĞİ

Yeryuvarın yapı ve hareketlerini tüm olarak konu edinen Levha Tektoniği (Plate Tectonics) kavramına göre ;Yerin dış kısmını oluşturan 70-100 km. kalınlıkta ve rijit özellikteki Litosfer büyük ve birkaç küçük levhadan meydana gelmekte ve bu levhalar (Plates) Üst Mantonun Litosfere kıyasla daha yumuşak ve kısmen akıcı bir bölgesi olan Astenosfer veya düşük hız zonu üzerinde kaymakta; hareket halinde bulunmaktadır.

Dünyanın katı olan en üst katmanı Litosfer (Taşyuvar), onun en üst kesimi ise Kabuk adı ile bilinir. Litosfer daha altta yeralan Astenosfer üzerinde hareket etmektedir.

Litosferi birbirinden farklı yönlere hareket eden birtakım parçalardan oluşmaktadır. Levha (Plate) adı verilen bu Litosfer parçalarının milyonlarca yıldır süregelen hareketleri kıtaların ve okyanusların oluşmasına ve bu uzun süreçte Dünyamızın şeklinin sürekli olarak değişmesine neden olmuştur. Jeolojinin levhaların hareketlerini inceleyen dalına Levha Tektoniği adı verilmektedir.Aşağıdaki harita bugün dünyamızdaki başlıca levhaları göstermektedir

Genellikle senede birkaç santimetre mertebesinde olan levha hareketleri bilhassa levha sınırları boyunca kayaların sıkışmasına, gerilmesine, kaymasına ve şiddetle deforme olmasına yolaçmaktadır. Bu hareketler sonucunda kayaların belli düzlemler boyunca kırılmasına Faylanma,faylar boyunca biriken enerjinin boşalmasına da Depremadı verilmektedir

Levha tektonigi kuramina gore litosfer olarak adlandirilan yerin ust kismi (kabuk+ust manto) parcalara (levhalara) bolunmustur. Yer icindeki isi kaynagI nedeniyle manto icinde olusan termal konveksiyon hareketleri, yuzeyde bulunan levhalarin hareketinin temel nedenidir. Isinarak yukselen manto malzemesi yukseldikce sogur ve dogal olarak yerin iclerine dogru tekrar batar. Bu konveksiyon hareketi bircok konveksiyon hucresi icinde gelisir. Ancak, levhalarin hareketini saglayan bu olay daha karmasiktir ve litosfere etkiyen cesitli kuvvetlerin kontrolunde meydana gelir. Deprem ve Volkanik hareketin nedeni budur.

Levhaların birbirleriyle etkileşimleri bakımından levha hareketlerini 3 ana başlıkta toplayabiliriz. Uzaklaşma-ayrılma; yakınlaşma-çarpışma; yanal yer değiştirme-sıyırma. Bu hareket türleri, aynı zamanda bu sınırlarda oluşan depremlerin ve volkanik faaliyetlerin niteliklerini de belirler

Uzaklaşan-Ayrılan Levhalar (Divergent Plates)

Birbirinden uzaklaÅŸan levhalar, aralarına astenosferden gelen eriyik kayaçların sızdığı yarıklar oluÅŸturur. Bu eriyik yüzeye çıktıkça katılaşır ve yerkabuÄŸuna eklenir. Astenosfer’den gelen eriyik kuvvet uygulamaya ve böylece levhalar birbirinden ayrılmaya devam eder. Bu ayrılma genelde daha ince olan okyanus tabanında görülür ve Atlas Okyanusu ortasındaki sırt buna çok iyi bir örnektir. Bu ayrılma kıtada meydana gelirse yeni bir okyanus tabanı oluÅŸuyor demektir. DoÄŸu Afrika’daki ayrılma henüz bir deniz oluÅŸması için yeterli deÄŸilse de, gidiÅŸ o yöndedir. Bu tür ayrılmalar, Astenosfer’den gelen eriyiÄŸin katılaÅŸarak Litosfer’e dönüşmesine ve levhaların büyümesine neden olur.

Uzaklaşan levhalar arasında Litosfer çok ince olduğu için, buralarda büyük depremlere yol açacak enerji birikimleri olmaz. Buradaki depremlerin odakları çoğu zaman yüzeye yakındır.

Yakınlaşan-Çarpışan Levhalar (Convergent Plates)

Levhaların birbirine yaklaşması ve çarpışması ise üç değişik şekilde olabilir:

Okyanusal ve kıtasal levha karşılaÅŸmalarında, daha yoÄŸun olan okyanusal levha (yoÄŸunluÄŸu 2.8 - 3.0 gr/cm3) , kıtasal levhanın (yoÄŸunluÄŸu 2.7 gr/cm3) altına dalar (subduction). Alta dalan kısım derinlere indiÄŸinde ergimeye baÅŸlar ve bu magmanın bir kısmı, kıta tarafında yanardaÄŸ kümelerinin oluÅŸumuna neden olur. Güney Amerika Levhası’nın altına dalan Nazca Levhası’nın yol açtığı And DaÄŸları buna bir örnektir.

İki okyanusal levhanın karşılaÅŸmasında da, yine bir levha diÄŸerinin altına dalar. Yukarıdakine benzer ÅŸekilde yüzeye çıkan magma okyanus tabanında yanardaÄŸlar oluÅŸturmaya baÅŸlar. EÄŸer bu aktivite devam ederse, yanardaÄŸ okyanus yüzeyini aÅŸabilecek yüksekliÄŸe eriÅŸir ve adalar oluÅŸur. Filipinler’deki birçok volkanik ada bu ÅŸekilde oluÅŸmuÅŸtur.

İki kıtasal levhanın karşılaÅŸmasında ise, genellikle levhalardan hiçbiri diÄŸerinin altına dalmaz. Levhaların arada sıkışan bölümleri yeni daÄŸlar oluÅŸturur. Himalayalar’ın halen süren oluÅŸumu buna iyi bir örnektir.

Yakınlaşan ve çarpışan levhaların sınırlarında oluşan depremler çok değişik derinliklerde ve büyüklüklerde olabilir. Özellikle bir levhanın diğerinin altına daldığı bölgelerde odakları derinlerde büyük depremler oluşur.

Yanal Yer Değiştirme-Sıyırma (Lateral Slipping)

İki levhanın birbirini sıyırarak yer deÄŸiÅŸtirmesi sırasında Litosfer’de artma veya azalma olmaz. İki levha arasındaki sürtünme çok fazla olduÄŸu için harekete belli bir süre direnç gösterirler. Bu bölgede artan gerilim periyodik büyük depremler ile çözülür. Kuzey Anadolu fay hattı ve Kaliforniya’daki San Andreas fay hattında bu tip levha hareketi gözlenir.

Bu tip levha hareketlerinde oluşan depremlerin odakları çoğunlukla yüzeye yakın veya orta derinliktedir. Sürtünme ve kırılma uzunca bir hat boyunca oluşabileceği için büyük depremler meydana gelebilir

geovisit();

LEVHALAR VE LEVHA TEKTONİĞİ

KARA KÜTLELERİNİN SON 500 MİLYON YILLIK YOLCULUĞU

Antik süperkıtta Pangea ve onun çevresinde görülen ve bugünün Pasifik Okyanusu’nu oluÅŸturacak olan Panthalassa Okyanusu görülmektedir.

Kuzey’de Laurasia isimli bugünkü Kuzey Amerika ve Avrasya Kıtaları’nı içine alan büyük bir kııta, güneyde ise Gondwana isimli ve bugünkü Güney Amerika ile Afrika Kıtaları’nı içine alan ayrı bir kıta mevcuttur. Bu iki antik büyük kıtanın yanı sıra, Hindistan Yarımadasıının, Avustutya’nın, Madagaskarın ve Antartika Kıtası’nın yavaÅŸ yavaÅŸ ÅŸekillendiÄŸini görüyoruz.

Kuzey ve Güney Amerika K?talar? yavaÅŸ yavaÅŸ diÄŸerlerinden ayrılarak, Atlantik Okyanusu’nun aluÅŸmasına olanak vermiÅŸlerdirAlman Jeofizik Uzmanı Alfred Wegener (1880-1930)’ in, ilk defa 1915 yılında yayınladığı bir makalede belirttiÄŸi gibi yeryüzündeki kara parçaları 500 milyon yıl kadar evvel birbirlerine yapışık olarak, Pangea ismi ile Güney Kutbu’ nda bulunuyordu. AÅŸağıda 540 milyon yıl öncesinden bu yana, yerkabuÄŸunun geçirdigi evreler görülmektedir.

Dünyanın yaşı 4.6 milyar, guneÅŸin yaşı ise yaklaşık 5.5 milyar yıldır. GüneÅŸin Hidrojen kaynağının 5 milyar yıl sonra tükeneceÄŸi tahmin edilmektedir. Dolayısı ile, dünyamızın da en az 5 milyar yıl daha ömrü vardır denilebilir. Yeryüzü kıta coÄŸrafyasının bugünkü ÅŸeklini almasi için 540 milyon yıl geçtiÄŸi düşünülürse, böyle bir cografyanın, yeryüzünde en az 9 (dokuz) kere degiÅŸtiÄŸi ve bundan böyle de, en az 9 (dokuz) kere daha ÅŸekilden ÅŸekile gireceÄŸi varsayılabilir. YerkabuÄŸunu oluÅŸturan okyanus ve katı parçaları (ki bunlara "levha" diyoruz), bir gölün üzerine serpiÅŸtirilmiÅŸ sallar gibi birbirlerine çarparlar, birbirlerinin altına girerler veya birbirlerine sürtünüp, sıyırarak hareket ederler. Hareket hızları, yılda 3 cm ila 15 cm arasındadir. Arabistan levhası kuzey-kuzeydoÄŸu doÄŸrultusunda yılda 4.5 cm hızla ilerleyerek, Anadolu levhasını devamlı sıkıştırmaktadır.. Türkiye’de meydana gelen depremlerin esas nedeni de, Arabistan levhasının bilinen bu hareketidir.

Kıtalar yavaş yavaş birbirlerinden ayrılıp saat akrebinin ters yönünde ve kuzeye doğru hareket etmektedirler.

Kıtaların birbirinden aynlması gitlikçe belirgin hale gelmektedir.

Kıtalar böylece bugünkü mevcut konumlarına gelmişlerdir. Ancak bu konum da geçicidir.Çünkü kıta hareketteri aynen devam elmektedir. Bugünden 500 milyon yıl sonra, yeryüzünün coğrafyasınıı tanımak mümkün olmayacaktır. Uzay çağının ölçüm teknikleri ile ayağımızın altındaki kıtaların bu inanılmaz hareketinin ileride yepyeni hir dünya coğrafyası oluşturacağı bilinmektedir. Mesala, bunyan I 00 milyon yıl sonra Afrika ve Arabislan llevhalarının hareketleri nedeni ile, Akdeniz , Karadeniz ve Ege. denizi tarihe. karışacak, Afrika ve Anadalu Avrupa ile birleşecektir.

YERKABUĞU SÜREKLİ HAREKET EDER

Derinlik arttıkça sıcaklığı artan yer içinde büyük boyutlu ısı hareketi vardır. Bu hareket, "levha" olrak adlandırılan yeryüzünü kaplayan katı ve kırılgan kabuk parçalarının hareket etmesine neden olmaktadır. Bu hareket sırasında levhalar birbirlerinden koparlar, birbirlerine göre yanal hareket ederler veya birbirlerine çarparlar.

Levha tektoniğinin keşfi ve gelişmesinde depremler önemli rol oynamıştır. Depremler levhaların birbirlerini dokunduğu sınırda oluşan deformasyon ve kırıklarla ilişkili olduğundan deprem dışmerkezleri ( yada merkezüsleri) levha sınırlarını belirler. Şekilde görülen deprem odaklarının belirgin sınırlar boyunca oluşturduğu diziler "Deprem Kuşakları" olarak adlandırılır

OKYANUS ORTASI SIRTLAR VE LEVHA SINIRLARI

Levhaların birbirlerinden uzaklaÅŸtığı sınırlarda maÄŸmadan çıkan malzeme sınırın her iki yanındaki levhaları yana doÄŸru iter. Bu olay genellikle okyanus ortası sırtları oluÅŸur. Yanal atımlı hareketle iki levha ortak sınıra paralel olarak hareket ederler. Kuzey Anadolu Fayı ve Kuzey Amerika’ daki San Andreas Fayı bu tür yanal atımlı sınırlardır. Levhalar, sınırları boyunca, birbirlerine göre sürekli hareket halindedirler. Levhaların birbirlerine göre yer deÄŸiÅŸtirme deÄŸerleri yılda birkaç santimetreden onlarca santimetreye kadar olabilirler.

OKYANUS ORTASI SIRT

Okyanus ortasındaki açılma nedeiynle Okyanus Levhasının kıta levhası altına dalış hareketi

Yer Kabuğu Hareketinin Şematik Anlatımı

SICAK NOKTALAR (HOT SPOTS)

Sıcak Noktalar (Hotspots)

Depremlerin ve volkanik aktivitenin büyük bir kısmı levha sınırları çevresinde oluşur. Ancak volkanik kökenli olan Hawaii ve çevresindeki adalar örneğinde olduğu gibi levha sınırlarına çok uzak volkanik oluşumlar da vardır. Bunlar mantoda sıcaklığı çok yüksek olan ve bu nedenle sıcak nokta adı verilen küçük bölgelerden yerkabuğu dışına kadar yükselen magma etkisiyle oluşur. Levhalar hareketli ama sıcak noktalar sabit olduğu için sıra sıra yanardağlar veya yanardağ adaları ortaya çıkar.

Türkçe’de Cümle ÇeÅŸitleri Testleri

06 Kasım 2007

CÜMLE ÇEŞİTLERİ

1. Aşağıdakilerden hangisi bir eylem cümlesi değildir?

A) Tek eğlencem, kitap okumaktı.

B) Her sayfa onu dakikalarca oyalar.

C) Kitaba karşı ilgisi iyice arttı.

D) Davranışlarınız hoşuma giderdi.

E) Herkes erkenden işi bıraktı.

2.Aşağıdaki dizelerden hangisi, yüklemine göre diğerlerinden farklıdır?

A) Açılan bir gülsün sen yaprak yaprak

B) Yeşil pencerenden bir gül at bana

C) Bir alev yağmurudur gözlerinin her bakışı

O) Seslemdeki her nağmede hâlâ sesin var

E) Gönlüm, yaz olduğunda Bebek bahçesindedir

3. Aşağıdaki cümlelerden hangisi, öğelerinin dizilişine göre "Öldük, ölümden bir şeyler umarak" dizesi ile özdeştir?

A) Güneşin batmak istemediği besbelli.

B) Neler vâdetmiyor akar suyun sesi.

C) Vefasız sandığımız turnalar döndü.

D) Çiçek açmış ağaçlar ne güzeldi.

E) Ben, dünyadan habersiz bir çocuğum.

4Aşağıdakilerden hangisinde eksiltin bir cümle vardır?

A) insanı bazen kendi yalnızlığı çağırır.

B) Öfkeleri, ümitleri, susuşları diner bir gün.

C) insan, sevgisiz kalabilir mi hiç?

D) Bütün doğaya hakim olan sessiz bir çığlık.

E) Hüzünleri, sevdaları, hayalleri vardır onun.

5. Aşağıdaki dizelerin hangisi, yüklemi bakımından "En sevdiği mevsim ilkbahardı." cümlesi ite özdeştir?

A) Gözlerinden göğüme sayısız yıldızlar akar

B) Yüzüme kar yağıyor sanki elinmiş gibi

C) Bir yol buldum öteye geçerek gözlerinden

D) Bir kurtuluştur o an çağrılsa senin adın

E) Bir bakışın can verdi kurumuş toprağıma

6.Aşağıdakilerin hangisi, öğelerinin dizilişi yönüyle farklıdır?

A) Bir gönül yangınıdır günlerini karartan.

B) Islak bir yosun gibidir ay ışığı aynada.

C) Ay, odaya düşürdü solgun yaprağını.

D) Işık dalgalarıyla yıkanıyor kıyılar.

E) Bu güzellikler, bu sevinçler hep bizim.

7. Aşağıdakilerden hangisi kurallı bir isim cümlesidir?

A) Yollar, her zaman olduğu gibi yine tenhaydı.

B) Günlerce sürer bu bitmeyen yolculuk.

C) Şarkısını dinleyeceksin serin esen rüzgârların.

D) Yıldızlar gökyüzünde şimşek gibi savrulur.

E) Fıstıkların sesidir dallarda (pıtırdayarak açılan.

8. Aşağıdaki cümlelerden hangisi yüklemine göre farklıdır?

A) Kaldırımlarda boy boy insan gölgeleri kımıldar.

B) Kızgın güneş altında uyuyan bir denize benzersin.

C) Gürül gürül akan çeşme başında biz yine susuzuz.

D) Bir gün ne gökyüzü para eder, ne deniz kenarı.

E) Benim de tabutumu taşıyacak üç beş dost bulunur.

9. Aşağıdakilerden hangisi yüklemine göre diğerlerinden farklıdır?

A) Senin güzelliğin cihanda, bir saltanatın güzelliğiydi.

B) Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik.

C) Bugün her zamankinden daha sevinçliyim.

D) Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık.

E) Sabaha doÄŸru hava birden soÄŸumuÅŸtu.

10.Aşağıdakilerden hangisi devrik bir isim cümlesidir?

A) Birer ikişer güverteye çıktı yolcular.

B) Akşam olunca duydu yalnızlık acısını.

C) Onu bu kadar öfkeli görmemişti ailesi.

D)Tahmin edemeyeceğin kadar azdı çocuğun parası.

E) Hastaneye gelir gelmez ameliyathaneye alındı.

YANITLAR : 1A 2B 3B 4D 5D 6E 7A 8C 9E 10D

CÜMLE ÇEŞİTLERİ TEST - 2

1. Aşağıdaki cümlelerin hangisi anlamca olumludur?

A) Böyle boş gezmek iyi değil.

B) Onun bu yaptıklarını anlamak mümkün değil.

C) Hareketleriyle bize ümit vermiyor değil.

D) Hâlâ bu İşi anlamış değil.

E) Onun davranışları çok samimi değil.

2. Aşağıdaki cümlelerden hangisi anlamca olumludur?

A) Ne ders çalışıyor, ne ödevini yapıyor?

B) Bu tehditlerden korkacak deÄŸilim.

C) İstanbul’un bazı semtleri hâlâ susuz.

D) Ben sizi hiç düşünmez iniyim?

E) Parasız kaldık diye toprak mı satılır?

3. Aşağıdaki cümlelerin hangisi şart cümlesidir?

A) O kitabı ararsan kütüphanede bulabilirsin.

B) Çalışan insan bir gün karşılığını görür.

C) Böyle olacağını daha önceden söylemeliydin.

D) Yarışmayı kazanacağını önceden biliyordu.

E) İşe gelmiyor ki görelim.

4. Aşağıdaki cümlelerden hangisi, anlamca diğerlerinden farklıdır?

A) Yalnızım diye hayıflanmayasın.

B) Görmeyeyim gözyaşını annemin.

C) Her gece rüyama giren sen değilsin artık.

D) Gençlik, gözünün yaşma bakmadan geçer.

E) Varsın can yoldaşım olmasın

5. Aşağıdaki cümlelerden hangisi şekilce olumsuz olduğu halde anlamca olumludur?

A) Vefasızlığımı o henüz anlamış değil.

B) Bu sözler, yarama merhem olacak değil.

C) Ne dünkü, ne de bu günkü konuyu kavramış değilim.

D) Senin aradığın adam ben değilim.

E) Göklerde uçmayı istemiyor değilim.

6. Aşağıdaki cümlelerden hangisinde şart anlamı vardır?

A) Åžu kitabı okusam …

B) Biraz güneÅŸte kararsam …

C) Ah, oraya bir varsam …

D) Seni okulda bulursam ..

E) Bunu öğretmenime sorsam …

7. Aşağıdakilerden hangisi bir şart cümlesidir?

A) Robinson, ne İmreniyorum sana busen.

B) Bana da göstersen adana giden yolu.

C) Adan hala batmadıysa beni de götürsen.

D) İsterim tercümanım olasın, tan itası n beni balıklara.

E) Vahşi hayvanlara: "Bizdendir" diyesin benim için.

8. Aşağıdaki cümlelerden hangisi yüklemine göre diğerlerinden farklıdır?

A) Taştın yine deli gönül.

B) Suyum alçaktan çekerim.

C) Dönüp yükseğe dökerim

D) Görün ben neler çekerim.

E) Derdim vardır dağlar boyu.

9. Aşağıdaki mısraların hangisinde, yüklem tür yönüyle farklıdır?

A) Sefil baykuÅŸ, ne gezersin bu yerde?

B) Yok mudur vatanın, illerin hani?

C) Küsmüş müsün,selamımı almadın?

D) Azat eyleseler uçamaz mısın?

E) Ecel tuzağını açamaz mısın?

10. Aşağıdaki cümlelerden hangisinin yüklemi fiil değildir?

A) Affan Dede’ye para saydım.

B) Sattı bana çocukluğumu.

C) Uçurtmam bulutlardan yüce.

D) Ne güzel dönüyor çemberim.

E) Hiç bitmese horoz şekerim

YANITLAR : 1-C 2-D 3-A 4-D 5-E 6-D 7-C 8-E 9-B 10-C

CÜMLE ÇEŞİTLERİ TEST - 3

1. Aşağıdaki cümlelerden hangisi yüklemine göre farklıdır?

A) Çal, bağlamacı, çal eski türküleri.

B) Dirilt, nağmelerini ataların.

C) Dertli, Emrah, Ruhsati dile gelsinler.

D) Duyur sesini eski ustaların.

E) BaÄŸlaman, ÅŸenliÄŸidir meclislerin.

2. Aşağıdaki dizelerden hangisinde hem isim, hem fiil cümlesi vardır?

A) Susmam seni ürkütmesin, çağlayanlar var içimde.

B) Durma, bana türkü söyle Anadolu’dan.

C) Buralarda gezerdi o, ÅŸurada dinlenirdi.

D) Kalbim niçin bu kadar yabancı, sen niçin yoksun?

E) Hadi tut elimden, bitsin yalnızlığım.

3. Aşağıdakilerden hangisinde bir isim, ek eylem alarak yüklem olmuştur?

A) Çocuğun karnı iki gündür açtı.

B) Bana bütün dertlerini açtı.

C) Sonra da hemen yanımdan kaçtı.

D) Bilmiyorum neleri amaçladı.

E) Oysa her şeyi iyice kavramıştı.

4. Aşağıdaki tümcelerin hangisi devrik,olumsuz, ad tümcesidir?

A) Aradığım hiçbir şey yoktu bu markette.

B) Bir türlü okumayı öğrenememişti.

C) Tatlı bir gülümseme vardı yüzünde.

D) Bu yıl bu dağların karı erimez.

E) İki dakika şurada bekleyemedin.

5. Aşağıdaki cümlelerden hangisinin yüklemi bîr çekimli fiil değildir?

A) Derken otomobil çıkıyor yoldan.

B) O, dar gelirli bir memur çocuğuydu.

C) Pencerelerden martıları selamlıyor çocuklar.

D) Artık kavga görülmeyecek o yerlerde.

E) Dağ başında yapayalnız yaşıyor.

6. Aşağıdaki dizelerden hangisi bir isim cümlesi değildir?

A) Kars’ım Ankara’yım, Van’ım, Bolu’yum

B) BoÄŸazlardan aÅŸan fetih yoluyum.

C) Muradına ermiÅŸ Anadolu’yum.

D) Yıldız,"Yıldızınım." diye göz kırpar.

E) Al, yeşil sulardır, akar gördüğüm.

7. Aşağıdaki cümlelerden hangisi isim cümlesidir?

A) Kendisi bir iş arıyor, ama hangi işi, neden aradığını bilmiyor.

B) Son görüşmemizde, seni pek dalgın gördüm.

C) Medeni olmayan bir insanın cesareti kaba bir cesarettir.

D) Çocukluğumda okuduğum bir kitabı dün yeniden okudum.

E) Tren, sıkıntılı bir yolculuktan sonra sabaha karşı İzmir’e vardı.

8. Aşağıdaki cümlelerden hangisi yüklemine göre farklıdır?

A) Büyükler, çocuklara davranışlarıyla örnek olmalıdır.

B) Büyükler hareketlerine dikkat etmek zorundadır.

C) Her insan çevresinden ilgi bekler.

D) Çevresi, çocuğun davranışlarını etkiler.

E) Büyükler,gereksiz yere küçüklere kızarlar.

9. Aşağıdaki cümlelerden hangisi kurallı bir fiil cümlesidir?

A) UnutulmuÅŸ birer birer eski dostlar.

B) Bu bendeki, çölün suya çağrısı.

C) Anılar birer birer gözümde canlandı.

D) Sakın çıkma patika yollara.

E) Manda yuva yapmış söğüt dalına.

10. Aşağıdaki cümlelerin hangisi öğelerin dizilişi yönüyle diğer dördünden farklıdır?

A) Ilgaz Anadolu’nun sen yüce bir dağısın.

B) Süleyman Bey’in kızı çok çalışkanmış.

C) Dün hava çok yağışlı idi.

D) Gün doğar, zümrüt tepelerin ardından.

E) Gelenlerden haberim yok deÄŸildi.

YANITLAR : 1-E 2-A 3-A 4-A 5-B 6-D 7-C 8-B 9-C 10-D

Türkçe’de Cümle Öğeleri Testleri

06 Kasım 2007

CÜMLE ÖĞELERİ TEST - 1

1. Aşağıdakilerden hangisi, öznenin özelliklerinden olamaz?

A) Fiillerin mastarları özne olabilir.

B) İsimlere getirilen hal eklerini alabilir.

C) Şahıs ve soru zamirleri özne olabilir.

D) İsim ve sıfat tamlamaları özne olabilir

E) Eylemi yapan kişiyi gösterir.

2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde adlaşmış sıfat nesne görevinde kullanılmıştır?

A) Hırsız, kısa bir süre sonra yakalandı.

B) Yalancı adamı hemen susturdular.

C) Gençlere her zaman sahip çıkmalıyız.

D) İhtiyarı, bu yaz ziyaret edeceklermiş.

E) Dilenciye on bin lira verdi.

3. Aşağıdaki cümlelerin hangisi "kim, ne zaman, neyi ve kime?" sorularının tümüne cevap vermektedir?

A) Okulun bahçesinde top oynarken gözlüğü kırılmıştı.

B) Bu kitabı, doğum günümde bana edebiyat öğretmenim almıştı.

C) Öğrenciler, akşamları ders çalışmayı pek sevmezler.

D) Sizde fazla olan kitapların bazısını bir arkadaşınıza verebilirsiniz.

E) O, bu yıl sosyal etkinliklere katılmayı hiç düşünmedi.

4. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde nesne yer almamıştır?

A) Küçük kardeşi bu yıl okula başlıyor

B) Çiçekçiye uğrayıp üç kırmızı gül aldım.

C) O, "Altın Kelebek" ödülünü bileğinin hakkıyla aldı.

D) Doğum gününde ona, sadece bîr kalem alabildik.

E) Şehirlerden kaçıp gitme düşüncesini içimizden atamadık.

5. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde soru, özneyi bulmaya yöneliktir?

A) Üstüne yorgan mı örttüler?

B) Doktora dün beni mi sormuş?

C) Çocuğun başına taş mı düşmüş?

D) Yarışmaya seni mi gönderecekler?

E) Kendisi bu iÅŸi baÅŸarabilir mi?

6. "Onlar her yerde onun karşısında idiler."

Cümlesinin öğe dizilişi aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

A) Özne + Z. Tümleci + Nesne + D. Tümleç + Yüklem

B) Özne + D. Tümleç + D. Tümleç + Yüklem

C) Özne + D. Tümleç + Yüklem

D) D. Tümleç + Özne + Yüklem

E) D. Tümleç + Özne + D. Tümleç + Yüklem

7. Yıllar öncesinin solgun eylül, ekim ayları, asırlık çınarlar ve titrek yapraklar arasında dönüp duruyor benimle birlikte.

Cümlesinin öznesi aşağıdakilerden hangisidir?

A) Eylül, ekim ayları.

B) Solgun eylül, ekim ayları

C) Yıllar öncesinin solgun eylül, ekim ayları

D) Asırlık çınarlar ve titrek yapraklar

E) Benimle birlikte

8. Aşağıdaki cümlelerden hangisi "ne, neyi, nerede" ve "nasıl" sorularının tümüne cevap vermektedir?

A) Ahmet toplantıda sana ne söyledi?

B) Orada bulunanlar, konuyu tartıştı.

C) Kuş, yuvasında yavrularını sevgiyle besliyordu.

D) Çocuklar bahçede oynamaya başladı.

E) Terbiyeli çocuk, herkese saygılı davranır.

9. "Öğrencileriniz son günlerde neler okuyorlar."

Sorusuna verilecek cevap, cümlenin hangi öğesi olur?

A) Özne

B) Nesne

C) Dolaylı Tümleç

D) Zart Tümleci

E) Edat Tümleci

YANITLAR : 1-B 2-D 3-B 4-A 5-C 6-C 7-C 8-C 9-B

CÜMLE ÖĞELERİ TEST - 2

1. Aşağıdaki cümlelerden hangisi özne ve yüklemden oluşmuştur?

A) Yarışmaya, birden fazla kişinin ortak çalışmayla oluşturduğu yapıtla da başvurulabilir.

B) Türkçe dışındaki dillerde yazılmış yapıtlarla da başvurulabilir.

C) Ödüle aday gösterilen yapıtın bir özeti gönderilmelidir.

D) Ödüle aday gösterilen yapıtlar tekrar incelendi.

E) Adaylar, ödül için birden fazla dalda başvuruda bulunabilir.

2. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, tamlayanı düşmüş isim tamlaması özne görevindedir?

A) Yarışmanın heyecanından elleri tir tir titriyordu.

B) Gökkuşağını gözlerinde gördüm bu sabah.

C) Yazar, romanında gözleme büyük yer vermiş.

D) Şiirine hayran kalacak genç kuşaklar.

E) Onun şiirini anlamak için zamanı geriye çevirmek gerek.

3. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde, öğelere ayırmada bir yanlışlık yapılmıştır?

A) YaÄŸmurlardan sonra / buyurmuÅŸ / baÅŸak.

B) Tutsak bir kekliÄŸin sesiyle / erirdi / kar.

C) Bir ÅŸahdamar gibi / vuruyor / hayaller.

D) Bir gün / gözlerimin / tâ içine / bak.

E) Sen doğu olursan / güneş / sana / gelecektir.

4. Aşağıdaki cümlelerde geçen deyimlerden hangisi, farklı bir öğe olarak kullanılmıştır?

A) Adamcağız, kulağına çalınan her şeye inanıyor.

B) Neyi nerede kullanacağını enine boyuna düşündü.

C) Önüne getirilen her belgeyi, kılı kırk yararcasına inceliyordu.

D) Toplantıda konuşulacak olan her şeyi, kulağını açıp dinlemelisin.

E) Ne yapacağınıza, iş işten geçmeden karar vermelisiniz.

5. Aşağıdakilerden hangisinde "Beni zaman zaman ağlatan bu hazin hatıradır." cümlesinin öğe dizilişi doğru olarak verilmiştir?

A) Özne - Yüklem

B) Belirtili Nesne - Zarf Tümleci - Özne - Yüklem

C) Özne - Belirtili Nesne - Yüklem

D) Özne - Belirtili Nesne - Zarf Tümleci - Yüklem

E) Belirtili Nesne - Özne - Yüklem

6. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde sözde özne kullanılmıştır?

A) Doktor, bu konuşmaların bana çok faydalı olacağını söylüyordu.

B) Yıl sonunda ailem tekrar köye taşınmıştı.

C) Bu resim çarşıda, tahta atın üstünde çekilmiş.

D) Arabalar on beş metre kadar aralıklarla ağır ağır yol alıyorlardı.

E) Sözümü bitirir bitirmez sanki bir yanardağ patlamıştı.

7. Aşağıdaki cümlelerin hangisinde öğeleri ayırmada yanlışlık yapılmıştır?

A) İki saat önce / gelen araba / hâlâ / buradaydı.

B) Seni gördüğüm gün / suratın / asıktı.

C) Köye onlardan önce gittiğimi / bilmiyorlar.

D) İnsanları böylesine sevmek / elbette / kolay değil.

E) Yaşama sevgisi / onda / bütün duyguların üstündeydi.

8. Sanatçının ailesini ziyaret ettikten sonra kimi nereye götürdüler.

Cümlesindeki öğelerin sıralanışı aşağıdakilerden hangisinde doğru olarak verilmiştir?

A) Dolaylı Tümleç - Özne - Zarf Tümleci - Yüklem

B) Zarf Tümleci - Belirtili Nesne - Dolaylı Tümleç - Yüklem

C) Dolaylı Tümleç - Nesne - Zarf Tümleci -Yüklem

D) Dolaylı Tümleç - Nesne - Özne - Yüklem

E) Nesne - Dolaylı Tümleç - Özne - Yüklem

9. "Üzerinde çalıştığı proje, birtakım ilavelerden sonra bitti."

Aşağıdaki cümlelerin hangisi yukarıdaki cümleyle öğelerin sıralanışı yönünden özdeştir?

A) Balığın kokusu yemekhaneden odalara yayıldı.

B) Komşumuzun çocuğu, karşısında beni görünce şaşırdı.

C) Uzun zamandır balık yemediğin belli oluyor.

D) Öğrenci, öğretmeni soru yağmuruna tutmuştu.

E) Olayların bu kadar büyütüleceğini tahmin edememişti.

YANITLAR : 1-C 2-A 3-D 4-A 5-A 6-C 7-A 8-B 9-B

Türk Dili Ve Edebiyatinda Nazim Türleri

06 Kasım 2007

• NAZIM TÜRLERİ

Kahramanlık şiirleri

• Yine soylu savaşçılarla, hükümdarların kahramanlıklarını ağırbaÅŸlı, yüce, dramatik bir üslupla, belirli biçimsel kurallara baÄŸlı kalarak anlatan ÅŸiirlerdir. Genellikle tek tip çalgı eÅŸliÄŸinde okunur ya da hal ÅŸarkısı olarak söylenirler. Halk ozanlarının yapıtları aracılığıyla kuÅŸaktan kuÅŸaÄŸa nakledilirler. Halk edebiyatında yiÄŸitlik, yurt sevgisi gibi konuları ya da tarihsel olayları coÅŸkulu bir anlatımla iÅŸleyen kahramanlık ÅŸiirleri vardır. Åžiir, destan ve koçaklama türünde yazılmışlardır.

Halk şarkısı

• En eski halk edebiyatı biçimlerinden biridir. Sözlü gelenek içinde yaÅŸayan, daha çok duyarak, yani kulaktan öğrenilen ve alilerle sınırlı toplumsal gruplar içinde yayılan ÅŸarkılardır. En belirgin özelliÄŸi, günlük yaÅŸamdaki etkinliklerle yakın iliÅŸkili olmasıdır. Köylerde bu tür etkinlikler ekin, hasat, harman, iplik eÄŸirme, dokuma, bebek uyutma, içki, oyun oynama gibi etkinliklerdir. Halk ÅŸarkılarının haber ve dedikodu iletmek, yerel tarihle, aile kütüklerini belgelemek, bir topluluÄŸun bilgi ve edebiyat birikimini korumak, sürdürmek gibi iÅŸlevleri de vardır.

KoÅŸma

• Halk edebiyatımızda doÄŸa, aÅŸk, ölüm, ayrılık, yiÄŸitlik, toplumsal olaylar gibi konuların iÅŸlendiÄŸi en sık kullanılan ÅŸiir türü. Dörder dizelik bendlerden oluÅŸur. Bend sayısı genellikle 3, 5 arasındadır. Hece ölçüsünün 6+5 veya 4+4+3 duraklı 11’li kalıbıyla yazılır. Åžair koÅŸmanın son bendinde ismini ya da mahlasını söyler. KoÅŸmalar dile gitirilen duygular ve söyleniÅŸlerine göre koçaklama, güzelleme, taÅŸlama, ağıt gibi isimler alır. Karşılıklı konuÅŸma ÅŸeklinde yani "dedim" "dedi" diye baÅŸlayan dizelerle de söylenebilir. Bu tür koÅŸmalara "mürâcaa" ismi verilir. Bütün kafiyeleri cinaslı olan koÅŸmalara "tecnis" denir.

ÖRNEK KOŞMA: Karacaoğlan

ÖRNEK MÜRÂCAA KOŞMA: Kul Nesimi

ÖRNEK TECNİS KOŞMA:

Derd-i dilim arttı yârimin derdim

Seksende doksanda yüzde seyr eyle

Gonca güllerini yârimin derdim

Gerdanda dudakta yüzde seyr eyle

Sel gelince yıkılırmış yar dedim

Al hançeri vur sineye yâr dedim

Yeter cevr ü cefa etme yâr dedim

Cism ü bedenimi yüz de seyr eyle

Çeşmîyâ bin gazel yazdım dîvâne

El bağladım yâre durdum dîvâne

Dedi var yıkıl git behey dîvâne

Aşkın deryasında yüz de seyr eyle

Çeşmi

Koşmalar ezgilerine göre ve yapılarına göre olmak üzere ikiye ayrılır.

Ezgilerine göre koşmalar: Özel bir zegiyle okunurlar ve hece sayısı dikkate alınmaz. Ankara koşması, Acem koşması, Kerem, kesik Kerem, Gevherî, Sümmâni koşması gibi.

Yapılarına göre koÅŸmalar: KoÅŸmalar yapılarına göre 7’ye ayrılır.

Düz koşma: Âşık edebiyatında en sık kullanılar tür. Adi koşma olarak da adlandırılır.

Yedekli koÅŸma: İki ÅŸekli vardır. İlki koÅŸma-mani halidir. KoÅŸma bendlerinin arasına aynı kafiyede bir bayati bendi ya da 7 heceli bend girer. İkincisi yedekli 5’li koÅŸma diye adlandırılır. 8’li hece ölçüsüyle yazılır. İlk bend 5, ikinci ve yedek sayılan bend 4 dizelidir.

ÖRNEK KOŞMA-MANİ: Zülalî

Musammat koşma: Divan edebiyatındaki musammat gazele benzer. İç kafiyeli koşmalardır. Her dizenin birinci ve ikinci kısımları kafiyelidir. 6+5 duraklı kalıpla yazılır.

ÖRNEK MUSAMMAT KOŞMA: Miratî

Ayaklı koşma: İlk bendin dize sonlarına, diğer bendlerin ise sadece son dizelerine ziyade eklenerek oluşturulur. Ziyadeler 5 hecelidir. Genellikle musammat koşma şeklinde yazıldıklarından musammat ayaklı koşma da denir.

ÖRNEK AYAKLI KOŞMA: Gedâyî

Zincirleme koşma: Bendlerinin dördüncü dizesinin kafiyesi bir sonraki bendin ilk dizesinin başında tekrarlanan koşmalardır. Genellikle destanlarda kullanılır.

ÖRNEK ZİNCİRLEME KOŞMA: Zülalî

Zincirleme ayaklı koşma: Zincirleme koşmalara ziyadeler eklenerek yazılır.

Koşma şarkı: Her bendinin dördüncü dizelere aynı olan kavuştaklı koşmalardır.

Türkü

• Türkiye’nin sözlü geleneÄŸinde, bir ezgi ile söylenen halk ÅŸiirinin her çeÅŸidini göstermek için en çok kullanılan ad "türkü"dür. Özel durumlarda ya da ezginin, sözlerin çeÅŸitlemesine göre ninni, ağıt, deyiÅŸ, hava adları da kullanılmaktadır. Türk halk edebiyatı nazım ÅŸekli ve türüdür. Ezgisi yönüyle diÄŸer halk ÅŸiiri türlerinden ayrılır. Türküler genellikle anonimdir. İsimleri bilinen saz ÅŸairlerinin söyledikleri de giderek halka mal olmuÅŸtur. İlk türkü söyleme "Türkü yakmak" diye anılır. Türkü adı Türk sözcüğüne Arapça "ı" eki eklenmesiyle ortaya çıkmıştır. "Türk’e özge" anlamına gelir.

Türkü, Türk halk ÅŸiirinin en eski türlerindendir. Bu kelime ilk defa XV. Yüzyılda DoÄŸu Türkleri tarafından kullanılmıştır. Hikmet DizdaroÄŸlu, Anadolu’da türkünün ilk örneÄŸini Öksüz Dede’nin verdiÄŸini belirtir. Türküler genellikle hece vezninin 7, 8 ve 11’li kalıplarıyla kıtalar halinde söylenir. Her kıta türkünün asıl sözlerinin bulunduÄŸu bend ile nakarattan meydana gelir. Nakarat her bendin sonunda tekrarlanır. Bu kısım baÄŸlama veya kavuÅŸtak diye de bilinir. Türküleri kesin ayrıma sokmak güçtür. Bir yörede yakılan türkü diÄŸer bir yöreye ÅŸekli ve söyleniÅŸ biçimi deÄŸiÅŸerek geçebilir. Türküler ezgilerine, konularına ve yapılarına göre ayrılır.

1. Ezgilerine Göre Türküler

a. Usulsüzler: Uzun havalardır. Divan, koşma, hoyrat gibi çeşitlere ayrılır.

b. Usullüler: Oyun havalarıdır. Bu türe Konya’da oturak, Urfa’da kırık denilir.

2. Konularına Göre Türküler:

Ninniler ve çocuk türküleri, tabiat üzerine türküler, aşk türküleri, kahramanlık türküleri, askerlik türküleri, tören türküleri, iş türküleri, eşkıya türküleri, acıklı olaylarla ilgili türküler, güldürücü türküler, karşılıklı söylenen türküler, oyun türküleri, ağıtlar.

3. Yapılarına Göre Türküler:

a. Mani kıt’alarından kurulu türküler: Birbirleriyle ilgili konularda söylenmiÅŸ manilerin sıralanarak ezgiyle okunmasından meydana gelir.

b. Dörtlüklerle kurulu türküler.

ÖRNEK:

HAVADA BULUT

Havada bulut yok bu ne dumandır

Mahlede ölüm yok bu ne figandır

Adı Yemen’dir gülü çemendir

Giden gelmiyor acep nedendir

Burası MuÅŸ’tur yolu yokuÅŸtur

Giden gelmiyor acep nedendir

Kışlanın önünde redif sesi var

Bakın çantasına acep nesi var

Bir çift kundurayla bir de fesi var

Adı Yemen’dir gülü çimendir

Giden gelmiyor acep nedendir

Burası MuÅŸ’tur yolu yokuÅŸtur

Giden gelmiyor acep nedendir

HAM MEYVE

Çamlığı başında tüter bir tütün

Acı çekmeyenin yüreği bütün

Ziyamın atını pazara çekin

Gelen geçen Ziyam ölmüş desinler

Uzun olur gemilerin direÄŸi

Yanık olur anaların yüreği

Ne sen gelin oldun ne ben güveyi

Onun için açık gider gözlerim

Ham meyveyi kopardılar dalından

Beni ayırdılar nazlı yârimden

Eğer yârim tutmaz ise elimden

Onun için açık gider gözlerim

Benim yârim yaylalarda oturur

Ak ellerin soğuk suya batırır

Demedim mi nazlı yârim ben sana

Çok muhabbet tez ayrılık getirir

TaÅŸlama

• Bir kimseyi yermek veya toplunun bozuk yönlerini iÄŸneleyici bir dille eleÅŸtirmek için yazılan ÅŸiir. Halk edebiyatı nazım türüdür.

ÖRNEK TAŞLAMA: Ruhsatî

Tekerleme

• Sözlüklerde "ağızda yuvarlanan söz, saçma sapan söz, eÅŸsesli kelimelerle kurulu konuÅŸma" anlamlarına gelen tekerleme masal, hikaye, bilmece, halk tiyatrosu gibi bazı edebi türler içinde veya bağımsız olarak söylenen ölçülü ve kafiyeli sözlerdir. Çokluk çocuk folklorunda hoşça vakit geçirmek, konuÅŸma kabiliyeti kazanmak, oyunlarda eÅŸ ve ebe seçmek için bu yola baÅŸvurulur. Masal tekerlemesi, oyun tekerlemesi gibi adlar alırlar. En çok çocuk oyunlarında, masalların baÅŸ, orta ve sonunda söylenirler. Yöreye göre deÄŸiÅŸik isimle de söylenirler. DoÄŸu Anadolu’da döşeme, Güney Anadolu’da sayışma denir. Karagöz ve ortaoyununda muhavere, çocuk oyununda ebe, çıkarmada ise sayışma diyebiliriz. Türk edebiyatında ilk tekerleme örneklerine XI. yüzyıldan itibaren rastlanır. Divanü Lügati’t Türk’te bazı tekerlemeler yer alır.

ÖRNEK TEKERLEME:

YaÄŸ yaÄŸ yaÄŸmur

Tarlada çamur

Teknere hamur

Ver Allahım ver

Sellice yaÄŸmur

Evvel zaman içinde

Kalbur zaman içinde

Deve tellal iken

Sinek berber iken

Ben annemin babamın beşiğini

Tıngır mıngır sallar iken

O yalan bu yalan

Fili yuttu bir yılan

Bu da mı yalan…

Tekerleme

• Âşık fasıllarında, saz ÅŸairlerinin yaptıkları ÅŸiir yarışmaları. Halk dilinde tekerleme, âşıklar arasında tekellüm olarak adlandırılır. Bu tür ÅŸiirler ya söylenmesi zor sözcüklerden meydana getirilir ya da darayak ÅŸeklindedir. Ayak daraldıkça kafiye bulmak zorlaşır. Âşıklardan biri fasal aralarında tekerlemeye baÅŸlar ve yeni bir ayak açar.

ÖRNEK TEKERLEME: Kâtibî

Mani

• BaÅŸta aÅŸk olmak üzere hemen her konuda yazılabilen bir halk edebiyatı nazım türü. ÇoÄŸunlukla 7 heceli dört dezilek bir bendden meydana gelir. Ama dizeleri 4-5-8-10-14 heceli kalıplarla söylenmiÅŸ maniler de vardır. Birinci, ikinci dördüncü dizeler birbirleriyle kafiyeli, üçüncü dize serbesttir. Yani kafiye diziliÅŸi aaxa’dır. Aaaxa düzeninde maniler de var. İlk iki dize hazırlık dizeleridir. Son iki dize ile anlam baÄŸlantısı yoktur. Asıl anlatılmak istenen son iki dizede verilir. Bir çok mani çeÅŸidi vardır. En çok kullanılanlar düz ya da tam mani, kesik mani, cinaslı mani, yedekli mani, artık mani’dir.

Düz mani: Yedişer heceli dört dizeden oluşur. Kafiyeleri çokluk cinassızdır.

ÖRNEK MANİLER:

Akşamlar olmasaydı

Badeler dolmasaydı

Yâr koynuna girince

Hiç sabah olmasaydı

A benim bahtiyarım

Gönülde tahtı yârim

Yüzünde göz izi var

Sana kim baktı yârim

Anne demeye geldim

Kaymak yemeye geldim

Meramım kaymak değil

Yâri görmeye geldim

Bağlarında üzüm var

Mor şalvarda gözüm var

Kaçma yârim uzağa

Sana bir çift sözüm var

DaÄŸlarda gezer oldum

Okuyup yazar oldum

Ben bir güzel uğruna

Kuruyup gazel oldum

Hıçkırık tuttu beni

Tuttu kuruttu beni

Elin oÄŸlu deÄŸil mi

Gitti unuttu beni

Kahve Yemen’den gelir

Bülbül çimenden gelir

Ak topuk beyaz gerdan

Her gün hamamdan gelir

Kesik mani: Birinci dizesi 7 heceden az, anlamlı ya da anlamsız bir sözcük grubu olan maniler. Bu kesik dize sadece kafiyeyi hazırlar. Eğer meydan ve kahvehanelerde söylenen ve ilk dizeleri "aman aman" ünlemi ile doldurulan manilerse bunlara İstanbul manileri denir.

ÖRNEK KESİK MANİ:

Karaca

Aldım aşkın tüfeğin

Vurdum bir kaç karaca

Dünyada bir yâr sevdim

Kaşı gözü karaca

DaÄŸ bana

Bahçe sana bağ bana

Değme zincir kâr etmez

Zülfin teli bağ bana

Ayağı

Kuşlardan bir kuş gördüm

Var başında ayağı

Üstad manici isen

Aç maniden ayağı

Cinaslı mani: Kesik manilerde eğer kafiye cinaslı ise bunlara cinaslı mani denir.

Yedekli mani: Düz maninin sonuna aynı kafiyede iki dize daha eklenerek söylenen maniler. Cinaslı kafiye kullanılmaz, birinci dizeleri anlamlıdır. Yedekli maniye artık mani de denir.

ÖRNEK ARTIK MANİ:

Ağlarım çağlar gibi

Derdim var daÄŸlar gibi

Ciğerden yaralıyım

Gülerim çağlar gibi

Her gelen bir gül ister

Sahipsiz baÄŸlar gibi

Tası yok tası yok

Ne viran çeşme imiş

Su içecek tası yok

Yıkıldı viran gönlüm

Yapacak ustası yok

Şu vefasız dünyanın

Ucu var ortası yok

Deyiş: İki kişinin karşılıklı söylediği manilerdir. Soru yanıt şeklinde düzenlenir. Bir başka kişinin ağzındanmış gibi aktarıldığı şekilleri de vardır.

ÖRNEK DEYİŞ:

Adilem sen naçarsın

İnci mercan saçarsın

Dünya deniz olanda

Gönlüm nere kaçarsın

Ağam derim naçarım

İnci mercan saçarım

Dünya deniz olunca

Ben kuş olup kaçarım

Adilem sen naçarsın

La’l ü gevher saçarsın

Ben bir ÅŸahin olunca

Yavrum nere kaçarsın

Ağam derim naçarım

La’l ü gevher saçarım

Sen bir ÅŸahin olunca

Ben yerlere kaçarım

Adilem sen naçarsın

La’lü gevher saçarsın

Ben azrail olunca

Kuzum nere kaçarsın

Ağam derim naçarım

La’l ü gevher saçarım

Sen azrail olunca

Ben cennete kaçarım

Ninni

• ÇocuÄŸun uyumasının saÄŸlanması ya da aÄŸlamasının durması için, sade bir dille ve hece ölçüsüne göre ezgili olarak söylenen ürünler. Söyleyeni belli olmayan bu ürünler dörtlüklerden ve nakarat bölümlerinden oluÅŸur. Özel bir beste ile söylenir. Bu sözler annenin o andaki ruh durumunu yansıtır. Ninniler genellikle mani türünde bir dörtlükten meydana gelen bir çeÅŸit türküdür. Ninni, Divanü Lügati’t Türk de "balubalu" diye adlandırılır. Öteki Türk boylarında deÄŸiÅŸik isimler verilmiÅŸtir.

ÖRNEK NİNNİ:

Dandini dandini danalı bebek

Elleri kolları kınalı bebek

Benim oğlum nazlı bebek

Uyusun yavrum ninni

(Manisa yöresinden)

Çaya vardım çay susuz

Çadır kurdum yaylasız

Benim yavrum pek huysuz

Ninni yavrum ninni

(Denizli yöresinden)

Ağıt

• DoÄŸal afetler, ölüm, hastalık vb. çaresizlikler karşısında korku, heyecan, üzüntü, isyan gibi duyguları ifade eden ezgili ürünlerdir. Ağıt söyleme iÅŸine ağıt yakma, ağıt söyleyenlere ise ağıtçı denilmektedir.

ÖRNEK AĞIT: Celali

İlahi

• Tanrıyı övmek, ona yakarmak için söylenilen dini ÅŸarkılara ilahi denir. Tekke edebiyatında ise din ve ahlakla ilgili ÅŸiirler ilahi adıyla tanımlanır. Hem koÅŸma, hem semai biçiminde ve hem hece hem de aruz ölçüsüyle yazılmış ÅŸiirlerdir. Hece ölçüsünde 7, 8 ve 11’li kalıplar tercih edilmiÅŸtir. İlahi yazarı halk ÅŸairleri içinde ilk akla gelen Yunus Emre’dir. Daha sonra EÅŸrefoÄŸlu Rumi, Niyazi-i Mısrai, Aziz Mahmut Hüdayi, Yunus Emre’nin etkisinde kalarak ilahiler yazmışlardır. BektaÅŸi ilahilerine "nefes", Alevi ilahilerine "nefes", "deme", "deyiÅŸ", Mevlevi ilahilerine "ayin", GülÅŸeni ilahilerine "tapuÄŸ", Halveti ilahilerine "durak", diÄŸer tarikatlar da ise cumhur veya ilahi adı verilir. Dörtlüklerle yazılanlarda kafiye düzeni koÅŸmaya, beyitlerle yazılanlarda kafiye düzeni gazele benzer.

Giriş bölümüne zemin, gelişme ve sonuç bölümüne miyan denir. Bu ikisinin arasında nakarat bölümleri bulunur. Müzik parçası olarak bakıldığında zemin-nakarat-meyan-nakarat sistemindeki bir kalıba uyarlar. Toplu halde seslendirilmek için bestelenmiş ilahiler "cumhur ilahi" diye bilinir. Solo ilahilerde de koronun söylediği parçaya "cumhur" adı verilir. İlahiler okundukları yer ve zamana göre cami ilahisi, tekke ilahisi, mektep ilahisi, ramazan ve muharrem ilahisi, Mekke ilahisi, Kadir Gecesi ilahisi gibi adlarla anılır.

ÖRNEK İLAHİ: Yunus Emre

Semai

• Halk ÅŸiirinde hecenin sekizli ölçüsü ile koÅŸma biçiminde düzenlenen ve özel bir ezgi ile söylenen ÅŸiirlerdir. Genellikle en az üç, en fazla beÅŸ dörtlükten oluÅŸurlar. ÇoÄŸunlukla doÄŸa, güzellik, ayrılık. kavuÅŸma gibi duygusal ve lirik temaları iÅŸlerler. Semainin hece ölçüsünün yanında aruz kullanılarak yazılanları da vardır.

ÖRNEK SEMAİ: Karacaoğlan

Varsağı

• Özel bir ezgiyle söylenen koÅŸmaya denir. Önce Güney Anadolu’da yaÅŸayan Varsak Türkleri tarafından söylendiÄŸi için bu adla anılır. Semâiye benzer. Hece ölçüsünün en çok sekizli kalıbıyla yazılır. 4+4 duraklı veya duraksız olur. Kafiye ÅŸeması şöyledir: Xaxa bbba ccca.

Semâiden ezgi yönüyle ayrılır. Varsağı yiğitçe bir havayla okunur. Çokluk içinde "bre", "hey", "hey gidi", gibi ünlümler yer alır. Bu ünlemlerin bulunmadığı varsağılar ezgisiyle fark edilir.

ÖRNEK VARSAĞI: Karacaoğlan

Selis

• Halk edebiyatında aruz ölçüsü kullanılarak yazılan ÅŸiirlerdir. Genellikle 19’uncu yüzyıl aşıkları tarafından kullanılan selisin en fazla yazılan tipi gazeldir. Hece ölçüsünün on beÅŸli kalıbına da uyan selislerin en belirgin özellikleri farklı bir ezgiye sahip olmalıdır.

Nefes

• Dini temellere baÄŸlı aşık edebiyatı nazım ÅŸekillerinden ilahilerin Alevi-BekteÅŸi aşıklarınca yazılanlarına denir. Konusu genellikle tasavvuftaki vahdet-i vücud, Alevi-BektaÅŸi ilkeleri, tarikat kurallarıyla ilgilidir. Dili sade bir Türkçe olan nefesler biçim olarak koÅŸmaya benzer. Dörtlükler halinde hece ölçüsünün 7, 8, 11’li kalıpları ile ya da az da olsa aruzla yazılanlara rastlanmaktadır. Dörtlük sayısı 3-7 arasında deÄŸiÅŸir. Fazla da olabilir.

ÖRNEK NEFES:

Biz Urum Abdallarıyız

Maksadımız yârdır bizim

Geçtik ziynet kabâsından

Gencinemiz erdir bizim

Dâim kılarız biz zârı

Harceyleriz elden var,

Dost yoluna verdik seri

Mürkirimiz hârdır bizim

Aşk bülbülüyüz öteriz

Râh-i Hakka yüz tutarız

Mânâ gevherin satarız

Mürşidimiz vardır bizim

İstivâyı gözler gözüm

Seb’almesanidir yüzüm

Ene’l Hakk’ı söyler sözüm

Mi’râcımız dârdır bizim

Haber aldık mahkemâttan

Geçmeyiz zâttan sıfattan

Balım nihan söyler Haktan

İrşâdımız sırdır bizim

Balım Sultan

Ayin

• Mutasavvıflara has bazı hal ve hareketleri ifade etmek için ilk defa İranlılar tarafından kullanılan ayin, daha sonra Türk Tasavvuf Edebiyatı’na da geçmiÅŸ Mevleviler’in sema meclislerinde söyledikleri ilahilere verilen ad olmuÅŸtur.

TapuÄŸ

• GülÅŸeni adlı tarikata baÄŸlı ÅŸairlerin ayinler sırasında okudukları makamlı ÅŸiirlere tapuÄŸ adı verilir.

Cumhur

• Mevlevi ve BektaÅŸi dergahları dışındaki dergah ve tarikatlarda topluca okunan ilahilere verilen addır.

Hikmet

• Dini ve tasavvufi halk ÅŸiirinde ÅŸairin anlayış ve sezgilerine göre din konularını iÅŸleyen ÅŸiirlere hikmet denir.

Devriye

• Dini ve tasavvufi halk edebiyatında devir felsefesini savunan ve anlatan ÅŸirlerdir. Devriye, evrenin ve insanın tanrıdan çıkıp, tekrar tanrıya döndüğünü savunan felsefedir.

Åžathiye

• Dini ve tasavvufi halk ÅŸiirinde genel olarak mizahi manzumelere ÅŸathiye adı verilir. Åžathiyeler, mutasavvuf ÅŸairlerce söylenmiÅŸ ya da yazılmış, tasavvufi inançları dile getiren, anlaşılması yorumlanmasına baÄŸlı ÅŸiirlerdir. Tasavvufi konuları iÅŸleyenleri ÅŸathiyat-ı sûfiyâne adını alırlar. Åžathiyelerde Allah’ın celâl sıfatının deÄŸil, cemâl sıfatının ön plana çıkarıldığı görülür. Bu tür ÅŸiirlere genellikle BektaÅŸi-Alevi ÅŸairlerinde rastlanır. Allah ile alay eder gibi yazılmış ÅŸathiyeler küfür sayılmıştır.

ÖRNEK ŞATHİYE: Azmî

Tevhid

• Allah’ı, yaratılış ve kainatın aslı gibi unsurları bir arada yorumlayan manzumelere "tevhid" denir. ÇoÄŸunlukla Divan edebiyatı nazım türleri olan gazel, kaside ve mesnevi biçimlerinde kaleme alınmışlardır. Ve ölçüleri de çoÄŸunlukla aruzdur.

Nutuk

• Tekkelerde tarikat ulularının özellikle eÄŸitici mahiyette olmak üzere söyledikleri ÅŸiirlerdir.

Deme

• Alevi-BektaÅŸi tarikatından tasavvuf ÅŸiirlerinin tarikatlarını ve hareketleriyle ilgili temaları iÅŸleyen, sorunlarını konu edinen ÅŸiirlerine "deme" adı verilir. Genellikle 8’li hece ölçüsüyle yazılan demeler saz eÅŸliÄŸinde kendine özgü bir makamla söylenir.

Duvaz

• Yine Alevi ve BektaÅŸi ÅŸiirinde bir türdür. Düvaz imam, düvaze, imam da denilen duvazlar On İki İmam’ı öven nefeslerdir.

Güzelleme

• Âşık edebiyatında insan ve doÄŸa güzelliklerini iÅŸleyen koÅŸmalar. Genellikle aşık olunan kadın, kız, gelin, daÄŸ aÄŸaç, hayvan, çiçek gibi unsurlar iÅŸlenir.

ÖRNEK GÜZELLEME: Ruhsatî

Hoyrat ya da Horyat

• Dört dizelik serbest tarzda halk edebiyatı nazım türü. Söz ve ezgisinde yiÄŸitlik havası hakimdir. Irak’ta Türkler’in yoÄŸun olduÄŸu Kerkük ve Erbil ile Diyarbakır, Elazığ, Erzurum, Kars yörelerimizde yaygındır. Basit üsluplu, derin anlamlı, uyumlu, cinaslı sözcüklerden kuruludur. Genellikle 7 hecelidir. Benzer dizelerin başına veya sonuna konulan ve miyan denilen ek sözcüklerle vezin bozulabilir. İlk dize bir anlam ifade eden ve diÄŸer dizelere ayak veren cinaslı bir sözcüktür. Hoyran söyleyenlere hoyrat çağıran ya da sazlıyan (yas törenlerinde ağıt yakan anlamında) denir. Anadolu’da hoyratların bir bölümüne ayaklı mani, kesik mani adı da verilir.

ÖRNEK HOYRAT:

Dolandı gün

Döndü gün dolandı gün

Men sene daldalandım

Sene de dolandı gün

Güle naz

Bilbil eyler güle naz

Girdim dost bağçasına

Ağlayan çok gülen az

Yüz aya değer

Hüsniv yüz aya değer

Ay var bir güne değmez

Gün var yüz aya değer

Düşte gör

Hayalde gör

Hayalde gör düşte gör

Düşenin dosti olmaz

İnanmazsan düşte gör

Kalenderî

• Halk ÅŸairleri tarafından aruzun mef’ûlü mefâ’îlü kalıbıyla gazel, murabba, muhammes, müseddes biçiminde söylenen ÅŸiire denir. Özel bir ezgiyle okunur. Ezgisi bakımından düz kalenderî, Acem kalenderisi, Emrah kalenderisi gibi çeÅŸitlere ayrılır. Kafiye düzeni divan ve semaî ile aynıdır. Bu tür ÅŸiirler 3+4+3+4 veya 7+7 ÅŸeklinde ondört heeceli iken, sonradan yerine aruz vezninin geçtiÄŸini ileri sürenler vardır.

ÖRNEK KALENDERÎ: Tokatlı Nurî

KavuÅŸtak

• Halk edebiyatında bentler arasında tekrarlanan dizelerdir. BaÄŸlama ve nakaratla aynı anlamdadır. Türkülerde sık kullanılır.

ÖRNEK KAVUŞTAK:

Keklikte gelek olmaz

Sen boyda melek olmaz

Gözünü sevdiğim yâr

Her yerde henek olmaz

Gel gel yanıma keklik

Kadan canıma keklik

Kınalı parmakların

Batır kanıma keklik

Tüyünü döker gelir

Ayağın seker gelir

Yâri arzulayan da

Dağları söker gelir

Gel gel yanıma keklik

Kadan canıma keklik

Kınalı parmakların

Batır kanıma keklik

Koçaklama

• Konusu savaÅŸ, yiÄŸitlik, kahramanlık olan halk edebiyatı ÅŸiirleri. ÇoÅŸkun ve yüksek tempolu söyleyiÅŸleri vardır. Halk edebiyatımızda bu türün en güzel örneklerini KöroÄŸlu ile DadaloÄŸlu vermiÅŸtir.

ÖRNEK KOÇAKLAMA: Köroğlu

Türkçe’nin Tarihi GeliÅŸimi Ve Devirleri

06 Kasım 2007

TÜRKÇE’NİN TARİHİ GELİŞİMİ VE DEVİRLERİ

TÜRK EDEBİYATI

Türkçe’nin ilk devresi hakkında açık ve kesin bir bilgi yoktur. İlk devrede Ana Türkçe ve daha sonraki devresinde İlk Türkçe adı verilmektedir. Bu devrelerden bugüne örnek kalmamıştır. Ana Türkçe farazî bir devredir. İlk Türkçe devresi, tarih sahnesinde görüldüğümüz zamana aittir. İlk Türkçe devresi; Büyük Hun İmparatorluÄŸu zamanındaki Türkçe’dir. Bu devreden elimize herhangi bir örnek geçmemiÅŸtir. Hun devrinde söylenmiÅŸ bâzı ÅŸiirleri Çince metinlerden öğrenmek mümkündür. Vesikalara dayanan devre; Eski Türkçe adı verilen devrededir. Bu devrede milâdın baÅŸlangıcından II. asra kadar devam etmiÅŸtir. (Eski

Türkçe denince ilmî araÅŸtırmalarda II. asır akla gelir.) Türkçe’nin tarihî geliÅŸmesi üç devreye ayrılmaktadır.

1- Eski Türkçe devresi : Başlangıçtan, II. asra kadar.

2- Orta Türkçe devresi : II. asır - 13. asır arası.

3- Yeni Türkçe devesi : 13. asır - 20. asır arası.

1. ESKİ TÜRKÇE DEVRESİ : Bu devrenin bilinen ilk metinleri 8. yüzyılda dikilmiş olan Orhun anıtlarıdır. Bu devre de içinde ikiye ayrılır.

a) Göktürkçe : Kendi yazımız olan Göktürk alfabesi kullanılmıştır. Bugüne kadar gelen en eski metindir. Göktürk yazısı ile yazılmış anıtlardır.

b) Uygurca : İslâmiyet’ten önceki bu Eski Türkçe devresinin Göktürk yazıtlarından sonraki yazılı ürünleri Uygur Türkçesi metinleridir.

Uygur Türkleri; Göktürklerin millî yazı dillerini bırakmış İranlılarla akraba olan bir kavim Soğdların yazısını ve Mani-Buda dinlerini kabul etmişlerdir. Eski Türkçe devresinin ikinci bölümünü teşkîl eden Uygur Türkçesi ile yazılmış eserler dinî mahiyettedir.

2. ORTA TÜRKÇE DEVRESİ : Bu devrede gerek Türk dilinde, gerek Türk kültüründe önemli deÄŸiÅŸmeler olmuÅŸtur. 10. asırda İslâmiyet resmen kabul edilmiÅŸ ve yazı olarak Arap harfleri alınmıştır. Bu devrede Karahanlı devletinin bulunması dolayısıyla Karahanlı Türkçesi de denmektedir. İslâmiyet’ten sonraki Türk edebiyatının ilk eseri Kutadgu Bilig’dir.

11. asırda yeni yazı dillerinin meydana gelem temayülü gösterdiÄŸi bir çaÄŸdır. Eski Türkçe devresindeki yazı dilinin ve bunun son safhası olan Uygur Türkçesi’nin bir devamı sayılmakla beraber zamanında Hakaniye Türkçesi diye adlandırılan Karahanlı Türkçesi, DoÄŸu Türkçesi yazı dilinin baÅŸlangıcı olarak da kabul edilmektedir. DoÄŸu, Batı ve Kuzey Türkçeleri olarak 13. asırdan itibaren ortaya çıkmaya baÅŸlayan yeni yazı dilleri devresi ile Eski Türkçe devresi arasındaki bu döneme; Orta Türkçe devresi veya geçiÅŸ devresi denmektedir.

Yazım Kuralları

06 Kasım 2007

Yazım Kuralları :

"ile" Sözcüğünün Ek Olarak Yazımı: "ile" sözcüğü kendinden önce gelen sözcüğe bitişik yazılırsa şu kurallara dikkat edilir :

A) Ünsüzle biten bir sözcüğe ile getirildiğinde başındaki " i " sesi düşer ve ünlü uyumuna uyar.

Örnek : Okulla ev arası yarım saat sürüyor. (okul + ile okulla)

Erzurum’a kadar trenle gittim. (tren + ile trenle)

B) Ünlüyle biten bir sözcüğe, ile getirildiğinde, başındaki " i " sesi " y " ye dönüşür, yine ünlü uyumuna uyar. Örnek : Buraya kendi ayağıyla geldi. (ayağı + ile ayağıyla)

Silgiyle kalem istedi benden. ( silgi + ile silgiyle)

"ki" nin Yazımı: "ki" eğer bağlaçsa;

A) Genel olarak iki cümleyi bağlama görevi yapar. Örnek:

Hava o kadar güzeldi ki kendimi hemen sokağa attım.

1. cümle 2. Cümle

Bir de baktım ki ortalıkta kimse kalmamış.

1. cümle 2. Cümle

B) Kişi ve işaret zamirlerinden sonra gelen "ki" de bağlaç olup ayrı yazılır. Örnek :

Ben ki, Bizler ki, Durum o ki

KiÅŸi zamiri kiÅŸi zamiri iÅŸaret zamiri

C) Bazı bağlaçlarla birlikte kullanılmasına karşı, kalıplaşmış "ki" ayrı yazılır. Örnek :

Öyle ki, yeter ki, kaldı ki

UYARI : "ki", eğer bağlaçsa daima ayrı bir sözcük olarak yazılır. Ayrıca kendinden önce gelen sözcüğün ünlülerine uyum gösterip "kı" olmaz.

Kendinden önce gelen sözcüğe bitişik yazılan "ki" ler ise şunlardır :

A) "de" durum ekinden sonra gelip addan sıfat yapan "ki" : Örnek :

ü evdeki hesap, kafamdaki plan, yoldaki insanlar

B) İlgi zamiri olan "ki" : Örnek

ü Seninki, sınıfınki, bizimki

C) Bazı bağlaçlarla kalıplaşan "ki" : Örnek :

ü Oysaki, mademki, halbuki, sanki

D) Zaman bildiren sözcüklerden sonra gelen "ki" : Örnek :

ü Dünkü, akşamki, az önceki

"de,da" Bağlacının Yazımı:

A) Genel olarak "dahi, bile" bağlaçlarıyla aynı anlamdadır. Bağlaç olup olmadığını anlamak için cümleden çıkarmayı deneriz. Cümleden çıkarıldığında, cümle yapısı bozulmazsa bağlaç olduğunu anlarız ve ayrı bir sözcük olarak yazarız. Örnek :

ü Buraya kadar gelip de ona uğramamak olmaz.

ü Sen de çok oldun artık!

B) Bu bağlaç kendinden önce gelen sözcüğün ünlülerine kalınlık-incelik yönünden uyar. Örnek:

ü Gençliğimizle birlikte umutlarımız da uçup gitti.

ü Onu gördüyse de görmezlikten geldi.

C) Kendinden önce gelen sözcük, sert ünsüzle bitse bile, bu bağlaç sertleşerek "te,ta" biçiminde yazılamaz. Yazılırsa yazım yanlışı ortaya çıkar. Örnek :

ü Bu iş küçük te sen gözünde büyütüyorsun. (Yanlış)

ü Bu iş küçük de sen gözünde büyütüyorsun. (Doğru)

Bağlaç olan "de, da" ile, ad durum eki olan "-de, -da" karıştırılmamalıdır. "-de, -da" eğer ad ad durum ekiyse kendinden önce gelen sözcüğe bitişik yazılır. Cümleden çıkarıldığında cümlenin anlamı da yapısı da bozulur. Örnek :

ü Bir süre sessizce yolda yürüdük.

ü Çiçeklerin kökünde bir hastalık var.

İki "de, da" üstüste gelirse birincisinin ad durum eki, ikincisinin bağlaç olduğu dikkate alınmalıdır.

Örnek : Telefon ettim evde de yokmuş.

"mi" Soru Edatının Yazımı:

A) "mi" soru edatı, cümleye soru anlamı katsa da katmasa da kendinden önce gelen sözcükten ayrı yazılır : Örnek :

ü O da bizimle gelecek mi?

ü Gördün mü şimdi yaptığını!

ü Konuşmaya başladı mı susmaz.

B) "mi" soru edatı, ayrı yazılmasına karşın kendinden önce gelen sözcüğe, kalınlık-incelik ve düzlük-yuvarlaklık yönünden uyum sağlar. Örnek :

ü Okudun mu?

ü Güzel mi?

ü Akıllı mı?

C) "mi" soru edatından sonra gelen zaman ve kişi eklentileri soru edatıyla bitişik yazılır. Örnek :

ü Onunla sık sık görüşüyor musunuz?

ü Olanları bilir miydi de?

Tarihlerin Yazımı:

A) Gün ve ay adları, yanlarında rakam olmadan yazıldığında, küçük harfle başlar. Örnek :

ü Oğlum aralık ayının soğuk bir gününde doğdu.

ü Önümüzdeki hafta, salı günü onu görmeye gidelim.

B) Belirli bir tarihi gösteren ay ve gün adları her yerde büyük harfle başlar. Örnek :

ü 1986′nın Mart ayında baÅŸladı göreve.

ü Cumhuriyet 29 Ekim 1923 ‘te ilan edildi.

C) Gün ve ay bildiren tarihler şu şekilde yazılabilir : Örnek :

ü 4 Aralık 1996

ü 2.12.1996

ü 4/12/1996

İkilemelerin Yazımı: İkilemeler daima ayrı yazılır ve ikilemeyi oluşturan sözcüklerin arasına hiçbir noktalama işareti konulmaz. Örnek :

ü Soruları düşüne düşüne çözmelisin. (Doğru)

ü Yavaş, yavaş yerinden doğruldu. (Yanlış)

Pekiştirmelerin Yazımı: Sıfatların başına gelerek onların anlamlarını pekiştirmeye yarayan ön ekler, daima sıfata bitişik yazılır. Örnek :

ü Bembeyaz örtü (Doğru)

ü Yapa yalnız adam (Yanlış)

Sayıların Yazımı: Sayıların rakamlarla gösterilmesi ya da yazıyla yazılmasına ilişkin başlıca kurallar şunlardır :

A) Herhangi bir anlatım türünde (roman, öykü, deneme, mektup) kesinlik anlamı önem taşımayan sayılar, yazıyla gösterilir. Örnek :

ü Bu kitabı yazalı beş yıl oldu.

ü Bahçede dört beş çocuk oynuyordu.

B) Kesinlik anlamı önem kazanan konularda, bilimsel yazılarda sayılar rakamla gösterilir.

ü Marmaris’te 2000 hektar orman yandı.

ü Baktım, termometre 30 dereceyi gösteriyordu.

C) Çok sıfırlı sayıların ana sayılardan sonraki basamakları yazı ile gösterilebilir . Örnek :

ü 13 milyar, 20 trilyon

UYARI : Çek ve senetlerde sayı basamakları bitişik yazılır.

Kısaltmaların Yazımı:

A) Tek heceli sözcükler, ilk harfleri alınarak kısaltılır. Kısaltmanın sonuna nokta konur :

ü Sözcük kısaltılmış şekli

Zarf z.

Test t.

B) Çok heceli sözcükler, genellikle baştan iki ya da üç harf alınarak kısaltılır : örnek :

ü Sözcük kısaltılmış şekli

Cadde cad.

Doçent doç.

Bölük bl.

C) Özel adlar genellikle her sözcüğün ilk harfi alınarak kısaltılır. Kısaltmada harfler arasına nokta konmaz : Örnek :

ü Özel Ad Kısaltılmış şekli

Posta Telefon Telgraf PTT

Devlet Malzeme Ofisi DMO

D) Özel adların kısaltmalarına getirilen ekler, kesme işaretiyle ayrılır : Örnek :

ü Doğru Yanlış

TV’de TV’da

DMO’ya DMO’ne

ODTÜ’ye ODTÜ’ne

Bileşik Sözcüklerin Yazımı:

A) Kurallı (özel) bileşik eylemler daima bitişik yazılır : Örnek :

ü Gidedur (mak), bakıver (mek), öleyaz (mak)

B) Yardımcı eylemlerle kurulan bileşik eylemlerde :

ü Birleştirme sırasında ad soylu sözcükte herhangi bir ses düşmesi veya ses türemesi olmuyorsa ayrı yazılır : Örnek : Terk et(mek), pişman ol(mak)

ü Birleştirme sırasında ad soylu sözcükte bir ses düşmesi ya da ses türemesi meydana gelirse bitişik yazılır. Örnek : seyir- seyret(mek), kahır- kahrol(mak), his-hisset(mek)

C) İki ya da daha çok sözcükten oluşmuş yerleşim merkezi adları bitişik yazılır : Örnek :

ü Bahçelievler, Sivrihisar, Çanakkale

D) Bir heceli sözcüklerin başına geldiği bileşik sözcükler bitişik yazılır : Örnek :

ü İlkbahar, Akdeniz, Önsöz, İlknur

E) Sıfat ya da ad tamlaması biçiminde oluşmuş ve öylece kalıplaşmış olan bileşik sözcükler bitişik yazılır : Örnek :

ü Sivrisinek, Atakule, Topkapı, Beşevler

Deyimlerin Yazımı: Deyimler kaç sözcükten oluşursa oluşsun, deyimi oluşturan her sözcük ayrı yazılır. Örnek :

ü Son günlerde bu şarkıyı diline doladı.

ü Bütün gece gözüme uyku girmedi.

ü Çok titizdir, her şeyde ince eleyip sık dokur.

ü Vurdumduymaz, kabadayı, çıtkırıldım.

Ünlüyle Biten Eylemlerin Yazımı: "a" ya da "e" geniş ünlüsüyle biten eylem kök ya da gövdelerine gene bu geniş ünlülerle başlayan herhangi bir ek getirildiğinde bu geniş ünlülerde herhangi bir ses daralması olmaz. Örnek :

ü Yanlış Doğru

Gelmiyen gelmeyen

Bilmiyerek bilmeyerek

Anlamıyan anlamayan

Kesme işaretinin Kullanımı:

A) Özel adlara gelen çekim ekleri kesme işaretiyle ayrılır : Örnek :

ü Hikmet’ten, Yardım Sevenler DerneÄŸi’ne

B) Kısaltmalara getirilen ekleri ayırmada kullanılır. Örnek :

ü TRT’ye, TMO’nun, ODTÜ’den

C) Sayılardan sonra gelen ekleri ayırmada kullanılır : Örnek :

ü 1963′ten, 3′ün katları, 5′inci kat

D) Özel adlara gelen ve adlara aile anlamı katan "-ler" çoğul eki, kesme işaretiyle ayrılmaz. Özel adlara gelen "ve benzerleri" anlamı katan "-ler" çoğul eki kesme işaretiyle ayrılır :

ü Akşam Ayşeler bize gelecek. (aile anlamında)

ü Bu topraklar daha nice Atatürk’ler yetiÅŸtirir. (ve benzeri anlamında)

E) Özel adlara gelen yapım ekleri kesme işareti ile ayrılmaz. Örnek :

ü Urfalı, Çince, Türklük

F) Özel adlara gelen yapım eklerinden sonra eklenen çekim ekleri kesme işaretiyle ayrılmaz.

ü Adıyamanlılar, Fransızcadan, Atatürkçülerden

Büyük Harflerin Kullanımı:

A) Her cümlenin ilk harfi büyük yazılır. Örnek :

ü Ona her konuda yardımcı olduk.

ü Ülkemizde yedi bölge vardır.

B) Şiirde her dizenin ilk harfi büyük olur : Örnek :

ü Bu şehirden gidiyorum

Gözleri kör olmuş kırlangıçlar gibi

C) Yazı başlıklarının her sözcüğü büyük olur : Örnek :

ü Sıfatların Genel Özellikleri

ü Ziraatte Yeni Buluşlar

D) Belli bir tarihi gösteren ay ve gün adları büyük harfle başlar : Örnek :

ü 17 Mayıs, 1997, Salı

E) Bütün özel adlar büyük harfle başlar. Başlıca özel adlar şunlardır:

ü Kişi ad ve soyadları. Örnek : Kemal Cantürk

ü Hayvanlara verilen adlar. Örnek : Tekir, Karabaş

ü Ulus, din, mezhep, tarikat adları. Örnek : Araplar, İslamiyet, Alevilik

ü Ülke adları. Örnek : İspanya, Fransa

ü İl,ilçe,kasaba ve köy adları. Örnek : Manisa, Ayvalık, Gölcük

ü Bulvar, cadde ve sokak adları. Örnek : Atatürk Bulvarı, Çiğdem Mahallesi

ü Kıta, bölge, okyanus, deniz, göl, ırmak, dağ, ova ve orman adları. Örnek : Avrupa, Van Gölü

ü Özel bir ada bağlı olarak kullanılan yön adları. Örnek : Doğu Karadeniz, İç Anadolu

ü Kurum, kuruluş, dernek, makam ve işyeri adları. Örnek : Türk Tarih Kurumu, İş Bankası

ü Yapı, yapıt ve ören adları. Örnek : Ankara Kalesi, İnce Minare

ü Kitap, Dergi, Gazete, Yasa adları. Örnek : Nokta, Yeni Yüzyıl, Medeni Kanun

ü Bütün dil adları. Örnek : İngilizce, Farsça, Almanca

ü Bir özel ada bağlı olarak kullanılan ünvan ve takma adlar. Örnek :İnce Memet, Uzun Hasan

ü Tüm gezegen adları. Örnek : Merkür, Venüs, Mars

ü Özel adlardan türeyen sözcükler. Örnek : Türkçülük, Adıyamanlı, Kemalizm

UYARI : Dünya, Güneş ve Ay sözcükleri, gezegen anlamıyla (coğrafi terim) kullanılırsa büyük harfle, mecaz anlamda kullanılırsa küçük harfle başlar.

ü Dünya GüneÅŸ’in uydusudur, Ay da Dünya’nın

ü Başımda dünya kadar iş var.

ü Pencereden içeri güneş girdi.


Destekliyoruz arkadas - arkadas - partner - partner - seo - jinekolog - kadin dogum doktoru kadin dogum uzmani jinekolog - kadýn doðum doktoru kadýn doðum uzmaný